Nar Sanat
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
    • Müzik Eğitimleri
      • Gitar Eğitimi
      • Piyano Eğitimi
      • Keman Eğitimi
      • Bateri Eğitimi
      • Şan Eğitimi
      • Bağlama Eğitimi
      • Akordeon Eğitimi
      • Flüt Eğitimi
      • Kanun Eğitimi
      • Saksafon Eğitimi
      • Org Eğitimi
      • Ud Eğitimi
      • Solfej Eğitimi
      • Klarnet Eğitimi
      • Viyolonsel (Çello) Eğitimi
    • Görsel Sanatlar
      • Resim Kursları
      • Kara Kalem
      • Karikatür
      • Fotoğraf
    • Sahne Sanatları
      • Tiyatro
      • Diksiyon
      • Senaryo ve Kısa Film
      • Yaratıcı Drama
      • Yaratıcı Drama Liderliği
      • Yetişkinler için Drama
    • Dans Kursları
      • Bale
      • Halk Dansları (Folklor) Kursu
      • Modern Dans
      • Hip Hop
        • Çocuk HipHop Dans
        • Yetişkin HipHop Dans
      • Oryantal dans kursu
        • Zumba
      • Düğün Dansı
      • Latin Dansları
        • Tango
        • Salsa
        • Swing – Lindy Hop
        • Vals
        • Bachata
        • Samba
        • Lambada
        • Rumba
        • Cha Cha
        • Flamenko
        • Merenge
    • Koro
      • Türk Halk Müziği
      • Türk Sanat Müziği
  • Kurumsal
    • About Us
    • Basında Biz
    • Haberler
    • Akademik Yazılar
  • İletişim
  • Menu Menu
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail

Şunun için etiket arşivi: çocukla

Sanat Haberleri

Türkiye’de 23 – 27 Şubat Arası Gerçekleşecek Sanat Etkinlikleri

sanatSERGİ

İSTANBUL

– Ömer Kaleşi sergisi 24 Şubat’a kadar Tem Sanat Galerisi’nde görülebilir. (212) 2470899

– Suna Atalı Er’in “Düşler” adlı resim sergisi Venüs Sanat Galerisi’nde 25 Şubat’a kadar görülebilir. (0216) 565 3572

– “Özel Koleksiyon Sergisi” 25 Şubat’a kadar Sanat Yorum’da görülebilir. (212) 542 43 05

– Mehmet Arslan’ın “Memleket Hali” adlı karikatür sergisi 26 Şubat’a kadar Levent Kültür Merkezi’nde görülebilir. (0212) 325 7371

– “Çanakkale Destanının İlk Halkası – Troyalı Hektor” sergisi Rahmi M. Koç Müzesi Sergi Salonu’nda 27 Şubat’a kadar görülebilir. (0212) 369 6600

– “Soğuk. Ilık. Sıcak” adlı karma sergi 27 Şubat’a kadar ARTNEXT İstanbul’da görülebilir.(0212) 999 3990

– Özgür Yener’in “Dizin” adlı sergisi Düş Yolcusu Sanat Durağı Çiftehavuzlar’da 27 Şubat’a kadar görülebilir. (0212) 3869903

– Alp Çoksoyluer, Alper Derinboğaz, Ayşe Gül Süter, Buşra Tunç, Candaş Şişman, Deniz Kader, Erdal İnci, Korhan Erel, Osman Koç, Ozan Türkkan ve Refik Anadol’un eserlerinin yer aldığı “Dalgalar” adlı sergi Block Art Space’de 28 Şubat’a kadar görülebilir. (212) 292 83 82

– Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ve Belçikalı grup Het LABO işbirliğinde gerçekleştirilen “CuriosiTIES: Kravata Meraklı Bakış” başlıklı sergi Marmara Üniversitesi Sultanahmet yerleşkesindeki Cumhuriyet Müzesi’nde 28 Şubat’a kadar görülebilir. (212) 518 16 00

– Murat Palta’nın Türkiye’deki ilk kişisel sergisi “Tasvir-i Beyaz Perde” x-ist’te 28 Şubat’a kadar izlenebilir. (212) 291 77 84

– Balkan Naci İslimyeli’nin son yapıtlarından oluşan “Bir Şey Söyle” adlı sergisi 28 Şubat’a kadar Eğitim, Kültür ve Araştırma Vakfı’nda (EKAV) görülebilir. (0212) 252 8131

– “Sins / Günahlar” sergisi 28 Şubat’a kadar G-art Beyoğlu’nda görülebilir. (212) 2436622

– Melih Akbıyık’ın “Ertelenmiş Resimler” adlı sergisi Galatea Art Galeri’de 28 Şubat’a kadar görülebilir. (0212) 245 3320

– “Bazı Yüzler Unutulmaz” adlı küratöryal sergi 28 Şubat’a kadar Nişantaşı-Galeri Eksen’de görülebilir. (0212) 219 0850

– “Olasılıklar ve Tercihler” adlı karma video seçkisi 1 Mart’a kadar Mixer Açık Depo’da görülebilir. (0212) 243 54 43

– 15 sanatçının işlerinin yer alacağı “El Sanatları Karma Sergisi” Üsküdar Belediyesi Altunizade Kültür Merkezi’nde 1 Mart’a kadar görülebilir.

– Hamparsum Demircioğlu’nun “Yanılsamalar” adlı sergisi 2 Mart’a kadar Pera Sanat Galerisi’nde görülebilir. (0212) 2523082

– Sevtap Yılmaz’ın “Geçmişten Geleceğe” adlı sergisi 5 Mart’a kadar Galeri Artist Çukurcuma’da görülebilir. (212) 251 91 63

– Konstantin Sterkhov ve Tansu Özmen ikilisinin eserlerinden oluşan, Suluboya Resim Sergisi 5 Mart’a kadar ARTEV Sanat Galerisi’nde görülebilir. (0216) 449 4675

– Nesrin Esirtgen Collection tarafından genç sanatçılara görünürlülük sağlamayı amaçlayan “Open Call – Open Door” sergisi 6 Mart’a kadar görülebilir. (0212) 243 7853

– Yüksel Tamtekin’in resim sergisi Bakraç Sanat Galerisi’nde 6 Mart’a kadar görülebilir. (0216) 410 91 97

– Yusuf Taktak’ın “Yukarıdan Aşağıya Soldan Sağa 19152015” adlı sergisi Maçka Sanat Galerisi’nde 7 Mart’a kadar görülebilir. (0212) 240 8023

– Işıl Gönen’ in “Herkes Kendi Kendinde” adlı solo sergisi Derinlikler Sanat Merkezi’nde 7 Mart’a kadar izlenebilir.

– Aylin Beyoğlu’nun “Kılavuzun Günlüğü” adlı resim sergisi 7 Mart’a kadar Artisan’da görülebilir. (0212) 2479081

– “Joan Miró: Kadınlar, Kuşlar, Yıldızlar” sergisi 8 Mart’a kadar Sakıp Sabancı Müzesi’nde izlenebilir. (0212) 277 2200

– Tan Oral’ın “Eğlencelik Çizgiler” adlı karikatür sergisi Schneidertempel Sanat Merkezi’nde 8 Mart’a kadar görülebilir. (0212) 249 01 50

– Alp Bartu ve Mustafa Ayaz’ın sergileri Doku Sanat Galerileri İstanbul’da yarından itibaren 9 Mart’a kadar görülebilir. (0212) 2462496

– Orhan Taylan’ın resim sergisi 10 Mart’a kadar Kızıltoprak Sanat Galeri’nde 10 Mart’a kadar görülebilir. (0216) 418 3806

– Zeynep Deniz Özmen’in “Özgürce” adlı resim sergisi Venüs Sanat Galerisi’nde 28 Şubat-11 Mart tarihleri arasında görülebilir.

– “Küçük Yüzler, Büyük Bedenler” adlı karma sergi 13 Mart’a kadar Elgiz Müzesi’nde izlenebilir. (0212) 290 2525

– “Mimarlık tarihçisi, restoratör, koleksiyoner Ekrem Hakkı Ayverdi” sergisi İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nde 14 Mart’a kadar görülebilir. (0212) 334 0900

– 40 fotoğrafçının 1600 portre fotoğrafından oluşan “Yüz Kumbarası” adlı fotoğraf sergisi 19 Mart’a kadar Fransız Kültür Merkezi’nde görülebilir. (0212) 393 8111

– “Sevgili Kedilerimiz” adlı karma sergi Ürün Sanat Galerisi’nde 19 Mart’a kadar izlenebilir. (0216) 363 1280

– Gürcü heykeltıraş Amiran Tevzadze’nin heykel sergisi Galeri Selvin 2’de 20 Mart’a kadar görülebilir. (212) 263 74 82

– Mustafa Pancar’ın “Yol Kenarı” adlı sergisi yarından itibaren Milli Reasürans Sanat Galerisi’nde 21 Mart’a kadar görülebilir. (0212) 230 1976

– Maide Bulak’ın “Kent ve Sessizlik” adlı sergisi Galeri ARK’ta 22 Mart’a kadar görülebilir. (216) 3694900

– Sadi Diren’in retrospektif sergisi D’Art Sanat Galerisi’nde 22 Mart’a kadar görülebilir.

– “Nevruz” adlı karma sergi Galeri Apel’de 28 Mart’a kadar görülebilir. (212) 2927236

– Nermin Er sergisi Galeri Nev’de 27 Şubat’tan itibaren 28 Mart’a kadar görülebilir. (212) 2521525

– Mehwish Iqbal’ın “Subliminal Manzaralar” adlı sergisi 28 Mart’a kadar Kare Art Galeri’de görülebilir. (0212) 2197719

– Bedri Baykam, Erden Cantürk, Philippe Deutsch, Koray Erkaya, Damien Guillaume, Tetsuro Higashi, Uwe Ommer, Arto Pazat ve Hugh Holland’ın eserlerinin yer aldığı “Çırılçıplak” adlı grup sergisi 26 Şubat-29 Mart tarihleri arasında Piramid Sanat’ta görülebilir. (212) 2973121

– Nikolaj Bendix Skyum Larsen’in “End of Dreams” (Düşlerin Sonu) adlı sergisi SALT Galata’da 29 Mart’a kadar görülebilir. (212) 334 22 45

– Ali Kazma’nın “Zamancı” adlı sergisi Galeri ARTER’de 5 Nisan’a kadar görülebilir. (0212) 2433767

– Burhan Doğançay’ın “Picture The World” sergisi 7 Haziran’a kadar Doğançay Müzesi’nde görülebilir. (0212) 244 7770

– “Ressam ve Resim: Mehmet Güleryüz” adlı retrospektif sergi İstanbul Modern’de 28 Haziran’a kadar Süreli Sergiler Salonu’nda görülebilir. (0212) 334 7300

ANKARA

– Necati Seydi Ferdioğlu – resim – 25 Şubat’a dek – Stillife Art’ta. (0 312 441 01 45)

– Oya Kınıklı – resim – 25 Şubat’a dek – Medya Sanat Galerisi’nde. (0 312 428 39 55)

– 6+1 İhtimal – resim – 26 Şubat’a dek – Platform A by Armoni Art Gallery’de. (0 312 440 43 24)

– Aykut Tanrıseven – resim – 27 Şubat’a dek – İsmail Altınok Sanat Merkezi’nde. (0 312 433 30 34)

– Mehmet Kapçak – resim – 28 Şubat’a dek – Krişna Sanat Galerisi’nde. (0 312 418 02 53)

– Mehmet Emin Erdoğdu – resim – 28 Şubat’a dek – Nurol Sanat Galerisi’nde. (0 312 468 86 70)

– Ekrem Kutlu – resim – 28 Şubat’a dek – Galeri Akdeniz’de. (0 312 441 29 99)

– Ayşe Mutlu – resim – 10 Mart’a dek – Galeri N’de. (0 312 436 36 64)

– Geçişler – resim – 13 Mart’a dek – Atlas Sanat Galerisi’nde. (0 312 468 59 04)

– Anahita Şems – resim – 14 Mart’a dek – GaleriM Sanat Galerisi’nde. (0 312 235 50 06)

– Antonio Cosentino – resim – 14 Mart’a dek – Nurol Sanat Galerisi’nde. (0 312 468 86 70)

– Aslı Kutluay – resim – 19 Mart’a dek – Taurus Sanat Merkezi’nde. (0 533 443 54 54)

ADANA

– Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı kuruluşlarından DYO’nun 60. yılı dolayısıyla düzenlediği resim yarışmasında derece alan ve sergilenmeye değer bulunan resimlerin yer aldığı, ‘36. Resim Ödülleri ve Sergisi’ etkinliği 75. Yıl Sanat Galerisi’nde sürüyor. Sergi 28 Şubat tarihine dek sanatseverlerin izlenimine açık olacak. (0322 4578013)

– Ayber Altunkaya’nın, ‘Su Yüzü Ebru Sergisi’ AÇS Sanat Galerisi’nde sürüyor. Sanatseverler, Altunkaya’nın doğanın hemen tüm renklerini kullandığı çalışmalarının yer aldığı sergiyi 27 Şubat tarihine dek izleyebilecek. (0322 4534445)

MERSİN

– Çiğdem Bucak Telli’nin yağlıboya çalışmalarının yer aldığı resim sergisi Altamira Sanat Galerisi’nde sürüyor. Sergi 06 Mart tarihine dek sanatseverlerin izlenimine açık tutulacak. (0324 2330312)

GAZİANTEP

– Hüseyin Yıldırım’ın kişisel resim sergisi Sanko Sanat Galerisi’nde sürüyor. Yıldırım’ın leke usulüyle, renk ağırlıklı çalışmalar ve doğal soyutlamalarla renklerin büyüsünü tuvaline yansıttığı eserlerinden oluşan sergiyi, sanatseverler 06 Mart tarihine dek her gün 10.00-22.00 saatleri arasında gezebilecek. (0342 3666066)

İZMİR

– Zerrin Ulusoy Atak’ın heykelleri ile Ebru Yücesoy Bayar’ın resimleri İzmir Türk Amerikan Derneği’nde.

– Merey Şenocak’ın “İçi Dışı Altüst // Insıde Outsıde Turned Upsıde Down” adını verdiği ve kürasyonunu Cansu Çakar’ın üstlendiği sergisi 3 Mart’a kadar K2 Galeri’de.

– Arkas Sanat Merkezi’nde, “Osmanlı Halı Sanatı” adı altında düzenlenen ve 56 halının yer aldığı sergi, 14 Haziran’a kadar açık kalacak.

– Folkart Galeri, aralarında Pablo Picasso ve Salvador Dali gibi ünlü ressamların eserlerinin de yer aldığı sergiyle kapılarını açtı. Sergide, Pablo Picasso, Auguste Rodin, Salvador Dali, Eugène Delacroix, Le Corbusier, Man Ray, Joseph Beuys, Georg Baselitz gibi dünya sanatına yön veren sanatçıların, eserleri yer alıyor. Ayrıca Abidin Dino, Bedri Rahmi Eyüboğlu ve İbrahim Balaban başta olmak üzere birçok ünlü Türk sanatçının eserleri de, 15 Mart’a kadar görülebilecek.

MÜZİK

İSTANBUL

– Ülker Sports Arena’da “Moon Landing” turnesi kapsamında James Blunt konseri 27 Şubat’ta saat 19.00’da. (0216 687 2100)

– Nardis Jazz Club’te bugün 21.30’da Bora Çeliker 4tet; salı 21.30’da Saygun Arpeli konseri; çarşamba saat 21.30’da Sanat Deliorman konseri; perşembe 21.30’da Dave Allen Trio; cuma 22.30’da Cansu Tanrıkulu Band; cumartesi 22.30’da Ece Göksu 4tet konserleri var. (0212 232 98 30)

– Akbank Sanat’ta perşembe saat 20.00’de Eivind Aarset Trio; cumartesi 16.00’da Genç Yetenekler konseri var: Şule Berna Kondaş (viyolonsel), Selin Nardemir (viyolonsel), İlayda Aydın (viyolonsel), Yasin Kula (viyolonsel), Aslı Ayben Özdemir (keman), Yemen Dursun (viyolonsel) ve korrepetitör Zümrüt Alieva. (0212 252 35 00-01)

– Süreyya Operası’nda bugün saat 20.00’de “2005’ten 2015’e Borusan Quartet” konseri, cuma saat 20.00’de Alman Bestecileri Konseri var. (0216 346 15 31)

– İş Sanat’ta cuma saat 20.00’de Ravi Coltrane Quartet konseri var. (0212 316 10 83)

– Millî Reasürans Konser Salonu’nda Parlayan Yıldızlar Poyraz Baltacıgil (çello) konseri var. (0212 230 1976)

– Moda Sahnesi’nde salı saat 20.30’da İncesaz Türküleri “Elif” konseri, cuma saat 21.30’da Can Güngör albüm tanıtım konseri var. (0216 330 58 01)

– Bostancı Gösteri Merkezi’nde cumartesi saat 21.00’de Nil Karaibrahimgil konseri. (0216 362 1161)

– Salon İKSV’de cuma cumartesi saat 21.30’da Garanti Caz Yeşili kapsamında Moddi konseri var. (0212 334 0752)

– Notre Dame de Sion Fransız Lisesi’nde cumartesi saat 19.30’da Orçun Orçunsel (piano) konseri. (212 219 16 97)

– Neve Şalom Sinagogu’nda perşembe saat 20.00’de Barok kemanın öncüsü Sigiswald Kuijken konseri var. (0212 244 1576)

– St. Antuan Kilisesi’nda cuma saat 27 Şubat 19.30’da Gevende konseri var. (0212 244 0935)

– Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde cumartesi saat 21.00’de Bülent Ortaçgil, Erkan Oğur, İsmail Hakkı Demircioğlu konseri var. (0216 336 29 07)

– Jolly Joker İstanbul’da bugün saat 21.00’de Halil Sezai; yarın saat 21.00’de 21.00’de Hakan Altun – Hüsnü Şenlendirici, çarşamba saat 21.00’de Emre Kaya, perşembe saat 21.00’de Simge, cuma saat 22.00’de Yeni Türkü, cumartesi saat 22.00’de Model konseri var. (0212 249 0749)

– Beyoğlu Hayal Kahvesi’nde bugün saat 22.30’da Murat Hasan – Cem Özkan Project, yarın saat 22.30’da No Land; çarşamba saat 22.30’da Gece ve ardından Özge Fışkın, perşembe saat 22.30’da Bulutsuzluk Özlemi, cuma saat 22.30’da Pinhani ardından Koray Candemir, cumartesi saat 22.00’de Elif Çağlar – Bilal Karaman konseri.

– garajistanbul’da salı saat 20.00’de Eluveitie, perşembe saat 22.00’de Vassiliki Papageorgiou, cuma saat 21.00’de Kurban, pazar saat 18.00’de Hayko Cepkin konseri var. (0212 244 4499)

– Babylon’da çarşamba saat 20.30’da Mirkelam, perşembe saat 20.30’da Cingi Performans Queen, cuma saat 22.00’de Aeroplane, cumartesi saat 22.00’de Oldies But Goldies konseri var. (0212 292 73 68)

ANKARA

– CSO Konser Salonu’nda, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın şef Adrian Prabava yönetiminde vereceği, Raphael Wallfish’in (viyolonsel) solist olarak yer alacağı konser 26, 27 Şubat’ta saat 20.00’de, şef Antonio Pirolli yönetiminde vereceği, Gülsin Onay’ın (piyano) solist olarak yer alacağı konser 5, 6 Mart’ta saat 20.00’de. (0 312 310 72 90)

– BSO Konser Salonu’nda, Bilkent Senfoni Orkestrası’nın şef Santtu-Matias Rouvali yönetiminde vereceği, Michel Arrignon (klarnet) ve HÜADK Muzaffer Arkan Kadınlar Korosu’nun solist olarak yer alacağı “İhsan Doğramacı Anısına” başlıklı konser 25 Şubat’ta saat 20.00’de, şef Patrycja Pieczara yönetiminde vereceği, Marta Klimasara (marimba) ve Tolga Salman’ın (bandoneon) solist olarak yer alacağı, Murat Gürmen, Yasemin Oğuz, Macit Şirin ve Deniz Kusun’un danslarıyla eşlik edeceği “Dünya Kadınlar Günü Konseri”, 7 Mart’ta saat 20.00’de. (0 312 290 17 75)

İZMİR

– String Inspirations Quintet’vereceği konser bugün saat 20.00’de Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde.

– İzmir Devlet Tiyatrosu, Konak Sahnesi’nde hafta boyunda Vişne Bahçesi adlı oyunu sergileyecek.

