Şunun için etiket arşivi: Sergi

Belediyenin düzenleyeceği heykel çalıştayı festivalinde dünyanın farklı yerlerinden ünlü isimler bir arada…

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sonbaharda düzenleyeceği ‘Uluslararası Heykel Çalıştayı, dünyanın farklı coğrafyalarından ünlü heykeltıraşları ağırlayacak. İzmirlilerin de izleyebileceği 20 günlük çalışma sürecinde hazırlanacak heykeller, kentin çeşitli noktalarına yerleştirilecek. Çalıştay’ın teması Akdeniz olacak.

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından, 13 Ekim-2 Kasım 2012 tarihleri arasında düzenlenecek olan ‘Uluslararası Heykel Çalıştayı’na katılmaya hak kazanan heykeltıraşlar belirlendi. Kültürpark İzmir Sanat Oditoryum’ta toplanan seçici jüri, 50 farklı ülkeden gelen 150 başvuruyu değerlendirdi. Jüri, çalıştaya katılacak eserlere karar vermekte oldukça zorlandı. Yarışın galibi, 7 yabancı ve 3 Türk heykeltıraş oldu. Jürinin belirlediği heykeltıraşlar, söz konusu tarihlerde Kültürpark Tarih ve Sanat Müzesi önündeki havuzun çevresine kurulacak açık hava işliklerinde heykel çalışmaları yapacak. 20 günlük bir çalışmayla hazırlanacak olan heykeller, daha sonra kentin çeşitli noktalarına yerleştirilecek.
‘Uluslararası Heykel Çalıştayı’na şu isimler katılacak:
Aldo Shıroma (Peru), Amancio Gonzales Andres (İspanya), Bettino Francini (İtalya), Chander Parkash (Hindistan), Hıtoshi Tanaka (Japonya), Valentıne Mıtev (Bulgaristan), Volodymyr Khochmar (Ukrayna), Hakan Şengönül, Mert Taşkın Demir ve Levent Ayata (Türkiye).

Jüride kimler var?

Uluslararası İzmir Heykel Çalıştayı seçici jürisi, toplam 150 başvurunun geldiği proje dosyalarını seçerken, tasarımların kent dokusu ile ilişkisi, malzeme ile uyumluluğu gibi kriterleri göz önünde bulundurdu. Jüri değerlendirmede ayrıca, projenin uygulanabilirliği ile soyut ve figüratif işlerin dengelenmesini de dikkate aldı.

Yarışmaya başvuran eserleri büyük bir titizlikle inceleyen seçici jüri, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Serpil Baran, heykeltıraş Bihrat Mavitan, heykeltıraş Cem Sağbil, 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölüm Başkanı Gökçen Ergür, heykeltıraş Yücel Tonguç Sercan, mimar Ebru Kandilci ve heykeltıraş Esen Kesecioğlu’ndan oluştu.

İzmir ‘açık hava müzesi’ne dönüşecek‘Uluslararası Heykel Çalıştayı’, kente kalıcı, nitelikli, sanata uluslararası bakışı olan çağdaş yapıtlar kazandırmayı hedefliyor. Sanat ürünlerini dış mekanlara taşıyarak kalıcı eserlerin sürekli olarak sergilenmesini sağlayacak olan çalıştay, kent kültürüne ve estetiğine katkıda bulunmayı ve İzmir’i adeta bir ‘açık hava müzesi’ haline dönüştürmeyi amaçlıyor.

Çalıştayın konsepti, İzmir’in Akdeniz’deki kültür başkentlerinden biri olması hedefinden yola çıkılarak “Akdeniz’ olarak belirlendi. Çalıştay, Akdeniz ülkeleri ve kültürüne dikkat çekerek, İzmir’in önemli Akdeniz kentlerinden biri olarak uluslararası platformdaki etkinliğini arttırmayı, dünya ülkelerini kültür ve sanat alanında Akdeniz başlığı altında buluşturmayı ilke ediniyor.

Herkes izleyebilecek

Çalıştay sürecince, Dokuz Eylül Üniversitesi Heykel Bölümü öğrencileri, sanatçılara asistanlık yapacak. Böylece heykeltıraşlar ve üniversite öğrencileri arasında diyalog oluşacak, öğrenciler sanatçıların deneyim ve bilgilerinden faydalanacak. Çalıştayın Kültürpark içindeki Tarih ve Sanat Müzesi bahçesinde halka açık olarak yapılması ise her yaştan İzmirli’nin yapım ve yaratım süreçlerine dahil olmasını, ulusal ve uluslararası sanatçılar ile ilişki kurmasını sağlayacak. Çalıştaya katılacak olan heşkeltıraşların her biri, ayrıca çocuklarla birer günlük atölyelerde bir araya gelecek.

Kaynak : [-] 

“Sanat yaşamın kendisi”

Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İnci Deniz Ilgın, genç sanatçı ve tasarımcıların profesyonel yaşamla bağlarının nasıl sağlamlaşacağını, 2013’te yapılacak Uluslararası Öğrenci Trienali’ni, İKSV’nin ilk Tasarım Bienali’ne katılımlarını anlattı.

5.Uluslararası Öğrenci Trienalinden bir kare

Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, her yıl düzenlediği mezuniyet sergilerine bir yenisini daha ekledi. Acıbadem’deki sergi salonunda ve fakültenin bölüm koridorlarında açılan sergi, çağdaş sanat ve tasarımın en genç üretimini yaz sonuna kadar İstanbul’la paylaşacak. Sergi dolayısıyla Fakülte Dekanı Prof. Dr. İnci Deniz Ilgın ile görüştük.

– Bu sergi genç sanatçı ve tasarımcıların sanat piyasasına atılmadan yaptıkları son sergi. Bir yönetici ve tasarımcı olarak üretim heyecanını canlı tutmak ve sürekli kılmak için neler yapılmalı ?

– Sanat ve tasarım yaşamın kendisi. Bugün yaşadığımız iç ve dış mekânlar ve bu mekânlarda düşünmemize yol açan sanat eserleri, elimizde tuttuğumuz kalemin formu, üzerimizdeki giysiler, oturduğumuz sandalye, okuduğumuz kitap, izlediğimiz sinema, reklam, bunların tümü sanatçı ve tasarımcıların eserleri. Bu eserler aynı zamanda disiplinlerarası bir aradalığın ürünleri. Sanat ve tasarımın bu yaşamsal niteliğini daha görünür kılmak ve bilinç yaratmak, eğitimci ve yönetici olarak bizlerin görevi. Bu bağlamda, eğitimle profesyonel yaşam arasındaki bağı daha çok güçlendirmemiz gerektiğine inanıyorum.

