Çankaya Belediyesi ve TAKSAV işbirliğiyle gerçekleştirilen 1. Çankaya Kitap Buluşması binlerce kitapseverin katılımıyla sona erdi.

Çankaya Belediyesi ve Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV) işbirliğiyle Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde düzenlenen 1. Çankaya Kitap Buluşması binlerce kitapseverin katılımıyla sona erdi. 35 yayınevi ve birçok yazarın sevenleriyle buluştuğu kitap fuarı, 7 gün boyunca 10 bin okuru ağırladı.

Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen fuara olan yoğun ilgiden memnuniyetini dile getirerek Çankaya Kitap Buluşması günlerinin gelenekselleşeceği sözünü verdi. 7 gün boyunca çeşitli etkinliklerin de düzenlendiği Kitap Buluşması günlerinde İbrahim Kaboğlu, Ercan Karakaş, Doğan Tılıç ve Faruk Bildirici gibi isimler söyleşi programlarında okurlarıyla buluşurken çok sayıda yazar da imza günlerinde sevenleriyle buluşma fırsatı buldu.

Çağdaş Sanatlar Merkezi’nin (ÇSM) kuruluşunun 20. Yılına özel sezonun ilk etkinliği olarak gerçekleştirilen 1. Çankaya Kitap Buluşması’na birçok okul da ziyaret gerçekleştirdi.

Dünyaca ünlü piyano virtüözü, UNICEF İyi Niyet Elçisi ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası solisti Gülsin Onay, Eskişehir’de Şef Patrick Souıllot yönetimindeki Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası ile verdiği konserde, klasik müzikseverlere güzel bir akşam yaşattı.

‘Harika Çocuk’ olarak başladığı müzik yaşamını dünyanın önemli orkestraları ve şefleriyle çalışmalar yaparak sürdüren piyano virtüözü Gülsin Onay, güzel bir sonbahar akşamında Eskişehirli klasik müzikseverleri Kuzey Denizi ülkeleri bestecilerinin eserleriyle müziğe doyurdu.

Uluslararası alanda istisnai bir Chopin icracısı olarak kabul edilen Devlet Sanatçısı Gülsin Onay, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sanat Sarayı’nda Şef Patrick Souıllot yönetimindeki Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası ile konser verdi. Uluslararası müzik kariyeri Arjantin’den Japonya’ya uzanan bir coğrafyada, 64 ülkeyi kapsayan Onay konserinde Norveçli besteci Edvard Grieg’in: Piyano Konçertosu. la minör ve İsveçli besteci Wilhelm Stenhammar’in Senfoni No.1 adlı eserlerini seslendirdi.

Paris Konservatuvarı yüksek bölümünden 16 yaşında, “Premier Prix du Piano” kazanarak mezun olan ve Marguerite Long–Jacques Thibaud (Paris) ve Ferrucio Busoni (Bolzano) de dahil olmak üzere başlıca uluslararası yarışmalarda ödüller kazanan Gülsin Onay’ın sihirli parmaklarıyla verdiği konseri izleyenler sanatçıyı dakikalarca alkışladılar. Konser sonrası albümlerini imzalayan Gülsin Onay, hayranlarıyla fotoğraf çektirdi.

Maltepe Belediyesi Prof. Dr. Türkan Saylan Kültür Merkezi, Hayvan Hakları Federasyonu’nun (HAYTAP) ve Moda Sahnesi’nin, “Bremen Mızıkçıları” isimli müzikli çocuk oyununa ev sahipliği yaptı.

Doğanın korunması ve hayvan hakları konusunda faaliyet gösteren çeşitli derneklerin bir araya gelerek oluşturduğu HAYTAP’ın, geçtiğimiz yıl eğitim projesi kapsamında okullarda gösterimini yapmaya başladığı oyun, Maltepeli minik tiyatroseverler için sahnelendi. Turgay Yıldız’ın yazıp yönettiği ve müziklerini hazırladığı oyunun sahne tasarımını Bengi Günay, dans koreografisini Yeşim Coşkun üstlendi. Oyunda Barış Ayas, Doğukan Uludağ, Gözde Yıldırım ve İpek Ayşem Büyükakın rol aldı.

