Şunun için etiket arşivi: Türkiye

İKSV tarafından gerçekleştirilecek olan 33. İstanbul Film Festivali’nin afişi İnci Eviner imzası taşıyor

Film_afis_2014_50x7033- İstanbul Film Festivali’nin afişi ressam İnci Eviner ve İKSV kurumsal kimlik danışmanı Bülent Erkmentarafından hazırlandı. Afiş Eviner’in desen ve el yazılarını taşıyor.

Akbank’ın sponsor olduğu İstanbul Film Festivali 5-20 Nisan tarihlerinde düzenlenecek. Festivale başvuru süreci ise 31 Ocak Cuma akşamı doluyor.

İKSV, farklı sanat dallarının önemli isimlerinin yapıtları, desenleri veya el yazılarından İstanbul Festivalleri’nin tanıtım afişlerini oluşturmaya bu yıl da devam ediyor. Resimlerinden oluşturulan kolaj ve el yazıları, İKSV Kurumsal Kimlik Danışmanı Bülent Erkmen’in tasarımıyla 42. İstanbul Müzik Festivali’nin afişine dönüştürülen Güher ve Süher Pekinel ikilisinin ardından İnci Eviner de İstanbul Festivalleri afişlerinde imzası olan sanatçılar arasına katıldı.

İnci Eviner, Bülent Erkmen’le birlikte böyle bir çalışma ortaya çıkarmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Kendi işimde sözcükler olarak kullandığım figürlerle, Bülent Erkmen burada sinema için bir cümle kurdu. Kendi alanım olmayan sinema ve sinema izleyicisiyle afişlerde buluşmak çok güzel bir deneyim oldu.” dedi.

Bülent Erkmen, afişle ilgili olarak şu açıklamayı paylaştı: “İnci Eviner’in insan bedeninin gündelik hayat içindeki siyah-beyaz silüetlerini kullandım. Çömelme, kalkma, uzanma, uzatma, gerinme gibi İnci Eviner’in desenleri arasından seçtiğim bazı bedensel hareketleri yeniden kurgulayarak sinemanın hareketli görüntü oluşturma anlayışıyla ilişkilendirdim. Sinemanın bulunuşunda kullanılan, bir hareketin aşamalarını saptayan bir dizi görüntünün hızlı akmasıyla göz aldanmasına yol açan “fenakistiskop” aleti göndermesine sanatçının el yazısıyla yazılmış festival ismi dönüp duran desenlere eşlik etti.”

Festival başvurularında son günler!

Bu yıl onuncu kez Akbank sponsorluğunda düzenlenen 33. İstanbul Film Festivali’nin başvuru süresi sona eriyor. 31 Ocak Cuma akşamına kadar yapılacak başvurular arasından belirlenecek filmler, 33. İstanbul Film Festivali çerçevesinde “Altın Lale Ulusal Yarışma”, “Yarışma Dışı”, “Yeni Türkiye Sineması” ve “Belgeseller” bölümlerinde gösterilecek. Başvuruların 31 Ocak Cuma günü 17.00’ye kadar online başvuru sistemi üzerinden tamamlanmış olması gerekiyor. 33. İstanbul Film Festivali’ne uzun metrajlı kurmaca filmlerin yanı sıra, belgesel ve animasyon filmlerle de başvurulabiliyor.

Kaynak: [-]

 46. SİYAD Ödülleri, Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda düzenlenen törenle sahiplerini buldu.

46-siyad-filmCemal Reşit Rey Konser Salonu’nda düzenlenen ödül töreninde konuşan SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) Onursal Başkanı Atilla Dorsay, Türkiye’nin zor bir dönem geçirdiğini belirterek, “Böyle zamanlarda, bu gece ve benzeri sanatsal etkinlikler, biraz fantezi görünebilir. Ancak ben, bu gibi dönemlerde sanatın birleştirici, iyileştirici, insan ruhunu yüceltici gücünün, herkese bireysel ve toplumsal düzeyde iyi geleceğine ve bizleri daha iyi, daha sağlıklı düşünmeye teşvik edeceğine inanıyorum” diye konuştu.

Dorsay, konuşmasının ardından, meslekte 50. yılını kutlayan sinema yazarı Sungu Çapan’a “SİYAD Özel Ödülü”nü verdi. Atilla Dorsay, 1981 yılında oynadığı “Düşman” filmi ile ödüle layık görülen Aytaç Arman’a da “En İyi Erkek Oyuncu Ödülü”nü takdim etti.

Törende, Erdem Tepegöz’ün yönettiği “Zerre” “En İyi Film Ödülü”nü alırken, Reha Erdem “Jin” ile “En İyi Yönetim Ödülü”nün, Jale Arıkan “Zerre” ile “Cahide Sonku En İyi Kadın Oyuncu Ödülü”nün, Kıvanç Tatlıtuğise “Kelebeğin Rüyası” ile “En İyi Erkek Oyuncu Ödülü”nün sahibi oldu.

“En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü”, “Kelebeğin Rüyası” ile Farah Zeynep Abdullah’a, “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü” ise “Yozgat Blues” filmindeki performansı ile Nadir Sarıbacak’a verildi.

“Ahmet Uluçay Umut Ödülü”ne “Küf” isimli filmi ile layık görülen Ali Aydın, ödülünü, uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in eşi Rakel Dink’in elinden aldı.