– Sergilenen işler diploma projeleri aynı zamanda, yani okulu bitirmek için proje yapmak gerekli. Bu üretimleri geçen yıllarla kıyaslarsak, biçim içerik ve malzeme açısından neyle karşılaşıyoruz?

Öğrencilerimizin işleri, aldıkları ayrıcalıklı eğitimin kalitesini ve çağın izlerini taşıyor. Son yıllarda, teknoloji ve iletişim alanındaki gelişmelerin getirdiği yeni yaşam biçimlerinin projelere doğrudan yansıdığını gözlemliyoruz. Sosyal medyanın yaşamımızdaki güçlü varlığı projelerin içeriğine de yansıyor. Disiplinlerarası yaklaşım, çok işlevlilik, evrensel tasarım, sürdürülebilirlik gibi kavramlar projelere daha etkin biçimde entegre olmaya başladı.

– Fakültenizin, İKSV’nin Türkiye’de ilkini düzenlediği Uluslararası Tasarım Bienali’ne katılacağını biliyoruz. Hangi bölümler katılıyor?

Fakültemiz, bienalin “Üniversite Programı”na grafik, iç mimarlık ve tekstil bölümleri öğrenci projeleriyle katılıyor. Öğrencilerimiz bienalin belirlediği “Kusurluluk” teması ile ilgili projeler ürettiler. Ayrıca öğretim elemanlarımız bireysel projeleri ile “Adhokrasi” ve “Musibet” temalı sergilere katılmak üzere başvurularını yaptılar.

– 2010 yılında Uluslararası Çağrılı Afiş Bienali düzenlemiştiniz. Bu da sizin fakültenin ilklerinden biriydi.

Evet, grafik bölümü öğretim elemanlarımızın girişimi ile bir başka ilke daha imza atarak Uluslararası Çağrılı Afiş Bienali’ni başlattık. Kendi alanlarında isim olmuş, ülkemizden ve dünyadan çok sayıda afiş tasarımcısının yapıtları, üniversitemizin Cumhuriyet Müzesi’nde izleyicilerle buluştu. İkincisi Ekim 2012’de gerçekleşecek olan bienalin hazırlıkları ise tamamlanmak üzere.

– 2013, Trienal yılı. Bu konudaki hazırlıklarınız ne durumda?

2013 Haziran ayında gerçekleşecek olan 6. Uluslararası Öğrenci Trienali dünyadaki ilk ve tek örnek olarak eğitim sistemleri arasında bağ kurma, birlikte üretmeye dayalı ortak paylaşım alanları yaratma, kültürlerarası bağ kurma gibi önemli bir misyona sahip. Bu yıl başlığımız “Connecting the dots” sanatın ve tasarımın birleştiren gücünü görünür kılmayı hedefliyor ve bunu önemsiyoruz. 6. Trienal’le birlikte bir yenilik daha yapıyoruz ve daha önceki yıllarda sadece haziran ayında gerçekleşen sergi, workshop, sempozyum ve kısa film gösterilerinden oluşan etkinliklerin, workshop ayağını, yan etkinlik olarak tüm seneye yayıyoruz. Böylece ulusal ve uluslararası katılımcılarla gerçekleştireceğimiz yaratıcı paylaşımımızı daha çok güçlendirerek, süreklilik yaratmayı hedefliyoruz.

 

Kaynak : [-]   Nazlı Pektaş

 

İngiltere’de Kieron Williamson isimli çocuğun yaptığı son 24 resim, Picturecraft galerisinde 15 dakikada satıldı. Adeta kapışılan resimler toplam 250 bin sterline satıldı.

İngiltere’de Kieron Williamson isimli çocuğun yaptığı son 24 resim, Picturecraft galerisinde 15 dakikada satıldı. Adeta kapışılan resimler toplam 250 bin sterline satıldı.
Norfolk’ta yaşayan Kieron Williamson’un 24 resminin tamamı, telefon ve internet üzerinden15 dakika içinde satıldı.
Daha önce de dünyanın çeşitli yerlerinde sergiler açan Williamson’un ABD, Güney Afrika, Japonya, Kanada ve Almanya gibi dünyanın birçok yerinden müşterileri var. Çocuk daha şimdiden servet sahibi oldu.

Ünlü Fransız ressam Claude Monet’ten dolayı ‘Mini Monet’ lakabı takılan sanat dehası, bazı resimleri sadece birkaç dakika içinde yapmış. Williamson, resme 2008’de başlamış. Resme karşı muazzam bir yeteneği olan çocuk, sürekli sanatını geliştirirken bu durum sergilerinde de bariz bir şekilde görülüyor. Williamson genelde manzara resimleri çiziyor.
Çocuk hızla şöhret ve para kazanırken 18 yaşına kadar servetine anne ve babası gözkulak olacak.

 

Kaynak :[-]  Emin ARVAS

 Moskova’dan da haberdar olalım…

11 Temmuz Çarşamba günü, Moskova Merkezi Ressam Evinde 3. Uluslararası Genç Sanat Bienali açılıyor.

Yeni Berlin Sanat Derneği Video Forum’unun yöneticisi, küratör Katrin Bekker’in oluşturduğu konsepte göre seyircilere genç neslin sanatlarından bir kesit, çağdaş yaşamda sanatçıların duruşunu ve ayrıca nasıl bir ortamda çalıştıklarını resmeden projenin multimedya gösterimi gerçekleştirilecek.

