İstanbul’da yeni bir müzik festivali başlıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı’nın katkılarıyla, Akademi Festival İstanbul bünyesinde düzenlenen  1. İstanbul Uluslararası Oda Müziği Festivali, 21 Eylül-2 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

 

 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı’nın katkılarıyla, Akademi Festival İstanbul bünyesinde düzenlenen, 21 Eylül-2 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek, 1. İstanbul Uluslararası Oda Müziği Festivali tanıtım toplantısı Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu’nda yapıldı.

İBB Kültür Daire Başkanlığı Koordinatörü Figen Ayhan Karakelle, festivalin sanat yönetmeni Nil Kocamangil ve direktör Aycan Altungül’ün katıldığı basın toplantısında 1. İstanbul Uluslararası Oda Müziği Festivali’nin programı açıklandı.

İlk yılında ana teması, “Doğa ve İstanbul” olarak belirlenen festivalle ilgili İBB Kültür Daire Başkanı Figen Aykan Karakelle, İBB’nin 2021-2022 kültür- sanat sezonun pek çok uluslararası etkinliğinden ilki olduğunu vurguladı. Gençlerin klasik müziğe verdiği emeği ve çabayı destekledikleri için mutlu olduklarını belirten Karakelle, İstanbul’u ve doğayı iyileştirme konsepti ile gençlere umut verdiği ve sanat ile İstanbul’un bir bütün olduğunu anlatan bir yaklaşımı olduğu için İBB olarak festivali önemsediklerini belirtti.

Festival direktörü Aycan Altungül festival kapsamında kurulan İstanbul Uluslararası Müzik Akademisi’nde genç müzisyenlerin, uluslararası konservatuarlarda eğitmenlik yapan usta sanatçılarla bir araya gelmesinin öneminin altını çizdi. Dünyaca ünlü müzisyenlerin İstanbullularla buluşacağı festivale katılacak müzisyenleri ise sanat yönetmeni Nil Kocamangil açıkladı.

 

GENÇ MÜZİSYENLER VE EFSANEVİ MÜZİSYENLER BULUŞACAK

Festival kapsamında yer alan İstanbul Uluslararası Müzik Akademisi, genç müzisyenler ve efsane isimlerle bir araya getiriyor. İstanbul Uluslararası Müzik Akademisi ilk yılında efsanevi çellist ve eğitmen Gary Hoffman ile piyanist Caspar Frantz ve son dönemlerin en çok konuşulan keman sanatçılarından Svetlin Roussev’i yarının yıldızları ile buluşturuyor. 

Boğaziçi Üniversitesi’nde eğitimleri devam eden genç sanatçılar da festivalde; İstanbul sevgisi, İstanbul’un tarihi geçmişi, kültürel bağları ve doğasını konu olarak işledikleri heykel sergisi ile yer alıyorlar. 

“Gençler İstanbul’u İyileştirecek Konserleri” başlığı altında ise 28 genç müzisyene destek sağlanacak ve Türkiye’nin parlak yeteneklerinin performans sergileyeceği konserler gerçekleştirilecek.

ÜCRETSİZ ETKİNLİKLER YAPILACAK

Festival kapsamında CRR Konser Salonu’nda gerçekleştirilecek konserlerin yanı sıra Maçka Habitat Parkı’nda da atölye çalışmaları ile birlikte ücretsiz etkinlikler düzenlenecek. Habitat Parkı’nda gerçekleştirilecek etkinlikler arasında; “Gençler İstanbul’u İyileştirecek Konserleri”, “Minyatür Bahçe ve Teraryum Atölyesi”, Sevtap Çapan ile “Edebiyatta İstanbul ve Boğaz söyleşisi”, İstanbul Boğazı ve Boğazın Prensi Lüfer söyleşisi ve Lüfer – Boğazın Prensi  belgesel gösterimi, yazar Yekta Kopan ile “İstanbul’a Güven”,  mimar Seda Özen ile “İstanbul’a Sorumluluk” söyleşileri,  Tarlabaşı…Tarlabaşı  belgesel gösterimi, “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Çok Sesli Müzik Barkovizyon Gösterimi” ve Mert Sandalcı ile söyleşinin yanı sıra  Doğa Öktem ile Yoga Atölyesi,” İstanbul’un Dört Ayaklıları söyleşisi” ve Kedi belgeseli gösterimi yer alıyor.

