Teke yöresinin illerinden Burdur’un Altınyayla ilçesinde bin yılı aşkın süredir icra edilen üflemeli sazlardan sipsi, Türk Patent ve Marka Kurumunca coğrafi işaret alarak tescillendi.

eke yöresinin merkezi konumundaki Burdur’da eski adıyla “Dirmil” olan Altınyayla ilçesine özgü Türk Halk Müziği nefesli çalgısı sipsinin, tescillenmesi için Kaymakamlık öncülüğünde girişim başlatıldı.

Başvuruyu değerlendiren Türk Patent ve Marka Kurumu, Teke yöresi yürüklerine özgü, asırlardır süregelen bu kültürel mirasa, “Dirmil sipsisi” adıyla coğrafi işaret verdi.

Coğrafi işaretle tescillenen yöresel çalgıda, biri altında beşi ise üzerinde olmak üzere altı ses perdesi bulunuyor. Boyu ses aralığına göre 13 ile 28 santim arasında değişen sipsiye nefes veren iyi bir icracı 13 farklı ses elde edebiliyor.

Burdur’daki müzik geleneğine göre daha çok gurbet havalarında çalınan sipsi ile dokuz sekizlik, dokuz onaltılık ve iki dörtlük nota ölçüleriyle müzik yapılıyor. Sipsi, aralarındaki muhteşem uyumdan dolayı daha çok iki telli curayla birlikte çalınıyor.


Eskiden bölgedeki köy odası kültürünün de vazgeçilmezlerinden olan sipsi icrası, günümüzde de ustaları tarafından yaşatılmaya çalışılıyor. Yöre halkı, coğrafi işaret belgesiyle korumaya alınan sipsinin gelecek kuşaklara aktarılacak olmasının mutluluğunu yaşıyor.

TEKE YÖRESİNİN MÜZİK KÜLTÜRÜNDE YERİ AYRI

İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdullah Kılıç, yaptığı açıklamada, Teke yöresinde Burdur’un müzik kültüründe önemli yeri olduğunu söyledi.

Yörede halk müziğinde en çok sipsi, kabak kemane ve cura çalgılarının kullanıldığını belirten Kılıç, bu çalgılardan sipsinin Altınyayla (Dirmil) ilçesiyle özdeşleştiğini anlattı.

Burdur’un halk kültürü değerlerinden Ceviz ezmesi, Burdur şiş, Karamanlı cevizi, Karamanlı kişnişi ve Melli İnciri’nin de daha önceki yıllarda tescillendiğini dile getiren Kılıç, “Dirmil Sipsisi’nin de coğrafi işaretle koruma altına alınması halk müziği açısından son derece önemli oldu.” ifadesini kullandı.

“SİPSİYLE İKİ TELLİ CURANIN SES UYUMU MUHTEŞEMDİR”

Sipsinin coğrafi işaret alması için 2004’ten beri çalışma yürüten 52 yıllık sipsi ustası ve icracısı Hüseyin Demir (60) de usta çırak ilişkisiyle sipsiyi hem yapmayı hem de icra etmeyi öğrendiğini söyledi.


Altınyayla Kaymakamlığıyla Dirmil sipsisinin bütün özelliklerini belgelendirdiklerini belirten Demir, “Sipsideki 52 yıllık serüvenimde en son hedefim buydu, tescillendiği için kendimi çok mutlu hissediyorum.” dedi.

Türkçe’nin bilinen ilk sözlüğü olan Divan-ı Lügati’t Türk kayıtlarından edindiği bilgiye göre, sipsinin 920 yılında Dirmil ve Gölhisar taraflarında cura ve kopuzla çalındığını aktaran Demir, bu çalgının kökeninin Orta Asya’ya kadar uzandığına dikkati çekti.

Sipsinin bir Yörük çalgısı olduğunu vurgulayan Demir, “Yörüklerin çalgısı taşınması kolay olması için küçük olur. Cura da küçük Yörük çalgısıdır. Sipsiyle iki telli curanın ses uyumu muhteşemdir.” diye konuştu.