46-siyad-2014Erol Ağakay’a “Emek Ödülü”, Serra Yılmaz, Macit Koper ve Ali Özgentürk’e ise “Onur Ödülü” verilen törende, ödül alan diğer isimler ve yapımlar şu şekilde:

“En İyi Kurgu Ödülü”: Mesut Ulutaş (Zerre)

“En İyi Müzik Ödülü”: Rahman Altın (Kelebeğin Rüyası)

“En İyi Görüntü Yönetimi”: Gökhan Tiryaki (Kelebeğin Rüyası)

“En İyi Sanat Yönetimi”: Hakan Yarkın (Kelebeğin Rüyası)

“En İyi Yabancı Film”: “Mavi En Sıcak Renktir”

“En İyi Belgesel Film”: “Saroyan Ülkesi”

“En İyi Kısa Film Ödülü”: “Nerdesin?”

Törende, 2013 yılında hayatını kaybeden sanat dünyasının önde gelen isimleri ile ilgili sinevizyon gösterimi yapıldı, Karsu ile Sema Moritz de konser verdi.

Kaynaklar:

Onedio

Muhabir: Hilal Uştuk | AA

Baltık Dans Tiyatrosu Bir Yaz Gecesi Rüyası ile 19. İstanbul Tiyatro Festivali’nin konuğu oluyor.Gösterinin Baş Dansçısı Radoslaw Palutkiewicz, 4 ve 5 Şubat tarihinde Dans Tiyatrosu Atölyesi için İstanbul’da.

Radoslaw-Palutkiewicz

İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından 2004 yılından bu yana Koç Holding Enerji Grubu Şirketleri Aygaz, Opet ve Tüpraş’ın sponsorluğunda düzenlenen 19. İstanbul Tiyatro Festivali, 9 Mayıs-5 Haziran 2014 tarihleri arasında oyun, gösteri, performans ve etkinliklerden oluşan zengin bir programla tiyatroseverlerle buluşacak.

19. İstanbul Tiyatro Festivali’nin ilk sürprizlerinden biri Polonyalı dans topluluğu Baltık Dans Tiyatrosu olacak.
2010 yılında dansçı ve koreograf Izadora Weiss’ın öncülüğünde genç ve yetenekli dansçıların girişimiyle kurulan Baltık Dans Tiyatrosu, Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası adlı yapıtının farklı bir yorumuyla, ENKA Vakfı sponsorluğunda 31 Mayıs 2014 tarihinde yapılacak iki gösteri ile Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde olacak.

Müziklerini ünlü sanatçı Goran Bregovic’in hazırladığı, kostümlerini ise Polonyalı ünlü modacı Gosia Baczyńska’nın tasarladığı Bir Yaz Gecesi Rüyası, Dance Europe Magazine tarafından 2013’ün En İyi Prömiyeri ödülüne layık görüldü. Bünyesinde klasik baleden, ritmik jimnastiğe ya da sokak dansına kadar farklı alanlardan gelen dansçılar bulunduran Baltık Dans Tiyatrosu, son yıllarda sahneye koyduğu Bahar Ayini ve Shakespeare’in ünlü eseri Romeo ve Juliet ile eleştirmenlerden övgü topladı.

Radosław Palutkiewicz ile Dans Tiyatrosu Atölyesi 4 Şubat Salı-5 Şubat Çarşamba, ENKA

Radosław-Palutkiewicz1ENKA Kültür Sanat ve İstanbul Tiyatro Festivali ortaklığı ile Baltık Dans Tiyatrosu’nda solist dansçı ve Bir Yaz Gecesi Rüyası’nın baş dansçısı da olan Radosław Palutkiewicz, iki günlük bir atölye çalışması gerçekleştirmek üzere Şubat ayında İstanbul’a gelecek.

Ücretsiz olarak gerçekleştirilecek Radosław Palutkiewicz  Dans Tiyatrosu Atölyesi, 4 Şubat Salı ve 5 Şubat Çarşamba günlerinde 11.00-13.00 ile 15.00-18.00 saatleri arasında ENKA İbrahim Betil Oditoryumu’nda düzenlenecek. Sınırlı sayıda kapasiteye sahip atölye çalışmasına başvurular 20 Ocak Pazartesi gününe kadar enkasanat.org adresi üzerinden yapılabilir.

Baltık Dans Tiyatrosu’nun Bir Yaz Gecesi Rüyası adlı gösterisi, 2014 yılında Polonya ve Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin kuruluşunun 600. yıldönümü kutlamaları için düzenlenecek kültürel etkinlikler kapsamında gerçekleştirilecek. Bu kutlamalar kapsamında 19. İstanbul Tiyatro Festivali’nde başka gösteriler de yer alacak. 19. İstanbul Tiyatro Festivali’nin detaylı programı Şubat ayında yapılacak basın toplantısıyla duyurulacak.

