7 yaşındaki Arya Su Gülenç ve 11 yaşındaki Mert Hakan Şeker isimli iki Türk çocuk, Roma’da düzenlenen piyano yarışmasında çifte birincilik kazandı.

‘Rome Grand Prize Virtuoso’ isimli uluslararası müzik yarışması İtalya’nın başkenti Roma’da düzenlendi. ‘Rome Grand Prize Virtuoso’ isimli uluslararası müzik yarışmasına katılan Arya Su Gülenç (7) ve Mert Hakan Şeker (11), yarışmada iki ayrı birincilik kazandı.

185 yarışmacı arasında 2 ayrı birincilik kazanan Türk çocuklar, ülkemizi başarılı bir şekilde temsil etmiş oldu.

Roma’nın ünlü ‘Auditorium Parco della Musica’ konser salonunda düzenlenen törende Arya Su Gülenç ve Mert Hakan Şeker’e ödülleri teslim edildi.

Salonda birer mini konser veren çocuk yetenekler, ardından ödüllerini aldı. Çocuklar öğretmenlerine ve kendilerine destek veren herkese teşekkür ederken, Arya Su Gülenç “Daha çok çalışıp daha iyi yerlere geleceğim” dedi. Mert Hakan Şeker ise “Benim için müzik bir yaşam şekli” ifadelerini kullandı.

Sayın Veli ve öğrencilerimiz, Meteoroloji uzmanları önümüzdeki pazartesi sabahı için uyarılarda bulundu.

Aralık ayının neredeyse sonuna gelmemize rağmen henüz daha İstanbul’da hiç kar yağmadı. Son yıllarda küresel ısınmanın etkilerini net bir şekilde yaşadığımızı dile getiren uzmanlar, iklim değişikliklerinin ve kaymalarının bu sebeple yaşandığını savunuyor.

Havaların bir soğuk, bir sıcak giden hali hastalıklara davetiye çıkarken, İstanbul’da yaşayanlar bugün dondurucu bir soğukla karşılaştı. Meteoroloji uzmanları bu dondurucu soğuğun, kar yağışının ayak sesleri olduğunu belirtirken, pazar akşamı ve pazartesi sabahı İstanbul ve Marmara bölgesi için önemli bir yağış beklediklerini açıkladı.

Sistemin kar yağışı bırakacak gibi gözüktüğünü savunan uzmanlar, eğer yeterli yoğunluğa ulaşmazsa bile İstanbul’da karla karışık yağmurun görüleceği konusunda hem fikir.

İnternet üzerinden kitap satışı gerçekleştiren sitelerin verilerine dayanılarak hazırlanan 2017 yılının en çok satan kitapları listesi açıklandı.

2017’nin zirvedeki kitapları Zülfü Livaneli’nin Elia ile Yolculuk kitabı, Hayvanlardan Tanrılara Sapiens, Azra Kohen’in Aeden ve Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna oldu.

En çok satan kitaplar listesinde zirvedeki Zülfü Livaneli’nin kitabı Elia ile Yolculuk kitabını Yuval Noah Harari’nin “Hayvanlardan Tanrılara Sapiens” isimli kitabı takip etti. İnsanların küresel ekosistemde oynadıkları rolden, imparatorlukların yükselişine ve modern dünyaya kadar pek çok konuyu inceleyen kitap, 2017 yılının en çok satan ikinci kitabı olmayı başardı.

Stefan Zweig’in “Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu” isimli kitabı en çok satan üçüncü kitap olurken yine Stefan Zweig’in “Olağanüstü Bir Gece” kitabı dördüncü sırada yer aldı.

Zülfü Livaneli’nin Ocak ayında yayımlanan “Huzursuzluk” kitabı en çok satan beşinci kitap olmayı başardı. Altıncı sırada yine Stefan Zweig’in “Ay Işığı Sokağı” adlı kitabı yer aldı. Azra Kohen’in fantastik-kişisel gelişim türündeki kitabı “Aeden” en çok satan yedinci kitap oldu. Stefan Zweig’in modern klasikleri dizisi içerisinde yer alan “Bir Çöküşün Öyküsü” sekizinci, Paulo Coelho’nun “Simyacı” kitabı en çok satanlar listesinde dokuzuncu, Sabahattin Ali’nin ve Türk edebiyatının kült eserleri arasında yer alan “Kürk Mantolu Madonna” ise 2017 yılının en çok satan onuncu kitabı oldu.

