Nar Sanat Eğitim Kursu’nun kurucularından oyuncu Cem Cücenoğlu, Poyraz Karayel’in ardından sevenleriyle Şevket Yerimdar dizisinde buluşacak.

İzleyicilerin kalbinde Taşkafa olarak taht kuran Cem Cücenoğlu, FOX’un beğenilen dizisi, Limon Film/Hayri Aslan’ın yapımcılığını üstlendiği “Şevkat Yerimdar”da Cuma gününden itibaren sevenleriyle buluşacak.

Milliyet Gazetesi yazarı Sina Koloğlu da sosyal medya üzerinden “TAŞKAFA’ NIN YENİ DİZİSİ Onu biz #Taşkafa olarak sevdik. #CemCücenoğlu #ŞevketYerimdar’a 14. bölümden itibaren katılıyor.” diyerek Cem Cücenoğlu’nun bundan böyle Fox ekranlarında olacağını okuyucularıyla paylaştı.

Güney Kutbu’nu keşfe giden Dr. Edward Wilson’ın gezisi sırasında çizdiği resimler tam 118 yıl aradan sonra ilk haliyle bulundu.

1912 yılında Güney Kutbu’nu keşfinden dönerken hayatını kaybeden Dr. Edward Wilson’ın 118 yıl önce çizdiği kuş resmi kaşifin Cape Adere’deki kulübesinde ilk günkü haliyle bulundu.

Çiziminde ölü bir kuşu resmeden Dr. Edward Wilson, resmin imza kısmında ise 1899 Tree Creeper notuna yer vermiş.

Araştırmalar sonucunda bulunan resmin Robert Falcon Scott ile beraberindeki üç kişi ile birlikte dönüş yolunda ölen Dr. Edward Wilson tarafından çizildiği ortaya çıktı.

Google, Hip Hop’un 44. yılı üzerine oldukça farklı bir doodle hazırladı. Tıpkı DJ gibi müzik çalabilinen Google Hip Hop doodle ile hazırlanan müziğe ve görevleri yerine getirme oranınıza göre de size seviye atlanıyor. Peki Google ile bir kez daha hatırlanan Hip Hop nasıl bir kültürdür? Hip Hop’un tarihi nedir?

Amerika’da kötü koşullarda ve azınlık olarak 1970’li yılların sonunda hayatını sürdüren siyahilerin gündemden uzaklaşmak ve biraz olsun eğlenmek amacıyla oluşturduğu kültür ve yaşam tarzı olan Hip Hop, rap müziği, Graffiti sanatını, Breakdansını ve DJ’liği de kapsıyor.

Hip hop kültürünün doğmasında Blues, Funk, Soul ve Jazz müziğinin etkisi olduğunun altını çizmekte fayda var.

Peki ama Hip hop kültürleri nelerdir?

West Coast Hip Hop: Amerika Birleşik Devletleri’nin batı bölgesinde doğmuş, hip hop müziğin bir alt türüdür. 1980’li yılların başlarında Kaliforniya’da temelleri atılmıştır. Gangsta rap ve G-funk ağırlıklıdır. Hayat kadınları, para, silah, uyuşturucu kullanımı gibi konulardan bahseder ve yaşam standartlarının zorluklarını anlatır. En önemlisi her rapte olduğu gibi yaşanmışlık ön plandadır. N.W.A, 1990’larda West Coast Hip Hop’ın önde gelen grubudur.

East Coast Hip Hop: 1970 yıllarında ABD’nin New York City bölgesi ve çevresinde doğmuş, hip hop müziğin bir alt türüdür. Amerika Birleşik Devletleri’nin doğu bölgesini kapsayan alana farklı bölgelerden gelen rap sanatçılarının zaman içinde oluşturdukları tarzdır. Basit kafiye düzeni old school” tarzın dışında “East Cost” daha çok lirik becerisi üzerine kurulmuş bir tarzdır. Çok heceli tekerlemeler, karmaşık cinas, sürekli ve serbest akışlı teslimat aynı zamanda karmaşık metaforlar ile karakterize edilmiştir. East Coast Hip Hop’ta sanatçıda düzgün bir ses yeteneği olmasa da agresif bir vurgu eğilimi gerekmektedir. Public Enemy ve EPMD gibi gruplarda bu anlatılanlara örnek niteliğindedir. Ayrıca Eric B. & Rakim, Boogie Down Productions, Big Daddy Kane, Slick Rick gibi gruplar ve sanatçılarında lirik yeteneği oldukça kuvvetlidir.

