Şunun için etiket arşivi: sanatçı

Dünyaca ünlü sanatçıları ve grupları Antalya’da buluşturan Uluslararası Antalya Piyano Festivali Kasım’da başlıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği, sanat yönetmenliğini Fazıl Say’ın yaptığı festival, Volkswagen ana sponsorluğunda 08 Kasım – 30 Kasım tarihleri arasında Antalya’da gerçekleşecek.

14_uluslararasi_antalya_piyano

Festivale bu yıl Grammy ödüllü sanatçı Michel Camilo, Vladimir Spivakov, Aziza Mustafa Zadeh gibi önemli isimler konuk olurken; piyano festivalinin siparişi üzerine Muhiddin Dürrüoğlu tarafından bestelenen “Anadolu’dan Sahneler”in de dünya prömiyeri yapılacak. Festivalde ayrıca Fazıl Say’ın Water –Su isimli piyano konçertosu ve Michel Camilo’nun “Piyano Konçertosu No: 1” isimli eseri de Türkiye’de ilk kez seslendirilecek. Her gecesiyle izleyiciye ayrı bir tat sunacak olan festivalde, sahnedeki konserlerin yanı sıra halk konserleri ve öğrenciler ile sanatçıları biraraya getiren atölye çalışmaları da yer alıyor. “Şehirde Müzik Var” sloganı ile festival, 14’üncü yaşında da sanatseverlere unutulmaz bir müzik şöleni yaşatacak.

Festival açılışında Fazıl Say’ın yeni eseri “Water” ilk kez seslendirilecek

Festivalin bu yılki açılış konserinde ünlü besteci ve piyanist Fazıl Say’ın yeni eseri olan ve dünya prömiyeri İsviçre’de yapılan “Water” piyano konçertosu, Türkiye’de ilk kez seslendirilecek. Sanatçının piyano ve orkestra için bestelediği eserin prömiyerinde, sanatçıya şef Naci Özgüç yönetimindeki “Antalya Devlet Senfoni Orkestrası” eşlik edecek. Sanatçının suyun sakinliğini ve gücünü müzikle bir araya getirdiği eser; üç farklı bölümden oluşuyor. Eserin ilk bölümü olan “Mavi Su” dans eden, caz yapan, hüzünlenen, derinleşen sonsuz büyük denizi, ikinci bölümü olan “Siyah Su” gece vakti ay ışığı altında baykuş ve kurbağa seslerinin duyulduğu ormanda bir gölü, son bölüm olan “Yeşil Su” ise akarsuları anlatıyor. Konserin ikinci yarısında ise yine Say besteleri yer alıyor. Sanatçının “İlk Şarkılar” adını verdiği on farklı eser izleyici ile buluşurken, Say’ın piyanosuna solist Serenad Bağcan eşlik edecek. Fazıl Say’ın güçlü performansıyla gerçekleşecek açılış konserleri 08 Kasım Cuma ve 09 Kasım Cumartesi günü saat 20.00’de Antalya Kültür Merkezi’nde izlenebilir.

Uzunca bir süredir “NAR SANAT TİYATROSU” oyun çalışmalarına devam eden, oyuncu ve Nar Sanat Tiyatro eğitmenlerinden Halis BAYRAKTAROĞLU   “NAR SANAT TİYATROSU” ekip oluşumunu  bitirdi ve artık “sahneye hazır “olduğunu belirtti.

Nar Sanat Tiyatro ekibininin tamamlamasının yanı sıra pek çok tiyatro ve sanat mekanı ile  sezon için sahne sözleşmelerini imzaladı. Eğlenceli ve komik olaylar içeren oyun izleyicileri kahkahaya boğacak.

Sezona hızlı başlayan Nar Sanat Tiyatrosu’nun sahneye koyacağı oyun hakkında ki kısa tanıtımını şöyle yapıyor..

Pardon Zebani Bey…

                    …bazı sınavlar yakıcı olabilir

PrintBirbirinden  farklı iki samimi arkadaş Cennet ve Cehennem arasında ilginç bir sınava tabi tutuluyor. Ancak sorular bu kez sıcak taraftan geliyor. Soruları doğru yanıtlamak mı yoksa yanıtlayamamak mı? Bu tuhaf sınavdan kaçış Araf’ta mı? Peki, Araf Ne Taraf?

Bu sezon Nar Sanat Tiyatrosu, Araf Ne Taraf? adlı iki perdelik bir komedi oyunu sergiliyor.

Mahmut (Cumhur SARI) ve Bilal’in (Halis BAYRAKTAROĞLU) Zebani (sürpriz konuk sanatçı) ile olan amansız ve komik mücadelesine güzel hostes Şule (Ebru SARITAŞ) de katılınca olaylar daha da şenleniyor. Zebaninin yardımcısı Zu (Nalan BAŞARAN) boş duruyor mu peki? Tabi ki hayır.

CCYS (Cennet Cehennem Yerleştirme Sınavı) için geçen yılın sorularının peşine düşmüş, yeni merhum şaşkın üç komik karakter ve hiç bitmeyen bir tempo…

Toplumun genel ahlak kuralları çerçevesindeki iyinin sıradanlığı ile kötünün uç noktalarının irdelendiği oyunda onlar Araf’ı araya dursun, sizler gülme krizinden çıkma yolları arayacaksınız.

Ebru ERDEMOĞLU’nun kaleme aldığı Genel Sanat Yönetmenliğini Halis BAYRAKTAROĞLU’nun üstlendiği ARAF NE TARAF, bir  NAR SANAT TİYATROSU prodüksiyonudur. Oyuncuları ile de hayli iddialı oyunda,  Cumhur SARI, Halis BAYRAKTAROĞLU, Nalan BAŞARAN, Ebru SARITAŞ, Oğuz ÖZTAŞ ve sürpriz konuk sanatçınun araladığı kapıdan bakalım sizler de Araf’a girebilecek misiniz…

 biletix’den Biletlere ulaşmak için LÜTFEN TIKLAYINIZ

 

Oğlu Işık Öğütçü, Orhan Kemal’in 1960’larda tefrika edilmiş ‘Uçurum’ adlı bir romanının ortaya çıkarıldığını söyledi. 2014’te yazarların yayımlanmış öyküleri de basılacak ve Nâzım Hikmet, Kemal Tahir, Yaşar Kemal gibi yazarlarla yazışmaları da yayımlanacak.

Aslı Uluşahin [-]

orhan-kemalTürk edebiyatında toplumsal gerçekçiliğin usta yazarlarından Orhan Kemal (1914-70), önümüzdeki yıl doğumunun 100. yılı dolayısıyla bir dizi kitapla anılacak ve gündeme taşınacak.

Yayımlanacak kitapların ilki, 1961 yılında “Büyük Gazete” isimli dergide tefrika edilmiş “Uçurum” adlı roman. Romanı gün yüzüne çıkaran Orhan Kemal’in oğlu IşıkÖğütçü, bir araştırmacının Türker İnanoğlu Vakfı’nın (TÜRVAK)müzesinde derginin nüshalarına rastlayıp haber vermesinin sonrasında esere ulaşmış.

“Uçurum”un, üretken bir yazar olan Orhan Kemal’in peşine düştüğü kayıp eserlerinden biri olduğunu söyleyen Öğütçü, ne var ki dergide 23bölüm tefrikanın yer aldığını, 21 Haziran 1961 tarihindeki sayı sonrasında derginin başka nüshalarına ulaşamadıklarını söylüyor. Derginin kapandığını düşündüklerini belirten Işık Öğütçü, eser yayına hazırlanırken hikâyenin sonunu “birkaç cümle ile bağlamış”.

Kitapta “Uçurum” dışında, yazarın yine aynı dergide yayımlanmış söyleşileri de yer alacak. Orhan Kemal, o dönemde Ruhi Su, Atıf Yılmaz, sinema ve seslendirme sanatçısı Ferdi Tayfur gibi isimlerle söyleşiler yapmış. Ayrıca müstear isimle “İtiraflar” isimli bir bölümde, örneğin hayat kadınlarıyla söyleşileri yayımlanmış.

orhan-kemal-1Öğütçü, roman ve söyleşilerden oluşacak bu kitabın, büyük olasılıkla yazarın diğer eserlerini de yayımlayan Everest Yayınları tarafından basılacağını belirtiyor.
2014 yılında çıkacak bir diğer kitapta ise Orhan Kemal’in daha önce yayımlanmamış öyküleri yer alacak. Öğütçü, yazarın 1950’li yıllarda neredeyse bütün gazetelere, Yeditepe, Varlık gibi edebiyat dergilerine, kendi adıyla ya da müstear isimlerle pek çok öykü yazdığını, uzun süren bir çalışma sonrasında bu öyküleri derlediğini ifade ediyor.
Ayrıca gelecek yıl usta yazarın az bilinen fotoğaflarından oluşan bir albüm de yayımlanacak.

