Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği ve Derneğimize ait olan M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak Baş öğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm öğretmenlerimizin ve kuruluşumuzdan bu yana kurumumuza emeği geçen tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım öğretmenler gününü  kutlaı en içten dileklerimizle teşekkür ederiz. 

atatürk ve öğretmenler

Genel tanımlama olarak Öğretmenler Günü, öğretmenlik mesleğini icra eden kimseleri onurlandırmak için çeşitli etkinliklerin düzenlendiği bir kutlama gündür.

Pek çok ülkede 1994’ten beri her yıl 5 Ekim günü UNESCO tavsiyesiyle Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. 5 Ekim günü, 1966 yılında Paris’te gerçekleşen “Öğretmenlerin Statüsü Hükümetlerarası Özel Konferansı”’nın sona erip UNESCO temsilcileri ile ILO tarafından “Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi”’ni oybirliği ile kabul edilişinin yıldönümüdür.

Kendi kültürel ve tarihi özelliklerine, okul tatil günlerine göre çeşitli ülkelerde farklı tarihler Öğretmenler Günü olarak belirlenmiştir. Örneğin 12 Arap ülkesinde (Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir, Fas, Katar, Libya, Mısır, Suudi Arabistan, Tunus, Umman, Ürdün, Yemen ) her yıl 28 Şubat günü, Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. Öğretmenler Gününün tatil olup olmadığı da ülkesine göre değişir.

Türkiye’de Öğretmenler Günü

Türkiye’de her yıl 24 Kasım, Öğretmenler Günü olarak kutlanır. Bu, 1981 yılında başlamış bir uygulamadır.

24 Kasım 1928, Türkiye Cumhuriyeti devletininin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “Millet Mektepleri’nin Başöğretmenliği”ni kabul ettiği gündür. Bakanlar Kurulu, Mustafa Kemal Atatürk’e “Millet Mektepleri Başöğretmenliği” ünvanını 11 Kasım 1928’de yaptığı toplantıda vermiş ve bu ünvan, 24 Kasım’da Millet Mektepleri Talimatnamesi’nin yayınlanması ile resmileşmişti.

Atatürk’ün 100. doğum yıl dönümü olan 1981 yılında, onun “başöğretmen” oluşunun yıldönümlerinde ülke çapında Öğretmenler Günü kutlanmasına karar verildi. Öğretmenler Günü ile ilgili kutlamalar, 26 Kasım 1992’de Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Öğretmenler Günü Kutlama Yönetmeliği çerçevesinde gerçekleşir.

BAŞ ÖĞRETMENİMİZ ATATÜRK VE ÖĞRETMENLERLE İLGİLİ SÖZLERİ

  • Mustafa Kemal AtatürK’ün öğretmenlerimiz ile ilgili sözlerine yer vermeden geçemeyeceğiz.
  • Toplumun düşmɑnı cehɑlet, cehɑletin düşmɑnı öğretmenlerdir.
  • Milletleri kurtɑrɑnlɑr yɑlnız ve ɑncɑk öğretmenlerdir.
  • Öğretmenler!.Sɑrsılmɑz  imɑnlɑ sizi izleyeceğiz ve kɑrşılɑştığınız bütün engelleri kɑldırɑcɑğız.
  • Öğretmenler, yeni nesil sizlerin eseri olɑcɑktır.
  • Dünyɑnın her yerinde öğretmenler, toplumun en fedɑkɑr ve sɑygıdeğer insɑnlɑrıdır.
  •  Öğretmenler bir milleti kurtɑrɑn en büyük unsurlɑrdır.
  •  Yeni nesil en büyük cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundɑn ve onlɑrın yetiştirecekleri öğretmenlerden ɑlɑcɑktır.
  • Benim ɑsıl ɑnlɑtılɑcɑk yɑnım öğretmenliğimdir. Toplumɑ, milletime ben, öğretmenlik yɑpɑbiliyorsɑm, beni onunlɑ ɑnlɑtın. Yoksɑ kɑzɑndığım zɑferler, yɑptığım öteki işlerle beni ɑnlɑtmɑnız pek önemli değildir.
  • Yeni kuşak, en büyük cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır.
  • Öğretmenler; Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcilerini, sizler yetiştireceksiniz ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır…
  •  Öğretmenler! Erkek ve kız çocuklarımızın, aynı suretle bütün tahsil derecelerindeki talim ve terbiyelerinin pratik olması mühimdir. Memleket evlâdı, her öğrenim aşamasında ekonomik hayatta verimli, etkili ve başarılı olacak surette donatılmalıdır.…
  •  Sizin başarınız, Cumhuriyetin başarısı olacaktır
  •  …Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet henüz millet namını almak yeteneğini elde edememiştir. Ona alâlâde bir kütle denir, millet denmez…
  •  Öğretmenler her fırsattan istifade ederek halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve halk, öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutur bir varlıktan ibaret olmayacağını anlamalıdır.
  • Bir topluluk ulus olabilmek için mutlaka eğiticilere, öğretmenlere muhtaçtır. Onlardır ki,toplumun gerçek bir ulus haline getirirler.
  • Muallimler! Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakar muallim ve mürebbilerini sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.
  • Öğretmenler! Cumhuriyet sizden, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.
  • Unutmayınız ki cumhurbaşkanı bile sınıfta öğretmenden sonra gelir.
  • Bir millet irfan ordusuna malik olmadıkça, savaş meydanlarında ne kadar parlar zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin yaşayacak neticeleri vermesi, ancak irfan ordusuyla kaimdir.
  • Dünyanın her tarafında öğretmenler, insan topluluğunun en fedakar ve muhterem unsurlarıdır.”
  • Öğretmenler; Cumhuriyetin fedakar öğretmen ve eğitimcileri, yeni nesli sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin beceriniz ve fedakarlığınızın derecesiyle orantılı olacaktır. Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister. Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir… Sizin başarınız Cumhuriyetin başarısı olacaktır.

 Atatürk’ün öğretmenlik mesleğine bakışı şu sözlerinde kesin bir nitelendirim açık bir anlamlandırım ve derin bir anlatım bulur:

– Dünyanın her yerinde öğretmenler insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer üyeleridir. (1923)- Ulusumuzu yetiştirmek gibi kutsal bir görevi üstüne almış olan yüce Türk öğretmen topluluğu …(1921)-Gelecekteki kurtuluşumuzun saygıdeğer öncüleri olan Türkiye öğretmenleri…(1921)

– Hükümetin en verimli ve en önemli görevi milli eğitim işleridir..(1922)

– Cumhurbaşkanı olmasaydım Milli Eğitim Bakanı olmak isterdim…

– Benim asıl kişiliğim (niteliğim) öğretmenliğimdir. Ben milletimin öğretmeniyim…(1936)

– Eğitimdir ki ulusu özgür; şanlı ve yüksek bir toplum olarak yaşatır..(1924)

– Eğitim okul demektir. .(1919)

– Okul adını hep birlikte büyük saygı ile analım! (1922)

– Gerçek zaferi siz (öğretmenler) kazanıp sürdüreceksiniz..(1922)

– Eğitim bakanı olarak milli irfanı yükseltmeye çalışmak en büyük emelimdir.