Rap
1970’lerin başında New York’un siyah gettolarında doğan Hip hop kültürünün müziğidir. Rap “Rhytm And Poem” (“Ritim ve Şiir” ya da “Ritmik Şiir”) veya “Rhytmic African Poetry” (Ritmik Afrika Şiiri) sözcüklerinin kısaltması olarak bilinse de aslında Rap, İngilizce’de “ağır eleştiri” demektir ve “and” kelimesi kısaltmalarda asla “a” harfiyle sembolize edilmez (&,n,N) [Rock n Roll, R&B, P&G]. Rap, müziğin tempo ve ritmine uyarlanıp beat eşliğinde söylendiği sokak tarzı ve sert sözlerin ağır bastığı hip hop kültürünün içindeki başlıca dört elementten biridir.

MC / Rapper: Açılımı “Master of Ceremony (seremoni ustası)” dir. Rap müzikte şarkı sözünü yazan, şarkıyı söyleyen, rap stilini belirleyen, bass ve ritim ayarını müziğe uyduran kişilere MC denir. MC, bölümlere ve yaptığı işlere göre gruplara ayrılır. MC: Solisttir, şarkıyı söyler ve rap stili düzenlemekle hükümlüdür.

Diss: Rap müzikte rapçilerin birbirlerini yermek için yazıp söyledikleri parçalar.
Acapella: Rap müzikte doğaçlama ve canlı performanslara denir.
Cypher: Birkaç MC’nin canlı olarak bir araya gelip her birinin kendi parçasını okuyarak birleştirmesi.


Breakdance

“Sokak dansı” olarak da bilinen hip hop kültürüne ait dans türü. Kız break dansçılara b-girl, erkeklere b-boy denir.

Graffiti
Sprey boyalarla duvarlara, trenlere ve özellikle sokaklarda çizilen resim ve yazılardır. Türkiye’de İstanbul/Kadıköy’de sık olarak görülen bu tarz son zamanlarda İzmir’in Karşıyaka ve Ankara’nın Yenimahalle ilçelerinde yer almaktadır.

Writer: Türkçe “yazan” demektir. Hip hop kültürünün dalı olan Graffiti’de ise, Graffiti yazan-çizenler için kullanılan terimdir. Graffiti sokak sanatı olduğu için writerlar da sokak sanatçılarıdır.

DJ
Açılımı Disk Jokey. Müzik akışını kontrol eden, parça seçiminde ve parçalar arası geçişlerde uyum sağlamakla görevli kişi.

Beat: Rap şarkısının temelidir. Beat, Rap şarkının arkaplanıdır ama aynı zamanda MC’yi nasıl Rap yapılacağı konusunda (hız, ses, teknik) yönlendirmektedir. Beat, şarkının karakteri ve hissidir. Müziğin altyapısı olarak da değerlendirilir.
BeatBox: Beat’in insan sesiyle manuel olarak seslendirilmesi sanatıdır.

1888-89 yıllarında Fransa, Arles’de Vincent van Gogh dünyanın en ünlü serilerinden birini, Ayçiçekleri’ni yaratmıştı. Dünyanın farklı yerlerindeki ünlü galerilerde sergilenen beş farklı “Ayçiçekleri” tablosu, sanal bir sergi ile dünyada ilk defa Facebook’ta bir araya geliyor.

Van Gogh’un 3 farklı kıtadaki dünyaca ünlü galerilerde yer alan “Ayçiçekleri” eserleri ilk kez Sunflowers 360 deneyimiyle Facebook’ta bir araya geliyor. Orijinal eserlerin fotoğraflarıyla hazırlanan sanal sergide 5 “Ayçiçekleri” eseri bir arada yer alacak ve insanlar sergiyi Facebook üzerinden 360 video veya Gear VR deneyimiyle gezebilecek. Bunlara ek olarak, gerçekleşecek Facebook Live yayınlarında da müzelerdeki uzmanlar “Ayçiçekleri” hakkında daha fazla bilgi verecek.

