Şunun için etiket arşivi: Tiyatro

Oscar ödüllü yönetmen Martin Scorsese’nin yeni filmi “The Wolf of Wall Street” Akademi özel gösteriminde seyircilerden geçer not alamadı

Martin Scorsese

“Sıkı Dostlar / Goodfellas”, “Köstebek / The Departed” ve “Göklerin Hakimi / The Aviator” gibi ödüllü filmlerin yönetmeni Martin Scorsese yeni filminin gösteriminde yuhalandı.

Leonardo DiCaprio’nun başrolünde olduğu ve Jordan Belfort’un Wall Street’teki yükselişini konu alan yeni Scorsese filmi “The Wolf of Wall Street” sert eleştiriler aldı. Los Angeles’taki Samuel Goldwyn Tiyatrosu’nda Akademi gösterimi yapan film seyirciler tarafından hayal kırıklığıyla karşılandı. Oyuncu Hope Holiday filmle ilgili olarak, “Dün gece Akademi’de resmen işkence yaşandı. ‘The Wolf of Wall Street’ üç saatlik bir işkenceydi. Aynı rahatsız edici şeyi tekrar tekrar kullanmış. Filmden sonra birçoğumuzun katılmaya gerek duymadığı bir soru-cevap kısmı yaşandı. Leonardo DiCaprio ve Martin Scorsese kapıdan dışarı çıktıklarında filmin senaristlerinden biri Scorsese’ye koşarak ‘Hepsi senin suçun. Film berbat!’ diye bağırdı” diye yazdı. “The Wolf of Wall Street” filmi şu ana dek 2 Altın Küre adaylığı kazandı.

T.S. Eliot’ın ‘Yetenekli Kediler’ adlı şiirinden esinlenerek yazılan ‘Cats’ müzikali, ilk kez 1981’de West End’de ardından 1982’de Broadway’de gösterime girmişti.

cats-muzikaliMüziğin, dansın, şiirin, hayallerin, tiyatronun ve aşkın mükemmel uyumunu içinde taşıyan müzikal, set tasarımı, olağanüstü kostümleri ve mükemmel koreografisiyle ilk kez İstanbul’da olacak.

‘Cats’ müzikali, yaşamın ta kendisini kediler arasında geçen bir hikaye ile anlatıyor. Andrew Lloyd Webber’in rekorlar kıran uyarlamasına dayanan ‘Cats’ Broadway’de 7 kez Tony Ödülü, ‘Laurance Olivier’de en iyi müzikal ödülü, en iyi orijinal kadro kategorisinde Grammy Ödülü, en iyi müzikal ve en iyi yönetmen dalları da dahil olmak üzere sayısız ödüle sahip. Broadway’in en uzun soluklu müzikali unvanıyla birçok kez dünya turnesine çıkan müzikal, 20′den fazla dile çevrildi. 1998’de televizyona da uyarlanan müzikal, 300’den fazla şehirde 50 milyondan fazla izleyici tarafından izlendi.

‘Memory’ şarkısını dünyaya tanıtan oyuncuları Elaine Paige ve Bettly Buckley’yi dünyaya tanıştırarak kendi fenomenlerini yaratan ‘Cats’in Londra’daki yapımı 20 yıl, Broadway’deki yapımı ise 18 yıl boyunca devam etmiştir.

21 Ocak – 2 Şubat 2013 tarihleri arasında, sadece iki hafta oynayacak efsane müzikalin bilet fiyatları 59TL ile 252TL arasında değişiyor. Programın detaylarına www.zorlucenterpsm.com adresinden ulaşılabilir ve bilet satın alınabilir.

ZETE

Bakanlık, yardım yaptığı özel tiyatrolara, ‘genel ahlâk kurallarına uygun’ oyun sahnelemeleri için protokol imzalama zorunluluğu getirdi

tiyatro dersleriiiiiiiiiBakanlık, yardım yaptığı tiyatrolara ‘ahlaklı oyun’ kriteri koydu. Yardım yapılan özel tiyatrolara ‘genel ahlak kurallarına uygun oyun’ sahnelemeliri için protokol imzalama zorunluluğu getirildi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Gezi eylemlerini destekleyen özel tiyatrolara yardımı kesmesinin ardından yardım konusunda ikinci bir skandala daha imza attı. Bakanlık, yardım yapmaya uygun bulduğu tiyatrolara “ahlaklı oyun” kriteri getirdi.

Cumhuriyet gazetesinden Selda Güneysu ‘nun haberine göre bakanlık, yardım yaptığı özel tiyatrolara, “genel ahlâk kurallarına uygun” oyun sahnelemeleri için protokol imzalama zorunluluğu getirdi. “Genel ahlaka uygun oyun” sergilemeyen tiyatronun yardımı 15 gün içinde yasal faiziyle birlikte geri alınacak.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, her yıl verilen özel tiyatrolara destek yardımları konusunda bu yıl farklı bir tutum takınarak “Gezi eylemlerine katılan ve destek veren” aralarında Genco Erkal , Ferhan Şensoy , Haluk Bilginer , Levent Kırca ’nın tiyatroları ile AST ile Destar Tiyatro’nun da bulunduğu 20’ye yakın tiyatroya destek yardımı yapmamıştı. Bakanlık Değerlendirme Komisyonu, 4 milyon 312 bin TL ödeneği, bu yıl, 221 özel tiyatronun projesine dağıtmaya karar vermişti.

Söz konusu yardımlara ilişkin bakanlık, desteklemeye değer görülen tiyatrolara “Özel Tiyatroları Destekleme Yardımları Protokolü” gönderdi. Tiyatroların bakanlıktan yardım alabilmek için imzalamakla yükümlü oldukları söz konusu protokolün 14. maddesi ile dikkat çekici bir yükümlülük getirildi.

14 maddeye göre, tiyatrolar alacakları yardım karşılığında “genel ahlak kurallarına uygun” oyun sahnelemek zorunda olacaklar. Protokole göre, yardım alan tiyatrolar “genel ahlâk kurallarına uygun” oyun sahnelemezse, bakanlıkça verilen yardım 15 gün içinde yasal faiziyle birlikte geri alınacak.

14- Madde’ye ilk tepki Tiyatro Kumpanyası’ndan:

 ‘Desteği reddediyoruz!’

Protokolün 14. maddesine ilk tepki ibu yıl sunduğu proje destek almaya değer görülen Tiyatro Kumpanyası’ndan geldi. Tiyatro Kumpanyası’nın Genel Sanat Yönetmeni Kemal Kocatürk, Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada, 14. madde ve “Gezi” tartışmaları nedeniyle kendilerine yapılan yardımı bakanlığa iade edeceklerini söyledi.

Geçen yıl Ahmed Arif ’in “Hasretinden Prangalar Eskittim” adlı eserinden uyarlanmış aynı isimli oyunla bakanlıktan ödenek aldıklarını ve bu yıl da “Küçürekkız” adlı oyunla bakanlığa başvurduklarını dile getiren Kocatürk, “Hiç umudumuz yokken, geçen yıla oranla ‘indirimli’ bir ödeneğe değer görüldük. ‘İndirimli’ dememden kasıt şudur: Bakanlığın sloganı hani ‘Devletin özel tiyatrolara artarak süren desteği…’ ya, o bakımdan. Biz ‘indirime’ tabi tutulmuşuz” dedi.