 

CEMALR REŞİT REY KONSER PROGRAMI

21.09.2021, saat 20.30

Lucas & Arthur Jussen

Festivalin açılış konserini, piyanonun yıldızları Jussen kardeşler gerçekleştirecek. Dünyaca ünlü şefler ve prestijli orkestralar eşliğinde sayısız konserler veren ve genç yaşlarına büyük başarılara imza atan piyanonun yıldızları Lucas & Arthur Jussen kardeşler, dört el piyano repertuvarının en güzel örneklerini seslendirecek.

23.09.2021, saat 20.30

Gary Hoffman & David Selig

Dünyaca ünlü orkestralar eşliğinde sayısız konserler veren efsanevi çellist Gary Hoffman ve Sidney Piyano Yarışması ödüllü piyanist David Selig, festival kapsamındaki konserleri ile ilk defa İstanbullu dinleyicilerle buluşuyor.

26.09.2021, saat:20.30

Hellen Weiss & Gabriel Schwabe & Caspar Frantz

Festival ayrıca çok özel bir üçlüyü ağırlıyor. Eşsiz tınısıyla herkesi kendine hayran bırakan piyanist Caspar Frantz, dünyanın en prestijli çello yarışmalarında ödüller kazanmış Gabriel Schwabe, solist kimliğinin yanı sıra küçük yaşlarından itibaren süren oda müziği tutkusu sayesinde önemli isimlerle sahneyi paylaşmış Hellen Weiß’dan oluşan bu çok özel üçlü müzikseverlere müzik ziyafeti yaşatacak.

28.09.2021, saat:20.30,

Svetlin Roussev & Elena Rozanova

Son dönemlerin en çok konuşulan keman sanatçılarından Svetlin Roussev ve piyanist Elena Rozanova festival kapsamında CRR Konser Salonu’nda dinleyicilerin karşısına çıkıyor.

29.09.2021,saat 20.30

Burak Bilgili & Gökhan Aybulus

Dünya devleriyle aynı sahneyi paylaşan piyanist Gökhan Aybulus ile yine dünyaca ünlü şeflerle sahneye çıkan bas-bariton Burak Bilgili festival kapsamında müzikseverlerle buluşuyor.

02.09.2021

Borusan Quartet & Nil Kocamangil

Festival kapanış konserinde Borusan Quartet ve çellist Nil Kocamangil Osman Yücesan anısına bir araya geliyor.

 

Kaynak: Ntv

İstanbul’da, 14 Eylül’de açılan resim sergisi ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. 14 Ekim tarihine kadar devam edecek olan sergi Türk ve Rus Kültür iş birliği çerçevesinde, ‘Sanat ve uzay: Aynı çatı altında’ isimli uluslararası karma resim sergisi düzenleniyor.
Sergide, Rusya’dan Katerina Kaya ve Cornelia MarganTürkiye’den de Mustafa Albayrak ve Musa Günay’ın eserleri yer alıyor.
Bu sergiyle, iki farkı kültürden beslenen sanatçıların aynı çatı altında bir araya gelerek sanatın evrensel dilinin mesafeleri yakınlaştıran kucaklayıcı yüzünü İstanbullu sanatseverlerle buluşturmayı amaçlandığı belirtildi.
Rusya ve Türkiye’nin iki önemli stratejik partner olduğunu dile getiren sergi organizatörleri, iki ülke arasındaki ilişkilerin, Rusya’nın İstanbul’da büyükelçilik açtığı 1701’de kurulduğunu belirterek, “Bu sergiyi açarak ülkelerimiz arasındaki dostluğa değer verdiğimizi göstermek istedik. Rusya ve Türkiye’den ressamlar, sanat yoluyla Rus-Türk bağlarının güçlendirilmesine katkıda bulunmaktan mutluluk duyuyor” ifadesini kullandı.
Serginin organizatörü ve sponsoru Root Invest gayrimenkul yatırım şirketiyken Toplumsal Diplomasi Derneği bilgi desteğini üstlendi.

