Şunun için etiket arşivi: Türkiye

İstanbul Modern Sinema, 19-29 Eylül tarihleri arasında “Ölesiye” başlıklı programla, tutkunun hükmettiği hayatların geçtiği 11 filmlik bir seçki sunuyor.

İrade ve yargıları aşan güçlü ihtirasların yaşandığı kara sevdalara, tutkudaki teslimiyet kavramına, tutkuyla tutsaklığın arasındaki çizginin kaybolduğu farklı kaderlere bakan programda, sinema tarihinin farklı dönem ve coğrafyalarından örnekler yer alıyor.

“Ölesiye” programı kapsamında Steven Soderbergh’in Cannes’da Altın Palmiye alan ve James Spader’a da En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini kazandıran Seks Yalanları, Andrey Tarkovski’den Cannes Film Festivali’nde Jüri Büyük ödülü ve FIPRESCI ödülünü kazanan Solaris, Berlin Film Festivali’nden Altın Ayı ile dönen Rainer Werner Fassbinder’in Veronika Voss’u, Jean-Jacques Beineix’nin ilk filmi Diva, Luis Buñuel’in Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü alan Viridiana, Zeki Demirkubuz’un Altın Portakal’da En İyi Film ve En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini alan filmi Kader yer alıyor.

Programda Sam Peckinpah’ın kült yapıtı Bana Alfredo Garcia’nın Kellesini Getirin, Atom Egoyan’ın Oscar’a aday olan filmi Başka bir Dünya, Kim ki-duk’tan Yay, Roger Michell’in Ian McEwan’ın romanından uyarlanan filmi Dayanılmaz Aşk ve Peter Brosens ile Jessica Hope Woodworth’ün Beşinci Mevsim  adlı uzun metrajı da bulunuyor.

Solaris, 1972

Solaris2Sovyetler Birliği, 35mm, 167’, Rusça
Yönetmen: Andrey Tarkovski
Oyuncular: Natalya Bondarchuk, Donatas Banionis
Solaris isimli uzay istasyonundan tuhaf sinyaller gelmektedir. Kozmonot ve psikolog Kris Kelvin bu sorunla ilgilenmek üzere oraya gönderilir. Ancak kendisi de bu büyülü, okyanusa benzer gezegende yaşanan doğaüstü olaylara maruz kalacak, yıllar önce ölmüş karısına kavuşarak kendi bilincinin en karanlık katmanlarına doğru bir yolculuğa çıkacaktır. Rus yönetmen Tarkovski, bilim kurgu yazarı Stanislaw Lem’in romanındaki bilimkurgu şablonunu kırarak insan-doğa ve hakikat kavramları üzerine kendi fikir ve duygularını aşılayarak bir başyapıt yaratmıştır. Vicdan muhasebesi üzerine derin bir gerilim filmi olan Solaris, Cannes’da hem Jüri Büyük ödülü’nü, hem de FIPRESCI ödülünü kazandı.

Seks Yalanları (Sex, Lies and Videotape), 1989  

Sex-Lies-and-VideotapeA.B.D., 35mm, Renkli, 100’, İngilizce
Yönetmen: Steven Soderbergh
Oyuncular: Andy McDowell, James Spader, Peter Galagher
Los Angeles’ta geçen bu film cinsel hayatları karmaşık dört kişinin hikâyesini anlatıyor. Çiftimizin ilişkilerindeki denge, geçmişten bir arkadaşın hayatlarına girmesiyle değişiyor. Cinsel fantezilerin videoya çekilmesi, yalanlar ve sırlarla ilişkiler daha da girift bir hâl alıyor. Seks Yalanları, 29 yaşındaki Steven Soderbergh tarafından Los Angeles’a yaptığı bir seyahat sırasında sekiz günde yazıldı ve çekildi. Film beklenmedik bir gişe başarısı yakaladı ve Cannes’da Altın Palmiye ve Spader’a da En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini kazandırdı.

Kader, 2006  

kader-zekidemirTürkiye, 35mm, 103’, Türkçe
Yönetmen: Zeki Demirkubuz
Oyuncular:  Vildan Atasever, Ufuk Bayraktar, Settar Tanrıöğen
Altın Portakal’da En İyi Film ve En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini alan Kader’de, Demirkubuz’un 1997 filmi Masumiyet’teki Bekir ve Uğur karakterlerinin geçmişlerine, onları ömürleri boyunca tutsak eden duyguların başlangıcına gidiyoruz. Tanışmalarından başlayarak uzun yıllara yayılan bu tutku ve teslimiyet hikayesinde Bekir’in Uğur’a olan umutsuz aşkı hayatını kemirerek onu tam bir ‘tutunamayan’a çevirirken, Uğur ise körü körüne bir hapishane tutkunu olan Zagor’a aşıktır. Kader, izleyicinin yüreğini yakan, ölesiye tutkunun ağırlığını omuzlarımıza yükleyen gerçek anlamda bir kara sevda filmidir.

Veronika Voss (Die Sensucht der Veronika Voss)

Die-Sensucht-der-Veronika-Voss1982, Batı Almanya, DVD, 104’, Almanca
Yönetmen: Rainer Werner Fassbinder
Oyuncular:Rosel Zech, Hilmar Thate, Cornelia Froboess
Fassbinder’in ‘BRD Üçlemesi’nin ikinci filmi olan Veronika Voss, ‘50’li yıllardan – özellikle de UFA Stüdyoları’nın ürettiği – bir melodram kılığına bürünmüşse de, aslında ülkesine dair sert bir hicivdir. Bir zamanların gözde aktrisi Veronika Voss savaş sonrası bir uyuşturucu bağımlısı olarak Münih’te yaşamaktadır. Sinemadaki geçmiş zaferlerinin gölgesinde hayatta kalmak için mücadele ederken bir spor yazarı olan Krohn ile tanışır. Veronika esrarengiz güzelliğiyle onu etkiler, ancak ilişkileri geliştikçe geçmişindeki karanlık sırlar ortaya çıkar. Gerçek bir hikayeden yola çıkan bu melankolik film hem savaş sonrası Batı Almanya’nın ekonomik mucizesine bakıyor, hem de kadın karakteri üzerinden ülkesindeki ahlak ve dürüstlüğü sorguluyor. Bu film katıldığı yıl Berlin Film Festivali’nden Altın Ayı ile dönmüş, Fassbinder birkaç ay sonra odasında ölü bulunmuştu.

Diva, 1981

diva-Jean-Jacques-BeineixFransa, 35mm, 123’, Fransızca
Yönetmen:  Jean-Jacques Beineix
Oyuncular:  Frédéric Andréi, Wilhelmenia Wiggins Fernandez
Fransız Neo-Barok döneminin de ilk örneklerinden olan, Jean-Jacques Beineix’nin bu ilk filmi, gösterişli, stilize bir polisiyedir. Opera tutkunu bir postacı olan Jules, özellikle de Amerikalı diva Cynthia Hawkins’e saplantıyla bağlıdır. Konserinden gizli bir ses kaydı alınca işin içine müzik piyasasındaki korsan çeteler girer. Çürümüş polis teşkilatının olaya karışmasıyla işler iyice içinden çıkılmaz bir hal alır.  Bu rengarenk, romantiklikten de vazgeçmeyen distopyada aksiyondan kara filme birçok tür bir arada. Filme ruhunu veren en etkileyici unsur ise Vladimir Cosma’nın operaya çalan müzikleri.

Viridiana, 1961  

viridiana-luis-bunuelİspanya/Meksika, DVD, 90’, İspanyolca
Yönetmen: Luis Buñuel
Oyuncular:Silvia Pinal, Francisco Rabal, Fernando Rey
Gündüz Güzeli’nin iffetli ama düşmüş sarışını, burada Viridiana’yı oynuyor. Viridiana kendini ebediyen Kilise’ye adamak üzereyken başrahibe eğitimi için gereken masrafları karşılamış olan zengin amcası Don Jaime’ye bir veda ziyareti yapar. Önce ondan kuşkulansa da Jaime masum yeğenine o kadar nazikçe davranır ki, kız onun kendisini baştan çıkarmaya niyetlendiğinden şüphelenmez. Ancak, Viridiana ilaçlı kahveyi içip kendinden geçince, Jaime’nin yüreği ona tecavüz etmeye elvermez. Yine de, kendisini bırakıp manastıra dönmesin diye Viridiana’ya artık bakire olmadığını söyler. Fetişi ve taşlamayı seven bir yönetmen olan Buñuel’den tanıdık bir kara komedi.İnsan doğası üzerine alaycı ve bozguncu film, yetkililerden habersiz olarak İspanya adına Cannes Film Festivali’ne katılarak Altın Palmiye’yi kazanmıştı.

