İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından 3-9 Kasım tarihleri arasında düzenlenen 7. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali 2 Kasım akşamı Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda yapılan açılışla başlamış oldu.

Pınar Altuğ ve Yekta Kopan’ın sunduğu gecede konuşan Festival Başkanı Prof Dr. Adem Sözüer festivalin her geçen gün dinamikleşen yapısına ve toplumların adalet ve barış isteğine dikkat çekti. Mültecilerin dünyadaki konumlarına da değinen Sözüer; akademik ve film kısmının her sene özenli bir şekilde hazırlanıp seyircilerin ve katılımcıların dikkatine sunulduğundan da bahsetti.

Festivalde yer alan, yarışan filmlerin ve jürilerinin tanıtımından sonra gece onur ödülü alan sanatçıların takdimiyle devam etti. Akademik dalda adalet üzerine çalışmaları ve bu alana olan bilimsel katkısı nedeniyle, akademik onur ödülü, bu yıl Profesör Doktor Claus Roxin’e verilirken, sinema onur ödülü ise adalet üzerine çektiği filmlerle, Türk sinemasının unutulmaz ismi Erden Kıral’a sunuldu. Erden Kıral ödülünü Menderes Samancılar’ın elinden aldı.

Gece Sam Garbaski imzalı Elveda Almanya – Bye Bye Germany adlı filmin gösterimiyle sona ererken, gösterim öncesinde filmde rol alan Türk oyuncu Tim Seyfi de kısa bir konuşma yaptı.

Festival hem film gösterimlerinden, hem de akademik toplantılardan oluşuyor. Adalet ve “terör ve darbelere karşı hukuk devletinin korunması” konusunda yapılacak olan 20 oturumun yanında, 26 ülkeden 30’u uzun metraj olmak üzere 40 filmin gösterimi yapılacak. Ayrıca bu sene ilk defa, CapTalks adındaki panellerle, sinema dünyası hakkında tartışmalar da gerçekleştirilecek. Festival salonları Atlas ve Nişantaşı City’s sinemaları…

Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışma filmleri
Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması’nda toplam on film yarışıyor. En iyi film10.000 Euro ödül alacak. Seyircilerin yarışma filmleri arasından seçtiği filme ise Habertürk seyirci ödülü verilecek. Uzun metraj jürisinde Feride Çiçekoğlu (Başkan), Demet Evgar, Selman Dursun, Tarık Tufan ve Barry Ward yer alıyor.

Altın Terazi için yarışacak uzun metrajlı filmler şöyle;

-Ayaz- Yönetmen: Dersu Yavuz Altun / Türkiye

-Insyriated / Hayatın İçinde –Yönetmen: Philippe Van Leeuw / Belçika-Fransa

-TheIntruder / Davetsiz Konuk –Yönetmen: Leonardo DiCostanzo / İtalya 2017

-BeautyandThe Dogs/Güzel ve İtler– Yönetmen: KhaledWalidBarsaouİ, Kaouther Ben Hania /Tunus/Fransa/İsveç, 2016

-Directions / Yol Ayrımı – Yönetmen: StephenKomandarev /Bulgaristan/Almanya/Makedonya, 2017

-Geçmişteki Sır – Yönetmen: Raşit Görgülü / Türkiye, 2017

-Hemşire – Yönetmen: Dilek Çolak / Türkiye, 2016

-Hostages / Rehineler – Yönetmen: RezoGigineishvili / Gürcistan/Rusya/Polonya, 2017

-Men Don’tCry / Erkekler Ağlamaz – Yönetmen: AlenDrljevic / Bosna-Hersek/Slovenya/Almanya, 2017

-Mor Ufuklar – Yönetmen: Olgun Özdemir / Almanya/Türkiye, 2016

Altın Terazi Kısa Film Yarışma Filmleri
Altın Terazi Kısa Film Yarışması’nda ön elemeyi geçen on film yarışmaya hak kazandı. Yarışmanın ödülü 2.500 Euro olarak belirlendi. Kısa metrajın ana jürisinde İlksen Başarır (Başkan), Funda Eryiğit ve Faysal Soysal yer alırken, ön jürisi Korhan Bozkurt, Yosi Mizrahi ve Deniz Uğur’dan oluşuyor. Altın Terazi için yarışacak kısa metrajlı filmler ise şöyle;