Sunflowers 360 için, Ulusal Sanat Galerisi (Londra), Van Gogh Müzesi (Amsterdam), Philadelphia Sanat Müzesi, Neue Pinakothek (Münih) ve Seiji Togo Anıtı Sompo Japonya Nipponkoa Sanat Müzesi (Tokyo) Facebook ile birlikte çalışarak bu eşsiz dijital sergiyi oluşturdu.

Sunflowers 360 sergisi, 14 Ağustos’ta başlıyor

Sergi, VR teknolojisi ve CGI kullanılarak 5 tablo da gerçekten aynı odadaymış hissi verecek şekilde tasarlandı. Ziyaretçiler, Gear VR kullanarak Sunflowers 360 ile etkileşime geçebilecek veya sergiyi Facebook üzerinden 360 video olarak gezebilecek.

Sergiyi VR teknolojisiyle gezenler 360 derecelik ortamda her bir tabloyu görmek için etraflarında dönebilecek ve tabloları rehber eşliğinde inceleyebilecek. Sunflowers 360, 14 Ağustos’ta her müzenin kendi Facebook sayfasında ve Gear VR’da yer alacak.

Van Gogh’un kardeşi Theo’nun torunu ve Van Gogh Müzesi kurulunun danışmanı olan Willem van Gogh, deneyimin anlatıcısı olarak tablolarla ilgili kişisel anılarını paylaşacak. Bu girişimi değerlendiren Willem van Gogh, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Tıpkı Mona Lisa ve Gece Devriyesi gibi Van Gogh’un Ayçiçekleri de ilgi çekmeye ve ilham vermeye devam eden ve belki sonsuza kadar da edecek olan eserler. Gerçekten de her jenerasyon bu eserlerle yeni ve oldukça kişisel bir bağ kuruyor. Sanal galeri ve canlı yayınlar da dünyanın dört bir yanındaki her yaştan sanatseverin bu başyapıtları deneyimleyebileceği ilginç bir yöntem sunuyor. Bence bu harika!”

5 farklı lokasyondan Facebook Live yayını

14 Ağustos Pazartesi günü, serginin oluşumunda yer alan 5 galeri sırayla Facebook Live üzerinden 15’er dakikalık canlı yayın yaparak “Ayçiçekleri” tablolarını inceleyecek. Facebook Live yayınları, Türkiye saati ile 19.50’de Londra’daki Ulusal Sanat Galerisi ile başlayacak.
14 Ağustos 2017 – Türkiye saatiyle Facebook Live yayınları zaman tablosu:
● 19.50 – 20. 05: Ulusal Sanat Galerisi (Londra) – https://www.facebook.com/thenationalgallery/
● 20.10 – 20.25: Van Gogh Müzesi (Amsterdam) – https://www.facebook.com/VanGoghMuseum/
● 20.30 – 20.34: Neue Pinakothek (Münih) – https://www.facebook.com/pinakotheken/
● 20.50 – 21.05: Philadelphia Sanat Müzesi – https://www.facebook.com/philamuseum/
● 21.10 – Seiji Togo Anıtı Sompo Japonya Nipponkoa Sanat Müzesi – https://www.facebook.com/VanGoghMuseum/

Arter’de 2 Haziran–13 Ağustos 2017 tarihleri arasında “Görme Biçimleri” başlıklı bir uluslararası grup sergisi yer alıyor.

Serginin küratörlüğünü Montblanc Kültür Vakfı eşbaşkanları ve çok disiplinli küratoryal platform Art Reoriented’ın kurucuları Sam Bardaouil ile Till Fellrath üstleniyor. John Berger’ın 1972’de yayımladığı ve görsel kültür üzerine çığır açıcı metinlerden biri kabul edilen Görme Biçimleri adlı kitabından yola çıkan sergi, sanatçıların dünyayı algılayışımızı yeniden şekillendirmek üzere formdan yola çıkarak stratejileri araştırıyor.

