Çanakkale merkeze bağlı Tevfikiye köyü sınırları içerisinde yer alan Troya Antik Kenti’nin UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne girişinin 20’nci yılı olması nedeniyle ilan edilen ‘2018 Troya Yılı’ çalışmaları kaldığı yerden devam ediyor.

Bu alanda  Çanakkale Valiliği, Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Çanakkale PTT Başmüdürlüğü işbirliğinde, Troya Yılı ve Troya Müzesi’nin tanıtımına olanak sağlamak amacıyla, ‘Troya Müzesi’ temalı pulların basımı gerçekleştirildi. 1 lira, 2 lira, 4 lira ve 6.5 liralık olmak üzere 4 farklı değerde ilk etap da 10 bin adet ‘Troya Müzesi’ temalı pullar basıldı. Basılan bu pulların, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından postaya verilecek gönderilerin yanı sıra tanıtım amacıyla da kullanılacağı belirtildi.

Troya’ya büyük destek

‘Troya Müzesi’ temalı pulların basımının tanıtımı için, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü binasında basın toplantısı düzenlendi. Pulların tanıtımı İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Dokuz ve Çanakkale PTT Başmüdürü Yaşar Öztürk tarafından yapıldı.

PTT Genel Müdürlüğü’nün 2018 Troya Yılı’na verdiği desteği anlatan Çanakkale PTT Başmüdürü Yaşar Öztürk, “2018 Troya Yılı kapsamında yeni bir çalışma yaptık. Bu çalışmamızda da Çanakkale’ye özel, özgün Troya Müzesini pul haline getirdik. Bugün bu pulları Sayın Müdürümüz Kemal Dokuz’a takdim ediyoruz. Troya Müzesi temalı pulların Çanakkale ve Troya Yılı’na katkı sağlayacağını ve çok beğenileceğine inanıyorum” dedi.

MÜZENİN TANITIMINA KATKIDA BULANACAK

Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Dokuz ise “Çanakkale PTT Baş Müdürlüğü ile Kültür ve Turizm İl Müdürlüğümüz arasında 2018 Troya Yılı kapsamında gerçekleştirilen işbirliği neticesinde, 2018 Troya Yılı’nın ve yapımı tamamlanan Troya Müzemizin tanıtımına katkı sağlamak amacıyla Troya Müzesi temalı pulun basımı gerçekleştirildi.

4 farklı değerde 1 lira, 2 lira, 4 lira ve 6.5 liralık olmak üzere pullar bastırıldı. Kültür ve Turizm İl Müdürlüğümüz tarafından postaya verilecek gönderilerde ve tanıtım amacıyla bu pullarımız kullanılacak. İlk etapta 4 farklı değerde 10 bin tane pul bastırdık. Devamı da gelecek. 2018 Troya Yılı’nın ilimize ve ülke turizmine büyük katma değer sağlaması ümidiyle hem pullarımızın, hem Troya Yılı’mızın hayırlı olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.

Ludwig Van Beethoven’ın 1792-1822 yılları arasında yazdığı 32 sonat içinde en tanınmışı, hiç şüphesiz, No.14 Do diyez minör Sonat, nam-ı değer Ayışığı Sonatı’dır.

Bu sonatla ilgili bir çok hikaye vardır…

Bir gün Beethoven, bir arkadaşı ile birlikte Viyana sokaklarında dolaşmaktadır. Tam bu sırada bir apartmandan piyano sesi geldiğini duyar ve kafasını kaldırıp bakar. Apartmanın ikinci katındaki cam açıktır ve ses oradan gelmektedir. Arkadaşına, çalan kişinin muhteşem çaldığını ve onu görmesi gerektiğini söyler. İkisi birlikte ikinci kata çıkıp kapıyı çalarlar. kapıyı açan kadın, Beethoven’ı hemen tanır ve şok olur. Beethoven, piyano sesine geldiğini ve mutlaka çalan kişiyi görmek istediğini söyler. Kadın, piyanoyu çalanın kızı olduğunu ve tanışmaktan mutlu olacağını belirterek onları içeri alır.

Beethoven, piyano çalan kızın olduğu odaya girer. Annesi kıza, Beethoven’ın geldiğini söyler ve kız çok heyecanlanır, hemen ayağa kalkar, fakat kız kördür. Bunu gören Beethoven, “lütfen benden birşey isteyin” der, maddi bir şey isteyeceklerini düşünerek. Kızın cevabı şu olur; “ben hiç ayışığı görmedim, bana ayışığını anlatır mısınız?”
bunun üzerine Beethoven piyanonun başına geçerek, ayışığı sonatını, doğaçlama olarak besteler.

