Nar Sanat
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
    • Müzik Eğitimleri
      • Gitar Eğitimi
      • Piyano Eğitimi
      • Keman Eğitimi
      • Bateri Eğitimi
      • Şan Eğitimi
      • Bağlama Eğitimi
      • Akordeon Eğitimi
      • Flüt Eğitimi
      • Kanun Eğitimi
      • Saksafon Eğitimi
      • Org Eğitimi
      • Ud Eğitimi
      • Solfej Eğitimi
      • Klarnet Eğitimi
      • Viyolonsel (Çello) Eğitimi
    • Görsel Sanatlar
      • Resim Kursları
      • Kara Kalem
      • Karikatür
      • Fotoğraf
    • Sahne Sanatları
      • Tiyatro
      • Diksiyon
      • Senaryo ve Kısa Film
      • Yaratıcı Drama
      • Yaratıcı Drama Liderliği
      • Yetişkinler için Drama
    • Dans Kursları
      • Bale
      • Halk Dansları (Folklor) Kursu
      • Modern Dans
      • Hip Hop
        • Çocuk HipHop Dans
        • Yetişkin HipHop Dans
      • Oryantal dans kursu
        • Zumba
      • Düğün Dansı
      • Latin Dansları
        • Tango
        • Salsa
        • Swing – Lindy Hop
        • Vals
        • Bachata
        • Samba
        • Lambada
        • Rumba
        • Cha Cha
        • Flamenko
        • Merenge
    • Koro
      • Türk Halk Müziği
      • Türk Sanat Müziği
  • Kurumsal
    • About Us
    • Basında Biz
    • Haberler
    • Akademik Yazılar
  • İletişim
  • Menu Menu
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail

Şunun için etiket arşivi: nar sanat

Sanat Haberleri

Nerede olursanız olun ; Türkiye ‘de Sanatla olun !

sanat duyuru

-MALATYA-

İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun ”Opera Komik” adlı oyunu Malatya’da tiyatroseverlerle buluşacak.

Nagle Jackson’un yazıp Çiğdem Aydın’ın çevirdiği ve Mutlu Güney’in yönettiğioyunda, Bizet’in operası Carmen’i izlemeye gelen, oğlunu soylu bir aileden bir kızla evlendirmek isteyen yeni zenginle, kızlarının paralı biriyle yuva kurmasını isteyen soylu ailenin asıl tiyatro oyununulocada sergilemesi anlatılıyor.
İzleyenleri 19. yüzyılın Parisin’de bir geceye götüren oyunda, Merih Atalay, Umut Demirdelen, Sevinç Erol, Mevra Ustaoğlu, Ebru Saçar, Nişan Şirinyan, Ergun Akvuran, Yusuf Atala, Burhan Yıldız, Erdoğan Aydemir, Şeyda Pektok ve Zeynep Alper rol alıyor.
Oyun, Sabancı Kültür Merkezi’nde 20 Nisan Cuma günü saat 20.00’de, 21 Nisan Cumartesi günü de 14.00 ve 20.00’de izlenebilecek.

–SİVAS-

Sivas Devlet Tiyatrosu (SDT), bu hafta, Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan’ın yaşamını konu alan “İlk Yıllar-Roksolan” adlı oyun ile “Dans Eden Eşek” adlı çocuk oyununu sahneleyecek.

 SDT, Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan’ın yaşamını konu alan, Orhan Asena’nın kaleme aldığı “İlk Yıllar-Roksolan” adlı oyunu, bugün, yarın ve Cumartesi günü sanatseverlerle buluşturacak. SDT Müdürü ve Bölge Sanat Yönetmeni Abdullah Ceran’ın rejisörlüğünde sahneye taşınan oyunda, “Hürrem” karakterini SDT oyuncularından Begüm Şahin, “Süleyman” rolünü ise Nesimi Kaygusuz üstleniyor.

Kalabalık sanatçı kadrosuna sahip olan oyunda, Ömer Eryiğit, Burcu Ongun Altay, Fulya Ülvan, İlhan Gözde Giray, Volkan Gündüz, Selçuk Veysel Zurnazanlı, Filiz Uysal, Kerem Yücel, Can Atak, Burçhan Göze, Filiz Demiralp, Özge Günay, Negahan Yazıcı, Ufuk Bostancı ve Serhat Candan rol alıyor.

Devlet tiyatrolarında 26 yıl aradan sonra SDT tarafından sahneleneceği, ilk kez Anadolu’da perde açacağı belirtilen oyunun prömiyeri bugün saat 19.30’da Atatürk Kültür Merkezi’nde yapılacak. Oyun, yarın saat 19.30’da, Cumartesi günü ise saat 14.00 ve 19.30’da sahnelenecek.

SDT, ayrıca 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla minik tiyatroseverler için perdelerini açacak. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla 23 Nisan Pazartesi ve 25 NisanÇarşamba günü “Dans Eden Eşek” adlı çocuk oyunu sahnelenecek.

Eric Vos’un yazdığı, Can Gürzap’ın çevirisini yaptığı oyunda, Özge Günay, Begüm Şahin, Kerem Yücel, Can Atak, Burcu Ongun Altay ve Burçhan Göze rol alıyor. Oyunda, hırsızlık yapmak ya da dürüst insan olmak arasında seçim yapan iki kafadarın hikayesi anlatılıyor.

“Dans Eden Eşek” adlı oyun 23 Nisan Pazartesi günü saat 10.30 ve 13.30’da, 25 Nisan Çarşamba günü ise 13.30’da sahnelenecek.

-İZMİR-

İzmir Sinema Festivali 11 yıl aradan sonra sinemaseverlerle buluşuyor. İzmir’de sanatseverleri etkinliklerle dolu bir hafta bekliyor.

Kentte 1989-2000 yıllarında kesintisiz düzenlendikten sonra ara verilen Uluslararası İzmir Film Festivali, Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir Kalkınma Ajansı, İzmirBüyükşehir Belediyesi ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle sinemaseverlerle yeniden buluşuyor.

Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde 22 NisanPazar günü yapılacak açılışla başlayacak festival kapsamında Karaca, İzmir ve Batı sinemaları ile DEÜ Sürekli Eğitim Merkezi (DESEM), Fransız KültürMerkezi’nde toplam 103 film gösterilecek.

Festivalin ulusal yarışma bölümünde ise 2011-2012 yapımı 10 Türk filmi “Aşk ile Devrim”, “Bu Son Olsun”, “Eylül”, “Geriye Kalan”, “İz”, “Labirent”, “Nar”, “Oğul”, “Ölü Bedenden Fısıltılar” ve “Simurg”, Altın Artemis ödülünü almak için mücadele edecek.

Festivalin yarışma dışındaki gösterimlerine üç filmle katılacak olan Nuri Bilge Ceylan, 22 Nisan akşamı yapılacak açılışta “Sinemaskop Türkiye” başlıklı fotoğraf sergisini sanatseverlerle buluşturacak. Ceylan, 23 Nisan Pazartesi günü Fransız Kültür Merkezi’nde atölye çalışmasına katılacak.

Festivalde, ulusal yarışma bölümünün yanı sıra dünya filmleri, kurmaca kısa filmler, belgeseller, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) mezunu sinemacıların çalışmalarından örnekler başlığı altında film gösterimleri yapılacak ve İzmirliler her sinemada 5’er gösterimden tüm filmleri ücretsiz izleyebilecek.

İzmir Devlet Senfoni Orkestrası (İZDSO) yarın akşam Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde, Işıkkent Eğitim Kampüsü’nün iş birliğiyle 23 Nisan özel konseri verecek.

Şef Aytuğ Ülgen yönetimindeki konserin solistliklerini kemanlarıyla Berfin Aksu ile Ezgisu Apaydın, viyolonselle Doruk Vicdan yapacak.

İzmir’de gelecek hafta sunacağı IV. Murad operasının prömiyerine hazırlanan İzmir Devlet Opera ve Balesi (İZDOB) minik izleyiciler için tek perdelik “Pamuk Prenses” balesini sahneleyecek.

İzmir Devlet Tiyatroları (İZDT) bu hafta 4 salonda perdelerini açacak.

İZDT’nin Konak Sahnesi, hafta boyunca “Budala” adlı oyuna ev sahipliği yapacak. Dostoyevski’nin ölümsüz eserini İzmir’de Bozkurt Kuruç sahneye koyuyor. Oyun, çevresindeki tüm kötülüklere rağmen iyilikten vazgeçmeyen Mişkin karakterinin başından geçen olaylarla “İyi olmak mümkün müdür-” sorusuna yanıt arıyor.

Karşıyaka Ragıp Haykır Sahnesi ve Konak Melek Ökte Sahneleri de bu hafta küçük tiyatroseverler için perdelerini açacak.

İki sahnede “Deniz Kızı” ve “İki Kova Su” adlı çocuk oyunları dönüşümlü izlenebilecek.

Sanatseverler, Karşıyaka Oda Tiyatrosu’nda “Henry ve Alice’nin Gizli Yaşantısı” adlı oyunu izleyebilecek.

David Tristram’ın yazdığı, Sinan Pekinton’un yönettiği iki perdelik oyunda, iletişim sorunu yaşayan çiftin öyküsü anlatılıyor.

Ege Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi Sanat Galerisi’nde Aydın Doğan Vakfı 28. Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması sergisi bu hafta da gezilebilecek.

İzmir Devlet Resim Heykel Müzesi, Emine Bıyıklı’nın “Bir Yitik Zaman” adlı resim sergisine ev sahipliği yapıyor.

Sanatseverler, Konak Belediyesi Neşe ve Karikatür Müzesi’nde “Kadın Konulu Karikatürler” karma sergisini gezebilecek.

Konak Belediyesi Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi’nde Figen Onat, Zeynep Türkileri, Tülay Baytosun, Emel Say, Özgül Evren Atasoy, Hüseyin Çaygül, Funda Yalçın, Fatma Atagan, Erengül Mülayim’in çalışmalarından oluşan karma resim sergisi izlenime sunuluyor.

Ümran Baradan Oyun ve Oyuncak Müzesi her cumartesi olduğu gibi bu hafta da Deniz Özgökbel’in Karagöz-Hacivat gösterisine ev sahipliği yapacak.

-ANTALYA-

Antalya devlet opera ve balesı (antdob), bugun wıllıam shakespeare’ın unlu eserı ”bır yaz gecesı ruyası” balesını sahneleyecek.

Antalya Devlet Opera ve Balesi (ANTDOB), bugün William Shakespeare’in ünlü eseri ”Bir Yaz GecesiRüyası” balesini sahneleyecek.

Müzikleri Felix Mendelssohn’a ait eserin, proje ve koreografisi Mehmet Balkan’a, librettosu ise Şefik Kahramankaptan’a ait.

Ana teması aşk ve evlilik olan eser, karışık ilişkiler üzerinden bu iki kavramın komikliğine vurgu yapıyor. Eser, müziği, dansları ve koreografisiyle görsel bir şölene davet ediyor.

ANTDOB sanatçıları, sahnelendiği ilk Günden bu yana kapalı gişe oynayan Broadway’in ünlü müzikali ”West Side Story(Batı Yakasının Hikayesi)” ile 21 ve 23 Nisan’da sanatseverlerle buluşacak. Dünyanın en çok izlenen müzikalleri arasında yer alan ”West Side Story”, William Shakespeare’in eseri Romeo ve Juliet’in güncel bir uyarlaması.

20’den fazla Oscar ve Grammy ödülüne sahip müzikal, New York’un Batı yakasında Porto Riko’lu göçmen gençlerin oluşturduğu ”The Sharks” ile göçmenlerin artışından rahatsızlık duyan Amerikalı gençlerin çetesi ”The Jets” arasındaki gerilim ve kavgalarla karışık bir aşk hikayesini konu alıyor.

Arthur Laurents’in kitabından uyarlanan ve müziklerini Leonard Bernstein’ın yaptığı, sözleri Stephen Sondheim tarafından yazılan müzikalin rejisi ve koreografisi Mehmet Balkan’a ait. Eserde Antalya Devlet Opera ve Balesi Orkestrası’nı Şef Hakan Kalkan yönetiyor. Koro şefleri ise Caner Ruhselman ve Krastin Nastev. Dekor tasarımı Tayfun Çebi’ye, kostüm tasarımı Funda Çebi’ye ait eserde, Maria’yı Sema Çavuşoğlu ve Pırıl Şengenç, Tony’i ise Atay Ergezen ve Fatih Şanal seslendiriyor.

ANTDOB sanatçıları 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda minikler için sahneye çıkacak. Opera ve bale sanatçıları, minik izleyicileri için ”Haydi Çocuklar Operaya” adlı eseri sahneleyecek. Eğitici özelliğe sahip eserle 5 yaş ve üstü çocuklar operaya geldiklerinde dekorları görme ve opera hakkında bilgi alma şansına sahip olacak.

ANTDOB’un hazırladığı müzikli oyun ”Türküyem”, 24 Nisan’da Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluşacak. Erdal Tuğcular’ın türkülerin düzenlemelerini ve kompozisyonunu yaptığı eserin librettosu Fatih Şanal’a ait.

Eserler, Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde izlenebilir.

ADT

Antalya Devlet Tiyatrosu (ADT) oyuncuları, 22 Nisan’a kadar yönetmenliğini Işıl Kasapoğlu’nun yaptığı ”Eşeğin Gölgesi” adlı oyunu sahneleyecek.

Oktay Gözpınar, Bahar Işık, Uğur Sertel, Gökhan Tüzün ve Murat Bölük’ün rol aldığı oyunda, şehirdeki panayıra gitmek isteyen Berber Şaban bir eşek kiralar. Yolculuk sırasında aşırı sıcaktan bunalan Şaban, biraz dinlenmek için durur ve eşeğin gölgesine oturur. Eşek sahibi Mestan, ”Ben sana eşeği kiraladım, gölgesini değil” diyerek gölge kirası ister. Bunun üzerine iki taraf arasında çıkan tartışma, ülkenin eşekçiler ve gölgeciler olarak ikiye bölünmesiyle sonuçlanan politik bir davaya dönüşür.

ADT oyuncuları 22 ve 24 Nisan’da ”Pinokyo” adlı çocuk oyunuyla minik tiyatroseverlerin karşısında olacak. Carlo Collodi’nin yazdığı, Brian Way’in tiyatroya uyarladığı eserin yönetmeni Ahmet Avkıran. Eserin dekor ve kostümleri Özlem Karabay’a, müzikleri İhsan Kılavuz’a, ışık tasarımı Namık Gürsoy’a ait.

Topluluk, 23 Nisan Çocuk Bayramı’nda minik izleyicileri için Miguel de Cervantes’in yazdığı, Özen Rodop’un oyunlaştırdığı ”Don Kişot” adlı eseri sahneleyecek. Yönetmenliğini Ebru Kara’nın üstlendiği oyunda Başak İşür, Erol Karayılan, Samet Kara, Çağdaş Çobanoğlu, Murat Çapar, Gizem Kutluyıl, Eray Ercan, Mehmet Çetin ile Ecem Gözpınar rol alıyor.

ADT sanatçıları 25 Nisan Çarşamba Günü de Aziz Nesin’in ”Toros Canavarı” adlı eserini sahneleyecek. Yönetmenliğini Ali Meriç’in üstlendiği ”Toros Canavarı”nda Fatih Kahraman, Senem Şahin, Sedat Mayadağ, Gerçek Sağlar, Selim Türkışık ve Ebru Zeliha Sırkıntı rol alıyor.