2017’NİN EN ÇOK OKUNAN KİTAPLARI LİSTESİ ŞÖYLE:

Zülfü Livaneli – Elia ile Yolculuk

Yuval Noah Harari – Hayvanlardan Tanrılara Sapiens

Stefan Zweig – Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

Stefan Zweig – Olağanüstü Bir Gece

Zülfü Livaneli – Huzursuzluk

Stefan Zweig – Ay Işığı Sokağı

Azra Kohen – Aeden

Stefan Zweig – Bir Çöküşün Öyküsü

Paolo Coelho – Simyacı

Sabahattin Ali – Kürk Mantolu Madonna

KİTAP OKUMAYA GÜNDE 1 DAKİKA AYIRIYORUZ!

Ajans Press ve PRNet’in medya analizinde kitap konulu 130 bin 217 haber çıkışı tespit edilirken, medyadan öne çıkan başlıklarda Türkiye’nin en çok kitap okuyan ilinin Ankara olduğu bilgisi dikkat çekti. Urfa ise en az kitap okuyan il oldu.Öne çıkan bir diğer başlık ise Türkiye’deki bireylerin kitap okumak için günde sadece ortalama bir dakika ayırdığı başlığı oldu.

1985 yılında Fransa’da Nobel Edebiyat Ödülünün sahibi olan ünlü yazar Claude Simon, kitabını bastırmak için yayınevi bulamıyor.

‘Saray’ adlı roman kitabıyla 1985 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü kazanan yazar Claude Simon’un kitabı, yayın evleri tarafından ‘çok uzun ve okunması güç olduğu’ gerekçesiyle basılmıyor.

Claude Simon yaptığı açıklamada bugüne kadar 12 yayın evinden ret yanıtını aldığını, 7’sinden yanıt bile almadığını belirtti.

‘Saray’ romanı İspanyol iç savaşında bir grup aydın arasındaki ilişkilere odaklanıyor.

Ünlü ressam Devrim Erbil’in, F Sanat Galeri’de düzenlenen “İstanbul’a Bakış” isimli resim sergisinin açılışına sanatçılar, koleksiyonerler ve çok sayıda davetli katıldı.

Sergide daha çok son dönemde yaptığı resimlerin bulunduğunu belirten Devrim Erbil, serginin kendisi için özel bir yeri olduğunun altını çizdi.

5 Ocak’a kadar ziyaretçileri ağırlayacak olan Devrim Erbil’in “İstanbul’a Bakış” isimli resim sergisinde 14 tuval üzeri yağlı boya, 5 tane de gravür ve sanatçı baskısı eser yer alıyor.

Devrim Erbil konuşmasının devamında; “Benim çizgimi, çizgisel ritmi, hareketi, titreşimi ve o titreşimlerin büyüsünü içeren bir sergi. Bu sergide, bir mekânın hem yukarıdan hem içten bakışının yer aldığı, plan ve görüntü ilişkilerinden doğan ‘ikili bakış’ dediğim yeni bir perspektifi gözler önüne seriyorum. Sergi biraz küçük ama sanatımı en iyi anlatan ve en güzel resimlerim bulunuyor” dedi.

Bu yıl 75.’si düzenlenecek olan Altın Küre Ödülleri’nin adayları belli oldu. 7 Ocak 2018’de Kaliforniya’da yapılacak ödül töreninin sunuculuğunu Seth Meyers yapacak.

2018 Golden Globes adaylarına Guillermo del Toro’nun The Shape of Water (Aşkın Gücü) filmi 7 adaylıkla damga vurdu. Fatih Akın’ın Aus dem Nichts / In the Fade (Paramparça) adlı filmi Yabancı Dilde En İyi Film dalında Oscar aday adaylığının yanında Yabancı Dilde En İyi Film dalında Altın Küre ödülüne de aday gösterildi.