Protokole göre, bakanlıktan ödenek alan tiyatroların yıl içinde 27 temsil yapmak zorunda olduklarını ve bu temsillerde “14. maddeye uymak zorunluluğu” doğduğunun altını çizen Kocatürk, şöyle konuştu:

“Böylesine muğlak bir maddenin içeriği hiçbir hukuk diline de sığmaz herhalde. Bu maddeden iyi niyet beklentim olmadığı için de bu desteği bir köstek olarak gördüğümüzden kullanmayı düşünmemekteyiz. Çünkü maddenin içeriğinden anlaşılacağı üzere, ‘armudun çekirdeği, üzümün çöpü’ denilerek, verilen yardımın yeniden sizden faiziyle birlikte geri istenmesi işten bile değil.

Üstelik de oyununuz hakkında tespit tutanağı yazacak kişi ya da kuruluşlar bile belli değil. Yoldan geçen herhangi birinin hakkınızda bakanlığa yapacağı ufacık bir şikâyetin bile dayanak gösterilmeyeceği ne malum?

Böylesi bir protokole imza atmayı kendimizde ne yazık ki uygar, demokratik ve hukuk devletinin bir bireyi olarak hak görmüyoruz. Hak görenleri de kınıyoruz. Devletin tüm halkın vergileriyle dağıttığı bu ödeneği bir hulufe, bir sadaka gibi görmesini ve bunda da ayrıştırıcı rol oynamasını içimize sindiremeyerek, bu desteği reddediyoruz.”

‘Aile değerleri’ni gözeteceğiz!

Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik , TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmeleri sırasında, “Gezi’ci tiyatrolara destek yok” haberini anımsatarak “Bir tiyatroya verilen destekte hangi kriterleri gözetiyorsunuz?” sorusunu soran CHP İstanbul Milletvekili Sedef Küçük’e, “Tabii ki aile değerlerini gözeteceğiz; tabii ki toplumun genel kabul gösterdiği değerleri gözeteceğiz. Dünyadaki hiçbir kültür bakanlığının da temel statejisi içinde buna aykırı unsurlar bulamazsınız” yanıtını vermişti.

Usta aktör İzmir’deki tiyatro ödülleri töreninde onur konuğu olacak…

Al-Pacino- Usta aktör, 5. Bedia Muvahhit Tiyatro Ödülleri’nin onur konuğu olacak. Sahne Tozu Tiyatrosu ve Haldun Dormen tarafından düzenlenen 5. Bedia Muvahhit Tiyatro Ödülleri’nde sürpriz isim… İzmir’de kültür ve sanata yeni bir soluk getiren Sahne Tozu’nun kurucusu ve yönetmeni Çağlar İşgören, şunları söyledi:

’1996 yılından beri İstanbul’da düzenlenen Afife Jale Tiyatro Ödülleri’nin bir benzerini İzmir’de gerçekleştiriyoruz. Haziran ayındaki ödül töreninde onur konuğumuz Al Pacino olacak. Dünya çapında bir aktörü ağırlamaktan gurur duyacağız.’

Derneğimizin bağlı olduğu Özel Nar Sanat Eğitim Kursu bünyesinde faaliyet gösteren “Nar Sanat Tiyatrosu” bu sezon ikinci kez sahnelerde.

araf-ne-taraf

Daha önce sergilenen “Araf ne Taraf” oyununu kaçıranlar için turne öncesi  bir şans daha…  Nar Sanat Tiyatrosu yönetmen ve oyuncu Halis BAYRAKTAROĞLU yönetiminde

26 Kasım 2013 Tarihinde saat : 20:30’da Akatlar Kültür merkezinde tekrar oynanacak.

Oyun hakkında bilgi istiyorsanız.

Pardon Zebani Bey…

 …bazı sınavlar yakıcı olabilir

Birbirinden farklı iki samimi arkadaş Cennet ve Cehennem arasında ilginç bir sınava tabi tutuluyor. Ancak sorular bu kez sıcak taraftan geliyor. Soruları doğru yanıtlamak mı yoksa yanıtlayamamak mı? Bu tuhaf sınavdan kaçış Araf’ta mı? Peki, Araf Ne Taraf?

Bu sezon Nar Sanat Tiyatrosu, Araf Ne Taraf? adlı iki perdelik bir komedi oyunu sergiliyor.

Mahmut ve Bilal’in Zebani ile olan amansız ve komik mücadelesine güzel hostes Şule’de katılınca olaylar daha da şenleniyor. Zebaninin yardımcısı Zu boş duruyor mu peki? Tabi ki hayır.

CCYS (Cennet Cehennem Yerleştirme Sınavı) için geçen yılın sorularının peşine düşmüş, yeni merhum şaşkın üç komik karakter ve hiç bitmeyen bir tempo…

Toplumun genel ahlak kuralları çerçevesindeki iyinin sıradanlığı ile kötünün uç noktalarının irdelendiği oyunda onlar Araf’ı araya dursun, sizler gülme krizinden çıkma yolları arayacaksınız.

Ebru ERDEMOĞLU’nun kaleme aldığı Genel Sanat Yönetmenliğini Halis BAYRAKTAROĞLU’nun üstlendiği ARAF NE TARAF, bir  NAR SANAT TİYATROSU prodüksiyonudur. Oyuncuları ile de hayli iddialı oyunda,  Cumhur SARI, Halis BAYRAKTAROĞLU, Nalan BAŞARAN, Ebru SARITAŞ, Oğuz ÖZTAŞ’ın araladığı kapıdan bakalım sizler de Araf’a girebilecek misiniz…

 

 

OYUN KÜTÜĞÜ

Genel San. Yönetmeni: Halis Bayraktaroğlu

Yazar                                       : Ebru ERDEMOĞLU

Kostüm tasarım             : Nesrin ESEN

Işık                                          : Habeş ANIK

Efekt                                      :MC Records

Grafik Tasarım               : Nokta Grafik Tasarım

Web Tasarım                     :   Habeş ANIK

Oyuncular

Kısaca oyuncularımız hakkında bilgi verelim.

