Ankara Eczacı Odasınca, başkentte 1919’da Hüseyin Hüsnü Sarı tarafından kurulan ve geçen yıl kapanan Atatürk’ün Eczanesi olarak da bilinen tarihi İstanbul Eczanesi, müzeye dönüştürüldü. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de ilaçlarını aldığı tarihi eczanede bir asır boyunca ilaç üretiminde kullanılan teçhizat ve ecza dolapları, odanın Çankaya’daki binasında ziyaretçilerin ilgisine sunuldu.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de ilaçlarını aldığı tarihi eczanede bir asır boyunca ilaç üretiminde kullanılan teçhizat ve ecza dolapları, odanın Çankaya’daki binasında ziyaretçilerin ilgisine sunuldu. Ankara Eczacı Odası Başkanı Süleyman Güneş, açılış töreninde yaptığı konuşmada, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve o dönemin birçok siyasetçisinin de ilaçlarını temin ettiği İstanbul Eczanesi’nin geçen yıl çeşitli sebeplerden ötürü kapandığını söyledi.

Bir asırlık ömrü bulunan eczaneyi müzeye dönüştürdüklerini dile getiren Güneş, “Atatürk’ün de hatırası bulunan bu eczanenin, eşya ve malzemeleriyle gelecek kuşaklara tarihi bilgi ve belge olarak aktarılmasını sağlayacağız” dedi.

İstanbul Eczanesi’nin son sahibi eczacı Ömer Faruk Erdem, kurucu Hüseyin Hüsnü Sarı ile 1948’de tanıştığını belirterek, 1979’da tıp fakültesindeki baş eczacılık görevini bırakarak teklif üzerine eczanenin işletmeciliğini üstlendiğini söyledi.

Eczanenin devamı için gayretle çalıştığını ifade eden Erdem, “Bazı mesleki sıkıntılardan dolayı 2017’nin son gününde eczanemi kapattım. Bazı antika eşyaları müzayede de değerlendirdim. Geri kalan değerli eşyaları Ankara Eczacı Odasına bağışladım. Eczanemin 100’üncü yılını burada kutlamak istiyorum” diye konuştu.

Rusya’nın başkenti olan Moskova’da Türk Sineması Günleri başladı. Üç gün sürecek Türk Sineması Günleri’nde 9 film, Rusça alt yazılı olarak seyirciyle buluşacak.

Moskova Yunus Emre Enstitüsü’nün (YEE) organize ettiği Moskova Türk Sineması Günleri başladı.

YEE’nin, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü desteğiyle 5 Zvezd sinemasında düzenlediği açılış programına, Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Hüseyin Diriöz, Moskova YEE Müdürü Ömer Özkan ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Moskova Temsilcisi Sabahattin Yavuz ile pek çok Türk ve Rus davetli katıldı. Üç gün sürecek Türk Sineması Günleri’nde 9 film, Rusça alt yazılı olarak seyirciyle buluşacak.

Festival organizatörlerinin, gösterilecek filmlerin yapımcılarını da etkinliğe davet etmek istediklerini söyleyen Özkan, “Ama bu sefer olmadı” dedi. Müdür, Rusya’da Türk Yılı olarak ilan edilen 2019’da bu fikri hayata geçirebilecekleri umudunu dile getirdi.

Açılış töreninde söz alan Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Hüseyin Diriöz, şunu dedi: “Öncelik verdiğimiz bir nokta, en önemli nokta, Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkileri her alanda geliştirmek. Siyasi alanda, ekonomik alanda, ama onlardan daha önemli insani, beşeri ve kültürel alanda. Bu bakımdan şimdi başlamakta olan Moskova Türk Sineması Günleri, hatta söyleyebilirim, birinci geleneksel Moskova Türk sineması günleri bugün böylece başlayacak”.

Büyükelçi, Yunus Emre Enstitüsü’ne kültür alanında Rus-Türk ilişkilerine katkılarından dolayı ve TOBB TİM Rusya Temsilciliği ile Başkanı Sebahattin Yavuz’a, bu festivalin organizasyonuna yardımından dolayı teşekkür etti.

Hasan Ali Yücel’in hayatını ve Köy Enstitüsü’nü kurmasını konu alan ‘Yücel’in Çiçekleri’ adlı belgesel filmin çekimleri tamamlandı. Belgeselin drama bölümünde Atatürk’ü Mahir Günşiray canlandırdı.