 Bana Alfredo Garcia’nın Kellesini Getirin (Bring me the Head of Alfredo Garcia), 1974

Bring-me-the-Head-of-Alfredo-GarciaABD/Meksika, 35mm, 112’, İspanyolca/İngilizce
Yönetmen:Sam Peckinpah
Oyuncular: Silvia Pinal, Francisco Rabal, Fernando Rey
Zengin ve güçlü çiftlik sahibi bağırır: “Bana Alfredo Garcia’nın kellesini bulun!” İki ödül avcısı yola koyulur ve asıl kahramanımız, piyanist barmen Bennie ile bir salonda karşılaşırlar. Film Bennie’nin kelleyi teslim ettiğinde bir milyon dolar ödül kazanacağını inanarak kız arkadaşıyla birlikte çıktığı sarhoş ve şiddetli Meksika yolculuğunu anlatır. Yıllar sonra kült film olarak anılacak bu yolculuk kan ve tekila kokacak, Peckinpah çaresiz anti-kahramanını sevse de ona acımayacak, filmini Western gibi başlatıp daha karanlık bir anlatıma gidecek, tutku ve saplantının sınırlarını sorgulatacaktır.

Yay (Hwal), 2005  

hwal-yayGüney Kore / Japonya, 35mm, 90’, Korece
Yönetmen: Kim ki-duk
Oyuncular: Yeo-reum Han, Si-jeok Seo, Gook-hwan Jeon
Çocukluğundan beri büyüttüğü genç bir kızla birlikte okyanusun orta yerinde, teknede yaşayan 60 yaşlarındaki bir balıkçının hikayesini anlatıyor Yay. Dış dünyaya kapalı  yaşayan bu ikilinin geçim kaynağı teknede balıkçılara ev sahipliği yapmak ve ok atarak fal bakmaktır. Genç kız için hayatın anlamı o tekne ve engin sularken, balıkçı kızı babacan bir tavırla kollar, ona bakar ve evlenecekleri gün için hediyeler alır. Sabır ve bilgelikle kız 18’ine varınca onunla evlenmeyi hayal ederken genç bir delikanlının kızın gönlünü çalmasıyla işler planladığı gibi olmaz. Ahlak, sevgi, tutku, bağlanma ve öldürme derken hikaye kendini mistik bir sona doğru taşır.
Başka bir Dünya (The Sweet Hereafter), 1997
Kanada,Bluray, 112’, İngilizce
Yönetmen: Atom Egoyan
Oyuncular: Ian Holm, Caerthan Banks, Sarah Polley
Holm’un oynadığı büyük şehir avukatı Mitchell Stephens küçük bir Kanada kasabasına gelir. Kasaba halkının başına büyük bir trajedi gelmiş, 14 çocuk bir otobüs kazasında feci şekilde ölmüştür. Stephens kalan ebeveynlere giderek onları birleştirmeye ve suçluya karşı dava açmalarına ikna etmeye çalışır. Bir yandan da kendi kızının uyuşturucu problemiyle uğraşmakta, onu neredeyse kaybetmek üzeredir. Kazadan kurtulan tek tanık Nicole, bu dava için kilittir. Egoyan metaforik mikroskobundan suçun özüne, insan ilişkilerindeki çetrefilliğe bakıyor. Ölümün trajedisinden çok hayatta kalmanın yasıyla ilgilenen yönetmen, ustalığını parlattığı bu filmle Oscar’a aday olmuştu.

Beşinci Mevsim (La Cinquième Saison), 2013 

La-Cinquième-SaisonBelçika, Hollanda, Fransa, Bluray, 93’, Fransızca-Flamanca
Yönetmen:  Peter Brosens, Jessica Hope Woodworth
Oyuncular: Aurélia Poirier, Django Schrevens
İsimsiz, sıradan bir Belçika köyü gizemli bir afetin etkisi altında kalır ve köye o yıl bahar gelmez. Belli ki, doğanın döngüsünde bir sorun vardır. Her yıl kış sonu kutlanan şenlik ateşinde otlar alev almayınca tohumlar da büyümemeye, inekler süt vermemeye başlar. Köy halkı panik ve husumetle bir araya gelir; kısa sürede bir günah keçisi aramaktan da çekinmeyecektir. Doğa adeta insanoğlunu cezalandırmaya karar verdiğinde, köyün üç çocuğu Alice, Thomas ve Octave olan biten karşısında hayatta kalmaya çalışırlar. Bu tüyler ürpertici kıyamet filminin ilk gösterimi Venedik Film Festivali’nin yarışmasında yapıldı.

Dayanılmaz Aşk (Enduring Love), 2004

Enduring-LoveBirleşik Krallık, 35mm, 100’, İngilizce
Yönetmen:Roger Michell
Oyuncular: Rhys Ifans, Daniel Craig, Samantha Morton
Zekice yazılmış, dramatik bir gerilim. Akademisyen Joe’nun hayatı, bir gün piknikte kurtarmaya çalıştığı başka bir adamın ölümüne sebep olan bir balon kazasından sonra değişir. Joe, tanık olduğu kazanın kötü anılarını ve ölümün etkisini üzerinden atmakta zorlanır ve kendi rolünü sorguladığı olayda balonun ipini tutarak yardım etmeye çalışanlardan biri olan Jed, onu bulur. Aralarında “Tanrı sevgisi” ile birlikte tuhaf bir bağ oluşur. Aşk, kader ve tutkuyu inceleyen film için iki erkek arasında geçen bir tür Öldüren Cazibe, denilebilir. Ian McEwan’ın romanından uyarlanan filmin özellikle nefes kesen açılışına dikkat!

 

Kültür ve Turizm Bakanlığı, ressamlardan eserlerinin isimlerini, türlerini ve ölçülerini istedi

gesamKültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü, Türkiye Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği’ne (GESAM) “acil” koduyla gönderdiği yazıda, ressamlardan 2013 yılının nisan, mayıs ve haziran aylarında yaptıkları resimlerin “isimlerini, türlerini ve ölçülerini” istedi. Bakanlıktan istenen bu bilgiler, ressamlarda “Fişleniyor muyuz?” endişesi yarattı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı ressamlardan “ilginç bir istekte” bulundu. Bakanlık, GESAM’a gönderdiği “acil” ibareli yazısında, meslek birliğine üye 691 ressamdan 2013 yılının nisan, mayıs ve haziran aylarında yaptıkları resimlerin isimlerini, türlerini ve ölçülerini istedi.

GESAM yönetiminin de söz konusu yazıyı, üyesi bulunan ressamlara, 22 Ağustos’ta, “Acil ve günlüdür” başlıklı bir yazı göndererek duyurdu.

GESAM’dan ressamlara gönderilen yazıda, “Bağlı bulunduğumuz Telif Hakları Genel Müdürlüğü, meslek birliğimize gönderdiği ‘acil’ ibareli yazında, siz değerli üyelerimizin sanatsal üretimlerine göre ‘sınıflandırma, tasnif ve arşivleme’ yapacağından ürettiğiniz eserlere ait bilgilerin GESAM’daki bilgi havuzunda toplanarak bildirilmesi istenmektedir. Bu münasebetle, 2013 yılının ikinci 3 ayında (nisan, mayıs, haziran) yaptığınız yeni eserlerin isimleri, türleri ve ölçülerinin en geç 16 Eylül 2013 Pazartesi akşamına kadar GESAM’a yazı ile bildirilmesi gerekmektedir” denildi.

 

Kaynak : [-]

Türkiye Sanat Kurumu (TÜSAK) ile ‘Sanatın Desteklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı’ adlı taslak çalışmada, sanatçılarla ilgili önemli düzenlemeler yapılıyor.

dtDevlet Tiyatroları (DT) ile Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nü (DOBGM), içinde pek çok koroyu barındıran Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nü kapatan taslak, özel sanat kurumlarını desteklemeye ağırlık veren TÜSAK’ı kuruyor.

İKRAMİYE KALKIYOR

Taslakta DT ile DOBGM’nün sanatkâr memur unvanlı sözleşmeli personellerin pozisyonları ile birlikte hiçbir işleme gerek kalmaksızın Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredileceği belirtilerek şu düzenleme yapıldı: “Bu personel ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda aynı unvanlı çalışmakta olan personel, halen görev yapmakta oldukları ilin İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nde görevlendirilmiş sayılır. Bu personele bu maddenin yayım tarihi itibariyle aldıkları son aylık sözleşme ücretlerini dört ikramiye ve iki teşvik ikramiyesi hariç kısmı aylık olarak ödenmeye devam olunur. Bu personel devlet memurlarına yapılan ücret artışı ve zamlardan aynı oranda yararlandırılır. Bu personel izin almak kaydıyla sanatsal faaliyetlerde çalışabilir. Bu personel, sanat grubu, koro, topluluk, orkestra gibi operavebaleoluşumlar kurarak Türkiye Sanat Kurumu’na sunmak üzere projeler hazırlayabilir.”