 

“ÇALDIKÇA SİPSİNİN SESİ GÜZELLEŞİR”

Demir, güçlü nefes ve diyafram istediği için diğer üflemeli çalgılara göre sipsi çalmanın daha zor olduğuna değinerek, şunları kaydetti:

“Sipsi su kamışından yapılır ancak her kamıştan olmaz. Ağızlık ve gövdenin birbiriyle uyumu iyi olması lazım. Çaldıkça sipsinin sesi güzelleşir, nefesin sıcaklığı, nemi kamışa işler. Sipsiye yurt içinden ve dışından oldukça ilgi var. Zaman zaman yurt içindeki ve dışındaki çeşitli müzik marketlere gönderiyoruz. İstanbul, İzmir, Antalya’dan çok yoğun talep oluyor. Almanya, İşveç, Japonya’daki müzik marketlere de gönderdik. Artık dünyadaki çeşitli müzik etkinliklerinde sipsi görülüyor.”

 

Kaynak : A.A.

 

Geçen ay ilk kez ABD’nin Utah eyaletinde ortaya çıkan ve Stanley Kubrick’in 2001: Space Time Odyssey filminden bir sahneyi andıran metal monolitlerin sayısı beşe yükselirken, geçen hafta California’da da ortaya çıkan metal yapımın gizemi çözüldü. Gerilla sanatı yaptıklarını açıklayan bir grup sanatçı, inşa ettikleri monolitin saldırıya uğrayıp yerine bir haç yerleştirilmesinin ardından duruma tepki göstererek bir duyuru yaptı. Ardından söz konusu monolitin yenisi tekrar aynı yerden yükseldi.

Geçen hafta ABD’nin California eyaletindeki Atascadero kasabasında  yer alan Pine Dağı’ndaki monoliti yapanlar ortaya çıktı. Bir grup sanatçı,  “Amerika Hiçbir Zaman Uzaylılara Ait Olmayacak” şeklinde slogan  atan bazı gençler tarafından   metal yapının kaldırılıp, yerine bir haç yerleştirilmesinin ardından Youtube’dan bir açıklama yaptı.

Wade MacKenzie adlı sokak sanatçısı, “Gerilla sanatı ortaya koymayı hedefledik. Ancak, kötü niyetli bir şekilde ortadan kaldırılınca monoliti tekrar yerine koymamız gerektiğini düşündük” ifadelerini kullandı. Bununla brilikte McKenzie, üç kenarlı yapıyı arkadaşları Travis Kenny, Randall Kenny ve Jared Riddle’ın yardımıyla inşa ettiğini söyledi.

ABD’nin Utah eyaletinde havadan yaban koyunu sayımı yapan milli park görevlileri tarafından 18 Kasım’da tesadüfen keşfedilen uzun ve parlak metal monolit, tüm dünyanın ilgisini çekmişti.

 

Bununla birlikte, adeta, “2001: A Space Odyssey” filminden fırlamış gibi görünen yapının kim tarafından ne zaman çöle yerleştirildiğine ilşkin araştırmalar sürerken, Utah Eyalet Arazisi Bürosu (BLM) geçen hafta sonu gizemli nesnenin ortadan kaybolduğunu açıklamıştı.  California’daki monoliti inşa edenlerden biri olan Travis Kenny, Utah’taki yapıyı gördüğünde, “İnsanların görmek için saatlerce yol kat ettiği şu sanat eserine bakın’ dedim. Romanya’da da ikinci bir monolit yükseldiğinde ise üçüncüsünü biz yapmalıyız diye düşündüm” dedi.

Sanatçılar, paslanmaz çelik kullanılarak yapılan 3 metre boyutundaki monoliti sadece birkaç saat içinde hazırladıklarını, ancak dağın zirvesine yeniden yerleştirine kadar 3 kilometre yürüdüklerini ve 400 metre tırmandıklarını ifade ederek, “Hepimiz neredeyse 50 yaşındayız. Bu durum 90 kilo ağırlığındaki bir cismi kilometrelerce taşıyacak kadar formda olduğumuzu bize kanıtladı” dedi.

Diğer taraftan McKenzie, “Monolitin aslında internette viral olacağına dair bir düşüncemiz yoktu. Şu anda insanların onu görmek için Los Angles ve San Francisco’dan geldiğini görmek keyif verici” diyerek, monolitin saldırıya uğramasının ardından Belediye Başkanı Heather Moreno ile görüştüklerini ifade etti. MacKenzie, Moreno’nun kendilerine monoliti kalıcı bir şekilde durabileceği bir yer önerdiğini sözlerine ekledi.

