Şunun için etiket arşivi: sanat

Çağdaş sanat müzesi MoMA PS1’de açılan “Operasyonlar Tiyatrosu: Körfez Savaşları 1991-2011” görsel sanatlar sergisi, Irak’ta 29 yıllık savaşın izlerini ortaya koyuyor.

New York’un çağdaş sanat müzelerinden biri olan MoMA PS1’de açılan Körfez Savaşı ve sonrasında gerçekleşen gelişmeleri konu alan görsel sanatlar sergisi, geçmişe yolculuğa imkan sağlıyor.
“Operasyonlar Tiyatrosu: Körfez Savaşları 1991-2011” adlı sergide, Iraklı ve Batılı 82 sanatçının Körfez Savaşı’nı ve akabinde yaşananları anlatan 300 eseri sergileniyor.
MoMA PS1’in baş küratörü ve serginin ana sorumlusu Peter Eleey, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sergiyle, neredeyse 30 yıldır süren ve büyük ölçüde kamuoyunun ilgi alanı dışında kalan bölgedeki savaşlar hakkında Amerika’da farkındalık oluşturmak istediklerini amaçlarının sesleri ve eserleri Amerikan halkı ve kurumları tarafından yeterli takdiri görmemiş, birkaç kuşaktan oluşan Iraklı sanatçıların bu savaşlarla ilgili çalışmalarını ve bakış açılarını ortaya koymak olduğunu. Ayrıca bu savaşların yalnızca bölge insanı ve sanatı üzerinde değil aynı zamanda Amerikan ve Batı kültürü üzerinde de çok büyük etkisi olduğunu. dile getirdi.

Serginin, Amerika önderliğindeki askeri müdahalenin hala süren etkilerini göstermesi açısından çok çarpıcı olduğunu vurgulayan Eleey, “Bu (Körfez) savaşların etkisi hala devam ediyor. Bu sergi çağdaş sanattan ziyade tarihidir. Devasa ölçekteki bu sergi, bu savaşlardan derinden etkilenen insanların hikayesine sadece bir bakıştır.” değerlendirmesinde bulundu.

Eleey, sergiyi sadece MoMA için hazırladıklarını, başka yerde açmayacaklarının da altını çizdi.

Anadolu ve Ermeni halk danslarını çok sesli orkestrasıyla bir araya getiren Maral Müzik ve Dans Topluluğu, 40. yılını İstanbul Kongre Merkezinde sahneleyeceği gösterimle kutlayacak.

Benon Kuzubaş ve arkadaşları tarafından 1980 yılında kurulan Anadolu ve Ermeni halk danslarını çok sesli orkestrasıyla bir araya getiren topluluk, İstanbul Kongre Merkezinde 15 Aralık’ta düzenleyeceği etkinliğin Genel Sanat Yönetmenliğini Garbis – İris Çapkan üstlendi.

Gecede, tamamı amatör dansçılardan oluşan ve 6-35 yaş aralığındaki 200’e yakın dansçı, sanatseverlerin karşısına çıkarak topluluğun 40. yılına özel performans sergileyecek.

Ankara Sinema Derneğince Kültür ve Turizm Bakanlığının katkısıyla düzenlenen 25’inci Gezici Film Festivali, başkentten sonra Sinop ve Kastamonu’da sinemaseverlerle buluşacak.

Festival bu yıl, 29 Kasım-5 Aralık’ta Ankara, 6-8 Aralık’ta Sinop ve 9-12 Aralık’ta Kastamonu’da perdelerini açacak.

Sessiz sinema filmlerinin canlı müzik ile sunulacağı festivalin bu yılki programında, Amerikan sinemasının ırkçılığı konu alan iki klasik filmi de yer alacak.

Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Ersoy Soydan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, festivalin Kastamonu ayağının üniversitenin Medya ve İletişim Topluluğunun ev sahipliğinde gerçekleştirileceğini belirtti.

Festivalin bu yıl 25’inci kez yapılacağını ifade eden Soydan, “6 yıldır Kastamonu’da kendilerini ağırlıyoruz. Festival programı her kesimden insana hitap edecek.” dedi.

