Şunun için etiket arşivi: sanat

akbank-caz-festivali24. yaşını kutlayan Akbank Caz Festivali belli ki yine Türkiye’nin her rengini, her şehrini kucaklayan bir festival olacak. 23 Ekim – 2 Kasım tarihleri arasında ülkemizde gerçekleşecek caz fırtınasının sorumlusu 24. Akbank Caz Festivali’nin programı,11 Eylül 2014, Perşembe günü Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil ve Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı’nın ev sahipliğinde Hilton ParkSA Otel’de gerçekleştirilen basın toplantısı ile açıklandı.

Sadece İstanbul’un festivali olmadıklarını vurgulayan Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil, “İstanbul’un her an canlı, farklı zenginlikleri bir arada taşıyan, herkesi büyüleyen havası caz müziğine çok yakışıyor. Biz de İstanbul’un enerjisini, dinamizmini, o büyülü havasını cazın farklı renkleriyle daha da zenginleştirmek için bir kez daha yola çıktık. Ancak festival İstanbul’la sınırlı kalmıyor. Etkinliklerimizi İstanbul dışındaki şehirlerimizde de yaygınlaştırıyoruz. Festival’in en önemli etkinliklerinden biri olan Kampüste Caz ile, 3-14 Kasım tarihleri arasında Gaziantep, Adana, Kayseri, Ankara, Eskişehir, Edirne, Çanakkale ve İzmir’de de cazın coşkusunu ve heyecanını üniversiteli gençlerle buluşturuyoruz.” dedi.

Ekonomi, bilim, eğitim gibi alanlardaki başarıların yanında kültür ve sanat alanındaki atılımların da bir ülkenin zenginliğini pekiştiren öğeler olduğunun altını çizen Binbaşgil, “Kültür ve sanat eserleri ülkelerin gelecek kuşaklara bırakacağı en önemli, en kalıcı miras. Kültür ve Sanat alanında gerçekleştirdiğimiz uzun soluklu projeler Akbank olarak bu alanlara verdiğimiz önemin de en büyük göstergesi.” dedi.

Caz tutkunları için usta müzisyenlerin yanı sıra Avrupa caz sahnesinin yükselmekte olan genç yıldızlarının da yer aldığı cazın farklı renklerini yansıtan zengin bir program hazırladıklarını söyleyen Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı, “Festival kapsamında, aralarında özellikle ülkemizde büyük merakla beklenen isimlerin olduğu dört usta caz sanatçısını ağırlayacağız. Cazın dahi isimleri arasında gösterilen Jamie Cullum, Festival’in en önemli isimleri arasında. Bu sene, iki önemli ustayı birlikte aynı sahnede izleyeceğiz, Kenny Barron & Dave Holland ikilisi cazseverlere unutamayacakları bir konser verecek. Bununla birlikte, caz müziğinin yaşayan en iyi kontrbasçılarından biri olarak kabul edilen Christian McBride grubu ile 24. Akbank Caz Festivali’nin konuğu olacak. Son olarak, ülkemizde merakla beklenen cazın parlak sesi Chet Faker da müzikseverlere unutulmaz bir konser verecek.

Ayrıca Festival programımızda Türkiye-Polonya diplomatik ilişkilerinin tesisinin 600. yıldönümü olması sebebiyle Leszek Mozdzer, Marcin Masecki gibi önemli Polonyalı müzisyenler de yer alıyor. Artık bir Festival klasiği haline gelen ve bu yıl altıncısı düzenlenen “Kampüste Caz”, 3-14 Kasım tarihleri arasında 9 farklı şehirde gerçekleştirilecek konserlerle cazın coşkusunu ve heyecanını üniversiteli gençlerle buluşturacak. Büyük ilgi gören “Liselerde Caz Atölyeleri” ile gençlere caz müziğini ve enstrümanlarını daha da yakından tanıma fırsatı sunmaya devam edeceğiz. Bu yıl festival kapsamındaki yeniliklerimizden biri de Deezer üzerinden kurmuş olduğumuz Akbank Caz radyomuz ve çalma listelerimiz. Bu platformda sanatçıların seçkileri yer alıyor. Mehmet Uluğ için de özel bir çalma listesi oluşturduk. 24. Akbank Caz Festivali’nin her yıl olduğu gibi bu yıl da caz severlere yeni keşifler sunmasını diliyorum” dedi.

Şehri caza boyayan program!

Şehrin en heyecan verici festivallerinden biri olan Akbank Caz Festivali’nin genel programını açıklayan Pozitif Live Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Uluğ, “Türkiye’nin en uzun soluklu ve en eski festivali Akbank Caz Festivali 24. yılında olmanın yanında seneye çeyrek asırlık bir birlikteliğe adım atıyor olmanın mutluluğu içindeyiz.” dedi. Bunun yanı sıra bu yılki festivalin geçtiğimiz sene kaybettiğimiz, festivalin yaratıcısı ve 23 yıl boyunca direktörlüğünü üstlenen Mehmet Uluğ anısına yapılacak olduğunu vurgulayan Ahmet Uluğ “24. Akbank Caz Festivali’nin bu yıl öne çıkan isimleri arasında Jamie Cullum, Kenny Barron & Dave Holland, Christian McBride Trio, Chet Faker, İbrahim Maalouf, Mario Biondi, China Moses, Dillon yer alıyor. Festival boyunca aralarında cemal reşit rey Konser Salonu, Akbank Sanat, Babylon, The Seed, Caddebostan Kültür Merkezi, Moda Sahnesi, Nardis ve Zorlu Center Performans Sanatları Merkezinin bulunduğu 17 ayrı mekanda 44 konser, 2 panel, 13 atölye gerçekleştirilecek ve yaklaşık 300 müzisyen ağırlanacak. Ayrıca 1990’da düzenlenen ilk Akbank Caz Festivali’nden, Kasım 2013’e kadar Festival’in direktörü olarak görev alan ve sayısız caz müzisyeniyle çok sayıda proje gerçekleştiren Mehmet Uluğ anısına özel bir gece düzenlenecek ve gecenin bilet geliri, Kaş’ta Mehmet Uluğ adına kurulan Müzik Evi’ni destekleme fonuna aktarılacak” dedi.

24. AKBANK CAZ FESTİVALİ PROGRAMI
•  Yıldızlar Geçidi 
24. yılında da caz dünyasının usta isimlerini ağırlayan Akbank Caz Festivali takipçilerine  yıldızlar geçidi yaşatıyor.
Genç yaşında kariyerine sığdırdığı biri Grammy, ikisi Altın Küre olmak üzere  sayısız ödülleri, dünyanın dört bir yanında verdiği konserlerdeki müthiş enerjisi ile izleyenleri kendisine hayran bırakan Jamie Cullum, Festival kapsamında  30 Ekim Perşembe günü Zorlu Center’da sahne alacak.
Rocktan caza onlarca farklı türü ustaca bir araya getiren başarılı trompetçi Ibrahim Maalouf ise 25 Ekim 2014, Cumartesi günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda Festival takipçileri ile birlikte olacak.
Sahne ismini Kaybedenler Kulübü’nün gerçek üyelerinden efsanevi caz trompetçisi Chet Baker’dan alan, günümüzde elektronik müziğin en özgün sanatçılarından biri olarak kabul edilen Avustralyalı besteci ve şarkıcı Chet Faker da 24. Akbank Caz Festivali’nde bir konser verecek.  “Rolling Stone” dergisi tarafından 2013 yılında “En İyi Bağımsız Sanatçı” seçilen Chet Faker, 2014 yılında kaydettiği albümü “Built On Glass”ın dünya turnesi kapsamında 1 Kasım 2014, Cumartesi günü gerçekleştireceği Babylon’da gerçekleştireceği konserde, caz ve dans tutkunlarına unutamayacakları bir gece yaşatacak.
İtalyan cazının müzik dünyasına en önemli katkılarından biri olan Mario Biondi de 24. Akbank Caz Festivali’nde. Dört platin müzik ödüllü ilk albümü “Handful of Soul” eleştirmenler tarafında çok beğenilen, duygusal ve sıcak ses rengiyle dinleyicileri derinden etkileyen Biondi, geçtiğimiz yıl yayınlanan “Sun” isimli son albümünün dünya turnesi kapsamında 24 Ekim 2014, Cuma günü Babylon sahnesinde olacak.

Dünyanın yaşayan en önemli caz vokalistlerinden Dee Dee Bridgewater’in kızı olan ve etkileyiciyle ses renginin yanı sıra sahne performanslarıyla da izleyenleri büyüleyen China Moses, Festival kapsamında 23 Ekim 2014, Perşembe günü The Seed’de piyanist Raphael Lemonnier ile kaydettikleri son albümü “Crazy Blues”dan besteler seslendirecek.

Brezilya doğumlu Alman şarkıcı ve piyanist Dillon, 2014 yılında yayınlanan ikinci albümü “The Unknown”nun dünya turnesi kapsamında Festival’de yer alacak. Elektronik müzikseverlerin yanı sıra melankolik besteleriyle pop ve folk tutkunlarını da etkileyen Dillon, 31 Ekim 2014, Cuma günü Babylon’da vereceği konserde özlem, aşk, kayıp, korku ya da arzu gibi “Bilinmeyenler” üzerine odaklandığı bestelerini seslendirecek.

