Nar Sanat Eğitim Kursu olarak yaratıcı drama derslerimize her hafta başka bir oyun ile bilinçaltı eğitimimize devam etmekteyiz. Oyunların yanı sıra gruplarımızda enstruman destekli şarkı söyleme, ritim tutma vb. uygulamalar ile çocuklarımızın gelişimlerine katkıda bulunmaya çalışmaktayız. İşte derslerimizden görüntüler;
Şunun için etiket arşivi: çocukla
Nar Sanat Eğitim Kursu olarak 2016 yaz sezonu için yaz okulu gruplarımız başlamaktadır. Akıl oyunları seti ve ZeKare eğitim setleri ile basitten karmaşığa doğru bilinçaltı eğitimi temelli başlayacak olan eğitim; her ayın sonunda veliye hangi konuda eksik, hangi konuda dikkatli hangi konuda daha başarılı olduğu konuyla ilgili rapor olarak sunulacaktır. “Hangi alanda nasıldı?, Ne tür destekler verildi? , Hangi gelişim özelliğinin ileride desteklenmesi lazım? , Hangi zeka alanı daha kuvvetli?” sorularının cevaplarını velilerimiz rapor halinde eğitmenimizden alacaklardır. Gün içerisindeki eğitim devam edecektir. Gün içerisinde rutin çoklu eğitim devam ederken, birebir özel eğitim ile ilgilenen eğitmenimiz bazı saatlerde arkadaşlarımızı birebir eğitime alarak zeka gelişim programını uygulayacaktır. Buradaki asıl amacımız; okul öncesi dönemdeki çocuklar emici beyindir, yani herşeyi alırlar fakat hepsini alma becerisi ya da hedefe ulaşma becerisi farklıdır. İleriye giden çocukların geridekilere uyum sağlaması zor olur, zor öğrenenlerin de ilerideki çocuklara uyum sağlaması zor olur. Bu nedenle hepsine ayrı ayrı gelişim programı uygulanması gerekmektedir. Bu program daha çok Montessori eğitim programından etkilenerek hazırlanmış bir programdır ama Montessori eğitiminin tamamı baz alınmamıştır. Çünkü Montessori eğitiminin devamında Türkiye ‘de devam edebilecekleri bir okul bulunmuyor. Biz geleneksel eğitimimizi hazırlayacak şekilde bu materyalleri uygulayacağız. Materyallerimizin tanıtımını eğitmenimiz randevu ile tanıtabilmektedir. Bu materyaller görsel algı becerisi, konsantrasyon becerisi , el-göz koordinasyonunu geliştiren materyallerdir.

Montessori Eğitimi Nedir?
Montessori eğitimi İtalyan bir doktor ve eğitimci olan Maria Montessori tarafından geliştirilen ve serbestlik, sınırlar içinde özgürlük ile bir çocuğun doğal psikolojik, fiziksel ve sosyal gelişimine verdiği önem ile tanımlanan bir eğitim yaklaşımıdır. “Montessori” adı altında bir dizi uygulama bulunsa bile, Association Montessori Internationale (AMI) ve Amerikan Montessori Cemiyeti (AMS) aşağıdaki unsurları esas olarak belirlemiş bulunmaktadır:
- Büyük çoğunlukla 2.5 ya da 3 yaşından 6 yaşına kadar çocuklar için oluşturulmuş karma yaş sınıfları,
- Belirlenmiş seçenekler içerisinden, öğrencinin kendi seçeceği faaliyetler,
- Bölünmeyen çalışma zamanı blokları, ideal olarak üçer saat,
- Öğrencilerin doğrudan eğitim (yönergeler) yerine malzemelerle çalışarak kavramları öğrenmelerine dayalı “Yapılandırmacı” ya da bir “keşif” modeli,
- Montessori ya da arkadaşları tarafından geliştirilmiş olan özelleştirilmiş eğitim malzemeleri,
- Sınıf içerisinde hareket özgürlüğü,
- Montessori metodu için eğitilmiş bir öğretmen
Bunlara ilave olarak, birçok Montessori okulu onun yayınlanmış eserlerinde yer alan Montessori’nin insan gelişimi modelini referans alarak programlarını tasarlamakta ve Montessori’in hayatı boyunca verdiği eğitici eğitimi derslerinde tanıtılan pedagoji, ders ve malzemeleri kullanmaktadır.
Okuma becerileri, bilim ve matematik okur yazarlığı kadar; sosyal bilimler, görsel sanatlar,spor ve becerilerin geliştirilmesi de önemlidir. Çocuklar anaokul ve ilkokul hayatları boyunca oyun oynar ve zevk alarak öğrenirler. Matematik, fen eğitimleri ve soyut kavramları en iyi öğretmenin yolu müzik,drama ve spor uygulamalarıdır. Akademik ve akademik olmayan öğrenme biçimleri arasında kurulan denge çocukların okuldaki mutluluğunu sağlamanın büyülü formulüdür.
YAZ OKULUMUZUN YAPISI
08.30 17.00 Veli istekleri doğrultusunda saatlerde esneklik gösterilecektir.
Haziran, Temmuz,Ağustos Katılım süresi veli isteğine bağlıdır.
PROGRAM İÇERİĞİ:
-Atık Materyal ve Kağıt etkinlikleri,
-Zihin geliştirme programı çocuk gelişim uzmanı tarafından birebir eğitim,
-ZE Kare eğitim seti,akıl oyunları
-Yaratıcı Drama destekli kurallı oyunlar,
-Projeksiyon destekli Türkçe Dil Etkinliği,
-ORFF destekli Müzik Etkinliği,
-Bahçede açık hava oyunları,
-Fen ve Doğa çalışmaları,
-İlkokula gidecek öğrencilerimiz için hazırlık eğitimi,
-Geziler , talep doğrultusunda yüzme eğitimi.
