Şunun için etiket arşivi: Belgesel

Denizleri ve çevreyi hoyratça kullanıp kirleterek adeta kendi intiharımızı hazırladığımızı haykırmak isteyen Mehmet Turgut, suyun altında intihar fotoğrafları çekti.

Başarılı fotoğrafçının, “Sualtında İntiharlar/Underwater Suicides” sergisi, 27 Eylül 2012, Perşembe günü Haliç kıyısında yer alan tarihi Hasköy Yün İplik Fabrikası’nda açılıyor.

İnsanlığın, “bilinçsiz bir intihar”a doğru sürüklendiğini vurgulamayı amaçlayan sergide; serginin küratörlüğünü üstlenen Ayşegül Dinçkök tarafından çekilen kamera arkası fotoğrafları da sanatseverlere sunulacak.

Doğaya olan hassasiyetini çalışmalarına da yansıtan, bugüne kadar hayvan haklarına ve çevre duyarlılığına dikkat çekmek amacıyla çeşitli projelere imza atan Mehmet Turgut; “Sualtında İntiharlar/Underwater Suicides” sergisiyle sulara sahip çıkacak.

Yavaş yavaş, hissetmeden, hissettirmeden, belki şu an acısız ama sonu bizi öldürecek bir eylemin içinde olduğumuza dikkat çekmek için, sualtında 6 farklı intiharı fotoğraflayan Mehmet Turgut; insanlığın, suları kirleterek, kimyasını bozarak kendisini, geleceğini zehirlediğini vurguluyor.

Yaşananları “bilinçsiz bir intihar” olarak niteleyen başarılı sanatçı, “Suyu kirletmek için attığımız her adım şakağımıza doğrulttuğumuz tabancadaki mermi, boynumuza geçirdiğimiz ilmekteki düğüm, bileklerimizin üzerinde gezinen jilet.” diyor.

Kötü davrandığımız doğanın yaşadığı sorunlara karşı farkındalığı arttırmayı amaçlayan Turgut’un “Sualtında İntiharlar/Underwater Suicides” sergisinde yer alacak fotoğrafları; tüm insanlık olarak bilinçsiz şekilde planladığımız ölümümüze, bu acı sona sert bir gönderme, bir uyarı niteliği taşıyor.

Sualtı fotoğraflarıyla tanınan Ayşegül Dinçkök’ün küratörlüğünü, İpek Sorak’ın sanat yönetmenliğini, Umut Eker’in moda editörlüğünü üstlendiği, tanıtım ve fotoğraf metinlerini Ali Deniz Uslu’nun kaleme aldığı “Sualtında İntiharlar/Underwater Suicides” sergisinin çekimleri; Dinçkök’ün Bodrum’daki evinin havuzunda gerçekleştirildi.

Gece 10 civarında başlayarak sabahın ilk ışıklarına kadar süren çekimlerde, profesyonel dalgıç Selin Beşkardeş Öztunalı sualtında Mehmet Turgut’un objektifine poz verdi.

Ayşegül Dinçkök’ün tüm kamera arkasını fotoğrafladığı çekimlerin belgeseli ise İpek Sorak tarafından kayda alındı.

TEB ÖZEL’in sponsorluğunda, Jack Daniel’s, Kavaklıdere Şarapları, 911, gilanni ve Hasköy Yün İplik Fabrikası’nın destekleriyle düzenlenen sergi; 27 Eylül 2012, Perşembe günü gerçekleşecek açılışının ardından, 4 Ekim 2012 tarihine dek Hasköy Yün İplik Fabrikası’nın etkileyici atmosferinde ziyarete açık olacak.

Kaynak : [-]

Antalya Büyükşehir Belediyesi&Antalya Kültür Sanat Vakfı işbirliğiyle düzenlenen 49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde bu yıl rekor ödüller dağıtılacak

Antalya Büyükşehir Belediyesi&Antalya KültürSanat Vakfı işbirliğiyle düzenlenen 49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde

En İyi Film ödülü 350 bin TL’den 400 bin TL’ye,

En İyi İlk Film ödülü 50 bin TL’den 55 bin TL’ye,

En İyiYönetmen ödülü 50 bin TL’den 55 bin TL’ye,

En İyi Senaryo  ödülü 30 bin TL’den 35.000 TL’ye yükseltildi.

Altın Portakal’ın ulusal uzun metraj dalında bu yıl dağıtacağı “en iyi film”, “en iyi ilk film”, “en iyi yönetmen”, “en iyi senaryo”, “en iyi görüntü yönetmeni”, “en iyi müzik” ödülleri, kategorilerinde Türkiye’de dağıtılan en yüksek parasal ödüller olma özelliği taşıyor.

Başvuruların başladığı Ulusal ve Uluslararası Uzun Metraj, Ulusal Belgesel ve Kısa Film yarışmaları için son başvuru tarihi 6 Ağustos olarak belirlendi.

Uluslararası dalda 10 filmin yarıştığı 48. Altın Portakal’a ulusal uzun metrajda 45, belgeselde 104, kısa film dalında 274 film başvuruda bulunmuş; ön jüri elemeleri sonrasında ulusal uzun metrajda 13, belgesel ve kısa film dallarında 20’şer film yarışmaya seçilmişti. 49. Festival’de tüm dallar için geçerli olmak üzere bu sayıların artması bekleniyor.

6 – 12 Ekim 2012 tarihleri arasında gerçekleşecek olan Türkiye’nin en uzun soluklu festivali Altın Portakal’a ulusal uzun metraj film yarışması dalında başvuracak filmlerin yurtiçinde yapılan ulusal ya da uluslararası hiçbir yarışmaya katılmamış, herhangi bir ulusal TV kanalında (pay TV kanalları dahil) gösterilmemiş ve DVD baskılarının satışa sunulmamış olması gerekiyor.

En İyi Film ödülü 400 bin TL 

49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında verilecek ödüller şu şekilde belirlendi:

En İyi Film                                     400.000 TL Apple-tab-span” style=”white-space:pre”> ve Altın Portakal heykeli

En İyi İlk Film                                  55.000 TL   ve Altın Portakal heykeli

En İyi Yönetmen                              55.000 TL   ve Altın Portakal heykeli

En İyi Senaryo                                 35.000 TL   ve Altın Portakal heykeli

En İyi Görüntü Yönetmeni                                          30.000 TL   ve Altın Portakal heykeli

En İyi Müzik                                                                        30.000 TL   ve Altın Portakal heykeli

En İyi Kadın Oyuncu                                                        Altın Portakal heykeli

En İyi Erkek Oyuncu                                                       Altın Portakal heykeli

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu                                  Altın Portakal heykeli

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu                                   Altın Portakal heykeli

En İyi Kurgu                                                                       Altın Portakal heykeli

En İyi Sanat Yönetmeni                                                 Altın Portakal heykeli

 

Behlül Dal Jüri Özel Ödülü                                          Altın Portakal heykeli

(Herhangi bir dalda genç bir yetenek -yönetmen, oyuncu, senaryo yazarı, görüntü yönetmeni, besteci- için kullanılır.)

 

Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü                                  Altın Portakal heykeli

(Ses tasarımı, özel efekt, kostüm, makyaj tasarımı, v.b. teknik dallardan birinde kullanılabilir.)

 

Antalya Teşvik Ödülü                     70.000 TL                             

(En İyi Film Ödülü’nün sahibi olan yapımcının, ödülü aldığı yılı takiben 2 yıl içinde çekeceği yeni  filminin  bir bölümünü yönetmelikte belirtilen kriterlere uygun olarak Antalya’da çekmesi halinde teşvik amacıyla verilen ödüldür.)

 

En İyi Belgesel  15.000 TL              ve Altın Portakal Heykeli

En İyi İlk Belgesel     5.000 TL  ve Altın Portakal Heykeli

En İyi Kısa Film  10.000 TL  ve Altın Portakal Heykeli

 

Halkın Portakalı 

Birincilik ödülü     30.000 TL

İkincilik ödülü      20.000 TL

Üçüncülük ödülü    10.000 TL

 

Kaynak : (-)  

Cennetin Çocukları Mardin’e geliyor

 Bu yıl sokak temasıyla yola çıkan SineMardin Film Festivali 8-15 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

Festival pek çok ödüllü filmi Mardinli sinemaseverlerle buluşturacak. Bu yıl festival İranlı ünlü yönetmen Mecid Mecidi’yi de ağırlayacak. Mecidi’nin filmlerinden oluşan özel bir seçki de festivalde yer alacak. Ünlü yönetmenin Serçelerin Şarkısı, Cennetin Çocukları ve Baran gibi filmleri gösterilcek. Festivalin en büyük özelliği ise ilk kez yarışmalı iki bölümü Mardin’li sinemaseverlerin beğenisine sunacak olması. Kısa ve Belgesel kategorilerinde yarışacak olan filmler yine Mardinli sinemaseverler tarafından oylanacak. İstanbul Film Festivali’nin galipleri Tepenin Ardı ve Yeraltı, yönetmenler Emin Alper ve Zeki Demirkubuz da Mardin’de olacak. Bu arada SineMardin ve Mardin Film Ofisi işbirliğiyle oluşturulacak olan destek fonuna Mardin’de yaşayan genç sinemacılar film projeleriyle başvurabilecek. Kısa, belgesel ve uzun metraj film projelerinin başvuruları 31 Aralık 2012 tarihine kadar devam edecek. SineMardin kapsamında gerçekleştirilecek olan bütün gösterimler ve etkinlikler halka açık ve ücretsiz olacak. ( www.sinemardin.com.tr )

Kaynak :  [-]

Sineması olmayan kentte film festivali.

Tunceli Belediyesi tarafından düzenlenen “2. Uluslararası İnsan Hakları Dersim Film Festivali” başladı.

Tunceli Kültür ve Turizm Müdürlüğü Konferans Salonu’nda düzenlenen açılış programında, ilk olarak müzik dinletisi sunuldu. Konuşmaların ardından film gösterimi yapıldı.

Yönetmenliğini Zeynel Doğan ve Orhan Eskiköy’ün yaptığı “Babamın Sesi” filminin gösterilmesiyle başlayan festival, 5 gün sürecek. Açılış programına, Tunceli Belediye Başkanı Edibe Şahin, ilçe belediye başkanları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

Belediye Başkanı Şahin, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, geçen yıl proje kapsamında düzenledikleri film festivalinin kentte önemli bir ihtiyacı karşıladığını görünce, bunu geleneksel hale getirmeye karar verdiklerini söyledi.

Sineması olmayan bir ilde film festivali düzenlediklerini vurgulayan Şahin, sineması olmayan bir kentte sanata ve sinemaya yoğun ilgi olduğunu belirtti. Tunceli’nin sanatçı, düşünür, aydın ve yazar yetiştiren bir kent olduğunu ifade eden Şahin, kente bir sinema salonu kazandırmayı hedeflediklerini kaydetti.

Film festivalinin koordinatörü Meral Balık ise festivalde 60’a yakın film gösterileceğini ifade etti. Yerli ve yabancı filmlerin, belgesellerin ve kısa filmlerin sunulacağı festivalde, çocuklara yönelik film atölyeleri, paneller ve seminerler de gerçekleştirileceğini belirten Balık, festivalin desteklenmesi gerektiğini söyledi.

Geçen yıl ilk kez düzenlenen festivalde gösterime sunulan filmleri 8 bin kişinin izlediğini kaydeden Balık, “Biz bu sene sayıyı iki katının üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Sineması olmayan bir yerde film festivali yapmak insanların dikkatini çekiyor” dedi.

Zeynep Güler adlı izleyici de sineması olmayan kentte film festivali düzenlenmesinin sevindirici olduğunu söyledi.

 Kaynak : [-]

Belgesel tadınızı değiştirecek filmler

Yaygın belgesel algısını değiştirmek için yola çıkan DOCUMENTARIST, 1-6 Haziran tarihlerinde dopdolu bir programla seyirci karşısına çıkıyor. Belgeselin “ekşi ama bağımlılık yaratan” tadını erikle özdeşleştiren festival, bu yılki poster ve tanıtım filmlerinde ünlüleri erik yerken görüntüledi.

Documentarist

DOCUMENTARIST 5. İstanbul BelgeselGünleri, 1 – 6 Haziran’da altı mekana yayılan dopdolu bir programla 5. yaşını kutlamaya hazırlanıyor.

Belgesel sinemanın en nitelikli ürünlerini bir araya getiren seçkisiyle yaygın belgesel algısını değiştirmeyi hedefleyen festival, bu seneki görsel kampanyasını erik esprisi üzerine kurdu.

Eriğin “ekşi ama bağımlılık yaratan” tadını belgeselle özdeşleştiren festivalin tanıtım filmlerinde, sinemada patlamış mısırkültürüne karşı alternatif olarak erik sunuluyor.

Tanıtım filmlerinde Bülent Emin Yarar, Muhammet Uzuner, Tülin Özen, Türkü Turan, Ayça Damgacı, Derviş Zaim gibisinema ve tiyatro oyuncuları rol aldı.

Haziranda İstanbul’da belgesel konuşulacak

Bu yılki festivalin onur konuğu, yaşayan en önemli belgeselcilerden Heddy Honigmann. Filmlerinden oluşan kapsamlı bir retrospektifle ağırlanan yönetmen, gösterimlere katılıp soruları yanıtlayacak, ayrıca bir “sinema dersi” verecek.

Arap Dünyası’ndan, Kapı Komşumuz: Yunanistan, Belleğin İzinde, Müzik Belgeselleri gibi özel bölümlerin yer aldığı bu seneki programda Uluslararası Panorama başlığı altında son dönemin ödüllü belgesellerinden geniş bir seçki sunulacak. Türkiye’den ise, çoğunluğu genç yönetmenlerin filmlerinden oluşan 25 film yer alıyor.

Yurtdışından 30’dan fazla konuğun katılacağı festivalde, gerçeğin “eriğimsi” tadını andıran 90’a yakın film sunulacak. Festival haftası boyunca Hollandalı eğitmenlerle gerçekleştirilen Yaratıcı Belgesel Geliştirme Atölyesi başta olmak üzere, sinema dersi, panel, söyleşi, multimedia gösterisi gibi pek çok yan etkinlik düzenlenecek.

DOCUMENTARIST’in gösterim ve etkinlikleri, 1-6 Haziran 2012 tarihlerinde Akbank Sanat, Fransız Kültür Merkezi, Aynalı Geçit Etkinlik Mekanı, SALT Beyoğlu, SALT Galata ve Romen Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek.

Festivalin onur konuğu: Heddy Honigmann

Bugüne kadar belgesel sinemanın pek çok ustasını ağırlayan DOCUMENTARIST’in bu yılki onur konuğu çağımızın en önemli belgeselcilerinden olan Heddy Honigmann.

