3 parçadan oluşan en basit müzik aleti olan flütle herkes gibi ilkokul yıllarından tanışıyor olsakta bilmediğimiz bir sürü türü ve özelliği bulunmakta. Eğer flüte bir ilginiz varsa ve tam teşekküllü bir yerden eğitim almak istiyorsanız Bakırköy Nar Sanat Eğitim Kursları tam size göre.

Flüt icat edildiği zamanlardan bu yana dünyanın en çok kullanılan üflemeli çalgılarından biridir. Başta kuş sesi olmak üzere doğadaki birçok canlının sesini taklit edebilen flüt birçok orkestra için vazgeçilmez bir enstrüman olmuştur.

Eski Yunanlardan bugüne kadar gelen flüt müzisyenler tarafından geliştirip muazzam bir müzik aleti haline getirilmiştir. Flüt bir orkestrada hafif melodilerden, en hızlı parçalara kadar eşlik edebilmektedir. Kuş cıvıltıları, neşeli melodiler, yumuşak ezgiler, çocuksu pasajlar ve duygusal parçalar gibi daha birçok melodinin çıkarılmasında diğer enstrümanlarla uyum halindedir.

Kısacası neredeyse çalamayacağı hiçbir şey yoktur. Üflemeli çalgılar içerisinde en hünerli olanıdır diyebiliriz. Tahta üflemeli çalgıların genel adı olan flütün birçok çeşidi bulunmaktadır. İlk çıktığı zamanlarda üzerindeki delikleri, parmaklarla kapatmak suretiyle çalınan flüt daha sonraları geliştirilmiş; tüm delikler yaylar, kapaklar, miller vasıtasıyla kontrol edilebilir hale getirilmiştir.

İletişim ve ön kayıt için 0212 570 80 68’i arayabilirsiniz.

Her zaman akla gelen bir klasik vardır. Kumsal, ateş ve insanlar. Aklınıza ilk gelen elinde gitarıyla “Akdeniz Akşamları” söyleyen bir müzisyen değil mi ?  Herkes ona hayranlıkla bakarken içinizden keşke onun yerinde ben olsaydım dediğinizi duyar gibiyim.

Bakırköy Özel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak hayallerinize ulaşırken yanınızda olmaya talibiz.

Gitarın ilk atası Orta Asya’da yapılmış olan ud’tur. İlk başlarda ud gibi olurken Orta Asya’dan göç edip Avrupa’ya giden Orta Doğu Türkleri udu değiştirip başka bir hal almasına neden olmuştur.

Gitarın ilk örnekleri İspanya’da ve parmakla çalınırdı.Daha sonra gitara 5 tel takıldı, daha önce sayısı az olan perdeler 10’a çıkarıldı. Teller pesten tize doru “la-re-sol-si-mi” olarak akortlanmaya] başlandı. 18.yy’ın sonlarına doğru pes tarafa kalın bir “mi teli” daha eklenerek tel sayısı 6 ya çıkarıldı.

Daha sonra 19. yy. ortalarında Antonio de Torres enstrümana yeni bir biçim verdi. Enstrümanı daha belirgin bir hale getirdi (büyüttü ). Vidalı burgular takıldı; saptaki perde sayısı (fret arttı; sesi güçlendi, göğüs içindeki balkonlar tek bir merkezden çıkan seslere daha net yön verir oldu.

Daha sonra da gitar şekil olarak değişimlere uğradı. Folk ve caz müziğinde kullanılan gitarlara çelik teller takıldı. 1920 yılında elektro gitar doğdu. Elektro gitar sayesinde gövde rezonans kutusu olmaktan çıkmış enstrümanla dinleyici arasına, amplifikatör denen Elektronik bir yükseltici girmiştir.

Elektronik gitar doğduktan sonrada Gitarın çeşitleri artmaya başlamıştır.Kendi üzerinde Amplifikatör bulunduran gitarlar,12 telli gitarlar, çiftli gitarlar(üstte 12 telli altta 6-7 telli), 7 telli gitarlar, perdesiz gitarlar, Headless(kafasız) gitarlar çıkmıştır.

