Çin’in orta kesiminde en az 2 bin yıl öncesine ait olduğu tahmin edilen 110 mezar bulundu. Yapılan çalışmalar nihayetinde mezarlar Hıbey eyaletinin Fudi kentinde ağustos ayından bu yana devam eden kazılarda gün ışığına çıkarıldı.

Mezarların Han Hanedanlığı (MÖ 156-87) ve Savaşan Beylikler (MÖ 475-221) dönemlerine ait olduğu tespit edildi.
Bulunanlar arasında çok sayıda çocuk mezarının olduğunu belirten arkeologlar, kazı yerinin etrafında daha 500 ila 700 mezar olduğunu tahmin ediyor.

Yerin 3 metre altına kadar inen mezarlarda kilden tabutlar bulunduğu ve tabutların içinde bütünlüğünü koruyan iskeletler ve ipek bezler olduğu ortaya çıkarıldı.

Arkeologlar, yaş, cinsiyet belirlemek için DNA testi yapmak üzere iskeletlerden örnekler topladı. Şaanşi Üniversitesinden arkeolog Li Cün, çocuk ölümlerinin belirli nedenlerden ötürü olacağını, bu konuda kurban ve salgın hastalık ihtimalinin ağır bastığını söyledi.

Eskişehir Film Festivali başladı. Festivalin açılış gecesinde Türker İnanoğlu’na ‘Sinema Kültürüne Katkı Ödülü’ takdim edildi.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sinema Genel Müdürlüğü destekleri ile Anadolu Üniversitesi ve İletişim Bilimleri Fakültesi tarafından gerçekleştirilen 20’inci Eskişehir Uluslararası Film Festivali başladı.

Anadolu Üniversitesi’nde yer alan Sinema Anadolu Salonu’nda düzenlenen gala gecesine 27. Dönem CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şafak Ertan Çomaklı, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Festival Başkanı Prof. Dr. Erhan Eroğlu, Festival Onursal Başkanı, Prof. Dr. Gülseren Yücel, Festival Başkan Yardımcısı ve Festival Yönetmeni Doç. Dr. S. Serhat Serter, Festival Başkan Yardımcıları Prof. Dr. N. Aysun Akıncı Yüksel ile Yaprak Büyükerşen İşçibaşı ve sinema televizyon dünyasının önemli isimlerinin aralarında yer aldığı çok sayıda davetli katıldı.

“Bu festivalin diğerlerinden farklı olduğunu düşünüyorum” diye sözlerine başlayan Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şafak Ertan Çomaklı ise açılış konuşmasında sözlerine şöyle devam etti; “Bu festival, ‘Sinema Günleri’ diye yıllar önce başlarken önce yerelin tadını alıyor ve sonra ulusal ve daha sonra uluslararası film festivali olarak kademe kademe yükseliyor. Bu süreç çok önemli. Öğrencilerimiz sinemacılarla buluşuyorlar. Bu çok kıymetli. Festivalimize ileriki yıllarda daha çok katkı sağlayacak çalışmalar da yapacağız. Sürprizlerimiz var. Biz de kendi üzerimize düşen her şeyi yapacağız.”

Hollanda’nın Rotterdam şehrinde 6 yıl önce müzeden çalınan Picasso’nun “Harlequin Başı” isimli tablo Romanya’da gömülü halde bulundu.

Hollanda’nın Rotterdam kentindeki bir müzede sergilenen Pablo Picasso’nun “” isimli tablosu ve daha başka  6 sanat eseri 6 yıl önce çalınmıştı. Rumen polisi, Picasso’nun 800 bin euro değer biçilen tablosunu, bir ormanda toprağa gömülü olarak bulduğunu duyurdu.

Romanya’da Organize Suçlar Savcılığından yapılan açıklamaya göre, 2012 yılında çalınan yedi tablodan birisi olan “Harlequin Başı”, önümüzdeki birkaç gün içinde analiz edilerek orijinal olup olmadığı anlaşılacak.