– Bilim ordusunun değeri siz öğretmenlerin değeri ile ölçülecektir…(1923)

– Öğretmenler…bilim esasından kazanmaya başladıkları egemenliği sonuca ulaştırmalıdırlar.

– Bununla öğretmenlik mesleği gerçek gelişme devrine dahil olacaktır…(1924)

– Öğretmenler sizin başarınız Cumhuriyet’in başarısı olacaktır…(1924)

– Öğretmenler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır…(1924)

– Öğretmenler! Cumhuriyet sizden fikri hür.Vicdanı hür.İrfanı hür nesiller ister…(1924)

– Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir…(1925)

İş günlerinde Öğretmenler Gününü kutlayan diğer ülkeler

Azerbaycan

Azerbaycan’da her sene 5 Ekim günü Uluslararası Öğretmenler Günü olarak kutlanıyor.

Avustralya

Avustralya’da Öğretmenler Günü Ekim ayının son cuma gününde kutlanır. [2]. UNESCO tarafından Dünya Öğretmenler Günü olarak kutlanması tavsiye edilen 5 Ekim’de Avustralya’da genellikle okullar tatil olduğu için ekim ayının son cuma günü Öğretmenler Günü olarak kabul edilmiştir.

Çek Cumhuriyeti

Evrensel eğitimin ilk savunucularından Jan Amos Comenius’un doğum yıldönümü olan 28 Mart günü Öğretmenler Günü olarak kutlanır.

Hindistan

Hindistan Öğretmenler Günü’nü 5 Eylül’de kutlar. Bu, eski Hindistan devlet başkanı ve öğretmeni Dr. Sarvepalli Radhakrishnan’ın doğum günüdür. Dr. Radhakrishnan 1962’de Hindistan cumhurbaşkanı olunca bazı öğrencileri ve arkadaşları onun doğumgününü kutlamalarına izin vermesi konusunda kendisine isteklerini danışmıştır. Dr. Radhakrishnan da yanıt olarak Benim doğumgünümü ayrıca kutlamak yerine, 5 Eylül Öğretmenler Günü olarak kutlansa bu benim kendi gurur ayrıcalığım olur. demiştir.

Bu gün Hindistan’da tatil değildir. Bu gün bir kutlama günü olarak kabul edilip öğrenciler normal bir günmüş gibi okula gelir; olağan etkinlikler ve dersler, kutlama aktiviteleriyle birlikte teşekkür ve hatırlama da içerir. Bazı okullarda bu günde öğretmenlerin sorumluluklarını son sınıf öğrencileri alarak öğretmenlerinin kıymetini bildiklerini onlara gösterir.

Geleneksel olarak, Hintliler öğretmenlere çok büyük bir saygı ve onur barındırmışlardır. Eski bir Hintlinin söylediğine göre (genellikle öğrencilere öğretilir) öğretmeni 3. sırada sıralar, Tanrı’dan bile önce: Anne, Baba ve Öğretmen Tanrı’dır anlamında “Maata, Pitha, Guru, Daivam”. Bir beyitin (doha) söylemi Guru Govind doou khare kake lagon paai? Balihari guru aap ki Govind deeo batai, ne göre “İlk selamımı kime vermem gerektiği konusunda içinden çıkılmaz bir durum içindeyim: Öğretmen mi yoksa Tanrı mı. Beni Tanrı’yı bilmem konusunda aracılık edecek kişi olan öğretmeni seçmeliyim.” Başka bir örnek olarak, Hinduizm’in kutsal kitabının orta kısımlarında “Guru Bramha, Guru Vishnu, Guru devo Maheshwaraha – Gurusakshath parabramha tasmai shree gurve namaha,” der, çevirisiyse “Öğretmen üçlü birliktir. Öğretmenin kendisi Tanrı’nın önündeki belirtidir.” Öğretmen her çocuğa her kimseye bilgi vermekle kalmaz onun annesi görevini de üstlenmiş olur.

İran

Murtaza Mutahhari’nin öldürülüşünün yıldönümü olan 2 Mayıs günü Öğretmenler Günü’dür.

Malezya

Malezya’da Öğretmenler Günü (Malezyaca: Hari Guru) 16 Mayıs’ta kutlanır.

Peru

1953’ten bu yana 6 Temmuz günü resmi olarak Öğretmenler Günü’dür. Peru’nun bağımsızlığını kazanmasından sonra 6 Temmuz 1822’de kabul edilen bir yasa ile ülkedeki ilk öğretmen okulunun kurulması sebebiyle 6 Temmuz günü seçilmiştir.

Slovakya

Jan Amos Comenius’un doğum yıldönümü olan 28 Mart günü Öğretmenler Günü olarak kutlanır.

M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu Öğretmenlerimize katkılarından dolayı teşekkür ederiz. İyi varsınız.

Prof.Dr. Salih GÜNEY – Yönetim Kurulu ve Yaratıcı Drama Liderliği Eğitim Danışmanı

Yar.Doç.Dr. Günay Deniz DURSUN –  Yönetim Kurulu Finans ve İş güvenliği Danışmanı)

Coşkun NEHİRŞan ve Ses Eğitimi, Ses Terapisi

Şeyma YÜREKİR – Keman/Piyano/Gitar/Solfej

Zafer TUĞRİÇERİ– Elektro ve Klasik Gitar

Ersin SARACIK– Piyano / Solfej

Cem CÜCENOĞLU– Piyano ve Org Eğitmeni

Murat KELEŞ – Bas Gitar

Özdemir KALYONCU – Elektro ve Klasik Gitar

İbrahim Can BAŞARIR Bass gitar/ Piyano/ Klasik Gitar

Fulya BETEŞ – Fotoğraf

Erhan KARACA– Bateri

Hale ŞAKAR ÜRKMEZGİL– Resim / Akademiye Hazırlık

 Ezgi BAYTÖRE – Çocuk Resim /akademiye Hazırlık

Kamuran TERZİOĞLU– Akordeon

Mert ERAĞAN– TSM Koro

Onur DOĞAN– Senaryo ve Kısa Film

Serkan AKSARI – Diksiyon ve Etkili Konuşma

Banu ÇAVUŞ – Okul Öncesi  Yaratıcı Drama Eğitmeni ( 4 – 10 Yaş)

Esin KARAKAYA – Halis BAYRAKTAROĞLU  10 Yaş ve Üstü Tiyatro (Tiyatro- Diksiyon – Konservatuvarlara Hazırlık (Tiyatro) – Yetişkinlere Sahne Pratiği)

Murat  HASGÜN – Bağlama

Anna ALTUNOĞLU  -Bale ve Modern Dans

Ali ŞAR – Diksiyon ve Etkili Konuşma

Reşat TOKATLI – Keman  / Piyano

Erkan BAŞA -Şan-Ses Eğitimi, Piyano, Solfej,

Volkan DEMİRLER Flüt(Yan Flüt) / Piyano

Orçun SOYLU– Keman/Piyano/Gitar/Solfej

Deniz İME – Halk Dansları

Muhittin GÜRKAYNAKLatin Dansları(Salsa,Bachta, Tango V.S.)

ve elbette emeği geçen yöneticilerimiz Melike TÜRKER ve  Karina ÖZCAN‘a da teşekkür etmeyi unutmamalıyız.

