Contemporary Istanbul, Tabanlıoğlu Mimarlık tarafından bir ilk olarak gerçekleştirilen mimari konsept “CI Park”tan hareketle Maçka Sanatçılar Parkı’na yayılacak.

Önde gelen uluslararası sanatçıların ve sanatçılarımızın heykellerinden oluşan Beşinci Element Sergisi’nin küratörlüğünü Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman üstleniyor. Şişli Belediye Başkanı Hayri İnonü’nün destekleri ile birlikle İstanbul’da bir park alanında ilk defa gerçekleşecek olan çağdaş heykel sergisi 13 Eylül Çarşamba günü saat 12:30’da açıldı ve 19 Eylül’e kadar görülebilecek.

Empedocles’e gelene kadar antik Yunan düşünürleri dört maddeyi elbette söz konusu etmişlerdi. Tıpkı onlarda önceki büyük uygarlıkların, Babilonya ve Mısır uygarlıklarının dile getirdiği ve üstünde düşündüğü gibi. Kendisinden önceki düşünürlerin her biri dört maddeden birini öne çıkarırken Sicilyalı filozof dört maddeyi birden kavrıyor ve ilk kez onlara ‘kök’ adını veriyordu-rizomata.

Platon ilk kez onları element diye adlandırmıştı. Aristoteles ise beşinci elementi ekliyordu: ether/esir.
O günden beri ve çok daha öncesinden beri insan beşinci elemanı arıyor. Çağdaş felsefe, çağdaş popüler kültür bu elemanın ardında.

Açık havada düzenlenen bir sergi önce dört elemanı kuşatıyor: toprak, hava, ateş, su.
Beşinci eleman heykelin kendisi.

Heykel gerçekleştirilmiş olandır ve dört elemanın bireşimidir. Heykel zihinsel olandır, bizde ve heykelcide yaşayandır, ether’dir.

Ama sadece madde değildir heykel. Madde ve ötesidir: o nedenle ether’dir.

Ve heykel insandır. Maddeye bakan, maddeyi arayan, maddeyi çözümleyen insan. Fakat o insan kendisine ve tarihe, heykele ve ötesine de bakıyor.

Beşinci element toprağa, havaya, suya, ateşe ve insana, çağlar ötesinden gelen ve madde ve zaman ötesine geçen, devam eden serüvenle bir yüzleşme: bir hesaplaşma!

Ve hepsinin ötesi: madde ve düş gücü!

Sanatçılar
Erdağ Aksel
Tony Cragg
Wim Delvoye
Osman Dinç
Jan Fabre
Genco Gülan
Jannis Kounellis
Günnür Özsoy
Johan Tahon

Nar Sanat Eğitim Kursu müzik eğitmenleri Avni Özdemir ve İrem Aydoğdu, müzikte on iki ton tekniğini geliştiren Avusturyalı besteci Arnold Schoenberg’in 143’ün doğum gününde bu özel tekniği anlattı.

İşte 12 ton tekniğinin detayları:

On iki ton müziği ünlü besteci ve müzisyen Arnold Schönberg tarafından 1920’li yıllarda oluşturulan ve bir tonal sistemine bağlı kalmayan müzik formudur. Kromatik diziyle oluşturulan on iki ses, özellikle tonal, çağrışımlardan kaçınılacak ve tabi ki daha sonra besteciye istediği kullanım olanaklarını sağlayacak şekilde – kimi zaman simetrik ilişkiler içererek- bir araya gelir.

Ortaya çıkan bu temel dizi polifonik döneme ait uygulamalar olan ayna ve geriden okuma yöntemleri ile orijinal dizi, dizinin geriden okunması, dizinin aynası ve aynanın geriden okunması olmak üzere dört şekilde kullanılır. Bu dört dizinin on iki sese aktarılmasıyla toplam 48 dizi elde edilmiş olur.

Uygulanan teknik, bu dizilerin bestecinin istediği sırayla, dikey ya da yatay çizgiler oluşturacak şekilde ortadan kullanılmasıdır. Dizi içinde hiçbir ses dizi tamamlanmadan tekrar edilmez.

Bu akımın en büyük öncüleri Arnold Schönberg ve iki öğrencisi olan Alban Berg ile Anton Webern’dir.

UNESCO tarafından dünya genelinde okuryazarlık sorununa dikkat çekebilmek adına 8 Eylül Dünya genelinde okuma yazma günü olarak kutlanıyor. Okuma yazma denildiğinde ne yazık ki ülkemiz hiçte iç açıcı durumda değil. Yapılan araştırmalar geçtiğimiz yıl Türkiye’de basılan kitap sayısında artış yaşanmasına rağmen, okuma oranlarında sınıfta kaldığımızı gösteriyor.