• Cazın Ustaları

24. Akbank Caz Festivali, “Cazın Ustaları” bölümünde ise Kenny Barron, Dave Holland ve Christian McBride’ı ağırlayacak.

Birçok kez Grammy ödülüne aday gösterilen, Dizzy Gillespie ve Miles Davis gibi caz tarihinin efsaneleri tarafından keşfedilen piyanist Kenny Barron ve kontrbascı Dave Holland, 31 Ekim 2014, Cuma günü Zorlu Center’da Festival tutkunlarıyla bir araya gelecek.

Festival’in bir diğer konuğu ise kontrbas sanatçılarının günümüzdeki en önemli temsilcilerinden Grammy ödüllü Christian McBride. Ünlü sanatçı, piyanist Christian Sands ve Grammy ödüllü davul sanatçısı Ulysees Owens Jr ile yayınladıkları son albümleri “Out Here”in turnesi kapsamında 24 Ekim 2014, Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda caz tutkunlarıyla buluşacak.

• Özel Projeler

Tasavvuf muziğinin ana enstrümanı ney’i caz enstrümanları arasına sokan neyzen Kudsi Erguner, “Alman cazının kuyruklu yıldızı” olarak tanımlanan piyanist Michael Wollny ve perküsyon ustası Hamdi Akatay ile 25 Ekim 2014, Cumartesi günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda olacak.

Geçtiğimiz yıl aramızdan ayrılan, 1990’da düzenlenen ilk Akbank Caz Festivali’nden, Kasım 2013’e kadar Festival’in direktörü olarak görev alan ve sayısız caz müzisyeniyle çok sayıda proje gerçekleştiren Mehmet Uluğ, 24. Akbank Caz Festivali kapsamında özel bir gece ile anılacak. İlhan Erşahin’in ev sahipliğinde 28 Ekim 2014, Salı günü Babylon’da gerçekleştirilecek bu özel gecenin bilet geliri, Kaş’ta Mehmet Uluğ adına kurulan Müzik Evi’ni destekleme fonuna aktarılacak.
•  Yeni Kıtadan Caz ve Ötesi 
The New Yorker dergisinin, “Sadece heyecan verici bir trompetçi değil, aynı zamanda zeki bir grup lideri” olarak tanımladığı, günümüzün en önemli trompetçilerinden Ambrose Akinmusire, Festival’in  “Yeni Kıtadan Caz ve Ötesi” bölümünde caz tutkunlarıyla buluşacak. Caz dünyasının en saygın ödullerinden “Thelonious Monk Uluslararası Caz Trompet” ödülü sahibi sanatçı sadece müzikal açıdan değil, şarkı sözleri ve değindiği temalar nedeniyle sanat değeri en yüksek çalışması olarak nitelendirilen son albümü “The imagined savior is far easier to paint”den besteler ile 23 Ekim 2014, Perşembe günü Babylon sahnesinde olacak.
Eleştirmenlerin 21. yüzyılın söz yazarlığı tanımını değiştiren isim olarak nitelendirdiği  “Şair Müzisyen” Patricia Barber, dünyaca ünlü caz dergilerinde 2013’ün en iyi albümü olarak yer alan “Smash”ın dünya turnesi kapsamında hem en yeni besteleri, hem de caz literatürüne girmiş ve klasikleşmiş eserleriyle 26 Ekim 2014, Pazar günü Babylon’da unutulmaz bir gece yaşatacak.
80’li yıllarda pop şarkıcısı olarak tanınan, 90’lı yıllardan itibaren cazın çekiciliğine kapılan ve Chiago Tribune’un “Cazın en çekici seslerinden biri” olarak tanımladığı Amerikalı sanatçı Kathy Kosins, 31 Ekim 2014, Cuma günü Nardis’te vereceği konser ile Festival’e renk katacak.
Cazı, çocuk yaşlarda radyo kanalları arasında gezinirken keşfeden, modern caz, hip hop, soul ve drum’n’bass’ı ustalıkla birleştiren Jose James, günümüzde dünyanın en önemli vokalist ve şarkı yazarları arasında yer alıyor. 2010 yılında yayınlanan “No Beginning No End” albümü ile müziğin Cannes’ı kabul edilen “L’Academie du Jazz Grand Prix”  ödüllerinde ‘en iyi vokal caz albümü’ ödülüne layık görülen Jose James, Festival kapsamında 29 Ekim 2014, Çarşamba günü Babylon’da gerçekleştirilecek konserde son albümü “While You Were Sleeping”den parçalar seslendirecek.
•  Avrupa Cazından Farklı Sesler & Başka Renkler
İtalyan cazının yeni “harika cocuğu” olarak tanımlanan piyanist Claudio Filippini, basta Luca Bulgarelli ve davulda Marcello Di Leonardo’dan oluşan triosu ile 01 Kasım 2014, Cumartesi günü Akbank Sanat’ta olacak.
Rock grubu Radiohead’den ilham alan Hollandalı müzisyenlerden oluşan Zapp4’ün tüm üyeleri yaylı çalgılar çalıyor. Caz formunda altı albüme imza atan ve eleştirmenlerin “doğaçlama ve melodiyi tutkulu sololarla birleştiriyor, zaman zaman korkunç bir enerji, zaman zamansa oldukça durgun bir edayla çalsalar da müziklerinde her zaman şiirsel bir yan görünüyor” diye tanımladığı Zapp4’ün Festival kapsamında 27 Ekim 2014, Pazartesi günü Akbank Sanat’ta vereceği konserden yüzünüzde büyük bir gülümseme ile ayrılacaksınız.
Polonya cazının Tomasz Stanko sonrası yetiştirdiği en önemli caz müzisyeni kabul edilen piyanist ve film müziği bestecisi Leszek Mozdzer, muhteşem performansı ile Festival seyircisiyle buluşuyor. Konserlerinde ince ve mistik bir atmosfer yaratmakta usta olan Mozdzer, 23 Ekim 2014, Perşembe günü Akbank Sanat’ta olacak.
Henüz 24 yaşında olan ve dünyanın en önemli sahnelerinde konserler veren Amsterdam doğumlu piyanist, vokal, besteci, söz yazarı ve aranjör Karsu, 26 Ekim 2014, Pazar günü Caddebostan Kültür Merkezi’nde caz tutkunlarıyla buluşacak. Burdur gölündeki kurumaya dikkat çektiği müzik videosu ile takdir toplayan ve Hollanda’da önümüzdeki dönemde en çok konuşulacak on isim arasına seçilen Karsu, konserde 2012 yılında yayınlanan ve eleştirmenlerce oldukça beğenilen ilk albümü “Confession”dan eserler seslendirecek.
Kendilerine has müzikal stillerini eşsiz bir karışımla yeniden üretmek için bir araya gelen Amsterdamlı dokuz genç müzisyenden oluşan Jungle By Night, hip hop’dan caza, Psychedelic Rock’dan reggae ve latin müziklerine kadar çok çeşitli bireysel ilgi ve zevklerini, Afrika odaklı funk ekseninde birleştiriyor. Etiyopya’nın efsanevi müzik adamı Mulatu Astatke’yi müzikal fikir babaları kabul eden Jungle By Night, neşeli ve enerji dolu performanslarını  30 Ekim 2014, Perşembe günü Babylon sahnesinde sergileyecek.
• Kültürlerarası Buluşmalar

İstanbul’un kaotik atmosferini “harikalar diyarı” olarak gören müzisyenlerin bir araya gelmesiyle oluşan “Wonderland” projesi 24. Akbank Caz Festivali’nde. Usta sanatçı İlhan Erşahin’in klarnet üstadı Hüsnü Şenlendirici ile kurduğu topluluk, geleneksel ile modern arasındaki ses dünyasını İstanbul ekseninde kaynaştırıyor. Erşahin’in İstanbul ile olan ilişkisinin yanı sıra Türk müziğine dair ilgisinin bir ifadesi olan Wonderland projesi dub, trip-hop, elektronik caz, Balkan ve Roman müziklerini melodik bir çizgide bir araya getiriyor. Arabesk, dub, trip-hop, elektronik caz, drum’n’bass, Balkan ve Roman ezgilerinin bütünleşmesine şahit olmak için 31 Ekim 2014, Cuma günü Moda Sahnesi’nde gerçekleşecek İlhan Erşahin’s Wonderland konserini kaçırmayın.

Ortadoğulu kadın şarkıcıların duygu yoğunluğundan ve ince toplumsal eleştirilerinden ilham alsa da, sıradışı vokal anlayışı ile kendi müzik tarzını yaratan, “Tanrıça” lakaplı Yasmine Hamdan, 30 Ekim 2014, Perşembe Günü Moda Sahnesi’nde.

• Bizden Sesler

24. Akbank Caz Festivali’nin “Bizden Sesler” bölümünde Sarp Maden, Engin Recepoğulları Trio, J’ZZ-XPR’SS, İstanbul Gençlik Orkestrası, Islandman caz tutkunları ile buluşacak.