Ayrıca, The San Luis Obispo Tribune’ün bildirdiğine göre McKenzie ve arkadaşlarının yaptığından farklı olarak Atescadero kasabasında bir monolit daha ortaya çıktı.
Kaynak : ntv.com.tr

Pandemi sürecinde hiçbir sabit geliri olmayan ve ekonomik olarak zor bir süreçten geçen müzisyenlerin yer alacağı bir senfonik orkestra kuruldu. Klasik müziğin Türkiye’deki en önemli icracıları arasında yer alan Gürer Aykal, Gülsin Onay, Cihat Aşkın, İdil Biret gibi isimlerin de şef ve solist olarak yer alacağı konserler Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda gerçekleştirilecek.                                             

Kadıköy Belediyesi’nin destek verdiği projede şef, solist ve orkestracı olarak aynı meslek grubundan birçok sanatçı da karşılık beklemeden yer alıyor. “Kadıköy Belediyesi Pandemi Orkestrası” adıyla beş konser verecek orkestraya, Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası ev sahipliği yapacak. Pandemi orkestrasının ilk konseri 7 Aralık 2020 Pazartesi şef Rengim Gökmen ve İdil Biret’in katılımıyla; ikinci konser 4 Ocak 2021’de şef Oğuzhan Balcı ve Gökhan Aybulus’un katılımıyla; üçüncü konser 8 Şubat 2021’de şef Gürer Aykal ve Bülent Yazıcı’nın katılımıyla; dördüncü konser 8 Mart 2021’de şef İbrahim Yazıcı ve Gülsin Onay’ın katılımıyla; beşinci konser ise 29 Mart 2021’de şef Hakan Şensoy ve Cihat Aşkın katılımıyla gerçekleşecek. Biletler Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası gişesi ve internetten satışa sunulacak.

 

Amerikan müzik endüstrisinde büyük öneme sahip Grammy ödüllerinin adayları belli oldu .BBC’nin haberine göre, 63. Grammy Ödülleri’ne, ABD’li pop yıldızı Beyonce, 9 kategoride aday gösterildi. Beyonce böylece Grammy tarihinde en çok aday gösterilen kadın sanatçı oldu.

 

Beyonce’u, 6 dalda adaylıkla Taylor Swift, Roddy Ricch ve Dua Lipa izledi. Grammy’nin sahipleri 31 Ocak’ta düzenlenecek törenle açıklanacak. 63. Grammy Ödülleri’nin belli başlı dallardaki adayları şöyle sıralanıyor:

Yılın albümü: Chilombo (Jhene Aiko), Black Pumas (Black Pumas), Everyday Life (Coldplay), Djesse vol. 3 (Jacob Collier), Women in Music Pt. III – (Haim), Future (Nostalgia) Dua Lipa, Hollywood’s Bleeding (Post Malone), Folklore (Taylor Swift).

Yılın Kaydı: Black Parade (Beyonce), Colors (Black Pumas), Rockstar (DaBaby featuring Roddy Ricch), Say So (Doja Cat), Everything I Wanted (Billie Eilish), Don’t Start Now (Dua Lipa), Circles (Post Malone), Savage (Remix), (Megan Thee Stallion featuring Beyonce).

Yılın şarkısı: Black Parade (Beyonce), The Box (Roddy Ricch), Cardigan (Taylor Swift), Circles (Post Malone), Don’t Start Now (Dua Lipa), Everything I Want (Billie Eilish), I Can’t Breathe (H.E.R), If the World Was Ending (JP Saxe and Julia Michaels).

En iyi solo performans: Yummy (Justin Bieber), Say So (Doja Cat), Everything I Wanted (Billie Eilish), Don’t Start Now (Dua Lipa), Watermelon Sugar (Harry Styles), Cardigan (Taylor Swift)

En iyi pop-grup performansı: Un Dia (J Balvin, Dua Lipa, Bad Bunny and Tainy), Intentions (Justin Bieber- Quavo), Dynamite (BTS), Rain on Me (Lady Gaga-Ariana Grande), Exile (Taylor Swift-Bon Iver).

