1881 yılında Selanik’te dünyaya gözlerini açan ulu önder Atatürk’ün 1938 yılında Dolmabahçe Sarayı’nda gözlerini yumana kadar geçen zamanda yaşadığı evlerin resimlerinin yer aldığı sergi, ziyaretçilerini ağırlıyor.

Atatürk’ün yaşadığı evlerin fotoğraflarının yer aldığı sergi, Marmara Park AVM’de bugün açıldı. 22 Kasım’a kadar ziyaret edilecek sergi, Atatürk’ün hayatına dair ipuçları sunuyor. Atatürk’ün mütevazı hayatını da göz önüne seren sergi, 10 Kasım Atatürk’ü Anma Haftası dahil iki hafta boyunca sergilenmeyi planlıyor.

10 Kasım Atatürk’ü Anma Haftası dâhil iki hafta boyunca sergilenecek sergi Marmara Park AVM’de zemin katında görülebilecek.

Müzisyen biyografilerinin gündemde olduğu şu günlerde biz de sinema tarihinden seyredilmesi gereken müzisyen filmlerini sizler için seçip derledik. Seçkimizde belgeselleri, televizyon film ve dizilerini dışarıda bıraktığımızı hatırlatalım.

Piyanist 2002 (The Pianist)

Gerçeklere tanıklık eden bir dönem filmi olması ve fazla müzik içermemesi nedeniyle “müzisyen biyografisi” denilince ilk akla gelen filmlerden değil belki… Ama öte yandan her şeyiyle sinema tarihinin en çarpıcı müzisyen biyografilerinden biri olduğu kesin. 7 dalda Oscar’a aday gösterilen “Piyanist” gösterime girdiği yılın en çok konuşulan filmlerinden biriydi.

Piyanist Wladyslaw Szpilman’ın gerçek hayat hikâyesi baştan sona her şeyiyle çarpıcıydı. Polonyalı bir Yahudi olan Szpilman, II. Dünya Savaşı yılları arasında savaşa, soykırıma tanık olmuş ve mucizevi bir şekilde hayatta kalmayı başarmıştı. Roman Polanski’nin yönetmenliğinden büyük destek alan film, başroldeki Adrien Brody’ye en iyi erkek oyuncu dalında bir Oscar kazandırdı.

The Buddy Holly Story 1978

Elvis Presley ve Bill Haley’den etkilenen, Beatles’a ilham verdiği söylenen Amerikalı müzisyen Buddy Holly ve grubu The Crickets’in hikâyesi… Film Holly’nin hayatını Texas’daki ilk yıllarından başlayarak getiriyor karşımıza. İlk başarısız denemelerinin ardından “That’ll Be the Day” şarkısı geliyor ve Holly yükselmeye başlıyor…

Steve Rash’in yönettiği filmde, şarkılar ve sahne performansları canlı olarak çekilip kaydedilmişti. Buddy Holly’nin rock-and-roll enerjisini beyazperdeye başarıyla yansıtan Gary Busey, kariyerinin en iyi performanslarından birini sergilemiş ve Oscar’a aday gösterilmişti. Filmin bir başka özelliği de disko müziğin altın çağı yaşanırken Amerikan gençliğine Buddy Holly’yi ve müziğini tanıtmış olmasıdır. Holly’nin en güzel şarkılarına yer veren film, müzisyenin albüm satışlarını da artırmıştı.

Bird 1988

Seyirciyi 1940’li ve 50’li yılların caz kulüplerine götüren, “Bird” lakaplı Charlie Parker’ın müziğini ipnotize edici güzellikte aktaran bir film… Bir caz güzellemesi ya da saygı duruşu da denilebilir. Yönetmen Clint Eastwood, ilk dinlediği andan itibaren hayranı olduğu Parker’ın müziğini zarif bir anlatımla birleştiriyor; onun ustalığını, caz müziğine katkılarını vurgulamayı ihmal etmiyor.

Bohem bir hayat sürdüren ve uyuşturucu nedeniyle erken yaşta hayatını kaybeden efsane caz saksafoncusunda Forest Whitaker, kariyerinin en etkileyici ve başarılı performanslarından birini çıkarıyor.