Lübnan ve Meksika asıllı olan Fransız genç piyanist Simon Ghraichy, Türk sanat dünyasının hayranı olduğunu ve Türk sanatçılarını çok sevdiğini belirtti.

Lübnan ve Meksika asıllı Fransız piyanist Simon Ghraichy, Ankara’da Erimtan Müzesi’ndeki konserinden önce verdiği röportajında Türk sanat dünyası için oldukça iyi sözlerde bulundu.

Farklı kökenlerden geldiğini ifade eden Ghraichy, “Birleşmiş Milletler gibiyim, Fransa, Lübnan ve Meksika vatandaşıyım. Babam Lübnanlı, annem Meksikalı, uzun zamandır Fransa’da yaşadık. Paris’te büyüdüm. Kendimi Fransız olarak görüyorum. Ancak yakın hissettiğim Lübnan ve Meksika kökenimden gurur duyuyorum.” dedi.

Köken farklılığının müzik etkisinde önemli bir farklılık yarattığını söyleyen  Fransız piyanist, “Fransa’da ve Avrupa’nın farklı üniversitelerinde klasik müzik eğitimi aldım. Ancak klasik Avrupa müzisyenlerine benzemek istemedim. Kendim yer edinmek ve farklı bir ses yakalayabilmek için çok bağlı olduğum ve saygı duyduğum Lübnan ve Meksika kökenimden esinlenerek müzik yapıyorum.” diyerek sözlerine devam etti.

Lübnan, Meksika ve Fransa müziği arasındaki farklıklara değinen Ghraichy, müziğine bu farklı kültürlerle renk kattığını ve bunun kendisi için bir ayrıcalık olduğunu söyledi.

Ghraichy, daha önce Türkiye’de iki kez tatil yaptığını ancak Fransız Kültür Merkezinin daveti üzerine ilk kez Türkiye’ye konser vermek için geldiğini anlatarak, “İlk defa müziğimi Türk dinleyicilere seslendiriyorum. İstanbul ve Adana’da konser verdim. Çok coşkulu seyirciler vardı, muhteşemdi. Benim için çok önemli bir tecrübe. Çok kısa süreliğine geldiğim için Türkiye’nin sadece bir bölümünü keşfedebildim.” dedi.

Türkiye’de çok iyi karşılandığını belirten Ghraichy, dünyaca ünlü besteleri Türk seyirciler için seslendirmek istediğini ifade etti.

Türk sanatına hayran kaldı

Türk sanatına olan hayranlığını dile getiren piyanist Ghraichy, “Türk müzik dünyasını ve Türk sanatçılarını çok seviyorum. Yorumcu ve besteci Fazıl Say gibi Türk sanatçıları yakından takip ediyorum. İleride, Say ile besteler seslendirmek istiyorum.” dedi.

Genç Türk piyanistlere tavsiyelerde de bulunan 33 yaşındaki Ghraichy, şunları kaydetti:

“Genç Türk piyanistlerin de bu karmaşık dünyada kendi özelliklerini ve kimlikliğini koruyarak yer edinmeleri gerektiğini düşünüyorum. Birçok Türk besteci olduğunu biliyorum. Arkadaşlarımdan biri de klasik Türk besteciler üzerinde tez çalışmalarını sürdürüyor. Çünkü bilinmeyen birçok Türk besteci var. Meksika ve Lübnan’da bilinmeyen bestecilerin eserlerini seslendirerek tanınmasına katkı sağlıyorum. Genç Türk piyanistlerin de benim gibi bilinmeyen Türk bestecilerin eserlerinin tanınmasına katkı sağlayacağından eminim.”

Avrupa Kuş Gözlem günü için 6-7 Ekim tarihlerinde Türkiye ve Kıbrıs’ta 21 farklı noktada etkinlik düzenleniyor.

Doğa Derneği’nin Türkiye ortağı olduğu Dünya Kuşları Koruma Kurulu’nun (BirdLife International) 1993 yılından beri gerçekleştirdiği Kuş Gözlem Günü etkinliğinde, 25 yıl boyunca bir milyondan fazla insan yetmiş üç milyondan fazla kuşu gözlemleme imkanı buldu. 25 yıllık bu geleneğin amacı, kuşların yılda iki kere gerçekleştirdiği uzun ve zorlu göç yolculuğuna dikkat çekmek ve yol boyunca karşılaştıkları zorluklara ayna tutmak.

