Orkestranın daimi şefi Dağhan Doğu’nun yöneteceği konserde, piyanist ve Devlet Sanatçısı Gülsin Onay; Rossini, Grieg, Verdi ve Çaykovski’nin eserlerini Bursalı müzikseverler için seslendiriyor.

Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası (BBDSO), Uludağ Premium sponsorluğundaki Bursa Filarmoni Derneği’nin destekleriyle klasik müziği geniş kitlelere ulaştırmaya devam ediyor. BBDSO, Bursalı müzikseverlerin heyecanla beklediği 2018-2019 sezonuna 4 Ekim Perşembe günü gerçekleştirilecek açılış konseri ile başlıyor. 19. yüzyılın önemli bestecileri Gioacchino Rossini, Edvard Grieg, Giuseppe Verdi ve Pyotr Ilyiç Çaykovski’nin eserlerinin çalınacağı konseri, BBDSO’nun daimi şefi Dağhan Doğu yönetiyor. Eserlere uluslararası müzik kariyeriyle ülkemize büyük gururlar yaşatan piyanist ve Devlet Sanatçısı Gülsin Onay hayat veriyor.

Bursa Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenecek konser, İtalyan besteci Gioacchino Rossini’nin yirminci operası olan ve ilk kez Milano’daki La Scala’da sahnelenen “Hırsız Saksağan Uvertürü” ile başlayacak. Norveçli Edvard Grieg’in tamamlayabildiği tek konçerto olan “Piyano Konçertosu La minör op.16” ve Guiseppe Verdi’nin prömiyeri 1871’de Kahire’de gerçekleştirilen Aida operasından “Zafer Marşı” ile devam edecek olan konser, Rus besteci Çaykovski’nin Napoleon’un Rusya’ya saldırısına karşı sergilenen kahramanlıklardan esinlendiği “1812 Uvertürü” ile sona erecek.

Türkiye’nin en çok izlenen çocuk kanalı TRT Çocuk tarafından düzenlenen “Karakter Tasarım Yarışması 2018” için başvurular başladı. Üniversite öğrencilerine ve yeni mezunlara yönelik yarışmanın başvuruları 15 Kasım 2018 tarihinde sona erecek.
Kazananlara ödülleri, 28-29 Kasım’da gerçekleşecek Türkiye’nin ilk ve tek çocuk medya konferansı olan “TRT Uluslararası Çocuk Medyası Konferansı”nda takdim edilecek.

Üniversite öğrencilerine ve yeni mezunlara yönelik yarışmaya başvuran katılımcılar TRT Çocuk ekranlarında okul öncesi çocuklar (3-6 yaş) için hayata geçecek bir animasyon serisi ya da sinema filminde yer alabilecek insan, hayvan veya benzeri tasarımlar ile yarışmaya katılabiliyorlar.

TRT Çocuk Karakter Tasarım Yarışması’nın genç tasarımcıların önünü açabilmek ve özgün tasarımlara destek olmak amacıyla düzenlediklerini belirten TRT Çocuk Kanal Koordinatörü Bekir Yıldızcı, “TRT Çocuk kanalı, her daim yerli yayıncılığa özen göstermiştir. Çocuklarımıza küçük yaşlardan itibaren kendi dil, kültür ve yaşamlarını yansıtan yerli yapımlar sunarak bireysel ve kültürel gelişimlerine destek olmayı arzuluyoruz. Bu yıl düzenlediğimiz TRT Çocuk Karakter Tasarım Yarışması ile hem yerli yapımları teşvik ediyoruz hem de genç tasarımcıların hayal güçleriyle yaratılan kahramanların hayata geçmesine katkıda bulunmak istiyoruz,” dedi.

Tüm görsel ve grafik sanatlar, çizgi film, animasyon ve iletişim alanında eğitim gören üniversite öğrencileri ile son üç yıl içerisinde bu alanlardan mezun olmuş kişilere açık olan yarışmada jüri üyelerinin beğenisini kazanarak derece alan yarışmacılara birincilik ödülü 10.000 TL, grafik tablet, ikincilik ödülü 5.000 TL, grafik tablet. Üçüncülük ödülüne ise 3.000 TL, grafik tablet verilecek. Ayrıca Seyirci Özel Ödülü’ne layık görülen yarışmacı 2000 TL kazanacak.