TİYATRO

İSTANBUL

– Devlet Tiyatroları Beykoz Ahmet Mithat Efendi Sahnesi’nde Cevahir Sahneleri Salon 2’de “Güneş Batarken Bile Büyük” salı 20.00, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00. Küçük Sahne’de “Geçtim Ama Tiyatrodan” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00, Küçükçekmece DT Sahnesi’nde “Paşa Paşa Tiyatro Yahut Ahmet Vefik Paşa” perşembe, cumartesi 20.00, Üsküdar Stüdyo Sahne’de “İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı” salı, perşembe 20.00. Üsküdar Tekel Sahnesi’nde “Cimri” çarşamba, cuma, cumartesi 20.00. (0 212 292 39 00 )

– İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları F. Reşat Nuri Sahnesi’nde “Lillian” çarşamba 15.00 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30. Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Kerbela” çarşamba 15.00 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30. Kâğıthane Sadabad Sahnesi’nde “İstanbul Efendisi” perşembe, cuma 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30. Haldun Taner Sahnesi’nde “Yolcu” çarşamba 15.00 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30. Ümraniye Sahnesi’nde “Cibali Karakolu” perşembe, cuma 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30. Üsküdar Müsahipzade Sahnesi’nde “Bir Yaz Gecesi Rüyası” çarşamba 15.00 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30 (0 212 455 39 20)

– Bakırköy Belediye Tiyatroları Müşfik Kenter Sahnesi’nde “Romeo ve Juliet” cuma 20.30, “Hayvan Çiftliği” cumartesi 20.30. “Güneşin Çocukları” pazar 11.00, “Hayvan Çiftliği” pazar 15.30. Turhan Tuzcu Sahnesi’nde “Ben O İstanbul’u Çok Sevdim” çarşamba, perşembe 20.30. (0 212 414 96 47)

– Ortaoyuncular’da “Nasri Hoca ve Muhalif Eşeği” cuma 20.00, “Ferhangi Şeyler” cumartesi 20.00. (0 212 251 18 65)

– Dostlar Tiyatrosu’nun “Bir Delinin Hatıra Defteri” çarşamba 20.30 Kadıköy Halk Eğitim Merkezi, cuma, cumartesi 20.30 Kenter Tiyatrosu, “Ben Bertolt Brecht” perşembe 20.30 Trump Kültür ve Gösteri Merkezi. (0 212 246 35 89)

– Oyun Atölyesi “Testosteron” bugün ve yarın 20.30, “Nehir” çarşamba 19.00, “Dolu Düşün Boş Konuş” perşembe, cuma 20.30, cumartesi 16.00. (0 216 345 39 39)

– Kumbaracı50’de “Gökten Gelen Adam” bugün 20.30, “Evim Güzel Evim” salı 20.30, “Bir İdam Mahkûmunun Son Günü” çarşamba 20.30, “O.B.E.B” perşembe, cuma 20.30, “Hak” cumartesi 20.30. (0 212 243 50 51)

ANKARA

– Akün Sahnesi’nde, “Sarı Naciye” adlı oyun 24, 25, 26, 27, 28 Şubat’ta saat 20.00’de, “Keloğlan Keleşoğlan” adlı oyun 1, 8 Mart’ta saat 20.00’de, “Vanya Dayı” 3, 4, 5, 6 Mart’ta saat 20.00’de, 7 Mart’ta saat 15.00 ve 20.00’de. (0 312 427 19 71)

– Altındağ Tiyatrosu’nda, “Kuaförde Bir Gün” adlı oyun 24, 25, 26, 27 Şubat’ta saat 20.00’de, 28 Şubat’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 1 Mart’ta saat 15.00’te, “Yeşilçam” adlı oyun 3, 4, 5, 6 Mart’ta saat 20.00’de, 7 Mart’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 8 Mart’ta saat 15.00’te, “Miyhavlar Tiyatrosu” adlı çocuk oyunu 24, 26 Şubat’ta ve 3 Mart’ta saat 11.00’de. (0 312 316 59 02)

– Büyük Tiyatro’da, “Hedda Gabler” adlı oyun 1 Mart’ta saat 15.00’te, “Çalıkuşu” adlı oyun 3, 6 Mart’ta saat 20.00’de, 8 Mart’ta saat 15.00’te. (0 312 324 22 10)

– Çayyolu Cüneyt Gökçer Sahnesi’nde, “Macbeth” adlı oyun 24, 25, 26, 27, 28 Şubat’ta saat 20.00’de, 1 Mart’ta saat 15.00’te, “Cymbeline” adlı oyun 3, 4, 5, 6, 7 Mart’ta saat 20.00’de. (0 312 240 00 91)

– Küçük Tiyatro’da, “Meraklısı İçin Öyle Bir Hikaye” adlı oyun 24, 25, 26, 27, 28 Şubat’ta saat 20.00’de, 1 Mart’ta saat 15.00’te, “Kuaförde Bir Gün” adlı oyun 3, 4, 5, 6 Mart’ta saat 20.00’de, 7 Mart’ta saat 15.00 ve 20.00’de. (0 312 311 11 69)

– Oda Tiyatrosu’nda, “Nehir” adlı oyun 24, 25, 26, 27, 28 Şubat’ta saat 18.30’da, “Kontrabas” adlı oyun 3, 4, 5, 6, 7 Mart’ta saat 18.30’da. (0 312 311 11 69)

– Stüdyo Sahne’de, “İyiyim” adlı oyun 24, 27 Şubat’ta saat 20.00’de, 1 Mart’ta saat 15.00’te, “Meraklısı İçin Öyle Bir Hikâye” adlı oyun 3, 6 Mart’ta saat 20.00’de, 8 Mart’ta saat 15.00’te. (0 312 397 30 24)

– Tatbikat Sahnesi’nde, “Aklımdaki Kadınlar” adlı oyun 24, 25 Şubat’ta saat 20.00’de, “İyiyim” adlı oyun 3, 4 Mart’ta saat 20.00’de. (0 312 467 71 72)

– İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi’nde, “Nihayet Bitti” adlı oyun 25, 26 Şubat’ta ve 4, 5 Mart’ta saat 20.00’de, 28 Şubat’ta ve 7 Mart’ta saat 15.00’te. (0 312 397 30 24)

– 75. Yıl Sahnesi’nde, “Euridice’nin Elleri” adlı oyun 25, 26 Şubat’ta saat 18.30’da, 28 Şubat’ta saat 15.00’te, “Mevlana Aşk ve Barış Çığlığı” adlı oyun 4, 5 Mart’ta saat 18.30’da, 7 Mart’ta saat 15.00’te. (0 312 432 27 46)

– Tiyatro Pembe Kurbağa’da, “Küçük Denizkızı” adlı çocuk oyunu 28 Şubat’ta saat 12.00’de. (0 312 418 02 98)

– Ankara Sanat Tiyatrosu’nda, “Beş Para Etmez Varyete” adlı oyun 1 Mart’ta saat 15.30’da, “Selamün Kavlen Karakolu” adlı oyun 27 Şubat’ta saat 20.00’de, 28 Şubat’ta saat 15.30 ve 20.00’de. (0 312 417 76 76)

ADANA

– Adana Devlet Tiyatrosu (ADT)bu hafta da sahneyi konuk Sivas Devlet Tiyatrosu’na bırakıyor. Sivaslı konuk sanatçılar, Recep Bilginer’in yazdığı, M. Nurullah Tuncer’in yönettiği, ‘Yunus Emre’ adlı eseri yarından itibaren hafta içi 20.00’de cumartesi 15.00 ve 20.00’de tiyatroseverlere sunacak. Besteleri Ruhi Su’ya ait oyunda başlıca rolleri Mehmet Demiralp, Kerem Yücel, Begüm Şahin, Ömer Eryiğit, Ufuk Bostancı, Can Atak, Mustafa Yıldıran, S. Veysel Zurnazanlı, Burçhan Göze ve Bediha Albayrak paylaşıyor. ADT oyuncuları ise, Azade Küçükaycan’ın yazıp yönettiği, ‘Merhaba Hayat’ adlı müzikli danslı çocuk oyununu çarşamba günü 14.00’te pazar günü ise 11.00’de küçük tiyatro severlere sunmayı sürdürüyor. Oyunun karakterleri Jülide, Büyük Ayıcık ve Minik Ayıcık’ın çocuklara renkler ve sayılar ile mevsimleri diyaloglarla anlatması oyun sırasında renkli görüntülerin ortaya çıkmasına sahne oluyor. (0322 3523355)

– Çukurova Belediyesi Şehir Tiyatrosu, David Gieselmann’ın yazdığı, ‘Bay Kolpert’ adlı oyunu Orhan Kemal Kültür Merkezi’nde sahnelemeyi sürdürüyor. Adana Devlet Tiyatrosu sanatçılarından Murat Aslan’ın yönettiği, komedi-gerilim türündeki, ‘Bay Kolpert’te Salih Akbalı, Dilek Kont, Mehmet Avcı, Burak Zerayalp, Ahmet Eldek ve Zeynep Ak rolleri paylaşıyor. ÇBŞT oyuncuları, ‘Baş Kolbert’i perşembe akşamları 20.00’de tiyatroseverler ücretsiz yineliyor. (0322 2345325)

– Adana Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu, Yunan yazar Dimitri Psathas’ın yazdığı, Turgut Bağır’ın yönettiği, ‘Yalancı Aranıyor’ adlı oyununu sahnelemeyi sürdürüyor. Ergün Özfırıncı, Halil İbrahim Kurum, Özlem Özel, Nermin Salman, Orhan Kuşçu, Dilek Polat, Önder Özcan, Tufan Naharcı, Feridun Yıldırım, Semih Yeşil, Çağla Yeleç ve Hüseyin İnan Biçir’in rol paylaştıkları politik güldürü her cumartesi 15.00 ve 20.00’de tiyatroseverler için yineleniyor. BBŞT oyuncuları Nurhan Özgür’ün yazdığı, Dr. Rasim Aşın’ın yönettiği, ‘Dede Korkut Kitabı’ adlı masalsı çocuk oyununu da salı ve çarşamba günleri 14.30’da, cumartesi günleri de 11.00’de yineliyor. (0322 4589347)

– Seyhan Belediyesi Tiyatrosu oyuncuları, müzikli çocuk oyunu, ‘Çizmeli Kedi’yi küçük tiyatroseverler için sahnelemeyi sürdürüyor. Dekor ve kostümleriyle küçük sanatseverlerin büyük ilgi gösterdiği oyun, çarşamba 14.00, pazar 13.00’te ücretsiz yineleniyor. (0322 4327474)

OPERA BALE

ANKARA

– Opera Sahnesi’nde, “Carmen” adlı opera eseri 2 Mart’ta saat 20.00’de, “I. Puritani” adlı opera eseri 4, 7, 11, 30 Mart’ta saat 20.00’de, “Akdeniz Esintisi” adlı bale eseri 5 Mart’ta saat 20.00’de, “Attila” adlı opera eseri 9 Mart’ta saat 20.00’de, “Coppelia” adlı bale eseri 12, 14, 26 Mart’ta saat 20.00’de, “MDT/Cinderella” adlı modern dans gösterisi 16 Mart’ta saat 20.00’de, “Çanakkale Geçilmez” adlı konser 18 Mart’ta saat 20.00’de, “Harem” adlı bale eseri 19 Mart’ta saat 20.00’de, “MDT/Sanatın İfadesi” adlı modern dans gösterisi 20 Mart’ta saat 20.00’de, “BDT/Dostlar Beni Hatırlasın” adlı dans tiyatrosu 21 Mart’ta saat 20.00’de, “Saraydan Kız Kaçırma” adlı opera eseri 25, 28 Mart’ta saat 20.00’de, “Bir Yaz Gecesi Rüyası” adlı modern dans gösterisi 28 Mart’ta saat 14.00’te. (0 312 324 68 01)

MERSİN

– Mersin Devlet Opera ve Balesi, William Shakespeare’in ölümsüz aşk öyküsü, ‘Romeo ve Jüliet’in operaya uyarlanan eserini cumartesi günü 20.00’de Mersin Kültür Merkezi Opera Sahnesi’nde seslendirecek. Şef İbrahim Yazıcı’nın yönetiminde sahnelenecek olan Librettosu Jules Barbier ve Micher Carre’ye, müziği Charles Gounod’a ait eser 5, 19 ve 24 Mart tarihlerinde de yinelenecek. (0324 2379130)

24 Şubat 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/02/sanat2.jpg 1145 1900 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-02-24 11:59:472015-02-24 11:59:47Türkiye’de 23 – 27 Şubat Arası Gerçekleşecek Sanat Etkinlikleri
Sanat Haberleri

Aforizma sırası bugün Che Guevara’da.

Bir süredir aforizma yayınlıyoruz bugün sırada Che Guevara var. Elbette bu büyük devrimcinin hayatını aforizmalarından sonra okuya bilirsiniz.İyi okumalar.

Che Guevara - 1959

Che Guevara – 1959

*    Ne kadar farklı olursa olsun; sana ait olmayana tenezzül etme, Ve ne kadar basit olursa olsun senin olandan Asla vazgeçme.
*    Ayakkabılarımın altı delikti ; ama üstü her zaman boyalıydı.
*    Aç insanların karnını doyurduğum zaman bana kahraman diyorlar. Bunların neden aç olduğunu sorduğum zaman ise; bana komünist diyorlar.
*    Vur, korkak herif, sonuçta sadece bir adam öldüreceksin. (Ölmeden önce, katiline)
*    Belki Hiç Birşey Yolunda Gitmedi Ama Hiçbir Şey De Beni Yolumdan Etmedi!”
*    Hayatta Öyle Seçimler Yap Ki; Kazandığın Şeyler, Kaybettiklerine Değsin…
*    Hayatta Daima Gerçekleri Savun! Takdir Eden Olmasa Bile, Vicdanına Hesap Vermekten Kurtulursun.
*    Kaybetmekten Korkma; Birşeyi Kazanman Için Bazı Şeyleri Kaybetmelisin. Ve Unutma; Kaybettiğinde Değil, Vazgeçtiğinde Yenilirsin.
*    Birşeyi Yapmak Için, Onu Çok Sevmelisiniz. Birşeyi Sevmek Için, Ona Delicesine Inanmalısınız.
*    Kaybettiğin Tek Savaş, Uğrunda Savaşmaktan Vazgeçtiğindir.
*    Ölüm seni yanıltmasın.. düşün yaşayanları alnını korkusuzca kaldır kimin yanındasın yerin neresi, ve senin en çaresiz anında tek silahın nedir?
*    Ben Ernesto’ydum sadece Ernesto, sizde sadece birşey olarak var olursunuz.Che olmayı kendim istedim, sizde inanırsanız olursunuz, inanırsanız.
*    Ölüm nereden ve nasıl gelirse gelsin… Savaş sloganlarımız kulaktan kulağa yayılacaksa ve silahlarımız elden ele geçecekse ve başkaları mitralyöz sesleriyle, savaş ve zafer naralarıyla cenazelerimize ağıt yakacaklarsa ölüm hoş geldi, safa geldi…
*    Devrimcinin görevi devrim yapmaktır.
*    Gerçekçi olalım, imkansızı isteyelim.
*    Devrimden başka bir hayat yoktur.
*    Bir yalan, hangi amaç için söylenmiş olursa olsun, her zaman, en kötü gerçekten daha kötüdür.
*    Şansın yok, bunu kullan!
*    Bir, iki, birden çok Vietnam yaratalım.
*    Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.
*    Savaşan, kaybedebilir. Savaşmayan, çoktan kaybetmiştir.
*    En önemlisi,dünyanın neresinde olursa olsun her haksızlığı kendinize karşı yapılmış gibi hissetme kaabiliyetinizi koruyabilmenizdir. Bu bir devrimcinin en önemli özelliğidir.
*    Dizlerimin üzerinde yaşamaktansa,ayaklarımın üzerinde ölmeyi tercih ederim.
*    Bir devrimci başkasına atılan tokadı kendi yüzünde hissedendir..
*    Bir çiçeği katledebilirsiniz ama baharı asla!
*    Bizim gibi kaşifler burjuvalara otel parası ödemektense ölmeyi tercih ederler.
*    Yağmur komünisttir; çünkü herkese eşit yağar. Rüzgar ise kapitalisttir zayıf olanı yıkar.
*    Düşmanın Yoksa, Hayatta Hiç Başarılı Olamadın Demektir.
*    Yoksula Gülmedim, Zenginliğe Özenmedim, Faşistleri Sevmedim, Ezilenleri Dövmedim, Ben Devrimci Doğdum, Devrimci Öleceğim.

Ernesto Che Guevara kimdir?

Che Guevara 22 yaşında iken, yıl 1951.

Che Guevara 22 yaşında iken, yıl 1951.

Ernesto “Che” Guevara, kısaca Che Guevara ya da el Che, (14 Mayıs 1928- 9 Ekim 1967), Arjantinli doktor, marksistpolitikacı, Küba gerillaları ile Enternasyonalist gerillaların lideri ve devrimcidir.

Tıp eğitimi alırken Latin Amerika’yı baştan başa dolaştı ve bu sayede birçok insanın karşı karşıya kaldığı yoksulluğu doğrudan gözlemleyebildi. Bu deneyimler sonucunda bölgedeki ekonomik eşitsizliği ortadan kaldırmanın tek yolunun devrim olduğuna ikna olarak Marksizm’i incelemeye başladı ve Başkan Jacobo Arbenz Guzmán’ın önderliğinde Guatemala’nın sosyal devrimine katıldı.

Bir süre sonra 1959 yılında Küba’da yönetimi ele geçiren Fidel Castro’nun askeri nitelikli 26 Temmuz Hareketi’nin bir üyesi oldu. Yeni hükümette çeşitli önemli görevlerde bulunduktan, gerilla savaşı teorisi ve uygulamaları üzerine makaleler ve kitaplar yazdıktan sonra diğer ülkelerdeki devrimci hareketlere katılmak üzere 1965 yılında Küba’dan ayrıldı. İlk olarak Kongo-Kinşasa’ya (sonraları Kongo Demokratik Cumhuriyeti) daha sonra da CIA ve Amerikan Ordusu Özel Harekât Birlikleri’nin ortak operasyonu sonrası yakalanacağıBolivya’ya gitti. Guevara 9 Ekim 1967’de Vallegrande yakınlarındaki La Higuera’da Bolivya Ordusu’nun elindeyken öldürüldü. Son saatlerinde yanında bulunanlar ve onu öldürenler, yargısız infaz edildiğine tanıklık etmişlerdir.

Ölümünden sonra Guevara dünya üzerinde sosyalist devrimci hareketlerin sembolü haline gelmiştir. Guevara’nın Alberto Kordatarafından çekilen fotoğrafı “dünya üzerindeki en ünlü fotoğraf ve 20. yüzyılın sembolü” olarak nitelenmiştir.

Aile geçmişi ve gençliği

 Aleida March, Camilo (h), Hilda (h), Che ile Celia (h) Aleida'nın dostlarıyla(h), 1963.

Aleida March, Camilo , Hilda , Che ile Celia Aleida’nın dostlarıyla, 1963.

 

Ernesto Guevara, İspanyol ve İrlanda asıllı bir ailenin beş çocuğunun en büyüğü olarakArjantin’in Rosario şehrinde dünyaya gelmiştir. Annesinin ve babasının soyu Basklara dayanır.Bask[›] Doğum belgesinde doğum tarihi olarak 14 Haziran 1928 görünmesine karşılık bazı kaynaklarda aynı yılın 14 Mayıs günü doğduğu belirtilmektedir.[7]

Guevara’nın atalarından Patrick Lynch 1715 yılında İrlanda’da Galway’de doğmuş, İrlanda’yı terk edip İspanya’nın Bilbao şehrine, oradan da Arjantin’e gitmiştir. Guevara’nın büyük büyükbabası Francisco Lynch 1817’de büyükannesi Ana Lynch 1868’de doğmuştur.Ana Lynch’in oğlu ve Che’nin babası Ernesto Guevara Lynch 1900 yılında doğmuştur. Guevara Lynch 1927’de Celia de la Serna y Llosa ile evlenmiş ve üç erkek, iki kız çocukları olmuştur.

Guevara, çocukluğunda, bu sol eğilimli üst sınıf ailede bile dinamik kişiliği ve radikal görüşleriyle bilinirdi. Her ne kadar yaşamı boyunca onu etkileyecek olan astım krizlerinden ıstırap çekse de mükemmel bir atlet olmuştur. Bu engeline rağmen hevesli bir rugby oyuncusuydu ve ‘’Fuser’’ (aşırı saldırgan oyun tarzı nedeniyle verilen, azgın, kudurmuş anlamına gelen ‘’El Furibundo’’ sözcüğü ile annesinin soyadı olan ‘’Serna’’dan oluşturulmuş bir takma isim) lakabıyla anılmaktaydı. Guevara babasından satranç öğrendikten sonra 12 yaşından itibaren yerel turnuvalara katılmaya başladı. Ergenlik döneminde şiire, özellikle de Pablo Neruda’nın şiirlerine merak saldı. . Guevara, Latin Amerika’da kendi sınıfında yaygın olduğu üzere yaşamı boyunca şiir yazdı. Pek çok konuya meraklı, hevesli bir okuyucuydu, ilgilendiği kitaplar Jack London ve Jules Verne’in macera klasiklerinden, Sigmund Freud’un cinsellik üzerine denemelerine ve  Bertrand Russell’ın toplum felsefesi üzerine tezlerine kadar giden bir çeşitlilik gösteriyordu. Ergenliğinin son dönemlerinde fotoğrafçılığa merak saldı ve vaktinin önemli kısmında insanları, gittiği yerleri ve sonraları da arkeolojik alanları fotoğrafladı.

Guevara, tıp öğrenimi için 1948’de Buenos Aires Üniversitesi’ne girdi. Kesintili öğrenim hayatını, Mart 1953’te tıp öğrenimini bitirip aynı yılın 12 Haziran’ında diplomasını alarak noktaladı.  Uzman hekimlik yapabilmek için gerekli klinik eğitimi tamamlayıp tamamlamadığı açık değildir. Eğer bu klinik eğitimi tamamlamadıysa “doctor en medicina” (tıp doktoru) değil de “médico” (pratisyen hekim) olmuş olabilir.

Guevara öğrenciliği boyunca Latin Amerika’da uzun yolculuklara çıktı. 1951 yılında eski arkadaşı biyokimyager Alberto Granado, yıllardır konuştukları Güney Amerika seyahati için tıp eğitimine bir yıl ara vermesini önerdi. Kısa süre sonra, ‘’La Poderosa II’’ (Güçlü II) adını verdikleri 500 cc.lik 1939 model Norton marka motosikletle Alta Gracia’dan yola çıktılar. Peru’da Amazon Nehri kıyısındaki San Pablo cüzzam kolonisinde gönüllü olarak birkaç hafta geçirmeyi düşünüyorlardı. Guevara’nın bu yolculuğu anlattığı seyahat notları “Notas de viaje’’ 2004 yılında “Diarios de motocicleta” (Motosiklet Günlükleri) adıyla sinemaya uyarlanmıştır.

Bu yolculuk sırasında kitlelerin yoksulluğunu, baskıyı ve güçsüzlükleri yakından gözlemleyen ve Marksizm’den etkilenen Guevara, Latin Amerika’daki ekonomik ve sosyal eşitsizliklerin tek çözümünün devrim olduğu sonucuna vardı. Yolculukları, Latin Amerika’ya ayrı uluslardan oluşan bir karma yapı olarak değil de kurtuluşu ancak kıta çapında bir strateji ile gerçekleşebilecek tek bir vücut olarak bakmasını sağladı. Sınırları olmayan ve tek bir ‘’mestizo’’ (Avrupalı ve yerli melezi) kültürle bağlanmış birleşik İber-Amerika kurabilmeyi hayal etmeye başladı İber-Amerika[›]. Bu düşünce, sonraki devrimci eylemlerinde öne çıkacaktı. Arjantin’e döner dönmez, Güney ve Orta Amerika’da kaldığı yerden gezilerine devam edebilmek için tıp öğrenimini hızla bitirdi.

