Bir Fiba Grubu şirketi olan Türkiye’nin önde gelen ticari gayrimenkul yatırımcılarından Fiba Commercial Properties’in (Fiba CP) Romanya’daki iştiraki Anchor Grup, Romen sanatçıları İstanbullu sanatseverlerle buluşturdu.

Geçen sene Fiba Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Özyeğin’in fikir önderliğinde Contemporary İstanbul kapsamında başlatılan, bu sene de güçlenerek devam eden “Galeri Destek Programı” dahilinde üç Romen Sanat Galerisi, Contemporary İstanbul’da yer aldı. İlk kez 2017 yılında Özyeğin ailesinin Romanya’daki yatırımı Anchor Grup bünyesindeki Bucuresti Mall ile başlatılan “Galeri Destek Programı” bu yıl daha da genişletildi. FibaCP ve iştiraki Anchor Grup, bu sene de iki galeriden 10 eserin İstanbul’da sergilenmesine destek verdi.

Galeri Destek Programı’na sunduğu katkı nedeniyle Contemporary İstanbul’un düzenlediği özel toplantıda Fiba Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Özyeğin adına teşekkür plaketi alan Fiba Commercial Properties CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Yurdaer Kahraman, grup olarak sanata verdikleri değeri vurguladı. Kahraman, “21 yıldır Romanya’da faaliyet gösteriyoruz. Romanya bizim değer verdiğimiz bir destinasyon. Bu coğrafyada yaptığımız projelerin takdir edilmesi bizi onurlandırıyor. Sanata destek verdiğimiz için mutluyuz” dedi.

Romen sanatçıları İstanbul’daki sanatseverlerle buluşturmanın büyük bir gurur olduğunu anlatan Anchor Grup Genel Müdürü Affan Yıldırım, “Romanya’da 20 yılı aşkın süredir bulunuyoruz. Bu süre zarfında sadece ekonomiye değil, sanata da destek olmaya çalışıyoruz. Bu anlamda farklı sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştiriyoruz. 21. yılımızda Romen sanatçılarını ve sanat galerilerini Türkiye’deki sanatseverlerle buluşturmak bizim için çok anlamlı” dedi.

Unesco tarafından ‘Yaşayan İnsan Hazinesi’ kabul edilen ve 25 Eylül 2012’de vefat eden Neşet Ertaş Kartal Belediyesi tarafından hazırlanan programla anıldı.

Abdallık geleneğinin son temsilcisi Neşet Ertaş’ın ölümünün 6. yılında Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen anmaya Kartal Belediyesi Başkan Yardımcıları Ali Apaydın, Gökhan Yüksel, Cengiz Türkmen, Cumhuriyet Halk Partisi Kartal İlçe Başkanı Muammer Çelebi ve Kadın Kolları Başkanı Nejla Erdem, Kartal Belediyesi Meclis Üyeleri, Kartal Belediyesi Birim Müdürleri, Kartallı Muhtarlar, Kırşehirliler Derneği Üyeleri, Siyasi Parti Temsilcileri, Sivil Toplum Kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda Neşet Ertaş hayranı katıldı.

Gecede Yılmaz Özdemir, bozkırın tezenesi ve bozkırın garip bülbülü Neşet Ertaş’ın hayatını anlattı ve kendi yazmış olduğu “ Neşet Ertaş” şiirini salonu dolduran konuklarla paylaştı. Yılmaz Özdemir’in okuduğu şiirin ardından Türk Halk Müziği sanatçısı İsmail Altunsaray sazıyla ve sesiyle Ertaş’ın türkülerini seslendirdi. “Ahirim sensin”, “Zahidem”, “Gönül dağı”, “Bir bakışta yaktın beni” gibi birçok türküsüyle gönüllere taht kuran Neşet Ertaş’ı anma gecesinde duygu dolu anlar yaşandı.

Gecenin sonunda Kartal Belediyesi Başkan Yardımcısı Gökhan Yüksel, “Değerli Kartallılar unutulmaz bir akşam yaşadık. Birbirinden güzel türküleri üstadımın dilinden dinledik. Büyük üstat sahneye çıkmadan önce diyordu ya; – Bizimkiler burada mı? Kırşehirliler burada mı? Ama sonra sahneye çıktı ve baktı ki Türkiye’nin her yerinden insan var. Bir baktı ki Neşet Ertaş Türkiyeli olmuş. Neşet Ertaş bizim en büyük değerlerimizden biri olmuş. Kartal Belediyesi olarak Sayın Belediye Başkanımız Altınok Öz’ün öncülüğünde Neşet Ertaş’ı Kartal Meydanı’nda Kartallılarla buluşturmanın onurunu ve gururunu yaşıyoruz. Vefat etmeden önce o muhteşem gecede büyük ustayı Kartallılarla buluşturmuştuk. Bugün de onun anısına değerli sanatçımız bize unutulmaz bir akşam yaşattı. Bu yüzden çok çok teşekkür ediyorum. Ve plaketimizi sizleri Kartallıları hatırlaması için kendisine sunuyorum. Sanatın, kültürün, değerlerimizin başkenti Kartal’da bu gecede bizimle birlikte olduğunuz için çok teşekkür ediyorum” dedi. Plaketi alan İsmail Altunsaray, “Neşet Ertaş’ın ruhu adına bu gecede burada olan bütün herkese teşekkür ediyorum. Dünya var oldukça Neşet Ertaş’ın ruhu da var olacaktır” dedi. Dünya Kırşehirliler Derneği üyeleri de sanatçıya teşekkür ederek çiçek takdiminde bulundu.

Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 55’incisi gerçekleştirilecek Uluslararası Antalya Film Festivali, 29 Eylül’deki açılış öncesi anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yapacak. Festivalin sanatsal afişine de imza atan dünyaca ünlü ressam Ahmet Güneştekin ve ‘Çoban Ressam’ olarak adını duyuran Sinan Demir, 28 Eylül’de çocuklarla birlikte Antalya’nın Korkuteli İlçesi’nde Ulucak İlköğretim Okulu’nun duvarını boyayacak.

Çocuklara özel gösterim
Bu yıldan itibaren sanatçıların eserlerini afişine taşıyacak olan festival, Ahmet Güneştekin’in 2015 yılında Venedik Bienali’nde sergilendiğinde büyük ses getiren ‘Adem ile Havva’ serisinden bir tablosunu festivalin sanatsal afişine taşımıştı. Boyama etkinliğinin ardından çocuklar, festivali çocukların ayağına getiren Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin önemli projesi Festival Tırı’yla sinema keyfi yaşayacak.

Yeni sezonda da dopdolu ve dinamik bir program hazırlayan Garanti Caz Yeşili, cazseverlere benzersiz bir müzik ziyafeti sunmaya devam ediyor. Ekim ve Kasım ayları boyunca yetenekli müzisyenlerin sahne alacağı konserler, Nardis Jazz Club, Babylon ve Zorlu PSM’de tüm coşkusuyla sürüyor. Dünyanın farklı bölgelerinden gelen ve farklı tarzları harmanlayan caz seçkisi, sonbahar-kış sezonu boyunca eşsiz tınılar ve renkli sahne performanslarıyla içimizi ısıtmaya hazırlanıyor.

Sevilen dizi “True Detective”in müziklerinin yaratıcısı Lera Lynn, Zorlu PSM sahnesinde

23 – 24 Ekim tarihlerinde Nardis Jazz Club’da sahne almaya hazırlanan Brezilyalı bas virtüözü Michael Pipoquinha’nın ardından, 8 Kasım Perşembe “Ought” ve 9 Kasım Cuma “Submotion Orchestra” Babylon’da cazseverlerle buluşacak. 17 Kasım Cuma günü ise “Joan Osborne Sings the Songs of Bob Dylan”, Zorlu PSM’de dinleyicileriyle bir araya gelecek.

Kült televizyon serisi “True Detective”in müziklerinin arkasındaki dâhiyane isim, çağdaş Amerikan folk sahnesinin yükselen yıldızı Lera Lynn de Garanti Caz Yeşili konserleri kapsamında 22 Kasım’da yine Zorlu PSM’de sahne alacak.

Michael Pipoquinha

23 Ekim Salı – 24 Ekim Çarşamba

Nardis Jazz Club

Henüz 22 yaşında olan genç bas virtüözü Michael Pipoquinha, Youtube’da yayınladığı videolar ile yeteneklerini dünyaya tanıttı. Brezilya Fortaleza Bas Festivali, Guaramiranga Caz ve Blues Festivali ve Rio das Ostras Festivali gibi enstrümantal müzik alanında önemli etkinliklerde sahne aldı. İlk albümü olan Cearencinho, 2014 yılında yayınlandı. Etkinlik Saati: 22:00

Ought

8 Kasım Perşembe / Babylon

Dörtlü, 2012 yılında kendi kaydettikleri EP “New Calm”ın ardından 2014 yılında çıkış albümleri “More Than Any Other Day”i yayınladı. Başarılı çıkışları, 2015 yılında raflarda yerini bulan ikinci albümleri “Sun Coming Down” ile devam etti. Ekip, vibrafon, kendine özgü gitar tınıları, drum machine’ler ve 70 kişilik bir koro ile sahip olduğu güçlü post-punk sound’unu genişletmeyi başardı.Garanti kredi kartı sahipleri konsere %20 indirimli bilet satın alabilirler. Etkinlik Saati: 21:30

Submotion Orchestra

9 Kasım Cuma / Babylon

2010’da yayınladıkları çıkış albümleri “Finest Hour” ile electronica, jazz, soul ve downtempo’yu harmanlayarak kendilerine özgü bir sound yakalayan Submotion Orchestra, kısa sürede kitlelere ulaşmayı başardı. 2012’den beri Glastonbury, Bestival, London Jazz Festival, The Big Chill gibi Avrupa’nın önemli festivallerinde yer alarak isimlerini duyurdular. Bu sene yayınlanan 5. albümleri Kites grubun kişisel hikayelerinden ilham alarak yakaladıkları 10 adet polaroid fotoğrafın etrafında kurulan 10 şarkıdan oluşuyor. Garanti kredi kartı sahipleri konsere %20 indirimli bilet satın alabilirler. Etkinlik Saati: 22:30

Joan Osborne Sings the Songs of Bob Dylan

Saygın, tutkulu bir performans sanatçısı ve duygusal bir söz yazarı olan Joan Osborne, kendi jenerasyonunun en saygın seslerinden biri olmayı başardı. Yedi Grammy müzik ödülü adaylığı bulunan, dünya çapında milyonlarca albümü satılan Osborne, son projesi “Songs of Bob Dylan” ile dünya turnesine çıkmaya hazırlanıyor. Songs of Bob Dylan albümüyle vokal dehasını tüm saflığıyla ortaya koyan Osborne, Bob Dylan’ın sevilen şarkılarına feminist bir yorum katarak yeni tatlar yaratıyor. Garanti kredi kartı sahipleri konsere %20 indirimli bilet satın alabilirler. Etkinlik Saati: 20:30

Lera Lynn

22 Kasım Perşembe / Zorlu PSM

2011’de çıkardığı ilk albümü “Have You Met Lera Lynn?” ile çağdaş müzik sahnesinin aktif oyuncularından biri haline gelen Lera Lynn, büyüleyici sesi ile şarkıcı-söz yazarları arasında sağlam bir yer edindi. İlk albümüyle adını duyuran Lynn’in ikinci albümü “The Avenues” ile HBO draması True Detective’in yapımcılarından T-Bone Burnett’ın dikkatini çeken Lynn, kısa sürede dizinin müziklerini bestelemeye başladı. Garanti kredi kartı sahipleri konsere %20 indirimli bilet satın alabilirler. Etkinlik Saati: 20:30

İzmir Devlet Opera ve Balesi 2018-2019 sezonunu 1 Ekim’de Carmina Burana balesi ile açıyor.