Suç iddiasında bulunulan kişinin annesi tabloları yaktığını söylemişti

Yaklaşık olarak değerinin 18 milyon euro civarı olduğu tahmin edilen iki Monet, bir Gauguin ve bir Matisse tablosunun sonsuza kaybolduğuna inanılıyordu. O dönemde tabloları çaldığı iddia edilen Radu Dogaru’nun annesi, oğluna karşı suçlamaların düşmesini sağlamak için, kanıtları yok etmek için tabloları yaktığını açıklamıştı. Ancak, Romen kökenli Hollandalı yazar Mira Feticu’ya gönderilen esrarengiz bir mesajda, başyapıtların en azından bir kısmının hala sağlam olduğu iddia edilmişti. Feticu, 10 gün önce verdiği demeçte, “Picasso’dan tablosunun saklandığı yeri belirten talimatları içeren bir mektubu Rumence aldım” açıklamasını yapmıştı.

Şüphe edilen kişinin evinin yakınlarında bulundu

Ünlü tablo, Romanya’nın Tulça şehrinin ormana yolunda, hırsızlıkla suçlanan Dogaru’nun evine yaklaşık 15 km uzaklıkta, karla kaplı bölgenin kazılmasıyla plastikle sarılmış halde bulundu. Hollanda televizyonu NOS’a konuşan Triton Koleksiyonun Eski Küratörü Peter van Beveren, “Tablonun özgünlüğüyle ilgili pek çok şüphe var” açıklamasında bulundu.

Soygunla ilgili Radu Dogaru ve annesi Olga dahil olmak üzere toplam altı kişi, 2014 yılında iki ila altı yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı. Sigortacılara tazminat olarak 18,1 milyon euro ödeme yapıldı.

İstanbul Devlet Opera ve Balesi, geçtiğimiz sezon prömiyerini yaptığı ve büyük ilgi gören “Tamino’nun Rüyası” nı, Kasım ayından itibaren Kadıköy Süreyya Opera Sahnesi’nde sahneleyecek…

Wolfgang Amadeus Mozart’ın 1791 yılında bestelediği son operası “Sihirli Flüt“ den yola çıkarak hazırlanan bu opera ile çocuklar , sihirli bir yolculuğa çıkıyor…

Tamino’nun Rüyası’nın merkezinde “insan” var. İnsanı insan yapan erdemleri, sevginin her türlü kötülüğü yenen gücünü tanıyacağız. Bakalım, Tamino rüyasında kimlerle tanışacak, ona bu rüyada hangi sihirli melodiler eşlik edecek? Ve bakalım Tamino rüyadan uyanınca onu nasıl bir yaşam bekliyor?

Murat Cem Orhan’ın Orkestra Şefliği’ni üstlendiği eseri Caner Akın sahneye koyuyor. Koro Şefliği Paolo Villa’ya , metin düzenlemesi Defne Arıkan’a, dekoru Zeki Sarayoğlu’na, kostüm tasarımları Gizem Betil’e, ışık tasarımları ise Taner Aydın’a ait.

Sihirli Flüt (Tamino’nun Rüyası) operasında Caner Akın / Ahmet Baykara, Ayşegül Karkıner / Pınar Koç / Sirel Yakupoğlu, Emre Güngör / Umut Tingür, Caner Akgün / Alper Göçeri, Dilruba Akgün / Hale Soner, Betül Görgülü / Begüm Karacasu, Okan Fidan / Can Reha Gün, Zeynep Şimşir, Ayşe Özkan / Elif Tuğba Tekışık, Eda Erdaş / Neslişah Pekin, Damla Dai / Azra Erdoğan , H. Ada Gülmez / Mira Hopanoğlu, Derin Ay Kurtuluş / Berk Türeci dönüşümlü olarak rol alıyorlar.

18 Kasım 2018 , 9 – 23 Aralık 2018 , 3 – 10 Şubat 2019

Kadıköy Bld. Süreyya Opera Sahnesi’nde

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile çocuk ve genç yazarlara yönelik “Ben İstanbul Olsaydım” temalı hikaye ve şiir yarışması düzenliyor. Dereceye girenlerin Yazarlık Atölyesi’ne kabul edileceği yarışmaya başvurular 29 Kasım’da başlıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki Kültür AŞ ile İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde çocuk ve genç yazarlara yönelik hikaye ve şiir yarışması düzenleniyor. “Ben İstanbul Olsaydım” temasıyla düzenlenen yarışmaya başvurular 29 Kasım 2018 – 8 Şubat 2019 tarihleri arasında yapılabilecek.