Guatemala

che guevera -gerilla

Guevara, 7 Temmuz 1953’te, Bolivya, Peru, Ekvador, Panama, Kosta Rika, Nikaragua,Honduras ve El Salvador’dan geçip aralık ayının son günlerinde Guatemala’ya vardı. O sıralarda popülist bir hükümetin başındaki Başkan Jacobo Arbenz Guzmán özellikle toprak reformu ve diğer değişikliklerle bir toplumsal devrim yapmaya çalışıyordu. Beatriz halasına yazdığı mektupta Guatemala’ya bir süre yerleşmesinin sebebini şöyle açıklıyordu: “Guatemala’da gerçek bir devrimci olabilmek için gerekli ne varsa yapacağım ve kendimi mükemmelleştireceğim.” Ğ

Jon Anderson’a göre Guevara’nın Guatemala’daki ana siyasi bağlantısı Perulu sosyalist Hilda Gadea’ydı. ‘’American Popular Revolutionary Alliance’’ (APRA) (Amerikan Popüler Devrimciler İttifakı. Lideri Víctor Raúl Haya de la Torre olan siyasi bir oluşum.) üyesi olan Gadea, Arbenz hükümetindeki birçok üst düzey politikacıyı Guevara ile tanıştırdı. Daha önce Kosta Rika’da tanıştığı ve Fidel Castro ile bağlantılı bir grup Kübalı sürgünle de bağlantı kurdu. Bu sürgünlerin arasında Küba’nın Oriente eyaletindekiBayamo’da bulunan ‘’Carlos Manuel de Céspedes’’ barakalarına yapılan saldırıyla bağlantısı olan Antonio ‘’Nico’’ López de vardı.[11]. LopezGranma Küba’ya çıktıktan kısa süre sonra ‘’Ojo del Toro’’ köprüsünde hayatını kaybedecekti.[12] Siyah İsa ile ilgili dinî eşyaların satışında bu ‘’moncadista’’lara katılan Guevara aynı zamanda Venezuelalı iki sıtma uzmanına da yardımcı olmuştur. Bu sıralarda, Arjantinlilere özgü, “hey”, “dostum”, “birader” anlamına gelen “che” ünlemini çok sık kullanması nedeniyle ünlü “Che” takma adını kullanmaya başlamıştır (/tʃe/olarak telaffuz edilir). Yalnızca Arjantin, Paraguay ve Uruguay ile Brezilya’nın güneyinde kullanılan bu sözcük, kullananın Rio de la Plata bölgesinden geldiğini gösterir.

Ekonomik durumu genellikle pek iyi değildi ve Hilda’nın ziynet eşyalarını rehine vermek zorunda kalmıştı. 15 Mayıs 1954’te Komünist Çekoslovakya’dan Arbenz hükümetine destek olarak gönderilen yüksek kalitede Skoda piyade ve hafif topçu silahları İsveç gemisi ’’Alfhem’’ ile Puerto Barrios’a ulaştı. Bu silahların miktarı CIA tarafından 2.000 ton ve ilginç bir şekilde John Lee Anderson tarafından da 2 ton olarak tahmin edilmektedir. (Anderson’ın tahmin ettiği miktarın yazım hatası olduğu sanılmaktadır çünkü bu rakamdan bahseden güvenilir kayıt sayısı çok azdır.) Guevara yeni bir vize almak üzere kısa süre için El Salvador’a geçti ve Guatemala’ya geri döndü.

Bu sırada CIA tarafından desteklenen Carlos Castillo Armas liderliğindeki darbe başlamıştı. Arbenz karşıtı kuvvetler, Çekoslovak silahlarının trenler yardımıyla dağıtılmasını durduramıyorlardı ancak güçlerini toparladıktan sonra hava desteğinin yardımıyla ilerlemeye başlamışlardı.

Guevara birkaç günlüğüne Komünist Gençlik tarafından örgütlenen silahlı milislere katılmış, bu grubun harekete geçmemesi üzerine tekrar tıbbi hizmetlere dönmüştür. Darbenin ardından Guevara çarpışmak için gönüllü oldu ancak Arbenz yabancı destekçilerinin ülkeyi terketmesini istiyordu. Gadea tutuklandıktan sonra Guevara kısa süre için Arjantin konsolosluğunda saklandı ve sonra Meksika’ya geçti.

Arbenz hükümetinin CIA destekli bir darbeyle devrilmesi üzerine, Guevara’nın Amerika Birleşik Devletleri’nin emperyalist bir güç olduğuna ve Latin Amerika ve diğer gelişmekte olan ülkelerdeki sosyoekonomik eşitsizlikleri düzeltmeye çalışan hükümetlere karşı koyacağına dair görüşleri kesinleşti. Bu onun sosyalizmin ancak silahlı mücadele sonunda elde edilebileceği ve bu koşulları da ancak silahlanmış bir halkın savunabileceği yönündeki düşüncelerini kuvvetlendirmiştir.

Küba

Eylül 1954’te Meksika’ya gelişinden kısa süre sonra, Guevara Nico López ve Guatemala’dan tanıdığı diğer Kübalı sürgünlerle arkadaşlığını tazeledi. Haziran’da López onu Raúl Castro ile tanıştırdı. Birkaç hafta sonra Küba’daki siyasi hapishaneden salıverilen Fidel Castro Meksika’ya geldi ve 8 Temmuz 1955’te Raúl, Guevara’yı Fidel Castro ile tanıştırdı. Bütün gece süren ateşli bir sohbetin ardından Guevara, Castro’nun aradığı esin kaynağı devrim lideri olduğuna kanaat getirerek Küba diktatörüFulgencio Batista’yı devirmek için kurulan ‘’26 Temmuz Hareketi’’ne katıldı. Grubun doktoru olmasına karar verildiyse de hareketin diğer üyeleriyle askerî eğitime katıldı, eğitimin sonunda eğitmenleri AlbayAlberto Bayo tarafından en göze çarpan öğrenci olarak nitelendirildi. Bu sırada Gadea, Guatemala’dan gelmişti ve Guevara ile ilişkileri devam ediyordu. 1955 yazında hamile olduğunu söyleyince, Guevara hemen evlenmelerini önerdi. 18 Ağustos 1955’te evlendiler ve 15 Şubat 1956’da Hilda Beatriz adını verdikleri kızları doğdu.

25 Kasım 1956’da Tuxpan, Veracruz’dan Küba’ya doğru yola çıkan Granma yatında Kübalı olmayan tek kişi Guevara’ydı. Karaya çıkar çıkmaz Batista’nın askerlerinin saldırısına uğrayan ekibin yarısı hemen orada veya yakalandıktan sonra öldürüldü. Guevara, bu çatışmada kaçan bir yoldaşın düşürdüğü cephaneyi almak için tıbbî malzeme çantasını bıraktığını ve o ânı, doktordan savaşçıya dönüştüğü an olarak hatırladığını yazar.  Hayatta kalan 15–20 isyancı kaçarak Sierra Maestra dağlarına saklanır ve Batista rejimine karşı gerilla savaşına girişir.

Yoldaşları tarafından cesareti ve askerî yeteneği nedeniyle saygı gören Guevara isyancılar arasında bir lider, bir Comandante Comandante[›] olur.. Birçokları için de “acımasızlığı” nedeniyle korkulan kişidir. Muhbir, kaçak ve casus olarak suçlu bulunan birçok kişinin infazından sorumludur. 1958 Aralığının son günlerinde devrimin en önemli olaylarından olanSanta Clara’ya saldıran “intihar timi”ni (isyan ordusundaki en tehlikeli işleri bu tim yapıyordu) yönetti.Generallerinin ve özellikle de General Cantillo’nun ‘’Central America’’ isimli çalışmayan şeker fabrikasında Castro ile buluştuğunu ve isyan lideri ile ayrı bir barış pazarlığı yaptığını öğrenen Batista 1 Ocak 1959’da Dominik Cumhuriyeti’ne kaçmıştır.

7 Şubat 1959’da zafer kazanan hükümet tarafından Guevara “doğuştan Küba vatandaşı’’ ilan edildi. Kısa süre sonra Meksika’dan Granma yatıyla yola çıkmadan önce, ayrıldığı Gadea ile evliliğini resmen sona erdirmek için boşanma işlemlerine başladı. 2 Haziran 1959’da, 26 Temmuz Hareketi’nin Küba doğumlu bir üyesi olan ve 1958 sonlarından beri birlikte yaşadığı Aleida March ile evlendi. 

La Cabaña hapishanesinin komutanlığına atandı ve 2 Ocak 1959’dan 12 Haziran 1959’a kadar altı ay boyunca üstlendiği bu görevdeyken Batista rejiminin memurlarının, BRAC gizli servis (Buró de Represión de Actividades Comunistas/Komünist eylemlerin bastırılmasından sorumlu servis) mensuplarının, savaş suçlusu olduğu iddia edilenlerin ve siyasî muhaliflerin yargılanması ve infazından sorumlu oldu. TIME dergisine göre, yönettiği yargılamaların “adil” olmadığı iddia edilmekteydi. Daha sonra Ulusal Toprak Reformu Enstitüsü’nde önemli bir göreve geldi INRA[›] ve Küba Merkez Bankası’nın başkanı oldu. BNC[›] (sık sık parayı kınadığı ve yürürlükten kaldırılmasını desteklediği için bu horgörüyü göstermek adına Küba paralarını takma adı olan “Che” ile imzalamıştır).

Bu sıralarda satranca olan ilgisi tekrar canlanan Guevara Küba’da yapılan ulusal ve uluslararası turnuvalara katılmıştır. Özellikle genç Kübalıları oyunu öğrenmeleri için teşvik ediyor ve onların ilgisini çekecek etkinlikler düzenliyordu.

1959 yılından itibaren Guevara Küba’dan, diğer ülkelerdeki devrimci hareketlere yardım etti ama bunların tümü başarısızlıkla sonuçlandı. İlk deneme Panama’da yapılmıştı, diğer bir eylem de 14 Haziran’da Dominik Cumhuriyeti’nde yapıldı. (“El Argelino” diye de bilinen Henry Fuerte ve Enrique Jiménez Moya önderliğinde.)

1960 yılında Guevara ‘’La Coubre’’ silah gemisi patlamasında kurbanlara yardım etti. Kurtarma operasyonu sırasındaki ikinci patlamayla birlikte ölü sayısı yüzü aşmıştır.[26] Bu patlamada ölenlerin cenaze töreninde Alberto Korda Che’nin ünlü fotoğrafını çekmiştir. La Coubre’nin sabotaj ya da kaza sonucu mu patladığı bilinmemektedir. Sabotaj olduğunu iddia edenler, sorumlu olarak Merkezî Haberalma Örgütü’nü (CIA),[27] ve sabotajı yapan kişi olarak da merkezî eyaletlerdeki Batista karşıtı güçlerden Guevara’nın rakibi olan ve daha sonra CIA ajanı olduğu sanılan William Alexander Morgan’ı gösterirler.[28] Kübalı sürgünler, patlamanın sorumlusunun Guevara’nın SSCB’ye sadık rakipleri olduğunu ileri sürerler. [29]

Guevara daha sonra Sanayi Bakanı MININD[›] olarak Küba sosyalizminin açık ve kesin bir hale gelmesine yardımcı olmuş, ülkenin önde gelen kişileri arasına girmiştir. “Gerilla Savaşı’’ adlı kitabında silahlı başkaldırıya önayak olacak geniş örgütlere gerek duymadan küçük bir gerilla grubu (‘’foco’’) tarafından başlatılan Küba modeli devrim fikrinin tekrar edilmesini savunmuştur. El socialismo y el hombre en Cuba (1965) (Küba’da sosyalizm ve insan) adlı denemesinde sosyalist devletle birlikte “yeni bir insan” biçimlendirmenin gerekliliğini savunur. Bazıları Guevara’yı bu ‘’yeni insan’’ın alımlı ve yalın bir modeli olarak görür.

1961 yılındaki Domuzlar Körfezi İşgali’nde Guevara çarpışmalara katılmamıştır. Castro’nun emriyle Küba’nın en batısındaki Pinar del rio eyaletindeki bir kuvvetin başına geçmiş ve burada sahte çıkarma kuvvetini püskürtmüştür. Bu harekât sırasında yüzünden kurşun yarası almış ama kendi silahının kazara ateş almasıyla yaralandığını söylemiştir.

Guevara 1962 Ekim ayında ortaya çıkan Küba Füze Krizi’ne neden olan Sovyet nükleer balistik füzelerinin Küba’ya getirilmesinde anahtar rol almıştır. Birkaç ay sonra İngiliz gazetesi ‘’Daily Worker’’ ile yaptığı görüşmede eğer füzeler Küba kontrolünde olsaydı başlıca ABD şehirlerine doğru bu füzeleri kullanacağını söylemiştir.

Daha detaylı okuma için LÜTFEN TIKLAYINIZ:

 

21 Şubat 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/02/Che_Guevara_1959.jpg 480 353 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-02-21 18:09:572015-02-21 18:09:57Aforizma sırası bugün Che Guevara’da.
Sanat Haberleri

Anton S. Makarenko’nun eğitim düşünceleri üzerine

Anton S. Makarenko 1888 Ukrayna doğumludur. Ukrayna’nın Harkov yakınlarındaki Belapolie köyünde dünyaya gelen Makarenko’ nun babası badanacıdır (kitapta daha ileriki bir bölümde yapı ressamı diye bahsedilmektedir) . (Makarenko, 1993, s.3)

anton-makarenko
17 yaşındayken, gittiği belediye okulunun ardından 1 yıllığına eğitim dersi alarak,bölgedeki demiryolu işçilerinin çocuklarının gittiği bir ilkokula öğretmen olur. Bu sayede eğitbilim alanındaki çalışmalarına pratik bir süreç üzerinden başlamış olur (Makarenko, Eğitbilim açısından kuramsal alanda da kendini geliştirme fırsatını ancak dokuz yıl sonra, 1914’te Poltava’ daki eğitbilim (pedagoji) okulu olan Eğitim Kurumuna girerek yakalar. Buradaki 3 yıllık öğreniminin ardından eğitim alanında var olan Rus ya da evrensel yazınlara yönelir. Kuramsal açıdan yöneldiği eğitim alanında yeni bir eğitim dizgesi yaratmak üzerine uğraşır. Pratik süreçte geliştirdiği eğiticilik uğraşının yanı sıra kitap yazarak da üretimini geliştirir (Makarenko,1993,s.7).

Ekim Devrimi’ni önceleyen, daha doğrusu birinci Rus devrimine denk gelen süreçte şekillendirdiği eğitbilim düşünceleri, Ekim Devriminin ardından hayata geçirdiği Gorki Topluluğu deneyiminde Makarenko’ nun savunularının temelini oluşturmuştur.
anton_makarenko
Yeri geldiğinde bu temelden güç almış, yeri geldiğinde de bu temelle şiddetli bir savaşım gerçekleştirmiştir. Kısacası Gorki topluluğu deneyimi, Makarenko’ da düşünsel alanda bazı temel değişikliklere de neden olarak teori ve pratik ilişkisinde bütüncül bir gelişime örnek teşkil etmiştir.

Ekim Devrimi’nin ardından iktisadi, toplumsal v.b. pek çok alanda yeniden yapılanma adına yoğun çabaların ortaya konulduğu ülkede, 1921 yılında baş gösteren açlık büyük huzursuzluk yaratmış, bu huzursuz ortamdan yararlanan çeteler başıboş bırakılan çocukları kullanarak suç oranlarında artışa neden olurken, ülkede de büyük karışıklıklar yaratmışlardır. Bu karışık durum karşısında Sovyet hükümeti başıboş kalan ve yaşamını suç işleyerek sürdüren bu çocukların kurtuluşu için uğraşmaya başlar. Bu çocuklar için kurulan eğitim toplulukları, Makarenko’ nun yaşamında önemli bir dönemeç olmuştur ve bizim üzerinde yoğunluklu duracağımız nokta da bu dönemeç ve sonrası olacaktır.

1920 Eylül’ünde Poltava Eğitim Dairesi Makarenko’ yu suç işlemiş çocuklar için bir topluluk kurmakla görevlendirir. İlk başta adı Çocuk Suçlular Kolonisi olan bu topluluk, daha sonra kendi aldığı karar doğrultusunda ismini Gorki Topluluğu olarak değiştirtir. 1928 yılına dek topluluğu yöneten Makarenko, topluluktaki son yılında Harkov’daki Zerjinski Komünü’nün yönetimini üslenir. 1928’de Gorki Topluluğu’ndan ayrılan Makarenko, sonraki 7yıl süresince de Zerjinski Komünü’nü yönetir (Makarenko, 1993).

Eğitim uygulamaları alanında yoğun uğraşlar veren Makarenko, bu alanda oluşturduğu birikimi paylaşmak açısından da yazınsal üretimde de bulunmuştur. 1934’te, Sovyet Yazarlar Birliği’ne kabul edilmiştir. 1937’de Moskova’ya yerleşerek ölümüne kadar (1939’da ölmüştür) kendini tamamen yazarlığa adamıştır (Makarenko,1993,s.11).

Şiir, senaryo, roman, kuramsal yazın gibi pek çok alanda yapıt ortaya koyan Makarenko’ nun yazılı eserlerinden birkaç örnek vermek gerekirse:

Yaşam Yolu (pedagojik şiir-destan)
1930 Yürüyüşü (kısa roman)
Kulelerdeki Bayraklar
Ana Babaların Kitabı
Pedagoji Teorisinin Sovyet Okullarında Eğitim ve Çocuk Yetiştirmenin Genel Sorunları
İş Gezisi (film senaryosu)
Gerçek Bir Karakter (film senaryosu)

MAKARENKO’NUN EĞİTİM DÜŞÜNCELERİ ÜZERİNE

Makarenko’ nun pedagojik yaklaşımlarının temelinde yatan ana düşünce sahip olduğu insan inancıdır. Sahip olduğu bu inanç, olumlu yönde gelişme açısından en umutsuz diye nitelendirilebilecek insanların dahi iyi yönünü bulup ortaya çıkarmasına neden olmuştur. Eğitim pratiklerinin gerçekleştiği dönemi göz önüne aldığımızda, yani savaşlar ve açlığın yıkıntılarında doğan, büyüyebilmek için yoğun çabalar harcayan bir ülkenin insanları da Makarenko’ nun insana olan inancını, belki de Freire’ nin deyimiyle “insancıl” olan insana ulaşabilme inancını kuvvetlendirmiştir. Yaşam deneyimi ona insanın daha iyi bir yaşam için nasıl savaştığını, bu savaşım sırasında nasıl değiştiğini göstermiştir. Değişen insan bencilliği yenmiştir, kişisel çıkarların toplumsal çıkarlarla örtüştüğünü görmüştür. Makarenko insanın değişimine “ bireyin toplumsallaşması” adını vermektedir (Makarenko,1993,s.10).

İnsanın “insancıllaşma” sürecinde eğitim, hatta kurumsal bir içerik taşıyan eğitim önemli bir yer tutar. Makarenko geleneksel bir içerik taşıyan eğitim anlayışını reddeder. Bu anlayışta eğitim, eğiten yani eğitmenle, eğitilen yani edilgen bir kimlik taşıyan öğrenci arasındaki ikili bir ilişkidir. Onun eğitim pratiğinde eğitimciler ve öğrenciler yer alır, yalnız daha farklı bir kimlik taşırlar. Makarenko kişiliğin oluşumunda en büyük etkenin, eğitimcilerden, öğrencilerden ve yetkili bir kişiden oluşan topluluklar olduğunu düşünmekteydi.

Makarenko’ nun topluluğunda eğitilen çocuklar edilgen birer nesne olarak değil, topluluğun kaderi ve geleceği üzerinde söz sahibi olan ve birbirleriyle eşit haklara sahip, etkin birer üye olarak yaşamlarını sürdürmekteydiler (Makarenko,1993,s.8). Bu anlayışın uygulanması ile klasik eğitim anlayışından köklü bir farklılaşma gerçekleştirilmiş olmaktaydı. Gerçekleştirilen eğitim pratiği içerisinde bedensel çalışma ile kafa çalışması iç içe sürdürülmekteydi. Bu sayede eğitsel yaşamla toplumsal yaşamı birleştiren bu yaklaşım ile öğretim süreci öğrencilerin yaşam pratikleri üzerinden şekillenmekte, öğrencinin bu süreci kendince anlamlandırması kolaylaşmaktadır.

Aynı zamanda, yürütülen üretici çalışma (tarımsal üretim örgütlenmesi toplulukta hızlı bir gelişim göstermiştir), “güçlünün zayıfı ezmesi gerekir” anlayışı içerisinde büyüyen topluluk çocuklarının değişimini, üretim süreci içerisinde yer almanın toplumsal önemini, bu sayede emeğe saygıyı,toplumsal eşitliği; yani yeni kurulan toplumun önemli değerlerinin kolayca kazanılmasına neden olmuştur. Bu açıdan da toplulukta gerçekleştirilen deneyim dönemsel bir anlam da taşımaktadır.

Makarenko’ nun daha çok uygulama süreci içerisinde şekillendirdiği ve toplumun beklide en sorunlu kesimiyle etkileşim içerisinde geliştirdiği eğitsel düşüncelerini özetlemek 1. İnsan davranışlarının toplumsal nedenlerini düşünerek, insanın içindeki iyi yanın ortaya çıkarıldığı bir süreç yaratılmalı.

2. Bu süreç içerisinde kurumsal bir yapı olarak topluluğa ve önderlik eden, öğrencilere kendilerini gerçekleştirmeleri ve içlerindeki iyi yönü ortaya çıkarmaları için öncülük eden öğretmenlere ihtiyaç vardır.

3. Öğrenciler edilgenlikten çıkarılarak yaşam deneyimleriyle beslenen, karar süreçlerine aktif katılımlarının sağlandığı, kafa çalışması ile bedensel çalışmanın birlikte örgütlendiği bir topluluk yaşamı kurulmalıdır.

