Yazılar

Lübnan ve Meksika asıllı olan Fransız genç piyanist Simon Ghraichy, Türk sanat dünyasının hayranı olduğunu ve Türk sanatçılarını çok sevdiğini belirtti.

Lübnan ve Meksika asıllı Fransız piyanist Simon Ghraichy, Ankara’da Erimtan Müzesi’ndeki konserinden önce verdiği röportajında Türk sanat dünyası için oldukça iyi sözlerde bulundu.

Farklı kökenlerden geldiğini ifade eden Ghraichy, “Birleşmiş Milletler gibiyim, Fransa, Lübnan ve Meksika vatandaşıyım. Babam Lübnanlı, annem Meksikalı, uzun zamandır Fransa’da yaşadık. Paris’te büyüdüm. Kendimi Fransız olarak görüyorum. Ancak yakın hissettiğim Lübnan ve Meksika kökenimden gurur duyuyorum.” dedi.

Köken farklılığının müzik etkisinde önemli bir farklılık yarattığını söyleyen  Fransız piyanist, “Fransa’da ve Avrupa’nın farklı üniversitelerinde klasik müzik eğitimi aldım. Ancak klasik Avrupa müzisyenlerine benzemek istemedim. Kendim yer edinmek ve farklı bir ses yakalayabilmek için çok bağlı olduğum ve saygı duyduğum Lübnan ve Meksika kökenimden esinlenerek müzik yapıyorum.” diyerek sözlerine devam etti.

Lübnan, Meksika ve Fransa müziği arasındaki farklıklara değinen Ghraichy, müziğine bu farklı kültürlerle renk kattığını ve bunun kendisi için bir ayrıcalık olduğunu söyledi.

Ghraichy, daha önce Türkiye’de iki kez tatil yaptığını ancak Fransız Kültür Merkezinin daveti üzerine ilk kez Türkiye’ye konser vermek için geldiğini anlatarak, “İlk defa müziğimi Türk dinleyicilere seslendiriyorum. İstanbul ve Adana’da konser verdim. Çok coşkulu seyirciler vardı, muhteşemdi. Benim için çok önemli bir tecrübe. Çok kısa süreliğine geldiğim için Türkiye’nin sadece bir bölümünü keşfedebildim.” dedi.

Türkiye’de çok iyi karşılandığını belirten Ghraichy, dünyaca ünlü besteleri Türk seyirciler için seslendirmek istediğini ifade etti.

Türk sanatına hayran kaldı

Türk sanatına olan hayranlığını dile getiren piyanist Ghraichy, “Türk müzik dünyasını ve Türk sanatçılarını çok seviyorum. Yorumcu ve besteci Fazıl Say gibi Türk sanatçıları yakından takip ediyorum. İleride, Say ile besteler seslendirmek istiyorum.” dedi.

Genç Türk piyanistlere tavsiyelerde de bulunan 33 yaşındaki Ghraichy, şunları kaydetti:

“Genç Türk piyanistlerin de bu karmaşık dünyada kendi özelliklerini ve kimlikliğini koruyarak yer edinmeleri gerektiğini düşünüyorum. Birçok Türk besteci olduğunu biliyorum. Arkadaşlarımdan biri de klasik Türk besteciler üzerinde tez çalışmalarını sürdürüyor. Çünkü bilinmeyen birçok Türk besteci var. Meksika ve Lübnan’da bilinmeyen bestecilerin eserlerini seslendirerek tanınmasına katkı sağlıyorum. Genç Türk piyanistlerin de benim gibi bilinmeyen Türk bestecilerin eserlerinin tanınmasına katkı sağlayacağından eminim.”

Türkiye’nin Tiran Büyükelçiliği adı altında gerçekleşen resitalde dünyaca ünlü piyanist İdil Biret sevenlerine Chopin, Beethoven gibi dünyaca ünlü bestecilerin eserlerinden müzik ziyefeti sundu.

Türk piyanist İdil Biret, Arnavutluk’un başkenti Tiran’da bir resital gerçekleştirdi.

