Şunun için etiket arşivi: Tiyatro

Kandemir Konduk, yıllar önce Zeki Alasya – Metin Akpınar ikilisinin, Devekuşu Kabare Tiyatrosu’yla sahneye koyduğu ve büyük ilgi gören “Yasaklar”ın ardından yıllar sonra, bu kez “Yeni Yasaklar” ile izleyiciyi gülerken düşündürmeye devam ediyor!

Günümüzdeki çeşit çeşit yasakların eleştirel komedisini yapan bu yeni oyunda, usta ve genç oyuncular birlikte rol alıyor.

Türk tiyatrosunda tartışılmaz bir öneme sahip olan“Yasaklar” oyununu kaleme alan usta yazar Kandemir Konduk; şimdi de “Yeni Yasaklar”ı yazdı. Roots Sanattarafından sahneye konan “Yeni Yasaklar”da Kandemir Konduk; günümüzdeki çeşit çeşit yasakların eleştirel komedisini tiyatro sahnesinde taşıyor. Kimi yasaklardan iyice bunalan ama “yasak olduğu için” ağzını açamayanları çok güldüren “Yeni Yasaklar”; adeta bir kahkaha tufanı yaratıyor.

Kandemir Konduk’un kaleme aldığı, Kayra Şenocak’ın yönettiği “Yeni Yasaklar”da, usta oyuncuların yanı sıra birçok genç oyuncu da tiyatro severlerle buluşuyor. İlhan Daner, Kayra Şenocak, Okan Sağlam, İdil Vural, Ferhat Uçar, İzzet Başlak, Burcu Akyürek, Senem Gündüz, Duygu Kaya, Taner Karahancı, Cansu Demirci ve Rabia Tutal’ın birlikte rol aldığı oyunun müziklerini ise Seçil Akın hazırladı.

Kaynak : [-]

Adana 13 Kare Sanat Festivali, 4-8 aralık tarihlerinde yapılacak. Festivalde fotoğraftan karikatüre, tiyatrodan edebiyata kadar bir çok alanda etkinlikler düzenlenecek.

Festivalle ilgili makamında bir toplantı düzenleyen Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Zihni Aldırmaz, festivalin bu sene iki ana temasının olacağını vurguladı. Bunlardan ilkinin ‘Adana’yı Seviyorum’ sloganı ile Adanalıyı kucaklamak, ikincisinin ise 19. yüzyılda yasa dışı yollardan Adana’dan çıkarılmış olan Satsneferu Heykeli’ni şehre kazandırmak için kamuoyu oluşturmak olduğunu ifade eden Aldırmaz, ‘Satsneferu Heykelimizi geri istiyoruz’ adıyla imza kampanyası başlatılacağını da açıkladı.

Festival kapsamında Turhan Selçuk’un ‘Söz Çizginin’ adlı karikatür sergisinin Abidin Dino Parkı’nda açılacağını söyleyen Aldırmaz, aynı gün ‘Sanat Sevgidir’ yürüyüşü ile Genco Erkal’ın ‘İnsanlarım’ adlı oyununun sanatseverlerle buluşacağının altını çizdi.

Festivalin ilk gününde 75. Yıl Sanat Galerisi’nde Özcan Ağaoğlu’nun ‘İranabak’ adlı fotoğraf sergisi açılırken, Özcan Ağaoğlu ile Füruzan’ın imza etkinliği yapılacak. Aynı gün Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nda Altın Oran Doğa Grubu’nun ‘Torosların Nadide Çiçekleri’ adlı gösterisinin ardından Genco Erkal, ‘İnsanlarım’ adlı oyunu sahneleyecek.

Festivalin ikinci gününde ise fotoğraf sanatçısı Sıtkı Fırat’ın ‘Türk Dünyasından İzler’ adlı sergisi sanatseverlerle buluşacak. Aynı gün Mevlana’nın 22. kuşaktan torunu Esin Çelebi ‘Mevlana ve Mesnevilik’ konulu söyleşiye katılacak. Söyleşinin ardından ise Uluslararası Mevlana Vakfı Rumi Türk Musikisi Topluluğu tarafından konser verilecek.

Festivalin üçüncü günü ise Mehmet Baltacı anısına bölümünde Gültekin Çizgen’in sunumuyla İstanbul Fotoğraf Müzesi Koleksiyon Sergisi ile birlikte ‘Mehmet Baltacı’nın Bir Zamanlar İstanbul’ sergisi ve Altınoran Düşünce Sanat Platformu’nun fotoğraf sergileri açılacak. Bunun yanında ‘Ustalardan Sunumlar’ bölümünde İzzet Keribar’dan ‘Endülüs ve Valancia’, Sıtkı Fırat’tan ‘Sıladan Gurbete-Fotoğrafın Ardında 65 Yıl’, Ara Güler’den ‘Seçmeler’ adlı fotoğraf gösterileri ve söyleşiler yapılacak. Gültekin Çizgen ise ‘Gergedanlar İyi Fotoğraf Çekemez’ adlı kitabını imzalayacak.

Festivalin dördüncü günü 7 Aralık’ta ise Adana Kültür Sanat Merkezi’nde Mahmut Hazım Kısakürek sunumuyla ve Metin Bahçıvan moderatörlüğünde ‘Çocuk ve Tiyatro’ çalıştayı yapılacak. Aynı gün Ali Öz’ün ‘Tarlabaşı: Ayıp Şehir’ adlı fotoğraf sergisi Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nde sanatseverlerle buluşacak. Serginin ardından Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası Büyükşehir Belediye Tiyatro Salonu’nda konser verecek.

Etkinliklerin son gününde ise Mesut Dikel, İlham Enveroğlu ve Ömer Tayfur Öztürk’ün hat, minyatür, resim ve heykel sergisi Büyükşehir Belediyesi Fuayesinde açılacak. Altın Kamera Fotoğraf Yarışması ödül töreni ve sergisi ise AFAD’ın Kasım Gülek Fotoğraf Sanat Galerisi’nde yapılacak. Aynı gün ‘Mısırlı Hemşire Sansneferu Heykeli’ni Geri İstiyoruz’ konulu imza kampanyası başlatılacak.

Bu arada, etkinlikler kapsamında Orhan Kemal’iin oğlu Işık Öğütçü, okullarda babasının yaşamı ve edebiyatını anlatacak.

 Kaynak :[-]

Dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say, Türkiye’nin farklı şehirlerinde gerçekleşecek konserlerinde dinleyicileri ile buluşmaya hazırlanıyor.

Fazıl Say‘ın Anadolu turu 25 Kasım’da Bursa’da gerçekleşecek resital ile başlayacak. Konserlerinin ilk etabında Trabzon, İzmir, Adana, Gaziantep ve Mersin şehirlerinde dinleyicileri ile buluşmaya hazırlanan Say, resitallerine 2013 yılında da devam edecek. Say konserlerde kendi eserlerinin yanı sıra Mozart, Beethoven ve Bach eserlerini de yorumlayacak.

Müzik eleştirmenlerinin ‘Kültürlerarası köprü kuran büyüleyici piyanist’ diye adlandırdığı Sayın eserleri, geçtiğimiz haftalarda 13. Uluslararası Antalya Piyano Festivali’nde seslendirildi. Aynı zamanda Say’ın eserleri, ‘Artist in Residence Haftası’ kapsamında daimi sanatçısı olduğu Frankfurt Radyosu Senfoni Orkestrası ile birlikte icra edildi.

Konserler:

25 Kasım 2012 Pazar // Saat 20.30 // Bursa Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi

1 Aralık 2012 Cumartesi // Saat 20.00 // Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi AKM

3 Aralık 2012 Pazartesi // Saat 20.30 // İzmit Süleyman Demirel Kültür Merkezi

23 Aralık 2012 Pazar // Saat 18.00 // Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatrosu

24 Aralık 2012 Pazartesi // Saat 20.30 // Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatrosu

25 Aralık 2012 Salı // Saat 20.30 // Gaziantep Dedeman Oteli

26 Aralık 2012 Çarşamba // Saat 20.30 // Mersin Kültür Merkezi

Kaynak : [-]

İlk kez 1952’de sahnelenen ‘Fare Kapanı’, Winston Churchill’den David Cameron’a tam 12 İngiltere başbakanı gördü. Oyun, Kraliçe II. Elizabeth’in tahta çıkışıyla yaşıt.