Sundance Film Festivali programında yer alan 6 film, Türkiye’de ilk defa İstanbul Film Festivali’nde izleyicilerle buluşacak

iksv-film-festivali

Bağımsız sinemanın en önemli etkinliklerinden Sundance Film Festivali 16 Ocak’ta başlayacak. 26 Ocak tarihine kadar devam edecek festival programında yer alan 6 film, Türkiye’de ilk defa İstanbul Film Festivali’nde izleyicilerle buluşacak. İKSV tarafından bu yıl onuncu kez Akbank sponsorluğunda düzenlenen 33. İstanbul Film Festivali 5-20 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

Polonya’da Nazi işgali ile Holokost’un acı izlerini süren bir hikâye anlatan Pawel Pawlikowski ’nin son filmi Ida, daha Sundance gösterimini yapmadan uluslararası festivallerde birçok ödüle layık görülerek 2014’ün en iyilerinden olmaya doğru yol aldı. Londra, Les Arcs, Gdynia ve Varşova film festivallerinde En İyi Film, Toronto’da FIPRESCI Ödülü’nü alan Ida, ayrıca Les Arcs Film Festivali’nde her iki başrol oyuncusu Agata Kulesza ve Agata Trzebuchowska ’ya da en iyi kadın oyuncu ödüllerini kazandırdı. 1960’larda Polonya’da geçen siyah beyaz film, genç rahibe adayı Anna’nın son yeminini etmeden hemen önce aslında Yahudi olduğunu öğrenişinin öyküsünü anlatıyor.

Stranger by the Lake

Stranger by the Lake

Fransız yönetmen Alain Guiraudie ’nin ilk kez Cannes Film Festivali’nde izleyici karşısına çıkan son filmi Stranger by the Lake, ölüm, cinsellik, eşcinsel kültürü ve dostluk kavramlarına yaklaşımıyla hem izleyicilerden hem de eleştirmenlerden büyük övgü topladı. Cannes’da gösterildiği Belirli Bir Bakış Bölümü’nde En İyi Yönetmen Ödülü’nün yanı sıra Eşcinsel Palmiye’ye de layık görülen, Hitchcockvari bir gizem etrafında kurgulanan filmin tamamı bir yaz mevsiminde, bir çıplaklar plajında geçiyor.

Dünyanın en saygın belgesel film festivallerinden IDFA’nın bu yıl açılış filmi olan Return to Homs, Suriye’nin Homs şehrinden devrimci gençlerin bir portresi. Yönetmen Tala Derki üç yıl boyunca iki yakın arkadaşı takip ediyor. Milli takım golcüsü, şarkılarıyla devrimin sesi olan 19 yaşındaki Basset ve 24 yaşındaki video-aktivist, kameraman Ossama pasif direnişle özgürlük hayalleri kurarken kendilerin silahlı mücadelenin içinde buluyorlar. İki yıl önce festivale konuk olan, “Devrimin Filmini Çekmek” bölümüyle aynı isimli panelde de konuşmacı olan Suriyeli belgeselci, yapımcı ve festivalci Orwa Nyrabia da filmin yapımcılarından biri.

En son cinsellik soslu kıyamet komedisi Kaboom / Gümmm! ile Filmekimi’nde izlediğimiz Gregg Araki ’nin üç yıl aradan sonra çektiği ilk uzun metrajlı filmi White Bird in A Blizzard, İstanbul Film Festivali kapsamında gösterilecek filmlerden. Yönetmenin alışıldık temalarından uzaklaştığı film, annesi birdenbire ortadan kaybolan genç bir kadının altüst olan hayatını anlatan sıra dışı bir büyüme öyküsü. Filmin son derece sağlam oyuncu kadrosunda Eva Green , Shailene Woodley , Christopher Meloni gibi isimler yer alıyor. Araki’nin yazar ve şair Laura Kasischke ’nin aynı adlı romanından esinlenerek senaryosunu yazdığı filmin müziklerini de yine yönetmenin kendisi seçmiş.

Adını “perudo” olarak da bilinen, Güney Amerika kökenli bir zar oyunundan alan Liar’s Dice, aslen oyuncu olan senarist ve yönetmen Geetu Mohandas ’ın çektiği ilk uzun

white shadow

white shadow

metrajlı film. Başrollerini Geetanjali Thapa ile Lunchbox / Sefertası ve Wasseypur Çeteleri’nden tanıdığımız ünlü Bollywood oyuncusu Nawazuddin Siddiqui ’nin paylaştığı filmin kahramanı, Himalayalar’da yaşayan kendi başına buyruk, bağımsız bir kadın olan Kamla’nın köy büyüklerinin sözünü dinlemeyerek kayıp kocasını aramak üzere yollara düşmesini anlatıyor. Film, Sundance’te Dünya Sineması Dramatik Filmler bölümünde gösteriliyor.

Eylül 2013’te Venedik Film Festivali’nde En İyi İlk Film’e verilen Geleceğin Aslanı ödülüne layık görülen White Shadow / Beyaz Gölge, Afrika’nın doğusunda albinoların uğradıkları ayrımcılığı ve ölüm tehlikesini konu alıyor. Los Angeles’lı yönetmen, senarist ve kurgucu Noaz Deshe ’nin ilk filmi White Shadow / Beyaz Gölge, köyünden kaçarak büyük kente gelen Alias adında küçük bir albino çocuğu izliyor.

İstanbul Film Festivali hakkında ayrıntılı bilgi için: film.iksv.org

İstanbul Film Festivali’ni sosyal medyada takip etmek için:

Kaynak : [-]

Türk filmlerini Hollywood’la buluşturan Los Angeles Türk Film Festivali’nin 3. sü bu yıl, 06- 09. Mart 2014 tarihleri arasında gerçekleşecek.

