Yazılar

Müzikli Diksiyon Derslerimiz sizleri bekliyor

Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Özel Nar Sanat Eğitim Kursu’nda 5 yıldır şan, ses terapisi ve nefes eğitimleri veren İstanbul Devlet Opera ve Bale sanatçısı, İstanbul Devlet Opera ve Balesi yönetim kurulu üyesi Coşkun NEHİR ile müzikli diksiyon derslerimize katılmaya ne dersiniz?

Konservatuvarların tiyatro ve opera-şan bölümlerinde öğrencilerin müzik eşliğinde diksiyon ve güzel konuşmasını amaçlayan, aynı zamanda müzikallerde ve içinde müzik unsuru olan tiyatro eserlerinde güzel şarkı söyleme alışkanlığının kazanılması için nota ve ses eğitimini içeren müzikli diksiyon dersleri Özel Nar Sanat Eğitim Kursu’nda sizlerle buluşmaya devam ediyor.

Nar Sanat Eğitim Kurumu’nda Şan eğitmeni olarak görev alan Nehir, bu programda dudak tembelliği, hızlı ve yavaş konuşma, yanlış nefes alma gibi kişisel bozuklukların yok edilmesini ön planda tutuyor.

Coşkun Nehir piyano eşliğinde kişiye özel gerçekleştirilecek derslerin iki senelik programlı bir çalışmadan sonra öğrenciyi başarıya ulaştıracağının altını çiziyor.

Coşkun Nehir: “Bir müzik duayeni: Selahattin Evcil”

Nar Sanat Eğitim Kursu’nda 4 yıldır şan, ses terapisi ve nefes eğitimleri veren İstanbul Devlet Opera ve Bale sanatçısı Coşkun NEHİR Sechaber.com’a “Bir müzik duayeni: Selahattin Evcil” başlıklı dikkat çeken bir yazıya imza attı.

İşte o yazı:

2019 yılının ilk yazısında sizlere Klasik batı müziğine çok büyük emek vermiş şu an doksan (90) yaşında olan bir müzik duayeni ve eşi müzik öğretmeni seksen yedi (87) yaşında FİKRET hanımdan bahsetmek istiyorum.

Genç jenerasyon müzik öğretmenlerinden Engin Atalay’la aldığımız randevudan sonra İstanbul-Kadıköy yakasındaki evlerine yaptığımız ziyarette bizim için özel olarak hazırlamış iki müzik abidesiyle karşılaştık. Salondaki masanın üzeri bizim için çok özel olarak hazırlanmış; Selahattin Öğretmenim bize anlatacağı bilgileri unutmamak için önündeki deftere notlar almıştı. Çok mutlu ve heyecanlıydılar. Anlatacakları bilgiler ve anılar bizim için o kadar değerli ki…

Ben ilk önce sizlere Selahattin Evcil’i kısaca tanıtayım.

1930 yılında Sivrihisar’da doğmuş. Müzikle ilk tanışması Halkevinde olmuş. Temel müzik bilgilerini bir Romen öğretmenden almış. 1947-1948 yıllarında müzik seminerinde Reşit Abet, Ferdi Ştatzer, Ekrem Zeki Ün, Halil Bedii Yönetken ve Muhittin Sadak’ın öğrencisi olmuş.

Yazının devamı için TIKLAYINIZ…

Öğrencimiz Yağmur GÜVERCİN TRT Gençlik Korosu’nu kazandı

Bir yıldır Nar Sanat Eğitim Kursu’nda ders alan öğrencimiz Yağmur GÜVERCİN TRT Gençlik Korosu’nu kazandı.

GÜVERCİN’in bu başarısında önemli yeri bulunan; Nar Sanat Eğitim Kursu’nda 4 yıldır şan, ses terapisi ve nefes eğitimleri veren İstanbul Devlet Opera ve Bale sanatçısı Coşkun NEHİR ile kurumumuzda piyano, keman ve Müziksel İşitme Okuma Yazma (MİOY) eğitmenliği yapan İrem AYDOĞDU’ya teşekkürlerimizi sunuyor, öğrencimiz Yağmur GÜVERCİN’e başarılarının devamını diliyoruz.

Eğitmenimiz Coşkun Nehir’e İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde önemli görev

Kursumuzda 4 yıldır şan, ses terapisi ve nefes eğitimleri veren İstanbul Devlet Opera ve Bale sanatçısı Coşkun NEHİR, İstanbul Devlet Opera ve Balesi yönetim kurulu üyeliğine seçildi.

Hocamıza yeni görevinde başarılar diliyoruz. Sizin gibi bir değeri öğrencilerimizle buluşturduğumuz için gurur duyuyoruz.

Güzel konuşmak için iyi dinlemeliyiz

Şan Eğitmenimiz Coşkun NEHİR, “Güzel konuşmak için iyi dinlemeliyiz” konulu bir yazı kaleme aldı.

Bu özel yazıyı sizlerle paylaşıyoruz;

Son senelerde insanların zamana karşı yarıştıklarından mı yoksa teknolojik gelişmeler nedeniylemidir bilmem özellikle genç nesilde güzel Türkçemizi iyi kullanamama yazışmalarda anlamsız kısaltmalar ve de birbirini dinlemede tahammülsüzlük had safhaya varmış durumda.

Karşımızdaki kişiyi iyi dinlememe dudaklarının hareketine,  giyimine, mimiklerine,ses tonuna takılıp ta söylediklerini anlamadığımız çok olmuştur. Ya da çok hızlı konuşan dudaklarını iyi çalıştırmadığı için bir çok kişinin  kelimelerini anlayamadığımızdan ; ağır konuştuğu için bir müddet sonra dikkatimizin dağıldığı  olmuştur.Bazen de söze başladığı anda lafı nereye getireceğini iyi bildiğimizden , konuşmasını fırsat bilip, onu mat edecek savunmayı hazırlarken konuşmanın bir kulağımızdan girip diğerinden çıktığı da  olmuştur.Bu gibi durumları hepimiz çok iyi biliriz. Bazen “Keşke iyi dinleseydim.” diye pişmanlık duyduğumuz olmuştur. Oysa iletişim bir alış veriştir. Karşısındakileri iyi dinlemek yeniden tekrarlamak gibi sapmaları önleyerek güvenli, sağlıklı bir iletişimin başlangıcı olur.

Yapılan araştırmalar insanların dinleme alışkanlıklarını bir takım guruplarda toplamıştır.

