Şunun için etiket arşivi: Tiyatro

22. Akbank Caz Festivali, ”The Three Ladies of Blues”un 3 Ekim’de Babylon’da vereceği açılış konseriyle başlayacak

Caz tutkunlarının her yıl merakla beklediği, Türkiye’nin en uzun soluklu festivallerinden 22. Akbank Caz Festivali, ”The Three Ladies of Blues”un 3 Ekim’de Babylon’da vereceği açılış konseriyle başlayacak.

Dopdolu bir programla 3-21 Ekim tarihleri arasındasanatseverlerle buluşacak festival, dünyaca ünlü cazsanatçılarını Türkiye’de ağırlarken, yetenekli genç müzisyenlere de performanslarını sergileme imkanı sunacak.

Festival kapsamında 3 Ekim’de ”The Snow Owl 5tet” Akbank Sanat’ta, ”Nik Bartsch’s Ronin” ise 4 Ekim’de Babylon’da konser verecek.

İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB), yeni sezonu 29 Eylül’de Aya İrini Müzesi’nde 200. doğum yılı dolayısıyla Giuseppe Verdi’ye ayrılan konserle açacak.

Konserde, ”Nabucco” operasıyla hayata dönen Giuseppe Verdi’nin, çıraklık, kalfalık ve ustalık dönemlerine ait eserleri seslendirilecek. İtalyan şef Gianluca Bianchi’nin orkestrayı, Gökçen Koray’ın koroyu yöneteceği konserde, İDOB solistlerinin yanı sıra İstanbul dışından konuk sanatçılar da yer alacak.

Dünyada izlenme rekorları kıran ”Açlık Oyunları” filminin başrol oyuncularından Lenny Kravitz, 4 Ekim’de Turkcell Kuruçeşme Arena’da sevenlerinin karşısına çıkacak.

”En iyi erkek rock vokal performansı” dalında 4 yıl üst üste Grammy kazanan ve dünya çapında 20 milyon albüm satışına ulaşan Kravitz, 2008’den sonra 2. kez geleceği İstanbul’da hayranlarına unutulmaz bir gece yaşatacak.

İstanbul’un ilk şehir temalı festivali olan ”Urban Festival İstanbul 2012”, 30 Eylül’de Küçükçiftlik Park’ta Kuzey Avrupa müziğinin önemli temsilcilerinden Röyksopp ile Danimarkalı elektronik müziksanatçısı Trentemoller’i aynı sahnede buluşturacak.

Festivalde performans gösterecek sanatçılar arasında Mehmet Garan, Low Earth, Doğan Aktay, Altan Balgır, Yeşim Unan ve Tufan Demir de yer alıyor.

Ferhat Göçer, yarın ”Symphonie D’orient” projesiyle Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde hayranlarıyla buluşacak.

Göçer, konserde yeni albümünden ve klasikleşmiş repertuvarından seçtiği şarkıların yanı sıra Amy Winehouse, Sting, Adele, Pink Floyd coverlarını Metropol Senfoni Orkestrası’na etnik tınılarıyla eşlik edecek olan İstanbul Strings eşliğinde yorumlayacak.

Şevval Sam, 29 Eylül’de Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde, aynı gün Levent Yüksel Jolly Joker Beyoğlu’nda sahne alacak.

Avrupa’nın en iyi konser gruplarından biri kabul edilen Moonspell, 5 yıl aradan sonra 30 Eylül’de ”2012 Venue”de Türkiye’deki 3. konserini verecek. Bu yıl 20. yılını kutlayan Moonspell, ilk büyük çıkışını 1996 yılında ”Irelligious” isimli 2. albümüyle yaptı.

FİLMEKİMİ YARIN BAŞLIYOR

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) daha önce 29 Eylül’de başlayacağını duyurduğu Filmekimi, yoğun talep üzerine yarın başlayacak.

Bu yıl 11’incisi düzenlenen Filmekimi kapsamında yarın Atlas Sineması’nda ”Düşler Diyarı”, ”Havana’da 7 Gün”, ”No”, ”Acı” ve ”Aşk”, Beyoğlu Sineması’nda ”Sevmek Gibi”, ”Meleklerin Payı”, ”Aşk” ve ”Tepelerin Ardında” ile Nişantaşı City’s’de ”Onur Savaşı” ve ”Hayalimdeki Aşk” isimli fimler izlenebilecek.

ŞEHİR TİYATROLARI PERDELERİNİ 3 EKİM’DE AÇIYOR

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları perdelerini 3 Ekim’de açacak.

Şehir Tiyatroları’nda bu hafta, 3 ve 4 Ekim tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde ”Ateşli Sabır”, Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde ”Zırhlı Kurt (Kösem Sultan ile Avcı Mehmed)”, Üsküdar Müsahipzade Celal Sahnesi’nde ”Arka Bahçe”, Fatih Reşat Nuri Sahnesi’nde ”Doğum Günü Partisi”, Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde ”Sevgili Doktor”, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde ”Vişne Bahçesi”, Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’nde ”Dar Ayakkabıyla Yaşamak” adlı oyunlar sahnelenecek.

Philip Ridley’in yazdığı, Sami Berat Marçalı’nın yönettiği mahalle baskısının bireylerdeki psikolojik ve fizyolojik sonuçlarını sorgulandığı ”Uğrak Yeri” adlı oyun, yarın Craft Tiyatro’da sergilenecek.

Sami Berat Marçalı’nın yazıp yönettiği ”Yalnızlar Kulübü” adlı oyun yarın İkinci Kat’ta izlenebilecek. Hasibe Eren, Heves Duygu Tüzün, Tevfik Şahin, Bedir Bedir, Pınar Çağlar Gençtürk ve Güçlü Yalçıner’ın rol aldığı oyun, günümüz insanının sosyalleşme problemine değiniyor.

Neil Labute’nin kaleme aldığı ve Çağ Çalışkur’un yönetmenliğini yaptığı ”Kayıp” adlı oyun, 29 Eylül’de Craft Tiyatro’da izleyiciyle buluşacak. Şenay Gürler ve Deniz Karaoğlu’nun rol aldığı oyun, başkalarının yaşadığı felaketler, birilerinin acıları, dünyanın öbür ucundaki savaşlar, bombalanmalar, ”öteki olanlar”ın maruz kaldığı doğal afetler gibi konularda duyarsızlık, ben merkezcilik ve mağduriyet hikayesi anlatılıyor.

Metin Zakoğlu Cafe Theatre’da 30 Eylül’de ”Godot Öldü mü?” adlı oyun sergilenecek. Oyunda, birbirini hiç tanımayan iki adamın bir tiyatro sahnesinde amaçsızsa bekleyişleri sırasında yaşadıkları olaylar anlatılıyor.

SERGİ

BAE Kültür, Gençlik ve Toplumsal Kalkınma Bakanlığı, ”BAE Kültür Günleri” kapsamında hat ve tezhipsanatının nadide örneklerinin sergilendiği ”El-Bürde” ve Şeyh Muhammed Bin Raşid Al Mektum’un hususi koleksiyonundan ”Süvarinin Rüyası” adlı sergileri sanatseverlerle buluşturacak.

BAE Kültür, Gençlik ve Toplumsal Kalkınma Bakanlığı’nın Hz. Muhammed’in doğum yıl dönümü dolayısıyla her yıl düzenlediği ”El Bürde” yarışmalarında dereceye giren eserlerden oluşan ”El Bürde Sergisi”nde, 70 civarında eser yer alacak.

Hat tarihçisi ve uzmanı Prof. Dr. Uğur Derman, hattat Mehmed Özçay ve müzehhib Necati Sancaktutan’ın Türkiye’yi jüri üyesi olarak temsil ettikleri yarışmalarda ödül alan eserler, Türkiye’de ilk defa sergilenecek.

Sergi, Dolmabahçe Sanat Galerisi’nde 1-14 Ekim tarihleri arasında ziyaret edilebilecek.

BAE Kültür Günleri kapsamında, 1-10 Ekim tarihleri arasında İstinye Park’ta sergilenecek ikinci sergi ise Şeyh Muhammed Bin Raşid Al Mektum’un hususi koleksiyonundan ”Süvarinin Rüyası” olacak. Serginin konusunu BAE Devlet Başkan Yardımcısı, Başbakanı ve Dubai Emiri Şeyh Muhammed Bin Raşid Al Mektum’un ”Metalib” isimli kasidesi oluşturacak.

Konularını daha çok Anadolu coğrafyasına özgü yöresel kadın başlıkları ve kırsal kesim yaşamından kesitler alarak oluşturan ve kendine has üslubuyla İstanbul görünümlerini tuvaline aktaran Remzi İren’in resim sergisi, 2 Ekim’de Galeri Oda’da açılacak.

İren’in, son dönemlerde yaptığı güvercin temalı resimlerini sevenleriyle paylaşacağı sergi, 2 Kasım’a kadar ziyaret edilebilecek.

SAHNE SANATLARI

Dünyaca ünlü gösteri topluluğu Cirque Du Soleil, ”Alegria” şovuyla yarın, 29 ve 30 Eylül Ülker Arena’da, 2, 3 ve 4 Ekim tarihlerinde Ora Arena’da sahne alacak.

İspanyolca’da neşe, gurur ve coşku anlamına gelen Alegria ekibi, 15 ülkeden 55 sanatçı ve müzisyenden oluşuyor. Şov, barok ve opera tarzı, gösterişli kostümleri, canlı müziği ve her ayrıntısı düşünülerek hazırlanmış sahnesiyle, atletik ve artistiğin göz kamaştıran uyumunu gözler önüne seriyor.

Şovda, tüm duyulara hitap eden senkronize trapezcilerin yerden 12 metre yükseklikte kurulan barların üzerinde gerçekleştirilen performansları, kıvrak alevli bıçak dansı, inanılmaz yüksekliklerde ve hızda sergilenen jimnastik ve cambazlık gösterileri gibi nefes kesici akrobatik etkinlikler sunuluyor.

”Disney Live Mickey’nin Müzik Festivali”, yarın, 29 ve 30 Eylül tarihlerinde Trump Towers Mall’da çocuklarla buluşacak.

Koreografisi Madonna’nın koreografı tarafından yapılan ve dünyada izlenme rekorları kıran gösteride, Mickey Mouse ve dostları, izleyenleri, ışıltılı kostümler, hareketli ve yüksek enerjili şarkılarla dans ederek eğlendiriyor.

Kültür Mafyası, internet yayıncılığında kazandığı tecrübelerini, hayalleri ile birleştirerek, Ekim 2012 ayından itibaren basılı bir dergi çıkartma kararı aldı. Okuma sürecinde kağıt ile temasa ve kağıdın kokusunu hissetmeye önem veren Mafya ekibi, kendisi gibi düşünen okurların varlığına inandığı için bu hayalinin peşinden gidiyor… 

Dileriz uzun soluklu olur ve daha önceki “Sen ben, bizim oğlan tarzı sanat mafyalarına” dönmez ! (Editör)
“Sanatın kalbinin attığı tek bir yer olmadığına göre, yaşamını destekleyen tüm damarlar Kültür Mafyası tarafından takip edilmekte ve sanatın sağlığı için yine Kültür Mafyası tarafından beslenmektedir.”
Kültür Mafyası, 1 Mart 2010 tarihinde web sitesi olarak yayın hayatına başladı.