1.Uluslararası Efes Opera ve Bale Festivali’nde binlerce sanatseverin beğeni ile izlediği Carmina Burana balesi, 1 Ekim 2018 Pazartesi günü saat 20.00’da Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde sunulacak.

İZDOB yeni sezonda; 7 opera, 1 operet, 8 bale, 1 kantat, 3 çocuk oyunu ile onlarca konseri İzmirli sanatseverlerin beğenisine sunacak.

Geçen yıllarda olduğu gibi; Elhamra Sahnesi’nin yanı sıra İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi, Dokuz Eylül Üniversitesi’ne ait Sabancı Kültür Sarayı, Bornova Kültür Merkezi’nde, Ege Üniversitesi’ne ait Atatürk Kültür Merkezi, Kültürpark Atatürk Açıkhava Tiyatrosu’nda da etkinlikler sunulacak.

İzmir Devlet Opera ve Balesi’nin 2018-2019 sezonunda sahneleyeceği YENİ ESERLER şunlar:

Palyaçolar “opera”
Pietro Mascagni’nin Cavalleria Rusticana ve Ruggiero Leoncavallo’nun Palyaçolar adlı operaları 23 Ekim 2018 tarihinden başlayarak İzmirli sanatseverlerin izlenimine sunulacak. Şef Tulio Gagliardo ve Vladimir Lungu yönetiminde sahnelenecek olan eserlerin rejisini Haldun Özörten üstleniyor.

Fındıkkıran “bale”
Piyotr Ilyic Çaykovski’nin ölümsüz balesi Fındıkkıran, 22 Aralık 2018 tarihinde prömiyer yapacak. Eser, şef Tolga Taviş yönetiminde ve Mehmet Balkan koreografisiyle sahnelenecek.

Bach Kahve Kantatı
9 Ocak 2019 tarihinden başlayarak sahnelenecek olan Johann Sebastian Bach’ın Kahve Kantatı sezon boyunca sanatseverlerin izlenimine sunulacak.

Zarzuela Akşamı “zarzuela”
Ülkemizde ilk kez sunulacak olan bu gösteri 23 Şubat 2019’da prömiyer yapacak. Gösteri, İspanyol ulusal şarkılarının en seçkin örneklerinin büyük orkestra ve danslar eşliğinde sahnelemesi olarak İzmirli sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Zarzuela Akşamı Tulio Gagliardo yönetiminde konuk İspanyol koreograf Carlos Vilan’ın sahne düzeni ile sahnelenecek.

Lucia di Lammermoor “opera”
Gioacchino Donizetti’nin dünya opera sahnelerinde en çok oynanan eserlerin başında gelen bu operası, 11 Nisan 2019 tarihinden başlayarak operaseverlerin beğenisine sunulacak. Eser, şef Alessando Cedrone yönetiminde sahnelenecek.

Geçen sezonlarda sahnelenen ve bu sezonda da yinelenecek eserler:
Giacomo Rossini’nin komik operası Sevil Berberi, Carl Orff’un aynı adlı eserinin müziği ve Robert North’un koreografisiyle sahnelenecek olan Carmina Burana balesi bu sezonda sahnelenmeye devam edecek. Bach Alla Turca ve Dansın Rengi adlı birer perdelik baleler sezon programı içinde yer alacak. Çaykovski’nin çeşitli eserlerinden alınan ve Tolga Taviş tarafından düzenlenen müziği eşliğinde sahnelenmekte olan Romeo ile Juliette balesi bu sezonda da sahnelenmeye devam edecek. Geçen sezon prömiyeri yapılan Giuseppe Verdi’nin La Forza del Destino adlı operasın sahnelemesi sürdürülecek. Birkaç yıldır oynanmakta olan Tolga Taviş’in Hekimoğlu adlı operası yinelenmeye devam edecek. Mozart operaları içinde önemli bir yere sahip Don Giovanni operası da programda yer bulacak. Minyatür ve Gece adlarıyla sahnelenen birer perdelik baleler yine sezon programında yer alıyor.

İzmir Devlet Opera ve Balesi’nin geleneksel hale getirdiği ve Alsancak Rotary Kulübü işbirliğiyle yapılmakta olan Ulusal Genç Solistler Yarışması bu sezonda da yapılmaya devam edecek.

Çocuk Oyunları:
Bu sezon programında yer alan çocuk oyunları da şunlar: Murat Cem Orhon’un müziği Zeynep Ergüven’in metni ile Şekeronya ve Hülya Nüfusçu’nun çeşitli bale müziklerini kullanarak sahneye koyacağı Kırmızı Çiçeğin Rüyası adlı çocuk balesi ve Haldun Özörten’in Sihirli Dünya adlı çocuk oyunu.

Karanlık pop’un elektronik ve en sevilen yüzlerinden olan Aurora, bu sene üçüncüsü gerçekleşecek olan Mix Festival’inde sahne almaya hazırlanıyor.