PROGRAM AKIŞI
-İlgi köşelerinde serbest zaman,
-Sabah Kahvaltısı,
-Türkçe Dil etkinliği(parmak oyunu ,tekerlemeler,bilmeceler,eğitici hikayeler),
-Bahçede açık hava oyunları,
-Orff destekli müzik etkinliği,
-Öğle yemeği,
-Dinlenme ve ilgi köşelerinde oyunlar(Zihin geliştirme programı birebir uygulanır),
-Fen ve Doğa çalışmaları,
-Yaratıcı Drama destekli kurallı oyunlar,
-Meyve saati,
-Atık Materyal ve Kağıt etkinlikleri (Sanat Etkinliği),
İSTEĞE BAĞLI ETKİNLİKLER YAPILACAKTIR.
- Aynı zamanda öğrencilerimize ücretsiz olarak müzikal kulak testi yapılacaktır.
- Ek ücrete tabii müzik eğitimi(Keman, Piyano, Bağlama, Gitar ve vurmalı çalgılar gibi)
- Bale
- Resim dersleri ücretsizdir.
- Yaş Grupları
- 3-6 yaş grubu öğrenci kabul edilecektir.
- Kontenjanımız 20 kişi ile sınırlı olup, daha detaylı bilgi ve eğitmen randevusu için bize telefonla ulaşmak için 0212-570-80-68 veya 0530-880-71-80 numaralarından veya e-mail yoluyla ulaşmak için [email protected] adresinden bizlere ulaşabilirsiniz.
AMACIMIZ:
Okul Öncesi dönemdeki çocuklarımızın zihinsel gelişimine,duygusal ve sosyal gelişimine ,dil gelişimine ,fiziksel gelişimine ezberci ve yetişkin baskıcı tutumlardan uzak,öğrenmeye merak uyandırarak var olan emici beyinlerini aktif çalışabilir duruma gelmesine destek vermektir.
Her çocuk kendi gelişimi içinde kendi evrimini tamamlar bundan dolayı takvim yaşından çok
Gelişim yaşı önemlidir.Çoğu kurumlarda toplu kazanımlar aynı zamanda yerleştirilmeye çalışılmaktadır.Biz Nar Eğitim Kurumları olarak 16 yılllık tecrübe ile okul öncesi çocukların kendi
Gelişim hızlarına göre eğitim alabilmeleri için bireysel gelişim eğitim programı uygulayarak evrimlerini tamamlamalarına fırsat vereceğiz. Bu program hazırlanırken ülkemizde uygulanan eğitim programlarının tamamı süzgeçten geçirilmiş ve özellikle montessory eğitiminin prensipleri dikkate alınarak hazırlanmıştır.
‘’BU İŞİ YAPABİLMEM İÇİN BANA YARDIM EDER MİSİN ?’’ diyen çocuklarımızın elinden tutarak öğrenmekten keyif alan öğrencilerimizin eğitim ve öğretim yolunu başarılı şekilde açmaktır
35. İstanbul Film Festivali’nde Ahu Öztürk’ün “Toz Bezi” filmi, Altın Lale Ulusal yarışmada “En İyi Film”, “En İyi Senaryo” ve “En İyi Kadın Oyuncu” ödüllerini kazandı.
35. İstanbul Film Festivali’nde ödül kazananlar belli oldu.
Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen törende, Altın Lale Ulusal Yarışma Ödülleri için 2015-2016 sezonunda tamamlanan 11 film yarıştı.
Cem Davran’ın sunuculuğunu yaptığı gecede ilk olarak, Jeyan Ayral Tözüm, Şerafettin Gür, Suzan Avcı ve Perran Kutman’a Sinema Onur Ödülleri verilirken, geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden yönetmen Ülkü Erakalın’ın ödülü oğlu Murat Erakalın’a takdim edildi.
Altın Lale Ulusal Yarışma’da En İyi Film dalında Altın Lale Ödülü’ne Ahu Öztürk’ün “Toz Bezi” adlı filmi layık görüldü.
Ahu Öztürk ödülünü alırken yaptığı kısa konuşmada, “Ben ödülü, Şırnak’ta çocuklarının ölüsünü buzdolabında saklayan annelerden, yurtdışında çocuğuyla vedalaşıp burada tekrar cezaevine gelen sevgili Meral Camcı’ya uzanan o yol adına alıyorum. Savaşlar kadınları ve önce çocukları vuracaksa, barışı da kadınlar kuracak” dedi.
Ulusal yarışma
Altın Lale Ulusal Yarışma’da ödül kazanlar şöyle:
En İyi Film: Toz Bezi
En İyi Yönetmen: Mustafa Kara (Kalandar Soğuğu)
En İyi Kadın Oyuncu: Asiye Dinçsoy (Toz Bezi)
En İyi Erkek Oyuncu: Haydar Şişman (Kalandar Soğuğu)
En İyi Senaryo: Ahu Öztürk (Toz Bezi)
En İyi Görüntü Yönetmeni: Cevahir Şahin ve Kürşat Üresin (Kalandar Soğuğu)
En İyi Kurgu: Mustafa Kara, Umut Sakallıoğlu ve Ali Aga (Kalandar Soğuğu)
En İyi Özgün Müzik: Doğan Duru (Tarla)
Jüri Özel Ödülü: Rauf (Barış Kaya ve Soner Caner)
Uluslararası Yarışma
Festivalde, Uluslararası Yarışma Altın Lale Ödülü’ne Meksikalı yönetmen Rodrigo Plá’nın “Bin Başlı Canavar” adlı filmi değer görüldü.
Altın Lale Uluslararası Yarışma Jüri Özel Ödülü’nü ise Britanyalı yönetmen Brady Corbet’in “Bir Liderin Çocukluğu” adlı filmi kazandı.
Kısa, mansiyon, belgesel, Seyfi Teoman ödülleri
Ulusal Kısa Film Yarışması’nda En İyi Kısa Film Ödülü’nü Ziya Demirel’in “Salı” adlı filmi kazandı. Ödülü yönetmene jüri üyelerinden Can Evrenol verdi.
Barış Sarhan’ın “Cemil Şov” adlı filmi ise Mansiyon ödülüne layık görüldü.