Lima’nın sokaklarını arşınlayan yoksul taksicinin hikâyesini anlatan “Metal ve Melankoli“,  Rioluların cinselliğe bakışını müthiş bir neşeyle yansıtan “O Amor Natural“,  Paris metrosunda müzik yaparak geçimini sürdüren göçmenlerin dünyasını anlatan “Yeraltı Orkestrası“, dünyanın pek çok çatışma bölgesinde BM Barış Gücü içinde görev yapmış askerlerin yaşadığı travmaları müzikten destek alarak aktaran “Crazy“,  kocalarını iç savaşta kaybetmiş Bosnalı kadınlarla empati kurmamızı sağlayan “İyi Koca, Sevgili Oğul” ve güçlülerin talan ettiği Peru’da, güçsüzlerin unutulmuşluğun zincirini kırma çabasını anlatan “El Olvido” gibi klasikleşmiş filmlerinin yer alacağı geniş kapsamlı bir retrospektifle İstanbul’da ağırlanacak olan yönetmen festivalde bir de sinema dersi verecek.

Dünyanın dört bir yanından en yeni belgeseller DOCUMENTARIST’te

Erik yiyen kedi

DOCUMENTARIST programında, onur konuğu Heddy Honigmann’ın retrospektifinin yanı sıra, dünyadan en yeni belgeselleri izleyiciyle buluşturacak olan “Uluslararası Panorama“, dünyanının gündemine oturan bir coğrafyayı daha yakından tanımaya yardımcı olacak filmlerin buluştuğu “Arap Dünyası: Değişim Rüzgârları“, komşumuzun içinden geçtiği zorlu sürece ayna tutan filmlerin ağırlıkta olduğu “Kapı Komşumuz: Yunanistan“, bellek ve belgesel sinema ilişkisini tartışılacağı “Belleğin İzinde“, müzikle sinemanın mutlu birlikteliğine örnek oluşturan filmlerden oluşan “Müzik Belgeselleri” ve Türkiyeli belgeselcilerin üretimlerini içeren “Türkiye Panorama” gibi bölüm başlıkları altında 90’a yakın belgesel gösterilecek.

DOCUMENTARIST 2012 programında Berlinale, Venedik, IDFA, Selanik, DOK Leipzig, CPH:DOX, Jihlava gibi festivallerden seçilen en yeni ve ödüllü filmlerin yanısıra, “Sınırın Ötesi” gibi klasikler de yerini alacak.

Meksika’dan Polonya’ya, Mısır’dan Lübnan’a, Yunanistan’dan Hollanda’ya dünyanın dört bir köşesinden çarpıcı belgesellerin yer aldığı “Uluslararası Panorama” bölümünde Anja Reiss’in yönettiği ve evlerini terk eden Süryanilerin yıllar sonra bölgeye dönüşlerini konu edinen “Aramilerin Dönüşü“, Frauke Sandig’in yönettiği ve vahşi kapitalizm karşısında yalnızca Mayalar’ın değil, bitkileri ve hayvanlarıyla tüm dünya ve tüm insanlığın yok olduğunu savunan “Gökyüzünün Kalbi, Dünyanın Kalbi“, Nocem Collado tarafından çekilen veAfganistan ve Nepal’de dul kalan kadınların ne gibi zorluklar yaşadığını konu alan “Yalnızlığın Haritası” öne çıkıyor.

Kriz sebebiyle son iki yıldır belgesel üretiminde patlama yaşanan Yunanistan’ın içinden geçtiği zorlu sürece ayna tutan filmlerin ağırlıkta olduğu “Kapı Komşumuz: Yunanistan” başlıklı bölümün öne çıkan filmleri arasında; Myrna Tsapa’nın yönettiği ve Mısır’da yaşayan Yunan kökenli yaşlı bir kadının yaşamından kesitleri anlatan “Katinoula“, Chyrysa Tzelepi ve Tania Hatzigeorgiou’nun yönettiği, çekimleri büyük zorluklar içinde beş yılda tamamlanan ve İmroz Adası’nın (Gökçeada) son kalan Rum sakinlerinin anlatılarını kaydetmeyi amaçlayan “25. Meridyen“, TV belgesel dizisi Docville 2011 için Yannis Misouridis’in çektiği, cinema verite tarzı diyebileceğimiz belgesellerden “280 Kostantinapolis Sk., Selanik“, Christos Georgiou’nun kamerasını Aralık 2008’de Atina’da yaşanan olaylarda polis kurşunuyla öldürülen 15 yaşındaki Alexandros Grigoropoulos’un yakın arkadaşının tanıklığında işsizlik, ekonomik bunalımı, eğitim sistemideki bozuklukları ve hükümet protestolarına çevirdiği “İsyanın Çocukları” ve Nikos Katsaounis ve Nina Maria Paschalidou’nun yönettiği ve yönetmenlerin Yunanistan’da yaşananları belgelemek için 14 fotoğrafçıyla birlikte çıktıkları bir yıllık yolculuğu anlatan “Kriz” yer alıyor.

Bellek ve belgesel ilişkisinin tartışmaya açılacağı “Belleğin İzinde” bölümünde ise, Angelika Levi’nin Nazi kıyımından kurtulan bir kadının hikâyesini konu eden “Hayatım, Bölüm 2” ve bir göçmenlik öyküsü anlatan “Absent-Present” filmleri öne çıkıyor. Levi, festivalin konuğu olarak İstanbul’a gelerek, fimlerinde neden “Toplumsal Bellek” konusunu işlediğine dair bir sunum yapacak.

Dünyanının gündemine oturan Arap coğrafyasını daha yakından tanımaya yardımcı olacak filmlerin buluştuğu “Arap Dünyası: Değişim Rüzgârları” bölümünde Dahna Abourahme’nin yönettiği ve bir mülteci kampında kadınların dayanışmasını anlatan “Kadınlar Krallığı: Ein El Hilweh“, Soudade Kaadan’ın yönettiği, Şam’daki köklü ailelerin hayat tarzını masalsı bir dille anlatan “Şam Çatıları ve Cennet Bahçeleri“, Marcin Sauter’in yönettiği ve Arapların sözlü hikâye geleneğini anlatan “Hakawati” bulunuyor.

Türkiye’den 25 belgesel DOCUMENTARIST programında

DOCUMENTARIST, çok düşük bütçelerle ve zor koşullarda film üreten Türkiyeli belgeselcilere destek olmayı sürdürüyor. DOCUMENTARIST 2012 programında yer alan filmlerin 25’e yakını Türkiye’den belgeselcilerin son filmlerinden seçildi. Bu filmlerin üçte biri Türkiye’deki gündeme paralel olarak Kürt meselesi ve anadil konularını ele alıyor.

Türkiyeli belgeselcilerin filmlerini seyirciyle buluşturacak olan “Türkiye Panorama” bölümünün öne çıkan filmleri arasında Mizgin Müjde Arslan’ın ilk uzun metrajlı belgesel filmi olan ve İstanbul’dan Mahmur Mülteci Kampı’na uzanan bir yolculuk ile gerilla babasını arayan bir kadının öyküsünü anlatan “Ben Uçtum, Sen Kaldın“, yönetmenliğini Veli Kahraman’ın yaptığı ve Kırmancki dilinin yok olma sürecini konu eden “Anadilim Nerede?“, Murat Bayramoğlu’nun uzunca bir dönem yasaklanan, bilmenin faydadan çok zarar getireceği inancı yerleştirilen bir dilin, farklı kuşaklardaki taşıyıcıları arasında zora dayanarak ve başarıyla hayata geçirilmiş kopuşunun hikâyesini anlatan filmi “Türkçe Pekiyi“, Halil Fırat Yazar ve Metin Çelik’in yönettiği ve KCK operasyonlarını anlatan “Dengê Derî“, Bingöl Elmas’ın çocuk gelinler sorunsalını gözler önüne serdiği filmi “Oyun Evi“, Gülşah Doğan’ın kendi amcası Cemal ve yengesi Emine’nin aşkları üzerinden çocuk yaştaki evlilik konusuna değindiği filmi “Aşkın Kış Mevsimi“, Osman Şişman ve Özlem Sarıyıldız’ın yönettiği ve Erzurum Bağbaşı’ndaki HES inşaatına karşı senelerdir süren hukuki ve fiziki mücadeleyi anlatan “İşte Böyle“, Okan Avcı’nın yönettiği ve müzisyen Erkan Oğur’un sanat yolculuğunu anlatan “Telvin“, Bertan Başaran’ın Barbaros Erköse’nin hayatı üzerinden Türk müziğinin çeşitliliğinin ve eklektik yapısınının analinizi yapan filmi “Sensiz Yaşanmaz“, Angelika Brudniak & Cynthia Madansky’nin yönettiği, Türkiye’nin sekiz komşusunun sınırlarında geçen ve sınırın iki yanındaki insanları bölen ve birleştiren etmenleri ele alan “1+8“, Murat Erün’ün çektiği ve fiziksel engelli iki arkadaşın bir motosiklet ve ona takılı yolcu sepetiyle İstanbul’dan Muğla’ya yaptığı on üç günlük eğlenceli yolculuğu anlatan “800 Km Engelli“, Bülent Öztürk’ün depremden hemen sonra Van’a giderek çektiği filmi “Beklemek“, Evrehmu Baydemîr ‘in yazıp yönettiği ve iklim değişikliği nedeniyle kaybolan bağbozumu gelenekleri ve bağbozumu sırasında kullanılan kelimelerle birlikte Kirmanckî dilinin de silinmesini anlatan “Bağbozumu” bulunuyor.

Özel Gösterimler: “Theo Angelopoulos, Ö. Lütfi Akad ve Seyfi Teoman anısına”

DOCUMENTARIST, yakın dönemde kaybettiğimiz üç yönetmeni özel gösterimlerle anıyor.

Programda, sinema tarihinin en önemli yönetmenlerinden, geçtiğimiz aylarda bir motosiklet kazası sonucu kaybettiğimiz Theo Angelopoulos‘un anısına Nicos Lygouris’in yönettiği “Zamanın Tozu“, Türkiye sinemasının büyük ustası Ö. Lütfi Akad‘ın İstanbul üzerine çektiği “Dört Mevsim İstanbul‘” ve genç yaşta geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybeden yönetmen Seyfi Teoman‘ın ilk kısa filmi “Apartman” filmleri yer alıyor.

Yeni Yetenek Ödülü artık “JVDK” adıyla verilecek

Hollanda Başkonsolosluğu’nun desteğiyle 2010’dan beri yönetmenlerin ilk ve ikinci filmlerine verilen ve bu seneden itibaren belgesel tarihinin önemli ustalarından Johan van der Keuken (JVDK) adına verilecek olan Yeni Yetenek Ödülü de, üçüncü kez sahibini bulacak.

Festivalde yan etkinlik ve atölyeler

DOCUMENTARIST, festival haftası boyunca programdaki temalara ilişkin atölye, panel, söyleşi, multimedia gösterimi ve sergi gibi pek çok yan etkinliğe ev sahipliği yapacak. Festivalde, Avrupa’daki saygın sinema okullarından Prag merkezli FAMU, öğrencilerinin ürettiği filmler ve konuklarıyla özel bir bölüme konuk olacak.

DOCUMENTARIST’in yerli ve yabancı belgeselciler için fikir platformu olma özelliği taşıyan, Hollanda’nın saygın belgeselcilerinden John Appel ve Jeroen Berkvens’in eğitmenliğinde düzenlenen ilk etabı mart ayında gerçekleştirilen Yaratıcı Belgesel Geliştirme Atölyesi’nin ikinci etabı 1-4 Haziran tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleşecek. Atölyede, Türkiye’den seçilerek geliştirilen 7 projeye uluslararası yapım olanakları yaratılmaya çalışılacak, atölye sonunda seçilecek iki proje Kasım ayında IDFAcademy’e davet edilecek.

DOCUMENTARIST ve Mode İstanbul işbiriliğiyle DocNext ağı kapsamında genç belgeselcilere yönelik interaktif bir belgesel atölyesi düzenlenecek. Hollanda Başkonsolosluğu, İstanbul Fransız Enstitüsü, Yunan Başkonsolosluğu, Dimitrie Cantemir Romen Kültür Merkezi, Goethe Enstitüsü, Çek Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu, SALT, Anadolu Kültür, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Hotel Armada, Zencefil, Picas Studio ve Avam Kahvesi desteğiyle gerçekleşen festivalin medya sponsorluğunu CNN TÜRK; tanıtım desteğini Birgün Gazetesi, Altyazı Sinema Dergisi, Yeni Film, Bianet, Zero İstanbul, Grizine, Fil’m Hafızası, Alternatif-İstanbul ve Filmlerim.com, Ekşi Sinema;  festival mobil uygulama desteğini ise Stüdyo Nord üstleniyor.

Ayrıntılı bilgi için: www.documentarist.org

K aynak : [-]

Refik Ahmet Sevengil etkinlikleri kapsamında Tanzimat ve Meşrutiyet dönemi afişlerinin yanısıra Türk Tiyatro Tarihi’ne bakış niteliğinde olan “Tiyatro Afişleri Sergisi” İBB Şehir Tiyatroları Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde 10 Mayıs – 5 Haziran günleri arasında izlenebilecek.

Tiyatro aşıkları

Tiyatronun topraklarımızda gelişimini, yaptığı derin arşiv araştırmaları ve çalışmalarıyla kitaplaştıran ilk Türk tiyatro tarihi yazarımız Refik Ahmet Sevengil‘in eşsiz koleksiyonundan seçilen el ilanları Osmanlı döneminin bir tarihsel yansımasıyla birlikte tiyatroseverlerle buluşuyor. Refik Ahmet Sevengil’in torunu Nesteren Davutoğlu tarafından hazırlanan Refik Ahmet Sevengil Koleksiyonu’na ait Tiyatro Afişleri, İstanbul Tiyatro Festivali’inin destegiyle bu yıl festivalde açıldı.

Sergiye paralel olarak Refik Ahmet Sevengil İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında bir etkinlikle anılacak. “Refik Ahmet Sevengil’i Anmak”adlı etkinlik 28 Mayıs saat 18:00 de İKSV Salon’da gerçekleşecek. Bu buluşmada Bir Aydınlık Adam adlı belgesel gösteriminin yanısıra Selim İleri, Cemal Ünlü ve Nesteren Davutoğlu’nun konuşmalarına yer verilecek.
Yapım ve evsahipliğini İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın üstlendiği Tiyatro Afişleri Sergisi Refik Ahmet Sevengil’in Türk Tiyatrosu Tarihi isimli kitaplarından bir izlek oluşturarak, bugün tiyatromuzun geldiği yerden geriye doğru açılan bir pencere, bir ses, bir nefes olarak tanımlanabilir. Sergi tiyatronun hayatın, hayata ilişkin meselelerin bir sahne üzerinde canlandırılmasıyla gerçekleşen bir duygu alışverişi, dünyada ne kadar insan hali varsa, bir o kadar eser konusu, anlatım biçimi oluşmuş olduğunu da düşündürüyor.
Serginin, Türk tiyatro geleneğinin köşetaşlarından kabul edilen Darülbedayi’nin günümüzdeki karşılığı olan Şehir Tiyatroları’nın çatısı altında Darülbedayi’nin son Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu’nun projeleri arasında olması da ayrı bir anlam taşımakta.

