Şunun için etiket arşivi: İstanbul

6. Uluslararası Çukurova Sanat Günleri (UÇSG) 22 Mart’ta başlıyor.

Adana Büyükşehir Belediyesi, Mersin Büyükşehir Belediyesi ve Antakya Ticaret ve Sanayi Odası’nın girişim destekçisi olduğu, Türkiye Yazarlar Sendikası ve Arap Yazarlar Birliği’nin desteği ile gerçekleştirilen organizasyon kapsamında 8 kentte 94 etkinlik gerçekleştirilecek.

6 Uluslararası Çukurova Sanat Günleri (6. UÇSG)   bu yıl 22-26 Mart 2012 tarihleri arasındaSuriye’nin Halep kenti ile Çukurova’da 8 merkezde (Adana, Mersin, Tarsus, Silifke, Anamur, Antakya, İskenderun) eş zamanlı etkinliklerle düzenlenecek.
6. UÇSG’nin açılış töreni ve Çukurova Ödülü sunumu 22 Martta Adana’da, bu yılki kapanış töreni ise 26 Martta Antakya’da gerçekleştirilecek. Bu yıl, içinde bulunduğumuz uluslar arası siyasi gelişmeler nedeniyle sadece Halep’te bir etkinlik (çok sesli müzik konseri) düzenlenecek, biri Suriyeli, öbürü Lübnanlı 2 Arap şair ve yazarın konuk edileceği 6. UÇSG kapsamında 94 etkinlik düzenlenecek… Söyleşi ve panellerin öne çıktığı 6. UÇSG etkinlikleri kapsamında 27 söyleşi, 4 söyleşi-imza, 8 panel, 12 konser, 3 şiir-dinleti, 1 okuma etkinliği, 10 radyo programı, 1 gezi, 1 tiyatro, 1 film gösterimi, 1 powerpoint sunum, 1’i karikatür, 2’si heykel, 9’u fotoğraf, 12’si resimtoplam 23 sergi açılacak.

Çukurova Sanat Girişimi

PROGRAM:

ADANA
22 Mart 2012 Perşembe
18.00:  AÇILIŞ
ÇUKUROVA ÖDÜLÜ TÖRENİ
Sunucu  : İsmail Timuçin
Simultan Çeviri : Dr. Musa Alp
Konuşmalar :
Çetin Yiğenoğlu  (Çukurova Sanat Girişimi Genel Koordinatörü)
Ziya Aykın (Çukurova Sanat Girişimi Mersin Koordinatörü)
Mehmet Karasu (Çukurova Sanat Girişimi Hatay Koordinatörü)
Gassan Kâmil Vannus (Arap Yazarlar Birliği Temsilcisi)
Macit Özcan (Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı)
Zihni Aldırmaz (Adana Büyükşehir Belediyesi Başkan V.)
Ödül Sunumu: İpek Ongun
NEFESLİ TRİO
Özgür Alper  : Obua
Tuna Bozkaya : Klarinet
Eray İnal  : Fagot
Etkinlik  : ÇUMDER (Çukurova Müzik Dostları Derneği)
Kokteyl
Yer: Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu/Fuayesi
Fotoğraf Sergisi: Caritna Suriye (Komşumuz Suriye)
Berrin Hız – M. Nevzat Hız
23 Mart 2012 Cuma
13.10: Söyleşi:“Sinema ve Barış” Demir Karahan
Yer: Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu

14.00: ARA
14.10: Söyleşi: “Öfkenin Şenliği” Jaklin Çelik
Yer: Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu
15.00: ARA
15.10: Söyleşi: “Edebiyat ve Barış” Behçet Çelik
Yer: Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu
16.00: ARA
16.10: Panel: “Barış Kültüründe Felsefenin Yeri”
Konuşmacılar: Çetin Veysal – Mustafa Günay
Yer: Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu
17.00: ARA
17.10: Söyleşi: İpek Ongun
Yer: Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu
17.50: ARA
18.00: Konser: Grup Paralel:
Eril Tekeli  : Elektrogitar/flüt
Sina Somay : Elektrogitar/vokal
Koray Diker : Basgitar/vokal
Kenan Eren : Bateri
Cihan Solak : Klavye
Yer: Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu
18.30: Heykel-resim sergisi: “Barış”
Katılımcılar: Ali Doğan, Birnur Eraldemir, Cem Demir, Fehmi Kanalmaz, Hakan Demir, Kazım Artut,  Meltem Gökmen,  Mine Saraç Doğan, Mustafa Çapar, Mustafa Okan, Özgür Aktaş, Özgür Eryılmaz,
Ragıp Şahin, Raşit Karakılıç,  Serap Sevim Suat Karaaslan,
Kokteyl:
Yer: 75. Yıl Sanat Galerisi
24 Mart 2012 Cumartesi
14.00: Söyleşi: “Göçün Kent Kültürü ve Sanatına Etkisi” Fatih Alkar
Yer: Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu
15.00: ARA
15.10: Söyleşi: “Şiir ve Öykünün Dilinden Öteki’ye Açılan Pencereler”
Konuşmacılar: Ali Ekber Ataş   –  Erkan Tuncay
Yer: Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu
16.00: ARA
16.10: Söyleşi: “Yaratıcı Yazın” Aydın Şimşek
Yer: Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu
17.00: ARA
17.10: Söyleşi: Jozef Harb (Lübnan)
Yer: Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu
25 Mart 2012 Pazar
13.00: Söyleşi: Ötekileriz Grubu
Konuşmacılar:
Mehmet Ak “Bizim Sokağın Anatomisi”
Betül Akdağ “Betül Akdağ Şiirinde Barış ve Kardeşlik”
Hilal Karahan “Günümüz Şiirlerinde Barış ve Kardeşliğe Bakış Açısı”
Kaplan Kozanoğlu “Aysel Gürel Şarkı Sözlerinde Barış ve Kardeşlik”
Cemil Okyay “Barış ve Kardeşlik Temalı Şiirlere Eleştirel Bakış”
Yalçın Aydınlık “2.Yeni Şiirlerinde Barış-Kardeşlik İzleri”
Yer: Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu
14.10: ARA
14.20: Söyleşi: “Duyarlık Gelişimi ve Okuma Kültürü” Adnan Binyazar
Yer: Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu
15.00: ARA
15.10: Söyleşi: “Geleceği Gören Göz: Hikâyelerimiz”
Sezer Ateş Ayvaz
Yer: Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu
15.50: ARA
16.00: Panel: “PUDUHEPA (Kadeş Barış Anlaşması’nın Mimarı)
Yönetken: Nuran Terliksiz
Konuşmacı: Doç. Dr. Serdar Girginer
Yer: Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu
17.00: ARA
17.10: Söyleşi: “Göç Penceresinden Barış” Hürriyet Yaşar
Yer: Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu
18.00: ARA
18.10: Şiir/Dinleti:  “Barış Şiirleri”
ADANUS Şiir Grubu: Nazan Balcı, Halit Gökmen, Oya Katırcı,
Sevinç Kökenler, Suat Kahveci, Yener Özdemir
Yer: Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu

MERSİN
23 Mart Cuma
13.00: Söyleşi:“Şiirimizde  Barış ve Savaş”
Aydan Yalçın – Sabit Kemal Bayıldıran
Yer: Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür Merkezi
14.00: ARA
14.10: Söyleşi: “Göç Penceresinden Barış” Hürriyet Yaşar
Yer: Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür Merkezi
15.00: ARA
15.10: Söyleşi: “Barış İçin Demokrasi, Demokrasi İçin Barış”
Ali Ozanemre
Yer: Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür Merkezi
16.00: ARA
16.10: Panel: “Günümüz Genç Şairi”
Konuşmacılar:
Emel İrtem (Mardin)
Cuma Duymaz
Cihat Duman (İstanbul)
Ersun Çıplak
Yer: Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür Merkezi
17.30: ARA
18.00: Sergi Açılışı:Resim Öğretmenleri Karma Resim Sergisi
Katılımcılar:  Hasan Canel, Nevin Ergen, Hülya Hallaç, Tansel Alp,
Adil Bazencir, Mazlum Uluyol, Tecer Fidel Öntaş

Kokteyl: Yer: İçel Sanat Kulübü Müfide İlhan – Ayşe Uğural Sergi Salonu / MERSİN
24 Mart 2012 Cumartesi
13.00: Söyleşi: Ötekileriz Grubu
Konuşmacılar:
İlhan Kemal “Yarına Günce”
Zeki Karaaslan “Nazım Hikmet Şiirlerinde Barış ve Kardeşlik Teması”
Bahattin Yıldız “Bahattin Yıldız Romanında Barış ve Kardeşliğe Çıplak Temas”
Mustafa Ergin Kılıç “İmgeci Şiirde Barış Teması”
Nazmi Bayrı “Öyküde Barış İzleği”
Yer: Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür Merkezi
14.15: ARA
14.25: Söyleşi: “Duyarlık Gelişimi ve Okuma Kültürü”
Adnan Binyazar
Yer: Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür Merkezi
15.00: ARA
15.10: Söyleşi: “Geleceği Gören Göz: Hikâyelerimiz”
Sezer Ayvaz Ateş
Yer: Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür Merkezi
15.50 :ARA
16.00 : Söyleşi: İpek Ongun
Yer: Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür Merkezi
17.00 :ARA
17.10 : Söyleşi: “Barış Kültüründe Felsefenin Yeri”
Konuşmacı: Mustafa Günay
Yer: Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür Merkezi
18.00 :ARA
Konser: Grup Paralel
Eril Tekeli  Elektrogitar/flüt
Sina Somay Elektrogitar/vokal
Koray Diker Basgitar/vokal
Kenan Eren Bateri
Cihan Solak Klavye
Yer: Barış Parkı (Hava yağışlı olduğunda Mersin
Büyükşehir Belediyesi Kültür Merkezi )
25 Mart 2012 Pazar
GEZİ: Silifke, UÇSG etkinlikleri günübirlik gezi
Hareket Saati:08.00
Hareket Yeri : Mersin Kültür Merkezi önünden
Düzenleme: İçel Sanat Kulübü
TARSUS
24 Mart 2012 Cumartesi
13.00 : Söyleşi: “Felsefenin Öyküsü” Yrd. Doç. Dr. Taşkıner Ketenci
Yer: Morötesi Cafe (Eski Tarsus evleri sokağı)
13.45: ARA
14.00: Söyleşi: “Türkülerle Çukurova’da Halk Müziği”
Dr. Halil Atılgan
Yer: Morötesi Cafe (Eski Tarsus evleri sokağı)
14.45: ARA
15.00: Dinleti: “Anadolu Halk Türküleri”
Aşık Mahrumi (Necmettin Eser)
Yer: Morötesi Cafe (Eski Tarsus evleri sokağı)
SİLİFKE
FİLM GÖSTERİMİ:
Her gün Saat: 19.00
Yer: Eğitim Sen Lokali
TİYATRO:
Her gün saat:  20.00
Tiyatro, Müzik, Dans, Animasyon Atölyeleri Gösterileri
Etkinlik:  Duvarsız Sanat Tiyatrosu (Ahmet Gedik)
Yer: Göksu Parkı
RADYO PROGRAMLARI (RADYO SES 98.8)
(21 Mart 2012 Çarşamba….10.00)
Ozanların Sazı ve Sözüyle Barış Aşık Veysel’i Anma Radyo Ses 98.8
(21 Mart 2012 Çarşamba….14.00)
Irkçılıkla mücadele haftası 21-27 Mart (UNITED- Avrupa ve Türkiye’de
1200 yerde)
(22 Mart 2012 Perşembe…..10.00)
Tarihin Işığında Yurtta ve Dünyada Barış Radyo Ses 98.8
(22 Mart 2012 Perşembe…..10.00)
Şiirlerle, Öykülerle Barış Radyo Ses 98.8
(22 Mart 2012 Perşembe…..14.00)
Özlü Sözlerle Barış  Radyo Ses 98.8
(23 Mart 2012 Cuma…..14.00)
Şarkı ve Türkülerde Barış Radyo Ses 98.8
(24 Mart 2012 Cumartesi…..10.00)
Doğayla barış Orman Haftası Radyo Ses 98.8
(24 Mart 2012 Cumartesi…..14.00)
Atatürk ve Barış Radyo Ses 98.8
(25 Mart 2012 Pazar…..10.00)
İpek Ongun Yaşamı ve Sanatı Radyo Ses 98.8
(25 Mart 2012 Pazar…..14.00)
İpek Ongun’un Yapıtlarından İzler Radyo Ses 98.8

SERGİ AÇILIŞLARI:
22 Mart 2012
SAAT: 10.00
Halit Aker Atölyesi Resim Sergisi  (Yer: Göksu Parkı)
Hasan Uzun Atölyesi Resim Sergisi (Yer: Taş Köprü yanı )
Eflatun Yüzbaşıoğlu Atölyesi Resim Sergisi (Yer: Emek İşhanı)
Bahattin Erim Atölyesi Resim Sergisi  (Yer: Kültür Evi)
Polifonik Korolar ve Bale Derneği Resim Sergisi (Yer: Sergi Sarayı)
Ahmet Uçar Heykel ve Resim Sergisi (Yer: Sergi Sarayı )
Taşeli Kültür Derneği Resim ve Fotoğraf Sergisi (Yer: Kültür Evi)
Özgür Evren Yalçın Fotoğraf Sergisi  (Yer: Halk Kitabevi)
Göksu Vakfı Fotoğraf Sergisi (Yer: Göksu İş Hanı)
Taşeli Kültür  ve Eğitim Derneği Fotoğraf Sergisi (Yer: Emek İş Hanı)
Atatürk ve Çanakkale Fotoğraf, Karikatür Sergisi  (Yer: Silifke
Atatürkevi ve Etnografya Müzesi)
Türker Dölekoğlu Fotoğraf Sergisi  (Yer Halk Kitabevi)
KONSERLER:
Taşeli Kültür ve Sanat Derneği Korosu Konseri
(22 Mart 2012 Perşembe….20.00…. Yer: Kültür Evi)
Silifke Sanatevi Derneği Korosu Konseri
(23 Mart 2012 Cuma…..20.00….Yer:  Silifke Sanatevi)
Silifke Müzik ve Folklor Derneği Korosu Konseri
(24 Mart 2012 C.tesi….20.00….Yer: Silifke Müzik ve Folk. Der)
Polifonik Korolar  ve Bale Derneği Çocuk Korosu Konseri
(25 Mart 2012 Pazar….19.30…..Yer: Sergi Sarayı)
Polifonik Korolar ve Bale Derneği Minnoşlar Korosu
(25 Mart 2012 Pazar….19.30…..Yer: Sergi Sarayı)
Polifonik Korolar  ve Bale Derneği Yetişkinler Korosu Konseri
(25 Mart 2012 Pazar….19.30…..Yer: Sergi Sarayı)
24 Mart 2012 Cumartesi
14.00 : Söyleşi : “Şiirimizde  Barış ve Savaş” Aydan Yalçın
Yer: Eğitim Sen Lokali
ANAMUR
24 Mart 2012 Cumartesi
14.00 :
Film Gösterimi ve Söyleşi:
“Barışa Yabancılaşma”
Muhammed Güzel
Yer: Akineliler Kıraathanesi, İlçe Jnd. K.lığı arkası ANAMUR
ANTAKYA
23 Mart 2012 Cuma
13.00: Panel : Hatay Uzun Tarihi Boyunca Özgünlüğünü Nasıl Koruyabiliyor?
Yönetken: Nebihe Karasu
Konuşmacılar:
Sabahattin Yalkın
Sezer Ateş Ayvaz
Mehmet Tekin
Yer: Antakya Ticaret ve Sanayi Odası Salonu
14.45: ARA
15.00: Konuk Konuşmacı: Jozef HARB (Lübnan)
Sunucu/ Simultan Çeviri: Süha Kıyak
Yer: Antakya Ticaret ve Sanayi Odası Salonu
16.00: ARA
16.15: Söyleşi: “Duyarlık Gelişimi ve Okuma Kültürü”
Adnan Binyazar
Yer: Antakya Ticaret ve Sanayi Odası Salonu
17.15: ARA
18.00: SERGİ AÇILIŞLARI
Sunan:  Seval Karataş
1) İskan Kazak Fotoğraf Sergisi
2) Mehmet Oflazoğlu Fotoğraf Sergisi
3) Yusuf Altunay Resim Sergisi
Yer  : Prime Mall AVM
24 Mart 2012 Cumartesi
14.00: Panel
Yönetken: Sevim Habip
Konuşmacılar:
Jaklin Çelik  “Öfkenin Şenliği”
Hürriyet Yaşar “Göç Penceresinden Barış”
Dursaliye Şahan
Yer: Antakya Ticaret ve Sanayi Odası
16.00: ARA
16.15: Okuma Saati: Muhsin Boz
Yer: Antakya Ticaret ve Sanayi Odası
17.00: ARA
17.15: Söyleşi/İmza: Yönetken: Cemile Cereb
Konuşmacılar:
Hürriyet Yaşar
Jaklin Çelik
Behçet Çelik
Yer: Sergüzeşt Kitap-Kafe
25 Mart 2012 Pazar
13.00: Şiir/Söyleşi
Yönetken: Ferhat Zidani
Şiir Sunum: Ayten Kural
Söyleşi: Namık Kuyumcu
Yer: Antakya Ortodoks Kilisesi
14.00: ARA
14.15: Panel : “Barış Kültüründe Felsefenin Yeri”
Yönetken: Gülnaz Kavas
Konuşmacılar:
Çetin Veysal
Ümit Yaşar Işıkhan
Yer: Antakya Ortodoks Kilisesi