Alanında ve sektöründe uzman değerli isimlerin yer aldığı jüri kurulu yarışma süresi boyunca gelen çalışmaları değerlendirecek.

Beethoven’dan Pink Floyd’a, Bach’tan Coldplay’e klasik ve rock piyano düzenlemeleri ile büyük beğeni toplayan genç piyanist Ayşe Deniz, 6 Ekim’de Grand Pera Emek Sahnesi’nde müzikseverlerle bir araya geliyor.

Beyoğlu İstiklal Caddesi’nin en önemli tarihi yapılarından biri olan Grand Pera’da bulunan Emek Sahnesi, birbirinden değerli sanatçıları ağırlamaya devam ediyor. 6 Ekim akşamı Emek Sahnesi’nde Pink Flyod, Nirvana, Coldplay şarkılarını piyano düzenlemeleriyle yorumlayan genç piyanist Ayşe Deniz müzikseverlerle buluşuyor.

Moskova’da Kremlin Sarayı ve Christ The Saviour Katedrali; Verbier’de L’Eglise; Londra’da Duke’s Hall, Steinway Hall ve Kings Place; Kiev Açık Hava Tiyatrosu ve Lysenko Hall; Fort Worth PepsiCo Hall; Rochester Kilbourn Hall; Aspen Harris Hall; Santa Barbara Lehmann Hall ve Kuzey Kıbrıs Bellapais Antik Manastır’ı gibi birçok ünlü mekanda konser veren Ayşe Deniz’in müziği bu kez Beyoğlu’nun tarihi atmosferini yaşatmaya devam eden Emek Sahnesi’nde yankılanacak.

Londra’da yaşayan Ayşe Deniz, lisansını The Eastman School of Music’te, yüksek lisansını ise Londra Kraliyet Akademisi’nde bitirdi. Floyd’un müziğini ” Liszt” tarzında yeniden yorumladı. Bunun ardından binlerce prog-rock hayranının ilgisini çekti ve Pink Floyd Classical Concept albümü ortaya cifti. Eserleri California “Wavelength”; Sofya “Piano Extravaganza”, Arjantin Chacabuco “El Cine Espanol”; Portekiz Gouveia Art Rock; İtalya “Piano City Milan”, Ekvator; İstanbul ve Ankara Müzik Festivallerinde icra etti. Kasım 2015’te Kurt Cobain’e ithaf ettiği “Nirvana Project” albümü Birleşik Krallık’ta iTunes “En İyi Klasik Albümler “de ilk 10’a girdi. Genç piyanistin “Nirvana Project”, “Pink Floyd Classical”, “Piano Playlist Vol.1” ve “A Chopin Affair” adlı dört albümü bulunuyor.

Bu yıl ilk kez düzenlenen “ Burada Müzik Var “Festivali,kapanış konserinde dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say’ı ağırlayacak. 7 Ekim Pazar günü Moda Kayıkhane’de gerçekleşecek gecede; Fazıl Say’ın Türk edebiyatının unutulmaz şairlerinin şiirlerini besteleyerek yaptığı şarkı albümlerinden “İlk Şarkılar” ve “Güz Şarkıları” festival sahnesinde izleyici ile buluşacak.

Gecenin ilk bölümü olan İlk Şarkılar’da Fazıl Say’ın piyanodaki cesur ve özgün yorumuna, solist Serenad Bağcan’ın güçlü sesi eşlik edecek. İlk Şarkılar’da Nâzım Hikmet, Ömer Hayyam, Edip Cansever, Turgut Uyar, Can Yücel, Orhan Veli, Cemal Süreya, Metin Altıok gibi önemli şairlerinin şiirleri,Fazıl Say besteleri ile sahnede hayat bulacak.

Gecenin ikinci yarısında ise; Doğu-Batı sentezi, Türk musikisi, caz, kabare müziği, nostaljik melodileri ve herkes için akılda kalıcı sözleri ile her biri farklı stilde ve farklı konularda olan Güz Şarkıları izleyici ile buluşacak. Güz Şarkıları’ndamuazzam yaratıcı bir yorumcu olan Ece Dağıstan piyanoya hayat verirken, solist Güvenç Dağüstünsolist olarak yer alıyor. Orkestrada ise Volkan Hürsever ( kontrbas) , Ediz Hafızoğlu ( davul ) ,Gürtuğ Gök ( saksafon) , Derya Türkan ( kemençe) gibi usta isimler var.