Kaynak:[-]

65. Cannes Film Festivali yarın akşamı Wes Anderson’un “Moonrise Kingdom” isimli filminin gösterimiyle başlıyor.

65.Cannes Film Festivali Afişi

Festival, Claude Miller’ın “Therese Desqueyroux” isimli filminin gösterimiyle 27 Mayıs’ta sona erecek.

Festivalde “Altın Palmiye” için 4 bin 300 film arasından seçilen 22 film yarışacak.
Başkanlığını İtalyan Nanni Moretti’nin üstleneceği bu yılki jüride Filistinli oyuncu ve yönetmen Hiam Abbass, İngiliz yönetmenAndrea Arnold, Fransız oyuncu Emmanuelle Devos, Alman oyuncuDiane Kruger, İngiliz oyuncu Ewan Mc Gregor, ABD’li yapımcıAlexander Payne, Haitili yönetmen ve yapımcı Raoul Peck yer alıyor.

Monnrise Kingdom Film Afişi

Festivalde 30’a yakın ülkeden 91 film gösterilecek. Festival her yıl olduğu gibi yıldızlar geçidine sahne olacak. Nicole Kidman, Brad Pitt, Bruce Willis gibi yıldızların “kırmızı halıdan” geçeceği festivalin bu yılki logosu 1962’de hayatını kaybeden Hollywood’un efsanevi oyuncusu Marilyn Monroe’un siyah beyaz fotoğrafı olacak.

Kısa metrajlı Türk filmi

Rezan Yeşilbaş

Bu yılki festival, Türk sineması için de ayrı bir önem taşıyan etkinliklere sahne olacak.
65. Cannes Film Festivalinde, kısa metrajlı filmler kategorisinde yarışacak eserler arasına Türk yönetmen Rezan Yeşilbaş‘ın “Sessiz”isimli filmi de yer alıyor. “Sessiz”, yarışmaya gönderilen 4 bin 500 film içinden jürinin seçtiği 10 kısa metrajlı film arasına girmeyi başardı.

Bu arada Fransa’daki Sinema Yönetmen ve Yapımcıları Derneği, festival sırasında 17 Mayıs’ta düzenlenecek bir etkinlikle yönetmen Nuri Bilge Ceylan’a 2012 “Carossee d’or” sinema ödülünü takdim edecek. Ödül öncesi Ceylan’ın Fransa’da ve Avrupa’da tanınmasını sağlayan “Mayıs Sıkıntısı” filmi de gösterilecek.

Festivalde Türkiye açısından diğer önemli bir gelişmeyse, Türk kökenli Alman yönetmen Fatih Akın’ın “Polluting Paradise” isimli filminin, 18 Mayıs’ta yarışma dışı “özel gösterimler” bölümünde izleyiciyle buluşacak olması.
Festivalin önemli etkinlikleri

Ünlü Amerikalı sinema yönetmeni ve oyuncusu olan aynı zamanda siyasi kimliğiyle tanınan Sean Penn, Haiti’ye yapılacak bağışlarla ilgili düzenlenecek özel bir geceye katılmak üzere Cannes’a gelecek. Fransa’nın ünlü felsefecisi Bernard-Henri Levy, festival sırasında hazırladığı Libya konulu belgeselin gösterimi için festivale katılacak.

Festivalin ‘‘klasikler” bölümünde, yeni tekniklerle çekim kaliteleri düzeltilerek tekrar vizyona sokulan ”Bir Zamanlar Amerika” ve”Tess”in yeniden gösterimi için Robert De Niro, Roman Polanski ve Nastassja Kinski gibi yıldızlar yine Cannes’da olacak.

Ünlü kozmetik devi l’Oreal’in düzenlediği bir etkinlikte Jane Fonda da yine, festivalde boy gösterecek yıldızlar arasında yer alıyor.

Dünyanın en önemli sinema pazarı

Cannes film festivali, ”Altın Palmiye” ve yarışma dışı gösterilecek yeni filmlerin dışında, dünyanın en önemli sinema pazarı olma özelliği taşıyor.

Festival dolayısıyla kurulan 13 bin metrekare genişliğindeki sinema pazarına ise 100’ü aşkın ülkeden 10 bin kişinin katılması bekleniyor. Festival dolayısıyla kurulacak 600 stantta dünyanın dört bir yanından gelen filmler yeni pazarlar için ”görücüye çıkma” şansı bulacak.

Festivali, dünyanın dört bir yanından gelen 4 bin 600 gazetecinin takip etmesi bekleniyor. Festival dolayısıyla 73 bin olan Cannes kentinin nüfusu, iki hafta boyunca yaklaşık 200 bine çıkacak.
 

İstanbul Modern Sinema, Türk sinema tarihinin en önemli yönetmenlerinden ve filmleriyle çığır açan Metin Erksan’ın dokuz filmini izleyiciyle buluşturuyor.

Erol Taş - Hülya Koçyiğit

19 Nisan – 29 Nisan tarihleri arasında gösterime sunulacak seçkide, Metin Erksan sinemasının olgunlaştığı ve en iyi ürünlerinin ortaya çıktığı 1960’lı yıllarda çektiği filmler yer alıyor. Bu filmler, Metin Erksan’ın günümüz Türk sinemasındaki etkisini, izlerini yansıtıyor.

“Metin Erksan Siyah Beyaz” başlıklı program, 19 Nisan Perşembe günü saat 16.30’da  Kuyu filminin gösterimiyle başlayacak ve gösterimin ardından saat 18.30’da düzenlenecek söyleşiye filmin yapımcısı, Lale Film’in sahibi Necip Sarıcı, Kuyu filmini Türk sinema tarihinin en iyi filmi olarak niteleyen sinema yazarları Yeşim Tabak ile Burcu Aykar katılacaklar. Söyleşide filmin perde arkası irdelenecek ve Metin Erksan’ın 1968’de AltınKoza’da kazandığı “En İyi Yönetmen” ödülüyle ilgili  özel bir belgesel sunumu gerçekleştirilecek.

Metin Erksan, öznel, yenilikçi ve evrensel sinema diliyle Türk sinema tarihinde toplumsal gerçekçi akımı yaratan bir “auteur” olduğu gibi, uluslararası bir yarışmada birincilik ödülü alan ilk yönetmen. Sinemacı ve entelektüel kimliği iç içe geçen, sanat tarihiyle yakından ilgili olan Erksan, yıllarca sansürle mücadele etti ve filmleriyle olduğu kadar yazılarıyla da sinemaya büyük katkılar sağladı. “Erksan’ın tutkularının, eserlerindeki kişilerin tutkularıyla kaynaşarak, filmlerinin başka hiçbir rejisörün eserlerinde rastlanmayan o kendine has fırtınalı dünyasını” ortaya çıkardığını belirten Halit Refiğ, Metin Erksan’ın büyük sanat eserleri yaratmak için gereken ilk şartı başararak, kendi özel dünyasını kurduğunu vurguluyor.

“Metin Erksan Siyah Beyaz” başlıklı programda ünlü yönetmenin Kuyu, Susuz Yaz, Yılanların Öcü, Sevmek Zamanı, Cingöz Recai Beyaz Cehennem, Dokuz Dağın Efesi, Gecelerin Ötesi, Mahalle Arkadaşları ve Suçlular Aramızda isimli filmleri gösterime sunulacak.

Türk sinemasının kilometre taşı ve Metin Erksan filmografisinin en önemli filmlerinden biri olan Susuz Yaz, 1964 yılında Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü kazandı.  Susuzluk ve kadınsızlık temasını işleyen bu köy filmi, Necati Cumalı’nın aynı adlı hikayesinden uyarlandı. Fakir Baykurt’un aynı adlı eserinden Metin Erksan’ın senaryolaştırdığı ve Karanlık Dünya filminden sonra sansürle en sert çatışmasını oluşturan, 1966 yılında Kartaca Film Şenliği’nde birincilik kazanan, “köy gerçeklerine dönüş” filmi Yılanların Öcü’nde Erksan fakirliği abartmadan, karton tipler değil gerçek ve direnen karakterler yaratarak, mülkiyet temasının altını çizdi. Türk sinemasının en iyi filmlerinden biri olarak değerlendirilen kült aşk filmi Sevmek Zamanı, bir kızın suretine aşık olan delikanlı ile o suretin sahibi kızın modern zamanlarda geçen aşk hikayesiydi. “Metin Erksan Siyah Beyaz” başlıklı programın açılış filmi Kuyu ise Orhan Gencebay’ın müzikleri ve kuyu başındaki dramatik finaliyle 1969 yılında 1. Adana Altın Koza Film Şenliği’nde  “En İyi Film”,  “En İyi Yönetmen”, “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” ve “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödüllerini kazandı, kimi eleştirmenlerce Türk sinemasının en iyi örneklerinden biri olarak nitelendirildi.

“Metin Erksan Siyah Beyaz” başlıklı programda yönetmenin gösterilecek diğer filmleri arasında Peyami Safa’nın polisiye romanından uyarlanan Cingöz Recai Beyaz Cehennem; Erksan’ın tarihsel gerçekçi hikayelerinden biri olan, Ege yöresinde Osmanlı Hükümeti’ne karşı isyan ederek dağa çıkan Çakıcı Mehmet Efe’nin serüvenini anlatan Dokuz Dağın Efesi; 1961’de Türk Filmleri Yarışması’nda “En İyi Senaryo” ödülünü alan ve toplumsal gerçekçi sinemanın başlangıcı olarak kabul edilen Gecelerin Ötesi; Steinbeck’in Sardalya Sokağı romanından esinlenen Mahalle Arkadaşları ve 1965’te İzmir Enternasyonal Fuarı 1.Film Şenliği’nde “En Başarılı Yönetmen” ve  1965’te Milano Film Festivali’nde “En İyi Sosyal İçerikli Film” ödüllerine değer görülen Suçlular Aramızda bulunuyor.

Cingöz Recai Beyaz Cehennem

Turan Seyfioğlu

1954, 88´, siyah beyaz

Oyuncular: Turan Seyfioğlu, Avni Dilligil, Neriman Köksal

Peyami Safa’nın polisiye romanından uyarlanan bu hırsız-polis hikayesi uluslararası biruyuşturucu çetesiyle mücadele eden Cingöz Recai’nin İstanbul’daki maceralarını anlatır. Hikaye, armatör Hüseyin Faik’in öldürülmesiyle başlar. Arkadaşı Leman’la bir gece gezmesinden dönen karısı Melahat, bindikleri taksi şoförü tarafından kaçırılmak istenir. Polislerce kurtarılıp evine getirilir. Evde kocasını boğulmuş olarak bulurlar. Arsen Lüpen tiplemesinden esinlenerek yaratılmış bu sakız çiğneyen, cesur ama tedbirli, zeki ama çapkın, sevimli sabıkalı rolünde Turan Seyfioğlu öne çıkıyor.

Dokuz Dağın Efesi

1958, 107´, siyah beyaz

Oyuncular: Fikret Hakan, Serpil Gül, Hayri Esen

Erksan’ın tarihsel gerçekçi hikayelerinden biri olan film, Ege yöresinde Osmanlı Hükümeti’ne karşı isyan ederek dağa çıkan Çakıcı Mehmet Efe’nin serüvenini anlatır. Babası, Hasan Çavuş tarafından öldürülen Çakıcı Mehmet, bunun üzerine intikam almaya

Çakıcı Geliyor - Dokuz Dağın Efsanesi

karar verir ve dağa çıkar. Anadolu’nun gerçekçi yaşantısınınn derinine bakan film Erksan’ın tüm kahramanları gibi yalnız ve tutkulu bir insanın destanını aktarır.

Gecelerin Ötesi

1960, 85´, siyah beyaz

Oyuncular: Kadir Savun, Erol Taş, Hayati Hamzaoğlu

Film, aynı mahallede yaşayan yedi gencin öyküsünü anlatır. Birbirlerinden farklı yaşantılara ve ideallere sahip  olan bu gençlerin tek ortak yanları,  paranın mutluluk getireceğine inanmalarıdır. Bunun için bir çete kurarlar ve benzin istasyonlarını soymaya başlarlar. Uzun yol şoförü Fehmi, ailesine bakmak zorunda olan dokuma işçisi Ekrem, Amerika’ya gidip şöhret olma hayaline kapılan rock’n roll meraklısı müzisyenler Sezai ve Yüksel, sanatından tatmin olmayan idealist tiyatrocu Cevat ve mutsuz ressam Ayhan… Her mahallede bir milyoner yetiştiren siyasi düzenin kurbanları üzerinden dönemin ekonomik yapısına ve sosyal yaşamına sert bir eleştiri getiren bu film, toplumsal gerçekçi sinemanın başlangıcı olarak kabul edilir. Gecelerin Ötesi 1961’de Türk Filmleri Yarışması’nda “En İyi Senaryo” ödülünü aldı.

Mahalle Arkadaşları

1961, 90´, siyah beyaz

Oyuncular: Efkan Efekan, Suna Selen, Kadir Savun

Erksan yine bir çetenin maceralarını anlatıyor: Steinbeck’in Sardalya Sokağı romanından esinlenen bu hikaye bir kızı seven fakir bir kaptanla, aylak arkadaşları üzerinedir. Sinema yazarı ve tarihçisi Giovanni Scognamillo’nun ifade ettiği gibi, “Sevimli mutlu serseriler, avare yaşamanın rahatlığı, sorumsuz olmanın tatlılığı, zengin kız-fakir delikanlı aşkı, kötü adam, vamp kadın, geleneklere bağlı gülünç baba, Erksan’ın hikayesinde kullandığı başlıca motiflerdi… Bu buruk güldürüde arkadaşlık savunuluyordu, küçük insanlar şirinlik kazanıyordu, burjuvalar sövülüyordu…”

Yılanların Öcü

1962, 102´, siyah beyaz

Oyuncular: Fikret Hakan, Nurhan Nur, Aliye Rona, Kadir Savun, Erol Taş

Fakir Baykurt’un aynı adlı eserinden Erksan’ın senaryolaştırdığı bu film, yönetmenin sansürle üçüncü ve en sert çatışmasını doğurdu. Dönemin siyasi sahnesinde yankı uyandıran, basının uzun süre ilgisini çeken Yılanların Öcü, bir “köy gerçeklerine dönüş” filmi.  Yaşlı anası Irazca, karısı ve üç çocuğuyla küçük toprağını ekerek geçimini sağlayan Kara Bayram yoksul bir köylüdür. Muhtar, köyün ortak arazisinden bir yeri Deli Haceli’ye satınca yapılacak evin kendi evinin önünde olmasına karşı çıkan Kara Bayram’ın huzuru kaçar. Erksan filmde fakirliği abartmadan, karton tipler değil gerçek ve direnen karakterler yaratarak mülkiyet temasının altını çizer.Yılanların Öcü  1966 yılında Kartaca Film Şenliği’nde birincilik kazandı.