Kentte 4 gün boyunca yerli ve yabancı filmlerin gösterileceğini anlatan Soydan, şunları söyledi:

“Kastamonu büyük bir sanat şölenine tanıklık edecek. Ulusal ve uluslararası festivallerde ödül almış pek çok filmi ve yönetmeni Kastamonu’da ağırlayacağız. Film festivalinde gişe yapan filmler gösterilmez, sanatsal filmler gösterilir. Bunları alışveriş merkezlerindeki sinemalarda seyretme imkanımız yok. Kentimiz film platolarının olduğu bir yer de değil. Öğrencilerin yönetmenlerle tanışma, onların deneyimleri hakkında bilgi alma, onların söyleşilerine katılma şansları oluyor.”

Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde anlattığı Hezarfen Ahmed Çelebi’nin etkileyici hikayesi, İDT tarafından “Uçmak – Hezarfen Ahmed Çelebi” oyunuyla anlatılacak.

 

Okmeydanı’nda uçma denemeleri yaptıktan sonra Galata Kulesi’nden atladığı bilinen Hezarfen Ahmed Çelebi’nin “uçma” tutkusu sahnede.

Ömer F. Oyal’ın kaleme aldığı iki perdelik oyun, ilk kez tiyatroseverlerle buluşuyor.
Dekoru, kostümleri ve kalabalık kadrosuyla dikkati çeken oyunun yönetmeni Hakan Çimenser, yaklaşık 2 aydır hazırlıklarını sürdürdüklerini ve Anadolu insanının sahip olduğu tarihi geçmişe işaret ederek, “Biz onun içinde geçen hikayeleri bu tür dramatik sanatlarla çok daha iyi anlatabiliriz. Bu aslında okumaktan daha hızlı bir süreçtir. Tiyatro da sinema da diziler de bu işlevi yerine getirebilir. Önemli olan orada hassas davranmak, bunun dramatik bir kurgu olduğunu anlamak. Herkes açısından tarihsel gerçekler diye algılanıp farklı farklı yorumlar yapılması söz konusu oluyor ama aslında bunları yapmak ve anlatabilmek önemli.” dedi ve devam etti. “Dünyada herhangi bir festivale gittiğimiz zaman bize en çok sorulan soru bu, ‘Sizin hikayeleriniz nerede?’ diyorlar. Biz, Devlet Tiyatroları Genel Müdürüyle biraz böyle düşünerek işe başladık. Yani hakikaten bizim hikayemiz ne? Biz onu tiyatronun gerçeği ve estetiğiyle, bugünkü haliyle gerçekten dünyaya anlatabiliyor muyuz, onlar bizim hikayelerimizi bu güçte ve estetikte seyredebiliyor mu? Hedefimiz buydu.”

Yeni ve yerli hikayeleri iyi kurgulamanın önemine dikkati çeken Çimenser, “Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde, Hezarfen Ahmed Çelebi’nin Galata Kulesi’nden Üsküdar Doğancılar Meydanı’na doğru uçtuğunu anlatması ve orada Lagari diye bir başkasının uzaya çıkmak için bir roketle kendisini göğe fırlatması, 17. yüzyılda böyle orijinal insanların yaşaması bizim ilgimizi çekmişti. Benim çocukluğumdan beri ilgimi çeker zaten. Onların hayatına dair hayal kurmak istedik. Ne yaşadılar o dönemde? İçinde bulundukları ortamda niçin böyle bir şey istediler? Neden böyle bir tutkuya sahiplerdi? Bunu anlatmak istedik.”

Hezarfen’in ilim, fıkıh ve kelamla uğraşan bir medrese hocası olduğunun düşünüldüğünü aktaran Çimenser, etrafındakilerin inanmamasına rağmen, ölümle yüzleşen Hezarfen’in o atlayışı gerçekleştirdiğini ve uçmayı başardığını dile getirdi. Çimenser, “Umarım izleyici de bunu sırtlayıp götürecek. Bunu onlardan istiyorum. Çünkü bu (oyun) bizi anlatıyor.” ”Biz”i anlatan hikayelerin Devlet Tiyatrolarında anlatılmaya devam edeceğinin altını çizerek, “Kafamızda bu projeyi üçleme haline dönüştürecek uzun bir süreç var. O süreç içerisinde kendi insanlarımızdan ve geçmişimizden anlatacağımız hikayeler var.” ifadelerini kullandı.

