Dernek ve Kursumuzun düzenlemiş olduğu Nar Çiçekleri Festivali görsellerini yayınlanmaya devam ediyoruz… Arzu eden Öğrenci ve Veli ile izleyicilerimiz görselleri indirebileceği gibi yanlarında getirecekleri Taşınabilir Belleklere yüklememizde mümkündür. Festivalde kaydedilen Videoların hazırlanması zaman alacağı için yükleme işlemi videolar için daha uzun olabilir. Videolara sahip olmak isteyenler Kursumuza uğrayabilir.
Şunun için etiket arşivi: sanat
Nar Çiçeklerimizin fotoğraflarına devam ediyoruz. Tüm öğrencilerimizi seviyoruz… Yeni dönemde de birlikte olmayı sabırsızlıkla bekliyoruz…
Nar Sanat İstanbulEğitim ve Kültür Sanat Derneği’nin sahibi olduğu Bakırköy’de bulunan M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu öğrencilerin 2011 -2012 Eğitim döneminin sone ermesi ile beraber yaz eğitimleri başladı. 3 yıldır Nar Sanat öğrenci ve eğitmenlerinin bir araya gelerek gerçekleştirdikleri etkinlikler her yıl olduğu gibi Bakırköy’de sanat rüzgarları esmesini sağladı… Aşağıda 2011-2012 eğitim dönemi boyunca öğrendiklerini sergileyen öğrenci ve onları yetiştiren eğitmenler ile etkinlikleri izleyen veli ve konukların bir kısmını görebilirsiniz. (Yarın resim ekleme devam edecektir)
40. İstanbul Müzik Festivali, “Umut ve Kahramanlar” teması çerçevesinde, 16 Haziran Cumartesi akşamı 20.00’de Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda, Mercedes-Benz Türk AŞ’nin sponsorluğunda, Deutsches Symphonie Orchester Berlin’i ağırlıyor.
Orkestra, şef Sir Roger Norrington yönetiminde, festivalin bu yılki Onur Ödülü ‘nün sahibi, uluslararası platformda adından sıkça söz ettiren ünlü piyanist Hüseyin Sermet ‘e eşlik edecek.
Festivalin temasından yola çıkarak belirlenen konser programında, Ravel ‘in, I. Dünya Savaşı ‘nda sağ kolunu kaybeden, her ne koşulda olursa olsun “umudunu asla yitirmeyen” piyanist Wittgenstein için yazdığı “Sol El İçin Piyano Konçertosu” ve Beethoven ‘ın, kahramanlığı hem zaferi hem de trajedisiyle dile getiren 3. Senfoni ‘si “Eroica” yer alacak.
40. İstanbul Müzik Festivali ‘nin açılış töreninde festivalin “Onur Ödülü”nü alan Hüseyin Sermet, 1955 yılında İstanbul ‘da doğdu. Ankara Devlet Konservatuarı ‘nda başladığı eğitimini Paris Konservatuarı ile Alfred Cortot Paris Müzik Eğitim Fakültesi ‘nde Thierry de Brunhoff, Nadia Boulanger ve Maria Curcio ile sürdürdü. Olivier Messiaen ile de kompozisyon çalıştı. Aralarında Diapason d ‘Or ve MIDEM Classical Award ‘ın da bulunduğu pek çok ödüle değer görüldü. Yorumculuğunun yanı sıra besteci kimliğiyle de tanınan Hüseyin Sermet, Lorin Maazel, Mstislav Rostropoviç, Vladimir Jurowski, Semyon Bychkov, David Robertson, Lawrence Foster ve Maria João Pires gibi dünyanın en iyi müzisyenleri ile; Londra Filarmoni, Londra Kraliyet Filarmoni, Paris Orkestrası, Bavyera Radyo Senfoni, NHK, Şanghay, Tokyo ve Detroit Senfoni Orkestraları eşliğinde birçok konser verdi.
