Sokak fotoğrafçılığının tüm dünyadaki en coşkulu, en neşeli ve en bol ödüllü etkinliği olan Photo Maraton ülkemizde ilk defa 22 Eylül Cumartesi günü gerçekleşti.

Amatör ya da profesyonel bütün sokak fotoğrafçıları sirkeci garında toplandı. Fotoğraf severler Türkiye’nin usta fotoğraf sanatçılarıyla buluşma şansı yakaladı.

Tarihi garda tema ilanıyla beraber fotoğraf severler Eyüp-Tünel-Taksim üçgeninde İstanbul’u fotoğraflamak üzere yola düştü. Saat 12.00 da start alan yarışma saat 24.00’te katılımcıların fotoğraflarını teslimiyle birlikte sona erdi. Ülkemizin ünlü fotoğraf ustalarından oluşan jürinin değerlendirmesi sonucu Photo Maraton ödülleri sahiplerini buldu.

Photo Maraton nedir?

İstanbul’da fotoğraf gruplarının oluşumuyla gerçekleşecek olan Foto Maraton, fotoğraf tutkusunu yaşadığı şehrin tanıtımına katkıda bulunmak için kullanmak ve eğlenceli, ilginç ve fotoğrafa adanmış bir gün geçirmek isteyenlerin kaçırmayacağıbir etkinlik.

Herhangi bir dijital fotoğraf makinesine ve cep telefonuna sahip olan herkese açık olan yarışma; vatandaşları, arkadaşları, sevgilileri, fotoğraf tutkunlarını, turistleri, eğlenceli bir günde, kentteki yaşamın alternatif görüntüleri oluşturmaları için teşvik ediyor.

Photo Maraton 2 bölüm olarak gerçekleşir

Fotoğraf makinesi ile katılacaklar için olan etkinlik; 12 saatlik süre içinde, 3 istasyon dahilinde, her istasyonda 4 tema verilmek suretiyle, toplamda 12 saat 12 tema ve 12 fotoğraftan oluşuyor.

Cep telefonu ve tablet ile katılacaklar ise 4 saat zaman diliminde, 4 fotoğraf ile katılacaklar. Temalar yaratıcılığa açık olduğu yarışmada katılımcılardan İstanbul‘da zamanın ruhunu yansıtacak anların fotoğraflanması isteniyor. Her istasyonda 4 fotoğraf lideri ayrı ayrı temaları açıklayacak, çalışılacak temalar daha önce açıklanmayacak ve her bir fotoğraf lideri bir sonraki temayı bilmeyecek.

 

‘Kürklü Venüs, geçtiğimiz sezonun ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ve ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödülleriyle bir kez daha tiyatro severlerin karşısına çıktı.

Yolcu Tiyatro’nun ‘Kürklü Venüs’ adlı oyunu, Prof. Dr. Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde sahnelendi. Geçtiğimiz sezon Pervin Bağdat’a Yeni Tiyatro Dergisi 6’ıncı Emek ve Başarı Ödülleri’nde ‘En İyi Kadın Oyuncu’, Ersin Umut Güler’e ise 6’ıncı Ekin Yazın Dostları Tiyatro Ödülleri ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödülünü kazandıran ‘Kürklü Venüs’e tiyatro severlerden  büyük ilgi yağdı.

Avusturyalı yazar Leopold von Sacher Masoch’un 1870’de yazdığı ‘Kürklü Venüs’ adlı romanını Amerikalı oyun yazarı David Ives tiyatroya uyarladı. 2010’dan bu yana dünyanın pek çok ülkesinde gösterimi yapılan oyunda yazar-yönetmen Thomas Novachek’in, Vanda Dunayev rolü için aradığı kadın oyuncuyu bulamayışı, seçmeler bitip herkes gittikten sonra Vanda Jordan adında esrarengiz bir oyuncunun tiyatro salonuna gelmesiyle birlikte yaşananlar sahnelendi.