 

Yaklaşık 2 saat süren oyunda “Hezarfen Ahmed Çelebi”yi Tolga Evren, “Lagari Hasan Çelebi”yi Emir Çiçek, “Evliya Çelebi”yi ise Fikret Urucu canlandırıyor.

Eserde, Dizdar Orhan Kurtuldu, Ebru Unurtan Urağ, Erdoğan Aydemir, Zuhal Acar, Efe Erkekli, Onur Ulutaş, Bilal Ercan, Eray Cezayirlioğlu, Kubilay Ünal ve Ömer Faruk Çalışkan’ın aralarında bulunduğu geniş bir oyuncu kadrosu yer alıyor.

Müzikleri Fırat Akarcalı, koreografisi Orçun Okurgan tarafından yapılan oyunun dekor tasarımı Şirin Dağtekin Yenen, kostüm tasarımı Çevren Sarayoğlu, ışık tasarımı da Akın Yılmaz imzası taşıyor.

Video mapping yöntemi uygulanan oyunda ayrıca minyatür sanatçısı Hilal Arpacıoğlu’nun çalışmaları sahneye yansıtılıyor.
Prömiyeri yarın Mecidiyeköy Büyük Sahne’de yapılacak “Uçmak – Hezarfen Ahmed Çelebi”, farklı tarihlerde aynı sahnede tiyatroseverlerle buluşmaya devam edecek.

 

İstanbul bu hafta, geniş bir yelpazede, birbirinden farklı etkinliklere yerli ve yabancı sanatçıların katılacağı konser, sergi ve performanslara sahne olacak.

Festivaller

Karagöz Derneği tarafından “milli kültür seferberliği” anlayışıyla düzenlenen 3. İstanbul Karagöz Festivali, atölye, söyleşi ve çocuk oyunları gibi etkinliklerle 30 Kasım’a kadar devam edecek. Festivalin ekinlik programı hakkında bilgi, “www.karagozfestivali.com” adresinden elde edilebilecek.
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinin 22-28 Kasım’da dokuzuncusunu düzenleyeceği “Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali”nin 9. Uluslararası Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması kapsamında “Batmadan”, “Bir Oğul”, “Gerilla”, “Hapishane Müdürü”, “Keskin Bir Bıçak”, “Küçük Şeyler”, “Papicha”, “Verida’nın Düğünü” filmleri gösterilecek.

Sahne sanatları ve konserler

İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB), 20 Kasım’da “Aleko” operasını Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda, Modern Dans Topluluğu İstanbul’un (MDTist) sahneleyeceği “Dans Ana-log”u Süleyman Seba Kültür ve Sanat Merkezi’nde sanatseverlerle buluşturacak.Wolfgang Amadeus Mozart’ın “Sihirli Flüt” operasından yola çıkılarak hazırlanan “Sihirli Flüt (Tamino’nun Rüyası)” adlı çocuk oyunu 21 ve 24 Kasım’da, Ludwig van Beethoven konulu “Senfonik Konser” 22 ve 23 Kasım’da Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda izlenebilecek.

İBB kültür etkinlikleri kapsamında 20 Kasım’da Rostislav Krimer’in şefliğini üstlendiği “East-West (Doğu-Batı) Oda Orkestrası”, 22 Kasım’da Can Okan’ın solist olarak yer alacağı İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nun konuğu olacak.
Türkiye’de ilk konserini verecek olan dönemin önemli ve en yaratıcı arpistlerinden biri olarak gösterilen Xavier de Maistre ile kastanyet müzik enstrümanının duayenlerinden Lucero Tena da İspanyol serenatlarını 23 Kasım’da CRR’de müzikseverlerin beğenisine sunacak.
İş Sanat, 20. konser sezonunda 21 Kasım’da Batı Afrika müziğinin ünlü ismi Sona Jobarteh’i ağırlayacak. Türkiye’de ilk kez sahne alacak sanatçı, grubuyla birlikte İş Kuleleri Konser Salonu’nda hayranlarıyla birlikte olacak.