Anlatılan bir diğer rivayette ise Sonat o zaman 16 yaşındaki ve bazı uzmanlara göre bestecinin “ölümsüz sevgili”si olan güzel Kontes Giulietta Giucciardi’ye adanmıştır. o günlerde kontese tutkulu bir aşkla bağlanan Beethoven arkadaşı Wegeler’e yazdığı mektupta “Şimdi tekrar biraz daha mutlu yaşıyorum ve insanlar arasına karışıyorum. Bu değişikliği, beni seven ve benim de sevdiğim sevimli, büyüleyici genç bir kız yarattı. İki yıldan beri tekrar biraz mutluluk duyuyorum.” diyordu.

Hangi rivayetin tam olarak doğru olduğu bilinmese de yaşamı boyunca sağlık sorunları çeken Beethoven 56 yaşında öldüğünde dünyaya kazandırdığı çok sayıda bestesinden 9. Senfoni kadar en tanınmışı olan Ayışığı Sonatı’nı dinlerken bahşedilen rivayetlerdeki gibi ne kadar romantik bir eser olduğu konusunda sanırım hemfikir olmayan yoktur.  Bu yazıyı okuduktan sonra dinlemeniz dileğiyle…

İstanbul Modern Sinema, Türk Tuborg AŞ’nin katkıları, Polonya Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu ve İstanbul’da Polonyalılar Derneği’nin iyardımlarıyla günümüz Polonya sinemasından örneklerin bir araya geldiği, ‘Polonya’dan Şimdi’ başlıklı bir program hazırlanıyor.

Polonya’nın yükselen yönetmenlerinin uluslararası festivallerde övgüyle bahsedilen, ödüller toplayan filmlerine yer veren seçkide; Polonya’da ilk defa yüz nakli yapılan bir adamın yaşadıklarının trajikomik hikâyesi “Yüz”, Venedik Film Festivali’nde En İyi Belgesel ödülünü alan ve 1930’lar Polonyası’nın önde gelen yönetmenlerinden Michal Waszynski’nin esrarengiz hayatını perdeye taşıyan “Prens ve Dibbuk” yer alıyor. Cannes’da bu yıl En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazanan ve II. Dünya Savaşı’ndan hemen sonra iki müzisyen arasında yaşanan tutkulu aşkı konu alan “Soğuk Savaş” ve dünya festivallerinden ödüllerle dönmüş kısa filmlerden bir seçki de programda yer alıyor.

Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen “1 Festival İzmir”de caz rüzgarı esti. Bas gitarın Bach’ı olarak tanımlanan 5 Grammy ödüllü ABD’li müzisyen, besteci, yazar ve yapımcı Victor Wooten, İzmirlilere unutulmaz bir konser verdi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde bu yıl üçüncü kez düzenlenen “1 Festival İzmir”in ikinci gününde caz tarihine adını yazdıran yetenekli caz sanatçısı Victor Wooten sahne aldı. 5 Grammy Ödüllü, “Yılın Bas Gitaristi” unvanını da üç kez kazanan ABD’li müzisyen, besteci, yazar ve yapımcıya İzmir konserinde ünlü caz davulcusu Dennis Chambers ile Amerikalı caz saksafoncusu, besteci ve aranjör Bob Franceschini eşlik etti. 4 telli bas gitarıyla bir orkestra formunda sesler yaratabilmesiyle müzik dünyasında ayrıcalıklı bir yere sahip olan sanatçı, İzmirli caz severlere unutulmaz bir müzik ziyafeti yaşattı. Konser sırasında İzmir’de olmaktan duyduğu mutluluğu dile getiren Victor Wooten, “Dünyanın her yerini geziyorum. Devletler ne söylerse söylesin biz kardeşiz. Kardeş olduğumuzu lütfen unutmayalım” dedi.

Festival kapsamında bu akşam 24 Ekim Çarşamba saat 20.00’de “Mevlana’dan Anadolu ozanları” konseri gerçekleşecek. Naci Özgüç yönetimindeki orkestraya Zara sesi, Okan Yalabık Mesnevi’den okuyacağı pasajlar, Burcu Karadağ nefesi ve Su Güneş Mıhladız da modern sema gösterisi ile eşlik edecek.

Vurmalı çalgılar virtüözü, darbuka ustası Burhan Öçal, kendi grubu İstanbul Oriental Ensemble ile 25 Ekim Perşembe saat 20.00’de AASSM Büyük Salon’da sahne alacak.

