Türkiye’nin en uzun soluklu tiyatro festivallerinden olan “20. Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali”, yarın başlıyor.

Türkiye’nin en uzun soluklu tiyatro festivallerinden olan “20. Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali”, yarın sanatseverlerle buluşacak.

AA muhabirinin, festivali düzenleyen Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV) yetkililerinden aldığı bilgiye göre, her yıl kasım ayında düzenlenen festival “Yaşanılır bir dünya için sanat” temasıyla yarın başlıyor.

ankara tiyatro festivali

Türkiye’nin en uzun soluklu tiyatro festivallerinden olan festival, bu yıl 20’nci defa Başkentlilere “merhaba” diyecek.

Gürcistan’dan Tiflis Vaso Abaşidze Müzikal Komedi ve Dram Profesyonel Devlet Tiyatrosunun “Carmen” müzikalinin Leyla Gencer Sahnesi’ndeki açılış galasıyla başlayacak festivalde, “Emek Ödülü”ne değer görülen tiyatrocu Erhan Gökgücü, “Onur Ödülü”ne layık bulunan tiyatrocu Rutkay Aziz, “Sevda Şener Tiyatro Yazarlığı Ödülü”ne hak kazanan tiyatro yazarı Özen Yula’ya, yarın akşamki açılış galasında ödülleri takdim edilecek.

Festivale bu yıl, Tiyatro Duru, Emre Kınay’ın oynadığı “Nihayet Bitti”, Tiyatro Kare, Ebru Cündübeyoğlu, Suna Keskin ve Bülent Seyran’ın oynadığı “Müziksiz Evin Konukları”, Tiyatro Kedi, Aydan Şener, Emre Büyükpınar, Burçin Bildik, Damla Cercisoğlu’nun oynadığı “Başarımı Karılarıma Borçluyum”, Kumbara Görsel Sanatlar, Sinan Bengier, Melis Tüzüngüç, Barış Hayta’nın oynadığı “Sıcak Çikolata” ve Don Kişot Tiyatrosu “Evet İstiyorum” oyunlarıyla katılacak.

Uluslararası Boğaziçi Sinema Derneği tarafından gerçekleştirilen III. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali, 20 Kasım’da başlıyor. Film gösterimleri, atölyeler ve söyleşiler ile bir hafta boyunca sürecek festival, 11 filmin prömiyerine ev sahipliği yapıyor.

iii-uluslararasi-bogazici-film-festivali-basliyor

Uluslararası Boğaziçi Sinema Derneği tarafından ülke sinemamızın inşaa faaliyetlerinin önünü açmak ve geleceğin sinemasına işaret edebilmek motivasyonuyla düzenlenen Uluslararası Boğaziçi Film Festivali’nin üçüncüsü 20-27 Kasım tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleşecek. III. Boğaziçi Film Festivali Festivalinde ulusal ve uluslararası kısa kurmaca ve belgesel filmlerin yanı sıra bu yıl ilk defa uluslararası uzun metraj filmlere de yer verilecek. Bir hafta boyunca sürecek olan festival, aralarında Journey to the Shore, Our Everyday Life ve Chasuke’s Journey” filmlerinin de yer aldığı 11 filmin prömiyerine de ev sahipliği yapıyor. Ayrıca, festival boyunca sinemaseverler için usta sinemacıların katılacağı paneller, forumlar, atölye çalışmaları düzenlenecek. Festival kapsamında, Hollywood’lu ünlü isimlerin oyuncu koçu Susan Batson da masterclass dersleriyle ilk kez Türkiye’de profesyonel oyuncularla bir araya gelecek.

III. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali’ne ilginin büyük olduğunu vurgulayan festival Başkanı Ogün Şanlıer, “Festivale bu sene 111 ülkeden toplam 2621 kısaa film başvurusu aldık, kısa film alanında genç yapımcı ve yönetmenlerin yeni filmler üretmesine katkıda bulunmaya devam ediyoruz. Ayrıca, bu yıl ilk defa Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması’na yer vermeye başladık ve bu kategorideki en iyi filmi 50bin $ ile ödüllendiriyoruz.” dedi. Festivalin Genel Sanat Yönetmeni Kamil Koç ise görüşlerini “Dünya sinema literatüründe Türk sineması diye bir olgu yok. Uluslararası boyutta bir festival düzenleyerek Türk sinemasının önünü açmayı, genç yapımcı ve yönetmenlerimizin dünya ölçeğindeki çalışmalarına katkı sunmayı istiyoruz” şeklinde ifade etti.

20-27 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek III. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali’nde filmler, Uluslararası Uzun Metraj Film, Ulusal Kısa Kurmaca Film, Ulusal Kısa Belgesel Film, Uluslararası Kısa Kurmaca Film, Uluslararası Kısa Belgesel Film, İstanbul Medya Akademisi Destekli Filmler ve Y-Istanbul OIC kategorilerinde yarışacak. Festivalin ödülleri ise şu şekilde:

Uluslararası Uzun Metraj Film Ödülleri:

En iyi Uluslararası Uzun Metraj Film Ödülü: 50.000$
En İyi Yönetmen Ödülü: 5.000$
En İyi Senaryo Ödülü: 2.500$
En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü: 2.500$
En İyi Erkek Oyuncu Ödülü: 2.500$
En İyi Kadın Oyuncu Ödülü: 2.500$
Kısa Film Ödülleri:
En İyi Ulusal Kısa Kurmaca Film Ödülü: 15.000TL
En İyi Ulusal Kısa Belgesel Ödülü: 15.000TL
En İyi Uluslararası Kısa Kurmaca Film Ödülü: 10.000TL
En İyi Uluslararası Kısa Belgesel Ödülü: 10.000TL
Kısa Film İzleyici Ödülü: 5.000TL
Ahmet Uluçay Büyük Ödülü: 50.000TL

Özel Ödüller:

En İyi İstanbul Medya Akademisi Destekli Film Ödülü: 5.000TL
Y-Istanbul OIC En iyi Film Ödülü: 5.000 $, En İyi İkinci Film Ödülü: 3.000$, En İyi Üçüncü Film Ödülü: 2.000 $ Jüri Özel Ödülü: 1.500 $

III. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali’nin programına, panel ve söyleşilerine www.bogazicifilmfestivali.com web sitesinden ve festivalin sosyal medya hesaplarından ulaşabilirsiniz.
facebook.com/ BogaziciFilmFestivali
twitter.com/BogaziciFilm
instagram.com/bogazicifilmfest
youtube.com/ BoğaziçifilmFestivali
#bogazicifilmfestivali

İki Grammy ödülü sahibi çağdaş caz kraliçesi, davulcu, besteci ve grup lideri Terri Lyne Carrington, son projesiyle 21 Kasım’da CRR Konser Salonu’nda.

terry-lyne-carrington-istanbulda

İki Grammy ödülü sahibi çağdaş caz kraliçesi, davulcu, besteci ve grup lideri Terri Lyne Carrington, son projesiyle CRR Konser Salonu’nda hayranlarıyla buluşmaya hazırlanıyor. Carrington, aralarında Herbie Hancock, Wayne Shorter, Al Jarreau, Stan Getz, David Sanborn, Joe Sample, Cassandra Wilson, Clark Terry ve Dianne Reeves gibi büyük yıldızlarla içiçe geçen 20 yılı aşkın unutulmaz bir turne macerasından sonra ülkesine dönüp, Berklee Müzik Koleji’nde profesör olarak Akademik bir hayata başladı. 2003 yılında ise yine Berklee’de fahri doktora ünvanını aldı.