DİNLEMEME: Herhangi bir toplantıya gittiğimizi düşünelim veya konferansa eğer kişi bu konferansa gitmeye zorlanmışsa veya konu kendisini ilgilendirmiyorsa, karşısındaki kişiyi daha konferansa gitmeden yetersiz görüyorsa konferans sırasında başka bir iş yapabilir, başkalarıyla konuşabilir. Eğer konuşmacı bunu yüzüne vuruyorsa “Ben dinliyorum sen konuşmaya devam et.” biçiminde vurdumduymazlığa devam edebilir. Eğer bu durum bir toplantı değil de kişisel olarak yapılıyorsa bunu konuşana yapılan hakaret ya da terbiyesizlik olarak düşünüp konuşmaya orada son vermek en uygunu olacaktır. Konferans sırasında dinler görünüp dinlemeyenler çoğunluktaysa o zaman anlatımınızda bir aksaklık var demektir ki hemen konuşmayı sonlandırmak ertelemek en iyisi olur.  Eksikliklerinizi (daha önceki yazılarımda belirtmiştim.) giderdikten sonra konuşmamızı yeniden yapmak en doğrusudur.

DİNLER GİBİ GÖRÜNME: Dinleyen kişi dinler gibi görünerek başıyla tasdik işaretleri yapar,ağzıyla dinlediğini ispat edercesine “hı..hı..” benzeri sesler çıkarır ,gözleri anlamsız anlamsız  bakar veya el yada ayaklarıyla gereksiz hareketler yapar,kağıt karalar,saçlarını karıştırır,ayaklarını titreştirir veya sallar .Yapılan konuşmadan kopmuş; kendi düşünce ve hayal alemine dalmıştır.Bu durum çeşitli nedenlerle bilinç dışı olabileceği gibi bilinçlide  olabilir.

ART NİYETLİ DİNLEME: Bireysel görüşmelerde veya topluluğa yapılan konuşmalara giden kişilerde iki amaç olabilir. Ya anlatılarla ilgili saldırıya geçmek, ya da söylenilen ne olursa olsun kendini ön plana çıkarmak için fırsat kollamak. Bunun için konuşan kişinin konuşması anlamlı anlamsız ”ama” larla  kesilir.Konuşma bir düşüncenin tartışılması ya da paylaşımı değil; üstünlük mücadelesi haline dönüşür. Böyle durumlarda karşılıklı ses tonları yükselecek, olumlu ifadeler yerine baskıcı ifadeler kullanılacak, üst üste konuşma ve ezici yıpratıcı cümleler kullanılacaktır. Sonuçta her iki tarafta olumlu tavırlarını yitirecek, sinirlenecek belki de kavgaya varabilecek bir durum ortaya çıkacaktır.

Takıntılı dinleme:  Konuşmayı dinleyen kişi konuşanın anlatmak istediklerinden birine takılır kalır ve o sırada süregelen konuşmayı dinlemez ve duymaz. Sadece takıntılı olduğu kelime ve cümleye odaklanır. Yaklaşımı mantıklı olmaktan çok duygusaldır. Bu tarz dinleyen kişiler konuşmanın tümünü anlayamaz çünkü konuşmayı dinlememişlerdir.

Seçerek dinleme: Bu tarz dinleme biçiminde kişi anlatılanlar üzerinde yoğunlaşır ancak, söylenenlerin içinden daha sonra kullanabileceği bilgiyi seçerek belleğine yerleştirir. Bir anlamda konuları kendi bilgi ihtiyacına göre ayıklar. Önemsizleri atar, kendi için gerekli olanlarıysa belleğine yerleştirir. İşte bu nedenle seçerek dinleme özellikle iş yaşamında bazen zorunlu hâle gelir. Kişinin hem işini kolaylaştırır gerekli bilgiyi kısa ve özlü biçimde toparlamasını sağlar, hem de zihinsel yorgunluğu ve gereksiz birikimi engeller. Bu nedenle seçerek dinleme tüm çalışanların ustaca kullanabileceği becerilerden biridir.

Duymak için dinleme: Genelde anı değerlendirmek için yapılan dinlemelerdir. Sinema tiyatro, bale, konser, v.b. etkinliklere gittiğimizde veya televizyonda bir program dinlediğimizde çoğunlukla bu tarz dinlemeyi kullanırız. Özel bir algılama yapmamıza gerek yoktur anı değerlendiririz. Eğleniriz, güleriz, hatta radyo  teypten duyduğumuz seslere (Şarkı-türkü) eşlik ederiz. Ancak bunların büyük bir kısmını sonradan unuturuz.

Empatiyle (eş duyum) dinleme: Herkesin ihtiyaç duyduğu ancak pek az kişinin anlayıp uyguladığı bir beceridir. Zamanımızda çeşitli sorunlar içinde olan kişilerin kendilerine yakın bulduklarına dertlerini açıp rahatlamalarını esas alır. Onun için dinleyen kişinin hoşgörülü, sabırlı geniş düşünmeyi bilen bir kişi olması gereklidir. Dinleyen kişi bencil olmamalıdır. Fakat genelde bu tip insanları bulmak son derece zordur. İki arkadaş konuşurken biri derdini anlatıp rahatlayım derken ; karşısında onu dinleyen kişi “Senin anlattığın bir şey mi? Ben geçen gün senin anlattığının aynısını….” Diye lâfa başlarsa yani empati kurup karşısındakini rahatlatamazsa o zaman yapılan konuşmanın hiçbir anlamı kalmaz. Mutlaka anlatan yani rahatlamak isteyen kişinin anlatmak istediklerini sonuna kadar dinlemeliyiz. Yarın bizim de böyle bir konuşmaya ihtiyacımız olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız.

Özellikle hizmet sektöründe müşteriye  empatiyle  yaklaşmak  satışları artırmanın en önemli koşulları haline geldi. Çünkü insanlar artık başkaları tarafından önemsenmeyi çok istiyorlar. Aynı zamanda kişilerin kendilerini de anlamalarını istemektedirler. Empatiyle yani kendini anlatanın yerine de koyarak dinlemenin sizi farklı bir konuma getireceğini ve eğer ticaretle uğraşıyorsanız müşteri zenginliğini artıracağınızı hiç aklınızdan çıkarmayınız.

Coşkun NEHİR

Sesimize iyi bakıyor muyuz?

Şan Eğitmenimiz Coşkun NEHİR, “Sesimize iyi bakıyor muyuz?” konulu bir yazı kaleme aldı.