Susuz Yaz

1963, 90´, siyah beyaz

Oyuncular: Erol Taş, Hülya Koçyiğit, Ulvi Doğan

Necati Cumalı’nın aynı adlı hikayesinden uyarlanan bu köy filmi, Berlin’de büyük ödül AltınAyı’ya layık görüldü. Hikayenin geçtiği İzmir’in Bademler köyünde dokuz ayda yapılan film susuzluk ve kadınsızlık temasını işler. Sosyolojik bir olayı “yalnız insan” dramıyla kaynaştıran filmde çiftçi Osman, arazisinde çıkan suyu kendi başına sahiplenmek ister, ancak suya ihtiyaçları olan diğer köylüleri karşısına alır. Bu çatışmada hapse düşen kardeşi Hasan’ın karısı Bahar’a da göz koyar. Sinema yazarı ve tarihçisi Giovanni Scognamillo, Susuz Yaz’ın “Toprak ve su mülkiyeti meselelerine, Türk köylüsünün cinsel davranışlarına, Erksan’ın kendi dünyası içinde doğru bir şekilde yaklaşmayı başardığı” için üstün bir sanat eseri olduğunu belirtiyor. Film, bir yandan köy yaşantısını, toplumsal davayı gözlemlese de asıl dayanağı üç karakterin arasındaki duygusal ilişkiler ve çatışmadır. Erksan bu filmde dönemin yıldız ekolüne karşı koyarak, sonrasında her biri Türk sinemasında değerli izler bırakan oyuncuların yetişmesini sağladı. Filmin müziği Manos Hacidakis tarafından bestelendi. Susuz Yaz, “Her bakımdan Türk sinemasının kilometre taşı” olarak nitelendiriliyor.

Suçlular Aramızda

1964, 98´, siyah beyaz

Oyuncular: Belgin Doruk, Tamer Yiğit, Ekrem Bora

İstanbullu zengin bir ailenin konağında, oldukça kıymetli olduğu söylenen bir kolye çalınır. Hırsızın evin içinden bir kişi olduğu düşünülmektedir. Ancak şüphelerde sınıf farklılıkları, önyargılar hemen göze çarpar. İşin tuhaf yanı kolye sahtedir. Suçlular Aramızda, çalınan bu sahte kolyenin çevresinde dönüp dolaşan, ölen ve öldürülen karakterlerin hikayesidir. Farklı çevrelerde geçen ve bir polis romanını andıran olaylar aslında yine bir toplum eleştirisini ortaya çıkarır. Suçlular Aramızda, 1965’te İzmir Enternasyonal Fuarı 1.Film Şenliği’nde “En Başarılı Yönetmen” ve 1965’te Milano Film Festivali’nde “En İyi Sosyal İçerikli Film” ödüllerini aldı.

Sevmek Zamanı

1965, 89´, siyah beyaz

Oyuncular: Müşfik Kenter, Sema Özcan, Süleyman Tekcan, Deniz Çakır

Değeri sonradan anlaşılan kült bir aşk filmi. İnsan dramıyla, insanın içsel dünyasıyla ilgilenen, mekanı, öykü anlatımı, usta sahneleri ve diyaloglarıyla Türk sinemasının en iyi filmlerinden biri olarak değerlendirilir. Bir kızın suretine aşık olan delikanlı ile o suretin sahibi kızın modern zamanlarda geçen aşk hikayesidir. Döneminin popüler Türk filmlerinden tamamen ayrılan, aşkı farklı bir gözle, tutkuyu soyut bir yaklaşımla irdeleyen, Doğu masallarından borç aldığı ‘suret’ teması üzerinden kurgulanan filmi, Fransız sinema tarihçisi Georges Sadoul, “Sinemada sert bir sınıf çatışmasının en net göründüğü metin” olarak nitelendirdi. Halil, adada ustası Mustafa ile birlikte boyacılık yapmaktadır. Bir gün boyamaya girdiği boş köşklerden birinde duvarda asılı bir kadın resmi görür ve resme aşık olur. Bir yıl boyunca her gün köşke girer ve resmi seyreder; ta ki köşkün sahibinin kızı olan resimdeki Meral, iki arkadaşıyla köşke gelip Halil’i resmini seyrederken görene kadar. Meral, Halil’in kendisine aşık olduğuna inanarak bu aşka karşılık verir. Oysa Halil, Meral’e değil, onun resmine aşıktır.

Kuyu

1968, 84´, siyah beyaz

Oyuncular: Nil Göncü, Hayati Hamzaoğlu, Aliye Rona

Şiddet ve tutkunun bir arada işlendiği film, bir gazete haberinden yola çıkmıştır. Komşusu Fatma’ya deli gibi tutkun olan Osman kızı defalarca kaçırır, dağa kaldırır, evlenmeye ikna etmeye çalışır, başaramayınca bir ağaca bağlayarak tecavüz eder. Ama Fatma’nın intikamı acı olur. Dönemin köy hikayelerinin aksine toprak ağası karakterine yer vermeyen filmdeki dramatik çatışma, mülk sahibi olanların kendi çıkarlarını kovalarken başkalarına zarar vermelerinden kaynaklanır. Hastalıklı bir tutkuyla bir kadına sahip olma isteğinin sınırlarını gösterir. Nijat Özön “tam Erksan usulü bir kara sevda filmi diye nitelendirdiği filmin, “İnsanın derinliklerine bakışı, karakterlerin patolojik yalnızlıklarını neredeyse doğallaştırdığınadeğinerek, sinemanın değil, psikiyatrinin konusu olması gerektiğini belirtir. Orhan Gencebay’ın müzikleri ve kuyu başındaki dramatik finaliyle 1969 yılında 1. Adana Altın Koza Film Şenliği’nde  “En İyi Film”, “En İyi Yönetmen”, “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” ve “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödüllerini kazanan film, kimi eleştirmenlere göre Türk sinemasının en iyi örneklerinden biridir.

Kaynak : [-]

21-28 Nisan tarihleri arasında yapılacak Uluslararası İzmir Film Festivali kapsamında bütün gösterimler ve etkinlikler ücretsiz  gerçekleşecek. Film gösterimleri için dağıtılacak yer kuponlarınızı sinema fuayelerinde açılacak festival gişelerinden alabilirsiniz. Yer kuponları günlük dağıtılacaktır. Seyirciler her seans için en fazla iki yer kuponu alabilecektir.

izmir film festivali

FESTİVAL’DE BUGÜN (21 NİSAN CUMARTESİ)

Havai Fişek Gösterisi

21:00-22:00

GÜZELYALI, KONAK İSKELE YANI, GÜNDOĞDU, KADİFE KALE, BAYRAKLI REKREASYON ALANI, ARENA İZMİR, KARŞIYAKA ÖZGÜRLÜK MEYDANI

Karaca Sineması Salon 1

12:00 Theo’nun Bakışı / Theo’s Gaze 59′

14:00 İşte Böyle / Damn The Dams (Yönetmen Osman Şişman ve Özlem Sarıyıldız’ın katılımıyla / with the attendance of the directors Osman Şişman and Özlem Sarıyıldız)

14: 00 Türkçe Pekiyi / Turkish: A (Yönetmen Murat Bayramoğlu’nun katılımıyla / with the attendance of the director Murat Bayramoğlu)

17:30 KURMACA KISA FiLMLER GÖSTERİMİ ve EKİP ÖDÜLLLERİ TÖRENİ / FICTION SHORT FILMS SCREENING AND TEAM AWARDS

12. İzmir Uluslar arası film Festivali Gösterim Programı

21:00 Yalnızlar Rıhtımı / The Lonely Ones Quay  113′

İzmir Sineması Salon 4

12:15 Mutlu Et Yoktur / LoveMEATender 63′

14:15 Charlotte Rampling: Cazibe / Charlotte Rampling: The Look 90′

16:45 Punk Usulü Baba / The Other F Word 99′

18:45 Agarta’nın Çağrısını Duyan Çocuklar / The Children Who Chase Lost Voices from Deep Below 116′

21:15 George Harrison: Fani Dünyaya Karşı / George Harrison: Living in the Material World 208′

İzmir Sineması Salon 3

13:00 Kibarlık Zor Zanaat / It is Hard to Be Nice 102′

15:30 Başım Belada / First On The List 85′ (Yönetmen Roan Johnson’ın katılımıyla / with the attendance of the director Roan Johnson)

18:00 Eva / Eva 94′

20:30 Benim Adım Li / Shun Li and the Poet 100′

Bornova Batı Sineması

13:00 Düzelti / Erratum 95′

15:30 Gönül Laf Dinlemez / Reasons of the Heart 119′

18:00 Hayatta En Önemlisi Ölü Olmamak / The Most Important Thing in Life Is Not To Die 80′ (Yönetmen Pablo Martin Torrado’nun katılımıyla / with the attendance of the director Pablo Martin Torrado)

20:30 Kumpanya / The Travelling Players 230′

Festival Katalogu :  http://www.izmirfilmfest.com/pageFlip2/index.html

Film festivali Duyuruları için :  http://www.izmirfilmfest.com/duyuru.php

 Festivalin Tarihçesi : 

İzmir’de Film Festivali Yolculuğu…

Oğuz Makal*

Sanıldığının aksine, bugün Antalya’da ünlenen Sanat ve Kültür Festivali (Altın Portakal) ve yine bu kapsamda düzenlenen film yarışmasının öncü kenti İzmir’dir.

1961 yılında İzmir, öncekilerin tümü tartışmalı geçen sinema festivali ya da yarışmalara bir katkıda bulunmak istedi. Fuar sırasında düzenlenen “Birinci Sanat Festivali”nde içlerinde rahmetli gazeteci-yazar Özdemir Hazar’ın da olduğu girişimciler, “Fuar Filmleri Yarışması”nın yapılmasına karar verdiler. İstanbul’daki film şirketlerine, sinemayla ilgili kuruluşlara çağrılar yapıldı. Bu olayı aktaran Sn. Erman Şener’e göre, ortada bir sorun vardı, birkaç ay önce İstanbul’da “Türk Filmleri Yarışması” adıyla bir etkinlik düzenlenmişti ve özellikle olumsuz yankıları sürüp gitmekteydi. İzmir ise sinema endüstriden uzak, medya açısından zayıf bir kentti, getireceği mali külfetler nedeniyle de filmcilere çekici gelmemekte. Çok az basılan film kopyasının en azından 4-5 gün gösterimden uzak tutulması onları düşündürtmekteydi. Şener’e (**) göre, “Tabii bunlar birer La Palice gerçeğiydi ve festivali düzenleyenler de bütün bunları mükemmelen biliyorlardı. Bu yüzdendir ki, festivali her türlü koşulun dışında tuttular. Yapılan çağrıda, en küçük bir koşul bile söz konusu değildi. Yani festivali düzenleyenler ne başka bir festivale katılmama şartını ileri sürüyorlardı, ne de katılacak filmin o yıl çevrilme şartını. “Peki, İzmir’deki bu festivale hangi filmler katılmıştı? Sekiz film başvurmuştu: İki Damla Gözyaşı (Nejat Saydam-1961), Gecelerin Ötesi (Metin Erksan-1960), Ayşecik ‘Şeytan Çekici’ (Atıf Yılmaz-1960), Dolandırıcılar Şahı (Atıf Yılmaz-1960), Kader Yolcusu (Selahattin Burçkin-1961, Cumbadan Rumbaya (Turgut Demirağ-1960), Denize İnen Sokak (Atilla Tokatlı-1960), Unutamadığım Kadın(Ülkü Erakalın-1961).

Yedi kişilik jüri filmleri izledi. İlk günler her şey düzgün ve sakindi, filmlerin sonuna gelindiğinde ise jüride genel bir hoşnutsuzluk başladı. Bu konuda Erman Şener şöyle yazar: “Jüri -Ne demekse- ‘Seyredilen filmlerin içinde Türk Film ortamını bulan bir film…’ bulamamıştı. Bu yüzden, birincilik ödülünün hiçbir filme verilmeyeceği sanılıyordu. Oysa sonuçlar açıklandığında hayretle görüldü ki, 8 film içinde Türk Film ortamını bulan bir tek film bile bulamayan jüri 6 oyla (evet, mevcudun bir eksiği ile) ‘Denize İnen Sokak’ adlı filmi birinci seçmişti. Anlaşılan jüri, lahana turşusu yemenin perhizi bozmayacağı kanaatindeydi.”

İstanbul’da yapılan bir önceki yarışma kadar ses getirmeyen yarışma, gelip geçecek ve şu ödüller şöyle sıralanacaktır;
En başarılı film: Denize İnen Sokak
En başarılı rejisör: Yok
En başarılı senarist: Selçuk Bakkalbaşı
En başarılı kameraman: Enver Burçin
En başarılı erkek oyuncu: Ulvi Uraz
En başarılı kadın oyuncu: Nurhan Nur

Bu ilk yarışmanın jürisi gerçekten ilginçtir. Birinci film için oy kullanmayan tek jüri üyesinin kanısı, Şener’in deyimiyle “gerçekten dünya sinema literatürüne girecek değerde birinci”dir ve üstelik bu üye Ankara Devlet Tiyatrosu’ndan aktör-Yönetmen Ziya Demirel’dir. Ziya Demirel’in Fuar Filmleri yarışmasında ‘Denize İnen Sokak’ adlı filme oy vermemesinin gerekçesi, filmin teatral olmamasıdır. Tiyatrodan daha farklı bir sanat diline sahip olmak için o güne değin elli-altmış yılını vermiş olan sinema sanatından beklentisi teatral olmasıydı. Ona göre, film teatral özellikler taşımadığı için birinci seçilmemeliydi.

Öte yandan, en başarılı filmi seçen jüri, en başarılı yönetmeni bulamamıştı. Belki de nedeni Denize İnen Sokak’ı iyi yöneterek en iyi filmi yapan ancak sinema yönetmeni olmayan Atilla Tokatlı’yı yüceltmemek (!) olabilir…

İzmir, ikinci kez film festivali yarışması için girişimde bulunmayacak, bu sessizlik de Antalya’nın işine yarayacaktır.

İzmir ve Sinema Kulüpleri

İzmir iki kez sinema kulübüyle tanışacaktır. İlki 1960’lı yılların sonunda İstanbul Sinematek derneğinin kurulmasından sonra bir avuç sinema sevdalısının girişimiyle -Esat Balım, Ziya Metin, Necati Doluorman – gerçekleşecek, mekân olarak son yıllara kadar aktif durumda olan Hatay Sineması seçilecektir.