Yayıncılık ve kültür üretim alanlarındaki tekelleşmeye dikkat çekmek için Kültür Mafyası ismini tercih eden ekip; bağımsız ve özgün içerik üretimini samimi bir dille gerçekleştirdiği için 2 yıl içerisinde önemli bir takipçi sayısına ulaştı.

“Biraz deliyiz…”

“Evet, biraz deliyiz. Çünkü mevcut dergiler kapanıp internet yayıncılığına yönelirken, biz tam tersini yapıyor, internetyayıncılığından dergi yayıncılığına geçiyoruz. Bir nevi Son Matbucular’ız. Deliyiz, çünkü arkamızda hiçbir politik ve ekonomik güç odağı olmadan, sadece samimiyetimize ve kalemlerimizin gücüne güvenerek bu işe girişiyoruz. Deliyiz, çünkü aklın egemenliği ile derdimiz var bizim. Bu ülkede yayıncılığın, kültür ve sanat üretiminin samimi ve çıkar gözetmeksizin yapılabileceğine, yapılırsa da insanlar tarafından ilgi göreceğine dair umudumuz var. Kültür Mafyası Dergisi, bu umudun peşinden gidiyor. Zaten yayıncılık aslında deli işi, duygu işi biraz; akılla, mantıkla yayıncılık olmaz.” diyor Kültür Mafyası’nın kurucusu ve editörü Turgay Özçelik.

Levent Üzümcü, Jehan Barbur ve Zaytung her ay Kültür Mafyası’nda…

Kültür Mafyası, öğrencisinden öğretim görevlisine, gazetecisinden televizyoncusuna birçok farklı meslek grubundan yazarın oluşturduğu, bu yazarların tecrübe ve birikimlerini paylaştığı kollektif bir çabanın ürünü.

Bu kollektif çaba, dergi sürecinde ekibe katılan Levent Üzümcü, Jehan Barbur ve Zaytung ile daha değerli bir hal aldı.

Sorgu odası, yeraltı röportajları, gizli celse, sayfalar ve haneler gibi kendine has bölümlerinin yanı sıra, Kültür Mafyası dergisinde sinemadan tiyatroya, edebiyattan müziğe, kültür-sanatın tüm alanlarındaki gelişmeleri takip edebilir, bu alanlara dair röportaj, eleştiri ve makaleleri okuyabilirsiniz.

Zizek Sorgu Odası’nda

Kültür Mafyası dergisi ilk sayısında dünyaca ünlü Slavoj Zizek’i sorgu odasına alıyor. Bedia Ceylan Güzelce’nin gerçekleştirdiği röportaj zihin açıcı olduğu kadar, tartışma yaratıcı.

İlk sayıda yer alacak olan bu röportaj uzun süre kültür sanat gündemini işgal edecek gibi gözüküyor.

Herkes okuyabilsin diye 5 TL

Aylık olarak Türkiye çapında yayın yapacak olan Kültür Mafyası, herkesin okuyabilmesi için mimimum bir fiyatla, 5 TL’ye satılacak. 64 sayfalık dolu ve zengin içeriğiyle kültür-sanat yayıncılığında hem duruş, hem içerik, hem de fiyat olarak fark yaratacak olan Kültür Mafyası’nı 1 Ekim’den itibaren her ay gazete bayilerinden ve kitapevlerinden temin edebilirsiniz.

Mafya ekibi: Ayşenil Şenkul, Banu Özyürek, Bedia Ceylan Güzelce, Burak Bayülgen, Burcu Önder, Cansel Uygun, Ceylan Özçelik, Dicle Koylan, Dilek Mayatürk, Duygu Çavdar, Engin Karabacak, Esen Kunt, Gökçe Uygun, Esra Açıkgöz, Hüseyin Aksoylu, Jehan Barbur, Levent Üzümcü, Meltem Sanlav Küpeli, Numan Serteli, Onur Avcı, Sinan
Sülün, Sultan Arınır, Turgay Özçelik, Zaytung.

Gökçe Uygun:

“’Başka türlü bir şey’ ise istediğiniz, başka türlü şeyler okumak için Kültür Mafyası dergisine hoş geldiniz…”

Onur Avcı:

“Kültür Mafyası; kültür hareketini bir karşıkültürel tavır, yöntem ve sistem içinde uygulayabilmenin potansiyel yapılanışı olmaya aday oluşundan dolayı; tanımını yaparken onun bir parçası olma nedeniniz de olabilir.”

Burcu Önder:

“Özgür ifade alanı olan, yazarın kendini olduğu gibi yansıtmasını sağlayandır Kültür Mafyası.”

Numan Serteli:

“Kültür Mafyası kültürü haraca bağlayanlara hesap sormaya geliyor..”

Meltem Sanlav Küpeli:

“Kültür Mafyası’nın yazarak veya okuyarak içinde olmak, hayata tanıklık etmenin en hafifletici, en iyi gelen yollarından biri.”

Burak Bayülgen:

Duygu Çavdar:

“Farklı tatların tek vücut olmuş, bütünleşik, aynı zamanda çok yönlü hali…”    “Dijitale inat, ille de kağıt!

Dilek Mayatürk:

Basılı sayfaların sihrine inanarak, akıntıya karşı “kalemleriyle” kürek çeken bir mafya ve dergisi takdimimizdir..”

Esen Kunt:

“Her telden her demden farklı kalemlerin  Türkiye’nin fikir ve sanat iklimine dokundukları  önemli bir kültür sanat mecrası.”

Esra Açıkgöz:

“Sinema, sanat, siyaset, müzik, edebiyat, hayat, dün ve bugün.” (Esra Açıkgöz)

Hüseyin  Aksoylu:

‘’Öldüğünü düşündüğümüz her şey için Kültür Mafyası hayatta.’’

Ayşenil Şenkul:

”Kültür Mafyası, çikolata gibidir; ruha iyi gelir.”

Ceylan Özçelik:

“Kültür Mafyası sanat düşkünlerinin özgür mabedidir.”

Sinan Sülün:

“Hiçbir Mafya bu kadar kültürlü olmamıştı.”

Jehan Barbur:

“Kurşun kalem kokusunu özleyenlere, dergilere dokunma hasreti çekenlere ne güzeldir ki cesaretli bir davranış sonucu “kültür mafyası” geliyor. Benim de artık bir köşem var. Ne mutlu bana…”

Levent Üzümcü:

“Adada mafya kurduk… Kültür mafyası. Kültür mantarlarına karşı. Okumak istersen, katlanabilir, şarjın bitse de okunabilir.”

Zaytung:

“Kültür mafyası, parasını alamadığınız her türlü yazı-çeviri işlerinde sizin yerinize tahsilatı (bir şekilde) yaparak bu alanda önemli bir açığı kapatıyor. Aldıkları komisyonu sonuna kadar hak eden değerli bir kurum…”

Cansel Uygun:

“Hepimiz önce okulda öğreniyoruz. Sonra öğrendiklerimizi ters yüz etmeye, unutmaya, yeniden öğrenmeye çalışıyoruz. Bunun yapıldığı yer, benim için, Kültür Mafyası’dır.”

Sultan Arınır:

“Bu ‘mafya’nın tek suçu, içeriği ile herkesi kendine bağlamak olacak.”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, geçen sezonu, gündemi uzun süre meşgul eden yönetmelik değişimi tartışmalarıyla kapatmıştı. 3 Ekim’de açılacak yeni sezonun basın toplantısı dün gerçekleştirildi. “Yapılan tüm tartışmaların sonrasında, lütfen oyunlarımıza gelinerek, yapılan iş üzerinden eleştiriler yapılsın” diyen İBBŞT Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin’le konuştuk.

(Ezgi ATABİLEN)

Hilmi-Zafer-Şahin

-Provalar neden gecikti?

İki nedenden ötürü çok sayıda oyunun provasını başlatamadık. Öncelikle, ben bu göreve 20 Nisan 2012 tarihinde atandım. Ardından repertuvar kurulu, yani yeni adıyla edebi kurul ve yönetim kurulunu oluşturmak bir süre aldı. Bir de temmuzda tüm aya yayılan bir kurumsal tatil olunca, provası yapılan oyunların sayısı az kaldı tabii. Hem yapılanma hem sezon programını birlikte yürüttük. O yüzden bu oyunların provaları biraz gecikti ve şimdi art arda geliyor.

İşi iyi yapma tedirginliğim var

İşin kendisiyle ilgili asla çekincem olmadı. Ama işi iyi yapmakla ilgili tedirginliklerim kesinlikle oldu. Hala da var ve olmalı da bence. Çünkü insanı daha iyiye götürecek bir şey. Korkuysa olmalı ama korkmamalı insan ve kimse de kimseyi korkutmamalı. Çünkü korkutmak suçtur. Ne yazık ki Türkiye’de herkes korkudan ekmek yiyor. Ben bunun dışında yaşıyorum çünkü yaşamım boyunca korkunun her türlüsünü gördüm. Geçen sezon yapılan tüm tartışmaların sonrasında, oyunlarımıza gelinsin ve yapılan iş üzerinden eleştiriler yapılsın lütfen.

Sanatçı inisiyatifi var

-Sanatçı inisiyatifinin sıfıra indirgenmesine dair korku mu var?

Bilemiyorum, bunu oyunları öneren yönetmenlere sormalı. Konuşmak isteyen herkesle konuşuluyor çünkü. Şehir Tiyatrosu’nda inisiyatif demek, repertuvar demektir aslında. Ben herhangi bir oyun öneren yönetmene, olumsuz ya da çok abartılı olumlu bir yanıt vermemişimdir. Hiç böyle bir tartışma içinde olmadım.

Yeni metin, yeni yazar

Biz herkesin alkışlayacağı ve yanında duracağı metinlerden daha çok, bundan 10 yıl sonra Türk tiyatrosunun simgesi olabilecek yazar, yönetmen ve oyunculara yer vermeliyiz. O yüzen bu yılki temamız ‘Yeni metin yeni yazar’. Bu sene 50 civarında oyun sahnelenecek. Bunların 10’u da yeni yazarlara ait yepyeni metinler.

+16 ibaresi kalkacak

Oyunlara yaş sınırı koyma fikri nasıl doğdu bilmiyorum. Çünkü biz zaten tiyatroyu kamu için yapıyoruz ve kamu tiyatrosu olarak dikkat edeceğimiz şeyleri çok iyi biliriz. Çocuk oyunu demediğimiz bir oyuna izleyici zaten çocuğunu getirmez. Bence bu ibare izleyiciyi bilinçsiz gösteriyor, buna gerek yok.

