Şunun için etiket arşivi: İstanbul

İstanbul özel günler yaşıyor. Bir tarafta kapılarını yeni açan 13.Uluslararası İstanbul Bienali; diğer yanda Sakıp Sabancı Müzesi’nde, kentin tarihi dokusu ile manalı bir ahenk yakalayan, kavramsal sanatın büyük ismi Anish Kapoor’un Türkiye’deki ilk kişisel sergisi… 10 Eylül’de sanatçının katılımıyla açılışı gerçekleşen etkinlik, sıra dışı boyuttaki taş eserleriyle sanatseverleri sonsuzluk ve karşıtlık kavramı üzerine düşündürecek

Anis-KapoorGeçen hafta Sakıp Sabancı Müzesi’ndeki katıldığım sergi ile ilgili basın toplantısında, yaşayan en ünlü ve yaratıcı sanatçılardan biri olan Anish Kapoor’u birebir görmek, düşüncelerini ve çalışmalarını sesinden duymak gerçekten büyük bir ayrıcalıktı.

Bir başka ayrıcalık da böylesi bir serginin ayağımıza kadar gelebilmiş olması! Uzun zamandan beri bu olayın hayalini kuran Sakıp Sabancı Müzesi yetkilileri sergiyi gerçekleştirmek için, Akbank’ın da desteğiyle müzeyi yıkıp adeta yeniden inşa ettiler. Tonlarca ağırlıktaki devasa taş eserleri (en büyüğü 12 ton) gördüğünüzde bunları buraya nasıl taşıdılar, nasıl binanın içine soktular diye hayret içinde düşünüyorsunuz. Dokuz tırla Türkiye’ye taşınan 32 eseri yerleştirmek için dört vinç çalıştı ve SSM adeta bir şantiye alanı haline geldi. Bu gayretli çaba sadece bizim değil, Kapoor’un ve “Elektrik direğinin kaldırılmasına bile itiraz etmediler” diyen sergi küratörü Sir Norman Rosenthal’in de haklı takdirini kazanmış. Bundan sonra SSM’nin altından kalkamayacağı hiçbir sergi olamaz bence.

Anish Kapoor’un “Enerjik, açık ve müthiş dinamiklere sahip bir yer” olarak tanımladığı İstanbul’a olan sevgisi, şehrin tarihi, mimari değerleri ve Bienal, şimdiye kadar hiçbir yerde sergilenmeyen bu eserleri kentimize getirmesine vesile olmuş. Kararını pekiştiren bir diğer nokta da; ölçeğinin kaybolacağı endişesiyle bu işlerinin açık havada sergilenmesini istememesi ve sanatçının kapalı mekân arzusunu kabul eden müzenin olumlu yaklaşımı olmuş.

Anish-Kapoor-dev-heykelleri-1Taş, eski ve hafızası olan bir materyal; nice olaya şahit olmuş ve nice sır barındırmakta… Sergideki eserlerin birçoğu farklı coğrafyalardan toplanan mermer, kaymaktaşı, oniks ve granit gibi malzemelerden oluşuyor. Bu arkaik dünyada, kendi deyimiyle taşı ‘taciz eden’, kötüye kullanan Kapoor, ondan harika formlar yaratıyor.

Binaya girdiğimde kendimi zamansız bir arkeoloji müzesinde hissettim. Boyutlarının yanı sıra abartıdan uzak ve yalın duruşları dikkatimi çekti heykellerin. Bir de o kadar uyumlu yerleştirilmişler ki, farklı malzemelerden ve farklı dönemlerde yapılmalarına rağmen bir bütünlük ve temasal bir birliktelik oluşturmuşlar.  Bazı formlar, özellikle de oyuklar sık sık karşınıza çıkıyor; zaten Kapoor da bunları tekrar etmekten sakınmadığını ifade ediyor. Sanatçı, her ne kadar çalışmalarının nasıl algılandığı ile ilgilenmediğini söylese de; sanırım maddeye odaklanıp manayı göz ardı etmememiz için benzer malzeme ve minimalist bir yaklaşımla gerçekleştirmiş yapıtlarını. Az sözle, geçmişten geleceğe uzanan bir sonsuzluk ve süreklilik kavramı içinde insanlık tarihine vurgu yaparken, madde ile maneviyat arasındaki karşıtlığı da ön plana çıkarıyor.

Seyircileri eserleriyle iletişime; soyut işlerini, anlamın tam sınırında (anlamla anlamsızlık arasında) tutarak manipüle ettiğini söyleyen sanatçının her yapıtını, gizini keşfetmek ister gibi uzun uzun seyretme ihtiyacı duyuyorsunuz. Özellikle derin delikler, yarıkların içindeki oyuklar, dehlizler esrarengiz bir dünyanın kodları gibi insanda merak ve hafif bir korku yaratıyor. Sanki bir girdaba yakalanıp döne döne o deliğin içinde kaybolacak gibi hissediyorsunuz. Hemen hemen herkes başını bu deliklere sokarak derinliğin sonunu görmeye çalışıyor.

Dolaşmaya devam ederken, insan bedeninin farklı organlarını andıran formlar, eril/dişil girinti ve çıkıntılar, parlak mermerlerde renk pigmentlerin oluşturduğu damarlar gözüme çarpıyor. Aklıma Norman Rosenthal’in “Anish önemlidir. O, hiçbir eserini önceden tasarlamaz, eskiz yapmaz. Onun sergisine bir roman, bir tiyatro eseri gibi bakmalısınız. Çok katarsis (ruhsal arınma) yaşanır sergilerinde” sözleri geliyor.

Anish-Kapoor-dev-heykelleri-2Optik illüzyon yaratan aynalar serginin en ilginç parçaları; sanatla teknolojiyi birleştiren, ünlü ‘Gök Ayna’, iç bükey formuyla müzenin bahçesinde yerini almış. Yanılsamalar yaratan ve sonsuzluk hissi veren bu objelerde bakanı kendisiyle karşılaştırıyor. Kapoor izleyiciyi yönlendirmeyi sevmiyor, onun eserle kendi deneyimini yaşamasını ve kendi evrenini kurmasını istiyor.

