Social İstanbul İstiklal’de 2-10 Aralık tarihleri arasında düzenlenecek olan Milliyet Sanat Kitap Günleri, Beyoğlu’nda kıştan önce ikinci baharı yaşatacak.

2-10 Aralık tarihleri arasında Milliyet Sanat Dergisinin 45. yıl kutlamaları çerçevesinde Social İstanbul İstiklal’de düzenlenecek olan Milliyet Sanat Kitap Günleri kapsamında, söyleşiler ve imza günleri yapılacak.

Kitap günlerinin düzenleneceği Social İstanbul, içinde yaşadığı kentin kültürel, doğal ve tarihsel renklerini, tüm katmanlarıyla kucaklayan; bir etkinlik, sanat ve fuar alanları bütünü. Hafta içi her gün 20 bin, hafta sonları 25 bin kişinin ziyaret ettiği merkeze gelenler, kitaplarla hasret gidermekle kalmayacak, sanatla da buluşacak.

Kitap günleri etkinliği projesinin duyulmasının ardından fuarda yer almak istediklerini söyleyen galeriler, sanat eserleri ve sanatçılarıyla bu büyük kitap buluşmasına eşlik edecek.

Bu yıl 18’incisi düzenlenen Uluslararası Antalya Piyano Festivali’nde İspanyol piyanist ve besteci Ariadna Castellanos konser verdi.

Antalya Kültür Merkezinin Aspendos Salonu’nda gerçekleşen Uluslararası Antalya Piyano Festivali’nin sanat yönetmenliğini şef Gürer Aykal üstlendi.

Festival kapsamında İspanyol piyanist ve besteci Ariadna Castellanos solist sanatçı olarak sahneye çıkarak, repertuarındaki ‘Blu’, ‘Zapateao’, ‘Milonga’, ‘Circle’, ‘Melomaniac’, ‘Alpha Women’, ‘I Will’, ‘Monster’, ‘Gog’, ‘Ame’, “Alking on Sand’, ‘Eyes Like Weapons’ adlı eserleri piyanosunun tuşlarından yayılan namelerle seslendirdi. Ariadna Castellanos’un performansı yoğun alkış aldı.

Güzelliği ve şık kıyafetiyle izleyenleri büyüleyen Castellanos, Flamenko ve cazı birleştirerek klasik teknikle doğaçlama yaptı, bestelerini zaman zaman kendi sesiyle de yorumlayarak Antalyalılara unutamayacakları bir akşam yaşattı.

Festival kapsamında 22 Kasım’da Hakan Şensoy yönetiminde Antalya Devlet Senfoni Orkestrası ile birlikte, Anadolu ezgilerinin senfonik rock türünde yeniden yorumlandığı konserde Çağ Erçağ (Viyolonsel) & Nurkan Renda (Gitar), 26 Kasım’da ‘Romantizmin Tutkulu Sesi’ ve Pedro Almodovar‘ın ‘Yüksek Topuklar’ filminin unutulmaz sesi “İspanyol Diva” Luz Casal, 29 Kasım’da ise 100 genç müzisyenden oluşan Kepez Belediyesi Çocuk ve Gençlik Senfoni Orkestrası Antalya Kültür Merkezi’nde müzikseverlerle buluşacak.

Türkiye’nin en önemli festivali olarak bilinen gerek yurt içinden gerek yurt dışından övgüler alan, Avrupa Festivaller Birliği (EFA) üyesi Uluslararası Antalya Piyano Festivali, 1-2 Aralık’ta dünyaca ünlü Şef Leonard Slatkin’in yöneteceği konserlerle son bulacak.

Final konserlerinde Akdeniz Filarmoni Orkestrası; olağanüstü şiirsel müzik anlayışları ve özgün stilleriyle, uluslararası müzik camiasında özel bir yerleri olan Güher ve Süher Pekinel’e eşlik edecek.

Kariyerleri boyunca pek çok sayıda ödüle layık görülen Güher ve Süher Pekinel; Avrupa, Uzak Doğu ve ABD’nin başlıca konser salonlarında çaldıkları resitallerden sonra, bu kez Antalyalı müzikseverlerle bir araya gelecek.