Hangi oyunlar var

İSTANBUL Şehir Tiyatrosu’nn yeni sezonda sahnelemeyi planladığı birçok oyun yanında, ekim ayı itibarıyla sahnelenecek oyunlar arasında; Vişne Bahçesi (Anton Çehov), Dar Ayakkabıyla Yaşamak (Duşan Kovaçeviç), Oyun (Samuel Beckett), Büyünün Gözleri (Mehmet Murat İldan), Türkiye Kayası (Fehime Seven), Zengin Mutfağı (Vasıf Öngören), Radyonun İçindekiler (Cenk Gündoğdu), Hıdrellez (Fruze Engin), Definename (Sinan Bayraktar), Yuvaya Dönmek (Alessandra Paoletti), Kösem Sultan (Turan Oflazoğlu), Ali Baba ve Kırk Haramiler (Can Doğan), Damlaların Dansı (Sema Ergenekon – Gökhan Aktemur), Okul Gezisi: Kaşıkçı Elmasının Peşinde (Burcu Sevil Şahin), Edi’nin annesi Nerede (Pınar Yaygel-Raşel Meseri) ve Islık Sever Max (Volker Ludwig – Carsten Krüger) yer alıyor.

Kaynak : Ezgi ATABİLEN[-]

Cengiz Özek Gölge Tiyatrosu, ”3. Uluslararası Hanoi Kukla Festivali”nde iki ödüle layık görüldü.

Konuya ilişkin yapılan açıklamaya göre, 4-10 Eylül’de Vietnam’da düzenlenen ”3. Uluslararası Hanoi Kukla Festivali”nde, Türkiye’yi Cengiz Özek Gölge Tiyatrosu temsil etti.

Çeşitli ülkelerden 20 tiyatro grubunun katıldığı festival sonunda yapılan uluslararası jüri değerlendirme sonuçlarına göre, ”En İyi Oyuncu” ve”En İyi Senaryo” ödüllerine, ”Çöp Canavarı” adlı modern yaklaşımlı Karagöz oyunu yorumlarıyla, Cengiz Özek Gölge Tiyatrosu layık görüldü.

Cengiz Özek

İstanbul’da 1964’te doğan Cengiz Özek, İstanbul Belediye Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nden mezun oldu. Kent Oyuncuları, Dormen Tiyatrosu, Şehir Tiyatroları ve Devlet Tiyatrosu’nda oyuncu, rejisör ve yönetici olarak görev yapan Özek, Müşfik Kenter’in ”Bir Garip Orhan Veli” oyununun afişini tasarladı.

Uluslararası Kukla ve Gölge Oyunu Birliği üyesi olan Özek, 1993 yılında Geleneksel Türk Tiyatrosu türlerinden hareketle çağdaş oyunlar sahnelemeyi ve kukla tiyatrosu ile ilgili gösteriler yapmayı hedefleyen ”Cengiz Özek Kukla Tiyatrosu”nu kurdu.

Türk Tiyatrosu’na ve seyircisine, kukla tiyatrosunu tanıtmak amacıyla, her yıl düzenli bir şekilde devam etmesi planlanan ”İstanbul Uluslararası Kukla Festivali”ni oluşturan Özek, halen Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nde ”Türk Tiyatrosu” dersi veriyor.

Özek’in, kukla tiyatrosuna verdiği katkılar ve yürüttüğü projeler nedeniyle, ulusal ve uluslararası çok sayıda ödülü bulunuyor.
 Kaynak : [-]

Mersin Devlet Opera ve Balesi (MDOB) 2012-2013 sanat yılı sezonunu açmaya hazırlanıyor. Sezonun ilk etkinliği Prof. Rengim Gökmen yönetimindeki “Carmina Burana” adlı sahne kantatıyla gerçekleştirilecek.

MDOB’tan yapılan açıklamaya göre, yeni sanat yılının perdeleri “Carmina Burana” adlı sahne kantatı ile açılıyor. Prof. Rengim Gökmen yönetiminde gerçekleşecek konser, 3 Ekim Çarşamba günü Mersin Marina AVM Amfitiyatrosu’nda ücretsiz olarak seslendirilecek.

Carl Orff’un ölümsüz eseri “Carmina Burana”, aynı zamanda Devlet Opera ve Balesi Genel Müdür ve Genel Sanat Yönetmenliğini de yapan Prof. Rengim Gökmen yönetiminde seslendirilecek.

MDOB Orkestrası ve korosunca seslendirilecek olan konserde Devlet Opera ve Balesi’nin solistleri Ezgi Yıldırım (soprano), Erdem Erdoğan (tenor) ve Orhan Yıldız (bariton) görev alacak.

Açıklamada görüşlerine yer verilen MDOB Müdür ve Sanat Yönetmeni Erdoğan Şanal, MDOB’un 20. kuruluş yılına hazırlandıkları 2012-2013 sanat sezonunda, Prof. Rengim Gökmen ile sahneye çıkacak olmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirterek, tüm Mersinlileri konsere davet etti.

 

Kaynak: [-]

Dünya Barış Günü (İngilizce: International Day of Peace, Fransızca: Journée internationale de la paix) – 21 Eylül tarihinde kutlanıyor.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1981’deki 57. birleşiminde, “Genel Kurul’un açılış günü olan her Eylül’ün üçüncü salı gününü” “Uluslararası Barış Günü” ilan edilmiştir. Yıllar sonra Genel Kurul’un 7 Eylül 2001 tarih ve A/RES/55/282 sayılı kararı ile 21 Eylül’ün Barış Günü olarak kabul etmiştir.

Birleşmiş Milletler, Barış Günü’nde, dünya çapında çatışmaların önlenmesi ve barışın tesisi yolunda bilinçlenmeyi amaçlıyor. Her 21 Eylül de, Birleşmiş Milletler Merkezi’ndeki “Barış Çanı” çalınıyor. Savaşlardaki insani kıyımın anısına Japonya tarafından yaptırılan bu çan, dünyanın tüm kıtalarından çocukların bağışladıkları bozuk paralarla üretildi. Çanın üzerine, “Çok Yaşa Mutlak Barış” yazısı kazındı.

Eskiden Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ve Varşova Paktı üyesi ülkeler barış içinde bir dünya mücadelesi görevini hatırlatmak amacıyla Hitler faşizminin 1939 yılında Polonya’yı işgal ederek ikinci dünya savaşını başlattığı tarih olan 1 Eylül’ü “Dünya Barış Günü” olarak ilan edilmiştir. SSCB’nin ve Varşova Paktı’nın dağılmasından sonra hiçbir ülke 1 Eylül’ü Dünya Barış Günü olarak kutlamadı.

Türkiye’de ‘’Dünya Barış Günü’’ etkinlikleri

Bodrum Oda Orkestrası, Güney Koreli şef Lee Jong-Wuk’un yönetiminde, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde D-Marin Turgutreis Amfi Tiyatro’da dinleyicilere bir müzik ziyafeti sunacak. ‘Türkiye-Güney Kore Dostluk Konserleri’ çerçevesinde düzenlenecek konserlerin ilki, 29 Ağustos’ta İzmir Ahmed Saygun Sanat Merkezi’nde verilecek. 1 Eylül’de D-Marin Turgutreis’te gerçekleşecek konserin ardından bir sonraki durak ise Güney Kore olacak.

8-20 Eylül tarihleri arasında Güney Kore’de 8 konserlik bir turneye devam edecek Bodrum Oda Orkestrası’nda Türk ve Güney Koreli solistler yer alıyor.

D-Marin Turgutreis’te gerçekleşecek konserde; Mozart’tan Bach’a, Boccerini’den Karaev’e uzanan bir program dinleyenleri bekliyor. Şefliğini Lee Jong-Wuk’un ve Sanat Koordinatörlüğünü Numan Pekdemir’in üstlendiği konserde solistler Emre Sayarı (viyolonsel), Sema Korkut (keman) ve Cha Seung-Hee (soprano) dinleyenlere unutulmaz anlar yaşatacak. Saat 20.00’de başlayacak olan konser halka açık ve ücretsiz olarak gerçekleştirilecek.

 

Kıbrıs’ta ;

1 Eylül Dünya Barış Günü  Türk ve Rum örgütlerin katılımıyla ara bölgedeki etkinlikle kutlanacak.

Dünyanın yaşadığı en acımasız paylaşım kavgası olan İkinci Dünya Savaşı’nın başladığı 1 Eylül gününde savaşı lanetlemek ve barışın bir erdem olduğunu haykırmak için bu özel günde Türk ve Rum örgütleri bir araya gelerek kutlama yapacaklarını bildirdiler.

 

 Karşıyaka Belediyesi, 1 Eylül Dünya Barış Günü etkinlikleri kapsamında Karşıyaka Çarşısı’nda vatandaşlara 2 bin sarıçam ve karaçam tohumu dağıtacak. Aynı zamanda Latife Hanım Köşkü Anıevi’nin bahçesinde Grup Günberi bir konser vererek, şarkılarını barış için söyleyecek. Ayrıca Atatürk’ün barış hakkında söylediği sözlerden oluşan bir sergi de açılacak.

Mustafa Kemal Atatürk’ün savaşın içinden barışı çıkarma dehasına sahip nadir dünya liderlerinden biri olduğunu belirten Karşıyaka Belediye Başkanı Cevat Durak, “Dağıtacağımız tohumların barış dolu bir dünya için yeşermesini diliyoruz. Bugün ülkemizin ve dünyanın pek çok ülkesinin bu dileğe çok ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Atamızın ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesine sıkı sıkıya sarılarak, barış için çalışmalıyız” dedi.

 

Dünya Barış Günü bugün Kadıköy’de etkinliklerle kutlanacak.

 

 

Haftanın Sanat Çizelgesi 27 Ağustos- 2 Eylül

sanat duyuru

Tarkan konseri, bu hafta Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde.

Sergi

İstanbul

■ Sophia Pompery’nin “Şeylerin Sessiz Şekli” isimli sergisi 26 Ağustos’a kadar ARTER’de. (0212 243 37 67)

■ Berlinde De Bruyckere’nin “Yara” isimli sergisi 26 Ağustos’a kadar ARTER’de. (0212 243 37 67)

■ Jak Baruh, Roeki Symons ve Maura Sullivan’ın fotoğrafları ile Kemal Tufan’ın heykelleri 30 Ağustos’a kadar Pg Art Gallery’de.

■ Fransız-Belçikalı ve Türk Çizgi Romanlarına Çapraz Bakış isimli sergi 31 Ağustos’a kadar İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nde. (0212 3938111)

■ Ali’nin Koço’su isimli karma sergi 31 Ağustosa kadar Milli Reasürans Sanat Galerisi’nde. (0212 230 19 76)

■ Yalçın Emiroğlu’ndan Günümüze ‘DoğanKardeş’le Büyümek Sergisi 31 Ağustos’a kadar Caddebostan Kültür Merkezi Sanat Galerisi’nde

■ Kes&Yapıştır isimli karma sergi 31 Ağustos’a kadar Galeri Ilayda’da. (0 212 227 92 92)

■ Tema(s)siz 2 isimli sergi 31 Ağustos’a kadar Gallery Ilayda – Karaköy’de.