 

Türkiye filmlerini Amerikan sinemasının kalbi Hollywood ‘la buluşturan Los Angeles Türk Film Festivali’nin 3. sü bu yıl, 06- 09. Mart 2014 tarihleri arasında gerçekleşecek. Festival ünlü Türkiyeli yönetmenleri Amerikalı sinemaseverlerle bir araya getirirken, genç Türkiyeli yeteneklere ise Amerikan sinema dünyasıyla tanışma fırsatı sunuyor.

ADAYLAR BELLİ OLDU

Los Angeles Türkiye Film Festivali’nin kısa film yarışmasında yarışacak adaylar belli oldu. Los AngelesTürkiye Film Festivali’nin kısa film yarışmasında yarışacak adaylar belli oldu. Genç sinemacıların merakla bekledikleri Los Angeles Türk Film Festivali sonunda ön elemeleri geçen adayları açıkladı. Los AngelesTürk Film Festivali Kısa Film Yarışması’nın ön finalisti, ünlü film eleştirmeni ve LACMA Film Independent serisi küratörü Elvis Mitchell tarafından açıklandı. Mitchell’ın yarışmaya başvuran iki yüz bir 3.los_angels_Turk_film_festivaliarasından seçtiği 10 kısa filmin yönetmenleri, festival boyunca Los Angeles ‘ta misafir edilecekler ve Mart ayında filmlerini Hollywood ‘un tarihi sineması Egyptian Theater’da sergileme imkanı bulacaklar.

Geçtiğimiz yıllarda Derviş Zaim ve Semih Kaplanoğlu ‘nun başkanlığını yaptığı jüride bu sene yer alacak olan isimler ise Şubat ayında açıklanacak. Geçtiğimiz yıl Yılmaz Erdoğan imzalı Kelebeğin Rüyası adlı filmle açılış yapan festival hem yerli hem yabancı basından büyük ilgi gördü.

YARIŞACAK FİLMLER,

Avni Amca – Çiğdem Topaloğlu

Birlikte – Barış Çorak

Boş Köy – Hakan Hücüm

Kafa – Koray Sevindi

Kor – Cihan Sağlam

Mama – Ahmet Bikiç

Nefs – Aksel Bonfil

Patika – Onur Yağız

Şeref Dayı ve Gölgesi – Buğra Dedeoğlu

Yolculuk – Nadim Güç

Devlet Tiyatroları’nın geleceğine ilişkin tartışmalar yeni bir aşamaya giriyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Tiyatroları dışında, orkestralar, opera-bale ile güzel sanatlar gibi bakanlığa bağlı sanat birimleriyle ilgili yapılacak düzenlemeyi sivil toplum örgütlerinin görüşlerine açıyor.

tc-kultur-ve-turizm-Bakanligi-logoKonu ile ilgili Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’in başkanlık edeceği belirtilen bir toplantı 22 Ocak’ta yapılacak. Toplantıya tarafların temsilcileri katılacak. Toplantıda, bakanlık tarafından daha önce hazırlanan yasa taslağı ilk kez ilgili kesimlerle görüşülecek.

Bakanlığın hazırladığı “Türkiye Sanat Kurumu ile Sanatın Desteklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı Taslağı” başlıklı çalışma, geçtiğimiz sanat sezonunun sonunda gündeme gelmişti. Ancak bakanlık taslakla ilgili açıklama yapmamıştı. Söz konusu toplantıda ise bakanlık, adı geçen taslağı sahiplenerek, sivil toplum örgütlerinin, ilgili tarafların görüşüne açacak. Taslağın ilgili kurumların görüşleri alındıktan sonra Meclis’e getirilmesi hedefleniyor. Taslak, devlete bağlı Devlet Tiyatroları, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü, Opera Bale Genel Müdürlüğü ile orkestraların faaliyetlerinin tamamının Türkiye Sanat Kurumu’na (TÜSAK) bağlanmasını içeriyor. Kurum, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın tavsiyesi ve Bakanlar Kurulu kararı ile atanacak 11 kişiden oluşan Türkiye Sanat Kurulu ve hizmet birimlerinden oluşacak. Türkiye’de desteklenecek tüm kültür-sanat faaliyetleri 11 kişinin uhdesinde olacak. Tasarının ‘gerekçe’ bölümünde, yeni düzenlemede, İngiltere’nin 1940 yılında kurulan ‘İngiliz Sanat Konseyi’, İtalya’da 1976 yılında kurulan Kültürel Faaliyetler Bakanlığı ile Avustralya’da 1975 yılında kurulan Sanat Konseyi’nin örnek alındığı belirtiliyor.