 

Müzik eğitimin temel parçalarından biride solfej eğitimidir. Hangi dal olursa olsun doğru müzik eğitimini notasız düşünemeyeceğimiz gibi solej ile desteklenmeyen müzik eğitiminin bir ayağınında eksik kalacağı gerçektir.

Solfej_ve_Nota_Bilgisi_

 

Müzik eğitiminde pek çok farkındalıklar yaratan kurumumuz, süreç içersinde öğrencilerin enstrüman eğitimlerini alırken ders esnasında nota ve solfej eğitimi verilmesine rağmen hangi yaşta olursa olsun evde enstrüman çalışmaları ve tekrarı yapılsa dahi öğrencinin kendi başına yeterli düzeyde nota ve solfej tekrarı yapmadığı anlaşılmıştır.

Dolayısıyla da enstrüman eğitiminin enazından bazı öğrenciler için sağlam temellere oturtulmasında zorluklar olduğu yönetim ve öğretmenlerimiz tarafından gözlemlenmiştir. Dolayısıyla müzik bölümü öğrencilerine; evde tekrarlanmadığı için kesinlikle ek olarak solfej eğitimi verilmesinin zorunluluk olduğu kabul edilmiştir. Kurumumuzun başarılı ve iyi müzik bilgisi ile donanmış öğrenciler ve sanat severler yetiştirmenin sağlam müzik kulak  atyapısı oluşturulması amacı ile solfej eğitimlerinin velilerimize ek maliyeti olmaması anlamında öğrencilerimize yönelik ücretsiz eğitimlere başlamıştır.

Bildiğimiz kadarı ile kurs olma özelliği taşıyan hiçbir kurumda bu denli ücretsiz solfej eğitimi verilmemektedir. Şuan itibarı ile haftada 5 saat ücretsiz solfej eğitimi verilen kurumumuzda öğrencilerin durumuna göre mümkün olan her türlü olanak zorlanarak solfej saatleri artırılmaktadır.

 

Bu arada “solfej” hakkında bir takım bilgileri aşağıda bulabilirsiniz.

Solfej’in tanımı:

solfej-cocuklar-icin

Bir müzik parçasının notalarını, do, re, mi gibi tek sesli adlarla okuyarak seslendirmeye denir. Bu anlamıyla solfej, bir müzik parçasının notalarını okumak ya da çalmak ile özdeştir. Müzik öğretiminde bu amaçla yapılan çalışma ve araştırmalara da solfej denir. Bu çalışma a, o, u gibi ünlülerle yapılırsa buna vokaliz adı verilir.

Solfej çalışmasında öğrenciler anahtarları, ses aralıklarını ritimleri, tonalite ve değiştirme işaretlerini, özetle müzik yazımının bütün öğelerini tanımayı ve bunları gerçek seslere dönüştürmeyi öğrenirler. Bu bakımdan solfej müzik öğreniminde önemli bir yer tutar. Yalnızca şan öğrencileri değil, çalgı öğrencileri de solfej eğitimi görürler.

Solmizasyon ise, bir ses dizisindeki notaları hecelerle adlandırma yöntemine verilen addır. Eski Yunan, Hint ve Çin müziklerinde de solmizasyona yöntemleri vardır. Avrupa müziğinde en çok kullanılan ve günümüzde de yaygın olan solmizasyon yöntemini ortaçağda İtalyan öğretmen ve müzik bilgini Arezzolu Guido bulmuştur.

Altı notalı ses dizisini (heksakord) temel dizi olarak alan Guido, her notaya bir hecenin adını verdi. Bu heceleri, dizeleri bu notalarla başlayan Latince yazılmış olan çok tanınmış bir ilahiden aldı.

Yöntemin adı sol ve mi hecelerinden gelir. İki ana solmizasyon yöntemi vardır. Değişmeyen do adı verilen yöntemde her hece belli bir notanın adıdır ve başka bir nota için kullanılmaz. Do her tonalitede do, sol her tonalitede sol notasının adıdır. Değişken do adı verilen diğer sistemde ise, bütün tonalitelerde do birinci, re ikinci, mi üçüncü notanın adını gösterir. Dolayısıyla do, do majör ya da do minör tonunda do’yu, buna karşılık sol majör veya sol minör tonunda sol’u gösterir.

İngiltere’de 19. yüzyılda şan eğitiminde yaygın olarak kullanılan tonik sol-fa sistemi de bir solmizasyon türüdür. Bu yöntem de değişken do yöntemine dayanır. Sarah Ann Glover adlı İngiliz bir öğretmenin bulduğu bu yöntem, normal majör dizisinin yedi notasını temel olarak alır. Tonik sol-fa sisteminde doh (okunuşu do), ray (re), me (mi), fah (fa), soh (so), lah (la) ve te (ti) heceleri kullanılır. Yazılı biçiminde bu heceler d, r, m, f, s, l ve t olarak kısaltılır. Diyezli notalarda bu hecelerde e (i) ünlüsü, bemollü notalarda ise a (e) ünlüsü kullanılır. Bugün eskisi kadar yaygın olarak kullanılmayan tonik sol-fa sistemi Galler’de ve İngiltere’nin kuzey kesimlerinde kullanılmaktadır.

 

Öğrencilerimiz için ücretsiz Solfej eğitimlerimizin olduğu günler :

Okul öncesi

Salı 18:00

Çocuk Solfejler

-Seviye 1 Cumartesi-Pazar 18:00

-Seviye 2 Cumartesi 13:00-

-Salı 18:00 (02.12.2014 –Aralık ayında açılacaktır)

Yetişkin Solfej

Cumartesi 19:00

Tüm öğrencilerimizin mümkün olduğunca bir gruba dahil olup düzenli olarak solfej derslerine katılmasını ve önemsemesini diliyoruz.