Bu özel yazıyı sizlerle paylaşıyoruz;

Sesimize pekte iyi bakmadığımız konusunda sesle uğraşan bütün uzmanlar neredeyse hem fikirler. Kilomuza dikkat ediyor, spor yapıyor, yüz bakımı uyguluyoruz. Ama bütün ömür boyu hoyratça kullandığımız sesimize bakmak aklımızın ucundan bile geçmiyor. Ne zamanki boğazımız ağrıyor veya sesimiz kısılıyor; o zaman bir şeyler yapmamız gerektiğinin farkına varıyoruz. İyileşmek için ıhlamur çayları içiyoruz, başka bitkisel ilaçlar kullanıyoruz, gargaralar yapıyoruz , bunlarla da netice alamazsak kendimizi hemen bir kulak burun boğaz doktorunun yanında buluyoruz. Bu şekilde davranmamız belki de sesimizi oluşturan düzeneği görmememizden kaynaklanıyor. Ancak sesimizin güzel çıkması en az dış görünüşümüz kadar önemlidir. Kulağa hoş gelen bir ses ; sesin sahibi hakkında son derece olumlu bir etki bırakıyor. Tersi ise ister istemez insana itici geliyor.

Eski çağlara baktığımızda Yunanlılarda ve Romalılarda ses eğitiminin genel eğitimin bir bölümünü oluşturduğunu görüyoruz. Toplumsal yaşama katkıda bulunmayı amaç edinmiş her birey , bir ses uzmanından doğru nefes alma , düzgün konuşma ve şarkı söyleme dersleri almaya mecburdu. Böylece konuşma yaptıkları kişileri ve toplulukları etkileme güçleri artıyordu bu insanların.

Bu konuyu zamanımıza taşıdığımızda çoğumuzun bu bilinçten uzaklaşmaları, bilgileri olmayışı ve zaman ayıramamaları nedeniyle insanların daha önceki yazılarımda anlattığım gibi nefes problemleri, dudak tembellikleri,gırtlaktan konuşmaları vs. gibi zorluklarla karşılaştıklarını görmekteyiz.O nedenle uzmanların en azından ses bakımıyla ilgili önerilerini, önemsememiz yerinde olur.

1- Aynı Yunanlılar ve Romalılar gibi sesimizi eğitmeliyiz. Bu gün sadece profesyonel şarkıcı ve tiyatrocuların aldıkları bu eğitim sesin uzun ve sağlıklı kullanılmasını amaçlamaktadır. Öğretmenler, spikerler, politikacılar, sesini mesleğinde kullanan tüm kişiler gibi sizlerin de sağlıklı bir ses için bu eğitime ihtiyacınız vardır. Bu eğitimi veren doğru kişileri seçerek bu işi sizde yapabilirsiniz. Yalnız bir kere daha belirtiyorum sesinizi kaybetmemek için mutlaka doğru , bilinçli eğitim veren birini bulmanız şart.

2- Güne başlarken sağlıklı bir hayat için insanların spor yaparak güne başlamaları hekimler tarafından tavsiye edilir. Nasıl sporcular müsabakalara çıkmadan önce vücutlarının ısınması için ısınma hareketleri yapıyorsa ; sesimiz için de bu geçerlidir.Daha önceki yazılarımda önerdiğim ses ısıtma egzersizlerini işe giderken arabanızda, yolda yürürken veya ev işleri yaparken kendi kendinize yapabilirsiniz.

3- Isınma hareketlerinin ardından sesinizdeki pürüzler gitmiş demektir. Şimdi o gün eğer yoğun bir konuşma yapacaksanız veya tiyatro sanatçısı şarkıcıysanız veya okula gidip (8) sekiz saat ders anlatacaksanız ses egzersizleri yapmak zorundasınız. Bu konuda ses eğitimcisiyle yaptığınız egzersizleri ya onun kontrolü altında yapacaksınız; ya da egzersizi kendiniz yapmaya çalışacaksınız.

4- Özellikle konuşurken veya şarkı söylerken kendi sesinizi kullanmalısınız. İnce (tiz) veya kalın (pes) seslerden konuşmak ses tellerini çok zorladığından sesinizi kaybedebilirsiniz. Hiç bir zaman kendi ses yapınız dışındaki seslere özenmemelisiniz. Ses eğitimcilerinden yardım alarak sesinizin niteliğini öğrenebilirsiniz.

5- Ses tellerinin en büyük düşmanlarından biri sigaradır. Sigaranın ses telleri mukozasında tahriş ve sesin çıkmasında bir numaralı faktör olan akciğerlerde kapasite azalması gibi olumsuzlukları vardır.Bu da ses telleri ve buna bağlı olarak akciğerlerden almamız gereken en yüksek performansı önemli ölçüde engeller.

6- Sesi etkileyen faktörlerden biri de alkollü içeceklerdir. Öncelikle damarları genişleterek mukozanın salgısını bozar. Çok az içildiğinde bile ses tellerinin ve buna bağlı kasların ayarını bozabilir.Akşam yemeğinden sonra az miktarda alınan alkolün etkisi daha azdır. Özellikle önemli bir sunumu olan konseri veya temsili olan kişiler o gün alkol kullanmamalıdırlar.İçkinin bir diğer zararı içerdiği bazı maddeler nedeniyle bir çok kişide alerji yaratmasıdır. Bazı üzüm ve yulaftan yapılan içkiler alerjiye neden olabilir.

7- Uyuşturucu kullanmak vücudumuzun bir çok organlarına zarar verdiği gibi sesimizi de zarar verir. Algılama ve şarkı söyleme güzel konuşma özelliğimizi kaybetmemize neden olur. Bazen de ağrı hissetmediğimiz halde ses tellerinde travma ve kanamalara yol açabilir.

8- Gürültülü ortamlar özellikle grup toplantıları, düğün, bar, lokanta vs. gibi buluşmalarda birbirimizi duymak için ister istemez sesimizi yükseltiriz ya kendi sesimizden ince; ya da bağırarak konuşuruz. Çok kızgın olduğumuz zaman da durum pek farklı değildir.Böyle zamanlarda ses koruma alışkanlıklarımızı unuturuz.Ayrıca arabalarda, uçaklarda aşırı derecede konuşmak nem oranının düştüğü de kabul edilirse (uçaklarda) mukozada kurumaya yol açar; ses tellerine zarar verebilir.

9- Çok yemek yemek, özellikle geç saatlerde bu işlemi gerçekleştirmek sindirim sistemini zorlar bu nedenle de mide asidinin yemek yiyip yattığınız zaman boğaza geri akmasını (reflü) sağlar.Ses telleri için son derece tehlikeli olan bu durumu önlemek için yemek saatlerini ayarlamamız gerekmektedir.Ayrıca şişmanlık solunum ve karın kaslarının çalışmasını zorlayacağı için kilo almamaya özen göstermeliyiz.