Sanat kurumları TÜSAK’a devredilecek

Devlet-TiyatrolariTasarıda, kanunun yürürlüğe girmesi ile birlikte söz konusu devlete bağlı sanat kurumlarının kapanarak, yöneticilerinin bakanlık müşavirliği kadrosuna, personelinin ise Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredileceği belirtiliyor. Emeklilik dönemine yakın personelin de emekliliğini istemesi halinde emeklilik ikramiyesinin yüksek miktarlarda ödeneceği taahhüt ediliyor. 30 yaşını geçmemiş ‘sanatçı memur’ statüsündeki personelin bir kısmının da TÜSAK’ta ‘uzman yardımcısı’ olarak başvuru yapabileceği belirtiliyor. Böylece devlette ‘sanatçı’ kadrosu tamamen ortadan kalkacak. Taslakta, TÜSAK’ın görev tanımlarına bakıldığında, Türkiye’deki tüm kültür-sanat faaliyetlerinin bu kurum eli ile gerçekleştirileceği görülüyor. Sanat projelerinin değerlendirilmesi, desteklenmesi ve yaptırılması TÜSAK’a ait olacak. Kurum, mali ve idari özerkliğe sahip, özel bütçeli, kamu tüzel kişiliğini haiz, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyetlerini sürdürecek.

Sanatçılar tepkili

Bindikleri dalı keserler

Ayten Gökçer (Oyuncu) Eski köye yeni âdet getirmeye gerek yok. Devlet Tiyatroları’nı kapatmaya çalışıyorlarsa açıkça söylesinler. Bunu yapamazlar, onları aşar. Dünyanın her yerinde sanat özgürdür. Kuruma destek verenler tabii ki orada neler olduğuna bakacaklardır ama direkt müdahale edemezler. Bu bindiğin dalı kesmektir. Böyle bir karar almayacaklarını düşünüyorum. Aklı başında kişiler oldukları kanısındayım.

Kapatmak çözüm değil

Nevra Serezli (Oyuncu) Devlet Tiyatroları, uzun yıllar süren bir geleneğe sahip. Kendi iç tüzükleri, işleyişi var. Bunları yok sayıp onu atıyorum, bunu kapatıyorum tutumu çok yanlış. Bu kökten değişim, her şeye kökten el koymak oluyor. Çok üzücü. Mevcut sistemin sorunu varsa onu gidermeye çalışırsın, kapatarak sorun çözemezsin. Sanat kurulunu iktidarın belirlemesi sanatın siyasallaşması anlamına geliyor. Sanat, özgürlük demek. Onu kısıtlarsan, bariyerler koyarsan hiçbir şey üretemezsin. Olamaz böyle bir şey. Umarım keyfe keder böyle düzenleme yapılmaz.

Dehşet içindeyim

Haldun Dormen (Oyuncu-Yönetmen) Böyle bir şeyi nasıl yaparlar, sanatı böyle nasıl baltalarlar anlamıyorum. Dehşet içindeyim. Sanatı bir yerlere getirmek için bu kadar yıldır çalışıyoruz. Müzikte, tiyatroda, sinemada dünya çapında isimler yetiştirdik. Böyle bir düzenleme, bunları yok etmektir.

ASLIHAN AYDIN -AYHAN HÜLAGÜ

Kaynak : onedio.com

İzmir’de 13-15 Aralık’ta düzenlenecek kısa film yarışmasına 600’den fazla eser müracaat etti

yalı-capkınıİzmir’de 13-15 Aralık 2013 arasındaki Uluslararası Artemis Film Festivali kapsamında, Yalıçapkını Kısa Film Yarışması düzenleniyor.
Konak Belediye Başkanı Hakan Tartan, yaptığı açıklamada yalıçapkını kuşunun bu festivalle beraber İzmir’in en önemli simgelerinden biri haline geleceğini söyledi. Tartan, “Konak Belediyesi olarak sadece Türkiye’deki değil, dünyadaki bütün kısa filmcilere kapımızı açtık. Gelen filmlere bakıldığında, birçok ülkeden katılım olduğunu görmekteyiz. Bunların arasında İran, İspanya, Amerika, İngiltere ve Almanya başı çekiyor. Festivalimize bütün İzmirlileri davet ediyoruz.” dedi. Genel Sanat Yönetmeni Alper Akdeniz ise festivali düzenleyen ekip olarak İzmir için yeni bir vizyon oluşturduklarını söyledi. Önümüzdeki yıllarda İzmir’in ismi anıldığında bu festivalin hatırlanacağını ifade ederek, “İzmir, ne giydirirseniz giydirin, üzerinde her zaman şık duran güzel bir kadındır.” şeklinde konuştu.

Festival Başkanı Muammer Sarıkaya da büyüdükleri topraklarda yeni fidanlar yetiştirme gayretinde olduklarını belirterek, “Bizler Uluslararası Artemis Film Festivali ve Yalıçapkını Kısa Film Yarışması’yla İzmir’in 5 bin yıllık tarihine yeni bir tohum ekmenin gururunu yaşıyoruz.” dedi. Festival Uluslararası Koordinatörü Kamil Murat ise yarışmaya katılımın bu denli yüksek oluşunun, İzmir’in bir dünya şehri olarak yurtdışında benimsenmesinden kaynaklandığını dile getirdi. Murat, “Yarışmaya katılan filmlerin yarıdan fazlasının yabancı yönetmenlerin olması, festivalin önümüzdeki yıllarda diğer büyük kentlerde yapılan festivallerin gölgesinde kalmayacağı sinyalini verdi. Özellikle Avrupalı yönetmenlerin, 30’un üzerinde ödül almış 20’den fazla filmle yarışmaya başvurması bunun göstergesidir.” diye konuştu.