Yeşilçam’ın yakışıklı ve usta oyuncusu olan Tarık Akan, ölümünden 1 yıl sonra ‘Tarık Akan Ülkemin Gülen Yüzü’ isimli kitapla anılacak.

Tarık Akanı’ın ölümünden 1 yıl sonra çıkarılan kitapta Tarık Akan’ın hayatı, sineması, eğitimciliği, dostlarının kendisiyle ilgili düşünceleri ve fotoğraflar yer alıyor.

Tarık Akan’ın vefatının birinci yılında çıkarılan ‘Tarık Akan Ülkemin Gülen Yüzü’ isimli kitap Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı adına Kıymet Coşkun tarafından hazırlandı.

Ölümünün 1. yılında Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı’nda gerçekleşen anma törenine Rutkay Aziz başta olmak üzere bir çok ünlü katıldı. Gece de Tarık Akan’ın anısına çıkarılacak olan ‘Tarık Akan Ülkemin Gülen Yüzü’ kitabı da tanıtıldı.

Tarık Akan’ın dostları, Tarık Akan ile ilgili anılarını paylaşırken, hazırlanan kitaba dair de düşüncelerini belirtti.

Etkinlikte Çellistanbul grubundan Melih Kara ile Murat Berk, Tarık Akan’ın sevdiği müziklerden oluşan bir dinleti sundular.

Brezilya’dan Hindistan’a, İran’dan Kırgızistan’a, 39 ülkeden toplam 107 filmin gösterileceği 5. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali başladı.

Uluslararası Boğaziçi Sinema Derneği ve İstanbul Medya Akademisi tarafından düzenlenen “5. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali”, ünlü sinemacıların da katıldığı açılış töreni Beyoğlu Atlas Sineması’nda yapıldı.

Sinemaseverlerin keyifle izleyeceği bir içerik hazırladıklarını belirten Festival Başkanı Ogün Şanlıer, “Bu yıl İstanbul’daki bazı belediyelerle yaptığımız protokol sonrasında, isim benzerliğimizden de yola çıkarak Boğaz’a sınırı olan ilçelerdeki belediyelerin kültür merkezlerinde gösterimlerimiz olacak. Film festivalimizi Beyoğlu havzasından çıkarıp İstanbul’un her yerine yaymak istiyoruz.” dedi.

Şanlıer, festivali daha geniş kitlelere ulaştırmayı amaçladıklarını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Festivalin uluslararası boyutu da giderek güçleniyor. Ağırladığımız konukların, uluslararası anlamda etkilerini göz önüne aldığımızda, şu anda yurt dışında da konuşulmaya başlayan bir festival haline geldi. Anadolu Ajansı’nın Global İletişim Ortağı olmasının da etkisi ve katkısı çok fazla. Size de teşekkür ediyorum. İçerik olarak da Amerika’dan İran’a, Japonya’dan Rusya’ya, Macaristan’dan Bosna Hersek’e kadar dünyanın her yerinden çok önemli yönetmenler ve filmler burada.”

Festival Direktörü Bülent Turgut da “Uluslararası Boğaziçi Film Festival”inin genç bir festival olduğunu dile getirdi.

Sinemanın değerli bir şey olduğuna ve toplumun her katmanının sinemaya gitmesi gerektiğe değinen Turgut, “Her sene etkinliğimize hem Türkiye’den hem dünyadan önemli içeriklerle, sektörün problemlerine ışık tutarak katkı sağlamaya çalışıyoruz ama en önemli hedefimiz, festivali marjinal bir kitleye değil, toplumun geneline yayabilmek. Örneğin Cannes Film Festivali var. Cannes Film Festivali’nde gündüz restoranda servis yapan bir garson, akşam prömiyerde benden daha şık bir şekilde katılmıştı ve ben çok mutlu olmuştum.” ifadelerini kullandı.