“Polisiye roman ve tiyatronun kraliçesi” Agatha Christie’nin “Fare Kapanı” (Mousetrap) adlı oyunu, ilk kez, II. Elizabeth’in taç giydiği yıl, 1952’de sahnelenmişti.

Soğuk Savaş başladığında “Fare Kapanı”, Londra’daki Ambassadors Tiyatrosu’nda sahneleniyordu; Soğuk Savaş biteli yıllar oldu, “Fare Kapanı” hâlâ sahnede.

Şu sıralar 60. yılını kutlayan oyun, bugüne kadar Winston Churchill’den David Cameron’a tam 12 İngiltere başbakanı gördü.

Beklenmedik son

Christie’nin bir cinayeti ve karmaşık çözümünü işleyen oyunu, 18 Kasım 2012’de 25 bininci kez sergilendi. Dünyanın en uzun süre sahnede kalan oyunu olarak bilinen “Fare Kapanı”, hâlâ popülerliğinden bir şey yitirmiş değil ve kapalı gişe oynamayı sürdürüyor.

Oyun, ilk kez, 25 Kasım 1952’de Ambassadors Tiyatrosu’nda sahnelenmiş ve Richard Attenborough ile karısı Sheila Sim 21 yıl boyunca başrolleri üstlenmişlerdi.

“Fare Kapanı”nın ilk oynanışından bu yana, her oyunun sonunda oyunculardan biri seyircilerden “beklenmedik son”u kimseye açıklamamalarını istiyor: “Artık ‘Fare Kapanı’nı seyrettiğinize göre cinayetimize ortak oldunuz demektir. Sizden, cinayeti kimin işlediğini bir sır gibi saklamanızı rica ediyoruz…”

Seyircilerin oyunun sonunu sır gibi saklayıp saklamadıkları bilinmiyor, ama The Guardian’dan Stephen Moss, “Fare Kapanı”nı 60. yılında bir kez daha izlemeye gittiğinde tanık olduğu ilginç bir olayı aktarıyor:

Moss, tiyatronun kapısında, “Fare Kapanı”nı seyretmeye Birmingham’dan gelmiş bir Agatha Christie hayranına, gelmeden önce cinayeti kimin işlediğini araştırıp araştırmadığını sormuş. Adam, kısa bir duraksamadan sonra, “Yoksa seyircilerden biri mi!” deyivermiş.

‘8 ay oynanır’ demişti

Oyun, ilkin 1947’de “Üç Kör Fare” adıyla radyo tiyatrosu olarak yayımlanmış, daha sonra Shakespeare’in ünlü tragedyasında Hamlet’in bir sözünden esinlenilerek “Fare Kapanı” adını almıştı.

Ambassadors Tiyatrosu’nda 21 yıl boyunca 8.862 kez sahnelenerek bir dünya rekoru kıran “Fare Kapanı”, 1974’ten bu yana St. Martin’s Tiyatrosu’nda, yıllardır da David Turner’ın yönetmenliğinde oynanıyor.

Şu sıralar “Fare Kapanı”nın başlıca rollerini Hugh Bonneville, Patrick Stewart, Julie Walters ve Miranda Hart paylaşıyorlar.

Agatha Christie’nin, ilk sahnelendiği günlerde “En fazla 8 ay oynanır” dediği oyun, bakalım daha kaç yıl sahnede kalacak?

 

Paris Kent Deneyi grubunun gizliliklerine takıntı derecesinde düşkün üyeleri, son 30 yılı Fransa başkentinin altındaki tünellerde gizli kapaklı sanat etkinlikleri düzenleyerek geçirdi. Yetkililerden ne izin ne de destek beklediklerini söylüyorlar.

BBC- Kirsty Lang

Kaldırımda gergin bir şekilde bekliyoruz. Gelen geçen herkesi çaktırmadan süzmeye çalışırken, göze batmadığımızı umuyoruz.

Haftalar süren pazarlıklardan sonra gizemli Fransız sanat kollektifi Les UX’in temsilcileriyle, Paris’in güneyindeki bir belediyenin önünde randevumuz var. Pazar akşamı geç bir saat ama sokak hala epey kalabalık.

Sonunda kırmızı beresi ile küçük sırt çantası hariç tepeden tırnağa siyahlar giymiş genç bir adam çarpıyor gözüme. Biraz duraksıyor, sonra onu izlememiz için bize işaret ediyor. İstikamet yeraltı mezarlıkları, Paris’in kaldırımları altında uzanan tüneller.

Birkaç dakika sonra Tristan (tabii gerçek adı bu değil) ve iki arkadaşı bir rögarın ağır çelik kapağını kaldırıyor. “Çabuk, çabuk,” diyor Tristan, “Polis gelmeden.”

Ucu bucağı görünmeyen kara deliğe bir göz atıp, temkini adımlarla paslı merdivene basıyor ve aşağı inmeye başlıyorum.

Birkaç merdivenden daha inip, dibe ulaşıyoruz. Etrafta sıçan olmadığını fark edince rahat bir nefes alıyorum. Sıçanların indiğinden daha da derinlere inmişiz. Ama göz gözü görmüyor ve her yer ıslak.

Sular bileklerime kadar çıkıyor; ayakkabılarım sırılsıklam. Tristan lastik çizmeleriyle suları sıçratarak önümüzden giderken gülüyor. Telefonumdaki ışığı kullanarak onu izlemek için elimizden geleni yapıyoruz. Duvarlarda yer yer renkli grafitiler ve hain bakışlı bir kedinin tablosu var.

Birkaç dakika sonra kuru, açık bir alana varıyoruz. İşte duvarlarında girift oymalar olan bu alanda nihayet oturup, gizemli yol arkadaşlarımıza sorularımızı sormaya başlıyoruz.

Tristan normalde yasak olan yerlere girmekten ayrı bir keyif aldığını söylüyor. Paris’in yeraltı mezarlıklarında dolanmayı seven bir “mezarlıksever”miş.

Tristan kiliselerin çatılarına da tırmanıyor. “Bütün kent ayaklarının altında,” diyor, “Özellikle geceleri manzara harika. Piknik için de ilginç bir yer.”

UX farklı farklı insanları bir araya getiren gevşek bir yapılanma. Aralarında yalnızca sanatçılar değil, mühendisler, memurlar, avukatlar ve hatta bir savcı varmış. İlgi alanlarına göre farklı gruplara bölünüyorlar.

Bu gruplardan biri, Fare Evi, yalnızca kadınlardan oluşuyormuş ve bir yerlere sızmakta ustaymışlar. Bir diğer grup, tıklayın Untergunther, devletin ihmal ettiğini düşündükleri kültür varlıklarını gizli gizli restore ediyor.

La Mexicane de Perforation grubu yeraltında sinema festivalleri gibi etkinlikler düzenliyor. Bir seferinde Trocadero yakınlarındaki Palais de Chaillot’nun altında taşa koltuklar kazarak, koca bir sinema salonu yapmışlar.

Paris’teki tüneller hiçbir yerde yok. Zaten kentin kendisi, binaların altından çıkarılan kireç taşından yapılma. Bu yüzden kilometrelerce uzanan maden tünelleri var.

Buna metro için, telefon şebekesi, kanalizasyon vs için kazılan tünelleri ekleyin, gün ışığı görmeden kenti boydan boya kat edebilirsiniz.

UX’in kurucuları 1980’lerin başında, Paris’in Sol Yaka’sındaki bir lisede tanışmışlar. Önceleri, sırf yapabileceklerini kanıtlamak için, yeraltı tünellerini kullanarak müzelere ve anıtlara girmeyi seven bir avuç çocuktan ibaretmiş grup.

Video editörü Lazar Kuntsmann (tabii bu da takma ad) onlardan biriymiş. Şimdi grubun sözcüsü olan Kuntsmann “Büyüdükçe, yeryüzünde herkes kendi kariyerini kurdu.” diye anlatıyor.

“İki önemli ilkemiz var. Birincisi, asla izin istemeyiz, yetkililere asla haber vermeyiz ne yapacağımızı. Ve tabii bir de asla maddi destek almayız.”