Işık Öğütçü’nün üzerinde çalıştığı bir diğer kitap ise Orhan Kemal’in mektuplarıyla ilgili. Yazarın Kemal Tahir, Yaşar Kemal, Nâzım Hikmet, Samim Kocagöz, Fikret Otyam ve Nevzat Üstün gibi dönemin önemliyazarlarıyla mektuplaşmaları bu kitapta bir araya getirilecek. “Mektuplar” kitabının ise 2014 sonrasında yayımlanması planlıyor.
Orhan Kemal’in son olarak 2011 yılında yine oğlu Işık Öğütçü tarafından bulunan “Yüzkarası” adlı kitabı yayımlanmıştı.

Coca-Cola tarafından ilk kez 2003 yılında düzenlenen ve bu sene 10. yaşını dolduran Türkiye’nin en büyük açık hava müzik festivali Rock’n Coke, bu sene de sürpriz yenilikleri ve eşsiz atmosferi ile yine festivalseverlere unutulmaz bir haftasonu yaşatacak.

rock-n-coke-213

Ses getirecek festival programının detaylarını www.rockncoke.com üzerinden açıklayan Rock’n Coke, bu sene artan sahne sayısı ile bir çok farklı müzik türüne ve yenilenmiş festival alanı ile müzik dışı özel performanslara da ev sahipliği yapacak.

Dünyaca ünlü birçok grubun sahne alacağı Rock’n Coke Sahnesi ve Coca-Cola Zero Sahnesi; bu yıl ilk kez kesintisiz dans ve elektronik müzikle dolu olacak, dünyaca ünlü gruplar ve DJ’lerin yer alacağı Party Arena; dünyanın farklı ülkelerinden taze ve çizgi dışı müzik gruplarının performans göstereceği Keşif Sahnesi ve birbirinden farklı işbirlikleri ile zengin bir programı olacak Şehir Sahnesi bu yıl festivalseverlere eşsiz bir müzik ziyafeti sunacak.

Yabancı sanatçı organizasyonu Sziget, yerli sanatçı seçimi ve festival organizasyonu ise showhow tarafından gerçekleştirilen Rock’n Coke İstanbul 2013 ile ilgili detayları www.rockncoke.com ‘dan öğrenebilirsiniz!

18 yaşından küçük katılımcılar, yanında bir ebeveyni ile birlikte festivale katılabilirler.18 yaşından küçük katılımcıların beraberindeki anne ve/veya babası, festival alanı girişinde “Festival boyunca 18yaşından küçük katılımcısına refakat edeceğini” belirten bir taahhütnameyi imzalayarak, 18 yaşından küçük katılımcıyla festivale giriş yapabilecektir. 18 yaşından küçük katılımcılar; bileklikleri olsa dahi festival alanına giriş yapabilmek için anne ve/veya babası ile birlikte olmalıdırlar.18 yaşından küçük katılımcılara refakat eden ebeveynler de kendi biletlerini ibraz etmek zorundadırlar.

 Rock’n Coke Istanbul 2013 

06 Eylül 2013 18:00
Hezarfen Havaalanı, İstanbul

 

 

Bildiğiniz gibi Bakırköy’ün adı pek çok özelliğinden dolayı geçmişte olduğu gibi günümüzde de sıkça anılır. En büyük özelliklerinden biride pek çok sanatçı yetiştirmiş olması veya pek çok ünlü kişinin yolunun Bakırköy’den geçmiş olmasıdır. Hatta ülkemizin beklide Dünyanın en çok sanatçı yetiştiren ilçesi olması özelliği de vardır dememiz mümkündür.

tiyatro dersleriiiiiiiii

Yaşayan ve  kaybettiğimiz pek çok ünlü Bakırköy’de doğdu, büyüdü veya yaşadı.Örneğin; Münir ÖZKUL, Tarık AKAN, Ahmet SEZGİN, Suna PEKUYSAL, Sırrı GÜLTEKİN, Bülent ORAN, Cem KARACA, Kenan PARS, Altan ERBULAK, Cihat TAMER,Erdoğan SICAK, Ergün KÖKNAR, Yurdaer DOĞULU, Boran Mutlu KAYA Kenan DOĞULU ve daha niceleri.

Hatta Bakırköy Mezarlığında yatan Cenap ŞAHABETTİN ve Halid Ziya UŞAKLIGÜL’i de saymak lazım elbette.

Son yıllarda hatta uzun yıllardır Bakırköy’ümüze ait bir profesyonel özel tiyatromuz olmamıştı. Kuruluş amacında sanatı yaygınlaştırmak, sevdirmek v.s. gibi bir takım sanat faaliyetleri olan Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği bu amacını gerçekleştirmek için kurulduğu yer olan Bakırköy’de yıllardır süren sessizliği bozarak Profesyonel tiyatrosunu kurdu.

Uzun süredir çalışmalarına devam eden “NAR SANAT TİYATROSU” yeni sezona yoğun bir çalışma ile hazır.

Ebru ERDEMOĞLU’nun “ARAF NE TARAF” adlı 2 perdelik oyununu hazırlayan “Nar Sanat Tiyatrosu” İstanbul başta olmak üzere pek çok yerde oyununu sergileyecek.

Oyuncu Kadrosunda : Cumhur SARI, Halis BAYRAKTAROĞLU, Oğuz ÖZTAŞ, Nalan BAŞARAN, Ebru SARITAŞ gibi tecrübeli oyuncuları barındıran Nar Sanat Tiyatrosunun birde oldukça tanınan ve sevilen sürpriz bir oyuncusu da var kadroda. Bu sürpriz ismi şimdilik açıklamıyoruz.

Elbette Nurgül YEZİZ’in emeklerini unutmamak gerekli Nurgül hanım Nar Sanat Proje koordinatörlüğünü üstlenmiş durumda aktaralım.

arafffff Sizlere kısaca oyundan bahsedelim isterseniz.

“Sizi bir zebani sorgulasaydı eğer, zebaninin kadın mı olmasını isterdiniz, erkek mi?”

Şeytanla yapılan anlaşma asla unutulmaz.

Pardon Zebani Bey, Araf ne taraf?

Birbirinden çok farklı iki arkadaş cennet ve cehennem arasında ilginç bir sınava tabi tutuluyor ancak sorular bu kez sıcak taraftan geliyor. Soruları doğru yanıtlamak mı daha kolay, yoksa yanıtlayamamak mı? Bu tuhaf sınavdan kaçış Araf’ta mı? Peki, Araf Ne Taraf?

Mahmut ve Bilal’in Zebani ile olan amansız ve komik mücadelesine güzel  Hostes Şule de katılınca olaylar daha da şenleniyor. Peki, Zebaninin yardımcısı Zu boş duruyor mu? Tabi ki hayır.  Cennet Cehennem Yerleştirme Sınavı için geçen yılın sorularının peşine düşmüş yeni merhum,  şaşkın üç komik karakter ve hiç bitmeyen bir tempo…

Sizleri de bekleriz. Pek yakında hangi sahnede ve hangi günler ile saatler olacağını elbette açıklayacağız…

 

 

 

Ses ve müzik doğumla beraber, hatta bazı araştırmaların kanıtladığı gibi henüz anne karnında iken çocuğun yaşamına girmekte ve etkilemektedir. Bu etkileme annenin söylediği ninni ile başlar ve gitgide çevreden, radyodan, televizyondan duyduğu; evde, okulda, sokakta duyup öğrendiği ve söylediği müzikle beslenir.

 Her çocuk müziğe aynı ölçüde yetenekli değildir. Fakat bütün çocuklar müziği severler. Bu konuda araştırma yapan bilim adamlarına göre, çok üstün yetenekli çocuklar ve çok yeteneksiz çocuklar istisna kabul edilmektedir. Bu istisnalar dışında kalan bütün çocuklar, az ya da çok müziğe yetenekli sayılmaktadırlar. Ancak bu yeteneğin gelişimi büyük ölçüde içinde bulundukları ortama bağlıdır. Yetişmeye elverişli ortam ve koşullar bulunamazsa, çocuk üstün yetenekli de olsa, müzik sanatçısı olamaz.

piyanooooood *Okul öncesi kurumlarında müzik yeteneklerinin derecesi henüz bilinmeyen çocuklara, müzik eğitimi verilirken bu olgu göz önünde bulundurulmalıdır.

*Çocuklar küçük yaşlardan itibaren iyi müzikle beslenirse, büyünce müzik sanatçısı olmasalar bile; iyi müziği seçen, seven ve ondan yararlanmasını bilen yetişkinler olacaklardır.