Camerata Salzburg, Stuttgart Radyo Senfoni ‘nin ardından Zürih Oda Orkestrası ‘nın birinci şefi olarak görev yapan Sir Roger Norrington, özellikle barok, klasik ve romantik dönem eserlerinin orijinaline tamamen sadık icralarıyla tanınıyor. Sir Roger Norrington, kemancı, tenor ve şef olarak birkaç yıl deneyim edindikten sonra Kraliyet Müzik Koleji ‘nde Adrian Boult ile çalışmalarına geri döndü. 1962 yılında Schütz Korosu ‘nu kurdu ve böylece otantik icrayı keşfetmekle geçen 30 yıllık macera başlamış oldu. Koroyla genellikle 17. ve 19. yüzyıl repertuarını kapsayan pek çok konser verdi ve kayıt yaptı. 1997 yılında “Sir” unvanı verilen Roger Norrington, Berlin, Viyana, Salzburg, Amsterdam, Paris, New York, San Francisco, Los Angeles, Chicago ve Londra ‘daki orkestraları sıklıkla yönetmektedir.
Deutsches Symphonie Orchester Berlin, 65 yıldır Almanya ‘nın en iyi orkestraları arasında sayılıyor. Almanya ‘nın demokratik ve kültürel değişiminin müjdecisi kabul edilen, gerçekleştirdiği çalışmalarla pek çok ilke imza atan topluluk, 1946 yılında Berlin ‘in Amerikan bölgesinde yayın yapan istasyon tarafından RIAS Senfoni Orkestrası adı altında kuruldu. Topluluk, 2011 yılında En İyi Opera Kaydı dalında Grammy ödülü kazandı.
Deutsches Symphonie Orchester Berlin Konseri biletleri 250, 200, 150, 100, 60 ve 30TL (öğrenci) üzerinden Biletix satış noktaları, Biletix Çağrı Merkezi (0216 556 98 00), www.biletix.com, İKSV (Nejat Eczacıbaşı Binası Sadi Konuralp Cad. No:5 Şişhane, Pazar hariç her gün 10.00–18.00 saatleri arasında) ve festival süresince Aya İrini Müzesi’nde bulunan gişeden alınabilir.
Kaynak :[-]
Çağdaş ve modern sanat alanında dünyanın en önemli fuarı olarak kabul edilen ‘Art Basel’a Türkiye, Rusya ve Çin’den yoğun katılım dikkat çekiyor
Her yıl İsviçre’nin Basel kentinde yapılan Art Basel fuarı bu yıl 43’üncü kez kapılarını sanatsever ve koleksiyonculara açtı. Resmî olarak 12 Haziran Salı günü başlayan fuara ilk iki gün sadece özel davetliler, sanatçılar ve koleksiyoncular kabul edildi. Böylelikle VIP sayılan kişilere sanat eserlerini daha rahat inceleme ve satın alma olanağı yaratılmış oldu.
Toplam 36 ülkeden 2 bin 500’ün üzerinde sanatçı ve 300’ün üzerinde galerinin buluştuğu Art Basel’da bu yıl Türkiye’den katılan galeri yok. Fuarda yer alan sanatçıların yüzde 23 gibi önemli bir kısmı Amerika Birleşik Devletleri’nden. ABD’yi Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinden sanatçılar izliyor.
Fuarın yeni alıcı profili
Türkiye galeri olarak temsil edilmemesine karşın, özellikle İstanbul’dan gelen ziyaretçi ve koleksiyoncuları ile fuarda adından en çok söz ettiren ülkelerden biri oldu.
New York’un önde gelen sanat galerilerinden Cheim&Read’in ortaklarından Adam Sheffer, Türklerin sanattan çok iyi anladığını belirterek, “Özellikle son yıllarda Türk koleksiyoncular pazara alıcı olarak yoğun olarak girdiler. İstanbul’da dünya çapında eser toplayan koleksiyoncular var. Dikkat çekecek ölçüde iyi alım yapıyorlar. Ayrıca Çinliler ve Ruslar da sanat piyasasının yeni alıcıları. Özellikle Art Basel’a bu ülkelerden her yıl daha çok sanat koleksiyoncusu ve koleksiyoncu olmaya aday sanat severler geliyor” dedi.
‘Türkler Batı tarzına yakın’
Türkiye ve Türk koleksiyoncuları ile ilgili olarak, Türkiye’nin Batılı tarz sanat geçmişine vurgu yapan Sheffer, “Türk sanat koleksiyoncuları yılların birikimi olan bilgi ve kültür derinliği ile bu konudaki herhangi bir Batılıdan hiç de farklı değiller. Türkler kültür olarak Çinlilerden çok farklı. Batı sanatına yatkınlar. Türklerin Paris ekolünden gelen Komet gibi, Fahrünnisa Zeyd gibi dünya piyasalarında rekor fiyatlara eserleri satılan çok önemli sanatçıları var. Türkiye’deki müzelerde önemli eserleri bulunuyor. Yılların birikimi ile bu konuda çok eğitimliler sanat konusunda özel bir zevke sahipler” şeklinde konuştu.