Oyunda Nuri Sayaner isimli mülayim bir memur emeklisi, ailesiyle monoton bir hayat sürmektedir. Aile bir taraftan geçim sıkıntısıyla diğer taraftan onları apartmandan atmak isteyen ev sahibiyle uğraşmaktadır. Tahliye davasını kazanan Sayaner ailesinin sevinci çok uzun sürmez. Ev sahibi, alt ve üst katlara yerleştirdiği adamlarla ve çevirdiği türlü oyunlarla apartmanı zindana çevirir. Nuri Bey, ailesinin ısrarları sonucu karakola gidip şikayetçi olmak zorunda kalır. Yıllardır aranmakta olan ”Toros Canavarı” adıyla nam yapmış seri katil yerine emekli memur Nuri Bey Polisler tarafından yakalanır. Nuri Sayaner’in karakola adımını attığı o geceden sonra herkesin kaderi değişir.

Sergi

Ressam Erkan Gürkan’ın, ”Ustadan Tükenmez Kalem Mucizesi” adlı resim sergisi, Erdem Beyazıt Kültür Merkezi’nde (EBKM) açıldı. Kepez Belediyesi’nin desteği ile açılan ve sanatçının tükenmez kalem kullanarak yaptığı eserlerden oluşan sergisinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün portreleri, Antalya manzaraları ile çeşitli çalışmalar yer alıyor. Sergi, 25 Nisan’a kadar gezilebilecek.

Zübeyde Hanım Çocuk Sitesi’nde kalan çocukların yaptığı resimler, Antalya Müzesi Sanat Galerisi’nde ziyarete sunuldu. Sergide, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne bağlı Zübeyde Hanım Çocuk Sitesi’nde kalan 30 çocuğun yaptığı resimler yer alıyor. Sergi, 30 Nisan’a kadar açık kalacak.

-DİYARBAKIR-

Diyarbakır Devlet Tiyatrosu (DDT), “Ak Kartalın Oğlu Gılgameş”i yeniden sanatseverlerle buluşturacak.

DDT, Orhan Asena’nın yazdığı, Tamer Levent’in yönettiği, “Ak Kartal’ın Oğlu Gılgameş” adlı oyununu uzun aradan sonra bu hafta yeniden seyircisinin beğenisine sunacak. İnsan evriminin anlatıldığı oyunda, Orkun Gülşen, Dilek Mengi, Ozan Hafızoğlu, N. Özgün Çoban, Mümtaz Aydoğan Mengi, Uğur Çınar, Gonca Coşkun, Fatih Yurdakul, Ercan Kılıçarslan, Sevi Demirçivi ve Kerem Corogil rol alıyor.

Dekoru Murat Gülmez’e, kostümü Funda Karasaç’a, ışığı İzzettin Biçer’e, koreografisi de Sibel Erdenek’e ait oyun, bu akşam ile 20 ve 21 Nisan’da Cahit Sıtkı Tarancı Kültür Sanat Merkezi Orhan Asena Sahnesi’nde sahnelenecek. DDT, küçük seyircileri için ise 22-23-25 Nisan’da “Oz Büyücüsü”, 24 Nisan’da da “Yaşama Hakkı”nı sergileyecek.

DDT, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda Vanlı depremzede çocuklara “Kurnaz Avukat” oyunuyla sürpriz yapacak. DDT, bölge illerine yaptığı turne kapsamında, Van Devlet Tiyatrosu Müdürlüğünce, 22 Nisan-8 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek “11. Akdamar Çocuk ve Gençlik Tiyatro Şenliği” çerçevesinde, 22 Nisan’da çocuk oyunu ekibiyle kostümleriyle şenlik kortejine katılacak. 23 Nisan’da ise 2 seans halinde, Fügen Sipahi’nin çevirip uyarladığı, Orkun Gülşen’in yönettiği “Kurnaz Avukat” oyununu küçük seyircilerle buluşturacak.
DDT, Van’ın ardından 24 Nisan’da Hakkari’de de aynı oyunu ücretsiz olarak çocukların beğenisine sunacak.

Bu hafta yoğun sanatsal etkinliklere ev sahipliği yapacak Diyarbakır’da ayrıca, Büyükşehir Belediyesi’nce 29 Nisan-6 Mayıs tarihleri arasında tiyatro festivali düzenlenecek. İstanbul, Ankara, Süleymaniye ve Duhok gibi kentlerden toplam 16 tiyatro topluluğu, festivalde oyunlarını tiyatroseverler için sahneleyecek. Festivalde, ayrıca kukla, mask yapım ve uygulama ile canlı heykel atölyeleri gerçekleştirilecek.

Surlardaki bellek
Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Evren Daşdağ, “Uluslararası Diyarbakır Surları Sempozyumu ve Çalıştayı” kapsamında “Surlarda Bellek” konulu sergisini bugün izlenime sunacak. Sergi, 2 gün açık kalacak.

DSM ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin işbirliğiyle açılan Remzi Raşa’nın “Yalnızlığı Seçmek” Bir Retrospektif: 1946-2006″ sergisi ise Sümerpark Sanat Galerisi’nde devam ediyor. Raşa’nın 50 eserinin izlenime sunulduğu sergi, 6 Mayıs’a kadar görülebilir.

Siirt’te Güres Caddesi’ne fotoğraf sanatçısı Emin Sadık’ın kentin doğal ve kültürel zenginliklerini anlattığı fotoğraf sergisi, hafta sonuna kadar açık kalacak.

-MARDİN-

Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi Dilek Sabancı Sanat Galerisi’nde açılan küratörlüğünü fotoğraf tarihçisi Engin Özendes’in üstlendiği “Seyreyle Ara Güler Mardin’de” fotoğraf sergisi devam ediyor. 

Usta fotoğrafçı Ara Güler’in fotoğraflarının yer aldığı sergi, “Tanımak ve Anlamak” ile “Yüz Yüze” başlıklı iki bölümden oluşuyor. 114 eserin bulunduğu sergi, bir yıl süreyle vatandaşların ziyaretlerine açık olacak.

-KONYA-

Bin Nefes Bir Ses Uluslararası Tiyatro Festivali kapsamında yabancı ülkelerden gelenOyuncuların sahnelediği tiyatro Oyunları, Konyalı sanatseverlerle buluşmaya devam ediyor.

Bin Nefes Bir Ses Uluslararası Tiyatro Festivali kapsamında yabancı ülkelerden gelen Oyuncuların sahnelediği tiyatro Oyunları, Konyalı sanatseverlerle buluşmaya devam ediyor.

Festival kapsamında bugün ve yarın Ankara Devlet Tiyatrosu, “Bir Delinin Hatıra Defteri” adlı Oyunu Selçuk Üniversitesi (SÜ) Dilek Sabancı Konservatuvarı’nda saat 20.00’da izleyenlerle buluşturacak.

Azerbaycan’dan festivale katılan tiyatro grubu ise “Aldatılmış Er” adlı Oyunla yarın Konya Devlet Tiyatrosu (KDT) sahnesinde saat 15.00 ve 20.00’da sanatseverlerle buluşacak.

Tataristan 21 Nisan’da “Kurt Kanı” adlı Oyunla saat 15.00 ve 20.00’da KDT sahnesinde olurken, aynı gün Ankara Devlet Tiyatrosu’nun sahnelediği “Fosforlu Cevriye” saat 15.00 ve 20.00’da SÜ Dilek Sabancı Konservatuvarı’nda izleyenlerle buluşacak.

Kırgızistan ise “Can Azığı” isimli Oyunla 22 Nisan’da saat 15.00 ve 20.00’da KDT sahnesinde sanatseverlerle buluşacak.
Festivalin ev sahipliğini yapan KDT, iki çocuk Oyunu “Güzel ve Çirkin”,
“Dört Köşe Palyaço” ile bu hafta minik izleyicilerinin karşısına çıkacak.
Dekoru Aytuğ Dereli’ye, kostümleri Ceren Karahan’a, ışık düzeni Hakan Özdemir’e ait “Güzel ve Çirkin” adlı Oyunda Nur Yazar, Tuncay Aynur, Ozan Çobanoğlu, Ebru Gülerarslan, Ahmet Çökmez, Ferdi Dalkılıç, Özlem Özkan, Nevra Sayar, Gonca Kunduzcu, Selin Genç, Çağatay Eker, Canan Kalkır ve Duygu Biçer rol alıyor.

Işıltılı şatoda yaşayan prensin yaşlı bir dilenci kadın tarafından çirkin bir yaratığa dönüştürülmesinin ardından çirkin prensin elindeki sihirli gülün son yaprağı dökülene kadar kendisini sevecek bir kızı bulması gerektiğini anlatan Oyun KDT sahnesinde 23 Nisan’da saat 15.00’da izlenebilecek.

Tamay Sayar-Şekip Taşpınar’ın yazdığı çocuk Oyunu “Dört Köşe Palyaço” ise 23 Nisan’da saat 11.00 ile 14.00’da SÜ Dilek Sabancı Konservatuvarı’nda izleyenlerle bir araya gelecek.

Festivalin son günü olan 24 Nisan’da ise Kosova’dan gelen tiyatro grubu

“Renkler Ülkesi Barış İstiyor” adlı çocuk Oyunuyla KDT sahnesinde minik izleyenlerle buluşacak. Oyunsaat 11.00 ve 14.00’da sahnelenecek.

-ANKARA-

Yönetmenliğini Peter Berg’in yaptığı bir dönemin favori savaş oyunu olan “Amiral Battı”nın hikayesinden uyarlanan aksiyon ve bilim kurgu “Battleship” vizyona giriyor.

Başkent sinemalarında bu hafta 3 film seyirciyle bulaşacak.

Yönetmenliğini Peter Berg’in üstlendiği “Battleship” vizyona giriyor. Bir dönemin favori savaş oyunu olan Amiral Battı’nın hikayesinden uyarlanan filmde, Amerikan ordusuna bağlı John Paul Jones Savaş Üssü’nde görevli bir subay olan Teğmen Alex Hopper, orduda görevli fizyoterapist nişanlısı Sam ve Sam’in babası da olan Amiral Shane ile Hopper’ın ağabeyi komutan Stone’in, dünyayı tehdit eden süper güçlere karşı 3 koldan, denizden, karadan ve havadan verdikleri mücadele anlatılıyor. Filmin yapımcılığını ve yönetmenliğini Peter Berg üstlenirken, oyuncu kadrosunda Taylor Kitsch, Liam Neeson, Alexander Skarsgard, Brooklyn Decker ve Rihanna Asano gibi isimler yer alıyor.

Animasyon, macera türünü sevenler için “Korsanlar” sinemalarda. Gideon Defoe’nun aynı adlı çocuk kitabından senaryolaştırılan filmin yönetmenliğini Peter Lord ve Jeff Newitt beraber üstleniyor. Filmin orijinal seslendirme kadrosunda Hugh Grant, Brendan Gleeson, Jeremy Piven, Brian Blessed gibi isimler bulunuyor. Türkçe dublaj kadrosunda ise Osman Alkaş, Murat Şen, Burcu Esmersoy ve Barış Özgenç yer alıyor. Filmde, “Yılın Korsanı” ödülünü almak için rakipleri Kara Bellamy ve Pala Bıyık Liz’i alt etmek zorunda olan Kaptan Korsan’ın macerası anlatılıyor.

Haftanın bir diğer filmi, gerilim türündeki “Öbür Dünyadan”. Televizyon dizilerinin yazarı, yapımcısı ve yönetmeni olarak tanınan Nick Murphy’nin ilk uzun metrajlı sinema filmi olan yapıtta, başrollerini Rebecca Hall, Dominic West paylaşıyor. Filmin senaryosunu Stephen Volk ile Nick Murphy’e ait. Filmde, 1. Dünya Savaşı’nın İngiltere’de yaşattığı acılar ve kayıplar anlatılıyor.

Sinemalar

Kızılay Büyülü Fener: “Titanların Öfkesi”, “Korsanlar”, “Yer Altı”, “Açlık Oyunları”, “Öbür Dünyadan”, “Battleship”, “Şahane Misafir”, “Amerikan Pastası”, “Doğa Üstü”, “Aşk Yemini”, “Çapraz Ateş”, “Loraks”.

Bahçelievler Büyülü Fener: “Açlık Oyunları”, “Şahane Misafir”, “Battleship”, “Aşk Yemini”.

Metropol: “Battleship”, “Korsanlar”, “Yer Altı”, “Titanların Öfkesi”, “Fetih 1453”, “Sen Kimsin-“, “Açlık Oyunları”, “Amerikan Pastası: Buluşma”, “Öbür Dünyadan”.

Optimum: “Korsanlar”, “Loraks’, “Doğaüstü”, “Açlık Oyunları”, “Çapraz Ateş”; “Battleship”, “Öbür Dünyadan”, “Fetih 1453”, “Amerikan Pastası: Buluşma”.

-ESKİŞEHİR-

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda, “Şimdi Olmaz Sevgilim”, “Bay Kolpert” ve “Küçük Kara Balık” adlı Oyunlar sahnelenecek.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda, “Şimdi Olmaz Sevgilim”, “Bay Kolpert” ve “Küçük Kara Balık” adlı Oyunlar sahnelenecek.

Kitapları dünyanın birçok diline çevrilen İranlı yazar Samed Behrengi’nin ödüllü çocuk masalı “Küçük Kara Balık” Şehir Tiyatroları sanatçısı Ali Eyidoğan tarafından Oyunlaştırıldı.

Dünyaya meraklı küçük bir balığın özgürlüğe uzanan yolculuğunun anlatıldığı Oyunda Emre Demirci, Zuhal Lale, Ozan Çolak, Şayan Noyan, Çisem Erdoğan, İlker Alemdar ve Saffet Öztürk rol alıyor. Oyun, 23 Nisan’da saat 11.00’da, 26 Nisan’da ise saat 14.00’da Çağdaş Cam Sanatları Müzesi Çocuk Sahnesi’nde sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Evlilik, aşk ve aldatma konularını tempolu ve mizahi bir dille ele alan

“Şimdi Olmaz Sevgilim” Oyununda ise Mehmet Alp Sunaoğlu, Mustafa Kılıkcı, Ezgi Çoşkun, Zuhal Lale, Çisem Erdoğan, Şayan Noyan, İlker Alemdar ve Saffet Öztürk rol alıyor. Ercüment Yılmaz’ın yönettiğiOyun, 24 Nisan’da saat 20.00’da Sultandere Sahnesi’nde,izlenebilinecek.

Alman tiyatrosunun genç yıldızlarından David Gieselmann’ın “Bay Kolpert” adlı Oyunu ise Mehmet Ergen yönetmenliğinde yarın ve 25, 26 Nisan’da saat 20.00’da Tepebaşı Sahnesi’nde izlenime sunulacak.

-SAMSUN-

Samsun Devlet Opera ve Balesi bu hafta “Zorba”yı tekrar sahneleyecek, Samsun Devlet Tiyatrosu’nda “Kayıp Bolluk Ülkesi” adlı çocuk oyunu 23 NisanUlusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıylaücretsiz sahnelenecek.

Samsun Devlet Opera ve Balesi bu hafta “Zorba”yı tekrar sahneleyecek, Samsun Devlet Tiyatrosu’nda “Kayıp Bolluk Ülkesi” adlı çocuk oyunu 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla ücretsizsahnelenecek.