3. Uluslararası 1 Festival İzmir’in 26 Ekim Cuma akşamı saat 20.00’deki kapanış konserinde ise funk, soul ve hiphop müziği caz müzikle bir araya getiren Fransız grup “Electro Deluxe” sahne alacak.

Evrensel Değerler Çocuk Müzesi’, çocukların ilgi odağı oldu. Ankara’daki müzeyi 7 ayda 23 bin çocuk gezdi.

Ankara’daki Evrensel Değerler Çocuk Müzesi, çocukların akınına uğruyor. 23 Nisan 2017’de faaliyete geçen müzeyi bugüne kadar 23 bin 788 çocuk ziyaret etti. Türkiye’nin ilk çocuk müzesi olan Evrensel Değerler Çocuk Müzesi’nde çocuklar interaktif eğitimler de alabiliyor.

Toplumlarda var olması gereken temel değerlerin farkına varması için özel programların hazırlandığı Evrensel Değerler Çocuk Müzesi’nde çocukların olaylara ve çevresine karşı sağduyulu çözümler üretebilen, yaratıcı ve eleştirel düşünme becerisi gelişmiş nesillerin yetiştirilmesi yönünde çalışmalar yürütülüyor.

600 metrekare kapalı alana sahip müze içerisinde ‘Vahşi Yaşam ve ‘Yardımseverlik’, ‘Çevre ve Saygı’, ‘Doğruluk ve Pinokyo’, ‘Entolomoji ve Birlik’, ‘Sevgi ve Veterinerlik’, bilim merkezi bölümleri, deney atölyeleriyle Planetaryum alanı bulunuyor. Ayrıca uzay deneyimi yaşamak isteyen çocuklar, 360 derece görüntü sistemleriyle özel yapım filmleri izleyip uzay bilimleri hakkında bilgi sahibi oluyor.

Vahşi yaşam fotoğrafçısı Simon Dell, kimi zaman avını izleyen tilkinin, kimi zaman da yanına bile yaklaşamayacağımız aslanların fotoğraflarını çekmekte. Ancak Dell bu sefer sevimli bir işe imza attı ve evinin arka bahçesine yaptığı oyun parkındaki fareleri kaydetti.

Bahçede sebze meyve yetiştirirken ya da salıncakta sallanırken fare görseydiniz ne yapardınız? Yakalamak için kapan mı kurardınız yoksa besler miydiniz? Vahşi yaşam fotoğrafçısı Simon Dell, bahçesindeki fareleri gördüğünde çoğu kişinin aksine tercihini ikinci seçenekten yana kullandı.

Üstelik fareleri beslemekle kalmayarak onlar için arka bahçesine minik bir oyun alanı hazırladı. Oyun parkında farelerin fotoğrafını çeken Dell, yaratıcılığı ve iyilikseverliğiyle sosyal medyada yıldızı haline geldi.

“Fareler çok güvenilir hayvanlar ve onlara zarar vermeyeceğimi biliyorlar. Doğayı çok seviyorum, böylesine sevimli canlılar ile birlikte yaşamaktan çok mutluyum” diyen fotoğrafçı George, Mildred ve Mini isimlerini verdiği fare ailesini fındık ve meyvelerle besliyor.

1700’lü yıllardan kalma tarihi Osmanlı Hamamı, yapılan renovasyonla ‘çok yönlü bir sanat merkezi’ olarak sanata ve sanatçıya hizmet vermeye başladı.

Geçmişi 17’inci yüzyıla uzanan ve o dönemlerde kömür depolarında çalışanların temizlenmesi, dinlenmesi ve sosyalleşmesi amacıyla inşa edilen 300 yıllık hamam, sanat merkezine çevrildi, adı da ‘Hamam Arts Hub’ (HAH) oldu. HAH, klasik sanatlardan, çağdaş ve dijital sanata kadar birçok yelpazedeki eseri sanatseverlerle buluşturacak. Ayrıca genç sanatçılara birlikte çalışma ve üretme imkanı da sunacak.

Girişimcilik ve yaratıcı üretim için yeterli altyapıyı sağlayacak olan sanat merkezinde koleksiyonerlerin eser seçebilmelerinin yanında sanat eğitimleri verilecek ve tüm Türkiye’yi kapsayan yarışmalar da düzenlenecek. HAH’ta tasarım dükkanları da yer alırken, mekanın içinde bulunan Artcafe sanatseverlerinin buluşma ve sosyalleşme noktası olacak.