Fuarın özel ziyaretçilere açık olan ilk iki günündeki ziyaretçi profili Adam Sheffer’in sanatın yeni alıcı kitlesiyle ilgili olarak söylediklerini kanıtlar nitelikteydi. Ziyaretçilerin çoğunun Türkiye, Rusya, Çin, Güney Amerika, Ortadoğu ve Orta Asya gibi Batılı ülkeler dışından gelenlerden oluştuğu görüldü.
Basel halkından sanata destek örgüsü
Basel halkı sanata olan saygı ve desteğini Ren nehri üzerindeki Wettstein köprüsünün korkuluklarına el örgüsü rengarenk kılıflar geçirerek gösterdi. El örgüsü ile süslenen köprüye geliş ve gidiş istikametinde yaklaşık bir kilometrelik örgü malzeme kullanılmış oldu. (Deutsche Welle Türkçe)
Kaynak: [-]
“Sanat Dünyasında Yedi Gün”, “Nemesis”, “Sahte”, “Garfield ile Arkadaşları- Odie Aşık”, “Red Kit Toplu Albümleri 4”, “Küçük Ayı ile Ahlat Ağacı”, “Uğurböceği Sevecen ile Salyangoz Tomurcuk 5- Cadılar” ve aylık edebiyat dergisi Kitap-lık’ın haziran sayısı raflarda yerini aldı.
Sanat Dünyasında Yedi Gün
Sanat tarihçisi ve sosyolog Sarah Thornton, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Sanat Dünyasında Yedi Gün kitabında New York, Los Angeles, Londra, Basel, Venedik ve Tokyo gibi çağdaş sanat merkezlerinde geçirdiği yedi günü anlatıyor.
Müzayede’de Christie’s müzayede evinde bir akşam satışına, Eleştiri Dersi’nde CalArts’ta bir seminer dersine konuk oluyor, Fuar’da Basel Sanat Fuarı’ndaki seçkin müşterileri izliyor, Ödül’de Tate’in düzenlediği Turner Ödülü’nün arkasındaki rekabeti anlatıyor, Dergi’de Artforum dergisi ve eleştirmenlerini tanıtıyor, Atölye Ziyareti’nde Takashi Murakami’nin atölyesindeki eğlenceye katılıyor ve Bienal’de Venedik Bienali’ndeki küratörlerin ve sanatçıların dünyasını gözler önüne seriyor.
Sanatı lüks bir tüketim ürünü ya da eğlence aracı olarak gören insanlara, entelektüel bir eylem, bir iş, hatta alternatif bir din olarak tanımlayanların katılımıyla kitap renkli karakterlerle dolu bir dünya gezisine dönüşüyor.
Sanat Dünyasında Yedi Gün kitabı, çağdaş sanat dünyasındaki yaratıcılık, zevk, karar, statü, para ve güzellik arayışının dinamiklerini anlamanın en eğlenceli yolu!
Çeviren: Mine Haydaroğlu
21 TL, 277 Sayfa
Nemesis
Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Nemesis’te Philip Roth, insanın varoluşuna dair söyledikleriyle Yunan trajedilerini hatırlatan sarsıcı bir hikâye anlatıyor.
1944 yazında, polio salgını Newark sakinlerinin, ama özellikle de çocukların hayatlarını cehenneme çevirirken, gözleri yeterince iyi görmediği için orduya alınmayan genç beden eğitimi öğretmeni Bucky Cantor, şehrin Yahudi mahallesindeki bir okulun bahçe sorumluluğunu yapmakta ve orada oynayan çocukları hastalıktan korumaya çalışmaktadır. Şehirden ve salgından uzaktaki bir yaz kampında çalışan sevgilisi Marcia’yı bir mutluluk hayali olarak hep aklında bulunduran Bucky, bu hayale bir an önce ulaşmak için acele ettiğinde, bütün hayatını değiştirecek bir seçim yaptığının farkında değildir.