*Okul öncesi eğitim döneminde müzik ve müzikle bağlantılı hareket, ses, söz ve tartım çocuğun gelişimlerini etkilemektedir.

Müziğin, çocuğa çok yönlü yararlarını şöyle sıralayabiliriz:

-Çocuğun duyularını geliştirir. Çocuk dinlediğini duymak, duyduğunu anlamak gibi okuma yazmaya hazırlıkta önemli beceriler kazanır.

-Şarkı söylerken yeni sözcükler ve cümle kalıpları öğrenir bunları tekrar ederken düzgün konuşmayı benimser ve dili gelişir.

-Sözcükleri doğru ve anlaşılır bir şekilde söylemeyi öğrenir, yani diksiyonu gelişir.

-Tekerleme ve saymacalar söylerken dil çevikliği kazanır, akıcı konuşma becerisi ve alışkanlığı gelişir.

-Duygusal yönden rahatlar; güvensizlik, çekingenlik, saldırganlık, korku gibi olumsuz duygu ve davranışlar, müziğin etkisiyle olumlu duygu ve davranışlara dönüştürülebilir.

-Grup çalışmalarında içine kapanık bir çocuk, grup içinde rahatlamayı, dikkati üzerine çekmeden başkalarıyla beraber olmayı, hata yapmaktan korkmadan denemeyi, etkin iletişim kurmayı öğrenir. Aynı zamanda özel yetenekleri olan bir çocuk, solo çalışmalarında grup içinde sivrilme olanağı bulur.

-Grup içinde şarkı söylerken veya müzik eşliğinde hareket ederken, arkadaşlarıyla uyum içinde olmayı öğrenir (Birlikte başlama ve bitirme, seslerin yüksekliğine ritme uyma, etrafını dinleme, müzik işaretlerini uygulama vb.). Böylece birlikte iş yapmanın toplumla uyum içinde olmayı gerektirdiğini kavrar ve disiplin alışkanlığı kazanır.

-Çocuk kendi kültür ve geleneklerimizi müzik ve danslarımızla tanır; vatan, ulus, bayrak duyguları gelişir.

-Estetiğe yönelir ve çevresine karşı duyarlı olur.

-Yaratıcılığı güdülenir, esnekliği artar ve yeni deneyimlere yönelir.

-Sesini, kulağını ve zevkini geliştirir. Doğru duymayı, denetlemeyi ve kullanmayı, güzel müziği ayırt etmeyi öğrenir.

-Şarkı söylerken “soluk alıp vermeyi denetleme” becerisi kazanır ve akciğerleri gelişir.

-Çalgı ve çalgı olarak kullanılabilecek oyuncakları kullanırken, müzik eşliğinde hareket ederken, koordinasyonu, küçük ve büyük kasları gelişir, bu da fiziksel ve psiko-motor gelişimini olumlu yönde etkiler.

Kaynak: Ayten ÖZTÜRK, Okul Öncesi Eğitimde Müzik, Morpa Yayınları, 2007

4 Yıldır devam etmekte olan Nar Çiçekleri Festivali kapsamında öğrencilerimizin ve eğitmenlerimizin dinletilerine ait görselleri aşağıda bulabilirsiniz. 

Bakırköy’de 4 yıldır yapılmakta olan ve Nar sanat öğrenci, veli ve eğitmenlerinin katılı ile gerçekleştirilen etkinlikler kapsamında pek çok dalda öğrenciler 16 Haziran (Pazar günü) 14:00’dan itibaren akşam 23:00 saatine kadar süren etkinlikte eski yeni küçük büyük demeksizin örenciler öğrendiklerini sergiledi..

Bir kaç aylık eğitim alan da 3-4 yıldır eğitim alanlarda dahil olmak üzere hoş görüntülerin oluştuğu etkinliğe ait fotoğraflar aşağıda. Diğer etkinliklerimiz 22: Haziran tarihinde saat 14:00 Cem Karaca Kültür merkezinde devam edecektir.

 

 

Etkinliğe katılan öğrenci ve eğitmenlerin listesi.

1.           Sunum

2.           Açılış konuşması…

Dernek Başkanımız ve Heykel Sanatçısı

Hale Şakar ÜRKMEZGİL

3.           DORA BURCU MUTLU (PİYANO)

– Etüt 41 ve 56………….Czerny

– Menuet…..…….J.S. Bach

4.           EFE BERK ÇOLAK (PİYANO)

-Etüt 60………………..Beyer

– Sevgi…… Nail Yavuzoğlu

– Emre ve ışık……….Nail Yavuzoğlu

5.           FEYZA ÇETİN (KEMAN)

-Re Majör Menuet………….Carsel

Piyano eşlik: Aslı Özger

6.           CAN VOLKANGİL (KEMAN)

– Sally Knight-Fiesta

– Sail Away

Piyano eşlik: Aslı Özger

7.           ASLI ŞEN (KLASİK GİTAR)

-Chorus…………… D. Semen zato

 8.      BÜŞRA UTKU (PİYANO)

– Drifting…………………Alison Huunsome

– Napoliten Şarkı………….P. I. Tchaikovsky

9.      DENİZ CHOUSEIN (KLASİK GİTAR)

-Greensleves………..Anonim

10.    EGE CAN BEYHAN (PİYANO)

– Kızılderili Savaş Dansı……. M. Aaron

– 9. Senfoni……….. Beethoven

11.    FERDA İLERTEN (PİYANO)

– Beyer etüt 80 ve 81

12.    EKİN KARAHAN (KEMAN)

– Çok Uzaklarda….. L.M.Kinnet

Piyano eşlik: Ersin Saracık

13.    ECE KAZGAN (PİYANO)

– Etüt 54………………………..Beyer

14.    JOSIAH HOVARD (ELEKTRO GİTAR)

– From the inside out……………………….Hilsong United

Bas gitar eşlik: Özden Gürsoy

Bateri eşlik: Ömer Uçak

 

15.    EGEMEN ÖZGÜVEN (PİYANO)

– Song of Stroms……………..Kuji Kondo

– Skyrim…………………………Jeremy Soule

– Dr. Mario (chill)…………….. Hirokazu Tanaka

16.    NAR SANAT ÖĞRENCİ ORKESTRASI

-Nothing else matters…………………………Metallica

– Umbrella…………………………………………Rihanna

– Görevimiz tehlike………………………..Lalo Schifrin

– Someone Like you………………………….Adele

Bateri: ÇAĞLAYAN KAYHAN, ÖMER UÇAK

Bas gitar: ÖZDEN GÜRSOY

Klasik ve elektro gitar: ASLI ŞEN

Piyano: BENGİ SU ÖZCAN, EGEMEN ÖZGÜVEN

Şan: NAZLI GÜN

 

17.    ALEYNA GÜLOĞLU (PİYANO)

– Etüt……..J. B. Duvernoy

– Love the way you lie……… Rihanna

18.      BEGÜM ARICI (PİYANO)

– Ballade……………………Burgmüller

– Spider in the Bath……….Pam Wedgwood

19.    ASLI ŞEN ve NAZLICAN GÖKSU (GİTAR ve BAĞLAMA)

-Dostum dostum…………….Mehmet Özbek

– Divane aşık gibi……………………Maçkalı Hasan Tunç

-Evlerinde lambaları yanıyor…………Abdurrahman Kızılay

– Neredesin sen……………………….Neşet Ertaş

20.    ESMA İHTİYAR (PİYANO)

– The Blue Danube…….J. Strauss

– Sessiz gece…………. F. X. Grub

21.    ELİF ÖKSÜZ (ELEKTRO GİTAR)

EGE KÖKSAL (ELEKTRO GİTAR)

-Godfather…………Slash

Bas gitar eşlik: ÖZDEN GÜRSOY

Bateri eşlik: ÖMER UÇAK

 

22.    ÇAĞLAYAN KAYHAN (PİYANO)

– Cha cha cha…………. Hengeveld

– Amelie………………….İan Tiersen

23.      ASLI ŞEN (KLASİK GİTAR)

– Sil baştan…………… Şebnem Ferah

24.    ELA ÖZYURT (KEMAN)

– James Horner…. My heart will go on

Piyano eşlik: Ekin Selçuk

25.    BENGİ SU ÖZCAN (PİYANO)

– Yesterday……………………Beatles

– Fandango……………………Anonim

26.    SELENAY USTA (ŞAN)

– Yanarım…………….Sertab Erener

– I will always love you……………W. Houston

Piyano eşlik: Ersin Saracık

27.    ŞİMAL KELLECİ (PİYANO)