Araf Afiş kasım ayı (2)Cumhur SARI

 1962 Adana doğumludur,1985 yılında ( AGSM )Adana Gösteri Sanatları Merkezinde ,tiyatroya başlamıştır,2000-2010 arası Seyhan belediyesi şehir tiyatrosunda tiyatro yapmıştır, Şahlarıda vururlar/bir filiz vardı/artiz maktebi/alo orası tımarhanemi/kocamın nişanlısı/istemeler /nafile dünya/gibi pek çok oyunda rol almıştır

Halis BAYRAKTAROĞLU

 1957 Erzurum doğumlu Tiyatro ve Sinema sanatçısı. 1974 yılında Ankara Birlik Tiyatrosunda başladı, bir çok oyunda Oynadı, yönetti. Birkaç örnek: Bir İstanbul Masalı, Fetih 1453, Topal Osman, 3 kadın 3 kader, Kaos, Osmanlı Derin Devlet, Aşk Bir Hayal, Geniş Aile, Umutsuz ev kadınları gibi pek çok dizi film ve oyunda rol almıştır

Ebru SARITAŞ

1984 İstanbul doğumludur. Kenter Tiyatrosu’nda eğitim almıştır. 2005 yılında tiyatroya başlamıştır. İnsanın İçi İğneli Fıçı, Yasaklar ve Deliler, Aşk Grevi, Olur Böyle Şeyler, S.O.S. ve Deliriyoruz , rol aldığı bazı tiyatro oyunlarıdır. Ayrıca; Babam İçin, Kötü Yol ve Otisabi adlı tv dizilerinde ve bazı reklamlarda da rol almıştır.

Nalan BAŞARAN

1983 yılında beri asıl olarak oyunculuk yapıyorum. Tiyatroyla başladım ve 50 ye yakın oyunda, oyunculuk dışında yönetmenlik, koreografi, eğitmenlik yaptı.. Aralıklarla seslendirme ve TV dizileri dışında kısa filmler, sinema ve tv filmi çalışmalarında da bulundu. Bütün bunlarda çok farklı karakterleri canlandırmıştır. Pek çok oyun, film, dizi de oynamıştır.

Oğuz ÖZTAŞ,

1988 Adana doğumluDUR.2004 yılında Seyhan Belediyesi Şehir Tiyatrosunda çırak olarak tiyatro ile tanışmıştır . Adana’da çeşitli özel tiyatrolarda oyunculuk yapmış ve 2007-2009 yılları arasında Adana Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosunda Ergün Özfırıncı ile birlikte Stand Up gösterilerinde oyuncu olarak görev almıştır 2010 yılında İstanbul’a yerleşmiş ve pek çok tiyatro ve sinema filminde rol almıştır.

 

Google bu gece bir sürpriz yaparak doodle adı verilen ve önemli kişi, olay v.s. anma anlamında grafikleştirdiği bölümde Türkiye için Leyla Gencer’in doğum gününü seçti

Leyla GENCER kimdi hatırlayalım.

leyla-gencerAyşe Leyla Gencer, (d. 10 Ekim 1928; Polonezköy, ö. 10 Mayıs 2008; Milano), Türk opera sanatçısı. 20. yüzyılın en önemli sopranolarından birisi olarak görülür.

Batı ülkelerinde “La Diva Turca”, “La Gencer”, “La Regina” olarak ün yapan; Milano, Roma, Napoli, Venedik, Viyana, Paris, San Francisco, Köln, Buenos Aires, Londra, Rio de Janerio, Bilbao, Chicago’da sanatını dinleten; Lucia’nın, Norma’nın, Lady Macbeth’in, Queen Elizabeth’in, Filoria Tosca’nın, Lucrezia’nın, Madam Butterfly’ın, Alceste’nin, Aida’nın, Violetta’nın, Leonora’nın “Leyla la Turca”sı soprano Leyla Gencer, hem seçkin opera sahnelerinde hem resitallerinde hayranlık uyandırmış sanatçılardandır. Opera repertuarı 23 bestecinin 72 yapıtını kapsamıştır. Gencer, T.C. Devlet Sanatçısıdır.

Doğumu ve ailesi

Leyla Gencer 1928’de Polonezköy’de doğdu. Babası Safranbolulu köklü Müslüman bir ailenin oğlu olan Hasanzade İbrahim Bey, annesi Polonyalı Katolik bir ailenin kızı olan Alexandra Angela Minakovska’dır. Ailesi sonradan Çeyrekgil soyadını aldı. Annesi, İbrahim beyle evlendikten sonra Müslüman olup Atiye adını aldı. Gencer ileriki yıllarda bir röportajında “Müslüman ve oryantal bir altyapıdan geliyorum” demiştir.[1]

Babası İbrahim Bey, ağabeyi Hüseyin Çeyrekgil ile çiftçilik, balıkçılık, taşımacılık ve Çubuklu suyunun işletmesini yapıyordu; ayrıca Lale Sineması’nın işletmesini üstlenmişti ve Karaköy’de hanları bulunuyordu. Leyla, babasını genç yaşta kaybetti. 1946’da varlıklı bir bankacı olan İbrahim Gencer ile evlendi ve Gencer soyadını aldı.

Eğitimi

leyla_gencer Leyla Gencer, İstanbul İtalyan Lisesi’ni bitirdi ve bir süre İstanbul Devlet Konservatuvarı’nda şan eğitimi aldı. Konservatuarda, Fransa’nın önde gelen hocalarından Reine Gelenbevi, ünlü orkestra şefi Muhittin Sadak ve besteci Cemal Reşit Rey’in öğrencisi oldu. Ankara Devlet Konservatuarı’nda ders vermek üzere Türkiye’ye gelen ünlü İtalyan soprano Giannina Arangi-Lombardi ile tanıştıktan sonra İstanbul’daki konservatuar eğitimini yarıda bırakarak çalışmalarını Ankara’da onun özel öğrencisi olarak sürdürdü. Ankara Devlet Tiyatrosu’nun (opera da tiyatroya bağlı idi) korosuna girdi. Hocası Arangi Lombardi, bir yıl sonra kızını ziyaret için gittiği İtalya’da hastalanarak hayatını yitirince çalışmalarını İtalyan bariton Apollo Granforte ile sürdürdü.

Opera kariyeri

Leyla Gencer, Devlet Tiyatroları Ankara Operası’nda korist olarak görev yapmaktayen Ankara’ya geldiği yıl (1950’de) sahnelenmeye başlayan Cavallerina rusticana operasında Santuazza rolü ona verildi, Gencer’in opera kariyeri bu rolle başladı.

Leyla Gencer, Ankara Devlet Operası’nda görev yaptığı 1950-1958 yılları arasında devlet konuklarına verilen resitallerde en çok görev alan sanatçılardan oldu. ABD devlet başkanlarından Harry S. Truman, Dwight Eisenhower, Yugoslavya’nın kurucusu Mareşal Tito, İran Şahı Rıza Pehlevi ve eşi Prenses Süreyya, Ürdün Kralı Hüseyin, huzurunda resitaller verdiği devlet konuklarındandır.