1983 yılında akıl hocası Jack DeJohnette’in teşvikiyle New York’a taşınan Carrington, 5 yıl boyunca James Moody, Lester Bowie, Pharoah Sanders gibi müzisyenlerle birlikte çalıştı. 80’lerin sonunda Los Angeles’a taşınarak ünlü Arsenio Hall televizyon şovunda çalışmaya başladı ve kısa sürede haklı bir şöhretin sahibi oldu. 1989 yılında ilk Grammy adaylığını getiren “Real Life Story” albümünde Carlos Santana, Dianne Reeves, Wayne Shorter ve Patrice Rushen gibi isimlerle biraraya geldi. Carrington ayrıca, 80′ ve 90’lardan günümüze kadar pek çok büyük caz ustasının albüm kayıtlarında da yer aldı. Dianne Reeves’den Grammy adayı “That Day”, Joni Mitchell ve Stevie Wonder ile birlikte çaldığı Herbie Hancock’un Grammy ödüllü “Gershwin’s World” albümleri ilk akla gelenler arasında yer alır.

2008 yılında solo kariyerine yönelen Carrington “More to Say” albmünde, George Duke, Christian McBride, Danilo Perez, Patrice Rushen ve Anthony Wilson gibi isimleri bir araya getirdi. 2011 tarihli beşinci albümü The Mosaic Project, “En İyi Caz Vokal Albümü” dalında Grammy ödülü kazandı. Bu albümde Dianne Reeves, Dee Dee Bridgewater ve Cassandra Wilson gibi isimleri yer alıyordu.  2013 tarihinde son albümü “Money Jungle: Provocative in Blue” ile Duke Ellington, Charles Mingus ve Max Roach’un 1963 tarihli “Money Jungle” albümünün 50. Yılına özel bir çalışma gerçekleştirdi. Bu albümde dünyaca ünlü piyanist Gerald Clayton, Lizz Wright ve yine Herbie Hancock gibi isimlerle çalıştı.

 

Data heykeli Virtual Depictions, Türk görsel medya sanatçısı Refik Anadol’un imzasıyla ABD’nin San Francisco şehrinde açıldı.

dunya

 

”Dünyanın ilk görsel data heykeli” Virtual Depictions, Türk görsel medya sanatçısı Refik Anadol’un imzasıyla ABD’nin San Francisco şehrinde açıldı.

Açılışa (soldan sağa) San Francisco eski Belediye Başkanı Willie Brown, sanatçı Refik Anadol, San Francisco Belediye Başkanı Ed Lee katıldı.

Sanatı teknolojiyle buluşturan mekana özgü medya düzenlemeleri ve  ilginç projeleriyle adını dünyaya duyuran Türk görsel medya sanatçısı Refik Anadol’un son projesi ”Virtual Depictions” (Sanal Tasvirler), Silikon Vadisi’nin önde gelen şirketlerinden Google, Facebook ve Twitter’ın yöneticilerinin de katıldığı büyük bir törenle izlenime sunuldu.

data heykeli (2)

refik anadol

San Francisco 350 Mission Street’te yer alan 15×30 metre büyüklüğündeki eserin açılışı San Francisco Belediye Başkanı Ed Lee tarafından yapıldı. Ed Lee, Anadol’dan ve eserinden övgü dolu sözlerle bahsetti.

”Duygusu, algısı, hafızası olan heykeller”

Sanatçının diğer projelerinden farklı olarak kalıcı eser niteliği taşıyan ”Virtual Depictions”, Anadol’un yorumuyla, daha değişken ve tekrarsız bir heykel hayaliyle ortaya çıktı.

Genç sanatçı Anadol, “Şehrin havasıyla birlikte değişebilen bir sanat eseri ortaya koymak istedim. Teknolojinin desteğiyle bir heykelin duygusu, algısı, hafızası olabileceğini, böyle bir eserin ortaya konulabileceğini deneyimlemek istedim ve bunu başardık” dedi.

data heykeli

Batı yakasının çözünürlüğü en yüksek mimari medya duvarı uygulaması olarak kabul edilen eseri için “medya mimarisi” tanımlaması yapan ve kalıcı bir eser yaratmanın mesleğe başladığı ilk günden bu yana hayali olduğunu belirten Refik Anadol, “Bu hayalim ‘Virtual Depictions: San Francisco’ projesiyle gerçeğe dönüştü. Bu eser üzerinde çalışırken hedefim medya sanatlarını itinayla mimariye adapte ederek görünmeyeni görünür hale getirmek ve 21. yüzyılın ‘yaşayan mimari alan’ tecrübesine farklı bir kapı açmaktı” ifadesini kullandı.