Samsun Devlet Opera ve Balesi, bu akşam saat 20.00’da “Zorba” isimli baleyi, Samsunlu sanatseverler için tekrar oynayacak.

Müziklerini Mikis Theodorakis, koreografisini Lorca Massine, orkestra şefliğini Tolga Taviş ve Oğuzhan Kavruk’un yaptığı, Anna Krzyskow’un sahneye koyduğu eserde, Girit’te küçük bir Yunan kasabasında yaşayan Zorba, kasabaya yerleşmek için Amerika’dan gelen John ve ona aşık Marina ile Zorba’yı seven Monolies’in hikayesi anlatılıyor.

Samsun Devlet Tiyatrosu’nda ise 24 Nisan Salı ve 25 Nisan Çarşamba günü Adana Devlet Tiyatrosu’nun hazırladığı “Kayıp Bolluk Ülkesi” isimli çocuk oyunu küçük sanatseverler için sahnelenecek. Ücretsizoyunun biletleri Devlet Tiyatroları gişelerinden temin edilebilecek.

-ZONGULDAK-

Zonguldak’ta kültür-sanat etkinlikleri kapsamında Antalya Devlet Tiyatrosu, “Toros Canavarı” adlı tiyatro Oyununu sahneleyecek.”Toros Canavarı” adlı Oyunu, 20-21 Nisan tarihlerinde Atatürk Kültür Merkezi’nde izleyenlerle buluşturacak.

Zonguldak’ta kültür-sanat etkinlikleri kapsamında Antalya Devlet Tiyatrosu, “Toros Canavarı” adlı tiyatroOyununu sahneleyecek.

Antalya Devlet Tiyatrosu, Aziz Nesin’in yazdığı ve Ali Meriç’in yönettiği

“Toros Canavarı” adlı Oyunu, 20-21 Nisan tarihlerinde Atatürk Kültür Merkezi’nde izleyenlerle buluşturacak.

Fatih Kahraman, Senem Şahin, Kader Gözpınar, Sedat Mayadağ, Gerçek Sağlar, Selim Türkışık ve Ebru Zeliha Sırkıntı’nın rol aldığı Oyun, karısı, tıp fakültesinde okuyan oğlu ve evde kalmış kızı ile kirada oturan kiracı ve ev sahibi arasında geçen hikayeyi konu alıyor.

-TRABZON-

Trabzon Devlet Tiyatrosu, “Islık Sever Max” adlı tiyatro Oyununu sahneliyor.

Trabzon Devlet Tiyatrosu, “Islık Sever Max” adlı tiyatro Oyununu sahneliyor.

Carsten Krüger ve Volker Ludwig’in yazdığı, Meriç Gök’ün Türkçeye çevirdiği ve Birkan Görgün’ün yönettiği “Islık Sever Max” adlı Oyunda Emre Ön, Sinem Bilgin, Dalya Filmci, Birkan Görgün ve Yavuz Topçuoğlu rol alıyor.

Dekor ve kostümleri Aytuğ Dereli, ışık tasarımı Muharrem Boran, müzikleri Emin Serdar Kurutçu’ya ait Oyun, bugün ve yarın 13.00’da, 22 Nisan Pazar günü saat 13.30’da, 23 Nisan Pazartesi ise saat 13.00’da Atapark Haluk Ongan Sahnesi’nde tiyatro severlerle buluşacak.

Oyunda, her gün aynı işleri büyük bir can sıkıntısıyla yapan beş arkadaşın her zamanki gibi aynı yerde, aynı bankta oturmaları ve o sırada oradan geçmekte olan bir Oyuncunun kendilerine bir teklif sunmasıyla gelişen olaylar konu ediliyor.

Trabzon Güzel Sanatlar Galerisi’nde yer alan Serdar Yılmaz’a ait kişisel resim sergisi, 22 Nisan Pazar gününe kadar sanatseverler tarafından gezilebilecek.

-ORDU-

Ordu Devlet Tiyatrosu’na bu hafta “Antigone” ile İstanbul Devlet Tiyatrosu konuk olacak.

“Antigone”, yarın ve 21 Nisan Cumartesi günü Ordulu sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Sophokles’in yazdığı, Sabahattin Ali’nin Türkçeleştirdiği ve Kenan Işık’ın oyunlaştırıp sahneye koyduğu eserde, iktidarı ele geçirmek adına savaşa tutuşup birbirlerini öldüren iki kardeşten birinin gömülmesine devlet otoritesinin izin vermemesinin nasıl bir toplumsal travmaya yol açtığı, güçlülerin, iktidar sahiplerinin ne adına ve niçin yasa koydukları, sadece bir aileyi ya da bir aşireti ilgilendiren çok özel, spesifik durumlar için de yasa koymanın doğru bir yaklaşım olup olmadığı gibi konular anlatılıyor.

-ELAZIĞ-

Elazığ’da, İzmir Devlet Tiyatrosu “Yerin Altında” adlı Oyunu sahneye koyacak.

Sema Göktaş’ın yazdığı ve Tayfun Erarslan’ın yönettiği Oyunun dekor tasarımı Behlüldane Tor’a, giysitasarımı Buket Başaran Akkaya’ya, ışık tasarımı ise Osman Uzgören’e ait.
Fantastik bir öyküyü, trajikomik biçimde ele alan Oyunda, “Dünyayı tehdit eden felaket senaryoları gerçekleşse, günümüz Türkiye’sinde neler olurdu-” sorusuna eğlenceli bir dille yanıt aranıyor.
Oyunda Canan Erener Şen, Fatih Özyiğit, Gerçek Özkök Yağcı ve Zafer Öncül rol alıyor. 2 perdelik Oyun25-26 Nisan saat 20.00 Elazığ Klasik Devlet Türk Müziği korosunda sahnelenecek.

19 Nisan 2012/1 Yorum/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/03/nar-sanat-duyuru3.jpg 356 376 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-04-19 11:25:452012-04-19 11:35:04Nerede olursanız olun ; Türkiye ‘de Sanatla olun !
Sanat Haberleri

Afife Jale Tiyatro Ödülleri adayları açıklandı !

Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’nin 2012 adayları ile özel ödül sahipleri 2 Nisan 2012 Pazartesi akşamı düzenlenen basın toplantısında açıklandı.

afife jale tiyatro odulleri

2011-2012 tiyatro sezonundaki en başarılı isim ve oyunlarını ödüllendirmeye hazırlanan Yapı KrediAfife Tiyatro Ödülleri’nde bu yıl Muhsin ErtuğrulÖzel Ödülü’ne Nedret Güvenç, Cevat Fehmi Başkut Özel Ödülü’ne Ülkü Ayvaz, Yapı Kredi Özel Ödülü’ne ise Turan Oflazoğlu layık görüldü.

Sanat dünyasını bir araya getiren basın toplantısında konuşma yapan Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri İcra Kurulu Başkanı Salih Başağa, “Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’nin  bugün geldiği nokta, Türkiye’nin en prestijli tiyatro ödülü olarak bizi çok gururlandırıyor. 16 senedir sadece finansal anlamda değil, fikir ve emek olarak da her türlü desteği verdiğimiz, bu proje, Yapı Kredi’nin sanata olan samimi desteğinin de bir kanıtı.

Bu sene birçok iyileştirme gerçekleştirdik. Üye sayımızı artırarak daha geniş bir katılım sağladığımız Seçici ve Oylama Kurullarımızın, önümüzdeki dönemde de çalışmalarını daha etkin yürütebilmesi için yine yeni düzenlemeler üzerinde çalışıyoruz.

Biz bu çalışmalarımızı sürdürürken Türk tiyatrosuna ilgi de her geçen gün artıyor, daha fazla oyun sahneye konuluyor. Bu bağlamda Afife ödüllerini daha geniş bir tabana yayma meselesi önümüzde somut bir hedef olarak duruyor.” dedi.

Sezon boyunca  toplam 30 kişiden oluşan Seçici ve Oylama Kurulu’nun İstanbul’un dört bir yanındaki tiyatrolara giderek doğru adayı seçmek için büyük bir titizlikle çalıştığını belirten Başağa şunları söyledi: “Tiyatroya gönül veren tüm jüri üyesi dostlarıma, hassasiyetleri ve gösterdikleri üstün iş disiplini için tekrar teşekkürlerimi sunuyorum Artık görev Oylama Kurulu’nda ve hepimiz 30 Nisan’da Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri Töreni için nefesimizi tuttuk, bekliyoruz. Şimdiden tüm adayları gönülden kutluyor, hepinize keyifli bir akşam diliyorum.”

Türk tiyatrosunun Afife gibi cesur, inançlı ve sabırlı insanların omuzlarında yükseldiğini vurgulayan Yapı Kredi Sanat Danışmanı Haldun Dormen ise “Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri benim için bir tutku ve her yıl bu ödül töreni için sanki ilk defa gerçekleşiyormuş gibi büyük heyecan duyuyorum. Yapı Kredi’nin bu ödülü ilk günden beri böylesine sahiplenmiş olması son derece mutluluk verici. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’nin ayrıca çeşitli yeniliklerle yoluna devam etmesi planlanıyor.

Bizler, Afife Tiyatro Ödülleri kapsamında Yapı Kredi ile Türk tiyatrosuna ve tiyatrocusuna her geçen yıl daha iyisini verebilmek için çalışıyoruz. Bu çalışmalarımızı artırarak sürdüreceğiz.” şeklinde konuştu.

En başarılı prodüksiyondan, ışık tasarımcısına, en başarılı erkek oyuncudan, en başarılı yardımcı kadın oyuncuya kadar 15 ayrı kategoride adayların ödüllendirildiği Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri, 30 Nisan 2012 Pazartesi akşamı Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek görkemli bir törenle sahiplerini bulacak.

 

03 Nisan 2012/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/04/afife-jale-tiyatro-odulleri-adaylari-aciklandi.jpeg 480 500 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-04-03 11:39:402012-04-03 11:39:40Afife Jale Tiyatro Ödülleri adayları açıklandı !
Sanat Haberleri

Bakırköy, Nar Sanat Türk Sanat Müziği Topluluğu Konseri ile çoştu

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği’nin 2012 yılının ilk Türk Sanat Müziği Topluluğu Konseri “Bakırköy İşadamları Derneği”  salonunda düzenlendi.

Nar Sanat İstanbul Türk Müziği Topluluğu Konseri

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği’nin 2012 yılının ilk Türk Sanat Müziği Topluluğu Konseri “Bakırköy İşadamları Derneği”  salonunda düzenlendi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla, T.C. M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu sponsorluğunda düzenlenen Konserde hareketli parçalarla Türk Sanat Müziğinin coşkusuna kapılan konuklar zaman zaman tempo tutarak zaman zamanda şarkılara eşlik ederek unutulmaz dakikalar geçirdi.

Şef Mert ERAĞAN Yönetiminde gerçekleştirilen gecede, Topluluk üyeleri, Sevim DEMİRCİ, Nuran URAL, Perihan GÜRSES, Gülderen MAĞDALA, Birsen SOYKAN, Yıldız ERDEM ’İN seslendirdiği solo parçalar ve  Kanun: Can YILDIRIM, Klarnet: Şenol KARAGÖZ, Ud: Faruk YALÇIN’ın hareketli parçalardaki performansları göz doldurdu.

Aşağıda konserden birkaç görüntüyü görebilirsiniz.

 

Nar Sanat İstanbul Türk Müziği Topluluğu Konseri




 

01 Nisan 2012/7 Yorumlar/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/04/Nar-Sanat-Konser-Davetiyesi.jpg 616 900 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-04-01 14:48:542012-04-01 14:48:54Bakırköy, Nar Sanat Türk Sanat Müziği Topluluğu Konseri ile çoştu
Sanat Haberleri

Bakırköy ve Çevre Semtler için Nar Sanat ’ da Konser zamanı

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği ve  kuruluşu olan M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu işbirliği ile Nar Sanat İstanbul Türk Müziği Topluluğu Konseri ; Şef Mert ERAĞAN yönetiminde geçirdikleri yoğun bir çalışmanın ardından  halkımızı Türk Sanat Müziğinin renkli ve eğlenceli parçaları ile büyülemeye hazır.

Nar Sanat Konser DavetiyesiBakırköy’de sanat  faaliyetlerine devam eden  derneğimiz ilk konserini 2011yılında  hazırlayıp halkımıza sunmuş ve büyük beğeniyle dinlenmişti.  2011 yılında icra edilen konserin ardından bu yıl Türk Müziği Topluluğu ikinci yılında da halkımıza müzik ziyafeti çekmeye hazır.

Yoğun bir çalışma temposunun ardından çalışmalarının sonuçlarını halka sunmaya hazır olduğunu söyleyen Şef Sayın ERAĞAN konserde söylenecek parçaların titizlikle seçildiğini ve izleyicilerin çok zevkli, müzik dolu dakikalar geçireceğini söyledi.

İcra edilecek parçaların hepsinin adını söylemeyip konsere gününe beklemek istediğini ifade eden ERAĞAN ricamızı kırmayarak birkaç tanesinin adını sizlerle paylamamıza izin verdi… Söz konusu repartuvardan örnek olarak : “Dil Yaresini andıracak, Biraz Kül Biraz Duman”.

Tüm halkımızın zevkle izleyebileceği Konser için gerekli detay bilgiyi 0212 570 80 68 nolu telefondan öğrenebilirsiniz.

Tarih : 30 Mart 2012 (Cuma)

Saat : 20:00

Konser Yeri : Bakırköy İş adamları Derneği

Adres :  İncirli Cad. Yeşil Ada Sok. No: 2/A Bakırköy

(Nar Sanat Binasından bir önceki Sokak- Ticaret Lisesine giden sokakta 2. Bina)

Aşağıda 2011 yılında Nar sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği Türk Müziği Toplululuğunun verdiği konserden birkaç görüntüyü görmeniz mümkün.

Nar Sanat Türk Müziği Topluluğu Konseri
tsm bakırköy konseri

Nar sanat koro konseri
türk sanat müziği koro

koro çalışması ve konseri bakırköy
Nar Sanat Türk Halk Müziği Korosu

Türk müziği konseri
bakırköy konser

bakırköy tsm

 

26 Mart 2012/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/03/Nar-Sanat-Konser-Davetiyesi.jpg 616 900 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-03-26 18:49:442012-03-26 21:10:59Bakırköy ve Çevre Semtler için Nar Sanat ’ da Konser zamanı
Sanat Haberleri

Nerede Olursanız Olun; 19 Mart –25 Mart arası Sanatla Olun !

“Tehlikeli İlişkiler” bu hafta Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde izlenebilir.

