1.Uluslararası Fotoğraf Yarışması, sponsor firma ve İFSAK (İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği) organizasyonuyla kamuoyuna duyurulur.

Yarışmanın  İçeriği;

Su, hayattır. Yaşamın başladığı yer olan su, yaşamın sürdürülebilmesinin en önemli koşuludur. Dünyanın büyük bölümü su kaynaklarıyla çevrili olsa da bu kaynaklar giderek azalıyor. Düzensiz yapılaşma, aşırı nüfus artışı, sera gazlarındaki artış ve sanayileşme dünyayı daha “susuz” hale getiriyor.

Hayatın her anında ihtiyaç duyulan suya dikkat çekmek için ‘Su, Dünyanın Her Karesinde’ konulu fotoğraf yarışması düzenleniyor. Hayatın her anında var olan ve hayat fonksiyonlarımızı dengede tutan suyun, fotoğrafla belgeleneceği yarışmada suyun önemi, suyun temiz kalması ve verimli kullanılması konusunda tüm bireylerin bilinçlendirilmesi hedefleniyor.

Bu önemi ve farkındalığı tüm ülkeye yaymak amacıyla düzenlenen yarışmanın amacı hayatımızın her anından kadrajlanan su fotoğraflarıdır.

Katılım Şartları:

• Yarışmaya baskı kabul edilmeyecektir. Fotoğraflar, aşağıda belirtilen detaylara istinaden CD/DVD’ye kaydedilerek gönderilecektir.
• Fotoğraf Sayısı: Her fotoğrafçı en fazla dört (4) eser ile yarışmaya katılabilecektir.
• Fotoğraflar renkli veya siyah/beyaz olarak sunulabilecektir.
• Fotoğraf Boyutları: Kısa kenar minimum 2000 pixel, jpg formatında, 300 dpi çözünürlükte ve 12 sıkıştırma kalitesinde olmalıdır.
• Fotoğraflara verilecek isim; 6 rakamdan oluşacak katılımcının rumuzu (Örneğin; 012345 – bkz. katılım formu) ve fotoğrafın sıra numarası olarak hazırlanmalıdır. (Örneğin; 012345-1.jpg, 012345-2.jpg,…, 012345-4.jpg.)
• Fotoğrafların kenarlarında boşluk veya paspartu kullanılmamalıdır.
• Fotoğrafların çeşitli dijital fotoğraf işleme programları ile işlenmesine yönelik herhangi bir sınırlama bulunmamaktadır.
• Önceki yıllarda derece almış fotoğrafların katılımı kesinlikle kural ihlali olarak sayılacaktır ve katılımcı, yarışmaya gönderdiği yapıtın tümüyle kendisine ait olduğunu, gerekli izinlerin alındığını diğer hususlarla birlikte kabul, beyan ve taahhüt eder.
• Ödül kazanan katılımcılardan bu beyan ve kabulleri dışında hareket ettiği anlaşılanların elde ettikleri ödül, ünvan ve her türlü kazanımları geri alınır.
o Yarışmaya gönderdiği fotoğraf üzerinde, yapıt kendisine ait olmadığı halde kendisininmiş gibi göstermeye ve seçici kurulu yanıltmaya yönelik her türlü müdahale ve değişikliği yapan,
o Ödül almış fotoğrafların katılımının kısıtlandığı bu yarışmada böyle bir fotoğraf ile ya da bu fotoğrafın ana unsur olarak kullanıldığı yapıtlarla katılımda bulununan kişilerin yarışmalara katılımı TFSF Yarışma İlkeleri gereğince bir (1) yıl kısıtlanır.
• Haklarında yukarıda açıklanan gerekçelerle verilmiş kısıtlılık kararı devam eden katılımcılar bu yarışmaya katılamazlar.

İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği (İFSAK)
İstiklal Caddesi, Ayhan Işık Sokak, No: 34/2 Beyoğlu/İstanbul
Tel: 0212-292 42 01

Son Başvuru Tarihi:24/09/2012

152 ülkeden 6 bin 615 fotoğrafçının, 12 binden fazla fotoğrafın yarıştığı 2012 National Geographic Traveler Fotoğraf Yarışması sonuçlandı.

Cédric Houin

Yarışmanın birincisi ise New Yorklu fotoğrafçı Cédric Houin tarafından çekilen ‘Butterfly’ isimli fotoğraf oldu. Kırgız bir anne ve kızının çadırlarında dikiş makinesini kullanırken görüntülendiği kare, fotoğrafçıya Galapagos Adaları’nda 10 günlük bir fotoğraf sergisi açma ve bir yıllık NatGeo Traveler dergisi aboneliği kazandırdı. Houin deklanşöre bastığı o anı şöyle anlatıyor: “Bu fotoğraf Kırgız topraklarında çekildi. Çadırın içindeki bu anın samimiyeti, göçebe halkların yaşadığı sert koşullara bir tezat oluşturuyor. Sağda bir televizyon var. En yakın köyden yürüyerek haftalar boyu uzakta yaşamayı tercih eden göçebe aileler için lüks bir eşya gibi geliyor ilk bakışta. Fakat uzak köşelerde yaşamalarına rağmen uydu alıcıları ve cep telefonları var. Geçmişteki yaşam tarzına modern dokunuşları eklemişler.”

Diğer fotoğraflara aşağıdan bakabilirsiniz.

Kaynak : [-]

 

İstanbul için sanat rehberi

sanat duyuru

Birbirinden ünlü sanatçılardan konserler ve keyifle gezilebilecek sergiler…

İstanbul’da bu hafta yerli pop müzik sanatçılarının konserleri ve önemli sergilerden oluşan çeşitli kültür-sanat etkinlikleri sanatseverleri bekliyor.

Trump Towers Mall, 19 Ağustos Pazar günü başlayacak Ramazan Bayramı nedeniyle özel bir programla ziyaretçilerini ağırlayacak.

Bayram süresince hizmet vermeye devam edecek alışveriş merkezinde, arife günü itibariyle bando gösterileri, çeşitli animasyonlar, müzik grupları ve birçok aktivite ziyaretçilere keyifli dakikalar yaşatacak.

Bayram boyunca her gün AVM girişinde performans sergileyecek olan Kübalı grup ziyaretçilere müzik dolu anlar yaşatırken, Uygur Çocuk Tiyatrosu da bayramın ikinci ve üçüncü günü MiniMall’da minik ziyaretçiler için çeşitli oyunlar oynayacak.

Cüce Show, Bayram Bandosu, sihirbazlar ve animasyonlar da bayram süresince Trump Towers Mall’da ziyaretçileri karşılayacak.

-Konser-

Atlantis Yapım ve Kirli Kedi Organizasyon’un düzenleyeceği ”Açıkhava Konserleri 2012”, 22 Ağustos-1 Eylül tarihleri arasında ünlü sanatçıları müzikseverlerle bir araya getirecek.

Konserler dizisi kapsamında, 22 Ağustos Çarşamba günü Kenan Doğulu, 23 Ağustos Perşembe günü Candan Erçetin, Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda hayranlarıyla buluşacak.

Turkcell Kuruçeşme Arena yaz etkinlikleri kapsamında da 24 Ağustos Cuma günü Gülben Ergen konser verecek.

Ramazanda haftanın 7 günü birbirinden farklı 7 oyunu seyirciyle buluşturan Metin Zakoğlu Tiyatrosu, 18 Ağustos Cumartesi günü ”Herkes mi aldatır” adlı oyunu Metin Zakoğlu Cafe Theatre’da izleyiciyle buluşturacak.

Aldatma ve aldatılma üzerine bir hikaye olan ve 2 yıl önce sinema filmi de yapılan oyunda, yazan ve yöneten Metin Zakoğlu ile Arzu Oruç rol alıyor.

Metin Zakoğlu Tiyatrosu 19 Ağustos Pazar günü ise ”Bir Delinin Hatıra Defteri” adlı oyunu sahneleyecek.

Gogol’un ünlü oyununda bir delinin, koğuşunda tuttuğu günlükten hayallerini yorumlaması konu ediliyor.

-Sergi-

Rönesans’ın büyük dehaları Michelangelo Buonarroti, Leonardo Da Vinci ve Raphael Sanzio de Urbino’yu konu alan ”The Great Masters” sergisi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tophane-i Amire Kültür Sanat Merkezi’nde sürüyor.

16. yüzyıl İtalyasının en ünlü üç ustasının bilim ve sanatta nasıl izler bıraktıklarını anlatan sergi, dokunmatik ekranlar ve interaktifler ile Türkiye’de gerçek anlamda hayata geçirilecek ilk interaktif sanat sergisi olma özelliğini taşıyor.

Sanatseverlere Michelangelo’nun Sistin Şapeli’ndeki eserlerini, Davud heykelini, Leonardo’nun ”Son Yemek” freskini, anatomi çalışmalarını, ”Vitrivius İnsanı”nı, Raphael’in ise ”Atina Okulu” freskini detaylıca inceleme fırsatı sunan sergide, Michelangelo ve Leonardo’nun Osmanlı ile bağlantısının açığa çıktığı ilginç parçalar da yer alıyor.

Sergi, 27 Ağustos’a kadar gezilebilecek.

Çağdaş Türk sanatının önde gelen isimlerinden Burhan Doğançay’ın 50 yıllık çalışmalarından oluşan sergi, ”Kent Duvarlarının Yarım Yüzyılı: Burhan Doğançay Retrospektifi” adıyla İstanbul Modern’de sürüyor.

Sanatçının 14 ayrı dönemini ve dünyanın önde gelen müzelerinin koleksiyonlarında bulunan 120 çalışmasını izleyiciyle buluşturan ve Yıldız Holding sponsorluğunda düzenlenen sergi, 23 Eylül’e kadar İstanbul Modern Süreli Sergiler Salonu’nda açık kalacak.

-”Harem-i Hümayun” sergisi-

Bilintur/BKG ile Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve TAV Havalimanları’nın ana sponsorluğunu üstlendiği ”Harem-i Hümayun” Sergisi, müzenin Has Ahırlar Sergi Salonu’nda ziyaretçileriyle buluşmaya devam ediyor.

Haremin hiç bilinmeyen yönlerinin gerçeğe uygun olarak anlatılması amacıyla düzenlenen sergide, haremin inşa dönemi minyatürler, gravürler ve planlar eşliğinde anlatılırken, ikinci bölümde yine mimarideki hiyerarşik düzene uygun olarak haremin koruyucuları ve hizmetlileri olan haremağaları ve cariyeler teşkilatı, üçüncü bölümde has odalıktan hasekiliğe ve nihayetinde valide sultanlığa yükselen padişah kadınları, kız ve erkek çocukları ile kız kardeşlerinden oluşan hanedan üyelerinin haremdeki yaşamları, eğitimleri anlatılıyor.

Haremde günlük yaşamın, eğlencelerin ve geleneklerin yine başyapıtlarla ve görsellerle anlatıldığı sergi, 15 Ekim 2012’ye kadar görülebilir.

”Halki’den Yansımalar… Kartpostallarda Ada Sergisi”, Heybeliada’yı ziyaret eden İstanbullular’ı bekliyor.
Türkiye ve yurt dışındaki müzayedelerden yaklaşık 15 yılda toplanan ve aralarında nadir Ada kartlarının da bulunduğu kişisel koleksiyondan parçaların yer aldığı sergi, 19. yüzyılın sonlarından 20. yüzyılın ortalarına uzanan bir dönemi yansıtıyor.

Ufak bir ada olmasına rağmen Hüseyin Rahmi Gürpınar’dan Nazım Hikmet’e, Necip Fazıl Kısakürek’ten Yahya Kemal Beyatlı’ya pek çok ünlü ismin hayatının bir döneminde yolunun düştüğü Heybeliada’nın geçmişteki haline nostaljik bir yolculuk niteliğindeki sergi, 31 Ekim 2012’ye kadar izlenime açık kalacak.

Bu yıl ikinci mezunlarını veren FMV Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin sanatçı ve tasarımcı adayı olan öğrencileri tarafından hazırlanan ”Mezunlar 2012” sergisi Galeri Işık Teşvikiye’de sürüyor.

Dört yıllık sanat ve tasarım eğitimini tamamlayan ve sanatsal yaratıcılığın temel ilkelerini benimseyen mezunların, lisans eğitimleri boyunca edindikleri birikimlerin sonucunda ortaya koydukları yapıtları, tasarımları ve projelerinin yer aldığı sergi, 31 Ağustos’a kadar gezilebilecek.