Görsel medya sanatında dünyanın önemli isimleri arasında gösterilen sanatçı Anadol, yakın zamanda Amerika CODAworx Sanat ve Diyazn Birliği tarafından ödüle layık görülmüştü.

Sokağın ruhundan doğan breakdans ile toprağın gücünü yansıtan Anadolu dansları, Red Bull Anadolu Break dans gösterisi ile aynı sahnede buluşuyor.
breakdans

Prömiyerini 9 Ekim’de İstanbul’da yapan gösteri, 8 Kasım Pazar günü Antalya Atatürk Kültür Merkezi Aspendos Salonu’nda izleyici ile buluştu. Modern ile gelenekselin birlikteliğinden doğan rengarenk dansların ve kültürün hikayesini sahneye taşıyacak Red Bull Anadolu Break dans gösterisinin biletleri Biletix’ten satın alınabiliyor. Ayrıntılı bilgi için:www.RedBull.com/AnadoluBreak

breakdans ve anadolu aştesi
Anadolu dansları ile breakdansı sahnede benzersiz bir şovla buluşturan, Prömiyerini 9 Ekim’de İstanbul’da yapan “Red Bull Anadolu Break”; Ankara, Eskişehir, İzmir ve Antalya’yı kapsayan Anadolu turnesine devam ediyor.

8 Kasım’da Antalya’da sergilenen gösteriye seyircinin büyük ilgisi vardı. Gösterimi Antalya’da kapalı gişe yapılan gösteri; 13 Kasım’da Eskişehir’de, 15 Kasım’da Ankara’da, 18 Kasım’da İzmir’de modern ile gelenekseli birleştirecek ve son olarak 24 Kasım’da İstanbul’da sahnelenecek.

8 Kasım Pazar günü Atatürk Kültür Merkezi Aspendos Salonu’nda 20.00’da perdelerini açan “Red Bull Anadolu Break” rengarenk dansların ve iki farklı kültürün hikayesini sahneye taşıdı. Red Bull tarafından hayata geçirilen Anadolu Break Belgeseli ile temelleri atılan projede, Anadolu topraklarında asırlardır icra edilen halk oyunlarımız ile dünyada yükselişini sürdüren breakdansın figürleri modern bir koreografide bir araya geliyor.

anadolu break dans

Flying Steps’in kurucularından Kadir Memiş (Amigo) projenin koreografisini üstleniyor. 2014’teki belgesel çekimlerinin hemen ardından yapılan dansçı seçmeleri ile 5 B-Boy, 1 B-Girl, 1 modern dansçı ve 2 geleneksel dansçıdan oluşan sahne ekibi tamamlandı. Aydan Uysal, Bora Günebakan (Boris), Eftal Dirlik, Ferhat Düz (fero), Mehtap Çınar, Miktat Furkan Yılmaz, Ozan Karabağ, Serdar Karaman (Lexx) ve Salih Karagöz dans ekibini oluşturuyor.

Gösterinin müzik direktörlüğünü Berlin’de yaşayan besteci Nevzat Akpınar, müziklerin aranjörlüğünü ise yerli hip hop sahnesinin usta ‘beat-maker’ı Da Poet üstleniyor.

Gösterinin kostümleri ise DB Berdan markasının yaratıcılarından Begüm Berdan’a emanet edildi. Ege Üniversitesi Halk Oyunları Bölümü kostüm arşivi üzerinde yaptıkları incelemelerin ardından tasarımcılar, aldıkları ilhamla geleneksel motiflerin modernize edildiği kostümler hazırladı.