Turgut, festivalin temel görevlerinden birinin, ilk başta kendi coğrafyasının kültürleriyle ilgili çalışmak olduğunu vurgulayarak, festivalin bu anlamda görevini gayet iyi yaptığını aktardı.

Festivalin, yetenekli sinemacıları desteklediğine işaret eden Turgut, festivale bu yıl 120 ülkeden 360 filmin başvurduğunu bildirdi.

“Boğaziçi Film Festivali konumunu korumalı”

Festivalin açılış konuşmasını yapan Beyoğlu Belediye Başkanı ve İstanbul Boğazı Belediyeler Birliği Başkanı Ahmet Misbah Demircan ise İstanbul Boğazı Belediyeler Birliği’nin, festivalin doğal bir parçası haline geldiğini kaydetti.

Demircan, sanatın insanın iç dünyasına hitap ettiği değerlendirmesini yaparak, konuşmasına şöyle devam etti:

“Sanat, ifadenin en güçlü, en rafine halidir. Bazen binlerce sözün ifade etmeye yetmediği bir duyguyu, kağıda bulaşan bir damla mürekkep, bir mısrayla ifade eder, bir heykeltıraş, mahir elleriyle ruh katar eserine. Bir tuvale biraz renk buluşur, bambaşka bir dünya açılır gözlerimizin önünde. Sinema, o büyülü dünya, o ihtişamlı beyaz perde, bir çırpıda çok şey söyler ve ifade eder. İzi olmayan yollar bulur kalbimiz ve aklımız. İnanılmaz varış noktalarına erişiriz.”

Sinemanın, görselliği, söylem gücü, müzikleri ve diğer detaylarıyla, üst bir tür olduğunun altını çizen Demircan, şöyle konuştu:

“Türk sineması artık açık denizlere yelken açmış, dünya sahnesinde yer bulma yarışına girmiştir. Bu yarışta elde edilecek başarı, bu toprakların kaderini etkileyecek büyük bir değerdir. Bu yolda festivaller çok önemli. Her bir festival bu yolda bir istasyon, bir durak. Bu duraklarda enerjimizi toplayacak, bu duraklardan yeni duraklara hareket edeceğiz. Boğaziçi Film Festivali bu duraklardan biridir. Bu konumunu korumalı ve geliştirmelidir.”

Açılış etkinliğine ayrıca, sinema dünyasından Aida Begic, Laszlo Rajk, Bobby Roth, Uğur İçbak, Ahmet Sönmez, Reshat Strik, Mehmet Emin Kadıhan, Güneş Emre ve Bülent Öztürk gibi isimlerin yanı sıra ve AA İstanbul Haberleri Editörü Hüseyin Altınalan ve Kültür Sanat Haberleri Editörü Bünyamin Yılmaz da katıldı.

Açılış filmi George Clooney’den

Şanlıer ve Turgut’un da konuşma yaptığı gecede, açılış filmi olarak yönetmenliğini George Clooney’nin üstlendiği “Suburbicon”, sinemaseverlerle buluştu.

Clooney’nin senaryosuna da katkı sağladığı film, huzurlu bir banliyö mahallesinde yaşayan Lodge ailesinin başından geçen sıra dışı olayları konu ediniyor.

“Suburbicon”nun müziklerinde Alexandre Desplat imzası bulunurken, Julianne Moore, Matt Damon ve Josh Brolin ise filmin başrollerini paylaşıyor.

450 milyon dolara alıcı bulan Leonardo Da Vinci’nin ‘Salvator Mundi(Dünyanın Kurtarıcısı)’ isimli tablo, bir açık artırmada en yüksek fiyata satılan sanat eseri oldu.

Rönesans döneminin ünlü ressamı İtalyan Leonardo da Vinci’nin 450 milyon dolara satılan Hazreti İsa’yı resmettiği tablosu rekor kırarak, bir açık artırmada en yüksek fiyata satılan sanat eseri olma özelliğinin sahibi oldu. Tabloyu satın alan kişinin ismi ise gizli tutuluyor.