Sarı, Erdem, Kaçınılmazlık, Dil, Mezar, Sekiz, Çiçek, Ejderha çalışmalarından bazıları… Daha öncel Guggenheim Kraliyet Sanat Akademisi’nde de sergilenen ‘Sarı (Yellow/ 1999)’, serginin en etkileyici çalışması bana göre; cam elyafı ve pigmenten oluşan bu devasa yapıtı dakikalarca seyrederken o sonsuz sarı içinde kaybolduğumu hissettim.

Bu sergiyi, özel bir vakit ayırarak, tadını çıkararak gezin; taşın ne kadar kadim bir malzeme olduğunu, sadeliğin ne kadar çok şey anlatabileceğini tecrübe edin.  Kendi deneyimlerinizi yansıtın. Zaten sanat da en açık bir diyalog şekli değil midir?

 

 

Anish Kapoor kimdir?

1954 Mumbai doğumlu olan Anish Kapoor, 1970’li yıllardan bu yana sanat eğitimi için gittiği İngiltere’de yaşıyor. Londra’da Hornsey College of sanatçı-anish-kapoorArt ve Chelsea School of Art and Design’da sanat eğitimi gören sanatçı, bugün Kraliyet Akademisi üyesi ve Britanya İmparatorluk Nişanı sahibi. Kapoor, 1970’lerin sonunda ziyaret ettiği anavatanı Hindistan’da gördüğü boya pigmentlerinden etkilenerek yaptığı ‘pigment heykelleri’ ile dikkat çekti. 1980’lerden itibaren Yeni İngiliz Sanatı adı altında anılmaya başlayan ve Tony Cragg, Richard Deacon, Bill Woodrow gibi sanatçılardan oluşan grup içinde anıldı. 1990’da Venedik Bienali’nde, 1992’de Documenta’da İngiltere’yi temsil eden Kapoor, 1991 yılında aldığı Turner Ödülü’yle İngiliz sanat ortamının önde gelen sanatçılarından biri haline geldi. 1990’lı yıllardan itibaren malzeme dağarcığını büyük ölçüde genişleten ve yeni endüstriyel teknolojilerin kullanımını gerektiren büyük boyutlu projelere yönelen Kapoor’un İngiltere’de gerçekleştirdiği en dikkat çekici işler arasında, 2002 yılında Unilever Serisi kapsamında Tate Modern’de gerçekleştirdiği ‘Marsyas’ heykeliyle, 2012’de Londra Olimpiyatları sırasında gerçekleştirdiği Olimpiyat Kulesi ‘Arcelor Mittal Orbit’ yer aldı.

1990’lardan 2000’li yıllara uzanan süreçte dünya çapında birçok sergi gerçekleştiren Anish Kapoor’un dikkat çeken büyük boyutlu projeleri arasında, Kunsthaus Bregenz’de 20 tonluk kırmızı vazelin ve mumdan oluşan heykeli ‘Benim Kırmızı Yurdum’ (2003), Chicago’daki Millennium Park’ta 110 tonluk paslanmaz çelik heykeli ‘Bulut Geçit’ (2004), Viyana’da Museum fur Angewandte Kunst’ta ve Londra’da Royal Academy’de ‘Köşeye Ateş Etmek’ enstalasyonu (2009) ve Paris Grand Palais’de sergilediği ‘Leviathan’ heykeli bulunur.

 Haber : Tuna SAYLAĞ   

Kaynak : []

 

14 Eylül Cumartesi günü kapılarını açacak ve 20 Ekim Pazar gününe kadar devam edecek İstanbulBienali, kamusal bir alan yaratma ve herkese ulaşabilme amacıyla, bu yıl ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.

13-istanbul-bieanali“Anne, ben barbar mıyım?” başlığını taşıyan 13. İstanbul Bienali’nin küratörlüğünü Fulya Erdemci üstleniyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), 1987 yılından bu yana, farklı kültürlerden sanatçılar ve izleyicilerin katılımıyla, görsel sanatlar alanında İstanbul’da bir buluşma noktası oluşturmayı amaçlayan İstanbul Bienali’ni bu yıl on üçüncü kez gerçekleştirilecek.

Farklı kuşaklar ve coğrafyalardan 88 sanatçı ve sanatçı grubunun işlerinin yer alacağı 13. İstanbul Bienali’ne Türkiye’den 11 sanatçının ve 2 sanat grubu/sivil kolektifin yanı sıra, hem Türkiye’den hem de yurtdışından sanatçıların birlikte oluşturduğu 3 ayrı sanatçı işbirliği de katılıyor. 13. İstanbul Bienali, bugüne kadar Türkiye’den en yüksek sayıda katılımın sağlandığı bienallerden biri oldu.

13- İstanbul Bienali, 11 Eylül’de gerçekleştirilecek basın ön izleme ve 12-13 Eylül tarihlerindeki profesyonel ön izleme günlerinin ardından 14 Eylül Cumartesi sabahı kapılarını tüm sanatseverlere ücretsiz olarak açacak. Bienal sergileri, Tophane’deki Antrepo no.3, Karaköy’deki Galata Özel Rum İlköğretim Okulu, İstiklal Caddesi üzerindeki ARTER ve SALT Beyoğlu ile İMÇ 5.Blok’taki 5533’te gezilebilir.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın uluslararası sanat platformlarında en çok yankı uyandıran etkinliği İstanbul Bienali bu yıl dünya güncel sanat platformunun birçok önemli ismini İstanbul’da ağırlayacak. Uluslararası sanat çevrelerinden eleştirmen, küratör, müze ve galeri yöneticileri ile basın mensupları da dahil olmak üzere yurt dışından 5 bine yakın konuk bienalin açılış haftasında İstanbul’da olacak.