Kendilerini “İstanbul”un yerinde hayal ederek yazacaklar

İBB iştiraki Kültür AŞ’nin bir gelenek haline getirdiği çocuk ve genç yazarlara yönelik hikaye ve şiir yarışması başlıyor. Bu sene 6.’sı düzenlenen Çocuk Yazarlar Hikaye Yarışması’na 5, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencileri katılabilecek. 3. Genç Yazarlar Hikaye ve Şiir Yarışması ise 9, 10, 11 ve 12. sınıf öğrencilerini kapsıyor. Yarışmanın bu seneki teması “Ben İstanbul Olsaydım” olarak belirlendi. Çocuk ve genç kalemler kendilerini “İstanbul”un yerinde hayal ederek şiir ve hikayelerini kaleme alacak.

Ödül alan eserler kitaplaştırılacak
İstanbul genelindeki tüm resmi ve özel okulların katılabileceği yarışmaya başvurular 29 Kasım’da başlayacak ve 8 Şubat 2019’da sona erecek. Öğrenciler başvurularını okul müdürlükleri üzerinden yapacak. Yarışmanın ödül töreni 2019 Nisan ayında gerçekleştirilecek. Ödül alan eserler kitaplaştırılacak. Dereceye giren öğrencilere uzman eğitimciler tarafından “Yazarlık Atölyesi”nde çeşitli eğitimler verilecek.

Yarışma ile çocuk ve gençlerin yaşadıkları şehri daha yakından tanımaları, şehre karşı aidiyet duygularının gelişmesi ve Türkçe’nin dil zenginliğini en güzel şekilde ifade etmeleri amaçlanıyor.

Yarışmada dereceye giren öğrencilere verilecek ödüller ise şöyle;

6. Çocuk Yazarlar Hikaye Yarışması;
Birinci: Dizüstü Bilgisayar, Kültür AŞ Yayınları’ndan 150 TL’lik kitap seti ve okul kütüphanesi için Kültür AŞ Çocuk Yayınları kitap seti
İkinci: Tablet ve Kültür AŞ Yayınları’ndan 150 TL’lik kitap seti
Üçüncü: Mini tablet ve Kültür AŞ Yayınları’ndan 150 TL’lik kitap seti
Dördüncü’den On’uncuya kadar: Tablet PC, Kültür AŞ Yayınları’ndan 150 TL’lik kitap seti

3. Genç Yazarlar Hikaye ve Şiir Yarışması;
Birinci: 3 bin TL
İkinci: 2 bin TL
Üçüncü: Bin TL
Dördüncü’den On’uncuya kadar: 500 TL
Ödül alan tüm öğrenci ve öğretmenlerine Kültür AŞ Yayınları’ndan 150 TL’lik kitap seti

Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nin konukları bu kez Balıkesirli Sanatçılar oldu. “Balıkesirli Sanatçılar Çağdaş Sanatlar Sergisi” Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde açıldı.

Ankara Balıkesirliler Derneği tarafından düzenlenen serginin açılışında Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen’de, Balıkesirli sanatçıları yalnız bırakmadı.

Ankara Balıkesirliler Derneği Başkanı Servet Camgöz’ün yaptığı açılış konuşmasının ardından söz alan Başkan Taşdelen, “Balıkesir, Kurtuluş Savaşı’nda, Cumhuriyetin kuruluşunda ve Cumhuriyet kurulduktan sonra yeni Türk devletine hizmet anlamında çok büyük katkıları olan topraklardır. O nedenle bu sergiye ev sahipliği yapmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Balıkesir, bu kadar değerli sanatçıyı yetiştirmiş olmaktan dolayı ne kadar gurur duysa azdır. Bütün katılımcı sanatçılarımızı kutluyorum” dedi.

Konuşmaların ardından çok sayıda vatandaşında katıldığı serginin açılışı gerçekleştirildi.

Alanlarında usta, aralarında Devlet Sanatçısı unvanı almış Balıkesirli 25 sanatçının farklı sanat dallarındaki eserlerinden oluşan sergi, 30 Kasım’a kadar Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi Osman Hamdi Bey Sergi Salonu’nda Ankaralı sanatseverleri bekliyor.

Kağıthane Belediyesi önderliğinde bu yıl 2’ncisi düzenlenecek olan radyo festivali yoğun bir katılımla başladı. Emniyetevleri Bosna Hersek Parkı’nda gerçekleştirilen festivale ulusal 22 radyo katıldı. Radyocular, nostaljik maket radyonun içinden yaptıkları canlı yayınlarla dinleyicilerle bir araya geldi. Nostaljik radyolardan,nostaljik şarkılar dinleyen vatandaşlar festivalde eğlence dolu anlar yaşadı.