 

Kaynak :[-]

1950 yılında İstanbul’da doğdu.1975’de Devlet Tatbiki Güzel  Sanatlar Y.O  Grafik Sanatlar Bölümü’nden mezun oldu.(Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi)

 

Öğrencilik yıllarından askere gittiği 1977 yılı sonuna kadar,çocukların hayal dünyasını güzelleştiren eserlerle illüstrasyonlar çizerek güzel işlere imzasını attı.Bu çalışmalarla ödüller kazandı.

 

İlk kişisel sergisini,’’Doğa ile Haşır,Neşir’’ Taksim’de açtı.

 

Hep öğretti,öğrendi üstelik, öğrendiklerini paylaştı eşsiz kalemiyle…

59 kişisel sergi ve 100’ün üzerinde karma sergiyle paylaştı sevgisini,1989 yılında çocuklara televizyondan resim sevgisini aşıladı.Unicef kartpostalları eklendi sonra başarısına,hayallerini ve o hiç büyümeyen çocuğu anlattı eserlerinde.

 

1992 yılında ‘’Son Kırk Yılın Çocuk Resimlerine Katkı Ödülü’’ verildi Çocuk Vakfı tarafından,

 

2001 yılı INEPO’nun  ilk kez dağıttığı ‘’Çevre Sanat ‘’ ödüllerinden,Resim ödülüne layık görüldü.60.Sergi ‘’İŞİM,AŞKIM,HOBİM’’ ile özetledi belki de hayatını,

Resim ile ihtiyacımız olan ve unutmaya yüz tutmuş,’’çevre’’,’’barış’’ olgusunu yaşattı bizlere,Özgün sanat anlayışı ile geleneksel hat sanatı arasında grafiksel ilişkiler aradığı kompozisyon çalışmalarını illüstrasyon  çalışmalarıyla birleştirdi.

 

Kızı Perincan Yalnızcık ,sanat ile yoğrulan ruhuyla babasının yolunda ilerlemekte ,

 

İyi ki varsınız Reha Yalnızcık…

 

Mutlu Senelere …

 

21. yüzyılın başlarında giderek gelişen iletişim teknolojileri, özellikle sanat gibi medyalar üzerinde kaçınılmaz ve geriye dönüşü olmayan bir etkide bulunmaktadır. Bazı çevreler hala daha heykelin yerleştirmeye dönüşmesini yadırgarken, bugünün sanatı video-artlar, ses enstalasyonları, ışık enstalasyonları ile şekillenmektedir. Sanatçıların teknolojiye başvurması yeni değil. 19. yüzyılda fotoğraf makinesi ortaya çıktığında sanat camiasında yarattığı etki ve tartışmalar uzun bir zaman sürmüştür.

Teknolojinin olumlanması ve içselleştirilmesi, sanatçının düşünsel temeline dayanan bir dayanıklılık unsuruyla desteklendiğinde ortaya konulan işler, üretim biçimi ve süreci ne olursa olsun, daha güçlü anlam ve mecaz unsurları içermektedir. Bir yandan üretenin ele geçirdiği olanakların giderek klasik sınırları zorlaması, öte yandan iletişim teknolojilerinin tüketim olgusunu koşullandıran ve sanatı seçkinci bir yapıda tutmaya çalışan müze, galeri, koleksiyon gibi mekan kavramlarını yeniden sorgulamaya bırakması –üretenin yeniden mekan yapılandırmasını öngörmesi ve düzenlemesi dışında- ve sanatçının bunlara ilişkin bilinç altına sinmiş değer yargılarını giderek yitirmesi sanatın kavramsal değişimler yaşamasına sebep olmaktadır.

Günümüzün yeni medyası internet, bilginin yönetiminin ele geçirilerek yönetilip yönlendirilmesi tehlikesi bir yanda tutulduğunda, belki de paylaşım ve sanatsal tüketim olgusunun en yoğun var olduğu bir alan olarak belirmektedir.  Nasıl ki ortaya çıkışıyla birlikte yeni sanat akımlarını doğuran fotoğraf, sanayi çağının göz bebeği ve popüler kitle sanatlarından en önemlisi olduysa, belki de “fotoğraf sonrası” (post-photographic) çağın göz bebeği de bilgisayar ve internet olacaktır.Bilgisayar teknolojisinin bu denli önem kazanması, bazı sanatçıların tekniklerine yardımcı olması için bilgisayar programlarını tercih etmelerine, bazılarının ise sanatsal üsluplarını teknoloji üzerine inşa etmelerine neden olmuştur. Bu noktada karşımıza “Dijital Sanat” kavramı çıkmaktadır.Dijital sanat veya sayısal sanat, genel anlamda üretilişinde bilgisayarın rol aldığı, fiziksel olmayan nesnelerin üretilmesiyle gerçekleşen sanat biçimine denmektedir. Bu süreçte bilgisayar geleneksel anlamda bir yardımcı araçtan, vazgeçilmez bir ortak yaratıcı konumuna kadar uzanan tayfın herhangi bir yerinde bulunabilmektedir. Sürecinde bilgisayarın sadece alışılageldik kullanımının rol aldığı işler genelde bu sınıflandırmaya alınmamaktadırlar. 1990’lardaki dijital devrim sonrasında artış gördüğümüz dijital sanat üretimi, sanat çevreleri ve müzeleri tarafından kabul görmüş, internet sanatı ve yazılım sanatı gibi dallar sanat müzelere girmiştir. Dijital sanat, ‘yeni medya sanatı’ olarak adlandırılmaktadır.
Dijital tekniklerin sağladığı imkânların çeşitliliği, sanatçılara bunları araç, ortam veya konu olarak kullanabilme seçimi yaratmıştır. Dijital sanat eseri, dijital olarak kaydedilmiş bir resim verisi, bir hiper-metin (hypertext), bir veritabanı veya bir program olabilir. Geleneksel sanat eserinin aksine, insan tarafından algılanan biçimiyle sanat objesi aynı şey değildir. Temel biçim, teknik bir ortam yoluyla insan tarafından görülür/duyulur/hissedilir hale getirilir. Bu “yeniden sunum”un biçimi sanat eseriyle değil, onu insana ileten teknik ortamla bağlantılıdır. Günümüzün dijital sanatüretimindeki en önemli isimlerden biri Amerikalı Shawn Brixey’dir. 1961 doğumlu Brixey, 1998 yılında Japonya’daki Nagano kentinde gerçekleşen Kış Olimpiyatları için “Alchymeia” adlı işini yapmıştır. Video bioart enstalasyonunda, kanda meydana gelen steroidler ve Olimpik atletlerin idrarlarına etki eden dopingi kar tanelerine empoze ederek, doğada bulunamayacak nitelikte kar taneleri meydana getirmiştir. Bu sayede, yarattığı kar tanelerini milyonlarca kez kopyalayarak farklı büyüklüklerde ve renklerde buz kristalleri elde etmiştir. Biyolojik materyallerle kristallerin atomik yapılandırmalarının nasıl şekillendirilebileceğini ve onların gözle görülemeyecek hareketlerini videosunda göstermiştir.Brixey’in bir diğer çarpıcı eseri ise “Chimera Obscura”. Chimera Obscura, Berkeley Museum’un küratörü Richard Rinehart ile beraber yürütülen bir çalışma sonucu yaratılmış ve 2002 yılında “Genesis – Contemporary Art Explores Human Genomics” sergisinde yer almıştır. Chimera Obscura, organizmaların multi-user data sürücüsü ile genomik araştırmaların yapımını inceleyen bir eserdir. Eser, bir tele-robot sayesinde izleyicinin parmak izini almaktadır. Shawn Brixey, eserlerinin çoğunu yüksek enerji, ultrases, sonokimyasal ve plazma fizik gibi unsurları kullanarak, şiirsel bir metaryal yaratma arayışına girmektedir.H.G. Hovagimyan ve Peter Sinclair’in “Shoot” adlı interaktif, üç boyutlu ses entalasyonu ise dijital sanat için diğer bir ilginç örnek… “Shoot” adlı enstalasyonla, sanatçılar izleyiciyi video oyunlarındaki kazanma – kaybetme hırsı duygularını yeniden deneyimletmek için tasarlamış. Özellikle yeni neslin video oyunlarına olan düşkünlüğü ve bu oyunların çoğunluğunun savaş, öldürme – yaralama gibi şiddetten beslenmesi, sanatçıların altını çizmek istedikleri asıl noktayı oluşturuyor çünkü Shoot savaş karşıtı bir iş. Hata yapmamaya dayalı video oyunlarının insanın üstünde yarattığı fiziksel ve duygusal baskıyı, bu eserin içine girdiğinizde de hissedebiliyorsunuz. Kırmızı ışığın sizi sürekli takip etmesi ve üstünüze gelmesi, size engel teşkil ediyormuş hissi, surround ses sistemi bu gerilimi daha da arttıran bir unsur.Sosyal davranışlarla şekillenen yapı sistemlerine ilgi duyan Angela Bulloch’un enstalasyonları, ışık ve ses gibi yan unsurlarla şekilleniyor. Bulloch’un işlerini okumak için sanattan, edebiyattan, sinemadan ve müzikten faydalanmak gerekir. Onun multidisipliner enstalasyonlarındaki, şiddet, duygusallık ve mizah izleyiciyi enstalasyonun içine çeker. Tam da bu noktada sanatçı, biyogeribildirim sistemlerine başvurur. Onun içi önemli olan eser ile izleyicinin interaktif bir bağ kurması ve birbirlerini şekillendirmesidir. 1997 yılında Turner Ödülü’ne aday gösterilen Bulloch, işlerini meydana getirirken yapı taşı olarak, günlük hayatımızda sürekli karşımıza çıkan, dijital imajın en küçük görsel elementi olan pikselleri kullanmaktadır. Sanatçının son yapıtlarından biri olan “Progression of 8 Perverted Pixels” Eylül ortasında Akbank Sanat’ta açılacak olan sergide yer alacak. “Progression of 8 Perverted Pixels” adlı işinde pikselin form değiştirirken yani başka bir görüntü yaratmak için geçiş yapan hali yansıtılıyor.*Enstalasyon nedir?

Yerleştirme ya da enstalasyon, geleneksel sanat eserlerinden farklı olarak, çevreden bağımsız bir sanat nesnesi içermeyip belirli bir mekân için yaratılan, mekânın niteliklerini kullanıp irdeleyen ve izleyici katılımının temel bir gereklilik olduğu sanat türü. Kapalı veya açık mekânlarda yapılabilir.

Kökleri kavramsal sanat ve hatta 20. yüzyıl başındaki Marcel Duchamp’ın hazır-yapımları ve Kurt Schwitters’e kadar giden enstalasyon, diğer adıyla yerleştirme sanatı, çağdaş sanatta mimarlık ve performans dışında birçok başka görsel sanat disiplininden de destek alan melez (hibrid) bir tarzdır. Uygulanmasında sanat eserinin sergileme veya gösterim aşamalarını vurgulayan yerleştirme, 1970’lerde şekillenmiştir.

1960’ların ABD ve Avrupa’sında asamblaj (‘assemblage’) ve çevre terimleri sanatçıların belli bir mekânda bir araya getirdikleri malzemeler için kullanılsa da yerleştirme tabiri sadece eserlerin sergilenme şekli, örneğin resimlerin duvara ne şekilde ve nasıl bir düzende asıldığını ifade etmek için kullanılıyordu. Zamanla galeri mekânının farkındalığı ile ve sanat eserinin mekândan bağımsız gözlenemeyeceği/tecrübe edilemeyeceği fikriyle yerleştirme şekli ve mekân ön plana çıkarılmaya başlanmıştır.

1960’larda ‘bir çevre olarak sanat eseri’ fikri, izleyicinin sadece bakmakla kalmayıp dünyada yaşadığı gibi sanat eserinin içinde ‘yaşaması’, hatta zaman zaman onun bir parçası olması beklentisini getirdi. Bu konudaki önemli kişilerden biri Robert Smithson’dır. Yer (daha büyük bir mekân içinde belirli bir yer) ve yer-olmayan (bu yerin galeride fotoğraf, harita, çeşitli malzeme ve dokümanlarla tekrardan sunumu) arasında bir ayırım yapmıştır. Bu ayrım önemliydi çünkü Smithson ve Michael Heizer, Nancy Holt, James Turrel ve Walter de Maria gibi diğer arazi sanatçıları galeri dışında çalışmalarına rağmen işleri galeri sistemi tarafından sağlanan çerçeveye bağımlı kalmıştır. Smithson, yer ve yer-olmayan arasındaki on farkı aşağıdaki şekilde belirlemiştir.