Avrupa Kuş Gözlem Günü’ne bu yıl Avrupa’dan 19 ülke katılıyor. Türkiye ve Kıbrıs’taki etkinlikler, Doğa Derneği ortaklığıyla farklı illerdeki gönüllü topluluklar tarafından gerçekleştiriliyor. 6-7 Ekim tarihlerinden sonra tüm ülkelerin gözlem sonuçları toplanacak ve kuşların göç boyunca karşılaştığı zorluklara dikkat çekmek için yapılan bir çağrıyla dünya basınına taşınacak.

Türkiye’de bu sene etkinlik gerçekleşecek alanlar şöyle: Adapazarı, Alakır Vadisi Antalya, Ankara, Ayvalık, Beyşehir, Birecik, Bodrum, Çanakkale, Çorum, Denizli, Didim, Fethiye, Hasankeyf, Iğdır, İstanbul, İzmir, Karacabey Bursa, Kırklareli, Niğde, Rize. Kıbrıs’ta ise Mağusa’da kuş gözlem etkinliği yapılacak.

Konu hakkında açıklama yapan Doğa Derneği Genel Koordinatörü Dicle Tuba Kılıç konu hakkında şunları söyledi: “Türkiye barındırdığı biyolojik çeşitlilik ve göçmen kuşların göç yolu olması açısından tüm dünyada çok önemli bir konuma sahip. 6-7 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilecek etkinliklerle herkesi göç yolundaki kuşların yaşamlarına dahil olmaya çağırıyoruz. Bu etkinliklere katılmak için kuşları çok iyi bilmek ve tanımak gerekli değil. Amacımız yüzümüzü göğe ve toprağa çevirmek. Çalıların arasına, denizlere, uçsuz bucaksız bozkırlara. Yılda bir kere olsun başımızı ekranlardan, kitaplardan, kendi var ettiğimiz dünyadan kaldırmak. Yüzümüzü başka canlıların renkli ve sakin yaşamlarına çevirip hayatı, bir de onların gözünden görmek. Doğayı okumayı ve yazmayı keşfetmek.Dünyayı kuş bakışı görmek için Avrupa Kuş Gözlem Günü’nde herkesi aramızda görmeyi diliyoruz”

Dünyaca ünlü arp sanatçısı Şirin Pancaroğlu, 8 Ekim Pazartesi 20:00’de Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda sahne alacak.

Klasik müzik geleneğinden yetişen Türkiye’nin önde gelen arp sanatçısı Şirin Pancaroğlu, geleneksel Türk müziği, doğaçlama, tango ve avangart türlerindeki çalışmaları ile de beğeni topluyor. Farklı müzik tarzlarını birleştiren Pancaroğlu, ‘Arya’ adını taşıyan konserinde Bach, Frescobaldi, Scarlatti gibi isimlerin yanı sıra Piazzola, Albeniz’den eserler icra edecek. Pancaroğlu, ‘Eski Bir Kartpostal’ ismini taşıyan eserinde izleyenlere keyifli dakikalar yaşatacak.

11 Ekim’e kadar sürecek ve 25 ülkeden 40 filmin gösterileceği Başka Sinema Ayvalık Film Festivali dün akşam düzenlenen açılış töreniyle başladı. Ceyda Düvenci’nin sunuculuğunu üstlendiği törende yönetmenler Mahmut Fazıl Coşkun, Banu Sıvacı, Osman Nail Doğan, Murat Düzgünoğlu, Çağla Zencirci, Merlyn Solakhan, Burak Çevik, Atilla Yücer ve Onur Ünlü, oyuncular Damla Sönmez, Bülent Şakrak, Hazar Ergüçlü, Ali Seçkiner Alıcı, Şencan Güleryüz, Tarhan Karagöz, Mehmet Başaran, Baran Şükrü Babacan, senarist Ebru Ceylan ve Yılın Yönetmeni Ödülü Danışma Kurulu üyelerinden yönetmen Emin Alper ve Fatih Özgüven başta olmak üzere sinemacılar biraradaydı.