İletişim ve ön kayıt için 0212 570 80 68’i arayabilirsiniz.

Diyaframı kontrol altında tutma, sözcükleri doğru telaffuz etme, ses tellerini esnetme ve tabi ki daha kontrollü ses çıkartabilmek için en gerekli olan ders sizce hangisidir? Evet evet doğru bildiniz “Şan” dersi.

Peki bu dersi Bakırköy Özel Nar Sanat Eğitim Kurslarında uzman kadromuzla almaya ne dersiniz?

Şan dersinin amacı nedir?

Şan eğitiminin amacı diyafram, akciğer, sinüs boşlukları, ağız boşluğu, karın boşluğu gibi günlük hayatta bilinçli kullanmadığımız vücut bölümlerini kullanarak ses tellerini eğitme çalışmasıdır. Bu çalışmalar neticesinde sesimizi ve konuşmalarımızı daha bilinçli tonlamayı ve yine daha bilinçli ifade etmeyi öğreniriz.

Peki  şan dersi almak için yaş sınır var mıdır?

Şan dersi almak için hiç bir yaş sınırı bulunmamaktadır. Her yaştan birey isterse 80 yaşında olsun şan derslerine katılabilir.

Şan dersi aldık diyelim o zaman güzel şarkı söyleyebilecek miyim?

Şan Eğitimi alan herkes şarkı söyleyebilir, siz de tanışma derslerimize gelerek ya da  0212 570 80 68’i arayarak bilgi alabilirsiniz.

Kanun; yıllardır hayatımızda olmasına rağmen biz onu daha çok TRT ekranlarından gördük. Aslında yakından bir sesini duysak ya da çalsak bizi başka dünyalara götürecek hatta büyüleyecek kadar güzel olduğu kanısına varırız.

Peki o zaman kanunu tanıyalım.

Kanun; telli çalgılar ailesinden bir enstrümandır. Etimolojik kökeninin Yunanca “kaide, kural” anlamına gelen “kanon” kelimesinden geldiği ileri sürülmektedir. Günümüze kadar kanun enstrümanının ortaya çıkışı ilgili olarak pek çok farklı görüş öne sürülmüştür. Bunlardan bazıları:

✓ Kanunun bazı kaynaklara göre büyük Türk bilginlerinden FARABİ (870-950) tarafından icat edildiği söylenmektedir, aynı kaynaklar FARABİ’nin kanun üzerinde çeşitli değişiklikler yaptığını da öne sürmektedir.

✓ Antik çağda Mısır ve Sümerliler tarafından kullanıldığını gösteren bazı tarihi belgelerden başka eski bir Arap rivayetine göre de kanunu, İbn-i Hallegan’ın icat ettiği ve bu bilginin Horasanlı Bermek ailesinden olup Musul’un Türklerle meskun İrbil şehrinde doğduğu söylenmektedir.

✓ Bir efsaneye göre de bir ağacın üzerinde ölen kuşun, ağacın dallarından aşağıya sarkan kurumuş bağırsaklarının rüzgarın etkisiyle çıkardığı seslerden esinlenerek kanunun bulunduğu söylenir. Evliya Çelebi seyahatnamesinde, kanunun meşhur üstadlardan Ali Şah tarafından icat edildiğini ve Revanlı Mirza Haydar Bey ile Cağalazade Mustafa Bey’in kanun hakkında bilgi sahibi olduklarını yazar.

✓ Albert Lavignac, Encyclopedi de la Musique et Dictionnarie du Conservatoire’da (Konservatuar Lugatı ve Müzik Ansiklopedisi) kanunun Arap çalgısı olduğunu ileri sürer. Clement Huart, kanunu Avusturyalıların Zither ve Macarların Cymbalum’undan daha küçük ve yatırılmış bir “Arp”olarak tanımlar. “Çeng” adındaki çalgının kanun ile birlikte bulunduğu ve geliştiği genellikle kabul edilmiştir.