‘Kürklü Venüs’te binlerce yıllık kadın-erkek ilişkisi üzerinden toplumsal cinsiyet meselesi, bireyin arzularının karanlık tarafları ve insan doğasının sınırlarına doğru yolculuk yapıldı.

Şafak Özen’in çevirdiği, Ersin Umut Güler’in yönettiği tek perdelik oyunun ışık dekor tasarımını Cem Yılmazer, kostüm tasarımını Özlem Kaya, müzik tasarımını Tufan Dağtekin üstlendi. Büyülü bir atmosfer içinde, oyun içinde oyun kurgusu ile yazılan, komedi unsurunu zekice kullanan, sürpriz finaliyle dikkat çeken oyunda oyuncular, sahne performanslarıyla seyircilerin alkışlarını topladı.

 

4. Uluslararası Ankara Kukla Festivali, 12-21 Ekim 2018 tarihleri arasında dokuz farklı ülkeden ve üç değişik şehirden kukla tiyatrolarını ağırlamak üzere hazırlanıyor.

Tiyatro Tempo ve Ankara Üniversitesi ortaklığında, DenizBank ana sponsorluğunda gerçekleşecek 4. Uluslararası Ankara Kukla Festivali, 12-21 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek. Festival, 12 Ekim tarihinde Tiyatro Tempo’nun ‘Köpek Olmak İstemiyorum’ ve Moldova’dan İzvoraşul Vesel Tiyatrosu’nun ‘Prenses Benek’ adlı çocuklara yönelik oyunlarıyla başlayacak. 21 Ekim’de sergilenecek son oyun ise İstanbul’dan Tarla Zanat grubunun ‘Çerveçe İki’ adlı oyunu olacak.

Festivalin yetişkinler için resmi açılış oyunu ise Tiyatro Tempo tarafından sergilenecek. Tempo’nun Ankara Üniversitesi –D.T.C.F. Farabi Sahnesi’nde sergileyeceği yetişkin kukla oyunu ‘Sokrates’in Son Gecesi’ isimli oyun olacak. Bulgar sanatçılarla ortaklaşa gerçekleştirilecek bu oyunda Petar Todorov, Stefan Tsanev’in aynı adlı özgün oyunundan kukla sahnesi için bir metin oluştururken, Hanna Schwartz’ın sahne tasarımı, Marina Yüce ve Haluk Yüce oyunculuğuyla izleyici ile buluşacak.

Yurt dışı konukları da olacak

Bu yıl katılan ülkelerin elçiliklerinin de destek verdiği festivale yurt dışından Avusturya, Tayvan, Moldova, Avustralya, Hollanda, Bulgaristan, İsrail, Fransa ve Beyaz Rusya’dan kukla tiyatroları katılacak. Türkiye’den Tiyatro Tempo dışında İstanbul’dan üç, Eskişehir’den de bir topluluk festivalde yer alacak. İstanbul’dan festivale katılan konuklardan biri de Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu olacak.

Ali Poyrazoğlu, içinde kukla üzerine fıkra, küçük hikayeler ve kendi kukla deneyimlerinin de yer aldığı ‘Asi Kuş’ adlı interaktif oyunuyla Uluslararası Ankara Kukla Festivali’nin resmi kapanış oyununu sergileyecek.

XXF: Very Very French Festival, bu yıl 24 Kasım – 7 Aralık tarihleri arasında meydana gelecek. İstanbul Fransız Kültür Merkezi işbirliği ile meydana gelecek olan festival bu sene müzikseverlere pop müzikten caza, elektronik müzikten folka, rock müzikten blues’a 4 farklı etkinlik sunacak.

Beş yıldan bu yana İstanbul kıyılarına Fransız dalgalarını getiren XXF: Very Very French Festival, bu sene 24 Kasım – 7 Aralık 2018 tarihleri arasında, Zorlu PSM’de gerçekleşiyor. İstanbul Fransız Kültür Merkezi işbirliği ile gerçekleşecek festival bu sene müzikseverlere pop müzikten caza, elektronik müzikten folka, rock müzikten blues’a 4 farklı etkinlik sunacak.

