Şunun için etiket arşivi: Belgesel

25. Uluslararası İstanbul Kısa Film Festivali, yarın başlıyor.Festival kapsamında filmler ücretsiz gösterilecek.

istanbul kısa film fes

İSTANBUL – 25. Uluslararası İstanbul Kısa Film Festivali, bu yıl 20-27 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek. Kurmaca, belgesel, canlandırma ve deneysel filmlere yer verilen festivalde gösterimler; Fransız Kültür Merkezi (Taksim), İtalyan Kültür Merkezi (Tepebaşı) ve Alman Kültür Merkezi’nin (Galatasaray)sinema salonlarında yapılacak.

2KISA FİLM festival2013Festivale 210’u Türkiye’den toplam 940 film başvuruda bulundu. Kişisel başvuruların dışında, Fransa UNIFRANCE, Polonya Krakow Film Foundation, Almanya Goethe Institut, Hollanda Eye Film Institute, Italya Roma Film Festival, İspanya Instıtuto Cervantes gibi film merkezleri tarafından seçilen kısa filmler de programda yer aldı.

Çoğu dünyanın önemli festivallerinden ödüllerle dönen filmler 20-27 Kasım 2013 tarihleri arasında, ücretsiz olarak seyirciye sunuluyor.

Geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da festival dünyanın her yanından davet edilen çok sayıda yönetmen, yapımcı ve oyuncuyu ağırlamaya hazırlanıyor. Konuk sinemacılar, film gösterimleri sonrası, seyirci ile buluşarak filmleri, çalışmaları, ülke sinemaları konusunda seyircilere bilgi veriyorlar ve gelen soruları yanıtlıyorlar. Bu buluşmalar hem seyirci hem de yönetmenler açısından büyük önem taşıyor, daha sonra gerçekleştirilebilecek ortak yapımların önünü açıyor. Önceki yıllarda Türkiye’ye gelmiş olan birçok yabancı yönetmen festival sırasında tanıdıkları İstanbul’u çekim mekânı olarak seçtiler, yerli yönetmenlerle ortak çalışmalara imza attılar.

Festival kapsamında düzenlenen ulusal yarışma bölümüne başvuran filmler, bu yıl Ali Vatansever (Yönetmen), Can Kılcıoğlu (Yönetmen-Senarist), Dilek Aydın (Yönetmen), Doğa Kılcıoğlu (Akademisyen-Yönetmen), Emine Yıldırım (Yapımcı-Senarist), Gürcan Keltek (Yönetmen), Hasan Cömert (Sinema Yazarı), Haşmet Hakan Topaloğlu (Yapımcı) ve Somnur Vardar’dan (Yönetmen) oluşan seçici kurul üyeleri tarafından izlendi.

Seçici kurul, festivalde gösterilecek yerli filmleri ve bu dalda dağıtılan ödülleri belirledi.

Festival ile ilgili ayrıntılı bilgi için: http://www.istanbulfilmfestival.com/

Program için lütfen TIKLAYINIZ.

İtalya’da bu yıl 8’incisi düzenlenen “Roma Uluslararası Film Festivali”nin yarışma dalında izleyicilerle buluşan yönetmen Tayfun Pirselimoğlu’nun son filmi “Ben O Değilim”, “En İyi Senaryo Ödülü”nün sahibi oldu.

Tayfun-PirselimogluRoma’daki Auditoryum Park’ta bir haftadır süren 8. Roma Uluslararası Film Festivali’nin, “Yarışan Filmler Kategorisi”nde ödüller sahiplerini buldu. Tayfun Pirselimoğlu’nun yazıp, yönettiği “Ben O Değilim” filmi “En İyi Senaryo” dalında ödül kazandı.

Başrollerinde Ercan Kesal ve Maryam Zaree’nin oynadığı, kimlik değiştirmeye çalışan bir adamın hikayesinin anlatıldığı “Ben O Değilim”, festivalin en çok ilgi gören filmlerinden biri olarak da dikkati çekti.

Festivalde büyük ödül olan “Marc’Aurelio Ödülü”nü ise Balkanlardan İtalya’ya gelen bir tır şoförünün hikayesinin belgesel ayarında anlatıldığı ve yönetmenliğini Alberto Fasulo’nun yaptığı “Tır” filmi kazandı.

“Sebunso Kodo (Seventh Code)” filmiyle Japon yönetmen Kiyoshi Kurosawa, festivalde “En İyi Yönetmen Ödülü”nün sahibi oldu.