1900’lü yıllara kadar ortadan kaybolan tablo daha sonra bir İngiliz sanat koleksiyoncusu tarafından satın alınmış, 1958 yılında ise da Vinci’nin orijinal eseri olmadığı zannedilerek 60 dolara satılmıştı.

Hasar görmüş tablonun 2005 yılından sonra yapılan çalışmalarla da Vinci’nin orijinal eseri olduğu kanıtlanmış, tablo onarılmış ve son olarak Rus milyarder Dmitry Rybolovlev tarafından 127,5 milyon dolara satın alınmıştı.

 Türk şiirinin usta kalemlerinden Orhan Veli Kanık, ölümünün 67. Yılında mezarı başında düzenlenen etkinlik ile anıldı.

 

Orhan Veli Kanık şiirlerini seven bir grup şiir tutkunu, Orhan Veli Kanık’ın ölüm yıl dönümünde 1996 yılından itibaren her yıl aksatmadan anma etkinliği düzenliyor.

 

Aynı grup yine büyük ustaya sevgi ve saygılarını sunmak için düzenlediği Orhan Veli Kanık’ı anma etkinliği kapsamında Taksim’den Aşiyan Mezarlığı’na yaklaşık 10 kilometre şiir okuyarak yürüdü. 10 kilometre boyunca Orhan Veli Kanık şiirleri okuyarak yürüyen grup, Orhan Veli Kanık’ın mezarı başına ulaştıklarında da şiir okuyarak anma etkinliğini devam ettirdi.

 

36 yıllık yaşamına onlarca şiir sığdıran Türk Edebiyatı’nda ‘Garip’ akımını oluşturan Şair Orhan Veli Kanık, yürümeyi de çok severdi.

“ORHAN VELİ PARASIZLIKTAN YÜRÜYORDU BİZ İSE SEVGİMİZDEN YÜRÜYORUZ”

Yürüyüşe katılan bir başka Orhan Veli tutkunu Deniz Özgür yaptığı açıklamada; “Biz Orhan Veli’yi sevenleri olarak yürüyoruz. Orhan Veli, şiirlerinin yanı sıra onun yaşamından da ders aldığımız biri. Onun yaşamı bize çok şey anlatıyor. İçinden geçtiğimiz dönemde Orhan Veli bizim için tutunacak bir dal aynı zamanda. Çünkü çok başka zamanların şairi ve hala ondan çok katkı alıyoruz. Orhan Veli bu yürüyüşleri parasızlıktan yapıyordu; biz de ona olan sevgimizden dolayı yürüyoruz.” dedi.

 

26 Kasım tarihine kadar sürecek olan 21. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında Türkiye’den 13 oyun ve yurt dışından 5 oyun ile 18 farklı mekanda ‘Tiyatro Bağımsızlık Yapar’ diyen tiyatroseverlerle buluşuyor.

Festivalde 18 oyunun dışında ücretsiz olarak gerçekleşecek olan yan etkinlikler de festivalin önemli parçasını oluşturuyor.

Festivalde Antik Yunan tiyatrosunun efsanevi yönetmeni Theodoros Terzopoulos, Lübnan asıllı Kanadalı oyun yazarı ve yönetmen Wajdi Mouawad, dünya çapında ses getiren Fransız koreograf Angelin Preljocaj, İtalyan katılımcı tiyatro TPO’dan Davide Venturini ile Francesco Gand, Portekizli yönetmen Pedro Penim’in oyunları festival seyirciyle buluşacak.

13 Kasım’da perdelerini açan 21. İstanbul Tiyatro Festivali, 26 Kasım’da perdelerini kapatacak.

Türk mizahının usta isimlerinden Aziz Nesin’in ‘Tut Elimden Rovni’ isimli oyununun prömiyeri, Londra’daki Camden Town’da yapılacak.

 

Camden High Street üzerindeki Etcetera Theatre salonunda toplam üç gün sahnelenecek olan oyununun ilk iki gösterisi, 18 Kasım Cumartesi ve 19 Kasım Pazar günleri saat 17.00 ve 19.30’da, üçüncüsü ise 20 Kasım Pazartesi günü saat 21.30’da seyirciyle buluşacak.