Hasan Ali Yücel’in yaşamı ‘Yücel’in Çiçekleri’ adıyla belgesel filmine dönüştürüldü. 1938 – 1946 arasında milli eğitim bakanlığı yapan, 1940’da Köy Enstitüsü’nü kuran Yücel’in hayatını ve çalışmalarını konu edinen belgesel filmin yönetmenliğini Cengiz Özkarabekir yaptı.

Hasan Ali Yücel ve dönemin İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç’un yaşam hikâyeleri üzerinden yola çıkılarak oluşturulan ‘Yücel’in Çiçekleri’nin zemini büyük zorluklarla kurulan Köy Enstitüleri üzerine oturtuldu.

‘Yücel’in Çiçekleri’nin çekimlerinde Hasan Ali Yücel’in kişisel eşyaları da yer verildi. Senaryosunu da Cengiz Özkarabekir’in yazdığı belgesel, Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Başkanı Prof. Dr. Kemal Kocabaş ile Hasan Ali Yücel’in kızı Gülümser Yücel’in danışmanlığında çekildi.

Çekimleri Büyükçekmece, Çatalca, Silivri, Beyazıt, Sütlüce, Yenikapı ve Selimpaşa’da kurulan döneme uygun mekânlarda gerçekleştirilen ‘Yücel’in Çiçekleri’nin drama bölümleri için yaklaşık 200 oyuncu rol aldı. Belgeselde Atatürk’ü Mahir Günşiray, İsmail Hakkı Tonguç’u ise Muhammet Uzuner canlandırdı. Plastik makyaj sanatçısı Derya Ergün, özel bir çalışmayla Mahir Günşiray’a Atatürk makyajı hazırladı. Hasan Âli Yücel’i ise 3 kişi canlandırdı. Çocukluğunu Ege Şenoğul, gençliğini Kutay Şahin, yetişkin dönemini ise Mehmet Tokat karakterize etti.

Cahit Berkay ile Altuğ Öncü’nün müziklerini yaptığı ‘Yücel’in Çiçekleri’nin İstanbul galası 23 Kasım’da Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilecek. İzmir galası 7 Aralık’ta olacak olan belgeselin Ankara galası ise 21 Aralık olarak belirlendi.

Kültepe Ören Yeri’nde yapılan kaz çalışmalarında kadınların 4 bin yıl önce ticaret yaptığı ve kendilerine ait anlaşma mühürleri olduğu ortaya çıktı. Kayseri merkeze 24 kilometre uzaklıktaki, Hititlerin Anadolu’da kurduğu ilk kentin kalıntısı olan höyük ve etrafında onu saran Karum’dan oluşan Kültepe Ören Yeri’ndeki kazı çalışmasında Anadolu’nun en eski uluslararası ticaret merkezi, Asur Ticaret kolonisi Kaniş-Karum’da çıkan belgelere göre kadınların 4 bin yıl önce ticari anlaşma yapıp, kendi adlarına mühür bastıkları ortaya çıktı.

Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu başkanlığında sürdürülen kıza çalışmalarında 4 bin yıl öncesine ait çivi yazılı tabletler Anadolu’da kadının sosyal hayatta, ekonomide nasıl bir rol oynadığını gösteriyor.

Kültepe’deki kazılarda bugüne kadar 23 bin 500 çivi yazılı tablet, ve 20 bin adet arkeolojik eser bulundu. Bu yılki kazılarda 2’si tablet 76 eser ile 4 bin-4 bin 500 yıllarında yapılmış idari yapıların köşeleri ortaya çıkarıldı.

Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu, ”Bu çağda Anadolu´da kadın ve erkek eşitliği sosyal hayatın özünü oluşturmaktadır. Kadın, iş ve yönetimde de bu sistem içinde kendine yer bulmuştur. Devletin başında kraliçenin görev alması gibi. Yerliler arasındaki kadın ve erkek eşitliğini kanıtlayan evlenme ve boşanma mukaveleleri karşılıklı anlaşma esasına göre düzenlenmişlerdir.

Evli kadınlar, kendi adlarına anlaşma yapar, onları mühürlerlerdi. Birçok borç belgesi karı-koca tarafından mühürlenmiştir. Alacaklı, borçlunun eşini de borçlu sayar, onun garantisi isterdi. Kadınlar, evli veya bekâr olsunlar, kontrata dayanan anlaşmalara ve hukuki işlere karışırlardı” görüşlerine yer vererek Anadolu’da o tarihlerde kadına verilen değeri ortaya koydu.