Türkiye’nin Tiran Büyükelçiliği himayesinde Arnavutluk Kültür Bakanlığı ve Arnavutluk Opera ve Bale Ulusal Tiyatrosu tarafından başkentteki Turbina Tiyatrosu’nda düzenlenen resitali, Büyükelçi Murat Ahmet Yörük, sanatçılar ve çok sayıda konuk izledi.

Büyükelçi Yörük, konserin ardından yaptığı konuşmada, ünlü sanatçı İdil Biret’e sanatseverlere sunduğu performans nedeniyle teşekkürlerini bildirerek, Arnavutluk’ta gelecekte de bu tarz etkinliklerin düzenlenmeye devam edeceğini vurguladı.

İdil Biret kimdir ?

21 Kasım 1941 yılında Ankara’da doğdu. İlk piyano derslerini Mithat Fenmen ‘den aldı. TBMM’nin çıkardığı özel kanunla yedi yaşında Fransa’ya gönderildi.

Nadia Boulanger’nin gözetiminde Paris Konservatuvarı’nın yüksek piyano, eşlikçilik ve oda müziği bölümlerini birincilikle bitirdi.

Beş kıtayı kapsayan sayısız konserlerinde Boston Senfoni, Leningrad Filarmoni, Leipzig Gevvandhaus, Dresden Staats Kapelle, Sidney Senfoni, Tokyo Filarmoni, Paris Senfoni gibi orkestralarla Boult, Kempe, Keilberth, Sargent, Montreux, Leinsdorf, Scherchen, Rozhdestvensky, Mackerras gibi ünlü şeflerin yönetiminde çalmıştır.

Montreal, Royan, Atina, Persepolis, Berlin, Ruhr dahil olmak üzere birçok uluslararası festivale katıldı. Yine “Uluslararası 1. İstanbul Festivalinde Yehudi Menuhin ile Ludwig van Beethoven’in sonatlarını, 1986 “Montpellier Festivali”nde Beethoven Senfonileri’nin Franz Liszt tarafından yapılan piyano uyarlamalarının tamamını dünyada ilk kez dört konserde seslendirdi.

 

Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Özel Nar Sanat Eğitim Kursu’muzda dikkat çeken bir workshop’a imza attık.

Uludağ Üniversitesi Müzik Öğretmenliği Piyano Ana Sanat Dalı mezunu – Piyanist Rasim Yağız İLHAN kurumumuzda 14 Eylül 2018 Cuma günü öğrencileriyle birebir ilgilenip keyifli bir Piyano Masterclass’ı gerçekleştirmiş oldu.

Detaylı bilgi ve ön kayıt için 0212 570 80 68’i arayabilirsiniz.

Millattan önce 384-322 yılları arasında yaşayan ünlü düşünür Aristo, eğitimde müziğin önemine dikkat çekmiş “Müziği daha çok kişilik üzerinde etki yapabilen ve böylelikle, doğru bir eleştirici değerlendirme alışkanlığına sahip ve yetenekli insanlar yetiştirmemiz için bir uyarıcı olarak görmemiz gerekir. Duyguları içtenlikle ifade etme konusunda hiçbir şey ritim ve şarkı söyleme kadar kuvvetli değildir. Madem ki bu kadar güçlü bir kuvvettir, o halde müzik mutlaka çocukların eğitiminde kullanılmalıdır.” Yorumuna imza atmıştır.

Aristo bu yorumuyla çocukların duygularını açığa vurabilmesi, yeteneklerini geliştirebilmesi, kendini ifade edebilmesi, olaylar karşısında akıl yürütebilmesinde müziğin çok büyük bir rolü olduğunu işaret etmiştir.

İşte bu nedenle çok erken yaşlarda çocuğun eğitiminde müziğin bulunmasının şart olduğunu söylersek hata yapmış olmayız.

Uzmanlar erken çocukluk döneminde müzik eğitimin amacının, çocuğun müzik kültürü ile tanışmasını sağlamak olduğunu kaydederken, müzik gelişimine olumlu yönde yapılacak en önemli katkıyı, çocuğun gideceği okul öncesi eğitim kurumunun sağlayacağını belirtiyor.