“Dallas Buyers Club” filmindeki rolüyle ABD’li oyuncu Matthew McConaughey “En İyi Erkek Oyuncu”, “Her” filmindeki rolüyle bir başka ABD’li oyuncu Scarlett Johansson ise “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü kazandı.

“En İyi Teknik Katkı Ödülü”, “Sebunsu Kodo” filmiyle Koichi Takahashi’nin oldu.

Festivalde Jüri Özel Ödülü’ne ise “Quod Erat Demonstrandum” filmiyle Andrei Gruzsniczk layık görüldü.

Dünyaca ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov, doğumunun 85. yılında çeşitli etkinliklerle anılıyor.

cengiz aytmaytovKırgızistan’ın başkenti Bişkek’teki Aytmatov’u anma etkinlikleri kapsamında Ata-Beyit Anıt Mezarlığı’ndaki türbesinin açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev, Kırgızistan’ın Aytmatov’u yitirmesiyle çok şey kaybettiğini söyledi. Adalet ve özgürlük için canlarını veren Kırgız halkının geleceğine inandığını ifade eden Atambayev, halkın içinden Ata Manas ve Cengiz Aytmatov gibi büyük isimlerin çıkacağından umutlu olduğunu belirtti.
Bişkek ve Issık Eyalati Çolpon Ata kentinde düzenlenen ve üç gün sürecek “Cengiz Aytmatov ve onun Issık Göl Forumu” da Kırgız bakanlar ve milletvekillerinin yanı sıra, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 18 değişik ülkeden temsilcilerin katılımıyla başladı.

Forumda konuşan Kırgızistan Meclis Başkanı Asılbek Ceenbekov, Aytmatov’un Kırgız halkını ve Kırgızistan’ı temsil etmesiyle gurur duyduklarını dile getirdi.

Foruma, Sovyetler Birliği’nin son Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov da bir mesaj gönderdi. Garbaçov mesajında, 1986’da ilki düzenlenen Issık Göl Forumu’nda ele alınan konuları hala hatırladığını belirterek, Kırgız halkının gururu olarak nitelediği Aytmatov’un hatırlanmasından duyduğu memnuniyeti ifade etti.

Atatürk, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Derya Örs de forumda, Aymatov’un geride bıraktığı hayat hikayesi, eserleri ve örnek şahsiyetiyle Kırgız toplumu kadar dünyayı da etkilediğini söyledi. Örs, her zaman barış, kardeşlik ve dostluktan yana olan Aytmatov’un insanlığa bir arada yaşayabilmenin anahtarlarını sunduğunu belirtti.

Kırgızistan’nın Talas eyaletinin Şeker köyünde 12 Aralık 1928’de dünyaya gelen Aytmatov, 2008’de belgesel çekimleri için gittiği Tataristan’ın başkenti Kazan’da ani böbrek rahatsızlığı nedeniyle hastaneye kaldırılmış, Almanya’da tedavisi devam ederken hayatını kaybetmişti.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü, Türkiye sinemasının 99’uncu yaşını 12-17 Kasım’da düzenleyeceği bir dizi etkinlikle kutluyor.

sinema

Resmi tarihte Türk sinemasının başlangıcı olarak kabul edilen, Fuat Uzkınay’ın 14 Kasım 1914’te Ayastefanos’taki Rus abidesinin yıkılışını görüntülediği filmin 99’uncu yıldönümü kutlamalarına başlanıyor. Kutlamalar kapsamında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü, Fatih Kültür Merkezi ’nde 12 – 17 Kasım’da takip edilebilecek belgesel ve film gösterimleriyle panellerden oluşan bir program hazırladı. Muhsin Ertuğrul, Halit Refiğ, Metin Erksan, Erol Günaydın ve Giovanni Scognamillo için düzenlenecek saygı ve anma etkinlikleri de program kapsamında. Panel konuklarından bazıları Hülya Koçyiğit, Can Gürzap, Rasim Öztekin ve Emre Altuğ. Safa Önal ve Yılmaz Atade…

Fotoğraf hakkında yazı ararken bir blog’da fotoğrafçılara sorulan “Neden Fotoğraf çekiyorsunuz?” sorusuna verilen cevapları gördüm ve sizinle paylaşmak istedim.