Nemesis, gençlik heyecanları, ölüm korkusu, sorumluluk ve inanç üzerine unutulmayacak bir roman.
Çeviren: Deniz Koç
171 Sayfa, 12 T
Sahte
Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Sahte kitabında Erte, haşarı bir çocuk olarak büyük
yazarların ‘anlatı laboratuvarı’na giriyor ve her şeyi birbirine karıştırıyor.
Sahte kendisini temsil etmek üzere kurulabilecek bütün cümleleri önceden tasarlayarak yalanlayan, roman olduğunu iddia ederken bir türün altında konumlandırılmamak için her türlü kurgusal düzenlemeden kaçan ve zaaflarının farkına vardığı anda onları silmek, ortadan kaldırmak yerine alay konusu yapan bir metin.
“Bütün fikirler bayağıdır. Geriye sadece üslup kalır. Kalırsa.” diyen bir yazardan.
140 sayfa, 10 TL
Yeraltına Mektuplar
Yapı Kredi Yayınları’nın aylık edebiyat dergisi Kitap-lık’ın Haziran sayısı “Yeraltına Mektuplar” başlıklı bölümle açılıyor.
İbrahim Yıldırım, Haydar Ergülen, Fatih Özgüven, Müge İplikçi, Ömer Erdem, Behçet Çelik ve Mine Söğüt, bugün hayatta olmayan sevdikleri yazarlara birer mektupla seslendiler. Bu ilginç bölümde Beckett’den Tanpınar’a, Cemal Süreya’dan Nabokov’a, Metin Altıok’tan Thoreau’ya birbirinden farklı yazarlara yazılmış mektuplar yer alıyor.
Thierry Orfila’nın “Baudelaire’de Hastalık İmgesi” başlıklı incelemesi ve Demir Özlü’nün “Çıplak kadın gövdesi görmekten korkan yazarlar roman yazamazlar” savlı yazısı bu sayının dikkat çeken yazıları. Mehmet Müfit, Mehmet Yaşın, Necmi Zekâ, Ali Asker Barut, Elif Sofya, Süleyman Unutmaz şiirleriyle; Tuncer Erdem, Saliha Yadigâr, Ferhat Özkan, Hasan Türksel, Cengiz Kara, Pınar Sönmez ve Ali Teoman öyküleriyle; Uğur Kökden, Mehmet Serdar, Necmi Sönmez, Fazlı Can, Hande Öğüt, Hasan Turgut, Selçuk Uygur, Mustafa Yılmaz yazılarıyla Kitap-lık’talar.
Kitap-lık iyi edebiyatın ve nitelikli okurun adresi olmayı sürdürüyor.
Kitap-lık 161 (Haziran 2012)
7,5 TL
Garfield ile Arkadaşları- Odie Aşık
Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Garfield serisinin ikinci mini macerası Odie Âşık, tembel ve obur olduğu kadar bencil de bir kedi olan Garfield’in suçluluk duyarak hatasını telafi etmeye çalıştığı ender olaylardan birini konu alıyor.
Dünyanın en ünlü sarmanı, Jon’un aldığı fırçaya âşık olan ev ve oyun arkadaşı saf köpekçik Odie’nin artık kendisiyle oynamamasına bozularak fırçayı gizlice çöpe atar. Ancak kendisinin “cinayet gecesi” olarak tanımladığı o geceden sonra hiçbir şey eskiye dönmez. Bir yandan pişmanlık, bir yandan da güzeller güzeli kız arkadaşının bile kendisini ayıplaması Garfield’e fırçayı bulmaktan başka seçenek bırakmaz. İşte o an heyecan başlar: Odie’yle birlikte arkasına takıldıkları çöp arabası onları büyük ve korkulu bir maceranın kucağına atacaktır…
Çeviren: Elif Gökteke
Uğurböceği Sevecen ile Salyangoz Tomurcuk 5- Cadılar
Macar yazar Erika Bartos’un yazıp resimlediği, Yapı KrediYayınları’nın yayımladığı Uğurböceği Sevecen ile Salyangoz Tomurcuk’un maceraları devam ediyor.
Önceki maceralar: Arkadaş, Gökkuşağı, Noel Baba, Uçurtma başlıklarını taşıyordu. Yeni maceranın yer aldığı beşinci kitapise: Cadılar.
