Şunun için etiket arşivi: sanatçılar

Fikir ve Sanat Eserleri Kanun Tasarısı’nda, internet ortamında müzik, film ve e-kitap paylaşanlara ağır yaptırım öngörülüyor

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yenilenen “Fikir ve Sanat Eserleri Kanun Tasarısı” yürürlüğe girdiğinde, facebook, twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinden müzik, film, e-kitap ve makale paylaşmanın cezası artacak. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanun Tasarısı’nda değişiklik yapılmasını öngören taslağın 20 Eylül’de AB temsilcilerinin görüşüne sunulacağını sunulacağını ve ekimde TBMM gündemine getirilmesinin hedeflendiğini kaydetti. Günay, “İzinsiz müzik, film, e-kitap indirmenin ve paylaşmanın tabii ki karşılığı olacak” dedi.

En az bin lira ceza kesilecek
Kültür Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürü Doç. Dr. Abdurrahman Çelik yeni düzenlemenin Fransa ve ABD’de iyi sonuçlar verdiğini söyledi. Düzenlemenin Adalet Bakanlığı, Telif Hakları Genel Müdürlüğü. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, meslek birlikleri tarafından oluşturulduğunu anlatan Çelik, şunları söyledi:

“En son 2004’te değişen kanunda önemli değişikliklere gidirildi. Facebook, twitter gibi sosyal paylaşım ağlarıyla film, e- kitap, makale, müzik paylaşımında bulanan ya da bir kişinin paylaşımını alıp tekrar paylaşan kişiler ilk önce uyarılacak. Kişi üç kez uyarıldıktan sonra paylaşıma devam ediyorsa bin ile 50 bin TL arasında ceza ödeyecek. Türkiye’de en çok 18-24 yaşlarındaki kişiler internetten film, müzik paylaşımında bulunuyor. Veliler çocuklarının ne yaptıklarını bilmedikleri için uyarıda bulunamıyor. Bu nedenle amacımız insanları cezalandırmak değil bilinçlendirmek. Fransa’da sistem uygulandığında uyarılanların yüzde 95’i bir daha eser paylaşmamış.”

Korsana karşı robot yazılım
“Tasarı için yeni bir sistem de oluşturuldu. Meslek birliklerinin oluşturduğu veri tabanlarının bulunacağı sistemde, her bir eser içinde de özel bir kod olacak. Robot yazılım, bu kodlara sahip herhangi bir eserin başka bir bilgisayara gönderilmesi veya paylaşılmasını anında tespit edecek. Sistem internetten indirdiğiniz e-kitap ve filmi mail yolu ile paylaşımınız dahilinde devreye girecek ve paylaşan kişi ceza ödeyecek.”

Savcılara tam yetki geliyor
Çelik tasarıdaki bir diğer değişikliği de şöyle anlattı: “Filminiz vizyona girmeden, çalındı ve internette paylaşılmaya başladı. Hemen mahkemeye başvurabiliyorsunuz. Bu işlem önceden de vardı fakat süreç uzundu. Yeni tasarı ile savcılara anında müdahale yetkisi verildi. Artık savcı eserin paylaşımını anında durdurabiliyor” dedi.

Emeklilere  özel ödenek
Tasarısı kapsamında emekli sanatçıların da unutulmadığını dile getiren Çelik, “Yeni tasarı ile emekli sanatçılarımıza özel bir ödenek açılacak. Telif Haklarına Yıl boyunca gelen gelirin yüzde 10’u emekli sanatçılarımız için harcanacak. Sanatçının nelere ihtiyacı olduğu saptanacak, ihtiyaç doğrultusunda ev kirası, gibi bir çok gider karşılanacak” dedi.

Otomobildeki korsana ceza
Kişilerin araçlarında internetten indirilen müziklerden oluşturulan albüm bulundurmasının da suç sayılabileceğini dile getiren Çelik, “Siz bedelini ödeyerek parça indirebilirsiniz. Fakat internetten indirdiğiniz parçalarla yaptığınız albümü bir arkadaşınıza veremezsiniz. Bir trafik çevirmesinde aracınızda doldurma albüm bulunuyorsa albümü size veren kişi ceza ödeyecek” diye konuştu.

Türkiye’nin en uzun soluklu festivallerinden 22. Akbank Caz Festivali’nin 3-21 Ekim tarihleri arasındaki programı açıklandı

Bu sene 22. yılını kutlayacak olan Akbank Caz Festivali, geride bıraktığı 22 yıl boyunca dünya çapında pek çok müzisyeni ağırladı ve unutulmaz performanslara sahne oldu. Festival, zengin konser programının yanı sıra atölye çalışmaları, paneller, yarışmalar, ‘cazlı brunch’ gibi aktivitelerle bu yıl da dopdolu olacak.

Bu sene dördüncüsü düzenlenecek olan “Kampüste Caz Etkinliği” ile festival ritmi Anadolu’ya ulaşacak. Bu etkinliklerle lise ve üniversite çağındaki gençlere ulaşmak, onlara caz müziğini tanıtmak ve sevdirmek festivalin esas hedeflerinden.

Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı ise festivalin 22. yılında da dünyaca ünlü caz sanatçılarını ülkede ağırlarken, yetenekli genç müzisyenlere de performanslarını sergileme imkanı sunacaklarını vurguladı.

22. Akbank Caz Festivali, klasik cazdan avangart tınılara, dünya müziklerinden elektronikanın sınırlarına dek uzanan işitsel tecrübelerle takipçilerine geniş bir çeşitlilik sunuyor. Diğer yandan, festival kapsamında iki yarışma da düzenleniyor. Bunlardan biri ‘JAmZZ Akbank Caz Festivali Genç Yetenekler Yarışması’ diğeri de Akbank Sanat facebook sayfası üzerinden gerçekleştirilen ‘Tişört TasarlıCAZ!’ yarışması. Bu yarışmalarla hem caz severlere içlerindeki sanatçı ruhu ve yaratıcılığı yansıtma fırsatı sağlanıyor.

22. Akbank Caz Festivali’nin bu yıl öne çıkan isimleri; Anthony Braxton & Diamond Curtain Wall Quartet, Eleni Karaindrou, İbrahim Maalouf, Gregory Porter ve The ACT Jubilee Night olacak.

Festivalin bu yılki mekanları arasında ise İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı, Akbank Sanat, Babylon, Babylon Lounge, The Seed, Nardis, Salon, Garajistanbul ve Caddebostan Kültür Merkezi bulunuyor.

22. AKBANK CAZ FESTİVALİ’NDEN SEÇMELER

22. Akbank Caz Festivali, ”Cazın Ustaları” bölümünde bu yıl okyanusun her iki yakasından caz tarihinin büyük seslerini bir araya getiriyor. Amerikan cazının yanı sıra Avrupa caz sahnesinin saygın isimlerinin yer aldığı bu bölümde, cazın kilometre taşları Miles Smiles, The ACT Jubilee Night ve Anthony Braxton Diamond Curtain Wall Quartet yer alıyor.