Kültürel mirası koruma ve özendirme projelerini teşvik etmek amacıyla 2001 yılından bu yana Tarihi Kentler Birliği (TKB) tarafından düzenlenen yarışmada Kadıköy Belediyesi Sinematek Sinemaevi ile ödül kazandı.

Geçtiğimiz yıl restore edilerek kamunun hizmetine sunulan Karikatür Evi, Gençlik Sanat Merkezi, Suadiye Sanat Atölyeleri, Rasimpaşa Sosyal Hizmet Merkezi ve Ladikli Ahmet Ağa Çeşmesi Restorasyonu ile ödül kazanan Kadıköy Belediyesi bu yıl da inşaatı devam eden Sinematek Sinemaevi projesiyle “Tarihi ve Kültürel Mirası Koruma Proje ve Uygulamalarını Özendirme Yarışması”nda ödüle layık görüldü. Ödül ‘Kent yaşamı ve mevcut kamusal alanlar ile bütünleşmiş, çağdaş bir mimari tasarıma sahip projeleri, kentin kültürel ve sosyal dokusu içinde tamamlayıcı nitelikteki işlevlendirme önerileri, sivil toplum ile yerel yönetim işbirliğine dayalı projelendirme’ sürecini sürdürmesi nedeniyle verildi.

Bu yıl 17.’si gerçekleştirilen yarışmada Jüri sonuçlarına göre 1 Koruma Büyük Ödülü, 3 Jüri Özel Ödülü, 8 Proje, 8 Uygulama, 11 Süreklilik ve 31 Başarı dalında proje ödüle değer görüldü. 62 belediyeden 123 proje ve uygulamanın katıldığı yarışmada 5 farklı kategoride dereceye giren belediyelere ödülleri, 15 Kasım Perşembe günü Antalya’da gerçekleşen YAPEX Restorasyon Fuarı’nda düzenlenecek töreni ile verilecek.

Fransız aktör Vincent Cassel, Uluslararası Antalya Film Festivali’nin özel konuğu olarak Türkiye’ye geldi. Cassel, gerçekleşen açılış töreninde “Yaşam Boyu Başarı” ödülü aldı.

30 yıllık aktörlük kariyerinde her rolün üstesinden gelen usta oyuncu, ailesinin her ne kadar istememesine rağmen 1988’den bu yana ekranlarda.

1993 yılında genç sinemacı Mathieu Kassovitz’in yazıp yönettiği ‘Metisse’ adlı filmde rol alan Cassel’in hayatı 1995’te yine sansasyonel bir Kassovitz filmi olan ‘La Haine’ (Protesto) ile değişti.

Fransa’nın banliyölerinde yaşanan sınıflar arası çatışmayı üç gencin hikâyesi üzerinden anlatan ‘La Haine’de başrol oynayan Cassel, filmdeki performansıyla “En İyi Aktör” ve “Gelecek Vadeden Genç Aktör” dallarında César ödülüne aday gösterildi.

Fransa’nın Oscar’ı olarak kabul edilen Cesar ödülüne toplam 5 kez aday gösterilen Cassel, ödülü 2009’da ‘L’ennemi public n°1’ ile ‘L’instinct de mort’filmlerinde canlandırdığı banka soyguncusu Jacques Mesrinerolüyle kazandı.

Her role uyum sağlayan adam

Cassel, daha çok farklı rolleri canlandırmasıyla tanınıyor. 1996’da “L’Appartement” filminde birlikte kamera karşısına geçtiği Monica Belluci’yle 1999 yılında evlenen Cassel, Fransız yönetmen Gaspar Noé’nin olay yaratan eseri “Dönüş Yok (Irréversible) filminde de Monica Belluci ile birlikte rol aldı.

Cassel, başrolleri Nicole Kidman’la birlikte paylaştığı ‘Birthday Girl’’in (2001) yanı sıra ‘Ocean’s 12’ (2004), ‘Ocean’s 13’ (2007), ‘SiyahKuğu’ (Black Swan – 2010 ) ve ‘Jason Bourne’ (2016) gibi büyük bütçeli, popüler Hollywood yapımlarında da oynadı.