Cumhuriyet’in 95. yılı için hazırlanan Kırklareli Valiliği koordinesi ve Kırklareli Belediyesi’nin destekleri ile, geleneksel hale gelen Cumhuriyet Yürüyüşü 29 Ekim Pazartesi akşamı Anıt Park önünden başlayacak. Kırklareli halkının ve çevre illerden gelecek olan vatandaşların katılımlarıyla gerçekleşecek yürüyüş Özgürlük ve Demokrasi Meydanı’na kadar devam edecek.

NECO, SİNEMA SENFONİ ORKESTRASI İLE SAHNE ALACAK
Farklı türlerde şeflerin ve solistlerin konuk olarak eşlik ettiği, birçok platformda unutulmaz konserler veren ”Sinema Senfoni Orkestrası” bu defa Türk müziğinin unutulmaz sanatçısı Neco ile Kırklarelililerin karşısına çıkacak.

Saat 21:00’da Özgürlük ve Demokrasi Meydanı’nda başlayacak olan konserde Neco, Cumhuriyet Coşkusunu en güzel parçaları ile kusursuz bir orkestra performansı eşliğinde taçlandıracak.

Unesco’ya bağlı WFP’nin gözetiminde yapılan Uluslararası Kadın Şiiri Festivali “FeminİSTANBUL” bu yıl 1 – 3 Kasım tarihleri arasında üçüncü kez düzenlenecek. “Birlikte Çeşitlilik” manifestosuyla yola çıkan FeminİSTANBUL; kadınlığın sorunlarına dair evrensel bir fikir, sanat ve diyalog platformu olma yolunda güçlü bir adım daha atıyor.

Kadın Şiiri Festivali
Uluslararası FEMİNİSTANBUL Kadın Şiiri Festivali, adı üzerinde, “kadın şiiri” festivalidir. Yani teması kadındır, kadın sorunlarıdır, kadının her türlü halini içerir. Cinsiyetçi ya da salt feminist bir festival değildir. Dünyada birçok örneği olduğu halde, Türkiye’de bir ilktir. Kadın temalı şiirleriyle, kadın, erkek, LGBT, her dilden, her cinsten, dinden, ırktan ve milletten şair etkinliğe katılıyor.

Dünya’nın Her Yerinden Şairler FeminİSTANBUL’a Geliyor
Bu yıl üçüncüsü düzenlenen festivalin organizasyon komitesinde Hilal Karahan, Dilruba Nuray Erenler ve Emel Koşar var. 1 – 3 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek Festival, dünyanın her yerinden gelen şairleri ağırlamaya devam ediyor. Hindistan, Peru, Arap ülkelerinin her biri, İtalya, İspanya, Romanya, Bulgaristan, İngiltere, Sırbistan, Bosna Hersek, Arnavutluk, Almanya, Macaristan …dan gelen şairler kendi ülkelerindeki kadınların sorunlarını şiirle dile getiriyor; birlikte çözüm üretmeye çalışıyor ve ulusal kıyafetleriyle şiir okuyorlar.

“Birlikte Çeşitlilik”
İlk defa 2016 yılında düzenlenen organizasyonun manifestosu “Anadiline karşı kadın dili” olarak oluşturulmuş; teması edebiyat ve şiirde kadın dilini incelemek üzerine kurulmuş. 2017 yılında “Tuzun Sınırları”yla mülteci sorununa değinilmiş ve mülteci şiirleri okunarak bu konuya dikkat konulmuş. Bu yılın teması ise “Birlikte Çeşitlilik”. Temayı Unesco’ya bağlı World Festival of Poetry (Dünya Şiir Festivali) organizasyonun Kıtalararası Direktörü ve Writers Capital Foundation (Kapital Yazarlar Vakfı)’nın Genel Sekreteri olan Hilal Karahan şöyle açıklıyor; “Dünyanın farklı ülkelerinde farklı kadınlık sorunlarıyla karşılaşıyoruz. Biz kadınlar değişiğiz, farklıyız, çeşitliyiz. Ama temelde hepimiz dünyanın ve insanlığın üretenleriyiz. İnsanlık varsa bizim sayemizde var. Biz kadınların ortak mirası ve ortak özelliği bu çeşitliliktir. Çeşitliliklerimizi kucaklıyoruz. Kadın olmayı kutluyoruz ve bir armağan olarak kabul ediyoruz. İşte bu kutlama için buluşuyoruz. Dünyanın neresinde olursak olalım hep birlikte olmak ümidiyle…” diyerek açıkladı.

