Kültür ve Turizm Bakanlığı, 71. Devlet Resim ve Heykel Yarışması düzenleniyor.
RESİM – HEYKEL – SERAMİK – ÖZGÜNBASKI
YARIŞMASI
ŞARTNAMESİ 2012
AMAÇ
Kültür ve Turizm Bakanlığı, 71. Devlet Resim ve Heykel Yarışması düzenleniyor.
RESİM – HEYKEL – SERAMİK – ÖZGÜNBASKI
YARIŞMASI
ŞARTNAMESİ 2012
AMAÇ
1950 yılında İstanbul’da doğdu.1975’de Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Y.O Grafik Sanatlar Bölümü’nden mezun oldu.(Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi)
Öğrencilik yıllarından askere gittiği 1977 yılı sonuna kadar,çocukların hayal dünyasını güzelleştiren eserlerle illüstrasyonlar çizerek güzel işlere imzasını attı.Bu çalışmalarla ödüller kazandı.
İlk kişisel sergisini,’’Doğa ile Haşır,Neşir’’ Taksim’de açtı.
Hep öğretti,öğrendi üstelik, öğrendiklerini paylaştı eşsiz kalemiyle…
59 kişisel sergi ve 100’ün üzerinde karma sergiyle paylaştı sevgisini,1989 yılında çocuklara televizyondan resim sevgisini aşıladı.Unicef kartpostalları eklendi sonra başarısına,hayallerini ve o hiç büyümeyen çocuğu anlattı eserlerinde.
1992 yılında ‘’Son Kırk Yılın Çocuk Resimlerine Katkı Ödülü’’ verildi Çocuk Vakfı tarafından,
2001 yılı INEPO’nun ilk kez dağıttığı ‘’Çevre Sanat ‘’ ödüllerinden,Resim ödülüne layık görüldü.60.Sergi ‘’İŞİM,AŞKIM,HOBİM’’ ile özetledi belki de hayatını,
Resim ile ihtiyacımız olan ve unutmaya yüz tutmuş,’’çevre’’,’’barış’’ olgusunu yaşattı bizlere,Özgün sanat anlayışı ile geleneksel hat sanatı arasında grafiksel ilişkiler aradığı kompozisyon çalışmalarını illüstrasyon çalışmalarıyla birleştirdi.
Kızı Perincan Yalnızcık ,sanat ile yoğrulan ruhuyla babasının yolunda ilerlemekte ,
İyi ki varsınız Reha Yalnızcık…
Mutlu Senelere …
21. yüzyılın başlarında giderek gelişen iletişim teknolojileri, özellikle sanat gibi medyalar üzerinde kaçınılmaz ve geriye dönüşü olmayan bir etkide bulunmaktadır. Bazı çevreler hala daha heykelin yerleştirmeye dönüşmesini yadırgarken, bugünün sanatı video-artlar, ses enstalasyonları, ışık enstalasyonları ile şekillenmektedir. Sanatçıların teknolojiye başvurması yeni değil. 19. yüzyılda fotoğraf makinesi ortaya çıktığında sanat camiasında yarattığı etki ve tartışmalar uzun bir zaman sürmüştür.Teknolojinin olumlanması ve içselleştirilmesi, sanatçının düşünsel temeline dayanan bir dayanıklılık unsuruyla desteklendiğinde ortaya konulan işler, üretim biçimi ve süreci ne olursa olsun, daha güçlü anlam ve mecaz unsurları içermektedir. Bir yandan üretenin ele geçirdiği olanakların giderek klasik sınırları zorlaması, öte yandan iletişim teknolojilerinin tüketim olgusunu koşullandıran ve sanatı seçkinci bir yapıda tutmaya çalışan müze, galeri, koleksiyon gibi mekan kavramlarını yeniden sorgulamaya bırakması –üretenin yeniden mekan yapılandırmasını öngörmesi ve düzenlemesi dışında- ve sanatçının bunlara ilişkin bilinç altına sinmiş değer yargılarını giderek yitirmesi sanatın kavramsal değişimler yaşamasına sebep olmaktadır. Günümüzün yeni medyası internet, bilginin yönetiminin ele geçirilerek yönetilip yönlendirilmesi tehlikesi bir yanda tutulduğunda, belki de paylaşım ve sanatsal tüketim olgusunun en yoğun var olduğu bir alan olarak belirmektedir. Nasıl ki ortaya çıkışıyla birlikte yeni sanat akımlarını doğuran fotoğraf, sanayi çağının göz bebeği ve popüler kitle sanatlarından en önemlisi olduysa, belki de “fotoğraf sonrası” (post-photographic) çağın göz bebeği de bilgisayar ve internet olacaktır.Bilgisayar teknolojisinin bu denli önem kazanması, bazı sanatçıların tekniklerine yardımcı olması için bilgisayar programlarını tercih etmelerine, bazılarının ise sanatsal üsluplarını teknoloji üzerine inşa etmelerine neden olmuştur. Bu noktada karşımıza “Dijital Sanat” kavramı çıkmaktadır.Dijital sanat veya sayısal sanat, genel anlamda üretilişinde bilgisayarın rol aldığı, fiziksel olmayan nesnelerin üretilmesiyle gerçekleşen sanat biçimine denmektedir. Bu süreçte bilgisayar geleneksel anlamda bir yardımcı araçtan, vazgeçilmez bir ortak yaratıcı konumuna kadar uzanan tayfın herhangi bir yerinde bulunabilmektedir. Sürecinde bilgisayarın sadece alışılageldik kullanımının rol aldığı işler genelde bu sınıflandırmaya alınmamaktadırlar. 1990’lardaki dijital devrim sonrasında artış gördüğümüz dijital sanat üretimi, sanat çevreleri ve müzeleri tarafından kabul görmüş, internet sanatı ve yazılım sanatı gibi dallar sanat müzelere girmiştir. Dijital sanat, ‘yeni medya sanatı’ olarak adlandırılmaktadır.
Dijital tekniklerin sağladığı imkânların çeşitliliği, sanatçılara bunları araç, ortam veya konu olarak kullanabilme seçimi yaratmıştır. Dijital sanat eseri, dijital olarak kaydedilmiş bir resim verisi, bir hiper-metin (hypertext), bir veritabanı veya bir program olabilir. Geleneksel sanat eserinin aksine, insan tarafından algılanan biçimiyle sanat objesi aynı şey değildir. Temel biçim, teknik bir ortam yoluyla insan tarafından görülür/duyulur/hissedilir hale getirilir. Bu “yeniden sunum”un biçimi sanat eseriyle değil, onu insana ileten teknik ortamla bağlantılıdır.