Açılış gecesinde konuşan Festival Direktörü Azize Tan “Başka Sinema Ayvalık Film Festivali’nin ilkini tam anlamıyla imece usulüyle gerçekleştirdik. Dünyadan ve Türkiye’den sinemacı dostlarımız ve Ayvalıklılar’ın büyük desteğiyle hayata geçen festivalimizin güçlü bir programı, birbirinden değerli konukları var. Yıl boyu düzenlemeye devam edeceğimiz etkinliklerle Ayvalık’ı sinemacılar ve sinemaseverler için bir buluşma noktası haline getirmek en büyük hedefimiz. Sanatın birleştirici gücüne inancımız tam.” diyerek, festivalde emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti. Festival programında Türkiye Sineması 2018: Kuşku ve Sorgulama ve Farklı Hikâyeler, Dünyanın Bin Bir Hali, Başka Kadınlar ve Açıkhavada Sinema başlıklı bölümlerde Cannes’dan Berlin’e,Locarno’dan Venedik’e uzanan festival yolculuklarının ardından Ayvalık’ta gösterilecek yerli ve yabancı çoğu ödüllü filmler seyircilerle buluşacak. Başrolün sinema olacağı festivalde film gösterimlerinin yanı sıra söyleşiler, paneller, üniversite öğrencileri ve çocuklar için atölyeler de yer alıyor.

Başka Sinema Ayvalık Film Festivali kapsamında bu yıl ilk defa verilen “Kariyo & Ababay Vakfı Yılın Yönetmeni Ödülü”ne Ahlat Ağacı filmiyle Nuri Bilge Ceylan layık görüldü. Nuri Bilge Ceylan’a ödül heykelciği ve 100.000 TL’likpara ödülünü takdim eden Kariyo & Ababay Vakfı kurucularından Sami Kariyo yaptığı konuşmada: “Sinema alanındaki ulusal ve uluslararası sanatsalbaşarıyı teşvik amacıyla oluşturduğumuz Kariyo & Ababay Vakfı Yılın Yönetmeni Ödülü’nü gelenekselleştirmeyi hedefliyoruz. Kurucu ve daimi sponsoru olduğumuz Başka Sinema, ana sponsoru olduğumuz Başka Sinema Ayvalık Film Festivali ve Yılın Yönetmeni ödülümüzle sinemaya bir nebze katkıda bulunabiliyorsak ne mutlu bize!” dedi.

Son bir yıl içinde uzun metraj sinema filmi ticari gösterime girmiş ya da ulusal ve uluslararası festivallerde yer almış olan yönetmenlerden birine üstün sanatsal başarısı için verilen “Kariyo & Ababay Vakfı Yılın Yönetmeni Ödülü”nü kazanan Nuri Bilge Ceylan yaptığı teşekkür konuşmasında “Kariyo & Ababay Vakfı’na çok teşekkür ederim, çok mutlu oldum ve onur duydum. Sinemacılar olarak filmlerimizi çok büyük zorluklarla çekiyoruz.Kariyo & Ababay Vakfı’nı bu ülkenin sinemasının son zamanlarda başına gelmiş en güzel şeylerden biri olan Başka Sinema’dan dolayı çokça duyuyordum. Başka Sinema Ayvalık Film Festivali’nin de Ayvalık ve Ayvalıklılar için büyük şans olduğunu düşünüyorum. Çünkü kendimden de çok iyi biliyorum ki festivallerin insanın hayal gücünde değiştirici ve dönüştürücü bir gücü var. İzlenilen bir film insanı tamamen değiştirebilir. Festivallerde ters köşeye yatıran, hiç düşünmediğiniz anda kendinizden gizlediğiniz sırları bile sizin yüzünüze çarpan bir filmle karşılaşmak bir anda büyük kararlar aldırabiliyor insana. Bu yüzden bu festivalin de çok önemli olduğuna, bir takım gençlerin kanına gireceğine, onlara bir ışık göstereceğine inanıyorum. Bir işi kalıcı hale getirmek, başlatmaktan daha zordur. İnşallah uzun yıllar devam eder. Danışma Kurulu’na da filmimi önerdikleri için çok teşekkür ederim.Umarım bu ödül de festival de aynı kalıcılıkla devam eder” dedi. Nuri Bilge Ceylan’ın Ahlat Ağacı filmi festival kapsamında 6 Ekim Cumartesi saat 20.30’da Vural Sineması’nda sinemaseverlerle buluşacak.