Bekker, “Güneşin altındaki Yaldızlardan” adlı esas projeye 80 ülkeden 32 yazarın 81 çalışmasına yer verdi. Bienal’in özel programı içerisinde, 15 ülkeden 56 katılımcının yer aldığı açık yarışma sonucunda Bekker ve organizatörler tarafından seçilen 17 küratör projesi yer alıyor. “Bitmeyen Tahlil” adlı stratejik proje ise, çeşitli nedenlerle esas projede yer alamayan 72 sanatçının eserlerinden oluşuyor. Projeler, Moskova’nın çeşitli mekânlarında gösterime sunulacak. Forumun bilim- eğitim programı; uzman sınıflar, konferanslar, tartışmalar gibi farklı formatlarda sunulacak. Söz konusu etkinliğin programına, 3. Uluslararası Genç Sanat Bienali Internet sitesinden ulaşılabilir. Sergi Ağustos ayı ortasına kadar devam edecek.

 Kaynak : [-]

Bugün başlayacak Avignon Tiyatro Festivali bu yıl 66.yaşına basarken aynı zamanda kurucusu Jean Vilar’ın da 100. Yaşını kutlayacak.

Avignon: Fransa’nın Provence-Alpes-Côte d’Azur bölgesinde Vaucluse departmaninda, Rhône Nehri’nin kıyısında bulunan şehir

 Dünyanın en saygın ve büyük tiyatro festivallerinden 7-28 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşecekAvignon Tiyatro Festivali 66. yaşında şenliğin kurucusu tiyatro yönetmen ve oyuncusu Jean Vilar’ın (1912-1971) Yüzüncü yaşını da anacak. 2004 yılında başlayan ortak yönetici (*) uygulamasının bu seneki kişiliği İngiliz rejisör, tiyatro ve sinema oyuncusu Simon McBurney(1957 – Cambridge). Fransız ve dünya tiyatrosunun önemli kişiliklerinden Vilar’ın (özellikle de direnişçi şair René Char 1907-1988) bir avuç arkadaşıyla 1947 yılında başlattığı sanat ve

sanatçıyla seyirciyi yakınlaştırmak, sanatların anası tiyatroyu yalnızca ayrıcalıklı bir azınlığın eğlence aracı olmaktan çıkartıp kitlelerle buluşturmak girişimi sağlam adımlarla yürüyüşünü sürüdürüyor. Bu amaç zaman zaman dans, sirk gibi farklı alanlara açılan festivale yelpazesini genişleterek deneysel, öncü ve ilerici nitelikteki eserler ve yorumlar kazandırma olanağını da sağladı. Sergi, konferans, film gibi faaliyetlerle hatırlanan Vilar’a en büyük saygı ve katkı İngiliz yönetmen McBurney’in festivale daha ziyade metinsel yani tiyatro eserler seçmesiyle geldi. AyrıcaKompleXKapharnaüM isimli bir kolektif Jean Vilar’a özel, çok yönlü bir “Kamu Meydanı” başlıklı ‘olay’ bir gösteri sunacak.

“In” Tiyatro zengini
Resmi, “In” programında yer alan 53 eser 330 sefer sahnelenecek. Festival 7 Temmuz akşamı, her zaman olduğu gibi Avignon Papalar Sarayı Şeref Avlusu’nda Simon McBurney’in topluluğu “Complicite”nin yorumladığı

Kerem Gelebek

tanınmış Rus yazar Mihail Bulgakov’un (1891-1940) “Usta ve Margarita” klasiğiyle açılacak. McBurney’in sürprizleri arasında dünyaca ünlü edip, kültür ve eylem adamı John Berger de var. Berger Juliette Binoche ve McBurney eşliğinde “A’dan X’e” ve eşi Katya Berger eşliğinde de “Uyuyor musun?” başlıklı metin ve mektuplarını okuyacak. Arthur Nauzyciel Çehov, Stéphane Braunschweig Pirandello, Katie Mitchel Sebald, Thomas Ostermeier İbsen gibi klasik oyun ve metinlerin özgün yorumlarıyla has tiyatroseverleri sevindirirken Christophe Martaler, Sophie Call, Suzanne Andrade-Paul Barritt, Fanny Bouyagui, Nicolas Stemann, Christophe Honoré, Steven Cohen, Romeo Castelluccitiyatronun sınırlarını zorlayan yaratılarıyla Avignon’un değişik işlev misyonlarını da yerine getirmiş olacaklar. Sidi Larbi Cherkaoui, Olivier Dubois, Josej Nadj, Nacera Belaza gibi koreograf ve dansçılar şenliğin yöneticileri Hortense Archambaultve Vincent Baudriller’in fetiş tercihi dansın da ihmal edilmediğini kanıtlıyacaklar. Festivalde nadir rastlanan bir sürpriz gösteri de koreografisini Christian Rizzo’nun yaptığı orijinal başlığıyla “Sakınan Göze Çöp Batar” şeklinde programa giren Türk dançıKerem Gelebek’in tek başına yorumladığı bir göç ve sürgün şiirsel baleyle yaşanacak.

“In” programını geçen yıl yüzde 94 doluluk oranıyla 130 bin biletli seyirci izlemişti.

OFF yine yüklü
Bir de bu işin “Off”u var. “Off” demek resmi “In” gösterilerinin dışında kalan her türlü programlı gösteriler demek. Piyesler, okumalar, sokak gösterileri; kukla, dans, müzik, sirk… “Off”da öngörülen 1161 gösteri her yaştan, her çağdan, her soydan ve boydan ilgili ilgisiz seyirciye, Avignon ziyaretçilerine hitap ediyor. 114’ü Fransa dışında, 25 ayrı ülkeden toplam 975 topluluk, yaklaşık 6000 oyuncu-sanatçı 104 ayrı mekânda bu benzersiz kenti muhteşem ve dev bir sahneye çeviriyor. “Off”un Off’larını katarsak Avignon neredeyse her biri 24 saat süren 22 gün süresince tiyatroyu taçlandırıyor, dünyayı şenlendiriyor. Geçen yıl 1,3

 

Festivalin daha önceki yıllarda ağırladığı ortak festival yöneticileri şöyle: milyon kişinin izlediği “Off” programı bu yıl 1,4 milyon seyirci bekliyor.
…………………………………………………………………..

Thomas Ostermeier (2004), Jan Fabre (2005), Josef Nadj (2006), Frédéric Fisbach (2007),Valérie Dréville ve Romeo Castellucci (2008), Wajdi Mouawad (2009), Olivier Cadiot veChristoph Marthaler (2010) ve Boris Charmatz (2011)

 

Kaynak : [-]

Dünyanın en eski klasik müzik topluluğu, 26’ncı İzmir Kültür ve Sanat Festivali kapsamında 10 Temmuz Salı akşamı Efes Antik Kenti’nde müzik tutkunlarıyla buluşacak. Müzisyenlerle bin 600 seyircinin birlikte seyahat ettikleri bu organizasyon Türkiye’de bir ilk olacak.