Amerikan caz müziği geleneğinin gelişmesinde çok etkin bir rol oynayan 20. yüzyılın en etkili caz müzisyenlerinden Miles Davis’in mezunlarından Larry Coryell’in, Rolling Stones’un basçısı Darryl Jones, Joey DeFrancesco, Omar Hakim, Bill Evans ve Miles Davis’in tek trompet öğrencisi Wallace Roney gibi tüm yıldızlarını bir araya getirdiği Miles Smiles, 7 Ekim Pazar günü İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştireceği konserle müzikseverleri caz müziğinin sınırlarında bir yolculuğa çıkaracak.

AA

Kültür ve Turizm Bakanlığı, 71. Devlet Resim ve Heykel Yarışması düzenleniyor.

RESİM – HEYKEL – SERAMİK – ÖZGÜNBASKI
YARIŞMASI
ŞARTNAMESİ 2012

AMAÇ

● Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca “71. Devlet Resim ve Heykel Yarışması” kapsamında;
“Resim Yarışması”
“Heykel Yarışması”
“Seramik Yarışması”
“Özgünbaskı Yarışması” düzenlenmiştir.
● Yarışmanın amacı; Türk sanatçılarının son eserlerini bir arada sergilemek, sanat ortamımıza yeni eserler kazandırmak ve buna bağlı olarak da sanatçılarımızın verimini artırmaktır.
 
KONU
● Serbesttir.
 
KATILIM
● Her sanatçı yarışmaya, daha önce herhangi bir yarışmada ödül almamış ya da sergilenmemiş bir (1 adet) eseriyle katılabilir.
● Yarışma, Seçici Kurul Üyeleri ile birinci derece yakınları dışında, Bakanlığımız merkez ve taşra örgütü çalışanları dahil, yaşayan Türkiye Cumhuriyeti Uyruklu tüm sanatçılara açıktır.
● Yarışmaya eser verecek olan sanatçılar, kendi anlatım biçimlerine uygun her türlü teknik ve malzemeyi kullanmakta serbesttirler. Ancak eserlerin dayanıklı malzemeden üretilmesi önerilir.
● Yarışmaya verilecek eserlerin uzun kenarı 200 cm’den fazla olamaz.
● Eserler, sergilenmeye hazır, sanatçısı tarafından imzalı olarak elden teslim edilmelidir. (Kargo ve posta ile gönderilenler kabul edilmeyecektir.)
● Yarışmaya 18 (onsekiz) yaşını doldurmuş olanlar katılabileceklerdir.
● Ekteki Form-2 doldurulacak ve eserlerin arkasına iliştirilecektir.
● Form-1 ise eksiksiz olarak doldurulup; üzerinde “………..……………Yarışması 2012” rumuzu, sanatçının adı ve soyadının yazılı olduğu bir zarfa konularak, eserle birlikte; toplama merkezlerine 01-09 Ekim 2012 tarihleri arasında (Pazar günü hariç) saat 17.00’ye kadar, makbuz karşılığında elden teslim edilecektir.
● Sanatçısı tarafından kurulması gereken eserler, aşağıda belirtilen seçici kurul toplantı tarihlerinden 2 gün önce toplama merkezleri ile iletişim sağlanarak sanatçısı tarafından kurulmalıdır. (Demonte eserlerin Bakanlık ilgililerince kurulabilmesi için eserlerin anlaşılabilir bir fotoğrafı ya da projesi eklenecektir. Aksi halde Kültür ve Turizm Bakanlığı sorumluluk yüklenemez.)
 
TOPLAMA MERKEZLERİ
● Ankara’da, Resim ve Heykel Müzesi Müdürlüğü
Opera-ANKARA
Tel: 0312 310 20 94
● İstanbul’da, Güzel Sanatlar Galerisi
Ergenekon Cad. Ahmetbey Plaza No: 10 Kat: 5
Pangaltı-Şişli-İSTANBUL
Tel: 0212 247 67 67
● İzmir’de, Resim Heykel Müzesi ve Galeri Müdürlüğü
Mithatpaşa Cad. No:94
Konak –İZMİR
Tel: 0232 482 03 93
 
 
SEÇİCİ KURUL
71.Devlet Resim Heykel Yarışması kapsamında düzenlenen;
“Resim Yarışması, Heykel Yarışması, Seramik Yarışması, Özgünbaskı Yarışması Seçici Kurul”u aşağıda isimleri belirtilen üyelerden oluşur:
– Kültür ve Turizm Bakanlığı Temsilcisi
– Prof. Dr. Güler AKALIN
– Prof. Dr. Süleyman Aydan BELEN
– Prof. Devrim ERBİL
– Filinta ÖNAL
– Prof. Dr. Süleyman Saim TEKCAN
– Yunus TONKUŞ
– Prof. Dr. Tansel TÜRKDOĞAN
– Prof. Dr. Jale YILMABAŞAR
● Seçici Kurul üyelerinin isimleri soyadı alfabetik sırasına göre yazılmıştır.
● Seçici Kurul toplantısı için en az yedi üyenin katılımı gereklidir.
● Değerlendirme toplantısı için yeterli sayıda Seçici Kurul üyesi bulunmaması halinde yeterli sayıda yedek üye çağırılabilir.
DEĞERLENDİRME
● Seçici Kurul;
-11  Ekim 2012 Perşembe günü İzmir’de
-12 Ekim 2012 Cuma günü İstanbul’da toplanarak bu toplama merkezlerine verilen eserlerin birinci elemesini yapar,
-19 Ekim 2012 Cuma günü ise Ankara’da toplanarak bu toplama merkezlerine verilen eserlerin birinci elemesini yapar. Aynı gün yapılacak ikinci elemede, bütün toplama merkezlerinde birinci elemeyi geçen eserleri birlikte değerlendirerek sergiyi oluşturur.
-Sergilenmeye değer bulunan eserler içinden ödüle değer bulunanları belirler.
ÖDÜLLER
● 71.Devlet Resim Heykel Yarışması kapsamında düzenlenen “Resim Yarışması”, “Heykel Yarışması”, “Özgünbaskı Yarışması” ve “Seramik Yarışması”nda dağıtılacak ödüller;
            Her yarışma için ayrı ayrı olmak üzere;
Başarı ödülü (3 adet) 12.000.- TL.+Başarı Belgesi
● Seçici Kurul, ödüllerin tümünü ya da bir kısmını dağıtıp dağıtmamakta serbesttir.
● Ödüller birden fazla katılımcı arasında paylaştırılabilir.
SERGİLEME
● 71.Devlet Resim Heykel Yarışması, 2012 yılı Kasım ayında Ankara’da açılacaktır.
 