THE WEEKND ADAY GÖSTERİLMEMESİNİ ELEŞTİRDİ

Kanadalı pop şarkıcısı The Weeknd, aday gösterilmediği Grammy ödülleri için “yozlaşmış” ifadesini kullandı.

Son albümü “After Hours” önemli başarıya imza atan ve daha önce 3 kez Grammy kazanan The Weeknd, bu yıl aday 63. Grammy ödüllerine aday gösterilmeyince tepkisini Twitter’da dile getirdi.

The Weeknd, “Grammyler yozlaşmış kalmayı sürdürüyor. Bana, hayranlarıma ve sektörün şeffaflığına borçlusunuz.” paylaşımını yaptı.

“After Hours”tan “Blinding Lights” şarkısı dünya çapında hit olan The Weeknd, “Billboards Hot 100” listesinde de bir numaradaydı.

Şarkıcı, 40 hafta boyunca listenin ilk 10’unda yer almıştı.

Thee Weeknd, Amerikan Müzik Ödülleri’nde Soul-R&B dalında En İyi Erkek Şarkıcı, En İyi Albüm ve En İyi Şarkı ödüllerini kazanmıştı.

K-POP GRUBU BTS İLK KEZ GRAMMY’E ADAY GÖSTERİLDİ

Güney Koreli erkek grubu BTS, en son single’ı “Dynamite” ile Grammy’e aday gösterilen ilk K-pop müzik grubu oldu.

BTS, “En İyi Pop-Grup Performansı” dalında Amerikan müzik ödülüne aday gösterildi.

 

 Ankara’da temeli 23 yıl önce atılan Temelini 1997’de dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in attığı projenin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın(CSO) yeni binası, 3-4 Aralık’ta düzenlenecek gala konserleriyle açılıyor.

Dünya metropollerinin sayılı müzik merkezlerinden biri olmayı hedefleyen Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası(CSO) Yerleşkesi açılıyor. CSO konser salonu ve koro çalışma binaları, 3-4 Aralık tarihlerindeki gala açılışı ve ardından sezon programıyla kültür-sanat hayatına ‘merhaba’ diyecek. CSO’nun internet sitesinde yaklaşık 83 milyon euro’ya mal olduğu belirtilen bina, dünyanın dört bir yanından en saygın orkestraları ve solistleri ağırlayacak. Yeni bina klasik müzikten geleneksel müziğe, dünya müziğinden popüler müziğe kadar çok zengin bir içerikle sanatseverlere hizmet verecek.

AÇILIŞIN ARDINDAN DOLU PROGRAM

Gala açılışında dünyaca ünlü soprano Angela Gheorghiu ve dünyanın en iyi piyano ikililerinden olan Güher ve Süher Pekinel kardeşleri Şef Cemi’i Can Deliorman yönetiminde ağırlayacak olan CSO, bünyesine yeni katılan sanatçılarla da ilk kez müzikseverlerin karşısına çıkacak. 3-4 Aralık’taki açılış konserlerinin ardından 5 Aralık’ta İdil Biret resitali, 11 Aralık’ta Nil Venditti & Nil Kocamangil, 18 Aralık’ta Antonio Pirolli & Atakan Sarı ve 25-26 Aralık tarihlerinde ise Cemi’i Can Deliorman şefliğinde dünyaca ünlü vokal Buika ile yeni yıl konserleri gerçekleşecek. Biletler, kısa süre sonra Sanat Cep uygulaması ve biletinial.com’dan satışa açılacak.

YENİ BİNADA NELER OLACAK?

* 2023 kişilik Büyük Salon

* 500 kişilik Mavi Salon

* 600 kişilik Tarihi CSO Salonu

* 10 bin kişilik açık hava konser alanı

* CSO Müzesi

* Bir restoran ve bir kafeterya

* Çalışma ofisleri, kiralanabilir ticari alanlar, CSO dükkânı.

 

 7.Vancouver Türk Filmleri Festivali, bu yıl 16-21 Aralık 2020 tarihleri arasında, çevrimiçi olarak gerçekleşecek. Dört gün boyunca ödüllü uzun metrajlı filmlere ve kısa filmlere ev sahipliği yapacak olan festivalin online konukları Ece Dizdar, Eylem Kaftan, Kıvanç Sezer ve Serra Yılmaz.