Birbirinden farklı müzik türlerini 2 günlük bir festivale sığdıran Mix Festival’i bu yıl üçüncü kez düzenlenecek. Zorlu PSM’nin farklı salon ve alanlarının kullanıldığı festival bu yıl, 16 – 17 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilecek. İlk akşamında dansın son zamanlarda konuşulan elektronik müzik ikilisi Polo&Pan sahne alacak. İkinci akşam pistin ritmi karanlık pop’un elektronik ve güzel yüzü Aurora’ya emanet olacak.

Peki festivalde başka kimler var?

Fransa’nın en sevilen elektronik duo’larından Her, indie’nin Montpellier hali Kazy Lambist, iki kuzenin elektronik müzik ekseninde büyüleyici şarkılar yarattığı proje Otzeki, multi enstrümantalist kimliğini büyülü bir sesle dinleyicilere sunan Sophie Hunger, Barselona dans müzik sahnesinin dahi DJ ve yapımcısı Undo, house ve minimal techno’nun Fransa temsilcileri Losless, R&B ve elektronik harmanı müziklerini Londra’dan dünyaya taşıyan Tender, elektronik müzik prodüktörü Emancipator’ın canlı performanslarıyla sahnede olduğu grubu Emancipator Ensemble, Türkiye’de gerçekleşmiş birçok festivalde setleriyle katılımcıları dans pistinde soluksuz bırakan Mabbas, 70’lerin Türkçe şarkılarına getirdikleri sıra dışı yorumla eşsiz disco ritmler yaratan Hey! Douglas, Türkiye’nin en başarılı psychedelic müzik gruplarından BaBa Zula, Türkçe funk ve psychedelic şarkıları dans pistine uyarlayan oluşum Turkish Edits, deep tech ve etnik elektronik müziğin birlikteliğini dansla sunan Monality, mix’leriyle ünü ülke sınırlarını aşan Barış K, dikkat çeken isimler arasında…

Türk Halk müziği yorumcusu olan, besteci ve şair Ruhi Sarı ölümünün 33.yılında anıldı. Şişli Belediyesi ile Ruhi Su Kültür ve Sanat Derneği’nin, Cemil Candaş Kent Kültür Merkezi’nde düzenlediği geceye, Ruhi Su dostları ve sevenleri katıldı.

Ruhi Su’nun aynı adlı eserinden yola çıkılarak “Mahsus Mahal” ismi verilen etkinlikte, Ruhi Su Kültür ve Sanat Derneği Başkanı Ilgın Su teşekkür konuşması yaptı.

Sanat yönetmenliğini Emin İgüs’ün üstlendiği gecede, Ruhi Su Dostlar Korosu, sanatçının eserleri başta olmak üzere farklı eserler seslendirdi.

Gecenin sunuculuğu oyuncu Orhan Aydın üstlenirken, şarkı aralarında Ruhi Su’ya ait şiirlerin yanı sıra onun hakkında kaleme alınmış yazılar okundu.

Boran Mert’in bağlamasıyla Ruhi Su Dostlar Korosu’na eşlik ettiği anma etkinliğinde, Tuncer Tercan ve Muammer Ketencoğlu da sahne aldı.

Ruhi Su’yu tanıyalım

Mehmet Ruhi Su, 1912 yılında Van’da doğdu. Memur olarak çalışan babasının tayini nedeniyle çocukluğunun büyük bir bölümünü burada geçirdi. Genç yaşlarda babasını ve kısa zaman sonra da annesini kaybetti.

Gençlik yıllarını yanlarına verildiği yoksul bir aile ve daha sonra da öksüzler yurdunda geçirdi. Bir ara İstanbul’da askeri okullarda okudu, ancak müzik sevgisi onu yeni arayışlara itti.

Adana Öğretmen Okulu’nda okurken, Ankara’ya Müzik Öğretmen Okulu’na (Musiki Muallim Mektebi) girmeyi başardı.1942`de Ankara Devlet Konservatuarını`nın Şan bölümünü bitirdi. Aynı yıllarda sırasıyla Ankara Cebeci İkinci Ortaokulu`nda sonra Hasanoğlan Köy Enstitüsü`nde müzik öğretmenliği yaptı.

Cumhurbaşkanlığı Orkestrası’na seçildi, konservatuarın opera bölümünde de okudu ve daha sonra da Devlet Operası’nda çalıştı. Devlet Operası sanatçısı olarak, Bastien Bastienne, Satılmış Nişanlı, Madame Butterfly, Fidelio, Tosca, Yarasa, Aşk iksiri, Rigoletto, Figaro’nun Düğünü, Maskeli Balo ve Konsolos gibi operalarda rol aldı.

Ankara Radyosu`nda 15 günde bir yayınlanan türkü programları düzenledi; Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi`nde büyük bir koro oluşturdu. Aldığı klasik batı müziği eğitimi türkülerinin yorum ve icrasına yaklaşımının kurumsal temelini oluşturdu.

Ruhi Su, 1952-1957 yılları arasında 1951 Türkiye Komünist Partisi (TKP) tevkifatı dolayısı ile hapis yattı. 1960’ta İstanbul’da Taksim Belediye Gazinosu’nda sahneye çıkan Ruhi Su, bir yandan da halk türkülerini kaydedip, arşivleme görevini üstlendi. Bu arada radyoda da ‘Basbariton Ruhi Su Türküler Söylüyor’ anonsuyla sunulan bir radyo programı yaptı. Bu programlardan birinde söylediği “Serdari Halimiz Böyle N’olacak? Kısa çöp uzundan hakkın alacak” türküsü nedeniyle radyodaki işine son verildi.