10- Kadınların özel günlerinde kas gevşemeleri (ses telleri de kas olarak düşünüldüğünde) olacağından bu günlerde ani bağırmalardan, yüksek sesle konuşmalardan, kaçınmaları gereklidir. Mesleği sesle ilgili olanlar (şarkıcı, tiyatrocu, spiker v.s.) kişiler bu konuyu daha da önemsemelidirler.

11- İlaç kullananlar sadece doktor tavsiyesiyle ilaç kullanmalıdırlar.Kulaktan dolma veya arkadaş tavsiyesiyle alınan ilaçların yan etkileri ses tellerine zararlı olabilir.

Biraz zor olsa da yukarıda bahsettiğim konuları dikkate alırsak sesimizi ve nefesimizi uzun yıllar sağlıklı olarak kullanabiliriz.

Coşkun NEHİR

Sesimizin düşmanları

Şan Eğitmenimiz Coşkun NEHİR, “Sesimizin düşmanları” konulu bir yazı kaleme aldı.

Bu özel yazıyı sizlerle paylaşıyoruz;

Hayatımızda önemli bir yer tutan ve bizim kişiliğimizin çok önemli bir parçası olan sesimizin bir sürü düşmanı vardır. Bunların en önemlileri hava kirliliği ve sigara kullanımıdır.

Babamın devlet memuru olması ve görevini baş şehrimiz Ankara’da yapması nedeniyle ortaokul ve lise çağlarımda (1970-1973) bu şehirdeydik. O zamanlar kışları ısınmak için bütün Türkiye’de kok ve linyit kömürü kullanılıyordu. Ankara’yı sabah uyandığımız zaman ve akşam insanlar eve dönerken büyük bir duman tabakası ve sisi kaplıyor; bu havayı içimize çektiğimizde ciğerlerimiz yanıyordu. Eve gelip yüzümüzü yıkadığımızda simsiyah bir su akıyordu. Ayrıca her tükürdüğümüzde gene siyah bir tükürükle karşılaşıyorduk. Sesimiz ses kasları üzerine yerleşen kurumlar nedeniyle ya kısılıyor ya da kötü çıkıyordu. Ciğerlerimizdeki bu kirliliğe taşıtlardan çıkan egzoz dumanı da eklenince işlevini yerine getiremiyor ve sık sık öksürüyorduk. Bu günse Türkiye’mizin birçok yerin de doğalgaza geçilmesiyle başta Ankara olmak üzere il ve ilçelerimizde nispeten daha temiz bir hava solumaktayız. Egzoz gazıysa hava kirliliği yönünden sorun olmaya devam etmektedir.

Sağlıklı bir burun olağan dışı etkenlere hafif salgı ve damarsal değişikliklerle cevap verir ve kişi bunu genelde fark etmez.Ancak tozlu ortamlar, sülfürdioksit gibi gazlar ve ısı değişiklikleri normal bir burunda bile aşırı reaksiyonlara neden olabilir.Burun akmaya başlar, şişer üst üste hapşırmalar başlar.Belirtiler yalnızca havadaki zararlı maddelerle ilgili değildir.Bazı kişilerin burun mukozaları aşırı hassas olabilir. Hava kirliliği yapan etkenler astım krizine bile yol açabilir. İşte bu nedenledir ki konuşmamıza ve şarkı söylememize etki eden organlarımızı korumamız gereklidir. Öyleyse baş düşmanımız olan kirli havadan kaçmamız özellikle sesini kullanarak geçimini sağlayan kişiler için başlıca amaç olmalıdır.

Diğer bir düşmansa sigaradır.Tütünde 4700 (Dörtbinyediyüz) madde vardır.Bunların 43 (kırküç) tanesi kanserojendir. Ayrıca sigara dumanındaki toksinler akciğer hücrelerinin DNA’sını bozar ve hücrelerin bölünme hızlarını çoğaltarak tümörlerin oluşmasına yol açar. Sigara akciğer kanserinin yüzde 85 (seksenbeş) ‘inden sorumlu olduğu kadar; ağız,mide,yutak,gırtlak,rahim ağzı,pankreas bezi,idrar yolları,mesane ve kalın bağırsak kanserlerine de yol açar.

Pasif içiciler de normal içicilerle eşdeğer riskler taşırlar. Bazı kapalı ortamlarda sigara içenlerle içmeyenleri ayrı yere oturtmak havadaki kirlilik oranını pekte azaltmaz.Çünkü hava hareketleri dumanı tüm ortama yayar.Ayrıca sigara içenler tarafından sigara dumanının yüzde 75 (yetmiş beş) ‘i içenler tarafından dışarıya verilir ve havaya uçar. Yoğun sigara dumanına maruz kalan kişilerde baş ağrısı,gözlerde yanma, burun tıkanıklığı,hapşırık,boğazda yanma ve öksürük başlar. Ayrıca sigara içen kişilerin burun mukozasında kalıcı değişiklikler oluştuğu da saptanmıştır.

Sevgili okuyucularım, size yukarıda yazdığım yazıda hava kirliliğinin ve sigara içmenin başta sağlığımız olmak üzere sesimize ve buna bağlı organlarımıza ne kadar zarar verdiğini anlatmaya çalıştım.Ayrıca buna sıcak ve soğuk ortamlardaki sıcaklık farklılıkları ,hava değişimleri,aşırı sıcak ve soğuk yemek ve içecekleri de ekleyebiliriz.

Kişiliğimizin aynası olan sesimizi korumak ve uzun yıllar kullanabilmek içinse lütfen elimizden geldiğince sağlığımıza dikkat edelim.

Coşkun NEHİR

Ruhumuzun aynası sesimizle ilgili dikkat çeken bilgiler

Şan Eğitmenimiz Coşkun NEHİR, “Sesimizle ilgili genel bilgiler” konulu bir yazı kaleme aldı.

Bu özel yazıyı sizlerle paylaşıyoruz;

Sesimizi kullanmadığımız gün yok gibidir. Bize kişiliğimizi, konuşmamızı, şarkı söyleme gücünü bize sesimiz verir. Sevincimizi üzüntümüzü, neşemizi, mutluluğumuzu, öfkemizi, sevgimizi, kısacası duygularımızı onun aracılığı ile dile getiririz. Bir bakıma sesimiz duygularımızın aynası gibidir. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi sesimizin farklı renkleri, olağanüstü yetenekleri sayesinde çevremizdekileri etkileriz. Sesimiz gerçekte doğadaki güçlü ve çok yönlü araçlardan biridir.Yeter ki onun bu yönlerinin bilincine varalım.