Fotoğraf bir tutku olayı benim için. Öncelikle kendim için fotoğraf çekiyorum. Yani anılarımı yaşatacağım, belgeleyeceğim, sevdiklerimle paylaşacağım ve çocuklarıma miras (parayı kendileri kazansın) olarak bırakabileceğim fotoğraflar benim için ön planda. Fotoğraf hayat’ tır diye düşünürüm ve insan öğesi ağırlıklı fotoğrafları, yaşamın ta içinden olanları çok seviyorum.
İşim gereği hayatın içinden fotoğraflar çekmeye vakit bulamasam da çektiklerim benim hayatım hakkında fikir veriyor diyebilirim. Neler yapıyorum, nerelere gidiyorum, nasıl yaşıyorum? Böyle düşününce bencil bir durum da ortaya çıkıyor ama bu tüm fotoğrafçılar için böyle. Özellikle fotoğrafçılığın ticari kısmını bir kenara bırakırsak fotoğraflarla hayata fotoğrafçının gözünden bakmıyor muyuz?,

Serdal GÜZEL

Neden mi fotoğraf çekiyorum… Taraf olduğum için… Ben tarafım… halkımın yanında, onların sorunlarıyla boğuşmasında… Acılarında… Tarafım… Taraf olduğum ve içimi acıttığı için fotoğraf çekiyorum… Zaten içimizi bir şeyler acıtmazsa üretemeyeceğimize inanıyorum… Yazmadıklarımız, söyleyemediklerimiz yâda yazdığımız halde kısa sürede unutulanlar, fotoğraf sayesinde unutulmuyor… belge ayni zamanda fotograf… Devam edeceğim…

Kemal ELİTAŞ

Fotoğraf çekmediğim bazı anlarda o anların bir daha yaşanmayacağına dair kaygı duyuyorum, fotoğraf çekme arzusunun, farklılıkları fark edip o anları dondurma isteği olduğuna inanıyorum…

Yeter YEŞİL

Farklı kişiler, farklı gözler ama hepsinin ortak bir bakışı var fotoğrafa dair…

Tarihte bu söylenenleri fotoğraflarında uygulayabilenler ölümsüzleşmişlerdir çektikleri görüntülerle. Fotoğrafı yaşıyoruz, onda yaşıyoruz. Neden fotoğraf çekeriz sorusunun ardında kendimizi arıyoruz her çekilen fotoğrafta birazda…

 Murat Yazar

Makinenin arkasında duran fotoğrafçının düşünsel alanına denk düşen kareleri yakalayıp sunmasıdır. Düşünsel alan, dünyaya bakış açımız, dünyayı yorumlama çabamızdır. Fotoğraf makinesinin arkasında duran fotoğrafçıyla objektifin önündeki konu bağımsız değildir. Çünkü fotoğraf öncelikle düşünsel alanımızda oluşur. Ben makinenin arkasında durup çekim alanına birileri girsin diye beklerim. Alana gidiyorum, fotoğrafı süre giden hayatın içinden, kendi özgül koşullarıyla çekiyorum. Düş dünyamın ve onu algılayış tarzımın da kareleri bunlar aynı zamanda. Birde hayatla derdimiz olduğu için, taraf olduğum için, hayat ve yaşam felsefemin bir parçası haline geldiği içindir fotoğraf…

red ettiğimiz için…

Paşa İMREK

Kaynak: [-]

 Tüm bunlardan sonra fotoğrafın bulunmasından günümüze kadar geçen süreç ve sonunda artık cep telefonlarında dahi fotoğraf makinesi olması ve kullanılması fotoğrafa olan ilgiyi artırmıştır.

Elbette insanın doğal ihtiyaçlarından değildir Fotoğraf çekmek fakat insan olma ve tarih yazmanın teknolojik yoludur eğer bilgiyi ve olayları bir sonraki nesle ve daha sonraki nesillere aktaramayan toplumlar gelişemez. Tabi sadece aktarmak değil her aktarılışın üzerine ekleyerek yenilik katmak ve ardından tekrar kayıt altına alma arzusu insanın doğasında var.

Gerek kendi ve gerekse başkalarının yaşamı veya eşyaların, şehirlerin, tabiatın, bitkinin, hayvanın, kısaca evrende var olan şeylerin anlık kaydını tutmak ve bazen de bunu sanata dönüştürmek insana has bir özellik.