Ulusal Belgesel Yarışması’nda da En İyi Belgesel Ödülü Onur Bakır ve Panagiotis Charamis’in yönettiği “Hazır Ol!” filmine verildi.
Ayşe Polat’ın yönettiği “Ötekiler” filmi ise Mansiyon’a layık görüldü.
Bu arada, Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü’nü “Çırak” filminin yönetmeni Emre Konuk kazandı.

23 Nisan 1920 Büyük Millet Meclisi’nin açılış günüdür. Her 23 Nisan günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı birlikte kutlarız.
Egemenlik yönetme yetkisidir. Ulusal egemenlik; yönetme yetkisinin ulusta olmasıdır. Osmanlı imparatorluğu döneminde egemenlik padişahta idi. Padişah ülkeyi dilediği gibi yönetirdi. imparatorluğun son yıllarında padişahlar rahatlarını düşündüler. Yurt bakımsız kaldı. Ülke sorunları yüzüstü bırakıldı. Bu sırada Birinci Dünya Savaşı başladı. Savaş dört yıl sürdü. Bizimle birlikte olanlar savaşta yenildi. Savaş kurallarına göre biz de yenilmiş sayıldık. Yurdumuz İngilizler, Fransızlar, Yunanlılar, İtalyanlar tarafından paylaşıldı. Padişah ve yandaşları ülkenin paylaştırılmasına ses çıkarmadılar.
Mustafa Kemal Paşa Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak için İstanbul’dan Samsun’a 19 Mayıs 1919 günü geldi. Samsun’dan Amasya’ya, oradan Erzurum’a ve Sivas’a gitti. Sivas ve Erzurum’da kongreler topladı. Mustafa Kemal Paşa egemenliğin ulusta olduğuna inanıyordu. Bu inançla «Ulusu yine ulusun gücü kurtaracaktır. Tek bir egemenlik vardır, o da ulusal egemenliktir» diyordu. Yurdun dört bir yanından seçilip gelen temsilciler – milletvekilleri – Ankara’da 23 Nisan 1920 günü toplandılar.
İlk Büyük Millet Meclisi’nin toplandığı yapı Ankara’da Ulus Alan’ından istasyona giden caddenin başındadır. Bugün Kurtuluş Savaşı Müzesi olan bu yapı tek katlıdır. O yıllar ülkemiz yokluk yoksulluk içindeydi. Milletvekillerinin oturduğu sıralar bir okuldan getirildi. Meclis gaz lambası ile aydınlanıyor, soba ile ısınıyordu. Top seslerinin Ankara’da duyulduğu zamanlarda bile meclis düzenli toplandı.
Ulusal Kurtuluş Savaşımızla ilgili bütün kararlar bu mecliste alındı. Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde ulusumuz dünyaya Ulusal Kurtuluş Savaşı dersi verdi. Ezilen uluslara kurtuluş yolunu açtı. Bağımsızlık savaşının öncüsü olan kurtuluş savaşımız yeryüzünün öteki uluslarına örnek oldu.
23 Nisan 1920 ilk Büyük Millet Meclisi’mizin toplandığı gündür. 23 Nisan, ulusun yönetme yetkisini kullanmaya başladığı gündür. Bu gün Milli Egemenlik Bayramı’mızdır.
23 Nisan dünyada kutlanan ilk çocuk bayramıdır. Atatürk’ün Türk çocuklarına armağan ettiği bu bayram şenliklerine son yıllarda yabancı ulusların çocukları da katılmaya başlamıştır. Atatürk çocuklara çok değer verir, gezilerinde okullara uğrar, ders dinler, sorular sorardı. «Bugünün küçükleri yarının büyükleridir.» diyen Atatürk, yönetimin bayram süresince öğrencilere bırakılması geleneğini başlattı. 23 Nisan’da yönetim birimleri seçimle gelen kurullar bir süre çocuklara bırakılır. Bu güzel gelenek her yıl yinelenir. Her 23 Nisan’da yurdumuz bir bayram alanı olur. Çocuklar törenlerde konuşmalar yaparlar, şiirler okurlar. Gece fener alayları düzenlenir.
23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı egemenliğin ulusta olduğu düşüncesinin kabul edildiği gündür. Çocuk bayramımızdır. Yarının büyükleri olan siz çocukların bayramıdır.
Nar Sanat Eğitim Kursu olarak Türkiye tarihinin önemli günlerinden biri olan ve Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan Milli Bayramı dolayısıyla 23 Nisan 2016 Cumartesi günü etkinliğimiz yapılacaktır. Etkinlikte kursumuz öğrencileri görev alacaktır. Etkinlik akışı;
ASLI GÜRBÜZ
İklim Keleş (Açılış – Bardak)
BURCU IŞIL OĞUZ
İklim Keleş (Macar Dnası – J. Brahms , İkinci Bahar – Özdemir Erdoğan),
ONUR GÜNER
Nima Abdullahi (Jingle Bells – Amerikan Ezgisi)
REŞAT TOKATLI
Alp Kavaklı (Arabesk – F. Brugmüller, Kızılderelilerin Dnası – M. Arr)
ZUHAL SEVİM
Demirhan Altındil (Etüd, John Thompson)
Lara Sadi (Bekleyiş – Enver Tufan, Kuşlar – Alexander Burkard)
BURCU IŞIL OĞUZ
Nezihe Nilden Tuna (Carry Me Bark to old Virginny – John Thompson, Yankee Doodle (John Thompson – Thompson))
ERKAN BAŞA
Ela Özbaş (Mavi Gezegen – Yavuz Durak)[EŞLİK],
ASLI GÜRBÜZ
Ayşe Ela Şenkaya (Çanlar),
SENA SEVİM
Duru Bal (Beethoven – 9. Senfoni)
ERKAN BAŞA
Mert Güneş (Düğün Halayı – Türkü)
Deniz Kaplan (O. Fortuna – Carl Off),
REŞAT TOKATLI
Eren Özden (J.Thompson)
BURCU IŞIL OĞUZ
Zeynep Ceylin Günenç (Dans – Richard Krentzlin, The Sound of Music – Y. İmcn),
SENA SEVİM
İlke Güven (Trambon Çalgıcısı – John Thompson),
ASLI GÜRBÜZ
Zeynep Ada Uç (23 Nisan)
ZUHAL SEVİM
Nisa Dide Coşan (Alıştırma)
REŞAT TOKATLI
Mahir Erbulan (Lokomotif – Enver Tufan)
ONUR GÜNER
Bahar Ece Sarsın (Gülnihal – Dede Efendi)
ERKAN BAŞA
Defne Nedim (Kızılderelilerin Savaş Dansı – Michael Aaron)
Not: Dinletimiz ücretsizdir.