– Bak bir varmış bir yokmuş………….Anonim

– Samanyolu……………………..Berkant

28.    NAR SANAT EĞİTMEN ORKESTRASI

– Yalgızam……………………..Tofiq Guliyev / Şan eğitmeni: BAHAR DEMİREL

– Memory………………………Lloyd Webber / Şan eğitmeni: BAHAR DEMİREL

– Historia de un amor……….C. E. Almaran / Şan eğitmeni: BESTE YOLTAY

– Phantom of the opera……..Lloyd Webber / Şan eğitmeni: BESTE YOLTAY

İKİNCİ BÖLÜM 

3.                  NAR ÇİÇEKLERİ BALE GRUBU 4 – 6 YAŞ

İzgi Özdemir, Öykü Onbaşı, Nisa Akkaya, Vanessa Ezikoğlu, Yağmur Akbaş,

İpek Nazlı Terzi, İrem Güden, Elanur Angın

4 Küçük kuğu…………………………..P. İ. Tchaikovsky

4.                  ILGIN CEREN BİLGEN (MODERN DANS)

Breathless…………………….Old Boy

  1. 5.                  BENGİ SU ÖZCAN (ŞAN)

– Arnavut Kaldırımı…….Gitar eşlik: Özgür Yılgın

– Bana bir masal anlat baba…..Piyano eşlik: Ersin Saracık

  1. 6.                  CEREN ACAR (PİYANO)

– Samanyolu…………….Berkant

– Katibim…………………Anonim

7.            DEFNE COĞUPLUGİL (PİYANO)

– Etüt 23 ve 24……………Beyer

8.            AYKUN NERSESYAN (PİYANO)

– Kovalama……………..Thompson

9.            ASLI DEMİROK (PİYANO)

-Yankee Doodle……….. Thompson 1

10.          DEFNE KORKMAZ (PİYANO)

– Yavaşça kürek çakalim…………. Thompson1

11.          KAYRA EMİR (PİYANO)

– Waves of the danube

12.          İDİL BOYOĞLU (PİYANO)

– Katibim……………….Anonim

– Okul……………………N. Yavuzoğlu

13.          ÖYKÜ BOYOĞLU (PİYANO)

– Song without words…………F. Spindler

– İn the hall of the mountain bear………… Pam Wedgwood

14.          DORUK AKBULUT (PİYANO)

– Waltz time……………………… Mysterious Procession

15.          NAR SANAT EĞİTMEN ORKESTRASI

– Yalgızam……………………..Tofiq Guliyev / Şan eğitmeni: BAHAR DEMİREL

– Memory………………………Lloyd Webber / Şan eğitmeni: BAHAR DEMİREL

 16.          EDA KÖLÜKFAKİ(PİYANO)

– Alouette…………..Step 1

– Accents and Squashed notes……………Step1

– Lord of the dance…………………Step1

17.          İKLİM KELEŞ (PİYANO)

– Ten little indians……….. Traditional

– Ballerin……………….Thompson

18.          ECE DEMİRÇUBUK (KEMAN)

– Sally Knight…. Fiesta

– Allegro

Piyano eşlik: Aslı Özger

19.          DİLAY SINANMIŞ (PİYANO)

– Old Mc Donalds………Thompson1

20.          İREM SU BAŞ (PİYANO)

– Etüt 23 ve 24………………Beyer

21.          ECE ALAEDDİNOĞLU (GİTAR)

– Arenas volume 1……………..Fernando Carulli

22.          SENA ÜNAL (PİYANO)

-Etüt 23…………………..Beyer

23.          BİLGE KANDUR (PİYANO)

-Beni takip et………….Thompson1

24.          EGEMEN HIZLIBAŞ (PİYANO)

– Musette……………J. S. Bach  Thompson 1

25.          ZEYNEP ECE USTA (PİYANO)

– Yankee doodle……………….Thompson1

– Old mc donald………………..Thompson1

26.          BESTE YOLTAY  VE SOLFEJ GRUBU

– İstiklal Marşı………….Ekrem Zeki Ün

– Hayat bayram olsa……

– Arkadaş…………………..Melike Demirağ

  Piyano eşlik: Ersin Saracık

27           NAR SANAT EĞİTMEN ORKESTRASI

– Historia de un amor……….C. E. Almaran / Şan eğitmeni: BESTE YOLTAY

– Phantom of the opera……..Lloyd Webber / Şan eğitmeni: BESTE YOLTAY

 Eğitmenlerimiz: KAMURAN TERZİOĞLU, ERHAN KARACA, CEM CÜCENOĞLU, ERSİN SARACIK, ASLI ÖZGER, EKİN SELÇUK, MURAT HASGÜN, MURAT KELEŞ, SEREN KOÇOĞLU, ZAFER TUĞRİÇERİ, MEHMET YÖNTEM, ÖZGÜR YILGIN.

 

 

Sadece sanat haberleri yayınladığımızı biliyoruz. Fakat yazın iyice yüzünü gösterdiği şu sırlar biraz farklılık ve zaman zaman acı da olsa tebessüm iyi gider diye düşündük. Kafa dağıtma zamanı iyi okumalar.

afganistan

  • Çocuk ölümlerinin en fazla yaşandığı ülke Afganistan.
  • Dünya’da en fazla bira tüketimi Venezuella’da yaşanıyor. Kişi başına düşen yıllık bira tüketimi 83 litre.
  • Dünya’da en fazla sigara tüketimi yapan ülke Yunanistan. Kişi başına günlük sigara tüketimi 8 adet.
  • Yemeğe en fazla zaman ayıran ülke Türkiye. Kişi başına düşen günlük zaman 162 dakika.
  • Dünya’nın en fazla çay üreten ve tüketen ülkesi Çin. Yılda 1,166 bin ton üretim, 828 bin ton tüketim yapılıyor.
  • İş hayatında en fazla aktif olan ülke Cayman Adaları. Nüfusun 67.7’si çalışıyor.
  • Kanada’da her 100 insana ortalama 94 bilgisayar düşüyor.
  • Birleşik Arap Emirlikleri’nin her 100 vatandaşının ortalama 176 cep telefonu var.
  • En fazla gazete şatışı yapılan ülke İzlanda. Nüfusun %80’i gazete okuyor.
  • Eğitime en fazla para harcayan ülke Küba.
  • Dünyanın en büyük ekonomisine sahip olan ülke ABD.
  • Dünyada en fazla altın üretimi yapan ülke Çin. Yılda 270 ton
  • En fazla trafik kazası Katar’da yaşanıyor. Buradaki kazalara 100,000 insan karışıyor. 9,989’u yaralanıyor ve bunların %33’ü ölümle sonuçlanıyor.
  • Dünyada en çok dil konuşulan ülke Papua Yeni Gine. 869 dil, ağız ve lehçe konuşulmaktadır.
  • Dünyanın en sıcak yeri Libya’da El-Aziziya’dır. Ortalama sıcaklık 58 C
  • Dünyanın en soğuk yeri Antarktika’da Vostok’tur. En düşük sıcaklık -89 C