 
ESERLERİN İADESİ
● Sergiye giremeyen eserlerin iadeleri, teslim edildikleri toplama merkezindeki Seçici Kurul toplantısından bir gün sonra yapılacaktır.
● Sergilenmeye ve ödüle değer bulunan eserlerin iadeleri ise, sergi bitiminde yapılacaktır. İade işlemlerinin başlama tarihi, toplama merkezlerince ve Bakanlığımız web sitesi www.kulturturizm.gov.tr veyawww.guzelsanatlar.gov.tr adreslerinden duyurulacaktır.
● Yarışmaya katılan tüm sanatçılar iade işlemlerinin başladığı tarihten itibaren, eserlerini onbeş (15) gün içinde teslim alacaklarına dair taahhüt içeren bir belgeyi toplama merkezlerine ibraz etmek zorundadırlar.
● İade işlemlerinin başladığı tarihten itibaren onbeş (15) gün içinde, teslim edildikleri toplama merkezlerinden geri alınmayan eserlerin kaybından veya uğrayabileceği hasardan Kültür ve Turizm Bakanlığı sorumlu tutulamayacaktır.
DİĞER
● Katılım Formları ve Şartnameler Valiliklerden (Kültür ve Turizm Müdürlükleri), ilgili Fakülte ve Dernekler ile Toplama Merkezlerinden ve Bakanlığımız web sitesi www.kulturturizm.gov.tr. veya www.guzelsanatlar.gov.tradreslerinden temin edilebilir.
● Kültür ve Turizm Bakanlığı, ödül alan ve sergilenmeye değer bulunan eserleri, afiş, katalog, broşür vb. her türlü tanıtım malzemesi olarak kullanma hakkına sahip olacaktır.
● Kültür ve Turizm Bakanlığı, yarışmaya teslim edilen eserlerin taşınma ve sergilenmesi sırasında gereken tedbirleri alır. Buna rağmen sözkonusu eserlerle ilgili olarak doğabilecek her türlü aksaklıklarda “Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Plastik Sanat Eserleri Seçme ve Değerlendirme Kurulu”nun kararı geçerlidir.
● Yarışmaya katılan tüm sanatçılar, bu şartname hükümlerini kabul etmiş sayılırlar.
● Şartnamede belirtilmeyen hususlarda veya tereddüt halinde Kültür ve Turizm Bakanlığının kararları geçerlidir.
KATILAN TÜM SANATÇILARIMIZA BAŞARILAR DİLERİZ.
 

Cirque du Soleil, en beğenilen şovlarından Alegria ile İstanbul’a yeniden geliyor.

Şov, Finansbank ana sponsorluğu ve Pozitif Live organizasyonuyla; 22, 23, 28, 29 ve 30 Eylül 2012’de Ülker Arena’da, 5, 6, 7, 12, 13 ve 14 Ekim 2012’de Ora Arena’da gerçekleştirilecek.

CIRQUE DU SOLEIL – ALEGRIA (Gösteri örnek video yazıların altında mevcuttur)

Alegria; Pozitif Yönetim Kurulu Başkanı Cem Yegül, Finansbank Genel Müdürü Temel Güzeloğlu ve Alegria Sanat Direktörü Bruno Darmagnac’ın katılımıyla Nakkaştepe’deki Power Media Center’da yapılan basın toplantısıyla tanıtıldı. Alegria Sanat Yönetmeni Bruno Darmagnac, toplantı sırasında Cirque du Soleil’den ve Alegria’nın sanatsal niteliğinden bahsetti. Etkinlik mini bir performansla devam etti.

İspanyolcada neşe, gurur ve coşku anlamına gelen Alegria’nın ekibi, 15 ülkeden gelen 55 sanatçı ve müzisyenden oluşuyor. Barok ve opera tarzı, gösterişli kostümleri, canlı müziği ve her ayrıntısı düşünülerek hazırlanmış sahnesiyle, atletik ve artistiğin göz kamaştıran uyumunu gözler önüne seriyor. Sonuçta ise yetenek, dayanıklılık ve hızın zarif, neredeyse dünya dışı bir birleşimi sunuluyor.

Alegria, tüm duyulara hitap eden senkronize trapezciler, yerden 12 metre yükseklikte kurulan barların üzerinde gerçekleştirilen performanslar, Moğol akrobasi sanatını hayata geçiren sanatçılar, kıvrak alevli bıçak dansı, inanılmaz yüksekliklerde ve hızda sergilenen insanüstü, büyülü cimnastik ve cambazlık gösterileri gibi nefes kesici akrobatik şovlar sunuyor. Alegria bir şovdan çok daha fazlasını, her yaştan izleyiciyi cezbeden heyecan verici ve benzersiz bir deneyimi yaşatıyor.
GÖSTERİ BİLGİLERİ

Ülker Sports Arena Ora Arena 
22 Eylül Cumartesi  20:00
05 Ekim Cuma 20:00
23 Eylül Pazar 17:00
06 Ekim Cumartesi 20:00
28 Eylül Cuma 20:00
07 Ekim Pazar 17:00
29 Eylül Cumartesi 20:00
12 Ekim Cuma  20:00
30 Eylül Pazar 17:00
13 Ekim Cumartesi 20:00
14  Ekim Pazar 17:00

BİLETLER

ORA Arena

Kategori 1 – 327 TL
Kategori 2 – 220 TL
Kategori 3 – 166,5 TL
Kategori 4 – 112 TL
Kategori 5 – 56 TL

Ülker Arena

Kategori 1 – 220 TL
Kategori 2 – 166,5 TL
Kategori 3 – 112 TL
Kategori 4 – 56 TL

Cirque du Soleil

1984 yılında 20 sokak performansçısı tarafından kurulan Kanada-Québec merkezli Cirque du Soleil, üstün nitelikli bir artistik eğlence organizasyonu. 5.000’den fazla çalışanı bulunan toplulukta, 50’yi aşkın ülkeden 1.300’den fazla sanatçı görev alıyor. Cirque du Soleil’in şovları, şimdiye kadar 6 kıtada, 40’ı aşkın ülkede, 300’den fazla şehirde, 100 milyonu aşkın kişi tarafından seyredildi.

GÖSTERİ YERİ VE SİRK RESMİ SİTESİ İÇİN TIKLAYINIZ 

Kaynak : [-]

Bu sene dördüncü kez düzenlenecek Sinop Bienali, bugün Sinop Tarihi Cezaevi’nde açılacak sergiyle başlıyor. 

İstanbul’dan sonraki en büyük bienal olan Sinopale başlıyor. Tema: ‘Gölgenin Bilgeliği: Bozulmuş Bilgi Çağında Sanat’


Türkiye ’nin İstanbul ’dan sonra ikinci bienali olma özelliği taşıyan etkinliğin bu yılki teması, kavramsal çerçevesi küratör Işın Önol tarafından hazırlanan ‘Gölgenin Bilgeliği: Bozulmuş Bilgi Çağında Sanat’ olacak. Yerel halkın sanat üretimine aktif olarak katılmasıyla ön plana çıkan Sinopale’de bu yıl, bir çağdaş sanat sergisinin yanı sıra performanslar, gösteriler, atölye çalışmaları, çalıştaylar, seminerler, açık oturumlar, gençlik ve çocuk etkinlikleri yer alıyor.