Günümüzün dijital sanatüretimindeki en önemli isimlerden biri Amerikalı Shawn Brixey’dir. 1961 doğumlu Brixey, 1998 yılında Japonya’daki Nagano kentinde gerçekleşen Kış Olimpiyatları için “Alchymeia” adlı işini yapmıştır. Video bioart enstalasyonunda, kanda meydana gelen steroidler ve Olimpik atletlerin idrarlarına etki eden dopingi kar tanelerine empoze ederek, doğada bulunamayacak nitelikte kar taneleri meydana getirmiştir. Bu sayede, yarattığı kar tanelerini milyonlarca kez kopyalayarak farklı büyüklüklerde ve renklerde buz kristalleri elde etmiştir. Biyolojik materyallerle kristallerin atomik yapılandırmalarının nasıl şekillendirilebileceğini ve onların gözle görülemeyecek hareketlerini videosunda göstermiştir.Brixey’in bir diğer çarpıcı eseri ise “Chimera Obscura”. Chimera Obscura, Berkeley Museum’un küratörü Richard Rinehart ile beraber yürütülen bir çalışma sonucu yaratılmış ve 2002 yılında “Genesis – Contemporary Art Explores Human Genomics” sergisinde yer almıştır. Chimera Obscura, organizmaların multi-user data sürücüsü ile genomik araştırmaların yapımını inceleyen bir eserdir. Eser, bir tele-robot sayesinde izleyicinin parmak izini almaktadır. Shawn Brixey, eserlerinin çoğunu yüksek enerji, ultrases, sonokimyasal ve plazma fizik gibi unsurları kullanarak, şiirsel bir metaryal yaratma arayışına girmektedir.H.G. Hovagimyan ve Peter Sinclair’in “Shoot” adlı interaktif, üç boyutlu ses entalasyonu ise dijital sanat için diğer bir ilginç örnek… “Shoot” adlı enstalasyonla, sanatçılar izleyiciyi video oyunlarındaki kazanma – kaybetme hırsı duygularını yeniden deneyimletmek için tasarlamış. Özellikle yeni neslin video oyunlarına olan düşkünlüğü ve bu oyunların çoğunluğunun savaş, öldürme – yaralama gibi şiddetten beslenmesi, sanatçıların altını çizmek istedikleri asıl noktayı oluşturuyor çünkü Shoot savaş karşıtı bir iş. Hata yapmamaya dayalı video oyunlarının insanın üstünde yarattığı fiziksel ve duygusal baskıyı, bu eserin içine girdiğinizde de hissedebiliyorsunuz. Kırmızı ışığın sizi sürekli takip etmesi ve üstünüze gelmesi, size engel teşkil ediyormuş hissi, surround ses sistemi bu gerilimi daha da arttıran bir unsur. Sosyal davranışlarla şekillenen yapı sistemlerine ilgi duyan Angela Bulloch’un enstalasyonları, ışık ve ses gibi yan unsurlarla şekilleniyor. Bulloch’un işlerini okumak için sanattan, edebiyattan, sinemadan ve müzikten faydalanmak gerekir. Onun multidisipliner enstalasyonlarındaki, şiddet, duygusallık ve mizah izleyiciyi enstalasyonun içine çeker. Tam da bu noktada sanatçı, biyogeribildirim sistemlerine başvurur. Onun içi önemli olan eser ile izleyicinin interaktif bir bağ kurması ve birbirlerini şekillendirmesidir. 1997 yılında Turner Ödülü’ne aday gösterilen Bulloch, işlerini meydana getirirken yapı taşı olarak, günlük hayatımızda sürekli karşımıza çıkan, dijital imajın en küçük görsel elementi olan pikselleri kullanmaktadır. Sanatçının son yapıtlarından biri olan “Progression of 8 Perverted Pixels” Eylül ortasında Akbank Sanat’ta açılacak olan sergide yer alacak. “Progression of 8 Perverted Pixels” adlı işinde pikselin form değiştirirken yani başka bir görüntü yaratmak için geçiş yapan hali yansıtılıyor.*Enstalasyon nedir?Yerleştirme ya da enstalasyon, geleneksel sanat eserlerinden farklı olarak, çevreden bağımsız bir sanat nesnesi içermeyip belirli bir mekân için yaratılan, mekânın niteliklerini kullanıp irdeleyen ve izleyici katılımının temel bir gereklilik olduğu sanat türü. Kapalı veya açık mekânlarda yapılabilir. Kökleri kavramsal sanat ve hatta 20. yüzyıl başındaki Marcel Duchamp’ın hazır-yapımları ve Kurt Schwitters’e kadar giden enstalasyon, diğer adıyla yerleştirme sanatı, çağdaş sanatta mimarlık ve performans dışında birçok başka görsel sanat disiplininden de destek alan melez (hibrid) bir tarzdır. Uygulanmasında sanat eserinin sergileme veya gösterim aşamalarını vurgulayan yerleştirme, 1970’lerde şekillenmiştir. 1960’ların ABD ve Avrupa’sında asamblaj (‘assemblage’) ve çevre terimleri sanatçıların belli bir mekânda bir araya getirdikleri malzemeler için kullanılsa da yerleştirme tabiri sadece eserlerin sergilenme şekli, örneğin resimlerin duvara ne şekilde ve nasıl bir düzende asıldığını ifade etmek için kullanılıyordu. Zamanla galeri mekânının farkındalığı ile ve sanat eserinin mekândan bağımsız gözlenemeyeceği/tecrübe edilemeyeceği fikriyle yerleştirme şekli ve mekân ön plana çıkarılmaya başlanmıştır. 1960’larda ‘bir çevre olarak sanat eseri’ fikri, izleyicinin sadece bakmakla kalmayıp dünyada yaşadığı gibi sanat eserinin içinde ‘yaşaması’, hatta zaman zaman onun bir parçası olması beklentisini getirdi. Bu konudaki önemli kişilerden biri Robert Smithson’dır. Yer (daha büyük bir mekân içinde belirli bir yer) ve yer-olmayan (bu yerin galeride fotoğraf, harita, çeşitli malzeme ve dokümanlarla tekrardan sunumu) arasında bir ayırım yapmıştır. Bu ayrım önemliydi çünkü Smithson ve Michael Heizer, Nancy Holt, James Turrel ve Walter de Maria gibi diğer arazi sanatçıları galeri dışında çalışmalarına rağmen işleri galeri sistemi tarafından sağlanan çerçeveye bağımlı kalmıştır. Smithson, yer ve yer-olmayan arasındaki on farkı aşağıdaki şekilde belirlemiştir. Tokyo’da yaşayan Japon sanatçı Xhxix’in eserleri, teknoloji ve sanatın doğru noktada buluşmasının harika birer örneği.Xhxix’in Photoshop’tan yararlanarak oluşturduğu dijital çizimlerinde kullandığı figürler, genellikle genç erkeklerden oluşuyor.Sanatçı, etkileyici detaylara sahip bu figürleri yaralar, geometrik desenler ve çiçeklerle donatıyor.Yapıtları üzerinde fazla konuşmayan Xhxix, onları yoruma açık bırakmayı tercih ediyor.
Kaynak(…)
|
Resim Bölümü, sanatçı kimliği ve yaratıcılığı önceleyen bir eğitimi amaçlar. Bu doğrultuda Resim
Bölümü’nde, çeşitliliği öneren, disiplinler arası ve multidisipliner yaklaşımlarla birey odaklı bir
eğitim programı uygulanır.Resim Sanatı’nda ulusal ve uluslararası birikimler öğrenciye eğitim sürecinde kuramsal bilgiler ve uygulama birlikteliğiyle verilir. Bölümün eğitim programını destekleyen sergi, konferans, seminer vb. etkinlikler gerçekleştirilir.
Grafik Bölümü
Grafik Bölümü, görüntü üretimi yolu ile iletişimi ön plana alan, özgün fikirler yaratabilen, çevresini ve çağını analiz eden, disiplinin getirdiği teknolojik ve teorik bilgiyi takip eden öğrenciler yetiştirmeyi amaçlar. Bu çerçevede öğrenci 4 yıllık eğitimi boyunca Reklam ve Yayın Grafiği, Tipografi, Fotoğraf, İllüstrasyon, Özgün Baskı Resim (Gravür, Litografi, Serigrafi), Sinema Televizyon Grafiği, Multimedya ve Web Tasarımı gibi derslerin dışında, Medya Analizi, Reklamcılık Bilgileri ve İletişim Kuramları gibi alana ait kültür derslerini alır. Alanın hızlı değişiminden dolayı kadrolu öğretim elemanlarımızın yanı sıra disiplinin değişik alanlarından profesyonel kişiler de bölümde ders vermektedir.
İç Mimarlık eğitimi birey ve toplulukların değişik amaçlarla yararlandıkları tüm çevre ve mobilyaların tasarımlanması doğrultusunda öğrencilerin eleştirel düşünme, sanatsal ve biçimsel araştırma, yakın disiplinlerle ortak çalışma yöntemlerine uyum ve kişisel yetenekleriyle tasarlama yönlerinin gelişmesini amaçlar. Eğitim sürecinde görme, algılama, düşünme, inceleme, irdeleme, fikir geliştirme, uygulama biçimleri, araştırma ve karşılaştırma yöntemleri ile analiz-sentez yöntemlerini kuramsal anlatımlar ve deneysel, pratik, proje uygulamaları ile alan öğrenciler tasarım becerilerini geliştirerek, iç mimarlık mesleğine hazırlanırlar.
İç Mimarlık Bölümü eğitiminin ana başlıklarını; teorik ve kültürel birikim, içerik-tasarım ilişkisi özgün tasarım, kuramsal ve uygulamalı araştırmalar, sanayi bağlantılı projeler, malzeme ve uygulama seminerleri oluşturmaktadır. Dört yıllık eğitim süresince iç mimari tasarım odaklı; temel tasarım, teknik resim, iç mimari çevre ve mobilya tasarımı, konstrüksiyon, yapı bilgisi, rölöve-restorasyon, teknik donatım, anlatım teknikleri, malzeme, tasarım tarihi gibi teorik, teknik ve uygulamalı dersler verilmektedir. Eğitim sürecinde tamamlanması zorunlu olan mesleki altmış günlük staj programı, öğrencilerin profesyonel yaşamla doğrudan bağ kurmalarını sağlamaktadır. Bunun yanı sıra akademik 5düzeyde iletişimin sürdürüldüğü eğitim kurumları, mezunlar ve firmalar, seminerler ve çalıştaylar, yurtiçi ve yurtdışı gezileri, fuarlar, Erasmus ve değişim programları ile İç mimarlık eğitimi desteklenmektedir.