Açılış töreninin ardından Köpek Dişi, The Lobster ve Kutsal Geyiğin Ölümü filmleriyle son dönemin en kayda değer yönetmenlerinden olan Yorgos Lanthimos’un Venedik Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü ve En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini kazanan son filmi Sarayın Gözdesi (The Favourite) Ayvalık Amfitiyatrosu’nun eşsiz atmosferinde açıkhavada izleyicilerle buluştu.

Festival Mekânları İzleyiciyle Buluşmaya Hazır!
Festival mekânlarında da hazırlıklar tamamlandı. Ayvalık mimarisinin tipik örneklerinden Ma’adra Binası iç mimar Fırat Aykaç’ın tasarımıyla sinema ve söyleşiler için özel olarak tasarlandı ve festival merkezine dönüştü. Festivalin diğer mekânlarından Sanat Fabrikası’nda bilet almak için gelen sinemaseverlerle festival havası yaşanmaya başladı. Ayvalık’ın bağımsız sinema salonu Vural Sineması ise izleyicilerle buluşmayı bekliyor.

Şükran Pekmezci’nin ‘Doğanın ve Hayatın İçinden Resimler’ sergisi 22 Ekim’de Ziraat Bankası Tünel Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşuyor.

Öykücü Burhan Günel’in ”Şükran Pekmezci’nin resimlerinde, çok renkli ve iyimser bir resimsel anlayışla resme dönüştürülmüş doğa görüntüleri ve onun içinde, adeta doğayla bütünleşmiş olarak toplumsal yaşamın içinden seçilip görüntülenmiş gerçeklikler yer alıyor.

Doğa görüntüleri resimlerin hemen hepsinde, toplumsal ya da bireysel figüratif görüntülerle karşıtlık ve / ya da birliktelik üzerine oturtulmuş bir ilişki içerisinde düzenlenmiş durumda.

22 Ekimde sanatseverlerle buluşmak üzere

Toplumsal görüntülerin içinde törenler, evlilik sevinçleri, yaslar, ortak sorunlar karşısında topluca tavır alışlar görülüyor” diye özetlediği Doğanın ve Hayatın İçinden Resimler sergisi 22 Ekim 2018 tarihinde Ziraat Bankası Tünel Sanat Galerisi’nde izleyiciye sunuluyor.

Şükran Pekmezci Atay Çankırı doğumlu; resimlerinde daha çok doğduğu yörenin konularını ele alıyor.

Pekmezci’nin hem yurt içinde hem de yurt dışında çok sayıda sergide eserleri sergilendi.

Nilüfer Belediyesi Kent Tiyatrosu, yeni sezonu ‘Kanlı Düğün’ isimli oyunla açtı. Prömiyeri Nâzım Hikmet Kültürevi’nde yapılan oyun, tiyatroseverlerden büyük alkış aldı.

Nilüfer Belediyesi Kent Tiyatrosu, yeni sezonda tiyatro tutkunlarının karşısına, ikisi çocuk toplam yedi yeni oyunla çıkıyor. Nilüfer Belediyesi Kent Tiyatrosu, perdeyi İspanyol yazar Federico Garcia Lorca’nın Kanlı Düğün adlı oyunuyla açtı.
Prömiyeri Nâzım Hikmet Kültürevi’nde yapılan oyuna ilgi büyük oldu. Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları Yalçın Işıkyıldız ve Ahmet Çakıcı’nın da aralarında yer aldığı tiyatro meraklıları salonu doldurdu.

İspanyol yazar Federico Garcia Lorca’nın “Köy Trajedileri Üçlemesi”nin ilk oyunu olan “Kanlı Düğün”ü, Turan Oflazoğlu Türkçe’ye çevirdi. Barış Erdenk’in yönettiği oyunda, Adem Mülazim, Ayşe Gülerman, Barış Ayas, Melisa İclal Yamanarda, Mesut Özsoy, Hande Kaplan, Zeynep Çelik Küreş rol aldı Burak Günsayar, Ceren Toksöz, Dilan Acar ve Mert Özay’ın müzisyen olarak yer aldığı oyuna, Gizem Şahin, Konuralp Gökalp, Tarık Şenocak ve Yağmur Yula da danslarıyla eşlik etti.