XXF – Very Very French:Charles Pası // 24 Kasım

Fransız çağdaş müzik sahnesinin en etkili isimlerinden biri haline gelen Charles Pasi, Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi’nde! İlk albümünü 22 yaşında yayımlayan, bu albümüyle International Blues Challenge’da dünyanın en iyi blues albümleri sıralamasında beşinci olan Charles Pasi, 34 yaşına gelene kadar dünyanın dört bir yanına taşıdığı müziğiyle XXF Very Very French Festival kapsamında müzikseverlerle buluşacak.

Yerel tınılarıyla sınırlar ötesine ulaşan, yerli dinleyicilerin ilgisinin yanında keyifli canlı performanslarıyla birçok ülkede farklı sahnelerde ağırlanan müzisyenler, “Anatolian Power” çatısında XXF: Very Very French Festival programında buluşuyor. Saykodelik folk tınılarının, çağdaş yaklaşımlarla sahnede olacağı gecede Derya Yıldırım & Grup Şimşek ve Elektro Hafız canlı performanslarıyla, Grup Ses ve Kozmonot Osman kanınızı kaynatacak ve dansa hayır diyemeyeceğiniz canlı setleriyle; Zorlu PSM Studio’da sabahın ilk ışıklarına kadar sürecek gece, XXF: Very Very French Festival’i Anadolu tınılarıyla tanıştıracak.

 

Manisa’da bulunan Aigai Antik Kentinde yapılan çalışmalarda 2 bin 200 yıllık olduğu öne sürülen ve Vomitorium adı verilen tiyatronun girişi gün yüzüne çıktı.

Manisa’daki Aigai Antik Kenti’nde, antik dönemde şehirlerin önemli toplanma merkezleri olan tiyatrolara giriş çıkışları kolaylaştırmak için yapılan ve vomitorium adı verilen 2 bin 200 yıllık giriş bulundu. Tarihi milattan önce 8’inci yüzyıla kadar uzanan Aigai Antik Kentinde Kültür ve Turizm Bakanlığı, Manisa İl Kültür Turizm Müdürlüğü ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi (MCBÜ) Arkeoloji Bölümü işbirliğinde yürütülen 2018 arkeolojik kazıları tamamlandı.

Doç. Dr. Yusuf Sezgin, antik kentte 2004 yılında başlayan kazılarda kentin sosyal yaşamı hakkında önemli bulgulara ulaştıklarını, her geçen yıl buluntulara yenisinin eklendiğini, bu yıl gün yüzüne çıkardıkları vomitoriumun da bunlardan biri olduğunu ifade etti.

Buldukları yapıyı Milattan önce 2. yüzyıla tarihlendirdiklerini dile getiren Sezgin, 3 metre genişliğinde ve 6 metre uzunluğundaki yapının yaklaşık 6 bin 600 seyirci kapasiteli tiyatronun doğusunda bulunan antik yoldan gelen seyircileri, tiyatronun içerisine ulaştırmak için tonozlu bir koridor şeklinde inşa edildiği söyledi.

Giriş çıkısı düzenlemekte

Yapının örneklerine çevredeki arkeolojik kentlerde pek rastlanmadığına dikkati çeken Sezgin, “Roma döneminde kentteki nüfusun artmasıyla beraber böyle bir bina inşa etme ihtiyacı duyulmuş. Bu çok özel işlevsel bir yapı. Tiyatronun yapımından 200 yıl sonra inşa edilmiş. Kalabalık gruplar tiyatroya geldiğinde giriş çıkış problemli hale gelebilir. Bu yapı bunu düzenliyor.” diye konuştu.