 

Red Bull Anadolu Break Bundan sonraki programı şu şekilde

18 Kasım, Çarşamba / İzmir

Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi

20.00

24 Kasım, Salı / İstanbul

TİM Show Center

21.00

Kaynak: Haberci.com

 

Rodin Müzesi, hummalı bir restorasyon çalışmasının ardından kapılarını ziyaretçilerine açtı

Rodin Müzesi

Paris Hotel Biron’da bulunan Rodin Müzesi üç yıllık hummalı bir restorasyon çalışmasının ardından kapılarını ziyaretçilerine açtı.

Yaklaşık 16 milyon Euro harcanan müze, heykeltıraşın ünlü eserlerini barındırıyor. Yenilenen müzede Rodin heykelleri için iki farklı bölüm tasarlandı.

Heykeltıraşın modern bronz çalışmaları ve kilden heykelleri iki ayrı bölümde sergileniyor. Rodin Müzesi, Fransa’nın en çok ziyaret edilen sanat alanlarından biri. Rodin Müzesi, heykeltıraşın “Cehennemin Kapıları”, “Öpüş”, “Balzac” gibi başyapıtlarına ev sahipliği yapıyor.

TÜYAP’ya gerçekleştirilen Kitap Fuarı ve Sanat Fuarı’na toplam katılım 558 bin kişi olarak gerçekleşti

TÜYAP'a 558 bin ziyaret

34. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı ve 25. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı’nı bu yıl 9 gün içinde 558 bin kişinin ziyaret ettiği açıklandı.

TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. Kültür Fuarları Kurumsal İletişim Müdürü Cemran Öder tarafından yapılan açıklama şöyle:

“TÜYAP Kitap ve Sanat Fuarlarını ziyaret eden kitapsever ve sanatsever sayısı, geçtiğimiz yıla oranla yüzde 11’lik bir artış göstererek 558 bine, fuarı okullarıyla birlikte ziyaret eden öğrenci sayısı ise yüzde 10’luk bir artışla 140 bine ulaştı.

 

 

1915 olaylarını ailesini bir gecede kaybeden iki kardeşin hüzünlü hikayesi üzerinden anlatan Aren Perdeci ve Ela Alyamaç’ın yönettiği ‘Yitik Kuşlar’, Hollywood’da düzenlenen 18. ARPA Film Festivali’nde üç önemli ödül kazandı. Arnold Schwarzenegger de yazdığı bir mektupla filmin yönetmenlerini tebrik etti.

'Yitik Kuşlar'a Hollywood'dan üç ödül ve 'Terminatör'den tebrik

Kültür Bakanlığı’nın desteğiyle 1915 olaylarını anlatan Türkiye’de çekilmiş ilk uzun metrajlı film olma özelliğini taşıyan ‘Yutuk Kuşlar’, bu yıl 18’ncisi düzenlenen Los Angeles’taki Arpa Uluslararası Film Festivali’nde üç önemli ödülle ayrıldı. 13-15 Kasım tarihleri arasında Los Angeles Egyptian Theatre’da düzenlenen 18. Arpa Film Festivali’nde ‘Yitik Kuşlar’ en iyi film, en iyi yönetmen ve festivalin en büyük ödülü olan Armin T. Wegner İnsanlık Ödülü dallarında da ipi göğüsledi. 22 ülkeden 46 filmin yarıştığı ödül töreninde, üç kez sahneye çıkarak ödüllerini alan Ela Alyamaç ve Aren Perdeci, gece boyunca davetlilerin ilgi odağı oldu ve tebrikleri kabul etti.

TERMİNATÖR TEBRİK ETTİ
Gecede ömür boyu başarı ödülüne layık görülen Esai Morales de, sahnede yaptığı konuşmasında Ela Alyamaç ve Aren Perdeci’nin çok önemli bir işe imza attıklarını söyledi. Onları tebrik eden Morales, daha sonra genç yönetmenlerin yanına giderek onlarla fotoğraf çektirdi.
‘Terminatör’ serisiyle tanınan ünlü oyuncu ve eski Kaliforniya valisi Arnold Schwarzenegger de Ela Alyamaç ve Aren Perdeci’yi yazdığı bir mektupla tebrik ederek festival organizatörleri aracılığıyla da selamlarını yolladı.
‘Yitik Kuşlar’, festivalin açılış filmi olmuş ve büyük ilgi görmüştü.