Bir yaz akşamı gökyüzünde cadıların uçuşmaya başladığını gören Sevecen ile Tomurcuk çok korkarlar. Sonra o cadıların, şaka yapmaya çalışan arkadaşları olduğunu anlayıp onlara güzel bir ders vermeye karar verirler. Uğurböceği Sevecen ile Salyangoz Tomurcuk’un arkadaşları Kelebek Peri ile Arıcık Baltazar’ın eşlik ettiği bu okul öncesi kitabına çocuklar yine bayılacaklar.
5 TL
Küçük Ayı ile Ahlat Ağacı
Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Küçük Ayı ile Ahlat Ağacı, Yalvaç Ural’dan yine çok sevilecek bir kitap… Bu güzel kitabın resimleri ise Feridun Oral’a ait.
Küçük Ayı ile Ahlat Ağacı kitabı, Küçük Ayının Uzun Yolculuğu’nun ardından çıkan bir macera. Annesinin sözünü dinlemeyen Küçük Ayı koşarken düşer ve hızla yuvarlanarak gidip bir ahlat ağacına çarpar. Derdi bu kadarla da bitmez. Çarpmasının hızıyla, olgun ve kocaman bir ahlat düşer kafasına. O sinirle bir tekme sallar ağaca Küçük Ayı. Başının zonklamasına mı yansın, ayağının acıdığına mı?
Yalvaç Ural’ın ilk kez yayımlanan bu güzel okul öncesi kitabını Feridun Oral resimledi.
Resimleyen: Feridun Oral
12 TL
Red Kit Toplu Albümleri 4
Daltonlar dönüyor… Öldükleri ve gömüldükleri sanılan Daltonlar, Goscinny tarafından yeniden canlandırılıyor. Ancak bu defa Yeğen Daltonlar olarak karşımızdalar…
Red Kit ise yine Batı’nın en kötü, en aptal, en komik Kızılderili, haydut, çete reislerine karşı mücadele veriyor. Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Red Kit Toplu Albümler’in dördüncüsünde Red Kit Mavi Ayaklara Karşı, Red Kit Joss Jamon’a Karşı ve Red Kit Daltonların Yeğeni maceraları yer alıyor.
Çizen: Morris
Çeviren: Eray Canberk
İrlanda’nın Navan kentindeki bir kütüphaneden 1932’de ödünç alınan bir kitap, 80 yıl sonra iade edildi.
Önceki gün kimliği belirsiz bir kişi tarafından kapının altından gizlice ittirilen kitabın gecikme cezası ise hafta başına 1 cent’ten 4 bin 160euro olarak hesap edildi. 1994’da yapılan sistem değişikliği nedeniyle önceki kullanıcının kim olduğu konusunda herhangi bir bilgiye sahip olmadıklarını söyleyen kütüphane yetkilileri, 1932’de Dublin’de düzenlenen bir Hıristiyanlık Kongresi öncesi kitabın alındığını tahmin ediyor.
Kaynak :[-]
Almanya’da yapılan bir kazı sonucunda dünyanın en eski müzik aletleri bulundu.
Almanya’nın güneyinde modern insanların yerleşimine dair kalıntıların bulunduğu yerde kaz kemiklerinden ve mamut dişlerinden yapılan flütler bulundu.
Bilim adamları karbon tarih saptama yöntemi ile flütlerin 42,000 ve 43,000 arası döneme ait olduğunu tespit etti.Araştırmanın bulguları İnsan Evrimi dergisinde yayınlandı.
Oxford Üniversitesi’nden Prof. Tom Higham’ın yönetimindeki ekip, Geissenkloesterle mağarasında flütlerin bulunduğu katmandaki hayvan kemiklerinin hangi döneme ait olduğu üzerine bir çalışma yaptı. Daha önce Tubingen Üniversitesi’nden Prof Nicholas Conard 2009 yılında en eski müzik aletini bulmuştu. Conard, yeni araştırmanın sonuçlarının kendi önermeleriyle uyumlu olduğunu ve Tuna nehrinin 40,000-45,000 seneleri arasında insanların ve teknolojik icatların Avrupa’nın merkezine doğru hareketliliğinde kilit bir rolü olduğunu söyledi.