“Görme Biçimleri” çoğu Türkiye’de ilk kez sergilenecek 33 sanatçının yapıtlarını bir araya getiriyor. Sergi MÖ 1.000’den günümüze geniş bir döneme yayılan 70 yapıta ev sahipliği yapıyor ve resim, heykel ve fotoğraftan ses, film yerleştirmeye çeşitli mecralara uzanıyor. Fred Sandback’in dikey konstrüksiyon yerleştirmelerinden biri, video sanatının öncülerinden Paul ve Marlene Kos’un 1976 tarihli “yıldırım” videoları, James Turrell’in 1968 tarihli projeksiyon işi ve Gustav Metzger’in “Tarihi Fotoğraflar”ından iki örnekle 1940’lardan desenleri gibi erken dönemlerde yeni ufuklar açmış kimi işler de sergide karşımıza çıkacak yapıtlar arasında.

“Görme Biçimleri”, izleyiciyi aşina olduğumuzu düşündüğümüz formları ve kavramları sanatçıların yenilenmiş görünümler ve anlamlarla uyumlu hale getirdikleri çeşitli yolları araştırmaya davet ediyor. Sergilenen yapıtların her biri yeni bir gerçekliğin belirmeye başlamasına izin vermek üzere bizi ikinci kez bakmaya çağırıyor. Sergideki sanatçıların bir kısmı, sözgelimi James Turrell, Hans-Peter Feldmann veya Fred Sandback, sanat yapıtı ile sergilendiği mekân arasındaki sınırları belirsizleştiriyorlar. Diğerleri, örneğin James Webb, Vik Muniz, Walid Raad veya Gustav Metzger, izleyiciye sanat yapıtına erişmenin yeni bir yolunu sunuyorlar. Bir kısmı ise, Shana Moulton, Chris Bond, Andreas Gursky veya James Casebere’in yaptığı gibi, kendi janrlarının teknik ve biçimsel olanaklarını uçlara taşıyorlar. Son olarak, Salvador Dalí, Mona Hatoum, Alicja Kwade, Hassan Sharif veya Markus Schinwald gibi tanıdık objeleri yeni bir anlam katmak için dönüştürenler var.

İzleyicinin bir sanat yapıtını anlama arzusu asla yapıtın içinde yaratıldığı geleneklerin ardında yatan politikalardan ve sergilenmesi için başvurulan mekanizmalardan tümüyle ayrı düşünülemez. “Görme Biçimleri” sergisi dönemler, janrlar ve sözde “izmler”in katılıklarını sorguluyor ve çizgisel olmayan bir zaman anlayışını benimsiyor. Sergideki yapıtların büyük kısmı taşımakta oldukları sanat tarihsel referansların eleştirisini de sunuyor ve çoğunlukla içinde sunuldukları siyaset yüklü bağlamların altını çiziyorlar.

“Görme Biçimleri”, yeniden sanatçıyı şeylerin fiziki niteliklerini anlama ve ele alma biçimiyle bizim görme biçimlerimizi değiştirebilen ve böylece nesneleri yapan birey olarak gören bakışa dönmeye de aracılık ediyor. Sanatçılar yılmadan bize gördüklerimizle bildiğimizi düşündüklerimiz arasındaki bağın asla o kadar da basit olmadığını, ve görmenin, özünde, politik bir edim olduğunu hatırlatıyorlar.

Sanatçılar: Ghada Amer, Chris Bond, Ulisse Cantagalli, James Casebere, David Claerbout, Jojakim Cortis ve Adrian Sonderegger, Hayri Çizel, Salvador Dalí, Hans-Peter Feldmann, Andreas Gursky, Mona Hatoum, Jeppe Hein, Paul ve Marlene Kos, Alicja Kwade, Gustav Metzger, Shana Moulton, Vik Muniz, Grayson Perry, Walid Raad, Édouard Frédéric Wilhelm Richter, Fred Sandback, Markus Schinwald, Hassan Sharif, Cindy Sherman, Kim Tschang-Yeul, James Turrell, Kara Walker, James Webb, Frederik de Wit ve ismi bilinmeyen sanatçılar.