 

Covid-19 tedbirleri kapsamında perdelerini açmaya hazırlanan Devlet Tiyatrolarında (DT), yeni sezonun ilk biletleri 18 Eylül’de satışa çıkacak.

Kültür ve Turizm Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, yeni tiyatro sezonuna 17 prömiyerle başlayacak DT, 21 Eylül’den itibaren sanatseverlerle buluşacak.

İstanbul sahnelerinde 4 yeni oyun

Yeni sanat sezonunda yerli ve yabancı 150 farklı oyun sahneleyecek DT’nin ilk ay repertuarında en fazla yeni oyun ise İstanbul Devlet Tiyatrosunda sahnelenecek.

Prömiyer yapacak oyunlar “Seneye Bugün”, Mecidiyeköy Büyük Sahne’de; “Gazale (Uzun Gece)”, Üsküdar Tekel Sahnesi’nde; okuma tiyatrosu “Bir Arap Gecesi”, Garibaldi’de; çocuk oyunu “Şuşa ile Kiki (Yer ile Gök Arasında)” ise Fatih Belediyesi Kültür Sanat Merkezi’nde sanatseverleri selamlayacak.

 

Sunuculuğunu Özge Ulusoy’un yaptığı gece, İranlı tasarımcı Azadeh Pourakbar’ın defilesiyle başladı. Defilenin sürprizi, doğaya dikkat çeken kıyafetiyle Yılmaz Morgül oldu. Defilenin ardından gece, Golden Palm Awards Kurucu Başkanı Nedim Delibaş, Eshome Collection Yönetim Kurulu Başkanı Sevim Aydın ve İstanbul Turizm Derneği Genel Başkanı Yalçın Aydın’ın konuşmalarıyla devam etti.

 

 

Törende ‘Yılın Rock Sanatçısı’ Ufuk Beydemir olurken, ‘Yılın Rap Sanatçısı’ ödülü Norm Ender’e verildi. ‘Yılın Türk Sanat Müziği Sanatçısı’ ödülünü ise Aslı Hünel kazandı. İsmail Hacıoğlu, ‘Yılın Erkek Sinema Oyuncusu’ seçilirken, ‘Yılın Sinema Filmi Projesi’ne ‘Kesişme’ layık görüldü. Nazlı Çelik, ‘Yılın Kadın Haber  Sunucusu’ oldu ‘Yılın Tartışma Programı’ ödülü ise Seda Seda Öğretir’in oldu.

 

 

Törende Binnur Kaya, “yılın kadın dizi oyuncusu” seçildi. Ödülü takdim etmek için sahneye çıkan Erkan Petekkaya, Binnur Kaya’ya ödülünü dizlerinin üzerine çökerek verdi ve büyük alkış aldı. Binnur Kaya da bu jest karşısında aynı şekilde diz çökerek ünlü oyuncuya sarıldı.

 

Kaynak: www.hurriyet.com.tr

İstanbul Havalimanı, kültür ve sanata verdiği değerle ön plana çıkan tüm çalışmaları İGART çatısı altında topluyor. İstanbul’un kültür ve sanatla harmanlanmış kimliğini ve Anadolu coğrafyasının kültürel hafızasını dünya ile buluşturacak olan İGART kapsamında sanatçılara, sergi, atölye çalışması, canlı müzik performansı olmak üzere yeteneklerini İstanbul Havalimanı’nda sergileme imkânı sunuluyor. İGART çatısı altındaki ilk çalışmada havalimanının metro çıkış alanındaki “Viyadük altı” yarışmaya açılıyor. Büyük ödül, bugüne kadar bir sanat projesinde verilen en büyük ödüllerden biri olacak.
[embedyt] https://www.youtube.com/watch?v=JkZNWALZkA8[/embedyt]

Yozgat’ın Sorgun ilçesi Büyüktaşlık köyü sınırları içerisinde yer alan Uşaklıhöyük’te yapılan kazı çalışmalarında dünyanın en eski mozaiği bulundu.