■ Mezunlar 2012 isimli sergi 31 Ağustos’a kadar Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde.

■ Bennu Gerede’nin ‘Yalıtımın Mavi Yüzü’ isimli sergisi 31 Ağustos’a kadar Profilo AVM’de.

■ Elif Çelebi‘nin “Ekoloji Temalı Video Sergisi” 31 Ağustos’a kadar Şekerbank’ın İstanbul Feneryolu Şubesi’nde.

■ Hep Birlikte V isimli sergi 1 Eylül’e kadar Artgalerim Nişantaşı’nda.

■ Segment #2 ve Gerwald Rockenschaub’un 4to2floors sergileri 2 Eylül’e kadar Borusan Contemporary’de. (0212 393 52 00)

■ Çevre Karikatürleri 3Eylül’e kadar Galeri 5’te.

■ John Cage isimli sergi 5 Eylüle kadar KUAD Galeri’de.

■ Dieter Sauter’in “Türkiye’den İnsan Manzaraları” isimli fotoğraf sergisi 5 Eylül’e kadar İstanbul Üniversitesi Dil Merkezi Sanat Galerisi’nde.

■ Bedri Rahmi Eyüboğlu, Cihat Burak, Mehmet Pesen, Salih Acar, Alp Bartu, Saim Dursun, Reha Yalnızcık, Işıl Özışık, Niyazi Toptoprak, Metin Gönül, Artin Demici ve Kâmil Masaracı’nın karikatür sergisi 13 Eylül’e kadar Ürün Sanat Galerisi’nde. (0216 363 12 80)

■ Mustafa Köseoğlu ve Metin Benek’in sergileri 15 Eylül’e kadar Alta Sanat Galerisi’nde. (0212 282 69 65)

■ daha fazla / more isimli karma sergi 15 Eylül’e kadar Art Suites Gallery’de .

■ Kobra – Özgür Sanatın 1000 Günü sergisi 16 Eylül’e kadar S.Ü. Sakıp Sabancı Müzesi’nde.

■ Noktanın Ustaları isimli sergi 16 Eylül’e kadar Kumbaraci4’te.

■ İsmail Acar’ın “5 Duyu 5 Olgu” isimli sergisi 18 Eylül’e kadar Türk ve İslam Eserleri Müzesi Geçici Sergi salonunda.

■ Burhan Doğançay’ın “Kent Duvarlarının Yarım Yüzyılı: Burhan Doğançay Retrospektifi” sergisi 23 Eylül’e kadar İstanbul Modern’de.

■ EVİN SANAT GALERİSİ YAZ KARMA SERGİSİ 28 Eylül’e kadar devam ediyor. (0212265 81 58)

■ Deneyimin Ötesi sergisi 30 Eylül’e kadar Pera Müzesi’nde

■ Padişahın Evi: Harem-i Hümayun sergisi 15 Ekim’e kadar Topkapı Sarayı Müzesi, Has Ahırlar Sergi Salonu’nda.

■ Josephine Powell’ın “Josephine’in Gördüğü: 20. Yüzyılda Anadolu’nun Kırsal Yörelerine Fotoğrafik Bakışlar” sergisi 21 Ekim’e kadar Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde.

■ ÇAĞDAŞ USTALARDAN SERGİ 31 Ekime kadar TEM SANAT GALERİSİ‘nde.

■ Biz bu memleketi seninle sevdik Lefter sergisi 24 Haziran 2013’e kadar Adalar Müzesi’nde.

■ Ayvalık’dan Mavi Düş sergisi 15 Eylül’e kadar Alta Sanat Galerisi’nde.

■ Yenikapı’nın eski gemileri sergisi 16 Eylül’e kadar Rahmi Koç Müzesi’nde.

■ 4to2floors ve Segment2 sergisi 02 Eylül’e kadar Borusan Contemporary’de.

■ Kes-Yapıştır sergisi 31 Ağustos’a kadar Galeri İlayda’da.

■ Halki’den Yansımalar Kartpostallarda Ada Sergisi sergisi 31 Ekim’e kadar Heybeliada İnönü Evi Müzesi’nde.

■ Ysolt’un Yeni Limanı 10 Ekim’e kadar Rahmi Koç Müzesi’nde.

■ Bekir Keskin Karma sergisi 31 Ağustos’a kadar Antik Cisterna’da.

■ İsmail Ellez Portreler sergisi 07 Eylül’de Canon Galeri’de.

■ Ağustos Sergisi 30 Ağustos’a kadar Pg Art Gallery’de.

Bodrum

■ Bennu Gerede’nin “Kiss&Bet” isimli sergisi 19 Eylül’e kadar Casa dell’Arte’de.

Mersin

■ ‘İçel Sanat Kulübü’nün, ‘Karma Resim-Heykel-Fotoğraf’ sergisi M.İlhan – A.Uğural Sanat Galerisi’nde sürüyor. Sergi, sanatseverlerin izleyebilmesi için yaz boyunca hafta içi her gün açık tutuluyor. (0324 2381088)

Adana

■ ‘Fotoğraf sanatçısı Dr. Haluk Uygur’ un, ‘Doğanın Güzellikleri’ adlı fotoğraf sergisi Optimum AVM’deki S.E.S. Atölyesi’nde sürüyor. Uygur’un çalışmalarının yer aldığı sergi, 10 Eylül tarihine dek izlenime açık olacak.

Tiyatro

İstanbul

■ Ben Küçükken Gösterirdim! Metin Zakoğlu Cafe Theatre’de 29 Ağustos 21:15’te.

■ Yoksa Engel Siz Misiniz? Yunus Emre Kültür Merkezi Büyük Salon’da 29 Ağustos 2012  18.00 ve 20.30’da.

■ Postacı Metin Zakoğlu Cafe Theatre’da  30 Ağustos 21:15’te.

■ Edepsiz Komedi Metin Zakoğlu Cafe Theatre’da  31 Ağustos 21:15’te.

■ Faust Muammer Karaca Tiyatrosu’nda  31 Ağustos 20:30’da.

■ Otobiyografik Konser Metin Zakoğlu Cafe Theatre’da   3

1 Ağustos 23:00’da.

İzmir

■ ‘Gazeteci Yılmaz Özdil’in İsim Şehir Hayvan adlı kitabından uyarlanan ve ilk gösterimi İzmir’de gerçekleştirilen tiyatro oyunu 27 Ağustos’ta Bodrum Kalesi’nde sahnelenecek.

Müzik

İstanbul

■ ‘Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde yarın, çarşamba, cuma, cumartesi ve pazar günü saat 21.00’de “Tarkan” konseri izlenebilir. (0 212 232 86 03)

■ ‘Turkcell Kuruçeşme Arena’da çarşamba günü saat 21.00’de “Gazino Show 2”, cuma günü saat 21.00’de “Kıraç”, cumartesi günü saat 21.00’de “Yalın”, pazar günü saat 21.00’de “Serdar Ortaç” konseri izlenebilir. (0 212 263 39 83)

■ ‘Nardis Jazz Club’da cumartesi günü saat 22.30’da “Sibel Köse – Önder Focan – Kağan Yıldız Trio” konseri izlenebilir. (0 212 244 63 27)

İzmir

■ ‘Çeşme, Yeni Türkü’yü ağırlayacak. MEB Ajans’ın 40. yıl sanat etkinlikleri kapsamında düzenlenen Yeni Türkü konseri salı günü saat 21.30’da başlayacak. Organizasyon çerçevesinde, Yeni Türkü’nün ardından Fettah Can konseri dinlenebilecek.

Müzeler

İstanbul

■ Adalar Müzesi: Pazartesi hariç 09.00-19.00 arası ziyarete açık. (0216 382 52 80)

■ Büyük Saray Mozaikleri Müzesi: Çarşamba hariç 09.30-17.00 arası ziyarete açık. (0212 528 45 00)

■ Askeri Müze: Pazartesi, salı hariç 09.00-17.00 arası ziyarete açık. (0212 233 27 20)

■ Basın Müzesi: Cumartesi, pazar hariç 10.00-17.00 arası ziyarete açık. (0212 513 84 58 – 511 08 75)

■ Avrupa Kültür Başkenti Mübadele Müzesi: Pazartesi hariç 10.00-17.30 arası ziyarete açık. (0212 789 66 99)

■ Ayasofya Müzesi: Pazartesi hariç 09.00-19.00 arası ziyarete açık. (0212 522 17 50 – 0212 522 09 89)

■ İstanbul Arkeoloji Müzesi: Pazartesi hariç 09.00-17.00 arası ziyarete açık. (0212 520 77 40-41)

■ İstanbul Fotoğraf Müzesi: Pazartesi hariç 10.00-18.00 arası ziyarete açık. (0212 458 88 42 – 43)

■ Oyuncak Müzesi: Hafta içi 09.30-19.00, hafta sonu 09.30 – 19.00 arası ziyarete açık. (0216 359 45 50 – 51)

■ Rahmi M. Koç Müzesi: Salı/cuma 10.00-17.00, cumartesi/ pazar 10.00-19.00 arası ziyarete açık. (0212 369 66 00)

■ Sakıp Sabancı Müzesi: Pazar hariç salı/perşembe/cuma 10.00-18.00, çarşamba/perşembe 10.00-22.00 arası ziyarete açık. (0212 277 22 00)

■ İstanbul Deniz Müzesi: Pazartesi/salı hariç 09.00-17.00 arası ziyarete açık. (0212 327 43 45 – 327 43 46)

■ Osmanlı Bankası Müzesi:Pazartesi/Salı/Cumartesi 12.00-20.00, Pazar 10.30-18.00 arası açık. (0212 334 22 00)

■ Kariye Müzesi: Çarşamba hariç 09.00-18.00 arası ziyarete açık. (0212 631 92 41)

■ Topkapı Sarayı Müzesi: Salı hariç 09.00-19.00 arası ziyarete açık. (0212 512 04 80)

■ Hilmi Nakipoğlu Fotoğraf Makinası Müzesi:09.00-17.00 arası ziyarete açık.(0212 543 09 20)

■ Tophane-i Amire:Cumartesi, Pazar günleri hariç 08.30-17.30 arası ziyarete açık. (0212 252 16 00)

■ İstanbul Modern Sanat Müzesi: Pazartesi günü hariç salı / pazar 10.00 – 18.00, perşembe 10.00 – 20.00 arası ziyarete açık. (0212 334 73 00)

■ Proje 4L Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi: Pazar, pazartesi günleri hariç çarşamba / perşembe / cuma günleri saat 10.00-17.00, cumartesi günleri saat 10.00-16.00 arası, salı günleri randevular doğrultusunda ziyarete açık.  (0212 290 25 25)

Ankara

■ Anadolu Medeniyetleri Müzesi: 08.30 – 17.30 arası ziyarete açık. (0312 311 28 39)

■ Cer Modern Sanatlar Merkezi: Pazartesi hariç salı/pazar 10.00 – 18.00 arası ziyarete açık. (0312 310 00 00)