Control 2007

Joy Division grubunun 23 yaşında intihar eden gizemli solisti Ian Curtis’in öyküsü… Film Curtis’in hayatını şöhrete ulaşmadan önce, bir iş bulma ajansında çalıştığı yıllara giderek anlatıyor. İlk zamanlar grubun adı Warsaw. Sonra adı değişiyor ve giderek yükselen bir başarı grafiği çiziyor.

Şöhrete ulaşmadan önce de melankolik bir genç olan Ian Curtis, aynı zamanda epilepsi hastası. Grubun popülerleşmesi sürecinde genç yaşta evlendiği Debbie ve daha sonra ilişki kurduğu Annik arasında kalan Ian Curtis, sorunlarla baş etmekte zorlanıyor… Anton Corbijn’in siyah – beyaz 35mm formatıyla çektiği “Control”, görsel atmosferiyle öne çıkan hüzünlü bir biyografi. Ian Curtis’i Sam Riley canlandırıyor.

Get On Up 2014

Tate Taylor’ın yönettiği film, 2014 yazında gösterime girdiğinde seyirciden ilgi görmedi. Belki de bu başarısızlığı nedeniyle Türkiye’de gösterime girmedi. Eleştirmenler ise filme karşı daha ilgiliydiler. Sonuçta, “Get On Up”, kesinlikle kötü bir film değil. Film, soul müziğin büyük ustası James Brown’ın yaşam öyküsünü kronolojik bir düzende değil, 1980’ler, 60’lar ve 30’lar arasında gidip gelerek anlatıyor.

Brown’ın yoksul ve zor çocukluğu, cezaevinde geçirdiği günler, müzikteki yükselişinin yanı sıra müziği nasıl değiştirdiği de filmin konuları arasında… Chadwick Boseman’ın performansı bile filmi seyretmek için yeter aslında. Boseman, Brown’ın sahnedeki enerjisini ve ruhunu “aslına sadık” bir yorumla canlandırıyor.

Gaziantep’e ABD’den getirilerek Zeugma Mozaik Müzesi’nde sergilenecek olan  ‘Çingene Kızı’ mozaiğinin kayıp parçaları için hazırlıklar başladı.

Gaziantep’in Nizip ilçesine bağlı Belkıs köyü sınırlarındaki Zeugma Antik Kenti’nden yurt dışına kaçırılan “Çingene Kızı” mozaiğinin kayıp 12 parçasının, Türkiye’ye getirilmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ABD’nin Bowling Green Eyalet Üniversitesi arasında yaklaşık 4,5 ay önce imzalanan protokol kapsamında başlatılan çalışmalar son aşamaya geldi.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un, bir süre önce konuk olduğu ‘Çingene Kızı’na ait mozaik parçalarının 26 Kasım’da Chicago’dan Gaziantep’e getirileceğini açıklamasının ardından kentteki çalışmalara da hız verildi.

Zeugma Mozaik Müzesi’nde sergilenecek eserler, “Çingene Kızı”nın yakınlarında oluşturulmaya başlanan geçici alanda görülebilecek. Daha sonra ise parçalar kalıcı yerlerine yerleştirilecek.

Sadece Gaziantep turizminin değil, bölge turizminin de gelişmesine katkı sağlaması beklenen eserler için görkemli bir lansman yapılması planlanıyor.

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, yaptığı açıklamada, Çingene Kızı’nın kayıp parçalarının ailesine kavuşacak olmasından memnuniyet duyduklarını ve oldukça heyecanlandıklarını dile getirdi.

Eserlerin kente getirilmesi için verilen emeklerin karşılığını almanın kendilerini mutlu ettiğini aktaran Şahin, emeği geçenlere teşekkür etti.

Şahin, “Bu parçalar bizim için çok değerli. Çünkü tüm insanlığı ilgilendiren parçalar ve olması gerektiği yerde sergilenecek. Turizmimize de yeni bir değer katacak” diye konuştu.

Bugün Irak’ın güneyinde yer alan Ur Kraliyet Mezarlığı ilk olarak 1928 yılında İngiliz arkeolog Sir C. Leonard  Wooley tarafından kazınmaya başlamıştır. Wooley, lahitlerin birinde “en harika şey” olarak ifade ettiği ikizkenar yamuk şeklinde bir kutu keşfeder.