Açılış saatleri:
Salı–Perşembe 11:00–19:00
Cuma–Pazar 12:00–20:00
Giriş ücretsiz


Uluslararası D-Marin Klasik Müzik Festivali’nin 12 yıllık mirasını devralan Bodrum Müzik Festivali’ne dört gün kaldı. Festival, Doğuş Grubu, Audi ve D-Marin ana sponsorluğu, Turkcell ve Garanti kurumsal sponsorluğuyla 12-16 Ağustos 2017 tarihleri arasında gerçekleşecek.

Festivalin açılışı 12 Ağustos Cumartesi akşamı 20.30’da Turkcell Sahnesi, D-Marin Turgutreis’te Alice Sara Ott’un Rengin Gökmen yönetimindeki Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası (DÇSO) ile vereceği konserle gerçekleşecek. Yalçın Tura’ya Bodrum Müzik Festivali tarafından “Onur Ödülü”nün takdim edileceği açılış gecesinde Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası (DÇSO), ilk olarak Yalçın Tura’nın Karcığar, Nikriz ve Nişâbûr makamlarından esintiler içeren Toccata’sını çalacak. Sonrasında Japon asıllı Alman piyanist Alice Sara Ott, Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası (DÇSO) eşliğinde, Çaykovski’nin ihtişamlı 1. Piyano Konçertosu’nu seslendirmek için sahnede olacak. Konserin ikinci yarısında usta oyuncu Selçuk Yöntem’in anlatıcılığında Rus Beşlerinden Mussorgsky’nin başyapıtı Bir Sergiden Tablolar yer alacak.

Festivalin Akşam Konserleri’nde Alice Sara Ott ve Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası’nın yanı sıra dünyaca ünlü sanatçı ve orkestralar Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, Emma Shapplin, Leticia Moreno, Fazıl Say, Rusya Devlet Akademi Senfoni Orkestrası Kerem Görsev Trio ve Karşıyaka Oda Orkestrası sahne alacak. İzleyicilerin büyük beğeniyle karşıladığı Gün Batımı ve Sabah Konserleri, bu yıl da devam ediyor. Şevket Sabancı Parkı’nda sabahın ilk saatlerinde gerçekleşecek konserlerde Semplice Duo ve Nil Kocamangil izleyicilerle buluşacak. Gün Batımı Konserleri’nde ise Semplice Quartet, Leszek Możdżer, Nil Kocamangil ve Agapi Triantafyllidi, İklim Tamkan ve Senem Demircioğlu D-Marin Turgutreis Amfi Tiyatro’da olacak.

15’inci Uluslararası Bodrum Bale Festivali’nde sahne alan Rus ‘Svetlana Zakharova Solo Dans Projesi Topluluğu’, İtalyanca aşk anlamına gelen ‘Amore’ adlı üç gösteriyi sahneledi.

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle Bodrum’da düzenlenen ’15’inci Uluslararası Bodrum Bale Festivali’nde, Bolşoy Balesi baş dansçılarından Svetlana Zakharova’nın kurduğu ‘Svetlana Zakharova Solo Dans Projesi Topluluğu’, ‘Amore’ adlı gösteriyi sahneledi.

Bodrum Kalesi Kuzey Hendeği’nde gerçekleşen gösteriyi, bin 500 kişi izledi. ‘Francesca da Rimini’, ‘The Rain Before It Falls’ ve ‘Strokes Through the Tail’ gösterilerinden oluşan ‘Amore’ adlı baleyi sanatseverler ilgiyle izledi.

AYAKTA ALKIŞLANDI
Francesca da Rimini (Riminili Francesca) gösterisi, Çaykovski’nin müzikleri ve Yuri Possokhov’un koreografisiyle sahnelendi. Dante’nin İlahi Komedya’sında da yer alan, babası tarafından Rimini Beyi’nin oğlu ile zorla evlendirilen Francesca’nın, daha sonra kocasının kardeşi Paolo ile birbirlerine aşık olmasını ve kocası tarafından yakalanması, öldürülmeleri gösteride anlatıldı. ‘Francesca’yı Svetlana Zakharova, ‘Paolo’yu Denis Rodkin, ‘Giovanni’yi Mikhail Lobukhin canlandırdı.