Eğer sizde bu büyülü enstrümanı denemek istiyorsanız sizleri Bakırköy Özel Nar Sanat Eğitim Kursu’na davet ediyoruz. İletişim ve ön kayıt için 0212 570 80 68’i arayabilirsiniz.

Bateri, Fransızca`dan gelmiş bir kelimedir. Vurmalı çalgılar takımına denir. Şarkılarda ritim tutmaya yarar. Fransızcadan Türkçeye geçmiş bir kelimedir. Türkçede “bateri” yerine “davul”, “davul seti” ve “davul kiti” terimleri de kullanılır.

Bateri çalma, hızın yanı sıra denge ve akıcılık gerektirir. Düzenli olarak metronom ile çalışmalı ve single-stroke, double-stroke, paradidle, double paradidle, üçlemeler, altılamalar gibi el teknikleri, dörtlük ritmin üzerine dörtlük, sekizlik, onaltılık kick vuruşları gibi sağ ayak teknikleri (eğer twin pedal tercih edilirse sol ayak için de aynı egzersizler uygulanabilir), hi-hat ile dörtlük,sekizlik,onaltılık saymak gibi sol ayak teknikleri ve tabii ki el-ayak kombinasyonları gibi teknikler üzerinde alıştırma yapılmalıdır.

Davul çalmak için kullanılan sopalara baget denir. Fakat müzik türüne göre baget yerine fırça ya da tokmak da kullanılabilir. değişik kalınlıklarda ve uzunluklarda bagetler mevcuttur. Çok ince bagetler genellikle jazz müzikte kullanılır. En çok kullanılan baget türleri, 5a ve 5b dir. bagetler tahta olur, ancak elleri kuvvetlendirmek için demir bagetler de kullanılabilir.

Eğer sevdiğiniz bir şarkıyı dinlerken baterinin her vuruşuyla birlikte kalbinizde yerinden fırlayacak gibi oluyorsa sizleri de ailemizin içinde yani Özel Nar Sanat Eğitim Kursumuz  da uzman eğitim kadromuzla birlikte tanışma derslerinde siz müzik severleri ağırlamaktan onur duyarız.

Bir gece düşünün… Sessiz, sakin, etraf karanlık… Piyanonun başına geçip kendi parmaklarınızın sesini dinlemek kadar rahatlatıcı bir şey var mı? Biraz düşünelim… Evet var peki ne mi ? Tabi ki çocuğunuzun o minik elleriyle kendi dünyasını sizlere dinlettiği o an.

Günümüzde pedagogların çoğu, kişilerin sahip oldukları farklı genetik özelliklerin kendilerine müzik yapma konusunda bazı ayrıcalıklar sağladığı görüşünü kabul etmekle beraber yeteneğin doğuştan geldiğine ve müzik eğitimi için olmazsa olmaz bir koşul olduğuna inanmaktadırlar.

Her birey, her yaşta piyano dersi alabilir. Ancak 4 yaşında, doğru eğitimle bu işe başlayan ve yıllarca düzenli çalışabilecek olan bir çocukla, 44 yaşında bu işe başlayan bir kimseden beklentiler farklı olacaktır.

Ancak müziği ve piyanoyu hayata dair bir artı olarak  almak, ortak noktalarıdır ve her şeyin çok maddesel ve acımasız olduğu dünyamızda bu da değerli bir kazançtır.

Zoltan Kodaly diyor ki

“Müziksiz tam bir kişi yoktur. Bir kişi 15 yaşına kadar bir konu hakkında düşünmese bile, iyi bir mühendis, kimyacı vb. olabilir. Ama eğer kulağı 6 yaşından itibaren ( hatta daha öncesinden) düzenli olarak eğitilmezse, müzik anlayışına sahip olamaz.

İlkokullardaki müzik öğretimi konusu, müziğin kendisinden çok daha fazla şeyle ilintilidir. Müzik dinleyicisi yetiştirmek, bir toplum yetiştirmektir.”