15.30: ARA
15.45: Barışa Şiirler:
Yönetken: Esra Ünal
Katılımcılar:
Ferhat Zidani, Selamet Bağcı, Süleyman Nayman, Zarife
Cüzdan, Yasemin Ezelsoy, Bedran Cebiroğlu, Mustafa Akyürek, Bedir
Hatem, Orhan Demirel, Nurettin Bellur, Mustafa Söylemez, Ferit
Sürmeli, Mesrur Sabahoğlu, Çetin Kalkan, Necla Karataş,   Ayşe
Dögel, Mehmet Atilay,   Mithat Öztürk, Musa Artar, Salim Diyap
Yer : Antakya Ortodoks Kilisesi
17.00: ARA
17.15: Söyleşi/İmza İpek Ongun
Sunan: Ayda Kırbeci
Yer: Prime Mall AVM
26 Mart 2012 Pazartesi
12.00:  Söyleşi: Özlem Sezer
Yer: B.Gencay İlköğretim Okulu
13.15: ARA
13.30: Söyleşi: İpek Ongun
Yer: Selim Nevzat Şahin Anadolu Lisesi
17.00: KAPANIŞ
Konuşmalar:
Çetin Yiğenoğlu
(Çukurova Sanat Girişimi Genel Koordinatörü)
Ziya Aykın
(Çukurova Sanat Girişimi Mersin Koordinatörü)
Mehmet Karasu
(Çukurova Sanat Girişimi Hatay Koordinatörü)
Mustafa Köz
(Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Başkanı)
Sunum: Power Point Sunum:
“Yaşadığımız Toprakları Aydınlatan Ustalara Saygılar”
Hazırlayan: Uğur Pişmanlık
Konser:
DÜŞLEM ÜÇÜLÜ
Marina Babeyeva 1. Keman
(Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuarı)
Tuğrul Göğüş 2. Keman
(Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuarı)
Zafer Teomete Viyola
(Çukurova Senfoni Orkestrası)
Etkinlik: ÇUMDER (Çukurova Müzik Dostları Derneği)
Yer: Saklı Ev
İSKENDERUN
23 Mart 2012 Cuma
13.30: Söyleşi/imza: Adnan Binyazar – Dursaliye Şahan
Yer:  Ferda Kitabevi
15.00: ARA
24 Mart 2012 Cumartesi

14.00: Söyleşi/İmza: Behçet Çelik – Orhan Demirel
Yer: Ferda Kitabevi
HALEP
25 Mart 2012 Pazar
DÜŞLEM ÜÇÜLÜ
Marina Babeyeva 1. Keman
(Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuarı)
Tuğrul Göğüş 2. Keman
(Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuarı)
Zafer Teomete  Viyola
(Çukurova Senfoni Orkestrası)
Etkinlik: ÇUMDER (Çukurova Müzik Dostları Derneği)
Yer: Halep Kültür Merkezi

 Yetenekli ve yaratıcı Parisli sanatçılardan oluşan kolektif ARTAPOT, “satın alınabilir sanat” anlayışını Türkiye’ye getiriyor.

Pop Art’tan ilham alarak  erişilebilir fiyatlarda, kaliteli ve yaratıcı yağlı boya tablolar sunan ARTAPOT, sanat severlerin, koleksiyonerlerin ve markaların gözdesi olacak.

artaport

Görsel sanatların tadına varıp, onları hayatımıza sokmak için artık zengin olmaya gerek yok! Bir çoğumuzun görsel duygulara ve estetik deneyimlere karşı açlık hissettiği günümüzde, Fransız Stephanie Triau’nun kuruculuğunda,Türkiye’de artık yeni bir sanat oluşumu var; ARTAPOT!

Herkes için sanat!

Sanata kasıntısız, takıntısız ve eğlenceli bir çerçeveden bakan Parizyen sanatçılardan oluşan ARTAPOT, sanatı artık hepimiz için ulaşılabilir hale getiriyor. Sanatın, sadece galerilerde kalmaması gerektiğini ve herkesin istediği esere sahip olma hakkının olduğunu savunan ARTAPOT, artık kendinizle bağdaştırabileceğiniz sanatı sizlerle buluşturuyor. ARTAPOT, ruhun derinliklerindeki duygu ve hatıraları uyandıran Pop-Art tarzındaki eserlerini, çağdaş sanatın merkezlerinden biri olan Paris’ ten ayağımıza kadar getiriyor.
ARTAPOT’un tüm eserleri, deneyimli ve yaratıcı sanatçılar tarafından elde üretiliyor. El emeğinin az bulunduğu dijital çağda, ARTAPOT eserlerinin her birinin yağlı  boya tablo olması onları daha da değerli kılıyor.

İroni, eğlence ve zevk Artapot’ta!
Favori rock, pop ve popüler kültür ikonlarından ilham alarak uygun fiyatlı sanat eserleri yaratan bu yetenekli kolektif, yaratımlarını koleksiyonlar halinde sunuyor. ARTAPOT’un mevcut koleksiyonları, efsanevi albüm kapakları, unutulmaz reklam afişleri, çocukluğumuzun süper kahramanları ve sembolleşmiş dünya starlarının coğu zaman eleştirel bir bakış acçısıyla yorumlanmasıyla yaratılan, esprili, ironik yağlı boya tablolardan oluşuyor. Kolektif, popüler kültüre dair yeni ve değişik konular üzerinde yepyeni koleksyionlar yaratma devam ediyor.
Elvis, Beatles, Bowie ve Nirvana gibi 60’lardan günümüze ikon haline gelmiş bu albümlere saygı duruşunda bulunan ARTAPOT, tuval üzerine yağlı boya ile gizlediği “ahtapot” ile tablolara kendi ironik yorumlarını katıyor.
Favoriniz ister efsanevi müzik grubu The Doors’un Morisson Hotel’inin albüm kapağı olsun, ister süper kahramanların renkli dünyası, isterseniz Duchamp’ın pisuarı olsun, istediğiniz her şey bu özel sanatçıların elinden çıkıyor. Hem de en uygun fiyata!
Kasım 2010’da düzenlenen Contemporary İstanbul Sanat Fuarı’nda tüm dikkatleri üzerine çeken ARTAPOT’un kurucusu Stephanie Triau; beklentinin çok üzerinde ilgi gördüklerini dile getirdi. Triau; “Fuar boyunca ARTAPOT standı oldukça ilgi gördü. Eserlerimiz birçok insanı gülümsetti. Koleksiyonerlerden, daha önce bir sanat eseri almamış insanlara kadar birçok insan, ARTAPOT tablolarına büyük ilgi gösterdi. Koleksiyonerler, eserleri eğlenceli, kaliteli ve ulaşılabilir fiyatlı bulurken;  daha önce hiç sanat eserine sahip olmamış insanların ise eserlerimizle en derin duygularına hitap etmek ve onlara ulaşılabilir sanatı sunmaktan oldukça keyif aldık” dedi.
Kişiye ve markaya özel eserler Artapot’ta!
Markalar, işletmeler, mimar ve dekoratörlere özgün tablolar da yaratan ARTAPOT’un müşterileri arasında; Perrier, Nespresso, Intercontinental Paris ve Orange gibi uluslararası markalar da bulunuyor. Ayrıca kişiye özel eserler de yaratan ARTAPOT, hayalinizdeki yağlı boya tabloyu sizin için, size özel olarak  üretebiliyor.

ARTAPOT’un bu sıradışı ve özel eserlerine Beşiktaş’taki atölyesinden, Nişantaşı  BiberBar, PRfit-Bebek ofisinden ve artapotgallery.com adresinden ulaşabilirsiniz.
Stephanie Triau Kimdir?
Fransız Stephanie Triau, üniversitede siyaset bilimi eğitimi sırasında, sanata olan düşkünlüğü nedeniyle Paris’te Science-Po ve Sorbonne Üniversitesi’nde yan dal olarak sanat tarihi eğitimi aldı. Üniversite eğitiminin ardından, küratör olmak amacıyla New York’a giden Stephanie Triau, hem New York Üniversitesi’nde müze bilimleri bölümünde okudu hem de ünlü Metropolitan Müzesi’nde 19. yüzyıl küratörleriyle staj yapma imkanı yakaladı.
Paris’in ünlü yağlı boya uzmanı ve galeri sahibi ile birlikte çalıştıktan sonra kendini geliştirmeye karar verip, ESSEC’ ten yüksek lisansını (MBA) tamamladı.
Louis Vuitton, Dior, TAG Heuer, Moet gibi prestijli markaların sahibi LVMH grubunda 10 yıl boyunca, ve 2,5 yıl boyunca da Publicis Grup’ta, Pazarlama, Araştırma ve Medya Yöneticiliği gibi pozisyonlarda uzmanlaştı.
Ardından bir Türk ile evlendikten sonra, oğluyla birlikte 2010 senesinde İstanbul’a taşınıp, yeni bir sanat konsepti lanse etmek istediğine karar verdi ve ARTAPOT’u kurdu.

 

İstanbul Tasarım Bienali, İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, Eren Holding, Koray Şirketler Topluluğu, Vestel ve VitrA eş sponsorluğunda 13 Ekim–12 Aralık 2012 tarihleri arasında gerçekleştirilecek

İstanbul Tasarım Bienali’nin etkinlik programını anlatmak, bienalin teması ve sergi içeriğiyle ilgili bilgileri paylaşmak amacıyla, 12 Mart Pazartesi akşamı Galata özel Rum İlköğretim Okulu’nda bir basın toplantısı düzenlendi.

İstanbul Tasarım Bienali, 13 Ekim- Aralık 2012 tarihleri arasında, Emre Arolat ve Joseph Grima küratörlüğünde, Londra Tasarım Müzesi Direktörü; ve aynı zamanda İstanbul Tasarım Bienali Danışma Kurulu üyesi olan Deyan Sudjic’in önerisi ile belirlenen “Kusurluluk” ; (Imperfection) teması altında gerçekleştirilecek. İstanbul Tasarım Bienali sergileri, kentsel tasarım, mimarlık, endüstiri ürünleri tasarımı, grafik tasarım, moda tasarımı, yeni medya tasarımı gibi başlıca alanlar ve ilgili tüm yaratıcı ürün  ve projeleri kapsayacak. Bienal sergileri, İstanbul Modern ve Galata Özel Rum İlköğretim Okulu’nda yer alırken, etkinlikler şehrin farklı noktalarına yayılacak.

Basın toplantısına, İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı ve İstanbul Tasarım Bienali Direktörü Özlem Yalım Özkaraoğlu’nun yanı sıra İstanbul Tasarım Bienali küratörleri Emre Arolat ve Joseph Grima konuşmacı olarak katıldı. Toplantıda, bienal temasını ayrı ayrı yorumlayarak, bağımsız iki yaklaşım sunacak küratörlerden Emre Arolat “Müsibet” ; Joseph Grima da “Adhokrasi”; başlıklarını taşıyacak sergilerinin detaylarını ilk defa basın mensuplarıyla paylaştı.

Basın toplantısında ayrıca, İstanbul Tasarım Bienali vesilesiyle ilk defa bir  kürel etkinliğe ev sahipliği yapacak Galata Özel Rum İlk Öğretim Okulu adına Yönetim Kurulu Başkanı Meri Komorosano da kısa bir konuşma yaptı.

İstanbul Tasarım Bienali, sektörün yaratıcı ve önde gelen dört firmasının eş sponsorluğuyla gerçekleştirilecek. Bienalin eş sponsorlarından Eren Holding adına Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Eren, Koray Şirketler Topluluğu’nu temsilen Koray İnşaat CEO;su ve Yönetim Kurulu Üyesi M. Şamil Çapar, Vestel adına Vestel Şirketler Grubu İcra Kurulu Başkanı  Ömer Yüngüm ve VitrA adına Eczacıbaşı Yapı  Ürünleri Grubu Başkanı Hüsamettin Onanç da basın toplantısına katıldı.

İstanbul Tasarım Bienali Hakkında  (Detaylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz)

Tasarımın üretime, ekonomik kalkınmaya, sosyal ve toplumsal gelişime, kültürel etkileşime ve bireylerin yaşam kalitesine olumlu etkisini vurgulamayı hedefleyen İstanbul Tasarım Bienali’nin ilki 2012 yılında gerçekleştirilecek.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen İstanbul Tasarım Bienali’nin çalışmaları, yurtiçi ve yurtdışında kendi alanlarında önde gelen isimlerden oluşan bir danışma kurulunun katılımı ile yürütülüyor. Yaratıcı endüstrilerde yer alan tüm aktörler belirlenen tema doğrultusundaki fikir, proje, söylem veya ürünleri ile bienale başvuruda bulanabilecekler.

Neden İstanbul?
Türkiye’de son dönemde ivme kazanan ekonomik ve endüstriyel kalkınmayla birlikte yaratıcılık ve yenilikçilik de önem kazandı. Günden güne gelişen potansiyeli ve çokkültürlü yapısıyla İstanbul, yaratıcı endüstrilerin yerel merkezi konumunda bulunuyor; global bir merkez olma yönünde de hızla ilerliyor. İstanbul ve çevresindeki coğrafyadan doğan farklı bakış açılarının küresel çerçevede oluşmuş tasarım söylemlerini zenginleştireceği inancıyla yola çıkan İstanbul Tasarım Bienali, son dönemde hareketlenen yenilikçi ve yaratıcı çalışmalara İstanbul’un katılımını sağlamayı amaçlıyor.
Tasarım Bienali , öncelikli olarak kamuoyundaki “tasarım” farkındalığını arttırmayı, ülke için tasarım ve yenilikçilik politikalarının oluşumuna katkı sağlayacak bir platform oluşturmayı, ulusal ve uluslararası ölçekte bir tasarım arşivinin ve kaynakçasının oluşturulmasına katkıda bulunmayı, global tasarım problemlerine çözümler sunmayı ve bu coğrafyadaki yaratıcı potansiyeli ortaya koymayı hedefliyor.

TASARIM BIENALI TEMASI

Londra Tasarım Müzesi Direktörü ve İstanbul Tasarım Bienali Danışma Kurulu Üyesi olan Deyan Sudjic’in önerisi ile;

İlk İstanbul Tasarım Bienali’nin teması Kusurluluk / Imperfection. Böyle bir temanın içeriğini incelemek için İstanbul’dan daha iyi bir şehir olamaz, çünkü sonsuz katmanları olan bu şehir sürekli gelişen kentsel, sosyal ve kültürel değişimin getirdiği bir canlılığa sahip. Bir şehir olarak İstanbul kusursuzluktan çok uzak, buna karşın dünyadaki en enerji verici ve en hareketli şehirlerden birisi. Bu şehrin kendine has özelliği, bu kusurluluğun doğurduğu belirsizlik ve geçicilik durumu. Bir tema olarak kusurluluk bir yandan İstanbul’un farklı yaratıcı potansiyeline övgü niteliği taşırken, bir yandan da günümüz dünyasında tasarım ile ilgili geniş bir bakış açısının oluşumunu destekleyecek. Dünyaya İstanbul hakkında bir şeyler söylerken çağdaş tasarımın doğası adına keskin bir bakış açısı sunacak. Kusurluluk eski kavramlara yeni bir bakış açısı ile yaklaşıyor. Bir Japon konsepti olan “Wabi”ye, yeni olarak süreksizlik, geçicilik ve kusurluluk katıyor. Yeni nesiller için harekete geçirici olan kusurluluk, aynı zamanda ütopik bir bakış açısından vazgeçtiğimizi, onun yerine gündelik hayatın dağınık gerçekliğiyle çalışmaktan ilham aldığımızı kabullenmek anlamına geliyor.