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası ve Borusan Müzik Evi, 19 ve 20 Kasım’da müzik dünyasının sevilen piyano ikilisi Katia ve Marielle Labèque’i iki konserde ağırlayacak. Günümüzün en büyük bestecilerinden Philip Glass’ın ‘İki Piyano için Konçertosu’nun Türkiye prömiyerini seslendirmek için İstanbul’a gelen Labéqueler, ertesi gece John Cage’ten Radiohead’e Erik Satie’den Arvo Pärt’a minimalist müziği bütün hatlarıyla yaşattıkları, tüm dünyada büyük ilgi gören projeleri ‘Minimalist Dream House’ ile Borusan Müzik Evi’nde olacak.

Konserlerin ilki 19 Kasım Perşembe akşamı saat 20.00’de İstanbul Lütfi Kırdar’da olacak. Gecenin sürprizi günümüzde yaşayan en ünlü ve popüler bestecilerden biri olan ve dünya çapında büyük bir hayran kitlesi bulunan Philip Glass’ın İki Piyano için Konçertosu’nun Türkiye prömiyeri olacak. Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası ile birlikte Los Angeles Filarmoni Orkestrası, Paris Orkestrası, Göteborg Senfoni Orkestrası ve İspanya Ulusal Orkestrası tarafından Glass’a sipariş verilmiş bu yapıtın ilk seslendirilişi başta Glass hayranları olmak üzere, tüm çağdaş müzik tutkunları tarafından heyecanla bekleniyor. Labèque kardeşlerin BİFO ile vereceği bu konser gecesi, prömiyerin ardından, W.A. Mozart’ın Fa Majör Divertimento’su ve F. Mendelssohn’un 1. Senfoni’si ile tam bir klasik müzik ziyafeti olarak devam edecek.

Philip Glass’ın dünyasını keşfedip dinleyenlere sunarak, onun müziğinin prömiyerlerini yapma şansını yakalamış olan Katia ve Marielle Labèque kardeşlere, Philip Glass’ı ve onunla geçen prova sürecinin kendileri üzerindeki etkisini sorduk, aldığımız cevap ise sanatçıların ağzından bu yaşayan efsaneyi tanımlar nitelikteydi; “Philip Glass, seyircisi ile bağlantı kurma konusunda olağanüstü bir kapasiteye sahip. Bir senfoni de yazsa, oda müziği ya da film müziği de yazsa, ne olursa olsun müziğini dinleyen insanlarla olan muhteşem bağını koruyor. Onunla çalışma sürecimiz, prömiyerini yapacağımız bu konçertonun prova süreci, son derece rahat ve mutluluk vericiydi. Onunla bir arada olup her şeyden, her konudan konuşabilmek harikaydı. Fakat müzik her zaman önce gelir; onunla buluşmalarımızdan önce ikimiz birlikte saatlerce çok yoğun bir çalışma süreci geçiriyorduk.”

Ses ve ezgi zenginliğinin en güzel sunum şekillerinden biri olan iki piyano kombinasyonunun müzikseverler için oldukça cazip iki programla izlenebileceği bu konserlerin ikincisi ise 20 Kasım Cuma akşamı saat 20.00’de Borusan Müzik Evi’nde olacak. Konserin programı son derece ilgi çekici; Fransız müziğinin 20. yüzyılın başındaki öncü bestecilerinden Erik Satie, Amerika’nın geçen yüzyıldaki sıra dışı sesinin -ya da manidar sessizliğinin- simgesi John Cage, Estonya’nın minimalizme olduğu kadar çağdaş dini müziğe de katkılarıyla efsaneleşen bestecisi Arvo Pärt ve bir önceki konserlerinin başkahramanı Philip Glass’ın yapıtlarından bir seçki, geceye muhteşem bir başlangıç olarak.
Labèque piyano ikilisine elektrogitar ve vokalde David Chalmin, elektrobasta Alexandre Maillard ve davulda Raphael Séguinier’in eşlik edeceği “Minimalist Dream House” adını taşıyan konser, bu başlığı sanatçıların aynı adlı projesinden alıyor. New York’tan dünyaya yayılan bir müzik akımı olan minimalizmin, avantgarde müzikten rock’a kadar nüfuz eden dilini gözler önüne seren “Minimalist Dream House” projesi, yalnızca yukarıda adı geçen bestecilerin değil, Aphex Twin, Radiohead, Sonic Youth gibi gruplardan seçilmiş parçalarla da çağdaş müziğin geniş ufuklarını yeniden keşfediyor.