Hamamın, sanat merkezine dönüştürülmesinde Ersin Pamuksüzer’in imzası bulunuyor. Osmanlı Hamamı’nın renovasyonu ile İstanbul’a yeni bir sanat merkezi kazandırmanın heyecanını yaşadıklarını söyleyen Pamuksüzer “Burayı yeni nesil sanat çekim merkezi olarak nitelendiriyoruz. Buranın mekansal fonksiyonu sergi, ancak sanatçıların kreatif işler ürettiği bir ortamda sağlayacağız” dedi.

Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Mükemmeliyet Merkezi (SU Gender) ve İstanbul Kadın Müzesi ev sahipliğinde “Feminist Pedagoji: Müzeler, Hafıza Mekânları ve Hatırlama Pratikleri Konferansı” ve bu kapsamdaki 1. Asya ve Avrupa Kadın Müzeleri Buluşması’nın son günü toplumsal duyarlılığı yüksek iki sanat etkinliği yapıldı.

ABD’de ve Avrupa’da müzik dünyasından tanınmış bestecilerle çalışmış, uluslararası film festivalinde ödüller kazanmış ve Yeni Müzik (New Music) akımının temsilcilerinden dünya çapında ünlü piyanist ve multimedya sanatçısı Michiko Saiki “Kırılgan bir müzik performansı ile izleyiciye ulaşmak: Kadın sesleri” temasıyla bir performans gerçekleştirdi. Getronagan Ermeni Lisesi’nde gerçekleştirilen performansta Saiki, Ermeni müziğinin ikonu olarak kabul edilen Gomi­das’ın piyanosunu kullandı. Michiko Saiki, toplumsal cinsiyet anlamında duyarlığı yüksek uluslararası bu konferans kapsamında Gomidas’ın piyanosunu kullanma imkanı verilmesine vesile olan herkese teşekkür etti.

Michiko Saiki, “çocuk yaşta evlendirilmeye” ilişkin empati yaratılması temasına ilişkin gerçekleştirdiği performansa dair şunları söyledi:

“Kadın” temalı seslendiren piyanist (vocalizing pianist) besteleri yaratmak için, farklı kültür gruplarından kadın bestecilerle iş birliği yapıyorum. Piyanistin seslendirmesi nedeniyle, seslendiren piyanist janrı, performans sanatçısının bedenini ve toplumsal cinsiyetini performansın ayrılmaz bir parçası haline getiriyor. Performans, seyircinin dikkatini sanatçının bedenselliğine çekiyor ve sanatçıyı kırılgan, cinsiyetlendirilmiş bir varlık olarak sunuyor. Bu özelliklerden dolayı, bu janrın dinleyiciye estetiği duyusal olarak deneyimleme fırsatı verdiğini düşünüyorum. Böylesi bir performans, izleyicinin bilinçsiz toplumsal cinsiyet klişelerine meydan okuyan, kadın merkezli bir alan yaratıyor. Feminist pedagojiye örnek vermek için, daha önceden hazırladığım elektronik tınılar ve bir video eşliğinde Türk bestecisi Beste Özçelebi’nin “For them…” [Onlar için…] adlı bestesinde yoğunlaşacağım. Bu parça farklı duygular içinde olan bir çocuk gelinin bakış açısıyla yazılmıştır: Çocuk evlendirileceğini öğrenir, hayatını anlamaya ve kabul etmeye çalışır, ama korkmaktadır, perişandır ve yardıma ihtiyacı vardır. Bu parça sadece bir toplumsal sorun hakkında bilgi vermekle kalmıyor, aynı zamanda seyircinin çocukla empati kurmasını sağlıyor.” Sözleriyle performansın ana temasını vurguladı. Performansın canlı yayın linki için https://www.facebook.com/IstanbulKadinMuzesi/videos/vb.389510011116754/479978815832127/?type=2&theater

Saiki’nin performansının ardından, dünya kadın müzelerinin geçmiş sergilerinden örneklerin yer aldığı ve şiddet içeren bir tarih veya hafızanın nasıl şiddet fotoğrafları kullanılmadan hikâyeleştirildiği “İfşa Etmeden?” adlı 15 çalışmadan oluşan serginin açılışı Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Özgür KIBRIS ve İstanbul Kadın Müzesi (İKM) Küratörü Meral Akkent tarafından gerçekleştirildi. Sergi, 20 Ekim- 20 Kasım tarihleri arasında, Çarşamba günleri 14:00-15:30 saatleri arasında Getronagan Ermeni Lisesi’nde izlenebilecek.

Ulu önderimiz Atatürk’ün İstanbul’da gerçekleştirdiği ziyaretler sırasında çekilen fotoğrafları, Cumhuriyet Bayramı kutlamaları çerçevesinde Trump Alışveriş Merkezi’nde sergilenecek. ‘Atatürk İstanbul’da sergisi kapsamında Atatürk’ün İstanbul’a yaptığı ziyaretlerin, resmi kabullerin ve Florya’daki tatil günlerinin fotoğrafları AVM içerisinde yer alacak.