Söylediği türkülerdeki siyasi vurgular yüzünden aleyhinde kampanyalar başlatılan ve işini kaybeden sanatçı, türküleri derleyip, yeniden yorumlama işine kendi başına devam etti. 1975’te Dostlar Korosu’nu kurdu. 1978’den sonra ürettiği kasetlerle halk müziğinin, yaygınlaşmasına büyük katkıda bulundu.

Ruhi Su, 12 Eylül yönetiminin engellemeleri yüzünden yurtdışında tedavi şansı bulamadı ve 20 Eylül 1985’te öldü. Mezarı İstanbul Zincirlikuyu’dadır. Ruhi Su’nun cenaze törenine binlerce kişi katıldı ve cenaze 12 Eylül döneminin ilk büyük kitle gösterisi haline dönüştü. Cenazede gözaltına alınan 163 kişi İstanbul siyasi şubede 15 gün süreyle gözaltında tutuldu.

Alevi Deyişlerini okudu, Pir Sultan’ın, Hatayi’nin ve diğer ozanların deyişlerini yorumladı. Nazım Hikmet’in şiirlerini ilk besteleyenlerdendir. 1954’te hapisteyken söylediği Mahsusmahal adlı türküsüyle ünlendi.

Ruhi Su, ölümüne kadar 16 tane 45’lik plak, 11 uzunçalar çıkardı. Ölümünden sonra kurulan Ruhi Su Kültür ve Sanat Vakfı aracılığıyla eşi Sıdıka Su (ölümü-18 Ekim 2006) ve oğlu Ilgın Su özel arşivlerdeki ses kayıtlarından yararlanarak plak, kaset ve CD üretimini sürdürdüler.

Red Bull Music Festival İstanbul, 26-30 Eylül 2018 tarihlerinde, 5 güne yayılan festivalde 4 farklı konsept yapmayı planlıyor. Film gösterimleri, birbirinden farklı iki sergi ve 60’a yakın sanatçıyla İstanbul’u büyülemeye geliyor.

7 farklı mekanda farklı müzik türlerini bir arada sergileyecek olan festival kapanışı Red Bull Music Academy’nin 20’nci yaşının 12 saat aralıksız müzikle 29 Eylül’de Beykoz Kundura’da kutlanacağı “20 Years of RBMA: A Celebration” sahnesinde yapacak.

Uluslararası bir müzik enstitüsü olarak 1998 yılında Berlin’de kurulan Red Bull Music Academy, Red Bull Music Festival temalarından en sonuncusunu oluşturuyor. 20’nci yaşı Red Bull Music Festival Istanbul’da 12 saat aralıksız müzikle kutlanacak olan RBMA gecesinde işitsel olduğu kadar görsel şölenler de yer alacak.

29 Eylül Cumartesi akşamı Beykoz Kundura Fabrikası’nın büyüleyici atmosferinde gerçekleşecek olan gecede Rave sahnesinde Robogeisha ve Seretan, Sassy J ve Volcov, John Talabot ve Axel Boman’ın projesi Talaboman ve ardından sabahın ilk ışıklarında Barış K ve Vladimir Ivkovic B2B performans sergileyecek.

Gecenin Experimental (deneysel) sahnesinde ise Pan Daijing, The Bug vs Miss Red, İpek Görgün ve Fennesz ortak performansı ile Dopplereffekt yer alacak.

Beyoğlu’nun en değerli sinema salonlarından olan ve ” Kapısı Sokağa Açılan” sloganıyla hizmet vermekte olan Beyoğlu sineması, geçtiğimiz yıl kapanmak üzere bile oldu. Ama sinemaseverlerinde desteğiyle küllerinden yeniden doğdu. Beyoğlu sineması, “sadakat kart” programıyla yeniden eski güzel günlerine dönmeyi planlıyor.

Hem İstanbul, hem bağımsız filmler hem de sinema sektörü açısından önemli bir konuma sahip olan  Beyoğlu Sineması, geçtiğimiz yaz kapanacağını duyurmuştu. Kapısı sokağa açılan son sinemalarından olan sinema için sinemaseverler bir araya gelmiş ve salonun kapanmasını engellemişti.

Sinemaseverlerin oluşturduğu ‘sadakat kart’ projesiyle 2 bine yakın kişi Beyoğlu Sineması’na destek vermiş, bu sayede birikmiş borçlar taksit taksit ödenmeye başlamıştı. Sinema o günden beri daha güçlü bir şekilde hizmet vermeyi sürdürüyordu.

Yenilenen sinemaya Onur Ünlü’den tanıtım filmi

Yenilenen Beyoğlu Sineması Kartı’nın tanıtım filmini kendisi de Beyoğlu Sineması seyircisi olan Onur Ünlü çekti. Ünlü hiçbir yerde gösterime girmemiş filmi Kırık Kalpler Bankası’nın üç gösterim hakkını geçen yıl bedelsiz olarak Beyoğlu Sineması’na vermişti.

Bu yıl da reklam filmiyle sinemaya olan desteğini yineledi. Filmde yine geçen yıl sinemayı yaşatma mücadelesine tam destek veren Hazal Kaya ve Serkan Keskin rol aldılar. Serkan Keskin, filmde sözünü gibi Beyoğlu Sineması Kartı’nın tüm İstanbul’a dağıtılan afişlerinde boy göstermişti.