Sinopale çağdaş sanat sergisinin bu yılki küratörleri Aslı Çetinkaya, Elke Falat, Işın Önol, Dimitrina Sevova, Janet Kaplan, Beral Madra, Sean Kelly, Associazione E (Francesco Ragazzi & Francesco Urbano), Jacqueline Heerema ve Ana Riaboshenko olacak. Etkileşimli sanat yapıtlarıyla tanınan California’lı sanatçı Ashley Hunt da Sinop’ta çalışarak özel bir yapıt gerçekleştirecek.

12 Eylül ’e kadar devam edecek
12 Eylül ’e kadar sürecek bienalde yapıtlarını görebileceğimiz diğer sanatçılar arasında ise Alpin Arda Bağcık, Berglind Hlynsdottir, Bernd Oppl, Brigitta Bodenauer, Cat Tuong Nguyen, Eléonore de Montesquiou, Francesco Bertele, Hande Varsat, İnsel İnal, Karen Geyer, Köken Ergun, Liddy Scheffknecht, Monika Drozynska, Özlem Sulak, Quynh Dong, Riikka Tauriainen, Shilpa Ghupta, Stefanie Wuschitz ve Sümer Sayın gibi isimler var.

12 Eylül ’e kadar sürecek bienal kapsamında başta Sinop Tarihi Cezaevi olmak üzere Lonca Kapısı, Pervane Medresesi, Sinop Müzesi, Sinop Üniversitesi, Dr. Rıza Nur Kütüphanesi, Buzhane Binası gibi binalarda ve açık alanlarda gerçekleşecek görsel sanat sergilerinin yanı sıra Sinopale Akademi, Sinopale Forum, Sinopale Residency kuram ve uygulama atölyeleri, uluslararası toplantı ve açıkoturumlar düzenlenecek.

Mardin Bienali eylülde
Küratörlüğünü Paolo Colombo ve Lora Sarıaslan’ın yaptığı 2. Mardin
Bienali, bu yıl 21 Eylül-21 Ekim tarihlerinde gerçekleşecek. Başlığı ‘İkinci Bakış/Double Take’ olarak belirlenen bienal, kavramsal çerçevesiyle bugünün görsel kültürünü Mardin’in dokusuyla birleştirerek, bölgenin ruhuna güncel sanatı aşılamayı amaçlıyor. 21 Eylül Cuma günü Tokmakçılar Konağı’nda açılışı yapılacak 2. Mardin Bienali, aralarında Fikret Atay, Sami Baydar, Edy Ferguson, Mona Hatoum, Hrair Sarkissian, Murat Şahinler, Shahzia Sikander ve Pae White’ın da olduğu 30 sanatçıyı ağırlayacak.

Detay için : http://sinopale.org/

Kaynak : [-]

Sanat uzun, hayat ise kısa! 

 Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü öğrencileri, resim, heykel, drama ve enstalasyon gibi farklı dallarda ürettikleri eserlerde postmodern çağdaki insan ve eşya ilişkisini sorguluyor.

DENEYİMİN ÖTESİ, GENÇ SANATÇININ KALFALIK SÜRECİ

YAZ aylarını genç sanatçılara ve sanat eğitim kurumlarına ayıran ‘Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’ bu kez İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencilerinin eserlerine evsahipliği yapıyor.

Deneyimi sürekli kılmak…

Sergiye adını veren ‘Deneyimin Ötesi, sanatsal üretimde süreci önemseyen, bu süreçteki düşünsel dönüşümlere önem veren bir bakış açısını temsil ediyor. Sanat eğitimini sorunsallaştıran bu şeffaf yaklaşım; gençlerde öne çıkan üretim potansiyelini, eserlere odaklanarak deneyim kazanma ve bunu sürekli kılma durumuyla ilişkili olarak değerlendirmek gerektiğine inanıyor. ‘Deneyimin Ötesi’ fani olan, risk içeren ve yanılma olasılığı yüksek işlerle üretim ve tasarımlara işaret etse de kişisel algı ve tepkilerin ayrımlarını örnekleyen esaslı bir kapsam olarak karşımızda duruyor.

Sergi hakkında bilgi veren ve serginin internet üzerinden 3 boyutlu olarak ziyaret edilebileceğini söyleyen Resim Bölüm Başkanı Prof. Mümtaz Sağlam, “18-25 yaş kuşağı eskilere göre daha şiddet içerikli mesajlara yöneliyor. Biz bu istekle gelen gençleri geri çevirmiyoruz. Böylelikle gençliğin hayata bakış açısını da ölçmüş bulunuyoruz. Biz bu sergide öğrencilerin kendilerini ifade etmelerini sağlamak açısından farklı yaklaşımları bir araya getirdik” dedi.

 

Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halil Yoleri ise “Bu proje, İzmir atmosferiyle oluşturduğumuz çalışmalarımızı İstanbul’da paylaşmamız olarak tanımlanabilir” diye konuştu.

30 Eylül’e kadar açık

‘Deneyimin Ötesi’ adlı sergide; resim, heykel, drama ve enstalasyon gibi farklı dalda üretilmiş 150’yi aşkın eser bulunuyor. Önceki gün açılan sergi 30 Eylül’e kadar Pera Müzesi’nde ziyaret edilebilecek.

Kaynak :[-] Buket Kahraman

Bursa Fotofest 2012; 15-21 Eylül 2012 tarihleri arasında bu yıl ikincisi düzenlenecek.

15-21 Eylül 2012 tarihleri arasında bu yıl ikincisi gerçekleştirilecek olan uluslararası fotoğraffestivali Bursa Fotofest 2012; 65 sergi, 48seminer, 3 yarışma, 15 panel, onlarca ücretsiz portfolyo değerlendirmesi, 6 “Ustalara Saygı” gecesi, 20 film gösterimi, 15 imza günü ile yüzlerce yerli ve yabancı konuğa ev sahipliği yapacak!Türkiye’deki önemli fotoğraf kurumlarının katılımıyla gerçekleşecek festival, Ortadoğu’nun ve Doğu Avrupa’nın en büyük fotoğraf festivali olma özelliği taşıyor.

Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursa Kent Konseyi ve Bursa Fotoğraf Sanatı Derneği (BUFSAD) işbirliğiyle, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) ana sponsorluğunda düzenlenen ve gelenekselleşme hedefiyle hayata geçirilen uluslararası fotoğraf festivali Bursa Fotofest; Türk ve dünya fotoğrafçılarını, sergiler, gösteriler, atölye çalışmaları, seminerler, paneller gibi etkinliklerle dolu zengin bir programla Bursa’da buluşturuyor.