Bu hafta Zorlu PSM’de de “23. İstanbul Tiyatro Festivali” kapsamında Bu gün “Her Yol Kuzeye Çıkar” başlıklı dans gösterisi ve yine Rus tiyatrosundan “The Circus”, 20-24 Kasım’da Johann Wolfgang von Goethe’nin Faust’undan uyarlan “Being Faust – Enter Mephisto”, 21 ve 22 Kasım’da “Bir Rus Masalı: Yevgeni Onegin”, Moskova’nın en iddialı sahnelerinden birinin ününü taşıyan Theatre of Nationsvalde’nin sahneye koyacağı “İran Konferansı” 23 Kasım’da sahnelenecek.

Zorlu PSM’de ayrıca 20 Kasım’da “Bir Delinin Hatıra Defteri”, 20 ve 21 Kasım’da Türkiye’de caz davulunun öncülerinden Ferit Odman, 21 Kasım’da Erdal Beşikçioğlu, Elvin Beşikçioğlu ve Ünsal Coşar’ın rol aldığı “Nina – İçi Doldurulmuş Martıların Hassasiyeti”, pop caz vokallerinden Melis Sökmen 22 Kasım’da, Tango Lovers’ın yeni prodüksiyonu “I am Tango” 23 ve 24 Kasım’da yer alacak.

Sergiler ve paneller

Anadolu Ajansı’nın (AA) düzenlediği uluslararası haber fotoğrafı yarışması Istanbul Photo Awards 2019’da ödül alan fotoğraflardan oluşan, Beyoğlu Belediyesi Başkanlık Binası Sergi Salonu’nda yer alan sergi 25 Kasım’a kadar, İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nda yer alan sergi de 30 Kasım’a kadar izlenebilecek.

Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi (ZKSM), sanat hayatının 41. yılında çizgi dünyasının usta isimlerinden Hasan Aycın’ın sanatsal birikimi ve sanatına yön veren yaşam tecrübelerini sanatseverlerle buluşturacak. Usta sanatçının eserlerinden oluşan özel bir sergi “Çizginin Ötesinde” ismiyle 20 Kasım’da ZKSM’de açılacak.

“Doğu’ya Açılmak” sergisi 21 Kasım’da Macar Kültür Merkezi’nde açılırken, Fethi Gemuhluoğlu da vefatının 42’nci yılında “Dostluğun Mimarı: Fethi Gemuhluoğlu” başlıklı etkinlikle 23 Kasım’da Üsküdar Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde anılacak.

Ressam, karikatürist ve besteci kimliğiyle çok yönlü bir sanatçı olarak bilinen Abdülbaki Kömür’ün 40. sanat yılı 23 Kasım’da bir sergiyle kutlanacak. Kadir Topbaş Kültür Sanat Merkezi’ndeki sergi açılışının ardından aralarında Taner Yüncüoğlu, Aykut Kuşkaya ve Eşref Ziya’nın bulunduğu birçok sanatçı birlikte konser verecek.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından bu yıl “Hayat Ters Yüz” temasıyla düzenlenen ve 13 Kasım’da başlayan “23. İstanbul Tiyatro Festivali”, 1 Aralık’a kadar devam edecek.

Festivalde 28 tiyatro oyunu içerisinde 16’sı yerli, 12’si yabancı olmak üzere dans ve performans topluluğunun 78 gösteriminin haricinde okuma tiyatroları, söyleşiler, atölye çalışmaları ve ustalık sınıfları gibi Öğrenme ve Gelişim Programı kapsamında yan etkinlikler gerçekleştirilecek.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatrolarının bu haftaki programda 9’u yetişkin olmak üzere, 17 oyun yer alacak.
Tuncer Cücenoğlu’nun kaleme aldığı “Matruşka”, 20, 21, 22 ve 23 Kasım’da Fatih Reşat Nuri Sahnesi’nde
İspanya iç savaşında Franco rejimi tarafından rehin alınan iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino’nun yaşadıklarını ela alan “Ay, Carmela” Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde
Bu hafta tüm gösterimlerinin bileti tükenen “Cibali Karakolu” müzikali Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde
Chloe Lambert’in yazdığı “Uzlaşma” ise Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’nde tiyatroseverlerle birlikte olacak.

Aynı tarihlerde Mert Turak’ın tek kişilik performansı “Karıncalar- Bir Savaş Vardı” Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde
Nihat Alpteki’nin “Geç Kalanlar” oyunu Ümraniye Sahnesi’nde
Toplumsal kurallar çerçevesinde biçimlenen insan ilişkilerine odaklanan “Kahvede Şenlik Var” Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde
İkinci Dünya Savaşı’nda Yugoslavya’da yaşanan açlık ve yokluk içinde umudun ve sevginin anlatıldığı “Ocak’ta Bahar – Underground” adlı oyun Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde izlenebilecek.