Yayıncılar Yanıtladı:  E-Kitaplar Neden Pahalı?

e-kitapElektronik kitap ve benzeri yayınların elektronik ortamda satışında uygulanacak KDV oranı yüzde 8’e düşürülünce, “Elektronik kitap artık lüks değil” demiştik. Bunun pratikte taşıdığı manayı ise yayınevlerine sorduk. Çünkü Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Genel Yayın Yönetmeni Murat Gülsoy’un da dediği gibi, “e-kitapların fiyatları hâlâ beklenenin çok üzerinde.”

Elektronik kitapların KDV’sinin düşmesinin pratikte ne gibi bir manası var? Bu düşüş, e-kitap satışlarını artıracak mı?

Sel Yayıncılık Genel Yayın Yönetmeni İrfan Sancı Elektronik kitapların KDV’sinin düşmesinin pratikte hiçbir manası yok. Sadece bir ayıp ortadan kalkmış oldu.

Doğan Kitap Genel Müdürü Gülgün Çarkoğlu Elektronik kitapların KDV oranının yüzde 1 ya da yüzde 8 seviyelerine inmesi, yayıncıların ve Türkiye Yayıncılar Birliği’nin uzun zamandır üzerinde durduğu bir konuydu. Bu yeni gelişmeyi elbette memnuniyetle karşıladık çünkü bu sayede e-kitap satış fiyatları düşecek, okur e-kitaba daha ucuza ulaşabilecek. Ancak bu değişikliğin satışa yansımasında kısa vadede bir mucize beklememek gerekir. Bu alanda asıl fark yaratacak unsurun, e-kitap fiyatlarının düşmesinden çok, tabletlerin yaygınlaşması ve okuma alışkanlığının biraz dijitale kayması olduğunu düşünüyorum.

Nesil Yayın Grubu Genel Müdürü Erdal Cesar E-kitapların KDV’sinin yüzde 18’den yüzde 8’e düşmesi fiyatlara elbette olumlu yansıyacak. Bu düşüş kitapların satışını kısa vadede artırmayacak fakat okuyucular için daha cazip kılacak. Kitapların satışını asıl artıracak doping MEB Fatih Projesi’nin hayata geçmesiyle olabilecek gibi görünüyor. Zaman içerisinden okurların e-kitabı benimsemesi ve e-kitap okuma cihazlarının ülkemizde yaygınlaşmasıyla satışlar arzulanan seviyelere ulaşacak diye umut ediyoruz.

E-kitapların satış fiyatı okuru tatmin etmekten uzak. Sıklıkla “maliyeti az olmasına rağmen e-kitapların satış fiyatı çok yüksek” gibi eleştiriler alıyor. Peki, bu kitapların fiyatları neye göre belirleniyor? Neden fiyatlar okur beklentisini karşılayacak kadar düşemiyor?

Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Genel Yayın Yönetmeni Murat Gülsoy E-kitapların fiyatları hâlâ beklenenin çok üzerinde. Bunun da temel nedeni şifreleme şirketlerine ödenen para. Yani kopyalanmasını ve paylaşılmasını engellemek için çok ciddi bir para ödüyorsunuz. Ama ne yaparsanız yapın popüler bir kitap yine de internette bulunabiliyor. Olan popüler olmayanlara oluyor. Onlar pahalı olduğu için hiç okunmuyor.

Doğan Kitap Genel Müdürü Gülgün Çarkoğlu Baskı maliyetinin, kitap üretiminde yer alan maliyet kalemlerinden sadece biri olduğunu hatırlamakta fayda var. Yazar ve çevirmenlerin telif bedelleri, reklam ve pazarlama giderleri, kitabın dijital yayına hazırlığı sürecinde oluşan maliyetler, dağıtım komisyonu her iki kitap formatında da geçerliliğini koruyor. Aradaki en temel fark, kâğıt maliyeti diyebiliriz. Bugüne dek yüzde 18 olarak uygulanan KDV, e-kitaplara ek bir yük daha getiriyordu elbette. Tablet kullanımının yaygınlaşmasıyla e-kitap satışlarında bir artış öngörülebilir, fiyatlar da o zaman talebe göre şekillenecektir. Bu arada göz ardı edilmemesi gereken bir konu da, kitap fiyatlandırmasında yayınevlerinin ancak tavsiye eden konumunda olmaları, yani belirleyici olmamalarıdır.

Sel Yayıncılık Genel Yayın Yönetmeni İrfan Sancı Bütün sorun bence yayıncının elektronik kitabı basılı kitaba rakip olarak görmesi. Onun için dikkat ederseniz yayınevlerinin elektronik kitap listelerini daha çok gözden çıkarılmış, teliften düşmüş ya da satmayacağını düşündüğü kitaplar oluşturuyor. Elektronik kitap üretmeye yönelik ciddi bir çalışması olmadan yine de elektronik kitabı fiyatlandırırken rakamı yüksek tutması işin ciddiyetini yeterince kavramayamadığından oluyor.

Görseller Rachel Walsh

Gökçe Gündüç | Sabit Fikir

Kaynak : [-]

Doğu Karadeniz’de, Bayburt’un 45 km dışında, Çoruh Vadisi’ne bakan bir tepenin üzerinde kurulu bir müze… Eski adıyla Baksı, bugünkü adıyla Bayraktar köyünde yükselen bu müze, çağdaş sanat ve geleneksel el sanatlarına aynı çatı altında yer veriyor.