Seramik ve Cam Bölümü; seramik ve cam sanatçıları ile bu dallarda seramik/cam endüstrisinin gereksinim duyduğu tasarımcıları yetiştirmeyi amaçlar. Seramik ve Cam Bölümü’nde eğitim lisans düzeyinde kredili sistem yöntemiyle sekiz yarıyıl olarak gerçekleştirilmektedir. Seramik ve Cam olgusunun doğası, teknolojisi ve olası olan her türlü biçimlendirme yöntemleriyle öğrencileri tanıştırarak, zaman içinde onların bilgi ve beceri kazanmalarını sağlayabilmek amacı ile eğitimteorik ve uygulamalı olarak sürdürülmektedir. Eğitim sürecinin ilk altı yarıyılında öğrenciler zorunlu, temel, uygulamalı ve teorik derslerin koşutunda bölüm içi ve bölümler arası, çok sayıda sunulan seçmeli uygulamalı, teorik ve kültür dersleriyle gereksinim duydukları donanıma kavuşurlar. Yedinci yarıyıl uzmanlaşma, dolayısıyla sanat dalı seçme yarıyılıdır. Öğrenciler Serbest Seramik/Cam Tasarımı, ya da Endüstriyel Seramik/Cam Tasarımı sanat dallarından birini seçerek,
serbest sanatçı ya da tasarımcı adayı olarak çalışmalarını sürdürürler. Sekizinci yarıyılda bir diploma projesiyle lisans eğitimi sona erer. Seramik ve Cam Bölümü merkezi İsviçre’de bulunan Uluslararası Seramik Akademisi üyesidir (IAC)
Geleneksel Türk Sanatları Bölümü
Bölüm, Geleneksel Türk Sanatları çerçevesi için sanat formasyonu alarak, görme ve algılama yetisi kazanmış, geleneksel değerlerimizi özümseyerek, ilgili alanlarda sanatsal yapısıyla çağdaş ve özgün yaklaşımlar getirebilen yaratıcı elemanların yetiştirilmesini amaçlar. Eğitim süreci, Geleneksel Türk El Sanatları kapsamında bilimsel araştırmaları, yaşayan ve gittikçe yok olan sanat ürünlerinin saptanması, arşivlenmesi ve Türk Kültür birikiminin sistematik değerlendirmesini oluşturmayı amaçlamaktadır.Tezhip-Minyatür Anasanat Dalı eğitiminin amacı; geleneksel sanatlarımızın estetik özellikleri ve prensiplerinden faydalanarak çağdaş ve yeni değerler kazanmasını ve gelişmesini sağlamaktır. Mezunlar ilgili alanda sanatçı olarak çalışabilir. Eski eserlerin bilimsel yöntemlerle bakım ve onarımını yapabilir, müze ve kütüphanelerde görev alabilirler.
Halı-Kilim Eski Kumaş Desenleri Anasanat Dalı Programı’nda; Kirkitli Dokumalar, Baskı ve Dokuma Sanat Dallarında (Tekstil El Sanatlarını içeren) teorik ve uygulamalı dersler yer alır. Bilgisayarlı tasarım dersleri ile sanat alanındaki çalışmalara ayrı bir destek verilir. Ayrıca, tekstil restorasyonu ve konservasyonu ile ilgili temel bilgiler aktarılır. Programları tamamlayanlar ilgili sanat dallarında, Restorasyon-Konservasyon ve Ekspertiz konularında görev alabilirler.
Heykel Bölümü sorgulayıcı, yaratıcı kimlikleriyle kendilerini ifade edebilecek, teknik ve düşünsel donanıma sahip heykeltıraşlar yetiştirmeyi amaçlar.Eğitimin ilk yılında formları doğru görebilmeyi, yapısal ve oransal ilişkilerini çözümleyebilmeyi, ışıkgölge ve doku farklılıklarını, yarattığı etkiyi kullanabilmeyi amaçlayan uygulamalar yapılır.
3. yarıyılla birlikte ahşap, taş, metal, pişmiş toprak ve takı derslerinde bu bilgiler farklı malzeme ve tekniklerle kullanılır.7. ve 8. yarıyılda sanat yapıtının mekanla kurduğu ilişkiyi biçimsel ve düşünsel olarak sorgulayan öğrenciler iç-dış mekanlarda her türlü anlatım dili, malzeme ve tekniğin kullanıldığı projeler oluştururlar.
Kuramsal dersler, konferans ve atölye çalışmalarıyla beslenen program seçilmiş bir alana yapılan uygulamanın değerlendirilmesiyle sonlanır.
Fotoğraf Bölümü
Bölümün amacı reklam, moda dünyası, basın-yayın alanı, arşiv ve belge araştırma alanı, doğa ve sit alanlarının belgelenmesi, fotoğraf araştırma ve geliştirme projeleri ile fotoğraf sanatı alanına nitelikli eleman yetiştirmektir. Öğrencilerin teknik, estetik ve kuramsal bilgilerini arttırmak ve fotoğraf 8sanatının diğer sanat dalları ile etkileşimini gösterebilmek amacıyla lisans öğretiminin ilk iki yılında fotoğraf tekniği, estetiği ve genel kültür dersleri programda yer almaktadır. Üçüncü ve dördüncü ders yılları içerisinde fotoğrafın uzmanlık dallarında çalışmalar devam ettirilmektedir. Son sınıfın ikinci yarıyılında ise öğrencinin önerisi ve jürinin onayı ile seçilen bir konuda diploma projesi ödevi verilir.Fotoğraf Bölümü, Türk fotoğraf sanatının sürekliliği ve kalitesinin yükseltilmesi doğrultusunda sergi, gösteri, söyleşi, açık oturum, panel, çalıştay ve sempozyumlar düzenlemektedir. Sahip olduğu uluslararası ilişkiler çerçevesinde farklı ülkelerle karşılıklı sergi, gösteri, seminer ve çalıştay faaliyetleri gerçekleştirmektedir. Bu uluslararası etkinlikler, dünya fotoğraf sanatındaki güncel gelişmeleri yakından takip eden ve paylaşan bir eğitim anlayışının birer sonucudur.
Fotoğraf Bölümü, yayın alanında da çalışmalarını devam ettirmekte ve ülkemizin önde gelen fotoğraf dergilerinde öğretim elemanlarımızın ve mezunlarımızın yazıları yer almaktadır. Bölümümüzün elemanları Türk fotoğraf kitaplarının önemli bir bölümünün yazarları konumundadırlar.
Paylaşımcı ve sosyal bir bölüm olan Fotoğraf Bölümü öğrencilere adeta bir aile ortamında eğitim vermektedir. Birbirleriyle yakın iletişim ve paylaşım içinde olan öğrencilerimiz mezun olduktan sonra da birlikte hareket etmekte ve ortak projeler gerçekleştirmektedirler. Bu projeler ortak sergi ve gösterilerden başlayarak şirket ortaklıklarına kadar uzanmaktadır.
Kompozisyon, Flüt, Piyano, Keman, Viyola veViyolonsel branşlarında eğitim vermektedir. Evrensel ölçütlerde başarı kazanıp ülkemizi temsil
edebilecek müzisyen, solist ve kompozitörlerin yetiştirilmesi, uluslararası müzik sanatı eğitiminde eşdeğerlik sağlamak müzik programının hedefidir. Müzik bölümü bilgi ve becerilerini yaratıcı alanda kullanabilecek sanatçılar yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Program, kompozitör veya solist olmanın yanı sıra, müzik ile ilgili teknolojiyi kullanabilen, alanı ile ilgili literatür bilgisi ve donanımına sahip olan, bilgisini disiplinler arası alanlarda kullanabilen bireyler yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Öğrenciler, enstrüman ve kompozisyon branşlarında, konularında uzman öğretim elemanları ile bire bir çalışabilmektedirler. Müzik Bölümü öğrencileri, solistlik veya kompozitörlük eğitimlerinin yanı sıra, alabilecekleri çeşitli seçmeli dersler ile program çerçevesinde ilgi duydukları diğer alanlarda da eğitim alma şansına sahiptirler.
Bazı üniversitelerin sınav takvimi ;
MARMARA ÜNİVERSİTESİ
Ön kayıtlar 30,31 Temmuz, 1,2 Ağustos 2012
Ön kayıt internet üzerinden adayların kendileri tarafından yapılacaktır.