75. Altın Küre Ödülleri’nin aday listesi:

Sinema Dalında

En İyi Film (Drama)

“Dunkirk”
“The Post”
“The Shape of Water”
“Three Billboards Outside Ebbing, Missouri”
“Call Me by Your Name”

En İyi Film (Müzikal veya Komedi)

“The Disaster Artist”
“Get Out”
“The Greatest Showman”
“I, Tonya”
“Lady Bird”

En İyi Erkek Oyuncu (Drama)

Timothée Chalamet, “Call Me by Your Name”
Daniel Day-Lewis, “Phantom Thread”
Tom Hanks, “The Post”
Gary Oldman, “Darkest Hour”
Denzel Washington, “Roman J. Israel, Esq.”

En İyi Animasyon

“The Boss Baby”
“The Breadwinner”
“Ferdinand”
“Coco”
“Loving Vincent”

En İyi Erkek Oyuncu (Müzikal veya Komedi)

Steve Carell, “Battle of the Sexes”
Ansel Elgort, “Baby Driver”
James Franco, “The Disaster Artist”
Hugh Jackman, “The Greatest Showman”
Daniel Kaluuya, “Get Out”

En İyi Kadın Oyuncu (Drama)

Jessica Chastain, “Molly’s Game”
Sally Hawkins, “The Shape of Water”
Frances McDormand, “Three Billboards Outside Ebbing, Missouri”
Meryl Streep, “The Post”
Michelle Williams, “All the Money in the World”

En İyi Kadın Oyuncu (Müzikal veya Komedi)

Judi Dench, “Victoria & Abdul”
Margot Robbie, “I, Tonya”
Saoirse Ronan, “Lady Bird”
Emma Stone, “Battle of the Sexes”
Helen Mirren, “The Leisure Seeker”

En İyi Yönetmen

Guillermo del Toro, “The Shape of Water”
Martin McDonagh, “Three Billboards”
Christopher Nolan, “Dunkirk”
Ridley Scott, “All the Money In the World”
Steven Spielberg, “The Post”

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu

Willem Dafoe, “The Florida Project”
Armie Hammer, “Call Me by Your Name”
Richard Jenkins, “The Shape of Water”
Christopher Plummer, “All the Money in the World”
Sam Rockwell, “Three Billboards Outside Ebbing, Missouri”

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu

Mary J. Blige, “Mudbound”
Hong Chau, “Downsizing”
Allison Janney, “I, Tonya”
Laurie Metcalf, “Lady Bird”
Octavia Spencer, “The Shape of Water”

En İyi Yabancı Film

“A Fantastic Woman”
“First They Killed My Father”
“In the Fade”
“Loveless”
“The Square”

En İyi Senaryo

Guillermo del Toro and Vanessa Taylor, “The Shape of Water”
Greta Gerwig, “Lady Bird”
Liz Hannah and Josh Singer, “The Post”
Martin McDonagh, “Three Billboards Outside Ebbing, Missouri”
Aaron Sorkin, “Molly’s Game”

En İyi Film Müziği

Carter Burwell, “Three Billboards Outside Ebbing, Missouri”
Alexandre Desplat, “The Shape of Water”
Jonny Greenwood, “Phantom Thread”
John Williams, “The Post”
Hans Zimmer, “Dunkirk”

En İyi Şarkı

“Home” from “Ferdinand”
“Mighty River” from “Mudbound”
“Remember Me” from “Coco”
“The Star” from “The Star”
“This Is Me” from “The Greatest Showman”

 

Televizyon Dalında

En İyi Drama Dizisi

“The Crown”
“The Deuce”
“Game of Thrones”
“The Handmaid’s Tale”
“Stranger Things”
“This is Us”

En İyi Erkek Oyuncu (Drama)

Sterling K. Brown, “This is Us”
Freddie Highmore, “The Good Doctor”
Bob Odenkirk, “Better Call Saul”
Liev Schreiber, “Ray Donovan”
Jason Bateman, “Ozark”

En İyi Kadın Oyuncu (Drama)

Caitriona Balfe, “Outlander”
Claire Foy, “The Crown”
Maggie Gyllenhaal, “The Deuce”
Katherine Langford, “13 Reasons Why”
Elisabeth Moss, “The Handmaid’s Tale