Şair Lale Müldür’ün aynı adlı kitabından alıntılanan 13. İstanbul Bienali’nin başlığı “Anne, ben barbar mıyım?” sanat ve edebiyat, özellikle de şiir arasındaki ilişkiyi merkezine alıyor. Aynı zamanda “barbar” terimiyle, “öteki”leri anlamak için öğrenmemiz gereken veya “gelecek dünya”yı anlamlandırabilmek için keşfetmek zorunda olduğumuz yeni ve bilinmedik dillere işaret ediyor. Bienal sanat aracılığıyla “kamusallık” kavramını yeniden düşünme imkânı yaratmayı, yeni düşünce ve hayal gücü kanalları açmayı ve kamusal bir buluşma ve tartışma zemininin yaratılmasına katkıda bulunmayı hedefliyor. (13. İstanbul Bienali’nin kavramsal çerçeve metnine http://13b.iksv.org adresinden ulaşabilirsiniz.)

Kamusal alan fikrine odaklanan 13. İstanbul Bienali’nin kapılarını en geniş kamuya açması, ücretsiz olarak gerçekleşmesi ve daha çok izleyiciye ulaşması kuşkusuz çok anlamlı bir hedef olarak ilk günden itibaren gündemdeydi. Bienalin tamamen ücretsiz gerçekleşmesi yalnızca İKSV tarihinde bir ilk olmakla kalmıyor, dünya ölçeğinde de eşine az rastlanır bir örnek olarak tanımlanıyor.

İstanbul Bienali sergileri, 14 Eylül’den itibaren, 6 hafta boyunca Antrepo no.3, Galata Özel Rum İlköğretim Okulu, ARTER ve SALT Beyoğlu ile İMÇ 5.Blok’taki 5533’te ücretsiz olarak gezilebilecek.

Antrepo no.3, Galata Özel Rum İlköğretim Okulu, ARTER ve SALT Beyoğlu, 10.00-19.00 saatleri arasında Pazartesi hariç her gün; 5533 ise Pazar günleri hariç her gün açık olacak. Açılış haftasına özel olarak, sergi mekânları 16 Eylül Pazartesi günü de gezilebilecek.

istanbul-bienaliBienalin kavramsal çerçevesinde ağırlıklı olarak işlenen kamusal alan ve sanat ilişkisi ve bunun yanı sıra, mimari, şehircilik ve toplumsal yapıya ilişkin güncel ve tarihsel pratikler ana sergi mekânlarından Antrepo no.3’te üç “meydan” etrafında görselleştiriliyor. İlk iki meydan kentsel dönüşüm ve kolektif yaşam pratikleri üzerine yoğunlaşırken, üçüncü meydan ise kamusal alanda sanat ve anıt kavramının yanı sıra, ifade özgürlüğü, medya, sansür (oto-sansür) ve vatandaşlık gibi kamusal alan meselelerini inceleyen projelere ayrılıyor. Antrepo no.3’te 52 sanatçı ve sanatçı topluluğunun işleri yer alıyor.

Galata Özel Rum İlköğretim Okulu’nda yer alan sergide öz-örgütlenme ve kolektif hareketin deneyimlenebileceği çalışmalar bulunuyor. Okulun giriş katında, katılımcıların kararlarıyla belirlenen bir öğrenme aracı olarak sanatın siyaseti araştırılırken, çatı katında ise İstanbul’daki kentsel dönüşüme odaklanan projelerin yanı sıra sohbet, tartışma ve atölye çalışmalarının yapılacağı bir forum alanı yer alacak. Galata Özel Rum İlköğretim Okulu’nun tüm katlarında yaklaşık 2.300 metrekarelik bir alana yayılacak sergide 28 sanatçı ve sanatçı kolektifinin işleri bulunuyor.

İstiklal Caddesi üzerinde yer alan ARTER’in giriş katından başlayarak dört kata yayılan 1000 m2’ye yakın galeri alanı, 13. İstanbul Bienali sergilerine ayrılıyor. 15 sanatçı ve sanatçı kolektifinin işlerinin yer alacağı ARTER’de serginin kavramsal çerçevesinin mikro ölçekte bir sunumu yer alıyor.

İstiklal Caddesi üzerinde bulunan SALT Beyoğlu’nun giriş katındaki Açık Sinema ve Forum alanı da 13. İstanbul Bienali kapsamında 4 sanatçının işine ev sahipliği yapıyor.

İMÇ 5.Blok’ta bulunan 5533’te ise disiplinlerarası bir pratikten gelen Lübnanlı mimar ve sanatçı Maxime Hourani’nin “Şarkılar ve Yerler Kitabı” projesi 5533 işbirliğinde gerçekleştiriliyor.

13- İstanbul Bienali’nde yer alacak sanatçıların detaylı listesini ekte bulabilirsiniz.

13- İstanbul Bienali sergi mekânlarından Antrepo no.3, Galata Özel Rum İlköğretim Okulu ve ARTER’de her gün 11.00, 13.30, 15.00 ve 16.30 saatlerinde Koç Holding sponsorluğunda rehberli turlar gerçekleştirilecek. Rehberli tur biletleri mekân girişlerindeki gişelerden ve Biletix satış sistemi üzerinden satın alınabilir. Rehberli turlar hakkında detaylı bilgi ve rezervasyon için [email protected] adresine e-posta gönderilmesi yeterli.

Hector Zamora – “Maddesel Değişkenlik”

13 Eylül Cuma, 14.00, 16.00, 18.00

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Fındıklı

Genellikle kamusal alanda oluşturduğu enstalasyonlarda cemaatlerin örgütlenme biçimlerini ve kentsel ve mimari ortamların bir kültü­rün mekân anlayışını nasıl ifade ettiğini araştıran Meksikalı sanatçı Hector Zamora, 13. İstanbul Bienali’nde “Maddesel Değişkenlik” adlı performansını gerçekleştirecek. Performans kaydının video üretimi tamamlandığında Zamora’nın yapıtı ARTER ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde sergilenecek.