Makine üretiminin kalitesi göz önünde tutulduğunda, kesinlik veya tekrar gibi kavramların arayışına girmek bir anlam taşımıyor. Bu şekilde, algılanan standartlar ve süreçlerden sapmak olası hale geliyor. Kusurluluk ile çalışmak her zaman kusursuzluk ile çalışmaktan zor olmuştur. Mükemmel bir obje yaratmaya çalışmak, tasarladığınız her birleşim yerinde, attığınız her dikişte, şekillendirdiğiniz her yüzeyde nereye ulaşmanız gerektiğini bilmek demektir. Ancak kusurlulukta olumlu nitelikler ararken bir sürece ya da kavramsal bir çerçeveye gözünüz kapalı bir şekilde inanıp, yalnızca beceri, istikrar ve tutarlılıkla istediğiniz sonuca ulaşmayı bekleyemezsiniz. Her karar kişisel bir seçimdir; bir felsefenin sonucu değildir.

Bir tasarımcı için kusurluluk özelliklerinin arayışında önemli olan nokta, alınan estetik kararları haklı çıkarma gerekliliğidir. Kusursuzluk, bir objenin kolayca sahip olacağı bir nitelik değildir ancak bir kavram olarak açık ve anlaşılırdır. Seri üretim çağında kusursuzluk aynı objeden yüzlerce, binlerce ve belki de milyonlarca üretebilme olasılığının güvencesi haline gelmiştir. Kusursuzluk kelimesinin kendisi, ima ettiği özellikleri taşıyan orijinal bir objenin varlığına işaret eder. Bu tarz objeler, kendine has özellikler taşımaktan ziyade, başka bir şeyin mükemmel kopyaları olarak kabul edilirler.

Seri üretim objeleri, orijinalin olmadığı, prototip ya da modellerin bulunduğu bir çağın ürünüdür. Buradaki odak nokta, objelerin seri olarak üretilmiş olmasının doğasıdır. Bu, belli bir üretime ait tüm Volkswagen’ların birbiriyle aynı olması demektir. Mekanik yeniden üretim çağında, Walter Benjamin’in sanatın “aura”sı adını verdiği özelliğe sahip olan ve diğer objelerden ayırt edilebilecek tek bir ideal obje yoktur. Bunun aksine, çoğunluk için bir performans vaadi vardır. Her araba aynı özelliklere sahiptir; bu da modelin özellikleridir. Bir açıdan da bu, insanın ayırt edici ve kişiye özgü olana yönelik arzularının, yani sahip olduklarımızı yalnızca bize ait kılma içgüdüsünün tam tersidir. Kusursuzluk arayışı, seri üretim çağının erken dönemlerindeki anlayışın bir parçasıdır. Kusurluluk gibi bir kavramın çekim alanını keşfetmek tasarımcıyı çok daha korumasız bir duruma sokar; sanki bir güvenlik ağı yokmuş gibi, tasarım sürecindeki her adım bir karar vermeyi gerektirir.

Şu anda, endüstriyel üretimi yeni bir çok yönlülük seviyesinde kullanma imkânımız var. Bu, makinelerin elle yaratılmış gibi görünen objeler üretmesi demek değil; 19. yüzyılın başından beri üretimin görünen yüzünün arkasında olan bir şey. Makine üretiminin kalitesi göz önünde tutulduğunda, kesinlik veya tekrar gibi kavramların arayışına girmek bir anlam taşımaz. Çeşitlilik ve bireysellik gibi değerleri bu sürece katmak mümkün hale gelir. Parlak yüzeylerin yerini daha az cilalanmış yüzeyler alır. Saf geometri, mümkün olan tek biçim dili olmaktan çıkar. Katkısız renk, yerini bulanık karışımlara bırakır. Simetri, tek seçenek değildir.

Nesnelere bir bireyin sahip olduğu karizmayı kazandırmak üzere seri üretim yöntemleri ile uğraşırken muhtemel belirsizliklerden yararlanmayı çekici kılan da ürettiğiniz her vazonun, her camın ve hatta her sandalyenin diğerlerinden farklı ve bazı açılardan ayırt edilir şekilde kişisel olduğunu açıkça ortaya koymaktır. Bu, endüstriyel olanı yumuşatmak ve evcilleştirmek demektir.

KÜRATÖRLER

Emre AROLAT

1986’da MSÜ Mimarlık Fakültesi’nden mezun olduktan sonra 1986-87 yıllarında ABD Washington D.C.’de Metcalf Mimarlık Bürosu’nda çalıştı. 1987-2004 yılları arasında Arolat Mimarlık’ta, Şaziment ve Neşet Arolat’la birlikte tasarımcı ortak olarak çalışan Emre Arolat, 2004 yılında Gonca Paşolar ile birlikte EAA-Emre Arolat Architects’i kurdu. Proje ve uygulamalarıyla kazandığı ödüller arasında 2005 Mies van der Rohe Award for European Architecture ( Highly Commended), 2006 AR Awards for Emerging Architecture (Highly Commended), 2010 Cityscape Dubai Awards, 2011 MIPIM AR Future Projects Awards, 2011 Green Good Design Awards ve 2011 WAF ( World Architecture Festival) Awards ( Highly Commended) yer alıyor. Atölye yürütücüsü ve jüri üyesi olarak pek çok üniversitede görev alan Emre Arolat, İpekyol Tekstil Fabrikası yapısı ile 2010 yılında Aga Khan Mimarlık Ödülü’nün sahibi oldu. EAA’nın küratörlüğünü üstlendiği “Nazaran…/With regard to…”, “An/Moment” ve ”Fabrika/The Factory” sergileri, ofisin projeleri kadar mimarlık yaklaşımının da geniş kitlelerce paylaşılmasını sağladı. EAA’nın “Emre Arolat-Yapılar/Projeler 1998-2005”, “Dalaman Havalimanı”, “…nazaran” ve “Fabrika” isimli kitapları bulunuyor.

 

 

Joseph GRİMA

Milano’da Çalışmalarını Milano’da sürdüren mimar, editör, yazar ve küratörJoseph Grima, Milano’da Gio Ponti tarafından kurulan ve çağdaş mimari, tasarım ve sanat alanlarında uluslararası bir üne sahip bir dergi olan Domus’un genel yayın yönetmenliğini yürütmektedir. New York’ta bulunan, kâr amacı gütmeyen ve mimarlık ile sanat dallarında yaratıcı pozisyonların gelişmesine adanmış bir galeri ve etkinlik alanı olan Storefront for Art and Architecture’ın eski direktörüdür. Çalışmaları Venedik Mimarlık Bienali, Experimenta ve New York’taki New Museum gibi mekân ve etkinliklerde yer almıştır. Abitare, Volume, Bracket, Urban China ve New Geographies gibi pek çok kitap, dergi ve süreli yayının editörlüğünü üstlenmiş ve katkıda bulunmuştur. En son Moskova’daki Streka Institute of Media, Architecture and Design’da olmak üzere Avrupa ve Amerika’da ders vermiş ve konuşmalar yapmıştır. Vitra Tasarım Müzesi ve Shorefast Foundation’ın danışma kurulu üyeleri arasındadır.

Adhokrasi

yazan Joseph Grima

Küratörlüğünü Joseph Grima’nın üstlendiği Adhokrasi, birinci İstanbul Tasarım Bienali’nin iki ana sergisinden birisidir.

Bir sanayileşme ve modernite disiplini olarak tasarım, kuruluşundan itibaren çağdaş varoluşun hemen her cephesine etki etmiş – hatta bu varoluşu tanımlamıştır. Tasarım eylemleri kentlerden, yazıtiplerine, mimariden, taşıtlara, objelere, arayüzlere ve altyapısal sistemlere kadar yaşamlarımıza doygunluk noktasında nüfuz ediyor. Tasarım artık her zaman, her yerde ve bu haliyle neredeyse görünmezliğe bürünmüş durumda. Bulunduğu noktada gündelik hayatın içine öylesine işlemiş ki tasarımın aslında geniş bir etki alanı olan, kaçınılmaz surette politik bir aktivite olduğunu unutuyoruz. Oysa bugün tasarım kısa ve çelişkilerle dolu tarihinin en önemli kavşaklarından birinde duruyor.

Sosyal ve kültürel organizasyonun baskın üslubu olarak “network” (iletişim ağı) modelinin gelişiyle, bugün çok temel bir değişim gerçekleşiyor. Tasarım artık Fordist sanayiciliğin yukarıdan aşağıya modeline uygun şekilde, çoğunluğun kullanması için tüketim ürünleri meydana getiren seçkin azınlığın egemenliğindeki bir alan değil. Kitlesel pazarlar için sabit obje üretimi tanımının ötesine taşındığı bir evrim geçiriyor, coğrafi merkezi Batı’dan başka yerlere kayıyor. Anında bilgi paylaşımı, sayısız uluslarötesi iletişim ağının ortaya çıkışı, yeni üretim teknolojileri ve rekabet kültürü yerine işbirliği kültürüne doğru yönelen kolektif dürtülerin bileşimi tasarım eyleminin ekonomik ve politik bağlamda yeniden yorumlanması gerektiğini öneriyor.

Bu yeni paradigma, tasarımın üstlenebileceği ve henüz başlangıç aşamasında olan bir role işaret ediyor. Tasarıma düşen bu rol, öz-örgütlenme, karşılıklı etkileşim platformları üretme ve kökleşmiş üretim ağlarının güçlendirilmesi gibi alanlarda işlev göstererek toplumu şekillendirme olabilir. Açık-kaynak (open-source) hareketinin ortaya çıkışı; ekonomik mikro-üretim teknolojilerinin devreye girişi; hacker and maker (yetenekli ve zeki bilgisayar kurtları) kültürünün patlaması; Arduino gibi projeler sayesinde teknolojinin demokratikleşmesi ve Kickstarter gibi katılımcı platformlar – tüm bunlar tüketim kültürünün yerleşik geleneklerinden uzaklaşan ideolojik bir dönüşüme, tasarımın toplum içinde yeni bir rol üstlendiğine ve son kullanıcıların yalnızca pasif tüketiciler değil aktif aracılar oldukları yeni bir anlayışın başlangıcına işaret ediyor. Bugün ilk defa, devletlerin veya büyük şirketlerin stratejileri ile bireylerin taktiklerinin etki alanlarında bir denkleşme ihtimali doğdu ve buna karşılık yerleşik iktidar yapıları da süratli bir evrim sürecine girdiler.Birçok açıdan tasarım, dünyanın geleceğine dair hızla gelişen çelişkilerin sahnesi konumunda. Tasarımın kendine ait yeni bir dil arayışı aslında yeni ağ örgüsü içerisinde bir halk tabakası oluşturulma uğraşı niteliğinde.

Adokrasi çağına hoşgeldiniz. Bürokrasinin tam karşıtı olan adokrasi yeni fırsatlar yakalamak, öz-örgütlenmeyi hayata geçirmek, yeni ve beklenmedik üretim metodolojileri geliştirmek için kabullenilmiş gelenekleri ve iktidar yapılarını teğet geçer. “İletişim Ağı”nın yatay ve rizomatik* dünyasında yaşar ve bu dünyada yenilik – becerikli, yıkıcı, dogma karşıtı, spontane – her yerden gelebilir.

Adhokrasi: Başvurular için çağrı

➝ Başkalarının da tasarım yapmalarını, kendi kendilerine organize olmalarını ve işbirliklerine imkan veren projeler arıyoruz.
➝ “Tasarımcı”, “üretimci” ve “tüketici” arasındaki geleneksel, dengeli ve üçgen ilişkiyi sarsan projeler arıyoruz.
➝ Tasarım pratiğinin siyasi etkilerini vurgulayan projeler arıyoruz.
➝ Yenilikçi (innovative) yapım ve üretim metodolojilerine deneysel yaklaşan projeler arıyoruz.
➝ Bir siyasi aktivizm biçimi olarak tasarımı kullanan projeler arıyoruz.
➝‘Network’lerden doğan veya ‘network’lerde işlev gösteren projeler arıyoruz.
Geleneklere uymayan* ekonomik modeller öneren projeler arıyoruz.
➝ Açık-kaynak (open-source) hareketinin ve gündelik yaşam üzerine etkilerinin sınırlarını zorlayan projeler arıyoruz.
➝ Geleneksel teknikleri ve uzmanlık bilgi ve becerisini yeni araçlar ve teknolojilerle birleştiren projeler arıyoruz.
➝ Müellifi olmayan veya sayabileceğinizden çok daha fazla müellifi olan projeler arıyoruz.
➝ Dogma karşıtı projeler arıyoruz.
➝ Varolan tasarımları yeni kullanım şekillerine uyarlayan projeler arıyoruz.
➝ Kabullenilmiş tasarım tanımlarına meydan okuyan projeler arıyoruz.

*rhizome: kök, gövde

*geleneklere uymayan: Küratörün orijinal metnindeki terim unorthodox’dur.

Musibet

yazan Emre Arolat

Küratörlüğünü Emre Arolat’ın üstlendiği Musibet, birinci İstanbul Tasarım Bienali’nin iki ana sergisinden birisidir.

Büyük Dönüşüm Ekseninde, Tasarımda Bağlam ve Anti-Bağlam’ın Estetizasyonu

13 Ekim – 12 Aralık 2012 tarihleri arasında İstanbul’da ilk kez düzenlenecek olan İstanbul Tasarım Bienali kapsamında İstanbul Modern’de yer alacak olan serginin kentsel ve mimari tasarım alanındaki omurgasının, ilk bakışta birbirine zıt gibi gözükseler de her birinin son derece güncel ve yaygın olmasıyla birbirlerine şaşırtıcı bir biçimde yaklaşan iki tasarım yönelimi arasında kalan sıkışık alan üzerinden kurgulanmasını öngörülüyor. Bunlardan biri bağlamın ve özgüllüğün, diğeri ise bağlamsızlığın ve yeniciliğin estetizasyonu. İlki bağlamı kudretli yönetimlerin elinde araçsallaştırır ve içini tehlikeli bir sahte-tarihselcilik dayatmasıyla doldururken ikincisi yersizliği parlatmanın peşinde koşuyor. Bu iki kutbu doğuran ve besleyerek günden güne gürbüzleştiren gösteri dünyası ile bu dünyayı temsil eden yaygın tasarım medyasının kritiği bu serginin ana hedeflerinden. Ancak belki daha da önemlisi bu eleştirel pozisyonun kentsel ve mimari tasarımı taze bir özgürleşme alanı olarak açığa çıkarma potansiyeli
Bienal’in eş küratörlerinden olan Emre Arolat tarafından kaleme alınan “Gösteri dünyasında özgül bir seçenek ve belki de bir umut fidesi olarak İstanbul Tasarım Bienali” başlıklı metin, bu potansiyelin kavramsal çerçevesini oluşturmayı amaçlıyor.

Bu çerçeve bağlamında üretilecek işlerin,

• Kavramsal metinde sözü edilen üst başlık ve alt-nişlerde tanımlanan konulara ilişkin araştırma, dokümantasyon, eleştirel okuma, provokasyon ve benzeri yöntemlerin birini ya da bir kaçını içerecek şekilde kurgulanması,

• Konuyu ele alış biçiminin gerektirdiği ifade şekline uygun olarak iki boyutlu görsel/metinsel yüzeylerden üç boyutlu obje üretimine, kısa/uzun metrajlı filmlerden dijital temsil araçlarına kadar burada sayılmayan her türlü medyanın kullanımı konusunda serbest olması ve başvuruda; kullanılan medya ile konu arasındaki ilişkinin tarif edilmesi,

• Herhangi bir sergi mekanında alansal olarak ne kadar yer tutacağı, hangi malzemelerden meydana geleceği, malzemelerin boyutları ve diğer teknik gereksinimleri ile birlikte yaklaşık bir maliyet analizinin sunulması,

• Yukarıdaki koşulları asgari olarak yerine getirecek şekilde kurgulanması ve başvuruların katılımcının uygun gördüğü herhangi bir formatta hazırlanması,beklenmektedir.