 

Cumhuriyet edebiyatının en önemli edebiyatçısı olan ve fikir adamlarından olan Necip Fazıl’ın adını yaşatmak üzere düzenlenen ödül töreninin 2018 yılı kazananları belli oldu. Kültür-sanat dünyasında yoğun ilgi gören, ve bu sene beşincisi düzenlenecek olan  Necip Fazıl Ödüllerinde 6 ayrı dalda 7 kişi hak kazandı.

Necip Fazıl Kısakürek Ödülleri 2018 kazanları

Necip Fazıl Şiir Ödülü: Arif Ay

1970’lerden günümüze şiire getirdiği yerli duyarlılık ve yönettiği edebiyat dergilerindeki poetik bakış açısıyla Türk şiirinin gelişmesine katkı sunan, öte yandan mazlumların ve mağdurların öfkeli sesi olan Arif Ay Necip Fazıl Şiir ödülüne layık görülmüştür.

Necip Fazıl Hikâye-Roman Ödülü: Aykut Ertuğrul

Yönettiği dergilerle gençlere alan açan, kitaplaşan hikâyelerinde dil, üslup, teknik ustalık ve özgünlük niteliğiyle öne çıkan Aykut Ertuğrul, Necip Fazıl Hikâye-Roman ödülüne layık görülmüştür.

Necip Fazıl Fikir-Araştırma Ödülü: Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak

Anadolu coğrafyasının inanç tarihi ve Babailer, kalenderiler, vefailer gibi çok az bilinen heteredoks yapılar üzerine yaptığı yetkin akademik çalışmalar ve yetiştirdiği öğrencilerle kültürümüze ve tarih çalışmalarına önemli katkılar sağlayan Prof. Ahmet Yaşar Ocak Necip Fazıl Fikir Araştırma Ödülüne layık görülmüştür.

Necip Fazıl İlk Eserler Ödülü: Yasemin Karahüseyin

Yenilikçi arayışları, kalıcı karakterleri ve romandaki farklı sesiyle, hayal ve gerçek çatışmasını, insanın özünü arama çabalarını, ayrılan ve kesişen kaderleri derinlikli biçimde irdelemesiyle Yasemin Karahüseyin Necip Fazıl İlk Eserler Ödülüne layık görülmüştür.

Necip Fazıl İlk Eserler Ödülü: Fatih Baha Aydın

Dil özeni, çarpıcı kurgusu ve derinlikli göndermeleriyle ve bir kültür romanı olan Bihaber’de ironinin gücünü ustalıkla kullanması ve olayları, insanları didaktik olmaktan uzak sahici bir dünyaya yerleştirmesiyle Fatih Baha Aydın, Necip Fazıl İlk Eserler Ödülüne layık görülmüştür.

Necip Fazıl Uluslararası Kültür Sanat Ödülü: Prof. Dr. Muhammed Harb

Mısır’ın yetiştirdiği önemli yazarlardan biri olan Muhammed Harb, Türkiye’de İstanbul Üniversitesinde Tarih doktorasını yaptı. Mısır ve Suudi Arabistan’ın çeşitli üniversitelerinde ve Mısır’da Ortadoğu Araştırmaları Merkezinde öğretim üyesi ve araştırmacı olarak görev aldı.

Muhammed Harb, Osmanlı tarihi, Necip Fazıl, Ömer Seyfettin, Mehmed Akif gibi edebiyatçılar üzerine yaptığı çalışmalar ve öğrencilerini Türk kültür ve edebiyatını öğrenmeye teşviki dolayısıyla Necip Fazıl Uluslararası Kültür Sanat ödülüne layık görülmüştür.

Necip Fazıl Saygı Ödülü: Prof. Dr. Nevzad Atlığ

Nevzad Atlığ, Türk musikinin yaşama savaşı verdiği yıllarda, üniversite korosundan başlayarak bütün oluşum ve kurumlarda görev almış, İstanbul Devlet Klasik Türk Müziği Korosu ve İTÜ Türk Müziği Konservatuarı’nın kuruluşunda öncü rol üstlenmiştir. Öte yandan devletin Türk musikisi politikasının belirlenmesine katkı sağlayan, Türk müziğinin gelecek kuşaklara aktarılması için ömrünü adayan kültür ve sanat adamı olarak Nevzad Atlığ, Necip Fazıl Saygı Ödülüne layık görülmüştür.