2018 Uluslararası FeminİSTANBUL Kadın Şiiri Antolojisi
Önceki yıllardan farklı olarak bir de şiir antolojisi hazırladıklarını belirten Karahan, “2018 Uluslararası FeminİSTANBUL Kadın Şiiri Antolojisi’ne tüm dünyadan 55 şair katıldı. Çevirileri ben, Ayten Mutlu, Mehmet Hakkı Suçin, Volkan Hacıoğlu ve Mesut Şenol yaptık. Dünyada pek çok benzer çalışma olmasına rağmen, Türkiye’de bir ilk oldu. İnşallah bundan sonraki yıllarda da devam edecek.” şeklinde konuştu.

Metro Türkiye, İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından bu yıl “Okullar Okulu” temasıyla gerçekleştirilen 4. İKSV Tasarım Bienali’nin Stüdyo X’te yer alan Sindirim Okulu’na “Yiyecekler ve Gelenekler” tema sponsoru oldu.

Sponsorluk kapsamında Anadolu’nun kadim yemek kültürünün en önemli sembollerinden olan tahta kaşıkları odağına alan “Tasarımı Kaşıkla” projesinin sergi açılışı, 25 Ekim Perşembe günü Türkiye’nin ilk gastronomi keşif platformu olan Gastronometro’da gerçekleştirildi.

Türk Mutfağı ve değerlerine sahip çıkma hedefiyle, gelecek nesiller de görebilsin diye değerli projelere imza atan Metro Türkiye, 4. İKSV Tasarım Bienal tema sponsorluğu kapsamında “Tasarımı Kaşıkla” sloganıyla 2 farklı gruba yönelik tasarım yarışması düzenlendi. Tasarım öğrencileri ile Metro’nun çalışanları ve müşterilerini de dahil olduğu yarışmada, bienalin bir parçası olmak isteyenler, kaşığın onlar için ne ifade ettiğini boyayarak, süsleyerek veya şekillendirerek tasarımlarını oluşturdu.

Tüm geçimini tahta kaşık işinden sağlayan Kütahya’nın Gediz ilçesine bağlı Saruhanlar Köyü’nde el ustalığıyla hazırlanan kaşıklar, Metro Türkiye’nin aracılığıyla tasarımcılarıyla buluştu. Yarışma kapsamında toplam 1.200 kaşık tasarlandı. Jürinin değerlenmesi sonrası öne çıkan 200 tahta kaşık, 25 Ekim Perşembe akşamı Türkiye’nin ilk gastronomi keşif platformu Gastronometro’da sergilenmeye başladı. Metro Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Boris Minialai ve İKSV Genel Müdürü Görgün Taner’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen sergi yoğun ilgi gördü.

Attığı her adımla Türk mutfak kültürünü koruma, yaygınlaştırma ve geliştirme misyonuyla hareket eden Metro Türkiye, düzenlediği tasarım yarışmasıyla Türk mutfak kültürünün dünden bugüne değişmeyen aktörü “tahta kaşığa” dikkat çekti. Metro, sadece bir yemek aracı olmanın ötesinde, Anadolu’da bereketin simgesi ve hatta gençlerin aşklarını ilan etmek için kullandığı sembol olan tahta kaşığı, bir tasarım yarışmasına konu ederek bu önemli sembolün gelecek nesillere de aktarılması için çalışıyor.

Serginin açılışında konuşan Metro Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Boris Minialai, “Metro olarak ürün satmanın ötesinde, kalbimizi yaptığımız işin tam ortasına koyarak, her çalışmamızda toplum için değer yaratmaya çalışıyoruz. 4. İstanbul Tasarım Bienali sponsorluğumuzda da Türk mutfak kültürünün sahip olduğu hazineleri ortaya çıkarmaya odaklandık. Bu projemizde bize tasarımlarıyla destek olan ve Türk Mutfağı’nın sembolü tahta kaşıklara emeğiyle hayat veren herkese teşekkür ederim.Sergi sonunda tasarlanan kaşıklarla kalıcı bir eser oluşturmayı ve bu eseri de Gastronometro’da daimi olarak sergilemeyi hedefliyoruz.” dedi.