Tiyatro

İstanbul

■ Devlet Tiyatroları Beykoz Ahmet Mithat Efendi Sahnesi’nde “Aşkın Sıradanlığı” Cuma 20.00, Cumartesi 15.00 ve 20.00. Cevahir Sahneleri Salon 1’de “Sezuan’ın İyi İnsanı” Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma 20.00, Pazar 15.00. Cevahir Sahneleri Salon 2’de “Kontrabas” Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma 20.00, Cumartesi 15.00 ve 20.00. Küçük Sahne’de “Kırmızı” Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma 20.00, Cumartesi 15.00 ve 20.00, Pazar 15.00. Küçük Çekmece DT Sahnesi’nde “Açıl Kafam Açıl” Cuma 20.00, Cumartesi 15.00 ve 20.00, Pazar 15.00. Üsküdar Stüdyo Sahnesi’nde “İmparatorluk Kuranlar” Cuma, Cumartesi 20.00, Üsküdar Tekel Sahnesi’nde Konya DT “Gılgameş” Perşembe 20.00, Cumartesi, Pazar 15.00. (0 212 292 39 00)

■ İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları F. Reşat Nuri Sahnesi’nde “Çığ” Çarşamba, Cumartesi 15.00 ve 20.30, Perşembe, Cuma 20.30, Pazar 15.00. GOP Ferih Egemen Sahnesi’nde “Benim Arkadaşım Yok” Perşembe, Cuma 10.30 ve 13.30. Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Tehlikeli İlişkiler” Çarşamba, Cumartesi 15.00 ve 20.30, Perşembe, Cuma 20.30, Pazar 15.00. Kâğıthane Sadabad Sahnesi’nde “İstanbul Efendisi” Çarşamba, Cumartesi 15.00 ve 20.30, Perşembe, Cuma 20.30, Pazar 15.00. Kâğıthane Küçük Kemal Sahnesi’nde “Boya Benek” Perşembe, Cuma 10.30 ve 13.30. Haldun Taner Sahnesi’nde “Dullar” Çarşamba 15.00 ve 20.30, Perşembe, Cuma 20.30, Pazar 15.00. Ümraniye Sahnesi’nde “Kabare” Çarşamba, Cumartesi 15.00 ve 20.30, Perşembe, Cuma 20.30, Pazar 15.00. Üsküdar Müsahipzade Sahnesi’nde “Düşüş” Çarşamba, Cumartesi 15.00 ve 20.30, Perşembe, Cuma 20.30, Pazar 15.00. Üsküdar K. Yılmazer Sahnesi’nde “Boya Benek” bugün ve yarın 10.30 ve 13.30’da. (0 212 455 39 00)

■ Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda Müşfik Kenter Sahnesi’nde “Aklı Havada” Cuma 20.30, “Hoşu’nun Utancı” Cumartesi 11.00, www.aşkbu-mu.com Cumartesi 20.30, “Benim Güzel Pabuçlarım” Pazar 11.00, “Külhanbeyli Müzikali” Pazar 15.30. Turhan Tuzcu Sahnesi’nde “Medeni Hali: Kadın” Çarşamba 20.30, “Şişman Domuz” Salı 20.30. (0 212 661 38 94)

■ Ortaoyuncular’da “Nasri Hoca ve Muhalif Eşeği” Cuma, Cumartesi 20.00, Pazar 18.00. (0 212 251 18 65)

■ Dostlar Tiyatrosu’nun “Nereye Gidiyoruz?” Salı, Çarşamba 20.00 Ataşehir Zübeyde Hanım Kültür Merkezi, Cumartesi 20.00 Maltepe Türkan Saylan Kültür Merkezi, Pazar 19.30 Kartal Hasan Âli Yücel Kültür Merkezi. “Ben Bertolt Brecht” Cuma 20.30 Muammer Karaca Tiyatrosu. (0 212 252 59 35)

■ Tiyatro Pera’da “Rahat Yaşamaya Övgü (Brecht Kabare)” Cuma, Cumartesi 20.00, “Şerefe Hatıralar (İstanbul 1955)” Pazar 18.30.

■ Kenter Tiyatrosu’nda “Ağaç İrfan” cumartesi 20.30 (0 212 246 35 89)

■ Dot’ta DOT’un yeni oyunu Öksüzler Dotmarsta Salonu’nda perşembe, cuma, cumartesi 21.00, Pazar 17.00 (0 212 232 44 40)

■ Semaver Kumpanya’nın “Metot” Çarşamba, Perşembe 20.30. “Karagöz ve Hacivat” Cumartesi 11.30, “Metot” cumartesi 20.30. Çevre Tiyatrosu’nda. (0 212 585 59 35)

■ Tiyatro Kedi’nin “Kibarlık Budalası” oyunu Perşembe 20.30 Tiyatro Kedi Blackout Sahnesi. Cuma 20.30 Akatlar Kültür Merkezi. “Koca Sinan” Cuma 20.00 Sefaköy Kültür Merkezi. “Don Kişot” cumartesi 20.30 Tiyatro Kedi Blackout Sahnesi, “Koca Sinan” Pazar 18.30 Tiyatro Kedi Blackout Sahnesi. (0 212 257 79 36)

■ Kumbaracı50’de “Bernarda Alba’nın Evi” bugün 20.30, “444” Salı 20.30, “Cadının Boçası” Çarşamba 20.30, “Kıyıya Oturmanın Böylesi” Perşembe 20.30, “Hakiki Gala” Cuma 20.30, “Bernarda’nın Evi” cumartesi 20.30, “Kayıp Eşya Bürosu” Pazar 13.00. (0 212 243 50 51)

■ Duru Tiyatro’da “Aşk Her Yerde” cumartesi 20.45, “Sondan Sonra” Pazar 16.00 (0 216 338 56 36)

■ İkincikat’ta “Bulanık” bugün, “Cam Yapraklar” yarın, “Yalnız Batı” Çarşamba, “Yok Oğlum, Biz Evdeyiz” Perşembe, “Aut” Cuma, cumartesi, “Tetikçi” Pazar. (0 212 292 32 47)

■ Maya Sahnesi’nde “Ford Mach Bağdat Caddesi’nde” Salı 20.30, “Gece O Kadar Kirliydi ki İkisi de Kayboldu” Çarşamba 20.30, “Bir Kadın Uyanıyor” Perşembe 20.30, “Van Gogh” Cuma 20.30, “Moliere Efendi” cumartesi 16.00, “Eleni’den Mektuplar” cumartesi 20.30. “Cimri” Pazar 20.00. (0 212 252 74 52)

Ankara

■ Akün Sahnesi’nde, “Nâzım Hikmet’in Memleketimden İnsan Manzaraları’ndan On Bir Tablo” yarın ve 24 Mart’a dek saat 20.00’de, “Pal Sokağı Çocukları/çocuk oyunu” 23, 25 Mart’ta saat 11.00’de, “Fosforlu Cevriye” 27-30 Mart tarihleri arasında saat 20.00’de, 31 Mart’ta saat 15.00 ve 20.00’de. (0 312 427 19 71)

■ Altındağ Tiyatrosu’nda, “Boğaç Han/çocuk oyunu” 22, 25 Mart’ta saat 11.00’de, “Kafes Arkasında” 20, 21, 22, 23 Mart’ta saat 20.00’de, 24 Mart’ta saat 15.00 ve 20.00’de, “Sinek Kadar Kocam Olsun, Başımda Bulunsun” 27, 28, 29, 30 Mart’ta saat 20.00’de, 31 Mart’ta saat 15.00 ve 20.00’de. (0 312 316 59 02)

■ Büyük Tiyatro’da, “Elma Hırsızları” yarın ve 23 Mart’ta saat 20.00’de, 25 Mart’ta saat 15.00’te, “Kerbela” 27 ve 30 Mart’ta saat 20.00’de. (0 312 324 22 10)

■ Çayyolu Cüneyt Gökçer Sahnesi’nde, “Kerbela” 20-25 Mart tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Benim Tatlı Meleğim/çocuk oyunu” 21, 22 Mart’ta saat 11.00’de, “Barış” 27 ve 28 Mart’ta saat 20.00’de. (0 312 240 00 91)

■ Küçük Tiyatro’da, “Keloğlan Keleşoğlan/çocuk oyunu” 21, 25, 28 Mart’ta saat 11.00’de, “Sönmüş Yıldızlar” yarın ve 21, 22, 23 Mart’ta saat 20.00’de, 24 Mart’ta saat 15.00 ve 20.00’de, “George Dandin” 27, 28, 29 ve 30 Mart’ta saat 20.00’de, 31 Mart’ta saat 15.00 ve 20.00’de. (0 312 311 11 69)

■ Oda Tiyatrosu’nda, “Yosunlar/yeni oyun” yarından itibaren 31 Mart’a dek saat 18.30’da. (0 312 311 11 69)

■ Stüdyo Sahne’de, “Bir Delinin Hatıra Defteri” yarından itibaren 30 Mart’a dek pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde saat 20.00’de. (0 312 397 30 24)

■ İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi’nde, “Orkestra” 24 Mart’a dek saat 20.00’de, “Yastık Adam” 28 ve 29 Mart’ta saat 20.00’de, 31 Mart’ta saat 15.00’te. (0 312 397 30 24)

■ Şinasi Sahnesi’nde, “Soğuk Bir Berlin Gecesi” yarın ve 21, 22, 23 Mart’ta saat 20.00’de, 24 Mart’ta saat 15.00 ve 20.00’de, “Kırmızı/İstanbul Devlet Tiyatrosu” 27, 28, 29 ve 30 Mart’ta saat 20.00’de, 31 Mart’ta saat 15.00 ve 20.00’de. (0 312 467 17 44)

■ Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde, Tiyatro Pembe Kurbağa tarafından sahnelenecek “Akıllı Topaç/çocuk oyunu” 31 Mart’ta saat 10.30’da. (0 312 442 30 50)

■ Tiyatro Pembe Kurbağa’da, “Ali Nihat’la Sihirli Yolculuk/çocuk oyunu” 31 Mart’ta saat 10.30’da, “Hiçyemez Prenses/çocuk oyunu” 24 ve 31 Mart’ta saat 12.00’de, “Bebek Tiyatrosu/Şık Şık Şıkırdak” 25 Mart’ta saat 12.00’de. (0 312 418 02 98)

■ Mavi Sahne’de, “Tuluatmasyon/Her Şey Doğaçlama Komik Gösteri” 28 ve 31 Mart’ta saat 20.00’de, “Hiç/Neyzen Tevfik” 27 ve 30 Mart’ta saat 20.00’de, “Mutfak Cadıları” 21, 22, 23 ve 24 Mart’ta saat 20.00’de, 25 Mart’ta saat 17.00’de, “Cinfikir/çocuk oyunu” 24, 25 ve 31 Mart’ta saat 12.00’de. (0 312 241 02 33)

■ Ankara Sanat Tiyatrosu’nda, “Zübük” 21, 23, 28, 30, 31 Mart’ta saat 20.00’de, 25 Mart’ta saat 15.30’da, “Argos Sanat Tiyatrosu/He Diye…” bugün ve 22 Mart’ta saat 20.00’de. “Antalya Bölge Tiyatrosu/Deliorman” yarın saat 20.00’de, “Kırmızı Şapkalı Kurt/çocuk oyunu” 24 ve 25 Mart’ta saat 13.00’te, “Giderayak” 24 Mart’ta saat 18.30’da, “Tiyatro Kafe/Matruşka” 25 Mart’ta saat 20.00’de, “Bakırköy Sanat Tiyatrosu/Gün Anneme Gebe” 26 Mart’ta saat 20.00’de, “İran Pasargad Theater/Denouement-Akıbet” 27 Mart’ta saat 20.00’de, “İsviçre Theatre Ad Hoc/Sürgünden Sürgüne” 29 Mart’ta saat 20.00’de, “Sihirli Parmaklar/çocuk oyunu” 31 Mart’ta saat 13.00’te. (0 312 417 76 76)

■ Tiyatro Tempo’da, “Benim Sevgili Yağmurum/gençlik oyunu” yarın saat 20.00’de, “Bir Beckett Oynamak/gençlik oyunu” 23 Mart’ta ve 6 Nisan’da saat 20.00’de, “Göknineye Konuk Geldi/çocuk oyunu” 1 Nisan’da saat 13.00’te, “Tozlu Kitaplar/çocuk oyunu” 8 Nisan’da saat 13.00’te, “Yaşamayı Beklerken/gençlik oyunu” 12 Nisan’da saat 20.00’de, “Palyaço Kral/çocuk oyunu” 15 Nisan’da saat 13.00’te, “İyi ki Doğdun Karagöz/çocuk oyunu” 22 Nisan’da saat 13.00’te. (0 312 232 32 92)

Adana

■ Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatrosu oyuncuları, Üstün Dökmen’in yazdığı, Ali Hürol’un sahneye koyduğu, ‘Komşu Köyün Delisi’ adlı oyunu, Dünya Tiyatrolar Günü’nde 20.00’de, cumartesi günü ise 15.00’te yeniden sahneleyecek. (0322 458 00 08)

Samsun

■ Samsun Devlet Tiyatrosu’nda, 20 Mart Salı ve 21 Mart Çarşamba günü saat 20.00’de Antalya Devlet Tiyatrosu’nca hazırlanan “Eşeğin Gölgesi” adlı oyun sahnelenecek. (0362 431 50 00)

■ Samsun Gazi Sahnesi’nde 20 Mart Salı günü, 20.00’de Düşevi oyuncuları, “Süreyya” isimli oyunu seyirciyle tekrar buluşturacak. (0362 230 78 01)

Sergi

■ Nuri Battal’ın sergisi 20 Mart – 12 Nisan tarihleri arasında Ritz Carlton Hotel, Süzer Plaza’da.

■ Özgür Yener’in “Vakitsiz Vakitlerim” isimli sergisi 20 Mart – 4 Nisan tarihleri arasında Galeri Espas’ta. (0212 227 70 17)

■ Charles Csuri’nin sergisi 20 Mart – 10 Mayıs tarihleri arasında Kasa Galeri, Karaköy’de.

■ Gizem Enuysal’ın “Oyunda Kal” resim sergisi 20 Mart – 20 Nisan tarihleri arasında Akademililer Sanat Merkezi’nde. (0212 245 02 29)

■ Usta Fırçaların Buluşması başlıklı karma sergi 19 Mart’a kadar Derinlikler Sanat Merkezi’nde. (0212 291 82 55)

■ Alp Klanten’in “ALP” isimli sergisi 20 Mart’a kadar Maçka Sanat Galerisi’nde. (0 212 240 80 23)

■ Gülercan Hacıoğlu’nun “Gece Bekçileri” isimli sergisi 20 Mart’a kadar Galatea Art’ta. (0212 245 33 20)

■ What I Love isimli karma sergi 21 Mart’a kadar Borusan Müzik Evi’nde. (0 212 261 60 60)

■ Serap Ünveren’in seramik sergisi 23 Mart’a kadar Bakraç Sanat Galerisi’nde. (0216 362 18 26)

■ Anadolu Sanatçılar Derneği’nin geleneksel 8 Mart Sergisi 23 Mart’a kadar Anadolu Sanatçılar Derneği Galerisi’nde. (0216 5170896)

■ Özge Öner ve Rıdvan Özgür’ün “RENKARENK” isimli sergisi 24 Mart’a kadar Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde. (0 212 351 00 60)

■ Mustafa Köseoğlu’nun sergisi 24 Mart’a kadar Alta Sanat’ta. (0 212 282 69 65)

■ Handan Orhon’un “Sevgi Penceresinden” isimli takı sergisi 24 Mart’a kadar Ayşe Takı Galerisi’nde. (0 212 343 21 54)

■ Hüsn-ü Hat Sergisi 25 Mart’a kadar Sanat Akmerkez’de. (0212 282 01 70)

■ İsmail Acar’ın “Aşk” isimli retrospektif sergisi 28 Mart’a kadar Çırağan Palace Kempinski Sanat Galerisi’nde. (0212 326 46 46)

■ İlker Yardımcı, Pembe Hilal Tüzüner, Semra Ecer ve Serdar Kaynak’ın heykel sergisi 28 Mart’a kadar Artisan’da. (0 212 247 90 81)

■ Arzu Başaran ve Ruth Biller’ın “Transfigurative” isimli sergisi 28 Mart’a kadar Art350’de. (0216 369 80 50)

■ Tünay Tınç’ın sergisi 28 Mart’a kadar Doruk Sanat Galerisi’nde. (0212 252 05 35)

■ Turgut Mutlugöz’ün “Zevk Sonsuzluk İster” isimli sergisi 29 Mart’a kadar Mabeyn Gallery’de. (0 212 261 60 60)

■ Setenay Alpsoy’un “Görünmeyen Kent” isimli sergisi 29 Mart’a kadar Evin Sanat Galerisi’nde. (0 212 265 81 58)

■ ÇAĞDAŞIMIZ MODERNLER isimli sergi 30 Mart’a kadar Teşvikiye Sanat Galerisi’nde. (0 212 241 65 35)

■ Soner Çakmak’ın sergisi 30 Mart’a kadar Artium Modern Sanat Galerisi’nde. (0 212 352 76 74)

■ Mustafa Köseoğlu’nun “Seçkiler” sergisi 30 Mart’a kadar T.C. Ziraat Bankası Tünel Sanat Galerisi’nde.