Keskin’in kafasındaki şapka gerçekten de illüstratör Zeynep Özatalay’ın marifetiydi. Hazal Kaya’nın yine filmin sonunda geçen sinemada çalışma hikayesi de yaşanmış bir hikaye. Teyzesi Mine Bıçak vaktiyle Beyoğlu Sineması gişesinde çalışmış; Kaya da çocuk yaşta teyzesi sayesinde gişede çalışma olanağı bulmuş, bilet satmış.

Filmin çekimleri Galatasaray’daki Gölge Kahve’de gerçekleştirildi. Tanıtım filmi önümüzdeki günlerde Beyoğlu Sineması’nın perdesinde de dönüyor olacak.

Troya Antik Kenti’nin UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesine Kabulü’nün 20. yılında Cumhurbaşkanlığı himayelerinde ve Kültür ve Turizm Bakanlığınca 2018 yılı ‘’TROYA YILI’’ ilan edilmişti. Troya’nın Anadolu’nun kadim değeri olarak dünyaya tanıtılması için uluslararası ölçekte bir kültür ve turizm hamlesi olarak başlatılan Troya Yılı Çanakkale Valiliği ev sahipliğinde tüm hızıyla devam ediyor.

Troya’nın UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne kabulünün 20.yıldönümü ve Avrupa’da Kültür Mirası Yılı ilan edilmesi nedeniyle 2018, ‘Troya Yılı’ ilan edilmişti. Troya Yılı ile antik kentin dünyanın 7 kıtasına yayılmış olan uluslararası bilinirliği güçlü bir iletişim aracı olarak konumlandırılıyor. Dünyanın birçok ülkesinin eğitim müfredatında yer alan Homeros’un İlyada ve Odesa Destanları’nda anlatılan Troya Efsanesi yeniden canlandırılıyor.

Troya Yılı tanıtımı için gerçekleştirilen etkinliklerle beraber Troya Antik Kenti ve çevresinde yoğun alt ve üstyapı çalışmaları hız kazandı. Turistik Gezi Rotalarının oluşturulması, arkeoloji-tarih bilgi panoları ve çevre köylerin cephe iyileştirilmelerinin yanı sıra yeni destinasyon, rota ve alternatif turizm faaliyetleri çalışmaları yürütülüyor.

Troya yılı boyunca Çanakkale, dünyanın buluştuğu bir merkez olmaya devam edecek

8.ayını geride bırakan Troya Yılı’nda kültür, sanat, eğitim, bilim ve spor alanında Çanakkale Valiliği evsahipliğinde 30’un üzerinde uluslararası ölçekli etkinlik gerçekleştirildi. Birbirinden farklı alanda düzenlenen global ölçekli etkinliklerle tüm dünyadan ve Türkiye’den protokol isimler, ünlü sanatçı ve sporcular, kanaat önderleri, sosyal medya fenomenleri, basın mensupları ve turistler Çanakkale’de ağırlandı. Yılsonuna kadar devam edecek etkinliklerle Troya, bir buluşma merkezi olmayı sürdürecek. 3 – 5 Ekim tarihlerinde Çanakkale’de düzenlenecek Troya Atı Kısa Film Festivali’nde kültür ve sanat dünyasından çok özel konuklar ağırlanacak. Troya Müzesi’nin açılmasından sonra bu sayının daha hızlı artması bekleniyor.

Ziyaretçi sayısı katlandı

Dünyanın en önemli antik yerleşimlerinden olan ve tarihi M.Ö. 3000’lere kadar uzanan Troya Antik Kenti’nin Çanakkale’ye ve Türkiye’ye turizm alanında büyük katkı sunması hedefi ile başlatılan Troya Yılı projesi, tüm dünyada farkındalık oluşturuyor. Turnike geçiş istatistiklerine göre Troya Antik Kenti’nin ziyaretçi sayısı 2017 yılına oranla yüzde 80 artış gösterdi. Troya’yı Ocak ayından bu yana 350.000 kişi ziyaret etti.

Tüm dünyada yankı uyandıracak Troya Müzesi açılış için gün sayıyor

Troya Ören Yeri girişinde 100 dönüm arazi üzerinde yaklaşık 10 bin m2 kapalı alan üzerinde inşa edilen Troya Müzesi, Troya Yılı’nın en kalıcı eseri olacak. Yapımı tamamlanan müzede, dünyanın ve Türkiye’nin farklı müzelerinde sergilenen Troya eserleri yer alacak. Çok yakında resmi açılışı gerçekleşecek olan Troya Müzesi toplamda 3 bin metrekare sergi salonuna sahip.

Troya ve Troas kentlerinden elde edilen taşınır ve taşınmaz yaklaşık 2 bin adet eserin sergilenmesi planlanan müze; Çanakkale Müzesi Müdürlüğü envanterinde bulunan eserler ile kurgusu yapılan yeni müze teşhirinde İzmir Arkeoloji Müzesi Müdürlüğünden Homeros büstü ile Homeros betimli sikkeler ve 2012 yılında ABD Penn Müzesi tarafından ülkemize iade edildikten sonra evine dönen ve Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi envanterinde kayıtlı olan Troya kökenli 24 parça altın takıya da ev sahipliği yapacak. Eserlerin en önemlileri arasında ise Polyksena Lahti ve Luvi mührü de bulunacak.
Homeros’un destanı İlyada’daki “Troya Savaşı’nın yapıldığı yer” olarak da bilinen antik kentteki müzenin açılmasıyla birlikte, Troya Yılı’nın daha çok anlam kazanması, ziyaretçi sayısının 1 milyonu geçmesi ve 44 ülkeye kaçırılan hazinelerin de Türkiye’ye iadesinin sağlanması hedefleniyor.