“Geissenkloesterle bölgede takıların, figüratif sanatın, mitlerin ve müzik aletlerinin örneklerini barındıran sayılı mağaralardan biri”.
Araştırmacılara göre, mağaradaki kalıntılar, modern insanların Tuna nehrinin üst kısımlarına aşırı soğuklardan önce, yani 39,000-40,000 yılları arasında gelmiş olabileceğini gösteriyor.Uzmanlara göre müzik aletleri eğlence ya da dini ritüeller için kullanılmış olabilir.Bazı uzmanlar müziğin insanların 30,000 yıl önce Avrupa’da soyları tükenen Neandertallerden ayıran bir etken olduğunu düşünüyor.
Müzik, daha muhafazakar olan Neandertallere karşı insanların daha geniş toplumsal gruplar oluşturarak yayılmalarını sağlamış olabilir.
Kaynak :[-]
Sineması olmayan kentte film festivali.
Tunceli Belediyesi tarafından düzenlenen “2. Uluslararası İnsan Hakları Dersim Film Festivali” başladı.
Tunceli Kültür ve Turizm Müdürlüğü Konferans Salonu’nda düzenlenen açılış programında, ilk olarak müzik dinletisi sunuldu. Konuşmaların ardından film gösterimi yapıldı.
Yönetmenliğini Zeynel Doğan ve Orhan Eskiköy’ün yaptığı “Babamın Sesi” filminin gösterilmesiyle başlayan festival, 5 gün sürecek. Açılış programına, Tunceli Belediye Başkanı Edibe Şahin, ilçe belediye başkanları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
Belediye Başkanı Şahin, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, geçen yıl proje kapsamında düzenledikleri film festivalinin kentte önemli bir ihtiyacı karşıladığını görünce, bunu geleneksel hale getirmeye karar verdiklerini söyledi.
Sineması olmayan bir ilde film festivali düzenlediklerini vurgulayan Şahin, sineması olmayan bir kentte sanata ve sinemaya yoğun ilgi olduğunu belirtti. Tunceli’nin sanatçı, düşünür, aydın ve yazar yetiştiren bir kent olduğunu ifade eden Şahin, kente bir sinema salonu kazandırmayı hedeflediklerini kaydetti.
Film festivalinin koordinatörü Meral Balık ise festivalde 60’a yakın film gösterileceğini ifade etti. Yerli ve yabancı filmlerin, belgesellerin ve kısa filmlerin sunulacağı festivalde, çocuklara yönelik film atölyeleri, paneller ve seminerler de gerçekleştirileceğini belirten Balık, festivalin desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Geçen yıl ilk kez düzenlenen festivalde gösterime sunulan filmleri 8 bin kişinin izlediğini kaydeden Balık, “Biz bu sene sayıyı iki katının üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Sineması olmayan bir yerde film festivali yapmak insanların dikkatini çekiyor” dedi.
Zeynep Güler adlı izleyici de sineması olmayan kentte film festivali düzenlenmesinin sevindirici olduğunu söyledi.
Kaynak : [-]
Artık okullarda sınavların sonuna doğru geliniyor ve yaz sezonu için hazırlıklar başlıyor…
Çocuklar, gençler ve çalışan yetişkinler… Yoğun çalışma yılının ardından, hepimiz baharın rehavetini üzerinden atıp uzun yaz günlerine hazırlanıyoruz.
Bir çok sanat haberinde başlık olarak kullandığımız “Nerede olursan ol, Sanatla ol” sloganını haykırmanın zamanı! Uzun yaz günlerinden faydalanmak gerek. Değil mi? Çocuklarımız ve sizler için sanatın bir dalını keşfetmenin tamda vakti!
Yaz sezonu için kayıtlarımız başladı.
Çalışan veya kendine vakit ayırmak isteyen velilerin çocukları için “Ders Yok Sanat var!” sloganı ile sunduğumuz haftanın 3 tam günü sürecek olan sanat yaz kampına çocuklarınızı dahil ederek onların sanatla iç içe olmalarını ve sosyal-kültürel gelişimlerine katkıda buluna bilirsiniz. Ya da uzun yaz günlerinde herhangi bir dalda örneğin; Piyano, Gitar, Resim, Dans,Bateri, Klarnet, Drama ve daha pek çok dalda bireysel veya grup olarak bir branşta eğitim almalarını sağlayarak sokaklardan kurtarmanın vaktidir.