Elbette ki okul öncesi eğitim kurumlarının yanı sıra özel olarak aldırılacak derslerinde büyük önem taşıdığını hatırlatmakta fayda var. İşte bizde Özel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak, erken çocukluk döneminde müzik eğitimi veren ve çocukların bu eğitimi almasının gelecekleri açısından büyük önem taşıdığını düşünen bir kurumuz.

Bu nedenle 4,5 yaştan itibaren deneyimli eğitmenlerimiz ücretsiz bir şekilde yetenek testi uyguluyor. Sizde bizi arayıp randevu alarak ücretsiz yetenek testimizden yararlanabilirsiniz.

Detaylı bilgi ve randevu için: 0212 570 80 68

Piyano eğitiminde zaman zaman içine düşülen bazı hataların piyanodan soğumaya sebep olacağını kaydeden uzmanlar, söz konusu bu noktalara dikkat edildiği takdirde piyano öğrenmenin daha kolay olacağı üzerinde duruyor.

DUYGU DURUMU DERSE UYGUN DEĞİLSE DERS MUTLAKA ERTELENMELİ
Özellikle çocuklukta piyano öğrenmeye başlayanların zor bir günün veya ağır bir dersin sonunda piyano dersine girmesinin hata olduğunu kaydeden eğitmenler, öğrencilerin günlük duygu durumlarının zaman zaman piyano dersinin verimliliğini azalttığının altını çiziyor. Bu nedenle ailelerin piyano derslerini programlarken okuldaki zor bir dersin hemen ardına bu dersi getirmemesi gerekiğini belirten eğitmenler, derslerde mutlaka hedef konulması gerektiğini de hatırlatıyor.

HER DERS İÇİN HEDEF KONULMALI
Müzik ile ilgili hemen hemen tüm derslerde eğitmenlik yapan kişilerin çocuklar için hedefler koymasının çok önemli olduğunu dile getiren uzmanlar, hedeflere ulaşıldıkça çocukların tebrik edilmesi gerektiğinin de altını çiziyor. İlerlemeyi kutlamanın, çocukların gurur duymasını sağlayacağını paylaşan uzmanlar, bu şekilde çocukların yeni hedeflere ulaşabilmek için can atacağını da savunuyor.

DERSLERDE OYUNLARA DA YER VERİLMELİ
Piyano eğitiminde sıradan metotların yanı sıra mutlaka görsel ve işitsel enstrümanların da kullanılması gerektiği üzerinde duran uzmanlar, mutlaka derslerde oyunlara da yer verilmesi gerekiğini dile getiriyor.

İstanbul Resitalleri kapsamında konser verecek olan Rus piyanist Vitaly Pisarenko, İstanbullu müzikseverlerle 9 Ocak 2018 tarihinde Sakıp Sabancı Müzesi the Seed’de buluşacak.

9 Ocak’ta Sakıp Sabancı Müzesi the Seed’de konser verecek olan Rus piyanist Vitaly Pisarenko, Franz Liszt Uluslararası Piyano Yarışmasında birinci olmuştu. Vitaly Pisarenko müzik otoritelerince “Genç Liszt” olarak gösteriliyor.

Henüz 31 yaşında olan genç piyanist, bugüne kadar toplam 30 ülkede konser verdi. 9 Ocak’ta Sakıp Sabancı Müzesi the Seed’de konser verecek olan Vitaly Pisarenko, konserde Schubert, Prokofiev, Rachmaninov ve Liszt eserlerini yorumlayacak.

7 yaşındaki Arya Su Gülenç ve 11 yaşındaki Mert Hakan Şeker isimli iki Türk çocuk, Roma’da düzenlenen piyano yarışmasında çifte birincilik kazandı.

‘Rome Grand Prize Virtuoso’ isimli uluslararası müzik yarışması İtalya’nın başkenti Roma’da düzenlendi. ‘Rome Grand Prize Virtuoso’ isimli uluslararası müzik yarışmasına katılan Arya Su Gülenç (7) ve Mert Hakan Şeker (11), yarışmada iki ayrı birincilik kazandı.

185 yarışmacı arasında 2 ayrı birincilik kazanan Türk çocuklar, ülkemizi başarılı bir şekilde temsil etmiş oldu.

