Konya’da takı tasarımcısı olan Servet Küçükdemirel, Bursa Ulu Cami, Ayasofya ve Taç Mahal gibi tarihi eserleri yüzüklere sığdırıyor. Hiçbir makine kullanmadan tamamen kendi el emeğiyle o kıymetli eserleri yüzüklere işlediğini belirten Küçükdemirel, “Bu yüzükler, tasarımından yapımına kadar tamamen kendi eserim. Görenler ‘bunları yüzüğün içine nasıl sığdırdın’ diyerek hayrete düşüyor” dedi.

1980 yılında bu mesleğe bir çırak olarak başladı Servet Küçükdemirel, zaman ilerledikçe Konya ve İç Anadolu Bölgesi’nde birçok kuyumcuya özel tasarımlı yüzükler yaptı. Şimdi müşterinin talepleri doğrultusunda ve kendisinin özel tasarımlı yüzüklerini üreten Küçükdemirel, şunları söyledi:

“Bu işe çıraklıktan girdim ve 38 yıldır bu işi yapıyorum. Konya’nın ve İç Anadolu’daki birçok kuyumcunun özel işlerini yapıyordum. Baktım ikisi birlikte yürümüyor. 21 yıldır kişiye özel tasarımlar yapmaya başladım. Birçok ünlünün, sanatçının, siyasetçinin işini yapıyorum. Aklınıza gelebilen tüm eserleri yapabiliyorum. Müşteri Ayasofya’yı istiyor ya da Sultan Ahmet Camii’ni istiyor, bizde onları yapıyoruz. Kişi ne isterse onu yapıyoruz. Bunun bir maddesi yok. Tamamen elde yapılan bir şey. Çok ayrıntılı ya da detaylı yapılamıyor bunlar. Taktir edersiniz ki tüm detayını işleyemeyiz. Ama istediğimiz yeri rahatlıkla işleyebiliriz.”

İlk bakışta görenler maket sanıyormuş

Yüzükleri görenler ilk başta maket sanıyor diyen Küçükdemirel, , “Bugüne kadar Mevlana Türbesi, Bursa Ulu Camii, Bursa Yeşil Türbe, Ayasofya, Sultan Ahmet Camii, Taç Mahal gibi ürünleri işledik. Yüzükleri görenler önce maket olduğunu sanıyorlar. Onlara sistemi anlatınca inanılmaz derecede hayrete düşüyorlar. Gerçekten zor bir iş ve makine değmeden yapılıyor. Çok sert bir taşı, oyarak  işliyoruz” diye konuştu.

Küçükdemirel, tasarımı çizdikten sonra 1 hafta içinde bitirebildiğini de sözlerine ekledi.

Servet Küçükdemirel, MHP Genel  Başkanı  Devlet Bahçeli’ye üzerinde MHP liderinin kullandığı 1982 model otomobilin figürüyle, ülkücülüğün ilkesi 9 ışığı sembolize eden yıldızların bulunduğu  yüzük yapıp hediye etmişti.

 

Kolombiya’da Bin Gün Savaşı zamanlarında birçok siyasinin yatmış olduğu, avlusunda mahkumların kurşuna dizildiği, 72 yıl Cundinamarca Hapishanesi olarak hizmet veren Museo Nacional, ziyaretçilerini ülke tarihinde yolculuğa çıkarıyor.

Başkent Bogota’nın La Macarena semtinde yer alan Museo Nacional, penceresiz büyük duvarlarının hafif karanlıkta bıraktığı giriş kısmından geçen ziyaretçilerini, 1810’da Santa Rosa de Viterbo kasabasına düşen göktaşıyla karşılıyor.
Müzenin bir ve ikinci katlarında, içlerinde, 1985’te silahlı sol örgüt 19 Nisan Hareketinin (M-19) ele geçirmesinin ardından kanlı bir operasyonla geri alınan Adalet Sarayından kalan parçaların da yer aldığı tarihi ve siyasi olaylardan kalıntılar sergileniyor.