Gitar tonu ve tekniğiyle kendi özgün tarzını oluşturan, cazın sadece duygu değil entelektüel birikim de barındırdığını albümlerinde gösteren Sarp Maden, solo projesiyle Festival’de dinleyiciler ile olacak. Sarp Maden, 24 Ekim 2014, Cuma günü Akbank Sanat’ta gerçekleştireceği konserde doğaçlamalanın sakin atmosferini dinleyenleri ile paylaşacak.

Claudio Fasoli ve Antonio Zambrini’nin oluşturduğu Open Jazz Orkestra ile 12. Avrupa Caz Festivali’nde sahne alan ve bu performanslar sonrası kazandığı burs ile İtalya’da SienaMasterclass Summer Course’da eğitimini tamamlayan Engin Recepoğulları, 25 Ekim 2014, Cumartesi günü triosu ile Akbank Sanat sahnesinde olacak.

Trompet sanatçısı İmer Demirer’in girişimiyle 2013 yılında kurulan J’ZZ – XPR’SS, 2 Kasım 2014, Pazar günü Babylon sahnesindeki konserinde Türk caz sahnesinde önemli bir yere sahip olan Emin Fındıkoğlu, Ali Perret, Aydın Esen, Çağlayan Yıldız ve Can Çankaya gibi enstrümantalist ve bestecilerin özgün beste ve arajmanlardan oluşan bir repertuar seslendirecek. Farklı caz stillerine sahip bestecilerimizin eserlerini bütünlükçü bir atmosferde izlemek için J’ZZ – XPR’SS’in bu özel konserinde yerinizi ayırın.

Türkiye’de cazın en eski kurumsal destekçilerinden biri olan Akbank’ın desteği ile hayata geçirilen İstanbul Gençlik Caz Orkestrası, piyanist, besteci ve eğitmen Baki Duyarlar’ın şefliğinde yolculuğuna devam ediyor. Türk cazının gelişimi için yeni kapılar aralamayı, genç yetenekler için farklı olanaklar sağlamayı ve Türk bestecilerinin özgün bestelerini caz dinleyicileriyle buluşturmayı amaçlayan, cazın en temel grup formatlarından biri olan ‘big band’ oluşumu üzerine şekillenen İstanbul Gençlik Caz Orkestrası’nda yer alan yaşları 19 ile 25 arasında değişen 17 genç müzisyen 24. Akbank Caz Festivali kapsamında, 27 Ekim 2014, Pazartesi günü Caddebostan Kültür Merkezi’nde caz tutkunlarıyla buluşacak.

Adını Farfara grubuyla duyurmuş Tolga Böyük’ün solo projesi Islandman adı altında 24. 1 kasım 2014, Cumartesi günü Babylon’da sahne alacak.