 

MOZAİKLER HİTİT DÖNEMİNE AİT

Anadolu’nun en eski yerleşim yerlerinden biri olan ve tarih boyu birçok medeniyete ev sahipliği yapan, zengin bir kültür yapısına sahip Yozgat’ta kazı çalışmaları devam ediyor. Bu kapsamda Yozgat’ın Sorgun ilçesi Büyüktaşlık köyü sınırları içerisinde yer alan Uşaklıhöyük’te Kültür Varlıkları ve Müzeler Müdürlüğü, İtalyan Pisa Üniversitesi ve Yozgat Bozok Üniversitesi’nin ortaklaşa yürüttüğü kazı çalışmalarında Hitit dönemine ait dünyanın en eski mozaiği bulundu.

 

LİTERATÜRE GİRDİ

Uşaklıhöyük’te keşfedilen, farklı büyüklük ve düzensiz şekillere sahip 3 bin 147 adet taştan oluşan, 3 metreye 7 metrelik bir alana döşenmiş olan geometrik desenli döşeme mozaik, 3 bin 500 yıllık tarihi ile dünyanın bilinen en eski mozaiği olarak literatüre girdi.

 

“MOZAİKTE 3 BİN 147 TAŞ KULLANILMIŞ”

Kazı başkanı, “Mozaiğin boyutu 7 metreye 3 metre. Yaklaşık 3 bin 147 taş kullanılmış. Mozaik çeşitli çok farklı renklere sahip çakıl taşlarından yapılmış. Çeşitli dekoratif özelliklere sahip. Şu andaki düşüncemiz bu alanda gördüğünüz tapınakla bağlantılı olduğu şeklinde” dedi.

 

 

“MOZAİK YAKLAŞIK 3 BİN 500 YILLIK”

İl Kültür ve Turizm Müdürü Hüseyin Çiftçi ise yapılan kazı çalışmaları neticesinde 3 bin 500 yıllık dünyanın bilinen en eski mozaiğine rastladıklarını söyledi.

Çiftçi, “Dünya tarihindeki ilk mozaik olması zaten mozaiğin yapısından da görülebilmektedir. Çünkü çok primitif yapıdadır. Mozaik yapıların örneği en çok Gaziantep’te bulunuyor, o mozaiklerin en ilkel halinin de buradaki mozaik olduğunu tespit edebilmekteyiz. Çalışmalarımız bundan sonraki süreçte burayı turizme kazandırmak” şeklinde konuştu.

Dünyanın dört bir yanından fotoğrafçılar, okyanusların eşsiz ve gizemli dünyasını yansıttıkları kareleriyle, 2021 Okyanus Fotoğrafları Yarışmasının birincisi olmak için yarışıyor. Su altı yaşamın ve çevrenin önemine dikkat çekmek amacıyla düzenlenen yarışmada 6 farklı kategoride finalistler belli oldu. İşte Oceanographic (Okyanus Bilimi) dergisinin düzenlediği 2021 Okyanus Fotoğrafları Yarışması’nda finale kalan bir kaç fotoğraf…

Salgın nedeniyle tarihinin en uzun kapanmasını yaşayan Broadway Tiyatrosu, dün perdelerini yeniden açtı. Covid-19 önlemleriyle gerçekleştirilen açılışta, sevinç gözyaşları ve neşe bir aradaydı.

 

 

ABD’deki ünlü Broadway Tiyatrosu, tarihinde ilk kez bu kadar kapalı kaldı. Covid-19 salgını nedeniyle 18 aydır perdelerini açmayan Broadway, dün yeniden seyircileriyle buluştu.