Birinci Aşama Eleme Sınavı 6 – 7 Ağustos 2012
(Endüstri Ürünleri Tasarımı, Geleneksel Türk Sanatları, Grafik, Heykel,
İçmimarlık, Resim, Seramik ve Cam, Tekstil Bölümleri için)
Fotoğraf Bölümü Eleme Sınavı 7 Ağustos 2012
Müzik Bölümü Eleme Sınavı 6,7,8 Ağustos 2012
Birinci Aşama Eleme Sınavı Sonuç Duyurusu 11 Ağustos 2012 Saat: 17.00
İkinci Aşama Seçme Sınavı 13-16 Ağustos 2012
Uygulama Sınavı 13,14,15,16 Ağustos 2012
(Endüstri Ürünleri Tasarımı, Geleneksel Türk Sanatları,
Grafik, Heykel, İçmimarlık, Resim, Seramik ve Cam,
Tekstil Bölümleri için)
Müzik Bölümü Uygulama Sınavı 13,14 Ağustos 2012
Fotoğraf Bölümü Uygulama Sınavı 13,14,15 Ağustos 2012
İkinci Aşama Uygulama Sınavı Sonuç Duyurusu 17 Ağustos 2012 Saat: 17.00
Dosya Değerlendirme ve Sözlü Görüşme 22,23,24 Ağustos 2012
SONUÇ DUYURUSU 29 Ağustos 2012 Saat: 17.00
Asıl Aday Kayıtları 17 – 24 Eylül
Yedek Aday Başvuruları 25 Eylül
Yedek Aday Kayıtları 27 Eylül – 2 Ekim11
SINAVLAR
Adaylar ön kayıt sırasında internet üzerinden Sınava Giriş Belgesi’ni kendileri alacaklardır. Bu belge
ve resmi kimlik belgeleri olmadan sınava giremezler. Belgelerinde değişiklik ve sahtecilik yapan
adayın sınavı geçersiz sayılır.
Endüstri Ürünleri Tasarımı, Geleneksel Türk Sanatları, Grafik, Heykel, İç Mimarlık, Resim, Seramik
ve Cam, Tekstil Bölümleri için ortak sınav uygulanırken, Fotoğraf Bölümü için farklı, Müzik Bölümü
için farklı bir sınav uygulanır. Adaylar bu yıl sınav harcı yatırmayacaklardır.
Fakültemizin tüm bölümleri için yapılacak Özel Yetenek Giriş Sınavları iki aşamadan oluşur:
Birinci Aşama Eleme Sınavı ve İkinci Aşama Seçme Sınavı.
Birinci Aşama Eleme Sınavı; tek oturumlu bir sınavdır.
İkinci Aşama Seçme Sınavı, İlki, tek oturumlu uygulama sınavı, ikincisi dosya değerlendirme ve sözlü
görüşme olmak üzere iki kısımdan oluşur. Bölüm jürileri tarafından değerlendirilir.
Müzik Bölümü giriş sınavına katılacak adaylar her iki aşamada da sınavlara bireysel olarak, ayrı
oturumlarda alınacaklardır.
GİRİŞ SINAVLARI
Endüstri Ürünleri Tasarımı, Geleneksel Türk Sanatları, Grafik, Heykel, İçmimarlık, Resim, Seramik ve
Cam, Tekstil Bölümleri için;
Birinci Aşama – Eleme Sınavı
Sınav tek oturumludur.
Sınav Türü: Görsel algılama / bellek / kurgulama.
Adayların ikinci aşama seçme sınavlarına girme hakkını elde edebilmeleri için, birinci aşama eleme sınavından 100 puan üzerinden 50 puan almaları zorunludur. En yüksek puandan en düşüğe doğru yapılan sıralamaya göre, bölüm kontenjanlarının toplamının en az 3 (üç) ve en fazla 5 (beş) katı kadar aday, seçtiği bölümlerin ikinci aşama seçme sınavlarına girme hakkını kazanır.
İkinci Aşama – Seçme Sınavı
Bölümlerin eğitim öğretim programları doğrultusunda düzenlenecek İkinci Aşama Seçme Sınavı, Birinci Aşama Eleme Sınavını başaran adayların, önkayıt formlarında tercih ettikleri bölümlere göre katılmaya hak kazanacakları iki kısımdan oluşan bir sınavdır.
1. Kısım – Uygulama;
Sınav tek oturumda iki sorudan oluşur. Sınav Türü: Model / bellek / kurgu / şekillendirme.Değerlendirme: 100+100=200 puan üzerinden yapılır. Bölüm kontenjanının en çok 3 katı aday puan sıralamasına göre dosya değerlendirmesi ve sözlü görüşmeye alınır.
2. Kısım – Dosya değerlendirmesi ve sözlü görüşme;
Adayların seçtikleri bölümlere göre, özel yeteneklerinin ölçüleceği bir sınavdır.Değerlendirme: 100 tam puan üzerinden yapılır. Başarı puanı M.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi Giriş Sınavları Yönergesine göre hesaplanır.
MÜZİK BÖLÜMÜ GİRİŞ SINAVI
Müzik Bölümü giriş sınavı iki aşamadan oluşur.
Birinci Aşama – Eleme Sınavı:
Ses: 2’şer adet: tek ses (2 puan), iki ses (4 puan), üç ses (6 puan) ve dört ses (8 puan). (Toplam: 20 puan).Bellek: 2 ritmik bellek (14 puan), 2 ezgisel bellek (16 puan). (Toplam: 30 puan).Performans: En az 2 dakika, en çok 5 dakikalık enstrüman performansı beklenir. Parça seçimi serbesttir. Kompozisyon Bölümü adaylarının performans olarak iki farklı tarzda yazılmış eseri yazılı olarak getirmeleri istenmektedir, adaylar aynı eserleri arzu ederlerse yazılı olmanın yanında CD kaydı v.b. şekilde de sunabilirler (35 puan). Deşifre: Enstrüman alanından başvuran adaylar enstrümanları ile, kompozisyon alanından başvuran adaylar ise piyano ile deşifre yapacaklardır (15 puan).
İkinci Aşama – Seçme Sınavı:
Sınav iki bölümden oluşur:
1. Alan Performansı
2. Dosya Değerlendirmesi ve Sözlü Görüşme
1. Bölüm: Alan Performansı
Enstrüman (keman, flüt, viyolonsel, viyola veya piyano) alanında başvuran adaylardan “1 adet etüt, sonat formunda bir eserin iki bölümü ve bir serbest parçadan” oluşan performans beklenir. Adaylardan çalacakları programı jüriye yazılı olarak da sunmaları beklenir. Kompozisyon alanında başvuran adayların sınavı ise sınavın birinci aşamasında jüriye sundukları iki eserden bir veya her ikisinin jüri tarafından sorulan sorularla değerlendirmesinden, kendi parça/parçalarını tanımlamasından ve daha önce görmedikleri bir eseri yine jüri tarafından yöneltilen sorularla yorumlamasından ve değerlendirmesinden oluşacaktır. Sözlü analiz, ton ve form bilgisi ile sözlü akor geçişleri ve ton değiştirmeler kompozisyon bölümü öğrencilerinin sınav sorularını oluşturan öğelerdir. (Toplam tam puan: 200)
2. Bölüm: Dosya Değerlendirmesi ve Sözlü Görüşme
İkinci bölümde aday sözlü görüşmeye alınır. Bu aşamada, ayrıca adayın çalışmalarından oluşan dosya
değerlendirilir. İlk bölümde enstrüman alanından sınava girenler için, adayın verdiği konserler,
kompozisyon alanından sınava girenler için, besteleri ve müzikle ilgili çalışmaları değerlendirilir.
(Toplam tam puan: 100)
FOTOĞRAF BÖLÜMÜ GİRİŞ SINAVI
Fotoğraf Bölümü giriş sınavı iki aşamadan oluşur.
Birinci Aşama – Eleme Sınavı
Tek oturum da üç bölümden oluşur.
Bölüm kontenjanının beş katını geçmemek koşuluyla, birinci aşama eleme sınavından 100 puan üzerinden 50 veya üzeri puan alan adaylar, en yüksek puandan aşağıya doğru sıralanarak ikinci aşama seçme sınavına girmeye hak kazanır.
Değerlendirme: 100 puan üzerinden yapılır.
1. Fotokopi halinde kontür olarak verilmiş bir sahnenin tarif edilen ışık yönüne göre, ışık-gölge
ilişkisinin (gerçekçi bir gözle) kurulması istenir.14
2. Fotokopi halinde verilen fotoğrafların, önerilen başlıklar yönünde yeniden kadrajlanması
(çerçevelenmesi) istenir.