Bundan yola çıkarak anı fotoğrafı, belgesel fotoğrafı, kurgu fotoğraf, veya reklam fotoğrafı kısaca ne için olursa olsun hepimizde kayıt altına alma ve yayma isteği vardır. Kaldı ki “belgeleyemediğiniz şey asla gerçek kabul edilemez.” Gerçeğinden hareketle bir yerde var olduğumuzu, bir şeylerdeki değişimi veya bir şeylerin oluşmasını ve oluşunu nasıl yorumlarsanız yorumlayın çok az istisnai durum dışında en sağlam hali ile ispatlamanın en sade yolu fotoğraftır. Ve artık fotoğraf hayatımızda. İster üzerinde oynanmış, ister göz yanılmaları ile sabitlenmiş, nasıl ve ne şekilde olursa olsun, fotoğraf şekil değiştirse de tüm bu türlere yeni türler eklenerek ve sanata daha da girerek var olmaya devam edecek.

Tüm teknolojik ürünler gibi analog fotoğraftan dijital fotoğrafa geçiş ile teknolojinin yaygınlaşması ve ulaşılabilir hale gelen fotoğrafın çekim kalitesi söz konusu olduğu andan itibaren ve elbette basitlerden karmaşığa doğru kaydıkça fotoğrafçılığın eğitimini almak bizleri daha kaliteye götürecektir.

İşte bu noktada artık Nar Sanat yanınızda… Kurumsallaşmış bir yapıda tüm eğitimlerinde olduğu gibi M.E.B. onaylı belge ve yeterli eğitim düzeyine sahip ve deneyimli eğitmenleri ile fotoğraf eğitimine sizleri çağırıyor.

Bakırköy’de M.E.B. Onaylı fotoğrafçılık eğitimi vermeye yetkili ilk tek kurumda eğitim almanız sizi bir üst basamağa çıkartacak ve ne tür fotoğraf çekerseniz çekin fark edileceksiniz. Elbette eğitimlerin sonunda seçilen fotoğraflarınızla fotoğraf sergisine de katılacaksınız.

Şu an yeni açılacak olan sınıfımız Pazar günleri saat: 15:00-19:00 arasında.

Biz nerede miyiz?  Tıklayın

 

 

 

1–7 Mayıs 2013 tarihlerinde İstanbul, Ankara ve İzmir ve Diyarbakır’da eşzamanlı olarak başlayacak olan 8. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali filmlerinizi bekliyor.İstanbul, Ankara ,İzmir ve Diyarbakır’da  yapılacak gösterimlerden sonra bütün bir yıla yayılacak olan festival kent kent gezerek Türkiye’de Adana’dan Antalya’ya, Bursa’dan Çanakkale’ye onlarca şehri gezecek ve sınırları aşarak Kıbrıs’a, Torino’ya ve Londra’ya uğrayacaktır.

Yarışmasız, biletlerin ücretsiz olduğu Festival’in temel amacı Türkiye ve dünyadan emekçilerin yaşamlarını, mücadele deneyimlerini izleyicilerle buluşturmak, ülkemizde yoksulların, işçi ve emekçilerin filmlerinin üretimini özendirmektir.

8. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali’ne belgesel veya kısa-uzun kurmaca dalında filmleri ile başvurmak isteyenler öncelikle başvuru formunu doldurup filme dair ve filmin yönetmeninin/yönetmenlerinin olmak üzere yüksek çözünürlüklü en az iki görsel ile beraber [email protected] adresine göndermelidirler. Başvuru formunu bilgisayarınıza indirmek için lütfen www.iff.org.tr adresini tıklayınız.

Başvuru sahibi filmler bir seçici kurul tarafından izlenerek festivalde gösterilmektedir. Film seçiminde festivalin amacına uygunluk önemli bir kriterdir. Bu anlamda eleme söz konusu olabilir.
Son başvuru tarihi 15 Şubat 2013, filmlerin son teslim tarihi 5 Mart 2013’dir. Filminizin DVD formatlı iki ön izleme kopyasını aşağıdaki adreslere elden teslim edebileceğiniz gibi kargo/kurye ile de gönderebilirsiniz.

Kaynak :[-]

Festivalin açılış filmi Wong Kar Wai imzalı The Grand Master…

Sadece film seçkileriyle değil, dünyaca ünlü yapımcı ve dağıtımcıları bir araya getiren film marketi ve festival kapsamında düzenlenen etkinlikleriye Avrupa’nın en önemli film festivallerinden biri olan Berlin Film Festivali 7 Şubat’ta ünlü yönetmen Wong Kar-Wai’nin Bruce Lee’nin hayatını anlatan yeni filmi The Grand Master ile 63. kez perdelerini açıyor. Wong Kar Wai ayrıca bu yıl jüri başkanı olarak da görev yapacak.