Festivalde Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç, Radyo 7 programcılarından Talha Bora Öge’nin konuğu oldu. Başkan Kılıç, Öge ile keyifli bir sohbet gerçekleştirerek, Kağıthane’deki değişim ve dönüşüm hakkında bilgiler verdi.,
“Eski radyolarımızı andıran bir görüntü oluşturmayı amaçladık.”
Festivale katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Başkan Fazlı Kılıç, “Bugün Emniyetevleri mahallemizde Bosna Hersek Parkı’mızda bir hafta sürecek radyo festivalimiz var. Ülkemizin yetiştirdiği çok değerli radyocularımız burada dinleyicileriyle beraber olacaklar. Eski radyolarımızı andıran bir görüntü oluşturduk. Güzel bir festival ve hayırlı olsun” ifadelerini kullandı.

Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, 21 Kasım’da iki önemli sergiye imza atacak : İlhan Berk’in 100. doğum yıl dönümü için hazırlanan ” Şiir Her Yerdedir – İlhan Berk 100 Yaşında ” sergisi ve Osmanlının unutulmuş sanat dallarından birini konu alan ” Tombak : Altından Süzülen Zarafet ” sergisi.

Şiir Her Yerdedir – İlhan Berk 100 Yaşında sergisi

Modern Türk şiirinin öncülerinden İlhan Berk’in 100. doğum yıldönümü için hazırlanan, 21 Kasım 2018 – 20 Ocak 2019 tarihleri arasında gezilebilecek olan “Şiir Her Yerdedir – İlhan Berk 100 Yaşında” sergisi, İlhan Berk’in üretim sürecine odaklanmış altı bölümden oluşuyor: “Omurga/25 Şiir Kitabı”, “Evren/Resimler”, “Yörünge/Kitaplık”, “Kılavuz/Defterler”, “Kabuk/Eşyalar” ve “Harfler/Formlandırma Çabaları”.

Şairin 25 şiir kitabının omurgayı oluşturduğu sergide daha önce görülmemiş resim ve desenleri, 1955’lerden itibaren el yazısıyla tutmuş olduğu ve kapaklarını kendi hazırladığı defterleri ve bu defterlerin kapaklarıyla yayımladığı şiir kitaplarının sayfaları, her kitap için günümüzün önde gelen şair ve yazarlarının güncel görüşleri, videolar ve şairin kişisel eşyaları yer alıyor.

Küratörlüğünü Dr. Necmi Sönmez’in, tasarımını ise Yeşim Demir’in yaptığı sergide İlhan Berk’in Bodrum’da yaşamaya başladığı 1970 yılından itibaren bizzat kullandığı kendi kitaplığı da bulunuyor. Şairin dünyaya açılan penceresi olarak da yorumlanabilecek olan bu kitaplık, izleyiciler tarafından interaktif olarak incelenebilecek.

Tombak: Altından Süzülen Zarafet sergisi

Beyoğlu’ndaki Yapı Kredi Kültür Sanat’ın birinci katında bulunan Yapı Kredi Müzesi, kendi koleksiyonundaki tombaklardan yola çıkarak hazırladığı ve T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Harbiye Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı’nın ortaklığında açtığı “Tombak: Altından Süzülen Zarafet” sergisiyle, Osmanlıların unutulmuş bir sanat dalını ve gizli kalmış bir hazineyi tarih ve sanat meraklılarıyla buluşturuyor.

Sergide, başta Yapı Kredi Koleksiyonu olmak üzere, Topkapı Sarayı Müzesi, Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi, Harbiye Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı, Semahat ve Nusret Arsel Koleksiyonu, Çiğdem Simavi Koleksiyonu, Gökhan Turhan ve Göksel Turhan Koleksiyonu, A. Naim Arnas Koleksiyonu, Ercan Topçu Koleksiyonu ve Adell Ab-ı Hayat Koleksiyonu gibi Türkiye’nin önemli müze ve koleksiyonlarından ödünç alınan 138 adet Osmanlı tombağı ilk kez bir arada sergileniyor.