KÜRATÖRYEL EKIP

Adokrasi

Küratör
Joseph Grima

Yardımcı Küratör
Elian Stefa
Ethel Baraona Pohl

Grafik Tasarım
Marco Ferrari, Elisa Pasqual

Web Geliştirici
Elian Stefa

Musibet

 Küratör

Emre Arolat

Yardımcı Küratör
Nil Aynalı

Danışma Kurulu

Mehmet Asatekin
George Beylerian
Levent Çalıkoğlu
Prof. Dr. John Heskett
Defne Koz
Faruk Malhan
Sevil Peach
Deyan Sudjic
İlhan Tekeli
Alexander von Vegesack

Mekânlar

İstanbul Modern

Galata Özel Rum İlköğretim Okulu

 

ETKINLIKLER

Ön Etkinlikler

‘Neden Bienal?’ – Yuvarlak Masa Toplantısı

Atölye Programları

‘Neden Tasarım?’ Uluslararası Tasarımcılarla Soru-Cevap

‘Neden Tasarım, Neden Bienal?’: İstanbul Tasarım Sempozyumu

ETKINLIKLER

Ön Etkinlikler

‘Neden Bienal?’ – Yuvarlak Masa Toplantısı

Atölye Programları

‘Neden Tasarım?’ Uluslararası Tasarımcılarla Soru-Cevap

‘Neden Tasarım, Neden Bienal?’: İstanbul Tasarım Sempozyumu

Üniversite Programı

İstanbul Tasarım Bienali teması “Imperfection/Kusurluluk”, üniversite programı kapsamında, çeşitli tasarım dallarında eğitim veren fakültelerin ilgili bölümlerinin öğrencileri ve liderleriyle yorumlanarak, farklı üniversite projelerinde işlenecek.

Paralel Katılımcılar

Tasarım odaklı firma ve kuruluşlar, Tasarım Bienali süresince kendi mağaza ve stüdyolarında Bienal teması olan “Kusurluluk” ile bağlantılı etkinlikler gerçekleştirebilecekler. Bu etkinliklerin paylaşımcı, katılımcı ve düşündürücü olması hedefleniyor.

Detay için :  http://istanbuldesignbiennial.iksv.org

 

9 güne 600 yazar

Bursa Kitap Fuarı 10. kez kapılarını açtı

Bu sene 10. yılını kutlayan Bursa Kitap Fuarı, Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde Bursalı kitapseverlerle buluştu. Yoğun katılımla açılan fuar 9 gün boyunca 600 yazarı okurlarıyla bir araya getirecek.
Fuarın açılışı, Vali Yardımcısı Adnan Çakıroğlu, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Abdullah Karadağ, milletvekilleri, Tüyap Bursa Fuarcılık AŞ Genel Müdürü İlhan Ersözlü, Türkiye Yayıncılar Birliği Genel Sekreteri Kenan Kocatürk, yazar Doğan Hızlan tarafından gerçekleştirildi. Açılış öncesi 10 yıl anısına pasta kesildi.
Tüyap Bursa Fuarcılık AŞ Genel Müdürü İlhan Ersözlü, teması ‘Bursa’yı Yazmak’ olarak belirlenen fuara, 270 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katıldığını söyledi. Ersözlü, 9 gün süresince 76 kültür etkinliği ve imza günlerinde 600 yazarın okurlarıyla bir araya geleceğini vurguladı.

İLK GÜN YOĞUNLUK YAŞANDI
İlk gün olmasına rağmen kitapseverler fuara adeta akın etti. Yoğun kalabalığın gözlendiği fuarda vatandaşlar aradıkları kitapları bulmanın mutluluğunu yaşadı. Çocuklarıyla birlikte gelen kimi aileler ise ilginç görüntüler oluşturdu. Vatandaşlar, fuarın güzelliğinden bahsederken kitapların pahalı olmadığını dile getirdi.
Fuar kapsamında Osman Can, Mustafa Armağan, Mehmet Emin Ay, Şamil Tayyar, Mehmet Altan, Okay Tiryakioğlu, Ahmet Günbay Yıldız, Bejan Matur, Gülten Dayıoğlu, Üstün Dökmen, Muzaffer İzgü, Can Dündar, Cemil Kavukçu, Murat Gülsoy, İpek Çalışlar, Ayfer Tunç, Ahmet Ümit, Mine Soysal, Sedat Sever, Yekta Kopan, Işık Öğütçü, Füsun Önal, Cüneyt Ülsever, Canan Tan, Doğu Yücel, Zeynep Oral, Haluk Şahin, Sevil Atasoy ve birçok şair, yazar, bilim insanı okuruyla buluşacak.

BURSA’YI YAZMAK SERGİSİ AÇILDI
Fuar kapsamında, edebiyatta Bursa izlerini, Bursa hakkında yazılmış şiirleri, kitapları, romanları, gezi notlarını içeren kapsamlı bir sergi düzenlendi. Fuarın 10. yılı dolayısıyla gerçekleştirilen ‘Bursa’yı Yazmak’ sergisi, ilk kez Bursalı okurlarla buluştu. Kitap fuarının 10. yılı onuruna bir de kitap katalogu hazırlandı.

HOLLANDA BURSA KİTAP FUARINDA
31. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nın onur konuğu olan Hollanda, bütün yıla yayılan etkinlikler kapsamında, Bursa Kitap Fuarı’na da katıldı. Hollanda standında, Hollanda edebiyatından Türkçeye çevrilen kitaplar yer aldı.
Girişlerin ücretsiz olduğu fuar, 10-17 Mart tarihleri arasında 10.00-19.30, kapanış günü olan 18 Mart tarihinde ise 10.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.

200 film gümbür gümbür geliyor

31 Mart-15 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek ”31. İstanbul Film Festivali”nde, 200’ün üzerinde film sinemaseverlerle buluşacak

Festival direktörü Azize Tan, 8 Mart’ta üniversitelerde ön gösterime başlayacaklarını, 18 üniversiteye gideceklerini ve öğrencileri festival programıyla tanıştıracaklarını söyledi.

Tan, bu yıl festivalde yarışmaların ön plana çıktığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Uluslararası yarışmanın başkanlığını Nuri Bilge Ceylan yapacak. Bu bizim için çok heyecan verici. Dünyaca tanınmış bir Türk yönetmenin bize destek vermesinden çok mutlu olduk. Murathan Mungan da ulusal yarışmamızın jüri başkanı olacak. Bu yıl ulusal yarışmamız çok iddialı olacak çünkü birçok filmin Türkiye ya da dünya prömiyerini ilk kez İstanbul’da yarışma sırasında görecek izleyicilerimiz. Çok sayıda konuk da gelecek. O konuklardan biri de Marjane Satrapi olacak. Animasyon bir yapım olan ”Persepolis” adlı filmiyle ilgi çeken yönetmen, yabancı film Oscar’larında son 5’e kalmıştı. Satrapi’nin son filmi ‘Chicken Plums” da festival kapsamında gösterilecek.”

Gelen ünlü yönetmen ve oyuncuların, sinema sohbetleri, paneller aracılığıyla seyirciyle buluşmasını sağlayacaklarını belirten Tan, ”Bu söyleşiler çok ilgi, görüyor üstelik tüm bunları ücretsiz yapıyoruz. Yine jüri başkanımız olan Nuri Bilge Ceylan da bir sinema dersi verecek” dedi.

Ulusal ve uluslararası Altın Lale yarışmalarının dışında, bir de İnsan Hakları yarışmasının düzenleneceğini dile getiren Tan, ”Belgesellerden çocuk filmlerine, deneysel filmlerden, genç yönetmenlerin filmlerine kadar çok farklı bölümlerimiz olacak. Bu yıl aynı zamanda ‘Çin Yılı’nı kutluyoruz. 2014’te de Çin de ‘Türkiye Yılı’ olacak. Karşılıklı bir işbirliğimiz söz konusu. Çin ile özel bir işbirliği gerçekleştiriyoruz” diye konuştu.

“MÜTEVAZI BİR BÜTÇEYLE FESTİVAL YAPIYORUZ”
Azize Tan, Türkiye’de sürekli yapılan bir organizasyonun dünyadaki benzerleriyle kıyaslandığını, ”Niye biz bir Berlin ya da Cannes olamıyoruz?” diye sorulduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Gönül rahatlığıyla diyebilirim ki, İstanbul Film Festivali, organizasyonun içeriği ve düzenlenmesi açısından yurt dışındaki örnekleriyle hakikaten aynı seviyede, aşağı kalır bir yanı yok. Üstelik bunu da onlara göre çok mütevazı bir bütçeyle yapıyoruz. Ama iş alt yapıya geldiğinde biz ne yazık ki çok geride kalıyoruz. Büyük festivaller, içinde bulundukları belediyeler ve hükümetler tarafından çok ciddi destekler alıyor. Bunların birer festival sarayları var. Mesela Berlin Film Festivalinin 2 bin kişilik bir sarayı var. Ses ve görüntü kalitesi çok iyi.”

“SİNEMALAR TEK TEK KAPANIYOR”
Yıllardır Beyoğlu’ndaki sinemalarda festival düzenlediklerini söyleyen Tan, sinemaların tek tek kapanmasının kendilerini çok etkilediğini belirtti.

Azize Tan, Türk sinemasında çok genç ve dinamik bir kuşağın yetiştiğine dikkati çekerek, ”Çok açıklar, dünya ile irtibat halindeler. Ancak hala Türkiye’de sinemanın endüstrileştiğinden bahsedemeyiz. O anlamda son dönemde Sinema Telif Hakları Müdürlüğünün Sinema ve Telif Hakları Müdürlüğü olarak ikiye ayrılmasını çok anlamlı buluyorum. Böylece tamamen sinemaya odaklanmış yeni bir birimin Kültür Bakanlığı içinde olması çok önemli. Ama hala sinemayla ilgili bazı problemler var. Türkiye de bir film enstitüsünün olmaması Türkiye sinemasının tek bir elden idare edilememesine neden oluyor. Oysa her ülkenin ulusal film enstitüsü bulunuyor. Türk filmlerinin yurt dışı tanıtımları da daha kurumsallaşmış bir şekilde yapılmalı.”

“DİZİ SEKTÖRÜNÜN POPÜLARİTESİ SİNEMAYI TETİKLEYEBİLİR”
Türkiye’de dizi sektörünün önemli bir noktaya geldiğine vurgu yapan Tan, ”Dizi sektöründeki bu başarıyı Türk sineması da yakalayabilir. Dizilerin yarattığı bu popülarite Türk filmlerini destekleyebilir. Bunlar sektörel anlamda birbirini besleyen şeylerdir. İki sektörün güç birliği yapması Türk sinemasını önemli yere getirecektir” dedi.

Azize Tan, 31. Film Festivalinin, İKSV’nin 40. yılına denk gelmesinin de ayrı bir anlam taşıdığını ifade ederek, açılışın Lütfi Kırdar Kongre Merkezinde yapılacağını söyledi.

Tan, 31 Mart–15 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek festival kapsamında her yıl dağıtılan ”Sinema Onur Ödülleri”nin Türk sinemasına yıllar boyu emek veren yönetmen Ali Özgentürk, oyuncular Ayşen Gruda ile Halit Akçatepe ve Türkiye’nin ilk kadın film eleştirmeni Sevin Okyay’a takdim edileceğini kaydetti.

Festivale 300’ün üzerinde yabancı konuk geleceğini, yabancı gazeteciler ve eleştirmenlerin katılacağını belirten Tan, şunları kaydetti:

”İstanbul Film Festivali her geçen yıl adını biraz daha fazla duyuruyor. O yüzden bir çok önemli konuk kendi isteğiyle gelme, Türk sinemasıyla tanışma talebinde bulunuyor. Ancak siz bu insanları ağırlayacak bir sinema salonuna sahip değilseniz, bütçenizde devlet ve belediye katkısı çok sınırlıysa, sinemanızı geliştirmeniz çok zor oluyor. Elinizdeki olanaklarla yetinmek zorunda kalıyorsunuz. Yapmak istediğimiz çok şey var. Zira İstanbul’un adını taşıyan bu festival için biraz daha destek almak ve mekan sorunlarımızı aşmak istiyoruz. İstanbul bir cazibe noktası haline gelmişken, 31 yıldır başarıyla devam eden bu festivali biraz daha destekle çok daha iyi yerlere getirebileceğimize inanıyorum.”

14. Uluslararası İstanbul Kukla Festivali başlıyor

14. Uluslararası İstanbul Kukla Festivali, 04-14 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek. Yunanistanlı tiyatro grubu Antamapantahoy’un “Müziğin İpleri ” adlı oyunuyla başlayacak olan festivalde ünlü yönetmen Derviş Zaim’e de onur ödülü verilecek

 İstanbul’u adeta bir kukla şölenine çeviren 14. Uluslararası İstanbul Kukla Festivali, bu sene 4-14 Mayıs tarihleri arasında izleyici ile bulaşacak. Cengiz Özek’in sanat yönetmenliğinde gerçekleşecek olan festivalin açılışı 4 Mayıs’ta Kenter Tiyatrosu’nda Yunanistanlı tiyatro grubu Antamapantahoy’un “Müziğin İpleri” adlı gösterisiyle yapılacak. Festivale sergi ve film gösterileri de ayrı bir renk katacak. Festival’de Almanya , ABD , Fransa , Endonezya, Hollanda, Norveç, İsveç, İtalya , İspanya , Avusturya, Slovenya ve Türkiye’den önemli kukla tiyatroları sahne alacak.

FESTİVAL ONUR ÖDÜLÜ DERVİŞ ZAİM’E
Son filmi “Gölgeler ve Suretler”de gölge oyunu metaforu üzerinden 1974 Kıbrıs harekâtına giden süreci işleyen ünlü yönetmen Derviş Zaim’e geleneksel gölge tiyatrosunun özünü evrensel ve çağdaş bir bakışla yorumladığı için, Uluslararası İstanbul Kukla Festivali onur ödülüne “Gölgeler ve Suretler” filmiyle layık görüldü. Film ayrıca, festival kapsamında bir kez daha izleyici ile buluşacak.

DEĞİŞİK KUKLA TEKNİKLERİ, KUKLA SEVERLERİ COŞTURACAK!
“Müziğin İpleri” adlı gösterisiyle festivalin açılışını yapacak olan Yunanlı topluluk Antamapantahoy, kukla ve mim tekniklerini kullanarak izleyicilere keyifli bir gösteri sunacak.

Festivale Almanya ’dan katılan Kabare Pupala ipli kukla tiyatrosunun en güzel örneklerini sunacak. Avusturya’dan Lab.luck’dan değişik tiyatro disiplinlerinin bir araya getirildiği “Mutluluk hangi yönde” adlı oyunu, Endonezya’dan Behind the Actors geleneksel tiyatro formuyla günümüz tiyatrosunun güzel bir sentezi ile izleyicilerin karşısına çıkacak.

Fransa ’dan La Salamandre’den cam küre ile ipli kuklanin kontağını, Hollanda t’ Magisch Theatertje ve Ananda Puijk Company yoğun görselliğe sahip karışık kukla teknikleri bir araya getirildiği “Cantos Animata” ve “Momentum”, İspanya ’dan Toni Rumbau – La Fanfarra’nin gölge tiyatrosu ve el kuklası tekniklerinin bir araya kullanıldığı “Full Hands” adlı oyunu, İsveç’den Staffan Bjorklunds Teater’dan özellikle 3 yaş üstü çocuklar için masa kuklası tekniğinde “Two on toe’u, kukla sanatının farklı tekniklerini sunacak.

İtalya ’dan Gianluca Di Matteo Napoli’nin geleneksel el kuklası Pulcinella’yi, Norveç’den canlı jazz müziği eşliğinde değişik tekniklerde yorumlanan kuklaları, Slovenya’dan Puppet Theatre Nebo masa kuklası tekniğinde ilginç bir çalışma festival seyircileriyle bir araya gelecek.

Türkiye’den Ahşap Çerçeve’nin son oyunu “Hamlet”’i, Bakırköy Belediye Tiyatrolarından Ali Yenel’in sahneye koyduğu “Aklı Havada” adlı oyunu, Cengiz Özek Gölge Tiyatrosundan Karagözün modern bir şekilde yorumlandığı “Çöp Canavarı” ve “Büyülü Ağaç’ı, İBB Şehir Tiyatroları’ndan 2010/2011 tiyatro mevsimi oyunlarından “Surname 2010”, “Karagöz Balıkçı” ve “Cambazhane” adlı oyunları, Kent Oyuncularından çocuklar için hazırlanmış “Rapunzel’i, Kurmalı Salyangoz’dan “Dört Mevsim” adlı oyunu, Tiyatro BeReZe’den ise obje tiyatrosu tekniğinde “Kayıp Eşya Bürosu” ile festivale renk katacak.