Cassel, günümüzün uluslararası arenada en çok tanınan Fransız oyuncularından biri olarak kabul ediliyor. 2013’te boşandığı Monica Belluci’den iki kızı olan Vincent Cassel, ağustosta kendisinden 30 yaş küçük top model Tina Kunakey ile evlenmişti.

Cassel, ‘L’ennemi publicn°1’ filminde kamera karşısına geçtiği oyuncu Olivier Barthelemy ile Antalya’ya geliyor. Olivier Barthelemy, Tehlikeli Miras 2 (2011) ve Mike (2011) filmlerinde de rol almıştı.

 

 

Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV) Ekim ayında ‘TAKSAV Müzik Söyleşileri’ ile müziği, müziğin türlerini ve bu türlerin dününü, bugününü ve yarınını yani kısacası müziği baştan sona incelemeye alıyor.

6-13-20-27 Ekim tarihlerinde ‘TAKSAV Müzik Söyleşileri’ ile beraber Rap, Indie, Reggae ve Caz türlerinde birbirinden değerli müzisyenler kendi türlerinin gelişimine dair yorumlarını müzikseverlerle paylaşacak.

6 Ekim Cumartesi günü başarılı müzisyenler Kamufle ve Elçin Orçun, Rap müziğin yakaladığı büyük popülarite ve başarıyı ele alacak. ‘Yeraltından Yerüstüne Rap’ başlığıyla yapılacak söyleşinin moderatörlüğünü ise gazeteci Burak Abatay üstlenecek. Etkinlik saat 19.00’da başlayacak.

‘Üçüncü Yeni’

13 Ekim Cumartesi günü saat 19.00’da alternatif/indie müziğin önemli temsilcilerinden Nilipek. ve Cihan Mürtezaoğlu, müzisyen ve akademisyen olan Mahmut Çınar’ın moderatörlüğünde ‘Kime Alternatif, Neye Alternatif?’ başlığıyla ‘Üçüncü Yeni’ olarak adlandırılan akımın ve bağımsız müziğin rotasını çizecek.

‘RAGGAE, EĞLENCE Mİ, TAVIR MI?’

20 Ekim Cumartesi günü Komik Günler grubunun solisti Cihan Çokbilir, Bosphoroots’un solisti Koray Sürücü ve Sudanlı DJ Ahmed El Mahi, Reggae müziğin ruhunu konuşacak. Saat 19.00’da başlayacak söyleşinin moderatörü ise Gencer Arabacı olacak.

‘CAZ’I SEN Mİ KURTARACAKSIN?’

27 Ekim Cumartesi günü gerçekleşecek son söyleşide ise gazeteci-müzik yazarı Eray Aytimur’un moderatörlüğünde Caz müzik masaya yatırılacak. Caz vokalisti ve eğitmen Sibel Köse ve Caz gitaristi ve besteci Önder Focan’ın katılacağı etkinlik ise 15.00’te başlayacak.

Reklamcılar Derneği tarafından düzenlenen, Türkiye’nin en önemli yaratıcılık ve pazarlama etkinliği olarak kabul edilen Kristal Elma Festivali’ne sayılı günler kaldı.

11-12 Ekim tarihleri arasında Bomontiada’da gerçekleşecek etkinliğin 30. yılında yaratıcılık yine festival havasında kutlanacak.

11-12 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilecek Kristal Elma Festivali’nde katılımcılar; konuşmalar, atölyeler, canlı müzik ve konserler, 30. yıl özel sergisi, sektör özel yayınları, ödül törenleri ve after party’ler ile iki gün boyunca yaratıcılığı kutlayacak. Yaratıcılığa duyulan aşktan yola çıkarak “Aşkımızın meyvesi Kristal Elma” mottosuyla sektörü kucaklayan Kristal Elma’nın 30. yılına özel olarak bütün yıla yayılan etkinlikler devam ediyor.

Festivalde bu sene yaratıcılık ve yenilikçilik yoluyla rekabet avantajı arayan pazarlamacılar için oluşturulmuş global bir platform olan ve senenin trend konularını belirleyen Contagious’ı içerik küratörü olarak belirlediklerini söyleyen Reklamcılar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Nil Bağcıoğlu, “Bir sivil toplum örgütünün Kristal Elma gibi bir markayı 30 yıl süreyle yaşatmış olmasını kayda değer, önemli bir başarı olarak görüyorum.” diye belirtti.