21 Kasım 2018 – 28 Nisan 2019 tarihleri arasında gezilebilecek sergi, Osmanlı Dönemi’nde eşyalara altın görünümü vermek için altınla kaplanan ve tombak olarak adlandırılan yemek kapları, fincan zarfları, leğen-ibrikler, buhurdanlar, gülabdanlar ve şamdanlar ile ziyaretçilere Osmanlı saray hayatının zarafetini sunarken; Osmanlı ordusu için üretilen; tombak miğfer, kalkan, at alınlığı ve koşum takımları ile askeri törenlerin ihtişamını gözler önüne seriyor. Osmanlı’ya özgü bu altın kaplama sanatının en nadide örneklerinin yer aldığı sergi, estetik ve kalite açısından Osmanlı zanaatkârlarının eriştiği seviyeyi de görmeye imkan tanıyor.

Osmanlı İmparatorluğu’nda, 16. yüzyılda altın çağına ulaşmış ancak günümüzde artık icra edilmeyen Tombak sanatının müzeler ve özel koleksiyonlardan seçilen en nadide örneklerin yer aldığı sergi; “Sofra ve Yemek Sunumu”, “Su, Temizlik ve Güzel Koku”, “Giyim Kuşamda Tombak”, “Omanlı’nın Altın Ordusu” ve “Işığın Kaynağı” başlıkları altında toplamda beş bölümden oluşuyor ve tombakları kullanım alanlarına göre sanatseverlere tanıtmayı amaçlıyor. Serginin küratörlüğünü Nihat Tekdemir, danışmanlığını Prof. Dr. Sümer Atasoy ve Güner Liman, tasarımını ise Yeşim Demir yaptı.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası’nın bu haftaki programında klasik batı müziğinin usta bestekârlarının eserleri Eskişehirlilerle buluştu. Gecede solist Aydın Yavaş’ın müthiş performansı sanatseverlerden büyük alkış aldı.

2002 yılında kurulan ve Eskişehirli sanatseverlere unutulmaz dinletiler sunmaya devam eden Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası, bu hafta usta bestekârlar A.L. Webber, J. Last, J. Gade, D. Shostakovich, E. Morricone, A. Piazzolla ve F. Mendelssohn’un eserlerini Eskişehirlilerle buluşturdu. Orkestra şefliğini Ender Sakpınar’ın üstlendiği gecenin ilk bölümünde solist Aydın Yavaş’ın pan flüt eşliğindeki başarılı performansı büyük beğeni topladı. İkinci bölümünde Alman orkestra şefi ve ünlü bestekâr F. Mendelssohn’un eşsiz eserlerinin seslendirildiği gecenin sonunda Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası, sanatseverler tarafından ayakta alkışlandı.

Senfoni Orkestrası’nın gelecek programında viyolonsel sanatçısı Kerem Aykal sahne alacak. 23 Kasım 2018 Cuma saat 20.00’de Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Kültür Sarayı’nda gerçekleşecek konserin orkestra şefliğini Işın Metin üstlenecek.

Batman’ın yakınında bulunan Ilısu Baraj Gölü’nün alt tarafında kalacak tarihi ilçesi Hasankeyf’te, Dicle kıyısında devam eden kazılar nihayetinde 13. ve 15. yüzyıllara ait büyük bir seramik atölyesi ile ticaret merkezi gün yüzüne çıktı.

Batman Üniversitesi Arkeoloji Bölümü tarafından Hasankeyf’te yürütülen kazılarda günümüzden yaklaşık 500 yıl öncesine ait ticaret merkeziyle seramik atölyesi bulundu.

Bir dönem dokumacılık ağırlıklı ürünlerin merkezi olan tarihi ilçe Hasankeyf’te 13-15’inci yüzyılları arasında ticaret merkezi olarak kullanıldığı tespit edilen ve seramik atölyesinin de bulunduğu ören yeri, koruma altına alındı.

Üniversiteden arkeologlar, Dicle nehri kıyısında yaptığı kazılarda da eski caminin bitişiğinde soğuk hava deposu olarak kullanılan 13 kuyu tespit edildiğini de belirtti.

Hititler’in günümüzde Çorum’un Boğazkale ilçesinde bulunmakta olan Hattuşa’da devam eden kazılar sırasında, dönemin insalarının kült ritüellerde kullandığı düşünülen bir yapıda 3500 ve 3800 yıla tarihlenen 75 adet küp bulundu. Arkeologlar, küplerin bulunduğu devasa yapının Hitit başkentinin ihtiyaç duyduğu erzakın stoklanması için kullanılan bir ekonomik kurum olduğu üzerinde duruyor.