Bu yıl ikincisi, “İnsanlığın İzleri” konu başlığı ile düzenlenen Bursa Fotofest 2012; dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan insanların, savaşlara, ekonomik problemlere ve doğal kaynakların tükenme tehlikesine rağmen, yaşamın her alanında verdiği o soylu mücadeleyi anlatan fotoğraflara ve böylesine büyük bir buluşmaya ev sahipliği yapmaktan büyük bir mutluluk ve onur duyuyor.

Ara Güler’den Mary Ellen Mark’a, Coşkun Aral’dan Bruce Gilden’a yerli ve yabancı fotoğrafçıların toplam 65 sergisinin yer alacağı, “İnsanlığın İzleri” temalı festival kapsamında; Türkiye’nin en yüksek para ödüllü amatör fotoğraf yarışması da düzenleniyor. Festivale katılan fotoğraf sanatçılarının toplam 48 seminer vereceği Bursa Fotofest 2012’de; Türkiye’den ve dünyadan önemli eğitimciler de,  fotoğraf eğitimi üzerine 15 panel gerçekleştirecek. Ara Güler, Robert Stevens, Mary Ellen Mark, Bruce Gilden, Maggie Steber gibi dünyaca ünlü fotoğraf sanatçıları ve fotoğraf editörlerinin yapacağı ücretsiz portfolyo değerlendirmeleri, “Maket Kitap/Book Dummy” yarışması, fotoğrafçılar tarafından çekilmiş 20 belgesel ve film gösterimi, 15 imza günü ise Bursa Fotofest 2012’nin diğer etkinliklerinden…

Bursa Fotofest 2012, 50’ye yakın yabancı konuğunun yanı sıra; festival boyunca her akşam düzenlenecek 6 “Ustalara Saygı” gecesinde, usta sanatçılarının meslek hayatlarını ve deneyimlerini aktaracakları sohbetlere katılmak için dünyanın farklı köşelerinden yüzlerce ziyaretçiyi de 15-21 Eylül 2012 tarihleri arasında Bursa’da ağırlamaya hazırlanıyor.

 Kaynak :[-]

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nün düzenlediği Uluslararası Bodrum Bale Festivali, 8-24 Ağustos’ta yapılacak

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nün ”Turizmi kültür ve sanat besler” anlayışıyla 10 yıl önce başlattığı festival, 8-24 Ağustos’ta Bodrum Kalesi’nde sanatseverleri ağırlayacak.
Türk devlet bale topluluklarının yanı sıra yabancı sanatçı ve toplulukların performanslarını sergileyeceği festivalin açılış temsili Devlet Opera ve Balesi başkoreografı Mehmet Balkan’ın sahneye koyduğu ”Bodrum Aşkı” ile yapılacak.

İstanbul Devlet Opera ve Balesi sanatçılarının rol aldığı ”Genç Werther”in Acıları”, 11 Ağustos’ta seyirciyi selamlayacak. İzmir Dvelet Opera ve Balesi, 14 ve 15 Ağustos’ta ”Zorba”yı sahneleyecek.

18 Ağustos’ta Osmanlı Sarayı’ndan ”Harem” rüzgarı esecek. Koreografisini Merih Çimenciler’in, dekor ve kostüm tasarımını Rus tasarımcı Alexander Vasillie’in yaptığı Harem’de, Osmanlı usul müziğinin örnekleri etnik sazlarla icra edilecek.

Antonio Gades Flamenko Topluluğu, 21 Ağustos’ta sanatseverlerle buluşacak. Topluluk, adını aldığı İspanyol dansçı Antonio Gades’in baleye uyarladığı ”Kanlı Düğün” ile ”Flamenca Suit”i yorumlayacak.

Festivalin kapanış temsili, Ankara Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Topluluğu’nun sahneleyeceği ”Bir Yaz Gecesi Rüyası” ile yapılacak.

 

Kaynak:[-]

Kanadalı efsanevi müzisyen, söz yazarı, şair Leonard Cohen, ”2012 Old Ideas Dünya Turnesi” kapsamında, 19 Eylül’de İstanbul’da konser verecek.

Leonard Cohen

Müzikseverlerin yıllardır dört gözle beklediği Leonard Cohen, AEG Live ve Purple Concerts organizasyonuyla Ülker Sport Arena’da gerçekleşecek konserde hayranlarıyla buluşacak.

Leonard Cohen, dünya turnesi kapsamında vereceği konserde, ”Dance Me To The End Of Love”, ”Ain’t No Cure for Love”, ”Bird on a Wire”, ”Chelsea Hotel”, ”Suzanne”, ”Hallelujah”, ”So Long, Marianne”, ”I’m Your Man”, ”First We Take Manhattan” gibi unutulmaz şarkılarına da yer verecek.

İlk şiir kitabını Montreal’de 1956’da yılında, ilk romanını ise 1963’te yayımlayan Cohen’in erken dönem şarkıları müziksel olarak Avrupa folk müziğine dayanıyor.

1970’li yıllarda pop, kabare ve dünya müziği üzerine çalışmalar yapan Cohen’in, 1980’lerden itibaren tipik olarak bas bariton tonda söylediği şarkılarına, kadın vokalistler ve elektronik bireştiriciler eşlik ediyor.

Çalışmalarında genellikle din, yalnızlık, cinsellik ve kişiler arası karışık ilişkileri konu edinen Cohen’in şarkıları ve şiirleri pek çok başka şarkıcı ve şarkı yazarını etkiledi, eserleri başka sanatçılar tarafından da yorumlandı.

Kanada’nın en büyük sivil şeref madalyası olan ”Companion of the Order of Canad” ile ödüllendirilen Cohen, ”Rock and Roll Hall of Fame and Museum”a kabul edildikten sonra en güçlü ve etkileyici şarkı yazarları arasındaki yerini belgeledi.

 

‘Aphrodisias çığlığı’

Ara Güler’in 1958 yılında bir rastlantı sonucu buluştuğuAphrodisias Antik Kentine ait fotoğraflardan oluşan siyah beyaz ve renkli prodüksiyon fotoğraflar Akademi Knidos’ta sanatseverlerle buluştu.