Havaili fotoğrafçı olan Christy Lee Rogers, tabloya benzeyen su altı fotoğraflarıyla adeta kendine hayran bıraktırıyor. Suyun altında ışıklandırılmış ve rengarenk kumaşlarla oluşturduğu konseptlerle dikkatleri üzerine toplayan Rogers’in yaptığı çalışmaların oldukça olağanüstü olduğu gözlemleniyor.

Havaili fotoğrafçı Christy Lee Rogers, su altında çektiği fotoğraflarıyla adeta barok dönemine ait yağlı boya tablolarını andırıyor. Rogers, Muses adını verdiği dinamik fotoğraf serisinde, su altı fotoğrafçılığının biraz çalışma ile oldukça güçlü olabileceğini gösteriyor.

Birbirleriyle bütün olmuş insanlar, iç içe geçmiş kumaşlar ve muhteşem ışıklandırma ile oluşan fotoğraflar, 17. yüzyıl tablolarının canlanmış versiyonları gibi görünüyor.

Rogers, fotoğraf çekmek için gece saatlerini tercih ediyor. Su altı fotoğraflarını ise havuzda çekiyor. Fotoğrafları çıkış kaynağını anlatan Rogers “Her gün benim son günüm olabilir. Eğer bugün yapabileceğim her şeyi yapmadığımı düşünürsem kendimi asla affetmezdim. Bu düşünce Muses serisinin temelini oluşturuyor ve benim için itici bir güç görevi görüyor” diyor.

 

 

Maltepe Belediyesi’nin Prof. Dr. Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde çocuklar için hafta sonu sahnelediği tiyatro oyunlarında bugün Makinist Gösteri Sanatları, “Romeo Juliet” isimli müzikli-danslı oyunuyla sahne aldı. İngiliz yazar William Shakespeare’ın dünya klasikleri arasında bulunan oyunu, yepyeni uyarlamasıyla çocukların karşısına çıktı. Gül Arda’nın uyarladığı, Emre Şen’in yönettiği, genel sanat yönetmenliğini Şan Aydemir’in üstlendiği oyunun müziklerini Erdem Taraburs, koreografisini Begüm Gönenç hazırladı.

OYUN MUTLU SONLA BİTTİ
Bir dünya klasiğini çocuklara öğretmek üzere yola çıkan Makinist Gösteri Sanatları, çocuklar için uyarladığı bu trajedide küçük bir değişiklik yaptı ve bu kez oyun mutlu sonla bitti. Oyunda iki ailenin düşmanlığı arasında kalan Romeo ve Juliet’in aşkı üzerinden sevgi ve barış temaları ustalıkla işlendi. Minik tiyatroseverler, Romantik Romeo, güçlü ve akıllı Juliet, Yaşlı Bilge, Bayan Capulet, Bay Montegue, Dadı, Kuzgun’a hayat veren Ali Bahadır Bahar, Erdoğan Soytürk, Duygu Nur Gücenmez, Gül Arda ve Tuba Aydın’ı ilgiyle izledi. Makinist Gösteri Sanatları oyuncuları, “Hayattaki en önemli şeylerden birinin bakış açısı olduğunu düşünüyoruz. Farklı bakış açılarının çocukluktan kazanılacağına inanıyoruz. Bu nedenle Romeo Juliet’i farklı bir bakış açısıyla ele aldık.” diye konuştular.

Uluslararası alanda Türkiye’nin gurur kaynaklarından olan Güher-Süher Pekinel Kardeşler konser verdi. Sevgi Gönül Kültür Merkezi’nde 26 Eylül Çarşamba akşamı sergilenen konserde, ünlü İngiliz Şef Howard Griffiths eşliğinde  ve müzisyen Murat Berk’in yönetiminde  bir araya gelen İstanbul New Chamber Orkestrası ile Güher- Süher Pekinel piyano ikilisi dinleyicilere keyifli saatler yaşattı.