Müzikal tiyatronun dev gösterileri The Lion King, Wicked ve Hamilton oyunları yeniden sahnelendi.

Hamilton oyununun yaratıcısı ve başrol oyuncusu Lin Manuel-Miranda, Richard Rogers Tiyatrosu’nda sahneye konulan oyundan önce, seyircileri karşısına geçerek konuşma yaptı.

Gözyaşlarını tutamayan Miranda, “Sizi gördüğüm için çok mutluyum. Olabildiğince çok gösteriyi izleyeceğinizi ve sektörümüze desteğe devam edeceğinizi umuyorum” dedi.

 

Mardin’in Midyat ilçesinde 12 yaşındaki Arin Aslan, ilçede sivil mimarinin en güzel örneklerinden birini yansıtan Devlet Konukevi’nde turistlere konser verdi. Arin, hedefinin Fazıl Say gibi bir sanatçı olmak olduğunu söyledi.

 

Midyat’ta yaşayan 6’ncı sınıf öğrencisi Arin Aslan, 2018’de İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı ve üstün yetenekli çocuklara ilgili duydukları enstrümanları çalmalarını sağlayan Bilim ve Sanat Merkezi’nce (BİLSEM) yapılan yazılı sınavda başarılı olunca merkezde piyano ve keman dersleri almaya başladı. Aslan, yeteneği sayesinde kısa sürede piyano çalmayı öğrendi. Arin, ilçede sivil mimarilerinin en güzel örneklerinden birini yansıtan Devlet Konukevi’nde turistlere konser verdi. Öğretmenlerinin de keman ve çello ile eşlik ettiği Arin’in performansı büyük alkış aldı.

 

 

Arin Aslan, çocukluğunda beri piyanoyu çok sevdiğini söyledi. Arin Aslan “Annem de babam da benim bir müzik aleti çalmamı istiyordu. Sonra bir müzik öğretmeninin yanına gittik. Önce piyano ile başlamam gerektiğini söyledi. Ben de piyanoyla başladım ve ilerlettim. İlk başladığımda çok heyecanlıydım. Keyifle çalıyorum, güzel oluyor. Bazen üzülünce de çalıyorum. Piyanoyu seviyorum. Bir sürü şarkı çalıyorum. Hedefim; Fazıl Say gibi birisi olmak” dedi.

 

 

Babası Murat Aslan, Arin’in yeteneğinin keşfedilmemesi durumunda körelip gideceğini söyledi. Aslan “BİLSEM’in Midyat’ta olması bizim için büyük bir imkandır. Arin için de büyük bir imkandır. Arin, yeteneği bakımından şu an bayağı ilerlemiş durumda. Piyanoyu çok güzel çalabiliyor. İnşallah, Türkiye’de Fazıl Say, İdil Biret gibi ünlü bir sanatçı olur. Piyano çalması bizi çok mutlu ediyor, gururlandırıyor” diye konuştu.

ABD’li ünlü yönetmen Lana Wachowski, The Matrix Resurrections’la birlikte Neo ve Trinity’yi neden yıllar sonra geri getirdiğini açıkladı.

 

The Matrix serisinin yönetmeni Lana Wachowski; Berlin Uluslararası Edebiyat Festivali’nde yeni filmi esurrections’a dair merak edilen soruları yanıtladı. Yönetmen, Resurrections‘ı çekme kararını annesini, babasını ve yakın bir arkadaşını kaybettikten sonra aldığını söyledi.

Independent Türkçe’nin haberine göre; Wachowski “Ağlıyordum, uyuyamıyordum ve beynim bu hikayeyi bir patlamayla ortaya çıkardı. Bir anda Neo ve Trinity’ye sahip oldum. Bu iki karakterin hayata dönmesi beni rahatlattı. Çok basit ve sanatın yaptığı da bu, hikayelerin yaptığı bu, bizi teselli ediyorlar” dedi.

Wachowski filmin fragmanında kullanılan Jefferson Airplane şarkısı White Rabbit parçasının göründüğünden çok daha derin bir anlamı olduğunu söyleyerek hayranlarının heyecanını bir miktar daha körükledi.