Yaklaşık bir buçuk saat süren oyun, aşk, özgürlük gibi insan doğasına ait kavramların, töreyle, toplumsal kurallarla çatışmasını ve bu çatışmanın neden olduğu yıkımı ele alıyor. 1932 yılında yazılan oyunda Lorca, ölüme yazgılı hayatların karanlık dünyasını şiirsel bir dille anlatıyor.

Başarıyla sahnelenen oyun izleyicilerden büyük alkış aldı. Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Yalçın Işıkyıldız da, performanslarından dolayı oyunculara çiçek vererek Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey adına kutladı. Işıkyıldız, kurum olarak kültür-sanata destek vermeye devam edeceklerini söyledi. Türkiye’nin zor günlerden geçtiğini hatırlatan Işıkyıldız, bu dönemde kültür sanatın öneminin daha da arttığına vurgu yaparak, herkesi Nilüfer Belediyesi Kent Tiyatrosu’nun oyunlarını izlemeye davet etti.

Nilüfer Belediyesi Kent Tiyatrosu’nun sahnelediği Kanlı Düğün, 5 Ekim Cuma günü saat 20.00’de, 6 Ekim Cumartesi günü de saat 15.00 ve 20.00’de Nâzım Hikmet Kültürevi’nde izleyici ile buluşacak. Oyun, sezon sonuna kadar cuma ve cumartesi günleri sahnelenmeye devam edilecek.

Çankaya Belediyesi Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında gerçekleştirilen etkinliklerin açılışında Flamenko müziğini başarılı bir şekilde yorumlayan Duende Flamenko grubunu Çankayalılarla buluşturdu.

Çankaya Belediyesi 25 Ekim’e dek sürecek Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında gerçekleştirilen etkinliklerin açılışında Çankayalıları Flamenko müziğiyle buluşturdu. Gecede dansçı Eren Ergene de sahne alarak görsel bir şölene imza attı.

Dünya çapında ödüller kazanan müzik ve dans grubu Duende Flamenko grubunun Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında Yılmaz Güney Sahnesinde gerçekleşen konserine dans ve müzikseverler büyük ilgi gösterdi.

Vokalde Makbule Eksert, gitar vokalde Ceyhun Güneş, bas gitarda Gökhan Bilek ve perküsyonda Mehmed Mert Baycan’ın sahne aldığı gecede Duende Flamenko grubuna eşlik eden Flamenko dansçısı Eren Ergene, sergilediği başarılı dans figürleriyle izleyicilere keyifli bir akşam yaşattı.

Ankaralı 4 müzisyenin kurduğu ve 2007 yılından bu yana Flamenko müziğinin tınılarını müzikseverlerle buluşturan gruba, konserlerde usta dansçılar performanslarıyla eşlik ediyor.

Grup Flamenkonun klasik ve modern örneklerini dans ile sentezleyerek sunmanın yanında 7’den 70’e herkesin bildiği Gipsy Kings şarkılarını ustaca yorumluyor. Tılsım anlamına gelen Duende ismini alan grup felsefelerini şarkının bir notası, gitarın bir tınısı ve dansın bir hareketi olarak adlandırıyorlar.

Kanserden Korkma Tanırsan Yenersin sloganıyla yola çıkılan etkinlikler kapsamında seminerlerin yanı sıra bilgilendirme toplantıları da yapılacak. Tamamı ücretsiz olan etkinliklerin ayrıntılı programı www.cankaya.bel.tr adresli internet sitesinde yer alıyor.

Kadıköy Belediyesi,İstanbul’un önemli gösteri sanatları merkezlerinden biri haline gelecek ‘Kadıköy Tiyatro’ binasının temelini, 8 Ekim saat 13:00’te tiyatro sanatçıları ile birlikte atıyor.

Kadıköy Belediyesi, İstanbul’un en önemli tiyatro atmosferine sahip Kadıköy’e yepyeni bir tiyatro binası kazandırmak için yola çıktı. İstanbul’un önemli gösteri sanatları merkezlerinden biri haline gelecek ‘‘Kadıköy Tiyatro’’binasının temeli, tiyatro sanatçıları ile birlikte atılacak.