İlk defa 1953 yılında, Türkiye ile İtalya arasında imzalanan Kültür Anlaşması çerçevesinde bir radyo konseri vermek için Roma’ya gitti. Bu konserin başarısı üzerine Napoli Yaz Festivali’nde sahnelenen Cavelleria rusticana operası’nda başrol üstlenmek fırsatını elde etti. Bir sonraki sezon Napoli’nin ünlü San Carlo Operası’nda Eugenio Onegin ve Madam Butterfly operalarında başrol oynama teklifi aldı. Leyla Gencer’in uluslararası platformdaki opera serüveni böylece başladı, Madam Butterfly operasındaki başarısı ile Napolillerin sevgisini kazanan Gencer, Napolili Türk olarak anılmaya başladı. Bu başarı bir sonraki sezon San Carlo Operası’nda sahnelenen La Traviatadaki Violetta rolü ile sürmüştü. Sanatçı “La Traviata”‘yı Palermo, Trieste, Ankara, Torino, Varşova, Poznan, Lodzi Krakov’da, Viyana Devlet Operası’nda Herbert von Karajan yönetiminde, San Francisco ve Philadelphia’da, Moskova ve Leningrad’da seslendirdi. 1956’da San Francisco operasında San Francesca da Rimini operasında son anda oynayamayacağını bildiren ünlü soprano Renata Tebaldi’nin yerine başrolü seslendirdi. Eserin San Francisco ve Los Angeles temsillerinden sonra San Francisco operası ile kontrat imzaladı.

leyla-gencer (1)1957 sezonunda San Fransicso Operası’nda sahnelenen La Traviata operasında başrolü Leyla Gencer, Lucia di Lammermoor operasında ise dünyaca ünlü soprano Maria Callas üstlenmişti. Callas’ın gelmemesi üzerine Lucia rolünü de Gencer üstlendi ve büyük başarı kazandı. O günden başlayarak ABD’de sayısız opera temsili, resital, konser gerçekleştirdi.

26 Ocak 1957 gecesi Leyla Gencer, kendisine koyduğu Milano’nun ünlü La Scala Tiyatrosu’nda sahneye çıkma hedefine ilk defa ulaştı. Fransız besteci Francis Poulenc’in Carmelit’lerin Diyaloğu eserinin dünyadaki ilk temsilinde başrolü (Lidoine-başrahibe) oynadı. Scala’daki ilk sahneye çıkışından sonra Gencer, 18 Şubat 1957’de tüm zamanların en büyük orkestra şefi kabul edilen ve kısa bir süre önce ABD’de hayatını kaybeden Arturo Toscanini için Milano’nun Duomo di Milano Katedralı’nda düzenlenen görkemli cenaze töreninde Verdi’nin Requiem’i seslendirilirken soprano partisini başarıyla söyledi. Bu başarının ardında La Scala Operası’nın Köln Operası’nın açılışı nedeniyle düzenlediği turnede Verdi’nin Kaderin gücü adlı eserinde başrol oynadı. 1958’de Pizzetti’nin dünyada ilk gösterimi gerçekleşen Katedral’de Cinayet adlı eserinde başrahibe rolünü, ardından Boito’nun az bilinen Mefistofele operasında Margherita rolünü üstlendi.

Gencer, 1958 yılında kontratı feshedilinceye kadar yurtdışındaki operalarda Ankara Devlet Operası Sanatçısı sıfatıyla rol aldı. 1958’de görevine son verildikten bir süre sonra Milano’ya yerleşti. 1958’de İtalyan Radyosu’nda Donizetti’nin “Anna Bolena” operası Leyla Gencer’in yorumuyla yayımlanmıştı (Bu yayım, 1980’de plak olarak piyasaya çıktı). Bu yorumun başarısı üzerine ünlü orkestra şefi Vittorio Gui şefliğini yaptığı 3 ayrı eserde, 3 ayrı kentte (Palermo, Floransa Roma Operaları) başrol teklif etti. Gencer böylece 1959 yılı Floransa l.gencerFestivali’nin açılışında Verdi’nin 1849’dan beri hiç sahnelenmemiş “Legnano Savaşı” adlı eserinde başrolü oynadı. Bunu, Palermo’da Verdi’nin “Macbeth” Operası, Roma’da Mozart’ın “Don Giovanni” Operası’nı seslendirdi.

Gencer, 1960’larda mesleğinin doruğuna çıktı. Hiç bilinmeyen operaları seslendirmeyi sürdürdü. 1963’te Verdi’nin unutulmuş operası “Kudüs”te başrol Elena’yı oynadı. Bunu Donizetti’nin hiç bilinmeyen operası “Robert Devereux”daki Kraliçe Elizabeth rolü ve Bellini’nin 130 yıldır sahnelenmeyen “Beatrice di Tanda” operası takip etti.

1985 yılında sahneye veda eden sanatçı, 1983-1988 yılları arasında As. Li. Co.’nun genel sanat yönetmenliğini yürüttü, 1997-1998 arasında La Scala korosunun genç sanatçılar okulunda yöneticilik yaptı, vefatına kadar La Scala Tiyatrosu’nda opera sanatçıları için kurulan akademinin sanat yönetmenliğini yapmaktaydı. Gencer, aynı zamanda opera yorumu üzerine dersler vermeye devam ediyordu. Uluslararası yarışmalarda seçiciler kurulu üyelikleri yapan, festivallere, seminer ve konferanslara katılan Leyla Gencer, İstanbul’da kendi adını taşıyan “Uluslararası Şan Yarışması”nın kurucusudur. Yarışma, 1995 yılından beri düzenlenmektedir.

Leyla Gencer, 1988 yılında “Devlet Sanatçısı” unvanıyla onurlandırıldı.

2004 yılında Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü tarafından 1000 yılın Türkleri özel koleksiyonunda adına 15.000.000 TL değerinde 0.999 ayar gümüş hatıra para basıldı.

Vefaati

10 Mayıs 2008’de Milano’daki evinde kalp ve solunum yetmezliğine bağlı olarak hayatını kaybetti. Leyla Gencer’in cenazesi 12 Mayıs günü Milano’da La Scala Operası’nın Santa Babila Kilisesi‘nde düzenlenen kalabalık bir törenden sonra vasiyeti doğrultusunda krematoryuma götürülerek yakıldı. Leyla Gencer’in külleri daha sonra İstanbul’a getirildi. Kendi vasiyeti gereği küller, 16 Mayıs günü Dolmabahçe Sarayı ile Dolmabahçe Camii arasındaki yapılan bir törenden sonra Dolmabahçe açıklarında Boğaz sularına döküldü[3]. Törende, Mozart’ın Requiem’inden “Lacrimosa” ile Ahmed Adnan Saygun’un “Yunus Emre Oratoryosu”‘nun 5, 12 ve 13. bölümleri İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestra ve Korosu tarafından leyla.gencerseslendirildi.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın yeni yapılmakta olan merkezinde sanatçının vasiyeti üzerine bir “Leyla Gencer Müzesi” oluşturulacak.

Leyla Gencer Şan Yarışması

İlki “Yapı Kredi Uluslararası Leyla Gencer Şan Yarışması” adıyla 3-9 Eylül 1995 tarihinde gerçekleştirilen Leyla Gencer Şan Yarışması, 2006 yılından bu yana iki yılda bir, La Scala Tiyatrosu Sahne ve Gösteri Sanatları Akademisi Vakfı işbirliğiyle İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenleniyor. 1997 yılındaki ikinci yarışmaya Leyla Gencer jüri üyesi olarak katıldı. Her iki senede bir gerçekleştirilen yarışma 1999 yılında 17 Ağustos Depremi nedeniyle düzenlenmedi.

Bugüne kadar birçok ülkeden yüzlerce sanatçının katıldığı Leyla Gencer Şan Yarışması’nda dereceye girenler dünyaca ünlü operalardan konser teklifleri aldılar.