İkincisi İzmir Sinema ve Kültür Derneği (İSKD-1974) girişimidir. 1974’de kurulan bu derneğin başkanı Ali Özgüven, başkan yardımcısı ve sinema etkinlikleri yönetmeni Oğuz Makal’dır. İSKD, ilk film gösterisini Karaca Sineması’nda Bulgar sinemasından “Sevgi” adlı filmle yapar. Açılışı, dönemin Belediye Başkanı Sn. İhsan Alyanak ve o yıllarda doçent olan ve iki yıl sonra İzmir’de bir fakülte içinde ilk Sinema-TV bölümünü kuracak Alim Şerif Onaran birlikte yaparlar. Daha ikinci haftada yaptığı gösterimler derneğin, emniyetin “sıkı gözetim trenine” binmesi için yeterli olacaktır… İSKD’nin “genç” tavrı ve 1960’ların sonlarındaki bağımsız bir sinema hareketi olan “Genç Sinema” hareketi gibi ‘Yeşilçam’ olarak adlandırılan sinemadan uzak kalışı nedeniyle, ilk adı ‘İzmir Bağımsız Film Festivali’ olan etkinliği yaratır. (Türk Sineması’ndan gösterdiği filmler Karanlıkta Uyananlar (Ertem Göreç-1964), Bitmeyen Yol (Duygu Sağıroğlu-1965) gibi toplumsal tanıklık filmleridir).

Fuar alanındaki eski Belediye Meclis salonuna kurulan 35 mm’lik gösterim aracıyla Yılmaz Güney’in “Umut”(1970) ve “Endişe”(1974) filmleri sunulur. İstanbul Sinematek Yönetmeni Onat Kutlar “Politik Sinema” konulu bir konferans verir. Yurt dışında, İsveç’te filmler yapan Muammer Özer’in kısa-belgesel filmleri ilk kez İzmir’de gösterilir. Dernek kurulduğunda tam bir sanat çölü olan İzmir’de bu birkaç günlük olayın beklenen sesi verdiğini söylemek zordur.

Uluslararası İzmir Film Festivali’ne doğru…

Sinemanın kenti İstanbul’dur ve İstanbul bir festivale ancak 1983’te “Uluslararası Sinema Günleri” adıyla kavuşacaktır. 1985’ten başlayarak “sinema ve sanatlar” temasını işleyen yabancı ve yerli filmler yarışması açılacak, ‘Altın Lale’ ödülleri verilecektir. İzmir’de ise 1976 yılından itibaren Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümü öğrenci almaya başlar. Kentin değişen kültür yaşamının etkileri ve biraz da İstanbul’a duyulan gıptayla – bu arada Oğuz Adanır ve ben, her yıl festival için İstanbul’a koşuşturmaktaydık-,Ankara’da da bir festivalin başlatılmasının gizli tahrikiyle bir adım atıldı: “Uluslararası İzmir Sinema Günleri”. Bu ilk etkinlik tümüyle gösterime yönelikti, yarışma yapma cesareti yoktu, “Altın Artemis” adıyla bir onur ödülü vermeyi planladık, ve ilk ‘Altın Artemis’i yılların ustası Atıf Yılmaz’a sunduk. Köşk Sineması’nda Atıf yılmaz Filmleri toplu gösterimi yapılırken, TAD (Türk-Amerikan Derneği) , Fransız Kültür Merkezi Salonu ve İzmir Sineması’nda Zoltan Fabri’den Ağıt, Andrey Tarkovski’den Stalker, Ayna, Solaris, Andrey Rublev, François Truffaut’dan Neşeli Pazar, Franco Zeffirelli’den Otello, Oshima’dan Furyo, İngmar Bergman’dan Yüzyüze, Jean Luc Godard’dan Adı Carmen, Percy Adlon’dan Bağdat Cafe gibi filmler gösterildi. Ayrıca Bernardo Bertolucci’ye ayrılmış bir toplu gösteri ve “İzmir’de Sinema Kültürü ve Sorunları” başlıklı bir panel gerçekleşti.

Bu ilk etkinlikte, o güne kadar sinema sanatı adına kayda değer hiç bir filmin izlenemediği İzmir’de bir sinema rüzgârı, zengin örnekleriyle estirilmişti. Bugün geriye dönerek bakarsak, sinema sanatı için önemi kaçınılmaz olan Andrey Tarkovski, Bertolucci ve Godard’ı İzmirliler bu ilk festivalde keşfedecekti. Bir yıl sonra Alain Resnais’den Hiroşima Sevgilim, Gece ve Sis, Godard’dan Erkek-Dişi, Robert Bresson’dan (Çok sonra İstanbul’da gösterildi) Rastgele Balthasar, Costas Ferris’ten Rembetiko, Fernando Solanas’dan Güney (bu politik film Yılmaz Güney’e ithaf edilmiştir), Francesco Rosi’den Kırmızı Pazartesi, Krzysztof Kieslowski’den Öldürme Üzerine Küçük Bir Film ve Aşk Üzerine Küçük Bir Film’in yanısıra Mauro Bolognini’nin üç filmi, Stephen Frears’ın Benim Güzel Çamaşırhanem, Zhang Yimou’dan Kızıl Mısır Tarlaları gösterilecektir. O yıl “Altın Artemis Onur Ödülü “Türkan Şoray ve Halit Refiğ’e verilecek, bu nedenle Refiğ’e ayrılmış bir toplu gösterim yapılacaktır. Bir sergi, 6 söyleşi, üç panel (biri Kültür ve Turizm açısından sinema şenlikleri olan) festivali tamamlayacaktır. Üçüncü yılı da başarılı bir çizgide atlatan “Sinema Günleri”, dördüncü yılında “Uluslararası İzmir Film Festivali” olarak, olumlu yankılar alan şu bölümleri açarak ve davet ettiği konuklarıyla canlı tutarak günümüze ulaşacaktır: Kameranın Ardındaki Kadın, Genç Artemis Yarışması, Ülke Sineması gibi.

Geçen on yıllık süreçte dünya sinemasının en önemli ustaları Akira Kurosawa, Andrzej Wajda, Abbas Kiarostami, Lars Von Trier, Istvan Szabo, Doris Dörrie, Salvoteres, Francesco Rosi, Ettora Scola, Wim Wenders, C. Sautet, Claude Chabrol, İdiko Szabo, Leo Carax, C. Miller, Luc Besson, Carlos Saura, Peter Greenaway, B. Biller, David Cronenberg, Federico Fellini, Theodoros Angelopoulos, Mike Figgis, Luis Bunuel, Marco Ferreri, Pier Paolo Pasolini, Agnes Varda, Yılmaz Güney ayrıca Mustafa Altıoklar’dan Kutluğ Ataman’a, Zeki Demirkubuz’a birkaç yıl sonra ünlenecek bizden yönetmenlerin ilk filmlerini keşfetme olanağı bulunmuştur. Sinemamızın değerli kadın yönetmeni Bilge Olgaç yaşarken, sinemanın 100. yılına rastlayan yedinci festivalde o dönemde hayatta olan en önemli sinemacımız Lütfü Ö. Akad, Fikret Hakan, sevgili hocamız Alim Şerif Onaran onurlandırılmıştır. Sinema araştırmacısı ve yazarı Nijat Özön, Agah Özgüç ve Giovanni Scognamillo; Ömer Kavur, Şener Şen, Atilla Dorsay ve kentimizden Hüseyin Baradan değişik zamanlarda “Altın Artemis” alan sinemacılardır. Bunların dışında 9. ve 10. yılında Akdeniz Ülkeleri Film Yarışması’nın başlatılması ayrı bir önem taşır.

Festivalin 11. yılını o yıl yayımlanan “Tarih İçinde İzmir Sinemaları” kitabı ve aynı adlı belgesel filmiyle geride bırakan, yine Oğuz Makal’ın gayretiyle – festivale doğru giden yolda Zuhal Çetin Özkan ve Ragıp Taranç’ın da desteklerini unutmamak gerekir- İEF Sinema Burada Festivali’ni ve Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali’ni yaşatan İzmir, sinema sanatı ve kültür tarihinin de bir parçasıdır.

…şimdi İzmir’de yine ve yeni bir sinema festivalini başlatmanın zamanıdır.

* (Prof. Dr. Beykent Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı)

(**) Erman Şener, Festivaller, Anlam Yayını, 1972, İstanbul

sanat duyuru

-MALATYA-

İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun ”Opera Komik” adlı oyunu Malatya’da tiyatroseverlerle buluşacak.

Nagle Jackson’un yazıp Çiğdem Aydın’ın çevirdiği ve Mutlu Güney’in yönettiğioyunda, Bizet’in operası Carmen’i izlemeye gelen, oğlunu soylu bir aileden bir kızla evlendirmek isteyen yeni zenginle, kızlarının paralı biriyle yuva kurmasını isteyen soylu ailenin asıl tiyatro oyununulocada sergilemesi anlatılıyor.
İzleyenleri 19. yüzyılın Parisin’de bir geceye götüren oyunda, Merih Atalay, Umut Demirdelen, Sevinç Erol, Mevra Ustaoğlu, Ebru Saçar, Nişan Şirinyan, Ergun Akvuran, Yusuf Atala, Burhan Yıldız, Erdoğan Aydemir, Şeyda Pektok ve Zeynep Alper rol alıyor.
Oyun, Sabancı Kültür Merkezi’nde 20 Nisan Cuma günü saat 20.00’de, 21 Nisan Cumartesi günü de 14.00 ve 20.00’de izlenebilecek.

SİVAS-

Sivas Devlet Tiyatrosu (SDT), bu hafta, Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan’ın yaşamını konu alan “İlk Yıllar-Roksolan” adlı oyun ile “Dans Eden Eşek” adlı çocuk oyununu sahneleyecek.

 SDT, Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan’ın yaşamını konu alan, Orhan Asena’nın kaleme aldığı “İlk Yıllar-Roksolan” adlı oyunu, bugün, yarın ve Cumartesi günü sanatseverlerle buluşturacak. SDT Müdürü ve Bölge Sanat Yönetmeni Abdullah Ceran’ın rejisörlüğünde sahneye taşınan oyunda, “Hürrem” karakterini SDT oyuncularından Begüm Şahin, “Süleyman” rolünü ise Nesimi Kaygusuz üstleniyor.

Kalabalık sanatçı kadrosuna sahip olan oyunda, Ömer Eryiğit, Burcu Ongun Altay, Fulya Ülvan, İlhan Gözde Giray, Volkan Gündüz, Selçuk Veysel Zurnazanlı, Filiz Uysal, Kerem Yücel, Can Atak, Burçhan Göze, Filiz Demiralp, Özge Günay, Negahan Yazıcı, Ufuk Bostancı ve Serhat Candan rol alıyor.

Devlet tiyatrolarında 26 yıl aradan sonra SDT tarafından sahneleneceği, ilk kez Anadolu’da perde açacağı belirtilen oyunun prömiyeri bugün saat 19.30’da Atatürk Kültür Merkezi’nde yapılacak. Oyun, yarın saat 19.30’da, Cumartesi günü ise saat 14.00 ve 19.30’da sahnelenecek.

SDT, ayrıca 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla minik tiyatroseverler için perdelerini açacak. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla 23 Nisan Pazartesi ve 25 NisanÇarşamba günü “Dans Eden Eşek” adlı çocuk oyunu sahnelenecek.

Eric Vos’un yazdığı, Can Gürzap’ın çevirisini yaptığı oyunda, Özge Günay, Begüm Şahin, Kerem Yücel, Can Atak, Burcu Ongun Altay ve Burçhan Göze rol alıyor. Oyunda, hırsızlık yapmak ya da dürüst insan olmak arasında seçim yapan iki kafadarın hikayesi anlatılıyor.

“Dans Eden Eşek” adlı oyun 23 Nisan Pazartesi günü saat 10.30 ve 13.30’da, 25 Nisan Çarşamba günü ise 13.30’da sahnelenecek.

-İZMİR-

İzmir Sinema Festivali 11 yıl aradan sonra sinemaseverlerle buluşuyor. İzmir’de sanatseverleri etkinliklerle dolu bir hafta bekliyor.

Kentte 1989-2000 yıllarında kesintisiz düzenlendikten sonra ara verilen Uluslararası İzmir Film Festivali, Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir Kalkınma Ajansı, İzmirBüyükşehir Belediyesi ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle sinemaseverlerle yeniden buluşuyor.

Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde 22 NisanPazar günü yapılacak açılışla başlayacak festival kapsamında Karaca, İzmir ve Batı sinemaları ile DEÜ Sürekli Eğitim Merkezi (DESEM), Fransız KültürMerkezi’nde toplam 103 film gösterilecek.

Festivalin ulusal yarışma bölümünde ise 2011-2012 yapımı 10 Türk filmi “Aşk ile Devrim”, “Bu Son Olsun”, “Eylül”, “Geriye Kalan”, “İz”, “Labirent”, “Nar”, “Oğul”, “Ölü Bedenden Fısıltılar” ve “Simurg”, Altın Artemis ödülünü almak için mücadele edecek.

Festivalin yarışma dışındaki gösterimlerine üç filmle katılacak olan Nuri Bilge Ceylan, 22 Nisan akşamı yapılacak açılışta “Sinemaskop Türkiye” başlıklı fotoğraf sergisini sanatseverlerle buluşturacak. Ceylan, 23 Nisan Pazartesi günü Fransız Kültür Merkezi’nde atölye çalışmasına katılacak.

Festivalde, ulusal yarışma bölümünün yanı sıra dünya filmleri, kurmaca kısa filmler, belgeseller, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) mezunu sinemacıların çalışmalarından örnekler başlığı altında film gösterimleri yapılacak ve İzmirliler her sinemada 5’er gösterimden tüm filmleri ücretsiz izleyebilecek.

İzmir Devlet Senfoni Orkestrası (İZDSO) yarın akşam Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde, Işıkkent Eğitim Kampüsü’nün iş birliğiyle 23 Nisan özel konseri verecek.

Şef Aytuğ Ülgen yönetimindeki konserin solistliklerini kemanlarıyla Berfin Aksu ile Ezgisu Apaydın, viyolonselle Doruk Vicdan yapacak.

İzmir’de gelecek hafta sunacağı IV. Murad operasının prömiyerine hazırlanan İzmir Devlet Opera ve Balesi (İZDOB) minik izleyiciler için tek perdelik “Pamuk Prenses” balesini sahneleyecek.

İzmir Devlet Tiyatroları (İZDT) bu hafta 4 salonda perdelerini açacak.

İZDT’nin Konak Sahnesi, hafta boyunca “Budala” adlı oyuna ev sahipliği yapacak. Dostoyevski’nin ölümsüz eserini İzmir’de Bozkurt Kuruç sahneye koyuyor. Oyun, çevresindeki tüm kötülüklere rağmen iyilikten vazgeçmeyen Mişkin karakterinin başından geçen olaylarla “İyi olmak mümkün müdür-” sorusuna yanıt arıyor.