Bu kutunun üzerinde deniz kabuklarından yapılarak işlenmiş bir çok figür bulunuyordu ve ayrıca kutu rengini değerli taşlardan alıyordu. Wooley kutuyu bir adamın omzuna dayalı şekilde bulmuştu. Kutu bir direğe asılıydı ve Wooley bunun bir savaş sancağı olduğunu zannetti.

Bu sebepten dolayı bu kutu Ur Kraliyet  Sancağı adını aldı.  Ancak aradan kısa bir süre geçtikten sonra bilim adamları aslında bunun bir müzik aletinin gövdesi olduğunu iddia ettiler. Kutunun her iki tarafında da insan ve hayvanların hayatından oluşan figürler yer almakta.

Aşağıdan yukarıya doğru esere bakıldığında bizlere çizgi romanları hatırlatıyor. Şimdi gelinde eserin odak noktalarına, dikkat çeken yerlerine bir göz atalım…

1-) Yüce Kral 

Sümer sanatında yapılan figürler hiyerarşik olarak temsil edilirler. Figürlerin boyutu onların gücünü ve önemini temsil eder.

2-) Hareketlilik Etkisi

Daha dikkatli bakıldığında şekillerin hareketleri değiştirilmiş tarzdadır. Bu da figürlerde sanki hareket ediyormuş gibi bir his yaratır.

3-) Zalim Ordu

Bu panel aslında Sümer ordusunun en eski resimlerinden biridir aslında. Ve sanatçı açıkça ordunun zalimliğini ve karşı konulmaz gücünü ön plana sürmektedir.

Olağanüstü yalın bir dil kullanan ve kısa yapıtlar yazmış olan Anton Webern yapıtları sık seslendirilen bir bestecidir. Berg gibi, Shönberg’in öğrencisi olan Webern, Viyana Üniversitesi’nde müzikbilim öğrenimi yaptıktan sonra, Rönesans bestecisi Isaac üzerine doktora vermiş, 1908-1914 yılları arasında Viyana Prag ve Almanya’nın bazı kentlerinde tiyatro orkestraları yönetmiştir. Bir yandan da yapıtlar yazan besteci, Op. 1 Passacaglia, Op. 1 Yaylı Dördül için Beş bölüm, Op. 6 ve Op. 10 Orkestra Parçaları’nı bu dönemde tamamlamıştır.

1918’de Schönberg’in kurmuş olduğu Özel Müzik Seslendirme Derneği’nin şefliğini üstlenen Anton Webern, ayrıca 1922-1934 arasında Viyana’daki İşçi Orkestrası’nı ve 1923-1930 arasında İşçi Korosu’nu yönetmiş, 1930’da Avusturya Radyosu’nun ” yeni müzik” programlarını düzenlemiştir. 1934 ‘ de siyasal haklardan yoksun bırakılarak etkinlik göstermesi yasaklanmıştır. 2. Dünya Savaşı boyunca Nazilerden saklanan besteci, savaşın bittiği 1945 yılının sonlarında bir gece vakti özgürlüğü solumak için balkona çıkarak sigarasını yaktığı sırada, ABD’li bir askerin uyarısını duymadığından kurşunlanarak öldürülmüştür.

Gençliğinde bestelediği ve opus sayısı taşımayan birkaç yapıtı bir yana bırakılacak olursa, Webern ‘in yazdığı 31 yapıtın art arda seslendirilmesi halinde yaklaşık dört saatlik bir süreye sığabileceği hesaplanmıştır. Schönberg’in nitelemesiyle “bir sayfada bir roman yazan” Anton Webern’in ne denli tutumlu bir anlatımı olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bu tutumluluk, aslında müziğin yenilikçi niteliklerini sergilemektedir. Biçimin özet olarak sunuluşu ve yinelemelerden kaçınılması, çağdaş bestecinin başlıca özelliklerindendir.

Webern ‘in başka bir özelliği ise orkestralamasındaki tutumluluk ve özendir: Melodik çizgi, değişik çalgılara dağıtılmıştır. Böylece birbirini izleyen tonlar aynı tını içinde duyulabilir. Sonuçta eşsiz bir renk dengesi içinde yoğrulmuş ses kıvılcımlarından oluşan bir doku sağlanır.