3. Görsel algı sınavı; projeksiyonla 5’er saniye gösterilecek 20 adet fotoğraf hakkındaki soruların
yanıtlanması istenir. Her fotoğraf gösteriminin sonunda ışık açılır ve adayın yanıt vermesi için 20
saniye süre verilir.
İkinci Aşama – Seçme Sınavı
Tek oturumlu, iki kısımdan oluşur.
1.Kısım – Yazılı sınav; (Genel Kültür ve Temel Fotoğraf Bilgisi)
Değerlendirme: 200 puan üzerinden yapılır.
Bölüm kontenjanının en çok 3 katı aday puan sıralamasına göre dosya değerlendirmesi ve sözlü
görüşmeye alınırlar.
2. Kısım – Dosya değerlendirmesi ve sözlü görüşme;
Değerlendirme: 100 puan üzerinden yapılır.
SINAVLARDA GEREKEN MALZEMELER
Birinci Aşama Eleme Sınavı
2B, 3B, 4B kurşun kalem, silgi, kalemtıraş, kağıt altlığı (50×70 cm).
İkinci Aşama Seçme Sınavı
Resim Bölümü:
2B, 3B, 4B kurşun kalem, silgi, kalemtıraş, cetvel (30 cm), kağıt altlığı (50×70 cm).
Grafik Bölümü:
2B, 4B kurşun kalem, silgi, suluboya (12’li), ince/kalın fırça, su kabı, palet-gode, cetvel (30 cm),
kağıt altlığı (50×70 cm).
İç Mimarlık Bölümü:
2B, 3B, 4B kurşun kalem, silgi, kalemtıraş, makas, Cetvel (30 cm.), yapıştırıcı (stick), kağıt altlığı
(50×70 cm).
Seramik Cam Bölümü:
2B, 3B, 4B kurşun kalem, silgi, suluboya, suluboya fırçası (farklı kalınlıklarda), su kabı, kağıt altlığı
(50×70 cm).
Tekstil Bölümü:
2B, 3B, 4B kurşun kalem, silgi, maket bıçağı, suluboya, kuru boya, yapıştırıcı, makas, su kabı, çeşitli
fırçalar, kalemtıraş, kağıt altlığı (50×70 cm).
Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü:
2B, 3B, 4B kurşun kalem, silgi, kağıt altlığı (50×70 cm).
Geleneksel Türk Sanatları Bölümü:
Renkli boya kalemleri (pastel, boya kalemleri), karakalem (HB, B, 2B, 3B), silgi, cetvel, pergel, gönye
ve kağıt altlığı (50×70 cm).
Heykel Bölümü:
2B, 3B, 4B kurşun kalem, silgi, kalemtıraş, kağıt altlığı (50×70 cm).18
Fotoğraf Bölümü:
Birinci Aşama Eleme Sınavı ve İkinci Aşama Seçme Sınavları için;
Kurşun kalem, silgi, tükenmez kalem, renkli boya kalemleri, cetvel ve gönye.
Müzik Bölümü:
Adaylar, piyano dışında, enstrümanlarını kendileri getirmek zorundadırlar. İlan edilen enstrümanların dışında bir enstrüman ile sınava katılmak mümkün değildir.
DİKKAT: SÖZLÜ GÖRÜŞMELERDE ADAYIN SINAV ÖNCESİ ÇALIŞMALARINI İÇEREN
DOSYASI, TÜM BÖLÜMLERCE İSTENMEKTEDİR.
MİMAR SİNAN ÜNİVERSİTESİ
Sanat uzun, hayat ise kısa!
Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü öğrencileri, resim, heykel, drama ve enstalasyon gibi farklı dallarda ürettikleri eserlerde postmodern çağdaki insan ve eşya ilişkisini sorguluyor.
DENEYİMİN ÖTESİ, GENÇ SANATÇININ KALFALIK SÜRECİ
YAZ aylarını genç sanatçılara ve sanat eğitim kurumlarına ayıran ‘Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’ bu kez İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencilerinin eserlerine evsahipliği yapıyor.
Deneyimi sürekli kılmak…
Sergiye adını veren ‘Deneyimin Ötesi, sanatsal üretimde süreci önemseyen, bu süreçteki düşünsel dönüşümlere önem veren bir bakış açısını temsil ediyor. Sanat eğitimini sorunsallaştıran bu şeffaf yaklaşım; gençlerde öne çıkan üretim potansiyelini, eserlere odaklanarak deneyim kazanma ve bunu sürekli kılma durumuyla ilişkili olarak değerlendirmek gerektiğine inanıyor. ‘Deneyimin Ötesi’ fani olan, risk içeren ve yanılma olasılığı yüksek işlerle üretim ve tasarımlara işaret etse de kişisel algı ve tepkilerin ayrımlarını örnekleyen esaslı bir kapsam olarak karşımızda duruyor.
Sergi hakkında bilgi veren ve serginin internet üzerinden 3 boyutlu olarak ziyaret edilebileceğini söyleyen Resim Bölüm Başkanı Prof. Mümtaz Sağlam, “18-25 yaş kuşağı eskilere göre daha şiddet içerikli mesajlara yöneliyor. Biz bu istekle gelen gençleri geri çevirmiyoruz. Böylelikle gençliğin hayata bakış açısını da ölçmüş bulunuyoruz. Biz bu sergide öğrencilerin kendilerini ifade etmelerini sağlamak açısından farklı yaklaşımları bir araya getirdik” dedi.
Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halil Yoleri ise “Bu proje, İzmir atmosferiyle oluşturduğumuz çalışmalarımızı İstanbul’da paylaşmamız olarak tanımlanabilir” diye konuştu.
30 Eylül’e kadar açık
‘Deneyimin Ötesi’ adlı sergide; resim, heykel, drama ve enstalasyon gibi farklı dalda üretilmiş 150’yi aşkın eser bulunuyor. Önceki gün açılan sergi 30 Eylül’e kadar Pera Müzesi’nde ziyaret edilebilecek.
Kaynak :[-] Buket Kahraman

Dünyaca ünlü Latin şarkıcı Jennifer Lopez, 16 Kasım’da İstanbul’da vereceği konserle ilk kez Türk hayranlarıyla buluşacak.
Neşet Günal’ın erken dönem başyapıtlarından 1956 tarihli ‘Bağbozumu’ tablosu, Ankara’da birbirine çok yakın iki müze; Ankara Resim Heykel ve Hacettepe Müzesi’nde sergilendiği ortaya çıktı. Her iki müzenin yetkilileri de tablolarının orijinalliğinden kuşku duymuyor
adikal gazetesinden Erkan Aktuğ’un haberine göre; Ankara ’da aralarında 1 km. bile mesafe olmayan iki müze… Ulus’taki Ankara Resim Heykel Müzesi ve Sıhhiye’deki Hacettepe Sanat Müzesi. Başkentin iki saygın müzesi olmalarının yanında bir ortak özellikleri daha var: Aynı anda Neşet Günal’ın ‘Bağbozumu’ adlı dev boyuttaki başyapıtına ev sahipliği yapıyorlar. Evet, yanlış okumadınız 2002’de hayata veda eden Günal’ın 1956 tarihli tablosu, şu sıralar hem Hacettepe Sanat Müzesi’nde hem de AnkaraResim Heykel’de sergileniyor. Yan yana koyup ‘aralarındaki 7 farkı bulun’ mantığıyla bakmazsanız iki resim de aynı. Üstelik boyutları da birebir tutuyor: 137×250 cm. Ama iki resim detaylı incelendiğinde figürler aynı olmakla birlikte bulutların şekillerinde, arkadaki peribacalarında, ağaçtan asılan çocuğun giysisinde, ağaç yapraklarında küçük farklar var.
Elbette ilk akla gelen şey, ‘Hangisi sahte?’ sorusu. Ama bu kararı vermek o kadar kolay değil. Çünkü çok sık rastlanan bir durum olmasa da bazı ressamların aynı resmi birden fazla ürettiği biliniyor. Edward Munch’ün dört adet olan ünlü ‘Çığlık’ tabloları. Türkiye ’de toplumsal gerçekçi resmin büyük ismi Neşet Günal da resimlerinde benzer kompozisyonları tekrarlayan bir ressam. Ama ‘Bağbozumu’ tablosundan iki adet olduğu bilinen bir durum değil. En azından taradığımız kaynaklarda böyle bir bilgiye rastlayamadık.