Bakırköy Özel Nar Sanat Eğitim Kursu, çocuk Öğrenciler tarafından hazırlanan ‘’17 Nisan Resim Sergisi’’ bugün saat 18.00’da Nar sanat Eğitim kursunda yapılacaktır.
2009’dan bu yana Milli Eğitim bakanlığına bağlı olarak çeşitli alanlarda eğitim veren Özel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak,17 Nisan Pazar günü saat 18:00 ‘da Eğitmenimiz Sevgi GENCAN, öncülüğünde ,4 ile 12 yaş çocuk öğrencilerinin resim sergisi yapılacaktır. Sergimizde karakalem, yağlı boya , kuru pastel, yağlı pastel, guaj,sulu boya ve akrilik resimler bulunacaktır.

Sergide resimleri bulunan öğrencilerimiz;
- Doğa Uç
- Mert Altun,
- Ilgın Tuman,
- Fikri Ege Özen,
- İpek Gürsel,
- Aylin Pelit,
- Klim Anokhin,
- Deniz Sevimli,
- Eylül Sancaklı,
- Oğul Güney,
- Sezen Gürcanok,
- Duru Bal,
- Duru Polat,
- Elvin Su Tatlı,
- Mahir Erbulan,
- Asya Ahat,
- Ceren Dizar,
- Yiğit Ateş,
- Esma nur Genç,
- Zehra Yazıcı
‘’ 17 Nisan Resim Sergisi’’ 17 Nisan 2016 Pazar günü saat 18.00’da başlayıp 1 Mayıs 2016 Pazar gününe kadar ilgilenen tüm ziyaretçilere açıktır.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti‘nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti‘nin resmî tatil günlerinden ve ulusal bayramlarından biridir.[1][7] Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürktarafından dünya çocuklarına armağan edilmiştir.
23 Nisan’ın Çocuk Bayramı oluşu yine TBMM‘nin açılışıyla ilişkili olmasına rağmen, tamamen ayrı bir bayram olarak gelişmiş ve 1981 yılına kadar da öyle devam etmiştir. Bu Bayram 23 Nisan 1927’de Himaye-i Etfal Cemiyeti‘nin (günümüz Çocuk Esirgeme Kurumu’nun) o günü “Çocuk Bayramı” olarak duyurmasıyla başlamış kabul edilir. Aslında Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin 23 Nisan’la ilgili çalışmaları daha önceki yıllarda vardır ve hatta çocuklardan da söz edilmiştir. Kurum, 23 Nisan 1923’te millî bayram için pullar bastırmış ve satmıştır. 23 Nisan 1924’te Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde “Bu gün Yavruların Rozet Bayramıdır” ibaresi yer almış, 23 Nisan 1926’da da yine aynı gazetede “23 Nisan Türklerin Çocuk Günüdür” başlıklı bir yazı kaleme alınmış ve bu yazıda cemiyetin bu günü çocuk günü yapmaya çalışarak doğru yolda olduğu ve para kazanan herkesin bu gün cemiyete çocuklar için bağışta bulunması gerektiği vurgulanmıştır.
23 Nisan, Türkiye Cumhuriyeti’nde 23 Nisan 1921’de resmî bayram olarak kabul edilmesinden bu yana, değişik adlarla da olsa resmî törenlerle kutlanmıştır. En yalın haliyle bu törenlerde İstiklâl Marşı okunur ve saygı duruşunda bulunulur. 1933 23 Nisan’ında Atatürk yeni bir gelenek başlattı. O sabah çocukları makamında kabul etti ve onlarla sohbet etti. Aynı yıl stadyumlarda beden hareketi gösterileri yapılmaya başlandı. O bayram, Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip Bey‘in kaleme aldığı Andımız çocuklar tarafından ilk kez okundu.1933’te artık Çocuk Bayramı devlete de mal olmuştu. Yine de 1935’teki yasa değişikliğinde çocuk bayramında hiç söz edilmedi.[11] Yalnız resmî ismi konmamış olsa da, Milli Hâkimiyet Bayramı’nın yanında “23 Nisan Çocuk Bayramı”, devlet ve toplum örgütlerinin ortaklaşa hazırladığı programlarla kutlanmaya devam edildi.
Günümüzde 23 Nisan günlerinde bayram Türkiye Cumhuriyeti devleti erkanının başta Anıtkabir olmak üzere çeşitli Atatürk anıtlarında yaptıkları resmî törenlerle başlamakta, stadyumlarda ilköğretim öğrencilerinin hazırladığı gösterilerin sergilenmesi ve resmî geçit töreniyle devam etmektedir. Akşamları da büyük şehirlerde fener alayı düzenlenir. Resmî törenlerden sonra bayram yeri olarak nitelendirilen çayırlarda güreşler, koşular ve başka çeşit yarışmalar düzenlenir. Çeşitli sivil toplum örgütleri veya kuruluşlar tarafından düzenlenen etkinlikler yer alır.