Roma’nın ünlü ‘Auditorium Parco della Musica’ konser salonunda düzenlenen törende Arya Su Gülenç ve Mert Hakan Şeker’e ödülleri teslim edildi.

Salonda birer mini konser veren çocuk yetenekler, ardından ödüllerini aldı. Çocuklar öğretmenlerine ve kendilerine destek veren herkese teşekkür ederken, Arya Su Gülenç “Daha çok çalışıp daha iyi yerlere geleceğim” dedi. Mert Hakan Şeker ise “Benim için müzik bir yaşam şekli” ifadelerini kullandı.

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu piyano, klasik gitar, elektro gitar ve klarnet eğitmeni Onur Güner, Mustafa Topaloğlu’nun “Yok Bir şey” adlı şarkısında çaldı.

Topaloğlu’nun klibinde de yer alan hocamız daha önce de Soner Arıca, Fikret Dedeoğlu ve Murat Kekilli ile birlikte çalışmıştır.

Hocamız çalışmakta olduğu Murat Kekilli ile birlikte pek çok konsere de imza atmaya devam ediyor.

İşte hocamızın da yer aldığı Mustafa Topaloğlu’nun yeni klibi:

13 yaşındaki Kaan Turan, İtalya’nın Milano kentinde 17 ülkeden 45 yarışmacının katıldığı Lovere Uluslararası Tadini Piyano yarışmasında, 13 yaş kategorisinde birinci oldu.

Müziğe 6 yaşında başlayan, şu anda 8’inci Sınıf öğrencisi Kaan Turan, 3 yıldır çalışmalarını özel bir üniversitede sürdürüyor. Küçük yaşta yurtdışında birçok yarışma, festival ve sanat organizasyonlarına katılan, verdiği konserler ve aldığı derecelerle uluslararası çapta başarılan kazanan İzmirli piyanist Kaan Turan, ödüllerine her geçen sene bir yenisini ekliyor.

Geçen ay, İtalya’nın Milano kentinde düzenlenen 17 ülkeden toplam 45 yarışmacının katıldığı Lovere Uluslararası Tadini Piyano Yarışmasında Fazıl Say’ın Kara Toprak, Chopin’in Küçük İhtilal Etüdü ve Mozart’ın La Minör Piyano Sonatı’nı seslendiren Kaan Turan, 13 yaş kategorisinde İzmir’e birincilikle dönerek gurur yaşattı. Turan, yine 2014 yılında Mozart Akademi 2’nci Ulusal Piyano Yarışması’nda ve 2015 yılında Romanya’nın başkenti Bükreş’te düzenlenen 19. Uluslararası Piyano Yarışmasında birincilikler kazandı.

DÜNYA ÇAPINDA KONSERLER VERDİ
Elde ettiği derecelerle adını duyuran Kaan Turan, yurtdışında birçok organizasyondan davet aldı ve 2016 yılında Polanya Krakow’da Krakow Konservatuarının düzenlediği Chopin Festivaline katıldı. Yine 2016’da yıl boyunca Yaşar Üniversitesi Gençlik Orkestrası ile birlikte konserlerde solist olarak seyirci karşısına çıkan Kaan Turan, 2017 yılı Nisan ayında da Rotary Vakfının Adnan Saygun Sanat Merkezinde düzenlediği Rotary Senfoni Orkestrası ile solist olarak sahneye çıkarak “Çocuk felcine son” temalı sosyal sorumluluk projesinde yer aldı. Geçen Haziran ayında, 100 yılı aşkın süredir İngiltere’de ve yurt dışında çeşitli seviyeler için müzik, tiyatro ve iletişim dallarında sınavlar düzenleyen Londan College of Music’in 8. kurdan girdiği sınavında en yüksek puan aralığıyla tüm dünyada geçerli olan müzik lisesi mezunu diplomasını alan Kaan Turan, 13 yaşında 2018 ön lisans sınavlarına girmeye de hak kazandı. Son 6 yılda ulusal ve uluslararası festivallerde ustalık sınıflarına da katılan Turan, dünya çapında tanınan piyanist ve eğitimcilerle de çalışma fırsatı buldu.