Festivalin Panorama bölümünde gösterilecek olan Uğur Yücel’in yönettiği Soğuk ile Aslı Özge’nin yönettiği Hayatboyu festivalde dünya prömiyerlerini gerçekleştirirken, Reha Erdem‘in yeni filmi Jin de yine festival kapsamında seyirci ile buluşacak.

Bu yıl büyük ödül Altın Aslan için 19 film yarışıyor. Gus Van Sant‘ın Promised Land, Steven Soderbergh‘in Acı Reçete (Side Effects), Ulrich Seidl’in üçlemesinin final bölümü Paradise: Hope, Juliette Binoche’lu “Camille Claudel 1915”, Catherine Deneuve’lü “Elle s’en va” ve “La Religieuse” yarışmalı bölümün dikkat çeken yapımları olarak öne çıkıyor. Ayrıca bu bölümde ülkesi İran’da film çekmesi yasaklanan yönetmen Jafar Panahi ve arkadaşı Kambuzia Partovi’nin birlikte çektikleri Closed Curtain de yer alıyor.

17 Şubat’ta sona erecek olan festival nedeniyle Berlin’nin 120 bin konuk ve 4000 gazeteciyi ağırlaması bekleniyor. Yarışma dışı programda ayrıca Claude Lanzmann’ın Yahudi soykırımıyla ilgili röportajlardan ve tanıklıklardan oluşan 9.5 saatlik Shoah belgeselinin elden geçirilerek yenilenen versiyonu gösterilecek. Yarışma dışı programda diğer dikkat yapımlar arasında Ethan Hawke ve Julie Delpy’nin başrollerinde yer aldığı Before Midnight, ABD yapımı animasyon Crood’lar (The Croods) ve River Phoenix‘i çekimleri sırasında kaybettiğimiz Dark Blood bulunuyor.

 

Çin’de “Türkiye Kültürü Yılı” kutlamaları kapsamında Jackie Chan’in yönettiği ve rol aldığı Chinese Zodiac (CZ12) filminin galası ve Çin geleneksel Bahar Bayramı kutlamaları için Çin’den Başkente film yapımcıları geliyor.

Film Yapımcıları Meslek Birliği (FİYAB) Koordinatörü Ayşe Sönmez, yaptığı açıklamada, Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Radyo Televizyon İdaresi Bakan Yardımcısı H.E Zhang’ın beraberinde Çin’in önemli film yapımcılarının da Türkiye’ye gelerek Türkiye-Çin ortak işleri hakkında konuşacaklarını belirtti.

29 Ocak’ta Kentpark’ta gerçekleştirilecek filmin galasına Türkiye’den de film sektöründen katılımın olacağını söyleyen Sönmez, Çinli heyetin Türkiye’de ortak projelere imza atmak için temaslarda bulunacağını dile getirdi.

Çin’le ortak animasyon film yapılacak

Sönmez, Çin’in sinemaya çok önem verdiğini ve dünyada sinema sektöründe ikinci sıraya yükseldiğini, Çinlilerin bu gücü kaybetmemek için çok çalıştığını kaydetti.

Geçen sene Eskişehir’de gerçekleştirilen “Çin Animasyon Film Günleri”nden sonra Çinli heyetin ortak bir animasyon filmi çekmeyi kararlaştırdığını ifade eden Sönmez, Anadolu Üniversitesi işbirliğinde projeyi şekillendirmeye başladıklarını bildirdi.

Türkiye’de 2012 “Çin Kültürü Yılı” kapsamında Türkiye-Çin ortak yapımı ve Mustafa Altıoklar’ın yönetmenliğindeki “İzin Sırrı” adlı belgeselinin de tamamlandığını ifade eden Sönmez, Türkiye’ye gelen heyete belgeselden örnekler verip en kısa zamanda “İzin Sırrı”nı da düzenleyecekleri bir gala ile sunacaklarını anlattı.

Sönmez, belgesel çekerken Çin’in CCTV’nin arşivini ilk kez yabancı bir devlete açtığını, bu arşive Çinli yapımcıların bile girmesine izin verilmediğini, CCTV arşivine girebilmekten mutlu olduklarını belirtti.
Türkiye ve Çin arasındaki işbirliğin bu denli güven ve iyi niyete dayanmasının değeri animasyon filmiyle pekişeceğini vurguladı.