Ülkemizde günde yaklaşık 6 saat televizyon izlenir, 3 saat internet kullanılırken kitap okumaya ortalama günde 1 dakika ayrılıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun 1995 yılı verilerine göz atıldığında halk kütüphanelerini kullanan kişi sayısı 32 milyon 816 milyon 342 iken, 2016 yılında bu sayı yüzde 28’lik bir gerileme yaşadı ve 23 milyon 266 bin 599’a düştü.

Yine 95 yılında Türkiye genelinde bin 171 kütüphane bulunurken bu sayı geçtiğimiz yıl yüzde 3’lük bir gerileme yaşadı ve bin 137’ye indi.

2013 yılında Türkiye’de 7 bin 158 gazete ve dergi bulunurken, bu yıl geçtiğimiz sene itibariyle yüzde 12 azalarak 6 bin 265’e geriledi. Toplam tirajlara bakıldığında ise 2013 yılındaki 2 milyar 461 milyon 783 bin’lik sayı 2016’da 1 milyar 705 milyon 225 bine kadar düştü.

Geçtiğimiz yıl içinde Milli Eğitim Bakanlığı ile Yayımcı Meslek Birlikleri Federasyonu’na göre toplam 666 milyon 865 bin 579 adet kitap üretilirken, bu kitaplara 404 milyon 129 bin 53 adet bandrol alındı. 2015 yılında kişi başına düşen kitap sayısı 8 iken, geçtiğimiz yıl bu sayı 8.4’e yükselse de okuma oranında sınıfta kaldığımızı belirtmek zorundayız.

Dünya genelinde yapılan kitap harcaması ortalama 1.3 dolar iken, ne yazık ki Türkiye’de bu rakam sadece 25 sent.

Türkiye’nin görme engellilere yönelik ilk resim sergisi Tablolar Konuşuyor , 12-17 Eylül 2017 tarihlerinde Uniq İstanbul’da sanatseverlerle buluşuyor.

Türkiye’nin görme engellilere yönelik ilk resim sergisi “Tablolar Konuşuyor”, Haluk Bilginer, Mustafa Sandal, Arda Türkmen, Şeref Oğuz, Jülide Ateş ve Nazlı Çelik gibi ünlü isimlerin seslendirdiği dünyaca ünlü 20 tabloyla sanatseverlerle buluşacak.

Türk Telekom’un “Tablolar konuşur, engeller yok olur” sloganıyla hayata geçirdiği Tablolar Konuşuyor sergisi; 12 Eylül 2017 tarihinde Uniq İstanbul’da kapılarını açıyor. Diego Rivera’nın Çiçek Taşıyıcısı tablosundan Hoca Ali Rıza’nın İftar Sofrası’na, Picasso’nun Yaşlı Gitarist’inden Ahmet Hamdi Bey’in Kaplumbağa Terbiyecisi’ne kadar toplam 20 unutulmaz eser, görme engelli sanatseverler için sesli betimlemeli olarak sergilenecek.

Ünlü isimler tarafından da seslendirilen eserler, 17 Eylül’e kadar Uniq İstanbul’da ziyaret edilebilecek.

Kadıköy Belediyesi’nin düzenlediği Kadıköy Plak Günleri 9 Eylül Cumartesi günü başlıyor. 9– 10 Eylül 2017 tarihlerinde Moda’da gerçekleşecek Plak Günleri’nde, plaklar, söyleşiler, konserler olacak.

Kadıköy Belediyesi tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Kadıköy Plak Günleri 9 Eylül Cumartesi günü başlıyor.

Başta Kadıköy olmak üzere İstanbul’un önemli plakçılarını ve plakseverleri bir araya getirmeyi amaçlayan Kadıköy Plak Günleri 9-10 Eylül 2017 tarihlerinde Kadıköy Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bahçesinde gerçekleştirilecek. İstanbul’un önemli plakçılarının stand açacağı etkinlikte süpriz imza günleri olacak.

Geçtiğimiz yıl ilki gerçekleşen ve büyük ilgi toplayan Plak Günleri’nde bu yıl da söyleşi ve konserler olacak. Etkinlikte Murat Meriç “Plaklarla Memleket Tarihi” başlıklı söyleşi ile 9 Eylül Cumartesi günü müzikseverlerle buluşacak. Cumartesi akşamı Gaye Su Akyol da bir konser verecek.