İzmir’de doğuştan işitme engelli olarak dünyaya gelen ve bir yaşında takılan biyonik kulak sayesinde duymaya başlayan 7 yaşındaki Altan Arsal, piyano yeteneğiyle dikkat çekiyor.

Tayfun ve Ebru Arsal çiftinin ilk çocukları Altan Arsal’a, doğumunun ardından yapılan muayenede ileri derecede işitme engeli tanısı konuldu. Henüz 4 aylıkken ameliyat olan minik Altan’a, ilk doğum gününde sesleri daha iyi duyması için “biyonik kulak” takıldı.

Küçük Altan için geçirdiği operasyonlar sonrası konuşma ve özel eğitim süreci başladı. Öğretmenleri küçük çocuğun ritimle iki elini aynı anda hareket ettirdiğini fark edince aileye piyano kursu önerisinde bulundu.

Bu yıl ilkokul 2. sınıfa devam edecek olan Arsal, anne ve babasının girişimiyle geçen sene piyano eğitimi almaya başladı. Kısa sürede notaları öğrenen ve klasik müzik eserlerini çalmaya başlayan küçük çocuk, geldiği noktada yaşamlarını biyonik kulakla sürdürenlere örnek oldu.

Anne Ebru Arsal, hayatını oğluna adadığını, öğretmen olmasına rağmen tedavi süreci nedeniyle mesleğini yapmadığını söyledi.

Oğlunun piyano çalarken izlediği zaman çok mutlu olduğunu belirten anne Arsal, “Altan bizim küçük mucizemiz. Zor zamanlar geçiriliyor ama baktığımızda zor zamanlardan geriye huzur kalıyor. Altan’ın bir zamanlar duymadığını öğrenip ‘acaba anne baba der mi’ diye hayalini kurarken şimdi piyano çalması bizim için mucize. Verdiğim emekler karşısında bu tabloyu görmek beni çok mutlu ediyor.” diye konuştu.

Arsal, oğlunun piyano başında çok mutlu olduğunu vurguladı.

Altan’ın piyano sayesinde daha hızlı sosyalleştiğini dile getiren Arsal, şöyle konuştu:

“Oğlumun duyması için çok emek harcadık. Bizim durumumuzdaki anne ve babalar ilk önce çocuklarının bu durumunu kabul etmeli. Böyle olunca çocuğunuz için ne yapmanız gerektiğini daha net görüyorsunuz. Ameliyat önemli ama arkasındaki süreç daha mühim. İyi bir işitme tedavisi ve özel eğitim bunlar çok önemli. Bolca emek, biraz sabır ve umut herşeyden önemli.”

“En mutlu dakikalarım piyano çalarken”

Altan Arsal da piyano çalmayı sevdiğini ifade etti.

Piyanonun başında kendisini iyi hissettiğini aktaran Arsal, “Çünkü en mutlu dakikalarım kursta veya evde piyano çalarken geçirdiğim zamanlardır. İleride çok başarılı bir piyanist olmak istiyorum. Evde zaman zaman annemle beraber çalışıyoruz. Anneme piyano öğretmeyi çok istiyorum.” dedi.

Piyano öğretmeni Tara Karaman ise Altan’ın çok yetenekli bir öğrenci olduğunu kaydetti.

Öğrencisinin, piyano çalarak biyonik kulakla hayatını devam ettirenlere örnek olduğunun altını çizen Karaman, “Altan’ın çok iyi bir müzik kulağı var ve onun önümüzdeki süreçte çok iyi bir piyanist olacağına inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

Nar Sanat Eğitim Kursu’nda piyano, şan ve ses terapisi dersleri veren aynı zamanda eğitim koordinatörü olan Erkan Başa, müzik ve enstrüman eğitimi almak isteyenlerin sıkça sorguladığı ‘geç mi kaldım’ sorusunu bizler için yanıtladı.

Enstrüman öğrenmek veya müzik eğitimine başlamak istiyorsunuz ancak “geç mi kaldım” endişesi duyuyorsanız Erkan Başa, müzik eğitimine hiçbir zaman geç kalınmayacağını dile getiriyor.