Hava geç kararıyor, işten çıktınız yoğun iş stresinden uzaklaşmak ve farklı bir şeylerle uğraşmak istiyorsunuz. Yıllardır ertelediğiniz ve öğrenmeyi çok istediğiniz bir müzik aletini çalma arzunuzu gerçekleştirmenizin tamda vakti.
Nezih, güvenilir ve işinin uzman eğitmenleri ile sanata bir adım daha yaklaşmak için yapmanız gereken Nar Sanat’a uğramak. Uğrayın ve hobinizin ne kadar yakın olduğunu fark edin.
Unutmayın ne kadar erken uğrarsanız; istediğiniz gün ve saate dersinizi ayarlamamız o kadar kolay olacaktır.
‘Yarım porsiyon’ kültür
İKSV’nin düzenlediği “Sanata Destek Mekanizmaları, Örnek Sunumlar ve Model Arayışı” başlıklı panelde uzmanlar kültür politikalarının başka ülkelerdeki durumuna ışık tuttu.
Devlet ve şehir tiyatrolarının özelleştirilmesi, kapatılması Türkiye gündemini meşgul etmeye devam ederken önceki gün İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), dünyanın dört bir yanından konuk ettiği uzmanlarla kültür politikalarının başka ülkelerdeki durumuna ışık tutan bir panel düzenledi. “Sanata Destek Mekanizmaları, Örnek Sunumlar ve Model Arayışı” başlıklı panel Bilgi Üniversitesi’nden Yrd. Dç. Dr. Gökçe Dervişoğlu’nun yönetiminde ABD Başkonsolosluğu Kültür İşleri Sorumlusu Sevil Sezen, İsveç Ulusal Turne Tiyatrosu’ndan yapımcı Figen Solmaz, İstanbul Goethe Enstitüsü Müdürü Claudia Hahn Raabe ve Fransız Kültür Merkezi Müdürü Berenice Gulmann’ın katılımıyla düzenlendi.
Katılımcılar, iktidardaki hükümetlerin kültür politikalarına müdahale etmediğini vurgular ve kültür yönetimi hakkında bilgiler verirken, panelin “Model Arayışı” bölümünde ise verim alınamadı. Panelin en dikkat çeken bölümü ülkelerin kültürel faaliyetlerine ayırdığı bütçeleriydi. Fransa’da devlet bütçesinin yüzde 1.5’ine denk gelen 4 milyar Avro’ya (9 milyar 320 milyon TL) karşılık, bu rakam Almanya’da ise 9.6 milyar Avro (20 milyar TL). Türkiye’de ise devlet bütçesinin yüzde 0.5’ine denk gelen 1 milyar 705 milyon TL’lik bir bütçe söz konusu.
FRANSA
– Kültürel faaliyetlere ayrılan bütçe 4 milyar Avro devlet bütçesinin yüzde 1.5’ine tekabül ediyor. Yerel yönetimlerde ciddi miktarda para aktarıyor, özel sektörden de katkı oluyor.
– Kültür politikalarının en önemli iki unsuru sanatçılar için sosyal koruma ve herkesin kültüre erişimi.
– Tek başına Paris Tiyatrosu yılda yaklaşık 430 temsil veriyor. Bütçesi ise 14 milyon Avro.
– Sanat seyircisi futbol maçına giden seyirci sayısıyla neredeyse eşit.
İSVEÇ
– 9.5 milyonluk ülkede 1.5 milyon göçmene kendi dillerinde ve kültüründe sanat hizmeti veriliyor.
– Sanat kurumlarının gelirlerinin yüzde 80’i devlet tarafından karşılanıyor.
– İsveç’in 1000’li yıllardan bu yana kültür politikası var. 7 maddeden oluşan bugünkü İsveç kültür politikasında; ifade özgürlüğünü yaymak, katılımcı, çok yönlü, dinamik ve kışkırtıcı bir güç olarak kültürün toplumda yer almasını sağlamak da bulunuyor.
– Devlet, profesyonel sanata altyapı oluşturmak için amatör sanata da destek veriyor.
ALMANYA
– Özgür sanatın garantisi Alman anayasının 5. maddesi. Anayasadaki maddeler devlete sanatın ve kültürün ne olduğu konusunda bir yargıda bulunma hakkı vermiyor.