EMEKLİYE AYRILMA TEŞVİĞİ

Bakanlık, müdürlüklerde kalmak istemeyen ve konservatuvar mezunu ve en az 15 yıl görev yapmış sanatçıların da isterlerse Güzel Sanatlar fakültelerine, konservatuvarların ilgili bölümlerine öğretim görevlisi olarak atanabilmesini sağlıyor. Sanatçıların emekli olması için de teşvik uygulaması yapılıyor. DT Genel Müdürü Lemi Bilgin ve DOB Genel Müdürü Rengim Gökmen ise bakanlık müşaviri oluyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

 

Sadece sanat haberleri yayınladığımızı biliyoruz. Fakat yazın iyice yüzünü gösterdiği şu sırlar biraz farklılık ve zaman zaman acı da olsa tebessüm iyi gider diye düşündük. Kafa dağıtma zamanı iyi okumalar.

afganistan

  • Çocuk ölümlerinin en fazla yaşandığı ülke Afganistan.
  • Dünya’da en fazla bira tüketimi Venezuella’da yaşanıyor. Kişi başına düşen yıllık bira tüketimi 83 litre.
  • Dünya’da en fazla sigara tüketimi yapan ülke Yunanistan. Kişi başına günlük sigara tüketimi 8 adet.
  • Yemeğe en fazla zaman ayıran ülke Türkiye. Kişi başına düşen günlük zaman 162 dakika.
  • Dünya’nın en fazla çay üreten ve tüketen ülkesi Çin. Yılda 1,166 bin ton üretim, 828 bin ton tüketim yapılıyor.
  • İş hayatında en fazla aktif olan ülke Cayman Adaları. Nüfusun 67.7’si çalışıyor.
  • Kanada’da her 100 insana ortalama 94 bilgisayar düşüyor.
  • Birleşik Arap Emirlikleri’nin her 100 vatandaşının ortalama 176 cep telefonu var.
  • En fazla gazete şatışı yapılan ülke İzlanda. Nüfusun %80’i gazete okuyor.
  • Eğitime en fazla para harcayan ülke Küba.
  • Dünyanın en büyük ekonomisine sahip olan ülke ABD.
  • Dünyada en fazla altın üretimi yapan ülke Çin. Yılda 270 ton
  • En fazla trafik kazası Katar’da yaşanıyor. Buradaki kazalara 100,000 insan karışıyor. 9,989’u yaralanıyor ve bunların %33’ü ölümle sonuçlanıyor.
  • Dünyada en çok dil konuşulan ülke Papua Yeni Gine. 869 dil, ağız ve lehçe konuşulmaktadır.
  • Dünyanın en sıcak yeri Libya’da El-Aziziya’dır. Ortalama sıcaklık 58 C
  • Dünyanın en soğuk yeri Antarktika’da Vostok’tur. En düşük sıcaklık -89 C

İlginç tesadüfler

  • Amerika’da bulunan Hoover barajı projesinde 112 adam öldü. İlki 20 Aralık 1922’de J.G. Tierney idi. Sonuncu ise tam 13 yıl sonra yine 20 Aralık 1935’de Patrick Tierney idi ve J.G. Tierney’nin oğluydu.
  • 1930’lar da Detroit’te dikkatsiz genç bir anne Joseph Figlock isimli bir adama çok şey borçlu. Figlock sokakta yürürken yüksekçe bir pencereden düşen bebek tam onun kucağına geldi. Ne adam ne de bebek yaralandı. Fakat sadece bir yıl sonra, yine Figlock sadece sokaktan geçiyorken aynı bebek yine aynı şekilde kucağına düştü. Ve yine ikisi de zarar görmedi.
  • 2000’de çıkan Deus Ex projesinde sanatçı ikiz kuleleri New York siluetine koymadı. Bu ise oyunda ikiz kulelerin bir terörist saldırısında yıkıldığı şeklinde açıklanıyordu.
  • MGM kostümcüleri Oz Büyücüsü’nde ki Profesör Marvel için, pejmürde görünmesi amacıyla bir ikinci el dükkandan ceket aldı. Fakat bu ceketin aynı zamanda Oz’un yazarı L. Frank Baum’a ait olduğunu bilmiyorlardı.
  • Tamerlane 14. yüzyılda yaşayan Cengiz Han’ın soyundan ve zamanın çoğunu Asya’yı fethetmekle geçirmiş bir hükümdardı. Sovyet arkeologlar mezarını açtığında şu yazıyırdu :” Mezarımı açan benden daha kötü bir işgalciyi ortaya çıkaracaktır.” Tarih 20 Haziran 1941 idi.
  • Roma’nın efsane kurucusunun adı Romulus idi ve daha sonra Augustus adını aldı. Alman barbarlar tarafından Batı Roma İmparatorluğu’nun son imparatorunun adı ise yine Romulus Augustus idi.
  • 28 Temmuz 1900’da İtalya hükümdarı Kral Umberto Monza’da küçük bir restorana gitti. Restoran sahibinin adı da Umberto idi ve sipariş aldıktan sonra ikili ortak özelliklerini keşfettiler. İkisi de Turin kasabasında 14 Mart 1844’de doğdu. İkisi de aynı gün Margherita isimli birer kadınla evlendiler. Kral Umberto’nun kral olduğu gün restoran açıldı. Ertesi gün ise restoran sahibi öldürüldü, kral buna üzülürken aynı gün kalabalıktan bir suikastçı onu öldürdü.
  • 1974’de Bermuda’da motosiklet kullanan bir adam taksi çarpmasıyla öldü. Bir yıl sonra adamın kardeşi yine aynı motosiklet ile öldü. Ona da aynı taksi sürücüsü aynı yolcu ile birlikte çarptı.
  • 1976 tarihli Omen filmi pek çok tesadüf barındırıyordu. En ilginci ise şuydu: Film ekibi tarafından kiralanan bir özel jet son anda iptal edildi. Daha sonra bu jet bir yola çarptı ve iki arabanın kaza yapmasına yol açtı. Jetin çarptığı arabalardan birinde pilotun karısı ve çocuğu vardı ve kimse kurtulamadı.
  • Birinci Dünya Savaşında ölen ilk İngiliz askeri ile son İngiliz askerinin mezarı 6 metre arayla ve birbirine bakıyor. Ve bu yerleştirme bilinçli yapılmadı.
  • Viyana’da ki 79 milyon insanın ölümünden sorumlu olan 3 insan Hitler, Stalin ve Josef (Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Joseph) sıklıkla aynı zamanlarda ve sıkça halde aynı parkta yürüdüler ve birbirlerini tanımıyorlardı.
  • 1895’de Ohio’da sadece iki araba vardı ve onlar da birbirine çarparak kaza yaptı.
  • ilginçlikler1914’de Alman bir anne çocuğunu fotoğraflamak için bir film aldı ve onu Starzburg’da ki bir fotoğrafçıya götürerek fotoğrafları almak istedi. Daha sonra savaş başladı ve fotoğrafları hiç alamadı. Daha sonra Frankfurt’a taşındı ve iki yıl sonra bu sefer yeni doğan çocuğunu fotoğraflamak için yine bir film aldı. Fotoğrafı almaya gittiğinde iki yıl önceki fotoğrafın yenisiyle üst üste bindiğini gördü. Filmler çoğunlukla tekrar kullanılırdı ve bu özel film hiç temizlenmeden 150 kilometre ötede aynı kadına satılmıştı.
  • Güney Afrikalı 49 yaşındaki astronom Danie du Toit, ölümün her an gelebileceğini öğütleyen bir ders verdi. Dersi bitirirken ağzına bir şeker attı, oturdu, ve bu şekerle boğulup öldü.
  • A III18Arçdükü Franz Ferdinand’ın öldürüldüğü arabanın plakası “A III18” idi. Bu olaydan sonuçlanan savaş bir Ateşkes ile 11-11-18’de sona erdi.
  • 200 yıl arayla yaşamış şarkı yazarı ve gitarit Hendrix ve besteci Handel Brook caddesinde yanyana iki evde oturdu.
  • Bir ofise şikayet mektubu yazmak için gelen iki kadın bilgisayar hatası sonucu aynı sosyal güvenlik numarasına sahipti. Aynı Patricia Ann Campbell ismine sahiplerdi, ikisinin de doğum günü 13 Mart 1941 idi, ikisinin de babası Robert Campbell idi, ikisi de 1959’da iki askerle evlenmişti hendrixve ikisinin de 21 ve 19 yaşlarında iki çocuğu vardı.
  • Thomas Jefferson’ın son sözleri: Bugün ayın 4’ü mü? ( Ölüm: 4 Temmuz 1826)
  • Bir kaç saat önce Jefferson’ın öldüğünü bilmeyen John Adams’ın son sözleri: Jefferson yaşıyor. ( Ölüm: 4 Temmuz 1826)
  • Son anlarında arkadaşı James Madison ile ilgili konuşan James Monroe’nun son sözleri: Keşke ölmeden son kez onu görebilseydim. (Ölüm 4 Temmuz 1831)
  • Bu geleneği devam ettirmek için Madison’a ilaç verildi ve 4 Temmuz’a kadar yaşatılmaya çalışıldı. son sözleri: Lanet olsun! (Ölüm: 28 Haziran 1836)
  • 1920’lerde Amerikan roman yazarı Anne Parish çocukluk favorilerinden Jack Frost ve Diğer Öyküler kitabını Paris’te bir kitabevinde buldu. Kitabı kocasına gösterip ne kadar sevdiğini anlattı. Kitabı açtıklarında şu yazıyı gördüler: Anne Parish, 209 N. Weber sokağı, Colorado Springs” Kendi kitabıydı.
  • Beatrice’de ki batı yakası baptist kilisesi korosu için her çarşamba saat 7.20’de bir prova yapardı. 1 Mart 1950’de bir çarşamba günü 7.27’de gaz sızıntısından bir patlama yaşandı. Mucizevi bir şekilde kimse zarar görmedi çünkü koronun 15 üyesinin tamamı ilk defa provaya geç kalmıştı.
  • 2006’da balıkçı Mark Anderson “Copious” isimli botuyla balığa çıkmışken tam 92 yıllık bir şişede mesaj buldu ki bu en eski mesaj olarak Guiness Rekorlar Kitabı’na girdi. Arkadaşı Andrew Leaper’a bu konuda devamlı övünerek onu gıcık etti. 2012’de Aynı botla bu sefer Leaper balığa çıktığında bu sefer 96 yıllık bir mesajı o buldu ve arkadaşını kitaptaki yerinden etti.
  • 70 yaşında bir adam Helsinki’nin 600 kilometre kuzeyinde bir yoldan geçerken bir kamyonet ona çarptı ve adam öldü. 2 Saat önce yine 70 yaşında bir adam 1.5 kilometre ötede yine karşıdan karşıya geçerken kamyonet çarpmasıyla öldü. İkisi kardeşti, hatta ikiz kardeşti.
  • 1973 Yılında Anthony Hopkins, kitabıyla aynı ismi taşıyan George Feifer imzalı Petrovkalı Kız filminde başrolü kaptı. Önce kitabı okumak isteyen Hopkins, Londra’da ki hiç bir psycho-filmikitapçıda kitabı bulamadı. Eve giderken bir bankta unutulmuş bir kitap buldu ve bu kitap Petrovkalı Kız idi. 2 Yıl sonra filmi çekerken George Feifer Hopkins’e kendi kitabından onda olmadığını çünkü kitabı verdiği bir arkadaşının onu Londra’da kaybettiğini söyledi. Kitabın içinde Feifer’ın tüm notları bulunuyordu. Hopkins kitabı çıkarıp ” Bu mu?” diye sordu, aynı kitaptı.
  • 29 Eylül 1888’de saat 8.30’da Catherine Eddows tutuklandı. 12.55’de ayılıp serbest bırakılırken polislere isminin Marry Kelly olduğunu söyledi ki bu yanlış ve uydurmaydı. 30 Eylül’de sabah karın deşen tarafından öldürüldü. Bu karın deşenin son cinayeti olan Marry Kelly’den bir önceki cinayetti.
  • 1660’da bir gemi Dover geçidinde battı. Tek kurtulan Hugh Williams idi. 1767’de aynı yerde ikinci bir gemi battı ve yine tek kurtulan adamın ismi Hugh Williams idi. 1820’de Tahmes’de bir gemi karaya oturdu ve yine tek kurtulan Hugh Williams idi. 1940’da bir gemi Alman mayını tarafından patlatıldı. İki adam kurtuldu, amca yeğenlerdi ve ikisinin de ismi Hugh Williams idi.
  • Hitler ve Napolyon 129 yıl arayla doğdular. Yine 129 yıl arayla hükümdar oldular. 129 yıl arayla Rusya’ya savaş açtılar ve 129 yıl arayla yenildiler.
  • Violet Jessop RMS Olympic, RMS Titanic ve HMHS Brittanic gemileri battığında bu gemilerde bulunuyordu.
  • Birinci Dünya Savaşı’nın ilk günlerinde İngilizler RMS Carmania isimli bir savaş gemisini geçici bir savaş teknesine dönüştürdü. Dikkatlerden uzak kalmasını umarak SMS Cap Trafalgar isimli bir Alman gemisi olarak gizlediler. Plan işe yaradı ve 14 Eylül 1914’de bir Alman gemisini Brezilya kıyısında batırdı. Tamamen tesadüf olarak batırdığı gemi gerçek SMS Cap Trafalgar gemisi idi. Hatta bu gemi de Almanlar tarafından RMS Carmania ismiyle gizlenmişti.