Sanatseverler, birbirinden farklı, ama aşk içeren gösterilerle keyifli bir gece yaşadı. 90 dakika süren gösteri sonunda sanatseveler, dansçıları ayakta alkışladı.

Çanakkale Belediyesi tarafından 54. kez düzenlenen Uluslararası Troia Festivali bu yıl ‘Ey Özgürlük2 sloganıyla 08 -13 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirilecek.

Çanakkale Belediyesi’nin 1963 yılından beri her yıl düzenlediği Uluslararası Çanakkale Troia Festivali, Barışın Kenti Çanakkale’nin keyifli atmosferini daha da eğlenceli hale getirecek. Misafirlerine bu kez “Ey Özgürlük” sloganıyla merhaba demeye hazırlanan festival kapsamında şehir kültür ve sanatı doyasıya yaşayacak.

Festival, her yıl kimin ödüle layık görüleceği merakla beklenen Homeros Bilim Kültür ve Sanat Ödülleri töreni ile 08 Ağustos Salı günü Troia Antik Kenti’nde başlayacak.

54. Uluslararası Çanakkale Troia Festivali etkinlikleri 08 -13 Ağustos tarihlerinde Çimenlik Kalesi, Özgürlük Parkı, Amfi Tiyatro, Halk Bahçesi, Çağlar Kaynak Basket Sahası, Çanakkale Seramik Müzesi, Prof. Dr. Türkan Saylan Sosyal Tesisleri, Çanakkale Belediyesi Kent Müzesi ve Arşivi ve Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nde gerçekleştirilecek.

Yerli yabancı pek çok sanatçının performansını sergileyeceği festivalde; Çimenlik Kalesi ve Özgürlük Parkı’nda bu yıl konserler verecek isimler arasında Yasmin Levy, Yaşar, Burhan Öçal & Trakya All Stars, Gülay, Grup Ezgi, Aydilge ve Niyazi Koyuncu yer alıyor. Festival konuklarından dünyaca ünlü Moskova Devlet Balesi grubu ise Çimenlik Kalesi’nin büyülü atmosferinde Kuğu Gölü Balesi’ni sahneleyecek. İspanyol altı kardeşten oluşan dünyaca ünlü dans grubu Los Vivancos da programda yer alıyor.

Gece – gündüz yoğun programıyla kentin nabzını tutacak festival kapsamında Halk Bahçesi, Yazar Sanatçı Evi ve Seramik Müzesi’nde söyleşi ve sergiler düzenlenirken, tiyatro oyunları da seyircileri ile Amfi Tiyatro’da buluşacak.

Büyükçekmece’de 64 ülkeden gelen 1360 sanat elçisinin katılımı ile düzenlenen “18’inci Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali” sona ererken tiyatro sanatçısı Gülriz Sururi’ye “Yaşam Boyu Onur Ödülü” Haldun Dormen’e ise “Yaşam Boyu Başarı Ödülü” verildi.

Ödülünü alan tiyatro sanatçısı Gülriz Sururi “Ne mutlu ki size sanat, kültür adına böylesine önemli bir uluslararası festivali 18 yıldır devam ettiriyorsunuz. Emeği geçenleri kutluyorum” dedi.

Sururi, gençlerin sanata olan ilgisinin artmasından son derece memnun olduğunu söyledi. “Yaşam Boyu Başarı” ödülünü alan Haldun Dormen de, Büyükçekmece’de kültür ve sanat adına yapılan çalışmalar nedeniyle teşekkür etti. Haldun Dormen ve Gülriz Sururi’ye ödüllerini, Belediye Başkanı Hasan Akgün ile Büyükçekmece Kültür ve Sanat Festival Komitesi Başkanı Gürhan Ozanoğlu verdi.