SERGİ, FİLMİ KONFERANSLAR DA FESTİVAL KAPSAMINDA
Festival kapsamında ayrıca kukla severler sergi, film ve konferanslarla zenginleştirilmiş bir festival deneyimi yaşayacaklar. Bu yıl festival kapsamında İpin Ucu, Gölgenin Doğuşu: Endonezya, Karagöz Figürleri sergilerini gezebilecekler. Anders Rønnow Klarlund’un 2004 yılında çektiği,kurgusu ve kukla kullanımı açısından sinemaseverlerden büyük ilgi gören “İpler” filmi de sinemaseverlerle buluşacak.

Barcelona ’dan festivale katılan Toni Rumbau hazırladığı oyunun yanı sıra 13 Mayıs 14.00’da Mimar Sinan Üniversitesi, Sahne Dekorları ve Kostümü Bölümü’nde kukla meraklıları ile bir araya gelecek.

FESTİVAL BÜTÜN İSTANBUL’A YAYILIYOR
Fransız Kültür Merkezi, Cervantes Kültür Merkezi, Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu, İtalyan Kültür Merkezi, Avusturya Kültür Ofisi, Pera Müzesi , Ümraniye Meydan AVM ve Kukla İstanbul tarafından desteklenen festival, Fransız Kültür Merkezi, Kukla İstanbul, Kenter Tiyatrosu, Sefaköy ve Halkalı Kültür Merkezi, Kozyatağı Kültür Merkezi, Devlet Tiyatrolari Küçük Sahne, Pera Müzesi , Yunus Emre Kültür Merkezi ve Ümraniye Meydan AVMde izlenebilecek.

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği kurucu üyelerinden ve aynı zamanda Derneğimizin Genel  Sekreterliğinin yanı sıra derneğimizin sahibi olduğu M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu Resim Eğitmeni, Heykel Sanatçısı  Ş. Hale ŞAKARÜRKMEZGİL ’inde eserleri ile katılacağı BRHD ’nin ( Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltraşlar Derneği ) düzenlemiş olduğu “ 42. Yılı için 142 sanatçı ” sergisi 12 – 31 Mart 2012  tarihinde Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezinde açılıyor.

142 sanatçı ve eserlerinin yer alacağı sergide, Heykel Sanatçısı  Ş.Hale Şakar ÜRKMEZGİL ; 4 heykel ve 4 Tuval üzerine desen çalışması ile katılacak.

Sergi boyunca, halkın da katılımı ile canlı modelden desen çizimi, panel, müzik ve belgesel gösterimlerine BRHD, Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezinde ev sahipliği yapacak.

Heykel Sanatçımız Sayın Ş.Hale Şakar ÜRKMEZGİL’ İn kısa öz geçmişi;

Heykel Sanatçısı, Ş.Hale ŞAKAR ÜRKMEZGİL ‘in Artev Sanat Galerisinde açacağı kişisel sergisine tüm sanatseverler davetlidir.

Heykel Sanatçısı  Ş.Hale ŞAKAR ÜRKMEZGİL; 1973 Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu (Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi) Grafik-Serbest İllüstrasyon Bölümü’nden mezun oldu.

1973-1990 yılları arasında reklam sektöründe Art Direktör ve Kreatif Direktör olarak çalıştı.

1989 yılında heykel çalışmalarına seramik ile başladı. Çalışmalarını figüratif tarzda mermer yontu ve bronz döküm ile sürdürmekle birlikte pastel ağırlıklı resim çalışmalarına da devam etmektedir.

Yurtiçinde 15, yurtdışında Hannover, Köln ve Lefkoşa’da olmak üzere üç kişisel sergi açtı.

Umut Vakfı ‘Bireysel Silahsızlanma ve Bireysel Barış’ heykel yarışması ‘Onun Silâhı Sevgi’ seçici kurul teşvik ödülünü aldı.

Fransa ‘Roumaziéres – Loubert-Sculptures dàrgile’ performans yarışmasına (2003) katıldı.

Pek çok yerli ve yabancı koleksiyonlardaki eserlerinin yanı sıra, Ankara Gazi Eğitim Üniversitesi Resim ve Heykel Müzesi koleksiyonunda  ‘Sevgi Emektir’ heykeli bulunmaktadır.

 

Sergi Açılış Tarihi : 12 Mart 2012, Pazartesi

Sergi Açılış Saati     : 18:00

Sergi Süresi                :  12 – 31 Mart 2012

Adres                              :  Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi

Kennedy Cad. No:4 Kavaklıdere / ANKARA

 

Rock’n Dark ’ın 4 yılından 5 yılına !

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Efes Dark’ın genç müzisyenlere yeteneklerini sergileme ve müzik dünyasında yer edinme fırsatı sunmayı amaçlayan müzik yarışması Rock’n Dark 5 müzikseverlerle buluşuyor.

ock’n Dark 5 kapsamında bu yıl 8 ilde gerçekleştirilecek bölge finallerinin üçüncüsü3 Mart gecesi Garaj İstanbul’da yapılacak. Amatör grupların performansları sonrasında rock müziğinin yükselen sesi Model sahne alacak.

Gece Production organizasyonu ile Efes Dark tarafından düzenlenen Rock’n Dark Müzik Yarışması 5, son hızıyla devam ediyor. Genç müzisyenlere yeteneklerini keşfetme ve müzik dünyasında yer edinme imkânı sunan yarışmanın üçüncü bölge finali 3 Mart Cumartesi günü Garaj İstanbul’da gerçekleştirilecek. Bölge finalinde rock müziğinin yükselen sesi Model sahne alacak.

Bölge finallerinde sahnede canlı performanslarını sergileyecek gruplar arasından jüri ve halk oylaması sonucunda bölge birincileri seçilecek ve birinciler yarı finalde ilk üçe girmek için yarışacak. Mayıs ayında yine İstanbul’da gerçekleştirilecek finalde de Rock’n Dark 5’in birincisi belirlenecek. Rock’n Dark 5’in üçüncü durağı olan İstanbul’da yarışacak olan gruplardan Dilan Kara, Meriva ve Neva İstanbul bölge finalisti olmak için sahnede boy gösterecek.

Biletix’ten satışa sunulan Rock’n Dark 5 İstanbul Bölge Finali’nin bilet fiyatı ise 23 TL.

Genç Müzisyenler Profesyoneller Tarafından Değerlendirilecek
Bu yıl da Rock’n Dark’ta birbirinden önemli isimler jüri koltuğunda yer alacak. Amatör rock gruplarının performanslarını; Müzik yapımcısı Selim Serezli, müzik prodüktörü Haluk Kurosman, Dream TV Genel Yayın Yönetmeni Şafak Ongan, Rock FM Yayın Direktörü Metehan Mert Çakır, Hürriyet Gazetesi müzik yazarı Barış Akpolat, menajer Can Sertoğlu, Gece Yolcuları grubunun solisti Edis İlhan, müzisyen ve yazar Melis Danişmend değerlendirecek.

Dereceye Giren Grupları Önemli Fırsatlar Bekliyor!
Rock’n Dark Müzik Yarışması 5’te birinci seçilen grubun şarkısı dijital single olarak piyasaya çıkacak ve şarkının video klibi de çekilerek Dream TV’de yayınlanacak. İkincilik ödülünü alan grup uluslararası bir müzik festivalini izleme fırsatını yakalarken, üçüncü seçilen grup ise kendi şehrinde tam bir yıllık prova stüdyosu kullanımı hakkı elde edecek.

Rock’n Dark Müzik Yarışması 5 Etkinlik Takvimi
27.01.2012 Ankara Bölge Finali J.J.Balans
24.02.2012 Eskişehir Bölge Finali Hayal Kahvesi
03.03.2012 İstanbul Bölge Finali Garaj İstanbul
17.03.2012 Adana Bölge Finali Seyhan Otel-Adres Bar
24.03.2012 Antalya Bölge Finali Dedeman Otel
06.04.2012 İzmir Bölge Finali İzmir Arena
04.04.2012 Bursa Bölge Finali Bursa Suare
27.04.2012 Konya Finali Rixos Otel
Mayıs 2012 Büyük Final – İstanbul

 

Kültür ve Turizm Bakanlığınca verilen verilen Kültür Sanat Büyük Ödülü’ne bu yıl Ara Güler, Sıtkı Fırat, Prof.

Kültür ve Turizm Bakanlığınca verilen verilen Kültür Sanat Büyük Ödülü’ne bu yıl Ara Güler, Sıtkı Fırat, Prof. Sabit Kalfagil ve İzzet Keribar layık görüldü.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğinden yapılan yazılı açıklamaya göre, 20 Aralık 2011’de Ankara’da toplanan Değerlendirme Kurulu, “fotoğraf sanatının gerek ulusal gerekse uluslararası alandaki en önemli temsilcilerinden olmaları, kendilerine özgü üslupları, bu alanda yaptıkları eğitsel çalışmaları ve üretimleri, fotoğraf gibi görsel bir sanat ögesini kullanarak dimağlarda yeni ufuklar açmaları,Türkiye’yi uluslararası platformlarda başarıyla temsil ederek pek çok ödülü Türkiye’ye getirmeleri hususlarını göz önünde bulundurarak” 2011 yılı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nün Ara Güler, Sıtkı Fırat, Prof. Sabit Kalfagil ve İzzet Keribar’a verilmesini kararlaştırdı.

Ödüllerin, İstanbul’da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın katılacağı bir törenle Kültür ve Turizm BakanıErtuğrul Günay’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek.

-Kültür Sanat Büyük Ödülü-

Bakanlık tarafından 1979 yılından bu yana verilen Kültür Sanat Büyük Ödülü yurt içinde ya da dışında icra ettiği özgün eser, uygulama, yorum veya bilimsel araştırmalarıyla Türk kültür ve sanatının gelişmesine katkıda bulunanları devlet adına ödüllendirme amacını taşıyor. – Ankara

Şehir Tiyatroları’ndan bazı gazetelerde yayınlanan ‘müstehcen oyun’, ‘seyirci kaybediyor’ haberlerine cevap geldi: ‘Politik oyun’ veya ‘müstehcen oyun’ diye özel bir seçim yoktur; ‘gerici oyun’, ‘ilerici oyun’ vb. olmayacağı gibi! Esas olan öncelikle ‘nitelikli oyun’dur.”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’na son dönemde yapılan sistemli “eleştiri”lerin tamamı kulaktan dolma, haksız, mesnetsiz ve maddi hatalarla doludur. Sanatı, genel anlamda tiyatroyu ve asırlık geleneğe sahip bir kurumu “arsızlıkla” niteleyenler, “ödenekli tiyatroları kapatalım” baskısını uygulayanlar Şehir Tiyatroları yönetimi ve sanatçılarıyla yakışıksız bir tartışmayı zorlamaktadır.

Kurumumuzun resmi internet sitesi olan www.ibst.gov.tr adresinden oyunların en azından isim – yazar ve konularına göz atan akıl ve izan sahibi hiç kimse “İBBŞT oyunlarında % 80 cinsel sululuk ve müstehcenlik var” çıkarsamasında bulunamayacaktır.

ESAS OLAN ‘NİTELİKLİ OYUN’DUR
Bir kurum tiyatrosunda çalışanlar için “politik oyun” veya “müstehcen oyun” diye özel bir seçim yoktur; “gerici oyun”, “ilerici oyun” vb. olmayacağı gibi! Ödenekli tiyatrolarda esas olan öncelikle “nitelikli oyun”dur! Dolayısıyla Şehir Tiyatroları, Shakespeare de sahneler Moliere de; Necip Fazıl da sahneler Nazım Hikmet de… M.Ö. 480 yılında doğmuş Euripides’in tragedyasını da bugüne taşır, 17 yaşındaki Fehime Seven’in komedisini de… Oyunlarda Mevlana da konu edilir Galilei de… Binlerce yıldır icra edilen bu meslek bunu gerektirir. Tiyatro sanatı bu yüzden güzeldir ve her şeye rağmen bu çeşitliliğini koruyup sahip çıktığı sürece varolacaktır.

(…)

Sonuç olarak tiyatro “eserinde” bir ideoloji, düşünce ve inanç tema olarak işlense de “tiyatro sanatı” hiçbir zaman belli bir zümrenin belli bir inancın belli bir ideolojinin veya baskın siyasi eğilimin emrine girmemiştir. Doğuşundan bugüne varlığının yegâne temeli budur.

Altı çizilen 16 yaş uyarısı öğrencilerini oyunlara getiren hocaların ricası üzerine, çocukların algısının üstünde karmaşık metinler, argo sözcükler içeren ya da sert temaların yer aldığı oyunlarda kullanılmıştır. Bu ibare müstehcenlik ya da erotizm adına koyulmamıştır, bizler tiyatro sanatını icra ediyoruz, başka bir şey değil.

Yaşadığımız bugün için Şehir Tiyatroları’na ne hükümetten ne iktidar partisinden ne de bağlı olduğumuz kurum İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden repertuara ilişkin herhangi bir “resmi” talep veya baskı gelmiştir. İBB Şehir Tiyatroları Yönetim Kurulu’nda Belediye tarafından atanan üyeler varken, Kültür Daire İşleri Başkanı aynı zamanda Repertuar Kurulu’na başkanlık ederken; dışarıdan hiçbir resmi sıfatı olmayan kişilerin, yüz yıllık bir kurumu ve çalışanlarını “ilgili mercilere” ihbar etme çabası trajikomiktir ve hepsinden önemlisi tiyatro sanatına gönülden destek veren ve her zaman yanımızda olan Sayın Başkan Kadir Topbaş ve ekibine büyük haksızlıktır.

 

SANAT VE İSTATİSTİKLER 
İBB Şehir Tiyatroları adı üstünde İstanbul Büyükşehir Belediyesin’e bağlı bir kurumdur. Ancak unutulmamalıdır ki, İBBŞT öncelikle bir “sanat” kurumudur. Şehir Tiyatroları, sınırlı olanaklarına rağmen, repertuarındaki 60’ın üzerindeki oyunu 175 sözleşmeli memur sanatçının yanı sıra sınırlı sayıdaki teknik kadrosuyla seyircisiyle buluşturma başarısını gösteren bir yapıdır. Yine Türkiye İstatistik Kurumu’nun verileri doğru kabul edilerek oranlama yapılsa bile tiyatro çalışanlarının azımsanmayacak bir bölümünün en azından “yoksulluk sınırında” ücret aldığı bilinmektedir.

 

Şehir Tiyatroları’nın “seyirci kaybettiği” yargısı gerçeği yansıtmamaktadır. Buna kaynak olarak verilen İstatistik Kurumu verilerinde 2009-2010-2011 yılları karşılaştırılmış, buna göre 2009 yılında 401.522 olan seyirci sayısının bir sonraki yıl 421.884’e yükseldiği ancak 2011 yılında 12734 kişi; doluluk oranında ise bir önceki yıla göre %2’lik bir azalma olduğu belirlenmiş.

 

Şehir Tiyatroları elbette her yıl bir öncekine göre daha fazla seyirciye ulaşmayı hedefler. Ancak sorun edilen rakam 12.734 kişi ise bunu tamamlamak bir kurum tiyatrosu açısından hiç de zor olmasa gerekir. Cemil Topuzlu Harbiye Açıkhava Sahnesi’nde yapılacak birkaç temsille veya –hizmete açılması durumunda– Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek festival oyunlarıyla bu istatistiklerin üzerine çıkılabilir.

Ayrıca söz konusu haberde hiç değinilmeyen fakat bu yıl 27.’si düzenlenen Çocuk Şenliği’nde 28 farklı oyunla 40 bin’in üzerinde çocuk seyirciye ve yine 27 yıldır düzenlenen Genç Günler’de 65 farklı oyunla 116 gösteri ücretsiz olarak sunularak 50 bin’in üzerinde genç seyirciye ulaşılmıştır.

İBBŞT’nin asıl hedefi ise rakamların çok daha üstündedir. Şehir Tiyatroları yönetimi şu kesimden veya bu kesimden değil; o semtten bu semtten değil; ve hatta üç yüz – beş yüz bin de değil 15 milyon İstanbullu’ya ulaşmayı amaçlamaktadır. 2014 ve 2023 yılına dair hedefler doğrultusunda bu yönde dev projelerin hazırlığı yapılmaktadır.