Müren, 24 Eylül 1996 yılında canlı yayında rahatsızlanarak aramızdan ayrıldı.  Müren’in sevenleri bugünlerde, “Sanat Güneşi” ve “Paşa” olarak da bilinen Müren’in Bursa’daki mezarı ve müze haline getirilen Bodrum’daki evini ziyaret ediyor.

Klasik Türk müziğinin en büyük isimlerinden biri olarak kabul edilen sanatçı 6 Aralık 1931’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Bursa’da tamamlayan ve yeteneği babası tarafından keşfedilen Müren, Tamburi İzzet Gerçeker’den solfej ve sanat müziği usul dersleri aldı.

Müren, ilk bestelerini 1940’larda yaparken, bir yandan İstanbul Boğaziçi Lisesi’ne yatılı öğrenci olarak devam etti. Dönemin ünlü müzisyenlerinden Agopos Efendi ile udi Kirkor Efendi’den 1949’da dersler almaya başlayan Müren, daha sonra Refik Fersan ve Şerif İçli hocalardan fasıl musikisi, klasik Türk müziği makamları, usül ve kuramları üzerine dersler aldı.

1954 yılında ilk filmini çekti.

“Zehretme Hayatı Bana Cananım” adlı parçası İstanbul Radyosu’nda okunduğunda henüz 17 yaşında bir lise öğrencisi olan Müren, 1950’de İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nin (Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi) Yüksek Süsleme Bölümü Sabiha Gözen Atölyesi’nde yüksek öğrenime başladı.

Aynı yıl İstanbul Radyosu’nun açtığı sınava giren Zeki Müren, 1951’de İstanbul Radyosu sanatçılarından Perihan Altındağ Sözeri’nin aniden rahatsızlanması üzerine konser vermek için radyodan çağrıldı. Programda, 45 dakikalık başarılı bir canlı performans sergileyen Müren’in müzik kariyeri bu konserden sonra yükselişe geçti.

Müren, 1954’te Cahide Sonku ile başrolünü paylaştığı “Beklenen Şarkı” filmi ile sinemaseverin karşısına ilk kez çıktı. On bestesinin de yer aldığı müzikal niteliğindeki bu film, Zeki Müren’i görmek isteyenlerin akınıyla gişe rekorları kırdı. Sonradan on yedi filmde daha başrol oynayan ve filmlere kendi şarkılarının adı verilen sanatçı, 1955’te Arena Tiyatrosu’nun “Çay ve Sempati” adlı oyununda da sahneye başrol olarak çıktı.

Vurgulu ve ince yorumuyla, ahenkli sesiyle ve tasarımı kendine ait gösterişli kostümleriyle dikkati çeken Müren, 1955’te çıkardığı “Manolyam” isimli eseriyle Türkiye’de ilk kez verilen Altın Plak Ödülü’nü kazandı.

Bodrum Kale’sinde son konser.

Zeki Müren, 1965’te farklı zamanlarda yazdığı şiirlerini, “Bıldırcın Yağmuru” adıyla kitap ve kaset olarak yayımladı. Televizyonun gündelik hayattaki payını arttırmasıyla birlikte, sahnelerden ekranlara doğru geçmeye başlayan Müren, amatör olarak ilgilendiği resim ve desen tasarımı sergileri de açtı.

Kalp yetmezliği, yüksek tansiyon ve şeker hastalığı nedeniyle, 1970’li yılların sonuna doğru sanatsal çalışmalarında perde arkasında kalmayı tercih eden “Sanat Güneşi”, 1980’de Kuşadası’nda, 1983’te de Paris’te geçirdiği kalp krizlerinin ardından, daha çok Muğla Bodrum’daki evinde yaşamaya başladı.

Sanatçı, farklı kesimlerden insanların sevgisini kazanabilmiş nadir sanatçılardan olurken, geliri antik tiyatronun restorasyonuna harcanmak üzere, Bodrum Kalesi’nde son konserini 1984’te verdi ve sonrasında evine kapandı.

Bir yılda yüz civarı konser verdiği dönemler olan ve iki yüz civarında eser besteleyen sanatçı, çalışmalarından dolayı 1991 yılında “Devlet Sanatçısı” unvanına layık görüldü.

Evi sevenleri için müze oldu.

Müren, TRT İzmir Radyosu’nda canlı yayında rahatsızlanarak 24 Eylül 1996’da hayatını kaybetti ve cenazesi, binlerce kişinin katılımıyla kaldırılarak Bursa Emir Sultan Mezarlığı’nda toprağa verildi.

 

İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi, sanat tutkunlarını 3. kez “1 Festival İzmir”le buluşturacak. 22 Ekim’de başlayacak festivalin açılış konserinde Nail Yavuzoğlu, Allstar Bigband, Selen Aytekin ve Soner Arıca birlikte sahne alacak. Festival biletleri bugün saat 10.00’dan itibaren satışa sunuldu.

İzmir’in kültür-sanat yaşamında çok özel bir yeri olan Büyükşehir Belediyesi Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi (AASSM), “bir festivalden fazlasını” vaad eden projesiyle İzmirli sanatseverleri yine mest edecek. Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenecek “1 Festival İzmir”, birbirinden ünlü yerli ve yabancı sanatçı ve grupların konserlerini sanatseverlerle buluşturacak. 22 Ekim’de başlayacak konserlerin biletleri 24 Eylül Pazartesi saat 10.00’dan itibaren www.aassm.org.tr adresinden ve gişelerinden satışa sunuldu.