Antik Roma hakkında bilinen ilginç şeyler

  • roma hakkındaAntik Roma’da gladyatör kanı doğurganlığı arttırmak ve bazı hastalıkların tedavisi için içilmesi tavsiye ediliyordu.
  • Mor giysiler statü belirtiyordu ve sadece imparator veya senato üyeleri giyebilirdi. Mor boya denizden bazı midyelerden elde ediliyordu. Asiller dışında mor giymek vatana ihanet sayılıyordu.
  • Penis heykelciklerinin uğur getirdiğine inanılıyordu. Ya boyunda ya da kapı girişlerine asılırlardı ve kötü ruhları uzak tuttuğuna inanılırdı.
  • Sol elini kullanan insanların şanssız doğduğu düşünülürdü.
  • roma ve kadınİmparator Caligula zaman zaman halk içine kadın kıyafetleri içinde çıkardı.
  • Milattan önce birinci yüzyılda şair Gaius Valerius Catullu, kendini eleştiren iki Romalı Furius ve Aurelius’a gönderme yapan bir şiir yazdı. Sözleri o kadar ağırdı ki şiir hiç latinceden çevrilmedi.
  • Romalılar ilk Hristiyanların ekmeği beden şarabı kan olarak gaius-valeriusgörmesinden dolayı onları yamyam zannediyordu.
  • İçerdiği amonyaktan dolayı çamaşır temizliğinde sidik kullanılırdı. Tüm şehirden sidik toplanırdı.

Sinemadan birkaç bilinmeyen

  • Norma Jeane Mortenson yani Marilyn Monroe gerçekte sarışın değildi.
  • 1960’da ki Psycho filmi bir tuvalet sifonunu gösteren ilk filmdi ve bu uygunsuzluk açısından tartışmalara yol açtı.

Bizimle ilgili ilkler ve enlerden bazıları

  • ilk hırıstiyanlarİlk defa verâset sistemini uygulayan Hunlardır
  • İstanbul’u ilk kuşatan Türk devleti Avarlardır (619-626).
  • Dünya’da ilk defa Yivli-Setli toplar II. Beyazıt zamanında yapılmıştır.
  • Osmanlılarda ilk bütçeyi Tarhuncu Ahmet Paşa yapmıştır.
  • İlk Mühendis okulu 1731 yılında Kara Mühendishanesi adıyla I. Mahmut tarafından kurulmuştur.
  • Osmanlı Devletinin I.Dünya savaşı içinde paylaşıldığı ilk antlaşma Sykes Picottur.
  • I.Dünya Savaşında Osmanlı Devletinin elinden çıkan ilk yer Kıbrıs’tır.
  •  Osmanlı Devletinde bağımsızlığını kazanan son balkan devleti Arnavutluktur.
  • İşgallere silahla karşı koyma kararı ilk defa İzmir Müdafaa Hukuk Kongresinde verilmiştir.
  • İzmit’in Yunanlılara verilmesi ilk defa Paris Barış Konferansında kararlaştırılmıştır.(1919)
  • İtilaf devletlerinin Mondros’tan sonra kontrol altına aldıkları ilk yer boğazlar ve Marmara bölgesidir.
  • donarak ölen türkKuvay-ı Milliye hareketi ilk defa Yunan işgaline karşı kurulmuştur.
  • İşgale karşı kurulan ilk cemiyet Trakya Paşaeli Cemiyetidir.
  • Amerikan Northwest Havayolları’na ait bir DC-10’un iniş takımı yuvasına gizlenerek Amsterdam’dan New Jersey’e kadar uçan Türk, donarak öldü.
  • Mideye kaçan sineği öldürmek için ağza sheltox sıkmak suretiyle ölüm (İstanbul/Sultanbeyli)
  • Bir arabaya 11 kişi binip viyadüğe uçmak (Molla Gürani Viyadüğü/İstanbul)
  • Aynı iş yerinde biri gündüz bir gece vardiyasinda olmak üzere çalışmakta olan baba oğuldan biri mobylette motor ile işe gitmekte diğeri ise bir başka mobylette ile eve dönmekte iken, yol üzerindeki sert bir virajda karşılasmaları ve birbirlerine selam vermek isterken çarpışıp beraberce ölmeleri. (Konya,Meram Mahallesi)
  • Nüfus sayımı nedeniyle kendisinden başka kimsenin bulunmadığı yolda (üstelik de otoban) sayım görevlisinin bariyerlere çarparak ölümü. (TEM Otoyolu-Gebze)
  • Arkadaşlarıyla iddiaya tutuşup kafasıyla mermer bloku kırmaya çalışan medyatik karatecinin mermer yerine kafasını kırarak beyin travması sonucu ölmesi (İstanbul-Esenler).
  • Bir işçinin 600 tonluk pres makinesinin arasında emeklemek suretiyle 2450 derecelik fırında sigarasını yakmaya çalısması. (Karabük Demir Çelik Fabrikaları)
  • Alkollü durumda TEM otoyolunda seyreden bir araçtaki beş kişinin; süper fm´de çalmaya başlayan oynak bir şarkı sonrası aracı sağa çekmesi ve otoyolda göbek atmaya başlaması üzerine 5 kişiden 3´ünün ayrı ayrı araçların çarpması sonucu ölümü (Adapazarı/Hendek).
  • Yolda mutlu mesut yürürken kafaya balkon düşmesi (Gene Dudullu´da).
  • Elektrik direğine yaslanıp ayakkabısına kaçan taşı ayağını silkeleyerek çıkarmaya çalışan kişinin, elektrik çarptığını sanan yardımsever biri tarafından kafasına kürek, kalas vb. vurularak ölmesi. (Rize/Ardeşen Kasabasi/Tunca Köyü´nde).
  • Yatağındaki tahtakurusu veya bilimum haşeratı öldürmek için yatağı ilaçladıktan biraz sonra uykuya dalarak vefat etmek (Bodrum/Yalıkavak Köyü).
  • Balkona 50 kişi çıkılması sonucu balkonun çökmesiyle oluşan toplu ölüm. (Dudullu´da bir Köy nişan töreninde)
  • Tıraş olurken berberin rahatlatır diye boynu aniden sağa sola çevirme hareketi sonucu küt diye boynu kırılan müşterinin koltukta rahmetli oluşu. (Erzurum)