Keşif Yolculukları: Polonya Caz Sahnesi
24. Akbank Caz Festivali’nde bu yıl, Polonya-Türkiye diplomatik ilişkilerinin 600. Yıldönümü nedeniyle 2014 yılı kültür programı kapsamında Akbank Caz Festivali ve Jazztopad Festivali işbirliğiyle “Keşif Yolculukları: Polonya Caz Sahnesi” başlığı altında özel projeler yer alıyor.
Yayınladıkları iki albüm ile Avrupa caz çevrelerince oldukça beğeni toplayan ve çok sayıda festivalde sahne alan Obara International, 30 Ekim 2014, Perşembe günü Akbank Sanat’ta vereceği konser ile Festivalciler ile buluşacak. Alto saksafonda  Maciej Obara, piyanoda Dominik Wania, basta Ole Morten Vagan ve davulda Gard Nilssen’den oluşan topluluğun caz piyanisti Krzysztof Komeda için yaptıkları saygı albümü “Komeda” müzik otoritelerince topluluğun en önemli kaydı olarak kabul ediliyor.
Polonyalı müzisyenler arasında önemli bir yere sahip olan caz piyanisti, besteci ve yapımcı Marcin Masecki, Festival kapsamında cazseverler ile buluşuyor. Yaratıcılığını belli bir müzik türü ile sınırlamayan, tarzı caz, klasik ve deneysel müzik arasında gidip gelen, çok yönlü sanatçı 26 Ekim 2014, Pazar günü Akbank Sanat’ta gerçekleştireceği konserde “vahşi doğaçlamalar”ı ile dinleyenleri büyülemeye hazırlanıyor.
Avrupa’nın doğaçlama müzik dünyasında kendisine şimdiden saygın bir yer edinen, müziğindeki yoğun avangard unsurlara rağmen ülkesinin zengin halk müziği geleneğinden oldukça yararlanan Polonyalı besteci ve klarnet sanatçısı Waclaw Zimpell, 24. Akbank Caz Festivali’ne “HERA” adını verdiği proje ile katılıyor. Zimpell’in Polonyalı üç arkadaşıyla hayata geçirdiği HERA, sahne ve izleyici arasındaki görünmeyen bariyeri yıkmayı amaçlıyor. Müzik otoritelerinin konser performanslarını “ateşli ve her an patlamaya eğilimli” olarak tanımladığı HERA, 31 Ekim 2014, Cuma günü Akbank Sanat’ta vereceği konserle dinleyenlere  unutulmaz dakikalar yaşatacak.
•  Eğlence Kapıyı Çalıyor  
Hollanda’nın en ünlü caz DJ’i olarak tanınan Maestro, efsanevi caz plak şirketi Blue Note imzalı sekiz albüm çıkardı ve altı tanesi platin ünvanını kazandı. Dünyanın bir çok festivalinde yer almış Maestro, funk, caz, latin ve elektronik müziği harmanlayan tarzıyla bu sene 24. Akbank Caz Festivalinde Babylon’da 24 Ekim 2014, Cuma günü sahne alacak.
‘Electro Swing’ tarzını bize tanıtan White Mink Swing’i yeniden yorumlayarak 20’ler ve 30’ların ruhunu günümüz modern dünyasına uyarlamayı başardı. Caz ve swing severler arasında büyük popülariteye sahip White Mink, 24. Akbank Caz Festivali kapsamında 31 Ekim 2014, Cuma günü Babylon’da dinleyicileriyle buluşacak.
PANEL ve ATÖLYE ÇALIŞMALARI
24. Akbank Caz Festivali her yıl olduğu gibi bu yılda pek çok panele ve atölye çalışmasına ev sahipliği yapacak.
PANEL: Anayoldan Çıkanlar
Tüm dünyada toplumsal ve kültürel alanda yoğun değişimlerin yaşandığı 60’lı yıllar, ABD’de ikamet eden Afro-Amerikan toplumunda eşitlik ve özgürlük konularında Radikal yapıları doğurduğu gibi, cazı da derinden etkiledi. Bu dönemin öfkeli ama son derece yaratıcı müzisyenleri, ana akım cazının beyaz Avro-Amerikan kültürünün hegemonyasına girdiğini savunmuş, devrin muziğine ve ekonomik koşullarına küçük çapta bir başkaldırı başlatmışlardır. Cazda Afrika müziğinden uzaklaşıldığını ve köklerden kopmanın politik alanda savunulan eşitlik ve özgürlük kavramlarıyla ters düştüğünü söyleyerek özgür cazın ilk örneklerini veren bu eşsiz sanatçıların anayolu terk etme öykülerinin siyasal, sanatsal ve ekonomik boyutları caz programcısı Hakan Rauf Tüfekçi moderatörlüğünde Sevin Okyay, Tolga Tüzün ve Çağatay Yıldız tarafından masaya yatırılacak.
25 Ekim 2014, Cumartesi Saat: 14.00 Yer: Akbank Sanat
PANEL: Caz Müziğinde Kadın Olmak
Çoğunlukla “vokalist” olarak kendisine sahne bulan kadın caz müzisyenlerinin tarihsel açıdan kazanımları ve kayıpları usta yazar, çevirmen ve radyo programcısı Sevin Okyay moderatörlüğünde, ceylan ertem, Karsu Dönmez ve Selen Gülün tarafından değerlendirilecek.
27 Ekim 2014, Pazartesi Saat:14.00 Yer: Akbank Sanat
PANEL: Caz Hakkında Yazmak
“Müzik sadece müzik değildir” sözüne “caz” kadar örnek gösterilebilecek pek az müzik türü vardır. Akademisyenler tarafından siyasal, ekonomik, psikolojik ve sosyolojik açılardan defalarca incelenen caz, sinemadan fotoğrafa, resimden edebiyata kadar pek çok sanat türüyle karşılıklı etkileşimde bulunmuştur. Caz müzisyenleri ile röportajlar yapan, sanatçıların biyografilerini yazan, son çıkan albümleri tanıtan, izledikleri konser ve festivalleri eleştiren bu yazarların keyifli ve gizemli dünyası “Jazz Dergisi”nin editorü Zuhal Focan moderatorlüğünde, günümüzün caz yazarları ile açığa çıkacak. Kimbilir, caz hakkında yazı yazmak icin ilham alacağınız, cesaret bulacağınız gün bugündur.
01 Kasım 2014, Cumartesi Saat: 14.00 Yer: Akbank Sanat
ATÖLYE: Çocuklarla Caz 
Orff Yaklaşımı’na dayalı olarak yapılacak “Çocuklarla Caz” atölye çalışmasında, en temel caz ritmi olan swing, beden perküsyonu, tekerlemeler ve oyunlarla çocuklara tanıtılacak. Bu ritmin üzerine Orff Çalgıları (Ksilofon, metalofon, vurmalı çalgılar) kullanılarak basit eşliklerle birlikte
çocuklarla beraber melodik doğaçlamalar yapılacak ve ortaya çıkan parçalar düzenlenerek çocuklardan renkli bir caz orkestrası oluşturulacak.
25 kim Cumartesi Saat: 14.00 Yer: Akbank Sanat
ATÖLYE: Çocuklarla Beden Müziği Atölyesi 
Festivalin küçük cazseverlere yönelik etkinliklerinden biri de “Çocuklarla Beden Müziği Atölyesi”. Sesin, sessizliğin, elin, parmakların, ayakkabının, rüzgarın, bakışların, kısacası her şeyin müziğe ve ritme dönüştüğü, çocukların hayal gücü ve yaratıcılıklarının yardımıyla müziğin büyülü dünyasına gerçekleştirecekleri bu yolculukta kılavuzumuz uzman psikolog, eğitimci, yazar ve oyuncu Burcu Tekin. Sonunda çocukların “doğaçlama” olarak hazırlayacağı kısa bir gösteri gerçekleştirilecek olan  atölye çalışması çocuklar ve ebeveynleri için yeni algı kapıları açacak.
01 Kasım 2014, Cumartesi Saat: 14.00 Yer: Akbank Sanat
ATÖLYE: Drum&Bass Magazine // Gitar Dergisi Atölyeleri
Bu sene 24. Akbank Caz Festivali kapsamında ikinci kez gercekleştirilecek Drum&Bass Magazine – Gitar Dergisi Atölyeleri, enstrümanlara ve müziğe ilgi duyan her yaştan amatör ve profesyonel katılımcıları bekliyor. Atölyeler sayesinde katılımcılar müzik bilgilerini arttırırken hem iyi vakit gecirecekler, hem de deneyimli eğitmenlerle tanışma imkanı bulacaklar.
02 Kasım 2014, Pazar Saat: 11.00- 21.30 Yer: Akbank Sanat
ATÖLYE:Tap Away
Atölye Dans’ta canlı piyano eşliğinde gerçekleştirilecek “Tap Away” atölye çalışmasında, katılımcılar, 19. yüzyılda ABD’de ortaya çıkan ve daha sonra tüm dünyaya yayılan tap dansının tüm inceliklerini eğitmenlerle beraber pratik etme şansı yakalayacak. Etkinlik ile tap dansının çeşitli  kombinasyonlarından faydalanarak, katılımcıların günlük hayatın stresinden kurtulmaları ve “Singing in the Rain” gibi  eski  müzikallerde hissedilen neşeli atmosferin günümüzün zor şehir hayatında yeniden yakalanması amaçlanıyor.
25 Ekim 2014, Cumartesi saat: 15.00 Yer: Atölye Dans
1 Kasım 2014, Cumartesi saat: 15.00 Yer: Atölye Dans
• CAZLI BRUNCH
Festival’in kulağa olduğu kadar damak zevkine de hitap eden ve büyük ilgi gören Cazlı Brunch’ları 24. yılda da devam ediyor. Haftaya caz müziği eşliğinde keyifli başlangıç yapmak isteyenler için, ilk olarak 26 Ekim 2014, Pazar günü tasarımıyla büyük beğeni toplayanBeyoğlu’nun konsept otellerinden Mama Shelter’de düzenlenecek Cazlı Brunch’da Uninvited Jazz Band sahne alacak. Grup, 1920’lerin swing ve blues klasiklerinden oluşan repetuarıyla hafta sonu keyfinize renk katacak.
Uninvited Jazz Band, 2 Kasım 2014, Pazar günü ise bu yıl üçüncü kez Cazlı Brunch’a ev sahipliği yapacak olan Hilton ParkSA’da sahne alacak. Hilton ParkSA’nın nefes kesen boğaz manzarası ve caz muzik eşliğinde gercekleşecek brunch’ta lezzetli açık büfe ve cazın en ateşli dönemlerinden gelen melodiler duygularınızı ele geçirecek.
Akbank Sanat Kafe’nin 25 Ekim ve 1 Kasım tarihlerinde  evsahipliği yapacağı “Akbank Sanat Kafe’de Akşam Üstü Caz” kapsamında Türk cazının genç yeteneklerini dinleyebilir, kendinizi caza bırakıp günün yorgunluğunu atabilirsiniz.
•   LİSELERDE CAZ ATÖLYELERİ
Müzik ile ilgili olsun ya da olmasın, lise çağındaki birçok gence ulaşmayı, onlara caz müziğini tanıtmayı ve  sevdirmeyi amaçlayan ve bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilecek olan “Liselerde Caz Atölyeleri”, yine Festival’in en önemli etkinliklerinden biri olmaya aday. Soru ve cevap şeklinde gerçekleşecek sohbetler boyunca gençler, M. Cem Tuncer, Ercüment Orkut ve Ediz Hafızoğlu ile bir araya gelerek caz müziğini ve enstrümanlarını yakından tanıma fırsatı bulacaklar.
“Liselerde Caz Atölyeleri”, 22 Ekim Çarşamba günü Üsküdar Amerikan Koleji ve Alman Lisesi, 23 Ekim Perşembe Özel Şişli Terakki Lisesi ve Özel ENKA Lisesi, 24 Ekim Cuma Avusturya Lisesi ve Galatasaray Lisesi, 27 Ekim Pazartesi kabataş Anadolu Lisesi ve İstanbul Amerikan Robert Lisesi’nde ücretsiz olarak gerçekleştirilecek.
•   KAMPÜSTE CAZ
Akbank Caz Festivali’nde festival içinde festival rüzgarını estiren, artık bir Festival klasiği haline gelen “Kampüste Caz” bu yıl da yoluna devam ediyor. Festival’in en önemli etkinliklerinden biri olan Kampüste Caz, 3-14 Kasım tarihleri arasında Gaziantep, Adana, Kayseri, Ankara, Eskişehir, Edirne, Çanakkale ve İzmir’de cazın coşkusunu ve heyecanını üniversiteli gençlerle buluşturuyor.
1850’lerden sonra Orta ve Doğu Avrupa halklarının folklorik ezgileriyle kendi yerel müzikal geleneklerini biraraya getiren müzisyenlerin, daha sonraları Amerika’da sınırlı ölçüde de olsa cazla beslenmeleriyle birlikte temelleri atıklan ve günümüzde “klez jazz” olarak adlandırılan yeni bir caz türünün en özgün topluluklarından Cukunft, Kampüste Caz kapsamında Anadolu’yu dolaşacak.
Polonya-Turkiye diplomatik ilişkisinin 600. yıldönümü nedeniyle 2014 Kültür Programı kapsamında Akbank Caz Festivali ve Jazztopad Festivali işbirliği ile gerçekleştirilecek proje ile Cukunft, Kampüste Caz boyunca gençlere görsel ve işitsel bir şölen yaşatacak.

Birinci ve ikinci bölümünü daha önce yayınladığımız (1.Bölümü , 2.Bölümü okumak için Tıklayınız) yazımızın bugün üçüncü bölümü ile devam ediyoruz. İyi okumalar!

ÖĞRETMEN FAKTÖRÜ

Her alanda olduğu gibi çalgı eğitimine yönelik olarak da öğretmen faktörünün, eğitimin temel kalitesinde en  önemli unsurlardan biri olduğu belirtilebilir. Bu bağlamda, öğretmenin çalgı dersine yönelik yeterlilikleri  gündeme gelmektedir. Çalgı öğretmeninin kendi bilgi ve donanımının yanı sıra, dersteki tutum, davranış ve uygulamaları da eğitimin sonuçlarını etkilemektedir.

Öğretmenlik özel bilgi ve beceri isteyen önemli bir meslektir. Öğretmen, eğitim ortamında yol gösterici, tutarlı  bir orkestra şefi gibi davranmalıdır. Yoksa bilgi aktaran, bulan, yapan değil, bunlarla birlikte ve daha çok  bulduran, yaptıran, çözdürebilen olmalıdır. Hiçbir öğrencinin diğerinin özdeşi olmadığı unutulmamalı, bireysel  ayrılıklar göz önünde tutulmalı, eğitim öğretim ortamı buna göre düzenlenmelidir. Yeni çok seçenekli öğrenme öğretme yöntemleri işe koşulup, öğrencilerin yeteneklerini geliştirmelerine olanak tanınmalıdır. (Sönmez, 1994)

Öğretmenin çalgı çalmayla ilgili doğru bilgi ve becerilerle donanımlı olması, bir zorunluluk olmakla birlikte,  bireysel olarak yapılan çalgı eğitimi için bu bilgi ve becerilerin öğrenciye aktarılması, çoğu kez yeterli  olamamaktadır. Bu aşamada öğrencinin öğrenme kapasitesi kadar, öğretmenin her öğrenciye göre geliştireceği  öğretme yöntemleri üretme yeteneği de büyük önem taşımaktadır.( Uluç, 2006 ).