Parmaklarınızın sesini dinlemek ve çocuğunuzun kendi dünyasını keşfetmek istiyorsanız Bakırköy Nar Sanat kurslarına davetlisiniz. İletişim ve ön kayıt için 0212 570 80 68’i arayabilirsiniz.

 

Tek derdiniz tiyatro yaparken insanlara bir şeyler anlatmak, bir şeyler paylaşmak mı ? O zaman doğru adrestesiniz. Bakırköy’deki Özel Nar Sanat Eğitim Kursu sizleri bekliyor.

Tiyatro yapısı gereği devamlı güncel kalmak ve kendini yenilemek durumundadır. Çağın gereksinimlerini yakalayamayan tiyatrolar kendilerini tekrar eder.

Tiyatro, hem içerdiği metinler itibariyle güncel olana değinmeli hem de sahneleme bakımından farklı teknikleri sürekli denemelidir. Aksi takdirde tiyatronun evrensel boyutlara ulaşmasından ve bugüne gelmesinden kimse söz edemezdi.

Tiyatronun güncel kalmasında devamlı yeniliğe açık olması ön koşulu aranıyorsa eski dönem yazarların bu yolu denemesi kaçınılmazdı. Aynı zamanda bir çıkış noktasıydı.

Konu bulmakta sıkıntı çeken yazarların sürekli kendilerini tekrar etmek yerine bu eğilimden faydalanmaları ve bu türde örnekler vermesi doğal karşılanmalıydı. Tiyatronun yarattığı özgür alanları sonuna kadar kullanarak bu sayede yepyeni bir çığır açması sağlandı. (Alıntı: Yeni Tiyatro Dergisi)

Muhsin Ertuğrul diyor ki:

Tiyatro aşka benzer. İnsanı hazin hazin ağlatır. Ama verdiği acının gücünde bir başka tat bulunur. Tiyatro evrene benzer. İnsanı doya doya güldürür. Ama yansıttığı tuhaflıklar, gülerken ağlamak için istekler doğurur.

İletişim ve ön kayıt için 0212 570 80 68’i arayabilirsiniz.

En popüler orkestra çalgılarından biri olan keman yay ile çalınan bir enstrümandır.

Keman (veya viyolon), viyola ve viyolonselin de bulunduğu violin ailesinin en yüksek tondan çalan, en küçük üyesidir. Dört teli vardır. Akord sesleri pesten tize sol, re, la ve mi’dir.

Keman yayına arşe denir. Arşede yapay ya da gerçek at kılının yanı sıra ham misina olarak adlandırılan bir madde de kullanılabilir. Ayrıca yayını düzgünleştirmek ve sesi güzelleştirmek amacıyla arşeye reçine adı verilen madde sürülür. Reçine bala benzeyen sarı renkli katı bir maddedir.

Keman çalmanın faydaları

Müzik Etkinliklerinde Yeriniz Hazır

Keman, çeşitli müzik türlerinde, bir çok müzik grubunda sıkça yer alan bir müzik aletidir. Doğu-Batı, trio-orkestra demeden bütün çeşitlemelerde yer alan bu enstrümanı çalıyorsanız şanslısınız demektir. Grup bulmada, farklı müzik türlerini icra etme de hiç bir sorunuz muhtemelen yaşamayacaksınız, şimdiden keman çalmanın faydalarını görmeye başlayacaksınız demektir.

Müzik Ruhun Gıdasıdır

Müzik ruhumuzun dinlenmesi için çok önemli bir yoldur. Müzikle terapi-tedavi yöntemi son dönemlerde sıkça bilinen bir faaliyet haline gelmiştir. Bilindiği üzere farklı tonda ya da makamdaki müzik türleri insanın psikolojisinde çeşitli etkiler meydana getirmektedir. Keman çalmanın yararları denildiğinde akla genellikle bu seçenek gelmese bile kemanda bu sesler sıkça psikolojik tedavilerde kullanılmaktadır.