 

Diğer ilginçlikler

  • Kamboçya’da 72 harften oluşan bir alfabe kullanılmaktadır.Bu harflerin çoğu gereksizdir
  • Bougainvilla adasının yerlileri 11 harfli bir alfabe kullanırlar.(Adanın adı bile 12 harfli) Dünyanın en uzun isim ve soyadına sahip Bay Adolph Blaine Charles David Earl Friedrick Gerald Hubert Irvin John Kenneth Lloyd Martin Nero Oliver Paul Quincy Randolph Sherman Thomas Uncas Victor William Xerxes Yancy Zeus’un 590 harfli soyadının ilk 35 harfi Wolfeschlegelsteinhausenbergerdorff’tur.

 

Not: Onedio ve diğer kaynaklardan derlenmiştir.

İş Sanat’ta mayıs ayında ses getirecek konser ve etkinlikler

iş sanat Genç kemancı Kristóf Baráti’nin konzertmeisterliğini üstlendiği Macar Oda Orkestrası, Mischa Maisky, Lily Maisky ve Sascha Maisky ile ayın ilk konserini gerçekleştirecek olan İş Sanat sezonu Mariza, L.A. Dance Project, Şemsa İdil Ural, Michel Camilo ve Tomatito ile Senfonik Buika konserleriyle kapatacak. İSTANBUL (ANKA)- Klasik, caz ve dünya müziğinin seçkin ve beğenilen isimlerini sahnesinde ağırlayan İş Sanat 13’üncü sezonunu kapsamlı bir etkinlik serisi ile tamamlıyor. Genç kemancı Kristóf Baráti’nin konzertmeisterliğini üstlendiği Macar Oda Orkestrası, Mischa Maisky, Lily Maisky ve Sascha Maisky ile ayın ilk konserini gerçekleştirecek olan İş Sanat sezonu Mariza, L.A. Dance Project, Şemsa İdil Ural, Michel Camilo ve Tomatito ile Senfonik Buika konserleriyle kapatacak.

10-25-06 Kristof Barati PortraitsTutkuyla yorumladığı aşk şarkılarıyla tüm dünyada seyirci ve eleştirmenleri cezbeden ve “Flâmenko Kraliçesi” olarak adlandırılan Buika, Toni Cuenca yönetimindeki İstanbul Opera Orkestrası eşliğinde unutulmayacak bir senfonik konsere imza atacak.Buika’nın Türkiye’deki ilk konserine 2009 yılında ev sahipliği yapan İş Sanat, 13’üncü sezonunu da Buika’nın yeni senfonik projesi ile sonlandıracak. Müzik severlerin kaçırmaması gereken konser 24 Mayıs Cuma günü gerçekleşecek.

-MAİSKY AİLESİ İLE SEZONUN SON KLASİK MÜZİK KONSERİ-

Mischa-Maiskyİş Sanat, klasik konserler serisini ise çok özel bir etkinlikle kapatıyor. Bu yıl 65’inci yaşını kutlayan efsanevi çellist Mischa Maisky, kızı Lily Maisky ve oğlu Sascha Maisky ile İş Sanat’ta konser vermeye hazırlanıyor. 2 Mayıs’ta gerçekleşecek konserde Maisky ailesine Kristóf Baráti’nin konzertmeisterliğini üstlendiği genç ve dinamik topluluk Macar Oda Orkestrası eşlik edecek.Öte yandan tüm dünyada Fado’nun en güçlü yorumcularından biri olarak kabul edilen Mariza duygu yüklü sesiyle İş Sanat’ın konuğu oluyor. Mariza, bu yıl çıktığı dünya turnesiyle 7 Mayıs Salı akşamı İstanbullu müzikseverlerle buluşacak. 

-SIRA DIŞI BİR DANS TOPLULUĞU: L.A. DANCE PROJECT-

İş Sanat, deneyselliğe kendini adamış birinci sınıf bir çağdaş bale topluluğunun doğuşuna tanıklık ediyor. Ünlü Fransız koreograf ve dansçı Benjamin Millepied tarafından kurulan ve yönetilen L.A. Dance Project bambaşka bir dans deneyimiyle 10 Mayıs Cuma akşamı İş Sanat’ta sahne alacak. Geleneksellikten uzak, deneyselliğe açık topluluk, Millepied’in besteci Nico Muhly, sanat danışmanı Matthieu Humery, yapımcı Charles Fabius ve film yapımcısı Dimitri Chamblas gibi eski arkadaş ve dostları bir araya getirdiği bir “sanat kolektifi” olma özelliği taşıyor.

-CAZ VE FLÂMENKO RÜZGÂRLARI ESECEK-

Farklı müzikal dünyalara ait olmalarına rağmen pek çok ortak noktada buluşarak caz ve Flâmenko’yu bir arada ustalıkla icra eden Michel Camilo ve Tomatito İş Sanat’ta merakla Michel-Camilo-Tomatitobeklenen bir performansa hazırlanıyor. Kendi alanlarında usta olan ikili Spain Forever adlı göz kamaştıran bir müzikal diyalog ile yeniden bir araya geliyor. İşbirlikleriyle her zaman olay yaratan muhteşem ikili Michel Camilo ve Tomatito, Spain Forever projesiyle 16 Mayıs’ta İş Sanat’ta müzikseverlerin karşısına çıkacak.
Yetenekleriyle gelecek vaat eden genç müzisyenlerin Milli Reasürans konser salonunda sanatseverlerle buluştuğu İş Sanat’ın Parlayan Yıldızlar serisinin son konuğu Şemsa İdil Ural olacak. Genç yetenek Şemsa İdil Ural, İş Sanat’ın Parlayan Yıldızlar serisi ile 14 Mayıs Salı akşamı Milli Reasürans’ta bir resital verecek.

UNESCO Türkiye Milli Komitesi, Nasreddin Hoca’nın UNESCO’nun Somut Olmayan Dünya Mirası Listesi’ne alınmasını hedefliyor

nasreddin-hoca

UNESCO Türkiye Milli Komitesi, 7-8 Mayıs’ta yaklaşık 30 ülkenin katılımıyla gerçekleştireceği toplantı sonunda “Nasreddin Hoca Fıkraları Anlatı Geleneği” hakkında bir dosya hazırlayıp böylece Nasreddin Hoca’nın UNESCO’nun Somut Olmayan Dünya Mirası Listesi’ne alınmasını hedefliyor.

UNESCO Türkiye Milli Komitesi Başkanı Öcal Oğuz, Nasreddin Hoca fıkralarının da inanılmaz geniş bir coğrafyada anlatıldığını vurgulayarak şöyle devam etti: “Dünyanın birçok yerinde Nasreddin Hoca fıkraları kuşaktan kuşağa, atadan toruna miras olarak aktarılıyor. Doğu Türkistan’da, Çin’de, Türkistan’da, Özbekistan’da, Kazakistan’da, Kırgızistan’da, Türkmenistan’da, Azerbaycan’da, Anadolu’da, Balkanlar’da, Ortadoğu’da, Kuzey Afrika’da, Hindistan’da Nasreddin Hoca fıkraları anlatılıyor. Bu bölgelerdeki 43 ülkeyi, 7-8 Mayıs’ta UNESCO’ya ‘Nasreddin Hoca Fıkraları Anlatı Geleneği’ni çok milletli bir dosya olarak sunmak için davet ettik. 30’un üzerindeki ülkeden olumlu yanıt geldi. UNESCO’nun bunu dünya mirası listesine almasını hedefliyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü ile bu çalışmanın içindeyiz. Bu dosyayı, UNESCO’ya sunacağız” dedi.