UX’in en ünlü eylemlerinden biri, bundan altı yıl önce Fransa’nın en ünlü evlatlarının gömüldüğü Pantheon’da 19. yüzyıldan kalma bozuk bir saati onarmaktı.

Grubun kurucu üyelerinden, gerçek bir saat ustası olan Jean Baptiste Viot öncülüğünde kurulan sekiz kişilik restorasyon ekibi, malzemelerin saklandığı bir dolabın arkasına gizli bir atelye kurmuş. Aylarca her gece çalışmışlar.

İşlerini bitirdikten sonra Pantheon’un müdürüne haber vermişler. Müdür önce minnettar kalsa da, onun patronları aynı fikirde olmamış. Saati parçalarına ayırıp, UX’e 43.800 euroluk tazminat davası açmaya kalkmışlar.

Fransa’da kamuya ait binalara izinsiz girmek ya da onları onarmak suç sayılmadığı için dava düşmüş. Lazar Kuntsmann bu tepkiyi yetkililerin “utancına” bağlıyor.

Kuntsmann’ın kendisi de bir seferinde Pantheon’da gece vakti bir tiyatro oyunu sergilemiş. Ama Paris’in yeraltı tünellerini kullananlar yalnızca UX grubunun üyeleri değil.

Bazı mekanların bin kişiyi alacak büyüklükte olduğu söylenen yeraltında büyük partiler de düzenlendiği biliniyor. Bu partiler için barlar kurularak, DJ ve özel ışık efekti yapacak insanlar getirilerek, Paris metrosundan elektrik çekilerek yeraltı mekanları geçici gece kulüplerine çevriliyor.

 Kaynak : [-]

2013 opera tarihi için önemli bir yıl. Ünlü İtalyan opera bestecisi Giuseppe Verdi’nin (1813-1901) doğumunun 200. yılı. Ve 2013’e yaklaşık 40 gün kala, bu akşam İstanbul İtalyan Kültür Derneği Verdi Yılı kutlamalarının Türkiye açılışını yapıyor.

Verdi opera tarihinin en büyükbestecilerinden biri. Bugündünya operalarının dağarlarında en çok yapıtı yer alan, sahnelenen besteci. En ünlüleri Aida, Rigoletto, Il Trovatore, La Traviata, Macbeth, Otello, Falstaff, Nabucco, La Forza del Destino, UnBallo in Maschera, Don Carlos, Luisa Miller olan operalarının en az yarısını izlememiş operasever yoktur sanırım. Çünkü hemen hepsi Devlet Opera ve Baleleri’nce oynandı.

Antalya Opera Festivali yıllardır Aida’yla açılıyor.

Türkiye’ye de yabancı değil Verdi. Tanzimat sonrasında İstanbul’da oynanan operaların arasında onun yapıtları ilk sırada geliyor. 1846 ile 1885 arasında İstanbul’da tam on iki
operasının İtalyan topluluklarınca sahnelendiği, bu gösterimleri Padişah Abdülmecit’in de izlediği biliniyor. Üstelik bu operalar ilkgösterimlerinden en çok üç beş yıl sonra
oynanmış İstanbul’da. Il Trovatore ise, örneğin, Roma’daki ilk gösterimiyle aynı yıl (1853) sahnelenmiş. İstanbul’da 1885’de oynanan Aida’yı ise Osmanlı eyaleti Mısır’ın başkenti
Kahire’deki İtalyan Tiyatrosu için yazmış Verdi ve ilkgösterimi de 1871’de orada yapılmış. Verdi’nin yaşamı boyunca aldığı pek çok nişan ve madalyadan birinin de Mecidi nişanı
olması bu gösterimlerin bir sonucu olsa gerek.

Ancak Verdi yalnızca büyük bir besteci değildi. İtalyan Yenidendoğuş (Risorgimento) savaşımının içinde yer almış; İtalya’nın birliğinden, bütünlüğünden yana bir yurtseverdi aynı zamanda. Yapıtlarını yaratırken öncelikle sanatsalyetkinliğe ulaşmayı amaçlasa da, İtalyan halkı onun yapıtlarında yabancı boyunduruğundan kurtulmak ve İtalya Birliği’ni kurmak için verilen savaşımı destekleyen çok şey bulmuş. Örneğin, Nabucco’nun “Va pensiero sull’ali dorati” diye başlayan tutsaklar korosu İtalyan yurtseverlerinin ulusal marşı olmuş adeta o yıllarda, dağa taşa “Viva VERDI” (Açılımı: “Yaşa Vittorio Emanuele re d’Italia” / İtalya Kralı Vittorio Emanuele)) yazılmış. Nabucco’dan sonra da, I Lombardi alla prima  Crociata’nın “O Signore dal tetto Natio”, Ernani’nin “Si ridesti il leon di Castiglia” korolarını da yurtseverler kendi marşları olarak söylemişler. Özetle, İtalyan Birliği’nin simgesi olmuş; 1861’de açılan ilk Parlamento’ya milletvekili, 1874’de de senatör seçilmiş.

İtalyan Kültür Merkezi’nde bu akşam 20:00’de başlayacak Verdi Yılı açılış konserinde dört İtalyan opera sanatçısı Verdi operalarından aryalar sunacaklar. Soprano Mimma Briganti, mezzo soprano Ambra Vespasiani, tenor Flaviano Bianchi ve bariton Stefano Meo’ya piyanoda Mirco Roverelli eşlik edecek.

 

Diyarbakır Devlet Tiyatrosu’nca (DDT) bu yıl onuncusu düzenlenen “Orhan Asena Yerli Oyunlar Tiyatro Festivali”, 7 yerli yapıma ev sahipliği yapacak.

DDT’nin ev sahipliğinde Diyarbakırlı oyun yazarı Orhan Asena anısına ve 1-17 Kasım’da, bu yıl onuncusu düzenlenen, “Orhan Asena Yerli Oyunlar Tiyatro Festivali” kapsamında tiyatroseverler, Ankara, Van, İstanbul, Sivas ve Bursa Devlet Tiyatrolarının seçkin eserleri ile Ankara Opera Balesi’nin de bir temsilini izleme şansı bulacak.

DDT Müdürü Lebip Gökhan düzenlediği basın toplantısında, şu aralar bölgede farklı bir gündemin olmasına rağmen festival gibi etkinliklerin de yapıldığını ifade ederek, DDT bünyesinde Diyarbakırlı bir tiyatro adamı anısına adanan ve onuncusu düzenlenecek “Orhan Asena Yerli Oyunlar Tiyatro Festivali”ni gerçekleştireceklerini söyledi.

Festivalin önemli olduğunu, Devlet Tiyatroları (DT) bünyesinde, DDT’nin gerçekleştirdiği hem yerli yazarlara hem de yerli oyunlara destek anlamında tek yerli oyunlar festivali olduğunu ifade eden Gökhan, bu yıl sadece oyunlarla değil, Diyarbakır’da görev yapmış sanatçılarla da buluşma ve söyleşilerin yapılacağını bildirdi.

Gökhan, kapanışta Ankara Opera Balesi’nin “Töre” adlı temsille sanatseverlerle buluşacağını, açılışı ise küçük bir müzik dinletisinin ardından Orhan Asena’nın yazdığı, Serhat Nalbantoğlu’nun yönettiği “Hürrem Sultan” adlı oyun ile yapacaklarını söyledi.

“Dolu dolu bir festival geçirmeyi diliyoruz” diyen Gökhan, “Bu önemli şehirde, coğrafyada, tiyatro yapmanın keyfini ve mutluluğunu her zaman yaşıyoruz. Bütün seyircilerimizi 1 Kasım’dan itibaren festivale bekliyoruz” dedi.

“Batıda tiyatro yapmak kolay”

Gökhan, sezonu Sadık Şendil’in yazdığı, Volkan Özgömeç’in yönettiği “Kanlı Nigar” oyunuyla açtıklarını anımsatarak, oyunun yoğun ilgi gördüğünü belirtti.