İKSV Genel Müdürü Görgün Taner ise konuşmasında, “İstanbul Kültür Sanat Vakfı olarak etkinliklerimizi yürütürken alanında öncü kurumlarla sürdürdüğümüz uzun soluklu iş birlikleri bize güç veriyor. Metro Türkiye ile de yollarımız ilk kez İstanbul Tasarım Bienali’nde kesişti. Başlattığımız bu verimli iş birliğinin önümüzdeki dönemde de güçlenerek devam etmesini diliyor, tasarıma verdikleri değer ve bu akşamki ev sahiplikleri için de Metro Türkiye’ye ve Sayın Boris Minialai’ye gönülden teşekkür ediyorum.” dedi.

Yarışmanın kazananlarının da açıklandığı sergide, öğrenci kategorisinde Mutlucan Lokmanoğlu “Göz Kararı” tasarımıyla birincilik ödülünün sahibi oldu. Metro çalışanları arasından ise İrem Aksoy “Rebirt” tasarımıyla birincilik elde etti. Öğrenciler mansiyon ödülünü ise “Esneyen Boşluk” tasarımıyla Ceren Ayan aldı.

Birbirinden yaratıcı tasarımların yer aldığı sergide basın ve sosyal medya infleuncerların tasarımları da yer aldı.

Tohum Otizm Vakfı tarafından yürütülen, Milli Eğitim Bakanlığı iş birliği ve TANAP Sosyal ve Çevresel Yatırım Programları çerçevesinde desteklenen, TANAP Doğalgaz Boru Hattı’nın geçtiği 11 ilde (Ardahan, Kars, Yozgat, Erzincan, Giresun, Ankara, Sivas, Kırıkkale, Kütahya, Balıkesir ve Edirne) uygulanacak olan “Eğitime Uzanan Yol Projesi” kapsamında, 22-26 Ekim tarihleri arasında Kütahya’da eğitimler verildi.

TANAP’ın Sosyal ve Çevresel Yatırım Programları kapsamında fon sağladığı 6 projeden biri olan“Eğitime Uzanan Yol” Projesi kapsamında düzenlenen Kütahya eğitimleri İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Başyiğit’in katılımıyla gerçekleşti. Proje kapsamında Tohum Otizm Vakfı tarafından, 22-23-24-25 Ekim tarihlerinde öğretmen seminerleri ile ‘Otizmli Çocuklara İletişim Becerisi Kazandırma’, ‘Otizmli Çocuklara Özbakım Becerilerinin Öğretimi’, ‘Otizmli Çocuklara Bağımsızlık Kazandırma’, ‘Problem Davranışlar ve Başa Çıkma Stratejileri’ ve ‘Ayırt Etme Becerilerinin Kazandırılması, Olumlu Pekiştirme, Öğretim Tasarlama’; 26 Ekim tarihinde ise aile ve farkındalık semineri ile ‘Aileler İçin Otizmli Çocukların Özel Eğitimi ve Eğitimde Haklar’, ‘Öğretmenler İçin Profesyonellik Eğitimi’ konuları ile ilgili uygulamalı eğitimler verildi.

Tohum Otizm Vakfı Kütahya’da eğitim atölyeleri düzenledi.

Kütahyalıların yoğun katılımından mutluluk duyduklarını ve proje ile özel eğitim uygulama merkezleri, özel eğitim sınıfları ve kaynaştırmada öğrenim gören otizmli çocukların nitelikli özel eğitim hizmetlerine kavuşmalarını hedeflediklerini belirten Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü Betül Selcen Özer “11 ilde gerçekleştirilen uygulamalı eğitimlerle öğretmenlerin otizm konusunda bilgi ve beceri düzeylerinde artış sağlanması amaçlanmakta. Bu anlamda proje kapsamında öncelikle TANAP Boru Hattı güzergâhında bulunan 11 ilden seçilen 33 formatör, 990 öğretmen ve 1.100 aileye, sonrasında ise bölge halkına yönelik geniş kapsamlı otizm farkındalık seminerleri düzenlenecek.

Ayrıca Proje kapsamında bu illerde yer alan 33 özel eğitim sınıfının, MEB standartlarına uygun şekilde özel eğitim materyalleri ile donanımı sağlanacak. Proje otizm alanında çalışan uzmanlara yol gösterici olurken, otizmli çocuk ve aileleri nihai faydalanıcı olacak.” şeklinde konuştu.