10 Eylül Pazar günü ise Mustafa Özkent, Zafer Dilek “Usta İşi Plaklar” , Mehmet Tez , Evrim Hikmet Öğüt , Yeliz “Nerelerdeydin Analog!” söyleşileri olacak. Pazar akşamı konseri ise usta sanatçı Bülent Ortaçgil’in vereceği konserle sona erecek.

Radyo Eksen’in katkı verdiği 2. Plak Günleri’nde iki gün boyunca Mete Avunduk, Hakan Tamer ve Ertan Kurt DJ performansları ile farklı tınıları dinleyicilerle buluşturacak.

Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu “9 Eylül’de herkesi müzikten konuşmaya ve müzik dinlemeye çağırıyoruz” dedi.

PROGRAM

09 Eylül Cumartesi 2017
13.00 Açılış
14.00 DJ Set 16.00 Muhabbet / Murat Meriç “Plaklarla Memleket Tarihi”
18.00 DJ Set / Mete Avunduk
20.00 Konser
Gaye Su Akyol

10 Eylül pazar 2017
13.00 Açılış
14.00 DJ Set / Hakan Tamar -Ertan Kurt
16.00 Muhabbet / Mustafa Özkent, Zafer Dilek “Usta İşi Plaklar”
18.00 Muhabbet / Nerelerdeydin Analog!
Mehmet Tez
Evrim Hikmet Öğüt
Yeliz
20.00 Konser
Bülent Ortaçgil

Okul öncesinde sanatın ışığını bilimle birleştirerek kendiliğiyle ve çevresiyle barışık, araştırmacı, öğrenmekten keyif alan, üreten, seven, sevgiyi paylaşan, ileri görüşlü bireyler yetiştirmeyi hedefleyen NAR SANAT ANAOKULU eğitime başladı.

Okul öncesi dönem insanın gelişim sürecinde en büyük etkileyici aşamadır. Bu önemli aşamayı bizimle geçirmenin farkını yaşayacak öğrencilerimizi heyecanla bekliyoruz.

Onları hep birlikte sahnede piyano çalarken, modern dans ve bale gösterileri sergilerken alkışlamak, gelişimlerini izlemek bizi onurlandıracaktır.

Kendilerini tanıyan mutlu bireyler olarak hayata başlayacaklar. Bu mutluluğu paylaşmak için sizleri bekliyoruz.

Bakırköy’de 2009 yılında açılan Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği, Milli Eğitim Bakanlığı Onaylı Sertifika vermeye yetkili Bakırköy’ün ilk sanat derneği kursu olma özelliğini taşıyan” Özel Nar Sanat Eğitim Kursunu”nun yeni teşebbüsü olan Nar Sanat Anaokulu sizleri kucaklamayı bekliyor.

Nar Sanat Anaokulu‘nun Bakırköy, Ataköy, Florya, Yeşilköy, Yeşilyurt, Bahçelievler, Zeytinburnu, Güngören, Bağcılar ve Yenibosna‘ya servislerimiz mevcuttur.

Bilgi için:

[email protected]

Telefon: 0549 570 8068

İnternet Sitesi: narsanatanaokulu.com

13 yaşındaki Kaan Turan, İtalya’nın Milano kentinde 17 ülkeden 45 yarışmacının katıldığı Lovere Uluslararası Tadini Piyano yarışmasında, 13 yaş kategorisinde birinci oldu.

Müziğe 6 yaşında başlayan, şu anda 8’inci Sınıf öğrencisi Kaan Turan, 3 yıldır çalışmalarını özel bir üniversitede sürdürüyor. Küçük yaşta yurtdışında birçok yarışma, festival ve sanat organizasyonlarına katılan, verdiği konserler ve aldığı derecelerle uluslararası çapta başarılan kazanan İzmirli piyanist Kaan Turan, ödüllerine her geçen sene bir yenisini ekliyor.

Geçen ay, İtalya’nın Milano kentinde düzenlenen 17 ülkeden toplam 45 yarışmacının katıldığı Lovere Uluslararası Tadini Piyano Yarışmasında Fazıl Say’ın Kara Toprak, Chopin’in Küçük İhtilal Etüdü ve Mozart’ın La Minör Piyano Sonatı’nı seslendiren Kaan Turan, 13 yaş kategorisinde İzmir’e birincilikle dönerek gurur yaşattı. Turan, yine 2014 yılında Mozart Akademi 2’nci Ulusal Piyano Yarışması’nda ve 2015 yılında Romanya’nın başkenti Bükreş’te düzenlenen 19. Uluslararası Piyano Yarışmasında birincilikler kazandı.