Nasreddin Hoca UNESCO listesine girmeye aday

UNESCO Türkiye Milli Komitesi, Nasreddin Hoca’nın UNESCO’nun Somut Olmayan Dünya Mirası Listesi’ne alınmasını hedefliyor

UNESCO Türkiye Milli Komitesi, 7-8 Mayıs’ta yaklaşık 30 ülkenin katılımıyla gerçekleştireceği toplantı sonunda “Nasreddin Hoca Fıkraları Anlatı Geleneği” hakkında bir dosya hazırlayıp böylece Nasreddin Hoca’nın UNESCO’nun Somut Olmayan Dünya Mirası Listesi’ne alınmasını hedefliyor.

nasrettin-hoca-ve-essegi
UNESCO Türkiye Milli Komitesi Başkanı Öcal Oğuz, Nasreddin Hoca fıkralarının da inanılmaz geniş bir coğrafyada anlatıldığını vurgulayarak şöyle devam etti: “Dünyanın birçok yerinde Nasreddin Hoca fıkraları kuşaktan kuşağa, atadan toruna miras olarak aktarılıyor. Doğu Türkistan’da, Çin’de, Türkistan’da, Özbekistan’da, Kazakistan’da, Kırgızistan’da, Türkmenistan’da, Azerbaycan’da, Anadolu’da, Balkanlar’da, Ortadoğu’da, Kuzey Afrika’da, Hindistan’da Nasreddin Hoca fıkraları anlatılıyor. Bu bölgelerdeki 43 ülkeyi, 7-8 Mayıs’ta UNESCO’ya ‘Nasreddin Hoca Fıkraları Anlatı Geleneği’ni çok milletli bir dosya olarak sunmak için davet ettik. 30’un üzerindeki ülkeden olumlu yanıt geldi. UNESCO’nun bunu dünya mirası listesine almasını hedefliyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü ile bu çalışmanın içindeyiz. Bu dosyayı, UNESCO’ya sunacağız” dedi.

 “Meeting of Darbuka and Greek Folk” konseri 25 Nisan 2013 tarihinde.

 Grup hakkında Türkçe ve İngilizce yayınlanan bülten şöyle;

meeting-of-darbuka-and-greek-folkBatılı köklerine rağmen Türk Ritimleri ve darbuka konusunda kendine özel bir yer edinmiş olan Raquy Danziger; 25 Nisan Perşembe Günü Saat:22.00’da “Meeting of Darbuka and Greek Folk”’da. İstanbul Taksim, Mask Live Music Club’da, Plan Ada’nın proje tasarımıyla gerçekleştirilecek etkinliğe konuk sanatçı olarak, Manos Achalinotopoulos (Klarnet), Andreas Pappas (Perküsyon), Nick Chaldeakis (Vokal), Bünyamin Olguncan (Perküsyon), Mehmet Özer (Bağlama), Sadettin Akay (Buzuki) ve Beste Yoltay (Vokal) katılacak.
Nefesli enstrümanları etnik bir yorumla sahneye taşıyan ve ataları Orta Anadolu’dan Atina’ya göç etmiş olan Yunanistan’ın ünlü klarnet virtüözü Manos Achalinotopoulos, Raquy Danziger konserinde klarneti ile perküsyonu buluşturacak. Raquy’e eşlik edecek diğer müzisyenler hem Yunan müzikleri hem de perküsyonun farklı renklerini sunacaklar.

Raquy Danziger,who took a special place on turkish rhythms and the darbukka despite her western origin, will perform at Mask Live Music Club on April the 25th under the title of ‘Meeting of Darbuka and Greek Folk’ . Manos Achalinotopoulos (Clarinet), Andreas Pappas (Percussion), Nick Chaldeakis (Vocal), Bünyamin Olguncan (Percussion), Mehmet Özer (Bağlama), Sadettin Akay (Buzuki) ve Beste Yoltay (Vocal) are the guest musicians on this project designed by Planada.
Manos Achalinotopoulos the famous clarinet virtuoso displaying wind instruments with an ethnic style whose ancestors imigrated from the middle Anotolia to Athens will bring clarinet and percussion together at Raquy Danziger concert.Other musicians ac differentcompanying to Raquy Danzigerwill perfor m both Greek music and the different shades of percussion.

“RAQUY DANZİGER”
İstanbul’da yaşayan Raquy Danziger; Kahire Operası, İskenderiye Operası, Kahire Kalesi, Kahire’nin merkezindeki tarihi, Ewart ve İskenderiye Kütüphanesinde, Said El Artist ve orkestrasıyla birlikte sahne alma onuruna erişmiştir. Good Morning Egypt, Leila Kebira, çeşitli televizyon programlarına da katılan Raquy, ayrıca Al Cazeera’ya da röportaj vermiştir. Raquy darbukanın dışında İran kökenli eski bir çalgıdan esinlenerek yapılan on iki telli kemençe, “Tarhu” da çalmaktadır. Yenilikçi performanslarına farklı bir boyut kazandıran Moğol gırtlak tarzı şarkı türünde de çalışmaları vardır. Daha önce Kahire Amerikan Üniversitesi’nde Arap Ritimleri dersi veren Raquy, öğrencilerine New York, Mısır ve Türkiye’de perküsyon ziyafeti sunmaktadır.

Raquy Danziger is a celebrated performer, teacher and composer known worldwide for her expertise on the dumbek, the Middle-eastern hand drum. Hailing from unlikely Western roots, Raquy has distinguished herself as a unique phenomenon and earned a place of renown in the genre. Raquy has had the honor of performing in Egypt as a soloist with Said El Artist (The Egyptian “King of Tabla”). Raquy has appeared on Good Morning Egypt, Leila Kebira, O TV, the Culture Channel, and Turkish Television, and has been interviewed on Al Gezira.
In addition to the dumbek, Raquy also plays the twelve- string Kemenche Tarhu, a rare and exotic bowed instrument designed after the Iranian spike fiddle. Both Raquy and Liron have recently begun Mongolian Throat Singing, which they do in harmony, adding yet another dimension to their innovative performances. Now based in Istanbul, Turkey, Raquy specializes in a style know as the Turkish Split Hand technique she teaches darbooka and makes workshops.

“MANOS ACHALINOTOPOULOS”
Atina’da doğan Manos Achalinotopoulos genç yaşından itibaren geleneksel müzik performansları konusunda araştırmalar yapmaya başladı. Bu müzik türünde Tassia Verra, Chronis Aidonides, George Koros, Aristidis Moschos gibi müzisyenlerle çalıştı. Manos Achalinotopoulos, dünyanın 35’den fazla ülkesinde büyük prestije sahip konser ve festivallerde klarnet, kaval, zurna ve flüt çalarak sahne aldı. Achalinotopoulos, 1994’ten beri Atina Üniversitesi Felsefe Fakültesi Müzik Teorisi ve Müzikoloji Bölümlerinde eğitim vermekte ve araştırmalarda bulunmaktadır.

Manos Achalinotopoulos who was born in Athens started doing searches on traditional musical performance beginning from his youth.He worked with musicians like Tassia Verra, Chronis Aidonides, George Koros, Aristidis Moschos on this type of music. Manos Achalinotopoulos took the stage at prestigious concerts and festivals in more than thirty-five countries in the world playing the Clarinet, Saury and Flute. Achalinotopoulos has been giving lectures at Athens University defaculty of philosophy musical theory and department of musicology.

Tarih: 1 Mayıs – 20 Mayıs 2013
Açılış: 1 Mayıs 2013 Saat: 18.00
Yer: NHKM (Nazım Hikmet Kültür Merkezi) Kadıköy-İstanbul

redfotoğraf olarak ilkini 2008 yılında gerçekleştirdiğimiz 1 Mayıs fotoğraf sergilerinin devamı olarak 1 Mayıs 2013 yılında “dünden, bugüne” dokümanter bir 1 Mayıs sergisi gerçekleştiriyoruz.

1909 Selanikten, 1976 Taksim’e – 1977 Taksim’inden, 1980 yılına ve Darbeli yılların kesintisini yırtan Emek Sinedunden-buguneması salon kutlamalarına, Yeniden alanlara çıktığımız 1988’li yıllardan, 2013 yıllarına bir görsel hafıza tazeleme sergisidir “dünden, bugüne” 1 Mayıs sergisi.

Bu sergi, aynı zamanda bir ön sergidir.
“Haziran ayında TYS. (Türkiye Yazarlar Sendikası) ile birlikte 2013 yılının  1 Mayıs İşçi Bayramı’nda “Sendikalı ol” teması ile işçi sınıfının “birlik, mücadele ve dayanışma” gününün anlamına uygun bir etkinlik de gerçekleştireceğiz.
Sendikalı olma bilincini görünür kılmak. İşçi sınıfının mücadele ve dayanışma örgütleri olan sendikaların kapsayıcılığını göstermeye yönelik fotoğrafların çekilmesini ve paylaşılmasını sağlamak. Bu bağlamda; Hak mücadeleleri, Grevler, Direnişler ve Eylemlerle dolu fotoğrafların yazarlarca yorumlanarak sergilenmesi gerçekleştirilecektir.”