■ Ahmet Güneştekin’in “Kesişmeler – Dönüşümler” sergisi 30 Mart’a kadar Güzel Sanatlar Müzesi’nde.

■ İzzet Keribar’ın “Farklı Yaklaşımlar Üzerine” adlı fotoğraf sergisi 30 Marta kadar Schneidertempel Sanat Merkezi’nde. (0212 249 01 50)

■ Halil’in “Tepme” isimli sergisi 31 Mart’a kadar The Empire Project’te. (0 212 292 5968)

■ Burcu Gökçek’in “çok güzel çinekop var” isimli sergisi 31 Mart’a kadar .artSümer’de. (0 212 249 10 35)

■ Merve Şendil’in “BirdDay” isimli sergisi 31 Mart’a kadar PiArtworks’de. (0 212 293 71 03)

■ Matthieu Paley’in sergisi 31 Mart’a kadar İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nde. (0 212 393 81 11 )

■ Meltem Işık’ın sergisi 31 Mart’a kadar Galeri Nev’de. (0 212 252 15 25)

■ Tema(s)siz isimli karma sergi 31 Marta kadar Galeri İlayda’da. (0212 227 92 92)

■ Adile Gülan, Tülay Oskay Işın, Yusuf Özsarfati, Evrensel Derman ve Nihat Evren Derman’ın karma sergisi 31 Mart’a kadar Tolga Eti Sanat Evi’nde. (0216 368 26 79)

■ Ahmet Sarper’in “Dünyadan İnsan Manzaraları – Hindistan” isimli fotoğraf sergisi 31 Mart’a kadar YEKÜV Sanat Galerisi’nde. (0212 231 17 92)

■ Ercan Akın’ın “Kimlik” isimli sergisi 31 Mart’a kadar Galeri Merkur’de. (0 212 225 37 37)

■ Bennu Gerede’nin “Kiss&Bet” isimli fotoğraf sergisi 31 Mart’a kadar Chalabi Art Gallery’de. (0212 291 39 09)

■ Sultanlar, Tüccarlar, Ressamlar ve Konstantiniyye’den İstanbul’a Boğaziçi Anadolu yakası fotoğrafları sergisi 1 Nisan’a kadar Pera Müzesi’nde. (0212 211 41 00)

■ Güzel Ama Yalnız Kadınlar isimli karma sergi 1 Nisan’a kadar ALAN İstanbul’da. (0 212 252 94 53)

■ Selahattin Aydın’ın “Kendisi ya da Gerçeği” adlı kişisel sergisi 1 Nisan’a kadar Artgalerim Nişantaşı Sanat Galerisi’nde. (0212 265 10 34)

■ Silver Gözütok Güçlü’nün sergisi 1 Nisan’a kadar Estethica Ataşehir Cerrahi Tıp Merkezi’nde. (0216 578 78 16)

■ Jacques Bosser’in “Femme” isimli sergisi 1 Nisan’a kadar GET-ME-ART Gallery’de.

■ Torumtay Ailesi Resim Koleksiyonu Sergisi 3 Nisan’a kadar Almelek Sanat Galerisi’nde. (0212 265 38 51)

■ Seher Uysal, Seval Şener, Özgün Evren Ertürk’ün karma sergisi 4 Nisana kadar GaleriBu’da. (0212 243 91 93)

■ Mart Kedileri isimli sergi 5 Nisan’a kadar Ürün Sanat Galerisi’nde. (0216 363 12 80)

■ İnci Eviner’in sergisi 6 Nisan’a kadar Salt Galata’da.

■ Lagun Canavarı sergisi 6 Nisan’a kadar Yerebatan Sarnıcı’nda.

■ Ebru Özseçen’in “Gerçek Aşk Gönül Eşi” adlı sergisi 7 Nisan’a kadar RAMPA’da. (0212 327 08 00)

■ Hande Varsat’ın “Daima Yüklü” adlı sergisi 7 Nisan’a kadar Galeri Apel’de. (0212 292 72 36)

■ Süleyman Gündüz ve Uğur Günyüz’ün “Retrospektif” adlı sergisi 7 Nisan’a kadar Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi’nde.

■ Jak Baruh’un “Metropole Bakmak” isimli sergisi 8 Nisana kadar Pg Art Gallery’de. (0212 252 80 00)

■ Deniz Aktaş ve Seçil Büyükkan’ın “İçinde ya da Dışında” adlı sergisi 8 Nisan’a kadar ART SUİTES Gallery’de. (0 212 251 55 61)

■ Gogi Chagelishvili’nin “Kış ve Çiçekler” adlı resim sergisi 9 Nisan’a kadar Pirosmani Sanat Galerisi’nde (0212 252 68 12).

■ Matthieu Paley’in “Masalsı Dünyadan Fısıltılar” sergisi 10 Nisan’a kadar Gallery LiNART’ta. (0 212 281 12 00)

■ Burcu Or Bayram’ın sergisi 10 Nisan’a kadar Füsun İnan Art Gallery’de. (0212 232 40 49)

■ Marwan’ın sergisi 11 Nisan’a kadar GaleriArtist’te. (0212 227 68 52)

■ 20 Işık ve Gölgeleri fotoğraf sergisi 10 Nisan’a kadar İFSAK’ta. (0212 292 42 01)

■ Muhittin Köroğlu’nun “Adalet” isimli karikatür sergisi 10 Nisan’a kadar Tatbiki Sanat Atölyesi’nde. (0216 3389837)

■ Mehmet Pesen’in sergisi 14 Nisan’a kadar Kibele Sanat Galerisi’nde.

■ Erdinç Bakla’nın “Göbeklitepe Rüzgârı” heykel sergisi 14 Nisan’a kadar Galeri Işık’ta.

■ Luz Blanco’nun “Hatırlamıyorum” sergisi 14 Nisan’a kadar Sanatorium Gallery’de.

■ Ahmet Doğu İpek’in “Çokluk” isimli ilk kişisel sergisi 14 Nisan’a kadar Sanatorium Gallery’de.

■ Ümmühan Yörük’ün “Aralıklı Yakınlık” isimli sergisi 14 Nisan’a kadar PiArtworks’te. (0212 245 40 87)

■ İsmail Tetikçi’nin “Bakış” isimli sergisi 14 Nisan’a kadar Ormo Sanat Galerisi’nde. (0212 252 00 47)

■ Kilden Suretler, Sadberk Hanım Müzesi Koleksiyonu’ndan Antik Çağ Terrakotta Figürinleri sergisi 15 Nisan’a kadar Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi’nde. (0212 284 63 63)

■ Murat Havan’ın “The Cult” isimli sergisi 15 Nisan’a kadar Piramid Sanat Merkezi’nde. (0212 297 31 15)

■ Ali Cabbar’ın “Kırmızı Koridor” isimli sergisi 15 Nisan’a kadar Yapı Kredi Kültür Merkezi’nde.

■ Genç Sanatçılar IV Seramik Sergisi 15 Nisan’a kadar Galeri 5’te. (0212 258 12 45)

■ Nazmi Ziya Güran’ın “Işığın Ressamı” sergisi 17 Nisan’a kadar Rezan Has Müzesi’nde. (0212 533 65 32)

■ Ahmet Polat’ın “Kemal’in Rüyası” isimli fotoğraf sergisi 21 Nisan’a kadar DEPO’da. (0212 292 39 56)

■ Opera Afişleri Sergisi 21 Nisan’a kadar Süreyya Operası’nda. (216 5425087)

■ O Zamanlar Konuşuyorduk isimli sergi 22 Nisan’a kadar SALT Galata’da. (0212 334 22 00)

■ 20 genç ressamın “bir” kavramını yorumladığı sergi 25 Nisan’a kadar Art&Design Gallery’de.

■ No 1 isimli karma sergi 28 Nisan’a kadar Nesrin Esirtgen Collection’da.

■ Luk Berghe’nin “Ütopya Koleksiyonu” adlı sergisi 28 Nisan’a kadar Mimarlık Araştırmaları Stüdyosu MARS’ta. (0212 2454850)

■ Youssef Nabil’in “Hiç Gitmedin” adlı sergisi 28 Nisan’a kadar GALERİST’te. (02122324902)

■ Kesintisiz Avangard isimli karma sergi 28 Nisan’a kadar Kuad Galeri’de.(0212 227 00 08)

■ Hesaplaşma adlı karma sergi 28 Nisan’a kadar Akbank Sanat’ta.

■ Ali İbrahim Öcal’ın “Patetik Koridor” isimli ikinci kişisel sergisi 28 Nisan’a kadar DAİRE’de. (0212 252 52 59)

■ Murat Akagündüz’ün “Cennet – Cehennem” adlı sergisi 28 Nisan’a kadar Galeri Manâ’da. (0212 243 66 66)

■ Jale Nejdet Erzen’in sergisi 29 Nisan’a kadar Mine Sanat Galerisi’nde. (0 2 1 2 2 3 2 3 8 1 3)

■ La La La İnsan Adımları – Boijmans Van Beuningen Müzesi Koleksiyonundan Bir Seçki isimli sergi 6 Mayıs’a kadar İstanbul Modern’de. (0 212 334 73 53)

■ Oyun Alanları: Grafik Tasarımcıların Deneysel Üretimleri Hakkında Bir Sergi isimli sergi 9 Mayıs’a kadar Siemens Sanat’ta. (0212 334 11 04)

■ Van Gogh Alive isimli sergi 15 Mayıs’a kadar Karaköy Antrepo 3’te.

■ Mehmet Aksoy’un 50. yıl sergisi 20 Mayıs’a kadar Tophane-i Amire’de.

■ Mona Hatoum’un “Hâlâ Buradasın” isimli sergisi 27 Mayıs’a kadar ARTER’de. (0212 243 37 67)

■ Musevitoğlu Atölyesi Resim Sergisi 31 Mayıs’a kadar Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde. (0212 259 77 40)

■ Dünden Sonra isimli fotoğraf sergisi 3 Haziran’a kadar İstanbul Modern’de. (0 212 334 73 53)

■ Rembrandt ve Çağdaşları sergisi 10 Haziran’a kadar Sakıp Sabancı Müzesi’nde. (0 212 311 40 92)

■ Adalar, Mimarlar, Binalar isimli sergi Haziran 2012’ye dek Adalar Müzesi’nde. (0216 382 64 30)

Ankara

■ Ayşe Bilir – resim – 20 Mart’a dek – Atlas Sanat Galerisi’nde. (0 312 468 59 04)

■ Düriye Kozlu/Gündönümleri – resim – 23 Mart’a dek – Ziraat Bankası Mithatpaşa Sanat Galerisi’nde. (0 312 417 84 58)

■ Değer Sarıyıldız – resim – 23 Mart’a dek – Ankara Vakıf Eserleri Müzesi’nde. (0 312 311 49 25)

■ Koleksiyon’dan/Desen-Karışık Teknik-Özgün Basım – resim – 24 Mart’a dek – Galeri Polart’ta. (0 312 439 14 80)

■ KarikaTIP- karikatür – 24 Mart’a dek – Ankara Tabip Odası Sanat Galerisi’nde. (0 312 418 87 00)

■ Ayşe Arkün – resim – 25 Mart’a dek – Fırça Sanat Galerisi’nde. (0 312 38 60 08)

■ Marek Brzozowski – resim – 26 Mart’a dek – Doku Sanat Galerisi’nde. (0 312 439 78 80)

■ Daver Darende – resim – 28 Mart’a dek – Medya Sanat Galerisi’nde. (0 312 428 39 55)

■ Kadir Ablak – resim – 29 Mart’a dek – Aysel Gözübüyük Sanat Galerisi’nde. (0 312 241 08 95)

■ Manoucher Kouchak Pour/Çeşm-i Hüner – resim – 30 Mart’a dek – IC Sanat Galerisi’nde. (0 312 417 82 64)

■ Azimet Karaman – seramik ve heykel – 30 Mart’a dek – Krişna Sanat Galerisi’nde. (0 312 418 02 55)

■ Aynur Ocak – resim – 30 Mart’a dek – Ankara Sanayi Odası Kültür Merkezi’nde. (0 312 417 12 00)

■ Gülay Birben – resim – 31 Mart’a dek – Gözde Sanat Galerisi’nde. (0 312 442 11 31)

■ Valerio Adami – resim – 31 Mart’a dek – Galeri Nev’de. (0 312 437 93 90)

■ Zahit Büyükişliyen – resim – 31 Mart’a değin – Helikon Sanat Galerisi’nde. (0 312 441 78 01)

■ Gürbüz Doğan Ekşioğlu – resim – 31 Mart’a dek – Nurol Sanat Galerisi’nde. (0 312 468 86 70)

■ Ardan Özmenoğlu – baskı resim – 4 Nisan’a dek – Galeri Siyah Beyaz’da. (0 312 428 26 41)

■ Şule Atasoy Tansel – heykel – 6 Nisan’a dek – Ziraat Bankası Kuğulu Sanat Galerisi’nde. (0 312 466 05 40)

İzmir

■ Aphrodisias Sanat Merkezi, 20 Mart’tan itibaren Ezgi-Can Gökçe’nin çini seramik ve Hülya Kuloğlu’nun resim sergilerini ağırlayacak. Her iki sergi de 31 Mart’a dek izlenimde.

■ Gencay Kasapçı resim ve heykel sergisi, Selçuk Yaşar Sanat Galerisi’nde izlenimde.

■ Faden Suzan Kudsioğlu’nun resim ve seramik sergileri, 21 Mart’a dek Ege Üniversitesi 50. Yıl Köşkü Sanat Galerisi’nde.

■ Tahir Ün’ün “Naylon Barınaklar” konulu fotoğraf sergisi 27 Nisan’a dek Çizgelikedi Görsel Kültür Merkezi’nde izlenimde.

■ Urla Nüans Sanat Galerisi 24 Mart’a dek Hasan Gürsoy, Metin Cansız, Suna Bilek ve Uğur Belger’in, “deniz” temalı resim, heykel ve fotoğraflarına ev sahipliği yapacak.