■ MTA Tabiat Tarih Müzesi: Hafta içi 09.00-17.00, cumartesi/pazar 10.00-15.00 arası ziyarete açık. (0312 287 34 30)

■ Etnografya Müzesi: Pazartesi hariç 8.30-12.30 ve 13.30-17.30 arası ziyarete açık. (0312 311 95 56)

■ Atatürk Evi Müzesi: Pazartesi, cuma hariç 09.00-17.00 arası ziyarete açık. (0312 212 65 06)

■ Vehbi Koç Müzesi ve Ankara Araştırmaları Merkezi: Salı hariç 09.00-17.30 arası ziyarete açık. (312 355 20 27)

■ Demiryolu Müzesi: Pazar, pazartesi hariç 13.30-17.00 arası ziyarete açık. (0312 310 35 00)

■ Cumhuriyet Müzesi: Pazartesi hariç 09.00-12.00 ve 13.30-17.00 arası ziyarete açık. (0312 310 71 40)

■ Anıtkabir Müzesi: Pazartesi hariç 09.00-12.30 ve 13.30-17.00 arası ziyarete açıktır. (0312 310 53 61)

İzmir

■ İzmir Arkeoloji Müzesi: Pazartesi hariç 08.30-17.30 arası ziyarete açık. (0232 489 07 96)

■ Atatürk Müzesi: Pazartesi hariç 08.30-12.30 ve 13.30-17.30 arası ziyarete açık. (0232 464 80 85)

■ Etnografya Müzesi: Pazartesi hariç 08.30-17.30 arası ziyarete açık. (0232 489 07 96)

■ Efes Müzesi: Pazartesi hariç 08.30-12.00 ve 13.00-17.30 arası ziyarete açık.(0232 892 60 10)

■ İsmet İnönü Evi Müzesi: Salı, perşembe, cuma günleri 10.00 – 17.00 arası ziyarete açık. (0232 445 55 99)

 Kaynak : [-]

William Shakespeare’in de eserlerinde adı geçen İngiltere Kralı III. Richard’ın naşı, bir otoparkın altında aranacak

Bir savaş sırasında 1485 yılında hayatını kaybeden Kral’ın mezarının bulunması için Leicester Üniversitesi, Leicester Şehir Konseyi ve III. Richard Derneği beraber çalışacak. Kral’a ait kalıntıların bulunması halinde, Leicester Katedrali’ne konacağı belirtildi.

III. Richard, İngiltere’nin savaş sırasında ölen son kralıydı. Shakespeare, bu trajik ölümden 100 yıl sonra Kral’ın adıyla yayımlanan bir oyun yazmıştı.

Oyun özeti şöyledir;

Piyesin başlangıcında Richard, şimdi olmuş olan York Dükü Richard’ın oğlu ve kardeşi olan Kral IV. Edward’ın İngiltere tahtına geçmesini anlatır.

Şimdi hoşnutsuzluğumuzun kişidir
Muhteşem yaz bu York güneşi tarafından ortaya çıkarılmıştır
Evimin üzerinden geçen bütün bulutlar
Okyanusun derin koynuna gömülmekte

Bu konuşma ülkeyi başarıyla idare eden kardeşi Kral Dördüncü Edward’ı Richard’ın iktidar hırsı ile çok kıskandığını ortaya koymaktadır. Richard çirkin bir kamburdur; kendisini ” deforme ve bitmemiş bir şekilde kaba-saba olarak darp edilmiş” bir kişi olarak tanımlamaktadır.

Kendisinin bu acınacak haline bir yanıt bulmuş ve dışlanmış bir kişi olarak kendine bir inanç kaidesini “Ben kendimi bir hain olarak kanıtlatmaya karalıyım/Ve günlerin bu boş zevklerinden nefret ediyorum”. Krallığa varışlık sırasında kendinden önce gelen kardeşi Clarence dükü aleyhinde komplolar kurar ve “Edward’ın varislerinden adı G ile başlayan biri katil olacaktır” şeklinde bir kehanetten sonra adı George olan Clarence Dükü kral tarafından Londra Kulesi’ne hapis edilir. (Oyunu izleyenler bu kehanetin Clarence Dükü George için gerçek değil fakat Gloucester Dükü Richard için gerçekleşeceğini olduğunu sonradan anlayacaklardır.)

Richard daha sonra Lancaster Hanedanı Galler Prensi Edward Westminster’in dul karısı Anne Nevile (Lady Anne) iltifatlar edip kendini sevdirme uğraşına geçer. Richard izleyicilere dönüp şunu söyler:

Ben Warwick Kontu’nun en küçük kızı ile evleneceğim. Onun babasını ve eski kocasını öldürttüğüm sanki buna bir engel mi olacaktır?

Lady Anne önce ondan nefret etmekle beraber, sonradan onun aşk ve pişmanlık ifadelerine ve yalvarmalarına dayanamaz ve onunla evlenmeyi kabul eder. Lady Anne sahneden ayrılınca Richard onun aleyhine yaptıkları tüm kötülüklere rağmen sonunda onu kendine eş olmayı kabul ettirmesi ile ogünür ve tekrar izleyicilere dönerek hedefine yetiştiği zaman onu da bir köşeye atacağını bildirir.

Sarayda derin bir gergin hava sürmektedir; hala iyi mevkilerde bulunan soylular ile daha yüksek mevkilere çıkmaya gözlerine kestirmiş olan Kraliçe Elizabeth’in akrabaları ile çatışma halindedirler. Vİ. Henry’nin dul karısı. Kraliçe Margaret, hakkındaki sürgüne gönderilme kararını hiçe sayarak saraya geri dönmüştür ve birbirleriyle çatısmata olan soyluları Richard hakkında uyarır. Kraliçe Margaret Richard’a ve orada bulunan herkesi lanetleyip beddua eder. Bütün hepsi York hanedanı yandaşı olan soylular yine bu ilke göre birleşerek, Lancaster Hanedanının son kalıntısına bir tepki olarak onun sözlerine hiç aldırmazlar.

Richard iki katile Londra kulesinde hapis olan kardeşi Clerance’ını öldürme emri verir. Bu arada Clerance gardiyanına gördüğü bir rüyayı anlatmaktadır. Rüya çok çarpıcı görsel ifadelerle, hayali bir geminin ambar kapaklarına takılıp düşmüş olan Gloucester’in kendine vurmasıyla gemiden denize düşmesini anlatır. Denize batan Clerance deniz dibinde “balıklar tarafından etleri kemirilmiş” binlerce adam iskeleti gördüğünü söyler. Aynı zamanda “altın külçeler, büyük gemi çapaları, yığınlarla inci, baha biçilmez kıymetli taş ve mücevher” görmüştür. Bunların hepsi deniz dibinde yayılmıştır ama Clerance bazı mücevherlerin hala iskeletlerin kafatasları üzerinde olduğunu da bildirir. Clerance sonra kayın-babası (Anne’in babası Warwick) ve kayın-biraderi (Anne’in önceki kocası Edward)’ın hayaletleri tarafından işkenceye tabi tutulduğunu da hayal etmiştir.

Clarence uykuya daldıktan sonra, Londra Kulesi Komutanı Brakenbury hücreye girip uyuyan prense bakar ve prenslerini yüksek unvanları ile adı vatandaşların basit isimleri arasında farklılığın sadace “dışta bulunan şöhrete” dayandığını, yani zengin veya fakir olan her kişinin de “içlerindeki uğraşları” bulunduğunu gözümler. İki katil oraya geldikleri zaman bunların elinde bulunan, (yalan olarak kraldan geldiğini iddia ettikleri) soruşturma yetki belgesini okur ve Clarence’in kendini hiç yalnız bırakmamasını istediği halde onun bu isteğini dinlemeyen gardiyanla birlikte Clarence’in hücresinden ayrılır. Hücre kapısı anahtarını da bu iki kişiye bırakırlar. Clarence uyanır ve kendini öldürmek isteyenlere yalvararak hiçbir kişinin diğerlerini katletme için verdiği emirlere uyma hakkı olmadığı, çünkü bütün kişilerin Tanrının çok katı olarak “diğer insanları öldürmeyeceksiniz” şeklindeki emrine uyması gerektiğini bildirir. Fakat katillerden biri “sen kralın oğlu Edward’ı sevmen ve koruman gerekirken onun karnını deşmiştin” diye söz edip Clarence’in iki yüzlü olduğuna ima eder. Clarence yeni taktikle katilleri kendine inandırmak için onları önce kardeşi Gloucester’i görmeye tavsiye eder, çünkü kendini öldürmeyi hayatını basılırlarsa Gloucester’in kendilerine vereceği mükafaatin Edward’ın kendi öldürdüklerinde vereceğinden daha çok olacağını söyler. Bir katil kendileri bu kanlı eylemi gerçekleştirmek için Gloucester’in gönderdiğini itiraf ederse de Clarence buna inanmaz. York Dükü Richard’ın muzaffer koluyla üç oğlunu da hep birlikte takdis ettiğini hatırlar ve kardeşi Gloucester’in “bunun hakkında düşünmesini ve ağlamasını” istediğini açıklar.

Katillerden biri, Richard’ın daha önce kendilerine “aptalca gözyaşları” akıtacakları yerine değirmen taşından yaşlar akıtmalarını söylediğine atıfla, Cloucester’in şimdi değirmen taşından yaglar akıttığını alaylıca söyler. Sonra, katiller ona kardeşi Gloucester’in ondan nefret etiğini ve Kuleye onu öldürmek için kendilerini gönderdiğini açıklarlar. Sonunda katillerden biri vicdanının sesine uyarak Clarance’ı öldürmeye karar verir. Ama diğer katil Clarence Düküne kamasını saplar ve kafasını tatlı Yunan şarabı varili içine daldırıp orada tutarak boğulup ölmesini sağlar. Birinci perde bu katilin Clarence’in cesedini gömmek için bir mezar kuyusu aramak istemesiyle sona erer.

IV. Edward çok geçmeden olur ve kardeşi Richard’ı devleti ve ülkeyi koruyucu naip olarak bırakır. Richard tahta geçmek için son engelleri de ortadan kaldırmak için harekete geçer. Edward’ın dul karısının akrabaları ile eşliğinde Londra’ya taç giyme töreni için gitmek için yolda olan yeğeni genç V. Edward ile buluşur. Bu eşlikçileri Richard tutuklatır (ve sonunda hepsini idam ettirir). Richard, genç V. Edward’ı ve daha genç kardeşiyle birlikte güya daha korunaklı olacağına inandırarak Londra Kulesi’nde kalmalarını sağlar.