Katia ve Marielle Labèque kardeşlerin, daha ilk gününden itibaren çok heyecan verici olarak nitelendirdikleri “Minimalist Dream House” projesi, dünyanın önemli müzikevlerinde dinleyiciyle buluştu ve çok ilgi çekti. Projenin stüdyo aşaması görüntüleriyle, bizlere sanatçıların müzikle yaşadıkları keyifli anlara yakınlaştırırken, projenin çekiciliğini de kat be kat arttırdı. Labèque’ler, bu özgün projeyi Radikal okurları için şu sözlerle anlattılar; “Minimalizm, 20. yüzyılın başında yaşadığımız müzik devriminden bu yana, bu sanatta yaşanan en büyük hareketti. Bunun günümüz müziğinde -yeni müzikte- poptan rock’a tüm alanlarda nasıl yansımaları olduğunu yaşamak ve yaşatmak istedik. Günümüz müziğin bir parçası olmak, çağdaş olanla bağlantıda olmak bizim için son derece önemli. Bu proje bizim için bitmiş değil, mutlaka devam edecek. Topluluktaki müzisyenlerin besteleri ve yeni fikirleri var. UbuNoir ve Triple Sun gibi son derece ilgi çekici bir projeler ile bu fikre katkılar sağlamaktalar. Ortaya çıkacak yeni müzikleri dinleyenlerimize sunmak için sabırsızlanıyoruz.” Labèque’lerin bu sözlerinin, müzik severler için en az konserlerin programları kadar davetkâr olduğunu düşünmekteyiz, orada görüşmek üzere…

İtalya’daki uluslararası yarışmada Türkiye’yi temsil eden Rus öğrenci Peter Mekaev, birincilik ödülünün sahibi oldu ve ülkemizi gururlandırdı.

Yaşar Üniversitesi Müzik Bölümü keman performansı 2’inci sınıf öğrencisi Peter Mekaev (23), İtalya’nın Fasano şehrinde düzenlenen Uluslararası Don Matteo Colucci Yarışması’nda Türkiye’yi temsil ederek birincilik ödülünün sahibi oldu. Moskova’da doğan ancak 10 yıldır Türkiye’de yaşayan genç yetenek, yarışma ödülü olarak ilk solo konserini Arnavutluk’un başkenti Tiran’da verecek.

TÜRKİYE’DE EĞİTİM ALDI

Ortaokul ile lise eğitimini Bursa ve İzmir’deki okullarda tamamlayan ve ilk kez 6 yaşında keman çalmaya başlayan Peter Makaev, iki yıl önce çocukluk hayalini gerçekleştirerek üniversitede müzik bölümünü kazandı. Burslu olarak kazandığı Yaşar Üniversitesi Müzik Bölümü’nde gösterdiği başarıların yanı sıra Mimar Sinan Rotary Kulübü Genç Müzisyenler Oda Müziği Yarışması’nda 2012 yılı 4’üncülük ve 2014 yılı 3’üncülük ödüllerinin de sahibi olan Peter, geçtiğimiz günlerde düzenlenen Uluslararası Don Matteo Colucci Yarışması’nda ülkemize büyük bir gurur yaşattı.

DÜNYADA KONSERLER VERMEK İSTİYOR

Kendi kategorisinde 13 yarışmacıyı geride bıraktığı yarışmaya Yaşar Üniversitesi Müzik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zehra Sak Brody eğitmenliğinde hazırlanan genç yetenek mezuniyet sonrası dünyayı gezerek konserler veren bir keman solisti olmak istediğini söyledi.