Adana

■ Adana-Osmaniye Tabip Odası’nın düzenlediği ‘40 Hekim 40 Fotoğraf’ adlı geleneksel sergi, kadın doktorlardan oluşan Ritim Atölyesi Perküsyon Grubu’nun müzik dinletisi eşliğinde açıldı. Sergi hafta boyu Ortopedia Hastanesi Sergi Salonu’nda izlenime açık tutulacak.

(0322 458 00 08)

■ Yusuf Oktar’ın, ‘Anadolu Ezgileri’ adlı resim sergisi hafta boyu büyükşehir belediyesi tiyatro fuayesinde izlenebilecek.

(0322 458 93 47)

Müzik

■ ‘Kadıköy Süreyya Operası Sahnesi’nde OpusAmadeus Oda Müziği Festivali kapsamında çarşamba günü saat 20.00’de “Corelli Consort” konseri izlenebilir. (0 216 346 15 31)

■ ‘Tamirane’de cumartesi günü saat 22.30’da “Malia” konseri izlenebilir.(0 212 311 73 09)

■ ‘Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda bugün saat 20.00’de “Çoksesli Türküler”, yarın saat 20.00’de “Valy Boghean & Friends”, çarşamba günü saat 20.00’de “Kremerata Baltica & Gidon Kremer”, perşembe günü saat 20.00’de “Derya Türkan, Enver Izmaylov featuring Jarrod Cagwin, Eric van der Westen”, cuma günü saat 20.00’de “Zamanda Yolculuk – Nesrin Körükçü, Çetin Körükçü”, cumartesi günü saat 20.00’de “CRR İstanbul Senfoni Orkestrası: Özyurt Kantatı” konseri izlenebilir. (0 212 231 54 97)

■ ‘Babylon’da yarın saat 21.30’da “Lokal Anestezi Special Guest: Ceza”, çarşamba günü saat 21.30’da “Asmalı Showcase #2 // Kök, She Past Away, Softa”, perşembe günü saat 21.30’da “BaBa ZuLa”, cuma günü saat 22.00’de “Oldies But Goldies: İki Mekânlı Parti”, cumartesi günü saat 22.30’da “Burn Dubstep Series: Hatcha featuring MC Crazy D” konseri izlenebilir. (0 212 292 73 68)

■ ‘Nardis Jazz Club’da bugün saat 21.30’da “Hey Rim Jeon Trio”, yarın saat 21.30’da “Onur Ataman Ensemble”, çarşamba günü saat 21.30’da “Sanem Kalfa & George Dumitriu Duo”, perşembe günü saat 21.30’da “Nezih Yeşilnil Quintet”, cuma günü saat 22.30’da “Ece Göksu Quartet” ve cumartesi günü saat 22.30’da “Elif Çağlar Muslu Quartet” konseri izlenebilir. (0 212 244 63 27)

■ ‘The Seed’de pazar günü saat 20.00’de “Mor Karbasi” konseri izlenebilir. (0 212 323 60 50)

■ ‘Beyoğlu Hayal Kahvesi’nde bugün saat 22.30’da “Jazz Open Mic”, yarın saat 22.30’da “Ete Kurttekin”, çarşamba günü saat 22.30’da “Timuçin Esen”, perşembe günü saat 22.30’da “Ceylan Ertem – Sezen Aksu Tribute”, cuma günü saat 22.30’da “Aylin Aslım” konseri izlenebilir. (0 212 244 25 58)

■ ‘İş Sanat Kültür Merkezi’nde yarın saat 20.00’de “I Musici”, cuma günü saat 20.00’de “Aşkın Nur Yengi” konseri izlenebilir. (0 212 316 10 83)

■ ‘Enka Oditoryum’da yarın saat 20.30’da “Cana Gürmen & Burçin Büke” konseri izlenebilir. (0 212 276 22 14)

■ ‘Caddebostan Kültür Merkezi’nde çarşamba günü saat 21.30’da “Ayhan Sicimoğlu&Latin All Stars” konseri izlenebilir. (0 216 386 29 49)

■ ‘Borusan Müzik Evi’nde çarşamba günü saat 20.00’de “Music Creativity Limited”, perşembe günü saat 20.00’de “Çellistanbul & Burcu Karadağ”, cuma günü saat 21.30’da Büyükberber + Hassfurther + Reisinger” konseri izlenebilir. (0 212 336 32 80)

■ ‘Fulya Sanat’ta cuma günü saat 20.00’de “İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası”, pazar günü saat 20.00’de OpusAmadeus Oda Müziği Festivali kapsamında “Viyana Klasikleri Partisinden Romantik Bir Şenliğe” konseri izlenebilir. (0 212 215 60 29)

■ ‘Jolly Joker Balans’ta çarşamba günü saat 21.00’de “Joy FM Sunar: Black – Colin Vearncombe”, perşembe günü saat 21.00’de “Halil Sezai”, cuma günü saat 22.00’de “Levent Yüksel”, cumartesi günü saat 22.00’de “Yaşar” konseri izlenebilir. (0 212 249 07 49)

■ ‘Salon’da çarşamba günü saat 21.30’da “maNga”, cuma günü saat 22.30’da “Tiger Lillies”, cumartesi günü saat 22.30’da “Matt Bianco” konseri izlenebilir. (0 212 334 07 52)

■ ‘Ghetto’da çarşamba günü saat 21.30’da “Alp Ersönmez ‘Cereyanlı’ feat. İmer Demirer”, perşembe günü saat 21.30’da “Kafabindünya”, cuma günü saat 22.30’da “Göksel”, cumartesi günü saat 22.30’da “Ayhan Sicimoğlu & Friends Friends: Musica de Puerto Rico” konseri izlenebilir. (0 212 251 75 01)

■ ‘Notre Dame de Sion Fransız Lisesi Gösteri Salonu’nda çarşamba günü saat 19.30’da “Çello-piyano ikili” konseri izlenebilir. (0 212 219 16 97)

■ ‘BÜ Albert Long Hall’da çarşamba günü saat 19.30’da “‘Dalgaların Tılsımında’ – fagotçu Frank Forst, flütçü Wally Hase ve piyanist Yukiko Sano” konseri izlenebilir. (0 212 359 58 00)

■ ‘Bronx’ta perşembe günü saat 21.00’de “Richie Kotzen”, cuma günü saat 22.00’de “Malt”, cumartesi günü saat 21.00’de “Duman” konseri izlenebilir. (0 212 293 53 98)

■ ‘St. Antuan Kilisesi’nde Bach Before & After kapsamında cuma ve cumartesi günü saat 20.30’da “Kudsi Erguner, Eric – Maria Couturier” konseri izlenebilir. (www.bachbeforeandafter.com)

Ankara

■ Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde, Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı öğretim üyeleri ve öğrencilerinin sunacağı, Tuğçe Uyar (viyola) ve Gulmira Tokobaveya’nın (piyano) solist olarak yer alacağı konser 31 Mart’ta saat 10.30’da.

(0 312 442 30 50)
Opera Bale

İstanbul

■ ‘Kadıköy Süreyya Operası’nda pazar günü saat 11.00’de “Bremen Mızıkacıları” adlı çocuk müzikali seslendirilecek. (0216 346 15 31)

Ankara

■ Opera Sahnesi’nde, “Rusalka/opera” 21 Mart’ta saat 20.00’de, “Zorba/bale” 22 Mart’ta saat 20.00’de.

(0 312 324 68 01)

Gösteri Söyleşi

■ ‘Fulya Konser Salonu’nda salı günü saat 20.00’de “Seyahatname 2” adlı dans gösterisi sahnelenecek. (0212 252 11 11)

■ ‘Live Haymatlos’ta cumartesi günü saat 21.30’da “Flamenco Reina” adlı dans gösterisi sahnelenecek. (0212 243 55 35)

■ ‘Haliç Kongre Merkezi’nde cumartesi ve pazar günleri “Anadolu Ateşi Çocuk Grubu Kıvılcım”ın dans gösterisi sahnelenecek. (0212 311 11 11)

■ ‘PhotoWorld Fotoğraf Merkezi’nde yarın “Herkes Uyurken – Gecenin Öteki Yüzü” adlı film gösterimi gerçekleştirilecek. (0216 418 19 76)

■ ‘İstanbul Modern Sinema’da salı günü saat 16.00’da “Bir Tür Mutlu Yaşam Rehberi: Amelia” adlı film gösterimi gerçekleştirilecek. (0212 334 73 00)

■ ‘Fransız Kültür Merkezi’nde perşembe günü “La Forteresse” (“Kale”) adlı film gösterimi gerçekleştirilecek. (0212 393 81 11)

■ ‘Goethe-Institut İstanbul’da perşembe günü saat 19.00’da “Uyku Hastalığı” adlı film gösterimi gerçekleştirilecek. (0212 249 20 09)

 

Kynk. : cumhuriyet.com.tr

 

19 Mart 2012/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/03/nar-sanat-duyuru3.jpg 356 376 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-03-19 11:47:552012-03-19 11:48:58Nerede Olursanız Olun; 19 Mart –25 Mart arası Sanatla Olun !
Sanat Haberleri

12 – 31 Mart 2012 tarihleri arasında Ankara için Kaçırılmaması gereken Sanat vakti

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği kurucu üyelerinden ve aynı zamanda Derneğimizin Genel  Sekreterliğinin yanı sıra derneğimizin sahibi olduğu M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu Resim Eğitmeni, Heykel Sanatçısı  Ş. Hale ŞAKARÜRKMEZGİL ’inde eserleri ile katılacağı BRHD ’nin ( Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltraşlar Derneği ) düzenlemiş olduğu “ 42. Yılı için 142 sanatçı ” sergisi 12 – 31 Mart 2012  tarihinde Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezinde açılıyor.

142 sanatçı ve eserlerinin yer alacağı sergide, Heykel Sanatçısı  Ş.Hale Şakar ÜRKMEZGİL ; 4 heykel ve 4 Tuval üzerine desen çalışması ile katılacak.

Sergi boyunca, halkın da katılımı ile canlı modelden desen çizimi, panel, müzik ve belgesel gösterimlerine BRHD, Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezinde ev sahipliği yapacak.

Heykel Sanatçımız Sayın Ş.Hale Şakar ÜRKMEZGİL’ İn kısa öz geçmişi;

Heykel Sanatçısı, Ş.Hale ŞAKAR ÜRKMEZGİL ‘in Artev Sanat Galerisinde açacağı kişisel sergisine tüm sanatseverler davetlidir.

Heykel Sanatçısı  Ş.Hale ŞAKAR ÜRKMEZGİL; 1973 Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu (Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi) Grafik-Serbest İllüstrasyon Bölümü’nden mezun oldu.

1973-1990 yılları arasında reklam sektöründe Art Direktör ve Kreatif Direktör olarak çalıştı.

1989 yılında heykel çalışmalarına seramik ile başladı. Çalışmalarını figüratif tarzda mermer yontu ve bronz döküm ile sürdürmekle birlikte pastel ağırlıklı resim çalışmalarına da devam etmektedir.

Yurtiçinde 15, yurtdışında Hannover, Köln ve Lefkoşa’da olmak üzere üç kişisel sergi açtı.

Umut Vakfı ‘Bireysel Silahsızlanma ve Bireysel Barış’ heykel yarışması ‘Onun Silâhı Sevgi’ seçici kurul teşvik ödülünü aldı.

Fransa ‘Roumaziéres – Loubert-Sculptures dàrgile’ performans yarışmasına (2003) katıldı.

Pek çok yerli ve yabancı koleksiyonlardaki eserlerinin yanı sıra, Ankara Gazi Eğitim Üniversitesi Resim ve Heykel Müzesi koleksiyonunda  ‘Sevgi Emektir’ heykeli bulunmaktadır.

 

Sergi Açılış Tarihi : 12 Mart 2012, Pazartesi

Sergi Açılış Saati     : 18:00

Sergi Süresi                :  12 – 31 Mart 2012

Adres                              :  Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi

Kennedy Cad. No:4 Kavaklıdere / ANKARA

 

05 Mart 2012/9 Yorumlar/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/03/brhd-42.segi-davetiye1.jpg 640 907 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-03-05 22:38:572012-04-08 12:48:2112 – 31 Mart 2012 tarihleri arasında Ankara için Kaçırılmaması gereken Sanat vakti
Sanat Haberleri

Şehir Tiyatroları ; ‘ Müstehcen oyun diye bir seçim olamaz ‘

Şehir Tiyatroları’ndan bazı gazetelerde yayınlanan ‘müstehcen oyun’, ‘seyirci kaybediyor’ haberlerine cevap geldi: ‘Politik oyun’ veya ‘müstehcen oyun’ diye özel bir seçim yoktur; ‘gerici oyun’, ‘ilerici oyun’ vb. olmayacağı gibi! Esas olan öncelikle ‘nitelikli oyun’dur.”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’na son dönemde yapılan sistemli “eleştiri”lerin tamamı kulaktan dolma, haksız, mesnetsiz ve maddi hatalarla doludur. Sanatı, genel anlamda tiyatroyu ve asırlık geleneğe sahip bir kurumu “arsızlıkla” niteleyenler, “ödenekli tiyatroları kapatalım” baskısını uygulayanlar Şehir Tiyatroları yönetimi ve sanatçılarıyla yakışıksız bir tartışmayı zorlamaktadır.

Kurumumuzun resmi internet sitesi olan www.ibst.gov.tr adresinden oyunların en azından isim – yazar ve konularına göz atan akıl ve izan sahibi hiç kimse “İBBŞT oyunlarında % 80 cinsel sululuk ve müstehcenlik var” çıkarsamasında bulunamayacaktır.

ESAS OLAN ‘NİTELİKLİ OYUN’DUR
Bir kurum tiyatrosunda çalışanlar için “politik oyun” veya “müstehcen oyun” diye özel bir seçim yoktur; “gerici oyun”, “ilerici oyun” vb. olmayacağı gibi! Ödenekli tiyatrolarda esas olan öncelikle “nitelikli oyun”dur! Dolayısıyla Şehir Tiyatroları, Shakespeare de sahneler Moliere de; Necip Fazıl da sahneler Nazım Hikmet de… M.Ö. 480 yılında doğmuş Euripides’in tragedyasını da bugüne taşır, 17 yaşındaki Fehime Seven’in komedisini de… Oyunlarda Mevlana da konu edilir Galilei de… Binlerce yıldır icra edilen bu meslek bunu gerektirir. Tiyatro sanatı bu yüzden güzeldir ve her şeye rağmen bu çeşitliliğini koruyup sahip çıktığı sürece varolacaktır.

(…)

Sonuç olarak tiyatro “eserinde” bir ideoloji, düşünce ve inanç tema olarak işlense de “tiyatro sanatı” hiçbir zaman belli bir zümrenin belli bir inancın belli bir ideolojinin veya baskın siyasi eğilimin emrine girmemiştir. Doğuşundan bugüne varlığının yegâne temeli budur.

Altı çizilen 16 yaş uyarısı öğrencilerini oyunlara getiren hocaların ricası üzerine, çocukların algısının üstünde karmaşık metinler, argo sözcükler içeren ya da sert temaların yer aldığı oyunlarda kullanılmıştır. Bu ibare müstehcenlik ya da erotizm adına koyulmamıştır, bizler tiyatro sanatını icra ediyoruz, başka bir şey değil.