En İyi Komedi/Müzikal Dizisi

“Black-ish”
“The Marvelous Mrs. Maisel”
“Master of None”
“SMILF”
“Will & Grace

En İyi Erkek Oyuncu (Müzikal/Komedi)

Anthony Anderson, “Black-ish”
Aziz Ansari “Master of None”
Kevin Bacon, “I Love Dick”
William H. Macy, “Shameless”
Eric McCormack, “Will and Grace”

En İyi Kadın Oyuncu (Müzikal/Komedi)

Pamela Adlon, “Better Things”
Alison Brie, “Glow”
Issa Rae, “Insecure”
Rachel Brosnahan, “The Marvelous Mrs. Maisel”
Frankie Shaw, “SMILF”

En İyi Televizyon Filmi veya Mini Dizi

“Big Little Lies”
“Fargo”
“Feud: Bette and Joan”
“The Sinner”
“Top of the Lake: China Girl”

En İyi Erkek Oyuncu (TV Filmi veya Mini Dizi)

Robert De Niro, “The Wizard of Lies”
Jude Law, “The Young Pope”
Kyle MacLachlan, “Twin Peaks”
Ewan McGregor, “Fargo”
Geoffrey Rush, “Genius”

En İyi Kadın Oyuncu (TV Filmi veya Mini Dizi)

Jessica Biel, “The Sinner”
Nicole Kidman, “Big Little Lies”
Jessica Lange, “Feud: Bette and Joan”
Susan Sarandon, “Feud: Bette and Joan”
Reese Witherspoon, “Big Little Lies”

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (TV Filmi veya Mini Dizi)

Alfred Molina, “Feud”
Alexander Skarsgard, “Big Little Lies”
David Thewlis, “Fargo”
David Harbour, “Stranger Things”
Christian Slater, “Mr. Robot”

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (TV Filmi veya Mini Dizi)

Laura Dern, “Big Little Lies”
Ann Dowd, “The Handmaid’s Tale”
Chrissy Metz, “This is Us”
Michelle Pfeiffer, “The Wizard of Lies”
Shailene Woodley, “Big Little Lies”

23 Aralık Cumartesi günü Down Sendromlular için neoklasik “Fındıkkıran” balesi sahnelenecek.

Sosyal sorumluluk projesi kapsamında Down Sendromlular Derneği’ni ağırlayacak olan İstanbul Devlet Opera ve Balesi, neoklasik “Fındıkkıran” balesi ile Down Sendromlu seyircilerin karşısına çıkacaklar.

Geçtiğimiz sene görme engelli sanatseverlere “sesli betimleme” ile yılbaşı armağanı olarak sunulan neoklasik Fındıkkıran balesi, 23 Aralık Cumartesi günü Kadıköy Süreyya Opera Sahnesi’nde Down sendromlu izleyicileri konuk edecek.

Bale bölümü sanatçıları, Rus besteci Pyotr İlyiç Çaykovski’nin 1891 yılında bestelediği son eseri olan ve küçük Alman kız Clara Stahlbaum’un yeni yıl hediyesi olarak aldığı fındıkkıran oyuncağı ile ilgili rüyalarını konu alan büyü-masal tarzı neoklasik eserinin librettosu, Uğur Seyrek ve Işık Noyan imzası taşıyor.

Bu yıl 30.’su düzenlenen Avrupa Film Ödülleri kapsamında, farklı kategorilerde bir çok film ödülü dağıtıldı.

Avrupa Film Ödülleri jürisi tarafından en iyi film ödülüne İsveçli yönetmen Ruben Östlund’un yönettiği “The Square” layık görüldü.

Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen ödül törenine film dünyasının ünlü isimleri katıldı.

“Beden ve Ruh” filminde rol alan Macar oyuncu Alexandra Borbely, “En iyi kadın oyuncu” ödülünü aldı.

Alexandra Borbely

Doroto Kobiela ve Hugh Welchman’nın yönettiği “Loving Vincent” filmi En iyi animasyon film ödülünü alırken, “en iyi ilk film” ödülünü William Oldroyd’un “Lady Macbeth” filmi kazandı.