Cumartesi Düşü–Yönetmen: Alper Kızılboğa / Türkiye 2017

GodDistortion, Yanlış İnanç – Yönetmen: KarrarMousa / Irak, 2017

Güney Kutbu – Yönetmen: Emin Akpınar / Türkiye, 2016

İki Parça – Yönetmen: Murat Uğurlu / Türkiye, 2016

Mirov – İnsan – Yönetmen: Hasan İnce / Türkiye, 2017

İntrospection / İçe Dönüş – Yönetmen: JackWaddell /Avusturalya, 2016

Mutlu Kedi – Yönetmen: Umut HevalÇerkes / Türkiye, 2017

TheOrangeStory / Portakal – Yönetmen: Erika Street / ABD, 2016

#RefugeesWelcome / Mülteciler – Yönetmen: RamiroCantu /Meksika/ABD, 2017

Yeryüzündesin, Bunun Tedavisi Yok – Yönetmen: Umut Beşkırma / Türkiye, 2016


Denizleri ayırırken kıtaları buluşturan İstanbul Boğazı’nın öyküsü, Sarıyer Belediyesi tarafından hayata geçirilecek “Boğaz’ın Müzesi”nde anlatılacak.

Sarıyer Belediyesi İstanbul Boğazı’nı her yönüyle tanıtacak bir müze kurmak üzere çalışmalara başladı. Gazete Habertürk’te yer alan habere göre, kuruluş çalışmaları süren müze ile sadece Türkiye’de değil, insanlık tarihinde belirleyici bir rol oynayan bu coğrafi oluşumun farklı disiplinlerin dilinden tanıtılması hedefleniyor.

Sarıyer Belediyesi’nin yeni hizmet binasının üçüncü blokunda hayata geçirilecek müzede, konukları ilk olarak sinevizyon salonu karşılayacak.

Antik çağlarda Poseidon ile Zeus tarafından korunduğuna inanılan İstanbul Boğazı, binlerce yıla dayanan oluşumundan bugüne kutsal kitaplar ve efsanelere konu oldu, insanlık tarihinin en önemli olaylarına tanıklık etti. İstanbul Boğazı’nın 7 bin 500 yıl önce ortaya çıkan zikzaklı topoğrafyası, farklı medeniyetlere de ev sahipliği yaptı.

Boğaz suları ve vapur simülatörleri

Ziyaretçiler burada son buzul çağının ardından deniz seviyesinin yükselmesiyle Ege Denizi’nin sularının Karadeniz’e doğru akmaya başlamasının öyküsünü, efsaneler eşliğinde uzmanlarından dinleyecek. Yaklaşık bir buçuk yıl içinde hayata geçmesi planlanan müzede, tıpkı Boğaz’da olduğu gibi farklı yoğunluktaki iki sıvının birbirine karışmadan nasıl ters yönlerde hareket ettiği, kurulacak simülatörle ziyaretçilere anlatılacak.

İstanbul’un simgesi vapurlar için kurulacak bir başka simülatörde ise ziyaretçiler kendilerini Boğaz’da yolculuk yapan bir kaptan gibi hissedebilecek. İstanbul Boğazı’nın bitkilerinin, herbaryum tekniğiyle ziyaretçilere tanıtılacağı müzede, kentin vazgeçilmezi kuşlar için de bir bölüm ayrılacak.

Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, “Burası dünyanın en önemli müzelerinden birisi olacak. Sadece denizi ve deniz canlılarını anlatan bir müze olmayacak, tarihe ışık tutacak ” dedi.

İstanbul’da kedi olmanın nasıl bir şey olduğunu anlatan yönetmenliğini Ceyda Torun’un üstlendiği ‘Kedi’ belgeseli sokak hayvanlarına yardım için yeniden vizyonda.

İstanbul’daki kedilerin sıra dışı dünyasını ele alan ‘Kedi’ belgeseli 8 Kasım Çarşamba günü Beşiktaş Sahne’de bu defa sokak hayvanları yararına gösterilecek.

Bol ödüllü ve bol patili filmi yanlarında kedi maması getiren seyirciler ücretsiz izleyebilecek. Toplanan mamalar ise zorlu kış mevsimi yaklaşırken ihtiyacı olan barınaklara bağışlanacak.

2014 Nisan ve Mayıs’ında haftada altı gün, günde 16 saatlik oldukça yoğun bir çalışma temposuyla çekilen ‘Kedi’ 10 Şubat 2017’de Amerika’da vizyona giren yabancı dilde en çok hasılat elde eden 3. belgesel oldu.