– 2010’da sanata ayrılan bütçe 9.6 milyar Avro.
– Bağımsız tiyatro toplulukları da proje sözleşmeleri yaparak çalıştırılıyor.
– Her tiyatro bileti, devlet tarafından 95 Avro’yla destekleniyor.
– Kamu tiyatroları şehir meclislerinin seçtiği sanat yönetmeni tarafından yönetiliyor.
ABD
– Kültür Bakanlığı olmayan ABD’nin sanata destek kurumu Milli Sanat Vakfı. Vakfa devlet tarafından verilen hibe 74 milyon dolar (154 milyon TL).
– ABD’nin önemli ve büyük müzeleri özel kurumlar. Bu kurumların gelirleri özel fonlar ve kurumların kendi geliştirdikleri döner sermaye aracılığıyla elde ediliyor.
– Sanatta koleksiyonerlere ve sanat destekçilerine vergi muafiyeti ya da indirimi uygulanıyor.
Kaynak : [-]
Refik Ahmet Sevengil etkinlikleri kapsamında Tanzimat ve Meşrutiyet dönemi afişlerinin yanısıra Türk Tiyatro Tarihi’ne bakış niteliğinde olan “Tiyatro Afişleri Sergisi” İBB Şehir Tiyatroları Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde 10 Mayıs – 5 Haziran günleri arasında izlenebilecek.
Tiyatronun topraklarımızda gelişimini, yaptığı derin arşiv araştırmaları ve çalışmalarıyla kitaplaştıran ilk Türk tiyatro tarihi yazarımız Refik Ahmet Sevengil‘in eşsiz koleksiyonundan seçilen el ilanları Osmanlı döneminin bir tarihsel yansımasıyla birlikte tiyatroseverlerle buluşuyor. Refik Ahmet Sevengil’in torunu Nesteren Davutoğlu tarafından hazırlanan Refik Ahmet Sevengil Koleksiyonu’na ait Tiyatro Afişleri, İstanbul Tiyatro Festivali’inin destegiyle bu yıl festivalde açıldı.
Sergiye paralel olarak Refik Ahmet Sevengil İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında bir etkinlikle anılacak. “Refik Ahmet Sevengil’i Anmak”adlı etkinlik 28 Mayıs saat 18:00 de İKSV Salon’da gerçekleşecek. Bu buluşmada Bir Aydınlık Adam adlı belgesel gösteriminin yanısıra Selim İleri, Cemal Ünlü ve Nesteren Davutoğlu’nun konuşmalarına yer verilecek.
Yapım ve evsahipliğini İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın üstlendiği Tiyatro Afişleri Sergisi Refik Ahmet Sevengil’in Türk Tiyatrosu Tarihi isimli kitaplarından bir izlek oluşturarak, bugün tiyatromuzun geldiği yerden geriye doğru açılan bir pencere, bir ses, bir nefes olarak tanımlanabilir. Sergi tiyatronun hayatın, hayata ilişkin meselelerin bir sahne üzerinde canlandırılmasıyla gerçekleşen bir duygu alışverişi, dünyada ne kadar insan hali varsa, bir o kadar eser konusu, anlatım biçimi oluşmuş olduğunu da düşündürüyor.
Serginin, Türk tiyatro geleneğinin köşetaşlarından kabul edilen Darülbedayi’nin günümüzdeki karşılığı olan Şehir Tiyatroları’nın çatısı altında Darülbedayi’nin son Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu’nun projeleri arasında olması da ayrı bir anlam taşımakta.
Kaynak:[-]







































































































































































































































































