Kuzeni Buckingham tarafından desteklenen Richard tahtın gerçek varisi olarak kendini sunmak için bir kampanyaya başlar. Kendini mütevazı, büyük bir kişi olarak hiçbir böbürlenmesi olmayan dindar bir adam olarak göstermeye çalışır. Richard’ın tahta yükselişine karşı olan Lord Hastings bir uydurma suç ile suçlanıp tutuklanır ve idam edilir. Richard Buckhingham’la birlikte Edward’ın iki oğlunun gayrimeşru oldukları söylentilerinin yayılmasını sağlarlar. Böylece meşru kral olan iki prens kardeş Londra Kulesinde sağsağlam hapis tutulmakta iken, diğer soylu lordların Richard’ı meşru kral olarak kabul etmeye zorlamak isterler.

Richard Buckingham Kontuna iki prensin ölümünü sağlaması için emir verir. Buckhingham Dükü bunu yapmakta tereddüd eder. Richard bu sefer Richard Tyrrel’e aynı görevi verir. Tyrrel iki prensi öldürür. Richard Buckhingham’ın prensleri öldürmeyi redetmesinden dolayı Buckhingham’a garezini açığa vurur ve Buckhingham’a daha önceden vermeyi vaad ettiği arazileri ona vermekten vazgeçtiğini bildirir. Bunun üzerine Buckingham Kral Richard’ın aleyhine döner ve o zaman sürgünde bulunan Richmond Kontu Henry’nin taraftarı olur. Richard bu sefer eski hilelerine geri dönerek belagatine dayanarak prenses Elizabeth’in “baharlı yuvası”na girmeye çalışır. Ama Elizbeth’in annesi bu kişinin tatlı sözlerine hiç inanmaz.

Zaman geçtikçe gittikçe paranoyası artmaya başlayan Richard’ın idare şekli halkın desteğini kaybeder ve idaresine karşı bir sıra isyan çıkar. İlk isyanın başında Buckhingham Kontu bulunmaktadır. Bu isyan bastırırılır ve Buckhingham yakalanıp idam edilir. İkinci isyan İngiltere dışından ordusuyla adaya çıkartma yapıp adayı istilaya başlayan Richmond Dükü Henry’den gelir. Richard ve Richmond Dükü orduları Bosworth Meydanı’nda karşıkarşıya gelirler. Çarpışmanın başlamasından önce uykuya yatan Richard kendi öldürdükleri kişilerin hayaletleri tarafından karşılanır ve hepsi kendine “ummutsuzluğa gir ve ol” diye beddua ederler. Richard “Hazreti İsa bana yardım et” diye bağırarak uyanır. Aklı başına yavaşça gelir. Hayatta tek ve yalnız kaldığını artık anlamıştır ve kendi kendine acıma hissini bile kaybetmiştir.

Bosworth Savaş Meydanı’nda (Richard’ın üvey babası olan) Lord Stanley ve yandaşları Richard’ın tarafından ayrılırlar. Bunun üzerine Richard, Lord Stanley’in oğlu olan George Stanley’in idam edilmesi için idam kararı çıkarır. Fakat bu infaz edilemez, çünkü çarpışmalar son derece şiddetle devam etmektedir. Richard’ın ordusu bu ayrılmalar dolayısıyla dezvantajlıdır. Çok geçmeden çarpışmaların zirvesinde Richard bindiği atın öldürülmesi dolayısıyla atsız kalır. Îngilizce edebiyatında çok iyi bilinen şu satırı söyler “Bir at, bir at, bir at için benim krallığım.” Son bir karşı karşıya düelloda Richmond Dükü Kral Richard’ı öldürür. Sonra Richmond Dükü İngiltere Krallık tahtına VII. Henry adı ile çıkar ve York Hanedanı’ndan olan Elizabeth ile evlenir. Böylece Güller Savaşı’nın efektif olarak bitmesini sağlar.

Kaynak(…)

İstanbul için sanat rehberi

sanat duyuru

Birbirinden ünlü sanatçılardan konserler ve keyifle gezilebilecek sergiler…

İstanbul’da bu hafta yerli pop müzik sanatçılarının konserleri ve önemli sergilerden oluşan çeşitli kültür-sanat etkinlikleri sanatseverleri bekliyor.

Trump Towers Mall, 19 Ağustos Pazar günü başlayacak Ramazan Bayramı nedeniyle özel bir programla ziyaretçilerini ağırlayacak.

Bayram süresince hizmet vermeye devam edecek alışveriş merkezinde, arife günü itibariyle bando gösterileri, çeşitli animasyonlar, müzik grupları ve birçok aktivite ziyaretçilere keyifli dakikalar yaşatacak.

Bayram boyunca her gün AVM girişinde performans sergileyecek olan Kübalı grup ziyaretçilere müzik dolu anlar yaşatırken, Uygur Çocuk Tiyatrosu da bayramın ikinci ve üçüncü günü MiniMall’da minik ziyaretçiler için çeşitli oyunlar oynayacak.

Cüce Show, Bayram Bandosu, sihirbazlar ve animasyonlar da bayram süresince Trump Towers Mall’da ziyaretçileri karşılayacak.

-Konser-

Atlantis Yapım ve Kirli Kedi Organizasyon’un düzenleyeceği ”Açıkhava Konserleri 2012”, 22 Ağustos-1 Eylül tarihleri arasında ünlü sanatçıları müzikseverlerle bir araya getirecek.

Konserler dizisi kapsamında, 22 Ağustos Çarşamba günü Kenan Doğulu, 23 Ağustos Perşembe günü Candan Erçetin, Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda hayranlarıyla buluşacak.

Turkcell Kuruçeşme Arena yaz etkinlikleri kapsamında da 24 Ağustos Cuma günü Gülben Ergen konser verecek.

Ramazanda haftanın 7 günü birbirinden farklı 7 oyunu seyirciyle buluşturan Metin Zakoğlu Tiyatrosu, 18 Ağustos Cumartesi günü ”Herkes mi aldatır” adlı oyunu Metin Zakoğlu Cafe Theatre’da izleyiciyle buluşturacak.

Aldatma ve aldatılma üzerine bir hikaye olan ve 2 yıl önce sinema filmi de yapılan oyunda, yazan ve yöneten Metin Zakoğlu ile Arzu Oruç rol alıyor.

Metin Zakoğlu Tiyatrosu 19 Ağustos Pazar günü ise ”Bir Delinin Hatıra Defteri” adlı oyunu sahneleyecek.

Gogol’un ünlü oyununda bir delinin, koğuşunda tuttuğu günlükten hayallerini yorumlaması konu ediliyor.

-Sergi-

Rönesans’ın büyük dehaları Michelangelo Buonarroti, Leonardo Da Vinci ve Raphael Sanzio de Urbino’yu konu alan ”The Great Masters” sergisi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tophane-i Amire Kültür Sanat Merkezi’nde sürüyor.

16. yüzyıl İtalyasının en ünlü üç ustasının bilim ve sanatta nasıl izler bıraktıklarını anlatan sergi, dokunmatik ekranlar ve interaktifler ile Türkiye’de gerçek anlamda hayata geçirilecek ilk interaktif sanat sergisi olma özelliğini taşıyor.

Sanatseverlere Michelangelo’nun Sistin Şapeli’ndeki eserlerini, Davud heykelini, Leonardo’nun ”Son Yemek” freskini, anatomi çalışmalarını, ”Vitrivius İnsanı”nı, Raphael’in ise ”Atina Okulu” freskini detaylıca inceleme fırsatı sunan sergide, Michelangelo ve Leonardo’nun Osmanlı ile bağlantısının açığa çıktığı ilginç parçalar da yer alıyor.

Sergi, 27 Ağustos’a kadar gezilebilecek.

Çağdaş Türk sanatının önde gelen isimlerinden Burhan Doğançay’ın 50 yıllık çalışmalarından oluşan sergi, ”Kent Duvarlarının Yarım Yüzyılı: Burhan Doğançay Retrospektifi” adıyla İstanbul Modern’de sürüyor.

Sanatçının 14 ayrı dönemini ve dünyanın önde gelen müzelerinin koleksiyonlarında bulunan 120 çalışmasını izleyiciyle buluşturan ve Yıldız Holding sponsorluğunda düzenlenen sergi, 23 Eylül’e kadar İstanbul Modern Süreli Sergiler Salonu’nda açık kalacak.

-”Harem-i Hümayun” sergisi-

Bilintur/BKG ile Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve TAV Havalimanları’nın ana sponsorluğunu üstlendiği ”Harem-i Hümayun” Sergisi, müzenin Has Ahırlar Sergi Salonu’nda ziyaretçileriyle buluşmaya devam ediyor.

Haremin hiç bilinmeyen yönlerinin gerçeğe uygun olarak anlatılması amacıyla düzenlenen sergide, haremin inşa dönemi minyatürler, gravürler ve planlar eşliğinde anlatılırken, ikinci bölümde yine mimarideki hiyerarşik düzene uygun olarak haremin koruyucuları ve hizmetlileri olan haremağaları ve cariyeler teşkilatı, üçüncü bölümde has odalıktan hasekiliğe ve nihayetinde valide sultanlığa yükselen padişah kadınları, kız ve erkek çocukları ile kız kardeşlerinden oluşan hanedan üyelerinin haremdeki yaşamları, eğitimleri anlatılıyor.

Haremde günlük yaşamın, eğlencelerin ve geleneklerin yine başyapıtlarla ve görsellerle anlatıldığı sergi, 15 Ekim 2012’ye kadar görülebilir.

”Halki’den Yansımalar… Kartpostallarda Ada Sergisi”, Heybeliada’yı ziyaret eden İstanbullular’ı bekliyor.
Türkiye ve yurt dışındaki müzayedelerden yaklaşık 15 yılda toplanan ve aralarında nadir Ada kartlarının da bulunduğu kişisel koleksiyondan parçaların yer aldığı sergi, 19. yüzyılın sonlarından 20. yüzyılın ortalarına uzanan bir dönemi yansıtıyor.

Ufak bir ada olmasına rağmen Hüseyin Rahmi Gürpınar’dan Nazım Hikmet’e, Necip Fazıl Kısakürek’ten Yahya Kemal Beyatlı’ya pek çok ünlü ismin hayatının bir döneminde yolunun düştüğü Heybeliada’nın geçmişteki haline nostaljik bir yolculuk niteliğindeki sergi, 31 Ekim 2012’ye kadar izlenime açık kalacak.

Bu yıl ikinci mezunlarını veren FMV Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin sanatçı ve tasarımcı adayı olan öğrencileri tarafından hazırlanan ”Mezunlar 2012” sergisi Galeri Işık Teşvikiye’de sürüyor.

Dört yıllık sanat ve tasarım eğitimini tamamlayan ve sanatsal yaratıcılığın temel ilkelerini benimseyen mezunların, lisans eğitimleri boyunca edindikleri birikimlerin sonucunda ortaya koydukları yapıtları, tasarımları ve projelerinin yer aldığı sergi, 31 Ağustos’a kadar gezilebilecek.

 

Kaynak :[-]

Bir süredir akciğer kanseri nedeniyle tedavi gören usta tiyatro sanatçısı Müşfik Kenter yaşama veda etti…

Usta tiyatro oyuncusu Müşfik Kenter bugün saat 16. 30 sularında yaşamını yitirdi.