3. Turizm Şurası’nın açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz yıllarda tartışmalara konu olan Atatürk Kültür Merkezi ile ilgili olarak dikkat çekici bir açıklamaya imza attı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Atatürk Kültür Merkezi’nin olduğu yerin yıkılacağını ‘müjde’ olarak paylaştı.

Erdoğan AKM ile ilgili ek olarak şunları dile getirdi: “Bugün burada bir müjde vermek istiyorum. Şimdi İstanbul’da Atatürk Kültür Merkezi’nin olduğu yeri yıkıyoruz. Oraya daha büyüğünü çok çok farklı, modern bir mimariyle inşallah Pazartesi günü İstanbul’da lansmanını yapacağım. 2019’un sonuna kadar inşallah orada biz bir opera binasını İstanbul’umuza kazandırmış olacağız. Belki 2019 seçiminden önceye yetiştireceğiz” dedi.

Heykel Sanatçısı Hale ÜRKMEZGİL ile akşam resim/sohbet/muhabbet grubu açılıyor.

Kendinizi gerçekleştirmek, günün stresinden kurtulmak ve güzel vakit geçirmek istiyorsanız . Hep birlikte ister resim yapıyorsunuz, ister çöpten adam yapıp; sanat, şiir; tarih konuşup sanata dahil olmak için hazır mısınız?
İster bir defada 4 saat kalın, ister 1 saat, isterseniz aylık, isterseniz sürekli gelin, yeter ki sanat hayatınızda bir nefes olabilelim.

Farklı bir resim dersine hazır mısınız? Biraz resim biraz şiir biraz sanat, biraz tarih ve sohbet sizleri bekliyor. Kendiniz için, eşiniz için, arkadaşınız için veya hep birlikte rezervasyonunuzu yaptırın gelin konuğumuz olun ikramlarımızın tadına bakarken bir taraftan da resim çalışın veya sohbete katılıp çöp adam çizin ne yaparsanız yapın mutlu olun.

İlk ders günü: 1 Kasım 2017 Çarşamba

İrtibat :0212 57 0 80 68 / 530 880 71 80

Keçe yününden, iğne tekniği kullanarak yaptığı portreler ile sosyal medyada Keçe İnadı ismi ile fenomen haline gelen Nilay Emek, Panora AVM’de yeteneklerini sergilemek isteyenler ile buluşuyor.

Yılmaz Morgül’den Nur Yerlitaş’a, Derya Baykal’dan Şener Şen’e birçok ünlü ismin portrelerini hazırlayarak kısa sürede ün kazanan Nilay Emek, iğne tekniği ile hazırladığı keçe yünleri ve ilginç hikayeleri ile 27 Ekim saat 17.00’de Panora AVM konukları ile buluşacak.

Ücretsiz olarak gerçekleştirilecek uygulamalı atölyede, yediden yetmiş yediye herkes eğlenirken yeni bilgiler öğrenme şansına sahip olacak. Çocuklara ve yetişkinlere deneyimleme şansı verecek olan sanatçı, aynı zamanda yünden yapılabilecek çalışmalar hakkında da bilgi verecek.

Üniversiteye giriş sınavında artık bambaşka bir dönem söz konusu. YÖK Başkanı Profesör Yekta Saraç tarafından düzenlenen basın toplantısıyla duyurulan yeni sistemi hakkında bilmeniz gerekenleri sizler için derledik.

Yükseköğretime Giriş Sınavı (YGS) ve Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS)’nin kaldırılmasının ardından üniversite hayali kuranların önüne yeni bir sınav sistemi geldi. İşte bu yıl itibariyle uygulanacak sınavla ilgili önemli detaylar:

Sistem değişikliğiyle  birlikte öncelikle sınavların isimleri değişti. Artık Yükseköğretime Geçiş Sınavı yani YGS yerine Temel Yeterlilik Testi (TYT), Lisans Yerleştirme Sınavı yani LYS yerine de  Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) geldi.

Yeni sınav sisteminin YGS ve LYS’den en büyük farklı artık iki sınavında aynı gün gerçekleşecek olması. Yani birinci sınav ile ikinci sınavda Haziran ayında aynı gün gerçekleşecek. Adaylar yalnızca yabancı di sınavı için Pazar günü gerçekleşecek oturuma katılacak.