Rahatsızlığı nedeniyle Ara Güler serginin açılışına katılamazken, aralarından gazeteci yazar Osman Saffet Arolat ve Uluslararası Nakliyeciler Birliği Başkanı Çetin Nuhoğlu’nun da bulunduğu çok sayıda sanatsever deniz uçakla İstanbul’dan Palamutbükü’ne inerek buradan serginin açılışının yapılacağı Yaka Köyündeki Akademi Knidos’a ulaştı.
1958 yılında dönemin Başbakanı Adnan Menderes’in Aydın’da bir baraj açma törenini fotoğraflamak için yola çıkan Ara Güler, törene geç kalınca Aydın Valiliğinin tahsis ettiği jeeple Menderes’i izlemeye giderken yolunu kaybeder ve yolu Aphrodisias ile kesişir. Burada Antik kenti ve bu kentte yaşayan insanları, antik kent kalıntıları altında kalmış çığlık çığlığa “beni gün yüzüne çıkarın” diyen görüntülerle karşılaşır. Güler’in Akademi Knidos’ta 1 Ağustosta açılan ve 30 ağustos tarihine değin ziyarete açık tutulacak birbirinden ilginç fotoğraflar işte Aphrodisias Çığlığı başlığı ile tuvallerde yerini aldı.
Renkli ve siyah beyaz 40 fotoğrafın yer aldığı Aphrodisias Çığlığı adlı fotoğraf sergisi iş, sanat, turizmci ve tatilcileri buluştururken; İbrahim Çiftçioğlu, Mustafa Altıntaş, Ertuğrul Ateş, Altan Çelen ve Saim Erken gibi sanatçılarda sergiyi izleyenler arasında dikkat çekti. Yöre halkı ve tatillerini bu yörede geçiren özellikle yabancı turistlerin sergiye ilgisi ise görülmeye değerdi.
Ara Güler’in rahatsızlığı nedeniyle katılamadığı Aphrodisias Çığlığı fotoğraf sergisine katılanlar, dünyaca ünlü fotoğraf sanatçımıza geçmiş olsun dileklerini iletirken, “O’nun her fotoğrafından Ara Güler’in aydınlık yüzünü görüyoruz” dediler.

 

Kaynak : [-]

Caz tutkunlarının her yıl merakla beklediği Akbank Caz Festivali, Anthony Braxton’dan Eleni Karaindrou’ya, İbrahim Maalouf’tan Gregory Porter’a önemli isimleri ağırlayacak.

Türkiye’nin en uzun soluklu festivallerinden biri olan Akbank Caz Festivali, 22. yılında dopdolu bir

Eleni Karaindrou

programla 3-21 Ekim tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak. 22. Akbank Caz Festivali, bu yıl dünyaca ünlü caz sanatçılarını Türkiye’de ağırlarken, yetenekli genç müzisyenlere de performanslarını sergileme imkanı sunacak.
Klasik cazdan avangart tınılara, dünya müziklerinden elektronikanın sınırlarına dek uzanan işitsel tecrübelerle takipçilerine oldukça geniş bir çeşitlilik sunan festivalin, bu yıl öne çıkan isimleri arasında Anthony Braxton & Diamond Curtain, Wall Quartet, Eleni Karaindrou, İbrahim Maalouf, Gregory Porterve The ACT Jubilee Night bulunuyor. İlerleyen günlerde birçok önemli sanatçının katılımıyla hız kazanacak festival, “Kampüste Caz”, “Jamzz Genç Yetenekler Yarışması” ve sürpriz etkinliklerle devam edecek.

Avrupa cazının ustaları festivalde çok özel bir konser için bir araya gelecek. İsveç’in caz dünyasına önemli katkılarından trombon virtüözü ve vokalist Nils Landgren, postmodern cazın yenilikçi isimlerinden ECHO Jazz Ödülü sahibi Alman piyanist Michael Wollny, İskandinav gitarist Johan Norberg, enstrümanı kontrbasın sınırlarını yeniden çizen

İbrahim Maalouf

İsveçli Lars Danielsson, Alman baterist Wolfgang Haffner, Danimarka’nın caz divası

Cæcilie Norby, bariton saksafonun Fransa’dan çıkan önemli isimlerinden Celine Bonacina ve lirizm yüklü sololarıyla dinleyenleri kendine hayran bırakan Finlandiyalı trompetçi Verneri Pohjola’dan oluşan “The ACT Jubilee Night”, festival kapsamında 6 Ekim Cumartesi günü Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda unutulmaz bir caz ziyafeti yaşatacak.

Festivalin bir diğer konuğu, günümüzün en önemli film ve tiyatro müziği bestecilerinden biri olan Yunan piyanist & besteci Eleni Karaindrou olacak. Her biri ayrı bir başyapıt olarak değerlendirilen “Sonsuzluk ve Bir Gün”, “Ağlayan Çayır” gibi Theo Angelopoulos filmleri için bestelediği müziklerle dünya çapında bir hayran kitlesine sahip olan Eleni Karaindrou, bugüne kadar kaydettiği 20 civarında albüm ile önemli satış başarılarına da imza attı. Akdeniz ve Balkanlar’ın yerel enstrümanları ile klasik batı müziği enstrümanlarını birlikte kullanarak kendine has müzikal renkler yaratmayı başaran Eleni Karaindrou, Türkiye’de en çok sevilen yabancı sanatçı arasında yer alıyor.
Ender Sakpınar yönetiminde 31 kişilik orkestra eşliğinde 7 Ekim Pazar günü Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilecek Eleni Karaindrou konseri, 24 Ocak’ta vefat eden yönetmen Theo Angelopoulos’un anısına düzenlenecek. “Ulis’in Bakışı”, “Ağlayan Çayır”, “Leyleğin Geciken Adımı”, “Sonsuzluk ve Bir Gün”, “Puslu Manzaralar”, “Kitera’ya Yolculuk” gibi filmlerin müziklerinden oluşan bir performans sunacak olan Eleni Karaindrou, festival tarihindeki unutulmaz konserlerden birine imza atacak.

İbrahim Maalouf, 9 Ekim’de sahne alacak 

Caz trompete yepyeni bir boyut kazandıran günümüzün en yenilikçi müzisyenlerinden Lübnanlı İbrahim Maalouf, 9 Ekim’de Garajistanbul’da sahne alacak. Kuzey ülkelerine has lirizm duygusunu doğuya özgü renklerle bir araya getiren sanatçının müziği cazdan rock müziğine, Arap ezgilerinden usta işi doğaçlamalara kadar onlarca farklı rengi barındırıyor.

Müzik otoritelerinin “bir sonraki en büyük erkek caz vokali” olarak nitelendirdiği Gregory Porter, caz, funk, R&B, blues ve gospel tınıları üzerine kurduğu büyüleyici vokaliyle 22. Akbank Caz Festivali’nin kaçırılmayacak performanslarından birini vaat ediyor. 2010 yılında yayınladığı çıkış albümü, “Water” ile 53. Grammy Ödülleri’nde “En İyi Caz Vokali” dalında aday olan Gregory Porter, 2011 yılında ise Fransızların saygın caz kurumu L’Academie du Jazz tarafından düzenlenen Django Reinhardt ödüllerinde “En İyi Caz Vokali” ödülünü aldı. Sanatçı 2012 yılında müzikseverlerle buluşan “Be Good” albümünün tanıtım turnesi kapsamında 11 Ekim Perşembe günü Babylon’da sahne alacak.