Türk Kanada Derneği, Simon Fraser Üniversitesi ve Northwest Film Forum katkılarıyla düzenlenen 7’nci Vancouver Türk Filmleri Festivali, corona virüs salgını altında bu yıl 16-21 Aralık tarihleri arasında çevrimiçi olarak gerçekleşiyor.

Festival, izleyiciye teknik olarak iyi bir sinema deneyimi yaşatmak amacıyla Amerika’nın kar amacı gütmeyen film ve sanat platformu Northwest Film Forum ve online yayın platformu Eventive ile ortaklık yapıyor.

Festival direktörü Eylem Sönmez, “Bu yıl da ödüllere doymayan Türk filmlerini Kanada’ya getirerek, Türk  kültürünü ve sinemasını tanıtmayı, ülkenin toplumsal sorunlarına çağdaş sinema üzerinden dikkat çekmeyi hedefliyoruz. Festival online olması nedeniyle sadece Vancouverlılar tarafından değil, Kanada’nın her yerinden, bazı filmler ise Kuzey Amarika kıtasından izlenebilecek” dedi.

4 UZUN METRAJLI FİLMİN HİKAYELERİ

Bilmemek (Not Knowing) hayatlarından memnun olmayan bir ailenin yaşamına odaklanıyor. Birbirlerine tahammül edemeyen Selma ve Sinan’ın, hakkında eşcinsel olduğuna dair dedikodular çıkan, sutopu oyuncusu oğulları Umut bir gün ortadan kaybolur. Selma ve Sinan için oğullarını aramak, kendilerini bulma hikayesine dönüşür. Yönetmenliğimi 31’inci Ankara Uluslararası Film Festivali’nde “En İyi Film” seçilen Bilmemek, Antalya Altın Portakal ve Adana Altın Koza Film Festivallerinde’de birçok ödüle layık görüldü.

Kovan (Hive) filminde Almaya’da yaşayan Ayşe’nin annesi hastalanınca, Artvin’deki köyüne dönüşünü ve hayatta en büyük korkusu olan arılarla haşır neşir olmasına tanık oluyoruz.  Ayşe karakterini Meryem Uzerli’nin canlandırdığı ve yönetmenliğini Eylem Kaftan’ın yaptığı film “En İyi Kadın Oyuncu” ödülü dahil olmak üzere Amerika’nın New York şehrinde düzenlenen 8’inci Chelsea Film Festivali’nden 6 ödülle geri döndü. Almanya Hof Uluslararası Film Festivali’nde, Hong Kong Asian Film Festivali’nde gösterilen film, Aralık ayında Norveç’teki Films From the South Festivali’nde, Ocak ayında ise Bangladeş’teki Dhaka Film Festivali’nde yarışacak.

Küçük Şeyler (La belle indifference), Yönetmen Kıvanç Sezer’in “Emlak-Konut Üçlemesi”nin ikinci filmi. İlk film “Babamın Kanatları”nda inşaat sektöründe çalışan bir işçinin dramını izlemiştik. İkinci film olan Küçük Şeyler’de ise inşaatın bitmiş halinde oturan ve bir anda işsiz kalınca ev kredilerini ödemekte zorlanarak hayatları değişen bir çiftin yaşamına odaklanıyoruz. Bu üçleme bize son 10 yılda Türk ekonomisinin itici gücü haline gelen emlak-konut sektörünün insanların hayatlarını nasıl etkilediğini anlatıyor. Küçük Şeyler, 54. Karlovy Vary Uluslararası Film Festivali’nin ana yarışma bölümünde yarıştı. Filmin başrol oyuncularından Alican Yücesoy ise 33. Herceg Novi – Montenegro Film Festivali‘nde “En İyi Erkek Oyuncu Ödülü”ne layık görüldü.

Aşk, Büyü Vs (Love, Spells and All That) gençliklerinde aşk yaşamış iki kadının, yıllar sonra biraraya gelip, aşka ve metafiziğe olan inançlarını sorgulamasını anlatıyor. Türkiye’de homofobinin arttığı bir dönemde, aşk insanları birleştirirken, toplumun onları ayırıyor. Yönetmenliğini Ümit Ünal’ın yaptığı film, 39. İstanbul Film Festivali’nin öne çıkan filmi olurken, SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) tarafından da “En İyi Film” ödülüne layık görüldü.