“Seyirci” ödülüne Maria Schrader’in “Vor der Morgenröte” filmi layık görüldü.

Maria Schrader

Dünya sinemasına katkısından dolayı Fransız asıllı Amerikalı oyuncu Julie Delphy ödüllendirildi, Rus yönetmen Alexander Sokurov’a da “yaşam boyu onur ödülü” takdim edildi. Avrupa Film Ödülleri, Avrupa’nın film “Oscarları” olarak nitelendiriliyor.

Östlund geceden çok sayıda ödülle ayrıldı

Östlund’a “en iyi yönetmen” ve “en iyi senaryo” ödülleri de verilirken “The Square” filminde oynayan Danimarkalı aktör Claes Bang, “en iyi erkek oyuncu” ödülünü aldı. “The Square”, “en iyi komedi” ödülünün yanı sıra “en iyi tasarımdalı”nda da ödüle layık görüldü.

Şişli Belediyesi ile Arjantin İstanbul Başkonsolosluğunun ortaklaşa ücretsiz olarak düzenlediği “Arjantin Sinema Günleri” 18-20 Aralık tarihinde gerçekleşecek.

Cemil Candaş Kent Merkezi’nde yapılacak olan “Arjantin Sinema Günleri”nin Arjantinli ünlü aktör, senarist ve yönetmen Ricardo Darin’e saygı duruşu niteliğinde olduğunu da hatırlatmakta fayda var.

Programın öne çıkan yapımlarından Gözlerindeki Sır, Arjantin tarihinin en çok izlenen ikinci filmi unvanına sahip bir polisiye hikâye. Juan Jose Campanella imzalı film, 2009 senesinde En İyi Yabancı Dilde Film Oscar Ödülü’ne layık görülmüştü.

Fantezilerin gerçeğe dönüştüğü, rüyaların kâbusa karıştığı bol ödüllü psikolojik gerilim filmi Aura, yıllardır tek bir hayalin peşinde yalnız bir adamın hikâyesini anlatıyor. “Hiçbir şey göründüğü gibi değildir” diyen bir sahtekârlık hikâyesi Dokuz Kraliçe ve hayatının gidişatını değiştirmeye kararlı iki insanı merkezine alan Akbaba da programın diğer yapımları.

Gösterim Programı

Geçtiğimiz yıllarda İstanbul ve Ankara’da düzenlenen, Berlin’in en yenilikçi müzik festivallerinden sayılan XJAZZ Türkiye ayağında yeniliklere imza atmaya hazırlanıyor.

11-15 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek olan XJAZZ, İstanbul ve Ankara’nın yanı sıra bu kez İzmir’de de dinleyiciyle buluşacak.

Festivalin bu seneki odak noktalarından birisi her üç şehirde düzenlenecek XJAZZ Lab çatısı altındaki atölye çalışmaları ve paneller olacak.

Festival, Kabak & Lin tarafından İstanbul’da, peoplexpeople tarafından Ankara’da ve Tribe Music ekibi tarafından da İzmir’de düzenleniyor. Bu sene sahne alacak sanatçılar arasında Anadolu’nun Kayıp Şarkıları, Peter Broderick ve Federico Albenese gibi farklı türleri harmanlayan birçok müzisyen var.

Tekirdağ Süleymanpaşa Belediyesi tarafından bu yıl üçüncüsü 11-16 Aralık tarihleri arasında düzenlenen Gülsin Onay Piyano Günleri sanatseverleri büyülüyor.

Dünyaca ünlü Kübalı virtüöz Mauricio Vallina resitali ile başlayan 3. Gülsin Onay Piyano Günleri, 16 Aralık cumartesi gününe dek devam edecek. 13 Aralık Çarşamba günü SALİH CAN Gevrek, 14 Aralık Perşembe günü Cemil Yener Gökbudak, 15 Aralık Cuma günü Ufuk Mete Şahin’in yer alacağı etkinliğin kapanışında dünyaca ünlü piyanistimiz Gülsin Onay müzik ziyafeti verecek.

Festivalde ayrıca tüm piyanistler, 110. doğum yıldönümü nedeniyle değerli bestecimizAhmet Adnan Saygun’un bir eserine bis olarak yer verecekler.