Seyircinin genel olarak komedi ve müzikli oyunlara daha çok ilgi gösterdiğini anlatan Gökhan, şöyle konuştu:

“Ancak, gerçekten iyi anlatılan oyunlar da ilgi görüyor. Diyarbakır’ın harika, özel ve çok duyarlı bir seyircisi var. Tiyatroyu bilen bir seyircisi olduğuna inanıyorum. Bunun nedeni ise burada 24 yıldır DT var. Bu yüzden köklü bir seyircimiz var. Diyarbakır’da uzun yıllar çalışmış biri olarak Diyarbakır’ı başka yerde anlattığımız zaman ‘biz hiç öyle bilmiyoruz, tanımıyoruz” diyorlar. Diyarbakır zaman zaman bazı olumsuzluklara gündeme geliyor. Ama Diyarbakır’da sanat da var. Biz sanatla üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz. Sanatın her dalıyla, sporun her dalıyla insanlar buluştuğu zaman daha iyi bir şekilde sorunların çözüleceğine inanıyorum. Burası özel bir bölge. Batıda tiyatro yapmak kolay. Önemli olan burada bir şeyler yapmak. Teknik anlamda zorluklar var. İstanbul’da, Ankara veya İzmir’deki herhangi bir sanatçıyla Diyarbakır’daki bir sanatçının durumu farklı. Çünkü diğer yerlerde sanatçılar kendilerine alternatifler bulabiliyorlar. Mesleki açıdan kendimizi geliştirmek için biraz uzağız. Örneğin Van DT, şu an çadırda tiyatro yapıyor. Ama Devlet Tiyatroları her il ve ilçede seyirciyle buluşuyor, buluşmaya da devam edecek.”

Festival programı

Yarın Orhan Asena’nın yazdığı Ankara DT’nin “Hürrem Sultan” oyunuyla başlayacak festivalde, Ankara DT “Keloğlan” adlı oyunuyla ikinci kez tiyatroseverleri selamlarken, Van DT 5-6 Kasım’da, “Mem ile Zin”, İstanbul DT, 8,9,10 Kasım’da “Ay Ecesi”, Sivas DT, 12,13 Kasım’da “İstanbul Efendisi”, Bursa DT de 14,15 ve 16 Kasım’da “Kuzguncuklu Fazilet” oyunlarıyla konuk olacak.

Yetkin Dikinciler, Bülent Emin Yarar ve Engin Altan Düzyatan’ın da söyleşileriyle renk katacağı festival, Ankara Opera Balesi, Turgut Özakman’ın yazdığı, koreografi ve rejisi İhsan Bengier’e ait “Töre’ adlı bale gösterisiyle sona erecek.

 

Kaynak : [-]

Tuluyhan Uğurlu, bugün saat 10.00’da Mısır Çarşısı’nda ‘Cumhuriyet Konseri’ verecek.

sanat duyuru

SERGİ

■ Zeynep Perinçek Signoret’nin “Keşke” isimli sergisi 30 Ekim – 1 Aralık tarihleri arasında Galeri Apel’de. (0212-2927236)

■ Tankut Öktem’in “Sıradışı bir usta” isimli retrospektif sergisi 31 Ekim – 10 Aralık tarihleri arasında Caddebostan Kültür Merkezi’nde.

■ Müşfika Sezen Kocabay’ın “Daima-II” isimli minyatür sergisi 31 Ekim – 15 Kasım tarihleri arasında Çemberlitaş Basın Müzesi’nde. (0212 513 84 58)

■ Suna Tüfekçibaşı’nın “İstanbul’da Uykusuz” isimli sergisi 1 – 26 Kasım tarihleri arasında Maçka art&design’da. (0212 343 58 46)

■ Jerome Symons’un “Mutlu Günler” isimli sergisi 2 Kasım – 2 Aralık tarihleri arasında PG art Gallery’de. (0212 252 80 00)

■ Esra Şatıroğlu’nun “Bana Ait” isimli sergisi 1 Kasım – 1 Aralık tarihleri arasında Galeri Linart’ta. (0212 247 47 29)

■ Dilay Koçoğulları’nın “Mikro-Makro Kozmos: Algının Uyumu” isimli fotoğraf sergisi 1 Kasım – 1 Aralık tarihleri arasında Daire Galeri’de.

■ Muhammet Şengöz’ün “İç – Seller” isimli sergisi 1 – 30 Kasım tarihleri arasında Schneidertempel Sanat Merkezi’nde.

■ Gülyüz Atkovar’ın “EBRUMANİA” isimli sergisi 3 – 30 Kasım tarihleri arasında Ürün Sanat Galerisi’nde. (0216 363 12 80)

■ Memduh Kuzay’ın sergisi 3 Kasım – 8 Aralık tarihleri arasında Tolga Eti Sanatevi’nde. (0216 368 26 79)

■ Coşkun Demirok’un “Nefes Nefese” isimli sergisi 29 Ekim’e kadar Mina Sanat Galerisi’nde. (0 212 232 38 13)

■ Bir Zamanlar İzmir’de isimli sergi 29 Ekim’e kadar İstanbul Cezayir Toplantı Salonun’da.

■ Serkan Şen’in “Kalabalık Ama Mutlu” sergisi 30 Ekim’e kadar Teşvikiye Sanat Galerisi’nde. (0212 241 04 58)

■ Aydın Erkmen’in “Antik Kentler, Antik Hikâyeler” isimli sergisi 30 Ekim’e kadar Arkeo Pera Sanat Galerisi’nde. (0212 249 92 26)

■ Brand It isimli sanatta markalaştırılmaya ve ticarileştirilmeye karşı protest karma sergi 30 Ekim’e kadar rh+ gallery’de.

■ Dominique Barreau ’nun “İstanbul’da Randevu” isimli sergisi 31 Ekim’e kadar Gama Sanat Galerisi’nde.

■ Mithat Şen’in sergisi 31 Ekim’e kadar Doruk Sanat Galerisi’nde. (0212 252 05 35)

■ Çağdaş Ustalardan Sergi 31 Ekim’e kadar TEM Sanat Galerisi’nde.

■ Proje Odaları fotoğraf sergisi 31 Ekim’e kadar Proje 4L/Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi’nde.

■ Halki’den Yansımalar Kartpostallarda Ada Sergisi 31 Ekim’e kadar Heybeliada İnönü Evi Müzesi’nde.

■ Allan Sekula: Birleşmeyen Filmler 1997-2012 sergisi 31 Ekim’e kadar Akbank Sanat’ta.

■ 1. Ulusal Öğrenci Ekslibrisleri Yarışması Sergisi 31 Ekim’e kadar Maslak’ta Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Galeri Işık İstanbul’da.

■ Sema Maşkılı’nın “Efendiler ve Köleler” adlı sergisi 31 Ekim’e kadar Akademililer Sanat Merkezi’nde.

■ Remzi İren’in sergisi 2 Kasım’a kadar Teşvikiye Galeri Oda’da. (0212) 259 22 08)

■ Seydi Murat Koç’un “Vertigo” isimli sergisi 2 Kasım’a kadar Çağla Cabaoğlu Gallery’de. (0212 291 37 91)

■ Yılmaz Merzifonlu ve Julide’nin sergisi 2 Kasım’a kadar Bakraç Sanat Galerisi’nde. (0216 362 18 26)

■ Filiz Pelit’in “Düş Çocukları” isimli sergisi 3 Kasım’a kadar Vakıfbank Genel Müdürlük Fuaye’de.  (0212 3167070)

■ Sevim Sancaktar’ın “Self” isimli sergi 3 Kasım’a kadar C.A.M Gallery’de. (0212 245 79 75)

■ 3 Boyutlu Buluşmalar isimli sergi 3 Kasım’a kadar Ekavart Gallery’de. (0212 252 81 31)

■ Murat Pulat’ın sergisi 3 Kasım’a kadar ALAN İstanbul’da.

■ Lokman isimli sergi 3 Kasım’a kadar Milli Reasürans Sanat Galerisi’nde. (0212 230 19 76)

■ Esrâ Sirman’ın sergisi 3 Kasıma kadar Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde. (0212 351 00 60)

■ Şükran Eker’in “Çiçek Gözüyle” isimli sergisi 3 Kasım’a kadar Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde. (0216 414 22 39)

■ Melike Taşçıoğlu’nun “Sudan Seyyareler” isimli sergisi 4 Kasım’a kadar Galeri İlayda’da. (0(212)241 31 00)

■ Özdemir Altan’ın “Don Kişot’un Soyağaçları” isimli sergisi 4 Kasım’a kadar 44a Sanat Galerisi’nde. (0212 233 33 80)

■ Nesren Jake’nin “über alles” isimli sergisi 4 Kasım’a kadar GaleriBu’da.