DÜNYANIN en eski klasik müzik topluluklarından, 160 yıllık Viyana Filarmoni Orkestrası, 10 Temmuz Salı günü, dünyanın dört bir yanından tam bin 600 seyircisiyle birlikte İzmir’e geliyor. Ünlü orkestranın Efes Antik Kenti’nde vereceği konserin biletleri yaklaşık iki ay önce satışa çıktığı gün, birkaç saatte tükendi.
Viyana Filarmoni, klasik müzik tutkunları için düzenlenen deniz ve müzik programı kapsamında lüks yolcu gemisiyle Kuşadası’na gelerek 26’ncı İzmir Kültür ve Sanat Festivali’ne katılacak. Müzisyenlerle seyircilerin birlikte seyahat ettikleri Mein Schiff 1 adlı yüzen sarayın “Akdeniz’de Bir Liman” adlı seyahat programında İstanbul, Malta ve Atina da var. Yolcular, geminin uğradığı her limanda hem konserleri izleyecek hem de o kenti gezme imkanı bulacak. Böylece konserlerin verildiği kentler tanıtım için müthiş bir fırsat yakalayacak.

5-16 bin dolar
Aralarında Grammy ödüllü sanatçıların da bulunduğu orkestra üyeleriyle birlikte aynı gemide seyahat etmenin ve düzenlenen etkinliklere katılabilmenin bedeli hayli yüksek. Müzikseverler bir haftalık programa kalacakları kamaraya göre 5-16 bin bin dolar arasında ücret ödüyor. Toplam 670 kamara, 9 restoran, 11 bar, yüzme havuzları, SPA, fitness gibi lüks servislerin bulunduğu gemide 780 personel görev yapıyor.
Bu yıl üçüncü kez gemiyle konser turuna çıkacak olan Viyana Filarmoni Orkestrası, tur boyunca Schubert, Beethoven, Haydn ve Mozart’ın eserlerini seslendirecek. Efes Agora’da kurulacak sahnede verilecek etkinlikte dünyanın önde gelen şeflerinden Herbert Blomstedt yönetimindeki orkestra, Schubert’in 7 no’lu Senfonisi ve Bitmemiş Senfoni olarak da bilinen 8 no’lu Senfonisi’ni seslendirecek.

İzmirlilere yer kalmadı

Aralarında Grammy ödüllü sanatçıların da bulunduğu orkestranın vereceği konserin biletleri iki ay önce satışa çıktığı gün tükendi. Bakımda olan yaklaşık 24 bin kişilik antik tiyatro bu yıl da konserlere açılamadığıdan organizasyon antik kentin Agora bölümünde kurulacak sahnede gerçekleşecek. Ancak buranın da kapasitesi yaklaşık bin 750 kişiyle sınırlı olduğundan ancak Uluslararası İzmirKültür ve Sanat Festivali Kulübü üyesi ve ödedikleri aidatlar nedeniyle kontenjanları olanlar izleyebilecek.

Her limandabir konser

Geminin programında; İstanbul, Malta ve Atina da var. Yolcular, yüzen sarayın uğradığı her limanda hem konserleri izleyecek hem de o kenti gezme fırsatı bulacak. Bir haftalık turun fiyatları, 5-16 bin dolar arasında değişiyor
Viyana Filarmoni, çıktığı deniz ve müzik turunda Mein Schiff 1 adlı lüks yolcu gemisiyle Kuşadası’na demirleyecek, Uluslararası İzmirFestivali kapsamında konser verecek.

Sırada “Büyülü Bale” var 
Uluslararası İzmir Kültür ve Sanat Festivali çok özel bir topluluğu da 13 Temmuz’da ağırlayacak. Bu yıl 50’nci yılını kutlayan dünyaca ünlü Hollanda Ulusal Balesi, Türkiye’ye ilk kez gelecek. Grup, “Büyülü Bale” olarak da bilinen Giselle’i Fuar Açıkhava Tiyatrosu’nda sahneleyecek. 170 yıldır sergilendiği halde salonları ağzına kadar dolduran gösteriyi Hollanda Ulusal Bale Topluluğu’nun sergileyecek olmasının özel bir önem taşıdığı bildirildi.

Kaynak :[-]

 

“ Mimesis Tiyatro Çeviri Araştırma Dergisi” Yayın Kurulunun yaptığı bir açıklama olduğu gibi aşağıda dikkatinize sunuyoruz. Yorum sizin.

“Yorum sizin” dedik, fakat birkaç yıl önce başımıza gelen bir olayı aktarmadan edemeyeceğim…

4 yıl kadar önce Bakırköy’de bulunan bir sanatçı derneğinde sanat söyleşileri ve tartışma programı yönetiyorduk.

Genel beklenti nedir? 800 üyesi olan bir sanatçılar (!) derneğinden beklenti;  yapılan programın vasatın üzerinde ve dolaysıyla entelektüel düzeyinin  yüksek olmasıdır. Elbette bu bize göre böyleydi.

Bu beklentiden yola çıkarak o hafta yapacağımız tartışma programının konusunu  “Sanat ve Erotizm” olarak saptayıp ilan ettik. Buraya kadar her şey normal.  Bir sanat derneğinde tartışılmasının çok doğal olduğunu düşündüğümüz konu için hazırlıklarımızı yaparken pek çoğumuzu şaşkınlığa iten olaylar gelişti.

Önce derneğin yönetim kurulu üyesi olan Devlet Tiyatrolarının bir kaç yönetmeninden bir olan şahsiyet “ Konunun ne kadar vahim ve ayıp, tu kaka bir konu olduğunu, ahlaksızca bir tartışma olabileceğini ve hatta halkın dernek binasını taşlayabileceğini…”belirterek bir an önce programın iptal edilmesi gerektiğini talep etti. Hatta Talep etmekle de kalmayıp kulis çalışmaları yaparak dernek başkanı ve dernek yönetimine etkili olabileceğini düşündüğü Üniversitede hocalık yapmış etkin kişileri ve yine derneğin kurucuları olan eski oyuncuları (!) arayarak ve bizzat ziyaret ederek kamuoyu oluşturmaya çalıştı. Yönetim kurulunun sağduyulu yaklaşımı ve programı yapacak olan bizlerin inat etmesi sayesinde söz konusu program yapıldı.