19-24 Kasım tarihleri arasında sahnelenecek diğer oyunlar;

  1. “Vahşi Batı”(Sam Shepard’ın ünlü oyunu) (Sultangazi Hoca Ahmet Yesevi Sahnesi)
  2. “Karagöz Çiftlik Bekçisi” (Fatih Reşat Nuri Sahnesi)
  3. “Üzgün Ağaçlar Ülkesi” (Gaziosmanpaşa Sahnesi)
  4. “Rüya” (Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi)
  5. “Elma Kurdu Kırtık” (Kadıköy Haldun Taner Sahnesi)
  6. “Yaşasın Barış” (Kağıthane Sadabad Sahnesi)
  7. “Bir Kümes Hikayesi” (Sultangazi Hoca Ahmet Yesevi Sahnesi)
  8. “Pollyanna” (Ümraniye Sahnesi)
  9. “Harikalar Mutfağı” (Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi)
  10. William Shakespeare’in ünlü oyunu “Hamlet” (Cevahir Sahneleri Salon 1’de)
  11. “Bay Z” ( Bülent Usta’nın oyunu) (Mecidiyeköy Stüdyo Sahnesi)
  12. “Alyoşa” (Hayati Çitaklar’ın oyunu )(Üsküdar Stüdyo Sahnesi)
  13. “Uçmak- Hezarfen Ahmed Çelebi” (Mecidiyeköy Büyük Sahnesi)
  14. “80 Günde Devr-i Alem” (Üsküdar Tekel Sahnesi)
  15. “Kendi Gök Kubbemiz (Yahya Kemal)” (Zeytinburnu Sahnesi)

Çocuk oyunları;

  1. “Siz Ne Dersiniz” (Küçükçekmece Cennet Kültür ve Sanat Merkezi Sahnesi)
  2. “Keloğlan Keleşoğlan” (Cevahir Sahneleri Salon 1’de)
  3. “Turta Girmemiş Orman” Üsküdar Stüdyo Sahne’de tiyatroseverlerin beğenisine sunulacak.

Mozaik Fotoğraf ve Sinem Platformu’ndan ‘Uzaktaki Yalnız Küba’ Sergisi Ankara Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde meraklıları ile beraber.

Nesrin Ateş’in koordinatörlüğünde yapılan sergide Küba’daki yaşama farklı bir bakış fotoğraflar ile anlatılırken, şehrin sokaklarına, evlerine, insanlarına, renkli hayatlarına ve içlerindeki hüzne şahitlik edeceksiniz.

Fotoğrafçıların kendi bakış açılarıyla anlattıkları Küba’daki yaşamı belgeleyen bir sergi olan Uzaktaki Yalnız Küba Sergisi, 22 Kasım tarihine kadar ziyarete açık olacak.
Sergide Arif Kuğu, Hacer Ceylan, Aymy Emel Benbasat, Anıl Tamer Yılmaz, Ergün Karadağ, Fatma Güleç, Fatma Gök Salt, Kevser Büyükeroğlu, Mehtap Kayın, Nesrin Ateş, Osman Dursun ve Sevtap İnal’ın fotoğraflarını görebilirsiniz.

Vehbi Koç Vakfı’na bağlı yeni bir sanat kurumu olan Meşher “Kalıpları Aşınca: Mit, Efsane ve Masallarla Avrupa’dan Çağdaş Seramik” başlıklı ilk sergisi ile geçmişten günümüze anlatılagelen masal ve mitlerden ilham alan seramik eserler ile adeta kil ve seramiğin insanlık tarihindeki izini sürüyor.

Catherine Milner ve Károly Aliotti’nin öncülüğünde hazırlanan sergide Sam Bakewell, Bertozzi & Casoni, Vivian van Blerk, Christie Brown, Phoebe Cummings, Bouke de Vries, Malene Hartmann Rasmussen, Klara Kristalova, Elsa Sahal, Kim Simonsson, Carolein Smit, Jørgen Haugen Sørensen, Hugo Wilson gibi sanatçıların eserleri yer alıyor. Neredeyse yarısından fazlası ilk kez gün yüzüne çıkan eserlerin ortak anlatımı ise mitlerin her sanatçıya göre ayrı bir çağrışım yapmış olması. Ana malzeme seramiğin değişime uğrayan formu ise izleyicisine çok farklı bir deneyim imkanı da sunuyor.