Çalgı eğitimi hangi ortamda yapılırsa yapılsın, eğitimin amaçlarını gerçekleştirebilecek yetkinlikte bir çalgı öğretmeninin varlığı gerekmektedir. Kurs dahi olsa çalgı eğitiminin yapıldığı kurumlarda, çalgı

öğretmeninin müziksel bilgi birikimi, sanatsal düzeyi, pedagojik formasyon bilgisi, müzik aletlerini çalma tekniklerine hakim olması, öğretim yöntem ve tekniklerini uygulayabiliyor olması oldukça önemlidir. Müzik aleti eğitimcisinin  çalgısını iyi düzeyde çalıyor ve derste kullanıyor olması, dersin verimli geçmesini etkileyen temel unsurlardandır.

Müzik aleti ile ilgili teknikleri ve çalma yöntemlerini iyi bilen ve öğreten, müzik  literatürünü iyi tanıyan, sanatçı kimliğini öğrencilere yansıtan, çalışılan etüt ve eserlerde doğru, temiz ve yorumlu çalma unsurlarını önemseyen öğretmenin başarılı olma olasılığı oldukça yüksektir.

Çalgı öğretmeninin eğitime dönük başarısında, öğrenci ile olan diyalogu, müziksel iletişimi ve paylaşımı oldukça önemlidir. Öğrenciye kendisini ve dersini sevdiren öğretmen, büyük ölçüde başarıyı yakalama fırsatı  bulacaktır. Öğrencinin derse yönelik güdülenmesinin ve motivasyonunun sağlanması öğretmen başarısıyla orantılıdır.

Nitelikli bir çalgı öğretmeni, mutlaka öğreteceği konuyu iyi bilmeli ve bunu öğretim ortamında dersine  yansıtabilmelidir. Öğretmen, canlı ve enerji dolu, ayrıca öğretme isteğine sahip olmalıdır. Öğretmen, öğrencisine yakın davranmalı, onun duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışmalıdır.

Öğrencisine öz güven kazandıran, ders içi ve ders dışı yardımlarla öğrenciyi destekleyen, onu en üst düzeyde  yetiştirmeyi amaç edinen çalgı öğretmeni, nitelikli müzik enstrümanı eğitimi adına önemli bir sorumluluğu yerine getirmiş olacaktır.

MOTİVASYON FAKTÖRÜ

piyano öğrencisi narsanat.com

 

Çalgı  öğretiminde başarılı olabilmenin, öğrenci ve öğretmenin derse yönelik motivasyonlarıyla ilgili olduğu  belirtilebilir. Sosyal bir ortamda gerçekleşen müzik dersleri, öğrencinin bir diğerinden daha iyi olmak, öğretmen ve aile tarafından takdir görmek ve yeteneği karşısında alkış almak gibi faktörlerle motive olmasını sağlar(Baldassare, 1999).

Müzikal motivasyonu ele alan birçok çalışma, aileye ve daha az ölçüde öğretmene odaklanmıştır. Bir çok  konuda fedakar davranmaları gerekmesine rağmen, küçük çocukları neyin müziğe ittiği konusunda çok az  düşünülmüştür. Buna ek olarak yaşıtların rolü, okul çevresi ve motivasyon sağlayan daha geniş kavramlar gibi öğrencilerin potansiyelleri ve belirli bir uzmanlıkları olduğu halde, enstrüman çalmayı bırakmalarının nedenleri  ise çok az araştırılmıştır ( Hallam, 2002 ).

Çalgı eğitimi içsel davranış ve duygularla bağlantılı olduğu için, içsel motivasyonun oldukça önemli olduğu bilinmelidir.

İçsel motive olan öğrenciler, kendi tatminleri için bir görevi sürdürebilirler. Bu tür motivasyonda öğrenme, tek bir araç olmaktan daha ziyade zevk veren genel bir  deneyime dönüşür. Öğrenim yaşamlarının başlarında içsel motivasyon yönünde cesaretlendirilen öğrenciler, sonraki eğitimlerinde de içsel motivasyonu sürdürürler. Böylece, başarı motivasyonu için temeller oluşturulmuş  olur. Bunlara ek olarak içsel motivasyona sahip öğrenciler, dışsal motive olmuş akranlarıyla göreceli olarak karmaşık bir vazifeyi daha iyi icra etme yeteneğine sahip olurlar.

Bir de harekette bulunma isteğinden yoksun olma durumu vardır ki, bu da amotivasyon olarak adlandırılır.  Amotive olunduğu zaman, kişinin davranışları isteksizdir. Amotivasyon bir aktivitenin anlamsızlaşmasıyla sonuçlanır. ( Ryan, 1995 ) Kaynağı, etki alanı ve etki derecesi konusunda çeşitli tartışmalar yürütülürken,  motivasyonun öğrenmede önemli bir yere sahip olduğu, ortak kabul gören bir görüş olarak ortaya çıkmaktadır.

Yine öğrenme sürecindeki bazı sorunların kaynağının burada yattığı, başarı ve başarısızlıkların önemli bir  oranının motivasyonla açıklanabileceği genel kabul görmektedir. Çalgı eğitiminde kesintiye uğramamak adına  motivasyon yaratabilecek durumların tedbiri önceden alınmalıdır.

ÖZYETERLİK FAKTÖRÜ

Çalgı eğitiminin sağlıklı ve başarılı sürdürülebilmesi ile özyeterlik kavramının doğrudan bağlantısı bulunmaktadır.

Öğrenme sonuçları, bireyin öğreneceği konuyla ilgili yeterliliğini, anlayışını arttırır. Öğrenme amaçları, bilginin stratejik geçiş sürecinde derinleşmesiyle ilgilenir, bu da okul başarısını arttırır. Özyeterlik duygusu yüksek  bireylerin, başarı düzeylerinin de yükseldiği belirtilebilir (Açıkgöz Ün, 1996).

Özyeterlik, Bandura’nın sosyal öğrenme kuramında öne çıkan önemli bir kavram olup, bireylerin olası durumlar  ile başa çıkabilmek için gerekli olan eylemleri ne kadar iyi yapabildiklerine ilişkin bireysel yargılarıdır (Bandura 1982). Tschannen-Moren ve Woolfolk Hoy (2001:784) ise yaptıkları bir araştırmada, özyeterliğin “Kişinin yeni  bir durum karşısında, başarı düzeyinin ne olacağına ilişkin kendisi ile ilgili olan beklentileri” olduğunu  belirtmişleridir. Bu bilgiler ışığında çalgı çalmaya yönelik özyeterlik, çalgı çalma konusunda kişinin kendini  ne kadar yeterli hissettiğine dair bireysel yargıları olarak tanımlanabilir.

Kişinin yapacağı bir işe yönelik olan bireysel yargıları, içsel ve dışsal nedenler gibi farklı etmenlerden

etkilenebilir. Mathews, kişinin bir işi başarmasına yönelik motivasyonun ve becerinin tek başına yetenekten ve  bilgiden çok, o işe karşı geliştirilen özyeterlik algısı tarafından belirlendiğini belirtmiştir. Yapılacak olan işe dair bilgi ve beceri kazanımının da seviyesini, özyeterlik algıları belirlemektedir. Çalgı çalmaya yönelik öz yeterlik algısı da gerek teknik gerekse müzikal sorunların çözülmesinde büyük etkendir. Bireyin çalgı çalmaya yönelik sahip olduğu öz yeterlik algısı bireyin çalgı çalmak için ne kadar efor harcayacağını ve karşılaştığı bir sorunu çözmek için ne kadar zaman ayıracağını belirler. Kişinin kendisini çalgı çalmak konusunda yetersiz hissetmesi,çalgı çalışmalarına ayıracağı süreyi olumsuz yönde etkileyebilir. Kendisini çalgı çalmak için yeteneksiz hisseden birey ne kadar çalışırsa çalışsın başarıya ulaşamayacağını düşündüğü için çalgı çalışmayı bırakabilir.

(Şeker ve Bilen, 2010:116). Bu yaklaşımlardan, özyeterliğin bireye kazandırılmasının ne kadar önem taşıdığı anlaşılmaktadır.

AKTİF ÖĞRENME FAKTÖRÜ

Çalgı eğitiminde, eğitilene o eğitim sürecinin gerektirdiği sorumlulukları vererek, aktif öğrenme olarak tanımlanan öğrenme biçiminden yararlanılabilir.

Aktif öğrenme, öğrenenin öğrenme sürecinin sorumluluğunu taşıdığı, öğrenene öğrenme sürecinin çeşitli  yönleri ile ilgili karar alma ve karmaşık öğretimsel işlerle, öğrenenin öğrenme sırasında zihinsel yeteneklerini kullanmaya zorladığı bir öğrenme sürecidir(Açıkgöz, 2003: 17).