Ne mi oldu?  Ne bir kavga, ne bir taşkınlık, ne de kimse kimseye erotik olarak bakmadan (!) ve medeni bir tartışma ile 3-4 saat sonra sağ ve salim olarak program bitirildi. Bizim için değil ama farklı beklentileri olanlar için şaşkınlık yaratmıştı böyle bir program. Çünkü Sanatçıların kurup yönettiği bir dernekte “Sanat ve Erotizm” ilişkisini konuşmak taşlanma ile son bulabilir hatta linçle dahi bitebilirdi değil mi? (!)

Tors

Ne kadar şanslıyız ki kayda değer vahim bir şey olmadan (!) medeni insanlar gibi “Erotizm ve Sanat” tartışıldı. Oysa resim derslerinde çizime yardımcı olmak amacıyla aynı dernekte tors bulunmakta ve açılan resim sergilerinde de nü resimler bulunabilirdi. Kaldı ki sanat ve erotizm de ne demek koca devlet tiyatroları yönetmeninden veya koca hocalardan daha mı iyi bileceğiz? Hele ki bir sanat derneğinde bunları konuşmak mı asla…

Örneğin; erotizm ve sanat konusu Bakırköy gibi ülkemizin en çok sanatçı yetiştiren ilçesinde sözde sanatçılar derneğinde konuşulmamalı, üniversitedeler de asla olmamalı, hele ki insanların bir şeyler araştırmak için kaynak aradığı kütüphanede bilimsel makaleler gibi tehlikeli kaynakların yer aldığı kütüphanelerde bu tür yazıların olduğu kitaplar hiç olmamalı… Sanat derneğinde erotizm ve sanat ilişkisi irdelenmeyecekse sinemada, tiyatroda, şiirde, heykelde, romanda kısaca sanatın hiçbir dalında, asla sözü dahi edilmemeli. Bu bir bilimsel makale olsa bile!

Hele ki tarih süreci içersinde bu tür şeyler olmamıştır. Erotizm İnsan yaşamına dair bir şey değildir, hatta eski çağlarda insanlar kendiliğinden çoğalarak meydana gelmiştir. Bundan dolayıdır ki” Mimesis’in suçu nedir? “ Sorusunu sormak dahi ayıptır. Sanatçılar(!) bunu yapıyorsa kütüphanelerinde bunu yapması doğaldır… Hatta bilimsel çalışmalarda dahi bu şeylere dikkat etmek lazımdır değil mi efendim?

Başınızı mı ağrıttık?

Buyurun Mimesis’in açıklaması…

 Kamuoyuna;

Mimesis Dergisi

Kültür Bakanlığı`nın Türkiye´nin farklı şehirlerinde il ve ilçe kütüphanelerine dağıttığı Mimesis Tiyatro Çeviri Araştırma Dergisi, Elazığ İl Halk Kütüphanesi tarafından müstehcen içerikli olduğu gerekçesi ile iade edildi.

Elazığ İl Halk Kütüphanesi Müdürü Ahmet Pirinççi tarafından Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi’ne gönderilen resmi yazıda, “MİMESİS adlı tiyatro /çeviri araştırma dergisinin 19. sayısının içeriğinde müstehcen resim ve çizgilerin bulunduğu okuyucularımız tarafından tespit edilmiştir” deniliyor.

Yazının devamında, bu tür yayınların okuyucuların ve çocukların ahlaki değerlerini bozduğu iddiası ile Elazığ İl Halk Kütüphanesi`ne veliler tarafından şikayet dilekçesi ile müracaat edildiği belirtiliyor. Elazığ İl Halk Kütüphanesi müstehcen içerikli bulduğu derginin Elazığ İl ve İlçe Kütüphanelerine bağış yolu ile olsa dahi gönderilmemesini talep ediyor.

Mimesis Dergisi Yayın Kurulu olarak belirtmek isteriz ki, müstehcen olduğu iddia edilen makale Antik Yunan komedyası hakkında bir çeviri-araştırma dosyası olan “Aristophanes Üzerine” adlı dosyada yer almaktadır. Kadının Tasviri: Aristophanes’in Lysistrata’sı ve Yunan Eşlerinin ‘Hetairalaştırılması’ adlı makale Washington Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Sarah Culpepper Stroup tarafından 2004 yılında kaleme alınmıştır.

20 yılı aşkın süredir yayınlanan ve danışma kurulunda Dikmen Gürün, Murat Tuncay, Zehra İpşiroğlu, Selda Öndül, Güngör Dilmen gibi tiyatro alanında önemli çalışmalarda bulunan akademisyen ve yazarların da sorumluluklar aldığı bir dergi, neden ahlaka aykırı bulunduğu konusunda açıklama bile yapılmadan, ”müstehcen” ilan edilmiştir. Akademik-bilimsel bir makalenin içeriği kaale alınmaksızın, ilişiğindeki M.Ö. 5. yüzyıla ait görseller bağlamlarından koparılarak “ahlaka aykırı” bulunup, raflardan kaldırılmıştır.

“Müstehcenlik”, “muhafazakar” duyarlılık adına yayın ve tiyatro dünyasının düzenli olarak maruz kaldığı ithamlardan birisi. Mimesis Dergisi’ne dönük müstehcenlik ithamını da aynı sansürcü zihniyetin bir çeşitlemesi ve yasaklaması olarak görüyoruz. Kültür Bakanlığı tarafından onlarca il ve ilçe kütüphanesi raflarına yerleştirilen akademik-bilimsel bir derginin, yine ona bağlı bir kuruluş tarafından raftan kaldırılmasını ise tek kelimeyle “absürd” buluyoruz.

Mimesis Tiyatro Çeviri Araştırma Dergisi Yayın Kurulu

 

Mimesis’in sitesi için TIKLAYINIZ.