Erkan Başa müziğe başlamakta kararlıysanız yaşınız kaç olursa olsun bu adımı atmaktan çekinmemeniz gerektiğini ifade ediyor ve ekliyor “Çevrenizden gelen ‘bu saatten sonra olmaz’ baskılarına boyun eğmeyin.” diyor.

Diğer uzmanlarla en verimli öğrenme çağının çocukluk çağı olduğu konusunda hemfikir olan Erkan Başa, çocukluk çağında başlanan enstrüman ve müzik eğitiminin yararının bilimsel çalışmalarla da kanıtlandığının altını çiziyor.

“İÇİNİZDE MÜZİK AŞKI VARSA HER YAŞTA EĞİTİME BAŞLAYABİLİRSİNİZ”
İmkan olduğu takdirde mutlaka eğitime 4 ile 6 yaş aralığında başlanması gerektiğini belirten Başa, hayatının bu döneminde imkana sahip olamamış kişilerin hayatlarının herhangi bir döneminde mutlaka içlerinde müzik aşkı bulunuyorsa eğitime başlayabileceğinin ifade ediyor.

Erkan Başa enstrüman öğrenmeyi dil öğrenmeye benzetiyor ve kişinin içinde şevk olduğu sürece ileri yaşlarda nasıl İngilizce öğrenilebiliyorsa enstrüman da öğrenebileceğini savunuyor.

“MÜZİĞE GEÇ YAŞTA BAŞLAMANIN AVANTAJLARI”
Yetişkinlerle çalışmanın çocuklarla çalışmak kadar zevkli olduğunu altını çizen Başa, özellikle çocuklardan daha gelişmiş analitik düşünme yeteneği sayesinde ilerleyen yaşlarda parça ile bütün arasında ilişkiyi kurabilme yetisinin daha fazla geliştiğini de belirtiyor ve ekliyor “Çocukların modlar, aralıklar ve karışık armoniler konusunu öğrenmekte ve bunların arasındaki bağı kurmakta zorluk çekerken yetişkinlerin bu konuda daha şanslı” diyor.
Yetişkin bireylerin öğrenme konusunda daha fazla zaman harcamış olmasından dolayı konsantrasyon ve disiplinle karılmış olduğunu işaret eden Başa, çocukların sıkıldıkları anda dersi veya parçayı bırakmak isteyeceklerini vurguluyor.

Çocukların her şeyi oyun haline getirebilme özelliğinden kaynaklanan bu durum yetişkinlerde yaşanmadığı hatırlatan Başa, bu eğitimlerinde yetişkinler de daha hızlı gördüklerini belirtiyor.

Ayrıca Erkan Başa, yetişkin bireylerin hayatları boyunca pek çok sanat eserini dinlediğini ( pop, hip hop, rock vb…) ve kulağında ritim ve melodi duygusunun geliştiğini hatırlatıyor. Burada da yetişkinlerin müzikal backroundlarının çocuklara göre gelişkin olduğunu düşünüyor.

İtalya’nın Napoli şehrinde düzenlenen Uluslararası Ischia Piyano Yarışması’nda 2’inci olan 12 yaşındaki Nehir Özzengin dikkatleri üstüne toplamayı başardı.

Henüz 4,5 yaşındayken üstün yeteneği ortaya çıkan Nehir Özzengin, ailesinin de desteğiyle her yıl hem ulusal hem de uluslararası başarılara imza atıyor.

İlkokul 7. sınıf öğrencisi olan Nehir Özzengin aynı zamanda 5 yıldır burslu olarak özel bir üniversitenin müzik akademisinde klasik piyano eğitimi alıyor. Her gün en az 2 saatini piyano başında geçirdiğini işaret eden Nehir Özzengin, tatile gittiği yerlerde bile piyano olması şartını aradığını vurguluyor.

Lisanslı olarak basketbol ve tenis sporlarıyla da uğraşan Nehir Özzengin ileride tüm dünyayı dolaşarak konserler vermek istediğini dile getirirken, evde de rahatça çalışmaları sürdürebilmek için akustik bir piyanoya sahip olmayı hayal ettiğini kaydediyor.