Güçlü Hafıza 

Ruhumuza yararlı olan hafızamıza tabi ki de etkisi olucak. Keman çalmanın insan beynine olan etkileri incelendiğinde hafıza gelişimi de doktorlar tarafından ispatlanmıştır. Bir müzik aleti çalmak özellikle de el ve kol koordinasyonunun sürekli aktif olarak kullanıldığı kemanın icra edilmesi kişinin akılda bilgi depolama süresini arttırdığı ve bu sayede hafızasını güçlendirdiği su götürmez bir gerçektir!

Kemana çalmaya başlamak gibi bir düşüncesi olanlar için Özel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak uzman kadromuz ile sizleri tanışma derslerimize bekliyoruz.

Oyun (dans) uygarlıklardan önce , insanın var olması ile oluşmuştur. Dansın Anadolu’da ilk toplu ve yerleşik hayata geçildiği zamanlarda var olduğunu , yapılan arkeolojik kazılarda doğrulamaktadır.

Türk Halk Oyunları 

İnsanımızın duygularının gelenek ve göreneklerinden köklenerek hayat arzını yansıtması sonucunda ortaya çıkan oyunlardır. Yörelerimize ait oyunlarımızdan olan Erzurum’da “Bar”, Doğu ve Güneydoğu’da “Halay”, Trakya’da “Hora”, Karadeniz’de “Horon”, Konya’da ve çevresinde “Kaşık oyunları”, Kars ve Ardahan’da “Lezginka” bunların en bilinen örnekleridir.

İşte Özel Nar Sanat Eğitim Kursumuzda ki uzman kadromuzda yer alan  Halk Oyunları Eğitmenimiz Murat TAVŞAN ‘ın ‘İtinayla Zeybek Yetiştirilir’ videosu:

Bakırköy’ de bulunan ve birçok alanda eğitim veren Özel Nar Sanat Eğitim Kursumuzda bilimsel ve sanatsal ortamlarda araştırmak, incelemek, değerlendirmek, yaşatmak, sergilemek ve tanıtımını sağlamak üzere Halk Oyunları Kursumuzdan eğitim alabilirsiniz.

Peki ya kurslara gelmek istiyorum ama ulaşım konusunda sıkıntı yaşarım diye düşünüyorsanız, kursumuz Bakırköy’ün merkezindedir. Otobüs duraklarına 5 dakika minibüslere ise 1 dakika mesafede olması açısından sizleri yormayacak ve kolay ulaşabileceğiniz bir sanat merkezi konumundadır.

Örneğin Ataköy, Florya, Yeşilköy, Yeşilyurt, Bahçelievler, Bağcılar, ikitelli, Atakent, Zeytinburnu, Küçükçekmece, Halkalı toplu konutlar, Sefaköy, Yenibosna, Güngören, Bahçelievler, Soğanlı, Cennet Mahallesi, Avcılar, Başakşehir, Bahçeşehir gibi semtlerden kolaylıkla ulaşabilirsiniz.

Nar Sanat sahnelerinde çocuğunuzun kuğu gibi süzülmesine var mısınız?

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak, bale derslerimizle çocuğunuzun fiziksel, duygusal ve akademik gelişimini sağlıyoruz.  Baleyi dünya üzerindeki en estetik dans olarak tanımlayabiliriz. Parmak ucunda tıpkı bir kuğu gibi süzülür çocuğunuz.

Bale önce aşkla başlar sonra acıya bırakır yerini ama tatlı bir acıdır bu. Sonu mutluluğa bağlanan.

Bale’nin fiziksel faydaları

Bütün dans formları gibi bale de fiziksel açıdan yoğun hareketlere sahiptir. Bale, kas kuvvetini, esnekliğini ve hareket ağırlığını geliştirdiğine işaret ediyor. Bale eğitimi aynı zamanda vücut dengesini de geliştirir. Atlama ve sıçramayı içeren kombinasyonlar kalp atışını ve dayanıklılığını arttırır.

Genel kalp sağlını geliştirir. Dansın diğer biçimleri gibi bale, beden farkındalığını ve fiziksel olarak geliştirmeyi, kendini kontrol etmeyi sağlar.