■ Ressam Nurcan Çağlar, Ressam Deniz Sabuncu ve Heykeltıraş Demet Kaya Güngörür’ün “3 Boyutlu Buluşmalar” isimli sergisi 4 Kasım’a kadar Ekavart Gallery’de. (0212 252 81 31)

■ Halim Al Karim’in “Hidden Goddess” isimli sergisi 5 Kasım’a kadar Galeri Merkur’de.

■ Nurdan İskender’in “Çizginin dışından içeri yolculuklar” isimli sergisi 5 Kasım’a kadar Galeri/Miz’de. (0212 241 76 66)

■ Tüzüm Kızılcan ve Ömür Tokgöz’ün “Bitmeyen Yolculuk” isimli sergisi 5 Kasım’a kadar Galeri 5’te.

■ 3 Boyutlu Buluşmalar isimli sergi 8 Kasım’a kadar Ekavart Gallery’de. (0212 252 81 31)

■ Cenk Akaltun’un sergisi 9 Kasım’a kadar Galeri Artist Çukurcuma’da.

■ Ercan Arslan’ın “Öteki” isimli sergisi 9 Kasım’a kadar Galatea Art’da. (0212 245 80 38)

■ Yansıma Üzerine Düşünceler isimli karma sergi 10 Kasım’a kadar Galeri Manâ’da.

■ Alev Gözonar’ın “Yol” isimli sergisi 10 Kasım’a kadar Mabeyn Gallery’de. (0212 261 60 60)

■ Füsun Onur’un “Tekir’e Ağıt” isimli sergisi 10 Kasım’a kadar Pilevneli Project’te.

■ Nevin Çokay’ın sergisi 10 Kasım’a kadar Kızıltoprak Sanat Galerisi’nde. (0 216 418 38 06)

■ Ann Wolff’un heykel sergisi 10 Kasım’a kadar Mim Art Sanat Galerisi’nde. (0212 291 18 48)

■ Güney Koreli sanatçı Seo Young Deok’un heykel sergisi 10 Kasım’a kadar SODA’da.

■ Merve Çanakçı’nın “o hal” isimli sergisi 10 Kasım’a kadar .artSümer’de. (0 212 249 1035)

■ Seyit Mehmet Buçukoğlu’nun “anlatmak için yaşamak” isimli sergisi 10 Kasım’a kadar Artisan’da. (0212 247 90 81)

■ Üç Kuşak Çağdaş Türk Sanatı başlıklı sergi 11 Kasım’a kadar UPSD Sanat Galerisi’nde. (0 212 247 62 83)

■ Ercüment Tarhan’ın sergisi 11 Kasım’a kadar Harmony Sanat Galerisi’nde. (0216 553 21 67)

■ Birim Aksüfyek’in sergisi 14 Kasım’a kadar Marjinart Gallery’de.(0 212 251 16 22)

■ Geçmişten Günümüze Yansımalar isimli sergi 15 Kasım’a kadar Güler Sanat’ta.

■ Azime Sarıtoprak’ın “Miyazaki Buradaydı” isimli sergisi 15 Kasım’a kadar Mine Sanat Galerisi Caddebostan’da. (0 216 385 12 03)

■ Ten ve Tinsergisi 16 Kasım’a kadar Siemens Sanat’ta.(0212 334 11 04)

■ Nüzhet Kutluğ’un “Dönemlerden Kesitler” isimli sergisi 16 Kasım’a kadar Işık Üniversitesi Şile Kampusu Galeri Işık’ta. (0216 712 14 60)

■ Zekeriya Sarıbatur’un “Mutlak Sonsuzluk” isimli sergisi 17 Kasım’a kadar Kare Art Gallery’de. (0 212 240 44 48)

■ Neda İsmail Atar’ın “Endüstriyel Form” isimli sergisi 17 Kasım’a kadar Dirimart’ta. (0 212 291 34 34)

■ Ali Elmacı’nın “Ateşinle Koru Beni” isimli sergisi 17 Kasım’a kadar Galeri x – ist’te. (0212 291 77 84)

■ İlhan Koman’ın “Sonsuzluk-Eksi-Bir Serisi” sergisi 17 Kasım’a kadar Egeran Galeri’de. (0 212 251 1 251)

■ GökteTunç’un “Unknown Future /Bilinmeyen Gelecek” isimli sergisi 18 Kasım’a kadar Galeri G-art’da. (0(212)2960876)

■ Hamle isimli sergi 18 Kasım’a kadar ARTER’de. (0212 243 37 67)

■ Dmitry Sokolenko’nun sergisi 20 Kasım’a kadar Get – Me – Art Galleriy’de.

■ Viron Erol Vert’in “7 Perde” isimli sergisi 21 Kasım’a kadar Galerist Hasköy’de. (0 212 252 1896)

■ Arzu Aytekin, Mustafa Bulat, Erol Deneç, Sibel Kasapoğlu, Şevkat İşleğen’in karma eserlerinden oluşan sergi, 24 Kasım’a kadar Almelek Sanat Galerisi’nde. (0212 265 38 51)

■ Dönüşüm: Çağdaş Çin Sanatına Bir Bakış isimli sergi 25 Kasım’a kadar İstanbul Modern’de.

■ Nejat Satı’nın “Halet-i ruhiye” isimli sergisi 25 Kasım’a kadar Piartworks’te. (0212 245 40 87)

■ Joan Botella Lucas’ın sergisi 25 Kasım’a kadar Piartworks’te. (0212 245 40 87)

■ International Underground isimli karma sergi 26 Kasım’a kadar Piramid Sanat’ta. (0212 297 31 15)

■ Dilşan Balkancı’nın “Suyla Gelen” isimli sergisi 28 Kasım’a kadar Alta Sanat Galerisi’nde. (0212 282 69 65)

■ Bir Figür Ustası: Neşet Günal’dan Desenler isimli sergi 30 Kasım’a kadar Galeri Selvin’de. (0212 263 74 81)

■ Hattuşa’da 106 Yıl sergisi 30 Kasım’a kadar Yapı Kredi Kültür Merkezi’nde.

■ Yerellikten evrenselliğe yolculuk: Neşet Günal sergisi 1 Aralık’a kadar İş Sanat Kibele Galerisi’nde.

■ Abdurrahman Öztoprak anısına yapılan sergi 1 Aralık’a kadar Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi’nde.

■ Tan Oral’ın “Çizgilerle Geçmiş Olsun” isimli sergisi 1 Aralık’a kadar Avusturya Sen Jorj Hastanesi’nde.

m Füsun Onur’un “Çeşitlemeler” isimli sergisi 1 Aralık’a kadar Maçka Sanat Galerisi’nde. (0(212) 240 80 23)

■ Cindy Jansen’in “Sevgiyle” isimli sergisi 1 Aralık’a kadar The Empire Project’te.

m Mehmet Ali Uysal’ın sergisi 8 Aralık’a kadar Nesrin Esirtgen Collection’da. (0212 243 78 53)

■ Altın Çocuklar – 16. – 19. Yüzyıl Avrupası’ndan Portrelerisimli sergi 6 Ocak 2013’e kadar Pera Müzesi’nde.

■ Monet’nin Bahçesi isimli sergi 6 Ocak 2013’e kadar Sakıp Sabancı Müzesi’nde.

■ Joachim Schmeisser’in fotoğraf sergisi 19 Ocak 2013’e kadar Immagis Galeri’de.

■ Bakış – Portre Fotoğrafının Değişen Yüzü isimli sergi 20 Ocak 2013’e kadar İstanbul Modern’de.