“Yaratıcılığın Yeni Kodları” açıklanacak
30. yıl kutlamaları kapsamında yıl boyunca süren etkinliklerden biri reklam dünyasının en profesyonel futbol organizasyonu ReLiga’nın sponsorluğu oldu. Kristal Elma ReLiga olarak anılmaya başlayan, yaratıcılığı ve yaratıcıları her platformda destekleme hedefini sahalara taşıyan organizasyon, sesini Ömer Ahunbay’ın hazırladığı jingle ile duyurdu. Yıla yayılan etkinlikler kapsamında ayrıca Türkiye’de değişen yaratıcılığı incelemek ve duyurmak amacıyla “Yaratıcılığın Yeni Kodları” isimli bir araştırma hazırlandı. Ajanslar, insan kaynakları ve danışmanlık şirketleri, reklamverenler gibi reklam sektöründe ve reklam sektörü ile çalışan tüm profesyoneller için ipucu içerecek rapor, Festival esnasında açıklanacak.

Ayrıca Toplumsal Cinsiyet Eşitliği teması Kristal Elma Festivali’nde öne çıkacak. Bu konuda hem bir özel ödül verilecek, hem de Yrd.Doç.Dr. Gül Şener’in Effie vakaları üzerinden yaptığı analiz/araştırma ilk kez paylaşılacak.

Maltepe Belediyesi yaklaşan 4 Ekim Hayvanlar günü için bir projeye imza attı. Filmi izlemek için yapmanız gereken tek şey 1 kilogram kedi ve köpek maması getirmek.

Maltepe Belediyesi, 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü’nde İstanbul’daki kedileri konu alan Kedi belgeselinin özel bir gösterimini yapacak. Ceyda Torun’un yönetmenliğini üstlendiği Kedi, TIME dergisinde 2017’nin en iyi 10 filmi arasında gösterilmişti. Film, Prof. Dr. Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde saat 20.00’de yapılacak.

Mamaları gelirken unutmayın

Gösterimini izlemek isteyenlerin yanında en az 1 kilogram kedi veya köpek maması getirip, bağışlaması gerekiyor. Mamalar, ilçe genelindeki sokak hayvanlarının beslenmesinde kullanılacak.

Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç, “Sokakta yaşayan can dostlarımız için yanınızda mama getirmeyi unutmayın” çağrısı yaptı.

4 Ekim hayvanları koruma günü

Yaşam için gerekli olan hemen hemen her şeyin karşılanmasında doğaya ve onun çeşitliliğine muhtacız. Yaşamımız, bitkilerin ve hayvanların olağanüstü değişkenliği, onların yaşadıkları yerler ve içinde bulundukları ortamlara bağlı.  Ancak doğal kaynaklara yönelik talebimiz sürekli arttığı için bu çeşitlilik tehdit altında.

Bugün, yeryüzünde 7 milyar insan yaşıyor. 2050 yılında ise bu rakamın 10 milyara yaklaşacağı öngörülüyor. İnsanlar çoğalıyor ama bizim dışımızdaki canlı türleri için durum, bunun tam tersi. Hızla artan nüfus, yapılaşma, doğal alanların tahribatı, yasa dışı avcılık ve ticaret, yaban hayatın dengesini bozuyor ve yaban hayatın canlıları bir yok oluşa doğru sürükleniyor. Özetle, biz çoğalırken dünyamızı paylaştığımız diğer canlıların sayısı hızla azalıyor.

Gezegenimize ve barındırdığı çeşitliliğe dair henüz keşfedilmemiş pek çok tür var. Ancak açık olan bir şey var: mevcut değerlerimizi hızla kaybediyoruz. Bu nedenle 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü sadece gözümüzün gördüğü hayvanları değil, yeryüzünde var olan tüm hayvanların da yaşam hakkına sahip olduklarını hatırlamamız açısından çok önemli.

İtalyan sanat hareketi Arte Povera akımının öncülerinden 30’u aşkın igloyu bir araya getiren ‘Igloos’ sergisii Pirelli’nin Milano’da yer alan modern sanat mekânı HangarBicocca alanında sanatseverlerle buluşmayı planlıyor.