Performansta İstanbul’dan 35 tuğla işçisi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin Fındıklı kampüsünde süre giden bir döngü halinde tuğlaları elden ele geçirecek ve tekrarlanan bu hareketlerine şarkı formunda seslendirdikleri bir şiirle eşlik edecekler. Performans, 13 Eylül Cuma günü, 14.00, 16.00 ve 18.00 saatlerinde herkesin katılımına açık olarak gerçekleştirilecek. Yaklaşık 10 dakika sürecek performansı izlemek isteyenlerin başlangıç saatinin 15 dakika öncesinde mekânda hazır olması gerekmektedir.

Belgeselci yaklaşımıyla çalışmalar üreten bir yazar ve araştırmalarını belgeleyici bir üslupla “çeken” bir filmci olan Hito Steyerl, Mart 2013’teki “I Dreamed a Dream: Politics in the Age of Mass Art Production” başlıklı konuşmasından hareketle 13. İstanbul Bienali için “Müze bir muharebe meydanı mıdır?” başlıklı bir sunum gerçekleştirecek. Hito Steyerl, 13 Eylül Cuma günü 19.00’da SALT Beyoğlu’nda gerçekleştirileceği sunumunda medya görüntüleri üzerinden yeniden kurguladığı silah sana­yisine ve bir müze ile bir savaş alanının nasıl bir bağı olabileceğine dair tartışmalara odaklanacak. Hito Steyerl’in aynı zamanda kaydedilecek sunumunun video kaydı, bienal süresince Antrepo no.3’te de izlenebilir.

Disiplinlerarası bir pratikten gelen Lübnanlı mimar ve sanatçı Maxime Hourani’nin projesi “Şarkılar ve Yerler Kitabı” (A book of songs and places) kapsamında farklı müzisyenler, sanatçılar, mimarlar, sosyologlar ve öğrencilerin de katılımıyla bir dizi atölye çalışması düzenleniyor.

11-17 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek atölye çalışmasının katılımcıları Bahar Deniz Çalış-Kural, Saadet Türköz ve Serkan Taycan olacak. İstanbul’un çevresinde bulunan farklı coğrafi alanlarda kırsal hayatın kentsel dönüşümle birleştiği bölgelere yapılan ziyaretlerin ardından, fiziki araziyi, insan manzaralarını ve bu öğelerin kentsel dönüşümle olan ilişkisini yorumlayan şarkı sözlerinin yazıldığı atölye çalışmasının bu seferki durağı Arnavutköy (Taşoluk, Hadımköy) olacak. Herkese açık olarak gerçekleştirilecek atölyelerde müzik geçmişine gerek bulunmuyor. Atölyelere katılım için [email protected] adresine e-posta göndermek yeterli. İkinci atölye çalışması 18-24 Eylül’de tarihlerinde gerçekleştirilecek.

Judith Butler / Seminer

15 Eylül Pazar, 17.00

Boğaziçi Üniversitesi, Uçaksavar Kampüsü, Garanti Kültür Merkezi,

Ayhan Şahenk Salonu

Feminist ve queer kuram üzerine ufuk açıcı çalışmalarının yanı sıra siyaset felsefesine katkılarıyla tanınan, Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley’den ve Columbia Üniversitesi Misafir Öğretim Üyesi akademisyen ve düşünür Judith Butler, 13. İstanbul Bienali ile eşzamanlı olarak İstanbul’da bir seminer veriyor. 15 Eylül Pazar günü Boğaziçi Üniversitesi’nin Uçaksavar kampüsünde gerçekleştirilecek seminerde, temel bir hak olarak toplanma özgürlüğü ile ifade ve toplanma özgürlüğü arasındaki ilişki kamu, halk kavramı ve beden üzerinden tartışmaya açılacak.

Judith Butler semineri Columbia Global Centers | Turkey, İstanbul Bienali ve Boğaziçi Üniversitesi işbirliği ile gerçekleştiriliyor. Yer kapasitesi sınırlı olan etkinliğe rezervasyon yaptırmak iç[email protected] adresine e-posta göndermek gerekiyor.

 

Dünyaca ünlü besteci ve piyanist Fazıl Say ‘İstanbul Senfonisi’ eseri ile Avrupa’nın en büyük ve prestijli müzik ödülü olan ECHO’yu kazandı.

Seçici Kurul yaptığı açıklamasında ödülün ‘Doğu ve Batı arasında oluşturduğu sanatsal köprüdeki başarısı” gerekçesiyle Say’a verildiğini belirtti. Büyük ödüle layık görülen CD’de ‘İstanbul Senfonisi’ni, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası ve şef Gürer Aykal eşliğinde Burcu Karadağ (ney), Hakan Güngör (kanun) ve Aykut Köselerli (vurmasazlar) icra etmişti.
nar sanat fazıl say
Fazıl Say daha önce, 2001 yılında Stravinski’nin ‘Bahar Ayini’ kaydı ile en iyi yorumcu ve 2008 yılında kemancı Patricia Kopatchinskaja ile yaptığı CD ile en iyi oda müziği ödülüne layık görülmüştü. Say, 2013 yılında bu kez besteci olarak ‘İstanbul Senfonisi’ ile en iyi beste özel ödülünün sahibi oldu. ‘İstanbul Senfonisi’ eseri 2009 yılında bestelendi. Yedi bölümden oluşan eser 45 dakika. ‘İstanbul Senfonisi’ kısa bir süre içinde 12 ülkede, 50’den fazla konserde seslendirildi.

Kaynak :[]

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından düzenlenecek ‘3. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nde yarışacak filmler belli oldu.