DÜNYA ÇAPINDA KONSERLER VERDİ
Elde ettiği derecelerle adını duyuran Kaan Turan, yurtdışında birçok organizasyondan davet aldı ve 2016 yılında Polanya Krakow’da Krakow Konservatuarının düzenlediği Chopin Festivaline katıldı. Yine 2016’da yıl boyunca Yaşar Üniversitesi Gençlik Orkestrası ile birlikte konserlerde solist olarak seyirci karşısına çıkan Kaan Turan, 2017 yılı Nisan ayında da Rotary Vakfının Adnan Saygun Sanat Merkezinde düzenlediği Rotary Senfoni Orkestrası ile solist olarak sahneye çıkarak “Çocuk felcine son” temalı sosyal sorumluluk projesinde yer aldı. Geçen Haziran ayında, 100 yılı aşkın süredir İngiltere’de ve yurt dışında çeşitli seviyeler için müzik, tiyatro ve iletişim dallarında sınavlar düzenleyen Londan College of Music’in 8. kurdan girdiği sınavında en yüksek puan aralığıyla tüm dünyada geçerli olan müzik lisesi mezunu diplomasını alan Kaan Turan, 13 yaşında 2018 ön lisans sınavlarına girmeye de hak kazandı. Son 6 yılda ulusal ve uluslararası festivallerde ustalık sınıflarına da katılan Turan, dünya çapında tanınan piyanist ve eğitimcilerle de çalışma fırsatı buldu.

30 Ağustos 1922’de Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün başkomutanlığında Dumlupınar’da zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz’un yıl dönümünde hem ulu önderimizi hem de şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyoruz.

Bu yıl 95. yılını kutladığımız 30 Ağustos Zafer Bayramımızın tarihi geçmişini sizlerle bir kez daha paylaşmak istedik.

İşte ulusumuz ve yurdumuz için kazanılmış en büyük zaferlerden biri olan Büyük Taarruz’un tarihi geçmişi:

Atatürk’ün başkomutanlığında yapıldığı için Başkomutanlık Meydan Muharebesi adıyla da bilinen Büyük Taarruz’un başarıyla sonuçlanmasından sonra Yunan orduları İzmir’e kadar takip edilmiş; 9 Eylül 1922’de İzmir’in kurtarılmasıyla Türk toprakları Yunan işgalinden kurtulmuştur. İşgal birliklerinin ülke sınırlarını terk etmesi daha sonra gerçekleşse de, 30 Ağustos sembolik olarak ülke topraklarının geri alındığı günü temsil eder. İlk kez 1924 yılında Afyon’da Başkumandan Zaferi adıyla kutlanan 30 Ağustos günü, Türkiye’de 1926’dan itibaren Zafer Bayramı olarak kutlanmaktadır.

Arka plan

Büyük Taarruz, Kurtuluş Savaşı sırasında Türk ordusunun işgalci güçlere son ve kesin darbeyi vurmasını sağlamak ve Anadolu’dan atmak için düşünülüp planlanan gizli bir harekât idi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 20 Temmuz 1922’deki oturumunda kendisine dördüncü kez olmak üzere Başkomutanlık yetkisi verilen Mustafa Kemal Paşa taarruz kararını haziran ayında almış ve hazırlıkları gizli olarak yürütmüştü. Büyük Taarruz Ağustos’un 26’sını 27’sine bağlayan gece Afyon’da başlamış, Aslıhan civarında kuşatılan düşman birliklerinin Mustafa Kemal Paşa’nın bizzat idare ettiği Dumlupınar Meydan Muharebesi’nde imha edilmesi ile Türk ordusunun zaferiyle sonuçlanmıştı.

Bayramın geçmişi

30 Ağustos günü, ilk kez 1924’te Dumlupınar’da Çal Köyü yakınlarında Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’in katıldığı bir törenle Başkumandan Zaferi adıyla kutlanmıştır. Zaferi kutlamak için iki yıl beklemenin en önemli nedeni 1923 yılının yeni Türkiye açısından hem ulusal hem de uluslararası alanda yoğunluğun had safhada olmasıydı.

Çal Köyü’nde gerçekleşen ilk törende Mustafa Kemal, milli ruhun canlı tutulmasının önemini vurgulamış ve Meçhul Asker Abidesi’nin temelini eşi Latife Hanım ile beraber atmıştır.