İlginç tesadüfler

  • Amerika’da bulunan Hoover barajı projesinde 112 adam öldü. İlki 20 Aralık 1922’de J.G. Tierney idi. Sonuncu ise tam 13 yıl sonra yine 20 Aralık 1935’de Patrick Tierney idi ve J.G. Tierney’nin oğluydu.
  • 1930’lar da Detroit’te dikkatsiz genç bir anne Joseph Figlock isimli bir adama çok şey borçlu. Figlock sokakta yürürken yüksekçe bir pencereden düşen bebek tam onun kucağına geldi. Ne adam ne de bebek yaralandı. Fakat sadece bir yıl sonra, yine Figlock sadece sokaktan geçiyorken aynı bebek yine aynı şekilde kucağına düştü. Ve yine ikisi de zarar görmedi.
  • 2000’de çıkan Deus Ex projesinde sanatçı ikiz kuleleri New York siluetine koymadı. Bu ise oyunda ikiz kulelerin bir terörist saldırısında yıkıldığı şeklinde açıklanıyordu.
  • MGM kostümcüleri Oz Büyücüsü’nde ki Profesör Marvel için, pejmürde görünmesi amacıyla bir ikinci el dükkandan ceket aldı. Fakat bu ceketin aynı zamanda Oz’un yazarı L. Frank Baum’a ait olduğunu bilmiyorlardı.
  • Tamerlane 14. yüzyılda yaşayan Cengiz Han’ın soyundan ve zamanın çoğunu Asya’yı fethetmekle geçirmiş bir hükümdardı. Sovyet arkeologlar mezarını açtığında şu yazıyırdu :” Mezarımı açan benden daha kötü bir işgalciyi ortaya çıkaracaktır.” Tarih 20 Haziran 1941 idi.
  • Roma’nın efsane kurucusunun adı Romulus idi ve daha sonra Augustus adını aldı. Alman barbarlar tarafından Batı Roma İmparatorluğu’nun son imparatorunun adı ise yine Romulus Augustus idi.
  • 28 Temmuz 1900’da İtalya hükümdarı Kral Umberto Monza’da küçük bir restorana gitti. Restoran sahibinin adı da Umberto idi ve sipariş aldıktan sonra ikili ortak özelliklerini keşfettiler. İkisi de Turin kasabasında 14 Mart 1844’de doğdu. İkisi de aynı gün Margherita isimli birer kadınla evlendiler. Kral Umberto’nun kral olduğu gün restoran açıldı. Ertesi gün ise restoran sahibi öldürüldü, kral buna üzülürken aynı gün kalabalıktan bir suikastçı onu öldürdü.
  • 1974’de Bermuda’da motosiklet kullanan bir adam taksi çarpmasıyla öldü. Bir yıl sonra adamın kardeşi yine aynı motosiklet ile öldü. Ona da aynı taksi sürücüsü aynı yolcu ile birlikte çarptı.
  • 1976 tarihli Omen filmi pek çok tesadüf barındırıyordu. En ilginci ise şuydu: Film ekibi tarafından kiralanan bir özel jet son anda iptal edildi. Daha sonra bu jet bir yola çarptı ve iki arabanın kaza yapmasına yol açtı. Jetin çarptığı arabalardan birinde pilotun karısı ve çocuğu vardı ve kimse kurtulamadı.
  • Birinci Dünya Savaşında ölen ilk İngiliz askeri ile son İngiliz askerinin mezarı 6 metre arayla ve birbirine bakıyor. Ve bu yerleştirme bilinçli yapılmadı.
  • Viyana’da ki 79 milyon insanın ölümünden sorumlu olan 3 insan Hitler, Stalin ve Josef (Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Joseph) sıklıkla aynı zamanlarda ve sıkça halde aynı parkta yürüdüler ve birbirlerini tanımıyorlardı.
  • 1895’de Ohio’da sadece iki araba vardı ve onlar da birbirine çarparak kaza yaptı.
  • ilginçlikler1914’de Alman bir anne çocuğunu fotoğraflamak için bir film aldı ve onu Starzburg’da ki bir fotoğrafçıya götürerek fotoğrafları almak istedi. Daha sonra savaş başladı ve fotoğrafları hiç alamadı. Daha sonra Frankfurt’a taşındı ve iki yıl sonra bu sefer yeni doğan çocuğunu fotoğraflamak için yine bir film aldı. Fotoğrafı almaya gittiğinde iki yıl önceki fotoğrafın yenisiyle üst üste bindiğini gördü. Filmler çoğunlukla tekrar kullanılırdı ve bu özel film hiç temizlenmeden 150 kilometre ötede aynı kadına satılmıştı.
  • Güney Afrikalı 49 yaşındaki astronom Danie du Toit, ölümün her an gelebileceğini öğütleyen bir ders verdi. Dersi bitirirken ağzına bir şeker attı, oturdu, ve bu şekerle boğulup öldü.
  • A III18Arçdükü Franz Ferdinand’ın öldürüldüğü arabanın plakası “A III18” idi. Bu olaydan sonuçlanan savaş bir Ateşkes ile 11-11-18’de sona erdi.
  • 200 yıl arayla yaşamış şarkı yazarı ve gitarit Hendrix ve besteci Handel Brook caddesinde yanyana iki evde oturdu.
  • Bir ofise şikayet mektubu yazmak için gelen iki kadın bilgisayar hatası sonucu aynı sosyal güvenlik numarasına sahipti. Aynı Patricia Ann Campbell ismine sahiplerdi, ikisinin de doğum günü 13 Mart 1941 idi, ikisinin de babası Robert Campbell idi, ikisi de 1959’da iki askerle evlenmişti hendrixve ikisinin de 21 ve 19 yaşlarında iki çocuğu vardı.
  • Thomas Jefferson’ın son sözleri: Bugün ayın 4’ü mü? ( Ölüm: 4 Temmuz 1826)
  • Bir kaç saat önce Jefferson’ın öldüğünü bilmeyen John Adams’ın son sözleri: Jefferson yaşıyor. ( Ölüm: 4 Temmuz 1826)
  • Son anlarında arkadaşı James Madison ile ilgili konuşan James Monroe’nun son sözleri: Keşke ölmeden son kez onu görebilseydim. (Ölüm 4 Temmuz 1831)
  • Bu geleneği devam ettirmek için Madison’a ilaç verildi ve 4 Temmuz’a kadar yaşatılmaya çalışıldı. son sözleri: Lanet olsun! (Ölüm: 28 Haziran 1836)
  • 1920’lerde Amerikan roman yazarı Anne Parish çocukluk favorilerinden Jack Frost ve Diğer Öyküler kitabını Paris’te bir kitabevinde buldu. Kitabı kocasına gösterip ne kadar sevdiğini anlattı. Kitabı açtıklarında şu yazıyı gördüler: Anne Parish, 209 N. Weber sokağı, Colorado Springs” Kendi kitabıydı.
  • Beatrice’de ki batı yakası baptist kilisesi korosu için her çarşamba saat 7.20’de bir prova yapardı. 1 Mart 1950’de bir çarşamba günü 7.27’de gaz sızıntısından bir patlama yaşandı. Mucizevi bir şekilde kimse zarar görmedi çünkü koronun 15 üyesinin tamamı ilk defa provaya geç kalmıştı.
  • 2006’da balıkçı Mark Anderson “Copious” isimli botuyla balığa çıkmışken tam 92 yıllık bir şişede mesaj buldu ki bu en eski mesaj olarak Guiness Rekorlar Kitabı’na girdi. Arkadaşı Andrew Leaper’a bu konuda devamlı övünerek onu gıcık etti. 2012’de Aynı botla bu sefer Leaper balığa çıktığında bu sefer 96 yıllık bir mesajı o buldu ve arkadaşını kitaptaki yerinden etti.
  • 70 yaşında bir adam Helsinki’nin 600 kilometre kuzeyinde bir yoldan geçerken bir kamyonet ona çarptı ve adam öldü. 2 Saat önce yine 70 yaşında bir adam 1.5 kilometre ötede yine karşıdan karşıya geçerken kamyonet çarpmasıyla öldü. İkisi kardeşti, hatta ikiz kardeşti.
  • 1973 Yılında Anthony Hopkins, kitabıyla aynı ismi taşıyan George Feifer imzalı Petrovkalı Kız filminde başrolü kaptı. Önce kitabı okumak isteyen Hopkins, Londra’da ki hiç bir psycho-filmikitapçıda kitabı bulamadı. Eve giderken bir bankta unutulmuş bir kitap buldu ve bu kitap Petrovkalı Kız idi. 2 Yıl sonra filmi çekerken George Feifer Hopkins’e kendi kitabından onda olmadığını çünkü kitabı verdiği bir arkadaşının onu Londra’da kaybettiğini söyledi. Kitabın içinde Feifer’ın tüm notları bulunuyordu. Hopkins kitabı çıkarıp ” Bu mu?” diye sordu, aynı kitaptı.
  • 29 Eylül 1888’de saat 8.30’da Catherine Eddows tutuklandı. 12.55’de ayılıp serbest bırakılırken polislere isminin Marry Kelly olduğunu söyledi ki bu yanlış ve uydurmaydı. 30 Eylül’de sabah karın deşen tarafından öldürüldü. Bu karın deşenin son cinayeti olan Marry Kelly’den bir önceki cinayetti.
  • 1660’da bir gemi Dover geçidinde battı. Tek kurtulan Hugh Williams idi. 1767’de aynı yerde ikinci bir gemi battı ve yine tek kurtulan adamın ismi Hugh Williams idi. 1820’de Tahmes’de bir gemi karaya oturdu ve yine tek kurtulan Hugh Williams idi. 1940’da bir gemi Alman mayını tarafından patlatıldı. İki adam kurtuldu, amca yeğenlerdi ve ikisinin de ismi Hugh Williams idi.
  • Hitler ve Napolyon 129 yıl arayla doğdular. Yine 129 yıl arayla hükümdar oldular. 129 yıl arayla Rusya’ya savaş açtılar ve 129 yıl arayla yenildiler.
  • Violet Jessop RMS Olympic, RMS Titanic ve HMHS Brittanic gemileri battığında bu gemilerde bulunuyordu.
  • Birinci Dünya Savaşı’nın ilk günlerinde İngilizler RMS Carmania isimli bir savaş gemisini geçici bir savaş teknesine dönüştürdü. Dikkatlerden uzak kalmasını umarak SMS Cap Trafalgar isimli bir Alman gemisi olarak gizlediler. Plan işe yaradı ve 14 Eylül 1914’de bir Alman gemisini Brezilya kıyısında batırdı. Tamamen tesadüf olarak batırdığı gemi gerçek SMS Cap Trafalgar gemisi idi. Hatta bu gemi de Almanlar tarafından RMS Carmania ismiyle gizlenmişti.