3-Uluslararası-Suç-ve-Ceza-Film-Festivali‘Çocuk(ça) Adalet’ başlığı altında ‘Suça Sürüklenen Çocuklara’ dikkat çekecek festival kapsamında ‘Uluslararası Altın Terazi Film Yarışması’ yapılacak. Açılışı İspanyol yönetmen Patricia Ferreira’nın ‘Vahşiler’ isimli filmiyle yapılacak festivalde ‘Altın Terazi’ için 10 film yarışacak.
‘Altın Terazi’de yarışacak eserler şöyle:
Cezaevi Ziyaretçisi / The Visitor of Prisons (Laura Mana – İspanya)
Dumont Davası / L’affaire Dumont (Daniel Grou – Podz – Kanada)
Etraftakiler / People Out There (Aik Karapetian-Letonya)
Jo’nun Mahallesi / Jo’s Neighborhood (Alain Minier – Fransa)
Kapalı Devre / The Closed Circuit ( Ryszard Bugajski – Polonya)
Koma / Disorder (Archil Kavtaradze – Gürcistan)
Nemez (Stanislav Güntner – Almanya)
Rock The Casbah / Rock Ba-Casba ( Yariv Horowitz – İsrail)
Vejetaryen Yamyam / Vegetarian Cannibal (Branko Schmidt – Hırvatistan)
Yaşasın Belarus! / Viva Belarus! (Krzysztof Łukaszewicz – Polonya)

Bildiğiniz gibi Bakırköy’ün adı pek çok özelliğinden dolayı geçmişte olduğu gibi günümüzde de sıkça anılır. En büyük özelliklerinden biride pek çok sanatçı yetiştirmiş olması veya pek çok ünlü kişinin yolunun Bakırköy’den geçmiş olmasıdır. Hatta ülkemizin beklide Dünyanın en çok sanatçı yetiştiren ilçesi olması özelliği de vardır dememiz mümkündür.

tiyatro dersleriiiiiiiii

Yaşayan ve  kaybettiğimiz pek çok ünlü Bakırköy’de doğdu, büyüdü veya yaşadı.Örneğin; Münir ÖZKUL, Tarık AKAN, Ahmet SEZGİN, Suna PEKUYSAL, Sırrı GÜLTEKİN, Bülent ORAN, Cem KARACA, Kenan PARS, Altan ERBULAK, Cihat TAMER,Erdoğan SICAK, Ergün KÖKNAR, Yurdaer DOĞULU, Boran Mutlu KAYA Kenan DOĞULU ve daha niceleri.

Hatta Bakırköy Mezarlığında yatan Cenap ŞAHABETTİN ve Halid Ziya UŞAKLIGÜL’i de saymak lazım elbette.

Son yıllarda hatta uzun yıllardır Bakırköy’ümüze ait bir profesyonel özel tiyatromuz olmamıştı. Kuruluş amacında sanatı yaygınlaştırmak, sevdirmek v.s. gibi bir takım sanat faaliyetleri olan Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği bu amacını gerçekleştirmek için kurulduğu yer olan Bakırköy’de yıllardır süren sessizliği bozarak Profesyonel tiyatrosunu kurdu.

Uzun süredir çalışmalarına devam eden “NAR SANAT TİYATROSU” yeni sezona yoğun bir çalışma ile hazır.

Ebru ERDEMOĞLU’nun “ARAF NE TARAF” adlı 2 perdelik oyununu hazırlayan “Nar Sanat Tiyatrosu” İstanbul başta olmak üzere pek çok yerde oyununu sergileyecek.

Oyuncu Kadrosunda : Cumhur SARI, Halis BAYRAKTAROĞLU, Oğuz ÖZTAŞ, Nalan BAŞARAN, Ebru SARITAŞ gibi tecrübeli oyuncuları barındıran Nar Sanat Tiyatrosunun birde oldukça tanınan ve sevilen sürpriz bir oyuncusu da var kadroda. Bu sürpriz ismi şimdilik açıklamıyoruz.

Elbette Nurgül YEZİZ’in emeklerini unutmamak gerekli Nurgül hanım Nar Sanat Proje koordinatörlüğünü üstlenmiş durumda aktaralım.

arafffff Sizlere kısaca oyundan bahsedelim isterseniz.

“Sizi bir zebani sorgulasaydı eğer, zebaninin kadın mı olmasını isterdiniz, erkek mi?”

Şeytanla yapılan anlaşma asla unutulmaz.

Pardon Zebani Bey, Araf ne taraf?

Birbirinden çok farklı iki arkadaş cennet ve cehennem arasında ilginç bir sınava tabi tutuluyor ancak sorular bu kez sıcak taraftan geliyor. Soruları doğru yanıtlamak mı daha kolay, yoksa yanıtlayamamak mı? Bu tuhaf sınavdan kaçış Araf’ta mı? Peki, Araf Ne Taraf?

Mahmut ve Bilal’in Zebani ile olan amansız ve komik mücadelesine güzel  Hostes Şule de katılınca olaylar daha da şenleniyor. Peki, Zebaninin yardımcısı Zu boş duruyor mu? Tabi ki hayır.  Cennet Cehennem Yerleştirme Sınavı için geçen yılın sorularının peşine düşmüş yeni merhum,  şaşkın üç komik karakter ve hiç bitmeyen bir tempo…

Sizleri de bekleriz. Pek yakında hangi sahnede ve hangi günler ile saatler olacağını elbette açıklayacağız…

 

 

 

Bakırköy Yaz sezonunda da sanat eğitimlerine  Nar Sanat ile devam ediyor!

Bakırköy nar sanat

Bildiğiniz gibi Bakırköy’de Bir dernek tarafından kurulan ve M.E.B. Onaylı sertifika vermeye yetkili ilk sanat kursu olma özelliği taşıyan kursumuz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu 2012-2013 Eğitim öğretim yılını başarıyla bitirdi. Tüm yıl boyunca tabiri caizse 7’den 70’yaşına değil ama 3.5 yaşından 70 yaşına karar bir çok kişiye eğitim verdik. Öğrencilerimize sadece eğitim vermedik aynı zamanda sanatı sevmelerini, sanatın içinde olmalarını sağladık.