50’ye yakın yayınevinin katılımıyla düzenlenen Bilkent Kitap Günleri, Ankaralılarla buluştu. Bilkent Center açık otoparkında organize edilen etkinlik sürpriz yazar katılımları, söyleşi ve imza günleriyle renkleniyor.

26 Ekim-4 Kasım tarihleri arasında düzenlenen Bilkent Kitap Günleri kapılarını açtı. Bilkent Center’ın açık otoparkında kurulan kapalı çadırda 50’ye yakın yayınevi okuyucularıyla buluştu. Sürpriz yazarların ve sahafların katılımlarıyla renklenen etkinlikte okuyucular hem büyük indirimlerle buluşuyor hem de imza günleriyle sevdikleri yazarlarla tanışabilme şansına sahip oluyor. Kitaba dair her şeyin Ankaralılarla buluştuğu Bilkent Kitap Günleri bu yıl ilk kez organize ediliyor.

ÜCRETSİZ ZİYARET EDİLİYOR
Aralarında Alfa, Koridor, Tudem, Beyaz Balina, Martı, Indigo, Hece yayınevlerinin yer aldığı ve Yunus Günçe gibi ünlü isimlerin de bulunacağı 100’ün üzerinde yazar, imza günü ve söyleşilerle okuyucularla bir araya geliyor. Okumayı seven herkesin ilgi duyacağı dev etkinlik, 4 Kasım’a kadar 10.00-20.00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.

29 Ekim’de Ziyaret Edebileceğiniz Tarih Kokan Yerler

29 Ekim 1923’te kurulan Cumhuriyetimizin 95. Yıldönümü bu yıl resmi tatil olarak iş günü olan Pazartesi gününe denk geliyor. Bu özel günde tarihi yerleri gezerek bayram coşkusunu daha yakından hissedebilirsiniz.

İşte 29 Ekim’de gezebileceğiniz yerler:

– Anıtkabir / Ankara
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedi istirahatgahı Anıtkabir, özel günlerde ziyaret edilmesi gereken yerlerin başında geliyor. Yalnızca bir anıt mezar olmayan Anıtkabir’in içerisinde yer alan müzeler, sesli ve görsel bir şekilde anlatılan savaşlar, istiklal madalyalarının sergilendiği odalar ile ziyaretçilere Türkiye’nin kuruluş mücadelesi en iyi şekilde anlatılmaktadır.

– Atatürk Evi Müzesi / Selanik
29 Ekim’de Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün doğduğu, çocukluğu ve gençliğinin büyük bir kısmının geçtiği Selanik’te bulunan evini de ziyaret edebilirsiniz. Bu evde bodrumu ile birlikte 3 katlı olan bu evde doğduğu oda, yattığı yatak, öğrencilik yıllarına ait karneler ve kalemi, mendili, ayakkabısı gibi özel eşyaları sergileniyor.

– Eski Meclis Binası / Ankara
Ankara Ulus Meydanı’ndaki 1. TBMM binası Cumhuriyet Bayramı için belki de en uygun gezi noktalarından biridir. Günümüze kadar yapılan restorasyonlarla görünümünü koruyan meclis binası Kurtuluş Savaşı Müzesi adıyla 1961’de halkın ziyaretine açılmıştır. Cumhuriyetin ilk yönetim merkezinin içinde Riyaset Divanı (Bakanlar Kurulu Odası), Encümen Odası (Komisyon Odası), Meclis Toplantı Salonu ve Reis Odası (Meclis Başkanı Odası) gibi tarihi odalar sergilenmektedir.

Dumlupınar Kurtuluş Savaşı Müzesi / Kütahya
Dumlupınar Kurtuluş Savaşı Müzesi, savaşın izlerini taşıyan bölgede savaşın anısını yaşatmak için yapılmıştır ve 30 Ağustos 1997’de ziyarete açılmıştır. İki katlı müzede Kurtuluş Savaşına ait çeşitli silahlar, kılıçlar, belgeler, fotoğraflar, araç ve gereçler sergilenmektedir. Kütahya merkezden 80 km uzaklıkta olan müzeye müzekart ile ücretsiz girebilirsiniz.