Meşher’in ilk sergisi 22 Aralık 2019’a kadar ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.

Okul öncesi yaş grubundaki çocukların ekrana bakma, ekrana bakmalarını gerektiren bir medya kullanımı ve bunlar ile beyinlerindeki yapısal farklara odaklanan özel bir çalışmayı yayımlayan JAMA Pediatrics, aslında uzun zamandır bilinen ancak net bir şekilde ortaya konulamayan önemli bir sıkıntıyı gün yüzüne çıkarmış oldu.

Söz konusu çalışmada, ekrana bakarak daha fazla zaman geçiren çocukların okuma, yazma ve dil yeteneklerini destekleyen beyin bölgelerinde daha düşük seviyede yapısal bütünlük olduğu gözlemlendi. Söz konusu bu bölgelerde düşünsel, görüntüleme, tasvir etme, imgelem ve hatta yönetme yeteneklerinin de kontrol edildiğinin altını çizmemiz gerekiyor.

Mevcut çalışma, beyin gelişiminin oldukça hızlı ve şeklen değiştiği bir dönemi olan erken çocuklukta ekran medyasında geçirilen sürenin en azından belirli noktalarının sub-optimal (standardın altında) bir stimülasyon sağlayıp sağlamadığı sorusunu gündeme getirdi.

18 aylıktan daha küçük olan bebeklerin video sohbeti (ekran karşısındaki ile interaktif ilişki kurabildiği ekran süresi) dışında hiçbir şekilde ekrana bakmaması gerektiği, 18-24 aylık bebeklerin dijital medya ile tanışmasını isteyen ebeveynlerin bu süreçte üst kalite programları tercih edip, çocukları ile birlikte olması gerektiği ve o sırada gördüklerini açıklamaları gerektiği not edildi.

Yine mevcut çalışma kapsamında 2 ila 5 yaşındaki çocukların ise günde bir saat ile sınırlandırılmış biçimde yüksek kaliteli programlar ile angaje olmak kaydı ile ekran süresine izin verilebileceği not edildi. Yine ebeveynlerin çocuklar ile birlikte sürece dahil olmaları, gördüklerini açıklamaları ve etraflarındaki dünya ile ilişkilendirerek günlük hayatta uygulamalarını yapmaları gerektiği de eklendi.

EKRAN BAĞIMLILIĞINI SANAT İLE ENGELLEYEBİLİRSİNİZ
Erken çocukluktan itibaren müzik, resim, bale, dans veya sanatın başka bir dalı ile tanışmanın çocukların zekasını yüzde 90 oranında arttırdığını gösteren araştırmalarında bulunduğunun altını çizmek gerekiyor.

Yetişkinlerin yanı sıra çocukların da her geçen gün biraz daha ekran bağımlısı haline geldiğini göz ardı etmememiz ve bunun için mutlaka bir önlem almamız gerekiyor.

Japonya’nın başkenti olan Tokyo’da yoğun ziyaretçi çeken Asakusa bölgesinde, Japon tarihi ve kültürünü yansıtan birbirinden farklı modern ve geleneksel çizimler dükkan kepenklerini süslüyor.

Dükkanların kapalı olduğu akşam saatleri veya sabahın ilk ışıklarında görülen çizimler, anime ve oyun karakterleri, popüler kültür ikonları, kültürü yansıtan tasarımların yanında bazen de gündelik yaşamdan izleri veya iş yerinin mahiyetini anlatan renkli çizgileri de barındırıyor.

Turistlerin yoğun olduğu bölgelerde daha çok rastlanan çizimler, ülkenin farklı köşelerinde ara sokaklarda da görülebiliyor.

Müzikle ilgili yapılan bir çok araştırma, müziğin çocukların çoklu zeka alanlarına etkisi ve zihin gelişiminde büyük rol oynadığını vurgulamıştır. Müzik aleti çalmanın ise beyin gelişimine ve sinir sistemine faydası yine yapılan araştırmalar sonucu ortaya konmuştur.