Karşıyaka Ragıp Haykır Sahnesi ve Konak Melek Ökte Sahneleri de bu hafta küçük tiyatroseverler için perdelerini açacak.

İki sahnede “Deniz Kızı” ve “İki Kova Su” adlı çocuk oyunları dönüşümlü izlenebilecek.

Sanatseverler, Karşıyaka Oda Tiyatrosu’nda “Henry ve Alice’nin Gizli Yaşantısı” adlı oyunu izleyebilecek.

David Tristram’ın yazdığı, Sinan Pekinton’un yönettiği iki perdelik oyunda, iletişim sorunu yaşayan çiftin öyküsü anlatılıyor.

Ege Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi Sanat Galerisi’nde Aydın Doğan Vakfı 28. Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması sergisi bu hafta da gezilebilecek.

İzmir Devlet Resim Heykel Müzesi, Emine Bıyıklı’nın “Bir Yitik Zaman” adlı resim sergisine ev sahipliği yapıyor.

Sanatseverler, Konak Belediyesi Neşe ve Karikatür Müzesi’nde “Kadın Konulu Karikatürler” karma sergisini gezebilecek.

Konak Belediyesi Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi’nde Figen Onat, Zeynep Türkileri, Tülay Baytosun, Emel Say, Özgül Evren Atasoy, Hüseyin Çaygül, Funda Yalçın, Fatma Atagan, Erengül Mülayim’in çalışmalarından oluşan karma resim sergisi izlenime sunuluyor.

Ümran Baradan Oyun ve Oyuncak Müzesi her cumartesi olduğu gibi bu hafta da Deniz Özgökbel’in Karagöz-Hacivat gösterisine ev sahipliği yapacak.

-ANTALYA-

Antalya devlet opera ve balesı (antdob), bugun wıllıam shakespeare’ın unlu eserı ”bır yaz gecesı ruyası” balesını sahneleyecek.

Antalya Devlet Opera ve Balesi (ANTDOB), bugün William Shakespeare’in ünlü eseri ”Bir Yaz GecesiRüyası” balesini sahneleyecek.

Müzikleri Felix Mendelssohn’a ait eserin, proje ve koreografisi Mehmet Balkan’a, librettosu ise Şefik Kahramankaptan’a ait.

Ana teması aşk ve evlilik olan eser, karışık ilişkiler üzerinden bu iki kavramın komikliğine vurgu yapıyor. Eser, müziği, dansları ve koreografisiyle görsel bir şölene davet ediyor.

ANTDOB sanatçıları, sahnelendiği ilk Günden bu yana kapalı gişe oynayan Broadway’in ünlü müzikali ”West Side Story(Batı Yakasının Hikayesi)” ile 21 ve 23 Nisan’da sanatseverlerle buluşacak. Dünyanın en çok izlenen müzikalleri arasında yer alan ”West Side Story”, William Shakespeare’in eseri Romeo ve Juliet’in güncel bir uyarlaması.

20’den fazla Oscar ve Grammy ödülüne sahip müzikal, New York’un Batı yakasında Porto Riko’lu göçmen gençlerin oluşturduğu ”The Sharks” ile göçmenlerin artışından rahatsızlık duyan Amerikalı gençlerin çetesi ”The Jets” arasındaki gerilim ve kavgalarla karışık bir aşk hikayesini konu alıyor.

Arthur Laurents’in kitabından uyarlanan ve müziklerini Leonard Bernstein’ın yaptığı, sözleri Stephen Sondheim tarafından yazılan müzikalin rejisi ve koreografisi Mehmet Balkan’a ait. Eserde Antalya Devlet Opera ve Balesi Orkestrası’nı Şef Hakan Kalkan yönetiyor. Koro şefleri ise Caner Ruhselman ve Krastin Nastev. Dekor tasarımı Tayfun Çebi’ye, kostüm tasarımı Funda Çebi’ye ait eserde, Maria’yı Sema Çavuşoğlu ve Pırıl Şengenç, Tony’i ise Atay Ergezen ve Fatih Şanal seslendiriyor.

ANTDOB sanatçıları 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda minikler için sahneye çıkacak. Opera ve bale sanatçıları, minik izleyicileri için ”Haydi Çocuklar Operaya” adlı eseri sahneleyecek. Eğitici özelliğe sahip eserle 5 yaş ve üstü çocuklar operaya geldiklerinde dekorları görme ve opera hakkında bilgi alma şansına sahip olacak.

ANTDOB’un hazırladığı müzikli oyun ”Türküyem”, 24 Nisan’da Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluşacak. Erdal Tuğcular’ın türkülerin düzenlemelerini ve kompozisyonunu yaptığı eserin librettosu Fatih Şanal’a ait.

Eserler, Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde izlenebilir.

ADT

Antalya Devlet Tiyatrosu (ADT) oyuncuları, 22 Nisan’a kadar yönetmenliğini Işıl Kasapoğlu’nun yaptığı ”Eşeğin Gölgesi” adlı oyunu sahneleyecek.

Oktay Gözpınar, Bahar Işık, Uğur Sertel, Gökhan Tüzün ve Murat Bölük’ün rol aldığı oyunda, şehirdeki panayıra gitmek isteyen Berber Şaban bir eşek kiralar. Yolculuk sırasında aşırı sıcaktan bunalan Şaban, biraz dinlenmek için durur ve eşeğin gölgesine oturur. Eşek sahibi Mestan, ”Ben sana eşeği kiraladım, gölgesini değil” diyerek gölge kirası ister. Bunun üzerine iki taraf arasında çıkan tartışma, ülkenin eşekçiler ve gölgeciler olarak ikiye bölünmesiyle sonuçlanan politik bir davaya dönüşür.

ADT oyuncuları 22 ve 24 Nisan’da ”Pinokyo” adlı çocuk oyunuyla minik tiyatroseverlerin karşısında olacak. Carlo Collodi’nin yazdığı, Brian Way’in tiyatroya uyarladığı eserin yönetmeni Ahmet Avkıran. Eserin dekor ve kostümleri Özlem Karabay’a, müzikleri İhsan Kılavuz’a, ışık tasarımı Namık Gürsoy’a ait.

Topluluk, 23 Nisan Çocuk Bayramı’nda minik izleyicileri için Miguel de Cervantes’in yazdığı, Özen Rodop’un oyunlaştırdığı ”Don Kişot” adlı eseri sahneleyecek. Yönetmenliğini Ebru Kara’nın üstlendiği oyunda Başak İşür, Erol Karayılan, Samet Kara, Çağdaş Çobanoğlu, Murat Çapar, Gizem Kutluyıl, Eray Ercan, Mehmet Çetin ile Ecem Gözpınar rol alıyor.

ADT sanatçıları 25 Nisan Çarşamba Günü de Aziz Nesin’in ”Toros Canavarı” adlı eserini sahneleyecek. Yönetmenliğini Ali Meriç’in üstlendiği ”Toros Canavarı”nda Fatih Kahraman, Senem Şahin, Sedat Mayadağ, Gerçek Sağlar, Selim Türkışık ve Ebru Zeliha Sırkıntı rol alıyor.

Oyunda Nuri Sayaner isimli mülayim bir memur emeklisi, ailesiyle monoton bir hayat sürmektedir. Aile bir taraftan geçim sıkıntısıyla diğer taraftan onları apartmandan atmak isteyen ev sahibiyle uğraşmaktadır. Tahliye davasını kazanan Sayaner ailesinin sevinci çok uzun sürmez. Ev sahibi, alt ve üst katlara yerleştirdiği adamlarla ve çevirdiği türlü oyunlarla apartmanı zindana çevirir. Nuri Bey, ailesinin ısrarları sonucu karakola gidip şikayetçi olmak zorunda kalır. Yıllardır aranmakta olan ”Toros Canavarı” adıyla nam yapmış seri katil yerine emekli memur Nuri Bey Polisler tarafından yakalanır. Nuri Sayaner’in karakola adımını attığı o geceden sonra herkesin kaderi değişir.

Sergi

Ressam Erkan Gürkan’ın, ”Ustadan Tükenmez Kalem Mucizesi” adlı resim sergisi, Erdem Beyazıt Kültür Merkezi’nde (EBKM) açıldı. Kepez Belediyesi’nin desteği ile açılan ve sanatçının tükenmez kalem kullanarak yaptığı eserlerden oluşan sergisinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün portreleri, Antalya manzaraları ile çeşitli çalışmalar yer alıyor. Sergi, 25 Nisan’a kadar gezilebilecek.

Zübeyde Hanım Çocuk Sitesi’nde kalan çocukların yaptığı resimler, Antalya Müzesi Sanat Galerisi’nde ziyarete sunuldu. Sergide, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne bağlı Zübeyde Hanım Çocuk Sitesi’nde kalan 30 çocuğun yaptığı resimler yer alıyor. Sergi, 30 Nisan’a kadar açık kalacak.

-DİYARBAKIR-

Diyarbakır Devlet Tiyatrosu (DDT), “Ak Kartalın Oğlu Gılgameş”i yeniden sanatseverlerle buluşturacak.

DDT, Orhan Asena’nın yazdığı, Tamer Levent’in yönettiği, “Ak Kartal’ın Oğlu Gılgameş” adlı oyununu uzun aradan sonra bu hafta yeniden seyircisinin beğenisine sunacak. İnsan evriminin anlatıldığı oyunda, Orkun Gülşen, Dilek Mengi, Ozan Hafızoğlu, N. Özgün Çoban, Mümtaz Aydoğan Mengi, Uğur Çınar, Gonca Coşkun, Fatih Yurdakul, Ercan Kılıçarslan, Sevi Demirçivi ve Kerem Corogil rol alıyor.

Dekoru Murat Gülmez’e, kostümü Funda Karasaç’a, ışığı İzzettin Biçer’e, koreografisi de Sibel Erdenek’e ait oyun, bu akşam ile 20 ve 21 Nisan’da Cahit Sıtkı Tarancı Kültür Sanat Merkezi Orhan Asena Sahnesi’nde sahnelenecek. DDT, küçük seyircileri için ise 22-23-25 Nisan’da “Oz Büyücüsü”, 24 Nisan’da da “Yaşama Hakkı”nı sergileyecek.

DDT, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda Vanlı depremzede çocuklara “Kurnaz Avukat” oyunuyla sürpriz yapacak. DDT, bölge illerine yaptığı turne kapsamında, Van Devlet Tiyatrosu Müdürlüğünce, 22 Nisan-8 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek “11. Akdamar Çocuk ve Gençlik Tiyatro Şenliği” çerçevesinde, 22 Nisan’da çocuk oyunu ekibiyle kostümleriyle şenlik kortejine katılacak. 23 Nisan’da ise 2 seans halinde, Fügen Sipahi’nin çevirip uyarladığı, Orkun Gülşen’in yönettiği “Kurnaz Avukat” oyununu küçük seyircilerle buluşturacak.
DDT, Van’ın ardından 24 Nisan’da Hakkari’de de aynı oyunu ücretsiz olarak çocukların beğenisine sunacak.

Bu hafta yoğun sanatsal etkinliklere ev sahipliği yapacak Diyarbakır’da ayrıca, Büyükşehir Belediyesi’nce 29 Nisan-6 Mayıs tarihleri arasında tiyatro festivali düzenlenecek. İstanbul, Ankara, Süleymaniye ve Duhok gibi kentlerden toplam 16 tiyatro topluluğu, festivalde oyunlarını tiyatroseverler için sahneleyecek. Festivalde, ayrıca kukla, mask yapım ve uygulama ile canlı heykel atölyeleri gerçekleştirilecek.

Surlardaki bellek
Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Evren Daşdağ, “Uluslararası Diyarbakır Surları Sempozyumu ve Çalıştayı” kapsamında “Surlarda Bellek” konulu sergisini bugün izlenime sunacak. Sergi, 2 gün açık kalacak.

DSM ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin işbirliğiyle açılan Remzi Raşa’nın “Yalnızlığı Seçmek” Bir Retrospektif: 1946-2006″ sergisi ise Sümerpark Sanat Galerisi’nde devam ediyor. Raşa’nın 50 eserinin izlenime sunulduğu sergi, 6 Mayıs’a kadar görülebilir.

Siirt’te Güres Caddesi’ne fotoğraf sanatçısı Emin Sadık’ın kentin doğal ve kültürel zenginliklerini anlattığı fotoğraf sergisi, hafta sonuna kadar açık kalacak.

-MARDİN-

Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi Dilek Sabancı Sanat Galerisi’nde açılan küratörlüğünü fotoğraf tarihçisi Engin Özendes’in üstlendiği “Seyreyle Ara Güler Mardin’de” fotoğraf sergisi devam ediyor. 

Usta fotoğrafçı Ara Güler’in fotoğraflarının yer aldığı sergi, “Tanımak ve Anlamak” ile “Yüz Yüze” başlıklı iki bölümden oluşuyor. 114 eserin bulunduğu sergi, bir yıl süreyle vatandaşların ziyaretlerine açık olacak.

-KONYA-

Bin Nefes Bir Ses Uluslararası Tiyatro Festivali kapsamında yabancı ülkelerden gelenOyuncuların sahnelediği tiyatro Oyunları, Konyalı sanatseverlerle buluşmaya devam ediyor.

Bin Nefes Bir Ses Uluslararası Tiyatro Festivali kapsamında yabancı ülkelerden gelen Oyuncuların sahnelediği tiyatro Oyunları, Konyalı sanatseverlerle buluşmaya devam ediyor.

Festival kapsamında bugün ve yarın Ankara Devlet Tiyatrosu, “Bir Delinin Hatıra Defteri” adlı Oyunu Selçuk Üniversitesi (SÜ) Dilek Sabancı Konservatuvarı’nda saat 20.00’da izleyenlerle buluşturacak.

Azerbaycan’dan festivale katılan tiyatro grubu ise “Aldatılmış Er” adlı Oyunla yarın Konya Devlet Tiyatrosu (KDT) sahnesinde saat 15.00 ve 20.00’da sanatseverlerle buluşacak.

Tataristan 21 Nisan’da “Kurt Kanı” adlı Oyunla saat 15.00 ve 20.00’da KDT sahnesinde olurken, aynı gün Ankara Devlet Tiyatrosu’nun sahnelediği “Fosforlu Cevriye” saat 15.00 ve 20.00’da SÜ Dilek Sabancı Konservatuvarı’nda izleyenlerle buluşacak.