“Çalışmak rüzgârdır yelkenlerde,
Çalışmak süt, ekmek ve dokuma…”
Bertolt Brecht’in

Serinin üçüncü konseri CSO Cello Quartet ile gerçekleşecek.  Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, konser serisi “Küçük Gece Müzikleri” Nisan ayında da devam ediyor.

küçük gecelerMehmet Mestçi’nin danışmanlığında düzenlenen “Küçük Gece Müzikleri” oda müziği konserleri  serisinin üçüncüsü 27 Nisan Cumartesi günü Onur Şenler, İbrahim Aydoğdu, Yaz Irmak ve Köklü Yiğit Tan’dan oluşan CSO Cello Quartet Konseri ile gerçekleşecek. Quartet, konser kapsamında Bach, Rossini, Gershwin, Shostakovich’den, Duke Ellington, Mendelssohn ve John Lennon’a geniş bir repertuvar sunacak.

Müzisyenlerin her konserde birer sanatçı artarak sahne almalarıyla, duet, trio, quartet, quintet, sextet, septet ve octet dinletileri şeklinde oluşturulan program, birbirinden güzel ve nadir seslendirilen eserlerden hazırlandı.

CSO Cello Quartet, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın yetenekli ve başarılı dört genç viyolonselcisi tarafından kuruldu. Grup kendi düzenlemelerinden de oluşan klasikten tangoya, jazz’dan film müziklerine ve tanınmış türk ezgilerine kadar uzanan geniş repertuvarı ile Türkiye’nin en renkli ve beğenilen gruplarından biri olma yolunda ilerliyor. CSO Cello Quartet, gerçekleştirdiği konserler ile dört viyolonselin güçlü ve eşsiz tınısını seyirci ile buluşturuyor.

27 Nisan Cumartesi günü saat 19:30’da başlayacak konser, Pera Müzesi Oryantalist Resim Koleksiyonu , “Kesişen Dünyalar: Elçiler ve Ressamlar” sergisinin yer aldığı katta düzenleniyor.

8. Uluslararası İşçi HYPERLINK “http://www.sanalforum.biz/kultur-sanat-haberleri/85738-isci-filmleri-festivali-icin-geri-sayim-basladi.html”Filmleri Festivali 1-8 Mayıs tarihleri arasında izleyicilerle buluşuyor!

İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır’da eş zamanlı olarak gerçekleşecek festivalde bu yıl “Sınırda Yaşamak” teması ile 15 farklı ülkeden toplam 54 film gösterilecek.

 IFF 2013 AFISIFestivalin değişmez illüstrasyonu Karagöz ve Şarlo bu yıl “Sınırda Yaşamak” temasıyla mitolojide tanrılar tarafından cezalandırılan ve bu cezaya direnen ilk insan Sisyphus’a (Sisifos) gönderme yaparak, Ortadoğu’daki savaşın, Ortadoğu’daki önemli en önemli aktörlerden Kürtlerin sürecinin, açlık ve yoksulluğun sınırlarında umudu ve emeği ile ayakta kalmaya çalışanların öykülerini beyaz perdeye taşıyor.

2 Mayıs günü Şişli Kent Sinemasında yapılacak açılış gecesini oyuncu Mert Fırat sunacak.

Bajar’ın müzikleri ile eşlik edeceği gecede her yıl olduğu gibi bir set işçisine plaket verilecek.

 8. Uluslararası İşçi HYPERLINK “http://www.sanalforum.biz/kultur-sanat-haberleri/85738-isci-filmleri-festivali-icin-geri-sayim-basladi.html”Filmleri Festivali 4 şehirdeki gösterimlerden sonra, ilerleyen günlerde birçok kenti kapsayan ve yıl boyu sürecek uzun bir yolculuğa çıkacak. Gösterimler yine ücretsiz olacak.

 Türkiye ve dünyanın dört bir yanından, emekçilerin yaşamlarını ve mücadele deneyimlerini izleyicilerle buluşturmayı ve ülkemizde işçi filmi üretimini özendirmeyi amaçlayan Festival,.

Sine-Sen (DİSK), Dev Sağlık-İş (DİSK), Birleşik Metal-İş (DİSK), Hava-İş (TÜRK-İŞ), Petrol-İş (TÜRK-İŞ), Tez Koop-İş (TÜRK-İŞ), Ses (KESK), Türk Tabipleri Birliği, Halkevleri ve Sendika.Org. tarafından düzenleniyor.

 Zengin Film Programı ve Uluslararası Konuklar

festival logo Festivalin bu yılki Uluslararası konukları Raks-ı Hak (Toprağın Raksı) filminin İranlı yönetmeni Ebu Fazl Celili ve 155 SOLD (155 Satılık Adam) filminin Yunan yönetmeni Panteleakis Georgios. Celili Ankara ve İstanbul’da, Panteleakis Georgios ise İstanbul’da özel gösterim ve söyleşilerde izleyicilerle buluşacak. Festivalde 21’i Uluslararası 33’ü de Türkiye’den olmak üzere toplam 54 adet uzun ve kısa kurmaca, belgesel film de gösterime girecek.

Bu yıl Festivalin açılış filmi “45’lerin Ruhu”. Filmin yönetmeni aynı zamanda ünlü İngiliz işçi filmleri yönetmeni  Ken Loach.  Ünlü yönetmenin festival izleyicilerine bir de sürprizi olacak.

11. Tokyo Film Festivali Asya Film Ödülü ve Locarno Film Festivali büyük ödülü olan Gümüş Leopar’ı alan İranlı yönetmen Ebulfazl Celili’nin “Raks-ı Hak”(Toprak Dansı),

Panteleakis Georgios’un yönetmenliğini yaptığı, Yunan hükümetinin küresel ‘kriz’i bahane eden görüşlerine karşı halkın sokakları kuşatan isyanını anlatan 155 SOLD” (155 Satılık Adam),

Nazım Hikmet’in, Japon Balıkçısı şiirindeki öyküyü sinemaya aktarmak üzere Japoncadan çevrilen ve Türkiye’de ilk defa festivalimizde gösterilecek olan “Japon Balıkçısı”,

Anadolu’nun bir köyünde, ağalık ve feodaliteye başkaldırının anlatıldığı, Kadir İnanır, Melike Zobu ve Erol Taş’ın rol aldığı ve yasaklı filmler listesinde uzun yıllar yer alan “İsyan”,

Yönetmenliğini Başar Sabuncu’nun yaptığı ve Şener Şen’in başrolünde oynadığı “Zengin Mutfağı”,

Fransız sinemacı Robert Guédiguian’ın işten atılan bir sendika temsilcisinin sınıf bilinci, yoksulluk ve suç arasındaki gelgitlerini anlatan filmi “Klimanjero’nun Karları”,

Çin işçi bölgesi, Schenzen’de cep telefonu üreten bir fabrikada yoğun ve zor şartlarda çalışan genç işçilerin yaşama tutunma çabalarını anlatan Dream Work China (Çin İşçilerinin Hayalleri),

Venezuela’daki mücadeleye gönül verenlere adanan  “Portraits of the Struggle (Retratos de Lucha)” ( Mücadeleden Portreler), Festivalin öne çıkan kısa ve uzun metrajlı filmleri…

Türkiye’deki Ermeni işçileri anlatan “Avtobus”,  “Vardiya 12-48” ve “Şişecam Direnişine Bakmak”, Bismil-Sinan köylülerinin, el konulmuş toprakları geri almak için, ağalara karşı verdikleri mücadeleyi anlatan “İpekçi Günlükleri”, Tonya’da sütçülük yaparak hayatlarını sürdüren kadınların fabrikaya karsı ayakta kalma çabasını anlatan “Keyvan” ise festivalde gösterime girecek belgesellerden bazıları.

 

Festival filmlerinin 4 ildeki gösterim yerleri:

İstanbul’da Fransız Kültür Merkezi, Yeşilçam Sineması, İstanbul Halkevi, Kazım Koyuncu Kültür Merkezi, Kadıköy Halkevi, Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde;

Ankara’da Kızılırmak ve Büyülü Fener Sinemalarında;

İzmir’de İzmir Sanat Merkezi, Fransız Kültür Merkezi, Konak Halkevi’nde;

Diyarbakır’da ise Sümerpark Sosyal Yaşam Merkezi, Cegerxwin Gençlik, Kültür ve Sanat Merkezi Sinema Salonu, Ortadoğu Sinema Akademisi Derneği Avrupa Sineması, Tüm Bel-Sen Diyarbakır Şubesi, Diyarbakır Evi, Sülüklü Han

 

Festival kapsamında Ankara’da emek ve iletişim üzerine düşünen, çalışan ve siyaset üreten akademisyenler ve eylemciler 3-4 Mayıs tarihleri arasında 4. Uluslararası İşçi ve İletişim Konferansı’nda bir araya gelecek.