Kaynakça: Müzik Tarihi – Ahmet Say

Tepe Nautilus, Atatürk’ün ölüm yıldönümüne özel, Ata’nın daha önce hiç görülmemiş şahsi eşyaları ve dokümanlarını, “Gözlerini Kapadı Bütün Dünya Ağladı” isimli sergisinde ziyaretçileriyle bir araya getiriyor. Sergide; 10-20 Kasım 1938 tarihli ve Atatürk’ün ölüm ilanlı ilk gazete baskısının aslı, 10 Kasım 1938 gününden itibaren yaşananlar ve yazılı basından yankıları, İstanbul ve Ankara’daki cenaze törenleri ve Anıtkabir’e nakli ile ilgili fotoğraf ve gazeteler bulunacak.

Özel arşivlerden alınan Atatürk’ün özel not defteri, kartviziti, kokartları gibi kişisel eşyalarının yanı sıra Atatürk’e ait ıslak imzalı askeri özel yazışmalar ve özel askeri mektuplar da bu sergide yer alacak.Ayrıca 1920-1938 yıllarına ait “Atatürk ve Bayrak” baskılı eski tebrik ve bayram kartları, erken Cumhuriyet döneminde kullanılmış Ata resimli ilk paralar, madalyalar, resimli obje ve dokümanlar, Atatürk’ün büyük eseri “Nutuk”un altın varaklı ilk taş baskısının aslı, daha önce görülmemiş Atatürk’e ait özel fotoğraflar sergilenecek.

Dr. Sertaç Kayserilioğlu’nun özel koleksiyonundan derlenerek hazırlanan sergi, 9 Kasım’da Tepe Nautilus 1. Kat alanında kurulacak ve 26 Kasım tarihine kadar ziyarete açık kalacak.

Ülkemizin büyük yazarları Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz ve Mustafa Mim Uykusuz’un birlikte çıkardıkları Türkiye’nin ilk siyasi mizah gazetesi Markopaşa’nın serüveni, hem şenlikli hem hüzünlü bir tatla ‘Meçhul Paşa’ olarak tiyatro sahnesine taşınıyor. Usta oyuncular Erdem Akakçe, Bülent Çolak ve Fatih Koyunoğlu rol aldığı Meçhul Paşa, ilk defa 13 Kasım Salı günü Trump Kültür ve Gösteri Merkezi’nde tiyatro seyircisinin karşısına çıkarak prömiyer yapacak.

Geçtiğimiz gün Trump AVM’de prova öncesi objektiflerin karşısına geçen Erdem Akakçe, Bülent Çolak ve Fatih Koyunoğlu, şu sıralar harıl harıl oyuna çalıştıklarını ifade etti. İki yıldır Meçhul Paşa’nın hazırlıkları içinde olan ekip yeni oyunlarını şu sözlerle anlattı:

“Biz büyük bir sorumluluk altına girdik. Markopaşa’nın dönemini, serüvenini anlatmak kolay bir iş değil.Tiyatroadam’ın alıştığınız şenlikli tarzını konuşturduğu yeni oyunu Meçhul Paşa’yı, Markopaşa’nın masalsı günlüğünü tutan hınzır bir ortaoyunu şeklinde nitelendirebiliriz. Biz bu oyuna çalışırken, çok düşünüyoruz, çok eğleniyoruz. Oyunu izlemeye gelenler de bizimle aynı duyguları paylaşacak diye düşünüyoruz”

Ahmet Sami Özbudak’ın yazdığı, Emrah Eren’in yönettiği ‘Meçhul Paşa : Bir Hınzır Neşriyat’ın sahne ve kostüm tasarımı Barış Dinçel’e, ışık tasarımı Yakup Çartık’a, müzikleri ise Deniz Bayrak’ ait. 13 Kasım’da prömiyer yapacak oyun 14 Kasım, 1 Aralık ve 26 Aralık tarihlerinde yine Trump Kültür ve Gösteri Merkezi’nde olacak.

23 – 24 Kasım 2018 tarihleri arasında Pera Palace Hotel’de, DenizBank ana sponsorluğunda düzenlenecek “4. Kara Hafta İstanbul Festivali” polisiye romanın ünlü simalarını ağırlamaya hazırlanıyor. Bu yılki teması efsane polisiye karakter Mike Hammer olacak festival kapsamındaki tüm etkinlikler iki gün boyunca ücretsiz olarak tüm halkın katılımına açık olacak.