Başkumandan Zaferi 1926’dan itibaren Zafer Bayramı olarak kutlanmaktadır. 1 Nisan 1926’da kabul edilen Zafer Bayramı Kanunu’nda 30 Ağustos Başkumandan Muharebesi gününün Cumhuriyet ordu ve donanmasının Zafer Bayramı olduğu, her yıl dönümünde bu bayram gününün kara, deniz ve hava kuvvetleri tarafından kutlanacağı belirtilir. Aynı yıl, dönemin Savunma Bakanı Recep Peker’in yayınladığı bir genelge ile bayram törenlerinde neler yapılacağı detaylı bir şekilde belirtilmiştir. Ancak 1930’ların ortalarına kadar ilk tören gibi üst düzeyde gerçekleşen Büyük Zafer kutlaması veya anma töreni yapılmamıştır. Hava Kuvvetlerinin ülke savunmasında önemli bir yeri olması nedeniyle, Tayyare Cemiyeti de 30 Ağustos tarihini “Tayyare Bayramı” olarak adlandırmıştır.

Zafer Bayramı için özellikle 1960’lardan itibaren daha kapsamlı ve katılımlı bir şekilde kutlamalar yapılmaya başlanmıştır. 30 Ağustos, Türkiye’de askeri okulların mezuniyet törenlerini yaptıkları gün olmuştur; ayrıca tüm subay ve astsubay rütbe değişiklikleri bu tarihte geçerli olmaktadır. Zafer Bayramı uzun yıllar Genelkurmaybaşkanı’nın tebrikleri kabul ettiği bir bayram olarak kutlanmış; bu durum Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Başkomutan sıfatıyla kutlamalara ev sahipliği yaptığı 2011 yılından itibaren değişmiştir.

Kutlamalar

30 Ağustos günü, Türkiye’de resmî tatildir. Zafer Bayramı’nda başkent Ankara’da ve Ankara dışında gerçekleştirilen kutlama ve törenler, “Ulusal ve Resmi Bayramlar ile Mahalli Kurtuluş Günleri, Atatürk Günleri ve Tarihi Günlerde Yapılacak Tören ve Kutlamalar Yönetmeliği” ile düzenlenmiştir. 2012 yılında yenilenen bu yönetmeliğe göre:

Zafer Bayramı törenleri, Dışişleri Bakanlığı Protokol Genel Müdürlüğünce, Genelkurmay Başkanlığıyla koordine edilerek yürütülür.
Törenler 30 Ağustos günü saat 07.00’de başlar ve saat 24.00’te son bulur. Saat 12.00’de başkentte yirmibir pâre top atışı yapılır.
Cumhurbaşkanı Anıtkabir’i ziyaret ederek çelenk koyar; cumhurbaşkanlığında tebrikleri kabul edilir, törene katılanların ve halkın bayramı kutlanır. Zafer Bayramı resepsiyonu Cumhurbaşkanı tarafından verilir.
Başkent dışında Atatürk anıt veya büstüne mülki idare amiri, garnizon komutanı ve belediye başkanı tarafından çelenk konulur. Mülki idare amiri makamında garnizon komutanı ve belediye başkanı ile birlikte tebrikleri kabul eder. Törene katılanların ve halkın bayramı kutlanır, İstiklal Marşı ile birlikte bayrak göndere çekilir. Tören geçişi mülki idare amiri, garnizon komutanı ve belediye başkanı tarafından şeref tribününden selamlanır. Zafer Bayramı resepsiyonu vali tarafından verilir.

Beylikdüzü’nde bu yıl, 30 Ağustos Zafer Bayramı Kortej Yürüyüşü ve Şebnem Ferah konseri ile başlayacak olan dördüncü Barış ve Sevgi Buluşmaları çerçevesinde ilk kez Sahaf Festivali de düzenlenecek.

İçeriğinde Çardak Altı Sohbetleri ve Adalet Söyleşileri’nin de var olduğu buluşmalar, İzmir’in Kurtuluşu’nun 95’inci yıldönümünde Sıla konseri ile final yapacak.

Cumhuriyet Caddesi Etkinlik Alanı’nda yapılacak buluşmalar 30 Ağustos- 9 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek. Geçen yıldan farklı olarak birçok yeni etkinliğin hayata geçeceği organizasyonda ilk kez Sahaf Festivali düzenlenecek. Beşir Ayvazoğlu, Zeynep Soref, Avedis Aydınyan, Lütfi Seymen, İskender Dereli, Saadet Özen, Mehmet Berk Yaltırık, Cengiz Özdemir, Ozan Sağsöz, Ümit Nar ve Murat Menteş gibi isimlerin konuk olacağı Sahaf Festivali’nde ciltçilik tarihinden sahaf kültürüne, Evliya Çelebi ve İstanbul’dan Türk Edebiyatı’na kadar birçok konu derinlemesine ele alınacak. Sahaf Festivali 3, 4, 5, 7, 8, 9 Eylül tarihlerinde Saat 17.00 – 18.30 arası yapılacak. 2 ve 9 Eylül tarihlerinde ise yetişkin ve çocuklar için Mezat etkinliği düzenlenecek.