 

Pan Productions tarafından üstlenilen 90 dakikalık oyunun yapımcılığını Zeynep Dalkıran, yönetmenliğini ise Gökhan Tosun yapıyor.

 

Akrobat bir çiftin evliliğini konu alan oyun Mela ve Rovni’den yola çıkarak tüm ikili ilişkileri ‘denge’ unsuru ile birer cambaza benzetir.

 

Aziz Nesin yorumunda, “Cambazlık nasıl bir denge kurmaksa, iki insanın karşılıklı ilişkilerini sürdürmeleri de aralarındaki dengeyi sağlamalarına bağlıdır. Denge bozulunca yeniden kurulamazsa, o iki kişi birbirini yok edecek, düşeceklerdir” diyor.

 

UNESCO’nun yayınladığı Index Translationum adlı dünya çeviri bibliyografyasına göre, Aziz Nesin, Türkçe eser veren yazarlar arasında eserleri yabancı dillere en çok çevrilen dördüncü yazar.

Aşık Mahzuni Şerif’i, 77’nci doğum gününde Şinasi sahnesinde düzenlenen bir etkinlikle anıldı.

17 Kasım 1940 yılında doğan ve bu sene 77. Doğum günü olan Aşık Mahzuni Şerif Çankaya’da düzenlenen etkinlik ile anıldı.

Aşık Mahzuni Şerif için düzenlenen anma gecesine Aşık Mahzuni Şerif’in eşi Fatma Mahzuni ve oğlu Ali Mahzuni de katıldı.

Çok sayıda vatandaşın ilgi gösterdiği anma gecesinde Zeynep Halvaşi, şef Ali Aykaç eşliğindeki orkestrayla birlikte Mahzuni’nin 6 eserini seslendirdi. Mini konserde en son seslendirilen “Sarı Saçlım Mavi Gözlüm” eserine tüm salon büyük bir coşkuyla eşlik etti.

Konser sonrasında Gazeteci-yazar Ali Öztunç da “Devr-i Mahzuni” isimli kitabını imzaladı.

Tarihi İzmir Havagazı Kültür Merkezi’nde düzenlenen Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali’nde ‘Altın Kedi Ödülleri’ sahiplerine takdim edildi.

Bu sene 82 ülkeden, kurmaca, belgesel, animasyon ve deneysel dallarda 400 kısa filmi sinemaseverlerle buluşturan İzmir Kısa Film Festivali’nin ödül treninde 14 kategoride Altın Kedi ödülleri sahiplerini buldu.

Töreninin sunuculuğunu Hakan Bilgin yaparken, Ulusal Kategori’de yarışan filmler için oluşturulan jüri üyeleri: Handan İpekçi (Başkan), Harika Uygur, Ali Düşenkalkar, Deniz Çakır, Aziz İmamoğlu ve Aytekin Çakmakçı oldu.

‘Ulusal Kategori’de yarışan kısa filmler arasında Ulusal Kategori Jüri Üyelerinin seçimleri doğrultusunda ‘Altın Kedi Ulusal En İyi Film ÖdülünüYönetmen Onur Yağız’ın 11dakikalık kısa filmi olan ‘Toprak’ isimli kısa film kazandı. Yönetmen Korhan Günay’ın 8 dakikalık olan ‘Kapan’ isimli film ikinci olurken, Yönetmen Alkım Özmen’in yönettiği 15 dakikalık kısa film olan ‘Bir İş Görüşmesi’ üçüncü oldu.

‘Uluslararası Kategori’de yarışan kısa filmler jüri başkanı András Muhi olurken diğer jüri üyeleri Alev Fatoş Parsa, Sali Saliji – Sallini ve Murat Tolga Şen olarak belirlendi. ‘Uluslararası Kategori’de yarışan kısa filmleri değerlendiren jüri üyeleri; Yönetmen Bahram Ark’ın 15 dakikalık kısa filmi olan ‘Eyvan(Animal)’ isimli filme ‘Altın Kedi Uluslararası En İyi Film Ödülü’nü verdi. Yönetmen Konstantina Kotzamani’nin 29 dakikalık ‘Limbo’ filmi ikinci olurken, Yönetmen Giorgi Gogichaishvili ve Davit Abramishvili’nin ‘8 Munites’ isimli filmi üçüncü oldu.