Festival startı
Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi, bu yıl üçüncüsünü düzenlediği Uluslararası 1 Festival İzmir açılış konserini, Türkiye’nin en geniş kadroya sahip caz orkestrası İstanbul All Star Bigband ile gerçekleştiriyor. Orkestra Şenova Ülker, Engin Recepoğulları, Meriç Demirkol, Ediz Hafızoğlu, Önder Focan, Aycan Teztel, Serkan Özyılmaz, Ozan Musluoğlu, Serhan Erkol, Çağdaş Oruç, Emre Kayhan, Barış Doğukan Yazıcı, Utku Akyol, Halil İbrahim Işık gibi alanlarının en önemli sanatçılarından oluşuyor. Orkestranın şefi ve aranjörü Nail Yavuzoğlu. Orkestra, kendi repertuvarı dışında iki önemli vokaliste eşlik ediyor. Biri caz, blues, RNB gibi türlerin önemli icracılarından Selen Beytekin, diğeri ise 30 yıla yakın bir süredir gerek besteleriyle gerekse yumuş ak ses tonu ve romantik müziği ile gönüllerde taht kurmuş Soner Arıca. Konser 22 Ekim Pazartesi günü saat 20.00’de Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi Büyük Salon’da gerçekleşecek.

5 Grammy ödülü kazandı
23 Ekim Salı saat 20.00’de Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde caz tarihinde kuşakları etkilemiş, en fazla iz bırakmış isimler arasında yer alan yetenekli bir besteci, aranjör, yapımcı, vokalist ve multi-enstrümantalist Victor Wooten sahne alacak. 5 Grammy Ödüllü olan Victor Wooten, ‘Yılın Bas Gitaristi’ ünvanını da ‘üç defa’ kazandı. İzmir konserinde Wooten’a ünlü davulcu Dennis Chambers ile Amerikalı caz saksafoncusu, besteci ve aranjör Bob Franceschini eşlik edecek.

Mevlana’dan Anadolu ozanlarına
Mevlana Simyaci Senfonik Şiiri, Sabri Tuluğ Tırpan tarafından 2007 ‘Mevlana Yılı’ dolayısıyla yazıldı. Mevlana ile benzeri bir yol haritasını günümüze taşıyan Paulo Coelho’nun Simyacı’sından esinlenerek yazdığı eser, Naci Özgüç yönetimindeki orkestra tarafından seslendirilecek. Kendisi de piyanoda yer alacak olan sanatçıya Zara sesi, Okan Yalabık Mesnevi’den okuyacağı pasajlar, Burcu Karadağ nefesi ve Su Güneş Mıhladız da modern sema gösterisi ile eşlik edecek. Konserin ilk bölümünde, bağlamada Türk Halk Müziği’nin güçlü yorumuyla öne çıkan ismi Erdal Erzincan ile piyanoda Sabri Tuluğ Tırpan, orkestra eşliğinde Erzincan’ın Bağlama Konçertosu ile Zara’nın da katılımıyla Aşık Veysel bestesi Uzun İnce Bir Yoldayım’ ı Tuluğ Tırpan’ın düzenlemesiyle sunacaklar. Konser 24 Ekim Çarşamba saat 20.00’de Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi Büyük Salon’da gerçekleşecek.

Sıradışı bir isim: Burhan Öçal
Vurmalı çalgılar virtüözü, darbuka ustası Burhan Öçal, kendi grubu İstanbul Oriental Ensemble ile 25 Ekim Perşembe saat 20.00’de AASSM Büyük Salon’da sahne alacak. Ülkenin önemli bestecilerinden olmasının yanı sıra sinema oyuncusu kimliğiyle de Türkiye’deki çağdaş kültür ve müzik dünyasına yön verenlerin başında gelen Öçal, her tür müzik tarzına olan merakı ve coşkusu sayesinde, uluslararası çapta müzisyen ve sanatçılarla bir araya geldi. İsviçreli Caz müzisyenleri Pierre Favre ve George Gruntz, Portekizli piyanist Maria Joao Pires ve efsanevi Weather Report’un kurucusu Joe Zawinul ile daha genç yaşlarında birlikte çalışmaya başladı. Kendi grubu İstanbul Oriental Ensemble’ın kuruluşunda n bu yana geçen 16 yıl boyunca birçok ülkeye misafir oldu ve birçok ödüle layık görüldü. Bu dönemde Sting ve Kronos Quartet gibi ünlülerle birlikte sahne aldı. Uzun yıllar boyunca Avrupa ve Amerika’da birlikte turneye çıktığı gitarist Elliot Fisk başta olmak üzere Paco de Lucia ve Andreas Vollenweider gibi müzisyenlerle de birlikte çalışma şansı yakaladı. Amerikalı basçı Jamaaladeen Tacuma ile birlikte Alla Turca albümünü çıkardıktan sonra Montreal Caz Festivali’ndeki konserinde 150 bin insanı büyüledi.

Kapanış konserinde Electro Deluxe var
3. Uluslararası 1 Festival İzmir’in 26 Ekim Cuma akşamı saat 20.00’deki kapanış konserinde ise funk, soul ve hiphop müziği caz müzikle bir araya getiren Fransız grup “Electro Deluxe” sahne alacak. Müziklerindeki enerji ile dinleyenlere sıra dışı bir deneyim yaşatacak grup, 7 başarılı müzisyenden oluşuyor. 2001’de Thomas Faure, Gael Cadoux, Arnaud Renaville tarafından kurulan gruba daha sonra Jeremie Coke, Vincent Payen, Bertrand Luzignant ve James Copley dahil oldu. Kendini hiçbir müzik kalıbına sığdırmayan, sürekli yeni şeyler deneyip her seferinde yeniden keşfeden grup, yaptıkları her albümde ve sahnelerinde kendi müziklerinin sınırlarını zorlamaya devam ediyor.