 

Bütün bunların ötesinde, bir tiyatronun repertuarının niteliğini, bir oyunun başarısını ya da başarısızlığını bu istatistikler belirlemez. Aynı şey tüm sanat ve edebiyat dalları için de geçerlidir. Türk sinemasında 4 buçuk milyon izleyiciye koşan “Recep İvedik” rekor kırarken, Cannes’da “Jüri Büyük Ödülü” alan “Bir Zamanlar Anadolu”da ancak 150 bin kişiye ulaşabilmiştir.

 

Söz konusu haberde ve istatistiklerde yer almayan şu bilgilerin de kayda geçmesi gerekir: İBB Şehir Tiyatroları aldığı davetlerle yurtiçinde Adana, Adapazarı, Ankara, Bursa, Büyükçekmece, Giresun, İzmir, GAP, Mardin, Silivri’ye; yurtdışında Almanya, Arnavutluk, Kıbrıs, Kırım, Makedonya, Romanya, Sırbistan, Suriye’ye toplam 52 turne düzenlemiş ayrıca 13. Uluslararası Devlet Tiyatroları Sabancı Adana Uluslararası Tiyatro Festivali, 17. Uluslararası İstanbul Kültür Sanat Vakfı Tiyatro Festivali, 16. Uluslararası Bursa Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu Festivali, 6. Uluslararası Eskişehir Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu Festivali, 17. Romanya Sibiu Uluslararası Tiyatro Festivali’nde ülkemizi ve tiyatromuzu başarıyla temsil etmiş; ulusal ve uluslararası alanda 2009-10’dan bugüne toplam 120 daldaki adaylıktan 74 ödüle layık görülmüştür.

 

Ayrıca şu da unutulmamalıdır ki, yalnızca tiyatro ve özellikle Şehir Tiyatroları oyunları için değil, herhangi bir kültürel etkinliğin “yaygın” hale gelebilmesi için en önemli unsur tanıtımdır. Şehir Tiyatroları yalnızca birkaç gazeteye ve tiyatro dergisilerine verdiği ilanlarla tanıtım yapmaya çalışmaktadır. Arzu edilen her mecrada reklam ve haberlerin çıkması, belediyelerin sunduğu olanaklarla kentin dört bir yanında İstanbul ve Türkiye seyircisine tüm oyunların tanıtılmasıdır ki önümüzdeki yıllarda bu hayalin de gerçekleşeceğine eminiz…

Zaman Gazetesi’nin 20 Şubat 2012 tarihli nüshasında önce Türkiye İstatistik Kurumu’nun verileri sunularak seyirci sayısının düştüğü “belirlenmiş” ardından kişisel kanaatler, yanlış bilgilendirme ve yönlendirme sonucu maddi hatalar yapılmıştır.

“Koltuk sayısı artarken seyirci sayısı düşmüştür” anlamakta zorlanıyoruz, salon sayımızda bir değişim olmamıştır -iki küçük çocuk tiyatrosu sahnesi hariç– ki bu iki küçük salon da ifade edilen dramatik artışı oluşturmaktan uzaktır. Devlet Tiyatroları’nın “70 ilde 70 sahne” projesiyle mi karıştırıldık acaba diye düşünmekteyiz.

“Repertuardaki sıkışıklık, eserlerin ‘olgunlaşmadan’ seyirci karşısına çıktığı yönünde eleştirilere sebep oluyor.”

Görsel ya da yazılı basında bugüne kadar böyle bir “eleştiri”ye rastlanmamıştır. Gazeteye bu minvalde “bilgi” sunan Devlet İstatistik Kurumu değilse, eleştiriyi yapan “kişi ya da kişilerin”, bu cümleyi de açıklaması gerekmektedir. Gerek Şehir Tiyatroları’nda gerekse de profesyonel hiçbir tiyatroda bir eser hazırlık sürecini tamamlamadan seyirci karşısına çıkamaz. Şehir Tiyatroları’nda kimi oyunun provası 9 ay, kimi oyunun 2 ay sürer. Bir tiyatro sezonu 3 turda tamamlanır; Mayıs ayında ilk okuma provasını yapan oyunlar Ekim ayında sezon açılışını yaparlar. Kasım ayı itibariyle ikinci tur oyunların provası başlar ve en az iki aylık sürecin sonunda premier yapar. Ocak sonrasında ise üçüncü tur oyunların provaları başlar ve Mart ayında seyirciyle buluşur. Repertuar tiyatroları dünyanın her yerinde bu şekilde çalışır.

“Bazı yönetmenlerin oyunlarını kenar semtlere götürmek istememesi” komik bir iddia olarak görünmektedir. Çünkü Şehir Tiyatroları, sahnelerin teknik imkânları elverdiğince, her oyunu her sahneye götürmeye çalışmaktadır. İddia edildiğinin tam aksine, yönetmenlerin ve oyuncuların talepleri de hep bu doğrultuda gerçekleşir. Bugüne kadar İstanbul’un tarihi mekânlarında, sokaklarında, meydanlarında ve kenar semtlerinde de oyunlar oynanmış bundan sonra da oynanacaktır. Mevsime bağlı olarak özellikle festival ve şenlik açılışları hep açık mekânlarda gerçekleştirilmiştir. Bunun da ötesinde Şehir Tiyatroları yönetimi, teknik anlamda uygun gördüğü her yere oyunlarını göndermektedir. Tiyatro çalışanları da bu konuda özel taleplerde bulunamaz. Aylık Oyun Programı ise Sahne Direktörlüğü tarafından hazırlanıp Genel Sanat Yönetmenliği tarafından onaylanır. Buna göre İstanbul’un çeşitli semtlerindeki her sahnede, hemen hemen her oyunun 2 hafta boyunca oynamasına dikkat edilmektedir.

“Oyuncu performansı” denilen şey de iddia edildiğinin aksine “bir bütündür, bölünemez”; ancak bugüne kadar hep “tiyatro oyuncularının çalışmadan haksız kazanç elde ettiği” türünde yanlış iddiaların göz önüne alınmayarak 4-5 oyunda birden oynayan Şehir Tiyatrosu sanatçılarının özverisine dikkat çekilmesi aslında bir “düzeltme” niteliği taşımaktadır.

Şehir Tiyatroları’nın yoğun bir repertuarı özveriyle sırtlayan bir tiyatro olduğu herkesçe bilinen bir gerçektir. 15 milyonluk nüfusa hitap edebilmek için 60’ın üzerinde oyun, son derece düşük maliyetle ve dar kadroyla gerçekleştirilmektedir. Ve Şehir Tiyatroları, kurulduğu günden bu yana ilk defa çok “ürettiği için” eleştirilmektedir.

 

“Başarılı oyunların oynatılmaması”: İma edilmeye çalışıldığı gibi hiçbir tiyatro kurumu, başarılı prodüksiyonlarını harcamaya çalışmaz. Üstelik “Dünyanın Ortasında Bir Yer”i buna örnek göstermek hiç doğru olmaz. Çünkü bu oyun Türkiye’de ilk kez şu andaki genel sanat yönetmenimiz Ayşenil Şamlıoğlu büyük beğenisi rejisiyle 2007 Devlet Tiyatroları’nda sahnelenmiştir. “Dünyanın Ortasında Bir Yer”in İBBŞT repertuarında da özel bir öneme sahiptir. Oyun iddia edildiğinin aksine bu yıl 14, geçtiğimiz yıl 39, premier yaptığı 2009-10 sezonunda ise 25 gösterim yapmıştır. 2011 Uluslararası Şam Tiyatro Festivali’nde de ülkemizi başarıyla temsil etmiştir. 25 Şubat’ta oynamak üzere Mardin’de düzenlenecek festivale Şehir Tiyatroları yine bu oyunla katılmıştır. 2010 yılında premier yapan “Dört Kişilik Bahçe” bugüne kadar 88 gösterim yapmıştır. Oyun, dekorunun ağırlığından ve teknik güçlüklerinden ötürü bazı sahnelerde oynama imkanı bulamamış ve artık kâfi derecede seyirciye ulaştığı için doğal olarak daha seyrek sahnelenmektedir. Yine 2010 yılında premier yapmış olan “Binali ile Temir” ise bugüne kadar toplam 109 gösterim yapmış, 2012 Ocak’ından bugüne de 14 kez daha oynamıştır.

Geçtiğimiz sezonlara ait oyunların üzerine, sınırlı kadroyla, yeni oyunlar da sahnelenmiştir. Kadro darlığı nedeniyle aynı oyuncuların farklı oyunlarda çakışması söz konusu olabilir. Aylık oyun programı doğal olarak yeni prodüksiyonlara ağırlık verilerek düzenlenir. Dünyanın tüm tiyatrolarında işleyen program süreci bu şekildedir.

Şehir Tiyatroları her şeyden önce bu kentin tiyatrosudur. Bugüne kadar yalnızca tahsis edilen sahnelerde değil, İstanbul’un sokaklarında, köprülerinde, meydanlarında, varoşlarında da oyunlar oynamış bundan sonra da oynamaya devam edecektir. Bir kurum tiyatrosunun herhangi bir sahneye “en zayıf prodüksiyonlarını” göndermesi eleştirisini akılla ve mantıkla izah edebilmek mümkün değildir. “Zayıf” prodüksiyondan kastedilen nedir? Tek kişilik ve hatta dekoru bile olmayan bir oyun, gerek metin gerekse oyunculuk ve görsel anlatım açısından son derece “güçlü” olabilir. Buna örnek pek çok oyun yıllardır her sahneye, yurt içi ve yurtdışı turnelere gönderilmektedir. Dolayısıyla prodüksiyon açısından ne seyirci ne de kurum “zayıf”, “iri”, “dev”, “minik”, “butik” gibi ayrımlar yapar.

 

Şehir Tiyatroları bir sanat kurumudur; besi çiftliği değildir. Küçükçekmece Sefaköy Kültür Merkezi’ne ve diğer merkezlere ancak aylık programın yoğunluğuna göre ayrıca turne yapılabilmektedir. Turne yapılacak sahnelerde ise öncelikle teknik koşulların yerine getirilmesi gösterimlerin selameti açısından önceliklidir.

 

Sonuç olarak Şehir Tiyatroları repertuarındaki her oyun “sanatsal” anlamda tartışılabilir; ancak her kim tarafından olursa olsun provokatif bir tartışmaya malzeme edilmesini ise ancak üzüntü ile karşılarız. Özünde tiyatro sanatını, bir kurum tiyatrosunun yüz yıllık işleyişi ve repertuar politikasını suçlamaya yönelik mesnetsiz eleştiriler bizi üzülerek de olsa böyle bir açıklama yapmak zorunda bırakmıştır. Kanımızca bu türden manipülatif çaba ve dezenformasyonun daha başka bir amacı olsa gerek. Bu bilgi kirliliğini ortadan kaldırmak ve bu karalama kampanyasını durdurmak için böyle bir yazıyı kaleme almak zorunda kaldık. Ancak bundan sonra Şehir Tiyatroları’nın böylesi karalama ve itibarsızlaştırma çabalarına karşı vereceği cevap sahnedeki oyunlar üzerinden olacaktır. ”

 ————————————————————————————

 Nar Sanat Haber Editörününden :   Her şey bir yana eleştiriye konu olan oyun yıllar önce sahnelenmişti eleştiriyi getirenler o tarihlerde nerede yaşıyorlardı acaba? 

“Günlük Müstehcen Sırlar Türkiye’de daha önce 1994 yılında Tiyatrofil tarafından sahnelenmiştir. Üstelik Tiyatrofil bu oyunla 1995’teki 7. Uluslararası Tiyatro Festivali programında da yer almıştır.(Günlük Müstehcen Sırlar’ın bu sahnelemesinde emeği geçenleri hatırlayalım: Tiyatro Tiyatro dergisinin Aralik 1994 tarihli 44. sayisindan aktariyorum: Sevil Kuvan’in hazırladıgı “Bu Ay Sahnedekiler” isimli köşeden (s.14)… “Günlük Mustehcen Sırlar – Tiyatrofil, Yazan: M. Antonio de la Parra Çeviren: Deniz Yüce, Yoneten: Ozkan Schulze Oynayanlar: Arif Akkaya, Engin Alkan…”

Kaynak :  http://www.coskunbuktel.com/buktelkorlarkorlariizliyor.htm  )

 

Dünya Kadınlar Gününde, Mardinli Nasra Kadın (Şimmes)’in yıllara dayalı işleri KOLEKSİYON Galeri’de!

‘’Mardinli Nasra Kadının yüreğinden kumaşa dökülen duygular, öyküler, hayaller, 150  yılı aşan bir sanatın günümüze uzanışını sergiliyor. Mezopotamya’nın gizemli, büyülü öyküleri binlerce yıla dayalı insanın ilk yerleşim geçmişinden kadının, sanatın hikayesi ‘’ Adanmış Bir Yaşam: Nasra Şimmes KOLEKSİYON Galeri’de!

600 yıl boyunca Mardin’e kök salmış, sanatıyla kanatlanıp dünyayı dolaşmış Süryani bir aile…Ressam, heykeltraş bir baba… Ve evin küçük kızı: Nasra.

1924 doğumlu Nasra Şimmes, bir asrı devirmek üzere olan ömrünü, aileden miras aldığı basmacılık (Kalıp Baskı) işine adamış bir sanatçı. Doğduğundan beri hiç terk etmediği Mezopotamya Ovası’na bakan taş ev, hem atölyesi hem yaşam alanı. İsveç, Amerika, Kanada, Mardin ve İstanbul’da yaşayan 5 çocuğu var  Ama o, yalnızca aşığı olduğu Mardin’de nefes alabiliyor.  Ona göre Mardin de, basma sanatı gibi medeniyetleri buluşturuyor; bu şehirde her renkten din, her ırktan dil var. Hiç okula gitmemiş Nasra Şimmes; ne Türkçe biliyor ne de okuma yazma… Ama sanatı, her dilde konuşuyor; herkese bir şey söylüyor.

Nasra Şimmes, babasından kalma ahşap kalıplar, 50 yıldır hiç değiştirmediği fırçalar ve kökboyalarla patiska bezlere motifler çizip boyuyor. İncil’den tasvirlerle süslü rengarenk soyut desenler, kilise perdesi, masa örtüsü, duvar süsü olarak bir Süryani geleneğini yaşatıyor. Büyük boydaki boyamalar için bazen aylarca kendini unutarak çalışıyor Nasra Şimmes. Mardin’den hiç ayrılmasa da, çizgileri Ortadoğu’da, Avrupa’da, Amerika’da birçok Süryani kilisesini süslüyor.

Dünya sanat tarihinin en kadim, en bilinen, en çok çalışılmış sahnelerini, kendinden önceki hiçbir yoruma benzemeyen bir şekilde resmetmek mümkün mü?

Nasra Şimmes, bunu yapıyor. Meryem Ana, İsa, Son Yemek, azizler, melekler, Mardin’in güvercinleri, Şahmaran… Nasra Şimmes’in fırçasında, figürler ürpertici bir sadelikle, Chagal’sı soyutlukta.  Orada bir kadının doğurganlığı, üretkenliği, duyarlılığı var. Kompoziyonları kendi kadar doğal, sıcak, samimi. Göz kamaştıracak canlılıktaki renklerinde, yaşama sevinci ve heyecan; şaşırtıcı bir yalınlık ve beklenmedik bir etki var. Evrensel simgeler, yerel, otantik, özgün bir yorumla ve incelikli soyutlamalarla bambaşka bir çehreye bürünüyor. Onun fırçasından, Anadolu damlıyor. Beyaz patiskaların üzerinde, medeniyetler buluşuyor, kucaklaşıyor, kaynaşıyor, söyleşiyor…  Nasra Şimmes’in işlerinde, Batı’nın mitolojik zenginliğiyle doğunun mistisizmi bir arada. Zorlamasız ve masumca.     Zamanın diliyle bir tasarımcı, bir sanatçı, bir zanaatkar… Ama o adının önüne tek sıfat koyuyor: “ İşleyen Nasra Şimmes.”

Koleksiyon, 40. Yıl buluşmalarının ikinci ayağında, sanatseverleri Nasra Şimmes’le tanışmaya davet ediyor. Şimmes’in dünyanın farklı coğrafyalarına dağılmış eserleri,  ‘’Kadın ve Sanat‘’ temalı bu özel seçki için, Koleksiyon Galeri’de 6 Mart’tan itibaren bir ay süre ile sergilenecek.