Türkiye’nin uluslararası alanda gurur kaynağı olan Güher-Süher Pekinel ikilisi Koç Üniversitesi 25. yıl etkinlikleri kapsamında sanatseverlere müzik ziyafeti sundu. Sevgi Gönül Kültür Merkezi’nde, ünlü İngiliz orkestra şefi Howard Griffiths yönetiminde gerçekleşen konserde, Güher Süher Pekinel ikilisi sahneyi bu konser için özel olarak bir araya gelen İstanbul New Chamber Orkestrası ile paylaştı.

Konser İstanbul New Chamber Orkestrası’nın Şef Howard Griffiths yönetiminde Edward Elgar’ın Yaylı Çalgılar Seranadı ile başladı. Ardından, ünlü piyano ikilisi Güher-Süher Pekinel, İstanbul New Chamber Oda Orkestrası eşliğinde Wolfgang Amedeus Mozart’ın İkili Piyano Konçertosu’nu seslendirdiler.

Konser sonrası, Güher Süher Pekinel’in 10 yıldır yürüttüğü “Dünya Sahnelerinde Genç Müzisyenler“ Projesi kapsamında seçilen en yeni ve en genç bursiyerleri Naz İrem Türkmen sahneye davet edilerek, İstanbul New Chamber Orkestrası ile Antonio Vivaldi’nin Dört Mevsim eserinin Yaz Bölümü’nü çaldı.

İstanbul New Chamber, kariyerine solist ve orkestra sanatçısı olarak devam eden profesyonel senfoni orkestrası sanatçıları ve çeşitli konservatuvarlarda akademisyen ve performans sanatçısı olarak görev yapan tecrübeli bir kadrodan oluşuyor.

Türkiye’nin dünya çapında bilinen piyanist ikilisi Güher-Süher Pekinel’in özel daveti üzerine Türkiye’ye gelen dünyaca ünlü İngilizce orkestra şefi Howard Griffiths yönetimindeki konser, izleyicilerden büyük alkış aldı.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), Borusan Sanat ve La Scala Tiyatrosu Akademisi bünyesinde bu yıl 9’uncusu düzenlenen  Leyla Gencer Şan Yarışması’nın final galası ve ödül töreni Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda meydana geldi. Yarışmanın sunuculuğunu ise Halit Ergenç üstlendi.

15 ülkeden 42 şancı arasından finale kalan So Young Park (Soprano, Güney Kore), Sara Rossini (Soprano, İtalya), Chiara Tirotta (Mezzo-Soprano, İtalya), Selin Uzun (Soprano, Türkiye), Piotr Buszewski (Tenor, Polonya), Anna-Doris Capitelli (Mezzosoprano, Almanya), Ezgi Karakaya (Mezzosoprano, Türkiye), Faik Mansuroğlu (Bariton, Türkiye) ve Doğukan Özkan (Bas Bariton, Türkiye), Mianiti yönetimindeki orkestra eşliğinde aryalarını seslendirdi.

Leyla Gencer Şan Yarışması’nda dereceye giren finalistler, jüri başkanlığını üstlenen ünlü bariton Renato Bruson tarafından açıklandı. Leyla Gencer Şan Yarışması’nda Ezgi Karakaya (Mezzosoprano, Türkiye) birinci, Anna Doris Capitelli (Mezzosoprano, Almanya) ikinci, Piotr Buszewski (Tenor, Polonya) üçüncü oldu. Yarışmanın birincisi 12 bin 500 Euro, ikincisi 7 bin 500 Euro ve üçüncüsü 3 bin 500 Euro değerindeki ödüllerin sahibi oldu.