ÜNLÜ KONUKLARLA ONLINE SÖYLEŞİ

Festivalin online olmasının bir diğer avantajı bu filmlerin oyuncuları ve yönetmenleriyle, Zoom üzerinden gerçekleştirilecek Soru/Cevap seansları. Bu yıl Ece Dizdar, Eylem Kaftan, Kıvanç Sezer, Serra Yılmaz festivalin konukları arasında yer alıyor.

“Kısa Film Kuşağı”nda ise Seattle Türk Filmleri Festivali’nin seçkisinde yer alan 10 film yayınlanıyor. Genç yönetmenlerin işlerini tanıtabilmek adına açılan kısa filmler kuşağında, seyircinin oylarıyla seçilen en iyi filme Vancouver Türk Filmleri Festivali İzleyici ödülü verilecek.

 

19. Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali sanal konserle başladı. Bu sene 19’uncusu düzenlenen Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali, yeni tip corona virüs (Covid-19) salgını nedeniyle sanal ortamda yayınlanan konserle başladı.

19. Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali, yeni tip corona virüs (Covid-19) salgını nedeniyle sanal ortamda yayınlanan konserle başladı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Afyonkarahisar Valiliği, Afyonkarahisar Belediyesi, İl Kültür Turizm Müdürlüğünün düzenlediği festivalde ilk konseri Cumhurbaşkanlığı Başkemancısı Jülide Yalçın ile Çağdaş Özkan verdi.

Vali Gökmen Çiçek, Afyonkarahisar’ın son yıllarda gösterdiği büyümeyle göz kamaştıran, her geçen gün sosyo-ekonomik anlamda biraz daha büyüyen Anadolu’nun ortasında Ege’de gizemli şehir olduğunu kaydetti.

Afyonkarahisar Belediye Başkanı Mehmet Zeybek de dünyada şehir kavramının sanatla iç içe olduğunu belirterek, “Bizler de bu şehrin emanet edildiği kişiler olarak şehri kültür ve sanatın uluslararası alanda gelişmesi noktasında diyalog ve birikimlerimizi halkımızla paylaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

Hüseyin Başkadem’in genel sanat yönetmenliğini üstlendiği 3 gün sürecek festival, “http://www.afyonklasikmuzikvecazdernegi.org.tr” adresinden izlenebilecek.

Ünlü besteci Beethoven 250. doğum gününde sempozyumla anılacak

Ünlü besteci Ludwig van Beethoven, Trakya Üniversitesince düzenlenecek “250. Doğum Gününde, Türkiye’de Ludwig van Beethoven Sempozyumu” ile anılacak

Trakya Üniversitesinden yapılan açıklamada, yüzyılları aşan düşünce yapısı ve eserleriyle Beethoven’ın, Osmanlı’dan başlayarak Cumhuriyet döneminde de Türkiye’de en çok sevilen, eserleri seslendirilen besteciler arasında yer aldığı belirtildi.

Beethoven’ın, 18. yüzyıl sonu ve 19. yüzyıl başında yaşadığı döneme verdiği sanatsal tepkilerle, çağlar boyu insanlığı etkileyebilecek güce sahip yapıtlar ortaya koyduğu vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Beethoven’ın, resmi kayıtlara göre doğum gününün tam 250. yıl dönümü olan 17 Aralık 2020 Perşembe günü, Trakya Üniversitesi özel bir sempozyum düzenleyecek. Uzman müzikolog Ersin Antep’in bilimsel koordinatörlüğünde gerçekleşecek etkinliğin Düzenleme Kurulu Başkanlığını Dr. Öğretim Üyesi ve kontrbas sanatçısı Sela Can Dökmeci üstleniyor. Rektör Yardımcısı, Devlet Konservatuvarı Müdürü, Balkan Senfoni Orkestrası Genel Yönetmeni Prof. Ahmet Hamdi Zafer’in başkanlığında düzenlenen sempozyumda, genel sekreter olarak Doç. Musa Eren İşkodralı’nın yöneticiliğinde ‘Beethoven Eserleri’ başlıklı dinletiler de yer alacak.”

Kurslar hijyen koşullarına uyma koşuluyla bireysel eğitimlere dönüyor.