GİRİŞ
Tarih boyunca alt kültür müziklerinin pek çoğu sosyo – ekonomik sınıflaşma sonucu baskıya maruz kalan ve ezilen gruplardan çıkmıştır. Araştırmanın konusu olan Caz müziği de bunlardan biridir. 1880’lerde New Orleans’ta gelişmeye başlayan Caz müziği Blues ile birlikte Amerika Birleşik Devletleri’nde doğan siyahi yerel müziklerin atası olarak kabul edilmektedir. Kaynağında Afrika – Avrupa kökenli ritm ve melodilerin, tarlalarda söylenilen iş şarkılarının, dinsel müziğin, Fransızların sokak şarkılarının, halk dansları müziklerinin var olduğu Caz, siyah Amerikalıların etkilendiği çok değişik müzik türlerinin sentezidir. İmprovizasyon (doğaçlama) ve swing (salınım) etkenleri Caz stillerinin temelini oluşturmuştur. Doğaçtan anlatılan hikayelere, “çağrı ve yanıt” ilişkisine dayanan Caz, doğal ruhsal tepkilerin ses ve ritmle anlatılmasına olanak verir.
- KÖKEN
Amerika’lı caz eleştirmeni Marshall W. Stearns şu tanımı yapar: “Caz, Afrika – Avrupa kaynaklı melodi ve ritmin, Avrupa armonisi ve çalgılarıyla birleştirilmesi sonucunda doğaçtan çalınan Amerikan müziğidir.” Bu yalın tanımın içinde yer alan “Amerikan” sözcüğü tepkiyle karşılanmıştır. Uzmanlar, bu müziğin “Amerika’dan dolayı” değil, “Amerika’ ya rağmen” gerçekleştiğini söylerken haklıdırlar. Buna göre tanımdaki “Amerikan müziği” yerine “uluslararası müzik” sözcüklerini koymak doğru olacaktır. Cazın doğum yeri ve beşiği Amerika’dır; cazı yaratan insanlar ise zencilerdir. Eğer Afrika’lı zenciler 16. yüzyılın sonlarından 19. yüzyılın son çeyreğine kadar köle tüccarları eliyle Amerika’lı toprak sahiplerine getirilip satılmasaydı, caz müziği doğmayacaktı.
Öte yandan caz, çeşitli müziklerin karışımıdır: Afrika’nın halk müziği, zenci kölelerin tarlada çalışırken söyledikleri iş şarkıları, İngiliz’lerin dinsel müziği, Fransız’ların sokak şarkıları ve halk dansları müziği ile Fransız bando müziği, İspanyol sömürge müziği ve bir ölçüde kızılderili müziği… “Bütün bunlar zencinin potasında eridi ve en bol, en etkileyici gereç, blues, ortaya çıkan müziğe ayrıca çeşnisini verdi.”
2.CAZIN DOĞUŞU VE KÖKENLERİ
Caz müziği 1880′ lerde New Orleans’ta gelişmeye başladı ve 1920’lerin başında New York, Los Angles ve Chicago’da yapılan kayıtlarla son şeklini aldı. O zamanlar birçok değişik akım cazın ortaya çıkışında yol gösterici olmuştur. Bunlardan biri melodilerin ve akorların eşliğinde simgesel olarak özgürlüğe kavuşma çabalarıydı. Bu akım bugün doğaçlama olarak tanımladığımız olaya liderlik etmiştir. Bir diğeri ise, siyahi Amerikalıların yarattığı blues ve ragtime gibi müzik türleriydi.
Caz müziğinin neden ve nasıl Amerika’da ortaya çıktığını ve bu kadar farklı türde müziğin nasıl biraraya geldiğini anlayabilmek için, Afrikalıların kölelik Amerika’sındaki yaşamlarına göz atmamız gerekir. Afrikalı köleler Amerika’ya getirildikleri zaman yanlarına müzik aletlerini almalarına izin verilmemişti. Ama onlar müzikal zevklerini ve geleneklerini yanlarına almışlardı. Afrikalıların yüzyıllar önce yaptığı bu hareket, Avrupa müziğinin neden Afrika kökenli Amerikalılar tarafından çalındığında daha farklı duyulduğunu biraz da olsa anlamamıza yardımcı olabilir. Örneğin bazı köleler Avrupa kökenli kilise müziklerini, yöresel müzikleri ve dans müziklerini kendi müzik zevk ve geleneklerine uyacak şekilde değiştirdiler. Onların çocukları da atalarının müzikteki bu davalarının peşinden gittiler. Böylelikle bu müziksel tercih nesilden nesile devam etti.
2.1.Caz neden New Orleans’da ortaya çıktı?
Fransızlar 1718 yılında New Orleans’ a yerleşmeye başladılar ve 1719 yılında yüz kırk yedi siyah köle buraya getirildi. 1722 yılının başında New Orleans’ta kölelik tamamen yayılmamıştı, hala özgür siyahlar vardı. 1763 yılında Fransızlar Louisiana topraklarını İspanyollara hediye ettiler. Ancak 1769 yılına kadar İspanyolların kuralları bu topraklar üzerinde tam olarak geçerli olmadı. Daha sonrasında gelen İspanyol kurallarına rağmen, Fransızların dilleri ve gelenekleri hep ön plandaydı. 1801’de İspanyollar Louisiana’yı Fransızlara geri verdiler. Ancak İspanyolların koymuş olduğu kurallar, 1803′ te Louisiana Amerika Birleşik Devletleri tarafından Fransızların elinden alınana kadar, geçerliliğini sürdürdü.
İspanyolların bu topraklar üzerindeki etkisi bazı sosyolojik örneklerde göze çarpıyor. Örneğin o yıllarda farklı etnik gruplardan insanların birbirleriyle evlenmeleri Louisiana’da çok sık gerçekleşen bir olaydır. Ayrıca İspanyol kuralları çok sayıda kölenin özgür kalmasını sağlamış, bu da özgür siyahların sayılarının artmasına neden olmuştur. 1800′ lerin ortalarında siyah ve beyaz ırkın biraraya gelmesi, Avrupa ve Afrika geleneklerinin etkileşimlerine yol açmıştır. İki ırkın birleşmesinden oluşan bu yeni ırk Creole toplum olarak bilinir ve Creole’ler biraz Afrikalı biraz da Fransızdır.