YÖK’ün yeni getirdiği sistemle birlikte ilk oturum puanı 2 yıl boyunca geçerlilik kazanmış oldu.

Yeni sistemden önce üniversiteye girmek isteyen adayları YGS’de Türkçe, Matematik, Sosyal Bilimler ve Fen Bilimleri testlerinden oluşan 160 soru bekliyordu.

YGS yerine gelen Temel Yeterlilik Testi’yle birlikte gelen en büyük fark soru sayısı ve adayların sorumlu olduğu bölümlerde yaşanacak. Üniversite adayları YGS’de Türkçe, Matematik, Sosyal Bilimler ve Fen Bilimleri’nden sorumlu tutulurken yeni gelen TYT ile birlikte 40 Türkçe ve 40 Matematik sorusundan sorumlu olacak. YÖK adından da anlaşılacağı gibi  Temel Yeterlilik Testi’nin adayının temel yeteneklerini değerlendirmek amacıyla gerçekleştirileceğinin altını çiziyor.

LYS yerine geçecek olan Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nda (YKS)  ise adaylara  Türkçe, Matematik, Sosyal Bilimler ve Fen Bilimleri’nden 40 ayrı soru yöneltilecek. Yabancı dil sınavına girecek adayları ise 80 soru bekliyor olacak.

Sınavla ilgili açıklama yapan YÖK Başkanı Yekta Saraç sınav sürelerinin tam olarak kesinleşmediğini kaydederken, yakın bir tarihte sınavın ne kadar süreceğiyle ilgili açıklamayı kamuoyu ile paylaşacaklarını duyurdu.

 

Nar Sanat Eğitim Kursu Eğitim Koordinatörü, Şan ve piyano eğitmeni Erkan Başa müziğe yeteneği olan çocukların nasıl anlaşılabileceği konusunda tüyolar verdi.

Yapılan bilimsel çalışmaların çocuklarda müzik yeteneğinin doğuştan başladığını gösterdiğini dile getiren Başa, çocuğun müziğe yeteneği olup olmadığını anlamak isteyen ebeveynlerin bazı püf noktalarını gözden kaçırmamaları gerektiğini ifade etti.

Öncelikle ebeveynlerin çocuklarının yetenekli olup olmadığını saptamak konusunda objektif olmak zorunda olduğunu hatırlatan Başa, eğer çocuğunuz herhangi bir müzik kaynağından ve referans bir nota olmaksızın o notayı söyleyebiliyor ve o notanın aynısını mırıldanabiliyorsa, fiziksel hareketlerinde tempo var ise, müzik aleti çalındığında ritm tutuyorsa bu durumu es geçmemenizi öneriyor.

Erkan Başa, çocuğunuzda herhangi bir enstrümanda beste yapmak, çalmak veya şarkı söylemek gibi bir özellik bulunuyorsa, çevreden gelen herhangi bir müzik üzerine duyarlılığı söz konusuysa bir yetenekten söz edilebileceğini işaret ediyor.

Bunların yanı sıra çevrenizde müzikle ilgilenen ve bu işe vakıf olan güvendiğiniz birileri (müzisyen, öğretmen vs..) çocuğunuzun yeteneği olduğuna dair sizinle paylaşımda bulunuyorsa bunları dikkate alıp,  çocuğunuzu doğru yönlendirmeniz gerektiğini paylaşan Başa, müzik eğitiminin çocuklarda zihinsel, motor, sosyal beceriler ve yetenekleri geliştirebileceğini hatırlatıyor.

“MÜZİK EĞİTİMİ ALAN ÇOCUKLA ALMAYAN ÇOCUK ARASINDA AKADEMİK GELİŞİM AÇISINDAN BÜYÜK FARK VAR”

Dünya genelinde yapılan araştırmaları işaret eden Başa, müzik eğitimi alan öğrencilerle müzik eğitimi almayan öğrenciler arasında akademik başarı açısından önemli farkların saptandığını kaydediyor.

Müzik eğitiminin okul hayatına olumlu etkilerinin yanı sıra öğrenme ve yaratıcılığı da beslendiğinin altını çizen Başa, çocuğunun müziğe yeteneği olduğunu düşünen ebeveynlerin mutlaka kendilerine başvurması gerektiğini savunuyor.