Henüz birkaç aylık eğitim alanlar ve 3-4 yıldır eğitim alanların bir arada sene sonunda ki etkinliklerde sahne almaları bir başka hazdı hepimiz için.

Bir sanat kursu olmanın ötesinde kursumuzun sahibi olan Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneğimizin tüzüğünde yazılı olan görevlerimiz ile misyonumuzu göz ardı etmeden sıcacık bir ortamda büyük, küçük tüm öğrencilerimize sanat adına bir şeyler vermeye çalıştık.

Sene içerisinde gösteriler, etkinlikler yaptık üçyüzden fazla öğrenci ile mutluluklarımızı ve başarılarımızı paylaştık.

Yaz eğitim dönemi ve etkinliklerin ardından öğrencilerimizin bir kısmı tatile gitti bir kısmı eğitimlerine devam ediyor…

Bizler sanat eğitimini heryaş için  sıcaklığımızla sevilebilir hale getirmenin gayreti ile yazında sizlere hizmet vermeye devam ediyoruz.

Piyano, Keman, Klasik, Elektro, Bas, Akustik v.b. Gitar, Bateri, 4 yaşından başlayarak 11 yaşa kadar drama derslerimiz ve elbette çocuk resim derslerimiz yaz tatilinde de devam ediyor…

Akademiye hazırlık resim kurslarımız  ile gündüz ve gece olmak üzere hobi resim kurslarımızda devam etmekte.

2013-2014 Eğitim yılı için Tiyatro, bale eğitimlerimize başvurularımızı elbette kabul etmeye başladık.

Sizlerle ve çocuklarınızla tanışmak için sabırsızlanıyoruz. Konusunda uzman eğitmenlerimiz ve güleryüzlü çalışanlarımızla sizleri bekliyoruz.

“Hayatın içinden Nar Sanat”

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat derneği ve Nar Sanat Eğitim Kursunun 2012-2013 yılı 1. Dönem Fotoğrafçılık Atölye öğrencilerinin açmış olduğu Fotoğraf sergisi bu gün Nar Sanat’da açılıyor.

Nar Sanat‘ın bu eğitim dönemindeki ilk Fotoğraf Atölye çalışmasına Eğitmen Damla YEDİSAN ile katılan öğrencilerin arasında sergiye katılmayı arzu eden öğrencilerin çalışmalarının yer aldığı sergi 04 Mayıs 2013 Cumartesi günü saat :13:00′ de Nar Sanat’da sergilenmeye başlayacak. Tüm fotoğraf meraklıları davetlidir.

Sergiye eserleri ile katılmak isteyen öğrencilerimiz : Berfin TARIM,  Ersin SARACİK,  İbrahim YILDIZ,  Seda GÜLDAŞ

afiş

 

Bakırköy Nar Sanat Galerisine Ulaşmak için harita üzerine tıklayınız.

harita

 

Derneğimizin kurucu üyelerinden ve 2. Dönem Yönetim kurulu Başkanlığını yapmakta olan Heykel Sanatçısı  Ş.Hale ŞAKAR ÜRKMEZGİL 18.Kişisel sergisinin açılış hazırlıklarını tamamladı.

hale ürkmezgil 1 Heykel sanatçımız Ürkmezgil sergisi hakkında davetiyesinde şöyle yazmakta;

 “Yeryüzü ile gökyüzü arasına sıkıştığımda duygumu formlaştırmak gibi bir üslubum var. İnsana dair ne varsa acı, isyan, pişmanlık, muhabbet, sevgi, boşluk, alıp başını gitme, “Gitme”, hepsi var. “

“Ellerimi yönlendiren gözlerim yüreğime “Alet” oluyor. Ve kütlenin statik ağırlığı, böylece yer çekiminden arınıyor. İnsana, duygusuna, duyguma yenilmeyi seviyorum. Yaşama öykünmem bu yüzden” diye ifade ediyor.

18 Nisan – 08 Mayıs 2013 tarihinde ziyaret edilebilecek olan serginin açılışı 18 NİSAN 2013 günü Saat: 18:00 – 20:00 arasında  yapılacaktır. Sergi yeri ve adresi şu şekildedir.

 DOKU SANAT GALERİLERİ

 Avukat Süreyya Ağaoğlu Sokak (Ihlamur Teşvikiye Yolu), Köşe Apt. No:10/10-D, Teşvikiye – İstanbul

Tel: 0 (212) 246 24 96 / Faks: 0 (212) 246 38 42

 

www.dokusanat.com / [email protected]

 

Yönetim Kurulu Başkanımız ve Heykel sanatçısı olan Ş.Hale ŞAKAR ÜRKMEZGİL’in özgeçmişini okumak için lütfen TIKLAYINIZ.

Sayın ÜRKMEZGİL tüm halkımızı sergisine davet ediyor.

 

 

hale ürkmezgil 3 Hale ürkmezgil 4 hale ürkmezgil

 

 

Fazıl Say’a hapis cezası!

 

nar sanat fazıl say2Dünyaca ünlü piyanist Fazıl Say “dini değerleri aşağılama” suçlamasıyla yargılandığı davada 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Hükmün açıklanması geri bırakıldı.

Dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say‘ın, ”halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağıladığı’‘ iddiasıyla yargılandığı davada, bu suçtan 10 ay hapisle cazalandırılmasına karar verildi. Bu hüküm, 5 yıllık denetimli serbestlik şartıyla geri bırakıldı.

İstanbul 19. Sulh Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, sanık Fazıl Say katılmadı. Say’ı avukatı Meltem Akyol temsil etti. Duruşmada, şikayetçiler Ali Emre Bukağılı ve Orkun Şimşek ile avukatları hazır bulundu.