New Orleans caz müziğinin ortaya çıkması için ideal bir yerdi. Mississippi Nehri’nin ağzının yakınında olan New Orleans Amerika için gelişmekte olan bir ticaret yoluydu ve bu nedenle o zamanlar ticaretin merkeziydi. Ticari öneminin yanısıra bir liman şehri olduğu için buraya dünyanın heryerinden insanlar geliyordu ve New Orleans günden güne kozmopolitik bir yerleşim merkezi şeklini alıyordu. Bu kadar renkli bir yerin eğlence hayatı da çok renkliydi. New Orleans’ta birçok bar vardı ve bu barlarda sık sık dans partileri yapılıyordu. New Orleans’ taki bu yoğun eğlence hayatının sonucu olarak, bölgedeki müzisyenlere birçok iş imkanı doğuyordu.Bu dönemde canlı müziğe çok büyük bir istek vardı ve yeniliklere olan ihtiyaç devam ediyordu.
Bu istek ve ihtiyaaçlar müzisyenlerin yeni stiller yaratmalarına neden oldu. Müzisyenler değişik ve garip yaklaşımları harmanladılar, gözden geçirip yeniden düzenlediler. Bu gelişmeler cazın ortaya çıkışında büyük rol oynadı.[3]
2.2.Caz’ın kökenindeki yapı
İlk ortaya çıkışından şimdiye dek, caz 19 ve 20. yüzyıl Amerikan popüler müziğinden etkilenmiştir. Caz terimi ilk batı kıyısında ortaya çıkmış ve Chigago’da 1915’lerde yapılan müziği tanımlamak için kullanılmıştır. Bu zamandan öncede caz New Orleans’ta yapılsa da caz ismi ile adlandırılmamaktaydı.
Caz’ı ta. dayanır. Belki de onu bir sanat müziği formu olarak tanımlayabiliriz Amerika kökenli ama siyahların Avrupa müziği ile karşı duruşlarıyla şekillenen bir form olarak.
1843’e dek New Orleans’da Afrika dans ve davullarının olduğu festivaller düzenlenir tıpkı benzerlerinin New York ya da New England’ta yapıldığı gibi. Afrika geleneksel müziği Avrupa tarzı armoni içermez , tek seslidir.
19 uncu yüzyılın başlarında Avrupa sazlarını çalmayı öğrenen siyah müzisyenlerin sayısı artmaktadır. Sonuçta Güney Amerika, Karayip ve diğer köle melodileri salon müziği olarak piyano ile icraya başlanır. Siyah köleler “harmonik” tarzları da öğrenerek kendi müzikleri ile harmanlarlar.
2.3.Başlangıç dönemi
Zencilerin en yoğun olduğu New Orleans’ ta doğan caz, Mississipi nehrindeki gemilerde çalan müzisyenler tarafından Amerika’ nın içlerine yayılmıştır. Bilinen ilk caz parçalarını Buddy Bolden (trompet) ve Jerry Roll Morton (piyano) yapmıştır (1895-1905)
“New Orleans Stili” nin ritmik yapısı “Avrupa Müziği” nin “Marş” ritmine çok yakındır. Caz ritmine özgü o bilinen “dalgalanma” henüz bu stilde yoktur. Genel anlamda dalgalanmayı, 1. ve 3. zamanlardaki güçlü vuruşlar yerlerinde kalırken, 2. ve 4. zamanların da vurgulanması yaratır. Oysa “New Orleans Stili” nde bu ritmik olguya pek rastlanmaz. Vurgular 1. ve 3. Zamanlardadır.
“Hot” (ateşli) çalış, ilk kez “New Orleans Stili” nde görülür. Bu çalış tekniği, anlatımın son derece sıcak oluşuyla karakterize edilir. “Sound”, (müzikal tını, ses) “cümleleme”, “vibrato” teknikleriyle özgünleşir. Müzisyenler, enstrümanlarını “çalmaktan” çok, onlarla “konuşarak” duygularını yansıtırlar.
Kornetçi Buddy Bolden, sonradan “jazz” olarak adlandırılacak tarzın öncülerinden biri olarak zikredilen bir müzik topluluğunun başıydı. 1895 – 1906 yılları arasında New Orleans’da çaldı. Bolden’dan bugüne gelen herhangi bir plak kaydı yok ama Bolden topluluğunun repertuvarında bulunan “Buddy Bolden Blues” gibi çeşitli ezgiler birçok diğer müzisyen tarafından kaydedildi.
KAYNAKLAR
Ahmet Say – Müzik Tarihi Kitabı (Müzik Ansiklopedisi Yayınları 8. Basım) Erişim tarihi: 26.10.15 / 18:10
http://acikerisim.baskent.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/baskent/1529/00127.pdf?sequence=3&isAllowed=yç Erişim tarihi: 25.10.15 / 19:26
http://www.alka.com.tr/alphtml/jazzhtm/index_caz.asp?page=icerik&id=26 Erişim tarihi: 28.10.15 / 17.30
http://cibrank.blogcu.com/cazin-dogusu-ve-kokenleri/117126 Erişim tarihi: 26.10.15 / 19:30
http://dosya.marmara.edu.tr/aef/mzo/2013-2014%20duyurular/%C4%B0smet%20ARICI/gpm_2014.pdf Erişim tarihi: 28.10.15 / 18.04
http://muzik.stereomecmuasi.com/2011/09/caz-muzigin-tarihcesi.html Erişim tarihi: 27.10.15 / 21:20
[1]http://acikerisim.baskent.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/baskent/1529/00127.pdf?sequence=3&isAllowed=y
[2] Ahmet Say – Müzik Tarihi Kitabı (Müzik Ansiklopedisi Yayınları / 8. Basım)
[3]: http://cibrank.blogcu.com/cazin-dogusu-ve-kokenleri/117126
[4] http://muzik.stereomecmuasi.com/2011/09/caz-muzigin-tarihcesi.html
[5] http://www.alka.com.tr/alphtml/jazzhtm/index_caz.asp?page=icerik&id=26
[6] http://dosya.marmara.edu.tr/aef/mzo/2013-2014%20duyurular/%C4%B0smet%20ARICI/gpm_2014.pdf
Bu makale Nar Sanat Eğitim Kursu eğitmenlerinden Burcu Işıl Oğuz tarafından hazırlanmıştır. Buradan indirebilirsiniz.