72 yıllık hapishane geçmişi vardı

Eski tüfekler, paralar, dev demirci körükleri, çanlar, dışı ahşap kaplamalı bir ankesörlü telefon, mahkumların vurulduğu zincir ve prangalara ilaveten 3. katında sanat eserlerini barındıran müzenin en ilginç özelliği ise bir hapishane olarak inşa edilmesi ve 72 yıl boyunca bu şekilde hizmet vermesi.  Museo Nacional yetkililerinden Maria Monica Fuentes, AA muhabirine yaptığı açıklamada, planlaması 1850’lere kadar giden Cundinamarca Hapishanesinin, inşaasına 1874’te başladığını ve ilk mahkumların 1878’de geldiğini anlattı.

Fuentes, 1905’te yapımı tamamlanan hapishanenin, Venezuela ve Ekvador’da eserler bırakan ve Kolombiya Meclisinin de mimarı olan Danimarkalı Thomas Reed tarafından yapıldığı bilgisini paylaştı.

Cundinamarca Hapishanesinin 1946’ya kadar hizmet verdiğini belirten Fuentes, yapının, iki yıllık bakımın ardından 1948’de Museo Nacional olarak Kolombiyalılara kazandırıldığını söyledi.

270 bin ziyaretçi ağırlıyor

Geçen yıl yaklaşık 375 bin, bu yıl ekim ayına kadarki sürede ise yaklaşık 270 bin ziyaretçinin geldiği Museo Nacional’i girişlerin ücretsiz olduğu pazar günleri 6 bine yakın kişi ziyaret ediyor.

2012’de Hollanda’da çalınmış olan ve önceki günlerde Romanya’da toprağa gömülü bulunduğu açıklanan Picasso’nun ‘Harlequin Başı’ tablosu sahte çıktı. İki tiyatrocu oyunlarının tanıtımı için ‘şaka’ yaptığını açıkladılar.

2012’de Hollanda’nın Rotterdam kentindeki bir müzede sergilenen aralarında Picasso, Monet ve Matisse’nin de resimlerinin bulunduğu 7 eser 4 hırsız tarafından çalındı.

Gazetelerin manşetinde ‘Yüzyılın Soygunu’ dediği hırsızlık olayıyla ilgili 4 Romen tutuklandı. Ancak piyasa değerleri toplam 220 milyon Euro’yu bulan 6 eserden o gün bugündür haber alınamıyordu.

O dönemde tabloları çaldığı iddia edilen Radu Dogaru’nun annesi, oğluna karşı suçlamaların düşsün diye tabloları yaktığını açıklamıştı.

Romen kökenli Hollandalı yazar Mira Feticu 10 gün önce, “Picasso’dan tablosunun saklandığı yeri belirten talimatları içeren bir mektubu Rumence aldım” açıklamasını yaptı. Ve bir süre sonra  Rumen polisi, Picasso’nun 800 bin euro değer biçilen tablosunu, ormanda toprağa gömülü olarak bulduğunu duyurdu.

Yapılan açıklamalar sonucunda Picasso’nun ‘Harlequin Başı’ tablosu hırsızlıkla suçlanan Dogaru’nun evine yaklaşık 15 km  uzaklığında plastikle sarılmış bir halde bulunduğu söylenmişti. Küratör Peter Van Beveren tablonun özgünlüğüyle alakalı bir çok şüphenin olduğunu bildirdi.

Yapılan incelemelerde ormanda bulunan tablonun sahte olduğu ortaya çıktı! Sahte tablonun Belçika’nın Anvers kentinde bulunan Berlin Tiyatro Grubu’nun, perşembe günü ilk kez sahnelenecek olan “True Copy” (Gerçek Kopya) adlı oyunun tanıtımı  için yapıldığı ve bir tanıtım çalışmasının parçası olduğu açıkladı.

Erzurum’da bulunan salyangozu andıran kayanın, araştırmacıların  yaptığı incelemenin ardından üzerindeki çatlak ve kırıkların yoğun olması nedeniyle yerinde korunmasına karar verildi.  Salyangozu andıran kaya şaşırtıyor haberi üzerine Oltu ilçesine gelen Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüğü Şehit Cuma Tabiat Müzesi’nde Mineraloji ve Petrografi Uzmanı olarak görev yapan Dr. Koray Sözer, salyangoz benzeri kayanın yaklaşık 70 milyon yıl önce derin denizlerde oluşmuş sedimanter yapılardan biri olduğunu belirtti.

Sözer yaptığı bir açıklama “Çok önemli bir ekonomik değeri yok. Sadece görsel açıdan güzel bir görünüme sahip. Müzeye koyabilirdik ancak çok fazla kırık ve çatlak bulunduğu için yerinde bırakmaya karar verdik. Salyangoz kaya burada korumaya alınabilir” diye konuştu.

Kayaaltı Mahallesi’ndeki dağda 1 metre 40 santim uzunluğunda ve 90 santim yüksekliğindeki kaya, görenleri şaşkına çeviriyor. Oltu’da yaşayan Rüştü Toprak’ın yoldan geçerken tesadüfen gördüğü salyangoz kaya ilçe halkının ilgi odağı oldu.

Çok ünlü bir antik kent olan  Pompeii’de yapılan kazılar sırasında , Tanrıça Leda ve kuğu kılığındaki Zeus’un duvar resmi gün yüzüne çıkarıldı. Dünyada heyecan yaratan keşif, İtalya’nın Napoli kentinde çalışan arkeologlar tarafından gerçekleştirildi.

İtalya’da arkeologlar tarafından Napoli şehri yakınlarında bulunan Pompeii antik kenti ve kazı alanında süren çalışmalarda Yunan mitolojisinin önemli karakterlerinden Leda ve Kuğu figürünün betimlendiği bir duvar resmine ulaştı. Pompeii Kazı Parkı Başkanı Massimo Osanna, yerleşim yerindeki bir evin yatak odasında rastlanan duvar resminde Tanrıça Leda’nın, izleyene şehvet duygusunun belirgin olduğu doğrudan bakışının fark edildiğini ve bunun eseri istisnai kıldığını söyledi.

İtalya Kültür Bakanlığı yetkilileri Leda ve Kuğu resminin bu yıl, giriş kısmında bir başka freskin daha bulunduğu evden alınıp muhafaza edildiği yerde ziyarete açılabileceği başka bir mekana taşınacağını açıkladı.

Yunan mitolojisinin en güçlü tanrısı olduğuna inanılan ve Roma döneminde Jüpiter olarak bilinen Zeus’un kuğu kılığına girerek Sparta Kraliçesi Leda’yı baştan çıkardığı aşk sahnesi olarak Leda ve Kuğu, taşıdığı erotik sembol ve metaforlarla şimdiye kadar görsel sanatlarla sıkça konu oldu.

Güney Kore’de dünyanın en küçük dinozor ayak izleri keşfedildi. Bir santimetrelik dinozor ayak izlerinin yırtıcı kuş familyasına ait olduğu belirtildi. Güney Kore’nin Jinu bölgesinde 110 milyon yıl önce yaşadığı varsayılan bir dinozora ait ayak izleri keşfedildi.

Boyu bir santimetre olan ayak izlerinin şimdiye kadar bulunan dinozor ayak izlerinin en küçüğü olduğu kaydedildi.

Araştırmacılardan Avustralya’nın Queensland Üniversitesinde görevli Anthony Romilio, dinozorun yırtıcı kuş (raptor) familyasından olduğunu belirtti.

Kuşlara çok benzeyen türün ayağında yırtıcı kuşlardaki gibi 3 pençeye benzer parmaklar bulunuyor. Bu dinozor türü yürürken parmaklarının sadece ikisi yere basarken, bir parmağının da saldırı anında hemen tepki vermek için havada kaldığı ifade ediliyor.

Mısır’da Nil Nehrinin Batı yakasında kalan 4 Bin yıllık olduğu tahmin edilen firavun mezarına rastlanıldı. Mısır Tarihi  Eser Bakanlığının yapmış olduğu yazılı açıklamada Nil Nehri’nin batı yakasında 4 bin yıllık firavun mezarı bulunduğu belirtildi.

Mezarın Tanrı Amon’un eşinin Mut’un tapınağında mumyalama işleminden sorumlu olan din adamı Thaw Rakht If’e ait olduğu belirlendi.

Mezarın duvarlarında ailelerinden bazı isimlerin yazılı olduğu Çin’de 2 tabut ve 2 ahşap heykelin yer aldığı bilgisi verildi.

Açıklamada ayrıca arkeolojik keşifte Amon Tapınağı Vekili görevinde bulunan “Huri” isimli kişiye ait bir mumyanın daha bulunduğu ifade edildi.

Yapı Kredi Müzesi, koleksiyonundan yola çıkarak hazırladığı ‘Tombak: Altından Süzülen Zarafet’ sergisiyle tarih ve sanat meraklılarını bir arada buluşturmayı planlıyor. Küratörlüğünü Nihat Tekdemir’in yaptığı sergi, Nisan ayına kadar devam edecek.

Beyoğlu’ndaki Yapı Kredi Kültür Sanat’ın birinci katında bulunan Yapı Kredi Müzesi, T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Harbiye Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı’nın ortaklığında sergi açtı. Müzede Topkapı Sarayı Müzesi, Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi gibi önemli müze koleksiyonlarından ödünç alınan 138 adet Osmanlı tombağı sergileniyor.

Artık icra edilmeyen tombak sanatının en nadide örneklerinin yer aldığı sergi ‘Sofra ve Yemek Sunumu’, ‘Su, Temizlik ve Güzel Koku’, ‘Giyim Kuşamda Tombak’, ‘Osmanlı’nın Altın Ordusu’ ve ‘Işığın Kaynağı’ başlıkları altında toplamda beş bölümden oluşuyor.

Hamlet Collage oyunu Tiyatro Festivali’nde sahne alırken , eserde rol üstlenen ünlü Rus oyuncu Evgeny Mironov’a, festivalin “Yaşam Boyu Başarı Ödülü” verildi.

Kanadalı tiyatro ve sinema yönetmeni Robert Lepage’ın uyarlayıp rejisörlüğünü yaptığı “Hamlet Collage”, İKSV tarafından gerçekleştirilen 22. İstanbul Tiyatro Festivali’nde sanatseverlerle buluştu. Moskova Golden Mask Festivali’nin iş birliğinde festivale konuk olan eser, Zorlu PSM’de sahnelendi.

Eserde rol alan Moskova’nın köklü tiyatrosu Theatre of Nations’ın sanat direktörü, ünlü Rus oyuncu Evgeny Mironov, Carl Fillion tarafından tasarlanan ve video sanatının imkanlarını sonuna kadar kullanan bir küp içinde, 11 Hamlet karakterini canlandırdı.

Sanatçı, tiyatronun önemine işaret ederek, “Hepimiz bir tiyatronun içinde yaşıyoruz ve hepimiz birer oyuncuyuz. Umut ediyorum ki tiyatro bizi güzelleştirsin. Bütün kötülüklerin üstesinden gelip, bizi güçlü ve sevecen kılsın. Ben buna inanıyorum ve sizlerin de inanmasını istiyorum.” dedi.

Üç tarafı açık ve video mappingin tüm özelliklerinin kullanıldığı bir küpün içinde gösteri sunan sanatçı, iki saati aşkın süre sahnede kaldı.

Sahne Tasarımını Carl Fillion’un üstlendiği gösteride, kostümleri François St-Aubin, ses ve müzikleri Josue Beaucage, videoları ise Lionel Arnould yaptı

Mısır müzesi bu yıl kuruluşunun 116. yıl dönümünü kutladı. Yıl dönümüne özel yapılan sergide  Vezir Yuya ve eşi Tuya’nın mumyaları gibi daha 214 esere de yer verildi.

Mısır müzesinin kuruluşunun 166.yılına özel başkent Kahire’de bir müze binasında etkinlik düzenlendi. Etkinlik kapsamında, 1905 yılındaki kazılarda mezarları bulunan Vezir Yuya ve eşi Tuya’nın mumyaları ile o döneme ait 214 yeni eser müzede sergilendi.

Çok sayıda Mısırlı bakan ve büyükelçinin katıldığı yeni sergi salonunun açılışında konuşan Tarihi Eserler Bakanı Halid el-Anani, Yuya ve Tuya arkeolojik koleksiyonunun, başkent Kahire’nin batısındaki Büyük Mısır Müzesi’ne nakledilen Firavun Tutanhamon koleksiyonunun yerini dolduracağını söyledi.

Mısır Müzesi’nin, Tutanhamon koleksiyonunun büyük müzeye nakledilmesinden etkilenmeyeceğini belirten Anani, 1905 yılında mezarları bulunan Yuya ve Tuya hazinelerinin yeni haliyle ilk defa sergilendiğini ifade etti.

Firavun Tutanhamon koleksiyonu, 2010 yılında açılması planlanan Büyük Mısır Müzesi’ne nakledildi.

Firavun Akhenaton’un anne tarafından dedesi olan Yuya, MÖ 1401-1391 yıllarında yöneticilik yapan Firavun IV. Tutmosis döneminde vezirlik görevinde bulunmuştu.

Kartal Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü Kasım ayı programı kapsamında “Geçmişin Hayaletleri Bugünün Minyatürleri” adlı sergiyi Kartallı sanatseverlerle buluşturdu.

Kartal Belediye Hizmet Binası fuaye alanında gerçekleştirilen serginin açılışına Kartal Belediye Başkanı Op. Dr. Altınok Öz, Kartal Belediyesi Başkan Yardımcıları; Hüseyin Tozkoparan, Mustafa Fehmi Okay, Kartal Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Adem Uçar, Kartal Belediyesi Fen İşleri Müdürü Ayhan Taş, eğitmen Yasemin Akyol, kursiyerler ve çok sayıda Kartallı sanatsever katıldı.

Sergi; Yasemin Akyol ve 13 öğrencisi tarafından çağdaş minyatür tarzında yapılan yaklaşık 50 tablodan oluşuyor. Klasik eğitim almış, daha sonra çağdaş minyatürler üzerine çalışmalar yapan Yasemin Akyol ve öğrencilerinin eserleri, sergiyi gezenler tarafından yoğun ilgi gördü. Yasemin Akyol serginin açılışında yaptığı konuşmada, ”Hoş geldiniz, bugün bizimle burada olduğunuz için çok mutluyuz. İlk kez böyle bir sergi açtık. Ben çok genç bir minyatürcüyüm. Neredeyse minyatüre başlamamla, minyatür dersi vermem bir oldu. Bu yüzden de kendilerine öğrencilerim diyemiyorum, arkadaşlarım diyorum. Bu süreçte ben de onlardan çok şey öğrendim. Başta Kartal Belediye Başkanımız Op. Dr. Altınok Öz’e ve Adem Bey’e çok teşekkür ediyorum. Çok şanslıyız ki bizlere bu müthiş organizasyonu sağladılar.” şeklinde düşüncelerini ifade etti. Konuşmasının ardından Yasemin Akyol, hazırlamış oldukları bir tabloyu, Kartal Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Adem Uçar’a hediye etti. Kartal Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Adem Uçar da Yasemin Akyol’a çiçek takdiminde bulundu. Ardından bir konuşma yapan Kartal Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Adem Uçar, “6 yıldan fazla süredir Kartal Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürüyüm. Birçok sergimiz oldu; fakat ilk kez bir minyatür sergisi açma şansına eriştik. Bir sanat tarihçisi olarak şunu söylemek istiyorum, yakın zamanda gezmiş olduğum minyatür sergileri içerisinde en başarılı bulduğum bu sergi oldu. Başta Yasemin hocama ve bütün öğrencilerine çok teşekkür ediyorum. Sayın Başkanımız op. Dr. Altınok Öz’ün liderliğinde sanatın ve sanatçının yanında olmaya devam edeceğiz.” dedi.

Bu yıl British Council tarafından ikincisi düzenlenen Tech4Culture, Birleşik Krallık ve Türkiye’den kültür ve teknoloji sektörüne yön veren kurumları bir araya getiriyor. Türkiye’deki kültür kurumlarının, izleyici kitlesini geliştirebilmek için dijital teknolojilerle yeni yollar keşfetmesini sağlayan Tech4Culture, bu yaklaşımla kültür ve sanatın Türkiye’de ve dünyada çok daha geniş çapta izleyiciye ulaşmasını hedefliyor.

British Council, dijital projeler geliştirerek kitlelerin kültür ve sanata erişimini arttırmayı hedefleyen tüm kültür kurumlarını Tech4Culture’a başvurmaya davet ediyor! Başvurular için son gün 3 Aralık Pazartesi. British Council web sitesi üzerinden, https://www.britishcouncil.org.tr/programmes/arts/creative-economy/tech4culture başvuru şartlarına dair ayrıntılı bilgiye ulaşılmaktadır

Teknoloji işbirliklerinin faydaları
Dünyanın nüfusunun 4.02 milyarının çevrimiçi olduğu ve yüzde 36’sının akıllı telefon kullandığı bir çağda dijital teknolojiler, kitlelerin yaratıcı içeriklere erişimini, sanat deneyimlerini yaratma ve paylaşma şekillerini değiştiriyor. Dijitalleşme yaşamımızın her parçasına yayıldıkça, kültür kurumları da sanatı daha ulaşılabilir kılmak, ilgi uyandırmak ve teknolojiye dayalı bir yaşama geçişe ayak uydurmak için teknolojiye daha fazla yöneliyor. Tech4Culture’da olduğu gibi, teknoloji işbirlikleri, kültür kurumları için dijital becerilere, veriye, donanıma, yazılıma, finansmana ve yeni çalışma yöntemlerine erişim sağlayabiliyor.

Earnst and Young’ın araştırmasına göre, yaratıcı ve kültürel endüstriler dijital ekonomiye dünya çapında 200 milyar dolar katkıda bulunuyor. Yaratıcı ve kültürel endüstrilerle işbirlikleri sayesinde, teknoloji sektörü de yeni kitlelere erişimi sağlayacak yaratıcı zihinlere ve içeriklere ulaşma şansı elde ediyor.

Kurumların sorunları, teknoloji ile çözüm buluyor
Kültür ve teknoloji sektörleri arasındaki işbirliklerini geliştirmeyi amaçlayan Tech4Culture, daha fazla kişiyi sanatla buluşturmak için proje geliştirmek isteyen kültür kurumlarının başvurularını bekliyor. Başvurularda, dijital bir ürüne odaklanılmasından ziyade, kurumların karşılaştıkları fırsat veya zorlukların öne çıkarılması isteniyor. Bu fırsat ve zorluklardan yola çıkarak, Türkiye’den seçilecek bir kültür kurumu ile Birleşik Krallık’tan seçilecek bir yaratıcı ajans eşleştirilerek, projeyi birlikte geliştirmeleri ve hayata geçirmeleri desteklenecektir.

Açık çağrı başvuru içeriği:

– Kurum hakkında kısa bilgi

– En beğenilen yaratıcı dijital projelerden biri ve neden bu projenin seçildiği

– Kurumun güncel dijital proje portfolyosu

– Birleşik Krallık’tan gelen yaratıcı ajansla yürütülecek ortak çalışmadan sorumlu olacak, İngilizce bilen ekip bilgisi

– Proje teklifleri, belirli bir dijital ürüne değil, kurumun karşı karşıya olduğu fırsat veya zorluklara ve Tech4Culture’ın sunduğu bu fırsatın geniş çaplı dijital stratejiye hangi açılardan uyumlu olduğuna odaklanmalıdır.

Başvuru koşulları:

– Proje teklifi en fazla üç sayfa ile sınırlı olmalıdır.

– British Council web sitesinden, https://www.britishcouncil.org.tr/programmes/arts/creative-economy/tech4culture başvuru şartlarına dair ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsiniz.

– Teklif, İngilizce olmalıdır.

– Başvurular için son tarih 3 Aralık 2018 23:59’dur.