Avukatı: ”Say’ın aşağılama kastı yok”

Yabancı gazetecilerin de yoğun ilgi gösterdiği duruşmada, mütalaaya karşı söyleyecekleri sorulan Say’ın avukatı Akyol, daha önce yaptıkları yazılı ve sözlü savunmaları tekrar ettiğini belirterek, şunları söyledi:

”Dava konusunun, özel ve teknik bir yargılamayı gerektirmediği kanaatindeyiz. Hukuki mütalaadan, aleyhimize olanları kabul etmiyoruz. Takdiri mahkemeye bırakıyoruz. Sanığın söylemlerinde aşağılama ve hafife alma kastı olmadığı kanaatindeyiz. Sanığın müsnet suçtan beraatine karar verilmesini talep ederiz.”

”Yayın yoluyla, kast ve ısrarla işlenen suç”

Hakim Hulusi Pur, duruşmada söz isteyen şikayetçilerin avukatlarının bu talebini reddederek, davaya ilişkin kararını açıkladı.

Buna göre Hakim Pur, sanık Fazıl Say’ın eylemini, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 216/3. maddesinde ön görülen, ”Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması hâlinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” hükmü gereğince sabit bulduğunu ifade etti.

Suçun işleniş şekli, sanığın kastı, suç işlemesindeki ısrarı, suçun işlendiği zaman ve yeri, sanığın güttüğü amaç ve saikini de göz önüne alarak Say’ı 8 ay hapis cezasına çarptıran Hakim Pur, eylemin yayın yoluyla işlenmiş olması nedeniyle bu cezayı yarı oranında arttırarak önce 12 aya, sanığın duruşmalardaki tavır ve davranışlarına göre de 1/6 oranında indirim uygulayarak 10 ay hapis cezasına düşürdü.

Hakim Hulusi Pur, Say hakkında verdiği 10 ay hapis cezası hükmünün açıklanmasını, sanığın sabıkasız oluşunu dikkate alarak, 5 yıllık denetimli serbestlik şartıyla geri bıraktı.

Haber dünya gündeminde

Fazıl Say’a verilenhapis cezası dünya gündeminde ilk sıralarda yerini buldu. BBC haberi dünyaya duyuran ilk kanallar arasında yer aldı.

Twitter’dan yazmayla başlayan dava

Fazıl Say’ın Twitter’daki mesajında alıntı yaptığı ve şikâyete konu olan Ömer Hayyam’ın şiirinin dörtlüğü şöyle:

‘Irmaklarından şaraplar akacak’ diyorsun Cennet-i alâ meyhane midir?’

Avrupa Birliği kararla ilgili endişeli!

Avrupa Birliği Komisyonu, piyanist Fazıl Say’ın sosyal paylaşım sitesi Twitter’da kullandığı ifadeleri nedeniyle “dini değerleri aşağılamak” suçundan hapis cezasına çarptırılmasından endişe duyduğunu bildirdi.

AB Komisyonu Sözüsü Maja Kocijancic, olağan basın toplantısında bir soru üzerine, eski AB Kültür Elçisi Say’a verilen cezayı endişeyle öğrendiklerini belirterek, ifade özgürlüğü vurgusu yaptı.

Kocijancic, “AB Komisyonu, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları doğrultusunda ifade özgürlüğüne tam saygı göstermesinin öneminin altını çiziyor” dedi.

Fazıl Say’dan hapis cezasıyla ilgili ilk açıklama

Twitter’da paylaştığı şiir nedeniyle bugün 10 ay hapis cezası alan piyanist Fazıl Say bir açıklama yaptı.

Twitter’da paylaştığı ömer Hayyam dizeleri nedeniyle yargılanan piyanist ve besteci Fazıl Say, 19. Sulh Ceza Mahkemesi’nce bugün açıklanan 10 ay hapis cezasına çarptırılması kararına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Say’ın karar ile ilgili açıklaması şöyle: “Mahkeme sonucu çıkan karar için yurdum adına çok üzgünüm. İfade özgürlüğü açısından hayal kırıklığına uğradım. Hiçbir suçum olmamasına rağmen ceza almış bulunmam şahsımdan çok, Türkiye’deki ifade ve inanç özgürlüğü adına kaygı vericidir.” 

 Kaynak :[-]

Kaçırılmayacak bir sergi: Edoardo De Nari

İstanbul Araştırmaları Enstitüsü sergi salonunda 18 Aralık 2012’de ziyarete açılan, İtalyan mimar Edoardo De Nari’nin (1874-1954) üç yıl önce keşfedilen arşivinden derlenen, İstanbul’un kimlik değiştiren mimari sürecinin tanığı “Değişen Zamanların Mimarı Edoardo De Nari 1874 – 1954“sergisi 20 Nisan’da sona eriyor.
EdoardoDeNariİstanbul’da Osmanlı döneminin sonlarında ve Cumhuriyet’in ilk yirmi beş yılında faaliyet gösteren İtalyan Mimar Edoardo De Nari, yerel mimarlık tarihinde ihmal edilmiş olsa da, döneminde İstanbul mimarlığında ön plana çıkmış bir kişilik. Pek çok yeteneği olan, yabancı topraklarda mesleki kariyerini sürdürmesini mümkün kılan son derece farklı niteliklere sahip; mimar, mühendis, dekoratör, bestekâr, dünya gezgini ve politikacı.
Değişen Zamanların Mimarı, Edoardo De Nari sergisi, arşiv çalışmalarıyla bir yandan mimarı bilinmeyen ya da az bilinen birçok yapının gerçek Edoardo De Naritasarımcısını gösterirken, diğer yandan mimarın denediği farklı üsluplarla, İstanbul’da son dönemini yaşayan kozmopolit üst sınıfın estetik tercihlerini de yansıtıyor. Sergiyi oluşturan anılar, mektuplar,günlükler, fotoğraflar, belgeler ve çizimler hem mimarın gündelik hayatı ve sosyal çevresini sunuyor hem de artık var olmayan Beyoğlu burjuvazisinin ve kozmopolit bir İstanbul’un hüzünlü son dönemini yansıtıyor.