TİYATROCULARIN ÖNERİLERİ DİKKATE ALINARAK TASARLANDI
‘Kadıköy Tiyatro’ tiyatro oyuncularının, Kadıköy Tiyatrolar Platformu’nun, profesyonel tiyatro işletmecilerinin, sahne-ışık uzmanlarının görüş ve önerileri ve dünyadaki örnekleri dikkate alınarak projelendirildi. Sahne tasarımı, ses, ışık, prova odaları gibi farklı konularda ayrı ayrı toplantılar düzenlendi, konunun uzmanları projeye katkı sundu. Tiyatrocuların ihtiyaçları ve deneyimleri gözetilerek mimar Özgür Bingöl ve İlke Barka tarafından tasarlanan tiyatro binası için, Avrupa’daki 13 “blackbox” tiyatro salonu detaylı olarak analiz edildi.

‘MEYDAN SAHNE’DE 360 DERECELİK SEYİR
Çağdaş tiyatronun sahneleme biçimlerinden esinlenerek tasarlanan Kadıköy Tiyatro, bilindik sahne tasarımlarının ötesinde seyir imkanları sunarak, Kadıköy’ü tiyatronun çekim merkezi yapacak. Seyir yeri ve sahne arasındaki ayrımların bir yana bırakıldığı ‘meydan sahne’ biçimiyle, 360 derecelik bir izleme alanı yaratacak. Oyuncuların izleyicilerin ortasında performans sergileyecekleri bu sahne, 400 izleyiciyi ağırlayabilecek. Salon oyunun niteliğine göre klasik sahne, orta sahne, meydan sahne, arena sahne, forum düzenlerinde de kullanılabilecek.

TİYATROCULARA 24 SAAT PROVA İMKANI
Kadıköy Tiyatro, tiyatronun en önemli sorunlarından biri olan prova olanağına da çare olacak. Gerektiğinde farklı düzenlemelerle çalışma mekanlarına dönüştürülebilen prova salonlarında tiyatrocular 7/24 prova yapabilecek.

7 GÜN / 24 SAAT 1.000 KİŞİYİ AĞIRLAYABİLECEK
Acıbadem – Koşuyolu Bölgesinde, ulaşım ağlarının merkezinde (Metro, Marmaray, Metrobüs, Avrasya Tüneli) inşa edilecek olan Kadıköy Tiyatro,toplam 8.200 m2 kapalı alana sahip olacak. Bölünebilir salonlar, fuayeler, kafeterya ve prova odalarıyla 1.000 kişiye ev sahipliği yapabilecek Kadıköy Tiyatro’da 7 / 24 sanat konuşulup, sanat izlenecek.

TEMELİ TİYATRO SANATÇILARI İLE ATILACAK

Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu Kadıköy Tiyatro’ya ilişkin; “Kadıköy’e kazandıracağımız Tiyatro binası İstanbul’un en önemli gösteri sanatları merkezlerinden biri olacak. Temel atma törenimize tüm oyuncuları ve tiyatro severleri bekleriz” dedi.

Temel atma töreni için Kadıköy Tiyatrolar Platformu da sosyal medyadan çağrı yaptı. Kadıköy’de sahnesi olan ve olmayan 60 tiyatronun oluşturduğu Kadıköy Tiyatrolar Platformu (KTP) sosyal medyadan yaptığı çağrı şöyle:“Kadıköy yeni tiyatro mekanına kavuşuyor ama önce temelini sağlam atmak gerek. Kadıköy Tiyatroları Platformu olarak tüm meslektaşlarımızı ve dostlarımızı temel atma törenine davet ediyoruz…”

Nilüfer Belediyesi’nin “İktidar” alt başlığıyla düzenlediği Nilüfer Kütüphane Günleri, sergi, atölye ve söyleşilerle devam ediyor. Söyleşilerin ikinci oturumuna Behiç Ak ve Mehmet Erkurt konuk olurken, Füsun Çetinel, Hakan Akdoğan ve Sevil Şahin Hakverdi de atölyelerde sanatseverlerle birlikte oldu.