Dünyanın en lüks tarihi oteli seçilen Pera Palace Hotel, geçtiğimiz yıllarda Agatha Christie, Georges Simenon ve Ian Fleming anısına gerçekleştirdiği Kara Hafta Festivali’ni bu yıl efsane polisiye karakter Mike Hammer anısına, DenizBank ana sponsorluğunda düzenliyor.

Köklü geçmişi kadar, kültür ve sanat hayatına katkılarıyla da ön plana çıkan Pera Palace Hotel’de düzenlenecek festivale; dünyaca ünlü Wolfgang Schorlau, BA Paris gibi polisiye alanında uluslararası üne sahip yazarların yanı sıra; Ahmet Ümit, Armağan Tunaboylu, Celil Oker, Erol Üyepazarcı, Sevin Okyay, Taner Ay, İskender Pala gibi önemli Türk yazarları ve Türkiye Polisiye Yazarlar Birliği de katılım gösterecek.

Komitesinde Doğan Hızlan, Ahmet Ümit, Adnan Özer, Metin Celal gibi Türk edebiyatının önemli isimlerini bulunduran 4. Kara Hafta Festivali, ‘Mike Hammer nedir? Ne değildir?’, ‘Güncel Olaylar, Siyaset ve Polisiye’ ve ‘Polisiye Nasıl Yazılır?’ gibi oturumlarla Pera Palace Hotel’in Galata Salonu’nda polisiye severleri ağırlayacak.

Festivalin açılış akşamında, 2018 Yılı Polisiye Edebiyatı’na Katkı Ödülü Doğan Hızlan tarafından takdim edilecek ve aynı gün ünlü yazar ve sinema eleştirmeni Atilla Dorsay, DenizBank Selma Akboğa Salonu’nda DenizBank çalışanlarıyla bir söyleşi gerçekleştirecek.

Festival komite başkanı yazar Ahmet Ümit festivali değerlendirirken şöyle konuştu; “Şehir ve edebiyat arasındaki ilişkinin suçtan yola çıkarak bir dışa vurumu olan Kara Hafta, bu yıl da İstanbul’un en özel etkinliklerinden biri olacak. Efsane dedektif Mike Hammer teması etrafında polisiye edebiyatına dair birçok konuyu ele alacağız. İstanbul’un kültür – sanat alanındaki bilinirliğine bu yıl da katkı sunacağımıza inanıyoruz.”

“Hayata kalıcı izler bırakmanın yolu kültür sanattan geçiyor”
Pera Palace Hotel’de gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan DenizBank Kültür-Sanat Danışmanı Perihan Yücel, “İnsan en çok sanat ve edebiyat sayesinde kendini ifade edebilme, hissettiklerini ve düşündüklerinipaylaşabilme imkânı buluyor. Aynı zamanda hayata kalıcı izler bırakmanın yolu da sanat ve edebiyattan geçiyor. Kurulduğu günden itibaren bu düşünceyi içselleştiren DenizBank’ın bu anlamda bıraktığı çok değerli ve silinmeyecek izleri var. Kara Hafta ile de Pera Palace’ın büyülü atmosferinde, kıymetli yazarlarla güzel izler bırakmaya devam ediyoruz” dedi.

Pera Palace Hotel Pazarlama & İletişim Müdürü Can Erol, festivale ilişkin şunları söyledi; “2015’te Agatha Christie’nin doğumunun 125.yılını anarak başladığımız yolculuğumuza, geçtiğimiz yıllarda Belçikalı yazar Georges Simenon ve İngiliz yazar Ian Fleming ile devam etmiştik. Bu yıl da polisiyenin efsane figürü Mike Hammer ile yolculuğumuzu sürdürüyoruz. Festival her yıl daha büyük bir ilgiyle karşılanıyor. İnanıyoruz ki, önümüzdeki yıllarda birbirinden önemli yazarları ağırlamaya devam edeceğiz”.

Polisiye tutkunu herkes davetli
4.Kara Hafta İstanbul Festivali’nde tüm etkinlikler halka açık ve ücretsiz olarak gerçekleşecek ve etkinliklere dair tüm detaylar #blackweekistanbul #karahafta hashtag’leriyle sosyal medyada paylaşılabilecek. Festival ile ilgili detaylara ayrıca www.karahafta.com web sitesinden ulaşılabilecek. Polisiye tutkunları 0212 377 40 00’ı arayarak tüm etkinliklere rezervasyon yaptırabilirler.