Hip Hop Jam İstanbul'un yıldızlarıyla tanışma fırsatı!Ceza, Mode XL, Ege Çubukçu, Sansar Salvo gibi rap yıldızlarının sahneye çıkacağı Türkiye hip hop arenasının heyecanla beklenen buluşması Hip Hop Jam İstanbul’da sürpriz! Hip hop hayranları sosyal medya üzerinden başlatılan iki farklı kampanya sayesinde hayranı olduğu sanatçı ile tanışma fırsatı yakalayacak!

 

Pozitif Live ve Hiphoplife işbirliği ile 5 Aralık Cumartesi günü Volkswagen Arena’yı adeta bir hip hop dünyasına dönüştürmeye hazırlanan Hip Hop Jam İstanbul’da Ceza, Mode XL, Ege Çubukçu, Sansar Salvo, Pit10, Ayben, Kamufle, Anıl Piyancı&Emrah Karakuyu, Allame, Joker ve Yener gibi önemli 33 hip hop yıldızı bir araya geliyor.
Hip Hop Jam İstanbul’dan rap müzik sevenlere sürpriz var. Pozitif Live’ın Spotify hesabındaki “Hip Hop Jam İstanbul 2015” playlist’inden 26 Kasım tarihine kadar dilediği parçaları #HipHopJamİstanbul2015 etiketi ile kendi sosyal medya hesapları üzerinden paylaşanlar arasından üç kişi ve Scorp uygulaması üzerinden “15 Saniyede Hip Hop Jam Sanatçıları” başlığı altında etkinliğin line up’ında bulunan bütün sanatçıların isimlerini söylediği videoyu paylaşarak en çok beğeni alan üç kişi, tek kişilik davetiye ve hayranı olduğu sanatçıyla bir araya gelmeye hak kazanıyor!

Gün boyu break dans, rap, graffiti ve DJ performanslarının gerçekleşeceği etkinlik, hip hop kültürünün bütün unsurlarını bir arada yaşama deneyimi sunuyor.

Line-Up: Ados, Ais Ezhel, Alaturka Mavzer, Allame, Anıl Piyancı&Emrah Karakuyu, Ayben, Cash Flow, Ceza, DJ Hırs, Ege Çubukçu, Fate Fat, Hidra, Joker, No.1, Kamufle, Karaçalı, Lider, Mode XL, Ozbi, Önder Şahin, Pit10, Rapozof, Sahtiyan, Sancak, Sansar Salvo, Sayedar, Soulkast(FR), Tankurt, TrySoldiers, Xir, Yener, 90BPM.

 

thumbs_b_c_e6747f55d66e4556c8f5121edb536f64.jpg

Dünyanın farklı şehirlerinde birçok kişi tarafından ziyaret edilen, “İstanbul Light Festival Zorlu Center” başladı.

Dünyanın farklı şehirlerinde birçok kişi tarafından ziyaret edilen, “İstanbul Light Festival Zorlu Center” başladı.

Festival Küratörü, UCLA Üniversitesi Media Art Bölüm Başkanı Rebeca Mendez, festivalin birden fazla duyuya hitap ettiğine vurgu yaparak, “Bu, İstanbul’daki ilk Işık festivali olacak. Amerika, Avusturalya, Venezuella, İtalya, Finlandiya, Japonya, İsrail, Fransa, Lübnan gibi dünyanın pek çok yerinden gelen 22 sanatçı 23 eseriyle yer alacak” dedi.

Işık enstalasyonları, interaktif ışık şovları, performanslar ve atölye çalışmalarının yapılacağı festival, 2,2 milyon dolara mal oldu.

Açılışta, üç kadından oluşan performans grubu WIFE, çeşitli nesnelerin üzerine yansıttıkları animasyonlar ve giydikleri farklı kostümlerle izleyenlere teatral bir şov sergiledi.

Eserler, 29 Kasıma kadar ücretsiz olarak gezilebilecek.