ÇARDAK ALTI SÖYLEŞİLERİ’NİN TEMASI ADALET
Sevgi ve Barış Buluşmaları’nda ilk kez geçen yıl başlayan, Cumhuriyet ve demokrasi kavramlarının konuşulduğu Çardak Altı Sohbetleri’nin bu yıl ki ana teması ‘adalet’ oldu. Söyleşiler; 2 – 9 Eylül tarihlerinde Pelin Batu moderatörlüğünde saat 19.00’da başlayacak. Ataol Behramoğlu, Mahir Günşiray, Haluk Çetin, Vedat Özdemiroğlu, Nevşin Mengü, Mehmet Çağçağ, Yücel Sayman, Altan Öymen, Örsan Öymen, Ömür Gedik, Aşkım Kapışmak, Özge Doğan, Bahar Eriş, Şebnem İşigüzel, İlber Ortaylı, Sinan Meydan, Deniz Yüce Başarır, Deniz Türkali, Ayşenur Arslan, Ahmet Ümit, Ertuğrul Günay ve Haldun Hürel’in konuk olacağı adalet söyleşilerinde Atatürk, demokrasi, adalet, İstanbul, aile ve ilişkiler gibi başlıklar enine boyuna tartışılacak.

FESTİVALİN FİNALİNİ SILA YAPACAK

Etkinliğin konser programlarında ise sevilen sanatçılar Beylikdüzü halkı ile buluşacak. Konserler, Şebnem Ferah’ın 30 Ağustos Zafer Bayramı konseri ile başlayacak. 30 Ağustos- 9 Eylül arası gerçekleşecek etkinlik boyunca Buray, Özlem Özdil, Gece Yolcuları, Ece Seçkin, Ozan Doğulu, Selim Bölükbaşı ve Edip Akbayram sahne alacak. Festivalin finalini ise İzmir’in Kurtuluşu’nun 95’inci yıldönümü olan 9 Eylül Cumartesi günü Sıla yapacak. olan Festival boyunca ayrıca Saat 18.00 – 19.30 arası street ball, street voley, mini futbol ve tavla turnuvaları gerçekleşecek, öte yandan Ömer Hayyam Kitapları, 1901-1938 Nazım Hikmet Kitap Kapakları, Okumanın Fevkaladeleşmesi, Küçük Prens Sergileri, 2-9 Eylül arası etkinlik alanında meraklılarının beğenisine sunulacak.

İstanbul’daki bazı müzeler, Kurban Bayramı tatilinde şehir dışına çıkmayan ziyaretçilerini ağırlayacak.İstanbul’un en çok ziyaret edilen müzelerinden biri olan Topkapı Sarayı Müzesi, 30-31 Ağustos ile 2, 3 ve 4 Eylül’de 9.00-18.45 saatleri arasında ziyarete açık olacak. Müze, Kurban Bayramı’nın birinci günü olan 1 Eylül’de ise 13.00’ten itibaren ziyaretçileri kabul edecek.

Milli Saraylara bağlı Dolmabahçe Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Küçüksu Kasrı, Beykoz Kasrı, Ihlamur Kasrı, Maslak Kasrı, Yıldız Şale Köşkü, Aynalıkavak Kasrı, Florya Atatürk Köşkü, 31 Ağustos arife günü ile Kurban Bayramı’nın ilk günü olan 1 Eylül’de ziyarete kapalı olacak.

Bu mekanlar, 30 Ağustos ile 2, 3 ve 4 Eylül’de 09.00-17.00 saatlerinde misafirlerini ağırlayacak. Sezon içinde pazartesi ve perşembe günü ziyarete kapalı olan müzeler, bayram dolayısıyla pazartesi günü kapılarını açık tutacak.

Yerebatan Sarnıcı, Miniatürk, Panorama 1453 Tarih Müzesi ziyaretçilerini bekliyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ. tarafından işletilen Yerebatan Sarnıcı, Miniatürk, Panorama 1453 Tarih Müzesi ve Türk Dünyası Kültür Mahallesi de bayramda ziyaretçilerini bekleyecek.

Büyük Saray’ın su ihtiyacını karşılamak üzere Bizans İmparatoru 1. Jüstinyen tarafından 542 yılında yaptırılan Yerebatan Sarnıcı, bayramın birinci günü 13.00-18.30 saatlerinde, diğer günler ise 9.00-18.30 saatlerinde ziyaret edilebilecek.