Kanal D’den Canlı Yayınlanan TEGV 20.Yıl Gecesi ile 80.000 çocuğa eğitim desteği sağlandı.

20 Aralık Pazar gecesi Kanal D ekranlarından yayınlanan “TEGV (Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı) 20.YIL” özel yayında 80.000 çocuğa eğitim desteği sağlandı.

Kanal D’nin 23.yaşının, TEGV’ in ise 20.yaşının kutlandığı gecede 50 bin çocuğun eğitimine destek hedeflenirken rekor sayıda gelen sms’lerle 80.000 çocuğun eğitimine katkıda bulunuldu.

Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), çocuklara daha aydınlık bir gelecek sağlayabilmek için 20 Aralık Pazar gecesi Kanal D’nin katkılarıyla Türkiye’nin en sevilen yüzlerini bir araya getirdi. İzleyenleri destek olmaya çağıran gecede toplanan 123.000 SMS desteği ve diğer bağışlar ile birlikte 80.000 çocuğun eğitimi güçlendirilecek.

Sunuculuğunu Burçin Terzioğlu ile Cem Davran’ın gerçekleştireceği programa TEGV Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Solakoğlu, Ali Sandro Garcia, Ataberk Mutlu, Barış Arduç, Celil Nalçakan, Cem Cücenoğlu, Deniz Çakır, Emel Çölgeçen, Emre Karayel, Emre Kınay, Erkan Kolçak Köstendil, Evrim Alasya, Gökçe Bahadır, Gupse Özay, Kanbolat Görkem Aslan, Mert Fırat, Şebnem Bozoklu, Tolga Sarıtaş, Tolga Tekin, Behzat Gerçeker ve Enbe Orkestrası’nın eşliğinde Türkiye’nin sevilen şarkılarını seslendirdiler.
Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği Kurucularından ve Nar Sanat Eğitim Kursu eğitmenlerinden Cem Cücenoğlu “Fikrimin İnce Gülü” parçasını seslendirdi.
Reha Yalnızcık’ın “Tadı Hayalimde İstanbul” adlı resim sergisi 18 Aralık Cuma günü saat 18.30 ‘da Leonardo Sanat Galerisinde açılacaktır.
[supsystic-gallery id=’28’ position=’center’]
24 Kasım Öğretmenler Günü anısına; Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği ve Bağlı kuruşu Nar Sanat Eğitim Kursu olarak 24 Kasım saat 20.00’da müzik dinletisi şeklinde etkinliğimiz yapılacaktır. Etkinliğimize herkes davetlidir. (Not: Lütfen 0212 570 80 68 Nolu Telefondan Yer ayırtınız...) (Sınırlı Sayıda izleyici konuğumuz olabilecektir)

Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün öğretmenler ile ilgili sözleri;
- Dünyanın her tarafında öğretmenler insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer unsurlarıdır.
- Yeni kuşak, en büyük cumhuriyetçilik dersini bu günkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır.
- Öğretmenler!… Cumhuriyet, fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızlar ister. Yeni nesli bu nitelik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir.
- Öğretmenler; Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcilerini, sizler yetiştireceksiniz ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır…
- Öğretmenler! Erkek ve kız çocuklarımızın, aynı suretle bütün tahsil derecelerindeki talim ve terbiyelerinin pratik olması mühimdir.
- Memleket evlâdı, her öğrenim aşamasında ekonomik hayatta verimli, etkili ve başarılı olacak surette donatılmalıdır.
- Cumhuriyet sizden “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller ister.
- Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet, henüz bir millet adını alma yeteneğini kazanamamıştır.
- Öğretmenler her fırsattan istifade ederek halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve halk, öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutur bir varlıktan ibaret olmayacağını anlamalıdır.
- En mesut olanlar, hizmetlerinin bütün nesillerce meçhul kalmasını tercih edecek karakterde bulunanlardır.
- Herkesin kendine göre bir zevki vardır. Kimi bahçe ile meşgul olmak, güzel çiçekler yetiştirmek ister. Bazı insanlar da adam yetiştirmekten hoşlanır.
- En önemli ve feyizli görevlerimiz, milli eğitim işleridir. Milli eğitim işlerinde mutlaka muzaffer olmak lazımdır. Bir milletin gerçek kurtuluşu ancak bu suretler olur.
- Ülkemizi gerçek hedefe, gerçek mutluluğa kavuşturmak için iki orduya ihtiyaç vardır: Biri vatanımızı kurtaran asker ordusu, diğeri ulusumuzun geleceğini yoğuran irfan (bilim, kültür) ordusudur.
- Öğrenci ne yaşta ve sınıfta olursa olsun, onlara geleceğin büyükleri gözüyle bakacak ve öyle davranacaksın.
- Unutmayınız ki cumhurbaşkanı bile sınıfta öğretmenden sonra gelir.
- Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da milleti esaret ve sefalete terk eder.
- Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.
- Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın (kültürün) müspet fikirlerini veriniz. İstikbalin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız. Hür fikirler tatbik (uygulama) mevkiine konduğu vakit Türk milleti yükselecektir.
- Ordularımızın kazandığı zafer, sizin eğitim ordularınız için yol açtı. Gerçek zaferi siz, öğretmenler kazanacaksınız. Bunu başaracağınızdan kuşkum yoktur. Sarsılmaz bir inançla ben ve arkadaşlarım sizi gözeteceğiz. Sizin karşılaştığınız tüm engelleri kıracağız.