YAŞAM YOLU’NU OKURKEN
Makarenko’ nun Gorki Topluluğunda yaşanan somut deneyimlerle örneklendirdiği pedagojik yaklaşımlarını okurken birkaç önemli noktanın akılda tutulması gerektiğini düşünüyorum. İlk olarak topluluğu oluşturan sorunlu kesim, yani güce ulaşma kaygısı içerisinde ve yaşayabilmek için suça yönelen çocuklar pratik süreçlerin daha önemli bir yaklaşımla değerlendirilmesini zorunlu kılmıştır. Ortaya konan pedagojik yaklaşımlarda sahip olunan kuramsal çerçeveden belirli oranda uzaklaşılmasına, yaşanan sorunların çözümü ekseninde önceliklerin verilmesine neden olmuştur bu sorunlu kesim.İkinci olarak, deneyimin gerçekleştirildiği tarihsel ve yaşanan toplumsal gerçeklikler de bir kez daha hatırlanmalıdır. Yıkıntılar içerisinden yeniden inşa sürecine giren bu ülke için temel aldıkları teorik altyapı çok önemlidir. Yalnız yaşanan pratiksel süreçler belirli alanlarda geçici ara formüllerin oluşturulmasına neden olmuştur. (1921 yılında devlet kapitalizmi olarak da adlandırılabilen,ama hemen ardından gerçekleştirilen tarımda kollektivizasyon politikalarıyla birlikte değerlendirildiğinde endüstrileşme hamlesi olarak geçici bir ara formül diye değerlendirebileceğimiz NEP-Yeni Ekonomi Politikası gibi) Bu ara formüllerin gerçekleştiği, kuramsal karşıtlıkların yaşandığı bir alanı da Makarenko hayata geçirmiştir.

Toplulukta yaşanan bazı olaylar Makarenko’ nun o ana kadar sahip olduğu bazı pedagojik yaklaşımlarla çelişmiştir. Makarenko sadece kendisiyle çelişmekle kalmamış, yeni Sovyet hükümetinin eğitim bilimcilerinin savunduğu bazı anlayışlarla da karşı karşıya gelmiştir (ilerde daha ayrıntılı değinilecek olan disiplin ve kurulan askeri düzen benzeri yapı örneklerinde olduğu gibi). Bu çelişmenin temelinde ise karşıt görüşlerin varlığı değil, devrim sürecine kadar teorize edilmiş olan yaklaşımların yaşanan pratik süreçte geçirmesi gereken esnekleşme bulunmaktaydı. Buradaki temel nokta ilkesel bir karşıtlığın bu görüşler arasında yer almamasıdır.

SUÇLU ÇOCUK KAVRAMI ÜZERİNE
Okullarda artan suç oranı ve şiddete yönelen gençler… Yakın zamanda bizlerin de gündemine yakıcı biçimde giren bir gerçekliktir. Güncel olarak bu alanda yapılan tartışmalara bir göz attığımızda Makarenko’ nun yaklaşımından farklılaşan noktaları gözümüze çarpmaktadır.
İlk olarak güncel savunuları incelersek:

Risk altındaki çocuklar kavramı altında sadece suç işleyen çocukları içermeyen, aynı zamanda suça yönelme ihtimali taşıyan çocukları da kapsayan bir hedef kitle karşımıza çıkmaktadır. Risk altındaki çocukların suça yöneliminin önlenmesinde, bu çocukların okul sistemi içerisinde tutulması sunulan kuvvetli bir çözümdür. Eğitimle gerçekleştirilecek bu çözümde alternatif programların geliştirilmesi hedeflenmektedir. Bu sayede örneğin başarısızlık nedeniyle okula devam etmeyi tercih etmeyip, sokaklarda suç işleme riskiyle karşı karşıya kalan çocuklar, onlar için cazip hale getirilen okul sistemi içerisinde riskten uzak tutulmuş olacaklardır.

Öğrencilerin okul performanslarının artırılmasını hedefleyen, daha küçük sınıf örgütlenmelerinde risk altındaki çocuklarla bire bir iletişimi yoğunlaştıran,esnek öğretim programlarına sahip olan bu şekilde de içeriğin bireyin ihtiyaçlarına göre şekillenebildiği, psikolog gibi uzmanların denetiminde ilerleyen öğretim süreci sonrasında başarıya ulaşan çocukların toplumsal yaşama çeşitli sivil toplum kuruluşları ve ailelerin yardımıyla salıverilmesi söz konusu.

Kurulması önerilen ve ABD merkezli örnekleri ile savunulan bu okullarda risk altındaki gençler ve ıslahevinden salınan gençler diğerlerinden ayrılmaktadır (Aydın, İ. ; Radikal Gazetesi).

Sonuç olarak sunulan bu yaklaşımda suç işleyen ya da suç işleme potansiyeli taşıyan çocuklar, “suçlu” ayrıştırılmaktadır. Suçun oluşumunun toplumsal nedenlerine müdahale edilmeksizin , suçlu kimliğinin kabul edilerek, toplumdan yalıtık bir içerikte gerçekleştirilecek eğitimin ardından bu çocukların tekrardan suçun oluşumuna neden olan toplumsal koşulların içerisine bırakılması suçu ne oranda önler ya da azaltır orası bilinmez ama Makarenko’ nun suç işleyen çocuklara karşı 1920’ lerde gerçekleştirdiği yaklaşımdan büyük farklılıklar taşıdığı rahatlıkla okulların kurulması ya da var olan okullar içerisinde alternatif ya da “suça meyilli” kimliği ile adlandırılarak akranlarından Kısaca belirtmek gerekirse Makarenko suçun kaynağını tamamen toplumsal nedenlere bağlayarak “suçlu çocuklar” tanımlamasını reddeder. Resmi olarak topluluğa ilk olarak Çocuk Suçlular Kolonisi adı verilmiş olsa da Makarenko ve topluluk bu ismi hiç kullanmamış, çocuklara suçlu diye hitap edilmediği gibi o kelime topluluk içerisinde hiçbir zaman kullanılmamıştır. Gerçekleştirdiği eğitsel pratikle çocukların toplumsal yaşamına da müdahale eden Makarenko, yaratılan toplumsal değerlerle “suç” sorununa karşı mücadele etmiştir. Onun için suç, bireysel yani çocukla uğraşılarak halledilecek bir alan değil, toplumsal bir mücadele alanıydı.

TOPLULUK YAŞAMINA DOĞRU
Kuruluş aşamasındaki ülkenin temel hedefi yeni insanın yaratılmasıydı. Yeni insan, ezme ezilme ilişkisi içerisinde kimliğini kazanan, insandışılaşan toplumun, insanca değerlere ulaşmış hali…bu hedefe ulaşmak için de yeni yöntemlerin uygulanması gerekmekteydi. Topluluk fikrine bu açıdan yaklaşan Makarenko ailesiz, sokakta başıboş yaşayan çocukları kurtarmak amacıyla 1920 yılında bir topluluk kurmak amacıyla görevlendirilir.

Devrim öncesi suçlu çocukların kaldığı, devrim sürecinde binanın boşaltılması ile birlikte çerce köylerdeki halkın yağmaladığı, virane bir bina ile yola koyuldu topluluk. Makarenko şu cümleler ile tasvir etmektedir topluluk binasını (Makarenko,1993,s.44):

“Paltova’ dan altı kilometre uzaklıkta, boz tepeciklerin arasında, Harkov’a giden anayolun sonsuz bir ışık demeti bibi parıldayan taşlarla çevrili iki yüz hektarlık bir çam ormanı vardır. Ve ormanın içinde, kırk hektarlık bir ağaçsız köşede, kusursuz bir kare oluşturan, tam anlamıyla simetrik beş tuğla bina…işte suçlu çocukların yeni Topluluk’ u burası olacaktı.”

Zor koşullarda yola çıkan bir topluluğun ilk tasvirinin bu kadar umut dolu yapılması, Makarenko’ nun geleceğe ve insana dair umudundan kaynaklanmaktadır. İlk elden gerekli tadilatların yapılmasının ardından ilk öğrenci grubuyla topluluk işlemeye başlar.

Makarenko birlikte olduğu çocukları şu şekilde tanımlar; kültür düzeyleri düşük, ya çok az okuma yazma bilen, ya da hiç bilmeyen, önceki süreçte içinde bulundukları yarı barbar yaşantılar içerisinde kişilikleri yok olmuş, soyutlanmışlığın getirdiği yalnızlığın etkisiyle karamsarlaşmış ve dolayısıyla insana karşı insanca davranmayı unutmuş bir kuşak (Makarenko, 1993,s.104). İlk dönemin en büyük sorunları, çocukların sahip oldukları bu özellikler dolayısıyla çıkan kavgalar olmuştur.

Peki ne yapılacaktı bu çocuklarla, nasıl bir yöntem uygulanacaktı? Yeni bir anlam katmışlardı “Düzelme” sözcüğüne, çocuğu “düzeltmek” değil, yeniden eğitmek söz konusuydu, başka bir deyişle hedeflenen durum çocukları sadece toplumun zararsız bir üyesi haline getirmek değil, onu yeni çağın etkin bir işçisi, çalışanı haline getirmekti. Suçlu çocukların eğitiminde atlanmaması gereken nokta çocukların geçmişlerinin ve işledikleri suçların yok sayılması olmalıydı. Yeni örgütlenen toplumsal yaşam içerisinde toplumsallaşan çocuklar yaratılmalıydı (Makarenko, 1993,s.293).
Bu “Düzelme” süreci belirli bir zaman almaktaydı ve sürecin başlarında ciddi sorunlarla karşılaşıldı. Karşılaşılan iki önemli sorundan ilki topluluk içinde ve çevresinde gerçekleşen soygunlardı, diğeri ise kendi aralarında çıkan kavgalardı.

İlk etapta kendi otoritesini tanımayan bu gençlere ılımlı davranan Makarenko, olaylar baş edilemez boyutlara ulaşınca ne yazık ki bir öğrenciye yumruk atma şeklinde fiziksel şiddet uygulamak zorunda kalır. Bu davranışını kendi pedagojik yaklaşımları açısından olumsuz bulsa da o çocuğu topluluktan atmaktansa uyguladığı bu şiddetle diğer çocukların da ders çıkarmasını ve topluluk içi karşılıklı değer verme ilişkisinin yaratılmasıyla bu örneğin tekrarlanmayacağını umuyordu.

Bu yaşananların ardından disipline dair şu açıklamaları yapar ve o dönem genel kabul gören yaklaşımlara karşı gelerek bu alanda kendi kuramsal esnekleşmesini yaratır (Makarenko, 1993,s.186-187):

“…Disiplin konusundaki konuşmamda, o günlerde genel olarak benimsenmiş bir kuramın doğruluğuna kuşkuyla bakmak gerektiğini söylemiştim. Söz konusu kurama göre çocuğa her hangi bir ceza vermek yanlıştı, onun yaratıcı içtepileri kutsaldı, bunların ortaya çıkması için çocuğa her türlü özgürlük tanınmalıydı; kişinin kendi kendisini yönetmesi, kendi düzenini ve kendi disiplinini oluşturmasını sağlamaktı. Buysa çocuğun kendiliğinden göstereceği bir gelişmeydi.daha da ileri giderek beraberlik ruhu ve karşılıklı yardımlaşmanın organları yaratılmadıkça, gelenekler doğurulmadıkça, temel çalışma alışkanlıklarıyla kültürel alışkanlıklar oluşturulmadıkça öğretmenin zor kullanmaya hakkı – ne hakkı, zorunlu – olduğunu söylemekten sakınmadım…”

Makarenko’ nun disiplin alanındaki sert karşı çıkışları toplumsal gerçekliklerin ideal olan yaklaşımı uygulamayı engellediği gerçekliğinden doğar. İlkesel bir karşıtlık ya da reddetme ortaya koymaz, geçici bir ara süreç tarif etmektedir.

Toplulukta yaşam düzeninin örgütlenişine baktığımızda sabah, öğle ve akşam dönemlerinin birbirlerinden farklı işlevler taşıdığını görmekteyiz. Sabahları çalışmaları ilk başta topluluğun temel gereksinimlerinin karşılanması (tadilat, bahçe düzenlemesi, tarla işleri gibi) için gerçekleştirilirken daha sonraları çevredeki köylü ve çiftçilerin işlerinin yapılması ve ihtiyaçlarının karşılanması şeklinde genişletilmiştir. Bu işlerin kararının alınması, planlanması ve gerçekleştirilmesinde aktif katılımları sağlanan öğrenciler, yapılan işlerin sonunda elde edilecek gelirin belirlenmesinde de karar sürecine katılmışlardır. Yoksul köylülerden her zamanki ücretin yarısını alırlardı, bu kararı da toplumsal adalet ve adaletsizlik konusunda sonu gelmez tartışmaların ardından almışlardı.
Öğlen sürecinde devam ettikleri derslerle iç içe örülen üretici süreçler sayesinde anlam kazanan temel bilim dersleri, topluluk yaşamından önce geleceğe dair hiçbir umudu olmayan bazı gençlerin öyle ilgisini çekmiştir ki topluluktaki yaşamlarıyla da başarıya ulaşabilecekleri konusunda motive olan bu gençler Kiev İşçi Üniversitesine girebilmişlerdir.Ülkenin sert iklim koşulları nedeniyle de geceleri yatakhanelerine kapanan topluluk üyeleri, akşam sürecini de yoğun tartışmalar ve kitap okumalarıyla geçirmekteydiler. Siyasal, toplumsal ve yazınsal alanda gerçekleştirdikleri sohbetlerle çocukların gelişimine büyük katkı koyan bu etkinlikler, bir noktadan sonra topluluk için gerekli tüm ihtiyaçların tartışılacağı, kararların ortak -öğretmen, öğrenci ve diğer çalışanların katılımıyla- alınacağı bir etkinliğe dönüşecektir. Ayrıca okuma saatleri sayesinde tanıdıkları Gorki’ nin kendi yaşamları gibi zor koşullar altında büyüdüğünü öğrenen çocuklar, Gorki’ yi kendilerine örnek almışlardır. Bu hayranlıkları topluluklarının ismini Gorki Topluluğu olarak değiştirmelerine neden olmuştur.

Topluluk ve topluluktaki kolektif yaşamın benimsenmesiyle birlikte çalma alışkanlığında azalma gözlenir. Topluluk içinde bir şeylerin çalınması topluluğa ve arkadaşlıklarına zarar verilmesi olarak kabul edilmekteydi. Yalnız dışa yönelik hırsızlığın azaltılmasında çeşitli zorluklarla karşılaşıldı. Bunun temelinde ise çelişkili de olsa çocukların geliştirdiği toplumsal duyarlılık vardı diyebilirim. Topluluğun çevresinde bulunan köy ve çiftlikleri incelediğimizde Yeni Ekonomi Politikasının ne yazık ki palazlandırdığı “Kulak” diye adlandırılan çiftçiler karşımıza çıkmaktadır. Bu çiftçiler devrime rağmen özel mülklerini korumakta ve geliştirmek için ellerinden geleni yaparak, her ne kadar devrime sahip çıktıklarını savunsalar da devrimin temel değerlerine karşı gelmekteydiler. Çevreye yönelik gerçekleştirilen hırsızlıklar da genelde bu kulak çiftçilere yönelik gerçekleştirilmekteydi.

Makarenko’ yu en çok uğraştıran ise bu hırsızlıkların temelinde yatan kulaklara yönelik besledikleri düşmanlıktı. Tüm bu zorluklar içerisinde tam toplulukta düzen sağlanırken topluluğa yeni üyelerin gelmesiyle bu düzen tekrardan bozuluyordu ve öğrencileri bilinçlendirme süreci yeniden başlıyordu. Yeni üyelerin adapte olma sorunu topluluğun ilk dönemlerinde ki gibi sorunlu atlatılmadı. Buradaki en büyük katkı eski öğrencilerden gelmiştir. İçe doğru öncülük eden eski öğrenciler, yenilerin uyum sorununu aşmalarında onlara yardımcı olmuş, öğretmenlere ve topluluğa saygısızlık gibi durumların yaşanması önlenmiş, yenilere öğretmenlerin kendilerine karşı düşmanca duygular besleyen, onları insan saymayan bir güç olmadıkları anlatılmıştır (Makarenko, 1993,s.103).

İlerleyen süreçlerde bu içe doğru öncülük anlayışı kurulan müfrezeler, yani “eğitbilim alayı” halini almıştır. Kullanılan kavramlar; müfreze, komutanlık gibi, ya da eğitbilim alayının örgütlenme biçimi askeri bir disiplin sürecine benzetilerek yoğun eleştiriler almıştır. Yinede müfreze örgütlenmeleri sayesinde çocukların karar mekanizmalarına katılımlarının daha da kuvvetlendirildiğini ve komutanlık sisteminin çocuklarda sorumluluk alma bilincini yarattığını vurgulamakta yarar var diye düşünüyorum.

1923 kışında yeni bir örgütsel düzenleme anlayışı olarak geliştirilen müfreze sistemine göre yapılacak işler için, örneğin tarla işleri ya da bir tiyatro eserini sahnelemek gibi, bu işlerin planlanması ve gerçekleştirilmesinden sorumlu küçük gruplar oluşturulmaktaydı ve her müfrezenin bir komutanı olmaktaydı. Bu noktadaki değişmez kural; komutanlara hiçbir zaman özel ayrıcalıkların tanınmaması, onlara fazladan bir şeylerin verilmemesi, komutanın da diğer çalışanlarla aynı işi yapmasının gerektiği, bu işin üstüne müfrezeyi yönlendirmek, önderlik etmek gibi ek bir sorumluluğunun olmasıydı (Makarenko,1993,s.273).

Müfrezelerin yaptığı işlerle bir yandan çiftçilik alanına yönelerek topluluğun gereksinimleri karşılanmaktaydı, diğer yandan da çeşitli işlikler kurularak çocuklara bir sanat, bir meslek öğrenme fırsatı yaratılmaktaydı. Müfrezeler topluluk üyelerinin içinde yer aldıkları temel birimlerdi ve başları Komutanla Kurulunun üyesi olmak zorundaydı. Komutanlar Kurulu müfrezelerin başında yer alan çocuklardan oluşmaktaydı. Artan sayıdaki çocukların toplumsallaşması, çeşitli beceriler kazanılması, yaşamsal idarenin ve toplulukta alınan kararların herkesin katılımıyla gerçekleştirilmesi gibi olumlu etkileri olan müfrezeler, topluluğun ileriki süreçlerinde “özel müfrezelerin” oluşturulmasıyla birlikte denetlenen- denetleyen ilişkisinin de somut yaşantıyla kavrandığı daha farklı bir içerik kazanmıştır.

Özel müfrezeler (çeşitli işler için, örneğin tarla işleri, geçici süreli olarak kurulurlar) bir haftalık süre için oluşturuluyorlardı. Bunun sonucu olarak topluluğun her üyesi bir sonraki hafta yeni bir komutanın denetiminde yeni bir göreve atanıyordu. Özel müfrezenin komutanı da aynı işleme tabi tutularak, yeni bir müfrezede yer alıyor, ama bu sefer kural olarak komutanlığından sonraki hafta komutan olarak görev alamıyordu. Bu sefer yeni bir komutanın denetiminde çalışan birisi olmaktaydı. Müfrezelerin yeni komutanları da Komutanlar Kurulu tarafından, deneyimliler arasından yani gelenlere önderlik edebilecekler arasından seçilmekteydi. Bu sayede toplulukta bulunan her çocuk sorumluluk alma imkanıyla karşılaşmaktaydı. Deneyim arttıkça artan sorumluluk örgütlenmesi ve komutanlık anlayışı ile daha planlı bir yapılanma anlayışı, topluluğun hızla büyüdüğü,çok sayıda çocuğun topluluğa katıldığı karşılaşılabilecek sorunların üstesinden gelinmesini sağlıyordu. Makarenko müfreze anlayışına dair düşüncelerini şu şekilde belirtmektedir (Makarenko, 1993,s.277):

“…Yapılan işin ve örgütsel işlevlerin sürekli olarak değişmesini, herkesin hem denetleyen hem denetlenen olmasını sağlayan, gerek toplu, gerek bireysel etkinliklerde herkese yönetme olanağı tanıyan bu özel müfrezeler dizgesi Topluluğa hayat verdi, çocukların hepsi, herkes birden canlandı, ilgiler birden dirildi.”

Sonuç olarak bu noktaya kadar incelemeye çalıştığımız Gorki Topluluğu deneyimi, toplumsal gerçeklik içerisinde var olan çocukların, toplumsal gerçekliklerle beslenen, onların yaşamlarından yola çıkan ve aynı zamanda gerçekleştirdikleri üretim etkinliğinde olduğu gibi yaşamlarını dönüştüren bir eğitim anlayışı içerisindeki bilinçlenme ve yeniden yaratılma sürecini ifade etmektedir. Gorki Topluluğuna göre nitelikli eğitim bu koşullarda gerçekleştirilmelidir.

Kaynak:
Ebru Aylar

Yrd. Doç. Dr. Hasan Hüseyin Aksoy
Ankara
2006

KAYNAKÇA

Makarenko , A. S. (1993); Yaşam Yolu (1. Cilt) , İstanbul: Payel Yayınevi
Makarenko , A. S. (2004); Yaşam Yolu (2. Cilt), İstanbul: Payel Yayınevi
Aydın , İnayet Gazetesi

20 Şubat 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/02/anton-makarenko.jpg 320 620 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-02-20 14:39:492015-02-20 14:39:49Anton S. Makarenko’nun eğitim düşünceleri üzerine
Sanat Haberleri

Anne, Baba ve Ergeni anlamak üzerine

Zaman zaman eğitim, sanat, toplum v.b. haber ve makaleleri sizlerle paylaşmaya çalışıyoruz. Çocuk yetiştirme ile ilgili makaleler ve yazıları da paylaşmaya çalışıyoruz. Çünkü zaman zaman bizi mutlu eden çocuk yetiştirme ile ilgili olaylar, bazende başedemediğimiz olaylara dönüşebiliyor.  Bugün kısa ama tatmin edici olduğuna inandığımız bir Dr. Erdal Atabek makalesini sizlerle paylaşmak istedik…İyi okumalar…

ergen ve yetişkin

Günümüzün ”ergen dünyası” nı, bu dünyada geçerli olan ”ergen kültürü” nü anlamaya çalışıyoruz. Çünkü bu yeni oluşumu anlayamazsak ”günümüz ergenleri” ile erişkinler arasındaki uzaklık daha da artacaktır.