Çocuğun yeteneğinin taçlandırılması için mutlaka uygun bir eğitim şekli ve enstrüman seçilmesinin şart olduğunu hatırlatan Başa, bu sırada asla çocuğun isteğinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini paylaşıyor.

“Atatürk ölmedi yüreğimde yaşıyor”, “Öğretmenim canım benim”, Kestane gürgen palamut” gibi ünlü çocuk şarkılarının yaratıcısı besteci Dr. Erdoğan Okyay yaşamını yitirdi

‘Öğretmenim canım benim’, ‘Atatürk ölmedi yüreğimde yaşıyor’ gibi çok sayıda meşhur okul şarkılarının bestecisi, Dr. Erdoğan Okyay 84 yaşında vefat etti. Posta’nın haberine göre, 15 Ekim’de vefat eden Erdoğan Okyay’ın cenazesi 16 Ekim’de son yolculuğuna uğurlandı.

‘Atatürk ölmedi yüreğimde yaşıyor’, ‘Öğretmenim canım benim’, ‘Kestane gürgen palamut, altı yaprak üstü bulut’, ‘Gezsen Anadolu’yu’ gibi meşhur okul şarkılarının bestecisi, müzikbilimci Dr. Erdoğan Okyay hayatını kaybetti.

Bir süredir rahatsızlığı sonucu tedavi gören Erdoğan Okyay, 15 Ekim 2017 Pazar günü, Ankara’da 84 yaşında vefat etti ve 16 Ekim Pazartesi günü, Gazi Üniversitesi Konser Salonu’nda yapılan törenin ardından, Ankara Karşıyaka Mezarlığı’nda son yolculuğuna uğurlandı.

İŞTE ERDOĞAN OKYAY’IN VASİYETİ
Dr. Erdoğan Okyay vasiyetinde yine çocukları düşündü. İşte Dr. Erdoğan Okyay’ın vasiyeti: Müzik Eğitimcileri Derneğine vasiyetimdir, ‘Dereden Tepeden Çocuklar İçin Şarkılar’ kitabının ikinci baskısına, yeni yazdığım şarkılar da eklensin.

ERDOĞAN OKYAY KİMDİR?
1 Nisan 1933 yılında İzmir Buca’da dünyaya gelen Dr. Erdoğan Okyay, 1971 yılında yeni başlamış olan TRT Ankara Televizyonu’nda, süreli çocuk müziği programlarını eşiyle birlikte yapmıştı. 1961 yılında önceden asistan olarak görev yaptığı Gazi Eğitim Enstitüsüne piyano ve okul müziği öğretmeni olarak göreve başladı. Gazi Eğitim Enstitüsünde içinde Muammer Sun’un da bulunduğu bir grup müzik eğitimcisiyle, Türk okul müziğine özgü bir müzik eğitimi ilkelerinin ortaya çıkmasına katkılarda bulundu. 1973’te Almanya’nın önemli bilim kuruluşlarından Alexandr von Humboldt Vakfının doçentlik bursunu kazanarak, bir araştırma yapmak üzere iki yıllığına Almanya’ya Berlin’e giderek, Prof. Kurt Reinhard’ın son doktora öğrencisi olarak, Hür Berlin Üniversitesinde Müzik Etnolojisi dalında doktorasını yaptı. Türkiye’de en eski müzikoloji bölümü Ege Üniversitesi’nde Dr. Erdoğan Okyay’ın da aralarında bulunduğu müzikbilimcilerce kurulmuştu.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 1000 yıllık ‘hata’ yaparak dünya mirası kabul edilen Nemrut Dağı’ndaki heykelleri çocuklara ‘put’ olarak gösterdi.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 1000 yıllık ‘hata’ yaparak dünya mirası kabul edilen Nemrut Dağı’ndaki heykelleri çocuklara ‘put’ olarak gösterdi.

Cumhuriyet gazetesinden Ozan Çepni’nin haberine göre; bakanlık 6. sınıf Kuranıkerim dersi için hazırlanan kitapta, İbrahim Peygamber’i ateşe attığı kabul edilen Kral Nemrud ile Kommagene Krallığı dönemini karıştırınca Nemrut Dağı’ndaki heykeller put görseli olarak kitapta yer aldı.