Gelelim ikiz ‘Bağbozumu’nun hikâyesine… Birbirine çok yakın iki müzede sergilenen iki resim arasındaki benzerliği fark eden kişi, Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Yardımcısı Mustafa Salim Aktuğ. Ankara Resim Heykel’i ziyareti sırasında ‘Bağbozumu’nu gören Aktuğ, ‘Bu resmin aynısı bizim müzede de var’ diye içinden geçirip önce şaşırıyor, sonra da her iki resmi yakından inceliyor.
BİRDEN ÇOK KEZ ÇALIŞTI
| İKİ ‘BAĞBOZUMU’ ARASINDAKİ 7 FARK
1) Hacettepe’deki resimde imza sol üstte ‘NeşetGünal56’ diye, AnkaraResim Heykel’deki tabloda imza sağ altta ‘N.Günal56’ diye. 2) Üstte çocuğun kazağında düğme yok, altta var. 3) Üstte adamın kafasına bitişik bir yaprak var, altta yok. 4) Üstteki bulutla alttaki bulutun şekli farklı. 5) Üstte peribacasına bitişik bulut yok, alttaki resimde var. 6) Üstte kadının omzuna bitişik iki peribacası kovuğu yok, alttakinde iki adet var. 7) Üstte üç pencere var, altta beş pencere görülüyor. |
“Neşet Günal’ın aynı kompozisyonu birden çok kez çalıştığı bilinen bir şey ama boyutlarının da aynı olması bana enteresan geldi” diyen Aktuğ, şöyle devam ediyor: “İki resmi de yakından inceledim, kataloglara ve kitaplara baktım. Ben iki resmin de orijinal olduğu kanaatindeyim. Resim Heykel’deki resim Günal’ın sağlığında yayımlanan katalog ve kitaplarda geçiyor. Hacettepe Müzesi’ndeki resimle ilgili de Neşet Günal’la annesini o resmin önünde gösteren fotoğraf var. Resim Heykel’deki daha ustaca boyanmış, daha sadeleştirilerek resmedilmiş, renkleri daha parlak. Hacettepe’deki resim daha soluk. Sanıyorum uzun süre Tıp Fakültesi Hastanesi’nin girişinde sergilendiği için zaman içinde hırpalanmış olabilir. İkisi de şaheser. Neşet Günal’ın toplumsal gerçekçi üslübunun oturduğu dönemin ilk şaheserleri bunlar. Ama sonuçta ben Neşet Günal uzmanı değilim. Onun uzmanı kişilerin değerlendirmesi daha doğru olur.”
Geçmiş dönemlerde sık sık sahte tablolarla gündeme gelen Ankara Resim Heykel Müzesi’nin müdürvekili Ali İhsan Gürsoy, müzelerindeki ‘Bağbozumu’nun orijinalliğiyle ilgili hiçbir kuşkusunun olmadığını vurguluyor: “Üniversitelerden uzman ekipler eşliğinde 2010-2011 yıllarında yapılan sayım ve incelemelerde Hacettepe’den profesörler de gördü bu resmi. O yüzden orijinalliğiyle ilgili en ufak bir kuşkum yok. Bu resmin en az 20 yılını biliyorum müzemizde. 90’lardaki sayımlarda da vardı, çeşitli sergilere de gönderildi. Ancak müze yenilendikten sonra yeni teşhir edilmeye başladı bu tablo. Daha önce müzenin deposunda bekliyordu. Bildiğim kadarıyla Devlet Resim Heykel Yarışmaları’ndan gelen tablolardan biri. Orijinalliği konusunda en ufak bir kuşkum yok.”
Müzelerindeki tablonun orijinalliği konusunda, Hacettepe Sanat Müzesi’nin müdür yardımcısı sanat tarihçi Dilek Şener’in de içi çok rahat: “Neşet Günal sağlığında bu resmi Hacettepe Çocuk Hastanesi’ne bağışladığını söylemişti. 2000’lerin başında Galeri Selvin’de açılan Ankara ’daki son sergisi sırasında da hastaneye gelip bu resmi görmüştü. Ayrıca resmin Hacettepe’de sergilendiğine dair 1957 tarihli fotoğraflar var elimizde. O dönem tıp fakültesinde öğrenci olan Prof. Talat Göğüş verdi bu fotoğrafları. Yine bizde sergilenen tablonun önünde Neşet Günal’ın annesiyle birlikte çektirdiği fotoğraf var. 2005 yılında hastaneden müze koleksiyonuna dahil edildi. Orijinalliği konusunda hiçbir terettüdüm yok. Ankara Resim Heykel’deki tabloyu biliyorum ama incelemedim. Devlet Resim Heykel Müzeleri deyince soru işareti uyanıyor ne yazık ki. 2012 itibariyle durum ortada. Ben 88’de öğrenci olarak Ankara ’ya geldiğimde bu müze bize klavuzluk etmişti. Ama günümüzde çağdaş Türk resmi konusunda sanat öğrencilerine kılavuzluk edebilir mi, kuşkuluyum.”
İKİSİNİ DE GÖRMEK GEREK
Daha önce Neşet Günal kitabı hazırlayan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden Prof. Kemal İskender, Günal’ın resimlerinde benzer kompozisyonları tekrarladığını ancak ‘Bağbozumu’ tablosundan iki adet olduğunu bilmediğini söyledi. İskender, “ Ankara Resim Heykel Müzesi açılırken 300’den fazla tablo bizim müzeden ( İstanbul Resim Heykel Müzesi) gitti. Eğer bizden gidenlerden biriyse kuşku duymamak gerekir. Kesin orijinaldir. Sizin gönderdiğiniz belgelere baktım, Hacettepe’nin de sağlam kanıtları var. İkisi de orijinal gibi görünüyor. Neşet bey 60’lardan sonra benzer konular çalıştı ama böyle ikiz resimler yapmadı.” diye konuştu.
İstanbul Modern’in şef küratörü Levent Çalıkoğlu’na da iki resim arasındaki benzerliği nasıl yorumladığını sorduk. Günal’ın anıtsal koleksiyonlarında çözüme kavuşturduğu figürlerini farklı resimlerinde tekrarladığını ve erken döneminde üslubunu sağlamlaştırmak için aynısını yeniden yapmış olabileceğini belirten Çalıkoğlu, “Fernand Leger etkili erken tarihli sözkonusu her iki resim, küçük farklılıklarla neredeyse birbirinin aynısı. Hangi gerekçeyle iki resim tamamlamış olacağına ilişkin bir yorumda bulunmam mümkün değil” dedi.
Orijinalliğini, sahteliğini işin uzmanlarına bırakalım. Ankara ’da birbirine çok yakın iki müzede Neşet Günal’ın erken dönem iki şaheseri sergileniyor, görmek gerek.
Kaynak : [-]
İngiltere’de Kieron Williamson isimli çocuğun yaptığı son 24 resim, Picturecraft galerisinde 15 dakikada satıldı. Adeta kapışılan resimler toplam 250 bin sterline satıldı.
İngiltere’de Kieron Williamson isimli çocuğun yaptığı son 24 resim, Picturecraft galerisinde 15 dakikada satıldı. Adeta kapışılan resimler toplam 250 bin sterline satıldı.
Norfolk’ta yaşayan Kieron Williamson’un 24 resminin tamamı, telefon ve internet üzerinden15 dakika içinde satıldı.
Daha önce de dünyanın çeşitli yerlerinde sergiler açan Williamson’un ABD, Güney Afrika, Japonya, Kanada ve Almanya gibi dünyanın birçok yerinden müşterileri var. Çocuk daha şimdiden servet sahibi oldu.
Ünlü Fransız ressam Claude Monet’ten dolayı ‘Mini Monet’ lakabı takılan sanat dehası, bazı resimleri sadece birkaç dakika içinde yapmış. Williamson, resme 2008’de başlamış. Resme karşı muazzam bir yeteneği olan çocuk, sürekli sanatını geliştirirken bu durum sergilerinde de bariz bir şekilde görülüyor. Williamson genelde manzara resimleri çiziyor.
Çocuk hızla şöhret ve para kazanırken 18 yaşına kadar servetine anne ve babası gözkulak olacak.
Kaynak :[-] Emin ARVAS
Sanat eğitimi vermekte olan Nar sanat Bakırköy’de bir ilki yaparak drama ağırlıklı yaz sanat kampı çalışmalarına devam ediyor… Sanat yaz kampında resim çizerek kendilerini ifade eden ve mutlu ve neşeli çocuklarımızın hali görülmeye değer… Gün içiersinde çocuklarımızın canlandırmalarının video haline getirilmiş görüntülerini yayınlamaya devam edeceğiz…
İyi eğlenceler çocuklar!