■ Biz bu memleketi seninle sevdik Lefter sergisi 24 Haziran 2013’e kadar Adalar Müzesi’nde.
TİYATRO

■ Devlet Tiyatroları Beykoz Ahmet Mithat Efendi Sahnesi’nde “Sezuan’ın İyi İnsanı” cuma, cumartesi 20.00, pazar 15.00. Cevahir Sahneleri Salon 1’de “Ölüleri Gömün” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Cevahir Sahneleri Salon 2’de “Aşkımız Aksaray’ın En Büyük Yangını” bugün, salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Küçük Sahne’de “Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Küçükçekmece Sahnesi’nde “Çirkin” perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Üsküdar Tekel Sahnesi’nde “Michelangelo” cuma 20.00, pazar 15.00. Üsküdar Tekel Sahnesi’nde “Ay Ecesi” çarşamba, perşembe 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00. (0 212 292 39 00)

■ İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları F. Reşat Nuri Sahnesi’nde “Gönlümdeki Osman Hamdi Bey” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.30. GOP Ferih Egemen Sahnesi’nde “Pırtlatan Bal” perşembe, cuma, cumartesi, pazar 12.00. Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Hedda Gabler” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.30. Kâğıthane Sadabad Sahnesi’nde “İntiharın Genel Provası” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.30. Kâğ. Küçük Kemal Sahnesi’nde “Karagöz Tatlıcı” perşembe, cuma 14.00. Haldun Taner Sahnesi’nde “Ben Sinema Artisti Olmak İstiyorum” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.30. Haldun Taner Sahnesi’nde “Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.30. Ü. Müsahipzade Sahnesi’nde “İstanbul Hatırası” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.30. Üsküdar K. Yılmazer Sahnesi’nde “Zırhlı Kurt (Kösem Sultan ile Avcı Mehmed)” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.30. (0212 455 39 25)

■ Bakırköy Belediye TiyatrolarıMüşfik Kenter Sahnesi’nde “Külhanbeyi Müzikali” perşembe 20.30, pazar 15.30 “Hangisi Babası” cuma 20.30, çocuk oyunu “Benim Güzel Pabuçlarım” cumartesi 11.00, “www.aşkbu-mu.com” cumartesi 20.30, çocuk oyunu “Hoşu’nun Utancı” pazar 11.00, Turhan Tuzcu Sahnesi’nde “Carrar Ana’nın Silahları” çarşamba, cuma 20.30 ( 0 212 661 38 94)

■ Ortaoyuncular’da “Ferhangi Şeyler” cuma 20.00, “Nasri Hoca ve Muhalif Eşeği” cumartesi, pazar 20.00. (0 212 251 18 65)

■ Tiyatro Pera’nın “Ah Smyrna’m, Güzel İzmir’im” cuma, cumartesi 20.00, pazar 18.30

■ Oyun Atölyesi’nde “Pandaların Hikâyesi” perşembe, cuma 20.30, cumartesi, pazar 16.00.
(0 216 345 39 39 )

■ Dostlar Tiyatrosu’nda “Ben Bertolt Brecht” cuma 20.00 Bahçeşehir Kültür Merkezi, pazar 18.00 Kozyatağı Kültür Merkezi. (0 212 252 59 35)

MÜZİK

■ ‘Nardis Jazz Club’da bugün saat 21.30’da “Nardis 10 Yaşında Özel ‘Super-jam’ ”, yarın saat 21.30’da “Nezih Yeşilnil Quartet feat. Ayşegül Yeşilnil”, çarşamba günü saat 21.30’da “Sibel Köse & Önder Focan & Kağan Yıldız Trio”, perşembe ve cuma günü saat 22.00’de “Dianne Reeves Quartet”, cumartesi günü saat 22.30’da “İpek Dinç Band” konseri izlenebilir.
(0 212 244 63 27)

■ ‘Mısır Çarşısı’nda bugün saat 10.00’da “Tuluyhan Uğurlu – Cumhuriyet Konseri” konseri izlenebilir. (0 216 386 29 49)

■ ‘Kadıköy Süreyya Operası Sahnesi’nde bugün saat 20.00’de “Cumhuriyet Konseri” izlenebilir.
(0 216 346 15 31)

■ ‘Jolly Joker’de yarın saat 21.00’de “12. Perküsyon Buluşmaları”, çarşamba günü saat 21.00’de “İskender Paydaş”, perşembe günü saat 21.00’de “Anneke van Giersbergen”, cuma günü saat 22.00’de “Fettah Can”, cumartesi günü saat 22.00’de “Yaşar” konseri izlenebilir.
( 0 212 249 07 49)

■ ‘Ghetto’da çarşamba günü saat 21.30’da “Halloween Nite Mixed Up”, cuma günü saat 22.30’da “Asia Argento DJ Set”, cumartesi günü saat 23.30’da “Ayhan Sicimoğlu & Friends Huracan Del Caribe” konseri izlenebilir.(0 212 251 75 01)

■ ‘Babylon’da çarşamba günü saat 20.30’da “Garanti Caz Yeşili: Hypnotic Brass Ensemble”, perşembe günü saat 21.00’de “The Twilight Sad”, cuma günü saat 23.55’te “Vesvese Gecesi: ADA(Live), Metope(Live) Kaan Duzarat, Eren Eren”, cumartesi günü saat 23.55’te “Mouse on Mars” konseri izlenebilir.(0 212 292 73 68)

■ ‘Salon’da çarşamba günü saat 21.30’da “Portecho”, perşembe ve cuma günü saat 21.30’da “Vinicius Cantuaria Quartet”, Cumartesi günü saat 21.30’da “Neil Cowley Trio” konseri izlenebilir.( 0 212 334 07 52)

■ ‘Borusan Müzik Evi’nde cuma günü saat 20.00’de “Richard Schoucler – Jean-Baptiste Barrière ‘Ciaccona’ ”, cumartesi günü saat 20.00’de “Portrait Concert ‘Hommage A Kaija Saariaho’ ” konseri izlenebilir. (0 212 336 32 80)

■ ‘İş Sanat Kültür Merkezi’nde cumartesi günü saat 20.00’de “Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası” konseri izlenebilir. (0 212 316 10 83)

■ ‘Caddebostan Kültür Merkezi’nde cumartesi günü saat 20.30’da “Kerem Görsev – Fatih Erkoç” konseri izlenebilir. (0 216 386 29 49)

■ ‘Küçükçiftlik Park’ta cumartesi günü saat 21.00’de “Steve Vai” konseri izlenebilir.(0 212 231 30 45)

GÖSTERİ SÖYLEŞİ
■ KKM Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesi’nde cumartesi günü saat 20.30’da Metin Zakoğlu’nun “Edepsiz Komedi” adlı stand-up gösterisi izlenebilir. ( 0216 658 00 14)

OPERA BALE
■ Kadıköy Süreyya Operası’nda cuma günü saat 20.00’de, cumartesi günü saat 16.00’da “Midas’ın Kulakları” adlı opera seslendirilecek.(0 216 346 15 31)

 Kaynak : [-]

Muğla’nın Yatağan ilçesindeki Stratonikeia Antik Kenti’ndeki kazı çalışmalarında 2 bin 300 yıllık olduğu tahmin edilen ve o dönemdeki mitoloji tanrılarının mermer bloklarına işlendiği 15 mask gün yüzüne çıkarıldı.

Stratonikeia Antik Kenti Kazı Başkanı Doç. Dr. Bilal Söğüt, yaptığı açıklamada, tiyatroların antik dönemin en önemli eğitim ve kültür mekanları olduğunu söyledi.

Eski dönemlerde antik tiyatrolarda gösteriler yapıldığını ve Stratonikeia’daki antik tiyatroda bulunan yazıtlardan trajedi, komedi gibi oyunların oynandığıyla ilgili bilgiler aldıklarını anlatan Söğüt,Stratonikeia Antik Kenti’ndeki kazı çalışmalarında 2 bin 300 yıllık olduğu tahmin edilen ve o dönemdeki mitoloji tanrılarının mermer bloklarına işlendiği 15 mask gün yüzüne çıkardıklarını kaydetti.

Buldukları masklarla yazılı belgeleri desteklediklerini vurgulayan Söğüt, ”Maskların yaklaşık 5 metrelik sütunların üzerinde görünen üst yapıya ait elemanlar olduğunu tahmin ediyoruz. Bunların özelliği, trajedi ve komediyle ilgili farklı tanrı, tanrıça ve antik dönemin töresiyle ilgili olmaları. Bulunan maskların arasında Dionysos, tanrı Men, Apollon, Artemis ve Dionysos’un alayında yer alan Satyr ve Silenos var” dedi.