Hattuşa Kazı Başkanı Prof. Dr. Andreas Schacahner, Hitit dönemine ait büyük bir yapıdaki kazıya devam ettikleri ve burada buldukları çivi yazılı metinlerden hareketle, yapının bazı kült ritüellerde kullanıldığını düşündüklerini söyledi.

Bu düşünceyi destekleyen başka buluntuların da olduğunu dile getiren Prof. Dr. Andreas Schacahner, şunları söyledi: “Bu yıl bulduğumuz 3500 yıllık içme kabı ve daha önce bulunan keçi ve yumruk şeklindeki kapları da bu yapıda bulduk.”

“50 metre uzunluğa, 300 metre genişliğe sahip olan binamız çok büyük. Yapının iki safhalı olduğunu görüyoruz. Hitit döneminde kurulup imparatorluk döneminin başlangıcında tekrar tamir görmüş hatta daha da büyütülmüş.”

İlk kuruluş dönemine ait bir odada depolama kapları bulduklarını açıklayan Kazı Başkanı Prof. Dr. Schacahner, şöyle devam etti: “Böylece yapının kendine has bir ekonomik sistem olduğunu gördük. Bu buluntular yapının bağımsız bir kurum olduğunu düşünmemizi sağlıyor.”

“Burada bazı küpler hala yerinde. Bulundukları yerden çıkarılarak restorasyon işleminden sonra müzeye teslim ediliyor. Bu yapıda 40 adet küp bulundu. Binanın güney kısmında ise daha eski bir tabakaya ait 35 küp daha tespit edildi. Bu depolama o dönemin insanları için çok önemli. Çünkü İç Anadolu’nun coğrafi şartları ekonomik dengeleri bazen sağlayamıyor. Özellikle şehir yaşamı için depolama şarttı. Baklagiller, hububat, sıvı yağlar ve diğer şeylerin burada stoklandığını düşünüyoruz.”

Tiyatroseverlerin merakla ve heyecanla beklediği 22. İstanbul Tiyatro Festivali, bugün perde açıyor! Daha önceki senelerde iki yılda bir düzenlenen festival, artık her yıl tiyatroseverle buluşuyor. Bu yıl hummalı bir hazırlık süreci yaşandı. İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen ve 4 Aralık’a kadar sürecek festivalde 12 uluslararası, 12 yerli yapım, 18 farklı mekanda izleyici karşısında olacak. Festival, sadece oyunlarla sınırlı kalmayacak!

22. İstanbul Tiyatro Festivali bugün başlıyor. Nasıl geçti hazırlıklar, izleyicileri nasıl bir festival bekliyor?
Yoğun bir hazırlık süreci tabii… Bugün başlıyor festival ama oyunların provaları, kurulumları günler öncesinden başladı. İstanbul Tiyatro Festivali’nde bu yıl özellikle dans ve performans gösterileri geçmiş yıllara göre daha fazla yer tutuyor. Bu yıl yine kendi alanında önemli çalışmalar yapan toplulukları, yönetmenleri ve koreografları ağırlayacağız.

Uluslararası yapımlar arasında Robert Lepage’ın yönettiği Hamlet/Collage, Mourad Merzouki’nin koreografisi ile PIXEL, Nederlands Dans Tiyatrosu 1, Roberto Latini’nin çağdaş bir yorumla sahneye taşıdığı Piccolo Teatro yapımı Komik Tiyatro, Theodoros Terzopoulos’un yönettiği Amor ve Alarme, Compagnia Baccala’dan PSSPSS yer alıyor. 0090 Platform ve Flaman Kültür Bakanlığı ile birlikte gerçekleştirdiğimiz işbirliğinde “Flaman Seçkisi” başlığı altında programa Flaman sanatçılarla Belçika’da yaşayan ve üreten Türkiyeli sanatçıların birlikte sahneledikleri prodüksiyonlar yer alıyor.

Bu yapımlar Gece Sempozyumu, Varoluş, Fourfold, Beyaz Üzerine Beyaz ve YU… Ve tabi ki programımızın olmazsa olmazları arasında yer alan 12 yerli yapım var. İki oyun dışında tüm oyunlar ilk kez festivalde seyirciyle buluşacak bu nedenle biz de oldukça heyecanlıyız. Yüzleşme, Kral Lear, Yüz Yılın Evi, Ruhiye, DO KU MAN, 45’lik, Timsah, Gülünç Karanlık, Zebercet, Timsah, Artık Bir Davan Var ve Sahbinin Sesi merakla beklediğimiz yerli yapımlar.