Sesimizin değişik özellikleri vardır. Tonsal özelliği (incelik-kalınlık-yumuşaklık-setlik) bunlardan biridir. Çoğu zaman ne söylediğimiz değil, ses tonumuzun nasıl olduğu önem kazanır. İnsan sesiyle ilgili araştırmalar yapan bilim adamları da insanların, genellikle ne söylediğinden çok, ses tonuna dikkat ettiklerini ortaya koydular. Kimi zaman ses tonumuzu yumuşak ve sakin tutarak bir tartışmayı yatıştırır, onu tatlıya bağlarız; kimi zaman ise ses tonumuza hakim olamadığımız için yakınımızdaki insanları istemediğimiz halde kırarız.

Sesimizin bir başka özelliğiyse kişiliğimizin ve ruhumuzun aynası olmasıdır. Öyle ki biz ne kadar engellemeye çalışsak da sesimiz bizi daima ele verir.Bizi tanımayan ve yalnızca sesimizi duyabilen bir kimse yalnızca sesimizden yaklaşık olarak kaç yaşında olduğumuzu , cinsiyetimizi, eğitim ve kültür düzeyimizi, kişiliğimizle ilgili birkaç ipucunu ve o anda neşeli mi yoksa üzgün mü olduğumuzu anlayabilir.

Sesimiz kişiliğimize ait ipuçları verdiği gibi, çoğu zaman ruh halimizi de yansıtıyor. Her birimiz farklı bir yaradılışta olduğumuz için doğal olarak konuşma biçimimiz ve sesimiz arasında büyük nüans farklılıkları olabiliyor. Kulağımızın olağanüstü algı yeteneği ile güçlü hafızamız sayesinde tanıdığımız insanların sesini kolayca ayrıt edebiliyoruz. Tanıdığımız birinin sesini telefonda duyduğumuzda yalnızca birkaç kelime söylemesi onun kim olduğunu bilmemize yardımcı oluyor.

Bu ayırıcı özellikler hem birlikte hem de ayrı ayrı etkinlik gösteren bir dizi konuşma –ses eylemlerinden oluşur. Bu eylemler şunlardır.

Bir solukta söylediğimiz sözcüklerin sayısı

Konuşma hızımız

Konuşma ritmimiz

Soluk almadaki (diyafram nefesi) rahatlığımız

Ses perdesi (kişiden kişiye,cinsiyete ,yaşa göre farklılık gösterir)

Sesin kuvveti

Sesimizin dinamik ya da yorgun olması

Ruhsal durumunuz

Sözcükleri söyleyişimizdeki anlaşabilirlik düzeyi (Dudakların iyi çalışabilirliği)

Sesimizin tınısı

İşte konuşurken bütün bu konuşma –ses eylemleri bir araya gelir ve bunun sonucunda ortaya yalnızca kendimize ait olan bir ses çıkar.

Coşkun NEHİR

Müzikli Diksiyon Dersleri Nar Sanat’ta

Konservatuvarların tiyatro ve opera-şan bölümlerinde öğrencilerin müzik eşliğinde diksiyon ve güzel konuşmasını amaçlayan, aynı zamanda müzikallerde ve içinde müzik unsuru olan tiyatro eserlerinde güzel şarkı söyleme alışkanlığının kazanılması için nota ve ses eğitimini içeren müzikli diksiyon dersleri artık Nar Sanat’ta.

Nar Sanat Eğitim Kurumu’nda Şan ve Mandolin eğitmeni olarak görev alan Coşkun Nehir bu programda dudak tembelliği, hızlı ve yavaş konuşma, yanlış nefes alma gibi kişisel bozuklukların yok edilmesini ön planda tutacak.

Coşkun Nehir piyano eşliğinde kişiye özel gerçekleştirilecek derslerin iki senelik programlı bir çalışmadan sonra öğrenciyi başarıya ulaştıracağının altını çiziyor.

Cumhuriyetimizin öğretmenlerine minnetle… 24 Kasım 2014

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği ve Derneğimize ait olan M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak Baş öğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm öğretmenlerimizin ve kuruluşumuzdan bu yana kurumumuza emeği geçen tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım öğretmenler gününü  kutlaı en içten dileklerimizle teşekkür ederiz. 

atatürk ve öğretmenler

Genel tanımlama olarak Öğretmenler Günü, öğretmenlik mesleğini icra eden kimseleri onurlandırmak için çeşitli etkinliklerin düzenlendiği bir kutlama gündür.

Pek çok ülkede 1994’ten beri her yıl 5 Ekim günü UNESCO tavsiyesiyle Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. 5 Ekim günü, 1966 yılında Paris’te gerçekleşen “Öğretmenlerin Statüsü Hükümetlerarası Özel Konferansı”’nın sona erip UNESCO temsilcileri ile ILO tarafından “Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi”’ni oybirliği ile kabul edilişinin yıldönümüdür.

Kendi kültürel ve tarihi özelliklerine, okul tatil günlerine göre çeşitli ülkelerde farklı tarihler Öğretmenler Günü olarak belirlenmiştir. Örneğin 12 Arap ülkesinde (Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir, Fas, Katar, Libya, Mısır, Suudi Arabistan, Tunus, Umman, Ürdün, Yemen ) her yıl 28 Şubat günü, Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. Öğretmenler Gününün tatil olup olmadığı da ülkesine göre değişir.

Türkiye’de Öğretmenler Günü

Türkiye’de her yıl 24 Kasım, Öğretmenler Günü olarak kutlanır. Bu, 1981 yılında başlamış bir uygulamadır.

24 Kasım 1928, Türkiye Cumhuriyeti devletininin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “Millet Mektepleri’nin Başöğretmenliği”ni kabul ettiği gündür. Bakanlar Kurulu, Mustafa Kemal Atatürk’e “Millet Mektepleri Başöğretmenliği” ünvanını 11 Kasım 1928’de yaptığı toplantıda vermiş ve bu ünvan, 24 Kasım’da Millet Mektepleri Talimatnamesi’nin yayınlanması ile resmileşmişti.

Atatürk’ün 100. doğum yıl dönümü olan 1981 yılında, onun “başöğretmen” oluşunun yıldönümlerinde ülke çapında Öğretmenler Günü kutlanmasına karar verildi. Öğretmenler Günü ile ilgili kutlamalar, 26 Kasım 1992’de Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Öğretmenler Günü Kutlama Yönetmeliği çerçevesinde gerçekleşir.