Yer : Koleksiyon Tarabya Merkez / Sergi Süresi  : 06 Mart -06 Nisan 2012 / Adres   : Hacıosman Bayırı, Cumhuriyet Mah. Bağlar Cad. No:35 Kefeliköy-Sarıyer 34457 İSTANBUL  / Tel:  0212 363 63 63

kaynak : http://sanat.milliyet.com.tr , http://www.turkishculture.org , http://www.suryaniler.com

 

 

İZMİR’DE SANAT

İzmirli sanatseverleri, yeni sergi ve gösterilerle dolu,sanat etkinlikleri bakımından oldukça yoğun bir hafta bekliyor. 

İzmir Devlet Senfoni Orkestrası (İZDSO) bu hafta, Brüksel Kraliyet Konservatuvarı’nda

İzmirli sanatseverleri, yeni sergi ve gösterilerle dolu, sanatetkinlikleri bakımından oldukça yoğun bir hafta bekliyor. 
İzmir Devlet Senfoni Orkestrası (İZDSO) bu hafta, Brüksel Kraliyet Konservatuvarı’nda oda müziği konusunda uzman olan piyanist Prof. Muhiddin Dürrüoğlu’nu konuk edecek.
Ege Bölgesi’nde üç günlük turnesini tamamlayan İZDSO, yarın akşam 20.30’da Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde yeniden İzmirli dinleyicinin karşısında olacak.
Orkestrayı, şef İbrahim Yazıcı’nın yöneteceği konserde, Dürrüoğlu ve İZDSO, Chopin’in 2 numaralı piyano konçertosu, Çaykovski’nin ”Romeo ve Juliet” fantezi üvertürünü yorumlayacaklar.
Puccini’nin son eseri ”Turandot”un prömiyerini geçen hafta yapan ve büyük beğeni kazanan İzmir Devlet Opera ve Balesi (İZDOB), bu hafta ”Kösem Sultan Balesi” ile ”Çingene Baron” operetini sanatseverlerle buluşturacak.
”Kösem Sultan” balesi, 18 Şubat Cumartesi ve 20 Şubat Pazartesi akşamları, Dokuz Eylül Üniversitesi Sabancı Kültür Merkezi’nde izleyici karşısında olacak. Mahpeyker Sultan’ın, 50 yıllık saltanatı ve trajik sonunun anlatıldığı iki perdelik baleyi, Tevfik Akbaşlı besteledi, Uğur Seyrek ise koreografiyi hazırlayarak eseri sahneye koydu.
İZDOB’un Elhamra Sahnesi’nde ise 21 Şubat Salı ve 22 Şubat Çarşamba akşamları, sezonun keyifli oyunlarından ”Çingene Baron” opereti yeniden perdelerini açacak. Strauss’un valslerinin süslediği operayı, İzmir’de Önder Gökseven sahneye koyuyor. Operetin dekorları Kaan Güreşçi’ye, kostümleri ise Gülden Sayıl’a ait. ”Çingene Baron”da orkestrayı Vladimir Lungu yönetecek.
İZDOB, bu hafta ayrıca minik izleyicileri için yarın 11.00 ve 13.00’te Dr. Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi’nde Hülya Nüfusçu’nun yönetiminde ”Pamuk Prenses” adlı çocuk balesini sahneleyecek.

   -İZDT- 

İzmir Devlet Tiyatroları (İZDT), bu hafta 4 salonda sahneleyeceği oyunlarla İzmirli sanatseverleri bekliyor.
Karşıyaka Oda Tiyatrosu, 21 Şubat Salı ve 22 Şubat Çarşamba akşamları ”Bir Garip Orhan Veli” adlı oyuna ev sahipliği yapacak. Tayfun Eraslan’ın yönettiği tek kişilik oyun, Orhan Veli’nin, Murathan Mungan tarafından derlenen şiirlerinden oluşuyor ve izleyiciyi kimi zaman gülümseten, kimi zaman da duygulandıran bir yolculuğa çıkarıyor.
Karşıyaka Ragıp Haykır Sahnesi ise hafta boyunca ”Anam bacım Avradım” adlı oyunla perdelerini açacak. Kadına şiddet konusunun ele alındığı müzikli oyun, 13 yaşından küçük izleyicilere önerilmiyor.
Konak Melek Ökte Sahnesi, 19 Şubat Pazar gününe kadar sezonun yeni oyunlarından ”Sıçan” ile izleyiciyi buluşturacak. Justine DelCorte’nin yazdığı, Barış Eren’in çevirdiği oyunda, yıllar sonra bir araya gelen iki kız kardeşin birbiriyle hesaplaşması ve çekişmeleri mizahi dille anlatılıyor. Aynı sahnede, 21 Şubat Salı ve 22 Şubat Çarşamba günleri, ”Edi’nin Annesi Nerede-” isimli çocuk oyunu sahnelenecek.
İZDT’nin Konak Sahnesi ise tüm haftayı, sezonun yeni oyunlarından olan ”Halktan Biri”ne ayırdı.
Sam Bobrick’in yazdığı, Metin Oyman’ın yönettiği oyun ilginç bir konuya sahip. Oyunda, hayatından ve ülkesinin gidişatından mutsuz olan, bu mutsuzluğunu da ABD başkanlarına yazdığı sayısız mektupta dile getiren Travis Pine’ın, CIA ajanlarının evine yaptığı ziyaretle değişen hayatı anlatılıyor.
          -”Keşanlı Ali” İzmir’de- 

Türk tiyatrosunun önemli başyapıtlarından sayılan ”Keşanlı Ali Destanı”, bugün ve yarın Sadri Alışık Tiyatrosu ile İzmir’e konuk olacak.
Yavuz Bingöl, Songül Öden, Kerem Alışık, Tuba Ünsal gibi ünlü isimlerin yer aldığı oyun, İzmir Atatürk Kültür Merkezi’nde bu akşam ve yarın akşam İzmirli tiyatroseverlerin karşısında olacak.
Ahmet Mümtaz Taylan’ın yönettiği oyunun müzik direktörlüğünü, Çiğdem Erken üstleniyor.
     -Sergiler, etkinlikler- 

Kültür Bakanlığı İzmir Devlet Resim Heykel Müzesi’nde önceki gün açılan Güler Çınar, Şengül Akdoğan suluboya resim sergisi, ay sonuna kadar sanatseverlerin beğenisine sunulacak.
Ressam Hülya Sezgin’in beşinci kişisel sergisi, Konak Belediyesi Alsancak Kültür Merkezi Prof. Dr. Türkan Saylan Galerisi’nde sanatseverlerle buluşacak.
Konak Belediyesi Prof. Dr. Türkan Saylan Alsancak Kültür Sanat Merkezi, Mahmut Turgut’un ”Dünya Çocukları” fotoğraf sergisine de ev sahipliği yapıyor.
Karikatürist Aziz Yavuzdoğan’ın, 30. sanat yılı kapsamındaki ”Yazısız Şeyler” isimli karikatür sergisini Prof. Dr. Türkan Saylan Alsancak Kültür Sanat Merkezi’nde gezilebilir.
Pop ve rock müziğin sevilen seslerinden Nev, yarın akşam Ooze Venue’da hayranlarıyla buluşacak.
Kaynak: http://www.haberdar.com/

 Karadeniz’de Kültür Sanat

ZONGULDAK :

Zonguldak’ta kültür sanat etkinlikleri kapsamında Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından, “Sönmüş Yıldızlar” adlı tiyatro oyunu sahnelenecek.

Zonguldak’ta kültür sanat etkinlikleri kapsamında Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından, “Sönmüş Yıldızlar” adlı tiyatro oyunu sahnelenecek.

Ankara Devlet Tiyatrosu, Kerim Tinçurin’in yazdığı, Albina Garifullina’nın çevirdiği ve Raşid Zagidullin’in yönettiği “Sönmüş Yıldızlar” adlı 2 perdelik oyunu 17-18Şubat tarihlerinde Atatürk Kültür Merkezinde izleyenlerle buluşturacak.

Deniz Yılmaz, Deniz Evin, Can Ali Çalışandemir, Yasemin Karataş, Ayla Alevok, Pelin Tozkoparan, Aylin Akın, Dilan Kart, Erdem Koşar, Hande Karaca, Merve Gül, Nihal Erdoğan, Yağmur Uzun, Zerrin Çağlar, Şafak Ceylan, Doğuş Kasım Ateş, Faik Gürbüzlü, Faruk Karagül, Güven Türkmen, Hüseyin İlaslan, Mahir Berkant Varol ve Umut Yılmaz’ın oynadığı oyunda Tatarefsanesi Server ile İsmail’in trajik aşkı anlatılıyor.

TRABZON :  

Trabzon Devlet Tiyatrosu, “Şahane Düğün” ve “Islıksever Max” adlı tiyatro oyunlarını sahnelemeye devam ediyor.

Trabzon Devlet Tiyatrosu, “Şahane Düğün” ve “Islıksever Max” adlı tiyatro oyunlarını sahnelemeye devam ediyor.

Robin Hawdon’un yazdığı, Özcan Özer’in Türkçe’ye çevirdiği, Hakan Çimenser’in yönettiği “Şahane Düğün” adlı oyunda, Başak Anat Özcan, Emre Ön, Birkan Görgün, Şebnem Dokurel Topçuoğlu, Banu Manioğlu ve Elif Şeker Saka rol alıyor.

Nikahının kıyılacağı günün sabahında, kaldığı otelodasında yanında hiç tanımadığı bir kadınla birlikte uyanan Bill’in yaşamından kesitler sunan oyunda, geceye dair hiçbir şey hatırlamayan Bill’in nişanlısı Rachel ile nikahının yapılacağı günde yaşanan karmaşa ve yanlış anlaşılmalar anlatılıyor.

Trabzon Devlet Tiyatrosu, ayrıca “Islık Sever Max” adlı çocuk oyununu da sahneliyor.

Carsten Krüger ve Volker Ludwig’in yazdığı, Meriç Gök’ün Türkçeye çevirdiği ve Birkan Görgün’ün yönettiği “Islık Sever Max” adlı oyunda Emre Ön, Sinem Bilgin, Dalya Filmci, Birkan Görgün ve Yavuz Topçuoğlu rol alıyor.

Dekor ve kostümleri Aytuğ Dereli, ışık tasarımı Muharrem Boran, müzikleri Emin Serdar Kurutçu’ya ait oyun, 19 Şubat Pazar günü saat 13.30’da Atapark Haluk Ongan Sahnesinde tiyatroseverlerin beğenisine sunulacak.

Oyunda, her gün aynı işleri büyük bir can sıkıntısı içerisinde yapan beş arkadaşın her zamanki gibi aynı yerde, aynı bankta oturmaları ve o sırada oradan geçmekte olan bir oyuncunun kendilerine bir teklif sunmasıyla gelişen olaylar konu ediliyor.

İç Anadolu’da Kültür, sanat

KAYSERİ

Kayseri Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü “Komşu Köyün Delisi” adlı oyunu sahneleyecek.

Kayseri Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü “Komşu Köyün Delisi” adlı oyunu sahneleyecek.

Üstün Dökmen’in yazdığı, Erdem Bayar’ın yönetmenliğini üstlendiği oyunda, Yukarı Çavuldur Köyü muhtarının gazeteye “Deli Aranıyor” ilanı vermesiyle başlayan olaylar konu ediliyor.

Kayseri Şehir Tiyatrosu’nda 17 ve 24 Şubat tarihlerinde sergilenecek 2 perdelik komedi oyunu, saat: 19.30’da sanatseverlerle buluşacak.

Öte yandan Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Uluslararası Erciyes Kar Festivali kapsamında sanatçı Mustafa Ceceli 19 Şubat Pazar günü Erciyes Kayak Merkezi’nde konser verecek.

Paraşüt, kayak, snowboard gösterileri ile yurtiçi ve yurtdışından gelen heykeltraşların yapacağı “Kardan Heykeller Sergisi”nin de bulunacağı festival, 18-19 Şubat tarihlerinde yapılacak.

Kaynak : http://www.haberciniz.biz

 

Doğu Anadolu’da Kültür Sanat

Erzurum 

Devlet Tiyatrosu, “Herkes (Mi) Hırsız” adlı Oyunu seyirciyle buluşturacak.

Erzurum Devlet Tiyatrosu, “Herkes (Mi) Hırsız” adlı Oyunu seyirciyle buluşturacak.

Eric Chappel’in yazdığı, Cengiz Toraman’ın yönettiği, “Herkes (Mi) Hırsız” adlı Oyunun, dekor tasarımını Suar Şeylan, giysi tasarımını Özlem Karabay, müziklerini Engin Bayrak yaptı.

Eylem Yıldız, Gökhan Kocaoğlu, Yasemin Erbulun, Mehmet Yıldız, Arif Atalay’ın rol aldığı Oyunda, zengin bir çiftin evine giren hırsızlardan birinin yakalanmasının ardından gelişen olaylar, insan zaafları, felsefe ve sistem üzerine eğlenceli, düşündürücü, dinamik ve komik bir olay konu ediliyor.

Oyun bugün, yarın ve 18 Şubat Cumartesi günü saat 14.00 ile 19.30’da izleyicisinin beğenisine sunulacak.

Bu arada, William Shakespeare’nin yazdığı, yönetmenliğini Kutay Sungar’ın yaptığı “Fırtına” adlı çocukOyunu 19-20 Şubat tarihlerinde saat: 14.00’te sahnelenecek.

 

İç Anadolu’da kültür sanat

KONYA

 Konya Devlet Tiyatrosu (KDT), Cem Günen’in yazdığı, Tomris Çetinel’in yönettiği ”Suskunlar Kapısı (Bab-ı Hamuşan)” ile ”Güzel ve Çirkin” adlı oyunları sahneleyecek. Dekoru Hakan Dündar, kostümleri…

Konya Devlet Tiyatrosu (KDT), Cem Günen’in yazdığı, Tomris Çetinel’in yönettiği ”Suskunlar Kapısı (Bab-ı Hamuşan)” ile ”Güzel ve Çirkin” adlı oyunları sahneleyecek.
Dekoru Hakan Dündar, kostümleri Özge Akarsu ve ışık düzeni Kazım Öztürk’e ait ”Suskunlar Kapısı”nda, Doğan Doğru, Asım Tuncay Aynur, Bengisu Gürbüzer Doğru, Nur Yazar, Nevra Sayar, Ozan Umut Çobanoğlu, Yıldırım Gücük, Yaşar Özboz, Ahmet Çökmez, Mustafa Uzman ve Hasan Tanılmış rol alıyor.
Şems-i Tebrizi’nin hayatıyla Mevlana’nın hoşgörüsünün anlatıldığı oyun, bugün ve yarın saat 19.30’da, 18 Şubat Cumartesi 14.00’da ve 19.30’da KDT Sahnesi’nde izleyicinin beğenisine sunulacak.
”Güzel ve Çirkin” adlı oyun da izleyiciyle buluşacak. Dekoru Aytuğ Dereli, kostümleri Ceren Karahan ve ışık düzeni Hakan Özdemir’e ait oyunda, Nur Yazar, Tuncay Aynur, Ozan Çobanoğlu, Ebru Gülerarslan, Ahmet Çökmez, Ferdi Dalkılıç, Özlem Özkan, Nevra Sayar, Gonca Kunduzcu, Selin Genç, Çağatay Eker, Canan Kalkır ve Duygu Biçer rol alıyor. Oyun, 19 Şubat’ta saat 14.00’da sahnelenecek.
Tamay Sayar-Şekip Taşpınar’ın yazdığı çocuk oyunu ”Dört Köşe Palyaço” ise 21 ve 22 Şubat’ta saat 10.30 ile 14.00’da sanatseverlerle buluşacak.

 Başkentte kültür sanat

(ANKARA)

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasına (CSO), 23-24 Şubat’taki konserlerinde keman sanatçısı Mario Hossen eşlik edecek.