Trump Alışveriş Merkezi’nin, zemin katında açılacak Atatürk’ün az görülmüş fotoğraflarının halkla buluşacağı sergi, 26 – 31 Ekim tarihleri arasında gezilebilecek.

Amerikan Hastanesi “Operation Room” Sanat Galerisi, 13 Eylül – 10 Kasım 2018 tarihleri arasında Kadir Has Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü öğrencilerinin ürettikleri işleri Değil, Orada Değil başlıklı sergide misafir ediyor.

Amerikan Hastanesi “Operation Room” Sanat Galerisi, Değil, Orada Değil başlıklı sergiyle görüntü ile düşüncenin temsili arasındaki ilişkiyi teknolojik bir perspektifle üreten Kadir Has Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı bölümü öğrencilerinin görsel, görsel-işitsel ve zaman-tabanlı işlerine ev sahipliği yapıyor.

Bölümde görev alan öğretim görevlilerinin rehberliğinde ve tema çerçevesinde yürütülen beş aylık bir çalıştayın sonunda öğrenciler tarafından üretilmiş olan işler, kimi zaman metodik estetik araştırmalar sonucunda keşfedilmişlerken, kimi zamansa anlık imgelerin belgelenmesine yönelik deneylerle ortaya çıktı.

13 Eylül – 10 Kasım 2018 tarihleri arasında “Operation Room”da gerçekleşecek sergi izleyiciye, varlık düşüncesinin teknolojik konumunu, temsilleri azaltılmış bir gerçeklik içerisinde sunmayı hedefliyor.

“Operation Room” sergi alanına özgü kurgulanmış Değil, Orada Değil kapsamında yer alacak işler, düşünce ve görüntü arasındaki ilişkinin her an kopabilir olduğunu, teknolojik imkanların biçime ve içeriğe sunduğu katkılar eşliğinde hissettirmeyi amaçlıyor.

13 Eylül 2018 saat 19.00’da açılışı gerçekleşecek olan sergi, 10 Kasım 2018’e kadar gezilebilir.

“Operation Room”, Pazar günleri hariç, her gün 10:00 – 19:00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

Her yıl yepyeni oyunlarla seyirci karşısına çıkan Odunpazarı Belediye Tiyatrosu, yeni sezona Komedi Pazarı oyun ile perde diyecek. Oyun metninden, rejisine, dekorundan, kostümüne ve müziğine kadar her şeyin ekip çalışması olarak yürütüldüğü bu yeni oyunda, seyirciler içinde sürprizler olacak.

Odunpazarı Belediye Tiyatrosu, Komedi Pazarı’nda tiyatro sanatının doğaçlama örneklerine de yer vererek interaktif bir oyun sahneleyecek. Zaman zaman seyircinin de sahnede kendine yer bulacağı oyun, her hafta Perşembe ve Cumartesi Günleri saat 20:00’de Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde seyirciyle buluşacak.

MİNİK SEYİRCİLER İÇİN SAKAR SU KUŞU
Odunpazarı Belediye Tiyatrosu sezon açılışıyla birlikte minik seyircileri ile de bir araya gelecek. Pınar Bulgurcu’nun yazıp sahnelediği Sakar Su Kuşu çocuk oyununda, sakar bir penguenin çeşitli meslek dallarını deneyerek yeteneğini keşfettiği renkli bir dünyanın kapılarını çocuklara açacak. Sakar Su Kuşu, her Salı dönüşümlü olarak 10:30-13:00 ve her pazar 13:00’de Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde minik tiyatro severlerle buluşacak.

Maltepe’de yaşayan emekli İngilizce öğretmeni Selma Ünver’in, “Renkli Varyasyonlar” ismini taşıyan ilk kişisel resim sergisi, Maltepe Belediyesi Prof. Dr. Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde açıldı.

Ünver, 20 yıllık sanat çalışmalarının bulunduğu sergisini Maltepe’de açmaktan mutluluk duyduğunu söyledi. Maltepe Belediyesi’nin, ekim ayındaki sanat etkinlikleri kapsamında ziyaretçilere kapılarını açan sergide Ünver’in portre, natürmort, manzara, deniz ve figüratif çalışmaları yer aldı. Ünver, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e sevgisini ve bağlılığını da, kalpaklı Atatürk tablosuyla resmetti. Sergi, 30 Ekim’e kadar Galeri Maltepe’de ziyarete açık olacak.