İbrahim Peygamber’in MÖ 2100 yılında yaşadığını belirten MEB, İbrahim ile Irak ve çevresinde yaşamış Babil Kralı Nemrud’un mücadelesinin anlatıldığı kitapta ‘put’ sorununa da geniş yer ayırdı. Ancak bakanlık, İbrahim’i ateşe attığı kabul edilen Kral Nemrud ile Nemrut Dağı arasında fark olduğunu unutunca ders kitabında büyük bir skandal ortaya çıkmış oldu. Peygamber İbrahim’den yüzlerce yıl sonra MÖ 109 yılında bağımsızlığını sağlayan Kommagene Krallığı’nın Nemrut Dağı’nda inşa ettiği heykeller kitapta Nemrud’un putlarının görseli olarak kullanıldı.

Coğrafi farklılığı da dikkate almayan MEB, Adıyaman’ın Kâhta ilçesinin kuzeyinde yer alan ve Toros sıradağlarının parçası olan Nemrut Dağı’ndaki heykelleri “inançsızlığın, ahlaksızlığın, çirkinliklerin ve putperestliğin merkezi” diye anlattı.

MEB’in bakanlık kaynakları ve uzmanlarına yazdırdığı kitapta peygamber İbrahim’in putları yıkışı da ‘hatalı’ sanat eseri görselleri ile uzun uzun anlatıldı. İbrahim’in çocuklara örnek olarak anlatıldığı kitapta “kafasında kurguladığı planı” denilerek putları “kırıp geçirmesi” anlatıldı. Ancak “Putların Kırılışı” başlığı altında çocuklara hikâyenin anlatıldığı sayfada “Zeus-Oromasdes” heykeli, kartal başı heykeli ve yaklaşık 10 metre yüksekliğindeki tahtlar üzerinde sıralar halinde oturmuş dev heykeller yer aldı.

Kolombiya’da 1990’lı yıllarda dansçı ve koreograf Alberto Beto Perez tarafından ortaya çıkarılan, içinde latin esintileri bulunan dans fitness programı Zumba, 18 Ekim 2017 saat 19.30‘da ücretsiz tanışma dersleriyle Nar Sanat’ta sizlerle buluşuyor.

“Zumba bana ne katar?” diye düşünenlerdenseniz uzmanlar, zumbanın canlı hareketleri ile hem moralinizi yükselteceğini hem de dans ettikçe endişelerinizden arınacağımızı işaret ediyor.

İlerleyen yaş ile birlikte koordinasyona sahip olmanın öneminin arttığını belirten uzmanlar, hemen ilk derste olmasa da zumbaya başlayınca faydasını zaman içinde görmeye başlayacağınızı kaydediyor.

Bütün bunların yanı sıra uzmanlar zumbanın kilolarla mücadelede etkili bir silah olduğunun altını çiziyor. Özellikle bir Zumba dersinde yaklaşık 600 ile 1000 kalorinin yakıldığını da göz önüne alacak olduğumuzda vücudun sıkılaşmasını da sağlıyor.

Her yaşta insanın katılım sağlayabileceği Zumba dersleri sayesinde kişilerin duruş bozukluklarında da önemli oranda düzelme sağlanabiliyor. Zumbanın tüm bu faydalarından yararlanabilmek için sizleri çarşamba  19.30 – 21.00 arasında gerçekleşecek derslerimize bekliyoruz.

İletişim ve detaylı bilgi için: 0212 570 80 68

Hip Hop, Funk, R&S ve Jazz danslarının hepsini içeren yakın tarihli bir dans türü olan Street Jazz, Nar Sanat Eğitim Kursu’nda sizlerle buluşuyor.

İçinde hem akademik dansı hem de sokak dansını barındıran Street Jazz, Brodway müzikallerinde popülerleşmiş ve son şeklini almıştır.

Coşku ve enerjiyi ritimle buluşturan Street Jazz, özgür ve esnek hareketleriyle de günümüze damgasını vuran dans türleri arasında yerini alıyor. Ritim duygusuyla hareketlerin mükemmel uyumu ve kolay öğrenilmesi sayesinde son zamanların en popüler dansı jazz dans olmuştur. Her yaştan herkesin, önceden dans eğitimi alsa da almasa da kolayca yapabileceği bir dans türüdür.

Eğer sizde bu dans ile buluşmak istiyorsanız 22 Ekim pazar günü saat 13.30’da ücretsiz tanışma dersimize katılım sağlayabilirsiniz.

Detaylı bilgi ve iletişim: 0212 570 80 68