 

 Genel olarak nedeni bilinemeyen bir tedirginlik hali olarak kendini gösteren kaygı, yetişkinlerin yanı sıra, okul öncesi dönemdeki çocukları da etkileyebiliyor. Çocuklarda sonuçları daha ağır olabilen bu duruma, fizyolojik belirtiler de eşlik edebiliyor, böylece çocuğun yaşam kalitesinde bozulmalar ortaya çıkıyor. Kaygı bozukluğu, çocuğun psikolojik ve sosyal dengesini bozarak kişiliği üzerinde etkili oluyor. Peki, bu durumda anne babaların ne yapması gerekiyor? Noloji Uzmanı Uzm. Dr. Mehmet Yavuz, konuyla ilgili görüşlerini paylaşıyor.

kaygı-bozukluğu

Okul öncesi dönemde kaygı bozukluğu özellikleri
Okul öncesi 3-5 yaş arasındaki dönem, çocukların çevreyle olan iletişimlerini artırdığı, kendilerinin yeni özelliklerini fark etmeye başladıkları bir dönemdir. Bu dönemde çevreyi ve kendini anlamaya çalışan çocuk, kaygı bozukluğu sorunu yaşayabilir. Böyle bir durumda çocuk; anne babasının, diğer aile büyüklerinin, arkadaşlarının ve öğretmenlerinin davranışlarına göre ruhsal durumunu şekillendirmek durumunda kalabilir.

çocuk-ve-kaygı-bozukluğu

Çocuklarda kaygı, korkulardan farklı olarak, çocuğun uzun süreli ve kaynağı tam olarak belli olmayan, zaman zaman açıklanamayan şeylere karşı gerginlik hissetmesiyle ortaya çıkar. Stres gibi uyarıcı faktörlerle birlikte kaygı da artış eğilimi gösterir. Kaygılı çocukların başlıca özellikleri şunlardır:

  • Kaygı bozukluğu yaşayan çocuklar, sıklıkla gergin ve huzursuzdur.
    • Çevreleriyle iletişim kurmada güçlük yaşar, kendilerini güvensiz hissederler.
    • Kendilerini ifade etmede başarısızdırlar.
    • Uyku bozuklukları görülebilir.
    • Anne babalarından ayrılmak onlara korkutucu gelebilir.
    • Çekingen, sessiz, takıntılı tutum sergilerler.
    • Çevresindeki kişilerin onaylarını almayacakları davranışlar sergilemekten kaçınırlar.
    • Karamsadırlar.
    • Sorumluluk almak istemezler.
    • Kaygı okul fobisi, travma sonrası stres bozukluğu, panik bozukluk gibi farklı şekillerde psikolojiyi etkileyebilir.

Çocuklarda kaygı bozukluğu tedavisi
Çocuklarda kaygı bozukluğu tedavisinde; kaygıyla baş etme becerilerinin geliştirilmesini esas alan terapi uygulanır, gevşeme eğitimiyle vücudun rahatlatılmasına çalışılır. Çocuğun endişe duyduğu faktörlerle yüzleştirilmesi, sorunun çözümüne odaklanan neden sonuç ilişkileri kurmak da tedaviye yardımcıdır.

Çocuklarda kaygı bozukluğuna karşı anne babalara tavsiyeler
Çocukların kendilerini ifade etmeye çalıştıkları bu dönemde, anne babanın da stresli olması doğrudan çocuğa yansır ve onu olumsuz etkiler. O yüzden, aile içinde yaşanan stres, çocuğa yansıtılmamalıdır. Böyle bir durumun varlığında, öncelikle aile içerisindeki o stres kaynakları çözüme kavuşturulmalıdır.

Çocuğa sevgi gösterilmeli ancak çocuğun ailesine saygı göstermesi ve sorumluluk kazanması da sağlanmalıdır. Bu sayede çocuğun şımarma ve doyumsuz eğilimler göstermesi gibi sonuçların oluşması engellenecektir. Çocuğa verilecek sorumluluklar odasını toplaması, dağıtmaması, yemek hazırlanırken gücünün yeteceği şekilde ev halkına yardımcı olması şeklinde olabilir.

çocuk drama bakırköyÇocuklardan, kapasitelerinin üstünde şeyler beklemek kaygı ve stresi artıracağından bu davranışlardan kaçınılmalıdır. İçine kapanan ve öz güveni eksilen çocuğa sert çıkışlar yapılmamalı, onunla sözlü iletişim güçlü tutulmalı ve birlikte zaman geçirilmelidir. Bu anlamda birlikte resim yapma, sinemaya gitme, yemek yapma etkinlikleri faydalı olabilir. Tüm bu önerilere rağmen çocuk kaygılarını kontrol etmede zorlanıyorsa, mutlaka bir uzmandan yardım alınmalıdır.(*)

Uzm. Dr. Mehmet Yavuz- Nöroloji Uzmanı – Kaynak : [-]

(*) Elbette bu tıbbi yaklaşımların yanı sıra zaman zaman sözkonusu sorunların çözümü için psikologlar  ve psikiyatrlar tarafından bazı çocuklarımız kurumumuzda drama dersi almak üzere yönlendirilmektedir. Elbette bundan şu sonuç çıkartılmamalıdır. “Sadece bir takım kaygı, korku ve rahatsızlıkları olan çocuklar drama kursu alır”  asla böyle bir durum yok gayet sağlıklı çocuklarda drama dersi alır ve almalıdırlar da. Elbette drama dersi alınacak kurum ve eğitmenin konuya hakimiyeti soruşturulmalıdır. Tiyatro eğitimi almış her eğitmen drama dersi verebilir diye bir genel tanımlamanın kabul görmesi düşünülemez. Drama eğitimi aldırılmasına karar verildiğinde veya önerildiğinde,  gerçek anlamda drama eğitimi yapılan merkezlere başvurulmasının da faydalı olacağına inanmaktayız.

Elbette her yazımızda uyardığımız gibi “çocuk tiyatrosu” çalışmaları yapılan ve genel olarak “Drama” diye yalnız ifade edilen eğitim türünden bahsetmemekteyiz. Yine sıkça belirttiğimiz gibi drama ve tiyatro elbette bir birlerinden faydalanmakta ve bir birleri ile iç içe geçmiş olduğu kabul görmektedir fakat unutulmamalıdır ki drama amaç anlamında da tiyatrodan farklıdır. Neden sonuç ilişkisini daha fazla kullanan ve yazılı bir metne bağlı olmaksızın yapılan çocuk drama eğitimi bir anlamda çocuğun sosyalleşmesi, okula alışması, kendini daha iyi ifade etmesi gibi pek çok konuda çocuk gelişimi anlamında faydalıdır. Bunu yıllardır içinde olduğumuz ortamda gözlemlememiz de bunun doğruluğunu  ispatlamaktadır. Kaldı ki daha önceki yazılarımızı inceleyecek olursanız dramanın faydalarını ve “nasıl bir drama eğitimi”, “drama eğitimin faydaları” konusunu daha iyi anlayacağınıza eminiz. (lütfen drama hakkındaki yazılarımızı okumak için tıklayınız : yazı 1, yazı 2, yazı 3 yazı 4, yazı 5, yazı 6, yazı 7,  ve diğerleri)

(*)Diren C.

 

Zeki Müren 3Bursa’da 1933 yılında doğan Zeki Müren, yokluk içerisinde geçen çocukluğundan 1991 yılında ‘Devlet Sanatçısı’ seçilmesine kadarki süreçte, müzik, sinema ve şarkı sözleriyle sanata büyük katkılarda bulundu. Zeki Müren’in yaşamına dair bugüne dek hiç görülmemiş fotoğraflar ve yaşamından önemli notların yer aldığı ‘İşte Benim Zeki Müren’ sergisi Yapı Kredi Kültür Merkezi’nde açıldı.