BIFED Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali ödülleri dünyanın uzak coğrafyalarından gelen filmlerin oldu. Festivalde Fethi Kayaalp Büyük Ödülü’nü yarışmaya Şili’den katılan, acı çekmek, yaşlanmak ve zamanın kendisi üzerine keskin bir gözlem yapan ‘Surire’ filmi kazandı.
Bu yıl ikincisi düzenlenen ve daimi konusunun ‘çevre’ olan BIFED Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali ödülleri dünyanın uzak coğrafyalarından gelen filmlerin oldu.
Bozcaada Belediye Başkanı ve Festival Başkanı Dr. Hakan Can Yılmaz yaptığı kapanış konuşmasında “Barışa, doğaya, kültüre ve geleceğe sahip çıktıklarını”, “Baskı ve sansür tehdidine rağmen BİFED’in tamamen bağımsız ve özgür bir etkinlik” olduğunun altını bir kez daha çizerek “Biz artık ölümleri değil barışı konuşmak istiyoruz. Biz var oldukça bir tek başak tanesi susuz, bir tek zeytin dalı yalnız kalmayacak, söz veriyoruz” dedi
BİRİNCİLİK ÖDÜLÜ ŞİLİ’YE…
13 ülkeden, 16 filmin yarıştığı festivalde 7.000 lira değerindeki Fethi Kayaalp Büyük Ödülünü, Şili’den katılan, yönetmenliğini Bettina Perut ve Iván Osnovikoff’un gerçekleştirdiği, acı çekmek, yaşlanmak ve zamanın kendisi üzerine keskin bir gözlem yapan “Surire” filmi aldı.
İkincilik ödülü; “Kadınların, çocukların, doğanın katline karşı çıkmak için hangi coğrafyada olursak olalım muhakkak bir fırsatımız vardır” diyen, Fransa’dan Anna Roussillon’ın filmi “I am The People / Ben Halkım” alırken, üçüncülük ödülünü cesaretli ve umut dolu, gençliğin gücüne ve direnişe övgü olduğu için İtalya’dan Paolo Pissanelli’nin filmi “Good Morning Taranto / Günaydın Taranto”ya layık görüldü.
Yapımcı ve senarist Funda Alp, ABD ’li belgesel yönetmeni ve insan hakları aktivisti Liz Miller, Yunanlı sinema yazarı Maria Chalkou, belgesel yönetmeni Manou Khalil, gazeteci Banu Güven, yönetmen Özcan Alper, belgesel yapımcısı Gaye Günay’dan oluşan jüri, verilen üç ödülün yanı sıra “duygusal ve çağrışımlarla dolu ve gelecek sinema macerasında çok iyi olacağını” düşündükleri Ardahan Üniversitesi Öğretim Görevlisi Turgay Kural’ın yönetmenliğini yaptığı filmi “Cibik” i de desteklediklerini belirttiler.
ÖĞRENCİ FİLMLERİNE DESTEK İÇİN GAİA ÖDÜLÜ
BIFED bu yıl öğrenci filmlerine destek ve farklı bir yarışma alanı sağlamak için GAIA Ödülü’nü verdi. Festivaleİngiltere ’den katılan, yönetmenliğini Benjamin Huget’in yaptığı “Takımada” GAIA Ödülü’nü alırken, Mansiyon ödülünü ise da Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisi Murat Haksever “Çoban” filmi ile kazandı.
www.bifed.org
Serhat Kalkınma Ajansı (SERKA) tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenmekte olan Kurmaca Kısa Film ve Belgesel Yarışması başladı. Yarışmacılar, Kurmaca Kısa Film kategorisinin yanı sıra Belgesel filmleriyle de 7 Aralık 2015 tarihine kadar başvuruda bulunabilecek.
Kars, Ardahan, Iğdır ve Ağrı illerinde faaliyet yürüten Serhat Kalkınma Ajansı tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenecek olan Kurmaca Kısa Film ve Belgesel Yarışması’na başvurular başladı. “Serhat illerindeki sosyal ve kültürel yaşamı çocukların gözüyle anlamaya çalışmak” temasıyla düzenlenen yarışma, bölge illerinde yaşayan çocukların yaşama dair düşleri, sahip oldukları olanaklar ve düşlerine yürürken karşılaştıkları engellere dikkat çekmeyi hedefliyor. Kurmaca kısa filmlerde 15 dakikalık süre sınırlaması bulunurken belgesellerde süre serbest bırakıldı.

Kurmaca Film ve Belgesellerin Ajansın faaliyet yürüttüğü Ağrı, Ardahan, Iğdır ve Kars illerinde çekilme şartı bulunuyor. Yarışmacılar bu dört ilden birinde çekecekleri kurmaca filmler ve belgesellerle 7 Aralık 2015 tarihine kadar başvuruda bulunabilecekler. Toplam 30 bin TL ödülün dağıtılacağı yarışmada, her iki kategoride birincilere 6.000 TL, ikincilere 4.500 TL ve üçüncülere de 3.000 TL ödül verilecek. Jürinin uygun görmesi durumunda kurmaca dalında 1, belgesel dalında da 1 olmak üzere toplam 2 filme de özendirme ödülü verilecek. Yarışmacılar her iki dala birden başvuruda bulunamayacak. Yarışmacılar kurmaca film veya belgesel dalından birinde en fazla iki filmle yarışmaya katılabilecek. Yarışmaya son başvuru tarihinin 7 Aralık 2015 olduğu bildirildi.
Bize Ulaşın
T.C. M.E.B.
Özel Nar Sanat Eğitim Kursu
Adres : İncirli cad. Kartaltepe mah. Kıbrıs Sok. Okan apt. No:6/1 34145 Bakırköy, İstanbul Türkiye
( Eski Town Center’in -Şuan Altınbaş Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nin karşısı-, Yaşar Hastanesi’nin yanındaki sokak )
Çalışma saatlerimiz haftanın 7 günü 09:00 – 21:00 saatleri arasındadır.
+90 212 570 80 68
+90 530 880 71 80

















