BAŞ ÖĞRETMENİMİZ ATATÜRK VE ÖĞRETMENLERLE İLGİLİ SÖZLERİ

  • Mustafa Kemal AtatürK’ün öğretmenlerimiz ile ilgili sözlerine yer vermeden geçemeyeceğiz.
  • Toplumun düşmɑnı cehɑlet, cehɑletin düşmɑnı öğretmenlerdir.
  • Milletleri kurtɑrɑnlɑr yɑlnız ve ɑncɑk öğretmenlerdir.
  • Öğretmenler!.Sɑrsılmɑz  imɑnlɑ sizi izleyeceğiz ve kɑrşılɑştığınız bütün engelleri kɑldırɑcɑğız.
  • Öğretmenler, yeni nesil sizlerin eseri olɑcɑktır.
  • Dünyɑnın her yerinde öğretmenler, toplumun en fedɑkɑr ve sɑygıdeğer insɑnlɑrıdır.
  •  Öğretmenler bir milleti kurtɑrɑn en büyük unsurlɑrdır.
  •  Yeni nesil en büyük cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundɑn ve onlɑrın yetiştirecekleri öğretmenlerden ɑlɑcɑktır.
  • Benim ɑsıl ɑnlɑtılɑcɑk yɑnım öğretmenliğimdir. Toplumɑ, milletime ben, öğretmenlik yɑpɑbiliyorsɑm, beni onunlɑ ɑnlɑtın. Yoksɑ kɑzɑndığım zɑferler, yɑptığım öteki işlerle beni ɑnlɑtmɑnız pek önemli değildir.
  • Yeni kuşak, en büyük cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır.
  • Öğretmenler; Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcilerini, sizler yetiştireceksiniz ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır…
  •  Öğretmenler! Erkek ve kız çocuklarımızın, aynı suretle bütün tahsil derecelerindeki talim ve terbiyelerinin pratik olması mühimdir. Memleket evlâdı, her öğrenim aşamasında ekonomik hayatta verimli, etkili ve başarılı olacak surette donatılmalıdır.…
  •  Sizin başarınız, Cumhuriyetin başarısı olacaktır
  •  …Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet henüz millet namını almak yeteneğini elde edememiştir. Ona alâlâde bir kütle denir, millet denmez…
  •  Öğretmenler her fırsattan istifade ederek halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve halk, öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutur bir varlıktan ibaret olmayacağını anlamalıdır.
  • Bir topluluk ulus olabilmek için mutlaka eğiticilere, öğretmenlere muhtaçtır. Onlardır ki,toplumun gerçek bir ulus haline getirirler.
  • Muallimler! Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakar muallim ve mürebbilerini sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.
  • Öğretmenler! Cumhuriyet sizden, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.
  • Unutmayınız ki cumhurbaşkanı bile sınıfta öğretmenden sonra gelir.
  • Bir millet irfan ordusuna malik olmadıkça, savaş meydanlarında ne kadar parlar zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin yaşayacak neticeleri vermesi, ancak irfan ordusuyla kaimdir.
  • Dünyanın her tarafında öğretmenler, insan topluluğunun en fedakar ve muhterem unsurlarıdır.”
  • Öğretmenler; Cumhuriyetin fedakar öğretmen ve eğitimcileri, yeni nesli sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin beceriniz ve fedakarlığınızın derecesiyle orantılı olacaktır. Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister. Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir… Sizin başarınız Cumhuriyetin başarısı olacaktır.

 Atatürk’ün öğretmenlik mesleğine bakışı şu sözlerinde kesin bir nitelendirim açık bir anlamlandırım ve derin bir anlatım bulur:

– Dünyanın her yerinde öğretmenler insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer üyeleridir. (1923)- Ulusumuzu yetiştirmek gibi kutsal bir görevi üstüne almış olan yüce Türk öğretmen topluluğu …(1921)-Gelecekteki kurtuluşumuzun saygıdeğer öncüleri olan Türkiye öğretmenleri…(1921)

– Hükümetin en verimli ve en önemli görevi milli eğitim işleridir..(1922)

– Cumhurbaşkanı olmasaydım Milli Eğitim Bakanı olmak isterdim…

– Benim asıl kişiliğim (niteliğim) öğretmenliğimdir. Ben milletimin öğretmeniyim…(1936)

– Eğitimdir ki ulusu özgür; şanlı ve yüksek bir toplum olarak yaşatır..(1924)

– Eğitim okul demektir. .(1919)

– Okul adını hep birlikte büyük saygı ile analım! (1922)

– Gerçek zaferi siz (öğretmenler) kazanıp sürdüreceksiniz..(1922)

– Eğitim bakanı olarak milli irfanı yükseltmeye çalışmak en büyük emelimdir.

– Bilim ordusunun değeri siz öğretmenlerin değeri ile ölçülecektir…(1923)

– Öğretmenler…bilim esasından kazanmaya başladıkları egemenliği sonuca ulaştırmalıdırlar.

– Bununla öğretmenlik mesleği gerçek gelişme devrine dahil olacaktır…(1924)

– Öğretmenler sizin başarınız Cumhuriyet’in başarısı olacaktır…(1924)

– Öğretmenler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır…(1924)

– Öğretmenler! Cumhuriyet sizden fikri hür.Vicdanı hür.İrfanı hür nesiller ister…(1924)

– Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir…(1925)

İş günlerinde Öğretmenler Gününü kutlayan diğer ülkeler

Azerbaycan

Azerbaycan’da her sene 5 Ekim günü Uluslararası Öğretmenler Günü olarak kutlanıyor.

Avustralya

Avustralya’da Öğretmenler Günü Ekim ayının son cuma gününde kutlanır. [2]. UNESCO tarafından Dünya Öğretmenler Günü olarak kutlanması tavsiye edilen 5 Ekim’de Avustralya’da genellikle okullar tatil olduğu için ekim ayının son cuma günü Öğretmenler Günü olarak kabul edilmiştir.

Çek Cumhuriyeti

Evrensel eğitimin ilk savunucularından Jan Amos Comenius’un doğum yıldönümü olan 28 Mart günü Öğretmenler Günü olarak kutlanır.

Hindistan

Hindistan Öğretmenler Günü’nü 5 Eylül’de kutlar. Bu, eski Hindistan devlet başkanı ve öğretmeni Dr. Sarvepalli Radhakrishnan’ın doğum günüdür. Dr. Radhakrishnan 1962’de Hindistan cumhurbaşkanı olunca bazı öğrencileri ve arkadaşları onun doğumgününü kutlamalarına izin vermesi konusunda kendisine isteklerini danışmıştır. Dr. Radhakrishnan da yanıt olarak Benim doğumgünümü ayrıca kutlamak yerine, 5 Eylül Öğretmenler Günü olarak kutlansa bu benim kendi gurur ayrıcalığım olur. demiştir.