Müzikseverlerin dört gözle beklediği “19. İstanbul Caz Festivali”, bu yıl 3-19 Temmuz tarihleri arasında 50’nin üzerinde konserle 300’ü aşkın yerli ve yabancı sanatçıyı ağırlayacak.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’ndan (İKSV) yapılan açıklamaya göre, “19. İstanbul Caz Festivali” 3 Temmuz Salı akşamı The Marmara Esma Sultan’da gerçekleştirilecek açılış töreniyle

19.istanbul caz festivali

başlayacak.

Festivalin bu yılki “Yaşam Boyu Başarı Ödülü” de açılış töreninde verilecek.

Ödül, gitar tekniği ve ustalığıyla Türkiye’nin en saygın müzisyenlerinden, Türkiye’de cazın gelişimine en çok emek harcamış isimlerden Neşet Ruacan’a takdim edilecek.

“19. İstanbul Caz Festivali”nde, klasik ve modern cazdan rock, dünya müziği ve folka uzanan geniş bir yelpazedeki konserler, kentin tarihi, kültürel ve doğal dokusunu yansıtan birbirinden etkileyici mekanlarda izleyiciyle buluşacak.

Morrissey, Erykah Badu, Keith Jarrett, Marcus Miller, Antony & The Johnsons, Esperanza Spalding, Ernest Ranglin, Tyrone Downie, Sly and Robbie, Billy McLean, Till Brönner, Caro Emerald, Sharon Jones, Gretchen Parlato, Ambrose Akinmusire, Lars Danielsson, The Dears, Okay Temiz, Burhan Öçal, İmer Demirer, Hüsnü Şenlendirici gibi heyecan verici birçok usta müzisyen ve topluluk festivalin konuğu olacak.

Festival izleyicisi tarafından yakından takip edilen dünyaca ünlü müzisyen Marcus Miller,İKSV’nin kuruluşunun 40. yılında özel bir projeye imza atacak.

Marcus Miller’ın İstanbul Caz Festivali’nin siparişi üzerine bestelediği son eseri, “The Istanbul Project”in dünya prömiyeri, Türkiye’den değerli müzisyenlerin de katılımıyla, 5 Temmuz Perşembe günü Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde saat 21.00’de gerçekleştirilecek.

19 istanbul caz festivali afiş

Günümüzün en önemli seslerinden, çok yönlü sanatçı Antony Hegarty, çok özel bir proje için İstanbul’a gelecek. 2007 yılında yine İstanbul Caz Festivali’nin konuğu olarak tarihi Şan Tiyatrosu’nda hafızalardan silinmeyen bir konser veren “Antony and the Johnsons”, dinleyicileriyle bu kez 39 kişilik Filarmonia İstanbul Orkestrası ile birlikte Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde buluşacak.

“Antony and the Johnsons”, 9 Temmuz Pazartesi akşamı saat 21.00’de Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde düzenlenecek olan “Cut the World” konserinde bugüne kadar yayımlanmış dört albümünden seçme şarkılarının Nico Muhly, Rob Moose ve Maxim Moston tarafından yapılan senfonik aranjmanlarını Anthony Weeden yönetimindeki Filarmonia İstanbul Orkestrası eşliğinde seslendirecek.

Hollanda’nın en başarılı şarkıcılarından Caro Emerald, samba, caz, bossa nova ve mambo türlerini birleştiren, 1940-1950’li yılların filmleri ve müziğini harmanlayan sıcak ve hayat dolu şarkılarıyla festivalin bu seneki konuklarından olacak.

Caro Emerald, birbirinden göz alıcı sekiz müzisyenle birlikte 10 Temmuz Salı günü saat 21.00’de Bilgi Üniversitesi Santralİstanbul Kıyı Amfi’de dinleyicileriyle bir araya gelecek.

Kanadalı indie rock grubu The Dears, “Yeni Ozanlar” serisinin konuğu olarak ilk kez İstanbul’a gelecek. 12 Temmuz Perşembe akşamı saat 21.00’de başlayacak konserde grup,İstanbul Modern’in avlusunu bir açık hava şölenine çevirecek.

“Neo-Soul’un kraliçesi” Badu hayranlarıyla buluşacak

“Neo-Soul’un kraliçesi”, dört Grammy sahibi Erykah Badu, etkileyici sahne performansı, eklektik müzik arzı, derin, renkli ve özgün sesiyle 13 Temmuz Cuma akşamı saat 21.00’de Açık Hava Sahnesi’nde ilk kez İstanbullu hayranlarının karşısında olacak.

Festival kapsamında gerçekleştirilen ve büyük ilgi gören “Tünel Şenliği”, yine festivalin ilk hafta sonunda müzikseverlerle buluşacak.

Tünel ve Galata meydanlarında kurulacak ana sahnelerin yanı sıra Beyoğlu, Şişhane, Galata, Asmalımescit bölgelerinde sokaklarda ve birçok farklı mekanda gerçekleştirilecek konserler, atölye çalışmaları, özel sergiler, ikramlar ve etkinliklerle “festival içinde festival” geç saatlere kadar devam edecek.

Bu yıl ikinci kez düzenlenen “Caz İçin Tuhaf Bir Yer” konseri ise Sakıp Sabancı Müzesi’nde Bugge “N Friends feat. Erik Truffaz, İlhan Erşahin, Joe Claussell, Ninety Miles ve Magnus Öström”ü ağırlayacak.

Gecenin ilk topluluğu, Avrupa cazının en önemli topluluklarından olan E.S.T. grubunun kurucularından perküsyoncu Magnus Öström’ün kendi adını taşıyan yeni grubu olacak.

Sonrasında kadrosunda Stefon Harris, David Sanchez ve Nicholas Payton gibi üç usta cazcının yer aldığı Ninety Miles’ın vereceği konserle devam edecek gecenin kapanışını ise, Norveç’in yaratıcı elektronik-caz müzisyenlerinden Bugge Wesseltoft ve arkadaşları Erik Truffaz, İlhan Erşahin ve Joaquin “Joe” Claussell’in vereceği konserle tamamlanacak.

İstanbul Caz Festivali kapsamında 2006 yılından bu yana İstanbul’un tarihi mekanlarında düzenlenen ve dünyaca ünlü sanatçıları, yeni ve özgün üretimler sergilemek üzere bir araya getiren “Ustalarla Buluşmalar” konserleri bu yıl yine özel bir projeyle devam edecek.

İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde 19 Temmuz Perşembe akşamı saat 21.00’de gerçekleştirilecek konserde, Tunus avangart müzik sahnesinin en önemli isimlerinden, bugüne dek Bugge Wesseltoft’tan Omar Sosa’ya dek birçok usta isimle düetlere imza atan, udi, besteci ve vokalist Dhafer Youssef, “Dance of the Invisible Dervishes” adını taşıyan konserde hayranlarıyla buluşacak.

İngiliz alternatif müziğinin ikonlarından, efsanevi topluluk “The Smiths”in kurucusu, duyarlı ve protest şarkıların söz yazarı Morrissey, vereceği konserle festivalin muhteşem finalini gerçekleştirecek.

Şiirsel şarkı sözlerinin yanı sıra, güçlü sahne karizması ile İngiltere ve Amerika’da olduğu kadar Türkiye’de de geniş bir hayran kitlesine sahip olan sanatçı, 19 Temmuz Perşembe akşamı saat 21.00’de Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde İstanbullu müzikseverlerle buluşacak.

Konserin açılışını ise genç ozan şarkıcı Kristeen Young yapacak.

Nar Sanat İstanbulEğitim ve Kültür Sanat Derneği’nin sahibi olduğu Bakırköy’de bulunan M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu öğrencilerin 2011 -2012 Eğitim döneminin sone ermesi ile beraber yaz eğitimleri başladı. 3 yıldır Nar Sanat öğrenci ve eğitmenlerinin bir araya gelerek gerçekleştirdikleri etkinlikler her yıl olduğu gibi Bakırköy’de sanat rüzgarları esmesini sağladı… Aşağıda 2011-2012 eğitim dönemi boyunca öğrendiklerini sergileyen öğrenci ve onları yetiştiren eğitmenler ile etkinlikleri izleyen veli ve konukların bir kısmını görebilirsiniz. (Yarın resim ekleme devam edecektir)

 

40. İstanbul Müzik Festivali, “Umut ve Kahramanlar” teması çerçevesinde, 16 Haziran Cumartesi akşamı 20.00’de Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda, Mercedes-Benz Türk AŞ’nin sponsorluğunda, Deutsches Symphonie Orchester Berlin’i ağırlıyor.

Orkestra, şef Sir Roger Norrington yönetiminde, festivalin bu yılki Onur Ödülü ‘nün sahibi, uluslararası platformda adından sıkça söz ettiren ünlü piyanist Hüseyin Sermet ‘e eşlik edecek.

Festivalin temasından yola çıkarak belirlenen konser programında, Ravel ‘in, I. Dünya Savaşı ‘nda sağ kolunu kaybeden, her ne koşulda olursa olsun “umudunu asla yitirmeyen” piyanist Wittgenstein için yazdığı “Sol El İçin Piyano Konçertosu” ve Beethoven ‘ın, kahramanlığı hem zaferi hem de trajedisiyle dile getiren 3. Senfoni ‘si “Eroica” yer alacak.

40. İstanbul Müzik Festivali ‘nin açılış töreninde festivalin “Onur Ödülü”nü alan Hüseyin Sermet, 1955 yılında İstanbul ‘da doğdu. Ankara Devlet Konservatuarı ‘nda başladığı eğitimini Paris Konservatuarı ile Alfred Cortot Paris Müzik Eğitim Fakültesi ‘nde Thierry de Brunhoff, Nadia Boulanger ve Maria Curcio ile sürdürdü. Olivier Messiaen ile de kompozisyon çalıştı. Aralarında Diapason d ‘Or ve MIDEM Classical Award ‘ın da bulunduğu pek çok ödüle değer görüldü. Yorumculuğunun yanı sıra besteci kimliğiyle de tanınan Hüseyin Sermet, Lorin Maazel, Mstislav Rostropoviç, Vladimir Jurowski, Semyon Bychkov, David Robertson, Lawrence Foster ve Maria João Pires gibi dünyanın en iyi müzisyenleri ile; Londra Filarmoni, Londra Kraliyet Filarmoni, Paris Orkestrası, Bavyera Radyo Senfoni, NHK, Şanghay, Tokyo ve Detroit Senfoni Orkestraları eşliğinde birçok konser verdi.

Camerata Salzburg, Stuttgart Radyo Senfoni ‘nin ardından Zürih Oda Orkestrası ‘nın birinci şefi olarak görev yapan Sir Roger Norrington, özellikle barok, klasik ve romantik dönem eserlerinin orijinaline tamamen sadık icralarıyla tanınıyor. Sir Roger Norrington, kemancı, tenor ve şef olarak birkaç yıl deneyim edindikten sonra Kraliyet Müzik Koleji ‘nde Adrian Boult ile çalışmalarına geri döndü. 1962 yılında Schütz Korosu ‘nu kurdu ve böylece otantik icrayı keşfetmekle geçen 30 yıllık macera başlamış oldu. Koroyla genellikle 17. ve 19. yüzyıl repertuarını kapsayan pek çok konser verdi ve kayıt yaptı. 1997 yılında “Sir” unvanı verilen Roger Norrington, Berlin, Viyana, Salzburg, Amsterdam, Paris, New York, San Francisco, Los Angeles, Chicago ve Londra ‘daki orkestraları sıklıkla yönetmektedir.

Deutsches Symphonie Orchester Berlin, 65 yıldır Almanya ‘nın en iyi orkestraları arasında sayılıyor. Almanya ‘nın demokratik ve kültürel değişiminin müjdecisi kabul edilen, gerçekleştirdiği çalışmalarla pek çok ilke imza atan topluluk, 1946 yılında Berlin ‘in Amerikan bölgesinde yayın yapan istasyon tarafından RIAS Senfoni Orkestrası adı altında kuruldu. Topluluk, 2011 yılında En İyi Opera Kaydı dalında Grammy ödülü kazandı.

Deutsches Symphonie Orchester Berlin Konseri biletleri 250, 200, 150, 100, 60 ve 30TL (öğrenci) üzerinden Biletix satış noktaları, Biletix Çağrı Merkezi (0216 556 98 00), www.biletix.com, İKSV (Nejat Eczacıbaşı Binası Sadi Konuralp Cad. No:5 Şişhane, Pazar hariç her gün 10.00–18.00 saatleri arasında) ve festival süresince Aya İrini Müzesi’nde bulunan gişeden alınabilir.