Yaşadığımız bugün için Şehir Tiyatroları’na ne hükümetten ne iktidar partisinden ne de bağlı olduğumuz kurum İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden repertuara ilişkin herhangi bir “resmi” talep veya baskı gelmiştir. İBB Şehir Tiyatroları Yönetim Kurulu’nda Belediye tarafından atanan üyeler varken, Kültür Daire İşleri Başkanı aynı zamanda Repertuar Kurulu’na başkanlık ederken; dışarıdan hiçbir resmi sıfatı olmayan kişilerin, yüz yıllık bir kurumu ve çalışanlarını “ilgili mercilere” ihbar etme çabası trajikomiktir ve hepsinden önemlisi tiyatro sanatına gönülden destek veren ve her zaman yanımızda olan Sayın Başkan Kadir Topbaş ve ekibine büyük haksızlıktır.

 

SANAT VE İSTATİSTİKLER 
İBB Şehir Tiyatroları adı üstünde İstanbul Büyükşehir Belediyesin’e bağlı bir kurumdur. Ancak unutulmamalıdır ki, İBBŞT öncelikle bir “sanat” kurumudur. Şehir Tiyatroları, sınırlı olanaklarına rağmen, repertuarındaki 60’ın üzerindeki oyunu 175 sözleşmeli memur sanatçının yanı sıra sınırlı sayıdaki teknik kadrosuyla seyircisiyle buluşturma başarısını gösteren bir yapıdır. Yine Türkiye İstatistik Kurumu’nun verileri doğru kabul edilerek oranlama yapılsa bile tiyatro çalışanlarının azımsanmayacak bir bölümünün en azından “yoksulluk sınırında” ücret aldığı bilinmektedir.

 

Şehir Tiyatroları’nın “seyirci kaybettiği” yargısı gerçeği yansıtmamaktadır. Buna kaynak olarak verilen İstatistik Kurumu verilerinde 2009-2010-2011 yılları karşılaştırılmış, buna göre 2009 yılında 401.522 olan seyirci sayısının bir sonraki yıl 421.884’e yükseldiği ancak 2011 yılında 12734 kişi; doluluk oranında ise bir önceki yıla göre %2’lik bir azalma olduğu belirlenmiş.

 

Şehir Tiyatroları elbette her yıl bir öncekine göre daha fazla seyirciye ulaşmayı hedefler. Ancak sorun edilen rakam 12.734 kişi ise bunu tamamlamak bir kurum tiyatrosu açısından hiç de zor olmasa gerekir. Cemil Topuzlu Harbiye Açıkhava Sahnesi’nde yapılacak birkaç temsille veya –hizmete açılması durumunda– Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek festival oyunlarıyla bu istatistiklerin üzerine çıkılabilir.

Ayrıca söz konusu haberde hiç değinilmeyen fakat bu yıl 27.’si düzenlenen Çocuk Şenliği’nde 28 farklı oyunla 40 bin’in üzerinde çocuk seyirciye ve yine 27 yıldır düzenlenen Genç Günler’de 65 farklı oyunla 116 gösteri ücretsiz olarak sunularak 50 bin’in üzerinde genç seyirciye ulaşılmıştır.

İBBŞT’nin asıl hedefi ise rakamların çok daha üstündedir. Şehir Tiyatroları yönetimi şu kesimden veya bu kesimden değil; o semtten bu semtten değil; ve hatta üç yüz – beş yüz bin de değil 15 milyon İstanbullu’ya ulaşmayı amaçlamaktadır. 2014 ve 2023 yılına dair hedefler doğrultusunda bu yönde dev projelerin hazırlığı yapılmaktadır.

 

Bütün bunların ötesinde, bir tiyatronun repertuarının niteliğini, bir oyunun başarısını ya da başarısızlığını bu istatistikler belirlemez. Aynı şey tüm sanat ve edebiyat dalları için de geçerlidir. Türk sinemasında 4 buçuk milyon izleyiciye koşan “Recep İvedik” rekor kırarken, Cannes’da “Jüri Büyük Ödülü” alan “Bir Zamanlar Anadolu”da ancak 150 bin kişiye ulaşabilmiştir.

 

Söz konusu haberde ve istatistiklerde yer almayan şu bilgilerin de kayda geçmesi gerekir: İBB Şehir Tiyatroları aldığı davetlerle yurtiçinde Adana, Adapazarı, Ankara, Bursa, Büyükçekmece, Giresun, İzmir, GAP, Mardin, Silivri’ye; yurtdışında Almanya, Arnavutluk, Kıbrıs, Kırım, Makedonya, Romanya, Sırbistan, Suriye’ye toplam 52 turne düzenlemiş ayrıca 13. Uluslararası Devlet Tiyatroları Sabancı Adana Uluslararası Tiyatro Festivali, 17. Uluslararası İstanbul Kültür Sanat Vakfı Tiyatro Festivali, 16. Uluslararası Bursa Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu Festivali, 6. Uluslararası Eskişehir Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu Festivali, 17. Romanya Sibiu Uluslararası Tiyatro Festivali’nde ülkemizi ve tiyatromuzu başarıyla temsil etmiş; ulusal ve uluslararası alanda 2009-10’dan bugüne toplam 120 daldaki adaylıktan 74 ödüle layık görülmüştür.

 

Ayrıca şu da unutulmamalıdır ki, yalnızca tiyatro ve özellikle Şehir Tiyatroları oyunları için değil, herhangi bir kültürel etkinliğin “yaygın” hale gelebilmesi için en önemli unsur tanıtımdır. Şehir Tiyatroları yalnızca birkaç gazeteye ve tiyatro dergisilerine verdiği ilanlarla tanıtım yapmaya çalışmaktadır. Arzu edilen her mecrada reklam ve haberlerin çıkması, belediyelerin sunduğu olanaklarla kentin dört bir yanında İstanbul ve Türkiye seyircisine tüm oyunların tanıtılmasıdır ki önümüzdeki yıllarda bu hayalin de gerçekleşeceğine eminiz…

Zaman Gazetesi’nin 20 Şubat 2012 tarihli nüshasında önce Türkiye İstatistik Kurumu’nun verileri sunularak seyirci sayısının düştüğü “belirlenmiş” ardından kişisel kanaatler, yanlış bilgilendirme ve yönlendirme sonucu maddi hatalar yapılmıştır.

“Koltuk sayısı artarken seyirci sayısı düşmüştür” anlamakta zorlanıyoruz, salon sayımızda bir değişim olmamıştır -iki küçük çocuk tiyatrosu sahnesi hariç– ki bu iki küçük salon da ifade edilen dramatik artışı oluşturmaktan uzaktır. Devlet Tiyatroları’nın “70 ilde 70 sahne” projesiyle mi karıştırıldık acaba diye düşünmekteyiz.

“Repertuardaki sıkışıklık, eserlerin ‘olgunlaşmadan’ seyirci karşısına çıktığı yönünde eleştirilere sebep oluyor.”

Görsel ya da yazılı basında bugüne kadar böyle bir “eleştiri”ye rastlanmamıştır. Gazeteye bu minvalde “bilgi” sunan Devlet İstatistik Kurumu değilse, eleştiriyi yapan “kişi ya da kişilerin”, bu cümleyi de açıklaması gerekmektedir. Gerek Şehir Tiyatroları’nda gerekse de profesyonel hiçbir tiyatroda bir eser hazırlık sürecini tamamlamadan seyirci karşısına çıkamaz. Şehir Tiyatroları’nda kimi oyunun provası 9 ay, kimi oyunun 2 ay sürer. Bir tiyatro sezonu 3 turda tamamlanır; Mayıs ayında ilk okuma provasını yapan oyunlar Ekim ayında sezon açılışını yaparlar. Kasım ayı itibariyle ikinci tur oyunların provası başlar ve en az iki aylık sürecin sonunda premier yapar. Ocak sonrasında ise üçüncü tur oyunların provaları başlar ve Mart ayında seyirciyle buluşur. Repertuar tiyatroları dünyanın her yerinde bu şekilde çalışır.

“Bazı yönetmenlerin oyunlarını kenar semtlere götürmek istememesi” komik bir iddia olarak görünmektedir. Çünkü Şehir Tiyatroları, sahnelerin teknik imkânları elverdiğince, her oyunu her sahneye götürmeye çalışmaktadır. İddia edildiğinin tam aksine, yönetmenlerin ve oyuncuların talepleri de hep bu doğrultuda gerçekleşir. Bugüne kadar İstanbul’un tarihi mekânlarında, sokaklarında, meydanlarında ve kenar semtlerinde de oyunlar oynanmış bundan sonra da oynanacaktır. Mevsime bağlı olarak özellikle festival ve şenlik açılışları hep açık mekânlarda gerçekleştirilmiştir. Bunun da ötesinde Şehir Tiyatroları yönetimi, teknik anlamda uygun gördüğü her yere oyunlarını göndermektedir. Tiyatro çalışanları da bu konuda özel taleplerde bulunamaz. Aylık Oyun Programı ise Sahne Direktörlüğü tarafından hazırlanıp Genel Sanat Yönetmenliği tarafından onaylanır. Buna göre İstanbul’un çeşitli semtlerindeki her sahnede, hemen hemen her oyunun 2 hafta boyunca oynamasına dikkat edilmektedir.

“Oyuncu performansı” denilen şey de iddia edildiğinin aksine “bir bütündür, bölünemez”; ancak bugüne kadar hep “tiyatro oyuncularının çalışmadan haksız kazanç elde ettiği” türünde yanlış iddiaların göz önüne alınmayarak 4-5 oyunda birden oynayan Şehir Tiyatrosu sanatçılarının özverisine dikkat çekilmesi aslında bir “düzeltme” niteliği taşımaktadır.

Şehir Tiyatroları’nın yoğun bir repertuarı özveriyle sırtlayan bir tiyatro olduğu herkesçe bilinen bir gerçektir. 15 milyonluk nüfusa hitap edebilmek için 60’ın üzerinde oyun, son derece düşük maliyetle ve dar kadroyla gerçekleştirilmektedir. Ve Şehir Tiyatroları, kurulduğu günden bu yana ilk defa çok “ürettiği için” eleştirilmektedir.

 

“Başarılı oyunların oynatılmaması”: İma edilmeye çalışıldığı gibi hiçbir tiyatro kurumu, başarılı prodüksiyonlarını harcamaya çalışmaz. Üstelik “Dünyanın Ortasında Bir Yer”i buna örnek göstermek hiç doğru olmaz. Çünkü bu oyun Türkiye’de ilk kez şu andaki genel sanat yönetmenimiz Ayşenil Şamlıoğlu büyük beğenisi rejisiyle 2007 Devlet Tiyatroları’nda sahnelenmiştir. “Dünyanın Ortasında Bir Yer”in İBBŞT repertuarında da özel bir öneme sahiptir. Oyun iddia edildiğinin aksine bu yıl 14, geçtiğimiz yıl 39, premier yaptığı 2009-10 sezonunda ise 25 gösterim yapmıştır. 2011 Uluslararası Şam Tiyatro Festivali’nde de ülkemizi başarıyla temsil etmiştir. 25 Şubat’ta oynamak üzere Mardin’de düzenlenecek festivale Şehir Tiyatroları yine bu oyunla katılmıştır. 2010 yılında premier yapan “Dört Kişilik Bahçe” bugüne kadar 88 gösterim yapmıştır. Oyun, dekorunun ağırlığından ve teknik güçlüklerinden ötürü bazı sahnelerde oynama imkanı bulamamış ve artık kâfi derecede seyirciye ulaştığı için doğal olarak daha seyrek sahnelenmektedir. Yine 2010 yılında premier yapmış olan “Binali ile Temir” ise bugüne kadar toplam 109 gösterim yapmış, 2012 Ocak’ından bugüne de 14 kez daha oynamıştır.

Geçtiğimiz sezonlara ait oyunların üzerine, sınırlı kadroyla, yeni oyunlar da sahnelenmiştir. Kadro darlığı nedeniyle aynı oyuncuların farklı oyunlarda çakışması söz konusu olabilir. Aylık oyun programı doğal olarak yeni prodüksiyonlara ağırlık verilerek düzenlenir. Dünyanın tüm tiyatrolarında işleyen program süreci bu şekildedir.

Şehir Tiyatroları her şeyden önce bu kentin tiyatrosudur. Bugüne kadar yalnızca tahsis edilen sahnelerde değil, İstanbul’un sokaklarında, köprülerinde, meydanlarında, varoşlarında da oyunlar oynamış bundan sonra da oynamaya devam edecektir. Bir kurum tiyatrosunun herhangi bir sahneye “en zayıf prodüksiyonlarını” göndermesi eleştirisini akılla ve mantıkla izah edebilmek mümkün değildir. “Zayıf” prodüksiyondan kastedilen nedir? Tek kişilik ve hatta dekoru bile olmayan bir oyun, gerek metin gerekse oyunculuk ve görsel anlatım açısından son derece “güçlü” olabilir. Buna örnek pek çok oyun yıllardır her sahneye, yurt içi ve yurtdışı turnelere gönderilmektedir. Dolayısıyla prodüksiyon açısından ne seyirci ne de kurum “zayıf”, “iri”, “dev”, “minik”, “butik” gibi ayrımlar yapar.

 

Şehir Tiyatroları bir sanat kurumudur; besi çiftliği değildir. Küçükçekmece Sefaköy Kültür Merkezi’ne ve diğer merkezlere ancak aylık programın yoğunluğuna göre ayrıca turne yapılabilmektedir. Turne yapılacak sahnelerde ise öncelikle teknik koşulların yerine getirilmesi gösterimlerin selameti açısından önceliklidir.

 

Sonuç olarak Şehir Tiyatroları repertuarındaki her oyun “sanatsal” anlamda tartışılabilir; ancak her kim tarafından olursa olsun provokatif bir tartışmaya malzeme edilmesini ise ancak üzüntü ile karşılarız. Özünde tiyatro sanatını, bir kurum tiyatrosunun yüz yıllık işleyişi ve repertuar politikasını suçlamaya yönelik mesnetsiz eleştiriler bizi üzülerek de olsa böyle bir açıklama yapmak zorunda bırakmıştır. Kanımızca bu türden manipülatif çaba ve dezenformasyonun daha başka bir amacı olsa gerek. Bu bilgi kirliliğini ortadan kaldırmak ve bu karalama kampanyasını durdurmak için böyle bir yazıyı kaleme almak zorunda kaldık. Ancak bundan sonra Şehir Tiyatroları’nın böylesi karalama ve itibarsızlaştırma çabalarına karşı vereceği cevap sahnedeki oyunlar üzerinden olacaktır. ”

 ————————————————————————————

 Nar Sanat Haber Editörününden :   Her şey bir yana eleştiriye konu olan oyun yıllar önce sahnelenmişti eleştiriyi getirenler o tarihlerde nerede yaşıyorlardı acaba? 