Zeki Müren, 24 Eylül 1996’daki ölümünden önce mal varlığını ve mirasını Türk Eğitim Vakfı’na ve Türk Silahlı Kuvvetleri Mehmetçik Vakfı’na bağışladığını açıklamış, ondan geriye kalan tüm eşyalar saklanmış ve bugüne dek ortaya çıkarılmamıştı. Dolayısıyla ‘İşte Benim Zeki Müren’ adlı sergi, Zeki Müren’le ilgili bugüne dek gerçekleştirilen en kapsamlı çalışmalardan biri olma özelliğine de sahip. 20 Aralık 2014’e kadar İstanbul Beyoğlu’ndaki İstiklal Caddesi üzerinde yer alan Yapı Kredi Kültür Merkezi’nde açık kalacak olan sergide, Zeki Müren’e ait on bine yakın fotoğraf içinden hazırlanan bir seçki, özel eşyaları, arşiv videoları, el yazısı şiirleri, plakları yer alıyor.

Zeki Müren’in annesi ile mektuplaşmalarının da yer aldığı sergide, annesi, yazdığı mektuplardan birinde oğluna şöyle sesleniyor, ‘…insan gençken dinlenir ama yaşlanınca bizim gibi olmaması için kendine iyi bakman gerekir. Canım evladım beni dinle, zira gözümde tütüyorsun. Gurbet çok zor, aylardır seni görmedim, vallahi içim harıl harıl yanıyor. İnşallah İstanbul’a gelince hemen geleceğiz. Yavrum biz artık sonbahar olduk, bir gün Müren ağacının dibine düşmek üzereyiz.’

YAPI KREDİ KÜLTÜR MERKEZİ

Açık olduğu saatler:

Hafta içi: 10:00 – 19.00
Cts. 10:00-18:00 / Pz. 13:00 – 18:00

Adres: Yapı Kredi Kültür Merkezi,
İstiklal Caddesi, No: 161-161A
34433 Beyoğlu, İstanbul

Tel: (0212) 252 47 00 (pbx)
Faks: (0212) 293 07 23

 

Kaynak: Al Jazeera

14. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’ne başvurular için son iki hafta! Türkiye sinemasındaki yeni bakışları keşfetmesiyle tanınan festival, 12 Şubat – 1 Mart 2015 tarihleri arasında gerçekleştirilecek…

if_isatanbul

12-22 Şubat 2015 tarihlerinde İstanbul’da, 26 Şubat-1 Mart 2015 tarihlerinde ise Ankara ve İzmir’de gerçekleştirilecek 14. !f İstanbulUluslararası Bağımsız Filmler Festivali’ne filmbaşvuruları devam ediyor. 2014-2015 yapımı kurmaca uzun, belgesel ve kısa filmlerin kabul edileceği festival için son başvuru tarihi 28 Kasım Cuma.

Türkiye’nin keşfi ve başka bi’ dünyası aranıyor

if istanbul_Birdman

Yapılacak değerlendirme sonucu belgesel ve kurmaca uzun filmler, !f İstanbul’un Türkiye’den ve/ya Türkiye hakkında, yeni, bakışları değiştirebilecek filmleri bir araya getirdiği “Ev” bölümünde gösterilecek.

Başvuran filmler arasından bir film ise, festivalin yarışmalı bölümü “Keş!f”te yarışacak. !f İstanbul’un ilk kez 2008’de başlattığı ve dünyadan ve Türkiye’den genç yetenekleri keşfettiği yarışmasında “yılın en ilham verici yönetmeni” seçiliyor ve filmin yönetmeni 15.000 dolar para ödülünün sahibi oluyor.

Festivalin geçen yıl başlayan yeni yarışmalı bölümü “Aşk & Başka Bi’ Dünya” ise, aktivist temalı filmleri ağırlayacak ve başvuru yapan kurmaca ya da belgesel filmlerden biri de bu bölümde Türkiye adına yarışacak. Bu yarışmanın birincisini bekleyen ödül ise 10.000 dolar olacak.

Kısaları !fçiler öneriyor

if

!f İstanbul’un vazgeçilmez bölümü “Türkiye’den Kısalar” geçen yıl olduğu gibi, yönetmen ve yapımcıların yanı sıra kısa film izleyicilerinin önerileriyle hazırlanıyor. “Türkiye’den Kısalar”a yapılacak öneriler için tür, konu, teknik ve süre gibi kısıtlamalar aranmıyor; Türkiyeli yönetmenlerin hareketli görüntüyle ürettikleri 2014 yapımı ‘her şey’ öneri olarak sunulabiliyor.

Bu öneriler arasından !f İstanbul’un tematik seçkiler halinde derleyerek programlayacağı “Türkiye’den Kısalar” seçkisi İstanbul, Ankara ve İzmir’de çeşitli festival sinemaları ve mekanlarında ücretsiz olarak !f izleyicilerine sunulacak. 12-22 Şubat tarihlerinde İstanbul’da yapılacak gösterimlerde izleyicinin seçeceği bir kısanın yönetmeni de, uluslararası bir festivale izleyici olarak katılmaya hak kazanacak.

14. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’ne katılmak isteyen Türkiye yapımı filmler için son başvuru tarihi 28 Kasım 2014.

Festival’e başvuru ve kısalar öneri formuna festivalin web sitesi www.ifistanbul.com’dan ulaşabilirsiniz

bir-muzisyenin-beyniDoktorasını Melbourne Üniversitesinde nöroloji ve müzik eğitimi üzerine yapan Anita Collins, müzik dinlerken ve bir müzik aleti çalarken beynimizde olup bitenleri yaklaşık 5 dakikalık bir videoya sığdırarak anlatmayı başarmış.

Sharon Colman Graham tarafından hazırlanan animasyonda, gelişen teknoloji sayesinde daha ayrıntılı olarak incelenebilen insan beyninin müziğe karşı verdiği olağanüstü tepki anlatılıyor. Günlük hayattaki aktiviteler için sadece tek bir bölgesi kullanılan insan beyninin, müzik dinlerken aynı anda birçok bölümü harekete geçiyor.

Müzik aleti çalan bir insanın beyni ise tam bir havai fişek gösterisini andırıyor. Videoda özellikle enstrüman çalan birisinin normal hayatta olayları nasıl daha hızlı kavradığı, hafızasının ve yeteneklerinin nasıl çok yönlü olduğu da vurgulanıyor.

Kaynak: Hafif Müzik

erimekten-korkan-buz-pitirNar Sanat Tiyatrosu tarafından hazırlanan Çocuk Oyunu Erimekten Korkan Buz Pıtır Raif Dinçkök Kültür Merkezinde (Yalova) Sahne alıyor.