Bale’nin duygusal faydaları

Bale’nin fiziksel faydalarının yanı sıra çocukların zihinsel ve duygusal sağlığını geliştirmeye de yardımcı oluyor. Klasik bale eğitiminin benlik saygısını arttırabilecek, gurur ve başarı duygusu uyandırdığı iddia edilir.

Çocuklar daha zorlu hareket kombinasyonlarını iyileştirdikçe kendilerine daha fazla güveniyor; bu da hayatlarının diğer alanlarına yansıyor.

Dans eğitimi, aşırı enerjiyi okuldan sonra verimli bir şekilde kullanmanın en harika yoludur.

Bale’nin akademik faydaları

Bale ayrıca belirli eğitimsel veya bilişsel yararlarda sunmaktadır. Bale eğitimi, öğrencileri, hareket, müzik ve performans  gibi kombinasyonuna dair bilgi vermektedir. Bu etki ile çocukların duyu bilinci, dikkat, hafıza ve öğrenme içeren genel bilinci geliştirdiğine iddia ediliyor.

Eğer sizde çocuğunuzu Bakırköy Nar Sanat sahnesinde herkesi büyülerken görmek istiyorsanız iletişim ve ön kayıt için 0212 570 80 68’i arayabilirsiniz.

Aslında görünen ama görülemeyen şeyleri görülür hale getirerek kendi dünyamızı yaratırız. Bunu yaparken özgürleşiriz. Sadece dünyamızda kendi çizdiklerimiz ile beraber var oluruz.  Bu beraberliğe resim hobi ve akademi hazırlık sınıflarımızla dahil olmak istiyoruz.

“Resim, yüzey üzerine renklerle, zihinsel eylemin ifadesi, estetik bir görünüm oluşturmaktır. Bu tanımların ortak kelimelerini bulursak, duygu, düşünce, estetik, biçim ve ifadedir. Yani resmin tanımı, duygu ve düşüncelerimizin, estetik ve biçim kuralları içerisinde kendimizi ifade etmemizdir, diyebiliriz…

Resim ne değildir dersek, fotoğraf gibi, aynı bire bir gördüğümüzü aktarmak değildir… Resim yapmanın da, tanımlamanın da, ifade etmenin de iki yolu vardır. Ya çizgi den yola çıkacaksın, ya da renkten. Başka bir üçüncü yol yoktur…

Bir resimde, hem çizgi-desen, hem de rengin mükemmel olmasını bekleyemeyiz. Birinden birini tercih etmeliyiz, yani birinci sıraya koymalıyız…” (Alıntı: H. Çetinkaya.)

Eğer sizde dünyanızı bizimle paylaşmak isterseniz ; iletişim ve ön kayıt için 0212 570 80 68’i arayabilirsiniz.

Sahneye en çok yakışan sanatı Nar Sanat’tan öğrenmek ister misiniz?

Beklersiniz… Sahneye çıkacağınız an yaklaştıkça heyecanınız artar, ağzınız kurur, birden replikleri unutuverirsiniz, karnınızda bir ağrı duymaya başlarsınız ve diliniz tutulacak sanırsınız… Bu heyecanı bizimle yaşamaya var mısınız?

Tiyatronun toplumun eğitimindeki yeri ve önemini düşünürken, öncelikle insanları birbirinden ayıran ve her değeri bir yana savuran ırk, din, dil, politika ayrımı gibi olguları birleştirici etkisini göz ardı etmemeliyiz.

Hayatın gizini, derinliğini kavrayabileceğiniz, hayatın aynası olan bu eşsiz sanatın içinde yer almak istiyorsanız doğru adrestesiniz… Çocuk ve yetişkin tiyatro gruplarımızla hayatın tüm renklerini sizlerle paylaşmaya hazırız.

Eğer sizde bizimle tatlı bir heyecan yaşamak istiyorsanız ; iletişim ve ön kayıt için 0212 570 80 68’i arayabilirsiniz.