Baksı Müzesinden

Baksı Müzesinden

 

Prf. Dr.Hüsamettin Koçan

Prf. Dr.Hüsamettin Koçan

Baksı Müzesi, Bayburt doğumlu sanatçı ve akademisyen Hüsamettin Koçan’ın bir düşü ve bu düş 2010 yılında hayata geçti. Hüsamettin Koçan şu sıralar Avrupa Konseyi tarafından verilen 2014 Yılı Avrupa Müze Ödülü’ne değer görülmenin heyecanını yaşıyor.

40 dönümlük bir araziye yayılan Baksı Müzesi’ni bir “kültürel etkileşim noktası” olarak tanımlayan jüri üyeleri, müzenin geleneksel kültürleri güncel hayat tarzları ile birleştiren konseptinden etkilendiklerini belirtti.

Avrupa Konseyi Müze Ödülü, Baksı Müzesi için ne anlama geliyor? 

Ödül, Avrupa ölçeğinde verilen en büyük müzecilik ödüllerinden biri. Bu ödül, bildiğim kadarı ile daha önce, Türkiye’den İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne verildi. Yurtdışında ise bu ödülü alan kurumlar arasında, Liverpool Müzesi, Joan Miro Müzesi gibi önemli müzeler bulunuyor. Bu açıdan Baksı bu ödülle dünyanın önemli müzeleri arasında yer almış oldu. Bunun müzecilik ve Türkiye açısından büyük bir anlamı olduğunu düşünüyorum. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Kültür Komisyonu tarafından verilen “Avrupa Konseyi Müze Ödülü” Baksı Müzesi’ni uluslararası platforma taşımada çok önemli bir basamaktır.

Bu müzeyle kendi toprağınıza sanatla kök saldınız. Peki Baksılıların yerel sanatı müzeye kök salıyor mu?

Bayraktar köyü ve baksı müzesi

Bayraktar köyü ve baksı müzesi

Küçük ölçekte Baksılılar, orta ölçekte Bayburt, büyük ölçekte bulunduğumuz coğrafi bölge Baksı Müzesi’ni içtenlikle benimsediler. O bölge insanı kendisine sunulan her imkânı bir armağan olarak görür. Müzenin bulunduğu köy-kent bu anlamda Baksı’ya her zaman büyük ilgi gösterdi. Bir örnek verecek olursam; bölgeden yurtdışına giden işçilerin çocukları Baksı Müzesi’ni görmek için Baksı’ya, kendi topraklarına sık sık gelmeye, bu vesileyle ailelerini ziyaret etmeye başladılar. 

Baksı köyü restore edilecek

Yeni projeler var mı?

2014 yılı içerisinde ana binada büyük bir sergi açma çalışmalarını yoğun bir biçimde sürdürüyoruz. Bu sergi bir kadın küratör tarafından yürütülsün istiyoruz, bu nedenle Baksı’ya bazı seyahatler düzenledik. Kurumsallaşma yolundaki çalışmalarımız da devam ediyor. Bir sponsorluk geliştirme projesi üzerinde çalışıyoruz. Müzenin 40 yatak kapasiteli konukevini ve öteki hizmet birimlerini kültür turizmine açıyoruz. Bu doğrultuda Baksı köyünün restorasyon çalışmaları da gündeme gelecek. Baksı köyünü, uzmanların önerileri doğrultusunda geleneksel omurgasını koruyarak örnek bir köy olarak yeniden tasarlama projemiz var.

Baksı’nın diğer müzelerden farkı ne?

Baksı tüm öteki müzelerden çok farklı bir kurum. Her şeyden önce bulunduğu konum nedeniyle farklı. Baksı seyirlik bir müze değil, aynı zamanda insanların ürettikleri, paylaştıkları kültürel ve ekonomik sorunlarını çözebildikleri bir müze. Üretim atölyelerimiz var. Sanat ve zanaat ayrımını bir kenara bırakıp insanoğlunun yaratma eylemi için bir ortak zemin oluşturuyoruz. O nedenle geleneksel olanla güncel olan bu müzede aynı platformda buluşabiliyor. Bir başka farkımız da müze yönetiminin tümünün kadınlardan oluşması; kadın duyarlılığının müze yapısına çok değerli katkıları olduğuna inanıyoruz.        Kaynak : []

Baksı Müzesi ile ilgili Önceki Haberimiz için lütfen TIKLAYINIZ.

Baksı Müzesi  Fotoğraf Galerisi :

Dünyaca ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov, doğumunun 85. yılında çeşitli etkinliklerle anılıyor.

cengiz aytmaytovKırgızistan’ın başkenti Bişkek’teki Aytmatov’u anma etkinlikleri kapsamında Ata-Beyit Anıt Mezarlığı’ndaki türbesinin açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev, Kırgızistan’ın Aytmatov’u yitirmesiyle çok şey kaybettiğini söyledi. Adalet ve özgürlük için canlarını veren Kırgız halkının geleceğine inandığını ifade eden Atambayev, halkın içinden Ata Manas ve Cengiz Aytmatov gibi büyük isimlerin çıkacağından umutlu olduğunu belirtti.
Bişkek ve Issık Eyalati Çolpon Ata kentinde düzenlenen ve üç gün sürecek “Cengiz Aytmatov ve onun Issık Göl Forumu” da Kırgız bakanlar ve milletvekillerinin yanı sıra, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 18 değişik ülkeden temsilcilerin katılımıyla başladı.