Tarih: 28 Kasım 2014, Cuma

Oyun Hakkında

Yazan:

Ebru Erdemoğlu

Yöneten:

İrem Mercan

Oyuncularımız:

Gökalp Açine Özcan, Buket Bulut, Güneş Gürpınar.

Müzik:

Can Başarır

Türü:

4 – 12 Yaş Çocuk Oyunu

Süre:

45 Dk.

Oyun Hakkında:

Eren ve Can samimi iki arkadaştırlar. Küresel Isınma ile ilgili bir ödev hazırlarken Pıtır ile karşılaşırlar. Pıtır Küresel Isınmadan etkilenmiş bir Buz parçasıdır. Eğer Denize ulaşamazsa eriyecek ve yok olacaktır. Kahramanlarımızın Pıtırı denize ulaştırmak için çeşitli zorluklarla karşılaşıp umutsuzluğa düştükleri sırada akıllarına gelen parlak bir fikirle Pıtır’ı kurtarmayı başarırlar.

Oyunun amacı:

Temel olarak küresel Isınmanın yol açabileceği Çevre ve Doğa zararları vurgulanmakta olup yanı sıra dayanışmanın ve yardımlaşmanın İnsanlara faydalı olabilmenin düşündürülmesiyle insani duyguları ön plana çıkarmaktır.

Diğer Oyunlarımız için İnternet sitemizi ziyaret ediniz.. http://www.narsanattiyatrosu.com

Hitchcock 50 yılı aşkın bir süre içerisinde çektiği 66 filmin 39 tanesinde göründü, tabi eğer Lekeli Adam (The Wrong Man, 1956)’ın en başında anlatıcı olarak karşımıza çıkan silüetini de sayarsak. Cameo rol de denilen bu roller birkaç saniyeyi geçmiyordu ve Hitchcock’la özdeşleşmişti.

hitchcock-1

Hitchcock’un göründüğü tartışmalı ve resmen cameo rol olarak sayılmayan  filmi  Secret Agent (1939)’dı.

Ayrıca dört tane filminde Kiracı: Sisli Bir Londra Hikayesi  (The Lodger: A Story of the London Fog, 1927),

Şüphe(Suspicion, 1941), Ölüm Kararı (Rope, 1948) ,

Kapri Aşıkları (Under Capricorn, 1949) ise iki kere görünmüştü (bu yüzden iki kere göründüğü filmler bir sayıldı).

hitch_cock

İlk defa Kiracı: Sisli Bir Londra Hikayesi  (The Lodger: A Story of the London Fog, 1927)’nde  görünen Hickcock, bu filminden sonra sayısız Amerikan projesinde cameo roldeydi.
Bon Voyage (1944) ve Aventure Malgache (1944) gibi savaş zamanı çekilen kısa filmlerde ise görülmedi. En zekice cameo rollerini  Cankurtaran Sandalı (Lifeboat, 1944), Ölüm Kararı (Rope , 1948) veCinayet Var (Dial M for Murder, 1954) gibi tek mekan kullanılarak çektiği filmlerde gerçekleştirdi. Mesela Lifeboat filmi belli sayıdaki oyuncuyla çekildiği için cameo görüntü gazete küpüründeki reklamda verildi.
Hitchcock bazı cameo rollerini tekrarlamıştır da. Örneğin birkaç filminde müzik aleti taşıyarak ve toplu taşıma araçlarında seyahat ederken görülmüştür. Çoğu cameo rolü, filmlerin özellikle başlangıcında yer aldı ve ince mizah ile  (Lifeboat’daki zayıflama reklamı, Dail M for Murder’daki fotoğraf, Topaz’daki tekerlekli sandalyeden kalkması)  yansıtıldı.

Kaynak : []

Yazan: Melis ALPAS

pabucİnsanlığa çok uzun bir süredir eşlik eden ayakkabının hikâyesi bir sergide anlatılıyor. Ayakkabının ‘pabuç’ hali ise güzellik ve estetikle buluşuyor.

Eski çağlardan bu yana soğuktan, sıcaktan, keskin yüzeylerden ve herhangi bir dış etkenden korunmak için ayaklarımızı sarıyoruz. Önceleri bir ihtiyaç olarak ortaya çıkan ‘ayakkabı’ zamanla bir var oluş nesnesine dönüştü. Bugün ihtiyaçla birlikte bir aksesuar, bir süs eşyası olarak da kullanılan ayakkabının hikayesi Sadberk Hanım Müzesi’nde sergilenmeye başlanacak. ‘Pabuç, Sadberk Hanım Müzesi Koleksiyonundan’ adını taşıyan sergi 27 Kasım’da başlayacak ve 31 Mayıs’a kadar da açık kalacak.

Ayakkabının bir süs eşyası olarak algılanmaya başlanması bilhassa 19. Yüzyılda başladı. Sergi kapsamında 19. ve 20. Yüzyıllardan 127 parçalık bir ayakkabı koleksiyonu ziyaretçilerle buluşacak. Orta Asya, Kuzey Afrika, Hindistan, İran ve Avrupa’nın çeşitli noktalarından toplanarak bir araya getirilen koleksiyon, ayakkabıda geleneksel batı anlayışını da ortaya koyuyor. Çizme, bot, ayakkabı, terlik ve nalın gibi farklı parçalardan oluşan sergide, ipek, gümüş, deri, keten gibi farklı malzemelerin de bir araya geldiği parçaları görmek mümkün.

‘Pabuç, Sadberk Hanım Koleksiyonundan’ sergisinde ayrıca tanınmış isimlerin ayakkabıları da sergilenecek. Mısır Hıdiv ailesinden Prenses Atiye’ye ait gelin ayakkabısı, Bursa Valisi Ahmet Münir Paşa ile Pervin Hanım’ın kızı Memduha Hanım’ın çocukluk potinleri gibi ayakkabılar, Osmanlı’nın son döneminde ayakkabıcılığın geldiği noktayı da anlatıyor.

‘Pabuç, Sadberk Hanım Müzesi Koleksiyonundan’ sergisinde; çoğunluğu Osmanlı’nın son döneminde üretilen ayakkabı ve terlikler oluştururken, Orta Asya, İran, Kuzey Afrika, Hindistan ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden de örnekler yer alıyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarında üretilen ayakkabıları da kapsayan 127 parçalık koleksiyon, geleneksel anlayışın yanı sıra Batı modasını yansıtan çizme, bot, ayakkabı, terlik ve nalın gibi çeşitli modelleri de bir araya getiriyor.

Deri ve kumaştan yapılmış, çoğu sırma, gümüş, tel, kılabdan ve boncuk ile süslenmiş ürünler arasında Mısır Hıdiv ailesinden Prenses Atiye’ye ait olan gelin ayakkabısından,Bursa Valisi Ahmet Münir Paşa ile Pervin Hanım’ın kızı Memduha Hanım’ın 3-4 yaşlarındayken giydiği çocuk potinine kadar ilginç hikâyelere sahip birçok eser bulunuyor. Ahşaptan oyularak yapılmış, sedef, fildişi ve gümüş malzemelerle süslenmiş nalınlar da sergide dikkat çekiyor. Koleksiyondaki etiketli ayakkabı örnekleri ise Osmanlı’nın son dönem ayakkabı üreticileri ve satıcıları hakkında bilgi veriyor.