Şimdi sıra çocukların “Ninemin Evi” adlı drama oyununda bakalım çocuklar Ninemin evinde neler fotoğraflamışlar..
Ünlü İtalyan ressam Caravaggio’nun 700 Milyon Euro değerinde ki 100 adet eskizi bulundu.
Ünlü İtalyan Rönesans ressamı Barok akımının ilk ustası Michelangelo Merisi da Caravaggio’nun çıraklık döneminde daha sonra resimlerinde kullandığı 100 adet eskizi Milano’da bulundu.
Caravaggio üzerine uzman olan sanat tarihi eleştirmenleri Maurizio Bernardelli Cruz ve Adriana Conconi Fedrigolli, Milano’da aynı dönemlerde yaşayan ressam Simone Peterzano’nun Castello Sforzesco’da ki atölyesinde 300 kadar eskizin bulunduğunu ve bunun 100 tanesinin Caravaggio’ya ait olduğunun sanıldığını açıkladılar.
Caravaggio 13 yaşındayken annesi tarafından çırak olarak Simone Peterzano’nun resim atölyesine gönderildiğinin bilindiğini söyleyen iki Caravaggio uzmanı 83 eskizin İtalyan ressamın daha sonra yaptığı eserlerde ki kişilere tamamen benzediğini de sözlerine eklediler.
Müze halinde ki atölyenin müdürü Francesca Rossi “Çatı katında bir sandıkta bulunan eskizler için “Jenerik eskizler. Ama Caravaggio’nun çizdiğine emin olamayız. Daha fazla araştırmamız gerek” açıklaması yaptı. Kullandığı resim tekniğine benzediği belirtilen eskizlerin yakın bir
gelecekte “Genç Caravaggio” adıyla resim albümü haline getirileceği ve iki e-kitap oluşturulacağı aynı eleştirmenlerce açıklandı.
Kaynak : Reha ERUS [-]
İlki İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı tarafından desteklenerek 65 bin izleyiciye ulaşan “İstanbul Çocuk ve Gençlik Bienali”nin ikincisi, 6 Kasım-6 Aralık 2012 tarihinde gerçekleşiyor.
İl Milli Eğitim Müdürlüğü ortaklığıyla düzenlenen bienal, Beyoğlu’ndan Tuzla’ya, Kadıköy’den Sultanbeyli’ye 39 ilçenin özel ve kamu okullarında öğrenim gören öğrencilerle birlikte, sokakta çalışan, suça bulaşmış, cezaevinde bulunan, cezaevinde doğmak zorunda kalan çocuklar ve özürlüler gibi dezavantajlı grupları da kapsıyor.
2. İstanbul Çocuk ve Sanat Bienali; Plastik Sanatlar disiplinlerinin çağdaş sanat uygulama ve düzenlemeleriyle, panel, sanatçı sunumu, performans, video gösterimi, enstalasyon, atölye çalışmaları ve birçok farklı müzik grubunun yer alacağı sahne performanslarından oluşuyor. Bin 500 adet öğrenci, öğretmen etkinliğine ve yaklaşık 5 bin öğrencinin bireysel çalışmalarına ev sahipliği yapmayı amaçlayan projede çocuk ve gençlere kendilerini ifade etme fırsatı sunarken, aynı zamanda onlara sanat ve eğitim kariyerlerinde anlamlı bir basamak imkanı sunuyor.
Çocuklara ve gençlere yönelik güncel sanat etkinliklerini kapsayan İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali 6 Kasım-6 Aralık 2012 tarihlerinde; şehir hatları vapurları, Kadıköy’deki Karaköy iskelesi, Şirketi Hayriye Sanat Galerisi ve Taksim Meydanı’nda gerçekleştirilecek.
Dünyada sayılı, Türkiye’de ise 2.’si yapılacak olan bienalin İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü Protokol Salonu’nda yapılan basın tanıtım toplantısının açılış konuşmasını yapan Bienal Direktörü Gazi Selçuk, “6 Kasım-6 Aralık 2012 tarihlerinde gerçekleşecek olan İstanbul’un en büyük çocuk ve gençlik sanat organizasyonu olan II. İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali’nin hazırlık çalışmaları devam ediyor. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı desteğiyle Türkiye’de ilk kez düzenlediğimiz bienalin, 2. sini gerçekleştiriyor olmaktan ötürü çok mutluyuz. İlk kez düzenlediğimiz ve 65 bin izleyiciyle buluştuğumuz bienalde 5000 öğrenci çalışmalarıyla yer aldı. II. bienale ise, İstanbul’da yer alan 3 bin üzerinde ki kamu ve özel okulun öğrencileriyle birlikte, ilçelerin dezavantajlı bölgelerinde okuyan öğrencilerin de katılımını hedefliyoruz. Özellikle STK’larla yaptığımız işbirliği neticesinde cezaevinde doğan, risk altında bulunan ve engelliler gibi dezavantajlı gruplarında bu bienalde yer almasını sağlıyoruz. Kısa vadede çocukların ve gençlerin kendilerini ve sanatlarını ifade edecekleri önemli bir mecra yaratırken, uzun vadede Türkiye ekonomisinin lokomotifi olması planlanan Kültür Endüstrisinin önemli aktörlerinin yetiştirilmesine katkı sunuyoruz. Bienal, 1-18 yaş aralığında olan herkesin, öğretmen, veli veya sanatçı eşliğinde, video art, ses- görüntü enstalasyonları, heykel, seramik, atık çalışması, karışık teknik, resim, fotoğraf, dans, müzik, sahne performansı vb her türlü sanatsal üretimine açıktır. Ekim sonunda açıklanacak programla öğrenci, öğretmen, sanatçı, sanat takipçisi birçok kesimin dikkatlerini çekecek zenginliğe sahip içerik için hazırlık yapmaktayız. Bu sene mekanların seçiminde kamusal alanları tercih ettik. Türkiye Deniz İşletmeleri ile yaptığımız işbirliği neticesinde Bienal etkinlikleri, 10 şehir hatları vapuru ve Kadıköy’de yer alan Karaköy iskelesinde İstanbullularla buluşacak. Ayrıca Taksim meydanında kuracağımız diğer bir sahne ile Bienal çerçevesinde üretilen beden, müzik ve sahne performansları binlerce izleyiciye ulaşacak. Ayrıca 350 civarında atölye çalışması ve birbirinden farklı 41 panel ve söyleşi ile programı zenginleştirmekteyiz. İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienalinin; birbirinden faklı tür ve içeriklere sahip 1500 civarında etkinliğe de ev sahipliği yaparak, 70 bin kişiye ulaşılması planlanmaktadır” şeklinde duygu ve düşüncelerini dile getirdi.
Küratörler adına söz alan Esra Çelikkanat; “II. İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali’nin küratörleri Mimar Sinan Üniversitesi öğretim üyesi Gülçin Aksoy, sanatçı ve eğitimciler, Leyla Sakpınar, Maria Sezer, Özcan Yurdalan ve benden oluşuyor. Küratörler olarak yaklaşık dört aydır düzenli yaptığımız toplantılarda 2. bienalin konsepti ve işleyişi gibi konularda çalışmaktayız. Bildiğiniz üzere yaratıcılığın geliştirilmesinde sanatın önemli bir yeri olduğu artık kanıtlanmıştır. Sanat, hayatı farklı bir biçimde anlamayı, sorgulamayı ve farkındalığı sağlar. Bu doğrultudan yola çıkarak ve ilk bienalden edinilen deneyimleri de göz önünde bulundurarak, çocuklarımızın keyifle ve yaratıcılıklarını ortaya koyabilecekleri bir konsept ortaya çıkarmaya çalıştık. Düş aslında her yaşta kurulur, belki de en yoğun olarak çocuk ve gençlik yıllarında. Düş, gerçeğin kaynağı ve başlangıcıdır. Gerçek olmayan ama çoğu zaman gerçekleşmesi istenen bir umuttur düş. Gerçek düşten, düş gerçekten beslenir. Çocuk düşleriyle keşfeder, hayatına yön verir ve kendi dünyasını kurmaya başlar. Yaratmanın temelinde her zaman düş vardır. Bizde gitgide mekanikleşen bir çağda çeşitli ve zengin yorumlara açık olan “Düş mü? Gerçek mi?” temasından yola çıkarak 2012 yılı için planlanan İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali’nin konseptini “Düş Çocuk, Gerçek Çocuk” olarak belirledik” şeklinde konuştu.