Forumda konuşan Kırgızistan Meclis Başkanı Asılbek Ceenbekov, Aytmatov’un Kırgız halkını ve Kırgızistan’ı temsil etmesiyle gurur duyduklarını dile getirdi.

Foruma, Sovyetler Birliği’nin son Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov da bir mesaj gönderdi. Garbaçov mesajında, 1986’da ilki düzenlenen Issık Göl Forumu’nda ele alınan konuları hala hatırladığını belirterek, Kırgız halkının gururu olarak nitelediği Aytmatov’un hatırlanmasından duyduğu memnuniyeti ifade etti.

Atatürk, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Derya Örs de forumda, Aymatov’un geride bıraktığı hayat hikayesi, eserleri ve örnek şahsiyetiyle Kırgız toplumu kadar dünyayı da etkilediğini söyledi. Örs, her zaman barış, kardeşlik ve dostluktan yana olan Aytmatov’un insanlığa bir arada yaşayabilmenin anahtarlarını sunduğunu belirtti.

Kırgızistan’nın Talas eyaletinin Şeker köyünde 12 Aralık 1928’de dünyaya gelen Aytmatov, 2008’de belgesel çekimleri için gittiği Tataristan’ın başkenti Kazan’da ani böbrek rahatsızlığı nedeniyle hastaneye kaldırılmış, Almanya’da tedavisi devam ederken hayatını kaybetmişti.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü, Türkiye sinemasının 99’uncu yaşını 12-17 Kasım’da düzenleyeceği bir dizi etkinlikle kutluyor.

sinema

Resmi tarihte Türk sinemasının başlangıcı olarak kabul edilen, Fuat Uzkınay’ın 14 Kasım 1914’te Ayastefanos’taki Rus abidesinin yıkılışını görüntülediği filmin 99’uncu yıldönümü kutlamalarına başlanıyor. Kutlamalar kapsamında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü, Fatih Kültür Merkezi ’nde 12 – 17 Kasım’da takip edilebilecek belgesel ve film gösterimleriyle panellerden oluşan bir program hazırladı. Muhsin Ertuğrul, Halit Refiğ, Metin Erksan, Erol Günaydın ve Giovanni Scognamillo için düzenlenecek saygı ve anma etkinlikleri de program kapsamında. Panel konuklarından bazıları Hülya Koçyiğit, Can Gürzap, Rasim Öztekin ve Emre Altuğ. Safa Önal ve Yılmaz Atade…

Türkiye’nin en kapsamlı uluslararası çağdaş sanat fuarı Contemporary Istanbul, dün açıldı. İlk akşamdan 9.000 ziyaretçinin gezdiği fuarda; 748 sanatçı, 3.000 eser, 22 ülkeden 95 çağdaş sanat galerisi bir araya geliyor.

Contemporary Istanbul Announces its 8th Edition 7th - 10th November 2013

Ulusal ve uluslararası galeriler, tüm dünyadan gelen sanatçılar, koleksiyonerler, küratörler, sanat eleştirmenleri, sanatseverler ve basın mensupları bu akşam gerçekleşen açılışta İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı ile İstanbul Kongre Merkezi’nde sanat için bir araya geldi. Açılışa sanat ve cemiyet dünyasından birçok isim katıldı.

Fuarda, özellikle Türkiye’den galerilerin sergileme ve işlerin kalitesindeki artış dikkat çekti. CI Dialogues kapsamında fuarın ilk gün konuşmasını Hermann Nitsch yaptı. Viyana Aksiyonizmi’nin kurucularından olan Hermann Nitsch, küratör ve sanat eleştirmeni Marcus Graf ile beraber sanatçı konuşması gerçekleştirdi.

Cemiyet ve sanat dünyasının önemli isimlerini bir araya getiren görkemli ön izleme, Martı İstanbul Hotel Teras Bar ‘da gerçekleştirilen Contemporary Istanbul açılış partisi ile devam etti.

8- Contemporary Istanbul bu sene 748 sanatçı, 3000 eser, 22 ülkeden 95 çağdaş sanat galerisi ile beraber 70.000’den fazla ziyaretçiyi ağırlayacak. 2013 yılında sergilenecek işlerin toplam değeri 180 Milyon TL.

Dünyanın en önemli galerileri arasında yer alan Marlborough Gallery, New York; Galerie Lelong, Paris; Andipa Gallery, London; Opera Gallery, Cenova; Galeria Filomena Soares,

Contemporary Istanbul-2013

Lizbon; Galeria Javier Lopez, Madrid; Senda Gallery, İspanya; Michael Schultz, Almanya; Klaus Steinmetz, Kosta Rika, ve Türkiye’den Dirimart, Galerist, Galeri Mana, Galeri Nev, Pi Artworks, Rampa, x-ist katılımcı galeriler arasında yer alıyor. Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı B katı bu sene özel olarak yeni/gelişmekte olan galerilere ayrılıyor.