Londra’nın ve dünyanın ünlü müzelerinden biri olan Tate Modern’in eski yöneticisi Vicente Todolí’nin küratörlüğünü yaptığı sergi, Fondazione Merz işbirliği ile 25 Ekim 2018 – 24 Şubat 2019 tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

Igloos sergisi, 2003 yılında hayatını kaybeden Mario Merz’in 1968’den yaşamının sonuna kadar ürettiği en ikonik eserlerden bazılarını bir araya getiriyor. Sergi, Pirelli HangarBicocca’nın 5 bin 500 metrekarelik Navate ve Cubo isimli mekanlarında düzenlenecek. Ziyaretçileri iglo şeklinde yerleştirilen 30’dan fazla büyük ölçekli eser karşılayacak.

İlk ve son fırsat olabilir kaçırmayın

Pirelli HangarBicocca Sanat Yönetmeni Vicente Todolí, sergiyle “Igloos sergisi için başlangıç noktası olarak Mario Merz’in 1985 yılında Zürih’teki Kunsthaus’ta Harald Szeemann’ın küratörlüğüyle düzenlenen kişisel sergisini aldık. O sergide sanatçının o güne kadar ürettiği her türlü iglo, büyük sergi salonunda Szeemann’ın deyişiyle ‘bir köy, kasaba, gerçeküstü bir şehir’ olarak düzenlenmişti.

Pirelli HangarBicocca’daki sergimiz, savaş sonrası kuşağın en önemli sanatçılarından birinin yarattığı deneyimi (bu kez sayısı 17’den 30’un üzerine çıkmış olarak) yeniden yaşamak için hayatta bir defa yakalanacak bir fırsat olacak” dedi.

Adana Film Festivali’nde sanatçılar sevenlerinin karşısına klasik otomobillerle çıktı. Uluslararası Adana Film Festivali’nde geleneksel kortej gerçekleştirildi. Bu yıl 25’inci düzenlenen festivalde sanatçılar halkı klasik otomobillerle selamladı. Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü’nün de yer aldığı korteje Adanalılar büyük ilgi gösterdi.

Adana Film Festivali hakkında bilgi

Çukurova’nın ürünü pamuğu simgeleyen “Altın Koza Film Festivali” ilk kez 1969 yılında ‘Altın Koza Film Şenliği’ adıyla Adana Belediyesi ve Adana Sinema Kulübü öncülüğünde gerçekleştirildi. Türk Film Arşivi’nin katkılarını da yanına alan Altın Koza Film Festivali, o tarihten bu yana her yıl zenginleşen içeriği ile sadece Çukurova Bölgesi’nin değil, ülkemizin en önemli kültür – sanat etkinliklerinden biri oldu.

Şenlik, ilk kez düzenlendiği 1969 yılından itibaren Türk sinemasına verdiği ödüllerle destek olmaya başladı. İlk yıl, Metin Erksan, Kuyu filmi ile En İyi Yönetmen ve En İyi Film dallarında Altın Koza’yı evine götürürken, Fatma Girik, Ezo Gelin ile En İyi Kadın Oyuncu, Yılmaz Güney, Seyyit Han ile En İyi Erkek Oyuncu ödüllerine sahip olan ilk Altın Koza’lı sanatçılar oldu.

1973 yılına kadar Şenlik beş kez sinemaseverlerle buluştu. Ancak Altın Koza, ekonomik olanaksızlıklar nedeniyle onsekiz yıl sürecek bir suskunluğa gömüldü. 1992 yılında Adana Belediyesi, Adanalılar ve sanat dünyasından gelen “Altın Koza yeniden canlansın” talebini sonuçsuz bırakmayarak Şenliği, Türk sanat dünyasına yeniden armağan etti. Altın Koza, bu süreçte Adana kültür sanat yaşamındaki boşluğu doldurması gerektiğini düşünerek sinema şenliğini bir kültür sanat festivaline dönüştürdü.

Altın Koza Kültür ve Sanat Festivali, 1992’de düzenlediği Ulusal Uzun Film Yarışması’nın yanı sıra Türk Sineması’nın geleceğine de sahip çıktı. Festival,Öğrenci Filmleri Yarışması‘nı da programına ekledi ve Türkiye’de ilk kez bu alanda yarışma düzenleyen Festival oldu. Altın Koza Kültür ve Sanat Festivali ayrıca resim, tiyatro, müzik, fotoğraf ve düşünsel çalışmaları Adanalı sanatseverlerin beğenisine sundu.