Türk filmleri Çin’de gezecek 

Sönmez, FİYAB’ın daha önce de Çin’de Türk filmleriyle yer aldığını hatırlatarak, Nisan ayındaki “Pekin Film Festivali”nde Türkiye panoraması yapacaklarını ve bunun için aralarında “Aşk Tesadüfleri Sever”, “Behzat Ç: Seni Kalbime Gömdüm”, “Adalet Oyunu”, “Zenne”, “Anadolu Kartalları”, “Çanakkale 1915” gibi filmlerin de bulunduğu 20 film seçkisi gönderdiklerini anlattı.

Çinlilerin Türk filmlerini başarılı bulduğunu, özellikle aksiyon ve komedi yapımlarını beğendiklerini söyleyen Sönmez, bu nedenle film festivalleri dışında, “Pekin, Şangay ve Gansu’da gezici Türk Film Günleri düzenleyeceklerini ifade etti.

Çinlilerin izledikleri filmden bir oyuncu görmeyi istediklerini, misafirperver olduklarını belirten Sönmez, gezici film günlerinde Türkiye’den de birçok oyuncuyu götüreceklerini sözlerine ekledi.

 

Kaynak : [-]  Tuğba Özgür Durmaz

SantralIstanbul-Roxy-Pera Müzesi-Cemal Reşit Rey-Istanbul Modern-PeraCaffe

Siyaseti, ekonomisi ve kültürüyle temelden bir kurulum süreci yaşayan Avrupa’nın en yeni ülkesi Kosova, sıradışı sanatçıları ile 27-29 Aralık tarihleri arasında İstanbul’un gözde kültür-sanat mekanlarına konuk oluyor.

CCK (Contours of Contemporary Kosova) Festivali, Avrupa’nın en yeni ülkesinin sanatçı, aktivist, müzisyen ve teorisyenlerini İstanbullularla biraraya getirip, pek çok ortak noktası bulunan iki ülke halkları arasındaki iletişimi kolaylaştırmayı hedefliyor.

Kendi kendini inşaa sürecinde olan Kosova’yı sanatçı, müzisyen ve düşünce insanlarının gözünden yansıtan CCK, 27 Aralık 2012 Perşembe günü Santralistanbul’da açılacak olan “Sui Generis” sergisi ile start alacak. Sui Generis, Latince’de “kenditürü” “eşi olmayan” anlamına gelen bir deyiş. Özellikle 1999 yılı sonrasında, uluslararası kurumlar ve medya tarafından Kosova’nın durumunu tarif etmek için kullanılan bu terim, Kosova’da yaşayan insanların günlük hayatının bir parçasını oluşturuyor. Sui Generis sergisi, Kosova’nın savaş sonrası döneminde ortaya çıkan ve gençlikleri savaş ile bağımsızlık dönemleri arasında geçen 10 ünlü görsel sanatçının eserlerini biraraya getiriyor. Sergi 28 Aralık 2012-15 Ocak 2013 tarihleri arası Santralistanbul Enerji Müzesi’nde ücretsiz gezilebilecek.

Pera Müzesi Oditoryumu ve İstanbul Modern’de gerçekleşecek konferans ve film gösterimlerinde; şehrin kültürel ve ekonomik platformunu yaratan aktörlerin anlatımlarından, liselerde ve köylerde insan hakları ve doğal yaşam hakkında filmler gösteren dünyanın en iyi belgesel film festivallerinden DokuFest seçkisine, kanunsuzlar ve kaçaklar üzerine önemli çalışmaları olan Sislej Xhafa’nın konuşmasından, yeni medya platformu Kosovo 2.0’ın sunumuna, ünlü sosyolog Shkelzen Maliqi ve Sezgin Boynik’in Osmanlı’nın Balkanlar ve Kosova’daki kimlik ve kültüre etkisinden, kentsel dönüşüm ve kültürel miras gibi konuların irdelenmesine dek zengin bir etkinlik yelpazesiyle, ülkedeki güncel durum masaya yatırılacak.

Festival, zengin müzik programıyla da dikkat çekiyor. Roxy, Cemal Reşit Rey ve Pera Caffe gibi mekanları Kosova’nın müzikal renklerine boyayacak etkinliklerde ünlü gitarist Petrit Çeku’nun Cemal Reşit Rey’de vereceği konser İstanbullu müzik tutkunlarına eşsiz bir müzik ziyafeti vadediyor.