Masklarda farklı kültürlere ait betimlemelerin yer aldığını anlatan Söğüt, ”O dönemde Anadolu’dan tanrı Men ile ilgili oyun sergilenmek istenildiğinde tanrı Men’in pişmiş topraktan yapılmış maskı takılıyordu. Tanrı Dionysos’u canlandıran bir oyun sergileneceği zaman ise Dionysos’un maskı takılıyordu. Kazı çalışmalarımızda o dönemdeki sosyal hayatın ve kültürel faaliyetin taşa yansıyan, değişmeyen izlerini bulduk” diye konuştu.

Bilal Söğüt, antik kentin sosyal yaşamı kadar mimari özelliğinin de önemli olduğunu, bulunan eserler sayesinde yaklaşık 2 bin 300 yıl önce bir mimarın düzenlemesini de kesin olarak tespit ettiklerini belirtti.

Önceki kazılarda maskların pişmiş topraktan yapılmış küçük figürlerini bulduklarını anımsatan Söğüt, şöyle devam etti:

”Onlar oyun sırasında kullanılan masklardı. Ama son bulduğumuz bu masklar tiyatro gösterilerinde kullanılan maskların kabartmaları. O dönemin heykel sanatını, mimarisini ve kültürünü bize açık bir şekilde gösteriyor. Bu eserler konservasyon ve restorasyon süreçleri tamamlandıktan sonra tiyatrodaki yerlerine konulacaklar. Bu uzun bir süreç olduğu için antik kenti ziyarete gelen vatandaşlarımıza bu maskları uygun bir yerde gösteriyoruz.”

ANTİK TİYATRO AYAĞA KALDIRILIYOR

Stratonikeia’nın diğer kentlerden farklı, yaşayan bir arkeoloji kenti ve yerin altıyla üstünün barışık bir kent olduğunu vurgulayan Söğüt, bu barışıklılığı devam ettirmek istediklerini kaydetti.

Söğüt, antik tiyatronun basamaklarının geçmiş yıllarda yaşanan depremler ve yağışlar nedeniyle zamanla kaydığını da anlatarak, şöyle konuştu:

”Çok büyük depremler olmasa antik kentler çok hasar görmez. Bu depremler sırasında oynamalar oluyor, oynamalara bağlı olarak yağmur suları toprağı kaygan hale getiriyor ve taşları yerinden oynatıyor. Biz de burada kaygan toprakları düzenleyerek blokları vinç yardımıyla yeniden yerlerine yerleştiriyoruz.”

‘Ölüm ve Kız’ oyunu Başkentlilere sunulacak

Bursalı Bis Sanat Tiyatrosu, Ankara Tiyatro Festivali’nde ‘Ölüm ve Kız’ ile Başkentlilerin huzuruna çıkacak.

Bu yıl 17. düzenlenecek Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali’nde Bis Sanat Tiyatrosu ‘Ölüm ve Kız’ adlı oyunu ile yer alacak. Temmuz’da kurulan Bis Sanat Tiyatrosu, faaliyet gösterdiği Bursa’yı festivalde temsil edecek. Ekim’in ilk haftasından itibaren Nazım Hikmet Kültürevi’nde sahnelenen ve Bursalıların yoğun ilgi gösterdiği Ölüm ve Kız, Ankaralıların beğenisine sunulacak.

Ariel Dorfman’ın yazdığı, Filiz Oflazoğlu’nun çevirdiği oyunu Mutlu Esendemir yönetti. Dramaturjisini Serap Erdoğan’ın yaptığı oyunda İbrahim Şahin, Ayşe Dinç Vardar ve Ercan Yalçıntaş rol alıyor. Oyun 15 Ekim Pazartesi günü saat 20.00’de Özlüce’de bulunan Nazım Hikmet Kültürevi’nde seyirciyle buluşmaya devam edecek.

Kaynak : [-]

49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında ”Şöhret Yönetimi” semineri gerçekleştirildi.

Oyuncular Sendikası Genel Başkanı ve oyuncu Mehmet Ali Alabora, “Bizim mesleğimiz oyunculuk. Mesleğimiz şöhretlik değil. ‘Şöhret’ diye bir meslek yok” dedi.

Rixos Downtown Otel’de gerçekleştirilen seminerde konuşan Oyuncular Sendikası Genel Başkanı ve oyuncu Memet Ali Alabora, mesleğe yeniden başlasa kendisine birisinin, “Ne istediğini unutma” demesini istediğini anlattı.

Oyuncuların bu mesleğe para kazanmak için başlamadığına işaret eden Alabora, şöyle konuştu: “Oyuncu olmaya karar veren biri, hayatının bir zamanında, bir yerinde mutlaka ve mutlaka birileri tarafından seyredilmiş olduğuna kendini ikna etmiştir. Özellikle tiyatro sınavına gelen gençler ya sahneye çıkmıştır, ya bir şeyi anlatırken arkadaşları, ‘Senden ne oyuncu olur’ demiştir, ona öyle gelir. Diğer meslekler belki seçilmeyebilir, ama oyuncu olmak seçilir. Oyunculuk bir
sürü şeye rağmen yapılır. Yakınlarınıza, ailelerinize rağmen yapılır.”

En aydın ailelerin bile çocuklarının oyuncu olmasını istemediğini ifade eden Alabora, “Ahlaksız, felaket bir meslek olduğunu düşünürler. Biz hep ötekiyiz. Ahlaken problemliyiz diğerlerinin gözünde. Tanınmak ya da para kazanmak dediğimiz şey, bu işe neden başladığımızı unutturuyor” diye konuştu. Bir sürü arkadaşı, tanıdığı olduğunu, bir sürü şey konuştuklarını dile getiren Alabora, “Çok dizi çekince unuttular ne yapacaklarını. Bakın kayboluyorsunuz. Öyle bir yer burası. Bir iş teklifi, bir iş teklifi daha… Sürekli teklif geliyor. Sizde bir tedirginlik, ‘Ya bir daha gelmezse’ diye… Sizi parayla korkutmalarına izin vermeyin. Büyüklerimiz , ‘Akarken doldur, aman evladım geleceğini garantiye al’ diyor. Böyle bir şey değil oyunculuk. Ben öyle düşünmüyorum” diye konuştu.

Mehmet Ali Alabora, ailelerin çocuklarına “Mesleğin olsun, oyunculuğu sonra da yaparsın” dediğini anlattı. “Bizim mesleğimiz oyunculuk. Mesleğimiz şöhretlik değil. ‘Şöhret’ diye bir meslek yok” diyen Alabora, sözlerini şöyle sürdürdü: “-Şöhretine yatırım yap. Neyine yatırım yapacaksın? Mesleğinize yatırım yapmanız lazım. Biz sanatçıyız, doğru. Ama bize kim ‘sanatçı’ deyip bir yere oturtuyorsa, bu pohpohlamanın altında mutlaka bir sömürü yatar. Mesleğin en büyük sömürüsü: ‘Biz sanatçıyız 15 saat çalışıp gıkımızı çıkarmayız’. 20 saat çalışmışsın, saat 02.00… Hava karanlık, dışarısı buz gibi, titriyorsun, uykun var. ‘Ya bizim işimiz böyle, biz sanatçıyız’. Hayır. Bizimki de bir meslektir. Avukatlık, mühendislik, müteahhitlik gibi bir meslektir. Bizim mesleğimize yatırım yapmamız lazım. O şöhreti getirir.”

“Şöhret iğnenin ucunda balon gibi”

Cast Direktörü Tümay Özokur, oyuncu ajanslarının yeniden yapılanmasına ihtiyaç olduğunu kaydetti. Son yıllarda ajans sayısındaki artışı takip edemediğine değinen Özokur, sektörün en eskilerinden olduğu için de kendisine, “sektörün ak sakallı dedesi” muamelesi yapıldığını anlattı.

Açılan ajans sayısını kendisinin dahi takip edemediğine değinen Özokur, kendi ajanslarından ayrılarak kurulan menajerlik ajansı sayısının ise 5 olduğunu belirterek, “Biz deniz anasıyız, parçalandıkça büyüyoruz” dedi.