Aktif öğrenme anlayışına göre öğrenmenin nasıl gerçekleştirileceği, ne kadar öğrenildiği ve öğrenmeyle ilgili  eksiklerin neler olduğu gibi kararları öğrenen almalıdır. Öğrenme sürecinde, öğrenenin öğrenmeyi nasıl gerçekleştirdiği, ne kadar öğrendiği, eksiklerin neler olduğu, nasıl yoğunlaşacağı, ne zaman ve kimden yardım  isteyeceği, nasıl kavrayacağı, öğrenme süreçlerinin amaçları ile ilgili bir dizi karar alınır. Geleneksel öğretim  yöntemlerinde bu kararları öğretmen alırken, aktif öğrenmede bu kararlar öğrenci tarafından alınır(Sönmez, 2003: 114).

Çalgı üzerinde aktif öğrenmeye yönelik çalışmaların, yıllardır uygulanan ve bilimsel yanı bulunan öğretim  sistemlerini dışlayacağı düşünülmemelidir. Çalgı öğrencisinin, öğrenmesini kolaylaştırmak ve zevkli kılmak amacıyla, karşılaştığı problemleri nasıl çözeceğini düşünmesini sağlamak, aktif  öğrenmenin temel  ilkelerindendir.

Yazının 4. bölümü ve kaynaklar daha sonra yayınlanacaktır.

Diren C.

pera-muzesiPera Müzesi’nde Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen bir sergi, son yılların sanat gündemindeki en popüler konulardan biri olan “Graffiti ve Sokak Sanatı”na odaklanıyor.

Yaz biterken, biz ona henüz doyamamışken, bu hafta sonu kendinize yazı, şiiri, başkaldırıyı, sevgiyi, resmi ve içinizde uçuşan kelebeklerle, ruhunuzu bir türlü rahat bırakmayan gel-gitleri hatırlatacak bir şey yapın:

Sokağa çıkın. Ve “Duvarların Dili”ne kulak verin.

Ülkenin en saygın ve doğurgan müzelerinden Pera Müzesi, yurtta ilk kez gerçekleştirilen bir sergiye evsahipliği yapıyor:

“Duvarların Dili: Graffiti / Sokak Sanatı”

 

Ancak Coşkulardan Korkanlardır, Graffiti’den Korkanlar

Duvarlara yazılar ve resimler yoluyla yansıtılan coşkuların görsel bir şölene dönüştüğü  uygulamaya verilen isimdir; graffiti.

Kimileri şiirin ve sanatın sokakta öyle çırılçıplak can bulmasından ölesiye korkar ve graffitiyi yıkıcılıkla değerlendirirken, duygulardan korkmayan, hele de sanata karışmış duyguların peşini sürenler için sanatın sokaktaki izidir o.

Ve aslında dillere pelesenk o “topluma mal olmuş” lafının en gerçek örneğidir. Sanatçı, sanatını da duygusunu da halkla paylaşır.

Herkese açıktır, bonkördür graffiti, herkes ondan bir şey alır.

Bedavadır; hava gibi, su gibi, sevda gibi.

Cesurdur. Parmakla gösterir.

Sorunludur. Elbette! Çünkü sorunların tam ortasından doğar.

Sancılıdır. Ve taşarak yayılır.

Renk renk.

Herkes için vardır artık. Tekilden, genele yayılır.

Belki de bundandır, ürkünç oluşu bazılarına; sisteme, statükoya, durgun sulara başkaldıran duygular dalga dalga yayılır.

Çok yaşasın!

 

Dört Koldan ve Rengarenk

“Duvarların Dili: Graffiti / Sokak Sanatı” sergisi Roxane Ayral küratörlüğünde gerçekleşirken, Amerika, Almanya, Fransa, Japonya ve elbetteki Türkiye’den de olmak üzere 20’den fazla sanatçıyı konuk ediyor. İsim vermek gerekirse, Futura, Carlos Mare, Cope 2, Turbo, Wyne, JonOne, Tilt, Mist, Psyckoze, Craig Costello (aka KR), Herakut, Logan Hicks, C215, Suiko, Evol, Gaia, Tabone, Funk ve No More Lies gibi pek çok farklı jenerasyon ve disiplinden öne çıkan sanatçıları saymak mümkün. Yanı sıra, müzenin duvarlarında Martha Cooper, Henry Chalfant ve Hugh Holland gibi fotoğrafçıların arşivlerinden de ölümsüzleşmiş karelere rastlayacak, sergiyi dolaşan. Ve sergiye dair, şahane bir detay daha var ki; o da, hem Beyoğlu, hem de Beşiktaş Belediyesi’nin bu sergiye dışardan, hem de işin felsefesine yaraşır şekilde bizzat sokaktan katılıyor, katkı sağlıyor olması.

Lafın kısası, Pera Müzesi’nin duvarları Ağustos ayından bu yana, dünyanın dört bir yanından ve her koldan rengarenk ruhlarla sarılmış vaziyette. Bu nefis çember, 5 Ekim’e kadar sürecek.

Tıpkı benim gibi duvardan duvara, pek çok duyguya, yansımaya ve üsluba aynı anda ve hızla kaptırmak istiyorsanız kendinizi ve sonra tekrar tekrar, usul usul her duvarın içine girmek ve ince ince katılmak istiyorsanız hikayeye, bu eşsiz sergiyi sakın kaçırmayın.

Serginin önemli bir özelliği ise sanatçıların işlerini burada, müzenin içerisinde gerçekleştirmeleri.

Duvarların Dili – Graffiti Sokak Sanatı Sergisi, 13 Ağustos – 05 Ekim 2014 tarihleri arasında Pera Müzesi’nde görülebilir. 

Adres:  Meşrutiyet Caddesi No.65 Tepebaşı – Beyoğlu – İstanbul

Telefon: 0 212 334 99 00.

Yazar: @Vhilosopher – vuslaterkmen.com

Kaynak: Milliyet

Tanıtım Videosu

Müzik eğitimi konusunda sıkça karşılaşılan sorunları ve olası çözüm  yollarını bu yazı ile irdelemeye çalışacağız.  Günümüzde özellikle devlet okullarında sanat eğitimin gözardı edilmesi, adeta yok kabul edilmesi ya da özel okulların bir kısmında matematik, fen, kimya gibi dersler kadar önemsenmeyen ve dolaysıyla veli ve çocuk/gençlerin bu eksikliği ve açığı farklı mecralarda gidermeye çalışması pek çok sorunu  da beraberinde getiriyor. Bu yazı ile konuya bir nebze açıklık getirmeye çalışıp, akademik çalışmalara yol açmasını diliyoruz. Genel olarak akademisyenler, okullardaki sanat eğitimleri hakkında makale yazarken özel sanat eğitimlerine yeterince önem vermemekte ve incelememektedirler. Oysa gerek sayısal gerekse biçem olarak artık toplum için bir hayli önemli konuma gelen ve ciddiye alınması gereken sanat eğitimlerinin okul dışı durumu akademisyenlerin mercek altına almasını diliyoruz.

bakırköy

Okul dışı müzik eğitiminde veli ve öğrencilerin karşılaştığı sorunlar ve çözüm önerileri (1)

Bölüm -1-

Sanatın en önemli dallarından biri olan müzik, çok eski çağlardan bu yana insanların ve toplumların kendini ifade etme, anlatma ve birbirleri ile uzlaşma ve iletişim yolu olmuştur. Bu anlamda bir kültür öğesi olan müzik; kendini hemen her alanda çok yönlü ve karmaşık bir şekilde belli edip,  insan yaşamında vazgeçilmez bir yere ve öneme sahip olmuştur.

Müzik eğitimi; genelden özele doğru “genel müzik eğitimi”, “özengen (amatör)  müzik eğitimi”  ve “ mesleki müzik eğitimi”  olmak üzere üç ana türe ayrılır. Genel müzik eğitimi; özengen ve mesleki müzik eğitiminin temelini oluşturmaktadır ve her yaşta, her aşamada olan her bireye yönelik bir müzik eğitimini kapsar. Özengen müzik eğitimi, müziğe amatörce istekli, ilgili kişilere; mesleki müzik eğitimi ise müzik alanının bütününü veya bir dalını kendisine meslek olarak seçen ve konu alanı uzmanı olacak kişilere yöneliktir (Uçan, 1997: 30- 33).

Müzik eğitimi Türkiye’de güzel sanatlar liseleri, konservatuarlar, üniversitelerin eğitim fakültelerine bağlı güzel sanatlar eğitimi bölümü, müzik öğretmenliği anabilim dalları, BAKIRKÖY PİYANO KURSLARImüzik dershaneleri-Kursları-, özel dersler ..v.b aracılığı ile yapılmaktadır.