Teknoloji ve sanat aşkının gösterdikleri;

 Tokyo’da yaşayan Japon sanatçı Xhxix’in eserleri, teknoloji ve sanatın doğru noktada buluşmasının harika birer örneği.Xhxix’in Photoshop’tan yararlanarak oluşturduğu dijital çizimlerinde kullandığı figürler, genellikle genç erkeklerden oluşuyor.Sanatçı, etkileyici detaylara sahip bu figürleri yaralar, geometrik desenler ve çiçeklerle donatıyor.Yapıtları üzerinde fazla konuşmayan Xhxix, onları yoruma açık bırakmayı tercih ediyor.
 
Kaynak(…)

DOĞRU VE GÜZEL KONUŞMANIN TOPLUMA KAZANDIRDIKLARI
•   Barış ortamı sağlanır
•   Kültürel ve sosyal ilişkiler artar.
•   Toplumların diğer toplumlar arasındaki itibarı artar.
•   Ekonomik ilişkiler düzenli hale gelir.
•   İnsanlarla doğru iletişim kurabilmek;
•   Meslekte başarı kazanmak,
•   Toplumda saygı görmek,
•   Dinleyenleri ikna edebilmek,
•   Tercih edilmek,
•   Başarılı olmak,
•   İnsanların kalplarını kazanmak
   KONUŞMA KUSURLARI
•   Ana dili iyi kullanamamak,
•   Yerel ağızla konuşmak,
•   Ses tonunu ayarlayamamak, kontrol edememek,
•   Sözcükleri doğru telaffuz edememek,
•   Konuşmayı gereksiz yere uzatmak,
•   Kendini övmek, yapmacık davranışlarda bulunmak,
•   Eleştiriye kapalı olmak,
•   Beden dilini, mimikleri doğru kullanamamak,
•   Argo ve kaba sözler kullanmak,
•   Heyecanını yenememek,
•   Sözcükleri tekrarlamak,
•   Eee…, ııı…, aaa… gibi sesler çıkarmak.
KONUŞMADA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

1. Canlı, inandırıcı, ilgi çekici, olma: Konuşmamızı baştan sona canlı bir havada dinlenebilmesi için ifadelerimize, ses tonumuza ve özellikle hareketlerimize ayrı bir özen göstermeliyiz.
2. Konuşma süresinin kontrolü: Verilen süreye bağlı kalmamız dinleyicilere saygı gereğidir. Konuşmamızı bu süreye uygun bir şekilde planlayıp sunmalıyız.
3. Vurgu, tonlama, telaffuz: Konuşmacı ile dinleyiciler arasındaki iletişimi sağlayan sesimizdir. Bu nedenle telaffuz tonlama ve vurgumuza dikkat etmeliyiz.
4. Üslubu, sözcükleri amaca göre belirleme: Konuşmacılar ile dinleyiciler arasındaki dinleyiciye ve konuşamaya yapılan ortama göre belirlemeliyiz.
KONUŞMANIN UNSURLARI 
1. Bedensel davranış: Duruş, jest, mimik gibi görsel simgeler konuşmanın temek öğeleridir.
2. Ses: Ses ile kişilik arasında yakın bir ilişki vardır. Bir dilin sözcükleri anlam bakımından zengin olabilir. Bu zenginlik, ancak ses ile sözün doğru birleşimiyle belirtilebilir.
3. Dil: İnsanlar arasında anlaşma arcı olan dil; duygu, düşünce ve istekleri ifade etmede kullanılır. Konuşma sırasında duyguların, düşüncelerin tam ve doğru olarak iletilebilmesi için telaffuz ve üsluba dikkat etmek gereklidir.
4. Düşünce (Zihinsel Etkinlik): Zihinsel etkinlik konuşmanın görsel ve işitsel ögelerle ifade edilmesinden önceki süreçtir.
Konuşmacı işe önce zihinsel oluşumlarla başlar, sonra bu oluşumları dilin kalıplarına aktarır, bu kalıpları seslendirir, en sonunda da jestlerle, ses ve söz halinde sunar.

DİKSİYONUN ÖNEMİ DİKSİYONUN KURALLARI
•   Hece ve sözcük vurgusuna dikkat etmek,
•   Sesleri doğru boğumlamak,
•   Jest, mimiklere dikkat etmek,
•   Yerinde ve doğru tonlama yapmak,
•   Sözcüklerin anlam değerlerine göre sesi kullanmak,
•   Uzun ve kısa heceleri doğru söylemek,
•   İşitilebilir bir sesle konuşmak.
KONUŞMA VE YAZI DİLİ ARASINDAKİ FARKLAR
•   Yazı dili yazım kurallarına, konuşma dili söyleyiş kolaylığına önem verir.
•   Konuşma dilinde cümleler genellikle kısadır, yazı dilinde uzun cümleler vardır.
•   Yazı dilinde cümleler kurallıdır. Yüklem sonda bulunur. Konuşma dilinde ise devrik ve eksiltili cümleler çoğunluktadır.
•   Bir ülkenin çeşitli konuşma dilleri ve ağızları bulunmasına karşılık yazı dili tektir. O ülkede yaşayan insanlar okuyup yazarken bu ortak dili kullanır.
•   Yazı dilindeki alfabe sistemi bütün sesleri göstermeye yetmez. Bu yüzden konuşma dilinde bazı seslerin farklı seslendirildiği görülür.
•   Yazı dilinde anlamı kolayca ifade etmeye yarayan noktalama ve imla kurallarının yerini konuşma dilinde vurgu, tonlama, duraklama gibi özellikler alır. Bu özellikleri kazandıran diksiyon sanatıdır.

TÜRKÇEYİ DOĞRU, GÜZEL VE ETKİLİ KULLANMAK
Türkçede yaygın olarak yapılan hataların ve Türkçe’leri dururken, yabancı dillerden sözcükler kullanmanın başlıca sebepleri şunlardır:
•   Kendi benliğini tanımamak, benliğinden uzaklaşmak,
•   Alışkanlığı bırakamamak,
•   Aşağılık duygusu,
•   Bilgili görünme isteği ve özenti,
•   Yabancı sözcüklerin Türkçe karşılığını bilmemek ve aramamak,
•   Türkçe’lerini beğenmemek.
Türkçe’nin Doğru Kullanımına Yönelik Öneriler:
1. Türkçe’nin, özellikle magazin basınının başını çektiği kültür ve dil kirliliğinden kurtarılması ve dilin kurallarına uygun olarak kullanılması amacıyla, toplumu bilinçlendirmek, gerekli yerleri bilgilendirip uyarmak.
2. Sözlü ve yazılı anlatımda, Türkçe karşılıkları bulunan yabancı sözcüklere yer vermemek (bazı terimler ve mecburi haller dışında)
3. Özellikle günlük konuşmalarda Türkçe’nin kendine özgü cümle yapısın korumak için cümle yapısıyla ilgili hatalı kullanımları ve Türkçe dil bilgisi kuralları ile ilgili hataları düzeltmek konusunda bilinçli olmak.

NEFES VE SES EĞİTİMİ DOĞRU NEFES ALMANIN ÖNEMİ
Nefes alma çalışmaları önemli bir bölümünü oluşturur. Günlük konuşmalardan dramatik çalışmalara kadar her alanda kusursuz bir diksiyon için, nefes, gerekli bir biçimde kullanılmalıdır. Doğru nefes almak bazı hastalıkların oluşmasını da engellemektedir.
En doğru nefes alma şekli bebek gibi nefes almadır. Bebeklerin nefes almalarına dikkat ettiğimizde karınlarının nefesle yükselip alçaldığını görürüz. Bu, derin ve yavaş nefes almalarının sonucudur. Zamanla, insanın nefes alma alışkanlığı yürüme sporuyla sağlanabilir. Çünkü yürüme sırasında yanlış nefes almak zordur.
YANLIŞ-YETERSİZ NEFES ALMAK
Ses tellerini titreşime geçiren, sesin tınlamasını gerçekleştiren nefestir, bu nedenle nefes doğru, düzenli kullanılmalıdır. Doğru nefes almak için şu hususlara dikkat edilmelidir:
1. Gereğinden fazla nefes almamalıdır (Mekanizma rahatsızlanır, göğüs sıkışır ses zorlanır…).
2. Gereğinden az nefes almak da yanlıştır ( Kişi nefessiz kalır, başladığı cümleyi bitiremez, sesin kuvveti düşer.)
Nefes, ses üretim merkezini harekete geçiren bir güçtür. Üretim merkezi gırtlaktır, doğru alınmayan ve doğru kullanılmayan nefes, merkezi zorlar, yıpratır, üretimin (sesin) kalitesi düşer.
NEFESLE BEYİN VE VÜCUT FONKSİYONLARININ İLİŞKİSİ
Sağlığımız, kan dolaşımı sistemiyle doğrudan ilişkilidir. Kan dolaşımı sistemi nefesle beslenir ve temizlenir. Kan, yeterli oksijenden mahrum kaldığında bedenimizdeki toksinler temizlenmez. Üstelik kaslar, oksijensiz kalır. Kanın yeterli oksijen taşıması ve zehirli maddeleri dışarı atması için kullanılan    LENF sistemi bu durumda yavaşlar vücut hantallaşır. Kontrolü güçleşir. Zaman içinde depresif durumlar oluşur.
Beyin hücreleri çalışmak için saf glikoz ve oksijen kullanır. Beyne giden kanda oksijen miktarı azaldığında beyin, glikoz ihtiyaç duyduğu yeterli oksijen ulaşmazsa bu süreç işlemez. Bilgi işlemez., hafızaya kaydolmaz veya yavaş kaydolur. Geç algılama, geç fark etme, çabucak unutma gibi durumlar ortaya çıkar.
DOĞRU NEFES ALMA TEKNİKLERİ
Doğru nefes alma çalışmaları beş aşamada gerçekleşir.
1.   Diyaframı kullanabilmek.
2.   Nefesi diyaframda tutmak
3.   Nefesi tasarruflu kullanmak
4.   Nefes alıştırmaları
5.   Dinleme-rahatlama alıştırmaları
SES İLE İLGİLİ ÖZELLİKLER
Ses Rengi, Ses Aralığı
İnsanı diğer birçok canlıdan ayıran en önemli özellik, sesi ve bu sesle yaptığı iletişimdir. Her insanın doğuştan sahip olduğu bir ses frekansı (aralığı) vardır. Bunun içerisinde kullanımı ve sesin karakteristiğini belirleyen renkler bulunmaktadır. Ses aralığı eğitimle genişletilebilir.
Ses eğitimi alındıkça sesin rengi belli olur. Sesin bir oturma, şekillenme süresi vardır. Bu süre sonunda sesin rengi netleşir. Her insansın bir konuşma bir de şarkı söyleme şekli vardır. Her şarkı söyleyen ve konuşmacı ses aralığını iyi tanımalı, sesinin rengini bilmelidir.
Güzel etkili konuşma ses çıkışı ile nefesin kullanımı arasında başarılı bir uyumla gerçekleşir. Düzgün bir sesin temel özelliklerinden biri de işitilebilirliği (yüksekliği) dir.
Sesin İşitilebilirliği (Yüksekliği)
Bir konuşmacının sesini karşısındakine duyurabilmesi, iyi bir konuşmanın başlangıcını oluşturur. Konuşmacının sesi işitilmezse konuşmacı ve dinleyici arasıda iletişim gerçekleşmez. Alçak veya çok yüksek sesle konuşmak, dinleyiciyi tedirgin eder. Konuşma ortamına göre sesi ayarlamak önemlidir.
Uygun ses, dinleyici kitlesini tamamen kuşatabilen sestir. Konuşmacı aşağıdaki soruları dikkate alarak ses yüksekliğini ayarlamalıdır.
1.   Kaç kişilik bir gruba konuşuluyor?
2.   Solan ne kadar geniş?
3.   Ortamda gürültü yapan var mı?
4.   Ses, gürültü gibi çıkıyor, rahat duyuluyor mu?
 SES SAĞLIĞINI KORUMAK İÇİN UYULMASI GEREKEN KURALLAR
1.   Boğazınızı kazır tarzda temizlemeyiniz, öksürmeyiniz ve bağırmayınız.
2.   Konuşurken sizin için doğal olan ses perdesini kullanınız.
3.   Sesinizi kullanırken nefesinizi ayarlamayı öğreniniz.
4.   Uzun süreli konuşmayınız.
5.   Gürültülü ortamlarda konuşmayınız.
6.   Sigara ve alkol kullanmayınız.
7.   Bol sıvı alınız.
8.   Bulunduğunuz mekânları nemlendiriniz.
9.   Toplum önünde konuşmadan önce sesinizi ısındırınız.
10.   Yeme içme kalitesini ve düzenini sağlayınız.
11.   Aşırı sıcak ve soğuk yiyecek ve içeceklerden uzak durunuz.