Şöhret olmanın artık çok kolay olduğunu vurgulayan Tümay Özokur, şöyle konuştu: “Reklam, dizi, sinema filmi ya da sansasyonel bir haberle bunu yakalayabilirsiniz. Ama şöyle bir gerçek de var ki şöhret olmak kolay, bunu devam ettirebilmek çok zor. Evlilik gibi bir şey bu. Her şey güzel başlar, bunu devam ettirebilecek sağduyuya, sevgiye, saygıya sahip olabilmek önemli. Biz şöhretler iğnenin ucunda balon gibiyiz. Gençlere bunu anlatmak zorundayız. Şöhret olduktan sonra herkes kendisini dünyanın merkezi sayıyor. Bizde herkes en güzel, herkes çok başarılı… Halbuki herkesin kendini çok iyi analiz etmesi gerekiyor. Komedi mi dram mı sanatçının kendisini tanıması önemli. Sanatçı bizi doğru algılamazsa, ‘Ben biliyorum’ derse, kariyer planlaması maalesef ki işe yaramaz. Karşınızdaki insan sizinle aynı lisanı konuşmalı ve sizin ne dediğinizi çok iyi anlamalı.”

“Toplum olarak çok ötekileştiriyoruz”

Psikoterapist Çağatay Öztürk, konuşmasının başında köşe yazarı Sevilay Yükselir’in “İlyas Salman neyin onurunu taşıyor?” başlıklı yazısını eleştirdi.

Öztürk, İlyas Salman ile seminerden kısa süre önce tanıştığını belirterek, “Bazı şeyleri toplum olarak çok ötekileştiriyoruz. Çok yadırgıyoruz” dedi. Öztürk, daha sonra salonda bulunan İlyas Salman’a “Şöhretin bedeli bu mu?” diye sordu. Öztürk’ün sorusu üzerine söz alan Salman, şöyle konuştu: “İnsanların dünya görüşü, ırkı, dini, mezhebi, kültürel yapısı ne olursa olsun bir tarafa bırakılmalı, yaptığı iş öne alınmalı. Söz gelimi benim halkla ilişkim yatak odamla olmamalı, önümdeki kadehle olmamalı. Film yaptım, gelir seyreder insanlar. İyiyse alkışlarlar, kötüyse yuhalarlar, yumurta atarlar, benim için fark etmez. Sokaktaki insanla ilişkim, ‘Filmini seyrettim, şöyle oynasaydın daha iyi olurdu, bu karakteri iyi analiz edememişsin’ deme hakkı vardır. Fakat bizim ülkemizde ve hatta birçok ülkede, sanatçı ile seyirci arasındaki ilişkiyi iletişim organları kuruyor. Bu iletişim organları senin özel yaşamına kadar giriyor.”

Semineri, yönetmen-senarist Ertem Göreç, oyuncular Selda Alkor, Gülsen Tuncer, Eşref Kolçak, İlyas Salman, Ahu Tuğba, Nuri Alço, Mine Soley, Türkiye Sinema Eserleri Sahipleri Meslek Birliği (SE-SAM) Başkanı Yılmaz Atadeniz ve genç oyuncular da izledi.

Kaynak :[-]

Tür : Tiyatro
Etkinlik Tarihi : 13 Ekim 2012
Sanatçı : Sensation
Yer : Ataköy Atletizm Arena, İstanbul
Adres : Ataköy Atletizm Arena logo Ataköy Atletizm Arena Sinan Erdem Spor Salonu yanı ATAKÖY / İstanbul
Başlama : 21:45
Bitiş : 00:00
Detay : Dünyanın en büyük dans etkinliği nefes kesecek görsel şovuyla Türkiye’ye geliyor!

13 Ekim Cumartesi günü MC Gee’nin ev sahipliğinde house müziğin dev DJ’leri  Mr. White, Dennis Ferrer, Fedde le Grand & Deniz Koyu, Sunnery James & Ryan Marciano, Daniel Sanchez & Juan Sanchez Sensation için İstanbul’da!

House müziğin görsellik, akrobasi, sahne şovu, tiyatro ve koreografiyle buluştuğu benzersiz bir kapalı mekan dans etkinliği olan Sensation 13 Ekim 2012 Cumartesi günü Wicked Wonderland temasıyla Ataköy Atletizm Arena’da!

Eğlencenin başkenti Amsterdam’da 2000 yılından beri düzenlenen, 4 yıl üst üste ”Dünyanın En İyi Etkinliği“ ödülünü alan dünya üzerindeki tek etkinlik olan Sensation 13 Ekim Cumartesi gecesi Ataköy Atletizm Arena’yı herkesin beyaz giydiği dev bir gece kulübüne dönüştürecek!

One Colony organizasyonu, Virgin Radio ve Red Bull’un katkılarıyla Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilecek Sensation’da house müziğin önde gelen DJ’leri, 7 saat boyunca, “Alice in Wonderland”den tanıdığımız Alice’in hikayesini müzik, dans, koreografi ve görseller eşliğinde anlatacak. Sensation gecesi, bar servislerini verecek olan Türkiye’nin en iyi bar catering hizmet şirketi Alcoholoco’nun sürpriz kokteylleri ise geceye ayrı bir renk katacak!

Dünyadaki tüm Sensation’larda olduğu gibi İstanbul’da da şovun açılışını Mr. White yapacak. Daha sonra sahne alacak DJ’ler ve performans gösterdikleri bazı etkinlikler ise şu şekilde:

Dennis Ferrer: Sensation Amsterdam 2012, Sensation Belgrad 2012,  Mysteryland 2012
Deniz Koyu: Sensation Prag 2012, Sensation Bangkok 2012, Mysteryland 2012, Ultra Music Festival 2012
Fedde le Grand: Sensation Amsterdam 2011, Sensation Sao Paolo 2012, Sensation Seul 2012, Mysteryland 2012, Ultra Music Festival 2012
Sunnery James & Ryan Marciano: Sensation Amsterdam 2010, Sensation Barselona 2011, Sensation Belgrad 2012, Sensation Kaohsiung 2012, Ultra Music Festival 2012
Daniel Sanchez & Juan Sanchez: Sensation Amsterdam 2011, Sensation St. Petersburg 2012, Sensation Antwerp 2012, Mysteryland 2012

Ulaşım:

Gidiş: Katılımcıların Anadolu yakasından alana rahatça ulaşabilmeleri için, etkinlik saatine yakın Anadolu – Avrupa köprü geçiş yoğunluğu göz önünde bulundurularak, etkinlik günü Kadıköy ve Bostancı’dan hareketle varacakları Bakırköy İDO Deniz Otobüsü İskelesi’nden alana ring seferler düzenlenecektir. Avrupa yakasından ulaşım içinse Ataköy-Şirinevler tramvay ile metrobüs duraklarından yine ring seferler düzenlenecektir.

Dönüş:  Katılımcıların alandan rahatça dönebilmeleri için etkinlik alanından belirli bir saatten itibaren Kadıköy ve Mecidiyeköy’e düzenli ring seferler düzenlenecektir. Bunun yanı sıra havalimanı ve diğer çevre taksi duraklarından taksiler sürekli olarak alana yönlendirilecek, ek otobüs ve metrobüs seferleri de belediye tarafından sağlanacaktır.

– Standart Bilet: Standart kategorisi bilet sahipleri, istedikleri takdirde saha içerisinde ya da tribünlerde serbest dolaşım hakkına sahiptir. Aynı zamanda Arena dışarısında bulunan çadırlardaki aktivitelere ücretsiz erişim imkanları olacaktır.
– Deluxe Bilet: Tükendi
Deluxe kategorisi bilet sahipleri; ayrı giriş noktası, vestiyer hizmeti, geniş görüş açılı inşa edilmiş platformda şovu daha iyi izleyebilme, dışarıda bulunan özel çadır altında aktivite katılım-dinlenme, Deluxe Lounge’a geçiş imkânlarından ve ayrıcalıklı yeme-içme noktalarından faydalanabilecektir. Ayrıca, Deluxe Bilet sahipleri istedikleri takdirde saha içerisine giriş yapma hakkına da sahiptirler.

– Exclusive Masalar: Tükendi
En ayrıcalıklı hizmetin ve görüş açısının sunulacağı 6 – 8 kişilik kapasitelerde olan localar ile ilgili talepleriniz için iletişim detaylarınızı içeren bilgileri [email protected] adresine gönderiniz. Taleplerinize en kısa zamanda cevap verilecektir. Exclusive masa sahipleri aldıkları hizmetlere ek olarak Deluxe ve Standart Bilet sahibi katılımcıların sahip olduğu tüm haklara da sahiptirler.

Detay için TIKLAYINIZ.