İngiliz Kraliyet Operası Jette Parker Genç Sanatçılar Programı Özel Ödülü’ne değer görülen Faik Mansuroğlu (Bariton, Türkiye), Kraliyet Operası’nda dört aylık özel bir eğitimin yanı sıra seçmelere katılmaya hak kazandı. Bu yıl ilk kez verilen Deutsche Oper Berlin Özel Ödülü’nü kazanan Doğukan Özkan (Bas bariton, Türkiye), kurumun bir temsilinde rol alma, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası Özel Ödülü’nü kazanan Ezgi Karakaya (Mezzosoprano, Türkiye) ise Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası eşliğinde bir konser verme şansını elde etti. La Scala Tiyatrosu Akademisi’nin verdiği özel ödülü kazanan Piotr Buszewski (Tenor, Polonya), La Scala Tiyatrosu Akademisi tarafından üç aylık bir eğitim bursuna layık görülürken, dinleyicilerin oylarıyla belirlenen Leyla Gencer Halk Ödülü’nün sahibi de Ezgi Karakaya oldu.

Türkiye’nin en duayen komedi sanatçılarından biri olan Kemal Sunal’ın sanat hayatından önemli kesitler,özel eşyalar ve film afişleri sevenlerine kavuşuyor. Yapılacak olan sergi 21 Ekim 2018 tarihine kadar açık olacak.

Açılışını Kemal Sunal’ın karsı Gül Sunal’ın 5 Ekim 2018 tarihinde yapacağı serginin  21 Ekim 2018 tarihine kadar sergilenmesi planlanıyor.

Türk sinemasının unutulmaz ismi Kemal Sunal’ın kişisel eşyaları, aksesuarları, film afişleri ve filmlerde kullandığı giysilerinden oluşan sergi bir alışveriş merkezinde sevenleriyle bir araya geliyor.

Toplam 82 filmde oynamış, oynadığı karakterlerle izleyicinin kalbinde yer edinmiş, Yeşilçam’ın gülen yüzü Kemal Sunal’ın hayatına dair sergi nostalji rüzgarı estirecek.

7’den 70’e herkesin sevdiği ve Türk sinemasında önemli yer tutan film afişleri büyük sanatçının sinema yaşamını da yeniden gözler önüne seriyor.

Kemal Sunal’ı tanıyalım

Kemal Sunal, 11 Kasım 1944 tarihinde Türkiye’nin Malatya ilinde doğdu. Ailenin üç çocuğunun en büyüğüydü. Annesi ev hanımı, babası Mustafa Sunal Migros’ta işçiydi.

Fizik olarak babasına çok benziyordu. Sunal, çocukluk yıllarını Küçükpazar’da geçirdi. Çekingen biri olan Sunal, bazen dış düya ile irtibatını kesiyordu.

İlkokula başladığı gün, okula annesi ile beraber gitti. Annesi o gün sınıftaki bütün çocukların ağladığını ancak Kemal Sunal’ın hiçbir şey söylemeden yanında durduğunu söyledi.

Ortaokul yıllarında efendi ve utangaç bir insan olarak tanınınsa da lisede çekingenliğinden kurtuldu. Ortaokulu bitirdikten sonra Vefa Lisesi’ne yazıldı.

Lisede, ortaokul yıllarının aksine neşeli biri olarak tanındı. Arkadaşları ile birlikte haylazlık yapmaktan çekinmedi. Yine de sınıf başkanı olduğu için sorumluluk alan Kemal Sunal, bu sayede arkadaşları gibi zıvanadan çıkmadı.

Öğretmenlerine karşı daha saygılı ve mesafeliydi. Ama muzipliğe karşı olmadı. Tiyatrocu olmak istediği için okulda müsamereler düzenledi.

Tiyatroya olan ilgisi Felsefe öğretmeni Belkıs Bakır’ın dikkatini çekti. Bakır, Kemal Sunal’a onu bu profesyonel oyunculuğa başlamasını sağlayacak kişiler ile tanıştırabileceğini söyledi.