Festival’de Altın Kedi’ye değer görülen diğer ulusal yapımlar da şöyle;

ALTIN KEDİ EN İYİ BELGESEL
Uzaktaki Kadın. Yönetmen Özgür Demirci (14 dk.)

ALTIN KEDİ EN İYİ ANİMASYON ÖDÜLÜ
Vadi. Yönetmen Can Erkan, Salih Toprak (10 dk.)

ALTIN KEDİ EN İYİ DENEYSEL ÖDÜLÜ
Elli Altı, Yönetmen Dilara Şahin (8 dk.)

ALTIN KEDİ EN İYİ KURGU ÖDÜLÜ
Toprak. Yönetmen Onur Yağız (11dk.)

ALTIN KEDİ EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ ÖDÜLÜ – EMRE PEKÇAKIR
Beyoğlu Sineması. Yönetmen Ömer Ferhat Özmen (15min)

ALTIN KEDİ EN İYİ UMUT VAAT EDEN GENÇ OYUNCU ÖDÜLÜ
Orhan Öztokat. Mümkün Hayatların En Güzeli. Yönetmen Derin Biricik (17min)

ALTIN KEDİ EN İYİ UMUT VAAD EDEN GENÇ OYUNCU ÖDÜLÜ
Miray Şahin. Tel. Yönetmen Berkay Hasbay (15min)

Festival’de üniversite öğrencilerinin oyları ile belirlenen Migros Gençlik Ödülü ise yönetmen Serpil Altın’ın, Yüzme Öğreniyorum adlı filmine verildi.

Bu sene 36’ncısı düzenlenen Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı dün tamamlandı. 36. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı büyük ilgi gördü.

TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile düzenlenen 36. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı ve TÜYAP tarafından düzenlenen ARTİST 2017 / 27. İstanbul Sanat Fuarı katılımcı rekoru kırdı.

4 Kasım’da başlayan ve dün saat 19:00’da sona eren fuar, geçtiğimiz yıla oranla yüzde 20’ye yakın artış gösterdi. Fuar 742 bin 445 ziyaretçi ile tarihinin en yüksek ziyaretçi sayısına ulaşarak rekor kırdı.

Fuar organizatörleri tarafından yapılan açıklamada, “Tüm ziyaretçilerimize, imza günleri ve etkinliklerde okurlarıyla buluşan yazarlarımıza, katılımcı yayınevleri, sivil toplum kuruluşları, galeriler, bağımsız gruplar, genç sanatçılar, sanat inisiyatifleri ve özel sergi sahiplerine fuarlarımıza gösterdikleri yoğun ilgi için teşekkür ediyor, önümüzdeki yıl gerçekleştirilecek 37. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı ve 28. İstanbul Sanat Fuarı’nda tekrar buluşmayı diliyoruz.” denildi.

Atilla İlhan Edebiyat Ödülleri, Attilâ İlhan Bilim, Sanat ve Kültür Vakfı’nın 36. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nda düzenlediği tören ile sahiplerine verildi.

Tören Attilâ İlhan Bilim Sanat ve Kültür Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Solmaz İlhan’ın açılış konuşması ile başladı. Solmaz İlhan yaptığı açıklama da; “Bu ödüller ile temel amacımız, Attilâ İlhan’ın her eserinde öne çıkartmaya gayret ettiği ‘ulusal kültür bileşimini gerçekleştirme’ misyonuna lâyık olacak eserleri öne çıkartmaktır” dedi.

Solmaz İlhan’ın ardından kürsüye çıkan Seçici Kurul Onursal Başkanı Doğan Hızlan konuşmasını yaptı.
Doğan Hızlan konuşmasında: “Türk edebiyatının büyük ustalarından birinin adına düzenlenen ödüllerin onursal başkanı olmaktan gurur ve mutluluk duyuyorum.” dedi.