SES SAĞLIĞI
Ses çıkartmamızı sağlayan organlar; akciğerler, gırtlak ve daha yukarıdaki ağız, burun ve yutak boşluklarıdır. Sistemlerin mekanik işlevini ve sistemler arasındaki uyumu etkileyen herhangi bir problem, seste bozulmaya sebep olmaktadır. Sesin gerçek kaynağı olan ses telleri üzerindeki problemler, titreşimi engellemekte ve ses kaynağında değişime yol açmaktadır.
SES KISIKLIĞI VE SEBEPLERİ
Ses kısıklığı, sesin hırıltılı, çatallı, gergin olması, şiddetinin ve inceliğini değişmesi şeklinde tanımlanabilir. Ses kısıklığı, soğuk algınlığı ve diğer üst solunum yolları enfeksiyonu sırasında ya da aşırı bağırmaktan kaynaklanan ses zorlamalarında ortaya çıkar.
Ses değişikliklerinin sebebi gırtlakta yerleşmiş olan ses tellerindeki sorunlardır. Ses telleri nefes alma sırasında açılır, konuşma sırasında kapanır. Ses telleri kadar ne sıkı kapanırsa ve ne kadar inceyse o kadar hızlı titreşir ve ses de o kadar ince olur.
Sigara içilmesi, ses kısıklığının bir diğer sebebidir. Ses kısıklığının daha nadir sebepleri arasında alerji, guatr, sinir sistemi hastalıkları sayılabilir. Kuru, soğuk ortamlar, yetersiz sıvı alımı ve asit içeriği yüksek veya midede asit salgısını artıran gıdalar (kahve, çay şekerli-sütlü yiyecekler, nikotin, narenciye türlü meyveler, alkol, aşırı baharat) aşırı yemek yeme ve tok yatma alışkanlıkları ses orunlarına zemin hazırlamaktadır. Bu özellikleri taşımayan durumlar genel olarak ses hastalığı ya da ses kısıklığı olarak adlandırılmaktadır.
SES ORGANLARININ EĞİTİMİ
Ses organlarının eğitimi, diksiyon alt yapısını oluşturur. Gırtlağın ürettiği ses tınlarken konuşma oranları devreye girer ve sese son şeklini verir. Böylece konuşma olayı gerçekleşir. En muhteşem enstrüman olan sesin, ince ayarlarla rengi bulunup kalitesi ortaya çıkarılmaktadır. Bunu için yapılması gerekenler şunlardır:
1. Sesi Isıtmak: ısınan kas daha esnek, kıvrak, güçlü ve dayanıklı olur. Ses alıştırmaları kası çalıştırır., ısıtır ve ses organları kolay yorulmaz.
2. Sese Teknik Kazandırmak: Gırtlağa enstrüman özelliği kazandırmak için ses alıştırmaları doğru uygulanarak en kolayından en zoruna kadar sürekli yapılmalıdır.
3. Boğumlama Uygulamaları: Kişi hangi dilde konuşursa konuşsun ünlüleri ve ünsüzleri doğru boğumlamasını öğrenmelidir.
Sese beğenilen bir özellik kazandırmak için ses organlarını iyi tanımak ve onları iyi kullanabilmek önemlidir. Başta dil olmak üzere dudaklar, dişler, çene ve ağız boşluğu konuşmacının sağlıklı bir konuşmayla denetim altına alabileceği ses organlarıdır.

Bir süredir akciğer kanseri nedeniyle tedavi gören usta tiyatro sanatçısı Müşfik Kenter yaşama veda etti…

Usta tiyatro oyuncusu Müşfik Kenter bugün saat 16. 30 sularında yaşamını yitirdi.

Kenter, bir süre önce akciğer kanseri ve buna bağlı gelişen akciğer enfeksiyonu nedeniyle tedavi altına alınmıştı.

Tedavi gördüğü hastaneden yapılan yazılı açıklamada Kenter’in solunum ve dolaşım yetersizliği nedeniyle hayatını kaybettiği belirtildi.

Müşfik Kenter için Cuma günü saat 10.00’da Kenter Tiyatrosu’nda tören yapılacak. Törenin ardından, Teşvikiye Camii’nde öğle namazına müteakip, Kilyos Mezarlığına defnedilecek.

SAHNEDE BİR HAYAT:
1932 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Müşfik Kenter, 1947’de Ankara Devlet Tiyatrosu Çocuk bölümünde tiyatroya başladı. Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nde eğitim gördü; okulu 1955 yılında yüksek derece ile bitirdi ve devlet tiyatrosuna girdi. Sanat yaşamı, devlet tiyatrosunda oynadığı Oğuz Ata oyunu ile başladı.

Kenter, 1959 yılında Devlet Tiyatrosu’ndan ayrıldı ve İstanbul’a giderek kardeşi Yıldız Kenter ile beraber Muhsin Ertuğrul ile çalıştı. Birlikte Küçük Sahne’de oyunlar sergilediler. Şükran Güngör ve Kamuran Yüce ile bu dönemde biraraya geldiler ve dörtlü olarak birlikte uzun yıllar tiyatro yaptılar.

Kenter Tiyatrosu
1960-1961 yılları arasında Site Tiyatrosu’nu kurdular. 1962’de adını Kent Oyuncuları olarak değiştirdiler. İki kardeş ve Şükran Güngör, 1968’de İstanbul’da Kenter Tiyatrosu’nun binasının inşaatını tamamladılar.

İngiliz Kültür Heyeti ve Rockefeller’den burslar alarak Amerika ve İngiltere’de tiyatro araştırmaları yapan ve incelemelerde bulunan Kenter, İngiltere, Amerika, Fransa, Almanya, Yugoslavya, Kıbrıs gibi bir çok ülkede oyunlar sergiledi.

Murathan Mungan’ın Orhan Veli şiirlerinden düzenlediği Bir Garip Orhan Veli isimli tiyatro oyunu 25 sene sergilendi.

Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı`ndan emekli olduktan sonra, Haliç Üniversitesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü Başkanlığı’nı ve Bakırköy Belediyesi Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmenliği görevlerinde bulundu.

Müşfik Kenter kimdir? 

Diplomat Ahmet Naci Kenter ve Olga Cynthia’nın oğlu olarak 1932 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. 1947’deAnkara Devlet Tiyatrosu Çocuk bölümünde tiyatroya başladı. Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nde eğitim gördü; okulu 1955 yılında yüksek derece ile bitirdi ve devlet tiyatrosuna girdi. Sanat yaşamı, devlet tiyatrosunda oynadığı Oğuz Ata oyunu ile başladı.

Müşfik Kenter, 1959 yılında Devlet Tiyatrosu’ndan ayrıldı ve İstanbul’a giderek kardeşi Yıldız Kenter ile beraberMuhsin Ertuğrul ile çalıştı. Birlikte Küçük Sahne’de oyunlar sergilediler. Şükran Güngör ve Kamuran Yüce ile bu dönemde biraraya geldiler ve dörtlü olarak birlikte uzun yıllar tiyatro yaptılar.

1960-1961 yılları arasında Site Tiyatrosu’nu kurdular. 1962’de adını Kent Oyuncuları olarak değiştirdiler. İki kardeş ve Şükran Güngör, 1968’de İstanbul’da Kenter Tiyatrosu’nun binasının inşaatını tamamladılar. Tiyatroyu yapmaları için tüm paralarını ortaya koymaları, büyük bir turne ile Anadolu’yu gezmeleri ve bir koltuk satma kampanyası ile destek toplamaları gerekmişti. Seyircilerin pek anlamayacağı düşünülen oyunları sahnelemekten çekinmediler.

İngiliz Kültür Heyeti ve Rockefeller’den burslar alarak Amerika ve İngiltere’de tiyatro araştırmaları yapan ve incelemelerde bulunan Kenter, İngiltere, Amerika, Fransa, Almanya, Yugoslavya, Kıbrıs gibi bir çok ülkede oyunlar sergiledi.

Murathan Mungan’ın Orhan Veli şiirlerinden düzenlediği Bir Garip Orhan Veli isimli tiyatro oyunu 25 seneden fazla süredir sergilemektedir. Bu oyun aynı oyuncuyla Türkiye’de en uzun süreli sergilenen eserlerden biridir.

Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı`ndan emekli olduktan sonra, Haliç Üniversitesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü Başkanlığı ve Bakırköy Belediyesi Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmenliği görevlerinde bulundu.

Sanatçı, tiyatro oyunculuğunun yanı sıra sinema oyunculuğu da yaptı. 1966 Antalya Film Festivali’nde, Bozuk Düzen filmiyle “en iyi yardımcı erkek oyuncu” ödülünü kazandı. Yerli, yabancı TV filmlerinde, belgesel ve reklamlarda seslendirme yaptı. Mehlika Kenter ve Gülsüm Kamu ile evlenip ayrıldı. Ölmeden önceKadriye Kenter ile evliydi. 15 Ağustos 2012 tarihinde saat 16:30 da akciğer kanseri nedeni ile tedavi gördüğü hastanede hayata gözlerini yumdu.

Ödülleri

  • 1966 – 3. Antalya Film Şenliği – En İyi Erkek Oyuncu – Bozuk Düzen
  • 1993 – Olağanüstü Yorum Ödülü – Konken Partisi
  • 1997 – 1. Afife Tiyatro Ödülleri – Muhsin Ertuğrul Özel Ödülü
  • 2002 – 6. Afife Tiyatro Ödülleri – En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
  • 2005 – 8. Uluslararası Kukla Festivali Onur Ödülü

Oynadığı bazı tiyatro oyunları

  • Nasrettin Hoca Birgün
  • Çözüm
  • Kuvayi Milliye
  • Huysuz İhtiyar
  • Anlat Şehrazat (Binbir Gece Hikayeleri)
  • Martı
  • Helen Helen
  • Martı
  • Lütfen Kızımla Evlenirmisin
  • İvanov
  • Nükte
  • Ramiz İle Jülide
  • Ver Elini Brodvey
  • Konken Partisi
  • Görünmez Dostlar
  • Van Gogh
  • Kim Kimi Kiminle
  • Kökler
  • Kahramanlar ve Soytarılar
  • Arzu Tramvayı
  • Vanya Dayı
  • Çöl Fresi
  • Buzlar Çözülmeden
  • Ders
  • İnsan Denen Garip Hayvan
  • Ayak Takımı Arasında
  • Sandalyeler
  • İçerdekiler
  • Salıncakta İki Kişi
  • Bedel
  • Üç Kız Kardeş
  • Bir Garip Orhan Veli
  • Üç Kuruşluk Opera
  • Kapıcı
  • Yarın Cumartesi
  • Öfke
  • Nalınlar
  • Mary-Mary
  • Antigone
  • Mikadonun Çöpleri
  • Cyrano De Bergerac
  • Hamlet
  • On İkici Gece
  • Deli İbrahim

Sinema filmleri

  • Dişi Kurt (1960)
  • Sessiz Harp (1961)
  • Dişi Örümcek (1964)
  • Murtaza (1965)
  • Şetanın Kurbanları (1965)
  • Sevmek Zamanı (1965)
  • Bozuk Düzen (1966)
  • O Kadın (1966)
  • Üç Arkadaş (1971)
  • Seni Kalbime Gömdüm (1982)
  • Hayallerim Aşkım ve Sen (1987)
  • Rumuz Goncagül (1987)
  • Piano Piano Bacaksız (1990) (sesiyle)
  • Lebewohl, Fremde (1991)
  • Moon Time (1994)
  • Dar Alanda Kısa Paslasmalar (2000)
  • Amerikalılar Karadeniz’de 2 (2007)