Tüm müzik aletlerini öğrenmek ve öğretmek, diğer dallarında olduğu gibi bir eğitim sürecini kapsar. Bu eğitim ve öğretimin etkili, başarılı ve kalıcı olabilmesi için, bir takım ilkeler doğrultusunda olması beklenir. Ancak, sanat  eğitiminin yaratıcılığa açık olması ve dar kalıplarla sınırlandırılmaması gereğinden yola çıkarak  müzik eğitiminde de özellikle öğretim yöntemlerini çalgıdan ve öğrenciden daha fazla verim almaya yönelik, sınırları geniş, aynı zamanda farklı disiplinlerden de faydalanarak, yeniliklere açık olarak geliştirmek gerekir. Bu bağlamda, müzik eğitiminde, öğretim yöntemlerine yönelik farklı arayışlar ( çalma/çalışma yöntemlerine farklı alanlardan yeni boyutlar eklenmesinin performansa olası katkıları vb. ) ön plana çıkmaktadır ( Yağışan, 2008 : 7). Müzik aletlerini çalmada, müziksel işitme çok önemlidir. Ayrıca, iyi bir işitme yeteneği ve tartım duygusu, sağlıklı beden ve ruh hali gereklidir.  Müziksel işitmesi yetersiz olan öğrenci, yanlış sesler üretecektir. Doğru ve temiz sesler iyi bir işitmeyle ilgili olduğu kadar,

müzik ve çocukBugün sizlerle genel anlamda kurslarda çalışan öğretmen ve eğitmenlerin karşılaştıkları sorunlar ve  yaklaşımlardan bahsetmeye çalışacağız. Müzik eğitiminin amaçladığı temel bilgi ve beceriler arasında, doğru duruş, tutuş, temiz ses üretebilme, müzik çalgısının yapı ve özelliklerini bilme, belli düzeydeki etüt ve eserleri seslendirebilme vb. bir takım konular bulunmaktadır.

 Ülkemizde Mesleki Eğitimler Dışında Kalan Yerlerde Çalgı Eğitimi Yapılan Ortamlar

Müzik Eğitimi, ülkemizde özgün ve yaygın eğitimdeki yönelim ve uygulamalarıyla ele alındığında, oldukça  yaygın bir kullanıma sahiptir. Fakat, birbirine benzer kurumlarda ya da ortamlarda, nitelik açısından oldukça farklılıklar olduğu gözlemlenmektedir.

Mesleki eğitim veren konservatuvarları ve Güzel sanatlar bölümünün Müzik bölümlerini bugünkü yazımızın dışında tutmaya çalışacak daha çok kurslardaki eğitimleri incelemeye çalışacağız.

Mevcut kurslar veya bireysel eğitimlerde “Bireysel Çalgı Eğitimi” ders programlarının ayrıntılı şekilde planlanması ve uygulamaya geçirilmesi önemlidir. Ayrıca, çalgı eğitiminde ilk andan itibaren iyi bir planın yapılması ve bu eğitimi verimli kılacak her türlü olanağın hazırlanması, kısaca iyi çalgı eğitiminin  yapılabilmesini sağlayabilecek standardın  oluşturulması ve bunun giderek arttırılması gerekmektedir(Uslu, 1998:183).

Kursların yanı sıra  Halk Eğitim merkezleri, çeşitli sanat  merkezleri, bazı dernekler ve cemiyetler ile özel dersler sayılabilir. Bu ortamlarda yapılan müzik eğitiminin niteliğinde, büyük farklılıklar bulunduğu gözlenmektedir. Bu ortamlarda sürdürülen eğitimin de mutlaka uzman öğretmenler tarafından, yöntemli ve programlı yapılması gerekmektedir. Yaygın eğitim ortamında niteliğin önemsenmesi açısından, denetim unsurunun işletilmesinde eğitim sonuçlarının gözlemlenmesinde yarar olacaktır.

Amatörce yapılan müzik öğretiminin, doğru ve tutarlı biçimde yapılması sağlanmalıdır. Yaygın eğitimde  sürdürülen çalgı derslerine destekleyici olunmalıdır. Bazen bu ortamlarda eğitilenler, zaman içerisinde mesleki bir eğitime de yönelebiliyorlar. Çalgı dersleri, özel dersler de dahil olmak üzere, yapıldığı her  ortamda, amacına ulaşacak biçimde gerçekleştirilmelidir. Bu derslerde çalgı öğretilen bireye kazandırılması  gereken temel beceriler oluşturulmalıdır. Aksi takdirde (bilişsel, duyuşsal, devinişsel) yapılan eğitim yetersiz ve göstermelik olacak, dolayısıyla bu derse ayrılan zaman ve emek boşa gidecek, beklentiler

Sonraki yazımızda ”  Kurslarda çalgı eğitiminde karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri “ile devam edeceğiz.

(Kaynakça detayı yazının tamamı bittiği zaman verilecektir)

Diren C.

         Ülkemizde en çok emeklilerin tercih ettiği fakat aslında çalışanların da stresli iş ortamlarından uzaklaşmak için denemelerini tavsiye ettiğimiz zevkli bir hobidir koro eğitimi. Tüm hafta boyunca yoğun iş temposunda çalışan insanların kendini tazeleme ihtiyacı ve kafasını boşaltma arzusu  ağır basmaktadır.

koro

 

İşte biz burada devreye giriyoruz sizleri o stresli ortamdan uzaklaştırmak  ve müzik eşliğinde değişik dünyalara götürmek için 2014-2015 koro sezonu için çalışmalara davet ediyoruz. Her şarkıda başka kişiliğe büründürüyoruz. Kimi zaman hüzünlendirirken, kimi zaman neşelendiriyoruz. Sizi sizden alıp tekrar size iade ediyoruz. Emekliler, ev hanımları ve “ev erkekleri” sizleri de çoluk çocuğunuzun dertleri, geçim sıkıntısı ve  memleket meselelerinden uzaklaştırıp pamuk gibi yapıyoruz.

Bunlar espri ile karışık olsa da aslında gerçek. Her şeyin baş döndürücü hızla geliştiği ve hayatın olanca hızıyla geçtiği zamanımızda hepimizin bir hobiye ihtiyacı var. Sesim güzel mi değil mi kaygısından kurtulun ve bize uğrayın misafirimiz olun. Bir kez katılın müzik sizi sarsın sarmalasın ondan sonra karar verirsiniz…

Bizler sizin için Bakırköy’deyiz.

Gündüz grubu çalışma gün ve saatlerimiz Pazartesi-Perşembe 14.00-16.00

Akşam  grubu çalışma gün ve saatlerimiz Pazartesi-Perşembe 19.00-21.00

Adresimiz için  lütfen TIKLAYINIZ.

Bu yıl Zafer Bayramımızın 92. yılını kutlayacağız.

30agustos-zafer-bayramı

30 Ağustos Zafer Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ulusal bayramıdır. Her yıl 30 Ağustos günü kutlanır. Zafer Bayramı, 1922 yılında 26 Ağustos’ta başlayıp, 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da Mustafa Kemal’in başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ni (Büyük Taarruz) anmak için kutlanan bayramdır. İşgal birliklerinin ülke sınırlarını terketmesi daha sonra gerçekleşse de, 30 Ağustos sembolik olarak ülke topraklarının geri alındığı günü temsil eder.

Zafer Bayramı, ilk defa 30 Ağustos 1923 günü Afyonkarahisar, Denizli, Kahramanmaraş, Ankara ve İzmir’de kutlanmıştır. Resmî olarak Zafer Bayramı ilân edilmesi 1935 yılının Mayıs ayında olmuştur. Zafer Bayramı, tüm yurtta törenlerle kutlanır. Devlet erkânı ve yurttaşlar, Ankara’da Anıtkabir’i, diğer illerde de anıt ve şehitlikleri ziyaret edip, Mustafa Kemal Atatürk’e, silah arkadaşlarına ve komutasında savaşmış askerlere şükranlarını sunar. Hemen hemen her yerleşim yerinde, askerî birlikler geçit törenlerine katılır. Ayrıca dış temsilciliklerde de çeşitli kutlamalar yapılır. 30 Ağustos günü, Türkiye’de resmî tatildir.

Hepimize kutlu olsun.

Lozan sergisi açılıyor…

İnönü Vakfı tarafından hazırlanan ‘Lozan’dan Cumhuriyet’e İsmet İnönü’ sergisi 1 Eylül’de açılıyor. Sergi Cumhuriyet’in ilk yıllarına dair birçok belge ve kaynağı barındırıyor.

lozan-antlaşması

Lozan Antlaşması’nın imzalanmasının 90. yılı etkinlikleri kapsamında hazırlanan ‘Lozan’dan Cumhuriyet’e İsmet İnönü’ sergisi, 1 Eylül – 11 Ekim tarihleri arasında FMV Galeri Işık’ta ziyaret edilebilecek. Geçtiğimiz yıl Türkiye’yi dolaşmaya Ankara’dan başlayan, ardından da Ankara, Antalya ve Eskişehir’e giden serginin son durağı İstanbul olacak.

Cumhuriyet’in ilk yıllarını İsmet İnönü perspektifinden ele alan sergi, toplumsal, kültürel ve ekonomik dönüşümleri belge, fotoğraf ve yazışmalarla anlatıyor. İsmet İnönü dönemine dair kitap, sergi ve seminer çalışmalarıyla bilinen İnönü Vakfı’nın hazırladığı sergi, iç ve dış politikada izlenen yol, Cumhuriyet rejimiyle birlikte Türkiye’de yaşananları tarih meraklılarına aktarıyor. Küratörlüğünü Prof. Dr. Zafer Toprak’ın, grafik tasarımını Ferah Perker, genel tasarımını ise Çağdaş Arpaç ve Dr. Fatma Türe’nin üstlendiği sergiye dokunmatik ekranlar, video enstalasyonları aracılığıyla ziyaretçiler interaktif olarak da katılabiliyor.