Yeni ”ergen kültürü” nün özellikleri içindeki ”hedef seçememe”, ”geleceğini planlayamama”, ”sorumluluk almak istememe”, ”kendini hiçbir şeye zorunlu saymadan çevresini her şeye zorunlu sayma”, ”çaba harcamadan elde etmek isteme” gibi özellikleri nasıl açıklamalıyız?

En önemli etkenler arasında ”sahip olma, elde etme ve kullanma” ile bunları yapabilmek için ”çalışmak ve kazanmak gereği” arasındaki bağı kopartan ”tüketim toplumu ideolojisi” dir. Bu ideoloji, henüz çalışmayan ve kazanmayan gençlere ”kredi kartı” vermekte, ”cep telefonları olması” nın normal olduğunu söylemekte, ”otomobil kullanarak özgürleşme” yi önermektedir. Gençler de bütün bunlar için yıllarca beklemek yerine, bütün bunları sağlamanın anne babalarının görevi olduğunu düşünmekte, bunların ”kendi hakları olduğunu” öne sürmektedirler.

Bizim yaşam kültürümüzün iki özelliği de ”tüketim toplumunun ideolojisi” ile buluşmaktadır. ”Çocukların aşırı korunmasının ailenin görevi olduğu” na ilişkin yaygın tutum ile ”çocuklarla gurur duyma isteği” . Bu iki özellik de çocukların ”yaşam standartları” na ailelerin -kimi zaman- ekonomilerinin üstüne de çıksa destek vermelerini sağlayan bir tutum yaratmaktadır.

Anne babaların şu sözlerini çok sık duyuyoruz:

* Biz (ya da ben) çocuklarımız için yaşıyoruz.
* Ne yapıyorsak onlar için yapıyoruz.
* Biz çok sıkıntı çektik, onlar bu sıkıntıları çekmesin istiyoruz.
* İlerde hayatın birçok haliyle karşılaşacaklar, bari şimdi mutlu olsunlar.
* Mutlu bir çocukluk dönemleri olsun.
* Biz gençliğimizi yaşamadık, onlar doya doya yaşasınlar.
* Bizim yapamadıklarımızı onların yapması bizi memnun ediyor.
* Her şeyleri var, neden çalışmadıklarını anlayamıyorum.
* Hiç sıkıntıya gelemiyorlar, istedikleri hemen olsun istiyorlar.
* Her istediğini yapıyoruz ama o bizim ne istediğimize aldırmıyor bile.
* Çok iyi çocuktur, ama arkadaşlarına uyuyor.
* Aklına hiç kötülük getirmez, ne söylense inanır.
* Böyle giderse nasıl yapacak bilmiyorum.

Bu sözlerin hepsi de birbiriyle bağlantılıdır. Bu sözlerin oluşturduğu merdiven basamak basamak çıkılmaktadır. Sonuçta erişilen yer de hiç kimsenin düşünmediği, hiç kimsenin istemediği bir yer olmaktadır.

Neden?

Çocuklarımızı hayatımızın ortağı değil, refahımızın ortağı yapıyoruz da ondan.

Neden ”hayatlarınızı çocuklarınıza adıyorsunuz?”
Neden ”çocuklarınız için yaşıyorsunuz?”
Neden çocuklarınıza ”istemedikleri şeyleri vermek için bunca çaba harcıyorsunuz?”
Neden çocuklarınıza ”hak etmedikleri şeyleri elde etmeleri” için yükümlülük duyuyorsunuz?
Neden çocuklarınıza ”sorumluluk vermiyorsunuz?” Şimdi almıyorlar, çünkü sorumluluk vermekte çok geç kaldınız.
Neden çocuklarınızı, ”yaptıkları yanlışlıkların sonuçlarıyla karşılaştırmıyorsunuz?”
Bu durumda, çocuklar ve gençler ”ailelerin onları her koşulda koruyacağını” biliyor.
Çocuklar ve gençler, kendileri hiçbir şey yapmasa da, ailelerin onlar için her şeyi yapacaklarını öğreniyor.
Çocuklar ve gençler, geleceklerinin aileleri tarafından hazırlanacağına güveniyor.
Onun için de kendine güvenmiyor, sorumluluk almıyor, kendisini hiçbir şey için zorlama gereğini duymuyor.
Yapılması gerekenler yapılmaz, yapılmaması gerekenler yapılırsa sonuçlara neden şaşmalı?

Lütfen, biraz düşünür müsünüz?

Hayatın Ortağı Olmak – Dr.Erdal Atabek

Kaynak :wikipedia.org

ve  narteks.net

 Erdal Atabek Kimdir?

Erdal Atabek

Dr. Erdal Atabek (d. 1930, Adapazarı), Türk tıp doktoru ve yazar.

Erdal Atabek, 1954 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdi. Psikosomatik Hastalıklar ve İç hastalıkları uzmanı olarak görev yaptı. 1965’te yazarlığa başladı. Aynı yılTürk Tabipleri Birliği (TTB) başkanı seçildi. 1966’da köşe yazıları Cumhuriyet gazetesinde yayımlanmaya başladı. Halen yazarlık, seminer, konferans ve araştırmalarını sürdürmektedir.

Kariyeri

  • Beş Yıllık Kalkınma Planlarında Özel İhtisas Komisyonu başkan ve üyelikleri. (1972-1978)
  • Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü (1975)
  • Sosyal Güvenlik Bakanlığı ilk müsteşarlığı (1976)
  • Aile Okulları kurucu,yönetici ve eğitmenliği (1980)
  • Almanya, İsveç, Danimarka, Hollanda gibi dış ülkelerde aile, gençlik, kültür konferansları (1986)
  • Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde ‘İletişim Eğitmenliği’ (1994)
  • Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ‘Sosyal Psikoloji Öğretim Görevi’ (1996)

Kitapları

  • Alkol ve İnsan/ 5. basım
  • İnsan Sıcağı/ 5. basım
  • Sözüm Sanadır/7 basım
  • Kışkırtılmış Erkeklik-Bastırılmış Kadınlık / 27. basım
  • Kuşatılmış Gençlik
  • Gençlik Duvarları Yıkıyor
  • Kırmızı Işıkta Yürümek
  • Cinsellikten İkmale Kalmak
  • Kendi Yurdunda Sürgünsün
  • Belki de Sensin
  • Hayatımız ve Değerlerimiz
  • Bizim Duygusal Zekamız
  • Çocuklar Büyükler ve Tavşanlar
  • Erken Büyüyen Çocuklar
  • Modern Dünyada Değişen Değerler ve Gençlik
  • Sıpa Koleje Gidiyor (Mizah)
  • Dürüstlük Sevgili Çocuğum (2008) Cumhuriyet Kitapları
19 Şubat 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/02/ergen-ve-yetişkin.jpg 463 595 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-02-19 17:58:222015-02-19 17:58:22Anne, Baba ve Ergeni anlamak üzerine
Sanat Haberleri

21. Yüzyıl hastalığı: HİKİKOMORİ

Hikikomori, Japonca da “elini, ayağını çekmek” anlamına geliyor. Bu terim Japonya dan yayılmış ve 21. Yüzyılın hastalığı olarak tanımlanıyor.

hikikomori0

Japonlar, geleneksel yaklaşımlarından dolayı, özellikle erkek çocuklarının her türlü hizmetini ayağına kadar getirdikleri için bu hastalık yaygınlaşmış durumda. Dünyada ve Türkiye de de tehlikeli bir seyir izliyor. Erken teşhis edilmeli, en güzeli de Hikikomori ye neden olabilecek durumlar kontrol altına alınmalıdır.

Bu hastalık, her ne kadar teknolojinin yarattığı bir hastalık olarak görülse de temelde başka nedenlere dayanıyor. Kişi, teknoloji ile ilgilenerek kendisini sosyal çevreye kapatıyor. Bilgisayar ekranı ile sanal alemde iletişim kuruyor. Bu iletişim, öyle boyutlara geliyor ki artık kişi tüm temel ihtiyaçlarını odasında karşılıyor. Yemeğini ailesi ile yemiyor, odasında yemek, uyumak dahil tüm ihtiyaçlarını karşılıyor. Hatta, o kadar büyük boyutlara kadar gelebiliyor ki tuvalet ihtiyacını bile odasında giderenler olabiliyor.
Hikikomori hastalığı, büyük oranda erkeklerde ve 15 yaşlarında görülüyor. Bu kişiler, sanal bir dünyada olmanın rahatlığını yaşıyorlar, herşeyi kendi istedikleri şekilde yönetebiliyorlar, karşı çıkan olmuyor. Kişi kendi kendisine yaşıyor, aileden kişilerle bile iletişim kurmak istemiyor. Belki, ayda bir, yakın bir yere,birşey almaya gidiyor. Asosyal olma durumu pek farkedilmiyor. Kişinin kendi tercihi olarak düşünülüyor. Günümüzde, çocuk odalarının içe dönük kullanılması, sadece çocuğa özel olarak düşünülmesi, evlerde ısıtma alanının ve kullanım alanının geniş olması bireyler arasındaki iletişimi ister istemez azaltıyor.

hikikomori hastalığı

Hikikomori hastalığı, başlangıçta bilgisayar, internet düşkünlüğü ya da bağımlılığı olarak tanımlanıyor. Aileler, önceleri, çocuklarının dışarıda kendilerinin bilmediği bir yerde zaman geçireceğine, evde olmalarını tercih ediyorlar. Ancak, durum bakıyorlar ki hikikomori haline gelmiş. Hikikomori, bu tür kişileri tanımlamak anlamında da kullanılıyor, isim olarak ta kullanılıyor.

13-14 yaşlarında başlayan hikikomoride önergenlikte olan erkek çocuklar, odalarında ders çalışıyor diye düşünülmemeli, teknolojik araçların kontrol altında kullanılmasına izin verilmelidir. Bunun yanında çocukların derslerde aşırıya kaçmamaları, günün planlı kullanımı da önemlidir. Kız çocuklar da dikkatle izlenmeli, iletişim sağlıklı şekilde devam etmelidir.

Bilgisayarlar, ortak kullanım alanında, örneğin, salonda kullanılmalı, aileler kendilerini teknolojik alanda geliştirmeye önem vermeli ki takip edebilsinler; çocuklar, odalarında ders çalışırken, tamamen kontrolsüz bırakılmamalı, mümkünse oda kapısı kapatılmamalı, çocuğun odasına zaman zaman girerek, aileden kopuk bir durum yaratılmamalıdır.

Altta yatan nedenin iyi gitmeyen gönül ilişkileri de olabileceği düşünülerek, çocuk ve gençler aile desteğinden yoksun bırakılıp, kendi içlerine kapanmalarına neden olabilecek durumlar yaratılmaktan kaçınılmalıdır. Gence kendini iyi ifade edebilecek ortam evde her zaman için sağlanmış olmalıdır. Çocuk ve gençler, sosyal ilişkilere yönlendirilmeli, açık hava oyunlarına ve arkadaşlık ilişkilerine ortam hazırlanmalıdır. Bilgisayar ve internet, oyun ağırlıklı değil; gerçek ihtiyaca yönelik olarak kullanılmalıdır. Burada anne- babanın örnek olduğunu da belirtmeden geçemeyiz.

Kaybedilmiş kuşaklar yaratmak istemiyorsak elimizde ve evimizdeki tehlikenin farkına varmalı, geç kalmadan önlemlerimizi almalı. Aileler, olabildiğince sabah kahvaltılarında ve akşam yemeklerinde bir arada olmalı, aile bireyleri günü, konuşarak değerlendirebilmelidir. Herkes günü nasıl geçirdiğini anlatabilmelidir. Çocuk ve gençler, daha çok dinlenmeli, etkin dinleme yapılmalıdır.

Çocukların eğitiminde, otokontrol sahibi olabilmeleri amaçlanmalıdır. Teknolojik araçların en verimli şekilde nasıl kullanılabileceği, zamanın ne kadar önemli olduğu üzerinde durularak, bilgiler tartışılmalıdır. Aile ile çocuk-genç arasındaki bağlar kuvvetlendirilmeli, ortak paylaşımlar çoğaltılmalıdır.

Öznur SİMAV-Pedagog

Kaynak :[–]

16 Şubat 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/02/hikikomori0.jpg 363 640 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-02-16 16:05:452015-02-16 18:55:5321. Yüzyıl hastalığı: HİKİKOMORİ
Sanat Haberleri

Sanat Eğitimi Neden Önemlidir?

Sanat, tarih boyunca insanoğlunun kendini ifade etmesinin bir yolu olmuştur. İlk insanlardan bu güne kişiler duygularını, düşüncelerini, olaylara bakış açılarını hep sanat yoluyla aktarmıştır. Mağara duvarlarına resimler çizen insanlardan bu yana sanat, yaşamın vazgeçilmez bir öğesi olmuştur.

insan ve sanat
Sanat, insanın çevresiyle etkileşim içinde olmasını, etrafında olan bitene daha duyarlı olmasını, özgür düşünebilmesini ve kendini özgürce ifade etmesini sağlar. Güzele ulaşmanın en etkinli yolu sanattır. Sanat yaşamı güzelleştirir, insana ve çevresine değer katar. Kişilere ve toplumlara bambaşka bir bakış açısı sağlar. Bu nedenledir ki Ata’mız “Sanatı olmayan bir ulusun can damarlarından biri kopmuş demektir” demiştir.

aşık sanatı

Anadolu insanı da bin yıldır sanatla iç içe yaşamıştır. Derdini, hüznünü, neşesini, umudunu türkülerle dillendirmiş, kilimlere dokumuş, evinin duvarlarına, tavanlarına, ahşaba nakış nakış işlemiş, kendinden sonrakilere bu yolla aktarmıştır. Anadolu insanı bin yıldır güzeli aramış, güzeli görmüş ve ona değer vermiştir. Bu nedenle duyarlılığını, çevreye ve insana saygısını yitirmemiş, doğallığından ve güzelliğinden bir şey kaybetmemiştir.

Peki, ne oldu da aynı Anadolu insanı şimdi bencilliğe, saygısızlığa, duyarsızlığa, yozlaşmaya doğru yönelmeye başladı. Bunun pek çok sebebi var elbet. Ancak bu sebeplerin en büyüğü sanattan uzaklaşmaktır. Ozanlarımız şiir söylemeyi, genç kızlarımız nakış işlemeyi, âşıklarımız türkü söylemeyi bıraktı nicedir. Çocuklarımız müzik bile olmayan, etrafa lanetler, küfürler yağdıran tuhaf şarkıları dinliyor. İnsanlarımızın hayatı bir tek ressamın eserini görmeden geçiyor. Önceleri her biri bir sanat harikası olan evlerimizin yerini şimdi dümdüz beton duvarlar alıyor. Her ilmeği bin emekle, umutla dokunan halıların yerinde yeller esiyor. İnsanlar Karagöz’ün, Hacivat’ın adını hiç öğrenmeden yaşıyor. Tiyatro çoktandır çıkmış hayatımızdan. Onun yerine her akşam televizyon karşısında ruhsuz, duygusuz diziler izleniyor sinema filmleri bile değil. Kısaca sanat toplum hayatımızdan yavaş yavaş çekilip yok oluyor.

hacivat-ve-karagoz-oyunu
Sanat, yaşamımızdan böyle uzaklaştıkça biz de birbirimizden, bizi biz yapan değerlerden, en önemlisi insanlığımızdan uzaklaşıyoruz. Sanat olmayınca sevgi, saygı, hoşgörü gibi kavramlar da giderek uzaklaşıyor bizden. Çünkü sanat güzeli, iyiyi, doğruyu arayışıdır insanın. Onun yerini doldurabilecek başka herhangi bir şey yoktur. Sanat olmayan bir hayat kupkuru, yararsız bir hayattır.

Peki, biz öğretmenler bu konuda neler yapabiliriz? Sanat, toplum yaşamımızdan sökülüp atılırken buna nasıl engel olabiliriz?
Görsel Sanatlar derslerini boyama, kesme, yapıştırma, belli bir müfredatı yetiştirme saatleri gibi görmekten vazgeçerek işe başlayabiliriz. Görsel sanatlar derslerinde öğrencilerimize hem ülkemizden hem de dünyadan sanat eserlerini tanıtabiliriz. Bu konuda yapılabilecek çok basit bir etkinlik sanat eseri inceleme çalışmalarıdır. Her ders için seçilen bir sanatçı öğrencilere tanıtılarak eserlerinden örnekler gösterilebilir. Sanatçı ve eserler seçilirken o haftanın kazanımına uygun seçimler çok kolaylıkla yapılabilir. Eser tanıtma aşamasında çocuklara “Bu eserde neler görüyorsun?”, “Hangi renkleri görüyorsun?”, “Bu eserde en hoşuna giden bölüm neresi?” gibi basit sorular sorularak çocuklar kaç yaşında olursa olsun gördükleri eser hakkında konuşmaları sağlanabilir. Burada amaç çocukları sanat eleştirmeni yapmak değil sadece sanata dikkatlerini çekebilmek ve belli bir farkındalık yaratmaktır. Daha sonra sanatçının seçilen eserlerinden birinin benzerini yapma çalışmaları yaptırılabilir. Bir öğrenci okul yaşamı boyunca birkaç sanatçıyı bu şekilde tanıyıp incelese onun hayatında pek çok şey değişecektir.

Müzik derslerimiz de sanat eğitimi açısından önemli bir fırsattır. Bu derslerde de çocuklara kaliteli müziği ve müzisyenleri tanıtarak işe başlayabiliriz. Hem Türk hem yabancı çok değerli müzisyenler gelip geçmişken insanlık tarihinden bizim çocuklarımızın sadece birkaç pop ya da arabesk şarkıcısını tanıması, en basitinden Dede Efendi’yi Münir Nurettin Selçuk’u, Mevlana’yı, Âşık Veysel’i bilmiyor olması büyük bir kayıptır.

mevlana
Şiiri ve edebiyatın diğer dallarını çocuklarımızın yaşamına sokmak da sanıldığından daha kolaydır. Örneğin her hafta için yerli ya da yabancı seçilen bir şairi çocuklarımıza tanıtmak için panolarımızın birinde bir köşe ayırabiliriz. Burada hem şairi tanıtıp hem de şiirlerinden çocuklarımızın yaş ve gelişim düzeyine uygun örnekleri sergileyebiliriz. Şiir dinletileri yapabiliriz. Seçtiğimiz önemli edebi eserleri çocuklarımızla birlikte okuyabilir, eleştirebilir, üzerine konuşabiliriz.
Kısaca çocuklarımıza sanatı tanıtmak sanıldığı kadar zor da değildir. Sanatla iç içe olmaya alışan çocuklarımızın hem davranışlarında hem de akademik başarılarında önemli gelişmeler olacaktır. En basitinden okul panosuna asılmış bir resmi tutup yırtmak yerine ona bakmayı öğreneceklerdir.

yunus-emre

Sanattan uzak bir toplum olmaya devam ettikçe sosyal sorunlarımız çözülmek bir yana büyüyerek artmaya devam edecektir. Öğrencilerimize herhangi bir derste saygı, sevgi, hoşgörü gibi kavramları istediğimiz kadar anlatalım onları sanattan bu şekilde uzak tutmaya devam edersek bu kavramlar testlerde soru çıkarsa doğru bilinen ancak asla hayata geçmeyen kavramlar olmaya devam edecektir. Bu nedenle sanat derslerimiz bir an önce öğrencileri güzel sanatların her alanıyla tanıştıracak bir yapıya kavuşturulmalı, ders saatleri arttırılmalı bunlar yapılıncaya kadar da özellikle sınıf öğretmenleri her fırsatta sanatı çocukların yaşamına sokmaya çalışmalıdır.

Yazan : Şebnem DEMİR

Kaynak :[-]

15 Şubat 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/02/aşık-sanatı.jpg 400 466 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-02-15 15:57:532015-02-15 15:57:53Sanat Eğitimi Neden Önemlidir?
Sanat Haberleri

Çocukların 10 yaşına kadar beynini geliştirecek 11 yöntem

İnsan beyninin 10 yaşına kadar sünger kıvamında olduğunu ve bu dönemde temel yetenek ve becerilerle ilgili her şeyi emdiğini söyleyenYard. Doç. Dr. Oktay Aydın bu dönemin çocukların içindeki potansiyeli açığa çıkarma ve yükseltmek için çok önemli olduğunu vurguluyor. Yani çocuğun beynini bir santral gibi düşündüğümüzde bu santrali 50 hatla kullanmak yerine bin hatlık bir merkeze dönüştürmek mümkün.

çocuklar

Ancak bunu yaparken beynin nasıl işlediğini çok iyi bilmek gerektiğini belirten Aydın “Okul öncesi süreçte aklına gelen her davranışı yapmaya çalışan çocuk, ilköğretim döneminde daha mantıklı ve kontrollü davranışlar geliştirir. Bunu sadece büyüme ile açıklamak mümkün değil. Aslında buradaki değişikliğin sağ ve sol beyindeki tepkilerden kaynaklandığını bilmek ebeveynlerin yapacağı pek çok yanlışı da önleyebilir. Çünkü beyni bilmeden çocuğun davranışlarını yorumlamak pek çok hataya neden oluyor. Çocuğun birçok davranışı ile ilgili ‘vurdumduymaz, saygısız, saldırgan, tembel vb.’ nitelemeler yapılabilir. Oysa bu tepkiler çocuğa özgü değil, bulunduğu yaşa uygun davranışlar” diyor. Oktay Aydın’ın çocukların 10 yaşına kadar beynini geliştirecek 10 yöntem ve bu konudaki tavsiyeleri ise şöyle :

ARDIŞIK RAKAMLARLA İŞLEM YAPTIRIN

matematik ve çoçuk

Okul öncesinden başlayıp ilkokulu bitirinceye kadar çocuklara oyunlaştırılmış ortamlarda dikkat ve bellek çalışmaları yaptırılmalı.Dikkat ve bellek çalışmaları sanılanın aksine sadece bu konuda sorun yaşayan çocuklar için değil, bu yaştaki tüm çocuklar için gerekli.Ardışık olarak verilen sayı ve sözcük kümelerini tekrar etmek.(Örneğin, 3-0-9-8, araba-toprak-masa-deniz gibi. Giderek sayı ve sözcük sayısı artırılarak uygulama devam ettirilebilir.) İki resim arasındaki farkları bulmak. Anlamsız cümleleri söyleyip tekrarlamasını istemek gibi uygulamalar yapılabilir. (Örneğin, “Gökyüzünde yürüyen evin yaprakları mutluydu.”)