Kaynak :[-]

SBS Sınavı dolaysıyla pek çok öğrenci ve velimizin katılamadığı 3. Nar Çiçekleri festivali 90 kişilik salona 170 kişinin gelmesi ile ayakta izlendi. Öğrencilerimizi, öğrenci orkestralarımızı, Eğitmenlerimizi ve Nar Sanat Eğitmen Orkestrasını izlemeye gelen Bakırköylülerin yoğun ilgisi ile salonumuz sanat ve sevgi çemberine dönüştü.

 Sabah 11:00’da Hale ÜRKMEZGİL ŞAKAR Atölyesi öğrencilerinin resim sergisi ile başlayan etkinliğe, müzik dinletilerinin düzenlenmesi için saat  13:00’da ara verildi.  Saat : 14:00’da ise müzik etkinlikleri başladı.

Etkinlik ve konsere katılan eski yeni tüm öğrencilerimiz sezon içersinde öğrendiklerini sergileme imkânı buldu ve alkışlandı. Müzik bölümü öğrencilerinin elektro gitar, klasik gitar, bateri, piyano ve keman eşliğinde  yaptıkları orkestra çalışmaları da alkış aldı. Elbette gerek ferdi olarak piyano, keman, gitar, elektro gitar bas gitar ve eşlikli piyano, keman ve gitar parçaları da zaman zaman ayakta alkışlandı. Elbette küçük Nar Çiçeklerimizin dansını unutmamak gerek…

Eğitmen orkestrasının yabacı ve yerli sanatçıların şarkılarından derledikleri şarkıları da beğeni toplayıp eğlendiler.  Zaman zaman yer darlığı olmasına rağmen tempo tutarak izleyicilerde şarkılara eşlik ederek eğlendiler.

Akşam saat 17:30’da ‘ Nar Sanat Genel Sekreteri ve Resim Eğitmeni, Heykel Sanatçısı Hale ÜRKMEZGİL  ŞAKAR  imzalı desen çalışmaları ve Cam ve Vitray Sanatçısı İzzettin BAKİ tarafından şişeden yapılan Peynir Tabakları ve Nar Sanat armalı Tişörtler izleyiciler için çekiliş yapılarak dağıtıldı.

Ardından öğrencilerin ve eğitmenlerin birlikte söyledikleri şarkılarla “Nar Çiçekleri Festivali”’nin ilk günü son buldu.

Yarın görüşmek dileğiyle…

Müzeler Haftası nedeniyle Kültür Bakanlığına bağlı müzelerle bazı özel müzeler bugün ücretsiz gezilebilecek (Haber tarihi :19 Mayıs 2012)

Müzeler Günü Nedir?

Müze

Dünya kültür mirasının korunması ve Müzeciliğin tanıtılması amacıyla UNESCO tarafından tüm dünyada 18 Mayıs “Müzeler Günü” olarak kutlanmaktadır.

Ülkemizde aynı amaçla 1982 yılından itibaren her yıl “Müzeler Haftası Kutlama Yönergesi” hükümleri kapsamında 18-24 Mayıs tarihleri arasında Bakanlığımız bünyesinde düzenlenen “Müzeler Haftası” etkinlikleri, “Müzeler Günü”nü tüm dünya ülkeleri ile birlikte eşzamanlı olarak kutlamak amacıyla değiştirilmiş ve UNESCO tarafından tüm dünyada “Müzeler Günü” olarak kutlanan 18 Mayıs günü, ülkemizde de “Müzeler Günü” olarak kutlanılmaya başlanmıştır.

Türkiye genelindeki pek çok müze, 18-24 Mayıs tarihleri arasında kutlanan Müzeler Haftası nedeniyle bugün gece yarısına kadar açık ve ücretsiz gezilebilecek. Aralarında İstanbul Ayasofya, Türk-İslam Eserleri, Ankara Anadolu Medeniyetleri, Ankara Etnografya, Gaziantep Zeugma, Antalya Müzesi’nin de olduğu Kültür Bakanlığı’na bağlı birçok müze, bugün mesai saatleri içinde normal ücretle, mesai saati bitiminden gece saat 23.00’e kadar ise ücretsiz olarak ziyarete açık olacak.

Avrupa’da da kutlanan Müzeler Gecesi uygulamasına İstanbul’daki büyük sanat müzeleri Sabancı, İstanbul Modern ve Pera Müzesi de çeşitli etkinliklerle dahil oluyor.

Radikal’in haberine göre şu sıralar ‘Yeni Yapıtlar, Yeni Ufuklar’ ve ‘Dünden Sonra’ sergilerine ev sahipliği yapan İstanbul Modern bugün saat 22.00’ye kadar ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.

‘Rembrandt ve Çağdaşları: Hollanda Sanatının Altın Çağı’, ‘Bir Ülke Değişirken: Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Türk Resmi’ ve yenilenen tasarımıyla ‘SSM Hat Koleksiyonu’ sergilerini ağırlayan Sabancı Müzesi, bugün mesai saatleri içinde ücretsiz gezilebilecek. Sabancı, 19 Mayıs Cumartesi günü ise saat 22.00’ye kadar açık kalacak ve 19 Mayıs Gençlik Bayramı nedeniyle tüm öğrencileri ücretsiz kabul edecek. Ayrıca müze bahçesinde 15.00-16.00 saatleri arasında Sabancı Üniversitesi caz topluluğu Sujazz, 16.00-17.00 arasında rock müziği grubu Shuffle konserleri izlenebilecek.

‘Goya: Zamanının Tanığı’, ‘Kesişen Dünyalar: Elçiler ve Ressamlar’ sergilerine ev sahipliği yapan Pera Müzesi de Müzeler Gecesi kapsamında 19 Mayıs Cumartesi günü 24.00’e kadar açık ve öğrencilere tüm gün, diğer ziyaretçilere ise 19.00’dan sonra ücretsiz olacak. Ayrıca müzeyi gezen ilk 200 öğrenciye Pera’da açılan öğrenci sergilerinin katalogları hediye edilecek ve saat 20.00’de Halimden Konan Anlar, 21.15’te ise Bora Çeliker Quartet konserleri gerçekleştirilecek.

 

Kaynak : [-]