Ancak babası Mustafa Sunal, oğlunun tiyatrocu olma isteğine başlangıçta karşı çıktı. Belkis Bakır bir süre sonra Mustafa Sunal’ı ikna etti.

Neticede babası, Kemal Sunal’a tiyatrocu olması için izin verince, Belkis Bakır onu Kenter Tiyatrosuna götürdü ve Müşfik Kenter ile anlaştı. Sunal’ın yer aldığı ilk tiyatro oyunu Deli İbrahim’di. Bu oyunda cellatın yardımcısını oynadı.

Sunal’ın hiçbir diyaloğu olmamasına rağmen seyirci ona yine de gülüyordu. En başta Kemal Sunal ve Müşfik Kenter bu duruma pek anlam veremedi. Kenter Tiyatrosu’nda fazla kalmadı.

Pendik Tiyatrosu’nun kurulacağını haber alınca oraya gitti. Uzun yıllar arkadaşlık yapacağı Bülent Kayabaş ile burada tanıştı. İkisi de oldukça fakirdi. Bazen pazardan domates çalmak zorunda kalıyorlardı. Pendik Tiyatrosu’ndaki gösteriye de fazla ilgi gösterilmeyince tiyatro kapatıldı.

Ardından Kemal Sunal, Ayfer Feray ve Ulvi Uraz, Devekuşu Kabare Tiyaroları’nda yer almaya başladı. Devekuşu Kabare tarafından sahnelenen Dün Bugün adlı oyunu izleyen Münir Özkul, Kemal Sunal’ın oyunundan etkilenip yanında Ertem Eğilmez’e “Bak Ertem, dikkat bu çocuğa, iş var bunda” dedi.

Özkul’un tavsiyesini dikkatede alıp kendi yöneteceği Tatlı Dillim adlı sinema filminin oyuncu kadrosuna aldı. Acemi birliğini Ankara Etimesgut Zırhlı Birlikler Okulu`nda, 1981 yılında Ankara’da KKK Armoni mızıkasında vatani görevini yaptı. Sanat hayatı, “Zoraki Tabip” adlı tiyatro oyunuyla başladı. 1 yıl kadar Kenterler Tiyatrosu’nda çalıştıktan sonra Devekuşu Kabare Tiyatrosu’nda görev aldı.

 

Üsküdar’da yepyeni kültür-sanat sezonu Özdemir Erdoğan’ın verdiği unutulmaz konserle başladı. Sanatçı Erdoğan gecede yaptığı konuşmada, “Türk Musikisini gerek Türk Halk Musikisi gerek Klasik Musikimiz uluslararası çok büyük bir değerdir. Ben şahsen elimden geldiği kadar 50 yıldır savaşıyorum. Genç arkadaşlar da yetişiyorlar onları da yakından takip ediyorum. İyi bir gelişme içerisindeyiz. Ümitliyiz her şey güzel olacak galiba” dedi.

Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği gece kültür sanat etkinlikleri tanıtım videosu gösterimiyle başladı. Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleşen geceye yüzlerce sanatsever katıldı. Alkışlar eşliğinde sahneye çıkan usta sanatçı Özdemir Erdoğan 2 saat boyunca sevilen şarkılarını söyledi. Özdemir Erdoğan’ın dillerden düşmeyen şarkılarına eşlik eden Üsküdarlılar, unutulmaz bir akşam yaşadı.

Sevenlerine unutulmaz bir müzik ziyafeti sunan sanatçı Özdemir Erdoğan, “Gittiğim her yerde sıralar oluşuyor. İçeri giremiyor insanlar bu bakımdan çok üzülüyorum. Her tarafta böyle. Bütün konserlerimiz böyle geçiyor. Şimdi hükümetimiz silah sanayiye önem veriyor. Yerli milli sloganı devam ediyor. Bunlar muhteşem haberler, çok hoş çok güzel haberler ben de bunu müzikle yapmaya çalışıyorum” şeklinde konuştu.