North Carlolina Müzik Araştırma Bölümü müzik eğitimi verdiği kişilerle müzik eğitimi almamış olan kişileri karşılaştırmış ve araştırmanın sonucunda müzik yapanların beyinlerinin işitsel ve görsel kısımlarının aktivitesinde artış olduğunu kaydetmiştir. Müzik yapmayan kişilerin beyninde ise sadece işitsel veya sadece görsel kısımda aktivasyon olduğunu belirlemiştir. Araştırma, müzik eğitimi alan veya müzik yapan kişilerin beyinlerinin iki alanında da aktivite olduğunu ortaya koymuştur.

Özellikle küçük yaş gruplarının müzikle ilgilenmelerinin veya herhangi bir enstrüman çalmalarının akademik başarılarını da olumlu yönde etkilediği, bir çok kez yapılan araştırmalar neticesinde kanıtlanmıştır.

Müziğin çocuklar üzerindeki faydalarını şu şekilde sıralamak mümkün;

  • Okuma yeteneğini arttırır.
  • Motor beceriyi geliştirir.
  • Derslerinde daha iyi performans göstermesini sağlar.
  • Dinleme alışkanlığı kazandırır.
  • Sosyalleştirir.
  • Özgüveni ve konsantrasyon becerisini geliştirir.

Bu faydaları çoğatmak mümkün. Çocuklar müziği duyduklarında işitme, dokunma, ritim tutma ve ses takliti gibi birden fazla fonksiyonu aynı anda geliştirir. Dolayısıyla müziğe, bilişsel yetenekleri geliştiren bir faktör olarak bakmak doğru olacaktır. Ayrıca hayatında müzik ve enstrüman olan çocuğun matematik ve dil alanında daha başarılı olduğu da gözlemlenmiştir. Müzik aynı zamanda çocuğun disiplin, adaptasyon, rahatlama, özgüven, sorumluluk duygusu gibi kişisel özelliklerini de geliştirecektir.

Okul öncesi eğitimin oldukça arttığı günümüzde, özellikle bu dönemde verilen müzik eğitiminin çocuğa ruhsal, kültürel, sosyal, zeka gelişimi ve anlayış alanlarında pozitif etkisi olduğu gerçeği de unutulmamalı.

Okul öncesi dönemde olduğu gibi ilköğretim döneminde de müzik eğitimi, belirlenen temel ilkeler doğrultusunda bir arada işlenmesi gereken konulardan oluşmaktadır. Bu konular birbiriyle bağlantılı, birbirini destekleyici ve her biri kendi içinde çocuğun yukarıda da bahsettiğim gibi özellikle matematik ve dil gelişimini etkileyen bir süreci kapsamaktadır. Ses eğitimi, kulak eğitimi, çalgı eğitimi, müziksel beğeni eğitimi, ilköğretim sürecinin iç dinamikleri olan müzik eğitiminin boyutları olarak sıralanabilir.

Müzik eğitimi, çocuğa ses eğitimi, kulak eğitimi, müziksel beğeni eğitimi vermekle birlikte, onu bir müzik aletine yönlendirecek bir eğitim sürecinide kapsamaktadır, kapsamalıdır.

Müzik eğitiminde temel bir başka unsur kültürel farkındalık olmalıdır. “Toprağı bilmeyen betonda yürüyemez” sözü, sanırım bu durumu açıklaması bakımından yeterli olacaktır. Çocuk, hangi enstrümanın eğitimini alırsa alsın veya hangi enstrümana yönelirse yönelsin, öncelikle kendi kültürünü, kendi müzik ve enstrümanlarını tanımalı. Tanımalı ve kendi müzikal kültürünü diğer enstrümanlara bakan bir pencere olarak kullanmalı.

Kültürel farkındalık anlamında geçtiğimiz günlerde Nar Sanat Eğitim Kursu bünyesinde bulunan Nar Sanat Anaokulu’nda güzel bir etkinlik gerçekleştirdik.