Oynadığı televizyon dizileri

  • Avrupa Yakası(2009)
  • Mevlana Aşkı Dansı
  • Sessiz Gemiler
  • Elveda Yabancı
  • Çöl Faresi (1977)
  • Emekli Başkan (1979)
  • Geçmiş Bahar Mimozaları (1989)
  • Ateşten Günler (1988)
  • Gecenin Öteki Yüzü (1987)
  • Kurtuluş (1994)
  • Hayat Bazen Tatlıdır (1996)
  • Şapkadan Babam Çıktı (2003)
  • Zümrüt (2004)
  • Kapıları Açmak (2005)

Seslendirme

  • Tatlı Kahramanlar 1970’li yıllarda TRT televizyonunda ünlü çizgi film dizisi Tatlı Kahramanlar’da Gıcır ile Bıcır adlı bölümde kedi Tırmık’ı seslendirdi.
  • ALF, televizyon dizinde sevimli uzay yaratığı “Alf” karakterini seslendirdi.
  • Piano Piano Bacaksız. Tunç Başaran’ın yönetiği filmde dış ses olarak filmi, filmin küçük kahramanı Emin Sivas’ın ağzından seslendirmişti.
  • Galatasaray Futbol Kulübü’nün 2288 Forma ve Koleksiyon lansmanları sitesinde Galatasaray tarihini seslendirmiştir.
  • Angry Beavers adlı çizgi dizide Norbert’ı seslendirdirmiştir
  • Orhan Veli şiirleri

Kaynak (…)

Kaynak (…)

Amerikalı ünlü yazar Larry McMurtry, 450 bin kitaptan oluşan kütüphanesinin büyük bölümünü mezata çıkarınca,kitap kurtları, sarraflar ve hayranları Texas’taki Arcer City kasabasına akın etti.
McMurtry, kullanılmış ya da ender bulunan kitapları topladığı “Booked Up” adlı şirketinde yıllarca yüzbinlerce kitap birikti.

Bin 800 kişilik küçük kasabada bu kadar kitabı dört tane binaya sığdırabilen yazar, mirasçılarına büyük bir yük olacağı gerekçesiyle bunların 300 binini satmaya karar verdi.

76 yaşındaki yazar “Terms of Endearment”, “The Last Picture Show” ve “Brokeback Mountain” gibi dünyaca ünlüHollywood filmlerini kaleme almıştı.

Pulitzer Ödüllü yazarın satışa çıkardığı kitapların 850 dolardan 2 bin 750 dolara kadar başlangıç fiyatları var.

Bazı alıcılar kente kamyonlarla gelirken, birçok hayranı da onun imzalı kitaplarını alabilmek için iki gün sürecek mezata akın etti.

Kaynak :[-]

Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrenci projelerinden oluşan “Deneyimin Ötesi” sergisi, 30 Eylül’e kadar Pera Müzesi’nde görülebilir.

sanat duyuru

Sergi

İstanbul

■ Kadına Dair isimli karma sergi 15 Ağustos’a kadar Mine Sanat Galerisi’nde. (0 216 576 76 18)

■ Orhan Cebrailoğlu’nun 17 Ağustos’a kadar Galeri Espas’ta.

■ Teras Sergileri 18 Ağustos’a kadar Proje4L/ Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi’nde. (212 290 25 25)

■ Cemre Yeşil’in “Biz öyle bir şey yaşamadık’’ isimli sergisi 22 Ağustos’a kadar Galata’daki Genç Fotoğraf İnisiyatifi’nde.

■ CROSSINGS KORE ÇAĞDAŞ SANATI SERGİSİ 23 Ağustos’a kadar Tophane-i Amire’de.

■ Ceren Fındık’ın sergisi 24 Ağustos’a kadar Galeri Artist Çukurcuma’da. (0 212 251 91 63)

■ Öteki Ayaklanmalar isimli karma sergi 25 Ağustos’a kadar Galeri Nev’de. (0212 252 15 25)

■ Aslı Özdemir’in “Bölge Oyunları” isimli sergisi 25 Ağustos’a kadar Pilevneli Project’te.

■ Beyoğlu Belediyesi 155.Yıl Efemera Sergisi 25 Ağustos’a kadar BeyoğluBelediyesi Sanat Galerisi’nde.

■ Sophia Pompery’nin “Şeylerin Sessiz Şekli” isimli sergisi 26 Ağustos’a kadar ARTER’de. (0212 243 37 67)

■ Berlinde De Bruyckere’nin “Yara” isimli sergisi 26 Ağustos’a kadar ARTER’de. (0212 243 37 67)

■ Jak Baruh, Roeki Symons ve Maura Sullivan’ın fotoğrafları ile Kemal Tufan’ın heykelleri 30 Ağustos’a kadar Pg Art Gallery’de.

■ Fransız-Belçikalı ve Türk Çizgi Romanlarına Çapraz Bakış isimli sergi 31 Ağustosta kadar İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nde. (0212 3938111)

■ Ali’nin Koço’su isimli karma sergi 31 Ağustosa kadar Milli Reasürans Sanat Galerisi’nde. (0212 230 19 76)

■ Yalçın Emiroğlu’ndan Günümüze ‘DoğanKardeş’le Büyümek Sergisi 31 Ağustosa kadar Caddebostan Kültür Merkezi Sanat Galerisi’nde

■ Kes&Yapıştır isimli karma sergi 31 Ağustosa kadar Galeri Ilayda’da. (0 212 227 92 92)

■ Tema(s)siz 2 isimli sergi 31 Ağustosa kadar Gallery Ilayda – Karaköy’de.

■ Mezunlar 2012 isimli sergi 31 Ağustosa kadar Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde.

■ Bennu Gerede’nin ‘Yalıtımın Mavi Yüzü’ isimli sergisi 31 Ağustosta kadar Profilo AVM’de.

■ Elif Çelebi‘nin “Ekoloji Temalı Video Sergisi” 31 Ağustosta kadar Şekerbank’ın İstanbul Feneryolu şubesinde.

■ Hep Birlikte V isimli sergi 1 Eylül’e kadar Artgalerim Nişantaşı’nda.

■ Segment #2 ve Gerwald Rockenschaub’un 4to2floors sergileri 2 Eylüle kadar Borusan Contemporary’de. (0212 393 52 00)

■ Çevre Karikatürleri 3 Eylüle kadar Galeri 5’te.

■ John Cage isimli sergi 5 Eylül’e kadar KUAD Galeri’de.

■ Dieter Sauter’in “Türkiye’den İnsan Manzaraları” isimli fotoğraf sergisi 5 Eylüle kadar İstanbul Üniversitesi Dil Merkezi Sanat Galerisi’nde.

■ Bedri Rahmi Eyüboğlu, Cihat Burak, Mehmet Pesen, Salih Acar, Alp Bartu, Saim Dursun, Reha Yalnızcık, Işıl Özışık, Niyazi Toptoprak, Metin Gönül, Artin Demici ve Kamil Masaracı’nın karikatür sergisi 13 Eylül’e kadar Ürün Sanat Galerisi’nde. (0216 363 12 80)

■ Mustafa Köseoğlu ve Metin Benek’in sergileri 15 Eylüle kadar Alta Sanat Galerisi’nde. (0212 282 69 65)

■ daha fazla / more isimli karma sergi 15 Eylül’e kadar Art Suites Gallery’de .

■ Kobra – Özgür Sanatın 1000 Günü sergisi 16 Eylüle kadar S.Ü. Sakıp Sabancı Müzesi’nde.

■ Noktanın Ustaları isimli sergi 16 Eylüle kadar Kumbaracı4’te.

■ İsmail Acar’ın “5 Duyu 5 Olgu” isimli sergisi 18 Eylül’e kadar Türk ve İslam Eserleri Müzesi Geçici Sergi salonunda.

■ Burhan Doğançay’ın “Kent Duvarlarının Yarım Yüzyılı: Burhan Doğançay Retrospektifi” sergisi 23 Eylüle kadar İstanbul Modern’de.

■ EVİN SANAT GALERİSİ YAZ KARMA SERGİSİ 28 Eylüle kadar devam ediyor. (0212265 81 58)

■ Padişahın Evi: Harem-i Hümayun sergisi 15 Ekim’e kadar Topkapı Sarayı Müzesi, Has Ahırlar Sergi Salonu’nda.

■ Josephine Powell’ın “Josephine’in Gördüğü: 20. Yüzyılda Anadolu’nun Kırsal Yörelerine Fotoğrafik Bakışlar” sergisi 21 Ekim’e kadar Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde.

■ ÇAĞDAŞ USTALARDAN SERGİ 31 Ekim’e kadar TEM SANAT GALERİSİ‘nde.

■ Biz bu memleketi seninle sevdik Lefter sergisi 24 Haziran 2013’e kadar Adalar Müzesi’nde.

Bodrum

■ Bennu Gerede’nin “Kiss&Bet” isimli sergisi 19 Ağustos – 19 Eylül tarihleri arasında Casa dell’Arte’de.

Ankara

■ Koleksiyondan – karma resim – 31 Ağustos’a dek – Galeri Polart’ta. (0 312 439 14 80)

■ Ahmet Güneştekin – resim – yaz sonuna dek – Güler Sanat’ta. (0 312 236 21 22)

■ Baskı Resmin Ustaları – resim – 13 Eylül’e dek – ARETE Sanat Galerisi’nde. (0 312 440 08 81)

■ Yaz Karması – resim – 28 Eylül’e dek – Atlas Sanat Galerisi’nde. (0 312 468 59 04)

■ Yaz Karması – resim, heykel, 30 Eylül’e dek – Krişna Sanat Merkezi’nde. (0 312 418 02 53)

Mersin

■ İçel Sanat Kulübü’nün, ‘Karma Resim-Heykel-Fotoğraf’ sergisi M.İlhan – A.Uğural Sanat Galerisi’nde sürüyor. Sergi, sanatseverlerin izleyebilmesi için yaz boyunca hafta içi her gün izlenimine açık tutuluyor. (0324 2381088)

Adana

■ Fotoğraf sanatçısı Haluk Uygur’un, ‘Doğanın Estetiği’ adlı fotoğraf sergisi, Optimum AVM’de sürüyor. Sergi hafta boyunca izlenime açık olacak. (0322 3333300)

İzmir

■ Ayça Ersoy’un ebru tekniğiyle hazırladığı eserlerinden oluşan “Sudaki Ayça” adlı resim sergisi, 18 Ağustos’a dek Bodrum Bitez’deki atölyesinde izlenimde.

■ Roksan Kohen’in “Sil Baştan” adlı resim sergisi, 23 Ağustos’a dek Milta Bodrum Marina Osmanlı Tersane Kulesi’nde izlenimde.