Antik Roma hakkında bilinen ilginç şeyler

  • roma hakkındaAntik Roma’da gladyatör kanı doğurganlığı arttırmak ve bazı hastalıkların tedavisi için içilmesi tavsiye ediliyordu.
  • Mor giysiler statü belirtiyordu ve sadece imparator veya senato üyeleri giyebilirdi. Mor boya denizden bazı midyelerden elde ediliyordu. Asiller dışında mor giymek vatana ihanet sayılıyordu.
  • Penis heykelciklerinin uğur getirdiğine inanılıyordu. Ya boyunda ya da kapı girişlerine asılırlardı ve kötü ruhları uzak tuttuğuna inanılırdı.
  • Sol elini kullanan insanların şanssız doğduğu düşünülürdü.
  • roma ve kadınİmparator Caligula zaman zaman halk içine kadın kıyafetleri içinde çıkardı.
  • Milattan önce birinci yüzyılda şair Gaius Valerius Catullu, kendini eleştiren iki Romalı Furius ve Aurelius’a gönderme yapan bir şiir yazdı. Sözleri o kadar ağırdı ki şiir hiç latinceden çevrilmedi.
  • Romalılar ilk Hristiyanların ekmeği beden şarabı kan olarak gaius-valeriusgörmesinden dolayı onları yamyam zannediyordu.
  • İçerdiği amonyaktan dolayı çamaşır temizliğinde sidik kullanılırdı. Tüm şehirden sidik toplanırdı.

Sinemadan birkaç bilinmeyen

  • Norma Jeane Mortenson yani Marilyn Monroe gerçekte sarışın değildi.
  • 1960’da ki Psycho filmi bir tuvalet sifonunu gösteren ilk filmdi ve bu uygunsuzluk açısından tartışmalara yol açtı.

Bizimle ilgili ilkler ve enlerden bazıları

  • ilk hırıstiyanlarİlk defa verâset sistemini uygulayan Hunlardır
  • İstanbul’u ilk kuşatan Türk devleti Avarlardır (619-626).
  • Dünya’da ilk defa Yivli-Setli toplar II. Beyazıt zamanında yapılmıştır.
  • Osmanlılarda ilk bütçeyi Tarhuncu Ahmet Paşa yapmıştır.
  • İlk Mühendis okulu 1731 yılında Kara Mühendishanesi adıyla I. Mahmut tarafından kurulmuştur.
  • Osmanlı Devletinin I.Dünya savaşı içinde paylaşıldığı ilk antlaşma Sykes Picottur.
  • I.Dünya Savaşında Osmanlı Devletinin elinden çıkan ilk yer Kıbrıs’tır.
  •  Osmanlı Devletinde bağımsızlığını kazanan son balkan devleti Arnavutluktur.
  • İşgallere silahla karşı koyma kararı ilk defa İzmir Müdafaa Hukuk Kongresinde verilmiştir.
  • İzmit’in Yunanlılara verilmesi ilk defa Paris Barış Konferansında kararlaştırılmıştır.(1919)
  • İtilaf devletlerinin Mondros’tan sonra kontrol altına aldıkları ilk yer boğazlar ve Marmara bölgesidir.
  • donarak ölen türkKuvay-ı Milliye hareketi ilk defa Yunan işgaline karşı kurulmuştur.
  • İşgale karşı kurulan ilk cemiyet Trakya Paşaeli Cemiyetidir.
  • Amerikan Northwest Havayolları’na ait bir DC-10’un iniş takımı yuvasına gizlenerek Amsterdam’dan New Jersey’e kadar uçan Türk, donarak öldü.
  • Mideye kaçan sineği öldürmek için ağza sheltox sıkmak suretiyle ölüm (İstanbul/Sultanbeyli)
  • Bir arabaya 11 kişi binip viyadüğe uçmak (Molla Gürani Viyadüğü/İstanbul)
  • Aynı iş yerinde biri gündüz bir gece vardiyasinda olmak üzere çalışmakta olan baba oğuldan biri mobylette motor ile işe gitmekte diğeri ise bir başka mobylette ile eve dönmekte iken, yol üzerindeki sert bir virajda karşılasmaları ve birbirlerine selam vermek isterken çarpışıp beraberce ölmeleri. (Konya,Meram Mahallesi)
  • Nüfus sayımı nedeniyle kendisinden başka kimsenin bulunmadığı yolda (üstelik de otoban) sayım görevlisinin bariyerlere çarparak ölümü. (TEM Otoyolu-Gebze)
  • Arkadaşlarıyla iddiaya tutuşup kafasıyla mermer bloku kırmaya çalışan medyatik karatecinin mermer yerine kafasını kırarak beyin travması sonucu ölmesi (İstanbul-Esenler).
  • Bir işçinin 600 tonluk pres makinesinin arasında emeklemek suretiyle 2450 derecelik fırında sigarasını yakmaya çalısması. (Karabük Demir Çelik Fabrikaları)
  • Alkollü durumda TEM otoyolunda seyreden bir araçtaki beş kişinin; süper fm´de çalmaya başlayan oynak bir şarkı sonrası aracı sağa çekmesi ve otoyolda göbek atmaya başlaması üzerine 5 kişiden 3´ünün ayrı ayrı araçların çarpması sonucu ölümü (Adapazarı/Hendek).
  • Yolda mutlu mesut yürürken kafaya balkon düşmesi (Gene Dudullu´da).
  • Elektrik direğine yaslanıp ayakkabısına kaçan taşı ayağını silkeleyerek çıkarmaya çalışan kişinin, elektrik çarptığını sanan yardımsever biri tarafından kafasına kürek, kalas vb. vurularak ölmesi. (Rize/Ardeşen Kasabasi/Tunca Köyü´nde).
  • Yatağındaki tahtakurusu veya bilimum haşeratı öldürmek için yatağı ilaçladıktan biraz sonra uykuya dalarak vefat etmek (Bodrum/Yalıkavak Köyü).
  • Balkona 50 kişi çıkılması sonucu balkonun çökmesiyle oluşan toplu ölüm. (Dudullu´da bir Köy nişan töreninde)
  • Tıraş olurken berberin rahatlatır diye boynu aniden sağa sola çevirme hareketi sonucu küt diye boynu kırılan müşterinin koltukta rahmetli oluşu. (Erzurum)

 

Diğer ilginçlikler

  • Kamboçya’da 72 harften oluşan bir alfabe kullanılmaktadır.Bu harflerin çoğu gereksizdir
  • Bougainvilla adasının yerlileri 11 harfli bir alfabe kullanırlar.(Adanın adı bile 12 harfli) Dünyanın en uzun isim ve soyadına sahip Bay Adolph Blaine Charles David Earl Friedrick Gerald Hubert Irvin John Kenneth Lloyd Martin Nero Oliver Paul Quincy Randolph Sherman Thomas Uncas Victor William Xerxes Yancy Zeus’un 590 harfli soyadının ilk 35 harfi Wolfeschlegelsteinhausenbergerdorff’tur.

 

Not: Onedio ve diğer kaynaklardan derlenmiştir.

Sabancı Müzesi’nde açılan ‘Oryantalizmin 1001 Yüzü’, resimden mimariye, dekorasyondan modaya oryantalizmi her yönüyle ele alan hayli etkileyici bir sergi.

sabancı müzesiSakıp Sabancı Müzesi, yeni sergisi ‘Oryantalizmin 1001 Yüzü’yle bugüne dek olmadığı kadar geniş bir çerçeveden oryantalizmi masaya yatırıyor. Nazan Ölçer’in basın toplantısında söylediği gibi pek çok alanı kapsayan çetin ceviz bir sergi. Bir yandan adıyla sanattan mimariye birçok alan üstünde etkileyici olan ‘1001 Gece Masalları’na gönderme yaparken bir yandan da oryantalizmin içindeki çelişkileri gözler önüne seriyor.

Orient, Latincede yükselen anlamına gelen ve güneşin doğduğu yönü işaret eden ‘oriens’ kelimesinden dönüşmüş bir sözcük. Ortaçağ boyunca yalnızca Ortadoğu’yu ‘Orient’ olarak adlandıran Avrupa, ticari, siyasi, sömürge ilişkileri ve seyahatlerin artmasıyla daha doğudaki, Hindistan, Çin, Japonya’ya kadar uzanan bir bölgeyi de bu isme dahil eder. ‘Orient’, kendisini merkez olarak gören Osmanlı için Avrupalıların bakış açısını yansıtır. ‘Şarkiyat’ sözcüğü ise Batı’da bir bilim dalı olan ‘Oriental Studies’in 20. yüzyılda Türkçeye çevrilmesiyle kullanılmaya başlanır.