Festival Ajandası

27 Aralık 2012 Perşembe (Açılış Günü)

19:00 – EnerjiMüzesi – SantralIstanbul // Festival ve “Sui Generis” Sergisinin açılış kokteyli

22:00 – Roxy // Canlı performans: Grupi Gazmor ve Shpat Deda

28 Aralık 2012 – Cuma

12:00 – Pera Müzesi Oditoryumu // Retrospektif: 90’lardan yeni medyaya Kosova ve Yugoslavya’da medyanın konumu

14:00 – Pera Müzesi Oditoryumu // Kosova kimliğindeki çelişkiler

16:00 – Pera Müzesi Oditoryumu // Kentsel dönüşüm ve Prizren tarihi şehri

20:00 – Cemal Reşit Rey konser salonu // Petrit Çeku solo konseri

29 Aralık 2012 – Cumartesi

12:00 – Istanbul Modern // DokuFest: Şehirdeki kültürel ve ekonomik kalkınmada festivalin rolü

14:00 – Istanbul Modern // Film gösterimi: Shkurtë e Shqip

16:30 – Istanbul Modern// Sanatçı konuşması: SislejXhafa

21:00 – PeraCaffe // Jazz gecesi: Trio of Love & Gipsy Groove

 Kaynak :[-]

François Caillat’ın belgeselleri Pera Film’de

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, 11-26 Ocak’ta ”Aklın Gözü: François Caillat Belgeselleri” ile 12-30 Ocak’ta ”Yeni Yılda Deneysel Masallar” programlarına ev sahipliği yapacak. 

Müzeden yapılan açıklamaya göre, yeni yılın ilk programında, l’Institut Français işbirliğiyle, François Caillat’nın 4 belgeseli gösterilecek.

Caillat’nın çalışmaları arasından farklı temaları inceleyen ”Aklın Gözü” programında, tarih, zaman ve bellek kavramlarını belirli olaylara odaklanarak araştıran belgesel filmler izlenebilecek.

”Aklın Gözü” programına paralel sunulan ”Yeni Yılda Deneysel Masallar”, François Caillat’ın seçtiği 5 belgeselden oluşuyor.

Pera Film ve l’Institut Français işbirliğinde gerçekleştirilen program, yönetmenin, çok fazla bilinmeyen, hatta gösterime girmemiş belgeseller arasından yaptığı bir seçkiyi sunuyor.

Belgesel film yapımcılığının estetik açıdan başarısını gözler önüne seren seçki, gözden uzak, alternatif ve deneysel olanı, motif, stil ve metot sayesinde yakalayarak, görselliği ön planda çarpıcı hikayeler yaratabilme yetisini de beyaz perdeye taşıyor.

9-16 Mayıs 2013 tarihleri arasında yapılacak 16.Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali için başvurular başladı. Uçan Süpürge, amatör ve profesyonel sinemacıların yeni filmlerini bekliyor.

 Başkent bir yılı daha geride bırakmaya hazırlanırken, Uçan Süpürge, 2013’ün mayıs ayında düzenleyeceği Uluslararası Kadın Filmleri Festivali için hazırlıkları hızlandırdı. Ankara’nın en eski ve en sevilen kültür-sanat etkinliklerinden olan Festival, 9-16 Mayıs 2013 tarihleri arasında 16. kez gerçekleştirilecek.
Amatör ve profesyonel ayrımı yapmaksızın sinema alanında üretimi olan kadınlara kapılarını açan Festivale başvurular başladı. Festivale son bir yılda yapılmış uzun metraj, belgesel, kısa ve canlandırma filmlerbaşvurabiliyor.

Başvurular için son tarih 1 Mart
Uçan Süpürge yalnızca kadın yönetmenlerin eserlerine yer veriyor, ancak, yönetmenlerinden biri kadın olan filmler de festivalde gösterim şansı bulabiliyor.  Başvuru için Uçan Süpürge’nin sitesindeki formu doldurup beraberinde filmin bir DVD kopyasını göndermek yeterli. Festivale başvurular için son tarih 1 Mart 2013.

Festival Ankara’yı bırakmıyor

Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, 1998 yılından beri kadınların sinemadaki üretimlerini paylaşmalarına, sanat yoluyla güçlenip dayanışmalarına zemin oluşturuyor. Ankara’nın kültür göçüyle iyice kuraklaşan kültür-sanat ortamında kalmayı tercih eden ve bütün ısrarlara rağmen festivalini sanatın merkezileştiği kentlere taşımayanUçan Süpürge, 16. festivalini de Ankara’da yapacak. Seyircilerinin desteği ve kadınların güçlenmesini isteyen kurumların katkılarıyla bu yaşa gelen festival mayıs ayında seyircilerini zengin bir programla karşılayacak.