■ Nurhilal Harsa’nın resim sergisi Alaçatı Kırmızı Ardıç Kuşu Sanat Galerisi’nde 15 Ağustos’a dek görülebilir.
Müzik

Ankara

■ If Performance Hall’de, Zakkum’un vereceği konser, 16 Ağustos’ta saat 00.30’da. (0 312 418 95 06)

■ Jolly Joker Ankara’da, Yeni Türkü’nün vereceği konser 14 Eylül’de saat 22.00’de, Levent Yüksel’in vereceği konser 15 Eylül’de saat 22.00’de, Fettah Can’ın vereceği konser, 21 Eylül’de saat 22.00’de, Yaşar’ın vereceği konser 22 Eylül’de saat 22.00’de, Cem Adrian’ın vereceği konser 28 Eylül’de saat 22.00’de, Volkan Konak’ın vereceği konser 29 Eylül’de saat 22.00’de, MFÖ’nün vereceği konser 6 Ekim’de saat 22.00’de, Emre Aydın’ın vereceği konser 12 Ekim’de saat 22.00’de, Kıraç’ın vereceği konser 13 Ekim’de saat 22.00’de, Athena’nın vereceği konser 19 Ekim’de saat 22.00’de, Rafet El Roman’ın vereceği konser 20 Ekim’de saat 22.00’de, Feridun Düzağaç’ın vereceği konser 26 Ekim’de saat 22.00’de, Gökhan Türkmen’in vereceği konser 27 Ekim’de saat 22.00’de. (0 312 424 11 11)

 

Müzeler

İstanbul

■ Adalar Müzesi: Pazartesi hariç 09.00-19.00 arası ziyarete açık. (0216 382 52 80)

■ Büyük Saray Mozaikleri Müzesi: Çarşamba hariç 09.30-17.00 arası ziyarete açık. (0212 528 45 00)

■ Askeri Müze: Pazartesi, salı hariç 09.00-17.00 arası ziyarete açık. (0212 233 27 20)

■ Basın Müzesi: Cumartesi, pazar hariç 10.00-17.00 arası ziyarete açık. (0212 513 84 58 – 511 08 75)

■ Avrupa Kültür Başkenti Mübadele Müzesi: Pazartesi hariç 10.00-17.30 arası ziyarete açık. (0212 789 66 99)

■ Ayasofya Müzesi: Pazartesi hariç 09.00-19.00 arası ziyarete açık. (0212 522 17 50 – 0212 522 09 89)

■ İstanbul Arkeoloji Müzesi: Pazartesi hariç 09.00-17.00 arası ziyarete açık. (0212 520 77 40-41)

■ İstanbul Fotoğraf Müzesi: Pazartesi hariç 10.00-18.00 arası ziyarete açık. (0212 458 88 42 – 43)

■ Oyuncak Müzesi: Hafta içi 09.30-19.00, hafta sonu 09.30 – 19.00 arası ziyarete açık. (0216 359 45 50 – 51)

■ Rahmi M. Koç Müzesi: Salı/cuma 10.00-17.00, cumartesi/ pazar 10.00-19.00 arası ziyarete açık. (0212 369 66 00)

■ Sakıp Sabancı Müzesi: Pazar hariç salı/perşembe/cuma 10.00-18.00, çarşamba/perşembe 10.00-22.00 arası ziyarete açık. (0212 277 22 00)

■ İstanbul Deniz Müzesi: Pazartesi/salı hariç 09.00-17.00 arası ziyarete açık. (0212 327 43 45 – 327 43 46)

■ Osmanlı Bankası Müzesi: Pazartesi/Salı/Cumartesi 12.00-20.00, Pazar 10.30-18.00 arası açık. (0212 334 22 00)

■ Kariye Müzesi: Çarşamba hariç 09.00-18.00 arası ziyarete açık. (0212 631 92 41)

■ Topkapı Sarayı Müzesi: Salı hariç 09.00-19.00 arası ziyarete açık. (0212 512 04 80)

■ Hilmi Nakipoğlu Fotoğraf Makinası Müzesi: 09.00-17.00 arası ziyarete açık.(0212 543 09 20)

■ Tophane-i Amire:Cumartesi, Pazar günleri hariç 08.30-17.30 arası ziyarete açık. (0212 252 16 00)

■ İstanbul Modern Sanat Müzesi: Pazartesi günü hariç salı / pazar 10.00 – 18.00, perşembe 10.00 – 20.00 arası ziyarete açık. (0212 334 73 00)

■ Proje 4L Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi: Pazar, pazartesi günleri hariç çarşamba / perşembe / cuma günleri saat 10.00-17.00, cumartesi günleri saat 10.00-16.00 arası, salı günleri randevular doğrultusunda ziyarete açık. (0212 290 25 25)

Ankara

■ Anadolu Medeniyetleri Müzesi: 08.30 – 17.30 arası ziyarete açık. (0312 311 28 39)

■ Cer Modern Sanatlar Merkezi: Pazartesi hariç salı/pazar 10.00 – 18.00 arası ziyarete açık. (0312 310 00 00)

■ MTA Tabiat Tarih Müzesi: Hafta içi 09.00-17.00, cumartesi/pazar 10.00-15.00 arası ziyarete açık. (0312 287 34 30)

■ Etnografya Müzesi: Pazartesi hariç 8.30-12.30 ve 13.30-17.30 arası ziyarete açık. (0312 311 95 56)

■ Atatürk Evi Müzesi: Pazartesi, cuma hariç 09.00-17.00 arası ziyarete açık. (0312 212 65 06)

■ Vehbi Koç Müzesi ve Ankara Araştırmaları Merkezi: Salı hariç 09.00-17.30 arası ziyarete açık. (312 355 20 27)

■ Demiryolu Müzesi: Pazar, pazartesi hariç 13.30-17.00 arası ziyarete açık. (0312 310 35 00)

■ Cumhuriyet Müzesi: Pazartesi hariç 09.00-12.00 ve 13.30-17.00 arası ziyarete açık. (0312 310 71 40)

■ Anıtkabir Müzesi: Pazartesi hariç 09.00-12.30 ve 13.30-17.00 arası ziyarete açıktır. (0312 310 53 61)

İzmir

■ İzmir Arkeoloji Müzesi: Pazartesi hariç 08.30-17.30 arası ziyarete açık. (0232 489 07 96)

■ Atatürk Müzesi: Pazartesi hariç 08.30-12.30 ve 13.30-17.30 arası ziyarete açık. (0232 464 80 85)

■ Etnografya Müzesi: Pazartesi hariç 08.30-17.30 arası ziyarete açık. (0232 489 07 96)

■ Efes Müzesi: Pazartesi hariç 08.30-12.00 ve 13.00-17.30 arası ziyarete açık.(0232 892 60 10)

■ İsmet İnönü Evi Müzesi: Salı, perşembe, cuma günleri 10.00 – 17.00 arası ziyarete açık. (0232 445 55 99)
Gösteri Söyleşi

İstanbul

■ Turkcell Kuruçeşme Arena’da perşembe günü saat 21.15’te “Gerçeğe Çağrı” adlı filmin gösterimi gerçekleştirilecek.  (0212 263 39 83)

Ankara

■ Cermodern Sanatlar Merkezi’nde, “Zamana Karşı/In Time” adlı filmin gösterimi yarın saat 21.00’de, “Gir Kanıma/Let The Right One In” adlı filmin gösterimi 21 Ağustos’ta saat 20.00’de, “Gözlerindeki Sır/The Secret In Their Eye” adlı filmin gösterimi 28 Ağustos’ta saat 21.00’de, “Tek Başına Bir Adam/A Single Man” adlı filmin gösterimi 4 Eylül’de saat 21.00’de, “Büyük Sır/Get Low” adlı filmin gösterimi 11 Eylül’de saat 21.00’de, “Güzel Bir Hayat Düşlerken/Circus Columbia” adlı filmin gösterimi 18 Eylül’de saat 21.00’de, “Le Tableau” adlı filmin gösterimi 25 Eylül’de saat 21.00’de.   (0 312 310 00 00)

 

Kaynak : [-]

 

Bilgi Üniversitesi ‘BİLGİ Moda’yla Fark Yarat’ sloganıyla kendine güvenen ve fark yaratmak isteyen herkesi 6-7 Ağustos’ta eski kıyafetlerinden yeni tasarımlar yaratmaya çağırıyor. Amaç, ‘Farklı Bir Şeyler Yap’ düşüncesiyle farkını ortaya koymak. Siz de bu projeye katılmak isterseniz eskilerinize bir göz atın.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen ‘İstanbul Tasarım Bienali Akademi Programı’ 13 Ekim-12 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek. İstanbul Tasarım Bienali, kentsel tasarımdan (çevresel, kentsel ve bölgesel planlama) mimariye, endüstriyel tasarımdan fotoğrafa, grafik, moda, tekstil ve interaktif tasarıma kadar geniş bir yelpazeye sahip olacak. Bienal’in teması, ‘Kusurluluk’ (Imperfection) olarak belirlendi. Bilgi Üniversitesi’nde 6-7 Ağustos tarihlerinde düzenlenen ‘Do Something Different’ da Bianel’in ön çalışmalarından biri aslında.

Bilgi Üniversitesi Moda Tasarımı bölümü, Tasarım Bienali Akademi Programı kapsamında moda tasarımı atölye çalışması düzenliyor. Gerçekleşecek workshop’ta katılımcılar eski kıyafetlerini, aksesuarlarını kullanarak yepyeni bir tasarım oluşturma fırsatı yakalayacaklar. Workshop çalışmasını, moda Tasarımcısı Aslı Jackson ve Bilgi Üniversitesi Moda Tasarımı bölümü hocaları Prof. Ben C. Fletcher ve Prof. Karen Jane Pine yürütecekler.

FARKLI BİR ŞEYLER YAP 
Prof. Fletcher ve Prof. Karen Jane Pine’ın geliştirdiği ‘Do Something Different’ programının insanlara vermek istediği fikir şöyle; ‘Ancak gelecek geçmişin devamı niteliğinde olmaktan çıkıp, daha fazlasını ifade ettiği zaman gelişme kaydedilir. Bu da farklı bir şeyler yapmayı gerektirir.’ İşte katılımcılardan istedikleri tam da bu aslında.

Workshop 6-7 Ağustos’la da sınırlı kalmıyor. Sonrasında katılan öğrencilere SMS ve e-mail ile yaratıcılıklarını teşvik edici mesajlar iletilecek ve sistematik bir şekilde farklı tasarımlar oluşturmaları istenecek. Katılımcıların ortaya çıkardığı tasarımlar jüri tarafından değerlendirilecek ve yeterli görülen tasarımlar ekim-aralık ayları arasında ‘Tasarım Bienali Akademi Programı’ çerçevesinde sergilenecek.

BEN BİR ÇÖPÇÜYÜM
Programın koordinatörlerinden biri olan tasarımcı Aslı Jackson’dan program öncesinde bazı tüyolar aldık.

Jackson, İngiltere’de benzer projelerde yer almış. Avrupa’da tasarımcıların geri dönüşümü arttırmak amacıyla bu tarz koleksiyonlar ürettiğini hatta bunların fiyatlarının normal kıyafetlerden çok daha yüksek fiyatlarda satılabildiğini söylüyor. Çünkü eski ama değerli parçaların bir arada kullanılması ya da tamamen organik kumaşlarla oluşturulan bu tasarımların değeri yüksek. Kendisi de bu tarz tasarımlar yapmaktan keyif alan Jackson; “Ben aslında tam bir çöpçüyüm” diyor.

Program için de çok büyük heyecan duyduğunu belirten Jackson, 2 günlük workshop boyunca katılımcılarla birlikte olacak. Onlara kendi çalışmalarını anlatacak ve hatta bu programa özel hazırladığı çekimi de onlarla paylaşacak. Katılımcıların yaratıcılıklarına kesinlikle müdahale edilmeyecek ve sonrasında SMS ve e-mail yoluyla eğlenceli bilgilendirilmelerle İstanbul Tasarım Bienali içinde yer alacak sergiye kadar destek olacak.

Eğer siz de bu projede yer almak ya da daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız; 0212 311 51 18 numaralı telefonu arayabilir ya da [email protected] adresine e-mail gönderebilirsiniz. Detaylar için tıklayınız.

Kaynak : [-]

 

Resim Bölümü

Resim Bölümü, sanatçı kimliği ve yaratıcılığı önceleyen bir eğitimi amaçlar. Bu doğrultuda Resim
Bölümü’nde, çeşitliliği öneren, disiplinler arası ve multidisipliner yaklaşımlarla birey odaklı bir
eğitim programı uygulanır.Resim Sanatı’nda ulusal ve uluslararası birikimler öğrenciye eğitim sürecinde kuramsal bilgiler ve uygulama birlikteliğiyle verilir. Bölümün eğitim programını destekleyen sergi, konferans, seminer vb. etkinlikler gerçekleştirilir.

Grafik Bölümü

Grafik Bölümü, görüntü üretimi yolu ile iletişimi ön plana alan, özgün fikirler yaratabilen, çevresini ve çağını analiz eden, disiplinin getirdiği teknolojik ve teorik bilgiyi takip eden öğrenciler yetiştirmeyi amaçlar. Bu çerçevede öğrenci 4 yıllık eğitimi boyunca Reklam ve Yayın Grafiği, Tipografi, Fotoğraf, İllüstrasyon, Özgün Baskı Resim (Gravür, Litografi, Serigrafi), Sinema Televizyon Grafiği, Multimedya ve Web Tasarımı gibi derslerin dışında, Medya Analizi, Reklamcılık Bilgileri ve İletişim Kuramları gibi alana ait kültür derslerini alır. Alanın hızlı değişiminden dolayı kadrolu öğretim elemanlarımızın yanı sıra disiplinin değişik alanlarından profesyonel kişiler de bölümde ders vermektedir.