Dolmabahçe Sarayı / İstanbul
1924 yılına kadar Osmanlı yönetim merkezi olarak kullanılan saray, 1927-1949 yılları arasında Cumhurbaşkanlığı olarak hizmet vermiştir. Türk milleti için bir başka önemi de Atatürk’ün burayı ikametgah olarak kullanması, hastalığını burada geçirmesi ve hayata burada gözlerini yummasından dolayıdır. Bu görkemli müze-saray, devletin yönetim işlerinin yapıldığı Mâbeyn-i Hümâyûn (Selâmlık), bayramlaşma ve devlet törenlerinin yapıldığı Muâyede Salonu (Tören Salonu) ve padişah ile ailesinin yaşadığı Harem-i Hümâyûn adlarını taşıyan üç bölümden oluşur.

Sezonun heyecanla beklenen iddialı oyunlarından ‘Closer’ UNIQ Hall’de görkemli bir geceyle prömiyerini gerçekleştirdi.

Marber’ın incelikle işlediği karakterlerinin sahneye aktarıldığı İkincikat prodüksiyonu ‘Closer-Sevgi Neden Yetmez?’ 26 Ekim’de gerçekleştirilen prömiyeri ile seyircisine kavuştu. Usta oyuncu Cengiz Bozkurt’un yönetmen koltuğunda oturduğu, Cansel Elçin, Pelin Akil, Serhan Onat ve Zeynep Tuğçe Bayat’ın başrollerini paylaştığı 2 perdelik oyun izleyicisine unutulmaz anlar yaşattı. Ahu Yağtu, Sedef Avcı, Kıvanç Kasabalı, Boran Kuzum, Anıl Altan, Sermiyan Midyat ve Ayşe Tolga gibi ünlü isimlerin katıldığı prömiyerde oyuncular alkış yağmuruna tutuldu.

Patrick Marber’in bir tesadüf eseri yolları birbirleriyle kesişen dört kentli insanın ilişkileri üzerine yazdığı Closer, 1997 yılındaki prömiyerinden bu yana yazarın en ilgi gören oyunlarından biri oldu. 2004 yılında Mike Nichols yönetmenliğinde başrollerini Julia Roberts, Clive Owen, Jude Law ve Natalie Portman’ın paylaştığı aynı adlı filmiyle sinemaya uyarlanarak büyük ses getirdi.

Nilüfer Belediyesi’nin Yılın Yazarı etkinlikleri kapsamında düzenlediği Sevgi Soysal Öykü Ödülü’nün sahibi belli oldu. 640 öykünün yer aldığı yarışmada büyük ödülün sahibi Başak Baysallı oldu. 5 öykü de mansiyona değer görüldü.

Nilüfer Belediyesi Kütüphaneleri’nin her yıl farklı bir yazar adına düzenlediği Yılın Yazarı Öykü Ödülü’nün bu yılki sahibi belli oldu. Bu yıl Sevgi Soysal adına düzenlenen yarışma yurt çapında büyük ilgi gördü.

Ödüle, 320 kişi toplam 640 öyküyle başvurdu. Öyküler, yarışmanın seçici kurulunda yer alan Figen Şakacı, Müge İplikçi, Seval Şahin, Şafak Pala ve Nahit Kayabaşı tarafından titizlikle değerlendirildi.

Yapılan değerlendirme sonucunda Başak Baysallı’nın öyküsü, anlatımdaki özgünlüğü, atmosfer yaratmadaki başarısı, karakterlerine canlılık kazandırmadaki becerisi ve dilin tasarruflu kullanımı nedeniyle büyük ödüle değer görüldü. Yarışmada öyküleri değerlendirilen Gencay Çubuk, Güler Kalem, Nisa Nur Kaya, Beyza Nur Kılıç ve Ayla Şenel da mansiyon ile ödüllendirildi.

Ödüle başvuran eserlerden 14 tanesi de yayımlanmaya değer bulundu. Öyküsü yayımlanacak başvuru sahipleri şöyle: Gizem Ozan Aslan, Şerif Bozkuzu, Çilem Dilber, Çiğdem Gönen, E. Devran İnci, Dilek Karaaslan, Hatice Sönmez Kaya, Ayşe Kocagöz, Işıl Kurnaz, Semra Oğuz, Özgür Özünlü, Cem Uludağ, Evrim Ulusan, Sevil Günay Varol.

Sevgi Soysal Öykü Ödülü’ne değer görülenlere ödülleri, 14-15 Aralık tarihlerinde Nâzım Hikmet Kültürevi’nde düzenlenecek Yılın Yazarı Sevgi Soysal Sempozyumu sırasında verilecek.

Yayımlanacak olan öykü seçkisi de sempozyumda meraklıları ile buluşacak.