‘ Pabuç, Sadberk Hanım Müzesi Koleksiyonundan’ sergisi, Çarşamba günleri hariç her gün 10:00-17:00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.  

T.C. M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu öğrencileri 16 Ekim 2014 tarihinde London College Of Music (LCM) sınavlarına katılmıştı. Bakırköy ve çevre ilçelerde ilk ve tek resmi LCM  eğitim ve sınav merkezi olma özelliğini taşıyan kursumuzda yapılan sınav sonucunda, kursumuzda sınava giren öğrenciler  % 100 başarı göstermiştir.

London-College-of-Music-Sertifikasyon-Bakirkoy

Öğrencilerimiz ve kursumuzda sınava giren diğer kurum öğrencilerinin % 100’ü  tüm dünyada geçerli University  Of West London akreditasyonuna sahip belge almaya hak kazanmıştır. Bilindiği üzere sınav  İngiltere’de bulunan  University  Of West London ‘dan gelen gözlemciler eşliğinde yapılmaktadır. Kurumumuzda sınav olup başarı gösteren tüm öğrencilerimiz ve öğrencimiz olmayıp kurumumuzda sınava giren diğer kursların öğrencilerini kutluyoruz.

London College of Music eğitimi veren kurum olarak hedeflerimiz;

Enstrüman eğitimi alan öğrencinin,
•Teknik ve müzikal gelişimini sağlayarak, akademik seviyesine bilimsel katkı yapmak,
•Sanatsal vizyonunu geliştirmek,
•Müzik eğitimini Uluslararası sertifikalarla belgelendirerek nitelikli bir portfolyoya sahip olmasını sağlamaktır.

T.C. MEB Özel Nar Sanat Eğitim Kursu’nun LCM’e yönelik çalışma programları:

Piyano-Keman- Gitar-Flüt, Davul (Bateri), şan  programlarıdır. Solfej-Duyuş-Teori dersi de ayrıca ve grup olarak uygulanmaktadır.

Sınava giren öğrencilerimizin in adları şu şekildedir.

ADI SOYADI BÖLÜM
Ahmed Doğukan Balık PİANO
Aybike Su Duran PİANO
Begüm Ayaz PİANO
Berzah Aydemir PİANO
Doğa Aynacı PİANO
Ege Yılmaz KEMAN
Faruk Baray Uludağ PİANO
Ievsenıı Gostyshchev PİANO
Jewahir Başak Sait PİANO
Mehmet Efe Dülger PİANO
Mert Taşdemir PİANO
Yağmur Kozan PİANO
Zehra Sümerkan PİANO
Zeynep Beceren PİANO

LCM hakkında daha detaylı bilgi için lütfen TIKLAYINIZ.

GÜLDESTANGeçmişle günümüzü buluşturan, antik metinlerden günümüze süren yolculukta, sonunda ‘gül’e ulaşan ‘Güldestan’ eklenen yeni bölümlerle yıllar sonra yeniden İstanbul’da sahnelenecek. MDTİst (Modern Dans Topluluğu İstanbul) Genel Sanat Yönetmeni Beyhan Murphy’nin ilk kez 2004’te Mercan Dede ile beraber hazırladığı, o günden bugüne, Mersin, Antalya, Samsun, İzmir ve İstanbul olmak üzere beş Devlet Opera ve Balesi tarafından yerleşik sahnelerde ve Hollanda, Çin, Almanya, Makedonya ve Fransa’da sahnelenmiş olan Güldestan’ın 10. yılını kutluyor.

Güldestan’da bir göç yolundan şehirdeki kafeye, çağdaş yazar Orhan Pamuk’un eserlerinden 18.yy’da Evliya Çelebi’ye, modern insanın içsel yolculuklarından sema’ya, Osmanlı zamanlarından modern İstanbul’a ve nihayetinde de GÜL’e varan bir yolculuk anlatılıyor. Mercan Dede ve Beyhan Murphy’nin proje içerisinde buluşması, Güldestan’ı, sadece elektronik müzik ve sufi gelenekleriyle müzikal anlamda değil, mekansal ve anlatım biçimi açısından da geçmişle geleceği buluşturan unsurlar taşıyor.

Geçmiş yıllarda Güldestan’da dans etmiş konuk sanatçılarla birlikte, MDTİstanbul dansçıları tarafından sahnelenecek temsilde, Mercan Dede’nin canlı performansı ile sahnede viyola, kanun, çello, klarnet ve perküsyonun yer aldığı orkestra ve Ara Güler’in fotoğrafları eşlik ediyor.

İstanbul’da en son 2008 yılında AKM’de sahnelenen oyunun yeni temsilleri, 18-19 Kasım ve 14-17 Aralık tarihlerinde Fulya Sanat Merkezi’nde gerçekleşecek.

sanat-merkezleriİstanbul’da bulunan kültür sanat merkezleri adreslerine ve telefon numaralarına ulaşmak bazen çok zor olabiliyor. İstanbul’da bulunan Kültür ve Sanat Merkezlerini sizin için derledik. Bazı merkezlerin adreslerine bazılarının ise telefon numarasına ulaşamadık. İlgili kurumlar eklenmesi için iletişime geçebilirler. Sıralama A’dan Z’ye Şeklinde düzenlenmiştir.