Kırgızistan ise “Can Azığı” isimli Oyunla 22 Nisan’da saat 15.00 ve 20.00’da KDT sahnesinde sanatseverlerle buluşacak.
Festivalin ev sahipliğini yapan KDT, iki çocuk Oyunu “Güzel ve Çirkin”,
“Dört Köşe Palyaço” ile bu hafta minik izleyicilerinin karşısına çıkacak.
Dekoru Aytuğ Dereli’ye, kostümleri Ceren Karahan’a, ışık düzeni Hakan Özdemir’e ait “Güzel ve Çirkin” adlı Oyunda Nur Yazar, Tuncay Aynur, Ozan Çobanoğlu, Ebru Gülerarslan, Ahmet Çökmez, Ferdi Dalkılıç, Özlem Özkan, Nevra Sayar, Gonca Kunduzcu, Selin Genç, Çağatay Eker, Canan Kalkır ve Duygu Biçer rol alıyor.

Işıltılı şatoda yaşayan prensin yaşlı bir dilenci kadın tarafından çirkin bir yaratığa dönüştürülmesinin ardından çirkin prensin elindeki sihirli gülün son yaprağı dökülene kadar kendisini sevecek bir kızı bulması gerektiğini anlatan Oyun KDT sahnesinde 23 Nisan’da saat 15.00’da izlenebilecek.

Tamay Sayar-Şekip Taşpınar’ın yazdığı çocuk Oyunu “Dört Köşe Palyaço” ise 23 Nisan’da saat 11.00 ile 14.00’da SÜ Dilek Sabancı Konservatuvarı’nda izleyenlerle bir araya gelecek.

Festivalin son günü olan 24 Nisan’da ise Kosova’dan gelen tiyatro grubu

“Renkler Ülkesi Barış İstiyor” adlı çocuk Oyunuyla KDT sahnesinde minik izleyenlerle buluşacak. Oyunsaat 11.00 ve 14.00’da sahnelenecek.

-ANKARA-

Yönetmenliğini Peter Berg’in yaptığı bir dönemin favori savaş oyunu olan “Amiral Battı”nın hikayesinden uyarlanan aksiyon ve bilim kurgu “Battleship” vizyona giriyor.

Başkent sinemalarında bu hafta 3 film seyirciyle bulaşacak.

Yönetmenliğini Peter Berg’in üstlendiği “Battleship” vizyona giriyor. Bir dönemin favori savaş oyunu olan Amiral Battı’nın hikayesinden uyarlanan filmde, Amerikan ordusuna bağlı John Paul Jones Savaş Üssü’nde görevli bir subay olan Teğmen Alex Hopper, orduda görevli fizyoterapist nişanlısı Sam ve Sam’in babası da olan Amiral Shane ile Hopper’ın ağabeyi komutan Stone’in, dünyayı tehdit eden süper güçlere karşı 3 koldan, denizden, karadan ve havadan verdikleri mücadele anlatılıyor. Filmin yapımcılığını ve yönetmenliğini Peter Berg üstlenirken, oyuncu kadrosunda Taylor Kitsch, Liam Neeson, Alexander Skarsgard, Brooklyn Decker ve Rihanna Asano gibi isimler yer alıyor.

Animasyon, macera türünü sevenler için “Korsanlar” sinemalarda. Gideon Defoe’nun aynı adlı çocuk kitabından senaryolaştırılan filmin yönetmenliğini Peter Lord ve Jeff Newitt beraber üstleniyor. Filmin orijinal seslendirme kadrosunda Hugh Grant, Brendan Gleeson, Jeremy Piven, Brian Blessed gibi isimler bulunuyor. Türkçe dublaj kadrosunda ise Osman Alkaş, Murat Şen, Burcu Esmersoy ve Barış Özgenç yer alıyor. Filmde, “Yılın Korsanı” ödülünü almak için rakipleri Kara Bellamy ve Pala Bıyık Liz’i alt etmek zorunda olan Kaptan Korsan’ın macerası anlatılıyor.

Haftanın bir diğer filmi, gerilim türündeki “Öbür Dünyadan”. Televizyon dizilerinin yazarı, yapımcısı ve yönetmeni olarak tanınan Nick Murphy’nin ilk uzun metrajlı sinema filmi olan yapıtta, başrollerini Rebecca Hall, Dominic West paylaşıyor. Filmin senaryosunu Stephen Volk ile Nick Murphy’e ait. Filmde, 1. Dünya Savaşı’nın İngiltere’de yaşattığı acılar ve kayıplar anlatılıyor.

Sinemalar

Kızılay Büyülü Fener: “Titanların Öfkesi”, “Korsanlar”, “Yer Altı”, “Açlık Oyunları”, “Öbür Dünyadan”, “Battleship”, “Şahane Misafir”, “Amerikan Pastası”, “Doğa Üstü”, “Aşk Yemini”, “Çapraz Ateş”, “Loraks”.

Bahçelievler Büyülü Fener: “Açlık Oyunları”, “Şahane Misafir”, “Battleship”, “Aşk Yemini”.

Metropol: “Battleship”, “Korsanlar”, “Yer Altı”, “Titanların Öfkesi”, “Fetih 1453”, “Sen Kimsin-“, “Açlık Oyunları”, “Amerikan Pastası: Buluşma”, “Öbür Dünyadan”.

Optimum: “Korsanlar”, “Loraks’, “Doğaüstü”, “Açlık Oyunları”, “Çapraz Ateş”; “Battleship”, “Öbür Dünyadan”, “Fetih 1453”, “Amerikan Pastası: Buluşma”.

-ESKİŞEHİR-

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda, “Şimdi Olmaz Sevgilim”, “Bay Kolpert” ve “Küçük Kara Balık” adlı Oyunlar sahnelenecek.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda, “Şimdi Olmaz Sevgilim”, “Bay Kolpert” ve “Küçük Kara Balık” adlı Oyunlar sahnelenecek.

Kitapları dünyanın birçok diline çevrilen İranlı yazar Samed Behrengi’nin ödüllü çocuk masalı “Küçük Kara Balık” Şehir Tiyatroları sanatçısı Ali Eyidoğan tarafından Oyunlaştırıldı.

Dünyaya meraklı küçük bir balığın özgürlüğe uzanan yolculuğunun anlatıldığı Oyunda Emre Demirci, Zuhal Lale, Ozan Çolak, Şayan Noyan, Çisem Erdoğan, İlker Alemdar ve Saffet Öztürk rol alıyor. Oyun, 23 Nisan’da saat 11.00’da, 26 Nisan’da ise saat 14.00’da Çağdaş Cam Sanatları Müzesi Çocuk Sahnesi’nde sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Evlilik, aşk ve aldatma konularını tempolu ve mizahi bir dille ele alan

“Şimdi Olmaz Sevgilim” Oyununda ise Mehmet Alp Sunaoğlu, Mustafa Kılıkcı, Ezgi Çoşkun, Zuhal Lale, Çisem Erdoğan, Şayan Noyan, İlker Alemdar ve Saffet Öztürk rol alıyor. Ercüment Yılmaz’ın yönettiğiOyun, 24 Nisan’da saat 20.00’da Sultandere Sahnesi’nde,izlenebilinecek.

Alman tiyatrosunun genç yıldızlarından David Gieselmann’ın “Bay Kolpert” adlı Oyunu ise Mehmet Ergen yönetmenliğinde yarın ve 25, 26 Nisan’da saat 20.00’da Tepebaşı Sahnesi’nde izlenime sunulacak.

-SAMSUN-

Samsun Devlet Opera ve Balesi bu hafta “Zorba”yı tekrar sahneleyecek, Samsun Devlet Tiyatrosu’nda “Kayıp Bolluk Ülkesi” adlı çocuk oyunu 23 NisanUlusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıylaücretsiz sahnelenecek.

Samsun Devlet Opera ve Balesi bu hafta “Zorba”yı tekrar sahneleyecek, Samsun Devlet Tiyatrosu’nda “Kayıp Bolluk Ülkesi” adlı çocuk oyunu 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla ücretsizsahnelenecek.

Samsun Devlet Opera ve Balesi, bu akşam saat 20.00’da “Zorba” isimli baleyi, Samsunlu sanatseverler için tekrar oynayacak.

Müziklerini Mikis Theodorakis, koreografisini Lorca Massine, orkestra şefliğini Tolga Taviş ve Oğuzhan Kavruk’un yaptığı, Anna Krzyskow’un sahneye koyduğu eserde, Girit’te küçük bir Yunan kasabasında yaşayan Zorba, kasabaya yerleşmek için Amerika’dan gelen John ve ona aşık Marina ile Zorba’yı seven Monolies’in hikayesi anlatılıyor.

Samsun Devlet Tiyatrosu’nda ise 24 Nisan Salı ve 25 Nisan Çarşamba günü Adana Devlet Tiyatrosu’nun hazırladığı “Kayıp Bolluk Ülkesi” isimli çocuk oyunu küçük sanatseverler için sahnelenecek. Ücretsizoyunun biletleri Devlet Tiyatroları gişelerinden temin edilebilecek.

-ZONGULDAK-

Zonguldak’ta kültür-sanat etkinlikleri kapsamında Antalya Devlet Tiyatrosu, “Toros Canavarı” adlı tiyatro Oyununu sahneleyecek.”Toros Canavarı” adlı Oyunu, 20-21 Nisan tarihlerinde Atatürk Kültür Merkezi’nde izleyenlerle buluşturacak.

Zonguldak’ta kültür-sanat etkinlikleri kapsamında Antalya Devlet Tiyatrosu, “Toros Canavarı” adlı tiyatroOyununu sahneleyecek.

Antalya Devlet Tiyatrosu, Aziz Nesin’in yazdığı ve Ali Meriç’in yönettiği

“Toros Canavarı” adlı Oyunu, 20-21 Nisan tarihlerinde Atatürk Kültür Merkezi’nde izleyenlerle buluşturacak.

Fatih Kahraman, Senem Şahin, Kader Gözpınar, Sedat Mayadağ, Gerçek Sağlar, Selim Türkışık ve Ebru Zeliha Sırkıntı’nın rol aldığı Oyun, karısı, tıp fakültesinde okuyan oğlu ve evde kalmış kızı ile kirada oturan kiracı ve ev sahibi arasında geçen hikayeyi konu alıyor.

-TRABZON-

Trabzon Devlet Tiyatrosu, “Islık Sever Max” adlı tiyatro Oyununu sahneliyor.

Trabzon Devlet Tiyatrosu, “Islık Sever Max” adlı tiyatro Oyununu sahneliyor.

Carsten Krüger ve Volker Ludwig’in yazdığı, Meriç Gök’ün Türkçeye çevirdiği ve Birkan Görgün’ün yönettiği “Islık Sever Max” adlı Oyunda Emre Ön, Sinem Bilgin, Dalya Filmci, Birkan Görgün ve Yavuz Topçuoğlu rol alıyor.

Dekor ve kostümleri Aytuğ Dereli, ışık tasarımı Muharrem Boran, müzikleri Emin Serdar Kurutçu’ya ait Oyun, bugün ve yarın 13.00’da, 22 Nisan Pazar günü saat 13.30’da, 23 Nisan Pazartesi ise saat 13.00’da Atapark Haluk Ongan Sahnesi’nde tiyatro severlerle buluşacak.

Oyunda, her gün aynı işleri büyük bir can sıkıntısıyla yapan beş arkadaşın her zamanki gibi aynı yerde, aynı bankta oturmaları ve o sırada oradan geçmekte olan bir Oyuncunun kendilerine bir teklif sunmasıyla gelişen olaylar konu ediliyor.

Trabzon Güzel Sanatlar Galerisi’nde yer alan Serdar Yılmaz’a ait kişisel resim sergisi, 22 Nisan Pazar gününe kadar sanatseverler tarafından gezilebilecek.

-ORDU-

Ordu Devlet Tiyatrosu’na bu hafta “Antigone” ile İstanbul Devlet Tiyatrosu konuk olacak.

“Antigone”, yarın ve 21 Nisan Cumartesi günü Ordulu sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Sophokles’in yazdığı, Sabahattin Ali’nin Türkçeleştirdiği ve Kenan Işık’ın oyunlaştırıp sahneye koyduğu eserde, iktidarı ele geçirmek adına savaşa tutuşup birbirlerini öldüren iki kardeşten birinin gömülmesine devlet otoritesinin izin vermemesinin nasıl bir toplumsal travmaya yol açtığı, güçlülerin, iktidar sahiplerinin ne adına ve niçin yasa koydukları, sadece bir aileyi ya da bir aşireti ilgilendiren çok özel, spesifik durumlar için de yasa koymanın doğru bir yaklaşım olup olmadığı gibi konular anlatılıyor.

-ELAZIĞ-

Elazığ’da, İzmir Devlet Tiyatrosu “Yerin Altında” adlı Oyunu sahneye koyacak.

Sema Göktaş’ın yazdığı ve Tayfun Erarslan’ın yönettiği Oyunun dekor tasarımı Behlüldane Tor’a, giysitasarımı Buket Başaran Akkaya’ya, ışık tasarımı ise Osman Uzgören’e ait.
Fantastik bir öyküyü, trajikomik biçimde ele alan Oyunda, “Dünyayı tehdit eden felaket senaryoları gerçekleşse, günümüz Türkiye’sinde neler olurdu-” sorusuna eğlenceli bir dille yanıt aranıyor.
Oyunda Canan Erener Şen, Fatih Özyiğit, Gerçek Özkök Yağcı ve Zafer Öncül rol alıyor. 2 perdelik Oyun25-26 Nisan saat 20.00 Elazığ Klasik Devlet Türk Müziği korosunda sahnelenecek.

İzmirli öğrenciler Cannes’da yarışacak

Bir grup üniversitelinin kurduğu Azizm Sanat Örgütü’nün “Soluş” adlı kısa filmi, festivalin ‘Short Film Corner’ bölümünde gösterilecek

Soluş- Azizm Sanat Örgütü

Bir grup üniversite öğrencisinin ‘Sanat aydınlanma içindir’ sloganıyla kurduğu Azizm Sanat Örgütü’nün İzmir’deki proje ekibi tarafından ortaya çıkarılan ‘Soluş’ isimli kısa film, bu yıl 65’incisi düzenlenecek olan Cannes Film Festivali’nde gösterilecek. Film, Avrupa’nın en önemli film festivali olan ve uluslararası platformda birçok ünlüyü ağırlayan Cannes Film Festivali’nin ‘Short Film Corner’ bölümünde dünya prömiyerini yapacak. Yönetmenliğini ve öyküsünü Onur Keşaplı’nın, senaryo yazarlığını ve sanat yönetmenliğini Selin Süar’ın, görüntü yönetmenliğini Berk Tuğcu’nun gerçekleştirdiği Azizm Sanat yapımı filmin başrollerini Serhat Parıl, Okan Can ve Ceren Bekdemir paylaşıyor.