Atatürk ve İsmet İnönü arasındaki yazışmalar, telgraflar, dönemin gündelik yaşamına dair kamera görüntüleri, fotoğraflar, gazete ve dergi kapaklarının yanı sıra, sergi içerisinde mühürler, madalyalar, antlaşmalar, resmi yazışmalar gibi birçok belge de yer alıyor. ‘İsmet İnönü’nün Yaşamı’, ‘Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü’, ‘Lozan Konferansı ve Antlaşması’, ‘İsmet İnönü ve İç-Dış Politika’ olarak dört ana başlığa ayrılan sergide Lozan Konferansı’na dair bugüne dek görülmemiş birçok fotoğraf da ziyaretçilerini bekliyor.

Sergide ayrıca çocuk ziyaretçiler için bir de çizgi film de gösteriliyor. Çizgi film, ‘Lozan Barış Antlaşması’ adını taşıyor. İstanbul Nişantaşı’da bulunan FMV Galeri Işık, pazar ve resmi tatil günleri dışında her gün açık.

Süpermen’in 1938’de basılan ilk çizgi romanı, alışveriş sitesi e-Bay’de açık arttırma yoluyla 3,2 milyon dolara satılarak sitede rekor kırdı.

superman-action-comics

Çizgi roman kahramanı Süpermen’in Action Comics tarafından Haziran 1938’de basılan ilk serisinin kusursuz bir kopyası, açık arttırmayla alışveriş yapılan e-Bay sitesinde 3,2 milyon dolara alıcı buldu.

10 gün süren açık arttırmanın galibi, 3 milyon 207 bin 852 dolar ödeyen ComicConnect şirketi oldu. Alışveriş sitesi e-Bay, satışın bu kategoride rekor olduğunu duyurdu.

Çizgi romanı satan ABD’li koleksiyoncu Darren Adams, bunun “var olan en iyi durumdaki baskı” olduğunu ve bu baskının “çizgi romanların Kutsal Kâsesi”  olduğunu söyledi.

Yüzden az kopyası var

Dünyada sadece 50-100 arası kopyasının olduğu sanılan ilk baskıdan en iyi durumdaki kopya bu.

Bağımsız koleksiyonculardan oluşan Certified Guarantee Company adlı şirket, Adams’ın sahip olduğu kopyanın durumuna 10 üzerinde 9 puan verdi.

2011 yılında bu çizgi romanın aynı şirketten aynı puanı alan, ancak sayfaları biraz sararmış bir başka baskısı 2,1 milyon dolara satılmıştı.

İlk süper kahraman

Kapağında Süpermen’in bir otomobili kaldırdığı görülen ilk baskı, günümüzde yapımcılara milyarlarca dolar hasılat kazandıran “süper kahraman” kavramının başlangıcını ifade ediyor.

Bilimkurgu veya çizgi roman dünyasına hiç aşina olmayanların dahi tanıdığı bir karakter olan Süpermen, sonrasında gelen diğer tüm ‘süper kahraman’ karakterlerinin de önünü açtı.

Rekor fiyatla açık arttırmayı kazanan şirket, şimdilik baskıyı satmayı düşünmüyor.

 

Kaynak : [-]

2009 yılından bu yana sizler için sanat adına faaliyet gösteren ” Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği” aynı zamanda Bakırköy’de M.E.B.’e bağlı olarak sadece sanat eğitimi veren ilk kurum olma niteliğindedir.

NAR_SANAT

 

Elbette gerek çocukların, gerek yetişkinlerin kaliteli, saygın, nitelikli eğitimler alacağı ve aynı zamanda bir STK olarak kültürel faaliyet ve gösteriler, sergiler gibi halkın kolaylıkla ulaşabileceği sanatsal faaliyetlerde bulunmak ve şimdiye kadar 6 yılda yaklaşık olarak 3500-4000 sanatsevere sanat eğitimi vermek ve sanatı sevdirmek bizleri mutlu ediyor.

Yeni bir eğitim dönemi daha başlıyor. Eğitim dönemi ile beraber, halkımıza sanat adına daha pek çok sürprizlerimiz olacak.

Tüm zorluklarda yanımızda olan üyelerimiz,  öğrencilerimiz ve velilerimize ve elbette sanatçı ve eğitmenlerimize minnettarız.

Nar Sanat Yönetim Kurulu

 

Antakya Medeniyetler Korosu, TEV Soma Umut Fonu için şarkı söyleyecek. Koro, 6 Eylül’de Alaçatı Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak.

soma için söyle

Soma faciasının yaraları sarılsın diye birçok yardım etkinliği düzenleniyor. Bunlardan biri de 6 Eylül’de verilecek bir konser. 2012 yılında Nobel Barış ödülü için ismi geçen Antakya Medeniyetler Korosu’nun solistliğindeki konser, Soma’da yakınlarını kaybeden çocukların eğitim bursuna katkıda bulunmak üzere düzenlenecek.

Türk Eğitim Vakfı’nın (TEV) Soma için oluşturduğu TEV Soma Umut Fonu hesabında toplanacak olan bilet gelirleri, Somalı çocukların eğitimi için harcanacak. Antakya Medeniyetler Korosu, Antakya’da bir arada yaşayan farklı din ve inanış mensuplarından oluşuyor. Bu güne dek Türkiye’de ve dünyanın farklı noktalarında konserler veren Antakya Medeniyetler Korosu, konserlerinde müziğin birleştiriciliği ve insanları ortak duygular etrafında buluşturmasının altını çiziyor.

Kaynak: Al Jazeera

21. Altın Koza Film Festivali kapsamında yarışacak filmler netleşti. 2014 festivalinde 12 film ‘en iyi’ seçilmek için yarışacak.

mahur_ozmen

Adana’da gerçekleştirilen Altın Koza Film Festivali’nde ‘Ulusal Uzun Metraj’ kategorisinin adayları açıklandı. Festivale başvuran 45 filmden 12’si yarışmaya hak kazandı. Bu yıl 15-21 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek olan festivalde jüri başkanlığını ise yönetmen Reha Erdem gerçekleştirecek.

Altın Koza ulusal uzun metraj adayları:

21_ak_logo_trBalık – Derviş Zaim

Beni Sen Anlat – Mahur Özmen

Deniz Seviyesi – Nisan Dağ, Esra Saydam

Firak – Halil Özer

Gittiler: Sair ve Meçhul – Kenan Korkmaz

İçimdeki Balık – Ertan Velimatti Alagöz

Neden  Tarkovski Olamıyorum? – Murat Düzgünoğlu

Nergis Hanım – Görkem Şarkan

Silsile – Ozan Açıktan

Toz Ruhu – Nesimi Yetik

Yağmur – Kıyamet Çiçeği –  Onur Aydın

Yola Çıkmak – Evren Erdem

Ulusal Uzun Metraj kategorisinde yer alan 12 filmin 7’si yönetmenin ilk filmi olma özelliğine sahip. Bu filmlerin 8’inin Türkiye prömiyeri festival kapsamında gerçekleştirilmiş olacak. Bu yıl 21.’si düzenlenecek olan Altın Koza Film Festivali’nin kazananları 20 Eylül’de düzenlenecek kapanış töreninde açıklanacak. Festival kapsamında film gösterimlerinin yanı sıra söyleşiler, sergi ve atölyeler de düzenlenecek.

Bu yıl 21’incisi düzenlenen Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali 30 Ağustos’ta başlıyor. Festival programında ‘Attila’dan ‘Aida’ya sekiz farklı temsil sahnelenecek.

Festivalde 'Attila' operası Ankara Devlet Opera ve Balesi sanatçıları tarafından sahnelenecek.

Festivalde ‘Attila’ operası Ankara Devlet Opera ve Balesi sanatçıları tarafından sahnelenecek.

Antalya’nın iki bin yıllık antik tiyatrosu Aspendos, dünyada doğal akustiği en iyi yerlerden biri olarak biliniyor. Aspendos antik tiyatrosu yirmi yıldan fazladır müzikli etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Bunlar içerisinde en eski olanı bu yıl 21’incisi gerçekleşecek olan Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nün birlikte hazırladığı festival 30 Ağustos’ta başlıyor.

Festival kapsamında İzmir, Mersin, Antalya, Ankara, Antalya Devlet Opera ve Balesi müdürlüklerinin yanı sıra Budapeşte Operet ve Müzikal Tiyatrosu ile İtalya – Sicilya, Taormina Festival Operası gibi yabancı konuk topluluklar da yer alacak. 30 Ağustos akşamı Guiseppe Verdi’nin ‘Aida’ operası ile başlayacak olan festivalde, 3 Eylül’de ‘Notre Dame’ın Kamburu’ balesi, 6 Eylül’de ‘Operetler Galası’ konseri, 10 Eylül’de ‘La Traviata’, 13 Eylül’de ‘Harem’ operası, 17 Eylül’de ‘Attila’ operası, 20 Eylül’de ‘Tosca’ operası ve 24 Eylül’de ise ‘Herkül’ operası sahnelenecek.

30 Ağustos – 24 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek olan festival biletleri 50 TL olarak satışa sunuluyor.

Kaynak: Al Jazeera