Edoardo De Nari’nin tasarımlarının yanı sıra, kişisel arşivinden ortaya çıkan belgelerle, 20. yüzyılın ilk yarısı İstanbulu’nun mimari ve sosyal okumasına olanak sağlayan, İstanbul’da neler yitirdiğimizi gösteren “Değişen Zamanların Mimarı Edoardo De Nari 1874 – 1954” sergisi, 20Nisan 2013 Cumartesi akşamına kadar ücretsiz ziyaret edilebilecek.

Kaynak : [-]
Exif_JPEG_PICTURE

4 Büyük şehirde 4 festival

red-fotograf

“…Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek..” diyen, Kavganın ve umudun şairi Adnan Yücel‘i, 2. ADNAN YÜCEL EDEBİYAT VE SANAT FESTİVALİ kapsamında Yapı Sanat Evi ve redfotoğraf bir fotoğraf sergisi ile şairi anacak…

Festival; İstanbul-Adana-Ankara ve İzmir’de gerçekleştirilecek.

Festival Tarihi: 31 Mayıs 1-2 Haziran 2013

Festival hakkında daha detaylı bilgi için aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.: 

http://www.yapisanatevi.org/
https://www.facebook.com/yapisanatevi?fref=ts
https://www.facebook.com/groups/163143537106109/?fref=ts
www.redfotograf.com
https://www.facebook.com/groups/redfotograf/

yap_sanatevi_logoSergiyi redfotoğraf arşivinden ve yeni gelecek fotoğraflarla gerçekleştirilecek. Herkes katılabilir.

Konu: “Savaş ve Çocuk”

Katılım:
1. Katılım herkese açıktır ve ücretsizdir.
2. Katılımcılar “savaş ve çocuk” teması etrafında en fazla 2 (iki) fotoğraf ile katılabilirler.
3. Yapıt gönderenler eserlerin kendilerine ait olduğunu beyan ve kabul ederler.
4. Seçici kurul, yapıtların kurallara aykırılığını saptarsa yapıtları geri çevirme yetkisine sahiptir.
5. Sergilenmeye hak kazanan yapıtlar, ticari olmamak kaydıyla sergileme-katalog-broşür- afiş medya organlarında ve çeşitli ortamlarda fotoğrafçı adı belirtmek koşuluyla kullanılabilir.Bunun için katılımcılara bastırılabilinirse katalog ve katılımcı sertifikası verilir. Herhangi bir telif ödenmez.

Yapıtların Özellikleri ve Boyutları
1. Fotoğraflar dijital olarak kabul edilecektir.
2. Fotoğrafların JPEG formatında, en az boyut 20 x 30 cm. 300 dpi çözünürlükte olması gerekmektedir.
3. Yapıtlar, etkinliğin konusu olan “savaş ve çocuk ” temasına uygun olmalıdır.

Yapıtların Gönderilmesi ve İşaretlenmesi
Yapıtlar internet üzerinden, gönderilecektir. İnternet üzerinden katılanlar kişisel bilgilerini (ad – adres – telefon ve e-mail) ve eserlerini, [email protected] adresine e-mail ortamında göndermeleri gerekmektedir.

Etkinlik Takvimi
1. Çağrı / duyuru başlangıç tarihi: 4 Nisan 2013
2. Katılım son tarihi: 30 Nisan 2013
4. Sergi yeri, tarihi ve etkinlik programı: (Daha sonra açıklanacaktır)

adnan-yucel

Gitar alanında ismi en önde gelen isimlerden Joe Satriani yeniden İstanbul’da olacak

Gitar tarihinin Jimi Hendrix ve Eddie Van Halen ile birlikte en büyük isimlerinden biri olan, enstrümantal rock tarihinde yeni bir yol açmış Joe Satriani altı yıl aradan sonra Kod Müzik organizasyonuyla 18 Mayıs’ta KüçükÇiftlik Park’ta hayranlarıyla buluşacak.

Joe SatrianiMüzikle içli dışlı bir aileden gelen Joe Satriani müziğe davul çalarak başladığı sanat hayatını, Tony Iommi, Jimmy Page, Jeff Beck ve en çok Jimi Hendrix’i dinleyerek şekillendirdi. 1970’li yılların başında önemli caz ustaları Billy Bauer ve Lennie Tristano ile çalışan, dersler alan Satriani ardından 10 yıl süren bir öğretmenlik macerasına başladı.

Kaliforniya’daki Berklee Müzik Okulu’ndaki eğitmenliği sırasında Steve Vai, Metallica’nın gitaristi Kirk Hammett, Primus’dan Larry LaLonde, Testament’dan Alex Skolnick, Charlie Hunter gibi gitar dünyasında önemli sanatçılar öğrencisi oldu.

Kendine özgü beste anlayışı, gitar tekniği ve ‘sound’uyla tüm zamanların en değerli gitarcılarından biri olduğunu kanıtlayan Joe Satriani, 1986 yılında başlayan profesyonel müzik hayatına 10 milyonun üzerinde albüm satışı ve 14 Grammy adaylığı sığdırdı. 2008’de çıkardığı “Professor Satchafunkilus And The Musterion Of Rock” albümünde Satriani’nin doğu ritimlerine daha çok yer verdiği dikkat çekerken, Aşık Veysel’in “Kara Toprak” türküsünü de kendi üslubuyla yorumladı.

18 Mayıs’ta KüçükÇiftlik Park’ta hayranlarıyla buluşacak olan sanatçının ülkemizde oldukça geniş bir hayran kitlesi bulunuyor.