Milli eğitim bakanlığının gönderdiği 16915068-410,99E.17106687 NOLU  Bireysel Uygulama Eğitimi hakkındaki yazı ile Kurslarda Bireysel eğitimler Açıklanan önlemler ve tedbirler ile dışarı çıkma yasağına uymak koşulu ile eğitime devam edilmesine karar verilmiştir.

İlgili genelde aşağıdaki gibidir.

 

 

 

 

ÇAĞRI !

Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Tüm Sanat Kurslarına Çağrıdır.

 

Bugüne kadar; Birleşme, Dernek, Topluluk, Grup, Birlik oluşturma çabalarımıza siz sanat eğitimi veren hiç bir kurum, kuruluş ve işletmeden olumlu cevap alamadık.

Gerek korona günlerinde, gerekse korona öncesi fiili olarak kurumlarda çalışan ve/veya kurum olan işletmelerin bir araya gelerek haklarının aranması, hükumetler nezdinde çalışmaların daha bilinçli yapılması adına birlik olmaya çağıyoruz.

Özel sanat Kurslarının sorun ve problemlerini pandemi sırasında veya pandemisiz bir başka kişinin, kurumun sanat kursu çalışanları veya yöneticileri dışında çözmesi veya çözüm üretmesi mümkün değildir.

Sanat Eğitiminin nasıl verildiğinden bihaber olanların düzenlediği yönetmelikle sanat kursları , ehliyet kursu veya üniversiteye hazırlık kursu mantığı ile yürütülmektedir. Oysa uygulamadaki farklılıkların bilincinde olmayan anlayışla sorunlarımızın çözüleceğini ummak ancak “Godot’yu beklemektir”

Daha ne bekliyorsunuz?

Ehliyet kursu, İş Makinası Kursu, Üniversite Kursu, KPSS kursu, ALES Kursu, mantığıyla yönetmelik çıkartılan ve aynı mantıkla yön verilmeye çalışılan örneğin; Piyano Kursu için 15 Metre kareye 10 öğrenci kapasitesi veren ve bunun nedenini sorgulamayan bir yönetmelikten mi medet umuyorsunuz, yoksa yok sayılan sanat kursları ve çalışanların haklarının korunacağını mı düşünüyorsunuz? Eskiden dershanelerin öğretmenleri indirim kartlarından faydalanırken siz Kurs çalışanlarının (kadrolular dâhil) hiçbir hakkı olmaması sizlere garip gelmiyor mu? Sizlerin, bizlerin hakkını kim savunacak? Artık Birlik olma vakti değil mi?

Benzer yönetmeliği sahip olmamıza rağmen MEB’e bağlı okullar tüm hak ve desteklerden faydalanırken, küçük imkanlarla ayakta kalmaya çalışan Kurslar ve çalışanları pandemi sırasında veya sonrasında ne yapacaktır.? Devletin bizleri yok sayması ve açlığa mahkum etmesine daha ne kadar göz yumacağız?

Cezalandırmada aynı kriterlere sahip olduğumuz fakat iş yapma konusunda yok sayılmamıza karşı, siz hakkınızı, biz hakkımızı savunmazsak kim savunacak? Godot’yu daha nekadar bekleyeceğiz?

Devasa bütçelere sahip kolejlerle rekabet etmemize rağmen devleti yanında hissedemeyen kurs sahipleri ve çalışanları birlik olma vakti değil mi?

Pek çok kez çağrıda bulunmamıza rağmen, hiç birinizin hakkını aramak için bizlerle iletişime geçme girişiminde bulunmaması ilginç değil mi?

Daha kaç sanat eğitimcisi, Müzisyen veya resim, dans, drama, bale eğitmeni açlığa mahkum edilsin istiyorsunuz? Hakkımızı kendimiz savunmalıyız, bunun için de birlik olmak zorundayız. Görünmez ve yokmuşçasına bakılıp sadece denetim ve cezalandırılacağınız zaman mı fark edileceksiniz?

“Kurs işte ne olacak”algısını yıkmadığımız sürece, ne hak ettiğimiz saygıyı, ne de yaptığımız işin saygınlığını, karşılığını alamayız ve koruyamayız. Siz sanat kurslarında çalışanlar veya sanat kurs sahipleri Godot gelmeyecek bilin istedik.