Festival Programı
23 Kasım Cuma (Tüm etkinlikler Pera Palace Hotel’de gerçekleştirilecektir)
15:00 MIKE HAMMER NEDİR? NE DEĞİLDİR?

Erol Üyepazarcı, Sevin Okyay, Taner Ay – Moderatör: Seval Şahin

16:30 YENİ POLİSİYELER

B.A. Paris, Yonca Eldener, Yaprak Öz – Moderatör: Ceyhan Usanmaz

18:00 GÜNCEL OLAYLAR, SİYASET VE POLİSİYE

Wolfgang Schorlau, Ahmet Ümit, Murat Yetkin – Moderatör: Metin Celal

24 Kasım Cumartesi (Tüm etkinlikler Pera Palace Hotel’de gerçekleştirilecektir)
13:30 En genç Dedektifler

Kayahan Demir, Aytül Akal, Almıla Aydın Moderatör: Büşra Tarçalır Erol

15:00 POLİSİYE ROMAN MI? POLİSİYE ÖYKÜ MÜ?

Gökçe İspi Turan, Tuğba Sarıünal, Doruk Ateş Moderatör: Armağan Tunaboylu

16:30 POLİSİYE NASIL YAZILIR?

Celil Oker, Verda Pars, Suat Duman Moderatör: Nazlı Berivan Ak

18:00 TARİHTEKİ POLİSİYE, POLİSİYEDEKİ TARİH

İskender Pala, Melih Esen Cengiz, Rüstem Aslan Moderatör: Adnan Özer

Madame Tussauds İstanbul, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü ölümünün 80. yılında çok özel bir etkinlikle anıyor. Bu yıl 10 Kasım’da, Uğur Okulları öğrencilerinden oluşan çocuk korosu, Ata’mızı anmak için hazırladıkları bir performansla, açıldığı günden bu yana Atatürk’ün figürüne ev sahipliği yapan Madame Tussauds İstanbul’da duygu yüklü bir konser verecek.

Türkiye’nin ve dünyanın birbirinden ünlü isimlerinin balmumu figürlerinin sergilendiği Madame Tussauds İstanbul, bir ulusun kaderini değiştiren, Türk Cumhuriyet tarihinin en önemli lideri Mustafa Kemal Atatürk’ü, ölümünün 80. yılında özel bir etkinlikle anmaya hazırlanıyor. Uğur Okulları öğrencilerinin oluşturduğu 15 kişilik çocuk korosu, Madame Tussauds İstanbul’da bulunan Atatürk figürünün yanında Ata’yı anmak için hazırladıkları şarkıları enstrümanlar eşliğinde seslendirecek.

Uğur Okulları 4, 5 ve 6. sınıf öğrencilerinden oluşan çocuk korosunun Madame Tussauds İstanbul’daki etkinliği, saat 09.05’te Atatürk’e saygı duruşu ile başlayacak.“Cumhuriyet Güneşi” “Ataya Ağıt” “Emanetine Sahibim Atam” ve “Yiğidim Aslanım” şarkılarından oluşacak performanslara ayrıca öğrencilerden biri kemanıyla; Uğur Okulları müzik öğretmenlerinden Harun Nacar akustik gitarıyla; Özlem İnce ise yan flütüyle eşlik edecek.

Savaş meydanlarındaki başarıları, siyasi ve toplumsal alanda gerçekleştirdiği reformları, ileri görüşlülüğü, sanata ve bilime verdiği önemle sadece Türkiye’nin değil dünyanın da sevgi ve saygısını kazanan Mustafa Kemal Atatürk, görenlere duygu dolu anlar yaşatan figürü ve Uğur Okulları çocuk korosunun harika performansları ile 10 Kasım’da Atamızı anmak isteyen tüm ziyaretçileri bekliyor.

Atatürk figürü için 30’un üzerinde heykeltıraş, 4 ay boyunca çalıştı
Atatürk’ün 1931 yılında, dünya çapında bir devlet adamı olarak öne çıktığı dönemdeki halini yansıtan ve açıldığı günden bu yana Madame Tussauds İstanbul’da yer alan figür, Londra Madame Tussauds Stüdyolarında 30’un üzerinde heykeltıraş ve araştırmacının 4 ay süren yoğun çalışmaları sonucunda hazırlandı. Hâlihazırda Madame Tussauds’un Londra’daki merkezinde sergilenen Atatürk figürü esas alınarak, Anıtkabir Müze Müdürlüğü’nün katkılarıyla hazırlanan yeni balmumu figür, titiz araştırmaların ardından özenli bir çalışma süreciyle birlikte son halini aldı.

Londra’daki Atatürk figürü, daha önceki figürün hem aslına benzemediği hem de Mustafa Kemal Atatürk’ünkarizmasını ve ışığını yansıtmadığı gerekçesiyle 2005 yılında değiştirilmişti. Bu değişim, o dönemde Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı olan merhum Mustafa Koç’un öncülüğünde ve Yılmaz Büyükerşen’in danışmanlığında gerçekleştirilmişti. İstanbul’da sergilenecek figür için de referans olarak alınan yeni figür yapılırken Anıtkabir’de Atatürk’ün yüz özelliklerini taşıyan mask kullanılmış, aynı zamanda heykeltıraşlara kaynak olabilecek her türlü görsel ve yazılı materyal sağlanmıştı. Altı aylık bir çalışma döneminin ardından hazırlanan figür, Türkiye kamuoyu tarafından da takdirle karşılanmıştı.

Mustafa Kemal Atatürk’ün figürü Madame Tussauds’un İstanbul’daki merkezinde, ziyaretçi turunun başladığı noktadaki ilk figür olarak hem Türkiye’den hem de yurtdışından gelen ziyaretçileri karşılıyor.

İstanbul Devlet Opera ve Balesi, sonsuzluğa uğurlanışının 80. Yılında, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü anmaya hazırlanıyor.

Atatürk’ün sevdiği eserlerin de yer alacağı konserdesolist olarak; Serkan Bodur, Timur Doğanay, Zafer Erdaş, Ali Murat Erengül, Özay Günay, Sedat Sarıgül, Özlem Soydan, Umut Tingür, Hande. S. Ürben ve Sirel Yakupoğlusahnede olacak.

Konserin programında; Ahmet Adnan Saygun’un , “Yalancı Dünyaya Konup Göçenler ” , “Bad-ı Sabaya Sorsunlar”, “Ağlamaktır Benim İşim” , Cemal Reşit Rey’in “Ayın Ondördü” , Muammer Sun’un “Bozkırın Sesi” , Yalçın Tura’nın “ Hasrtetim Sana” , Nevit Kodallı’nın “Sarı Zeybek Düeti” ve “Bülbülüm”, Ulvi Cemal Erkin’in “Çamdan Sakız Akıyor” ,Aydın Karlıbel’in “Serenler Türküsü” , “Kitab-ı Bahriye , “Atatürk Marşı” bestelerinin yanı sıra, Erdal Tuğcular düzenlemesiyle, “Karahisar Kalesi” , Serdar Yalçın düzenlemesiyle, “Allı Turnam”, “ Yemen Türküsü” , “Çökertme”ve Aydın Karlıbel düzenlemesiyle, “Ankara’nın Taşına Bak ”, “Efem” besteleri, Aydın Karlıbel’in piyanosu eşliğinde seslendirilecek.

İBB Cemal Reşit Rey Konser Salonu tarafından bu yıl 3.’sünü gerçekleştirilecek Uluslararası Gitar Festivali 16 Kasım’da başlıyor! Dünyaca ünlü 16 sanatçının performans sergileyeceği festival kapsamında, 6 konser ve 6 masterclass gerçekleştirilecek. Festival, günümüzün en önemli gitaristleri arasında gösterilen Marco Socias’ın 18 Kasım akşamı vereceği konserle sona erecek. Müzikseverler festivalde klasik gitarın yanı sıra flamenko gitarı performanslarını da takip edebilecek.