Türkiye ve dünyadan seçilmiş 132 mimari eserin 1/25 oranında küçültülerek yapılmış maketlerinin yer aldığı Miniatürk, bayram boyunca 09.00-19.00 saatlerinde görülebilecek.

Dünyadaki 30 kadar panoramik müze içerisinde “tam panoramik” özelliği taşıyan “tek” müze olan Panorama 1453 Tarih Müzesi ile Topkapı Kültür Parkı’ndaki Türk Dünyası Kültür Mahallesi, bayramın birinci günü 12.00-18.00 saatlerinde, diğer günler 10.00-18.00 saatlerinde açık olacak.

Özel müzeler
Farklı coğrafyalardan 109 sanatçı ve 193 çalışmanın sanatseverlerle buluşturulduğu “Sanatçı ve Zamanı” adlı koleksiyon sergisine ev sahipliği yapan İstanbul Modern, Kurban Bayramı’nın ilk günü kapalı olacak. Müze, 31 Ağustos’ta 10.00- 20.00 saatlerinde, diğer günler ise 10.00-18.00 saatlerinde gezilebilecek.

Sanayi, iletişim ve ulaşım tarihindeki gelişmeleri yansıtan Türkiye’nin “ilk ve tek” sanayi müzesi Rahmi M. Koç Müzesi, 14 binin üzerindeki objeden oluşan koleksiyonu, çocuklara yönelik eğitim ve atölyeleriyle bayram tatilinde ziyaretçilerini ağırlayacak.

Yaklaşık 27 bin metrekarelik alan üzerine kurulu olan ve 3 bölümden oluşan müze, 30 Ağustos ile 2-4 Eylül tarihlerinde 10.00-19.00 saatlerinde ziyaret edilebilecek. Müze, 31 Ağustos ile 1 Eylül’de kapalı kalacak.

Dünya çapında ünlü isimlerin balmumu heykellerinin görülebildiği ünlü balmumu heykel müzesi Madame Tussauds, 30- 31 Ağustos ile 1-4 Eylül tarihlerinde 10.00-21.00 saatlerinde ziyaretçilerini ağırlayacak.

Hemen hemen her gün yanından çekmemize rağmen farkına varmadığımız objelere yaptığı gölgelendirme çalışmasıyla dikkatleri çekmeyi başaran Damon Belanger, hayal gücümüzün sınırlarını zorluyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Kaliforniya eyaletinde Damon Belanger, 20 objeye yaptığı gölgelendirme çalışmasıyla sanat dünyasının gündemine oturmayı başardı.

Posta kutusuna korkunç bir canavarın, bisiklet parkına çiçeklerin gölgesini çizen Belanger yaptığı çalışmalarla ilgili olarak “Bu gölgeler sıradan, dünyevi objelere yaşayan bir ruh veriyor ve böylece insanlar gündelik hayatlarında biraz olsun eğlenebiliyor.” yorumunda bulunuyor.

Bilim insanları tarafından gerçekleştirilen çalışmalar güçlü yetişkinliğin mutlu çocukluktan geçtiğini ortaya koyuyor. Eğer çocuklarınızın mutlu bir çocukluk ve güçlü bir yetişkinlik yaşamasını istiyorsanız ebeveyn olarak size büyük görev düştüğünü dile getiren Özel Nar Sanat Eğitim Kursu Yaratıcı Drama Eğitmeni Mehtap Dörtköşe, 4 yaştan itibaren çocukların kişiliklerinin oluştuğunu ve bu nedenle de yaratıcı drama derslerinin büyük önem taşıdığını kaydediyor.

ÇOCUKLAR YARATICI DRAMAYLA FARKLI ÇÖZÜM YÖNTEMLERİ ÖĞRENİYOR

Yaratıcı Drama derslerinde çocukların hem kendilerini hem de çevresindeki insanları tanıdığını, çocukların empati kurarak rollere büründüklerini gerçek hayatta yapamadıkları veya özendikleri durumların içinde kendilerini bulduklarını da hatırlatan Dörtköşe, gündelik hayatlarında karşılaştıkları problemleri farklı şekillerde çözmeyi bu sayede öğrendiklerini vurguluyor.

ÇOCUĞUN GRUP İLİŞKİLERİNİ ÖĞRENMESİ İÇİN GEREKLİ
Sosyalleşmekte sıkıntı yaşayan çocukların Yaratıcı Drama dersleriyle bu sıkıntılarından kurtulacağını da belirten Dörtköşe, derslerle birlikte grup ile uyum, eş zamanlılık, akıcı konuşma ve sanatsal becerilerinde geliştiği üzerinde duruyor.