  • ABT Kültür Evi Telefon:0212 525 25 44 Adres:İstanbul
  • Aksanat Akbank Kültür Sanat Eğitim Merkezi Telefon:0212 252 35 00 Adres:İstiklal Cad. No:16, Beyoğlu İstanbul
  • Alman Kültür Merkezi / Goethe Enstitüsü Telefon:0212 249 20 09 Adres:Yeni Çarşı Cad. No:52, Galatasaray-Beyoğlu İstanbul
  • Altunizade Kültür Merkezi Telefon:0216 341 05 00 Adres:Barbaros Mah. Sırmaperde Sok. No:23, Altunizade İstanbul
  • Anka Workshop Telefon:0212 245 27 18 – 245 30 34 Adres:İstiklal Caddesi Büyükparmakkapı Sokak Afrika Han A Blok Kat:4 Beyoğlu İstanbul
  • Atatürk Kültür Evi Telefon:0216 390 40 19 Adres:Pendik İstanbul
  • Atatürk Kültür Merkezi AKM Telefon:0212 251 56 00 Adres:Taksim İstanbul
  • Avcılar Barış Manço Kültür Merkezi Telefon:0212 509 90 55 Adres:Reşitpaşa Cad. Avcılar İstanbul
  • Avusturya Başkonsolosluğu Kültür Ofisi Telefon:0212 223 78 43 Adres:Köybaşı Cad. No.44, Yeniköy İstanbul
  • Bahçe & Bahçe Kültür Evi Telefon:0216 449 18 84 Adres:Moda İstanbul
  • Bakırköy Sanat Merkezi Telefon: 0212 570 80 68 Adres: Kartaltepe Mah. Kıbrıs Sok. No:6 Bakırköy
  • Bakırköy Sanat Evi Telefon: 0212 570 80 98 Adres: Bakırköy
  • Barometre Sanat Merkezi Telefon:0212 293 02 87 Adres:İstanbul
  • Beşiktaş Belediyesi Akatlar Kültür Merkezi Telefon:0212 282 60 76 Adres:Zeytinoğlu Cad. No:8, Akatlar İstanbul
  • Beşiktaş Kültür Merkezi Telefon: Adres:Beşiktaş İstanbul
  • Bilsak Bilim Sanat Kültür Kur.Telefon:0212 243 28 79Adres:Beyoğlu İstanbul
  • Bilyay Vakfı Telefon:0212 243 18 14Adres:Beyoğlu İstanbul
  • BM Çağdaş Sanat Merkezi Telefon:0212 231 10 23 Adres:İstanbul
  • Borusan Kültür Sanat Merkezi Telefon:0212 292 06 55 Adres:İstiklal Cad. No:421, Beyoğlu İstanbul
  • Bostancı Gösteri Merkezi Telefon:(0216) 384 72 10 – 11 Adres:Bostancı İstanbul
  • Bulunmaz Kültür Merkezi Telefon:0212 251 85 23 Adres:Beyoğlu İstanbul
  • Burak Filateli Kültür ve Sanat Merkezi Telefon:0212 240 52 60 Adres:Nişantaşı İstanbul
  • Cemal Reşit Rey Konser Salonu Telefon:0212 232 98 30 Adres:Harbiye İstanbul
  • Değirmen Sanatevi Telefon:0212 245 70 06 Adres:Bostanbaşı Sokak No: 30 Tophane / Beyoğlu İstanbul
  • Derimod Kültür Merkezi Telefon:0212 547 16 04 Adres:Zeytinburnu İstanbul
  • Evrensel Kültür Merkezi Telefon:0212 243 08 03 Adres:Galatasaray İstanbul
  • Fransız Kültür Merkezi Telefon:0212 393 81 11 Faks:0212 244 44 95 Adres:İstiklal Cad. No:8 Beyoğlu İstanbul
  • Gönül Paksoy Kültür Merkezi Telefon:0212 236 02 09 Adres:Teşvikiye İstanbul
  • Gönül Tuna Müzik, Kültür ve Sanat Merkezi Telefon:( 0216 ) 334 58 16 – 342 69 09 Adres:Bağlarbaşı, Murat Reis mah. Hacı Murat sk. No: 9 Üsküdar, İSTANBUL
  • Harbiye Kültür Merkezi Telefon:0212 233 27 20 Adres:Harbiye İstanbul
  • Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi Telefon:0216 353 37 78 Adres:Kartal İstanbul
  • Hint Kültür Merkezi Telefon:212 252 77 19 Adres:Taksim İstanbul İstanbul
  • İngiliz Kültür Derneği (British Council) Telefon:0212 252 74 74 Adres:Beyoğlu İstanbul
  • İspanyol Kültür Merkezi Telefon:0212 225 21 53 Adres:Harbiye İstanbul
  • İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı Telefon:0212 293 31 33 Adres:Beyoğlu İstanbul
  • İstanbul Sanat Merkezi Telefon:0530 880 71 80 Adres:Bakırköy
  • İstasyon Sanat Merkezi Telefon:0212 252 92 22-23 Adres:İsatiklal Cad. Bekar Sok. No:19 Beyoğlu İstanbul İstanbul
  • İstek Vakfı Kültür ve Sanat Merkezi Telefon:0212 266 51 56 Adres:İstanbul
  • İş Sanat Kültür Merkezi Telefon:0212 316 00 00 Adres:İş Kuleleri, 4. Levent İstanbul
  • İtalyan Kültür Merkezi Telefon:0212 293 98 48 Adres:Meşrutiyet Cad. No:161, Tepebaşı-Taksim İstanbul
  • Japon Kültür ve Enformasyon Merkezi Telefon:0212 293 32 49 Adres:Beyoğlu İstanbul
  • Kabataş Kültür Merkezi Telefon:0212 236 25 22 Adres:Ortaköy İstanbul
  • Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi Telefon:0216 418 95 49 Adres:Moda-Kadıköy İstanbul
  • Kartal Sanat Tiyatrosu Kültür Merkezi Telefon:0216 389 25 23 Adres:Kartal İstanbul
  • Kültür ve Sanat Merkezi Telefon: 0212 542 57 72 Adres: Bakırköy İstanbul
  • Maya Sanat Merkezi Telefon:0212 252 74 52 Adres:İstiklal Cad. Hale İşhanı (Atlas Pasajı Karşısı) No:140/2, Beyoğlu İstanbul
  • Mezopotamya Kültür Merkezi Telefon:0212 251 85 06 – 07 Adres:Beyoğlu İstanbul
  • Müjdat Gezen Sanat Merkezi Telefon:0216 346 51 09 Adres:Kadıköy İstanbul
  • Nar Sanat Merkezi Telefon:0212 570 80 68 Adres: Kartaltepe mah. İncirli cad. Kıbrıs sok. No:6 Nar Sanat Binası Bakırköy
  • Nazım Hikmet Vakfı Kültür Merkezi Telefon:0212 252 63 14 – 15 Adres:Beyoğlu İstanbul
  • Nazım Kültürevi Telefon: Adres:İstiklal Caddesi No: 347 Merkez Han Kat:2, Beyoğlu İstanbul
  • Necip Fazıl Kültür Merkezi Telefon:0212 575 40 34 Adres:İstanbul
  • Pendik Kültür Merkezi Telefon:0216 390 04 99 Adres:Pendik İstanbul
  • Pera Sanat Merkezi Telefon:0212 245 44 60 Adres:Sıraselviler Cad. Taksim İstanbul
  • Piya Kültür Evi Telefon:0212 245 28 03 Adres:Beyoğlu İstanbul
  • Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi Telefon:0212 293 23 98 Adres:Beyoğlu İstanbul
  • Sahaf Café Kültür Merkezi Telefon:0216 414 75 73 Adres:Kadıköy İstanbul
  • Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi Telefon:0212 293 12 70 Adres:Tünel-Beyoğlu İstanbul
  • Türk İngiliz Kültür Derneği Telefon:0212 241 05 18 Adres:İstanbul
  • Yayla Sanat Merkezi Telefon:0216 383 99 21 Adres:Sahilyolu Süreyyapaşa tesisleri Maltepe İstanbul
  • Yunus Emre Kültür Merkezi Telefon:0212 661 19 41 Adres:Atrium Alışveriş Merkezi yanı, Ataköy 9.kısım İstanbul
  • Yüksel Sabancı Kültür Merkezi Telefon:0212 253 70 70 Adres:İstanbul