Diskografi

  • Bellini: Norma / 1966, de Fabritiis, Gencer, Cossotto, et al
  • Bellini: Norma / 1965, Gavazzeni, Gencer, Simionato, et al
  • Bellini: Beatrice di Tenda1964 / Gui, Gencer, Zanasi, et al
  • Bellini: I Puritani 1961 / Quadri, Gencer, Raimondi, et al
  • Pacini: Saffo 1967 / Gencer, Del Bianco, Mattiucci
  • Cherubini: Medea 1968/ Gencer, Bottion, et al
  • Mayr: Medea in Corinto 1976/ Ferro, Gencer, Johns
  • Gluck: Alceste 1967/ Gui, Gencer, Picchi
  • gencer.leylaChopin: Polish Songs; Liszt / Leyla Gencer, Nikita Magaloff
  • Donizetti: Anna Bolena 1958/ Gavazzeni, Gencer, Simionato, et al
  • Donizetti: Anna Bolena 1965/ Gavazzeni, Gencer, Cava, et al
  • Donizetti: Caterina Cornaro 1972 / Cillario, Gencer, Aragall
  • Donizetti: Les Martyrs / 1975 Camozzo, Gencer, Bruson, et al
  • Donizetti: Les Martyrs / 1978 Gelmetti, Gencer, Bruson, et al
  • Donizetti: Lucrezia Borgia / 1970 Gracis, Gencer, Raimondi et al.
  • Donizetti: Lucrezia Borgia / 1966 Franci, Gencer, Aragall, Petri et al.
  • Donizetti: Maria Stuarda / 1967 Molinari-Pradelli, Gencer, Verret, Tagliavini et al.
  • Donizetti: Messa di Requiem / Gavazzeni, Teatro La Fenice
  • Donizetti: Roberto Devereux 1964 / Gencer, Cappuccilli, et al.
  • Donizetti: Belisario 1969 / Gavazzeni, Gencer, Taddei et al.
  • Mozart: Don Giovanni 1960/ Molinari-Pradelli, Gencer, Petri, Bruscantini, Stich-Randall et al
  • Mozart: Don Giovanni 1962/ Solti, Gencer, Jurinac, Freni
  • Ponchielli: La Gioconda 1971 / de Fabritiis, Gencer, Raimondi
  • Zandonai: Francesca da Rimini 1961 / Capuana, Gencer, Cioni et al.
  • Rossini: Elisabetta, Regina d’Inghilterra 1971/ Sanzogno, Gencer, Grilli
  • Verdi: I due Foscari” 1957/ Serafin, Gencer, Guelfi
  • Verdi: Battaglia di Legnano (Legnano Savaşı) 1959/ Gencer, Limarilli
  • Verdi: Rigoletto 1961/ Quadri, Gencer, McNeil, Raimondi
  • Verdi: Gerusalemme 1963/ Gavazzeni, Gencer, Aragall, Guelfi
  • Verdi: I Vespri Siciliani 1965/ Gavazzeni, Gencer, et al
  • Verdi: Macbeth 1960/ Gui, Gencer, Taddei, Picchi et al.
  • Verdi: Macbeth 1968/ Gavazzeni, Gencer, Guelfi, Corradi, et al
  • Verdi: Attila 1972/ Silipigni, Gencer, Hines
  • Verdi: Ernani 1972/ Gavazzeni, Gencer, Bergonzi
  • Verdi: Simon Boccanegra 1961/ Gavazzeni, Gobbi, Gencer
  • Verdi: Il Trovatore 1957/Previtali, Gencer, Del Monaco, Barbieri, Bastianini
  • Verdi: Un ballo in maschera (Maskeli Balo) 1961/ Gencer, Bergonzi
  • Verdi: Aida 1956/ Capuana, Gencer, Bergonzi, Cossotto
  • Verdi: La Forza del Destino (Kaderin Gücü) 1957/ Serafin, Gencer, Di Stefano
  • Verdi: La Forza del Destino 1965/ Molinari Pradelli, Gencer, Bergonzi

 

 2013-2014 Eğitim yılı başladı gerek çocuklarınızın gerekse sizlerin boş vakitleri belirlendi.

sanat-kurslari

İyi bir kursta en uygun gün ve saate çocuklarınızın veya sizin bir sanat eğitimine mi ihtiyacı var? O zaman elinizi çabuk tutun ve en uygun gün ve saat imkânını kaçırmayın. Elbette 3 yıldır aynı fiyattan eğitim veren kurumumuzun fiyat artışlarından da etkilenmemiş olacaksınız. Eğer geç kalırsanız uygun saatler dolabilir ve elbette zaman sizleri zorlayıp sanat eğitiminden  uzak kalmanıza yol açabilir. Lütfen unutmayın! Haftanın 7 günü sabah 09:00- akşam 21:00 arasında açığız ve derslerimiz devam ediyor.

Kaliteli bir ortamda, eğitimli ve işinin uzmanı eğitmenlerle pozitif bir yapı içerisinde siz veya çocuklarınız sanat ile tanışacak.

Huzurlu, bakımlı, samimi bir ortamda ister çocuğunuz dersteyken sizde bir başka derse girebilir, isterseniz çayınızı yudumlayarak müzik sesleri arasında diğer veliler ile sohbet edebilirsiniz.

Buyurun gelin tanışalım! Daha içeri adım atar atmaz huzur ve sanatı hissedeceğiniz kurumumuza misafir olun. Kayıt olma zorunluluğunuz elbette yok gelip bilgi alabilir sohbet edebilirsiniz. Bir başka kurumda eğitim alacak olsanız dahi kurumumuza gelin merak ettiğiniz şeyleri sorun öğrenin. Nar Sanat bir sanat derneği kuruluşu ve sizlerin nerede olursa olsun sanat eğitimi almasını destekleyen bir kurum.

Tek beklentimiz özellikle çocuklarımızın doğru eğitmenler eşliğinde iyi bir eğitim alması. Çocuk drama eğitiminden, hobi veya akademiye hazırlık resim, piyano, gitar, bateri, bağlama, keman, Tiyatro, Bale, dans, diksiyon, fotoğraf ve daha nice sanat dalı konusunda her türlü bilgi desteğini vermeye hazırız yeter ki çocuklarımız sanatın içerisinde olsun.

Lütfen unutmayın hangi kuruma giderseniz gidin kurum imkanlarına ve eğitmenlerin eğitim düzeyine bakınız ve özellikle M.E.B.’e bağlı olmasına dikkat ediniz!

Davetlimizsiniz bekleriz…

Hep Sanat, Nar Sanat

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Beyoğlu Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı işbirliğiyle düzenlenen Beyoğlu Sahaf Festivali 27 Eylül’de başlayacak.

beyoglu-sahaf-festivali

Başladığı ilk yıllarda Taksim Meydanı’nda açılan ancak yol çalışmaları dolayısıyla geçen iki yılda Tepebaşı‘na taşınmak zorunda kalan Sahaf Festivali, bu yıl tekrarTaksim Meydanı’na dönüyor.

Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, en çok önem verdikleri etkinliklerin başında Sahaf Festivali’nin geldiğini belirterek, “Sahaflarımızla kitap dostlarını buluşturacak olan bu festivalimiz her yıl büyük ilgi görüyor. Bu yıl programımızı daha da zenginleştirerek ünlü yazar ve şairlerimizle edebiyat sohbetleri gerçekleştirecek, çok anlamlı bir mekanda edebiyatçılarımızı okurlarıyla buluşturacağız. Birbirinden kıymetli eserlerin ve zengin etkinliklerin yer alacağı Beyoğlu Sahaf Festivali’ne tüm İstanbulluları bekliyoruz. Bu festivalin büyüyerek gelişmesinde her zaman desteklerini esirgemeyen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Kadir Topbaş‘a teşekkürlerimi borç biliyorum.” dedi.

Festival boyunca, kitapların yanı sıra tarihe tanıklık eden dergiler, eskiye ait yazılar, eski fotoğraflar, film, tiyatro afişleri, nadide levhalar, mektuplar, kartpostallar ve özel koleksiyonlar da stantlarda meraklılarının ilgisine sunulacak.

Kaynak:[-]

Yazan : Bertan ATA

Bakırköy,Osmanlı döneminden bu yana sanatla iç içe olan ve ülkemize çok sayıda değerli sanatçı kazandıran ilçemiz olup,burada yaşayan herkesin iftihar ettiği ve tarihinde sahip olduğu bu özelliğinden gurur duyan bir semtimizdir. Bakırköy’ün tarihinden bu yana sahip olduğu sanat ruhunu, bu zamana kadar gelecek kuşaklara,şartlar ne olursa olsun aktarmayı başarmıştır.Bilinçli bir Bakırköy’lü devraldığı bu bayrağı sadece geleceklere kuşaklara aktarmakla kalmamış ve bunun Bakırköy sınırlarını aşması için de çaba sarf etmiştir.

bakırköy-meydanGünümüzde özellikle görsel ve yazınsal basından dolayı her çalışmaya sanat denen ve herkese sanatçı denilen bir dönemde yaşıyoruz. Sanatın artık bu kadar ucuzladığı ülkemizde sanat eğitimi veren kurslarında yetersiz ve sağlıksız ortamda ders verilmesi , her ne kadar ciddi, rahatsız edici durum olsa da gerçek şu ki bu şartlar altında eğitimin kaliteden yoksun olması kaçınılmaz bir durumdur.

Bu durum, ülkemizde sanatla bağdaşmış olan semtimizi de etkilemiştir. Artık her köşede sanat eğitim yerleri, kursları, dernekleri görmek mümkün. Bu durum toplum açısından mutlu edici bir durum gibi gözükse de verilen sanat eğitiminin acaba hangi seviyede olduğunu da düşünmemek elde değil.  Sanat eğitimi verilirken özellikle çocuklara pedagojik anlamda nasıl eğitim verilmesi gerektiğini bilmek ve çocuğa eğitim verilen sanat dalını öğretmek dışında, çocuğa ilerleyen yıllarda da sanatı daima sevmesi ve yüceltmesi gerektiğini de aşılamanın şart olduğunu unutmamak gerek. Bunu yapmak için hem aileyle işbirliği içinde bulunmak hem de akademik eğitim almış, sanat eğitiminin sorumluluğunu taşıyan, bilinçli, yaptığı mesleği seven kişiler olmasına dikkat etmek gerekir.

Eğitmenler, aynı zamanda yeni sanat eğitimi almaya başlamış bir çocuğun rol modeli olduklarından, sorumluluklarının bilincinde olup, sanatın kendilerine verdiği heyecanı ilk gün ki gibi hissederek, cesur ve bir o kadar kutsal olan görevi, bu çizgilerde yerine getirmelidir.

Nar Sanat Eğitim Kursu’nun bir öğrencisi olarak,açıldığı günden bu yana, adı her zaman sanatla anılan semtimizde,Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanarak bir ilki gerçekleştirmiş, çocuklara verilen eğitimin pedagojik olarak değerlendirilerek verilmesiyle,hem çocukların sanatsal eğitiminin en iyi seviyede verilmesi hem de bu eğitimle daima sanat sevgisini taşıyacak ve yüceltecek bireyler yetiştirmeyi kendine misyon edinmiştir. Nar Sanat, akademik eğitim almış eğitmenlerle ve herhangi bir sanat eğitiminde sahip olunması gereken profesyonel materyallerle yaparak, bizlere ve sanata hak ettiği değeri vermeyi ilke edinmiştir.

nar sanatta çocuk mutluluğuÜlkemizde sanatın durağı olan semtlerimizden biri, hatta beklide en önemlisi olan Bakırköy’de  bir derneğe ait olarak kurulan ilk  M.E.B. ‘e bağlı eğitim yuvası olması benim ve benim gibi birçok Bakırköylünün hep aradığı bir şeydi. Sonunda sanatı seven, duyarlı kişiler tarafından böyle bir kurumun açılması ve sanata ellerinden geldiği kadar sahip çıkması bizler için çok mutluluk ve gurur verici. Ayrıca sadece Bakırköy’le sınırlı olmayıp, İstanbul’da sanatı seven her bireye ulaşma çabası da takdire şayan bir başka özellikleri. Bizim gibi bu yola gönül vermiş insanlara da örnek olmaları ve ilerde sanatı ve sanatçıyı ayırt edip, bunlara değer verecek nesiller yetiştirerek topluma kazandırma çabaları onlara ayrı bir teşekkür gerektiriyor. Her zaman sanattan yana olan ve sanatın gücüne inanan herkese kapısı açık olan bu kurumun öğrencisi olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Ulu Önder Atatürk’ün dediği gibi ‘’Sanatsız kalan bir milletin, hayat damarlarından biri kopmuş demektir. Biz sanatseverler olarak üzerimize düşen sorumluluğumuzla, gücümüz yettiğince bu damarın kopmasına engel olmaya çalışıyoruz ve olmaya da devam edeceğiz.

Bu yolda Bakırköy’de yıllar sonra kendi özel profesyonel tiyatrolarını kurmaları ve şu anda Bakırköy’de tek özel profesyonel tiyatro topluluğu oldukları için ayrıca kendilerine teşekkür ediyor ve başarılarının daimi olmasını diliyorum.

İstanbul özel günler yaşıyor. Bir tarafta kapılarını yeni açan 13.Uluslararası İstanbul Bienali; diğer yanda Sakıp Sabancı Müzesi’nde, kentin tarihi dokusu ile manalı bir ahenk yakalayan, kavramsal sanatın büyük ismi Anish Kapoor’un Türkiye’deki ilk kişisel sergisi… 10 Eylül’de sanatçının katılımıyla açılışı gerçekleşen etkinlik, sıra dışı boyuttaki taş eserleriyle sanatseverleri sonsuzluk ve karşıtlık kavramı üzerine düşündürecek

Anis-KapoorGeçen hafta Sakıp Sabancı Müzesi’ndeki katıldığım sergi ile ilgili basın toplantısında, yaşayan en ünlü ve yaratıcı sanatçılardan biri olan Anish Kapoor’u birebir görmek, düşüncelerini ve çalışmalarını sesinden duymak gerçekten büyük bir ayrıcalıktı.