Amerikan caz sahnesinin efsane isimlerinden müzisyen, besteci, filozof ve eğitmen Anthony Braxton, 17 yıl aradan sonra yeniden Akbank Caz Festivali’nde sahne alacak. 1970’lerde 400’ün üzerinde besteye ve 70’i kendi gruplarıyla olmak üzere 120’nin üstünde albüme imza atan cazınkilometre taşlarından biri olan Anthony Braxton, bu kez Diamond Curtain Wall

Anthony Braxton

Quartet ile festival kapsamında sahne alacak. Alto saksafon ve diğer üflemeli çalgılarda Anthony Braxton, sopranino, soprano ve alto saksafonda James Fei, kornet ve diğer nefesli çalgılarda Taylor Ho Bynum, kemanda Erica Dicker’den oluşan Anthony Braxton & Diamond Curtain Wall Quartet projesi, 17 Ekim’de The Seed’de olacak.

Etkinlikler

22. Akbank Caz Festivali kapsamında bu yıl ikincisi düzenlenecek “JAmZZ Akbank Caz Festivali Genç Yetenekler Yarışması”, sunduğu yurt dışı eğitim fırsatı ve saygın jürisi ile genç yetenekleri bekliyor. 30 yaşını aşmamış amatör genç yeteneklere, festivalin bir parçası olma ve profesyonel sanatçılarla birlikte sahnede “Jam Session” yapma imkanı sunan yarışmaya katılmak isteyenlerin hazırladıkları demo CD’yi ile gerekli belgeleri 22 Eylül’e kadar Akbank Sanat’a ulaştırmaları gerekiyor.

Akbank Caz Festivali’nde festival içinde festival rüzgarını estiren “Kampüste Caz” konserleri bu yılda cazın mavi notalarını ve onlarca farklı rengini üniversite öğrencileriyle buluşturacak. Kampüste Caz, sürpriz isimlerin performanslarıyla İstanbul’un yanı sıra 9 farklı şehirde üniversiteli gençlerle bir araya gelecek.

 

Kaynak :[-]

Bugün “Fotoğraf Eğitmenimiz”  “ Damla YEDİSAN ” ile fotoğraf ve Fotoğrafçılık Kurslarımıza ait özel bir site ( http://www.fotografcilikkurslarim.com )yapımı ve şekli hakkında telefon görüşmesi yaptık ve ardından siteyi biraz inceledim sonra diğer sanat sitelerine göz atmaya başladım ki fotoğraf sergisi olarak aşağıdaki haberi gördüm… Haberi okuduktan sonra google’da biraz araştırma yapınca sizlerle de paylaşmak istedim.  “Bilgi paylaştıkça büyür.” değil mi?

 

Tina Modotti

İtalya’daki yoksulluktan Hollywood’da başrole… Entelektüellerin gözdesi ‘çılgın’ partilerden Komünist Parti üyeliğine… Vatansızlıktan savaş meydanlarına… Herkesi etkileyen güzellikten ‘hafifmeşreplikle’ damgalanmaya… Tarihin önemli fotoğrafçılarından Tina Modotti’nin fotoğrafları, efsanesine yakıştıramadığımız bir sessizlikle Cihangir Sanat Galerisi’nde bekliyor.

İtalya’da yoksul bir ailede başlayan yaşamı, dünyanın dört bir yanında fena halde fırtınalı biçimde seyrederken, yolu Hollywood’da başrollere de düşmüş Avrupa’da ajanlığa da… Etkisinden kolay kaçınılmayan bir güzelliğe sahipmiş. Yaşamının bir kısmında entelektüel camianın katılmak için can attığı çılgın partilere ev sahipliği yaparken, bir kısmını militan bir komünist olarak geçirmiş, bir kısmında ‘hafifmeşrep’ ve ‘tehlikeli’ bir kadın sıfatıyla damgalanmış…

Dünyanın farklı yerlerinde bulunmasına, vatansız yaşamasına karşın en yaygın iki sıfatıyla belirtirsek; ‘Meksikalı’, ‘devrimci fotoğrafçı’ Tina Modotti’den (1896-1942) söz ediyoruz. Fotoğraf sanatında kalıcı bir iz bırakmış; eserleri önemli müzelerin koleksiyonuna girmiş Modotti’den…

Ölümünden uzunca süre sonra dünyada tekrar hatırlanması 1991’e denk geliyor. O yıl, Modotti’nin 1925’te çektiği ‘Güller’ adlı fotoğrafı açık artırmaya çıktığında, o zamana kadar bir fotoğraf için ödenen rekor fiyata; 165 bin dolara satılmıştı.

SESSİZ SEDASIZ BİR SERGİ  
Modotti’yi bugün hatırlamamızın vesilesiyse İstanbul’da açılan ‘Yeni Bir Bakış’ adlı sergi. ‘Renkli’ hayat hikâyesine sahip önemli bir sanatçının yolu Türkiye’ye düştüğünde çektiği büyük ilgiye; sanatseverliğimizin göstergesi olarak, mesela hikâyesinin sosyal medyada dilden dile dolaşmasına artık alışkınız. Konumuz bu durumu tartışmak değil ama ‘sanatseverlik’ ilgisini fazlasıyla hak eden Modotti’yi İstanbul’a getiren serginin, 19 Temmuz’da Cihangir Sanat Galerisi’nde sessiz sedasız açılması dikkat çekici…

Bu notun ardından iki öneri; sergiye giderken konuya az da olsa çalışmış olmak önemli. Yoksa bir zamanların Meksikasının yoksul yaşamından görüntüler aktaran, küçük siyah beyaz kareler size pek fazla şey ifade etmeyebilir.

Dilerseniz, ‘konuya çalışma’ meselesiyle bağını kurabileceğiniz ikinci önerimizse bir kitap. Margaret Hooks’un Agora Kitaplığı’ndan çıkan, ‘Devrimci Fotoğrafçı Modotti’ adlı kitabı, akıcı bir dille yazılmış, ‘renkli’ bir portreyi aktarıyor. Biz de bu yaşam öyküsünde hızlı bir tur atalım.

İtalya’da altı çocuklu yoksul bir ailenin, küçük yaşta okulu bırakıp fabrikada çalışmak zorunda kalacak ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi Modotti. Babası iş için ABD’ye gittiğinde, 12 yaşındayken bir ipek fabrikasında çalışmaya başlamıştı. 1913’te New York’taki babasının yanına gitmesiyle yeni bir dünya tanıdı; kaldığı ‘Küçük İtalya’ bölgesi aynı zamanda sanatçıların merkeziydi. Modotti böyle bir ortamda vaktinin önemli kısmını tiyatro ve opera izlemeye ayırıyordu. Tanıştığı ABD’li ressam Roubaix de I’Abrie Richey (Robo) sayesinde bir adım daha atıp ‘camiaya’ karışacaktı. 18 yaşına bastığında bazı yerel tiyatrolarda rol alarak yeteneğini gösterme fırsatı bulmuş, küçük çaplı bir üne kavuşmuştu bile.