Etkinlikte 3-6 yaş grubu çocuklarımızla bağlamamızı tanıdık ve türkülerimizi öğrendik. Hangi yaş grubu olursa olsun çocukların kültürel zenginliğimizin farkında olmalarını, kendi enstrümanlarını bilmelerini, onlara dokunmalarını önemsiyorum. Çünkü çocuğun sanatsal ve kültürel anlamda kendisine ait olanı tanıması, yaşadığı coğrafyaya ait olan müziğin ve bu müziğin icra edildiği enstrümanların farkında olması gerektiğini düşünüyorum. Yaşadığımız coğrafyanın belirleyici ve birleştirici ezgileri, halkın ortak değerlerle var ettiği Türk halk müziğidir. Bu müziğin temel enstrümanı da şüphesiz bağlamadır. Dolayısıyla çocuğun, enstrüman olarak bağlamayı seçmesi işte tam da bahsettiğim kültürel farkındalık alanına hizmet edecek ve diğer bir çok sanat dalına da bakışını şekillendirecektir.

Filozof Konfüçyüs; “Bir ülkenin doğru yönetilip yönetilmediğini, ahlak açısından yücelip yücelmediğini anlamak için o ülkenin müziğine bakınız” diyerek bir ülkenin kendi müziğinin ne kadar belirleyici olduğunu vurgulamıştır.

Enstrüman tercihi önemli bir süreçtir. Enstrüman seçiminde doğru kararlar verilmeli, doğru yönlendirmeler yapılmalı ve tercihler bilinçli şekilde gerçekleşmeli.

Çocuğun ilgisi, aile, öğretmen ve okul/kurs dörtlüsünde ilerleyip şekillenmesi gereken bu süreç, iş birliği içerisinde ve çocuğun algısı, yönelimi doğru okunup tespit edilerek gelişmeli.

Müzik eğitiminin bir ayna, doğru enstrüman seçiminin ise onun en güzel yansıması olduğu unutulmamalı.

 

Nar Sanat Bağlama Eğitmeni 

 Murat HASGÜN

Bakırköy Özel Nar Sanat Eğitim Kursu yaz tatilinde çocukların eğlenceli etkinlikler aracılığıyla sanatı anlamalarını, yorumlamalarını ve paylaşmalarını sağlayan bir program hazırladı. Çocuklara sunulan atölye programı kapsamında çocuklar tasarlanan farklı sanat atölyelerinde, çocukların değişik malzeme ve tekniklerle hayal güçlerini ve yaratıcılıklarını eserlere dönüştürerek özgüvenlerini destekleyecek eğitici uygulamalar yer alıyor.

Sadece çocuklara yönelik değil yetişkinler için tasarlanmış atölyelerimiz bulunmaktadır. Yetişkinlere hazırlanan atölye programı sonucunda yetişkinler, yaratıcı drama yöntemini her hangi bir derste veya grup çalışmalarında eğitim – öğretim ve kişisel gelişim yöntemi olarak kullanabilmesini sağlayacak yetkinliklerle tanışmış olacak.

OYUNLARLA MATEMATİK ATÖLYEMİZ HAKKINDA BİLGİ İÇİN TIKLAYINIZ…

HİKAYE RESİMLEŞTİRME ATÖLYEMİZ HAKKINDA BİLGİ İÇİN TIKLAYINIZ…

ÇOCUK KİTABI TASARIM ATÖLYEMİZ HAKKINDA BİLGİ İÇİN TIKLAYINIZ...

BALE ATÖLYEMİZ HAKKINDA BİLGİ İÇİN TIKLAYINIZ… 

TASARLA VE BOYA ATÖLYEMİZ HAKKINDA BİLGİ İÇİN TIKLAYINIZ…

HIZLANDIRILMIŞ YARATICI DRAMA LİDERLİĞİ ATÖLYEMİZ HAKKINDA BİLGİ İÇİN TIKLAYINIZ… 

ATIK ATÖLYESİ HAKKINDA BİLGİ İÇİN TIKLAYINIZ…

ORYANTAL DERSLERİMİZ HAKKINDA BİLGİ İÇİN TIKLAYINIZ… 

HALK OYUNLARI DERSLERİMİZ HAKKINDA BİLGİ İÇİN TIKLAYINIZ...

YARATICI DRAMA DERSLERİMİZ HAKKINDA BİLGİ İÇİN TIKLAYINIZ… 

YAZA ÖZEL HIZLANDIRILMIŞ TİYATRO ATÖLYEMİZ HAKKINDA BİLGİ İÇİN TIKLAYINIZ…