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız ise yaptığı konuşmada; çocuklara yaratıcılıklarını sergileyebilecekleri bir sanat platformu kazandırdıkları için çok mutlu olduğunu dile getirdi. Sanat çalışmalarının temellerinin daha çocuk yaşlarda atılmasının ne kadar önemli olduğunun altını çizen Yıldız; ülkemizde bu tür etkinliklere daha fazla destek vermeliyiz. Bienal kapsamında hem çocuklarımız hem de geçlerimiz yaratıcılıklarını özgürce ortaya koyma şansını yakalayıp, performans ve ürettikleri eserleri pek çok izleyici ile buluşturacaklar” şeklinde konu ile ilgili düşüncelerini ifade etti.
“ Mimesis Tiyatro Çeviri Araştırma Dergisi” Yayın Kurulunun yaptığı bir açıklama olduğu gibi aşağıda dikkatinize sunuyoruz. Yorum sizin.
“Yorum sizin” dedik, fakat birkaç yıl önce başımıza gelen bir olayı aktarmadan edemeyeceğim…
4 yıl kadar önce Bakırköy’de bulunan bir sanatçı derneğinde sanat söyleşileri ve tartışma programı yönetiyorduk.
Genel beklenti nedir? 800 üyesi olan bir sanatçılar (!) derneğinden beklenti; yapılan programın vasatın üzerinde ve dolaysıyla entelektüel düzeyinin yüksek olmasıdır. Elbette bu bize göre böyleydi.
Bu beklentiden yola çıkarak o hafta yapacağımız tartışma programının konusunu “Sanat ve Erotizm” olarak saptayıp ilan ettik. Buraya kadar her şey normal. Bir sanat derneğinde tartışılmasının çok doğal olduğunu düşündüğümüz konu için hazırlıklarımızı yaparken pek çoğumuzu şaşkınlığa iten olaylar gelişti.
Önce derneğin yönetim kurulu üyesi olan Devlet Tiyatrolarının bir kaç yönetmeninden bir olan şahsiyet “ Konunun ne kadar vahim ve ayıp, tu kaka bir konu olduğunu, ahlaksızca bir tartışma olabileceğini ve hatta halkın dernek binasını taşlayabileceğini…”belirterek bir an önce programın iptal edilmesi gerektiğini talep etti. Hatta Talep etmekle de kalmayıp kulis çalışmaları yaparak dernek başkanı ve dernek yönetimine etkili olabileceğini düşündüğü Üniversitede hocalık yapmış etkin kişileri ve yine derneğin kurucuları olan eski oyuncuları (!) arayarak ve bizzat ziyaret ederek kamuoyu oluşturmaya çalıştı. Yönetim kurulunun sağduyulu yaklaşımı ve programı yapacak olan bizlerin inat etmesi sayesinde söz konusu program yapıldı.
Ne mi oldu? Ne bir kavga, ne bir taşkınlık, ne de kimse kimseye erotik olarak bakmadan (!) ve medeni bir tartışma ile 3-4 saat sonra sağ ve salim olarak program bitirildi. Bizim için değil ama farklı beklentileri olanlar için şaşkınlık yaratmıştı böyle bir program. Çünkü Sanatçıların kurup yönettiği bir dernekte “Sanat ve Erotizm” ilişkisini konuşmak taşlanma ile son bulabilir hatta linçle dahi bitebilirdi değil mi? (!)
Ne kadar şanslıyız ki kayda değer vahim bir şey olmadan (!) medeni insanlar gibi “Erotizm ve Sanat” tartışıldı. Oysa resim derslerinde çizime yardımcı olmak amacıyla aynı dernekte tors bulunmakta ve açılan resim sergilerinde de nü resimler bulunabilirdi. Kaldı ki sanat ve erotizm de ne demek koca devlet tiyatroları yönetmeninden veya koca hocalardan daha mı iyi bileceğiz? Hele ki bir sanat derneğinde bunları konuşmak mı asla…
Örneğin; erotizm ve sanat konusu Bakırköy gibi ülkemizin en çok sanatçı yetiştiren ilçesinde sözde sanatçılar derneğinde konuşulmamalı, üniversitedeler de asla olmamalı, hele ki insanların bir şeyler araştırmak için kaynak aradığı kütüphanede bilimsel makaleler gibi tehlikeli kaynakların yer aldığı kütüphanelerde bu tür yazıların olduğu kitaplar hiç olmamalı… Sanat derneğinde erotizm ve sanat ilişkisi irdelenmeyecekse sinemada, tiyatroda, şiirde, heykelde, romanda kısaca sanatın hiçbir dalında, asla sözü dahi edilmemeli. Bu bir bilimsel makale olsa bile!
Hele ki tarih süreci içersinde bu tür şeyler olmamıştır. Erotizm İnsan yaşamına dair bir şey değildir, hatta eski çağlarda insanlar kendiliğinden çoğalarak meydana gelmiştir. Bundan dolayıdır ki” Mimesis’in suçu nedir? “ Sorusunu sormak dahi ayıptır. Sanatçılar(!) bunu yapıyorsa kütüphanelerinde bunu yapması doğaldır… Hatta bilimsel çalışmalarda dahi bu şeylere dikkat etmek lazımdır değil mi efendim?
Başınızı mı ağrıttık?
Buyurun Mimesis’in açıklaması…
Kamuoyuna;
Kültür Bakanlığı`nın Türkiye´nin farklı şehirlerinde il ve ilçe kütüphanelerine dağıttığı Mimesis Tiyatro Çeviri Araştırma Dergisi, Elazığ İl Halk Kütüphanesi tarafından müstehcen içerikli olduğu gerekçesi ile iade edildi.
Elazığ İl Halk Kütüphanesi Müdürü Ahmet Pirinççi tarafından Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi’ne gönderilen resmi yazıda, “MİMESİS adlı tiyatro /çeviri araştırma dergisinin 19. sayısının içeriğinde müstehcen resim ve çizgilerin bulunduğu okuyucularımız tarafından tespit edilmiştir” deniliyor.
Yazının devamında, bu tür yayınların okuyucuların ve çocukların ahlaki değerlerini bozduğu iddiası ile Elazığ İl Halk Kütüphanesi`ne veliler tarafından şikayet dilekçesi ile müracaat edildiği belirtiliyor. Elazığ İl Halk Kütüphanesi müstehcen içerikli bulduğu derginin Elazığ İl ve İlçe Kütüphanelerine bağış yolu ile olsa dahi gönderilmemesini talep ediyor.
Mimesis Dergisi Yayın Kurulu olarak belirtmek isteriz ki, müstehcen olduğu iddia edilen makale Antik Yunan komedyası hakkında bir çeviri-araştırma dosyası olan “Aristophanes Üzerine” adlı dosyada yer almaktadır. Kadının Tasviri: Aristophanes’in Lysistrata’sı ve Yunan Eşlerinin ‘Hetairalaştırılması’ adlı makale Washington Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Sarah Culpepper Stroup tarafından 2004 yılında kaleme alınmıştır.
20 yılı aşkın süredir yayınlanan ve danışma kurulunda Dikmen Gürün, Murat Tuncay, Zehra İpşiroğlu, Selda Öndül, Güngör Dilmen gibi tiyatro alanında önemli çalışmalarda bulunan akademisyen ve yazarların da sorumluluklar aldığı bir dergi, neden ahlaka aykırı bulunduğu konusunda açıklama bile yapılmadan, ”müstehcen” ilan edilmiştir. Akademik-bilimsel bir makalenin içeriği kaale alınmaksızın, ilişiğindeki M.Ö. 5. yüzyıla ait görseller bağlamlarından koparılarak “ahlaka aykırı” bulunup, raflardan kaldırılmıştır.
“Müstehcenlik”, “muhafazakar” duyarlılık adına yayın ve tiyatro dünyasının düzenli olarak maruz kaldığı ithamlardan birisi. Mimesis Dergisi’ne dönük müstehcenlik ithamını da aynı sansürcü zihniyetin bir çeşitlemesi ve yasaklaması olarak görüyoruz. Kültür Bakanlığı tarafından onlarca il ve ilçe kütüphanesi raflarına yerleştirilen akademik-bilimsel bir derginin, yine ona bağlı bir kuruluş tarafından raftan kaldırılmasını ise tek kelimeyle “absürd” buluyoruz.
Mimesis Tiyatro Çeviri Araştırma Dergisi Yayın Kurulu
Mimesis’in sitesi için TIKLAYINIZ.