PARMAKLARIYLA DEĞİL AKILDAN HESAP YAPTIRIN

matematik_ve_çocuk

 

Akıldan hesaplama egzersizleri de beyin açısından oldukça etkili.Çocuğun yaşına uygun yönergeler verin ve hesaplamayı parmaklarıyla değil, akıldan yapmasını isteyin. Uygulamayı, zorluk düzeyini artırarak ve zenginleştirerek tekrarlayın. “İki elman var, iki elma da ben verirsem, kaç elman olur?” “Üç elman var, ikisini ben alıp yesem, kaç elman kalır?” “Dört elman var, birini ben yedim, birini de arkadaşın yedi, toplam kaç elman kalır?” “Beş elman var, iki elma daha verdim, bir elmanı da arkadaşına verdin, kaç elman olur?” “28+12+7=?” “33-6+5=?”

SES VE GÖRÜNTÜSÜNÜ KAYDEDİP İZLETİN

çocuk ve ses

 

Çocuğun günlük bir  faaliyetini, oyununu, hareketini görüntülü olarak kaydedip daha sonra izlettirin. Bu çocuğun kendini dışarıdan görmesi ve izlemesini sağlar.İzleme sürecinde, olumsuz herhangi bir yorumun yapılmaması son derece önemlidir. Sadece, çocuğun kendisi ile ilgili söylediği şeyler olursa dinleyin ve söylediklerinin özünü ona tekrar edin. Ya da belirli bir konuyu öğrenme aşamasındayken, konuyu sesli olarak okuyarak veya anlatarak ses kayıt cihazına kaydedin ve dinlemesini sağlayın. Böylece, okurken/anlatırken ve kendi sesinden dinlerken tekrar tekrar öğrenme gerçekleşir. Ayrıca, uygulama çocuklara ilgi çekici geldiğinden ders çalışma motivasyonlarını da artırıyor. Kendi sesimizi dinlemenin yaratacağı sempati de öğrenme sürecimizi kolaylaştırıcı bir başka etkendir. Uygulamanın bir başka şekli de, tanıdığı, sevdiği kişinin konuyu okurken ya da anlatırken kaydedilmesi ve onun izlenmesi yolu ile olabilir.

SÖZCÜKLERİ TERSİNE ÇEVİREREK OKUTUN

okuyan-çocuk

 

Tersine çevirme işlemi zorlayıcı olduğu için beyni geliştirir. Sözcükleri, verilen sayıları, işlemleri, olayları, hareketleri vb. tersine çevirin. Mesala “araba” sözcüğünü ya da “8-2-5 sayılarını” tersten okumasını isteyin. Çocuğunuzla “20’den geriye doğru 2’şer say” “56’dan geriye 7’şer say” “Labirenti sondan başa doğru çizerek tamamla” gibi alıştırmalar yapabilirsiniz.

ANLATTIKLARININ RESMİNİ ÇİZDİRİN

res,m çizen çocuk

Beyin girdi-işlem-çıktı süreci ile çalışıyor. Dışarıdan gelen bilgiler üzerinde bir dizi işlem yapan beyin, onları konuşma, yazma, okuma, hareket etme vb. çıktılara dönüştürüyor. Baktığı resmi anlatma, anlatılan öykünün resmini yapma, resimde gördüklerini canlandırma, dinlediği şarkının resmini yapma gibi pratikler beynin kapasitesiniartırıyor.

İSTEKLERİNİZİ TEKRARLATIN

tekrarlayan çocuk

Çocuklar, çoğu zaman kendisinden yapılması istenen şeyi ya hatırlayamaz ya da nasıl yapacaklarını şaşırırlar. Bu nedenle dinleme, işitsel dikkat, sıralama gibi becerilerinin gelişimini sağlamak için onlara bir ile dört aşamalı isteklerde bulunun ve bu isteklerinizi tekrar etmesini isteyin. Örneğin: “İstersen önce kitabını çıkarıp resim yapabilir, sonra oyuncaklarınla oynayabilirsin” gibi bir yönerge verdikten sonra “Hadi tekrar et bakalım senden ne yapmanı istedim” deyin.

BİR SANAT DALI İLE İLGİLENMESİNİ SAĞLAYAN

Little girl smiling at piano keyboard

Çocuğun farkındalık, fiziki ve ruhsal gelişimini etkileyecek ve daha estetik fizik ve düşünce yapısına ulaşabilmesi için hobi amaçlı bile olsa , resim, dans, bale, müzik (Gitar, keman, piyano, bağlama, Akordeon, Bateri, ritm aletleri  v.b.)  bir sanat dalı ile ilgilenmesi için teşvik edin. Bunu yaparken mümkün olduğunca ilgisi olan bir alanı seçmeye çalışın ve amaç olarak sanatçı olmasını değil bir hobi edinmesi düşüncesi ile yapın. Beklentilerinizi onu strese sokacak bir düşünce ile yapmayın beyinin daha işlevsel olması için çaba harcayın ve teşvik edin.

5N1K KURALINI UYGULAYIN

kitap-cocuk

Kitap okuma çocukların gelişimleri açısından çok önemli. Ancak, kitabı sadece okumak yeterli değil. Okuma, beyne girdi sağlıyor ama çıktı sağlamıyor. Oysa beyin çıktılarla daha fazla geliştiği için okunan metnin anlatılması çok daha etkili. Okumalarda kısa metinden başlayıp aşamalı olarak uzun metinlere doğru gidilmelidir. Çocuğunuzdan öncelikli olarak serbest anlatma (çocuğun kendi istediği gibi anlatması) değil, yapılandırılmış anlatma (5N1K) yapmasını isteyin. Böylece,çocuğun zihninde belirli bir okuma sistematiği kodlanmış oluyor. Bu okuma ve anlatma sistematiği yerleştiğinde, çocuğunuz görsel (metni okuyabiliyorsa) ve işitsel dikkati (metin kendisine okunmuşsa), okuduğunu anlama becerileri gelişiyor ve kısa süreli hafızası daha da güçleniyor.

 

 

ÖĞRENDİKLERİNİ BİR ARKADAŞINA ANLATSIN

dedikodu

Öğrenmenin en iyi yolu öğretmedir. Beynimiz, dışarıdan gelen birçok bilgiye lokal bölgelerle tepki verirken öğretme eyleminde neredeyse topluca tepki veriyor. Bu nedenle, çocuğunuzla bir arkadaşını “öğrenme/öğretme partneri” olarak tanımlayın. Derslerden sonra çocuğunuz, partneri olan arkadaşıyla öğrendiklerini paylaşsın ve ona aklında kalanları anlatsın. Öğrendiklerini arkadaşına anlatırkenbeyni daha yoğun şekilde harekete geçecek ve öğrenme kapasitesi belirgin şekilde artacaktır.

BAKTIĞI RESMİ CANLANDIRSIN

resim-cocuk

Beynimize gelen uyarıcıların büyük çoğunluğu görsel alana (occipital lob) ulaştığı için öğrenmede görsel unsurlar son derece önemli. Etkili öğrenme için etkili görsel canlandırmalar yapılması gerekiyor.Çocuğunuza gözleri kapalıyken bir öykü, konu okuyun ya da anlatın. Bu anlatım süresince gözlerini hiçbir şekilde açmamasını isteyin. Konu bittiğinde, öykü ya da konu ile ilgili sorular sorun. Gözlerini açmadan bunlara yanıt vermesini isteyin. Bir başka uygulamada da çocuğunuzabelirli bir resim, şekil, tablo, grafik, formül, obje göstererek belli bir süre bakmasını isteyin. Baktığı şeyin zihinsel olarak “fotoğrafını çekmesini” söyleyin. Daha sonra gözlerini kapatarak az önce baktığı şeyi zihninde görüntülü olarak canlandırmasını isteyin.

HOŞ KOKAN BİR ODADA DERS ÇALIŞSIN

cocuk-ve-kokular

Koku, beyinde duyguların merkezi olarak tanımlanan limbik sistemidoğrudan etkilediği için kendi başına olumlu ya da olumsuz bir duyguyu harekete geçirebilir ve buna bağlı olarak tepkilerimizi de etkileyebilir.Güzel ve hoş kokular olumlu duyguları, rahatsız edici kokular ise olumsuz duyguları tetikler. Koku çocukların ders yaptığı ortamlardaolumlu bir uyarıcı olarak kullanılabilir. Çocuğun kokulara karşı sağlığını etkileyecek bir hassasiyeti yoksa, ders çalıştığı odaya çalışmadan önce hoşuna giden bir koku sıkılarak olumlu duyguları harekete geçirilebilir.

OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLARIN SAĞ BEYNİ ÇALIŞIR

ilkokul_ogrencileri

Okul öncesi ve ilkokul dönemi çocuklarının temel farklılıklarından biri de düşünme şekli. Okul öncesi çocuklarda sağ beyin baskın olduğu için, kurallara bağlı kalmaksızın düşünürler. Akıllarına geleni söylerler. İlkokula gelindiğinde ise düşünce yapısında da gelişmeler olur veçocuk daha mantıklı, kurallı düşünme becerisi geliştirir. Bu çocuklar genelde daha akıllıca konuşan, dili daha iyi kullanabilen, gerçeği algılamada daha başarılı olan bir performans sergiler. Bu beceri de daha çok sol beynin bir fonksiyonudur. Eğitimsel açıdan her iki beyni koordineli şekilde kullanmak en iyi olanıdır. Ebeveynlerin ve öğretmenlerin, çocuklara, her fırsatta sağ ve sol beyin yarıkürelerini birlikte çalıştıracak etkinlikleri yaptırmaları gerekiyor. Örneğin, piyano, bateri çalmak, sağ el ile sol kulağı gösterme, sol el ile sağ ayağa dokunma gibi oyunlar, belirli bir hareketi taklit etme, yapılan bir hareketi anlatma vb. çalışmalar bu anlamda yararlı olacaktır.

 

HANGİ YAŞTA HANGİ BECERİLER GELİŞİYOR ?

0-1 yaş anadil

0-2 yaş görme, işitme, tat alma vb. duyular

1-4 yaş matematik ve mantıksal yetenekler

5 yaşına kadar genel zeka

3-10 yaş müzik yeteneği

0-10 yaş yabancı dil

Alın bölgesi gelişmediği için ergenler agresif oluyor. Beyin arkadan öne doğru geliştiği için en son alın korteksi (prefrontal korteks) gelişiyor ve alın korteksinin olgunlaşması 20’li yaşlara kadar devam ediyor. Ergenlik döneminde duyguları ve hareketleri baskılayan ve kontrol eden alın bölgesi tam gelişmediğinden, ergenler ilişkilerinde çatışmacı ve eleştirici bir dil kullanıyor. Kaygı düzeyleri de yüksek olduğu içinagresif davranışlar sergiliyorlar. Yaş ilerledikçe bu davranışlar yerini sakin ve kontrollü hareketlere bırakıyor. Halk arasında davranışlardaki olgunlaşma olarak ifade edilen bu süreç aslında beyindeki olgunlaşmanın bir sonucu. Çocukların da doğumdan itibaren sürekli hareketli olması, içinden geçeni hemen yapmak istemesi, duygularının götürdüğü yere gitmesi ve şimdiki zamanı yaşaması gibi birçok davranışı, beynin arkadan öne doğru gelişmesinden dolayı yaşanan bir durum.

15 Şubat 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/02/çocuklar.png 524 911 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-02-15 14:35:472015-02-15 14:35:47Çocukların 10 yaşına kadar beynini geliştirecek 11 yöntem
Sanat Haberleri

37 Yazardan Soma’nın Öyküsü “Ölüm Vardiyası” raflarda yerini aldı

olum-vardiyasiSoma Faciası’nın unutulmaması ve gerekli tedbirlerin alınmasına katkı sunmak amacıyla 37 yazar tarafından hazırlanan “Ölüm Vardiyası – 37 Yazardan Soma’nın Öyküsü” Tilki Kitap Yayınevi tarafından yayımlandı. Kitabın  tüm geliri Soma Faciası’nda mağdur olmuş çocuklara aktarılacak.

Kitapta yer alan yazarlar:

Adil Okay, Ahmet Önel, Arzu Eylem, Ayşegül Kocabıçak, Berna Özpınar, Buket Akkaya, Deniz Dengiz Şimşek, Deniz Moralıgil, Engin Çetinbağ, Ersin Köseoğlu, Ertan Mısırlı, Eşref Karadağ, Gönül Çatalcalı, Güner Arslan, Halit Payza, Hande Baba, Hüsamettin Köseoğlu, Kezban Şahin Taysun, Merih Doğan Baysal, Murat Tuncel, Münevver İzgi, Nalan Yılmaz, Nazmi Bayrı, Nevzat Süer Sezgin, Nilgün Erdem, Nuran Türemen, Nursel Çetin, Nurten Çakır, Onur Çalı, Osman Günay, Semrin Şahin, Şaban Akbaba, Tamer Gökçel, Tayfun Ak, Yelda Karataş, Zeynep Yenen, Zürbiye İvdik.

Takvim yaprakları 13 Mayıs 2014ü gösterdiğinde, Manisanın Soma ilçesinde Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en korkunç iş kazası yaşandı. 301 madenci can verdi. 255 kadın kocasız, yaş ortalaması on olan 432 çocuk babasız kaldı. Üç gün ulusal yas ilan edildi. Yargı süreci devam ediyor. Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) 176 numaralı “Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi” ise henüz imzalanmadı.

Geliri Somada yetim kalmış çocukların yararına kullanılacak olan, otuz yedi yazar tarafından kaleme alınmış eserimizi yitirdiğimiz 301 işçimizin anısına ithaf ediyoruz. Sonsuz saygımızla…
(Tanıtım Bülteninden)

Sayfa Sayısı: 202
Baskı Yılı: 2014
Dili: Türkçe
Yayınevi: Tilki Kitap

10 Şubat 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/02/olum-vardiyasi.jpg 933 600 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-02-10 14:20:432015-02-10 14:20:4337 Yazardan Soma’nın Öyküsü “Ölüm Vardiyası” raflarda yerini aldı
Sanat Haberleri

Nerede Olursanız Olun Sanat’la Olun – Şubat 2015

Kültür sanat haberlerine devam ediyoruz. Ülkemizin değişik kentlerinden kültür ve sanat haberlerini sizler için derlemeye çalıştık. Sanatla kalın!

sanat

SERGİ

İSTANBUL

– İstanbul Aydın Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Görsel Sanatlar Ana Sanat Dalı Yüksek Lisans öğrencisi dokuz sanatçının “Doku’z” ismini verdikleri sergi İstanbul Aydın Üniversitesi Beşiktaş Sanat Galerisi’nde 4 Şubat’a kadar görülebilir.

– Recep Akar, Mustafa Duymaz, Didem Erbaş, Murat Germen, Şifa Girinci, Emre Kantaşlı, Volkan Kızıltunç, Manbor, Ali İbrahim Öcal, Saliha Yılmaz’ın eserlerinden oluşan “Pardon, Kaçıncı Kat?” adlı sergi 7 Şubat’a kadar MERKUR’da görülebilir.(212) 225 37 37

– Oğuz Öztuzcu’nun retrospektif fotoğraf sergisi 7 Şubat’a kadar Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Karaköy binası sergi salonunda izlenebilir. (0212) 251 4900

– Eren Güler’in “00:00” isimli etkinliği 7 Şubat’a kadar Galeri Eksen’de görülebilir. (212) 219 08 50

– “Türk Sinemasında Makyaj ve Aksesuvarın 100 Yıllık Yolculuğu” sergisi TÜRVAK Sinema-Tiyatro Müzesi’nde 8 Şubat’a kadar görülebilir. (212) 245 80 91

– Mümtaz Yener’in 1940’larda başlayan makine ve robot betimlemeleriyle, kızı Ressam Göksun Yener’in 1990’lı yıllardan bu yana sergilediği “Çağdaş İkonlar” adlı çalışmalarından örneklerin yer aldığı “Teknoloji Aşkı” adlı sergi Schneidertempel Sanat Merkezi’nde 8 Şubat’a kadar izlenebilir. (0212) 249 0150

– Koray Dağcı’nın “Realist Yansımalar” adlı resim sergisi Venüs Sanat Galerisi’nde 12 Şubat’a kadar görülebilir. (216) 565 3572

– Mehtab Kardaş’ın “Kış” adlı sergisi Ürün Sanat Galerisi’nde 12 Şubat’a kadar izlenebilir.(0216) 363 1280

– Tülay Sayılgan’ın “Gözlerimde Bir Renk” isimli suluboya resim sergisi, 13 Şubat’a kadar Levent Tenis Kulübü’nde izlenebilir. (212) 279271

– Anıl Kangal’ın “Dünyadan Kartpostallar” fotoğraf sergisi 13 Şubat’a kadar Güneş Sigorta Sanat Galerisi’nde görülebilir.

– Şakir Gökçebağ’ın “Think Tank” adlı sergisi 14 Şubat’a kadar GALERIST’te görülebilir.(0212) 252 1896

– Pemra Aksoy, Buğra Erol, Güneş Oktay ve Aslı Vural’ın işlerinin olduğu “Çıkış” adlı karma sergi 14 Şubat’a kadar Galeri ARK’ta görülebilir. (216) 369 49 00

– Şahin Kaygun üzerine hazırlanan fotoğraf sergisi 15 Şubat’a kadar İstanbul Modern’de görülebilir. (0212) 334 7300

– Soner Çakmak’ın “Yasaklı Ruh Düşleri” sergisi 15 Şubat’a kadar Düş Yolcusu Sanat Durağı’nda görülebilir. (216) 3869903

– “Kötülüğün Şeffaflığı ya da Ötekine Bakmak” adlı karma sergi 15 Şubat’a kadar Kare Art Gallery’de görülebilir. (0212) 240 4448

– Evren Sungur’un “Organik Makineler – Bir Heykel İçin Eksiz” adlı sergisi @Summart Sanat Merkezi’nde 16 Şubat’a kadar görülebilir.

– Mümin Candaş ve Orhan ZAFER’in “Yol Geçen Hanı” adlı resim sergisi Banyan Restaurant’ta “Art For The Soul” projesi kapsamında Şeli Art Project işbirliğiyle 19 Şubat’a kadar sanatseverlerle buluşuyor.

– Utku Dervent ile İlker Yardımcı’nın “Orada Olmak” adlı sergisi Bozlu Art Project’te 21 Şubat’a kadar görülebilir. (212) 232 72 32

– “Dijital Sonrası Tarihçeler: 1960’lar ve 1970’lerin Medya Sanatından Kesitler” adlı sergi Akbank Sanat’ta 21 Şubat’a kadar görülebilir.(0212) 252 3500

– Versus Art Project ve Karşı Sanat Çalışmaları Sanat Galerisi’nde Yavuz Tanyeli’nin kişisel resim sergisi “E=m.c2” 21 Şubat’a kadar görülebilir. (212) 244 78 74

– Mike Berg’in Galeri Nev İstanbul’daki altıncı kişisel sergisi 21 Şubat’a kadar görülebilir. (0212) 251 1214

– Jacques Tange’nın “Yabancı Topraklarda” sergisi 21 Şubat’ kadar ART350’de görülebilir. (0216) 369 8050

– Can Göknil’in “Sazlı Sözlü” adlı sergisi 21 Şubat’a kadar Galeri Apel’de görülebilir. (212) 292 72 36

– Genco Gülan’ın “Soyut Haritalar” adlı sergisi 22 Şubat’a kadar Piramid Sanat’ta izlenebilir. (0212) 297 3120

– Ömer Kaleşi sergisi 24 Şubat’a kadar Tem Sanat Galerisi’nde görülebilir. (212) 2470899

– “Özel Koleksiyon Sergisi” 25 Şubat’a kadar Sanat Yorum’da görülebilir. (212) 542 43 05

– “Çanakkale Destanının İlk Halkası-Troyalı Hektor” sergisi Rahmi M. Koç Müzesi Sergi Salonu’nda 27 Şubat’a kadar görülebilir. (0212) 369 6600

– “Soğuk. Ilık. Sıcak” adlı karma sergi 27 Şubat’a kadar ARTNEXT İstanbul’da görülebilir.(0212) 999 3990

– Alp Çoksoyluer, Alper Derinboğaz, Ayşe Gül Süter, Buşra Tunç, Candaş Şişman, Deniz Kader, Erdal İnci, Korhan Erel, Osman Koç, Ozan Türkkan ve Refik Anadol’un eserlerinin yer aldığı “Dalgalar” adlı sergi Block Art Space’de 15 Ocak-28 Şubat tarihlerinde görülebilir. (212) 292 83 82

– Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ve Belçikalı grup Het LABO işbirliğinde gerçekleştirilen “CuriosiTIES: Kravata Meraklı Bakış” başlıklı sergi Marmara Üniversitesi Sultanahmet yerleşkesindeki Cumhuriyet Müzesi’nde 28 Şubat’a kadar görülebilir. (212) 518 16 00

– Murat Palta’nın Türkiye’deki ilk kişisel sergisi “Tasvir-i Beyaz Perde” x-ist’te 28 Şubat’a kadar izlenibilir. (212) 291 77 84

– Balkan Naci İslimyeli’nin son yapıtlarından oluşan “Bir Şey Söyle” adlı sergisi 28 Şubat’a kadar Eğitim, Kültür ve Araştırma Vakfı’nda (EKAV) görülebilir. (0212) 252 8131

– “Sins / Günahlar” sergisi 28 Şubat’a kadar G-art Beyoğlu’nda görülebilir. (212) 2436622

– “Olasılıklar ve Tercihler” adlı karma video seçkisi 1 Mart’a kadar Mixer Açık Depo’da görülebilir. (0212) 243 54 43

– Sevtap Yılmaz’ın “Geçmişten Geleceğe” adlı sergisi 5 Şubat – 5 Mart tarihleri arasında Galeri Artist Çukurcuma’da görülebilir. (212) 251 91 63