İç Mimarlık Bölümü

İç Mimarlık eğitimi birey ve toplulukların değişik amaçlarla yararlandıkları tüm çevre ve mobilyaların tasarımlanması doğrultusunda öğrencilerin eleştirel düşünme, sanatsal ve biçimsel araştırma, yakın disiplinlerle ortak çalışma yöntemlerine uyum ve kişisel yetenekleriyle tasarlama yönlerinin gelişmesini amaçlar. Eğitim sürecinde görme, algılama, düşünme, inceleme, irdeleme, fikir geliştirme, uygulama biçimleri, araştırma ve karşılaştırma yöntemleri ile analiz-sentez yöntemlerini kuramsal anlatımlar ve deneysel, pratik, proje uygulamaları ile alan öğrenciler tasarım becerilerini geliştirerek, iç mimarlık mesleğine hazırlanırlar.
İç Mimarlık Bölümü eğitiminin ana başlıklarını; teorik ve kültürel birikim, içerik-tasarım ilişkisi özgün tasarım, kuramsal ve uygulamalı araştırmalar, sanayi bağlantılı projeler, malzeme ve uygulama seminerleri oluşturmaktadır. Dört yıllık eğitim süresince iç mimari tasarım odaklı; temel tasarım, teknik resim, iç mimari çevre ve mobilya tasarımı, konstrüksiyon, yapı bilgisi, rölöve-restorasyon, teknik donatım, anlatım teknikleri, malzeme, tasarım tarihi gibi teorik, teknik ve uygulamalı dersler verilmektedir. Eğitim sürecinde tamamlanması zorunlu olan mesleki altmış günlük staj programı, öğrencilerin profesyonel yaşamla doğrudan bağ kurmalarını sağlamaktadır. Bunun yanı sıra akademik 5düzeyde iletişimin sürdürüldüğü eğitim kurumları, mezunlar ve firmalar, seminerler ve çalıştaylar, yurtiçi ve yurtdışı gezileri, fuarlar, Erasmus ve değişim programları ile İç mimarlık eğitimi desteklenmektedir.

 

Seramik ve Cam Bölümü

Seramik ve Cam Bölümü; seramik ve cam sanatçıları ile bu dallarda seramik/cam endüstrisinin gereksinim duyduğu tasarımcıları yetiştirmeyi amaçlar. Seramik ve Cam Bölümü’nde eğitim lisans düzeyinde kredili sistem yöntemiyle sekiz yarıyıl olarak gerçekleştirilmektedir. Seramik ve Cam olgusunun doğası, teknolojisi ve olası olan her türlü biçimlendirme yöntemleriyle öğrencileri tanıştırarak, zaman içinde onların bilgi ve beceri kazanmalarını sağlayabilmek amacı ile eğitimteorik ve uygulamalı olarak sürdürülmektedir. Eğitim sürecinin ilk altı yarıyılında öğrenciler zorunlu, temel, uygulamalı ve teorik derslerin koşutunda bölüm içi ve bölümler arası, çok sayıda sunulan seçmeli uygulamalı, teorik ve kültür dersleriyle gereksinim duydukları donanıma kavuşurlar. Yedinci yarıyıl uzmanlaşma, dolayısıyla sanat dalı seçme yarıyılıdır. Öğrenciler Serbest Seramik/Cam Tasarımı, ya da Endüstriyel Seramik/Cam Tasarımı sanat dallarından birini seçerek,
serbest sanatçı ya da tasarımcı adayı olarak çalışmalarını sürdürürler. Sekizinci yarıyılda bir diploma projesiyle lisans eğitimi sona erer. Seramik ve Cam Bölümü merkezi İsviçre’de bulunan Uluslararası Seramik Akademisi üyesidir (IAC)

Geleneksel Türk Sanatları Bölümü

Bölüm, Geleneksel Türk Sanatları çerçevesi için sanat formasyonu alarak, görme ve algılama yetisi kazanmış, geleneksel değerlerimizi özümseyerek, ilgili alanlarda sanatsal yapısıyla çağdaş ve özgün yaklaşımlar getirebilen yaratıcı elemanların yetiştirilmesini amaçlar. Eğitim süreci, Geleneksel Türk El Sanatları kapsamında bilimsel araştırmaları, yaşayan ve gittikçe yok olan sanat ürünlerinin saptanması, arşivlenmesi ve Türk Kültür birikiminin sistematik değerlendirmesini oluşturmayı amaçlamaktadır.Tezhip-Minyatür Anasanat Dalı eğitiminin amacı; geleneksel sanatlarımızın estetik özellikleri ve prensiplerinden faydalanarak çağdaş ve yeni değerler kazanmasını ve gelişmesini sağlamaktır. Mezunlar ilgili alanda sanatçı olarak çalışabilir. Eski eserlerin bilimsel yöntemlerle bakım ve onarımını yapabilir, müze ve kütüphanelerde görev alabilirler.

Halı-Kilim Eski Kumaş Desenleri Anasanat Dalı Programı’nda; Kirkitli Dokumalar, Baskı ve Dokuma Sanat Dallarında (Tekstil El Sanatlarını içeren) teorik ve uygulamalı dersler yer alır. Bilgisayarlı tasarım dersleri ile sanat alanındaki çalışmalara ayrı bir destek verilir. Ayrıca, tekstil restorasyonu ve konservasyonu ile ilgili temel bilgiler aktarılır. Programları tamamlayanlar ilgili sanat dallarında, Restorasyon-Konservasyon ve Ekspertiz konularında görev alabilirler.

Heykel Bölümü


Heykel Bölümü sorgulayıcı, yaratıcı kimlikleriyle kendilerini ifade edebilecek, teknik ve düşünsel donanıma sahip heykeltıraşlar yetiştirmeyi amaçlar.Eğitimin ilk yılında formları doğru görebilmeyi, yapısal ve oransal ilişkilerini çözümleyebilmeyi, ışıkgölge ve doku farklılıklarını, yarattığı etkiyi kullanabilmeyi amaçlayan uygulamalar yapılır.

3. yarıyılla birlikte ahşap, taş, metal, pişmiş toprak ve takı derslerinde bu bilgiler farklı malzeme ve tekniklerle kullanılır.7. ve 8. yarıyılda sanat yapıtının mekanla kurduğu ilişkiyi biçimsel ve düşünsel olarak sorgulayan öğrenciler iç-dış mekanlarda her türlü anlatım dili, malzeme ve tekniğin kullanıldığı projeler oluştururlar.

Kuramsal dersler, konferans ve atölye çalışmalarıyla beslenen program seçilmiş bir alana yapılan uygulamanın değerlendirilmesiyle sonlanır.

 

Fotoğraf Bölümü

Bölümün amacı reklam, moda dünyası, basın-yayın alanı, arşiv ve belge araştırma alanı, doğa ve sit alanlarının belgelenmesi, fotoğraf araştırma ve geliştirme projeleri ile fotoğraf sanatı alanına nitelikli eleman yetiştirmektir. Öğrencilerin teknik, estetik ve kuramsal bilgilerini arttırmak ve fotoğraf 8sanatının diğer sanat dalları ile etkileşimini gösterebilmek amacıyla lisans öğretiminin ilk iki yılında fotoğraf tekniği, estetiği ve genel kültür dersleri programda yer almaktadır. Üçüncü ve dördüncü ders yılları içerisinde fotoğrafın uzmanlık dallarında çalışmalar devam ettirilmektedir. Son sınıfın ikinci yarıyılında ise öğrencinin önerisi ve jürinin onayı ile seçilen bir konuda diploma projesi ödevi verilir.Fotoğraf Bölümü, Türk fotoğraf sanatının sürekliliği ve kalitesinin yükseltilmesi doğrultusunda sergi, gösteri, söyleşi, açık oturum, panel, çalıştay ve sempozyumlar düzenlemektedir. Sahip olduğu uluslararası ilişkiler çerçevesinde farklı ülkelerle karşılıklı sergi, gösteri, seminer ve çalıştay faaliyetleri gerçekleştirmektedir. Bu uluslararası etkinlikler, dünya fotoğraf sanatındaki güncel gelişmeleri yakından takip eden ve paylaşan bir eğitim anlayışının birer sonucudur.

Fotoğraf Bölümü, yayın alanında da çalışmalarını devam ettirmekte ve ülkemizin önde gelen fotoğraf dergilerinde öğretim elemanlarımızın ve mezunlarımızın yazıları yer almaktadır. Bölümümüzün elemanları Türk fotoğraf kitaplarının önemli bir bölümünün yazarları konumundadırlar.
Paylaşımcı ve sosyal bir bölüm olan Fotoğraf Bölümü öğrencilere adeta bir aile ortamında eğitim vermektedir. Birbirleriyle yakın iletişim ve paylaşım içinde olan öğrencilerimiz mezun olduktan sonra da birlikte hareket etmekte ve ortak projeler gerçekleştirmektedirler. Bu projeler ortak sergi ve gösterilerden başlayarak şirket ortaklıklarına kadar uzanmaktadır.

Müzik Bölümü

Kompozisyon, Flüt, Piyano, Keman, Viyola veViyolonsel branşlarında eğitim vermektedir. Evrensel ölçütlerde başarı kazanıp ülkemizi temsil
edebilecek müzisyen, solist ve kompozitörlerin yetiştirilmesi, uluslararası müzik sanatı eğitiminde eşdeğerlik sağlamak müzik programının hedefidir. Müzik bölümü bilgi ve becerilerini yaratıcı alanda kullanabilecek sanatçılar yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Program, kompozitör veya solist olmanın yanı sıra, müzik ile ilgili teknolojiyi kullanabilen, alanı ile ilgili literatür bilgisi ve donanımına sahip olan, bilgisini disiplinler arası alanlarda kullanabilen bireyler yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Öğrenciler, enstrüman ve kompozisyon branşlarında, konularında uzman öğretim elemanları ile bire bir çalışabilmektedirler. Müzik Bölümü öğrencileri, solistlik veya kompozitörlük eğitimlerinin yanı sıra, alabilecekleri çeşitli seçmeli dersler ile program çerçevesinde ilgi duydukları diğer alanlarda da eğitim alma şansına sahiptirler.

Bazı üniversitelerin sınav takvimi ;

MARMARA ÜNİVERSİTESİ

Ön kayıtlar 30,31 Temmuz, 1,2 Ağustos 2012
Ön kayıt internet üzerinden adayların kendileri tarafından yapılacaktır.
Birinci Aşama Eleme Sınavı 6 – 7 Ağustos 2012
(Endüstri Ürünleri Tasarımı, Geleneksel Türk Sanatları, Grafik, Heykel,
İçmimarlık, Resim, Seramik ve Cam, Tekstil Bölümleri için)
Fotoğraf Bölümü Eleme Sınavı 7 Ağustos 2012
Müzik Bölümü Eleme Sınavı 6,7,8 Ağustos 2012
Birinci Aşama Eleme Sınavı Sonuç Duyurusu 11 Ağustos 2012 Saat: 17.00
İkinci Aşama Seçme Sınavı 13-16 Ağustos 2012
Uygulama Sınavı 13,14,15,16 Ağustos 2012
(Endüstri Ürünleri Tasarımı, Geleneksel Türk Sanatları,
Grafik, Heykel, İçmimarlık, Resim, Seramik ve Cam,
Tekstil Bölümleri için)
Müzik Bölümü Uygulama Sınavı 13,14 Ağustos 2012
Fotoğraf Bölümü Uygulama Sınavı 13,14,15 Ağustos 2012
İkinci Aşama Uygulama Sınavı Sonuç Duyurusu 17 Ağustos 2012 Saat: 17.00
Dosya Değerlendirme ve Sözlü Görüşme 22,23,24 Ağustos 2012
SONUÇ DUYURUSU 29 Ağustos 2012 Saat: 17.00
Asıl Aday Kayıtları 17 – 24 Eylül
Yedek Aday Başvuruları 25 Eylül
Yedek Aday Kayıtları 27 Eylül – 2 Ekim11
SINAVLAR
Adaylar ön kayıt sırasında internet üzerinden Sınava Giriş Belgesi’ni kendileri alacaklardır. Bu belge
ve resmi kimlik belgeleri olmadan sınava giremezler. Belgelerinde değişiklik ve sahtecilik yapan
adayın sınavı geçersiz sayılır.
Endüstri Ürünleri Tasarımı, Geleneksel Türk Sanatları, Grafik, Heykel, İç Mimarlık, Resim, Seramik
ve Cam, Tekstil Bölümleri için ortak sınav uygulanırken, Fotoğraf Bölümü için farklı, Müzik Bölümü
için farklı bir sınav uygulanır. Adaylar bu yıl sınav harcı yatırmayacaklardır.
Fakültemizin tüm bölümleri için yapılacak Özel Yetenek Giriş Sınavları iki aşamadan oluşur:
Birinci Aşama Eleme Sınavı ve İkinci Aşama Seçme Sınavı.
Birinci Aşama Eleme Sınavı; tek oturumlu bir sınavdır.
İkinci Aşama Seçme Sınavı, İlki, tek oturumlu uygulama sınavı, ikincisi dosya değerlendirme ve sözlü
görüşme olmak üzere iki kısımdan oluşur. Bölüm jürileri tarafından değerlendirilir.
Müzik Bölümü giriş sınavına katılacak adaylar her iki aşamada da sınavlara bireysel olarak, ayrı
oturumlarda alınacaklardır.