Bu gün Hindistan’da tatil değildir. Bu gün bir kutlama günü olarak kabul edilip öğrenciler normal bir günmüş gibi okula gelir; olağan etkinlikler ve dersler, kutlama aktiviteleriyle birlikte teşekkür ve hatırlama da içerir. Bazı okullarda bu günde öğretmenlerin sorumluluklarını son sınıf öğrencileri alarak öğretmenlerinin kıymetini bildiklerini onlara gösterir.

Geleneksel olarak, Hintliler öğretmenlere çok büyük bir saygı ve onur barındırmışlardır. Eski bir Hintlinin söylediğine göre (genellikle öğrencilere öğretilir) öğretmeni 3. sırada sıralar, Tanrı’dan bile önce: Anne, Baba ve Öğretmen Tanrı’dır anlamında “Maata, Pitha, Guru, Daivam”. Bir beyitin (doha) söylemi Guru Govind doou khare kake lagon paai? Balihari guru aap ki Govind deeo batai, ne göre “İlk selamımı kime vermem gerektiği konusunda içinden çıkılmaz bir durum içindeyim: Öğretmen mi yoksa Tanrı mı. Beni Tanrı’yı bilmem konusunda aracılık edecek kişi olan öğretmeni seçmeliyim.” Başka bir örnek olarak, Hinduizm’in kutsal kitabının orta kısımlarında “Guru Bramha, Guru Vishnu, Guru devo Maheshwaraha – Gurusakshath parabramha tasmai shree gurve namaha,” der, çevirisiyse “Öğretmen üçlü birliktir. Öğretmenin kendisi Tanrı’nın önündeki belirtidir.” Öğretmen her çocuğa her kimseye bilgi vermekle kalmaz onun annesi görevini de üstlenmiş olur.

İran

Murtaza Mutahhari’nin öldürülüşünün yıldönümü olan 2 Mayıs günü Öğretmenler Günü’dür.

Malezya

Malezya’da Öğretmenler Günü (Malezyaca: Hari Guru) 16 Mayıs’ta kutlanır.

Peru

1953’ten bu yana 6 Temmuz günü resmi olarak Öğretmenler Günü’dür. Peru’nun bağımsızlığını kazanmasından sonra 6 Temmuz 1822’de kabul edilen bir yasa ile ülkedeki ilk öğretmen okulunun kurulması sebebiyle 6 Temmuz günü seçilmiştir.

Slovakya

Jan Amos Comenius’un doğum yıldönümü olan 28 Mart günü Öğretmenler Günü olarak kutlanır.

M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu Öğretmenlerimize katkılarından dolayı teşekkür ederiz. İyi varsınız.

Prof.Dr. Salih GÜNEY – Yönetim Kurulu ve Yaratıcı Drama Liderliği Eğitim Danışmanı

Yar.Doç.Dr. Günay Deniz DURSUN –  Yönetim Kurulu Finans ve İş güvenliği Danışmanı)

Coşkun NEHİRŞan ve Ses Eğitimi, Ses Terapisi

Şeyma YÜREKİR – Keman/Piyano/Gitar/Solfej

Zafer TUĞRİÇERİ– Elektro ve Klasik Gitar

Ersin SARACIK– Piyano / Solfej

Cem CÜCENOĞLU– Piyano ve Org Eğitmeni

Murat KELEŞ – Bas Gitar

Özdemir KALYONCU – Elektro ve Klasik Gitar

İbrahim Can BAŞARIR Bass gitar/ Piyano/ Klasik Gitar

Fulya BETEŞ – Fotoğraf

Erhan KARACA– Bateri

Hale ŞAKAR ÜRKMEZGİL– Resim / Akademiye Hazırlık

 Ezgi BAYTÖRE – Çocuk Resim /akademiye Hazırlık

Kamuran TERZİOĞLU– Akordeon

Mert ERAĞAN– TSM Koro

Onur DOĞAN– Senaryo ve Kısa Film

Serkan AKSARI – Diksiyon ve Etkili Konuşma

Banu ÇAVUŞ – Okul Öncesi  Yaratıcı Drama Eğitmeni ( 4 – 10 Yaş)

Esin KARAKAYA – Halis BAYRAKTAROĞLU  10 Yaş ve Üstü Tiyatro (Tiyatro- Diksiyon – Konservatuvarlara Hazırlık (Tiyatro) – Yetişkinlere Sahne Pratiği)

Murat  HASGÜN – Bağlama

Anna ALTUNOĞLU  -Bale ve Modern Dans

Ali ŞAR – Diksiyon ve Etkili Konuşma

Reşat TOKATLI – Keman  / Piyano

Erkan BAŞA -Şan-Ses Eğitimi, Piyano, Solfej,

Volkan DEMİRLER Flüt(Yan Flüt) / Piyano

Orçun SOYLU– Keman/Piyano/Gitar/Solfej

Deniz İME – Halk Dansları

Muhittin GÜRKAYNAKLatin Dansları(Salsa,Bachta, Tango V.S.)

ve elbette emeği geçen yöneticilerimiz Melike TÜRKER ve  Karina ÖZCAN‘a da teşekkür etmeyi unutmamalıyız.

 

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız için Nar Sanat’dan iki etkinlik

Ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarının bizlere armağanı olan cumhuriyetin 91. Kuruluş yıl dönümünün kutlama coşkusuna Nar Sanat ile katılabilirsiniz.

29-ekim-cumhuriyet-bayrami1

Cumhuriyet bayramı etkinlikleri şu şekilde olacaktır. Etkinlikler halka açık ve ücretsizdir.

1-Etkinlik

Ataköy A PLUS Alışveriş merkezinde halka açık Öğretmen ve Öğrencilerimizin katılacağı bir dinleti yapılacaktır.

Tarih                     : 29 Ekim 2014

Etkinlik yeri       : Ataköy A Plus AVM

Saat                       : 17:00 – 19:00

Etkinliğe Katılacak Öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz şu şekildedir.