Bir başka ayrıcalık da böylesi bir serginin ayağımıza kadar gelebilmiş olması! Uzun zamandan beri bu olayın hayalini kuran Sakıp Sabancı Müzesi yetkilileri sergiyi gerçekleştirmek için, Akbank’ın da desteğiyle müzeyi yıkıp adeta yeniden inşa ettiler. Tonlarca ağırlıktaki devasa taş eserleri (en büyüğü 12 ton) gördüğünüzde bunları buraya nasıl taşıdılar, nasıl binanın içine soktular diye hayret içinde düşünüyorsunuz. Dokuz tırla Türkiye’ye taşınan 32 eseri yerleştirmek için dört vinç çalıştı ve SSM adeta bir şantiye alanı haline geldi. Bu gayretli çaba sadece bizim değil, Kapoor’un ve “Elektrik direğinin kaldırılmasına bile itiraz etmediler” diyen sergi küratörü Sir Norman Rosenthal’in de haklı takdirini kazanmış. Bundan sonra SSM’nin altından kalkamayacağı hiçbir sergi olamaz bence.

Anish Kapoor’un “Enerjik, açık ve müthiş dinamiklere sahip bir yer” olarak tanımladığı İstanbul’a olan sevgisi, şehrin tarihi, mimari değerleri ve Bienal, şimdiye kadar hiçbir yerde sergilenmeyen bu eserleri kentimize getirmesine vesile olmuş. Kararını pekiştiren bir diğer nokta da; ölçeğinin kaybolacağı endişesiyle bu işlerinin açık havada sergilenmesini istememesi ve sanatçının kapalı mekân arzusunu kabul eden müzenin olumlu yaklaşımı olmuş.

Anish-Kapoor-dev-heykelleri-1Taş, eski ve hafızası olan bir materyal; nice olaya şahit olmuş ve nice sır barındırmakta… Sergideki eserlerin birçoğu farklı coğrafyalardan toplanan mermer, kaymaktaşı, oniks ve granit gibi malzemelerden oluşuyor. Bu arkaik dünyada, kendi deyimiyle taşı ‘taciz eden’, kötüye kullanan Kapoor, ondan harika formlar yaratıyor.

Binaya girdiğimde kendimi zamansız bir arkeoloji müzesinde hissettim. Boyutlarının yanı sıra abartıdan uzak ve yalın duruşları dikkatimi çekti heykellerin. Bir de o kadar uyumlu yerleştirilmişler ki, farklı malzemelerden ve farklı dönemlerde yapılmalarına rağmen bir bütünlük ve temasal bir birliktelik oluşturmuşlar.  Bazı formlar, özellikle de oyuklar sık sık karşınıza çıkıyor; zaten Kapoor da bunları tekrar etmekten sakınmadığını ifade ediyor. Sanatçı, her ne kadar çalışmalarının nasıl algılandığı ile ilgilenmediğini söylese de; sanırım maddeye odaklanıp manayı göz ardı etmememiz için benzer malzeme ve minimalist bir yaklaşımla gerçekleştirmiş yapıtlarını. Az sözle, geçmişten geleceğe uzanan bir sonsuzluk ve süreklilik kavramı içinde insanlık tarihine vurgu yaparken, madde ile maneviyat arasındaki karşıtlığı da ön plana çıkarıyor.

Seyircileri eserleriyle iletişime; soyut işlerini, anlamın tam sınırında (anlamla anlamsızlık arasında) tutarak manipüle ettiğini söyleyen sanatçının her yapıtını, gizini keşfetmek ister gibi uzun uzun seyretme ihtiyacı duyuyorsunuz. Özellikle derin delikler, yarıkların içindeki oyuklar, dehlizler esrarengiz bir dünyanın kodları gibi insanda merak ve hafif bir korku yaratıyor. Sanki bir girdaba yakalanıp döne döne o deliğin içinde kaybolacak gibi hissediyorsunuz. Hemen hemen herkes başını bu deliklere sokarak derinliğin sonunu görmeye çalışıyor.

Dolaşmaya devam ederken, insan bedeninin farklı organlarını andıran formlar, eril/dişil girinti ve çıkıntılar, parlak mermerlerde renk pigmentlerin oluşturduğu damarlar gözüme çarpıyor. Aklıma Norman Rosenthal’in “Anish önemlidir. O, hiçbir eserini önceden tasarlamaz, eskiz yapmaz. Onun sergisine bir roman, bir tiyatro eseri gibi bakmalısınız. Çok katarsis (ruhsal arınma) yaşanır sergilerinde” sözleri geliyor.

Anish-Kapoor-dev-heykelleri-2Optik illüzyon yaratan aynalar serginin en ilginç parçaları; sanatla teknolojiyi birleştiren, ünlü ‘Gök Ayna’, iç bükey formuyla müzenin bahçesinde yerini almış. Yanılsamalar yaratan ve sonsuzluk hissi veren bu objelerde bakanı kendisiyle karşılaştırıyor. Kapoor izleyiciyi yönlendirmeyi sevmiyor, onun eserle kendi deneyimini yaşamasını ve kendi evrenini kurmasını istiyor.

Sarı, Erdem, Kaçınılmazlık, Dil, Mezar, Sekiz, Çiçek, Ejderha çalışmalarından bazıları… Daha öncel Guggenheim Kraliyet Sanat Akademisi’nde de sergilenen ‘Sarı (Yellow/ 1999)’, serginin en etkileyici çalışması bana göre; cam elyafı ve pigmenten oluşan bu devasa yapıtı dakikalarca seyrederken o sonsuz sarı içinde kaybolduğumu hissettim.

Bu sergiyi, özel bir vakit ayırarak, tadını çıkararak gezin; taşın ne kadar kadim bir malzeme olduğunu, sadeliğin ne kadar çok şey anlatabileceğini tecrübe edin.  Kendi deneyimlerinizi yansıtın. Zaten sanat da en açık bir diyalog şekli değil midir?

 

 

Anish Kapoor kimdir?

1954 Mumbai doğumlu olan Anish Kapoor, 1970’li yıllardan bu yana sanat eğitimi için gittiği İngiltere’de yaşıyor. Londra’da Hornsey College of sanatçı-anish-kapoorArt ve Chelsea School of Art and Design’da sanat eğitimi gören sanatçı, bugün Kraliyet Akademisi üyesi ve Britanya İmparatorluk Nişanı sahibi. Kapoor, 1970’lerin sonunda ziyaret ettiği anavatanı Hindistan’da gördüğü boya pigmentlerinden etkilenerek yaptığı ‘pigment heykelleri’ ile dikkat çekti. 1980’lerden itibaren Yeni İngiliz Sanatı adı altında anılmaya başlayan ve Tony Cragg, Richard Deacon, Bill Woodrow gibi sanatçılardan oluşan grup içinde anıldı. 1990’da Venedik Bienali’nde, 1992’de Documenta’da İngiltere’yi temsil eden Kapoor, 1991 yılında aldığı Turner Ödülü’yle İngiliz sanat ortamının önde gelen sanatçılarından biri haline geldi. 1990’lı yıllardan itibaren malzeme dağarcığını büyük ölçüde genişleten ve yeni endüstriyel teknolojilerin kullanımını gerektiren büyük boyutlu projelere yönelen Kapoor’un İngiltere’de gerçekleştirdiği en dikkat çekici işler arasında, 2002 yılında Unilever Serisi kapsamında Tate Modern’de gerçekleştirdiği ‘Marsyas’ heykeliyle, 2012’de Londra Olimpiyatları sırasında gerçekleştirdiği Olimpiyat Kulesi ‘Arcelor Mittal Orbit’ yer aldı.