GİRİŞ SINAVLARI

Endüstri Ürünleri Tasarımı, Geleneksel Türk Sanatları, Grafik, Heykel, İçmimarlık, Resim, Seramik ve
Cam, Tekstil Bölümleri için;
Birinci Aşama – Eleme Sınavı
Sınav tek oturumludur.
Sınav Türü: Görsel algılama / bellek / kurgulama.
Adayların ikinci aşama seçme sınavlarına girme hakkını elde edebilmeleri için, birinci aşama eleme sınavından 100 puan üzerinden 50 puan almaları zorunludur. En yüksek puandan en düşüğe doğru yapılan sıralamaya göre, bölüm kontenjanlarının toplamının en az 3 (üç) ve en fazla 5 (beş) katı kadar aday, seçtiği bölümlerin ikinci aşama seçme sınavlarına girme hakkını kazanır.
İkinci Aşama – Seçme Sınavı
Bölümlerin eğitim öğretim programları doğrultusunda düzenlenecek İkinci Aşama Seçme Sınavı, Birinci Aşama Eleme Sınavını başaran adayların, önkayıt formlarında tercih ettikleri bölümlere göre katılmaya hak kazanacakları iki kısımdan oluşan bir sınavdır.
1. Kısım – Uygulama;

Sınav tek oturumda iki sorudan oluşur. Sınav Türü: Model / bellek / kurgu / şekillendirme.Değerlendirme: 100+100=200 puan üzerinden yapılır. Bölüm kontenjanının en çok 3 katı aday puan sıralamasına göre dosya değerlendirmesi ve sözlü görüşmeye alınır.

2. Kısım – Dosya değerlendirmesi ve sözlü görüşme;

Adayların seçtikleri bölümlere göre, özel yeteneklerinin ölçüleceği bir sınavdır.Değerlendirme: 100 tam puan üzerinden yapılır. Başarı puanı M.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi Giriş Sınavları Yönergesine göre hesaplanır.

MÜZİK BÖLÜMÜ GİRİŞ SINAVI
Müzik Bölümü giriş sınavı iki aşamadan oluşur.

Birinci Aşama – Eleme Sınavı:

Ses: 2’şer adet: tek ses (2 puan), iki ses (4 puan), üç ses (6 puan) ve dört ses (8 puan). (Toplam: 20 puan).Bellek: 2 ritmik bellek (14 puan), 2 ezgisel bellek (16 puan). (Toplam: 30 puan).Performans: En az 2 dakika, en çok 5 dakikalık enstrüman performansı beklenir. Parça seçimi serbesttir. Kompozisyon Bölümü adaylarının performans olarak iki farklı tarzda yazılmış eseri yazılı olarak getirmeleri istenmektedir, adaylar aynı eserleri arzu ederlerse yazılı olmanın yanında CD kaydı v.b. şekilde de sunabilirler (35 puan). Deşifre: Enstrüman alanından başvuran adaylar enstrümanları ile, kompozisyon alanından başvuran adaylar ise piyano ile deşifre yapacaklardır (15 puan).

İkinci Aşama – Seçme Sınavı:

Sınav iki bölümden oluşur:
1. Alan Performansı
2. Dosya Değerlendirmesi ve Sözlü Görüşme
1. Bölüm: Alan Performansı
Enstrüman (keman, flüt, viyolonsel, viyola veya piyano) alanında başvuran adaylardan “1 adet etüt, sonat formunda bir eserin iki bölümü ve bir serbest parçadan” oluşan performans beklenir. Adaylardan çalacakları programı jüriye yazılı olarak da sunmaları beklenir. Kompozisyon alanında başvuran adayların sınavı ise sınavın birinci aşamasında jüriye sundukları iki eserden bir veya her ikisinin jüri tarafından sorulan sorularla değerlendirmesinden, kendi parça/parçalarını tanımlamasından ve daha önce görmedikleri bir eseri yine jüri tarafından yöneltilen sorularla yorumlamasından ve değerlendirmesinden oluşacaktır. Sözlü analiz, ton ve form bilgisi ile sözlü akor geçişleri ve ton değiştirmeler kompozisyon bölümü öğrencilerinin sınav sorularını oluşturan öğelerdir. (Toplam tam puan: 200)
2. Bölüm: Dosya Değerlendirmesi ve Sözlü Görüşme
İkinci bölümde aday sözlü görüşmeye alınır. Bu aşamada, ayrıca adayın çalışmalarından oluşan dosya
değerlendirilir. İlk bölümde enstrüman alanından sınava girenler için, adayın verdiği konserler,
kompozisyon alanından sınava girenler için, besteleri ve müzikle ilgili çalışmaları değerlendirilir.
(Toplam tam puan: 100)
FOTOĞRAF BÖLÜMÜ GİRİŞ SINAVI
Fotoğraf Bölümü giriş sınavı iki aşamadan oluşur.
Birinci Aşama – Eleme Sınavı
Tek oturum da üç bölümden oluşur.
Bölüm kontenjanının beş katını geçmemek koşuluyla, birinci aşama eleme sınavından 100 puan üzerinden 50 veya üzeri puan alan adaylar, en yüksek puandan aşağıya doğru sıralanarak ikinci aşama seçme sınavına girmeye hak kazanır.
Değerlendirme: 100 puan üzerinden yapılır.
1. Fotokopi halinde kontür olarak verilmiş bir sahnenin tarif edilen ışık yönüne göre, ışık-gölge
ilişkisinin (gerçekçi bir gözle) kurulması istenir.14
2. Fotokopi halinde verilen fotoğrafların, önerilen başlıklar yönünde yeniden kadrajlanması
(çerçevelenmesi) istenir.
3. Görsel algı sınavı; projeksiyonla 5’er saniye gösterilecek 20 adet fotoğraf hakkındaki soruların
yanıtlanması istenir. Her fotoğraf gösteriminin sonunda ışık açılır ve adayın yanıt vermesi için 20
saniye süre verilir.
İkinci Aşama – Seçme Sınavı
Tek oturumlu, iki kısımdan oluşur.
1.Kısım – Yazılı sınav; (Genel Kültür ve Temel Fotoğraf Bilgisi)
Değerlendirme: 200 puan üzerinden yapılır.
Bölüm kontenjanının en çok 3 katı aday puan sıralamasına göre dosya değerlendirmesi ve sözlü
görüşmeye alınırlar.
2. Kısım – Dosya değerlendirmesi ve sözlü görüşme;
Değerlendirme: 100 puan üzerinden yapılır.

SINAVLARDA GEREKEN MALZEMELER
Birinci Aşama Eleme Sınavı
2B, 3B, 4B kurşun kalem, silgi, kalemtıraş, kağıt altlığı (50×70 cm).
İkinci Aşama Seçme Sınavı
Resim Bölümü:
2B, 3B, 4B kurşun kalem, silgi, kalemtıraş, cetvel (30 cm), kağıt altlığı (50×70 cm).
Grafik Bölümü:
2B, 4B kurşun kalem, silgi, suluboya (12’li), ince/kalın fırça, su kabı, palet-gode, cetvel (30 cm),
kağıt altlığı (50×70 cm).
İç Mimarlık Bölümü:
2B, 3B, 4B kurşun kalem, silgi, kalemtıraş, makas, Cetvel (30 cm.), yapıştırıcı (stick), kağıt altlığı
(50×70 cm).
Seramik Cam Bölümü:
2B, 3B, 4B kurşun kalem, silgi, suluboya, suluboya fırçası (farklı kalınlıklarda), su kabı, kağıt altlığı
(50×70 cm).
Tekstil Bölümü:
2B, 3B, 4B kurşun kalem, silgi, maket bıçağı, suluboya, kuru boya, yapıştırıcı, makas, su kabı, çeşitli
fırçalar, kalemtıraş, kağıt altlığı (50×70 cm).
Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü:
2B, 3B, 4B kurşun kalem, silgi, kağıt altlığı (50×70 cm).
Geleneksel Türk Sanatları Bölümü:
Renkli boya kalemleri (pastel, boya kalemleri), karakalem (HB, B, 2B, 3B), silgi, cetvel, pergel, gönye
ve kağıt altlığı (50×70 cm).
Heykel Bölümü:
2B, 3B, 4B kurşun kalem, silgi, kalemtıraş, kağıt altlığı (50×70 cm).18
Fotoğraf Bölümü:
Birinci Aşama Eleme Sınavı ve İkinci Aşama Seçme Sınavları için;
Kurşun kalem, silgi, tükenmez kalem, renkli boya kalemleri, cetvel ve gönye.
Müzik Bölümü:
Adaylar, piyano dışında, enstrümanlarını kendileri getirmek zorundadırlar. İlan edilen enstrümanların dışında bir enstrüman ile sınava katılmak mümkün değildir.

DİKKAT: SÖZLÜ GÖRÜŞMELERDE ADAYIN SINAV ÖNCESİ ÇALIŞMALARINI İÇEREN
DOSYASI, TÜM BÖLÜMLERCE İSTENMEKTEDİR.

 

MİMAR SİNAN ÜNİVERSİTESİ

 

 

 

 

Sanat uzun, hayat ise kısa! 

 Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü öğrencileri, resim, heykel, drama ve enstalasyon gibi farklı dallarda ürettikleri eserlerde postmodern çağdaki insan ve eşya ilişkisini sorguluyor.

DENEYİMİN ÖTESİ, GENÇ SANATÇININ KALFALIK SÜRECİ

YAZ aylarını genç sanatçılara ve sanat eğitim kurumlarına ayıran ‘Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’ bu kez İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencilerinin eserlerine evsahipliği yapıyor.

Deneyimi sürekli kılmak…

Sergiye adını veren ‘Deneyimin Ötesi, sanatsal üretimde süreci önemseyen, bu süreçteki düşünsel dönüşümlere önem veren bir bakış açısını temsil ediyor. Sanat eğitimini sorunsallaştıran bu şeffaf yaklaşım; gençlerde öne çıkan üretim potansiyelini, eserlere odaklanarak deneyim kazanma ve bunu sürekli kılma durumuyla ilişkili olarak değerlendirmek gerektiğine inanıyor. ‘Deneyimin Ötesi’ fani olan, risk içeren ve yanılma olasılığı yüksek işlerle üretim ve tasarımlara işaret etse de kişisel algı ve tepkilerin ayrımlarını örnekleyen esaslı bir kapsam olarak karşımızda duruyor.

Sergi hakkında bilgi veren ve serginin internet üzerinden 3 boyutlu olarak ziyaret edilebileceğini söyleyen Resim Bölüm Başkanı Prof. Mümtaz Sağlam, “18-25 yaş kuşağı eskilere göre daha şiddet içerikli mesajlara yöneliyor. Biz bu istekle gelen gençleri geri çevirmiyoruz. Böylelikle gençliğin hayata bakış açısını da ölçmüş bulunuyoruz. Biz bu sergide öğrencilerin kendilerini ifade etmelerini sağlamak açısından farklı yaklaşımları bir araya getirdik” dedi.

 

Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halil Yoleri ise “Bu proje, İzmir atmosferiyle oluşturduğumuz çalışmalarımızı İstanbul’da paylaşmamız olarak tanımlanabilir” diye konuştu.

30 Eylül’e kadar açık

‘Deneyimin Ötesi’ adlı sergide; resim, heykel, drama ve enstalasyon gibi farklı dalda üretilmiş 150’yi aşkın eser bulunuyor. Önceki gün açılan sergi 30 Eylül’e kadar Pera Müzesi’nde ziyaret edilebilecek.

Kaynak :[-] Buket Kahraman