Kenter, bir süre önce akciğer kanseri ve buna bağlı gelişen akciğer enfeksiyonu nedeniyle tedavi altına alınmıştı.

Tedavi gördüğü hastaneden yapılan yazılı açıklamada Kenter’in solunum ve dolaşım yetersizliği nedeniyle hayatını kaybettiği belirtildi.

Müşfik Kenter için Cuma günü saat 10.00’da Kenter Tiyatrosu’nda tören yapılacak. Törenin ardından, Teşvikiye Camii’nde öğle namazına müteakip, Kilyos Mezarlığına defnedilecek.

SAHNEDE BİR HAYAT:
1932 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Müşfik Kenter, 1947’de Ankara Devlet Tiyatrosu Çocuk bölümünde tiyatroya başladı. Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nde eğitim gördü; okulu 1955 yılında yüksek derece ile bitirdi ve devlet tiyatrosuna girdi. Sanat yaşamı, devlet tiyatrosunda oynadığı Oğuz Ata oyunu ile başladı.

Kenter, 1959 yılında Devlet Tiyatrosu’ndan ayrıldı ve İstanbul’a giderek kardeşi Yıldız Kenter ile beraber Muhsin Ertuğrul ile çalıştı. Birlikte Küçük Sahne’de oyunlar sergilediler. Şükran Güngör ve Kamuran Yüce ile bu dönemde biraraya geldiler ve dörtlü olarak birlikte uzun yıllar tiyatro yaptılar.

Kenter Tiyatrosu
1960-1961 yılları arasında Site Tiyatrosu’nu kurdular. 1962’de adını Kent Oyuncuları olarak değiştirdiler. İki kardeş ve Şükran Güngör, 1968’de İstanbul’da Kenter Tiyatrosu’nun binasının inşaatını tamamladılar.

İngiliz Kültür Heyeti ve Rockefeller’den burslar alarak Amerika ve İngiltere’de tiyatro araştırmaları yapan ve incelemelerde bulunan Kenter, İngiltere, Amerika, Fransa, Almanya, Yugoslavya, Kıbrıs gibi bir çok ülkede oyunlar sergiledi.

Murathan Mungan’ın Orhan Veli şiirlerinden düzenlediği Bir Garip Orhan Veli isimli tiyatro oyunu 25 sene sergilendi.

Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı`ndan emekli olduktan sonra, Haliç Üniversitesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü Başkanlığı’nı ve Bakırköy Belediyesi Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmenliği görevlerinde bulundu.

Müşfik Kenter kimdir? 

Diplomat Ahmet Naci Kenter ve Olga Cynthia’nın oğlu olarak 1932 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. 1947’deAnkara Devlet Tiyatrosu Çocuk bölümünde tiyatroya başladı. Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nde eğitim gördü; okulu 1955 yılında yüksek derece ile bitirdi ve devlet tiyatrosuna girdi. Sanat yaşamı, devlet tiyatrosunda oynadığı Oğuz Ata oyunu ile başladı.

Müşfik Kenter, 1959 yılında Devlet Tiyatrosu’ndan ayrıldı ve İstanbul’a giderek kardeşi Yıldız Kenter ile beraberMuhsin Ertuğrul ile çalıştı. Birlikte Küçük Sahne’de oyunlar sergilediler. Şükran Güngör ve Kamuran Yüce ile bu dönemde biraraya geldiler ve dörtlü olarak birlikte uzun yıllar tiyatro yaptılar.

1960-1961 yılları arasında Site Tiyatrosu’nu kurdular. 1962’de adını Kent Oyuncuları olarak değiştirdiler. İki kardeş ve Şükran Güngör, 1968’de İstanbul’da Kenter Tiyatrosu’nun binasının inşaatını tamamladılar. Tiyatroyu yapmaları için tüm paralarını ortaya koymaları, büyük bir turne ile Anadolu’yu gezmeleri ve bir koltuk satma kampanyası ile destek toplamaları gerekmişti. Seyircilerin pek anlamayacağı düşünülen oyunları sahnelemekten çekinmediler.

İngiliz Kültür Heyeti ve Rockefeller’den burslar alarak Amerika ve İngiltere’de tiyatro araştırmaları yapan ve incelemelerde bulunan Kenter, İngiltere, Amerika, Fransa, Almanya, Yugoslavya, Kıbrıs gibi bir çok ülkede oyunlar sergiledi.

Murathan Mungan’ın Orhan Veli şiirlerinden düzenlediği Bir Garip Orhan Veli isimli tiyatro oyunu 25 seneden fazla süredir sergilemektedir. Bu oyun aynı oyuncuyla Türkiye’de en uzun süreli sergilenen eserlerden biridir.

Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı`ndan emekli olduktan sonra, Haliç Üniversitesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü Başkanlığı ve Bakırköy Belediyesi Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmenliği görevlerinde bulundu.

Sanatçı, tiyatro oyunculuğunun yanı sıra sinema oyunculuğu da yaptı. 1966 Antalya Film Festivali’nde, Bozuk Düzen filmiyle “en iyi yardımcı erkek oyuncu” ödülünü kazandı. Yerli, yabancı TV filmlerinde, belgesel ve reklamlarda seslendirme yaptı. Mehlika Kenter ve Gülsüm Kamu ile evlenip ayrıldı. Ölmeden önceKadriye Kenter ile evliydi. 15 Ağustos 2012 tarihinde saat 16:30 da akciğer kanseri nedeni ile tedavi gördüğü hastanede hayata gözlerini yumdu.

Ödülleri

  • 1966 – 3. Antalya Film Şenliği – En İyi Erkek Oyuncu – Bozuk Düzen
  • 1993 – Olağanüstü Yorum Ödülü – Konken Partisi
  • 1997 – 1. Afife Tiyatro Ödülleri – Muhsin Ertuğrul Özel Ödülü
  • 2002 – 6. Afife Tiyatro Ödülleri – En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
  • 2005 – 8. Uluslararası Kukla Festivali Onur Ödülü

Oynadığı bazı tiyatro oyunları

  • Nasrettin Hoca Birgün
  • Çözüm
  • Kuvayi Milliye
  • Huysuz İhtiyar
  • Anlat Şehrazat (Binbir Gece Hikayeleri)
  • Martı
  • Helen Helen
  • Martı
  • Lütfen Kızımla Evlenirmisin
  • İvanov
  • Nükte
  • Ramiz İle Jülide
  • Ver Elini Brodvey
  • Konken Partisi
  • Görünmez Dostlar
  • Van Gogh
  • Kim Kimi Kiminle
  • Kökler
  • Kahramanlar ve Soytarılar
  • Arzu Tramvayı
  • Vanya Dayı
  • Çöl Fresi
  • Buzlar Çözülmeden
  • Ders
  • İnsan Denen Garip Hayvan
  • Ayak Takımı Arasında
  • Sandalyeler
  • İçerdekiler
  • Salıncakta İki Kişi
  • Bedel
  • Üç Kız Kardeş
  • Bir Garip Orhan Veli
  • Üç Kuruşluk Opera
  • Kapıcı
  • Yarın Cumartesi
  • Öfke
  • Nalınlar
  • Mary-Mary
  • Antigone
  • Mikadonun Çöpleri
  • Cyrano De Bergerac
  • Hamlet
  • On İkici Gece
  • Deli İbrahim

Sinema filmleri

  • Dişi Kurt (1960)
  • Sessiz Harp (1961)
  • Dişi Örümcek (1964)
  • Murtaza (1965)
  • Şetanın Kurbanları (1965)
  • Sevmek Zamanı (1965)
  • Bozuk Düzen (1966)
  • O Kadın (1966)
  • Üç Arkadaş (1971)
  • Seni Kalbime Gömdüm (1982)
  • Hayallerim Aşkım ve Sen (1987)
  • Rumuz Goncagül (1987)
  • Piano Piano Bacaksız (1990) (sesiyle)
  • Lebewohl, Fremde (1991)
  • Moon Time (1994)
  • Dar Alanda Kısa Paslasmalar (2000)
  • Amerikalılar Karadeniz’de 2 (2007)

Oynadığı televizyon dizileri

  • Avrupa Yakası(2009)
  • Mevlana Aşkı Dansı
  • Sessiz Gemiler
  • Elveda Yabancı
  • Çöl Faresi (1977)
  • Emekli Başkan (1979)
  • Geçmiş Bahar Mimozaları (1989)
  • Ateşten Günler (1988)
  • Gecenin Öteki Yüzü (1987)
  • Kurtuluş (1994)
  • Hayat Bazen Tatlıdır (1996)
  • Şapkadan Babam Çıktı (2003)
  • Zümrüt (2004)
  • Kapıları Açmak (2005)

Seslendirme

  • Tatlı Kahramanlar 1970’li yıllarda TRT televizyonunda ünlü çizgi film dizisi Tatlı Kahramanlar’da Gıcır ile Bıcır adlı bölümde kedi Tırmık’ı seslendirdi.
  • ALF, televizyon dizinde sevimli uzay yaratığı “Alf” karakterini seslendirdi.
  • Piano Piano Bacaksız. Tunç Başaran’ın yönetiği filmde dış ses olarak filmi, filmin küçük kahramanı Emin Sivas’ın ağzından seslendirmişti.
  • Galatasaray Futbol Kulübü’nün 2288 Forma ve Koleksiyon lansmanları sitesinde Galatasaray tarihini seslendirmiştir.
  • Angry Beavers adlı çizgi dizide Norbert’ı seslendirdirmiştir
  • Orhan Veli şiirleri

Kaynak (…)

Kaynak (…)

Bu sene rekor sayıda katılımcı ile gerçekleşen Leyla Gencer Şan Yarışması ön elemeleri sonucunda İstanbul’daki final serisine katılmaya hak kazanan yarışmacılar belli oldu. Eylül’de İstanbul’a gelecek 22 farklı milliyetten 41 genç şancı, opera dünyasında kendilerine bir yer edinmek için mücadele edecek.

7. Leyla Gencer Şan Yarışması tüm dünyadan toplam 176 başvuru alarak rekor sayıda katılıma ulaştı ve gerek katılımcıları gerekse jürisiyle en saygın uluslararası yarışmalar arasındaki konumunu pekiştirdi. Ön elemelerde seçilen 41 şancı Eylül’de İstanbul’da gerçekleştirilecek final serisi için şimdiden hazırlıklarına başladı. Alto hariç tüm seslerin yer aldığı listede çoğunluğu sopranolar oluştururken bir de kontrtenor yer alıyor. Müzik dünyasında giderek daha fazla dikkat çeken Güney Koreliler ise Leyla Gencer Şan Yarışması’nda da kendilerini gösterdi; çeyrek finalde beş de Güney Koreli genç şancı yarışacak.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı, La Scala Tiyatrosu Akademisi işbirliğiyle düzenlediği 7. Leyla Gencer Şan Yarışması’nın son başvuru tarihini 23 Nisan Pazartesi gününe kadar uzattığını duyurdu. Yapılan açıklamada, “Adayların verdiği bilgiler doğrultusunda, özellikle yurtdışından postayla gelen başvurularda Paskalya Bayramı’ndan kaynaklanan gecikmeler yaşandığını fark etmiş bulunuyoruz. Adaylarımızın bu nedenle sıkıntı yaşamasını kesinlikle arzu etmediğimizden son başvuru tarihini 23 Nisan’a uzatmak suretiyle postadaki gecikme süresini telafi etmeyi umuyoruz.” denildi. Organizasyon komitesi ayrıca bu yıl e-posta yoluyla da başvuru kabul ettiklerini hatırlatarak, bunun daha güvenilir ve hızlı bir yöntem olduğunun altını çizdi.