Pek çok işletme ve kuruma destekler verilirken Anayasada açıkça yazmasına rağmen gerek üniversite kursları, gerek kolej kursları ve gerekse Belediyelerin sözde sanat kursları ile rekabet eden küçük kurumlar olan bizlerin hiçbir desteğe layık görülmediğimizin farkında mısınız? Oysa ki Anayasanın ilgili Maddeleri olan ;

—“64. Madde
XII. Sanatın ve Sanatçının Korunması
Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi, desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır.
—-173. maddesi ise” Devlet, esnaf ve sanatkarı koruyucu ve destekleyici tedbirleri alır.”

demektedir. Bizler, sizler bu camiada ki çalışan, okuyan, işveren ve sözüm ona sanatçıların; Anayasal haklarımız için parmaklarını dahi kıpırdatmadığının ve yok sayıldığımızın farkında mısınız.

Milyonlarca lira paralarla konser veren sanatçıların(!) konserlerine sanata yakın olanlar gider ve işte tamda onları biz eğitmeye çalışıyoruz. Parası olsa dahi sanatla ilgisi olmayan kişi konsere gitmez, sergiye gitmez, daha ister misiniz anlatmamızı yoksa halden anlar mısınız?

Milletvekillerimizi saymayacağız, belki bu yazımız için soruşturmaya uğrayacağız fakat artık konuşma ve birlik olma vakti değil mi?

Yeter demek, hakkınız, hakkımız ve elbette HALKIMIZ için Birleşin!

 

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği

Yönetim Kurlu Adına

Naci ÖZCAN

 

İrtibat : [email protected] / [email protected]

Tel : 0212 570 80 68 / 0530 880 71 80

Kartal Belediyesi Sanat Akademisi’nde eğitim alan öğrenciler, 10 Kasım dolayısıyla Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk için bir sergi düzenledi.

Kartal Belediyesi Ana Hizmet Binası Fuaye Alanı’nda düzenlenen ‘O Her Yerde’ isimli sergide akademinin yetenekli öğrencilerinin “Atatürk” temalı resimleri yer aldı. Sergiye katılan Kartal Belediyesi Başkan Yardımcısı Adem Uçar, birbirinden güzel eserlere hayat veren öğretmen Murat Havan ve öğrencilerine teşekkür etti.

Sergi açılışında hazır bulunan Sanat Akademisi’nin Müzik Bölümü öğrencileri ise Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikal edişinin yıl dönümü dolayısıyla hazırladıkları zengin repertuvar ile eşsiz bir müzik dinletisi sundu. Fuaye alanının girişine yerleştirilen Atatürk’ü anma hatıra defteri ile de öğrenciler Ata’ya olan özlemlerini kaleme aldı.

Sergi 12 Kasım Perşembe gününe kadar Kartal Belediyesi Ana Hizmet Binası’nın giriş katında bulunan fuaye alanında ziyaret edilebilir.

 

Kaynak: Kartal Belediyesi

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vefat ettiği gün olan 10 Kasım 1938 tarihli ve her yıl Kasım ayının 10. gününde çıkan gazeteler Büyükçekmece’de sergilendi.

 

Efemera Kolleksiyoncusu Dt. Ulvi Sulaoğlu’nun koleksiyonunda yer alan “O Gün’ün Gazeteleri” isimli sergi, Atatürk’ün vefatının 82’inci yıldönümünde Büyükçekmece Belediyesi Hizmet Binası Dumlupınar Salonu’nda açıldı.

 

Tarihsel süreç anlatıldı

Serginin açılış törenine Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün, Büyükçekmece Garnizon Komutanı Albay Caner Demirkol, mahalle muhtarları, belediye meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve gazilerin yanı sıra çok sayıda vatandaş katıldı. Açılış kurdelasının kesilmesinin ardından koleksiyoner Ulvi  Sulaoğlu, sergide yer alan gazeteler ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ait obje ve hatıraların tarihsel süreci hakkında davetlileri bilgilendirdi.

Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün, Sulaoğlu’na teşekkür ederek günün anısına plaket takdim etti. Sergi 15 Kasım Pazar akşamına kadar açık kalacak.

 

Kaynak: Büyükçekmece Belediyesi