‘Oryantalizmin 1001 Yüzü’ sergisi, oryantalizmin geçmişi çok daha eskilere dayansa da Batı’nın Doğu’yla ilişkilerinin başladığı 19. yüzyıla odaklanıyor. Sergi, Napoléon Bonaparte’ın 1798’de kalabalık bir ‘akademik’ heyetle gerçekleştirdiği Mısır Seferi sonrasında Batı’nın bilinçli bir uzmanlaşmayla askeri alanda olduğu kadar şarkiyat konusunda da üstünlük elde ettiği dönemle başlıyor.

Mısır Seferi sonrası gelen bilgiler büyük ilgi topluyor. Üniversitelerde Doğu’yu araştıran bölümleri kuruluyor, Arapça, Farsça, Osmanlıca okutuluyor. Bu yüzden de sergide akademik ve bilimsel bir harekete dönüşen Mısır Seferi’nin ardından gelişen bilimsel oryantalizm alanında, geç Osmanlı bağlamı içindeki bazı yapıtlar da dahil olmak üzere, yer alan örnekler dönemi kavramak için çok önemli.

oryantalizmEdward Said’in oryantalizmi
Oryantalizme çok yönlü bir bakış açısıyla yaklaşan ‘Oryantalizmin 1001 Yüzü’ sergisi, Batı ile Doğu arasındaki etkileşimleri ve Edward Said’in 1978’de yayımladığı ‘Oryantalizm’ kitabı ile başlayan yoğun tartışmaları da dikkate alıyor. Akademik bir kadro ile konularının önde gelen uzmanlarının oluşturduğu bilimsel danışma komitesinin desteğiyle hazırlanan sergi ‘oryantalizm’ kavramını, sadece Batılı merkez tarafından kontrol edilen tek taraflı bir söylem olmaktan çıkarıp, farklı alanlara yansımaları ile geniş bir yelpazede sunuyor. Serginin danışma kurulunda Ahmet Ersoy, Edhem Eldem, Zeynep Çelik, Baha Tanman, Zeynep İnankur, Semra Germaner, Turgut Saner, Emine Naskali, Filiz Ali, Bahattin Öztuncay, Engin Özendes, Gökhan Akçura, Zeynep Kızıltan gibi birbirinden değerli bilim insanları var. Serginin ana sponsorluğunu da Çiftçi Towers üstlenmiş, sergi alanının çok özel tasarımı ise Metin Deniz’e ait.

Sergide 19. yüzyıl başında gerçekleşen arkeolojik kazılar, değerli kitaplar, Avrupa’daki oryantalist mimarinin Osmanlı’daki uygulamaları, oryantalist tarzda iç mekân tasarımları, sahne dekoru, kıyafetler, stüdyo fotoğrafları ve 19. yüzyılda başlayan Doğu’ya seyahatin değişik aşamaları, obje ve örnekleriyle sunuluyor. Tabii ki oryantalizmle her zaman eş anlamlı kullanılan oryantalist heykel ve tablolar da unutulmamış. Doğu’nun kalıplaşmış imajının oluşmasına katkıda bulunan edebi oryantalizm alanında ilk tercümesi Fransızcaya Galland tarafından çevrilmiş, 19. ve 20. yüzyıldan ‘1001 Gece Masalları’nın farklı dillerdeki resimli nüshaları da sergilenen belgeler arasında.

Sergi bize çok net bir biçimde Batı’nın imgeleriyle yaratılan Doğu imgesini Doğu’nun nasıl yeniden üreterek sahiplendiğini ve zaman içinde var olan önyargılarda nasıl bir payı da olduğunu gözler önüne seriyor.

1800’lerin ikinci yarısında Doğu yaşantısı, oryantalist ressamların tablolarından esinlenerek yaratılan Almanya’nın Dresden kentindeki Yenice Tütün Fabrikası, Avusturya’daki Böcek Fabrikası gibi Osmanlı, Arap, İran hatta Hindistan mimarisi karışımı hayali mimari örnekleri binalar daha sonra bize yeni bir tarz olarak Batı’dan gelerek Osmanlı başkentini etkisi altına alıyor. Çırağan Sarayı, Topçu Kışlası, İstanbul Üniversitesi’nin giriş kapısı, Sirkeci Garı gibi eklektik unsurlar taşıyan bu yapılar böyle bir ikinci oryantalizm ürünü.

Oryantalizm bitti mi, bugün ne durumda? Sergi süresince bu soruya konferanslar dizisiyle cevap aranacak. Oryantalizmi daha iyi anlamak istiyorsanız konularının uzmanlarının vereceği bu konferansları kaçırmayın derim.

Oryantalizm ve Mimari

Oryantalist mimarlıkta Osmanlı ve Türk motiflerinin de belirli bir payı vardı. Çadır, hamam ve cami gibi yapılar Batı’nın hafızasında Türk mekânlarıyla özdeşti. Ancak, adında ‘Türk’ sözcüğü geçen birçok yapı Elhamra’nın dantelsi dekorasyonu ve Hint-İslam mimarlığının gösterişli kubbeleri, minareleri ve kuleleriyle tasarlanıyordu. 19. yüzyıldan Oryantalist özellikler sergileyen Avrupalı ve Osmanlı mimari eserler, ‘Oryantalizm ve Mimari’ adı altındaki bölümde inceleniyor.

Atölyede oryantalizm

Bu bölüm, Batılı sanatçılar tarafından üretilmiş oryantalist tablo ve fotoğraflardan oluşuyor. Avrupalı oryantalist ressamlar genel olarak savaş ve av konularını, harem ve hamam sahnelerini, gündelik hayattan alıntıları, etnik kıyafet ve tipleri, portreleri, çöl, vaha ve bedevilerin hayatlarını tablolarına konu ediniyor. Doğu’yu temsil eden fonlar önüne yerleştirilmiş divan gibi detaylarla yapay ve hayali bir Doğu yaratmanın amaçlandığı, gerçek Osmanlı yaşamı yerine, Batılının kafasındaki Osmanlı imajının nasıl yansıtıldığı tüm açıklığıyla görülüyor.

Modada oryantalizm

Doğu’nun lüks malları arasında ipekli kumaşlar, değerli taşlar ve mücevherat öteden beri revaçtadır. 17. yüzyılda, Türk kıyafetleri moda haline gelir, Versailles Sarayı’nda Türk kaftanlarına özenilerek tasarlanmış ceketler giyilmeye başlanır. Ancak Napoléon’un Mısır Seferi bu modayı farklı bir boyuta taşır. ‘Modada Oryantalizm’ bölümünde 19. yüzyıl ve 20. yüzyılın ilk çeyreğinde Léon Bakst, Erté ve Paul Poiret gibi dönemin ünlü moda ve sahne tasarımcıları tarafından tasarlanan oryantalist kıyafetler sergileniyor.

Oryantalizmi küçümsemiyoruz

Nazan Hanım, gerçekten de yaşadığımız dönemin tartışmalarına cevap verecek bir sergi hazırladınız, çıkış noktanız ne oldu?
Nazan Ölçer: Uzun süredir yanlış bir algılamayı düzeltmek ihtiyacındaydım. Oryantalizmin tanımının içinde hep bir yargılama, küçümseme vardı. Tanımları yerli yerine koyamama tartışamama gibi bir sorunumuz var. Biz bu sergide sadece Batı’nın Edward Said’in söylediği ‘küçümseyici bakış açısını’ yansıtmıyoruz. Çünkü bazen Doğu da kendini Batı’nın gözüyle görmüş. Batı, Doğu zannederek imgelerle bir sürü şey üretmiş. Doğu da Batılıların imgeleriyle yaratılmış bu Doğu’ya sahiplenmiş hatta yeniden üretmiş. Hiçbir şey siyah-beyaz zıtlığında değil. Napolyon’un Mısır Seferi olumsuzlukları kadar bilim sanat alanında olumlu kapılara da yol açtı. Biz ve öteki diye bir bakış açısı var ve bunu her yönüyle tartışılmasının önemli olduğunu düşündüğüm için bu sergiyi yaptık.

Kaynak : [-]  Yazar : Müge  AKGÜN

 

 

 “Meeting of Darbuka and Greek Folk” konseri 25 Nisan 2013 tarihinde.