HOLLYWOOD VE MEKSİKA
Hedefi Robo’yla birlikte Hollywood’a gitmekti. 22 yaşındayken bu hayalini gerçekleştirdi ve bir yıl sonra ‘Kaplanın Postu’ adlı filmde başrolü kaptı. Robo’yla Los Angeles’a gittiğinde evlenmişti. Modotti’nin, entelektüel çevredeki ününün yaygınlaşmasında oyunculuğunun yanı sıra önemli bir neden daha vardı; herkesin hemfikir olduğu güzelliği. Eşiyle birlikte düzenlediği entelektüel tartışma toplantılarında da, eğlenceli partilerde de herkesin odağındaki kişi aynıydı; Modotti.

Âşıklarının sayısı hiç de az değildi. O sıralarda Los Angeles’ın yolunu tutan diğer bir kişi, adı fotoğrafın efsaneleri arasında anılacak Edward Weston’dı.

Modotti, Robo’yla ilişkisindeki duygusal bağ gevşediği sırada Weston’la yakınlaştı. Robo Meksika’ya gitmişti. Modotti de peşinden gitmeyi aklından geçirmeye başlarken, 1922’de onun bir hastalık sonucu hayatını kaybettiğini öğrendi. Ertesi yıl, Hollywood’un kendisine göre olmadığını düşünen Modotti’yle Meksika’ya gitmek Weston’a nasip oldu.

O yıllarda Meksika entelektüeller için cazip bir yerdi. Siyasi devrim yaşanmıştı ve canlanan kültürel ortam dünyanın pek çok yerindeki sanatçıları çekiyordu. Modotti ve Weston, bir tür Rönesans’ın yaşandığı Juarez bölgesine taşındılar. Modotti, Weston’ın önerisiyle fotoğraf çekmeye başlamıştı. Bu alanda da yetenekliydi ve iyi bir fotoğrafçı olarak kabul görmesi için bir yıl yetecekti. Evdeki ‘çılgın partiler’ dönemi tekrar başlamıştı.

Daha çok ‘Frida’ filmiyle birlikte tanıdığımız, büyük ressam Diego Rivera da partilerin konukları arasındaydı. Rivera’yı, büyük aşk yaşadığı diğer ressam Frida Kahlo’yla partilerin ev sahibi Modotti tanıştıracaktı. Filmi izleyenler, bir sahnede Frida’yla etkileyici biçimde tango yapan kadını hatırlayacaktır; işte o ‘bizim’ Modotti’ydi.

Modotti’ye aşina olduğumuz başka bir şeyden söz etmek de mümkün; bizzat Weston’ın çektiği, epey yaygınlaşmış nü fotoğrafları… Öyle ki, “O nü fotoğrafları olmasaydı bugün Modotti’yle ilgilenir miydik?” sorusunu soran sanat tarihçileri vardır. Yanıtı, önceki satırlarda kitabından bahsettiğimiz Hooks veriyor; “Kesinlikle evet. Yoksa 1991’de Sotheby’s’deki açık artırmada, ‘Güller’ fotoğrafı 165 bin dolara satılabilir miydi?”

Tekrar Modotti’nin partilerine ve Weston’a dönelim. Daha doğrusu Modotti’nin bu ikisiyle arasındaki bağın kopmasına, yaşamının bir kez daha radikal biçimde değişmesine… Modotti’nin, evinde partiler düzenlemeyi bırakması, Weston’la arasındaki bağın kopması, politikaya gittikçe daha fazla ilgi duymasıyla aynı günlere denk geliyor. Ve fotoğraf makinesini yoksul Meksikalılara çevirmesiyle…

AJANLIĞA GİDEN YOL
Modotti 1927’de, 31 yaşındayken katıldığı Meksika Komünist Parti’sinde, partinin gazetesi için foto muhabirliği yapmak gibi aktif görevler üstlenmişti. Fakat kötü günler yaklaşıyordu. 1929’da, birlikte yaşadığı sevgilisi, parti üyesi Antonio Mella’nın öldürülmesinden sorumlu tutulduğunda yalnızca tutuklanmadı; komünistleri aşağılayan bir kampanyanın hedefine yerleştirildi ve ‘hafifmeşrep’, ‘tehlikeli’ bir kadın olarak damgalandı. 1930’da, bu kez Meksika başkanına yönelik bir suikasttan sorumlu tutulduğunda ülkeden sürüldü.

Berlin’e gitti. Canlı bir sanat ortamı ve fazlasıyla fotoğrafçı vardı. Avangart sanat ortamında kendisini geliştirecek maddi imkânlara sahip değildi. Bunalıma girdi, fotoğraf çekmeyi bıraktı, komünistler arasında nam sahibi bir arkadaşıyla Moskova’ya geçti. Komünist Parti içinde aktif roller üstlendi ve Sovyetler Birliği’nin, Avrupa’da çalışan gizli görevlileri arasında yer aldı.

Katıldığı İspanya İç Savaşı’nda komünistler yenildiğinde New York’a gitmek istiyordu ama ABD bu isteği kabul etmedi. Kendisini, kimliksiz geldiği, takma isimle yaşayacağı Meksika’da buldu. Sovyetler Birliği ile Nazi Almanyası saldırmazlık anlaşması imzalamıştı ve Modotti, Komünist Parti’ye olan güvenini kaybetmişti. Depresyon dönemi tekrar başlamıştı. 5 Ocak 1942’de, arkadaşlarıyla gittiği akşam yemeğinden dönerken kalp krizi geçirdi. Hemen her efsane kişilik gibi Modotti’nin ardından, ölümünün nedenleri hakkında söylentiler üretildi. Pablo Neruda da şiir yazdı.

SERGİ CİHANGİR OTOPARKINA GİZLENMİŞ GİBİ
Meksika Başkonsolosluğu’nun desteğiyle, Modotti’nin 26 fotoğrafının sergilendiği yer, Beyoğlu Belediyesi’ne ait Cihangir Sanat Galerisi. 15 Ağustos’a kadar ziyaret edebilirsiniz. Galeri, üstü çocuk parkı olarak düzenlenmiş, bir kısmı yeraltında kalan Cihangir’deki katlı otoparkın içindeki salonlardan birinde kurulmuş. Fakat eğer daha önce galeriye gitmediyseniz bulmanız kolay olmayabilir. Zira Modotti sergisiyle ilgili afişler, işaretler bir yana; galeriyi gösteren herhangi bir işaret de yok. Otoparkın giriş kapısından içeri girip galeriye ulaşmaya çalışırsanız işiniz zor; epey bir dolanıp bulamama ihtimaliniz var. Kısa yol, otoparkın üstündeki, ilk bakışta fark edilmeyen merdivenden aşağı inip galeriye girmek.

 Aşağıda galeride sanatçıya ait fotoğraflardan seçme fotoğrafları bulabilirsiniz.

Kaynak : [-]  Eyüp Tatlıpınar


Şunun için etiket arşivi: sanatçılar

Sonuç Bulunamadı

Üzgünüz, hiç bir gönderi kriterinizle eşleşmedi