Dünya piyano virtüözlerini Süleymanpaşa’da konuk etmekten büyük mutluluk duyduklarını belirten Süleymanpaşa Belediye Başkanı Ekrem Eşkinat da, “Sanatı ve sanatçıyı her zaman önemsiyoruz. Sanatçıya ve eserine, bizlere, tüm insanlığa sunulmuşbirer armağan olarak bakıyoruz. Süleymanpaşalı sanatseverleri, nitelikli programlar ve seçkin sanatçılarla buluşturmaya devam edeceğiz” dedi.

3. Gülsin Onay Piyano Günleri, Namık Kemal Üniversitesi Rektörlük Konferans Salonu’nda müzikseverlerin beğenisine ücretsiz olarak sunulurken tüm resitaller saat 20.30’da başlayacak.

3. GÜLSİN ONAY PİYANO GÜNLERİ PROGRAMI
11 Aralık Pazartesi 20.30 – MauricioVallina
12 Aralık Salı 20.30 – Özgür Ünaldı
13 Aralık Çarşamba 20.30 – Salih Can Gevrek
14 Aralık Perşembe 20.30 – Cemil Yener Gökbudak
15 Aralık Cuma 20.30 – Ufuk Mete Şahin
16 Aralık Cumartesi 20.30 – Gülsin Onay

Moğolların yüzyıllar önce seramik tablolar yapıyorlardı. Moğolların seramikle yaptığı tabloları, Golmohammad Jafari ağaç kabukları ve ahşap parçaları kullanarak yapıyor.

Afgan uyruklu olan Golmohammad Jafari, küçük ahşap parçaları ve ağaç kabukları kullanarak yaptığı tablolar ile büyük beğeni topluyor. İran, Hindistan ve Afganistan’da yaygın olarak uygulanan bu sanatın adı: ‘Muarrak sanatı’

‘Muarrak Sanatının’ 700-800 yılık bir sanat olduğunu belirten ‘muarrak sanatçısı’ Golmohammad Jafari; “Trabzon’a Afganistan Hazaraları Kültür ve Dayanışma Derneği’nin davetlisi olarak geldim. 10 yıldır bu sanatla uğraşıyorum. Yaptığım sanatın tarihi çok eskilere dayanıyor. Bu sanat ilk olarak 1200’lü yıllarda İran’da İlhanlılar Dönemi’nde ortaya çıktı ve günümüze kadar geldi. O dönemler ağaç ve tahta değil de seramik kullanılarak yapılıyordu. Daha sonra tahta ve ağaç parçalarından yapılmaya başlandı. Yaptığım eserlerin hepsinde ağaç ve ahşap parçalarının kendi renklerini kullanıyorum. Tamamen doğal ve boyama yok. Tahta parçalarını boyayıp yapanlar da var ancak ben bunu tercih etmiyorum. Şuana kadar kaç tablo yaptığımı hatırlamıyorum ancak çok sayıda eserlerim var. Hindistan, Afganistan ve İran’da sergi açtım. Trabzon’a da sergimi açmak için geldim” dedi.

Muarrak eserin yapım aşamalarını da anlatan Jafari; “Sanatçı ilk olarak, geleneksel motiflerden ilham alarak kendi modelini ince bir kağıt üzerine çizer ve bunu üç tabakalı bir tahta üzerine yapıştırır. Sonra çok ince küçük çiviler yardımıyla, genellikle bir çeşit palmiye ya da gül ağacından olan 5 mm. kalınlığındaki asıl zemin üzerine tutturup kıl testereyle dış çizgilerini dikkatlice keser. Motifin tüm çizgilerinin kesimi tamamlanıp asıl zemin, motiflerinin yeri boş kalmış bir tablo haline gelince üç tabakalı tahtayı ondan ayırır. Muarrak ustası eserini tamamlamak için motifin çeşitli kısımlarını, tabloda olmasını tasarladığı renklerdeki ahşap levhalardan (ki bu ahşapların her birinin kendine özgü doğal renkleri vardır) yeniden keser ve tabloda bulunması gereken yere yerleştirip yapıştırır” diye konuştu.