– Yusuf Taktak’ın “Yukarıdan Aşağıya Soldan Sağa 19152015” adlı sergisi Maçka Sanat Galerisi’nde 7 Mart’a kadar görülebilir. (0212) 240 8023

– “Mimarlık tarihçisi, restoratör, koleksiyoner Ekrem Hakkı Ayverdi” sergisi İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nde 14 Mart’a kadar görülebilir. (0212) 334 0900

– Nesrin Esirtgen Collection tarafından genç sanatçılara görünürlülük sağlamayı amaçlayan “Open Call – Open Door” sergisi 6 Mart’a kadar görülebilir. (0212) 243 7853

– “Joan Miró: Kadınlar, Kuşlar, Yıldızlar” sergisi 8 Mart’a kadar Sakıp Sabancı Müzesi’nde izlenebilir. (0212) 277 2200

– “Küçük Yüzler, Büyük Bedenler” adlı karma sergi 13 Mart’a kadar Elgiz Müzesi’nde izlenebilir. (0212) 290 2525

– Nikolaj Bendix Skyum Larsen’in “End of Dreams” (Düşlerin Sonu) adlı sergisi SALT Galata’da 6 Şubat – 29 Mart tarihlare arasında kadar görülebilir. (212) 334 22 45

– Burhan Doğançay’ın “Picture The World” sergisi 7 Haziran’a kadar Doğançay Müzesi’nde görülebilir. (0212) 244 7770

– “Ressam ve Resim: Mehmet Güleryüz” adlı retrospektif sergi İstanbul Modern’de 28 Haziran’a kadar Süreli Sergiler Salonu’nda görülebilir. (0212) 334 7300

ANKARA

– Orhan Taylan – resim, heykel – 6 Şubat’a dek – Armoni Sanat Galerisi’nde. (0 312 440 43 24)

– Murat Koç – resim – 7 Şubat’a dek – Cermodern Sanatlar Merkezi’nde. (0 312 310 00 00)

– Hanefi Yeter – resim – 7 Şubat’a dek – Kav Sanat Galerisi’nde. (0 312 491 22 32)

– Zeliha Kayahan – gravür – 13 Şubat’a dek – Ziraat Bankası Kuğulu Sanat Galerisi’nde. (0 312 466 05 40)

– Lütfü Günay – resim – 14 Şubat’a dek – Sevgi Sanat Galerisi’nde. (0 312 441 26 34)

– Zuhal Baysar – resim – 18 Şubat’a dek – Galeri Soyut’ta. (0 312 438 86 70)

– Sabri Akça – resim – 19 Şubat’a dek – Peker Sanat Galerisi’nde. (0 312 439 30 03)

– Kayıhan Keskinok – resim – 19 Şubat’a dek – Fırça Sanat Galerisi’nde. (0 312 438 60 08)

– Istvan Orosz&Frigyes König&Farago – resim – 20 Şubat’a dek – Güler Sanat’ta. (0 312 236 21 22)

– Gültekin Serbest- resim – 23 Şubat’a dek – Sepa Sanat Galerisi’nde. (0 312 473 06 47)

– Necati Seydi Ferdioğlu – resim – 25 Şubat’a dek – Stillife Art’ta. (0 312 441 01 45)

– Oya Kınıklı – resim – 25 Şubat’a dek – Medya Sanat Galerisi’nde. (0 312 428 39 55)

– 6+1 İhtimal – resim – 26 Şubat’a dek – Platform A by Armoni Art Gallery’de. (0 312 440 43 24)

– Aykut Tanrıseven – resim – 27 Şubat’a dek – İsmail Altınok Sanat Merkezi’nde. (0 312 433 30 34)

– Mehmet Kapçak – resim – 28 Şubat’a dek – Krişna Sanat Galerisi’nde. (0 312 418 02 53)

– Mehmet Emin Erdoğdu – resim – 28 Şubat’a dek – Nurol Sanat Galerisi’nde. (0 312 468 86 70)

ADANA

– Alişer Avcı’nın, “portre: yazının yüzleri” adlı resim sergisi Seyhan Belediyesi Kültür Merkezi’nde sürüyor. Ressam Avcı’nın Uğur Mumcu, Yaşar Kemal, Nâzım Hikmet, Yılmaz Güney gibi ünlü isimleri kendi üslup ve çizgileriyle yağlıboya resimlediği çalışmalarının yer aldığı sergi 3 Şubat tarihine dek sanatseverlerin izlenimine açık olacak. (0322 4541994)

MERSİN

– Melek Çalışkan’ın Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Sanat Galerisi’ndeki resim sergisi sürüyor. Çalışkan’ın yağlıboya çalışmalarının yer aldığı sergi 5 Şubat’a dek izlenime açık açık tutulacak. (0324 2389500)

GAZİANTEP

– Ömer Doğan’ın Sanko Sanat Galerisi’ndeki, “Fas Fotoğrafları” adlı fotoğraf sergisi sürüyor. Çekimlerinde, sanatın biçim, içerik ve estetik değerlerinden yararlanan görüntülere özen gösteren Doğan’ın, Fas’ın doğal güzellikleri ve kültürünü yansıtan karelerden oluşan sergisini sanatseverler, 13 Şubat tarihine dek her gün 10.00-22.00 saatleri arasında gezebilecek. (0342 3666066)

MÜZİK

İSTANBUL

– Nardis Jazz Club’te bugün 21.30’da Salliel Bros grubu; salı, 21.30’da Uğur Güneş Trio; çarşamba 21.30’da Mark Alban Lotz Band; perşembe 21.30’da Önder Kağan Fetih; cuma 22.30’da Deniz Tasar 5tet; cumartesi 22.30’da Dilek Sert Erdoğan Moments konserleri. (0212 232 98 30)

– Caddebostan Kültür Merkezi’nde çarşamba saat 20.30’da Borusan Quartet ve Burhan Öçal, cuma saat 20.00’da İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası – İsveç Haftası konseri (0216 467 36 00)

– Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde cumartesi saat 21.00’de Amsterdam doğumlu sanatçı Karsu’nun konseri (0850 222 67 76)

– Salon IKSV’de çarşamba saat 21.300’da Kekko Fornarelli Trio, cuma saat 22.00’de Garanti Caz Yeşili: ‘Sleep Party People’, cumartesi 22.30’da Korhan Futacı ve Kara Orkestra konseri. (0212 334 07 57)

– Moda Sahnesi’nde salı 20.30’da Piatango topluluğunun konseri. (0216 330 58 01)

– Süreyya Operası’nda bugün saat 20.00’de Hüseyin Sermet piyano resitali. (0216 346 15 31)

– İş Sanat’ta cuma saat 20.00’de Sinema Senfoni Okestrası, Serdar Yalçın konseri. Konserde onlara oyuncu Halit Ergenç eşlik edecek. (0212 316 10 83)

– Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda bu ay konser yok. (0212 232 98 30)

– Lütfi Kırdar’da cuma saat 20.00’de Tekfen Filarmoni Okestrası konseri. (0212 373 11 00)

– Bostancı Gösteri Merkezi’nde cumartesi saat 21.00’de Demet Akalın konseri. (0216 362 1161)

– garajistanbul’da cuma saat 23.00’de Hayko Cepkin, cumartesi saat 23.00’de Gripin konserleri var. (0212 244 4499)

– Jolly Joker İstanbul’da çarşamba saat 21.00’de Mert Ali İçelli; perşembe saat 21.00’de Esin İris, cuma saat 22.00’de Halil Sezai, cumartesi saat 22.00’de Yaşar konseri. (0212 249 0749)

– KadıköySahne’de yarın saat 21.00’de Kuzey Ormanları Savunması Dayanışma Gecesi konseri; cumartesi saat 22.30’de Nev konseri. (0216 550 04 92)

– Beyoğlu Hayal Kahvesi’nde bugün saat 22.30’da Vera; yarın saat 22.30’da Zeynep Casalini, çarşamba saat 22.30’da Son Feci Bisiklet grubu; perşembe saat 22.30’da Niyazi Koyuncu; cuma saat 22.30’da Can Gox ve saat 22.30’da Shantel ve Bucovina Club Orkestar konseri. (0212 245 10 48)

ANKARA

– CSO Konser Salonu’nda, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın şef Rengim Gökmen yönetiminde vereceği, Wenzel Fuchs (klarinet) ve Orkun Civelek’in (klarinet) solist olarak yer alacağı konser 5, 6 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 310 72 90)

– Bilkent Konser Salonu’nda, Bilkent Senfoni Orkestrası’nın (BSO) şef Rauf Abdullayev yönetiminde vereceği, Pervin Çakar’ın (soprano) solist olarak yer alacağı “Titanların Aşkı” başlıklı konser 31 Ocak’ta saat 20.00’de, şef Patrick Gallois yönetiminde vereceği “İtalya’dan Kartpostal” başlıklı konser 7 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 290 17 75)

TİYATRO

İSTANBUL

– Devlet Tiyatroları Beykoz Ahmet Mithat Efendi Sahnesi’nde “Cimri” cuma, cumartesi 20.00. Cevahir Sahneleri Salon 1’de “Çöl Fırtınaları” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00. Cevahir Sahneleri Salon 2’de “Yaşamak Denen Bu Zahmetli İş” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00. Küçük Sahne’de “Hüzzam” salı, çarşamba, perşembe cuma, cumartesi 20.00. Küçükçekmece DT Sahnesi’nde “Ellerimin Arasındaki Hayat” perşembe, cuma 20.00. Üsküdar Tekel Sahnesi’nde “Ramiz ile Jülide” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00. (0 212 292 39 00 )

– İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları F. Reşat Nuri Sahnesi’nde “Türkiye Kayası” perşembe, cuma 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30. Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Kısasa Kısas”çarşamba, perşembe, cuma 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30. Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde “Kabare” perşembe, cuma 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30. Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde “Cibali Karakolu” perşembe, cuma 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30. Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’nde “Vişne Bahçesi” perşembe, cuma 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30. Üsküdar Müsahipzade Celal Sahnesi’nde “Ölü Ordunun Generali” perşembe, cuma 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30. Ümraniye Sahnesi’nde “Hıdrellez” perşembe, cuma 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30.(0 212 455 39 20)

– Bakırköy Belediye Tiyatroları Müşfik Kenter Sahnesi’nde “Külhanbeyi Müzikali” perşembe 20.30, “Kaç Baba Kaç” cuma 20.30, “Hayvan Çiftliği” cumartesi 20.30, çocuk oyunu “Güneşin Çocukları” pazar 11.00, “Romeo ve Juliet” pazar 15.30. Turhan Tuzcu Sahnesi’nde “Şişman Domuz” çarşamba 20.30, “Azizce” cuma 20.30. (0 212 414 96 47)

– Tiyatro Pera’da, cuma, cumartesi 20.00, pazar saat 18.30’da “Ah Smyrna’m Güzel İzmir’im” adlı oyun sahnelenecek.

– Ortaoyuncularda “Masal Müfettişi” cuma 20.00, “Ferhangi Şeyler” cumartesi 20.00, pazar 18.00. (0 212 251 18 65)

– Dostlar Tiyatrosunun “Bir Delinin Hatıra Defteri” oyunu cuma, cumartesi 20.30 Kenter Tiyatrosu (0 212 246 35 89)

– Oyun Atölyesi “Testosteron” bugün ve yarın 20.30, “Kim Korkar Hain Kurttan” perşembe, cuma, cumartesi 20.30, pazar 16.00. (0216 345 39 39)

– Kumbaracı50 “Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi” perşembe, cuma 20.30, “Bir İdam Mahkumunun Son Günü” cumartesi 20.30. (0 212 243 50 51 )

– Maya Cüneyt Türel Sahnesi’nde “Üstü Kalsın” çarşamba, cumartesi “Van Gogh” cuma günü sahnelenecek.

– Moda Sahnesi’nde “Sen Balık Değilsin ki” bugün 20.30, “Ormanlardan Hemen Önceki Gece” cuma 19.00. (0 216 330 58 00)

– Tiyatro Ölü Aktörler’in “Normal” adlı oyunu çarşamba Tiyatro Hal’de, “Uzak Adalar” oyunu perşembe Bakırköy Yunus Emre Kültür Merkezi’nde. ANKARA

– Akün Sahnesi’nde, “Vanya Dayı” adlı oyun 8 Şubat’a dek cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Kanlı Düğün/Sivas DT” adlı oyun 10-15 Şubat tarihleri arasında, cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Sarı Naciye” adlı oyun 24, 25, 26, 27, 28 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 427 19 71)

– Altındağ Tiyatrosu’nda, “Nalınlar” adlı oyun 3-8 ve 17-24 Şubat tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Kuaförde Bir Gün” adlı oyun 10-15 ve 25-28 Şubat tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Miyhavlar Tiyatrosu” adlı oyun 17, 19, 24, 26 Şubat’ta saat 11.00’de. (0 312 316 59 02)

– Büyük Tiyatro’da, “Teneke” adlı oyun saat 15.00’te, “Çalıkuşu” adlı oyun 10, 13 Şubat’ta saat 20.00’de, 15 Şubat’ta saat 15.00’te, “Hedda Gabler” adlı oyun 22 Şubat’ta saat 15.00’te, 24 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 324 22 10)

– Çayyolu Cüneyt Gökçer Sahnesi’nde, “Satıcının Ölümü” adlı oyun 3, 4, 5, 6, 7 Şubat’ta saat 20.00’de, 8 Şubat’ta saat 15.00’te, “Cymbeline” adlı oyun 10, 11, 12, 13, 14 Şubat’ta saat 20.00’de, 15 Şubat’ta saat 15.00’te, “Teneke” adlı oyun 17, 18, 19, 20, 21 Şubat’ta saat 20.00’de, 22 Şubat’ta saat 15.00’te, “Macbeth” adlı oyun 24, 25, 26, 27, 28 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 240 00 91)

– Küçük Tiyatro’da, “Sevgili Hayat/İstanbul DT” adlı oyun 3, 4, 5, 6 Şubat’ta saat 20.00’de, 7 Şubat’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 8 Şubat’ta saat 15.00’te, “Karlar Kraliçesi” adlı çocuk oyunu 10 Şubat’ta saat 11.00’de, “Yeşilçam” adlı oyun 10, 11, 12, 13 Şubat’ta saat 20.00’de, 14 Şubat’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 15 Şubat’ta saat 15.00’te, “Ramiz ile Jülide” adlı oyun 17, 18, 19, 20 Şubat’ta saat 20.00’de, 21 Şubat’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 22 Şubat’ta saat 15.00’te, “Meraklısı İçin Öyle Bir Hikâye” adlı oyun 24, 25, 26, 27, 28 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 311 11 69)

– Oda Tiyatrosu’nda, “Kontrabas” adlı oyun 3, 4, 5, 6, 7 Şubat’ta saat 18.30’da, “Kuğu’nun Şarkısı/Bir Evlenme Hikâyesi” adlı oyun 10, 11, 12, 13, 14 Şubat’ta saat 18.30’da, “Hüzzam” adlı oyun 17, 18, 19, 20, 21 Şubat’ta saat 18.30’da, “Nehir” adlı oyun 24, 25, 26, 27, 28 Şubat’ta saat 18.30’da. (0 312 311 11 69)

– Stüdyo Sahne’de, “Sabır Taşı” adlı oyun 3, 6 Şubat’ta saat 20.00’de, 8 Şubat’ta saat 15.00’te, “İyiyim” adlı oyun 10, 13, 24, 27 Şubat’ta saat 20.00’de, 15 Şubat’ta saat 15.00’te, “Bizim Yunus” adlı oyun 17, 20 Şubat’ta saat 20.00’de, 22 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 397 30 24)

– Tatbikat Sahnesi’nde, “Kuğu’nun Şarkısı/Bir Evlenme Hikâyesi” adlı oyun 3, 4 Şubat’ta saat 20.00’de, “Aklımdaki Kadınlar” adlı oyun 10, 11, 17, 18, 24, 25 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 467 71 72)

– İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi’nde, “Nihayet Bitti” adlı oyun 4, 5, 25 26 Şubat’ta saat 20.00’de, 7, 15, 28 Şubat’ta saat 15.00’te, “Meraklısı İçin Öyle Bir Hikâye” adlı oyun 11, 12 Şubat’ta saat 20.00’de, 14 Şubat’ta saat 15.00’te, “Bernarda Alba’nın Evi3 adlı oyun 18, 19 Şubat’ta saat 20.00’de, 21 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 397 30 24)

– Şinasi Sahnesi’nde, “Nereye” adlı oyun 3, 4, 5, 6, 7 Şubat’ta saat 20.00’de, “Üç Şehzade” adlı oyun 6 Şubat’ta saat 11.00’de, “Alacaklılar” adlı oyun 17, 18, 19, 20 Şubat’ta saat 20.00’de, 21 Şubat’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 22 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 467 17 44)

– 75. Yıl Sahnesi’nde, “Mevlana Aşk ve Barış Çığlığı” adlı oyun 4, 5, 11, 12 Şubat’ta saat 18.30’da, 7, 14 Şubat’ta saat 15.00’te, “Euridice’nin Elleri” adlı oyun 18, 19, 21, 25, 26 Şubat’ta saat 20.00’de, 28 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 432 27 46)

– Tiyatro Pembe Kurbağa’da, “Küçük Denizkızı” adlı çocuk oyunu 7, 14, 21, 28 Şubat’ta saat 12.00’de, “Sevgili Kardan Adam/Bebek Tiyatrosu” adlı çocuk oyunu 8, 15 Şubat’ta saat 12.00’de, “Havuç Tarlasındaki Koca Fil/Bebek Tiyatrosu” adlı çocuk oyunu 22 Şubat’ta saat 12.00’de, “Ali Nihat’la Sihirli Yolculuk” adlı çocuk oyunu 8 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 418 02 98)

– Ankara Sanat Tiyatrosu’nda, “Tesadüfen Kadın” adlı oyun 8, 22 Şubat’ta saat 15.30’da, 20 Şubat’ta saat 20.00’de, “Beş Para Etmez Varyete” adlı oyun 6, 7 Şubat’ta saat 20.00’de, 15 Şubat’ta ve 1 Mart’ta saat 15.30’da, “Selamün Kavlen Karakolu” adlı oyun 13, 27 Şubat’ta saat 20.00’de, 14, 21, 28 Şubat’ta saat 15.30 ve 20.00’de. (0 312 417 76 76)

– Tiyatro Tempo’da, “Köpek Olmak İstiyorum (+4 yaş)” adlı çocuk oyunu 8 Şubat’ta saat 13.00’te, “Uçtu Uçtu Öykü Uçtu (+3 yaş)” adlı oyun 15 Şubat’ta saat 13.00’te, “Mutluluk Oyunu-Pollyanna (+8 yaş)” adlı çocuk oyunu 15 Şubat’ta saat 16.00’da, “Karagöz Cadılar ve Hint Fakiri (+4 yaş)” adlı oyun 22 Şubat’ta saat 13.00’te, “Bir Büyükanne Aranıyor (+6 yaş)” adlı çocuk oyunu 22 Şubat’ta saat 16.00’da, “Bavuldaki Hayatlar” (+15 yaş) adlı yetişkin oyunu 20 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 232 32 92)

– Adana Devlet Tiyatrosu (ADT), Müsahipzade Celal’in yazdığı, Münir Canar’ın yönettiği, “Macun Hokkası” adlı oyunu yarından itibaren yeniden Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi’nde sahneleyecek. Dekor tasarımı Güven Öktem, giysi tasarımı Fatma Sarıkurt, ışık tasarımları da Halil İbrahim Karahan’a ait oyunu tiyatroseverler hafta içi 20.00’da cumartesi 15.00 ve 20.00’da izleyebilecek. ADT oyuncuları, Azade Küçükaycan’ın yazıp yönettiği, “Merhaba Hayat” adlı müzikli danslı çocuk oyununu ise çarşamba günü 14.00’da pazar günü ise 11.00’da küçük tiyatro severlere sunacak. Oyunun karakterleri Jülide, Büyük Ayıcık ve Minik Ayıcık’ın çocuklara renkler ve sayılar ile mevsimleri diyaloglarla anlatması oyun sırasında renkli görüntülerin ortaya çıkmasına sahne oluyor. (0322 3523355)

– Çukurova Belediyesi Şehir Tiyatrosu, David Gieselmann’ın yazdığı, “Bay Kolpert” adlı oyunu bugün 20.00’da Orhan Kemal Kültür Merkezi’nde sahneleyecek. Adana Devlet Tiyatrosu sanatçılarından Murat Aslan’ın yönettiği, komedi-gerilim türündeki, “Bay Kolpert”te Salih Akbalı, Dilek Kont, Mehmet Avcı, Burak Zerayalp, Ahmet Eldek ve Zeynep Ak rolleri paylaşıyor. ÇBŞT oyuncuları, “Baş Kolbert”i her perşembe akşamı 20.00’da tiyatroseverler için yineleyecek. (0322 2345325)

– Adana Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu, Yunan yazar Dimitri Psathas’ın yazdığı, Turgut Bağır’ın yönettiği, “Yalancı Aranıyor” adlı oyununu sahnelemeyi sürdürüyor. Ergün Özfırıncı, Halil İbrahim Kurum, Özlem Özel, Nermin Salman, Orhan Kuşçu, Dilek Polat, Önder Özcan, Tufan Naharcı, Feridun Yıldırım, Semih Yeşil, Çağla Yeleç ve Hüseyin İnan Biçir’in rol paylaştıkları politik güldürü her cumartesi 15.00 ve 20.00’da tiyatroseverler için yineleniyor. BBŞT oyuncuları Nurhan Özgür’ün yazdığı, Dr. Rasim Aşın’ın yönettiği, “Dede Korkut Kitabı” adlı masalsı çocuk oyununu da salı ve çarşamba günleri 14.30’da, cumartesi günleri de 11.00’da yineliyor. (0322 4589347)

Kaynak: Medya

06 Şubat 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/02/sanat.jpg 1145 1900 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-02-06 12:58:402015-02-06 12:58:40Nerede Olursanız Olun Sanat’la Olun – Şubat 2015
Sanat Haberleri

Osmanlı İstanbulu’nda anlatılan 100 masal ‘İstanbul’un 100 Masalı’ adlı kitapta

istanbul-un-100-masaliİstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ, ‘Osmanlı İstanbulu’nda anlatılan 100 masalı ‘İstanbul’un 100 Masalı’ adlı kitapta bir araya getirdi.