Organizasyon komitesi, yarışmanın merakla beklenen jürisi hakkında da bilgi verdi. Opera dünyasının en etkin isimlerinden bazılarını bünyesinde barındıran jüriye bu yıl final serisinde büyük İtalyan diva Mirella Freni başkanlık edecek. La Scala Tiyatrosu Cast Direktörü Ilias Tzempetonidis, La Fenice Operası Sanat Yönetmeni Fortunato Ortombina, İngiltere’nin ünlü Opera Dergisi’nin Editörü John Allison, Piyanist Vincenzo Scalera ve Devlet Opera ve Balesi Baş Rejisörü Yekta Kara da jüri üyeleri arasında yer alıyor.

Pretty Yende, Nino Machaidze, Marcello Alvarez gibi günümüz sahnelerinin yıldız isimlerini opera dünyasına kazandırmış olan Leyla Gencer Şan Yarışması yeni yıldızlar keşfetmek üzere bir kez daha yola çıkıyor. Bu yıl ön elemeler Avrupa’da altı merkezde yapılacak: Berlin (26 Nisan), Londra (4 Mayıs), Viyana (7 Mayıs), Madrid (10 Mayıs), Milano (14 Mayıs) ve İstanbul (16-17 Mayıs). Finaller ise 15 ila 20 Eylül 2012 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşecek.

LEYLA GENCER ŞAN YARIŞMASI İLE PARLAYAN YILDIZLAR…

Tüm dünyada “La Diva Turca” olarak ayakta alkışlanmış ve söylediği başrollerle halen daha opera dünyasında referans alınan büyük sopranomuz LEYLA GENCER’in onuruna düzenlenen yarışma bugüne kadar pek çok önemli yeteneği opera dünyasına kazandırdı.

Güney Afrikalı soprano Pretty Yende, Leyla Gencer Şan Yarışması’nda birinci olmasının ardından Operalia’da da tüm büyük ödülleri topladı ve dünyanın önde gelen prodüksiyonlarında, en önemli sahnelerinde göz kamaştıran başarılara imza attığı baş döndüren bir kariyere başladı. Aynı yarışmanın ikincisi Kartal Karagedik, 2011’in Kasım ayında Roma’daki Ottavio Ziino Şan Yarışması’nda üçüncülük ile eleştirmenler ödülünü kazandı. Yine 2010 Leyla Gencer Şan Yarışması’nda üçüncülüğü kazanan koloratür soprano Pervin Çakar, her gün bir yenisini eklediği uluslar arası başarılarını son olarak, jüri başkanlığını Teresa Berganza’nın yaptığı 28. Maria Caniglia Opera Yarışması’nda aldığı birincilikle taçlandırdı. Daha önceki yılların dereceye giren yarışmacılarından Gürcü sopranolar Nino Machaidze ve Anita Rachvelishvili, Arjantinli tenor Marcello Alvarez, Yugoslav bariton Nikola Mijailovic gibi isimler ise artık tartışmasız birer dünya starı sayılmaktalar.

Kaynak(…)

Caz tutkunlarının her yıl merakla beklediği Akbank Caz Festivali, Anthony Braxton’dan Eleni Karaindrou’ya, İbrahim Maalouf’tan Gregory Porter’a önemli isimleri ağırlayacak.

Türkiye’nin en uzun soluklu festivallerinden biri olan Akbank Caz Festivali, 22. yılında dopdolu bir

Eleni Karaindrou

programla 3-21 Ekim tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak. 22. Akbank Caz Festivali, bu yıl dünyaca ünlü caz sanatçılarını Türkiye’de ağırlarken, yetenekli genç müzisyenlere de performanslarını sergileme imkanı sunacak.
Klasik cazdan avangart tınılara, dünya müziklerinden elektronikanın sınırlarına dek uzanan işitsel tecrübelerle takipçilerine oldukça geniş bir çeşitlilik sunan festivalin, bu yıl öne çıkan isimleri arasında Anthony Braxton & Diamond Curtain, Wall Quartet, Eleni Karaindrou, İbrahim Maalouf, Gregory Porterve The ACT Jubilee Night bulunuyor. İlerleyen günlerde birçok önemli sanatçının katılımıyla hız kazanacak festival, “Kampüste Caz”, “Jamzz Genç Yetenekler Yarışması” ve sürpriz etkinliklerle devam edecek.

Avrupa cazının ustaları festivalde çok özel bir konser için bir araya gelecek. İsveç’in caz dünyasına önemli katkılarından trombon virtüözü ve vokalist Nils Landgren, postmodern cazın yenilikçi isimlerinden ECHO Jazz Ödülü sahibi Alman piyanist Michael Wollny, İskandinav gitarist Johan Norberg, enstrümanı kontrbasın sınırlarını yeniden çizen

İbrahim Maalouf

İsveçli Lars Danielsson, Alman baterist Wolfgang Haffner, Danimarka’nın caz divası

Cæcilie Norby, bariton saksafonun Fransa’dan çıkan önemli isimlerinden Celine Bonacina ve lirizm yüklü sololarıyla dinleyenleri kendine hayran bırakan Finlandiyalı trompetçi Verneri Pohjola’dan oluşan “The ACT Jubilee Night”, festival kapsamında 6 Ekim Cumartesi günü Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda unutulmaz bir caz ziyafeti yaşatacak.

Festivalin bir diğer konuğu, günümüzün en önemli film ve tiyatro müziği bestecilerinden biri olan Yunan piyanist & besteci Eleni Karaindrou olacak. Her biri ayrı bir başyapıt olarak değerlendirilen “Sonsuzluk ve Bir Gün”, “Ağlayan Çayır” gibi Theo Angelopoulos filmleri için bestelediği müziklerle dünya çapında bir hayran kitlesine sahip olan Eleni Karaindrou, bugüne kadar kaydettiği 20 civarında albüm ile önemli satış başarılarına da imza attı. Akdeniz ve Balkanlar’ın yerel enstrümanları ile klasik batı müziği enstrümanlarını birlikte kullanarak kendine has müzikal renkler yaratmayı başaran Eleni Karaindrou, Türkiye’de en çok sevilen yabancı sanatçı arasında yer alıyor.
Ender Sakpınar yönetiminde 31 kişilik orkestra eşliğinde 7 Ekim Pazar günü Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilecek Eleni Karaindrou konseri, 24 Ocak’ta vefat eden yönetmen Theo Angelopoulos’un anısına düzenlenecek. “Ulis’in Bakışı”, “Ağlayan Çayır”, “Leyleğin Geciken Adımı”, “Sonsuzluk ve Bir Gün”, “Puslu Manzaralar”, “Kitera’ya Yolculuk” gibi filmlerin müziklerinden oluşan bir performans sunacak olan Eleni Karaindrou, festival tarihindeki unutulmaz konserlerden birine imza atacak.

İbrahim Maalouf, 9 Ekim’de sahne alacak 

Caz trompete yepyeni bir boyut kazandıran günümüzün en yenilikçi müzisyenlerinden Lübnanlı İbrahim Maalouf, 9 Ekim’de Garajistanbul’da sahne alacak. Kuzey ülkelerine has lirizm duygusunu doğuya özgü renklerle bir araya getiren sanatçının müziği cazdan rock müziğine, Arap ezgilerinden usta işi doğaçlamalara kadar onlarca farklı rengi barındırıyor.

Müzik otoritelerinin “bir sonraki en büyük erkek caz vokali” olarak nitelendirdiği Gregory Porter, caz, funk, R&B, blues ve gospel tınıları üzerine kurduğu büyüleyici vokaliyle 22. Akbank Caz Festivali’nin kaçırılmayacak performanslarından birini vaat ediyor. 2010 yılında yayınladığı çıkış albümü, “Water” ile 53. Grammy Ödülleri’nde “En İyi Caz Vokali” dalında aday olan Gregory Porter, 2011 yılında ise Fransızların saygın caz kurumu L’Academie du Jazz tarafından düzenlenen Django Reinhardt ödüllerinde “En İyi Caz Vokali” ödülünü aldı. Sanatçı 2012 yılında müzikseverlerle buluşan “Be Good” albümünün tanıtım turnesi kapsamında 11 Ekim Perşembe günü Babylon’da sahne alacak.

Amerikan caz sahnesinin efsane isimlerinden müzisyen, besteci, filozof ve eğitmen Anthony Braxton, 17 yıl aradan sonra yeniden Akbank Caz Festivali’nde sahne alacak. 1970’lerde 400’ün üzerinde besteye ve 70’i kendi gruplarıyla olmak üzere 120’nin üstünde albüme imza atan cazınkilometre taşlarından biri olan Anthony Braxton, bu kez Diamond Curtain Wall

Anthony Braxton

Quartet ile festival kapsamında sahne alacak. Alto saksafon ve diğer üflemeli çalgılarda Anthony Braxton, sopranino, soprano ve alto saksafonda James Fei, kornet ve diğer nefesli çalgılarda Taylor Ho Bynum, kemanda Erica Dicker’den oluşan Anthony Braxton & Diamond Curtain Wall Quartet projesi, 17 Ekim’de The Seed’de olacak.

Etkinlikler

22. Akbank Caz Festivali kapsamında bu yıl ikincisi düzenlenecek “JAmZZ Akbank Caz Festivali Genç Yetenekler Yarışması”, sunduğu yurt dışı eğitim fırsatı ve saygın jürisi ile genç yetenekleri bekliyor. 30 yaşını aşmamış amatör genç yeteneklere, festivalin bir parçası olma ve profesyonel sanatçılarla birlikte sahnede “Jam Session” yapma imkanı sunan yarışmaya katılmak isteyenlerin hazırladıkları demo CD’yi ile gerekli belgeleri 22 Eylül’e kadar Akbank Sanat’a ulaştırmaları gerekiyor.

Akbank Caz Festivali’nde festival içinde festival rüzgarını estiren “Kampüste Caz” konserleri bu yılda cazın mavi notalarını ve onlarca farklı rengini üniversite öğrencileriyle buluşturacak. Kampüste Caz, sürpriz isimlerin performanslarıyla İstanbul’un yanı sıra 9 farklı şehirde üniversiteli gençlerle bir araya gelecek.

 

Kaynak :[-]

Şunun için etiket arşivi: Tiyatro

Sonuç Bulunamadı

Üzgünüz, hiç bir gönderi kriterinizle eşleşmedi