ÖZVERİ ÖRNEĞİ

Bugüne dek gerçekleştirdikleri kısa film, belgesel, televizyon programı, videoart, reklam, sergi, festival ve eğitim çalışmaları ile sanat alanında birçok başarıya imza atmış olan Azizm Sanat ekibi, en büyük sinema festivalleri arasında yer alan Cannes’da başta İzmir olmak üzere Türkiye’yi temsil edecek olmanın gururunu yaşadıklarını belirtti. Yönetmen Onur Keşaplı, “Herhangi bir yapım şirketi ya da okul desteği olmadığı için küçük ekibimizin her bir çalışanı çok fazla özveride bulundu. Sinemanın hala sağlıklı bir sektör haline gelemediği ülkemizde kısa film, uzun metrajın yavrusu algısından öteye geçemiyor” dedi. Filmin senaryo yazarı ve sanat yönetmenliğini üstlenen Selin Süar ise sinema gibi önemli bir sanat dalı ve propaganda aracı için ülkemizin başlı başına bir fon oluşturması gerektiğini vurguladı.

Filmin konusu
Hayatında dilediği her şeye sahip olan Ulaş, kitap yazma hayali ve yaklaşmakta olan doğum günü sebebiyle doğayla iç içe olacağı bir köye gider. Ancak karakterin, yazma konusundaki başarısızlığı ve arkadaşlarının doğum gününe gelmemelerinin yarattığı sıkıntı üzerine ormanda karşılaştığı gizemli kadın, Ulaş’ın gerçeklikten kopmasına ve soluşuna neden olur. “Nedir kırmızı?” sorusunun peşinden giden film, etkileyici görüntüleri ve şiirsel dokusuyla varoluşçuluk ve gerçeküstücülük arasında seyrediyor.

Kaynak:  http://www.yeniasir.com.tr

31. İstanbul Film Festivali için geri sayım da son 3 gün

31. İstanbul Film Festivali

31. İstanbul Film Festivali, 31 Mart’ta Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenecek törenle başlayacak. Sinemaseverler, 16 gün boyunca 23 bölümde 7 sinemada 200’ün üzerinde filmi görme imkanına sahip olacak.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Akbank sponsorluğunda düzenlenen 31. İstanbul Film Festivali için geri sayım başladı. Festival, 31 Mart–15 Nisan tarihlerinde yapılacak.

İstanbul Film Festivali, sinemaseverlere 23 bölümde 200’ün üzerinde filmden oluşan programının yanı sıra ünlü konuklar, usta sinemacıların katılacağı söyleşi ve atölye çalışmaları, sinema dersleri, ustalık sınıfları ve konserlerle dolu dolu iki hafta vaat ediyor.

Festivalin gösterimleri geçen yıl olduğu gibi Beyoğlu’nda Atlas, Fitaş 1 ve 4, Beyoğlu, Pera Müzesi, Nişantaşı’nda City Life (City’s) ve Kadıköy’de Rexx olmak üzere 7 salonda yapılacak.

Filmlerin gösterim saatleri 11.00, 13.30, 16.00, 19.00 ve 21.30 olacak. Festivalin büyük ilgi gören ”Geceyarısı Sineması” gösterileri bu yıl da sürecek. Festival süresince her cumartesi gecesi 24.00’te bir film izleyicilere sunulacak.

-Sinema Onur Ödülleri-

İstanbul Film Festivali’nin 30 Mart akşamı Lütfi Kırdar Sergi ve Kongre Sarayı’nda yapılacak açılış töreninde, sinemanın 5 önemli ismine ”Sinema Onur Ödülü” takdim edilecek.

”Sinema Onur Ödülleri” bu yıl yönetmen Ali Özgentürk, oyuncular Ayşen Gruda ve Halit Akçatepe, ilk kadın sinema eleştirmeni Sevin Okyay ile İngiliz yönetmen Terence Davies’e verilecek.

Terence Davies’in başrolünde Rachel Weisz’in yer aldığı son filmi ”The Deep Blue Sea/Aşkın Karanlık Yüzü” de festivalin açılış filmi olarak gösterilecek.

Film, festivalde ayrıca ”Yıllara Meydan Okuyanlar” bölümü kapsamında izleyicilerle buluşacak. Terence Davies, festival kapsamında ”Belirsizliğin Keyfi ve Tehlikeleri” başlıklı sinema dersini de 31 Mart’ta Salon’da verecek.

”Altın Laleler” ve İstanbul Film Festivali’nin diğer ödülleri ise 14 Nisan Cumartesi gecesi Lütfi Kırdar Sergi ve Kongre Sarayı’nda düzenlenecek kapanış töreninde sahiplerini bulacak.

-”Altın Lale” heyecanı-

Festivalin ”Uluslararası Yarışma” bölümünde, Şakir Eczacıbaşı anısına verilen ”Altın Lale” için ”The Loneliest Planet/Yalnız Gezegen”, ”Süper Kahramanın Ölümü/Death of a Superhero”, ”Bonzai”, ”Wuthering Heights/Uğultulu Tepeler”, ”Amir Naderi”, ”The Snows of Kilimanjaro/Kilimanjaro’nun Karları”, ”Cracks in the Shell/Kabuktaki Çatlaklar”, ”The Delay/Gecikme”, ”Albert Nobbs”, ”A Royal Affair/Yasak Aşk” ve ”Oslo” adlı filmler yarışacak.

-Ulusal yarışma ve Türkiye sineması-

Festivalde, Türkiye’den 2011–2012 sezonunda yapımı tamamlanan filmlerin bir araya geldiği ”Türkiye Sineması” bölümünde ”Ulusal Yarışma”nın yanı sıra ”Yarışma Dışı”, ”Belgeseller” ve ”Yeni Türkiye Sineması” başlıkları altında 40’a yakın film gösterilecek.

Altın Lale Ulusal Yarışma’da ödül için bu yıl 12 film jüri karşısına çıkacak. Festivalde yarışacak filmlerden yönetmen Emin Alper’in ”Tepenin Ardı”, Reis Çelik’in ”Lal Gece”, Orhan Eskiköy ve Zeynel Doğan’ın ”Babamın Sesi” Türkiye prömiyeri, yönetmen Mizgin Müjde Arslan’ın ”Ben Uçtum, Sen Kaldın”, Veli Kahraman’ın ”Ana Dilim Nerede?”, Elif Refiğ’in ”Ferahfeza” ve Belmin Söylemez’in ”Şimdiki Zaman” adlı filmleri de dünya prömiyerini yapacak. Festivalde bunların yanı sıra Tayfur Aydın’ın ”İz-Reç”, Raşit Çelikezer’in ”Can”, Zeki Demirkubuz’un ”Yeraltı”, Muzaffer Özdemir’in ”Yurt” ve Ümit Ünal’ın ”Nar” adlı filmleri yarışacak.

-İKSV’nin 40. yılına özel bölüm-

İstanbul Film Festivali, İKSV’nin 40. yılını ”Sinema ve Müzik” başlıklı özel bir bölümle kutlayacak. Bölümde, İKSV’nin kuruluş yılı olan 1973’ten bu yana her 10 yıllık dönemden seçilmiş birer müzikal film izleyiciyle buluşacak.

”Türk Sineması” bölümünde Yusuf Pirhasan’ın ”Kurtuluş Son Durak”, Hasan Tolga Pulat’ın ”Güzel Günler Göreceğiz”, Murat Saraçoğlu’nun ”Yangın Var”, Onur Ünlü’nün ”Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi” ile Erdoğan Kar’ın ”Kadife” filmleri ”Yarışma Dışı” kuşağında izleyicilerle buluşacak.

”Yeni Türkiye Sineması” kuşağında bu yıl Serkan Acar’ın ”Aşk ve Devrim”, Savaş Baykal’ın ”Öngörüye Ağıt”, Fırat Çağrı Beyaz’ın ”Ölü Bölgeden Fısıltılar”, Refik Çakar’ın ”Semi”, Caner Erzincan’ın ”Mar”, Erdal Rahmi Hanay’ın ”Hicaz”, Ali Vatansever’in ”El Yazısı”, Çiğdem Vitrinel Özcan’ın ”Geriye Kalan”, Tamer Yiğit ile Branka Prlic’in ”Karaman” ve Oğuz Çiçek’in ”Diğer Yol” adlı filmleri izlenebilecek.

-Fipresci ödülü-

Festivalde, Uluslararası ve Ulusal Yarışma’da yer alan birer filme Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Birliği (FIPRESCI) Ödülü ile Radikal Halk Ödülü verilecek.

Avrupa Konseyi Sinema Ödülü (FACE–Film Award of the Council of Europe) ”Sinemada İnsan Hakları” bölümünde yer alan ve insan hakları konusunda kamuoyunda duyarlılık ve bilinç uyandıran, bu konunun öneminin daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunan bir filme verilecek.

Avrupa Konseyi Sinema Ödülü için Türkiye’yi Özcan Alper’in ”Gelecek Uzun Sürer” ve ”Ruhi Karadağ’ın ”Simurg” adlı filmleri temsil edecek.

-”Gurbet Kuşları” yenilendi-

Festival kapsamında gerçekleştirilecek özel bölümde, Groupama ve Groupama Gan Sinema Vakfı işbirliğiyle restore edilen Halit Refiğ’in 1964 tarihli filmi ”Gurbet Kuşları” izleyici karşısına çıkacak.

Senaryosunu Halit Refiğ’in, diyaloglarını ise Orhan Kemal’in yazdığı, baş rollerinde Tanju Gürsu, Filiz Akın, Özden Çelik, Pervin Par ve Cüneyt Arkın’ın yer aldığı film, Kahramanmaraş’tan İstanbul’a daha iyi bir yaşam sürebilmek için gelen bir ailenin verdiği yaşam mücadelesini anlatıyor.

-Arap baharı-

Festivalin bu yılki özel bölümlerinden ”Devrimin Filmini Çekmek”, özellikle Arap Baharı üzerinden bütün dünyada gerçekleşen halk hareketlerini sinema üzerinden sorgulayacak ve ”bir devrimin nasıl filme çekilebileceğini” inceleyecek.

Daha önce çekilen filmlerle günümüz devrim filmlerini bir araya getirerek son aylarda yaşanan olaylara farklı bir bakış açısı getirecek bölüm kapsamında 8 uzun metrajlı ve bir kısa metrajlı film gösterilecek.

Mısırlı belgeselci Hannan Abdalla’nın, değişik sosyo-kültürel altyapılardan gelen, farklı yaşlardaki 4 kadının Mısır devriminin hemen ardından yaşanan olayları kendi perspektiflerinden anlattığı ”In the Shadow of a Man/Bir Erkeğin Gölgesinde” ve 2005 yılında ülkede ilk defa yapılan birden fazla adaylı seçimler sırasında yaşanan ihlal ve kısıtlamaları inceleyen Wael Omar’ın çektiği kısa metrajlı ”Democracy 76” Mısır devrimine sinemasal bir ışık tutacak.

Cezayir devrimini anlatan Gillo Pontecorvo’nun ”Battle of Algiers/Cezayir Savaşı”, İran’da Haziran 2009’daki başkanlık seçimlerinden sonra sokaklara dökülen insanların cep telefonları ile çektikleri videolardan oluşan ”Fragments of a Revolution/Bir Devrimden Parçalar”, Ukrayna’da ”Turuncu Devrim” olarak bilinen olayları anlatan Andrei Zagdansky’nin ”Orange Winter/Turuncu Kış”, Stefano Savona’nın ”Tahrir–Liberation Square/Tahrir–Özgürlük Meydanı”, Heiny Srour’un ”Leila and The Wolves/Leyla ile Kurtlar”, Elyes Baccar’ın ”Rouge Parole/Kızıl Söz” ve Mourad Ben Cheikh’in ”No More Fear/Artık Korkmak Yok” filmleri de bu kapsamda gösterilecek.

-Yunan sineması da festivalde-

”Yunanistan’da Neler Oluyor?” başlıklı bölüm kapsamında, son dönem Yunan sinemasının 5 çarpıcı örneği festival seyircisiyle buluşacak.

Türkiye ile Çin arasındaki kültürel yakınlaşmayı ve politik ilişkilerin güçlendirilmesini amaçlayan ”2012 Türkiye’de Çin Kültürü Yılı” vesilesiyle düzenlenen ”Bir Çin Sinema Geleneği: WuXia” bölümünde dövüş sanatçılarının maceralarına odaklanan ve Çin sinemasının en çok film yapılan türü olan 8 WuXia filmine yer verilecek.

”Aile İçinde” bölümünde 21. yüzyılda değişen aile kavramını ve ilişkilerini konu edinen filmler, ”Antidepresan” bölümünde hayatı hafife alan, eğlendirirken düşündüren, mizaha ve dünyaya benzersiz açılardan bakan filmlerden oluşan seçki sunulacak.

-Akbank galaları-

”Akbank Galaları”, ”Dünya Festivallerinden”, ”Genç Ustalar”, ”Belgesel Kuşağı”, ”Yıllara Meydan Okuyanlar”, ”Mayınlı Bölge”, ”Canlandırma Sineması” bölümleri altında filmler gösterilecek.

”Anılarına” bölümünde ise Türk ve dünya sinemasının kaybettiği yönetmenler kült filmlerinin gösterimiyle anılacak.

-Çocuk Mönüsü-

Hollanda–Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının 400. yılı dolayısıyla bu yıl ”Çocuk Mönüsü” bölümünde, çocuk filmleri konusunda uzmanlaşmış bir ülke olan Hollanda’dan filmler sunulacak. Festival boyunca hafta sonları Nişantaşı Citylife City’s, Rexx ve Akbank Sanat sinemasında gösterilecek filmlere simültane Türkçe seslendirme yapılacak.

-900 dakikalık belgesel-

Dünya prömiyerini Toronto Film Festivali’nde yapan 15 saatlik görkemli belgesel, ”The Story of Film: An Odyssey/Filmin Hikayesi: Uzun ve Maceralı Bir Yolculuk”, İstanbul Film Festivali’nde gösterilecek.

Yönetmen Mark Cousins’in 5 yılı aşkın çalışması sonucunda dünya sinema tarihini bütünüyle gözler önüne seren 900 dakikalık belgeseli, festivalde Pera Müzesi’nin sinema salonunda 2 seansta, 4 gün boyunca meraklılarıyla buluşacak.

-Biletler-

Festivalin tam 15, öğrenci ve 65 yaş ve üstü sinemaseverler için 9 lira olan biletleri Atlas, Beyoğlu, Nişantaşı Citylife (City’s) ve Kadıköy’de Rexx sinemalarında açılacak gişelerden ve Biletix’ten alabilecek.

Festivalde hafta içi gündüz seanslarındaki indirimli fiyat uygulaması bu yıl da devam edecek, hafta içi gündüz seansları 5 liraya izlenebilecek.

Sinemaseverler, alacakları biletlere ek olarak 15 veya 50 liralık katkıda bulunarak, festivaldeki film gösterimlerine 3 ila 10 öğrencinin katılmasını sağlayarak ”BitamBiöğrenci” projesine destek verebilecek.