Nar Sanat Eğitim Kursu verdiği eğitimlere Ekim ayından itibaren bir yenisini daha ekliyor.

Mantıklı düşünme yeteneğini geliştiren, sabırlı olmayı, sorumluluk almayı, sorunlarla baş etmeyi, zihinsel ve fiziksel enerjiyi verimli kullanmayı öğreten satranç, bütün bunların yanı sıra yaratıcılığa, ileri düşünmeye ve beyin fırtınası yapmaya da olanak sağlıyor.

Yapılan araştırmalar satranç oynayan çocukların zekasının geliştiğini ortaya koyuyor. Eş zamanlı çoklu düşünmeye önem veren satrancın planlı, programı ve disiplinli olmayı öğrettiğini işaret eden uzmanlar, bu kazanımlar sayesinde çocuğun öz güveninin geliştiğini de hatırlatıyor.

Bütün bunların ışığı altında velilerimizden gelen yoğun istek üzerin öğrencilerimizle satrancı buluşturmaya karar verdik.

Nar Sanat Eğitim Kursu‘nda haftada 1 gün 40’ar dakikalık iki ders saati şeklinde çocuklarınızı satranç ile buluşturabilirsiniz.

Yaş grupları 4-6, 6-9 ve 9-12 olarak belirlenecek ve 6 ya da 8 öğrenci ile sınırlandırılacaktır.

Detaylı bilgi ve iletişim için TIKLAYIN…

Trakya’da ilk kez gerçekleştirilen ve 4 Ağustos Cuma günü Erikli Sahili, Keşan Belediye Plajı’nda gençler ve ailelerinin yoğun ilgisi ile başlayan “Trakya Fest” rekor katılım ile sona erdi. #birliktegüzel sloganı ile hayata geçen “Trakya Fest”e toplam 35 bin kişi katılırken, gençler ve aileleri, birbirinden güzel toplam 17 konser ile müziğe doydular.

Trakya Fest’in ilk gününde Manga, Bülent Ortaçgil, Deniz Tekin, Zakkum ve Niyazi Koyuncu sahne alırken, festivale katılan izleyiciler unutulmaz anlar yaşadılar. Günlük katılımın yanı sıra, kamp alanında konaklayarak 3 gün boyunca sahne alacak sanatçıları izleme fırsatı da sağlayan “Trakya Fest”in ilk gününe 10 bin kişi katıldı.

Trakya Fest’in ikinci gününde gençlerin beğeni ile dinlediği Manuş Baba, Adamlar, Selçuk Balcı’nın yanı sıra, daha büyük yaş gruplarına da hitap eden Leman Sam ve Duman festivale katılan tüm izleyicileri coşturdular. Trakya Fest”in ikinci gününe ise 12 bin kişi katıldı.

Trakya Fest’in son gününde ise, gündüz bölümünde Apolas Lermi, Yüz yüzeyken Konuşuruz, Son Feci Bisiklet gibi gençlerin beğeni ile dinlediği gruplar yer alırken, 18.00’den itibaren Jehan Babur, Yeni Türkü, Moğollar ve Hayko Cepkin ile Şebnem Ferah sahne alarak gençler ve daha ileri yaştaki hayranlarını coşturdular. “Trakya Fest”i üç gün boyunda toplam 35 bin kişi izlerken, 10 bin kişi de festival boyunca kamp alanında konakladı.

Nar Sanat Eğitim Kursu’nda bağlama eğitimi veren Murat Hasgün, çocuklar için kendini tanıma, tanıtma ve farkındalık becerilerinin, yaşadıkları coğrafyaya ait müzik türü ve enstrümanı öğrenmelerinden geçtiğini belirtti.

Konfüçyüs’ün müziğin birleştirici yönüne, “gök ve toprak arasındaki uyumdur” diyerek vurgu yaptığına dikkat çeken Murat Hasgün; eğitim olarak ele alındığında müziğin, bireyin yaratıcılığını arttırması ve sosyal yaşamını desteklemesi açısından önemli olduğunu söyledi.