1998’de Adana depremine duyarsız kalamayan Büyükşehir Belediyesi Yönetimi o yıl Altın Koza bütçesini depremzedeler için kullanarak Festivali düzenlememe kararı aldı. 1999’da ise Marmara depremi nedeniyle ülkede ulusal yas ilan edilmesi sonucu Festival gerçekleştirilemedi. Festival bütçesi o yıl da Marmara depreminden zarar gören depremzedelere aktarıldı.

1999 yılı itibariyle Altın Koza yıla yayılan kültür sanat etkinlikleriyle devam etti. 7 yıllık aradan sonra 12. Altın Koza Kültür ve Sanat Festivali 2005 yılında 31 Mayıs–05 Haziran tarihleri arasında yapıldı. 2005 yılından bu yana kesintisiz devam eden Festival, programına eklediği ‘Dünya Sineması’ ve ‘Akdeniz Filmleri Seçkisi’ ile uluslararası kimliğe bürünmüş ‘Akdeniz Ülkeleri Uluslararası Kısa Film Yarışması’ ile de bu kimliğini pekiştirmiştir.

Altın Koza Film Festivali, Akdeniz Ülkeleri’nin yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri’nden Japonya’ya kadar dünyanın pek çok ülkesinden filmi, sektörün her alanında görev yapan sinema profesyonelini konuk eden bir sinema platformu haline gelmiştir. Festival her yıl Türk sinemacıların yanı sıra Avrupa’dan da yaklaşık 700 konuğu ağırlamakta ve her yıl yaklaşık 70 bin izleyiciye ulaşmaktadır.

Türkiye’nin en uzun soluklu festivallerinden biri olan Akbank Caz Festivali yepyeni isimler ve sürpriz içerikleriyle 28.kez sanatseveriyle buluşuyor.

Akbank Caz Festivali, yepyeni ritim ve renkleri içeren zengin programı ile 28. kez şehri caz haline dönüştürmeye hazırlanıyor. Bu yıl 17-28 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek 28. Akbank Caz Festivali’nde; Caz müziğinin önemli temsilcilerinden Jamie Cullum, Till Brönner Septet, The Bad Plus, Avishai Cohen Quartet, Tarkovsky Quartet gibi sürpriz isimler sahne alacak.

Festival kapsamında 12 gün boyunca; Ustalara Saygı, Festivale Özel, Cazda İngiliz Çıkartması, Güçlü Nefesler, Caz ve Ötesi, Sihirli Eller, Fransız Rüzgarı’ndan oluşan yedi ana temanın yanında; Caz Saat, Liselerde Caz, Kampüste Caz ve Atölyeler ile toplam 11 kategoride caz severleri coşturacak.

Festival’de; 100’den fazla müzisyenle 37 ayrı mekanda 37 konser, 3 söyleşi, 16 atölye gerçekleşecek.

28. Akbank Caz Festivali’nde, “Şehrin Caz Hali”ne uygun şekilde Cemal Reşit Rey Konser Salonu, Akbank Sanat, Babylon, Volkswagen Arena, The Badau, Caddebostan Kültür Merkezi, Moda Sahnesi, Uniq Hall, Summart Sanat Merkezi, Nardis ve Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nin de bulunduğu 37 ayrı mekanda 37 konser, 3 söyleşi, 16 atölye gerçekleştirilecek. Festival 100’den fazla müzisyeni ağırlayacak ve Kampüste Caz ile 9 farklı şehre taşınacak

Kampüste Caz, Edirne, Çanakkale, İzmir, Muğla, Eskişehir, Ankara, Kayseri, Mersin ve Adana’da

Festivalin artık bir festival klasiği haline gelen “Kampüste Caz” konserleri bu yıl da devam ediyor. Festivalin en önemli etkinliklerinden biri olan Kampüste Caz, Edirne, Çanakkale, İzmir, Muğla, Eskişehir, Ankara, Kayseri, Mersin ve Adana’da genç neslin önemli isimlerinden Evrencan Gündüz ve Uzaylılar’ı üniversiteli gençlerle buluşturacak.

Festivalin büyük ilgi gören Cazlı Brunch ve Akşamüstü Caz etkinliklerinin yanı sıra caz etrafında şekillenen atölyelerle festival programı yine oldukça zengin olacak