Kültür AŞ’den yapılan açıklamaya göre kitap, Ferhat Aslan tarafından, şehrin folklorik zenginliğinin gün yüzüne çıkarılabilmesi ve masalların unutulup yok olmaması amacıyla “İstanbul’un Yüzleri” projesi kapsamında hazırlandı.

Kitabın ilk bölümünde masalların genel olarak tanımı, özellikleri ve sınıflandırılması üzerinde durulurken, masalların sadece çocuklar için üretilen ve aktarılan bir tür olmadığı, sözlü anlatımın kültür tarihi açısından önemli bir yere sahip olduğu belirtiliyor. İkinci bölümde de farklı kaynaklar derlenerek yeniden yorumlanan masallar sıralanıyor.

İstanbul’un 100 Masalı’nda aralarında “Keloğlan ve Padişah”, “Kız Kulesi’nin Sultanı”, “Heyyamola”, “Kırk Şehzade ile Yedi Başlı Ejderha” ve “Yeşil İnci” gibi masallar yer alıyor. Kitapta yer alan bilgilere göre İstanbul’da masallar, daha çok kadınlar tarafından kış gecelerinde evlerde veya köşk ve konaklardaki tandır başlarında, helva sohbetlerinde çocuk ve kadınlardan oluşan topluluk karşısında anlatılıyordu.

Kaynak: Onedio

05 Şubat 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/02/istanbul-un-100-masali.jpg 369 646 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-02-05 15:27:152015-02-05 15:41:02Osmanlı İstanbulu’nda anlatılan 100 masal ‘İstanbul’un 100 Masalı’ adlı kitapta
Sanat Haberleri

Sizler istediniz; biz hazırladık ve 2-3 yaş Oyun Grubu çalışmalara başlıyor

Bildiğiniz gibi sanatın pek çok dalında ciddi ve akademik eğitim veren kursumuzdan talepler doğrultusunda çocuk  drama eğitimlerinin yanı sıra “oyun grubu “ içinde gelen yoğun taleplere kayıtsız kalamadık ve 2-3 yaş aralığı oyun grubu oluşturmaya başladık. Çocuk gelişimi ve drama uzmanı eğitmenimizin denetim ve katkıları ile gerçekleştirilecek “oyun grubu” çalışmaları hakkında biraz bilgi vermenin  yararlı olacağına inanmaktayız.

 oyun grubu 2- 3 yaş

Bildiğini gibi; pek çok semtte farklı isim ve anlayışla oyun grupları faaliyet göstermektedir. Fakat gelen taleplerden de anlaşılacağı üzere velilerimiz bunların pek çoğundan memnun olmadığı anlaşılmaktadır. Çünkü drama ve çocuk psikolojisi ve çocuk gelişimi hakkında yeterli bilgi ve daha da önemlisi; yeterli deneyimi olmayan eğitmenler ile yapılan çalışmaların verimli olmadığı bir gerçektir.

Her şeyden önce “OYUN GRUBU” kavramı ile kastedilen çocukların sadece oyun oynamasını sağlamak değildir.

Unutulmamalıdır ki  oyun çocuklar için ciddi bir iştir. Çünkü çocuklar oyun oynarken hayatı tanır ve gerekli becerileri kazanırlar ve hayata hazırlanmaları, kişilik, motor hareketler, paylaşım v.b. pek çok konuda oyunun ciddiyetini anlamamıza yardımcı olabilir.

Çocuklar kendi yaşıtlarıyla birlikte olmaya ihtiyaç duyarlar.Şehir hayatında kendi sosyal alanlarını oluşturamayan çocuklar içine kapanık, utangaç,öz güveni eksik ya da bencil , saldırgan tutumlar sergileyen bireyler olmakla karşı karşıya kalmaktadırlar.

.Ailelerinden özellikle de annelerinden uzun süre ayrı kalmaları hayatlarını etkileyecek  olumsuz  izler bırakabilmektedir.Bu  sebeple okul adı altında 2-3 yaşlarında  ani kopuşlar  yaşamaları uygun değildir.Oyun grubu gerçekçi bir çözümdür.

Çünkü;

Oyun ve oyuncak çocukların yaşamı öğrenmesinde en önemli araçlardır. Yaş akranlarıyla birlikte oynayarak öğrenen çocuklar mutlu olurlar. Oyun grubu çocuğunuzun sağlıklı ve güvenli koşullarda, keşif yapmasına, deneyerek öğrenmesine yeni beceriler geliştirmesine olanak sağlar. Oyun gurupları sosyalleşme ve öğrenme sürecini beraber işler. Amaç sosyalleşme sürecinde ona yeni beceriler ve bilgiler kazandırmaktır.

Bebeğimiz hareketlenmeye başladığı, etrafındaki değişiklikleri algılamaya ve bu değişikliklere tepki vermeye başladığında aslında artık bir oyun gurubuna katılabilir demektir.
Oyun özellikle dil gelişiminin yeni geliştiği 1,5 yaş civarında çocukların sözel olarak anlatamadığı ihtiyaçlarını ifade etmesine imkân tanır. Yaşıtlarıyla zaman geçirmesi ve sosyalleşmesi adına iyi bir araçtır. İşbirliği ve sorumluluk duygularının gelişmesini sağlar. Bedensel ve ruhsal olarak biriken enerjinin en uygun şekilde boşaltılması sağlayan oyun aynı zamanda hamur, kil ve boya araçları sayesinde okul döneminde gerekli olan el kaslarının gelişmesine yardımcı olur.

Çocuklar, sosyal açıdan kabul görmeyen duygularını oyun esnasında özgürce ortaya koyabilirler. Böylece yaşanılan tüm gerilimler oyun sayesinde azalmış olur. Kısacası oyun, çocukların sosyal, bedensel ve ruhsal gelişimleri açısından sahip oldukları en doğal hazineleridir.

Oyun Grubunun Amacı;

oyun-grubu-bakırköy
Yukarıda da belirtildiği gibi; Oyun grubunun temel amacı; çocuğun tam zamanlı bir okul öncesi eğitimine hem ruhsal, hem de zihinsel açıdan en sağlıklı şekilde hazır olmasını sağlamaktır.

 Oyun Grubu ile yapılacak çalışmalar

1-Serbest etkinlik

2-çember zamanı

3-kurallı oyun

4-sanat etkinliğinden

oluşan programımız 2-3 yaş çocukların sosyal ve duygusal,zihinsel,fiziksel,dil gelişimlerini desteklemek  amacıyla oluşturulmuştur. Çocuk oyun grubunun ihtiyaçları doğrultusunda zaman zaman  Anneler etkinliklere katılırlar ve okul öncesi eğitim uzmanımızdan danışmanlık alabilirler.

Amacımız sağlıklı ve güvenli koşullarda çocuklara yaşıtlarıyla oynama fırsatı tanımak, sosyalleşme becerilerini arttırarak, sosyalleşme ve öğrenme sürecini beraber işlemektedir. 24 ile 35 ay aralığındaki gruplara özenle hazırlanmış bir eğitim-öğretim programı bulunmaktadır. Bu programda çocuğa yeni beceriler ve bilgiler kazandırmak, yeni kavramlar öğretmek, düşünme becerilerini geliştirmek ve motor gelişimlerini desteklemek genel hedeflerdir.

Oyun Grubunun Faydaları

» Çocuğunuz zeka gelişimi açısından gerekli olan değişik uyaranlarla dolu ortama gelir.
» Oyun grubu çocuğunuzun ortalama olarak 2 yaşında başlayan “Ben Çağı”nı destekler
» Güvenli geniş bir mekanda çok çeşitli oyun malzemeleri ile oynar.
» Çocuğunuz, oyun grubu içinde sosyal gelişimi için gerekli olan kendi yaşıtları ile beraber oynama imkanı bulur.
» Yeni arkadaşlar edinir, sahip olmayı, paylaşmayı, “hayır” demeyi, her istediğini alamamayı öğrenir.
» Oyun grubu belirli kurallara uyma açısından iyi bir başlangıçtır oluşturur.

Çocuk Oyun grubu
Oyun oynamak çocuklar için önemlidir
gerçek hayata oyunla hazırlan

oyun grubu Bakırköy’de
birlikte büyüyen çocuklar

Elbette zaman zaman  sanat ile ilgili minik dinletiler ve sanata yaklaştırma çalışmaları da yapılacak ve sanatın çocukların ruhuna yansıması ve duyguların gelişmesine de katkıda bulunulacaktır.

Sizleri ve çocukları da bekliyoruz. Sanat ile iç içe huzurlu bir ortamda çocuğunuzun gelişimine birlikte katkıda bulunmak için daha fazla gecikmeyin ve bizleri arayarak ders süre ve zamanı hakkında bilgi alabilirsiniz. Çocuğunuzun kişiliğini dolaysıyla geleceğini şimdiden planlayabilir, şehrin sıkışmış yaşantısı içersinde çocuğunuzun farkındalıklarını artırma yolunda bir adım daha önde olabilirsiniz.

Oyun grupları farklı zamanlarda farklı gruplarla olmaktadır. Arzu ederseniz çocuğunuzla birlikte misafirimiz olup ücretsiz tanışma dersine katılabilir, sanat dolu bir ortamda çayınızı kahvenizi yudumlayabilir, eğitmenimizle tanışabilirsiniz.

Cumartesi : 11:00 – 13:00 arası

Not: Hafta sonu grubunda kontenjan sınırlıdır.-Taleplere göre hafta içi gruplarda açılabilir.-

Bir telefon kadar yakınınızdayız. Adres ve telefon bilgilerimiz için TIKLAYINIZ.

05 Aralık 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/12/oyun-grubu-bakırköy.jpg 606 1600 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-12-05 17:39:132014-12-08 17:35:32Sizler istediniz; biz hazırladık ve 2-3 yaş Oyun Grubu çalışmalara başlıyor
Sanat Haberleri

 Okul Öncesi Dönemde Kaygı Bozukluğu, Çocukların Psikolojisini Bozuyor

 Genel olarak nedeni bilinemeyen bir tedirginlik hali olarak kendini gösteren kaygı, yetişkinlerin yanı sıra, okul öncesi dönemdeki çocukları da etkileyebiliyor. Çocuklarda sonuçları daha ağır olabilen bu duruma, fizyolojik belirtiler de eşlik edebiliyor, böylece çocuğun yaşam kalitesinde bozulmalar ortaya çıkıyor. Kaygı bozukluğu, çocuğun psikolojik ve sosyal dengesini bozarak kişiliği üzerinde etkili oluyor. Peki, bu durumda anne babaların ne yapması gerekiyor? Noloji Uzmanı Uzm. Dr. Mehmet Yavuz, konuyla ilgili görüşlerini paylaşıyor.

kaygı-bozukluğu

Okul öncesi dönemde kaygı bozukluğu özellikleri
Okul öncesi 3-5 yaş arasındaki dönem, çocukların çevreyle olan iletişimlerini artırdığı, kendilerinin yeni özelliklerini fark etmeye başladıkları bir dönemdir. Bu dönemde çevreyi ve kendini anlamaya çalışan çocuk, kaygı bozukluğu sorunu yaşayabilir. Böyle bir durumda çocuk; anne babasının, diğer aile büyüklerinin, arkadaşlarının ve öğretmenlerinin davranışlarına göre ruhsal durumunu şekillendirmek durumunda kalabilir.

çocuk-ve-kaygı-bozukluğu

Çocuklarda kaygı, korkulardan farklı olarak, çocuğun uzun süreli ve kaynağı tam olarak belli olmayan, zaman zaman açıklanamayan şeylere karşı gerginlik hissetmesiyle ortaya çıkar. Stres gibi uyarıcı faktörlerle birlikte kaygı da artış eğilimi gösterir. Kaygılı çocukların başlıca özellikleri şunlardır:

  • Kaygı bozukluğu yaşayan çocuklar, sıklıkla gergin ve huzursuzdur.
    • Çevreleriyle iletişim kurmada güçlük yaşar, kendilerini güvensiz hissederler.
    • Kendilerini ifade etmede başarısızdırlar.
    • Uyku bozuklukları görülebilir.
    • Anne babalarından ayrılmak onlara korkutucu gelebilir.
    • Çekingen, sessiz, takıntılı tutum sergilerler.
    • Çevresindeki kişilerin onaylarını almayacakları davranışlar sergilemekten kaçınırlar.
    • Karamsadırlar.
    • Sorumluluk almak istemezler.
    • Kaygı okul fobisi, travma sonrası stres bozukluğu, panik bozukluk gibi farklı şekillerde psikolojiyi etkileyebilir.

Çocuklarda kaygı bozukluğu tedavisi
Çocuklarda kaygı bozukluğu tedavisinde; kaygıyla baş etme becerilerinin geliştirilmesini esas alan terapi uygulanır, gevşeme eğitimiyle vücudun rahatlatılmasına çalışılır. Çocuğun endişe duyduğu faktörlerle yüzleştirilmesi, sorunun çözümüne odaklanan neden sonuç ilişkileri kurmak da tedaviye yardımcıdır.

Çocuklarda kaygı bozukluğuna karşı anne babalara tavsiyeler
Çocukların kendilerini ifade etmeye çalıştıkları bu dönemde, anne babanın da stresli olması doğrudan çocuğa yansır ve onu olumsuz etkiler. O yüzden, aile içinde yaşanan stres, çocuğa yansıtılmamalıdır. Böyle bir durumun varlığında, öncelikle aile içerisindeki o stres kaynakları çözüme kavuşturulmalıdır.

Çocuğa sevgi gösterilmeli ancak çocuğun ailesine saygı göstermesi ve sorumluluk kazanması da sağlanmalıdır. Bu sayede çocuğun şımarma ve doyumsuz eğilimler göstermesi gibi sonuçların oluşması engellenecektir. Çocuğa verilecek sorumluluklar odasını toplaması, dağıtmaması, yemek hazırlanırken gücünün yeteceği şekilde ev halkına yardımcı olması şeklinde olabilir.

çocuk drama bakırköyÇocuklardan, kapasitelerinin üstünde şeyler beklemek kaygı ve stresi artıracağından bu davranışlardan kaçınılmalıdır. İçine kapanan ve öz güveni eksilen çocuğa sert çıkışlar yapılmamalı, onunla sözlü iletişim güçlü tutulmalı ve birlikte zaman geçirilmelidir. Bu anlamda birlikte resim yapma, sinemaya gitme, yemek yapma etkinlikleri faydalı olabilir. Tüm bu önerilere rağmen çocuk kaygılarını kontrol etmede zorlanıyorsa, mutlaka bir uzmandan yardım alınmalıdır.(*)

Uzm. Dr. Mehmet Yavuz- Nöroloji Uzmanı – Kaynak : [-]

(*) Elbette bu tıbbi yaklaşımların yanı sıra zaman zaman sözkonusu sorunların çözümü için psikologlar  ve psikiyatrlar tarafından bazı çocuklarımız kurumumuzda drama dersi almak üzere yönlendirilmektedir. Elbette bundan şu sonuç çıkartılmamalıdır. “Sadece bir takım kaygı, korku ve rahatsızlıkları olan çocuklar drama kursu alır”  asla böyle bir durum yok gayet sağlıklı çocuklarda drama dersi alır ve almalıdırlar da. Elbette drama dersi alınacak kurum ve eğitmenin konuya hakimiyeti soruşturulmalıdır. Tiyatro eğitimi almış her eğitmen drama dersi verebilir diye bir genel tanımlamanın kabul görmesi düşünülemez. Drama eğitimi aldırılmasına karar verildiğinde veya önerildiğinde,  gerçek anlamda drama eğitimi yapılan merkezlere başvurulmasının da faydalı olacağına inanmaktayız.

Elbette her yazımızda uyardığımız gibi “çocuk tiyatrosu” çalışmaları yapılan ve genel olarak “Drama” diye yalnız ifade edilen eğitim türünden bahsetmemekteyiz. Yine sıkça belirttiğimiz gibi drama ve tiyatro elbette bir birlerinden faydalanmakta ve bir birleri ile iç içe geçmiş olduğu kabul görmektedir fakat unutulmamalıdır ki drama amaç anlamında da tiyatrodan farklıdır. Neden sonuç ilişkisini daha fazla kullanan ve yazılı bir metne bağlı olmaksızın yapılan çocuk drama eğitimi bir anlamda çocuğun sosyalleşmesi, okula alışması, kendini daha iyi ifade etmesi gibi pek çok konuda çocuk gelişimi anlamında faydalıdır. Bunu yıllardır içinde olduğumuz ortamda gözlemlememiz de bunun doğruluğunu  ispatlamaktadır. Kaldı ki daha önceki yazılarımızı inceleyecek olursanız dramanın faydalarını ve “nasıl bir drama eğitimi”, “drama eğitimin faydaları” konusunu daha iyi anlayacağınıza eminiz. (lütfen drama hakkındaki yazılarımızı okumak için tıklayınız : yazı 1, yazı 2, yazı 3 yazı 4, yazı 5, yazı 6, yazı 7,  ve diğerleri)

(*)Diren C.

 

22 Kasım 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/11/çocuk-ve-kaygı-bozukluğu.jpg 298 298 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-11-22 17:13:372014-11-22 17:13:37 Okul Öncesi Dönemde Kaygı Bozukluğu, Çocukların Psikolojisini Bozuyor
Page 4 of 7«‹23456›»

Archive

  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Şubat 2025
  • Eylül 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Ocak 2024
  • Aralık 2023
  • Kasım 2023
  • Ekim 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Haziran 2023
  • Mayıs 2023
  • Nisan 2023
  • Mart 2023
  • Şubat 2023
  • Ocak 2023
  • Aralık 2022
  • Kasım 2022
  • Ekim 2022
  • Eylül 2022
  • Ağustos 2022
  • Haziran 2022
  • Mayıs 2022
  • Kasım 2021
  • Ekim 2021
  • Eylül 2021
  • Ağustos 2021
  • Haziran 2021
  • Mart 2021
  • Şubat 2021
  • Ocak 2021
  • Aralık 2020
  • Kasım 2020
  • Ekim 2020
  • Eylül 2020
  • Ağustos 2020
  • Temmuz 2020
  • Haziran 2020
  • Mayıs 2020
  • Nisan 2020
  • Mart 2020
  • Şubat 2020
  • Ocak 2020
  • Aralık 2019
  • Kasım 2019
  • Ekim 2019
  • Eylül 2019
  • Ağustos 2019
  • Temmuz 2019
  • Haziran 2019
  • Mayıs 2019
  • Nisan 2019
  • Mart 2019
  • Şubat 2019
  • Ocak 2019
  • Aralık 2018
  • Kasım 2018
  • Ekim 2018
  • Eylül 2018
  • Ağustos 2018
  • Temmuz 2018
  • Haziran 2018
  • Mayıs 2018
  • Nisan 2018
  • Mart 2018
  • Şubat 2018
  • Ocak 2018
  • Aralık 2017
  • Kasım 2017
  • Ekim 2017
  • Eylül 2017
  • Ağustos 2017
  • Temmuz 2017
  • Haziran 2017
  • Mayıs 2017
  • Nisan 2017
  • Mart 2017
  • Şubat 2017
  • Ocak 2017
  • Aralık 2016
  • Kasım 2016
  • Ekim 2016
  • Eylül 2016
  • Ağustos 2016
  • Temmuz 2016
  • Haziran 2016
  • Mayıs 2016
  • Nisan 2016
  • Mart 2016
  • Şubat 2016
  • Ocak 2016
  • Aralık 2015
  • Kasım 2015
  • Ekim 2015
  • Eylül 2015
  • Ağustos 2015
  • Temmuz 2015
  • Haziran 2015
  • Mayıs 2015
  • Nisan 2015
  • Mart 2015
  • Şubat 2015
  • Ocak 2015
  • Aralık 2014
  • Kasım 2014
  • Ekim 2014
  • Eylül 2014
  • Ağustos 2014
  • Temmuz 2014
  • Haziran 2014
  • Mayıs 2014
  • Nisan 2014
  • Mart 2014
  • Şubat 2014
  • Ocak 2014
  • Aralık 2013
  • Kasım 2013
  • Ekim 2013
  • Eylül 2013
  • Ağustos 2013
  • Temmuz 2013
  • Haziran 2013
  • Mayıs 2013
  • Nisan 2013
  • Mart 2013
  • Şubat 2013
  • Ocak 2013
  • Aralık 2012
  • Kasım 2012
  • Ekim 2012
  • Eylül 2012
  • Ağustos 2012
  • Temmuz 2012
  • Haziran 2012
  • Mayıs 2012
  • Nisan 2012
  • Mart 2012
  • Şubat 2012
  • Ocak 2012
  • Aralık 2011
  • Kasım 2011
  • Ekim 2011
  • Eylül 2011
  • Haziran 2011
  • Mayıs 2011
  • Nisan 2011
  • Mart 2011
  • Şubat 2011
  • Ocak 2011
  • Haziran 2010
  • Nisan 2010
  • Ekim 1999
  • Eylül 1999

Categories

  • Bizden Haberler
  • Güncel Haberler
  • News
  • Personal
  • Sanat Haberleri

Facebook

Instagram

No images available at the moment

Follow Me!

Bize Ulaşın

T.C. M.E.B.
Özel Nar Sanat Eğitim Kursu

Adres : İncirli cad. Kartaltepe mah. Kıbrıs Sok. Okan apt. No:6/1 34145 Bakırköy, İstanbul  Türkiye

( Eski Town Center’in -Şuan Altınbaş Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nin karşısı-, Yaşar Hastanesi’nin yanındaki sokak )

Çalışma saatlerimiz haftanın 7 günü  09:00 – 21:00 saatleri arasındadır.

+90 212 570 80 68

+90 530 880 71 80

[email protected]

Bağlantılar

  • Sanat Haberleri
  • Nar Sanat İstanbul Eğitim Ve Kültür Sanat Derneği
  • M.E.B. Sertifika Vermeye Yetkili Kurumlar
  • Site Haritası
  • Güncel Haberler

Konum

© Telif Hakkı - Nar Sanat - Enfold WordPress Theme by Kriesi
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
  • Kurumsal
  • İletişim
Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön