Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliği yaptığı, Ressam Eda Baran’ın kadın olmanın yüzyıllardır sosyolojik, biyolojik ve psikolojik bir mücadele olduğuna dikkat çekerek ürettiğini belirttiği eşsiz eserlerin sergilendiği İçimdeki Kadınlar Resim Sergisi, Büyükşehir Belediyesi Kent Müzeleri Kompleksi Sergi Salonu’nda açıldı.

Eserlerinde kendi iç dünyasındaki duygu skalasının dışa vurumunu sergilediğini ifade eden Baran, yağlı boya kadın portrelerinde güç terazisinde tartılmış olan kadının var olma çabasının işlendiğini belirtti. Eskişehirlilerden yoğun ilgi gören serginin açılış konuşmasını yapmak üzere kürsüye çıkan Sanatçı Eda Baran, “İçimdeki Kadınlar Resim Sergisi benim ilk sergim, bu nedenle şuan çok heyecanlıyım. Duygularımı sözler yerine resimle anlatmayı tercih ettiğim bu sergiye hepiniz hoş geldiniz. Benim gibi amatör ve genç yeteneklere destek oldukları için Sayın Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ne çok teşekkür ederim.” şeklinde konuştu. Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in katılımıyla gezilen sergi sanatseverlerden büyük beğeni topladı.

Eda Baran’ın eserlerinin sergilendiği İçimdeki Kadınlar Resim Sergisi, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Kent Müzeleri Kompleksi Sergi Salonu’nda 30 Aralık 2018 Pazar gününe dek halkın beğenisine sunulmaya devam edecek.

Hitler 1933’te Almanya Başkanı olunca George Grosz derhal sürgüne gönderildi; halkın çoğunun ruhunda görüp nefret ettiği düşünceler -militarizm, yabancı düşmanlığı ve baskıcı iktidar aşkı- sonunda zafer kazanmıştı: İktidar Nazilerin elindeydi. Naziler Grosz’u “Bir Numaralı Kültürel Bolşevik” olarak damgalamışlardı. Bunun nedeni kısmen Grosz’un 1918’de Alman Komünist Partisine Partisin’ne kayıt olduktan sonra Berlin dadaizmi bünyesinde “Propagandada” takma adıyla siyasi militanlık yapması kısmen de sanatının Nazilerin meşruiyet kisvesine bürünmüş maskelerini sürekli düşürmesiydi.

Toplumun ileri Gelenleri, Grosz’un en etkili ve aşırı derecede politik eserlerinden biriydi. Sanatçının savaş gazilerine, savaş fırsatçılarına ve onların siyasi yandaşlarına odaklanan çalışmaları vardı. Burada ise ülkeyi sürekli savaşa ve teröre sürükleyen, satın alınmış fikir liderlerinin resmini yapmıştı. Grosz, genellikle, ilgisini çeken insanların yüzlerini ve tavırlarını not aldığı eskizler yapıyordu ve bu eskizler hiciv yüklü portreleri için zengin bir kaynak sunuyordu. Bu resimde “ileri gelenlerin” arkasına yanan bir bina koyan Grosz, ellerinde küreklerle işçileri sola doğru giderken Nazi askerlerini ise sağa doğru giderken betimlemişti. Resmin yapıldığı dönemde Grosz, William Hogarth ve Francisco de Goya’nın izinden giderek portreleri karikatürden ziyade hiciv nitelikli kılmaya yönelik bir grafik tarzını başarıyla uygulamaya başlamıştı.

Kültür ve sanatın kenti Büyükçekmece’de ikamet eden sanatsever vatandaşlar resim sergilerine yoğun ilgi gösteriyor.

Büyükçekmece Belediyesi’nin ev sahipliği yaptığı Ahmet Şahit’in “Doğa ve Hayvanlar” temalı kişisel resim sergisi sanatseverler tarafından büyük beğeni topladı.

Başkan Akgün’e teşekkür etti

Atölyesinde ve Büyükçekmece Belediyesi’nde çok sayıda öğrenci yetiştiren Ahmet Şahit, sanata ve sanatçıya verdiği değerden ve sanat alanındaki çalışmalarını fırçalarına özgürce yansıtabilme imkanını oluşturan Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün’e teşekkür etti.

Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün’ün eşi Hatice Akgün, Büyükçekmece Belediye Başkan Danışmanı Tarihçi – Yazar Sacide Bolcan ve Belediye Başkan Yardımcısı Başak Sancar da sergiye katılarak Şahit’in çalışmalarını inceledi.

“Kendisi yetenekli eğitmenlerimizdendir”

Sergideki tüm çalışmaları tek tek inceleyen Hatice Akgün, “Ahmet hocamızın ellerine sağlık. Çok başarılı ve keyifli bir sergi olmuş. Kendisi yetenekli eğitmenlerimizdendir. Çalışmalarında büyük bir emek yatıyor. Büyükçekmece’ye böyle bir sergi kazandırdığı için kendisine teşekkür ediyorum. Emeğinize sağlık hocam” dedi.

Kırgız yazar Cengiz Aytmatov doğumunun doksanıncı yılında Ankara’da anıldı. Alpaslan Bakanlığının, Türk medeniyetine katı sunan yazarları,sanatçı ve düşünce insanlarını çok iyi anlamak ve onları insanlara anlatmak için çok çabaladığını anlattı.

Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikaları Kurulu Üyesi olan Prof. Dr. Şükrü Karatepe’de romanların aslında gerçek hayatlarımızla örtüştüğünü ve toplumun sosyokültürel yapısını çok iyi yansıttığının altını çizdi.

168 eser  ve 70 milyona yakın okur

Kırgızistan Ankara Büyükelçisi olan İbragim Dzhunusov ise Aytmatov’un eserlerinin dünya var oldukça değerli kalacağını ve herkesin okuyacağını, ve dünyaca ününe ün katmış yazarın böyle anlamlı bir törenle anılmasından ise oldukça onur duyduğunu ifade etti.

Dzhunusov, şunları söyledi: 

“Aytmatov’un eserleri 168 ülkede 70 milyondan fazla insana ulaştı. UNESCO’ya göre dünyada William Shakespeare ve Lev Tolstoy’dan sonra en çok okunan üçüncü yazar Cengiz Aytmatov’dur. Tabiatı eserlerinde çok iyi yansıttı ve insanların nasıl yaşaması gerektiğini öğretti. İkinci Dünya Savaşını eserlerinde anlatmasına rağmen eserlerinde silah, tank ve korkunç anlatımlara yer vermedi. Aytmatov gelecek kuşakların temiz aşkı, sevgiyi görmelerini ve tanımalarını istedi.”

Bursa’nın İznik ilçesinde bulunan ve 6 yıl önce kapatılan tarihi 72 yıla dayanan hapishane, artık sanatçılar tarafından atölye olarak kullanılmaya başlandı.

Burada çalışmalarını gerçekleştiren sanatçılar Yalçın Öztürk ve İlkay Altay tek hayali burayı bir müze haline getirmek. Sanatçılar yaptıkları eserleri şehrin dört bir yanında sergilemekte, heykelleri yaparken ise sadece gaz beton,demir ve bez atıklarını kullanıyorlar.

Konu hakkında düşüncelerini ifade eden Yalçın Öztürk yaptığı açıklamada hapishanenin çürümeden müzeye dönüştürülmesini istediğini belirtti.

2018 Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’nin, tarih ve sosyal bilimler alanında Mehmet İpşirli’ye, sinema alanında Türker İnanoğlu’na, müzik alanında Erol Sayan’a, sanat/fotoğraf alanında İzzet Keribar’a, vefa ödülünün ise Mehmet Akif Ersoy’a verilmesi uygun görüldü.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’nin sahiplerini belirledi.

Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nden yapılan açıklamaya göre, Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Çankaya Köşkü’nde gerçekleştirildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanan Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu’nda, bu yıl Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’nin verileceği isimler de belli oldu.

Bu yılki vefa ödülü Mehmet Akif Ersoy’a

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’ne tarih ve sosyal bilimler alanında Mehmet İpşirli, sinema alanında Türker İnanoğlu, müzik alanında Erol Sayan, sanat/fotoğraf alanında İzzet Keribar layık görüldü.

Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu bu yılki vefa ödülünün ise Mehmet Akif Ersoy’a verilmesini kararlaştırdı.

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri töreni, 19 Aralık’ta Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilecek.

Nilüferler, yirmi beş yıldan uzun bir süre Claude Monet’in eserlerinin odak noktası olmuştur. 1890 yılında ressam, Fransa’nın Eure bölgesindeki Giverny kasabasında yer alan, kendisinin ve ailesinin kalmakta olduğu ev ile çevresindeki araziyi satın aldı.

Aile, araziyi, içinde nilüferlerin bulunduğu göletin de olduğu bir bahçeye dönüştürmüştür. Ve Monet, bahçeye, çalışabileceği büyüklükte bir atölye kurdu.

Yalnızca nilüferlerin resmini yaptığı eserlerine ek olarak sanatçı , izleyiciyi içine çeken büyük dekoratif tasarımlarda yaptı.  Arkadaşı olan Fransız Başbakan Georges Clemenceau’nun evindeki desteği ile ” Empresyonizm’in Sistina Şapeli ” adını verdiği ve Giverny’deki nilüferlerin tasvir edildiği bir dizi muhteşem duvar resmi yaptı.

Yaptığı sekiz nilüfer resmi 1927’de Monet’in ölümünden bir yıl kadar sonra, Paris’in Tuileries bahçelerinde bulunan Orangerie binasındaki iki oval odaya yerleştirildi. Bu panel, yaklaşık 13 metre boyundaki üç panellik serinin sol kısmıdır. Rüya etkisi yaratan bu büyük tuval, sanatçının atölyesinde yaptığı uzun çalışmalar sonucunda ortaya çıkar ve Monet’in izlenimci tarzda resim yaptığı ilk yıllarında açık havada hızla tamamladığı küçük resimlerden hayli farklıdır.

Ancak su, yansımalar ve sanatçının her sahneyi kaplayan atmosferik ışık anlamında kullandığı enveloppe gibi erken dönem yapıtlarına özgü ayrıntılara da rastlanır.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Türkiye’deki müzelerin tanıtımı için harekete geçti. Bakanlık, kültürel zenginliğin daha çok kişiye ulaşması için “gezen sergi” dönemini başlatacak.

Artık sergiler gezecek, eserler turistlerin ayağına gidecek. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin tanıtımı için yeni bir anlayış geliştirileceğini, bu kapsamda gezen müze dönemini başlatacaklarını açıkladı.

Müzelerden eserler yurtdışında sergilenecek. İlk etapta Topkapı sarayının bazı müzeleri görücüye çıkacak. İlk adres ise Japonya’nın başkenti Tokyo. Tokyo’yu Londra, Berlin, Moskova gibi dünya başkentleri takip edecek.

Gezen sergiye gastronomi de eklenecek. Türkiye’nin dört bir yanından lezzetler sergiye gelenler tarafından gezilebilecek. Amaç hem tarihi hem lezzetiyle Türkiye’yi cazibe merkezi haline getirerek daha fazla daha nitelikli turist çekmek.

Son dönemde büyük beğeniyle izlediğimiz Türk dizilerinin hemen hemen bir çoğunda bağlama vurgusu yapıldığını fark ettiniz mi?

Reyting rekorları kıran dizilerde Türk yapımcılar özellikle bu yıl senaryolarında müziğe önemli yer ayırdı. İzleyicinin de etkilenmesini ve bu enstrüman yönelmesini sağlayan dizileri sizler için araştırdık.

ÇUKUR – BAĞLAMA

Show Tv’de yayınlanan Çukur dizisi pazartesi günlerinin tartışmasız birincisi olmaya devam ederken, senaryosunu Gökhan Horzum’un yazdığı, yönetmenliğini ise Sinan Öztürk’ün üstlendiği dizi de sık sık bağlama sahnelerinin bulunması izleyicilerin dikkatinden kaçmıyor. Dizin ilk bölümlerinde de Aras Bulut İynemli’nin hayat verdiği Yamaç karakteri elektro gitar çalıyordu.

Dizide rap müzikte ön plana çıkartılıyor. Gazapizm‘in Heyecanı Yok şarkısı Çukur’da yer aldıktan sonra adeta patlama yaptı.  Heyecanı Yok şarkısının 45. Pantene Altın Kelebek Yılın Şarkısı ödülünü de aldığını hatırlatmakta fayda var.

Ayrıca Çukur dizisinin yanı sıra Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz, Söz ve Bir Zamanlar Çukurova dizilerinde de bağlama enstrümanına yer veriliyor.

İSTANBULLU GELİN – KEMAN & PİYANO

Başrollerinde Özcan Deniz, Aslı Enver ve İpek Bilgin’in yer aldığı Star Tv’nin dikkat çeken dizisi İstanbullu Gelin, senaryosunda yer alan keman ve piyano sahneleriyle dikkat çekiyor.

Özellikle Aslı Enver’in dizi de hayat verdiği Süreyya karakterinin kemana olan tutkusu, keman çalışı da izleyicileri adeta büyülüyor. Süreyya’nın yanı sıra dizi de Esma karakterine can veren İpek Bilgin’in piyano sahneleri de seyircilerden büyük beğeni topluyor.

İstanbullu Gelin’in yanı sıra bu sezon Show Tv’de yayınlanan Gülperi dizisinde keman ve Fox Tv’de yayınlanan Yasak Elma dizisinde ise piyanoya yer veriliyor.

Milli Eğitim Bakanlığı’na Özel Nar Sanat Eğitim kursumuzda piyano ve keman eğitmenliği yapan Fahri Karaduman’ın; Arka Sıradakiler, Doktorlar, Şöhret, Vatanım Sensin, Cesur ve Güzel, Seviyor Sevmiyor, Yüksek Sosyete, Şefkat Yerimdar, Dayan Yüreğim, Rüya, Kaybolan Yıllar, Serçe ve Söz’den sonra Gülperi dizisinde de imzası bulunuyor.

Bütün bu popüler dizilerin yanı sıra Çocuklar Duymasın ve Jet Sosyete de gitar ve Sen Anlat Karadeniz dizisinde ise kemençe ön plana çıkartılıyor.

Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu Grafik Sanatlar bölümünü mezunu ressam Reha Yalnızcık, Doku Sanat Galerileri’nde yeni bir resim sergisine imza atıyor.

Onlarca kişisel sergisinin yanı sıra 100’ün üzerinde karma sergiye katılan Reha Yalnızcık’ın, yeni sergisi 20 Aralık 2018 saat 18.00’da açılıyor. Doku Sanat’ta 8 Ocak’a kadar devam edecek olan sergiye katılımın yüksek olması bekleniyor.

Kendine has tarzı ile dikkatleri üzerine çeken ünlü ressam YALNIZCIK aynı zamanda yaklaşık yirmi yıldan fazla UNICEF’i destekleyen, gerçek bir çocuk dostu sanatçımızın yapıtları ulusal olduğu kadar, uluslararası UNICEF koleksiyonlarına giren ender ressamlarımızdandır.

Caz müziğinin efsanesi olan Frank Sinatra’nın 103. doğum gününe ithafen The 251 Soul’da ‘The Sinatra Experience’ gecesi düzenlenecek.

Cazın ölümsüz ismi Frank Sinatra’nın 103. doğum günü 12 Aralık’ta The 251 Soul adlı mekanda kutlanacak.

Frank Sinatra’nın doğum gününe ithafen gerçekleştirilecek olan “The Sinatra Experience” gecesinde, sanatçıyla özdeşleşmiş Fly Me to the Moon, Cheek to Cheek ve New York New York gibi birbirinden ünlü şarkılar geceye damgasını vuracak.

Frank Sinatra hayranlarını bir araya getirecek olan “The Sinatra Experience”, aramızdan 20 sene önce ayrılan cazın kralı Sinatra’nın doğum gününe ithafen 12 Aralık Çarşamba günü The 251 Soul’da saat 21.00’de gerçekleştirilecek.

Aydın’ın Söke ilçesinde yaşamını devam ettirmekte olan, Osmanlı Padişahı 2’inci Abdüldhamid’in iki sadrazamından Şakir Paşa’nın torunu Emel Aksoy, Osmanlı dönemine ait kıyafetlerden oluşan etnografik koleksiyonu ile bundan 4 yıl önce müzeye dönüştürdüğü evi büyük ilgi duyuyor.

Müzeyi gezenlerden alınan giriş ücretiyle masraflar karşılanıp, müzenin bulunduğu Doğanbey Mahallesi’ndeki 60 sokak kedisi için mama alınarak, hayvanların bakımı yapılıyor. Osmanlı Padişahı 2’nci Abdülhamid döneminde görev yapan Şakir Paşa’nın torunu koleksiyoner Emel Aksoy ve eşi emekli Albay Erol Aksoy (85), İstanbul’un gürültülü ortamından kurtularak, tarihi Rum evleriyle ünlü Kuşadası Dilek Yarımadası ile Büyük Menderes Deltası Milli Parkı sınırları içinde yer alan Doğanbey Mahallesi’nde 10 yıl önce 2 ev satın aldı.

Emel Aksoy, bu evlerden birini ailesinden kalan Osmanlı kıyafetleri ve çocukluk yıllarından beri topladığı eşsiz değerdeki Osmanlı’da haremlerin dağılmasıyla kaybolmaya başlayan saray giysileri, iğne oyaları, dönemin kıyafetlerine özgü başlıklar ve takılar ile 2014 yılında müzeye dönüştürdü. Etnografik 150 eşya ile müzeye dönüştürülen ev, bölgeye gelen yerli- yabancı turistlerin de vazgeçilmezi oldu.