Nilüfer Belediyesi’nin, “İktidar” alt başlığıyla bu yıl ilk kez düzenlediği Nilüfer Kütüphane Günleri, sergi, söyleşiler ve atölyelerle devam ediyor. Tanıl Bora ve Sema Kaygusuz’un açılış konuşmalarıyla 29 Eylül tarihinde başlayan Nilüfer Kütüphane Günleri’nin ilk konuğu, “Farklı Bir İktidar” söyleşisiyle Nilgün Toker ile Murat Sevinç oldu. Söyleşilerin ikinci oturumunda Behiç Ak ile Mehmet Erkurt “Çocuk Edebiyatında Güç İlişkileri”ni masaya yatırdı. Misi Yazıevi’nde gerçekleşen söyleşide Behiç Ak, okuyan bir birey olarak çocuğu, ebeveynleri ve otoriteyle ilişkisini ele alırken, Mehmet Erkurt da, çocuk kitapları yayıncılığı ve yayıncılığı çevreleyen güç ilişkilerini anlattı.

Çocuğun bir tüketici olarak kavranmış olmasının, onu sahneye taşıdığını belirten Behiç Ak, “İktidarı biraz da bu belirliyor. Çocuğun sahneye taşınmasındaki sosyal, politik yada yapısal nedenler. Orta Çağ’da çocuklarla ilgili çok şey konuşulmuyordu. Örneğin ihtisaslaşmış bir çocuk odası yoktu. Çocuklar büyüklerle aynı kıyafetleri giyiyorlardı. Yanı ayrışmış olarak bir çocuk kıyafeti tipolojisi yoktu. Bu, çok önemli bir şey. Ahlak alanını felsefeyle bütünleştiremiyorsak, o alanı bugünkü tüketim normlarını oluşturan kalıplar dolduruyor. Bu da, çocukları savunmasız hale getiriyor ve tüketici olarak belirliyor” dedi.

Behiç Ak şöyle devam etti: “Avrupa’da çocuk kitapları satan bir kitap evine girdiğinizde, gelişmiş olarak kız kitapları reyonları görürsünüz. Çünkü bu ticari bir şey. İşte bu iktidar. Yani kız çocuğunu cinsiyete mahkum ederek, bunun üzerinden para kazanıyorlar. Tıpkı oyuncak sektöründeki kızlar için üretilen oyuncaklar gibi. Oysaki o yaşta olan bir çocuk, ayrıştırılmayı değil, özgür bir şekilde yaşamayı istiyor.”

Yayıncılık alanında da benzer sorunların yaşandığını belirten Mehmet Erkurt da, “Bizler, merkezi, resmi, kurumsal, makro iktidarlardan değil, hayatın farklı alanlarında, gündelik ilişkiler dahilinde varlığını gösteren güç ilişkilerinden bahsediyoruz. Edebi yada akademik olsun her yayıncılık, farklı iktidar odaklarıyla güç ilişkileri içindedir” dedi.
Kitap seçiminde okurun iktidarından önce yetişkinin iktidarı ön plana çıktığını belirten Erkurt, “Okullarda hazırlanan okuma listeleri, kitapçılar, fuar ziyaretleri çoğunlukla yetişkinin kontrolünde yada refakatinde gerçekleşiyor. Okura kitabı ulaştırmak, yayıncının öncelikli isteği ama bunun için ikna etmesi gereken kitle çocuktan öte yetişkinler ve ebeveynler” şeklinde konuştu.

Nilüfer Kütüphane Günleri kapsamında Nilüfer Belediyesi, İsveç Konsolosluğu, İsveç Enstitüsü ve İsveç Çocuk Araştırmaları Enstitüsü işbirliğiyle gerçekleştirilen “Burada Çocuk Büyüyor-İsveç Çocuk Edebiyatı Sergisi” Misi Çocuk Kütüphanesi’nde açıldı. Sergi, bir ay boyunca izlenime açık kalacak.

İlgiyle takip edilen Nilüfer Kütüphane Günleri’nde “Çocuk ve İktidar” atölyesinde Füsun Çetinel, İktidar Konulu Bir Romanın Derin Okuması “Sineklerin Tanrısı” atölyesinde Hakan Akdoğan, “Şiir ve İktidar” atölyesinde de Sevil Şahin Hakverdi sanatseverlerle bir araya geldi.

Nilüfer Kütüphane Günleri, 6 Ekim Cumartesi gününe kadar her gün düzenlenecek atölye ve söyleşilerle devam edecek.