Şefliğini Dorian Wilson’un yapacağı konserde, Niccolo Paganini’nin ”Keman Konçertosu No.1” ile Jean Sibelius’un ”1. Senfoni Op.39” eserleri yorumlanacak.
Bilkent Senfoni Orkestrası (BSO), 18 Şubat’ta viyolonsel sanatçısı Hayreddin Hoca ile seyirciyi selamlayacak. Ion Marin’in yöneteceği orkestra, Richard Schumann’ın ”Viyolonsel Konçertosu, La minör Op. 129” ile Felix Mendelssohn’un ”Senfoni No.4 ‘İtalyan’, La majör Op. 90” adlı eserleri yorumlanacak.
Ankara Devlet Tiyatrosu bu hafta 13 oyun, Ankara Devlet Opera ve Balesi 5 eserle izleyiciyi selamlayacak.
Başkentte hafta boyunca gerçekleştirilecek kültür sanat etkinliklerinden bazıları şöyle:

-Tiyatro- 

Büyük Tiyatro: Türk Hava Kuvvetlerinin kuruluşunun 100. yıl dönümü kapsamında sahnelenen ”Bir Tayyare Serüveni”, yarın ve 19 Şubat’ta izleyici karşısına çıkacak. Firdevs Aylin Tez’in yazdığı, Mehmet Ege’nin yönettiği eserin dekor tasarımı Sertel Çetiner’e, kostümleri Sevgi Türkay’a, ışık düzeni ise Yakup Çartık’a ait. Türk insanının havacılık konusunda yapılan icat ve atılımlarda ne kadar öngörülü ve cesur olduğunun anlatıldığı yapıtta, Nermin Uğur, Levent Çelmen, Hülya Dizmen, İsmet Numanoğlu, Bülent Türkmen, Teoman Gülen ve Fuat Çiyiltepe başlıca rolleri paylaşıyor.
”Genç Osman”, 21 Şubat’ta sahne alacak. Turan Oflazoğlu’nun kaleme aldığı yapıtın yönetmeni Şakir Gürzumar. Dekor tasarımını Sertel Çetiner’in, giysi tasarımını Gülümser Erigür’ün yaptığı eserin ışık düzeni Şükrü Kırımoğlu’nun, müzikleri Can Atila’nın imzasını taşıyor. Eserde Akın Erozan, Tolga Tuncer, İlhan Kantarcı, Kutay Sungar, Ahmet Erkut, Nusret Şenay, Cahit Çağıran, Kayhan Sarıgöllü, Uğur Kaya, Mine Medya Haktanır, İhsan Sanıvar, Neşe Baykent ve Füsun Akay başlıca rollerde.

Cüneyt Gökçer Sahnesi: Türk tiyatrosunun klasiklerinden ”Fosforlu Cevriye”, 21 ve 22 Şubat’ta izlenebilir. Gülriz Sururi’nin oyunlaştırdığı ve yönettiği eserin dekor tasarımını Hakan Dündar, kostümlerini Fatma Görgü yaptı. Işık düzeninin Yakup Çartık’ın gerçekleştirdiği eserin besteleri Atilla Özdemiroğlu’na ait. Fosforlu Cevriye’yi Feray Darıcı’nın canlandırdığı eserde, İsmet Numanoğlu, Ali Hakan Beşen, Engin Özsayın, İclal Karaduman, Kader İlhan, Nermin Uğur, Dara Tan, Buket Türkyılmaz, Ömer Comba, Volkan İsmail Duru ve Zeynep Aytek Metin başlıca rollerde. Ünlü müzikal, eski kantocu, yeni randevucu Sümbül Dudu’nun evinde geçenleri neşeli bir dille anlatıyor.

Şinasi Sahnesi: ”Soğuk Bir Berlin Gecesi” oyunu, 21 ve 22 Şubat’ta seyirciyle buluşacak. Barış Eren’in yazıp yönettiği yapıtın dekor tasarımı Sinan Yardımedici’ye, kostümleri Günnur Orhon’a, ışık düzeni Zeynel Işık’a ait. Olcay Kavuzlu, Fulya Koçak, Ferahnur Barut, Eray Eserol, Adnan Erbaş ve Mahmut Işık’ın rol aldığı yapıt, Avrupa’nın ortasında uygar bir kentte yabancı durumuna düşürülen, dışlanan ve ötekileştirilen Tarık’ın dramını işliyor.
”Sunay Akın Anlatıyor”, 20 Şubat Pazartesi günü izlenebilir.

Küçük Tiyatro: Komedi türünün usta kalemi Fransız yazar Moliere’in ”George Dandin” oyunu, hafta süresince izlenebilecek. Çevirisini Sema Kuray’ın yaptığı eser, konuk yönetmen Philip Boulay tarafından sahneye konulacak. Dekor ve kostüm tasarımını Jean-Guy Lecat’ın hazırladığı yapıtın ışık düzeni Ahmet Karademir’e ait. Yaşlı ve zengin bir köylü olan George Dandin ile aile baskısı sonucu evlenen genç ve soylu Angelique arasında baş gösteren aşk ve kıskançlık çatışmasının konu edildiği komedide, Bülent Çiftçi, Zeynep Yasa, Serpil Gül, Cebrail Esen, Meliha Savaş, Gürkan Görbil ile Hüseyin Baylan rol alıyor.

Akün Sahnesi: ”Yastık Adam”, bugün, yarın ve 18 Şubat’ta temsil verecek. Martin McDonagh’ın eserini İlham Yazar yönetti. Tolga Tekin, Mesut Turan, Murat Çıdamlı ve Buğra Koçtepe’nin rol aldığı yapıt,kurgu ile gerçeğin birbirine karıştığı bir polisiye gerilim.
”Barış” adlı yapıt, 21 ve 22 Şubat’ta seyirciyle buluşacak.

Altındağ Tiyatrosu: ”Sinek Kadar Kocam Olsun Başımda Bulunsun” adlı yapıt, hafta süresince izlenebilecek. Hatice Meryem’in yazdığı, Funda Mete’nin oyunlaştırıp yönettiği eserin dekoru Ceren Karahan’a, kostümleri Günnur Orhon’a, ışık düzeni Zeynel Işık’a ait. Berrin Öney, Elvan Eker, Gülçin Yaşaroğlu ve Özlem Gündoğdu’nun rol aldığı oyun, çeşitli sosyal sınıflardan kadınların evliliklerinde ezilişlerinin öyküsü.

İrfan Şahinbaş Sahnesi: Arthur Miller’in yazdığı, Yıldırım Türker’in dilimize çevirdiği, Ayşe Emel Mesci’nin yönettiği ”Orkestra” adlı yapıt, hafta süresince seyircinin karşısına çıkacak. Dekoru Murat Gülmez’e, kostümü Hale Eren’e, ışığı Önder Arık’a ait eserde, Zeynep Hürol, Funda Gökgücü, Özlem Gür, Miraç Eronat, Aysın Işımer, Şeyda Akova Balcıoğlu, Mehmet Gökçer, Okay İrkören başlıca rolleri paylaşıyor.

Stüdyo Sahne: Nikolay Vasiliyeviç Gogol’un ”Bir Delinin Hatıra Defteri”, yarın, 19 ve 21 Şubat’ta sahnelenecek. Sylvie Luneau ile Roger Coggio’nun uyarladığı, Coşkun Tunçtan’ın Türkçeleştirdiği yapıtın proje tasarımı ve yönetmenliğini Cem Emüler üstleniyor. Eserde, 1960’lı yıllarda Türk tiyatrosunun büyük ustası Genco Erkal’ın iki farklı yorumla canlandırdığı Aksenti İvanoviç Poprişçin’i, Erdal Beşikçioğlu canlandırıyor. Eserin dekor ve giysi tasarımı Sertel Çetiner’in, ışık düzeni Seyhun Ayaş ile Zeynel Işık’ın, müzik, ses ve efekt tasarımı da Tayfun Gültutan’ın imzasını taşıyor.

Oda Tiyatrosu: ”Kontrabas” adlı oyun, bugün, yarın ve 18 Şubat’ta izlenebilir.
”Dönülmez Akşamın Ufkundayız” 21 ve 22 Şubat’ta sahnelenecek.

-Opera-bale- 

Opera Sahnesi: ”Yusuf ile Züleyha” operası, 18 Şubat Cumartesi günü seyiriyle buluşacak.
”Macbeth” Operası, sezonun son temsili ile 22 Şubat’ta sahnelenecek.
”Gecenin Rengi” adlı modern dans gösterisi, 20 Şubat’ta izlenebilir.

Operet Sahnesi: Oda Müziği Konseri, 19 Şubat’ta izlenebilir.
”Seslerle Anadolu” adlı müzikli oyun 21 Şubat’ta temsil verecek.

Leyla Gencer Sahnesi: ”Sihirli Dünya” adlı müzikli çocuk oyunu, 19 Şubat’ta minik seyircinin karşısına çıkacak.

-Konser- 

CSO: Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasına (CSO), 23-24 Şubat’taki konserlerinde keman sanatçısı Mario Hossen eşlik edecek. Şefliğini Dorian Wilson’un yapacağı konserde Niccolo Paganini’nin ”Keman Konçertosu No.1” ile Jean Sibelius’un ”1. Senfoni Op.39” eserleri yorumlanacak.

BSO: Bilkent Senfoni Orkestrası (BSO), 18 Şubat’ta viyolonsel sanatçısı Hayreddin Hoca ile seyirciyi selamlayacak. Ion Marin’in yöneteceği orkestra, Richard Schumann’ın ”Viyolonsel Konçertosu, La minör Op. 129” ile Felix Mendelssohn’un ”Senfoni No.4 ‘İtalyan’, La majör Op. 90” adlı eserleri yorumlanacak.

-Sinemalardan- 

Yönetmenliğini Faruk Aksoy’un yaptığı ”Fetih 1453”, bugün seyirciyle buluşacak.
Yapımcılığını Faruk Aksoy, Servet Aksoy ve Ayşe Germen’in üstlendiği film, Fatih Sultan Mehmet’in çocukluğundan fetihlerine kadar süreci anlatıyor. Yapımı 3 yıl süren filmde, Fatih Sultan Mehmet’i Devrim Evin, Ulubatlı Hasan’ı İbrahim Çelikkol, Era’yı Dilek Serbest, Konstantin’i Recep Aktuğ canlandırıyor. Toplam 15 bin yardımcı oyuncunun kullanıldığı filmin müzikleri Benjamin Wallfisch’in imzasını taşıyor. 17 milyon dolarlık bütçeli film, Türkiye’nin yanı sıra Almanya, Hollanda, Belçika, Avusturya, Fransa, İngiltere, İsviçre, KKTC, Orta Doğu ülkeleri, Endonezya, Malezya, Rusya, Arnavutluk, Sırbistan, Bosna-Hersek, Makedonya, Kosova, Romanya, Yunanistan, Güney Kore, Tayland, Japonya ve Amerika’da gösterime girecek. Film, İstanbul’un fethedildiği 1453 tarihine gönderme yaparak saat 14.53’te izleyiciyle buluşacak.
Nicolas Cage’in rol aldığı ”Hayalet Sürücü 2: İntikam Ateşi” yarın gösterime girecek. Cage’in yeniden kamera karşısına geçtiği filmin yönetmenleri Mark Neveldine ve Brian Taylor. Cage’e Violante Placido, Johnny Whitworth ve ”İskoçyalı” filminin ünlü yıldızı Christophe Lambert’in ”Methodius” rolünde eşlik ettiği film, Blaze’in Doğu Avrupa’da, kendisini insan formuna sokmaya çalışan şeytan ile mücadele etmesini konu alıyor. Filmin çekimleri Kapadokya ve Pamukkale’nin yanı sıra Romanya’nın Transilvanya bölgesi, Sibiu, Bükreş ve Gorj kentlerinde gerçekleştirildi.
Kuklaların beyazperde macerası ”Muppets”, haftanın üçüncü yeni yapımı olacak. James Bobin’in yönettiği film, Jason Segel, Amy Adams, Chris Cooper, Rashida Jones ve Alan Arkin rol alıyor. Film, üç kukla delisi arkadaş Walter, Gary ve Mary’nin tatil için Los Angeles’a gitmesini, ancak burada tesadüfen petrol zengini Tex Richman’ın yeni keşfettiği petrol kaynağına ulaşmak için Kukla Tiyatrosunu yıkacağını öğrenince burayı kurtarmak için verdikleri mücadeleyi konu alıyor.

Metropol: ”Fetih 1453”, ”Hayalet Sürücü 2: İntikam Ateşi”, ”Duyguların Rengi”, ”Berlin Kaplanı”, ”Düşmanı Korurken”, ”Sümela’nın Şifresi Temel”.

Optimum: ”Hayalet Sürücü 2: İntikam Ateşi”, ”Karanlıklar Ülkesi: Uyanış”, ”Yıldız Savaşları: Bölüm 1-Gizli Tehlike”, ”Fetih 1453”, ”Mupets”, ”Sümela’nın Şifresi Temel”, ”Berlin Kaplanı”.

Kızılay Büyülü Fener: ”Fetih 1453”, ”Berlin Kaplanı”, ”Düşmanı Korurken”, ”Hayalet Sürücü 2: İntikam Ateşi”, ”Köstebek”, ”Utanç”, ”Sürücü”, ”Jack ve Jill”.

Bahçelievler Büyülü Fener: ”Savaş Atı”, ”Berlin Kaplanı”, ”Artist”, ”Utanç”, ”Köstebek”.

Kaynak : http://haber.turk.net

 İstanbul’da Kültür Sanat

Cemal Reşit Rey (CRR) Türk Müziği Topluluğu, Hoca Ahmed Yesevi’den Hacı Bektaş Veli’ye, Ümmi Sinan’dan Niyazi Mısri’ye, Somuncu Baba’dan Eşrefoğlu Rumi’ye kadar geniş bir coğrafyada hüküm süren tasavvuf musikisini, yarın seslendirecek.
İslam tasavvufunun Anadolu’da gösterdiği gelişme, tasavvuf edebiyatı ve musikisine dair çok kıymetli eserlerin ortaya çıkmasıyla da kendini hissettirmiştir.
Hoca Ahmed Yesevi’den günümüze kadar, pek çok Hak aşığı ve muhabbet ehli, bu topraklarda yaşayanları yoğurup şekillendirmeye çalışmış ve arkalarında bıraktıkları eserlerle yüzyıllara ışık tutmuştur.
Avusturyalı caz trompetçisi ve şarkıcısı Michaela Rabitsch, gitarist Robert Pawlik ile birlikte çıkardığı 3. albümü ”Moods” ile yarın İstanbul Jazz Center’da sahne alacak.
Halk müziğinin bilindik usullerine yeni bir yorum getiren Baba Zula, yarın Babylon sahnesinde hayranlarıyla buluşacak.
Türk rock müziğinin önde gelen kadın vokallerinden Aylin Aslım, yarın Beyoğlu Hayal Kahvesi’nde başta ”Canını Seven Kaçsın” adlı son albümü olmak üzere sevilen şarkılarını söyleyecek.
Türk rock müziğinde uzun yıllar varlığı hissedilecek bir yer edinen ”Yüksek Sadakat”, 18 Şubat’ta İstanbul Live’da hayranlarıyla buluşacak.
”Büyük İnsan” isimli şarkısının sosyal paylaşım sitelerinde 5 milyonu aşkın kişi tarafından dinlenmesiyle parlayan Gökhan Türkmen, 18 Şubat’ta Jolly Joker’da konser verecek.
Atlanta ve Pittsburgh Senfoni Orkestraları, Cleveland Orkestrası, St Martin Akademisi, Viyana Radyosu Senfoni, Zürih Oda Orkestrası, Komischer Oper Berlin ve Çek Ulusal Senfoni Orkestrası gibi pek çok orkestra ile birlikte çalışmalar yapan Grammy ödüllü sanatçı Gabriela Montero, 20 Şubat’ta CRR Konser Salonu’nda sahne alacak.
Amerikalı besteci ve söz yazarı St. Vincent, Indie-rock ile kabare caz tarzında gerçekleştirdiği müziğini 21 Şubat’ta Salon İKSV’de sahneleyecek.

 -Sahne sanatları 

Moskova Balesi (Moscow Ballet RFB) yarın ve 18 ile 19 Şubat’ta Türker İnanoğlu Maslak (TİM) Show Center’da, klasik balenin en muhteşem eserlerinden ”Uyuyan Güzel” ve ”Kuğu Gölü”nü sahneleyecek.
Francis Veber’in yazıp Çetin Akcan’ın yönettiği ”Münasebetsiz”, yarın Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde izleyici karşısına çıkacak. Oyunda, Zafer Algöz, Seda Akman, Melih Ekener, Hidayet Erdinç, Kerem Fırtına ve genç oyuncu Ekran Pekbay rol alıyor.
Tiyatronun duayen isimlerinden Genco Erkal’ın Bertolt Brecht’in şiir, şarkı ve öykülerinden uyarladığı müzikli kabare oyunu ”Ben Bertolt Brecht”, yarın Muammer Karaca Tiyatrosu’nda izleyici karşısına çıkacak.
”Troya”nın hikayesi, Mustafa Erdoğan’ın yönetimindeki Anadolu Ateşi Dans Topluluğu’nun yarın Ülker Sports Arena’daki performansıyla anlatılacak