Yönetmenin aktardığına göre Reeves, Wachowski’nin 20 yıl önce anlattığı hikayeyle dijital dünyanın etkilerine yönelik tüm dünyayı etkilediğini söyledi ve “Aynı karakteri, aynı hikayeyi ve aynı şeyleri aldın ve bir şekilde bunu önümüzdeki yirmi yılla ilişkili hale getirdin. Bunu nasıl yaptın?” dedi.

 

Japon geleneksel Kabuki tiyatrosu, ilk defa deniz aşırı seyirciye yönelik çevrim içi yayımlanacak.

Corona virüs etkisi nedeniyle kültürel gösteri dijital olarak izleyiciyle buluşacak. Karar uyarınca Japon geleneksel Kabuki tiyatrosu, ülke dışındaki izleyicilere yönelik ilk kez internetten yayımlanacak. Bu kapsamda Kyoto eyaletindeki Minamiza Tiyatrosu‘nda sergilenen Cho Kabuki gösterisi, İngilizce altyazıyla 20-26 Eylül’de yayına girecek.

 

 

İleri derece görüntüleme teknolojisiyle sunulacak gösteride, Kabuki sanatçısı Nakamura Şido ve sanal figür Hatsune Miku başrolü paylaşacak. Gösteriyi çevrim içi izlemek isteyenler için biletler 11 ülkede satışa çıkarılacak. Yapımcı firma Shochiku, corona virüs nedeniyle Japonya’ya gelemeyen deniz aşırı seyircinin talebi doğrultusunda bu kararın alındığını, geleneksel Japon tiyatrosunun, salgına rağmen deneyimlenmesini istediklerini kaydeden firma, bu kararın, gösteri sanatlarına yönelik yeni kültürel etkileşim fırsatlarına kapı aralayacağını açıkladı.

Murat Çeri’nin ilk filmi Bir Düş Gördüm, Venedik’te düzenlenen 4. First Hermenitic Uluslararası Film Festivali’nde Agrippa Ödülü olarak adlandırılan “En İyi Yönetmen” ödülüne layık görüldü.

 

TRT ortak yapımı Bir Düş Gördüm filmi, Venedik’te düzenlenen 4. First Hermenitic Uluslararası Film Festivali‘nde Agrippa Ödülü olarak adlandırılan “En İyi Yönetmen” ödülünü kazandı. Film, İtalya’nın yanı sıra katıldığı birçok uluslararası festivalden de ödül aldı.

Murat Çeri‘nin çocukluk hatıralarından esinlenerek hayata geçirdiği filmin konusu kısaca şöyle:

“Trafik kazasında babasını kaybeden, annesi ise komaya giren 8-9 yaşlarındaki Tarık hafıza kaybı geçirir. Köyde yaşayan dedesiyle ninesinin yanına gönderilen Tarık, hiçbir şey hatırlamasa da geçmişiyle ilgili sık sık simgesel rüyalar görür. Bir gün evlerinin yakınında arabanın çarptığı bir eşek ölü bulunur. Eşeğin yeni doğmuş bir de sıpası vardır. Tarık bu sıpayla kendi durumu arasında bir bağ kurarak onu yaşatmaya çalışır.”

 

 

Görüntü yönetmenliğini Durmuş Sorkut‘un yaptığı filmde, Harun Reha Pakoğlu, Recep Çavdar, Nevzat Yılmaz, Ferda Işıl, İsmail Hakkı, Fatih Dokgöz, Mustafa Halezeroğlu, İsmail Kavrakoğlu, Emin Yalçın, Yakup Baybarz, Furkan Aydın Çelik ve Yusuf Can rol aldı.

Filmin kostüm tasarımını Ebru Tunçoktay, sanat yönetmenliğini Zeki Yalgın, ses tasarımını Umut Şenyol, renk düzenlemesini Mehmet Göksu, uygulayıcı yapımcılığını Nihat Sönmez üstlendi.