Çocuğun kültürel anlamdaki gelişiminin de, buna bağlı olarak öncelikle kendi müziğini ve enstrümanını tanımasıyla doğru orantılı olduğu vurgulayan Murat Hasgün, yaşadığımız coğrafyanın belirleyici ve birleştirici ezgilerinin, halkın ortak değerlerle var ettiği Türk Halk Müziği olduğunu ifade etti ve bu müziğin geleneksel enstrümanının Bağlama olduğunu hatırlattı.

“TOPRAĞI BİLMEYEN BETONDA YÜRÜYEMEZ”
Murat Hasgün, “Çocuğun enstrüman olarak bağlamayı seçmesi, diğer bir çok sanat dalına bakışını şekillendirecek, ileride farklı bir enstrüman veya müzik türüyle ilgilenirken ya da ilgilenirse, daha emin ve bilinçli adımlar atmasını sağlayacaktır. Çocuklar için Bağlama eğitimi, kültürel farkındalığın yanı sıra, diğer sanat dallarına açılan bir pencere olarak da düşünülebilir. Çünkü toprağı bilmeyen, betonda yürüyemez.” diyor.

Yine Konfüçyüs’ün “Bir ülkenin doğru yönetilip yönetilmediğini, ahlak açısından yücelip yücelmediğini anlamak mı istiyorsunuz? O ülkenin müziğine bakınız.” dediğini vurgulayan Murat Hasgün, bir ülkenin kendi müziğinin ne kadar belirleyici olduğunu ve bireyin öncelikle kendi müziğini ve enstrümanını bilmesi gerektiğini savundu.

“SANATIN HER DALI ÇOCUĞU BİR ADIM İLERİ TAŞIR”
Murat Hasgün, ayrıca herhangi bir sanat dalıyla uğraşan çocukların, hiçbir sanat dalıyla ilgilenmeyen çocuklara göre gerek yaratıcılık, gerek kendini tanıma ve tanıtma, gerekse farkındalık anlamında aktif olduklarının altını çiziyor ve ekliyor; Sanatın her dalı çocuğu bir adım ileri taşır.

Ailelere düşen, çocukları için doğru enstrümanı seçerken bunları da düşünerek, bilinçli bir karar vermektir diyen Murat Hasgün sözlerine şöyle devam etti; “Müzik eğitimi alanında zengin bir coğrafyada yaşadığımızı, ülkemizde müzik eğitimi veren bir çok derneğin, kursun, topluluğun olduğu, bu zincire konservatuvarları da eklersek, kaliteli eğitimin hiç de zor olmadığını görebiliriz.”

“MÜZİK BİREYİN UFKUNU AÇAN BİR OLGU”
Genel olarak düşünüldüğünde müziğin, bağlayıcı olduğu kadar şiddetten uzaklaştıran, eğiten, sosyal hayata katkı sağlayan, bireyin topluma bakışını değiştiren ve ufkunu açan bir olgu olduğuna dikkat çeken Murat Hasgün, yerelde ise halk müziği, ait olduğu ülke halkının gerçek duygularını yansıtması açısından, özellikle çocuklar için sosyal ve kültürel değerlerin farkına varmak adına önemli ve belirleyici diye konuştu.

“HALK MÜZİĞİ GENÇLER TARAFINDAN ANLAŞILIP ANLATILMALI”
Murat Hasgün, konuya ilişkin son sözlerini şöyle kaydetti; “Halk müziği ve bu güzel paydanın ürünü olan bağlama, özellikle genç beyinler tarafından doğru anlaşılıp anlatılırsa, ülkemiz müziğinin korunup yaşatılmasının yanı sıra, genel olarak bahsetmeye çalıştığım kültürel farkındalık anlamında da önemli bir rol oynayacaktır. Yani tek başına eğitimin yanında, doğru bir şekilde, bilinçli olarak alınan eğitim de önemlidir. Dolayısıyla müzik eğitiminde de doğru kararlar vermeli ve tercihlerimizi bu bilinçle yapmalıyız diye düşünüyorum.”

Murat Hasgün sözlerini bitirirken, ailelere bu anlamda yapacakları doğru tercihler için teşekkür etti.