İletişim için:

(İstanbul) İstanbul Halkevi:

Telefon: 0212 245 82 65

Fax: 0212 245 70 10

Adres: İstiklal Caddesi, Orhan Adli Apaydın Sokak, No:10, Beyoğlu / İstanbul

 

(Ankara) Halkevleri Genel Merkezi:

Telefon: 0312 419 27 17 / 0 505 713 18 32

Fax: 0312 419 32 07

Adres: Konur Sokak, No:8/9, Kızılay / Ankara

 

(İzmir) Konak Halkevi:

Telefon: 0232 441 06 03 / 0541 850 54 26 /

Adres: 859 Sokak, No:6, Vatan İşhanı, D: 302, Kemeraltı, Konak / İzmir

(Diyarbakır) Dev Sağlık-İş Diyarbakır Şubesi:

Telefon: 0412 223 33 57 / 0507 429 26 76

Adres: Kurt İsmailpaşa 1. Sokak, Çölbay Apt., No:4/9, Yenişehir / Diyarbakır

 

Web:www.iff.org.tr

E-posta: [email protected]

Twitter:  @iscifilmfest.

 

Festival hakkında detay bilgi için içeriği zip olarak indire bilirsiniz.  TIKLAYINIZ.

Fazıl Say’a hapis cezası!

 

nar sanat fazıl say2Dünyaca ünlü piyanist Fazıl Say “dini değerleri aşağılama” suçlamasıyla yargılandığı davada 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Hükmün açıklanması geri bırakıldı.

Dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say‘ın, ”halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağıladığı’‘ iddiasıyla yargılandığı davada, bu suçtan 10 ay hapisle cazalandırılmasına karar verildi. Bu hüküm, 5 yıllık denetimli serbestlik şartıyla geri bırakıldı.

İstanbul 19. Sulh Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, sanık Fazıl Say katılmadı. Say’ı avukatı Meltem Akyol temsil etti. Duruşmada, şikayetçiler Ali Emre Bukağılı ve Orkun Şimşek ile avukatları hazır bulundu.

Avukatı: ”Say’ın aşağılama kastı yok”

Yabancı gazetecilerin de yoğun ilgi gösterdiği duruşmada, mütalaaya karşı söyleyecekleri sorulan Say’ın avukatı Akyol, daha önce yaptıkları yazılı ve sözlü savunmaları tekrar ettiğini belirterek, şunları söyledi:

”Dava konusunun, özel ve teknik bir yargılamayı gerektirmediği kanaatindeyiz. Hukuki mütalaadan, aleyhimize olanları kabul etmiyoruz. Takdiri mahkemeye bırakıyoruz. Sanığın söylemlerinde aşağılama ve hafife alma kastı olmadığı kanaatindeyiz. Sanığın müsnet suçtan beraatine karar verilmesini talep ederiz.”

”Yayın yoluyla, kast ve ısrarla işlenen suç”

Hakim Hulusi Pur, duruşmada söz isteyen şikayetçilerin avukatlarının bu talebini reddederek, davaya ilişkin kararını açıkladı.

Buna göre Hakim Pur, sanık Fazıl Say’ın eylemini, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 216/3. maddesinde ön görülen, ”Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması hâlinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” hükmü gereğince sabit bulduğunu ifade etti.

Suçun işleniş şekli, sanığın kastı, suç işlemesindeki ısrarı, suçun işlendiği zaman ve yeri, sanığın güttüğü amaç ve saikini de göz önüne alarak Say’ı 8 ay hapis cezasına çarptıran Hakim Pur, eylemin yayın yoluyla işlenmiş olması nedeniyle bu cezayı yarı oranında arttırarak önce 12 aya, sanığın duruşmalardaki tavır ve davranışlarına göre de 1/6 oranında indirim uygulayarak 10 ay hapis cezasına düşürdü.

Hakim Hulusi Pur, Say hakkında verdiği 10 ay hapis cezası hükmünün açıklanmasını, sanığın sabıkasız oluşunu dikkate alarak, 5 yıllık denetimli serbestlik şartıyla geri bıraktı.

Haber dünya gündeminde

Fazıl Say’a verilenhapis cezası dünya gündeminde ilk sıralarda yerini buldu. BBC haberi dünyaya duyuran ilk kanallar arasında yer aldı.

Twitter’dan yazmayla başlayan dava

Fazıl Say’ın Twitter’daki mesajında alıntı yaptığı ve şikâyete konu olan Ömer Hayyam’ın şiirinin dörtlüğü şöyle:

‘Irmaklarından şaraplar akacak’ diyorsun Cennet-i alâ meyhane midir?’

Avrupa Birliği kararla ilgili endişeli!

Avrupa Birliği Komisyonu, piyanist Fazıl Say’ın sosyal paylaşım sitesi Twitter’da kullandığı ifadeleri nedeniyle “dini değerleri aşağılamak” suçundan hapis cezasına çarptırılmasından endişe duyduğunu bildirdi.

AB Komisyonu Sözüsü Maja Kocijancic, olağan basın toplantısında bir soru üzerine, eski AB Kültür Elçisi Say’a verilen cezayı endişeyle öğrendiklerini belirterek, ifade özgürlüğü vurgusu yaptı.

Kocijancic, “AB Komisyonu, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları doğrultusunda ifade özgürlüğüne tam saygı göstermesinin öneminin altını çiziyor” dedi.

Fazıl Say’dan hapis cezasıyla ilgili ilk açıklama

Twitter’da paylaştığı şiir nedeniyle bugün 10 ay hapis cezası alan piyanist Fazıl Say bir açıklama yaptı.

Twitter’da paylaştığı ömer Hayyam dizeleri nedeniyle yargılanan piyanist ve besteci Fazıl Say, 19. Sulh Ceza Mahkemesi’nce bugün açıklanan 10 ay hapis cezasına çarptırılması kararına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Say’ın karar ile ilgili açıklaması şöyle: “Mahkeme sonucu çıkan karar için yurdum adına çok üzgünüm. İfade özgürlüğü açısından hayal kırıklığına uğradım. Hiçbir suçum olmamasına rağmen ceza almış bulunmam şahsımdan çok, Türkiye’deki ifade ve inanç özgürlüğü adına kaygı vericidir.” 

 Kaynak :[-]

Türkiye’nin önde gelen psikedelik folk gruplarından Baba ZuLa, Ekümenopolis’ belgeseline yaptığı müziklerden ilham alarak 1 Şubat’ta başladığı “Ekümenopolis İstanbul” dünya turnesine devam ediyor.

baba zulaDünya turnesine 1 Şubat’ta Tokyo’da başlayan Baba ZuLa sırasıyla Japonya, Kıbrıs, Türkiye, Almanya, Belçika, İsviçre, Danimarka, Avusturya, İtalya, Sırbistan ve İsrail’de oryantal rock’n roll tarzıyla hem dinleyicilere müzik şöleni sunucak hem de “Ekümenopolis İstanbul” konusuyla dinleyicileri düşündürecek.

Eşsiz sahne şovları, ilginç kostümleri ve şiirsel müzikleriyle rock’n roll’u yeniden yorumlayan Baba ZuLa neoliberal kentleşmenin fotoğrafı olan ve çizgi film bölümünün müziklerini bestelediği Ekümenopolis belgesinden ilham alarak dünyanın birçok ülkesinde konserveriyor.

Şimdiye kadar çıkardıkları 7 albüm, besteledikleri film müzikleri ve verdikleri sayısız konser ile dünya çapında tanınan ekip, bu kez psychedelic folk tarzını 26 gün boyunca tüm dünyaya duyurmaya, hazırlanıyor.

Farklı tarzıyla yıllardır Babylon’un vazgeçilmez grubu olan ve özellikle yabancılar ve gençlerden büyük ilgi gören Baba ZuLa en son albümü “Gecekondu”yu 2010 yılında yayınladıktan sonra geçtiğimiz sene Ekümenopolis belgesine bir parça yaptı ve Hindistan’da canlı konser albümünü yayınladı.

01.02.13. // Tokyo, Japonya

02.02.13. // Tokyo, Japonya

03.02.13 // Kumamoto, Japonya

09.02.13. // Lefkoşa, Kıbrıs

16.02.13 // İstanbul,Türkiye

20.02.13 // Antalya, Türkiye

21.02.13 // İzmir,Türkiye

22.02.13 // Denizli, Türkiye

02.03.13 // İstanbul, Türkiye

06.03.13 // İstanbul, Türkiye

07.03.13 // Ankara, Türkiye

08.03.13 // Eskişehir, Türkiye

12.03.13 // Frankfurt, Almanya

13.03.13 // Leipzig, Almanya

15.03.13 // Köln, Almanya

16.03.13 // Gent, Belçika

17.03.13 // Bochum, Almanya

20.03.13 // Karlsruhe, Almanya

21.03.13 // Zürih, İsviçre

22.03.13 // Stuttgart, Almanya

23.03.13 // Kopenhag, Danimarka

24.03.13 // Berlin, Almanya

26.03.13 // Kassel, Almanya

27.03.13 // Graz, Avusturya

28.03.13 // Viyana, Avusturya

29.03.13 // Triest, İtalya

30.03.13 // Genk, Belçika

04.04.2013 // İstanbul, Türkiye

20.04.2013 // Belgrade, Sırbistan

26.04.2013 // Trento, İtalya

27.04.2013 // İstanbul, Türkiye

05.05.2013 // İstanbul, Türkiye

25.05.2013 // İstanbul, Türkiye

30.05.2013 // Tel Aviv, İsrail

Kaynak :[-]