 Grup hakkında Türkçe ve İngilizce yayınlanan bülten şöyle;

meeting-of-darbuka-and-greek-folkBatılı köklerine rağmen Türk Ritimleri ve darbuka konusunda kendine özel bir yer edinmiş olan Raquy Danziger; 25 Nisan Perşembe Günü Saat:22.00’da “Meeting of Darbuka and Greek Folk”’da. İstanbul Taksim, Mask Live Music Club’da, Plan Ada’nın proje tasarımıyla gerçekleştirilecek etkinliğe konuk sanatçı olarak, Manos Achalinotopoulos (Klarnet), Andreas Pappas (Perküsyon), Nick Chaldeakis (Vokal), Bünyamin Olguncan (Perküsyon), Mehmet Özer (Bağlama), Sadettin Akay (Buzuki) ve Beste Yoltay (Vokal) katılacak.
Nefesli enstrümanları etnik bir yorumla sahneye taşıyan ve ataları Orta Anadolu’dan Atina’ya göç etmiş olan Yunanistan’ın ünlü klarnet virtüözü Manos Achalinotopoulos, Raquy Danziger konserinde klarneti ile perküsyonu buluşturacak. Raquy’e eşlik edecek diğer müzisyenler hem Yunan müzikleri hem de perküsyonun farklı renklerini sunacaklar.

Raquy Danziger,who took a special place on turkish rhythms and the darbukka despite her western origin, will perform at Mask Live Music Club on April the 25th under the title of ‘Meeting of Darbuka and Greek Folk’ . Manos Achalinotopoulos (Clarinet), Andreas Pappas (Percussion), Nick Chaldeakis (Vocal), Bünyamin Olguncan (Percussion), Mehmet Özer (Bağlama), Sadettin Akay (Buzuki) ve Beste Yoltay (Vocal) are the guest musicians on this project designed by Planada.
Manos Achalinotopoulos the famous clarinet virtuoso displaying wind instruments with an ethnic style whose ancestors imigrated from the middle Anotolia to Athens will bring clarinet and percussion together at Raquy Danziger concert.Other musicians ac differentcompanying to Raquy Danzigerwill perfor m both Greek music and the different shades of percussion.

“RAQUY DANZİGER”
İstanbul’da yaşayan Raquy Danziger; Kahire Operası, İskenderiye Operası, Kahire Kalesi, Kahire’nin merkezindeki tarihi, Ewart ve İskenderiye Kütüphanesinde, Said El Artist ve orkestrasıyla birlikte sahne alma onuruna erişmiştir. Good Morning Egypt, Leila Kebira, çeşitli televizyon programlarına da katılan Raquy, ayrıca Al Cazeera’ya da röportaj vermiştir. Raquy darbukanın dışında İran kökenli eski bir çalgıdan esinlenerek yapılan on iki telli kemençe, “Tarhu” da çalmaktadır. Yenilikçi performanslarına farklı bir boyut kazandıran Moğol gırtlak tarzı şarkı türünde de çalışmaları vardır. Daha önce Kahire Amerikan Üniversitesi’nde Arap Ritimleri dersi veren Raquy, öğrencilerine New York, Mısır ve Türkiye’de perküsyon ziyafeti sunmaktadır.

Raquy Danziger is a celebrated performer, teacher and composer known worldwide for her expertise on the dumbek, the Middle-eastern hand drum. Hailing from unlikely Western roots, Raquy has distinguished herself as a unique phenomenon and earned a place of renown in the genre. Raquy has had the honor of performing in Egypt as a soloist with Said El Artist (The Egyptian “King of Tabla”). Raquy has appeared on Good Morning Egypt, Leila Kebira, O TV, the Culture Channel, and Turkish Television, and has been interviewed on Al Gezira.
In addition to the dumbek, Raquy also plays the twelve- string Kemenche Tarhu, a rare and exotic bowed instrument designed after the Iranian spike fiddle. Both Raquy and Liron have recently begun Mongolian Throat Singing, which they do in harmony, adding yet another dimension to their innovative performances. Now based in Istanbul, Turkey, Raquy specializes in a style know as the Turkish Split Hand technique she teaches darbooka and makes workshops.

“MANOS ACHALINOTOPOULOS”
Atina’da doğan Manos Achalinotopoulos genç yaşından itibaren geleneksel müzik performansları konusunda araştırmalar yapmaya başladı. Bu müzik türünde Tassia Verra, Chronis Aidonides, George Koros, Aristidis Moschos gibi müzisyenlerle çalıştı. Manos Achalinotopoulos, dünyanın 35’den fazla ülkesinde büyük prestije sahip konser ve festivallerde klarnet, kaval, zurna ve flüt çalarak sahne aldı. Achalinotopoulos, 1994’ten beri Atina Üniversitesi Felsefe Fakültesi Müzik Teorisi ve Müzikoloji Bölümlerinde eğitim vermekte ve araştırmalarda bulunmaktadır.

Manos Achalinotopoulos who was born in Athens started doing searches on traditional musical performance beginning from his youth.He worked with musicians like Tassia Verra, Chronis Aidonides, George Koros, Aristidis Moschos on this type of music. Manos Achalinotopoulos took the stage at prestigious concerts and festivals in more than thirty-five countries in the world playing the Clarinet, Saury and Flute. Achalinotopoulos has been giving lectures at Athens University defaculty of philosophy musical theory and department of musicology.

Serinin üçüncü konseri CSO Cello Quartet ile gerçekleşecek.  Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, konser serisi “Küçük Gece Müzikleri” Nisan ayında da devam ediyor.

küçük gecelerMehmet Mestçi’nin danışmanlığında düzenlenen “Küçük Gece Müzikleri” oda müziği konserleri  serisinin üçüncüsü 27 Nisan Cumartesi günü Onur Şenler, İbrahim Aydoğdu, Yaz Irmak ve Köklü Yiğit Tan’dan oluşan CSO Cello Quartet Konseri ile gerçekleşecek. Quartet, konser kapsamında Bach, Rossini, Gershwin, Shostakovich’den, Duke Ellington, Mendelssohn ve John Lennon’a geniş bir repertuvar sunacak.

Müzisyenlerin her konserde birer sanatçı artarak sahne almalarıyla, duet, trio, quartet, quintet, sextet, septet ve octet dinletileri şeklinde oluşturulan program, birbirinden güzel ve nadir seslendirilen eserlerden hazırlandı.

CSO Cello Quartet, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın yetenekli ve başarılı dört genç viyolonselcisi tarafından kuruldu. Grup kendi düzenlemelerinden de oluşan klasikten tangoya, jazz’dan film müziklerine ve tanınmış türk ezgilerine kadar uzanan geniş repertuvarı ile Türkiye’nin en renkli ve beğenilen gruplarından biri olma yolunda ilerliyor. CSO Cello Quartet, gerçekleştirdiği konserler ile dört viyolonselin güçlü ve eşsiz tınısını seyirci ile buluşturuyor.

27 Nisan Cumartesi günü saat 19:30’da başlayacak konser, Pera Müzesi Oryantalist Resim Koleksiyonu , “Kesişen Dünyalar: Elçiler ve Ressamlar” sergisinin yer aldığı katta düzenleniyor.

İSTANBUL  BAHÇELİEVLER BELEDİYESİ

Son Başvuru : 10 Nisan 2013

Bahçelievler “Nurettin Topçu” – “Necip Fazıl Kısakürek”

kültür merkezleri

Bahçelievler Belediyesi’nin 7 yıldır aralıksız olarak düzenlediği “Genç Sahne Tiyatro Festivali” bu yıl 3 – 13 Mayıs tarihlerinde Bahçelievler Belediyesi – Nurettin Topçu ve Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezleri’nde gerçekleşecek. Ulusal nitelikli festival;7genç-sahne tiyatro festivali Profesyonel, Amatör, Üniversite Topluluklarını ağırlayacak.

Genç Sahne Tiyatro Festivali bu yıl “Kendini Sahneye Bırak!” sloganı ile yola çıkıyor.

Bahçelievler Belediyesi’nin 10 gün boyunca ev sahipliği yapacağı festival, gençlerin sahnelerdeki varlığına tanık olmayı ve izleyiciyi genç sanatçılarla ve sanatçı adaylarıyla buluşturmayı hedefliyor. Ayrıca zor şartlara rağmen ayakta durmaya çalışan genç sanatçılara bir teşekkür niteliğinde olacak olan bu organizasyonda, gençlere “genç sahneyle” kendini tanıtma imkânı sunulması da amaçlanmaktadır.

Birbirinden farklı yerli ve yabancı metinlerle, izleyiciye değişik lezzetler tattıracağına inanılan “Genç Sahne” Tiyatro Festivali’nin profesyonel ve amatör genç tiyatrocular için de tanışma imkânı olacağı düşünülmektedir.

Katılımın ve gösterimlerin ücretsiz olacağı festival, Bahçelievler Belediyesi’nin, son yıllarda tiyatroya verdiği desteğin devamı niteliğinde olan bir kültür hizmetidir.
KATILIM KOŞULLARI İÇİN TIKLAYIN
BAŞVURU FORMU İÇİN TIKLAYIN

İletişim

Telefon         : 0212 441 98 93

E – Posta      : [email protected]

İnternet       : www.gencsahne.com