Kadınlar hayata filmlerle bakıyor

Festivalde yepyeni filmlerin yanı sıra, güncelliğini yitirmemiş başyapıtlar da seyirciyle buluşuyor. Çocuk gelinlerden eşcinsel evliliklerine, savaşlardan barış düşlerine, aktif siyasetten çevre sorunlara, yemekten aşka kadar pek çok konuyu kadın yönetmenlerin gözüyle sinemaya taşıyan Festival, dünyanın dört bir köşesinden en iyi kadın filmlerini başkentli sinemaseverler için getiriyor.

Başvuru formu için;  festival.ucansupurge.org 

 

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO) Ocak ayında piyano dünyasında enerjik ve uyumlu birliktelikleriyle bilinen, kariyerlerinin zirvesindeki piyano ikilisi Katia ve Marielle Labèque kardeşleri ağırlıyor.

BİFO’nun konuğu olarak ilk kez İstanbul’a gelen Labèque’ler, BİFO Onursal Şefi Gürer Aykal yönetimindeki “Kentin Karmaşasında İki Piyano” konserinde, Poulenc’in “İki Piyano için Konçerto”sunu seslendirecekler. Gecede BİFO ayrıca Borusan Kültür Sanat tarafından ZeynepGedizlioğlu’na sipariş edilen yeni eserin de dünya prömiyerini gerçekleştirecek.

İstanbullu müzikseverlerin de yakından tanıdığı, birbirlerini ying ve yang gibi tamamlayan karakterleri ve müzikaliteleri ile tüm dünyada ayakta alkışlanan Katie ve Marielle Labeque kardeşler, BİFO’nun konuğu olarak 17 Ocak Perşembe akşamı ilk kez İstanbul’da konser verecek. Labeque’ler, BİFO Onursal Şefi Gürer Aykal yönetiminde, 20. yüzyılın dinamizmi ve heyecanını taşıyan, Poulenc’in İki Piyano için Konçertosu ile dinleyenleri büyüleyecek. Ardından özgün yapıtlarıyla dünyada adını başarıyla duyuran çağdaş bestecilerimizden Zeynep Gedizlioğlu’nun, Borusan Kültür Sanat’ın siparişi üzerine bestelediği yeni yapıtının dünya prömiyeri, Gürer Aykal yönetimindeki BİFO tarafından gerçekleştirecek. Konserin ikinci yarısında BİFO, Çaykovski’nin “Polonyalı” olarak bilinen 3. Senfoni’sini seslendirecek.

Katia & Marielle Labèque hakkında:

 Küçük yaştan bu yana tutkunu oldukları müziğin peşinden giden piyano ikilisi Katia & Marielle Labèque kardeşler, Semyon Bychkov, Sir Colin Davis, Charles Dutoit, Sir John Eliot Gardiner, Kristjan Järvi, Paavo Järvi, Zubin Mehta, Sir Simon Rattle ve Esa-Pekka Salonen gibi dünya çapında şeflerin yönetiminde, düzenli olarak Berlin Filarmoni, Bavyera Radyo Senfoni, BostonSenfoni, Chicago Senfoni, Cleveland Orkestrası, Londra Senfoni, Los Angeles Filarmoni gibi saygın orkestralarla çalıyorlar.  Yakın zamanda Gershwin’in Rhapsody in Blue’su ve Bernstein’ın Batı Yakası’nın Hikâyesi  kayıtlarını yayımlayan Labèque’ler, kurdukları KML Vakfı aracılığıyla iki piyano repertuarının geliştirilmesi üzerine çalışmalar yürütüyorlar. 2012 yılında Pedro Almodovar’ın yapımcılığını üstlendiği, Felix Cabez imzalı The Labèque Way müzikal-belgeseli büyük ilgi gören piyano ikilisi, solo kariyerleriyle de dikkat çekiyor. Katia Labèque, 2009 yılında yayınlandığı solo albümü Shape Of My Heart için Sting, Herbie Hancock, Chick Korea ve Gonzalo Rubalcaba gibi efsanevi müzisyenlerle çalışmıştı.

KENTİN KARMAŞASINDA İKİ PİYANO

Gürer Aykal şef

Katia & Marielle Labèque iki piyano

Program:

Gedizlioğlu: Yeni sipariş edilen yapıtın dünya prömiyeri

Poulenc: İki Piyano için Konçerto, Re minör

Çaykovski: 3. Senfoni, Re Majör, Op. 29, “Polonyalı”

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO) konserlerinin biletleri tüm Biletix satış kanallarından temin edilebilir.

 Kaynak :[-]