Öğretmenlerimiz:

Reşat TOKATLI     –   Keman

Cem CÜCENOĞLU – Piyano

Can BAŞARIR – Gitar

Şeyma YÜREKİR – Keman

Kamuran TERZİOĞLU – Akordeon

Piyano Öğrencilerimiz:

Ceren KAYA

Tan ONUR

Egemen ÖZGÜVEN

Alara YÜCEL

 

2.ETKİNLİK

Tarih                     : 31 Ekim 2014

Saat                       : 19:00 – 21:00

Etkinlik yeri       : Bakırköy İşadamları Derneği Salonu

 

Öğretmenler ve Öğrencilerimizin adı şu şekildedir.

 

Ersin SARACiK öğrencileri:

Eda KÖLÜKFAKI                Piyano
Bilge KANDUR                     Piyano
Egemen ÖZGÜVEN            Piyano
Aleyna GÜLOĞLU              Piyano

Can BAŞARIR öğrencisi:

Alara YÜCEL                       Piyano

Murat HASGÜN Öğrencisi:

Caner BAHADIR                 Bağlama

Şeyma YÜREKİR Öğrencileri:

Melisa KAYA                        Keman

Ege YILMAZ                         Keman

Egemen HIZLIBAŞ             Piyano

Canse ELİZ GÖYSAL         Piyano

Bengisu ÖZCAN                   Keman

Jbid GÖKTAŞ                        Piyano

Coşkun NEHİR Öğrencileri:

Simge KARAGÖZOĞLU      Şan

Cem CÜCENOĞLU öğrencileri:

 Tan ONUR                              Piyano

Ceren KAYA                           Pyano

 

Hocaların Hocası Coşkun NEHİR’ den “Güzel Sanatlar” Yetenek Sınavları hakkında bilgi

Müzik ,resim, beden eğitimi , tiyatro gibi branşlara ilgi duyan her yaş gurubu, eğer bu branşlarla profesyonel olarak ilgilenmek isterlerse …

coskun-nehir-ses-terapisi-1

Nar Sanat Eğitim Kursu Şan eğitmeni ve “Hocaların Hocası” olarak bilinen Devlet Opera ve Balesi sanatçısı ve aynı zamanda Marmara Üniversitesi’nde Şan Hocası olan Coşkun NEHİR bildiğiniz gibi bir yıldır Nar Sanat Eğitim Kursu’nda Şan ve Ses Terapisi konusunda eğitmenlik yapmaktadır.  Hocamızın yetenek sınavları hakkındaki yazısını sizlerle paylaşmak istedik.

Müzik ,resim, beden eğitimi , tiyatro gibi branşlara ilgi duyan her yaş gurubu, eğer bu branşlarla profesyonel olarak ilgilenmek isterlerse karşılarına yetenek sınavları denen bir engel çıkar.

Nedir bu yetenek sınavları?

İnsanlar dünyaya geldikleri zaman diğer insanlardan farklı olarak bazı öğeleri farklı olarak doğarlar. Bu öğeler kişilerde Diğerlerinden mutlaka ön plandadır. Bazıları güzel konuşmalarıyla , bazıları matematik zekalarının farklılıklarıyla ,bir diğeri düzgün fiziği ile ,güzel sesiyle, spora olan yatkınlığı ile ,farklı duyuşlarıyla diğer insanlardan ayrıcalıklı olarak dünyaya gelirler.

Bazı insanlarda da aynı anda bu ayrıcalıklar bir arada bulunur. İşletmecilik ,ticari zekayı da bu ayrıcalıklara ilave edebiliriz.
Ben bunlardan güzel sanatlar dalı olan müzik ,bale,beden eğitimi tiyatro dalları üzerinde durmak istiyorum. Her ne kadar yanlış olsa da bir insan bu dallardan biriyle ilgilenmek istese karşısına ‘Yeteneğin var mı ? ‘ sorusu ve arkasından bir dizi sınav karmaşası çıkıyor. Amatör olarak bu dallarda biriyle ilgilenmeye kalkanlar bile engellerle karşılaşıyorlar.

Halbuki ünlü Fransız müzik düşünürü ALBERT LAVİGNAC müziği herkesin yapabileceği müziği yapamayanların ya tembel ya da geri zekalı olduklarını ifade etmiştir. Evet benim yıllarca edindiğim tecrübelerde de güzel sanatların herhangi bir dalı ile uğraşanların matematiksel olarak uğraştıkların da mutlaka belirli bir seviyeye geldikleri gözlemledim. Piyano, akordeon, bağlama,gitar çalanlara ,sesi çirkin olduğu halde nota hatası yapmadan şarkı söylemelerine şahit oldum.

Fakat bu durum belirli bir yerden sonra yerini yukarıda belirttiğim ayrıcalıklara terk ediyor. Aynı eseri çalan ,hareketi (dansı)yapan,aynı tiyatro eserini canlandıran beş (5) veya daha fazla kişiye aynı eseri icra ettirdiğimizde şu kişi diğerlerinden çok farklı dediğimizde o zaman yetenek ortaya çıkıyor.

yetenek-sinavlari

Dünyanın bir çok ülkesinde ve yurdumuzda sanatçı yetiştiren veya müzik öğretmeni yetiştiren kurumlar yetenek sınavları yaparlar , Klasikleşmiş bir takım sorular sorarlar müracaat sayısı fazla olup alınacak öğrenci sayısı az olursa sorular zorlaşır ; böylece sınava iyi hazırlanamamış bir sürü yetenekli kişi kazanamayınca küsmüş olarak geri dönerler bu ise büyük hayal kırıklığı yaratır.

Y.G.S. sınavı yapıldı ve arkasından da L.Y.S. sınavları yapılıyor. Sonuçlar açıklandıktan sonra Eğitim Fakülteleri müzik ,resim, ve spor akademileri yetenek sınavları bunun ardından KONSERVATUARLARIN tiyatro ,opera bölümleri yetenek sınavlarıyla öğrenci alacak. Gene Güzel Sanatlar Liseleri,Spor Liseleri de aynı yolu izleyecekler. Buraların sınav sistemlerine alışmak için mutlaka bir hazırlık devresinden geçmek gerekli .Bu da aynı üniversite ye sınavlarına hazırlanırken gittiğiniz dershaneler gibi bu sınavlara hazırlayan kurumlar la iletişim kurmanızla gerçekleşir ve uzun bir hazırlık dönemi gerektirir.

Güzel sanatların herhangi bir dalıyla veya sporu yaşamının bir parçası yapmak isteyen gençler sizin için hala geç değil . Bu konuda eğitim veren kurumları lütfen iyice inceleyiniz. Hemen iletişime geçiniz.

SİZLERE BAŞARILAR DİLİYORUM.

SEVGİLERİMLE….
Coşkun Nehir
(OPERA SANATÇISI)
www.coskunnehir.com.tr