1990’lardan 2000’li yıllara uzanan süreçte dünya çapında birçok sergi gerçekleştiren Anish Kapoor’un dikkat çeken büyük boyutlu projeleri arasında, Kunsthaus Bregenz’de 20 tonluk kırmızı vazelin ve mumdan oluşan heykeli ‘Benim Kırmızı Yurdum’ (2003), Chicago’daki Millennium Park’ta 110 tonluk paslanmaz çelik heykeli ‘Bulut Geçit’ (2004), Viyana’da Museum fur Angewandte Kunst’ta ve Londra’da Royal Academy’de ‘Köşeye Ateş Etmek’ enstalasyonu (2009) ve Paris Grand Palais’de sergilediği ‘Leviathan’ heykeli bulunur.

 Haber : Tuna SAYLAĞ   

Kaynak : []

 

Uzunca bir süredir “NAR SANAT TİYATROSU” oyun çalışmalarına devam eden, oyuncu ve Nar Sanat Tiyatro eğitmenlerinden Halis BAYRAKTAROĞLU   “NAR SANAT TİYATROSU” ekip oluşumunu  bitirdi ve artık “sahneye hazır “olduğunu belirtti.

Nar Sanat Tiyatro ekibininin tamamlamasının yanı sıra pek çok tiyatro ve sanat mekanı ile  sezon için sahne sözleşmelerini imzaladı. Eğlenceli ve komik olaylar içeren oyun izleyicileri kahkahaya boğacak.

Sezona hızlı başlayan Nar Sanat Tiyatrosu’nun sahneye koyacağı oyun hakkında ki kısa tanıtımını şöyle yapıyor..

Pardon Zebani Bey…

                    …bazı sınavlar yakıcı olabilir

PrintBirbirinden  farklı iki samimi arkadaş Cennet ve Cehennem arasında ilginç bir sınava tabi tutuluyor. Ancak sorular bu kez sıcak taraftan geliyor. Soruları doğru yanıtlamak mı yoksa yanıtlayamamak mı? Bu tuhaf sınavdan kaçış Araf’ta mı? Peki, Araf Ne Taraf?

Bu sezon Nar Sanat Tiyatrosu, Araf Ne Taraf? adlı iki perdelik bir komedi oyunu sergiliyor.

Mahmut (Cumhur SARI) ve Bilal’in (Halis BAYRAKTAROĞLU) Zebani (sürpriz konuk sanatçı) ile olan amansız ve komik mücadelesine güzel hostes Şule (Ebru SARITAŞ) de katılınca olaylar daha da şenleniyor. Zebaninin yardımcısı Zu (Nalan BAŞARAN) boş duruyor mu peki? Tabi ki hayır.

CCYS (Cennet Cehennem Yerleştirme Sınavı) için geçen yılın sorularının peşine düşmüş, yeni merhum şaşkın üç komik karakter ve hiç bitmeyen bir tempo…

Toplumun genel ahlak kuralları çerçevesindeki iyinin sıradanlığı ile kötünün uç noktalarının irdelendiği oyunda onlar Araf’ı araya dursun, sizler gülme krizinden çıkma yolları arayacaksınız.

Ebru ERDEMOĞLU’nun kaleme aldığı Genel Sanat Yönetmenliğini Halis BAYRAKTAROĞLU’nun üstlendiği ARAF NE TARAF, bir  NAR SANAT TİYATROSU prodüksiyonudur. Oyuncuları ile de hayli iddialı oyunda,  Cumhur SARI, Halis BAYRAKTAROĞLU, Nalan BAŞARAN, Ebru SARITAŞ, Oğuz ÖZTAŞ ve sürpriz konuk sanatçınun araladığı kapıdan bakalım sizler de Araf’a girebilecek misiniz…

 biletix’den Biletlere ulaşmak için LÜTFEN TIKLAYINIZ

 

Bakırköy Yaz sezonunda da sanat eğitimlerine  Nar Sanat ile devam ediyor!

Bakırköy nar sanat

Bildiğiniz gibi Bakırköy’de Bir dernek tarafından kurulan ve M.E.B. Onaylı sertifika vermeye yetkili ilk sanat kursu olma özelliği taşıyan kursumuz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu 2012-2013 Eğitim öğretim yılını başarıyla bitirdi. Tüm yıl boyunca tabiri caizse 7’den 70’yaşına değil ama 3.5 yaşından 70 yaşına karar bir çok kişiye eğitim verdik. Öğrencilerimize sadece eğitim vermedik aynı zamanda sanatı sevmelerini, sanatın içinde olmalarını sağladık.

Henüz birkaç aylık eğitim alanlar ve 3-4 yıldır eğitim alanların bir arada sene sonunda ki etkinliklerde sahne almaları bir başka hazdı hepimiz için.

Bir sanat kursu olmanın ötesinde kursumuzun sahibi olan Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneğimizin tüzüğünde yazılı olan görevlerimiz ile misyonumuzu göz ardı etmeden sıcacık bir ortamda büyük, küçük tüm öğrencilerimize sanat adına bir şeyler vermeye çalıştık.

Sene içerisinde gösteriler, etkinlikler yaptık üçyüzden fazla öğrenci ile mutluluklarımızı ve başarılarımızı paylaştık.

Yaz eğitim dönemi ve etkinliklerin ardından öğrencilerimizin bir kısmı tatile gitti bir kısmı eğitimlerine devam ediyor…

Bizler sanat eğitimini heryaş için  sıcaklığımızla sevilebilir hale getirmenin gayreti ile yazında sizlere hizmet vermeye devam ediyoruz.

Piyano, Keman, Klasik, Elektro, Bas, Akustik v.b. Gitar, Bateri, 4 yaşından başlayarak 11 yaşa kadar drama derslerimiz ve elbette çocuk resim derslerimiz yaz tatilinde de devam ediyor…

Akademiye hazırlık resim kurslarımız  ile gündüz ve gece olmak üzere hobi resim kurslarımızda devam etmekte.

2013-2014 Eğitim yılı için Tiyatro, bale eğitimlerimize başvurularımızı elbette kabul etmeye başladık.

Sizlerle ve çocuklarınızla tanışmak için sabırsızlanıyoruz. Konusunda uzman eğitmenlerimiz ve güleryüzlü çalışanlarımızla sizleri bekliyoruz.

“Hayatın içinden Nar Sanat”