Hikmet Hükümenoğlu ‘Körburun’ isimli kıtabıyla roman dalındaki ödülün sahibi oldu. Adnan Özer ise ‘Yol Şarkıları’ isimli şiir kitabıyla şiir dalında ödül aldı.

2017 Attilâ İlhan Roman Ödülü’nün sahibi olan Hikmet Hükümenoğlu, ödülünü Seçici Kurul Onursal Başkanı Doğan Hızlan’ın elinden aldı. Ödülün ardından ödül konuşması yapan Hükümenoğlu:

“Körburun benim beşinci romanım ama daha önceki romanlarımda olmayan bir bağ var aramızda. Benim özel dünyamda çok önemli bir yeri var. Bu roman, Attilâ İlhan’ın adını taşıyan bu değerli ödüle lâyık görüldüğü için çok mutluyum.” dedi.

“Yol Şarkıları” isimli şiir kitabıyla 2017 Attilâ İlhan Şiir Ödülü’nün sahibi olan Adnan Özer, ödülünü Şiir Ödülü Seçici Kurul Başkanı Metin Celal’in elinden alırken yaptığı açıklama da: “Heyecanlıyım doğrusu. Ödüller heyecanlandırmalı. Ama Attilâ İlhan Ödülü daha çok heyecanlandırmalı. Attilâ İlhan edebiyatımızın kaptanı, sevgili ağabeyimiz, büyük ustamız. Oturmasını, kalkmasını, konuşmasını, beyefendiliğiyle ondan öğrendiğimiz bir ustamızdı. O sadece bir şair değildi, şiir etiğini kamusal alana da yaymış birisiydi. Çok çok teşekkür ediyor, bu ödüle lâyık olmaya çalışacağıma söz veriyorum.” dedi.

Ayrıca İlk Roman Vakıf Ödülü ‘Lakin Bu Bir Masal’ kitabıyla Jale Şengün’e değer görülürken, İlk Şiir Kitabı Vakıf Ödülü de ‘İlk Ayrılık’ kitabıyla Selenay Kübra Koçer’e sunuldu.

2017 Attilâ İlhan İlk Roman Vakıf Ödülü’nün sahibi olan Jale Şengün ise, ödülünü Doğan Hızlan’ın elinden aldıktan sonra yaptığı ödül konuşmasında: “Yıllar önce yine bir kitap fuarında tanışma şansı bulmuştum Attila İlhan’la. O gün fuardan onun adını taşıyan iki şiir kitabını göğsüme bastırarak ayrılmıştım. Bugün de onun adını taşıyan ödülümü göğsüme bastırarak ayrılacağım” dedi.

2017 Attilâ İlhan İlk Şiir Kitabı Vakıf Ödülünü “İlk Ayrılık” kitabıyla Selenay Kübra Koçer ödülünü Metin Celal’den teslim alırken, yaptığı konuşmada: “Çok küçük yaşımdan beri şiir yazıyorum. Ortaokulun başında kitaplıkta Attilâ İlhan’ın ‘Yasak Sevişmek’ kitabını bulmuştum. O yaştaki bana ismi erotik gelmişti, sanki okursam haddimi aşacakmışım gibi hissetmiştim. Bugün burada olmamda o kitabın rolü büyüktür. Çünkü şiir bana hayatım boyunca haddimi aşmam gerektiğini öğretti” dedi.

Selim İleri’nin başkanlığındaki 2017 Attilâ İlhan Roman Ödülü Seçici Kurulu’nda Mehmet Eroğlu, Asuman Kafaoğlu Büke, Ülkü Karaosmanoğlu ve aileyi temsilen Ali Cem İlhan yer aldı.

Metin Celal’in başkanlığındaki 2017 Attilâ İlhan Şiir Ödülü Seçici Kurulu’nda A. Ali Ural, Haydar Ergülen, Hüseyin Yurttaş ve aileyi temsilen Kerem Alışık yer aldı.

 

6-16 yaş arası