Mehtap Dörtköşe Yaratıcı Drama derslerinin canlandırmaya, doğaçlamalara, rol almalara dayanan, oyunsu süreçlerden oluşan, kurgu ve kurgudan hareketle sorgulamayı hedefleyen bir yöntem izlediğini ifade ederken, tiyatro ve güzel sanatların yaratıcılığından da ilham alındığını savunuyor.

Yaratıcı Drama dersleri sayesinde çocukların grup içinde kendilerini ifade etme becerisinin geliştiğini ve beden dilini kullanmayı öğrendiğini kaydeden Dörtköşe, Yaratıcı Drama’nın çocuklarla oyun oynamak, tiyatro veya dramatizasyon olarak tanımlanmasının hatalı olacağının altını çiziyor.

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu Yaratıcı Drama Eğitmeni mehtap Dörtköşe, dersin bir grupla veya grup üyelerinin yaşam deneyimlerinden yola çıkarak, doğaçlama, rol alma gibi tekniklerden yararlanılarak oluşturulan bir canlandırma olduğunu kaydediyor.

Derslerin konusunun bir olgu, olay, durum, gazete haberi, karikatür veya edebi bir metnin olabileceğini hatırlatan Dörtköşe, dersin hedefleri içinde dil becerilerini, hayal gücünü, estetik bakışı, sanat anlayışını geliştirme ve empati olarak tanımlıyor.

EBEVEYNLER MUTLAKA ÇOCUKLARI İÇİN YARATICI DRAMAYI DÜŞÜNMELİ

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu’nda Yaratıcı Drama derslerinin haftada bir gün 2 ders saati şeklinde uygulandığını belirten Yaratıcı Drama Eğitmeni Mehtap Dörtköşe, çocuklarının mutlu bir geleceğe adım atmasını isteyen ebeveynlerin mutlaka bu grup etkinliğini hayatlarına sokması gerektiğini paylaşıyor.

YARATICI DRAMA İLE TİYATRONUN ARASINDAKİ FARK GÖZ ARDI EDİLİYOR

Ayrıca Mehtap Dörtköşe “ Günümüzde kolejlerde, devlet okullarında ve bazı kurslarda drama eğitimi adı altında çocuklarımıza tiyatro eğitimi veriliyor. Çocuklara elbette tiyatro eğitimi verilmesi faydalı olabilir fakat ne yazık ki doğru tanımlama yapılmayınca hedefe de ulaşmak mümkün olmamaktadır” yorumunda bulunurken son yıllarda dramanın çocuk gelişimi açısından önemli olduğunun daha iyi anlaşıldığını ancak kavram kargaşası nedeniyle içinden çıkılmaz bir durum aldığını hatırlatıyor.

Pedagojik bilgi ve yeterliliği olmayan kişilerin drama eğitimi vermesinin kabul edilebilir olmadığının altını çizen Dörtköşe,
ebeveynlerin “Çocuğum iyi yetişsin, toplumla uyumlu olsun, arkadaşları ile uyum içersinde olsun, iç çelişki ve çatışmalara maruz kalmasın v.b.” düşüncelerle çocuklarını yolladıkları kurumlara ve aldırdıkları eğitimlere muhakkak dikkat etmeleri gerektiğini savunuyor.

Ebevenylerin ilk olarak drama ile tiyatronun farklı kavramlar olduğunu algılaması gerektiğini dile getiren Dörtköşe, “Aslında gayet basit; çocuklar açısından Dramanın kazanımları ile Tiyatronun kazanımlarını karşılaştırmak ikisi arsındaki farkı anlamakta en büyük yardımcıdır. Bu farklılıkları anladıktan sonra Drama eğitimi mi, Tiyatro eğitimi mi hangisi daha faydalı olacaksa o alanda eğitim aldırmalarında fayda vardır.” uyarısında bulundu.

Mehtap Dörtköşe, Yaratıcı Drama (Sosyodrama, Psikodrama, Eğitici drama) gibi çeşitlilikler göstermekle birlikte genel anlamda Nar Sanat Eğitim Kursu’nda yaratıcı drama ismi altında bir çatıda verildiğini vurguladı.

Oysa yıllardır velilerin çoğuna drama ve tiyatro arasındaki farkı anlatmakta güçlük çektiklerinin altını çizen Mehtap Dörtköşe, “Hal böyle olunca drama dersleri verdiğini savunun pek çok kurs kolej ve devlet okulları çocuklarımızın gelişimini olumsuz yönde etkileniyor” yorumunda bulundu.