Dünyaca Ünlü İsimler Bu Festivalde!
İçeriği açısından dünyanın önde gelen gitar festivalinden olma yolunda ilerleyen CRR Uluslararası Gitar Festivali, 16-18 Kasım tarihlerinde dünyaca ünlü gitar sanatçılarını ağırlayacak. İspanya’dan Marco Socias ve İgnacio Rodes, İtalya’dan Salvatore Seminera, Venezuela’dan Gabriel Gullien, Fransa’dan Laurent Boutros ve Arjantin’den Latin müziğinin duayenlerinden Ricardo Moyano festivalde performans sergileyecek isimlerden.

3. CRR Uluslararası Gitar festivali programında, Türkiye’deki gitar dünyasının vazgeçilmez isimlerinden Melih Güzel ve Hüsrev İsfendiyaroğlu da yer alıyor. Ayrıca, dünya çapında verdiği konserlerle ülkemizi temsil eden gitarist Sinan Erşahin ve birçok önemli projeye imza atan Kağan Korad da, flüt sanatçısı Nihan Atalay ve bandoneon sanatçısı Tolga Salman’ın eşlikleriyle festival boyunca konser verecek.

Flamenko Gitarı da Festivale Katıldı
3. CRR Uluslararası Gitar Festivali’nde bu yıl, klasik gitarın yanı sıra flamenko gitarı performansları da sergilenecek. Türkiye’de flamenko müziğine gönül veren gitaristler Ezgi Anıl ve flamenko gitarı eğitiminin duayeni Ilgaz Benekay seyirciyle buluşacak. Ezgi Anıl’a konserinde danslarıyla Burcu Özbalkan eşlik edecek.

Uluslararası İsimlerden Her Gün 2 Masterclass 2 Konser
Festival kapsamında Marco Socias, Mehmet Gürgün, Ignacio Rodes, Ilgaz Benakay, Gabriel Gullien ve Mehmet Gürgün ustalık sınıfı dersler ile gitar tutkunlarıyla buluşacak. Masterclasslar her gün 10.00 ve 13.00 saatlerinde, konserler ise 16.00 ve 20.00’de gerçekleşecek.

3. CRR Uluslararası Gitar Festivali Programı
16 Kasım Cuma 2018

Marco Socias / Masterclass / Saat: 10.00

Mehmet Gürgün / Masterclass / Saat: 13.00

Sinan Erşahin – Nihan Atalay “Gitar&Flüt Duo” / Konser / Saat: 16.00

Özberk Miraç Sarıgül

Salvatore Seminara / Konser / Saat: 20.00

Kağan Korad, Tolga Salman “Gitar&Bandoneon Duo”

17 Kasım Cumartesi 2018

Ignacio Rodes / Masterclass / Saat: 10.00

Ilgaz Benekay / Masterclass / Saat: 13.00

Ezgi Anıl – Burcu Özbalkan “Gitar-Dans” / Saat: 16.00

Laurent Boutros

Ignacio Rodes, Gabriel Gullien, Ricardo Moyano / Konser / Saat: 20.00

18 Kasım Pazar 2018

Gabriel Gullien / Masterclass / Saat: 10.00

Mehmet Gürgün / Masterclass / Saat: 13.00

Melih Güzel, Hüsrev İsfendiyaroğlu / Konser / Saat: 16.00

Marco Socias Konser / Saat: 20.00

Genç yeteneklere fırsat vermek ve Türk Tiyatrosu’na yeni eserler kazandırmak amacıyla, Sahne Çolpan İlhan Ekibi tarafından Tiyatro Eseri Yarışması düzenleniyor…

30 Kasım tarihine kadar [email protected] gönderilecek olan eserler ön jüri tarafından değerlendirildikten sonra tiyatronun ünlü isimlerinden oluşan ana jürinin değerlendirilmesinden geçecek.

Yılmaz Gruda, Deniz Uğur, Devrim Nas, Yiğit Pakmen, Gökhan Erarslan, İştar Gökseven, Bedir Bedir, Fehmi Gerçeker, Gülce Uğurlu, Ali Düşenkalkar, Erdi Işık’tan oluşan jürinin seçeceği ilk üç eser, Sahne Çolpan İlhan ve Çolpan İlhan & Sadri Alışık Tiyatrosu’nda sahnelenecek…

Jüri, 2019 Ocak ayının ilk haftası değerlendirmesini tamamlayacak ve Ocak ayı içerisinde Sahne Çolpan İlhan’da yapılacak bir törenle kazananlar açıklanacak…