“Günlük Müstehcen Sırlar Türkiye’de daha önce 1994 yılında Tiyatrofil tarafından sahnelenmiştir. Üstelik Tiyatrofil bu oyunla 1995’teki 7. Uluslararası Tiyatro Festivali programında da yer almıştır.(Günlük Müstehcen Sırlar’ın bu sahnelemesinde emeği geçenleri hatırlayalım: Tiyatro Tiyatro dergisinin Aralik 1994 tarihli 44. sayisindan aktariyorum: Sevil Kuvan’in hazırladıgı “Bu Ay Sahnedekiler” isimli köşeden (s.14)… “Günlük Mustehcen Sırlar – Tiyatrofil, Yazan: M. Antonio de la Parra Çeviren: Deniz Yüce, Yoneten: Ozkan Schulze Oynayanlar: Arif Akkaya, Engin Alkan…”

Kaynak :  http://www.coskunbuktel.com/buktelkorlarkorlariizliyor.htm  )

 

24 Şubat 2012/6 Yorumlar/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/02/gunluk_mustehcen_sirlar.jpg 299 448 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-02-24 17:38:032012-02-24 17:38:03Şehir Tiyatroları ; ‘ Müstehcen oyun diye bir seçim olamaz ‘
Sanat Haberleri

Fotoğrafın kısa tarihçesi

“Geleceğe anılarınızı nasıl bırakmak istersiniz ?” sorusuna büyük çoğunluğumuz genelde “fotoğrafla” cevabı verir. “An”ın ölümsüzleştirilmesi veya detayların yakalanması ya da bir haberin aktarılmasında ya da gündelik hayatta her zaman karşılaştığımız ama olağan üstülüğüne dikkat etmediğimiz olay, renk  ve  beklide duyguları aktarma, haberleşme ve sanatlaştırma yöntemlerinden biride elbette  fotoğraf çalışmalarıdır. Kimlik kartımızdan tutunda geleceğe anılarımızı bırakmaya kadar  pek çok açıdan hayatımıza dahil olan bu yöntemin sanat olup olmadığından öte” hangi fotoğrafın” sanat olduğunu tartışmak daha doğru gibi.

Durum böyle olunca artık fotoğraf çekme imkanlarının bu kadar gelişken hale gelmeden önceki durumunu merak ettiğiniz olmadı mı? Aşağıdaki yazımızda fotoğrafın geçmişini bulacaksınız…

Yazıyı okuduktan sonra eğer sizde fotoğraf  konusunda eğitim almak veya aldığınız eğitimi pekiştirmek ve bir ileri düzeye çıkartmak istiyorsanız sizleri de bekliyoruz. Yeni dönem Fotoğraf kursuna ön kayıt yaptırın (Lütfen Tıklayın) ve sizlerde  Nar Sanat Ailesine katılın.. Elbette aldığınız eğitim sonunda M.E.B. Onaylı sertifikanızı da alacaksınız. 

 Fotoğrafın Kısa Geçmişi

 

ilk fotoğraf makinası nicephore 1816-22

Fotoğraf makinesinin öncüsü   sayılabilecek karanlık kutu (Camera Obscura) Rönesans devri sanatçıları tarafından bulundu. Bunun temeli ise Sümerler’den beri bilinen şu ana ilkeye dayanıyordu :  Karartılmış bir odanın duvarında küçük bir delik açılırsa, dışarıdaki görüntü karşı duvara ters olarak düşer. Onyedinci yüzyılda ressamlar bu buluştan yoğun olarak yararlanmaya başladılar. Camera Obscura geliştirildi ve görüntünün arkadaki buzlu cam üzerine düşürülmesi sağlandı. Amaç, gözle görüleni doğru olarak kağıda aktarmaktı.

Sonraları deliğe mercek takılarak, bir ayna yardımıyla da görüntü, yukarıya alınan buzlu cama yansıtıldı. Ondokuzuncu yüzyıla ulaşıldığında Camera Obscura gelişmiş ve yaygın olarak  kullanılan  bir araçtı.

19. yüzyılın hemen başlarında Thomas Wedgewood, beyaz bir deriyi gümüş nitrat eriyiğine batırarak üzerinde siyah mürekkep olan bir camın altına yerleştirdi. Işık gümüşü karartarak, negatif bir görüntü oluşturdu. Ancak Wedgewood reaksiyonu durduracak, gümüşün kararmasını önleyecek bir yol bulamamıştı.

 

 

ilk fotoğraf View_from_the_Window_at_Le_Gras,Joseph_Nicéphore_Niépce

 

Alman bilim adamı Johann Heinrich Schulze, günümüzdeki karanlık oda tekniklerine yakın bir teknikle, duyarlı tabaka üzerine koyduğu yarı saydam maddelerin izlerini elde ederse de, o da bunların kararmasına engel olamamıştır.

Optik ve mekanik yollarla elde edilen görüntülerin kimyasal yöntemlerle saptanması, ilk olarak Fransız Joseph Nicephore Niepce tarafından 1826 (kimi kaynaklar bu tarihi 1827 olarak yazar) yılında gerçekleştirilmiştir. Niépce, üzeri katran türevi bir madde ile kaplanmış pirinç levha üzerinde litografi malzemelerini kullandı. Sekiz saatten fazla bir süre pozladıktan sonra sertleşmemiş bölgeleri lavanta yağı içerisinde yıkayarak çıkardı. Elde edilen kalıptan yapılan litografi baskısı sonucu çıkan ilk görüntü ise tarihe geçti. Sonuçta Niepce bir görüntü elde etti.

Tonlar çok kötü değildi ama iyi bir ayrıntı alınamamıştı. Fotoğraf tarihinin bu ilk örneği bir çok el değiştirmiştir Niépce tarafından 1827’de Londra’daki Royal Society’nin üyesi Dr. Bauer’e teslim edilen eser yüzyıl içinde iki kez açık artırmayla satılır. 1898’de Londra’da sergilendikten sonra, elli yılı aşkın  bir süre ortadan kaybolur. Görüntü bu dönemde  Londra’da emanete verilmiş bir sandıkta unutulmuştur.  Ancak Fotoğraf tarihçisi ve koleksiyoncusu Helmut Gernsheim’ın araştırmaları sayesinde, sonunda unutulduğu  yerden çıkarılır. Gernsheim , eseri 1964’te Texas Üniversitesi’ne bağışlar.

 

ilk fotograflardan

Niépce’in bu araştırmalardan o tarihe doğru haberdar olan Daguerre, dioramalarını geliştirirken yararlandığı karanlık odada elde edilen görüntüleri sabitlemeyi yıllardır düşlemektedir. İki adamın 1827’de tescillenen ortaklığı Niépce’in 1833’de ölmesiyle son bulur. Bunun üzerine Daguerre çalışmalarını tek başına sürdürür ve Eugene Hubert adında genç bir mimar 1836’dan itibaren onun asistanlığını üstlenir. Daguerre, Niépce’in aksine görüntüyü çoğaltmaktan çok netleştirme alanına yönelir.

1837’de yöntemi son biçimini almıştır: Yuda bitümüyle duyarlı kılınmış bir bakır plaka kullanmakta, karanlık odada üzerine ışık düşürülen bu plakadaki gizli görüntüyü daha sonra cıva buharıyla açığa çıkarmakta ve ayrıntılarda çok büyük bir inceliğe ve kesinliğe sahip bir görüntü elde etmektedir.  Ürünü piyasaya sürme konusundaki ilk girişiminde başarısızlığa uğrayan Daguerre, resmi çevrelerden destek almaya çalışır: 1838’de temas geçtiği François Arago, bu yöntem karşısında coşkuya kapılır

Arago’nun 1839’un hemen başında duyurduğu haber, tarihi inanılmaz biçimde hızlandırır. Görüntülerin üretiminde kullanılan  yöntem hakkında hiçbir bilgi sızdırılmaması her türlü spekülasyona kapı açar.  Bazıları sihirden söz ederken, karanlıktaki köşelerinde çıkan kimileri de kendilerini tanıtıp Fotoğraf çekme yöntemini Daguerre’den daha önce bulduklarını iddia ederler; bu durum Daguerre’in icadının çağın havasına ne denli uygun olduğunu ve onu nasıl yansıttığını göstermektedir.

İtirazların en kayda değeri İngiltere’den gelir; William Henry Fox Talbot, 31 Ocak tarihinde Londra’daki Royal Society huzurunda kendi geliştirdiği kağıt üzerine Fotoğraf yöntemini tanıtır. Daguerre ile aynı tarihlerde çalışmalarını sürdüren İngiliz William Henry Fox Talbot, görüntü elde etmede negatif – pozitif yöntemini ortaya çıkararak, aynı görüntünün birden çok baskısının yapılmasını sağlamıştır. İcat ettiği sisteme Latince Calos(Güzel) dan gelen Calotype adını veren Talbot’un yönteminde ise kağıda gümüş nitrat eriyiği emdiriliyor, sonra kamera içine yerleştirilip bir dakika kadar pozlandırıldıktan sonra, tekrar aynı eriyik içinde görüntü güçlendiriliyor ve hiposülfat içinde sabitleştiriliyordu. Talbot’un elde ettiği görüntü ters ve negatifti. Aynı yöntemle duyarlılaştırılan başka bir kağıda günışığı yardımıyla görüntü aktarılıyordu. Bu şekilde sayısız pozitif görüntü elde edilebiliyordu. Talbot’un sistemi Daguerre’inkine göre daha az yaygınlaşabildi. Çünkü kağıt negatifin yapısı, ayrıntıyı yok ediyordu. Elde etmeyi başardığı görüntülerle Fotoğraf tarihinin ilk sergisini açan Talbot, 1842 yılında da ticari amaçla çalışan ilk Fotoğraf stüdyosunu kurmuştur.

 

ilk portret

Ve Daguerre, nihayet 19 Ağustos 1839’da buluşunu tüm dünyaya “Daguerreotype” adıyla duyurdu. Gümüş iyodür kaplı bakır levhayı karanlık kutu içinde objeden yansıyan ışıkla pozlandırıp, cıva buharıyla geliştiriyor ve reaksiyonu durdurmak için ise, tuzlu eriyik içinde yıkıyordu. Bunun  sonucunda oluşan görüntü tek kopya olarak elde edilmekteydi. Eğer Fotoğrafçı özel aynalı bir kamera kullanmıyorsa, Fotoğraf sağ-sol yönünde ters bir şekilde oluşuyordu.

Daguerre, Niépce ile bir ortaklık anlaşması imzaladıktan sonra Chalon’a gelir. Artık Niépce’in  heliografi adını verdiği buluş, ikisinin ortak malıdır. Bu ortaklığa Daguerre olanak  ve ününü koyarken, Niépce buluşunu koymaktadır.  Yine  de Daguerre, Niépce’yi pek yavaş anlayıp desteklemektedir. Halk daha çok Daguerre’in adını anmakta ve buluşu ona maletmektedir.1822’de  Fotoğraf elde edilmişti ve Niépce  1833’de  öldü. Niépce’in ölümü üzerine oğlu, kontratın hukuki ortağı olur. Fakat Daguerre, Isidore’un mali yöndeki zaafından istifade ederek meseleyi halleder. Ayrıca birçok bilgin, bu endüstri çağının  yeni doğan  çocuğuna  ilgi duyarlar. Ocak 1839’da  Daguerre  tekniğini geliştirmiştir. İlk levhalarını Arago’ya gösterir. Yazar Jules Janin, “L’Artiste” dergisinde milletlerarası

tartışmalara yol  açan garip  açıklamalar  yapar. Fakat halk henüz  shiçbir “görüntüyle” karşılaşmamıştır. Aynı dönemde İngiltere’de Fox Talbot, Niépce’ in  heliografilerini  görmüştür ve kağıt  üzerinde  çalışmalarına devam etmektedir. Her ne kadar Daguerre ve Talbot gizlilik içinde çalışıp, bröve peşindilerse  de, başka bilim adamları Fransız  Faraday ve İngiliz Herschal fikirlerini açıklamaktadırlar. Herschal sodyum hiposülfiti tavsiye edip Fotoğrafçılara bu fiksatörü hediye eder.  Bu  sıralarda  Fransız  Hyppolite  Bayard  kağıt  üzerinde çalışmaktadır.

19 Ağustos 1839’da, Paris’de Louis Daguerre’in Fotoğrafik  yöntemini açıklaması herşeyin başlangıcı oldu.

Kısa bir süre sonra kentteki bütün  mağazalar Fotoğraf çekim malzemelerini  ısmarlayan  müşterilerle dolup taştı. Evet, bu sadece bir başlangıçtı. Fotoğrafçılığın popülaritesi o kadar arttı ki, 1847’de, yani on yıldan daha kısa  bir süre içinde, sadece Paris’te 2000 kamera ve yarım  milyondan daha fazla Fotoğraf klişesi satıldı. 1853’de 10.000 Amerikalı  daguerreotypist üç milyon Fotoğraf üretti. Londra’lı  Fotoğrafçılar,  Fotoğraf çekmek için mekanlar ve  onları  geliştirmek için  karanlık  odalar kiraladılar. Londra  Üniversitesi  1856’da müfredatına  Fotoğrafçılığı da ekledi. Böylece yeni bir uğraş  ve yeni bir sanat doğmuş oldu.

Fotoğraf teknik olarak, pek  çok nesnenin  sınırsız  şekilde görüntülenmesi, anların yakalanmasıydı. Bütün meslek alanlarına açıktı.  Herkesin oynayabileceği  bir  oyundu.  Amatör  olarak  başlayan  bir   çok Fotoğrafçı hızla profesyonel oldu. Fotoğrafçılık bilimsel  buluşlarla ve teknolojik gelişmelerle yanyana giden bir sanattı.

Fotoğraf, bir ressamın yapabildiğini daha hızlı,  daha  ucuz ve daha gerçekçi olarak yapabilen  ilginç  bir teknikti.

Ressamların bir çoğu yeni sanatı hemen benimsedi, bazıları resimlerinin ön çalışmalarında kullandı. Bazıları da bu işten resimden  elde ettiğinden daha çok para kazandı. Ve bir çoğu da  bu yöntemin varlığından ürktü. Fotoğrafçıların  gelişiminden  en çok ürkenlerden biri de Maxime Du Camp’dı. Maxime Du Camp, gümüş  nitrat ve hiposülfit için parlak kırmızılarını, canlı renklerini terk eden ve karanlık odaya girmek için paletlerini atanlara “Acemi  ressamlar” diyerek onları küçümsedi.

ilk kadın portresi

Fakat sonuçta  Du  Camp’ ın kendisi de paletini atarak karanlık odaya girdi. Artık  bu tür değişimler  kaçınılmazdı. Sadece yeni sanatın  sağladığı sınırsız çeşitlilikler  değil , aynı zamanda Fotoğrafçılıktan elde  edilen gelir  de bu durumun belirleyicisi oldu. Portre,  Fotoğrafçılığın bir  çok branşından en çok kazançlı olan idi.  1849’da  yaklaşık 100.000 Paris’li Fotoğraflarını çektirdi. Bu yoğun ilgi  eleştirmen  Charles  Baudelaire’e şu sözleri söyletiyordu: “ Bizim  sefil  toplumumuz  bir parça metal üzerindeki  önemsiz  görüntüsüne bakmakta acele ederek Nearcissus gibi davrandı..”

Bütün  popülaritesine  rağmen daguerreotype on yıl  içinde seyrek  olarak kullanılmaya başlandı. Daguerre’nin  yeni buluşunu açıklamasından sadece 3 hafta sonra İngiltere’de  William Henry Fox Talbot bakır klişeler  yerine  görüntünün kalıcı olduğu  kağıtlar  bulduğunu açıkladı. Talbot, birçok deneyden sonra, calotype diye bilinen  yöntemi geliştirdi. Bu yöntem, daha önce de belirttiğimiz gibi modern Fotoğrafçılığın temeli olan  negatif pozitif  işlemini  oluşturdu. Calotype’in görüntüsü, daguerreotype kadar net değildi. Empresyonist resmin erken dönem karşılığı idi, fakat yarattığı yumuşak görüntü bir çekiciliğe sahipti. En önemli avantajı bir negatiften, istenilen sayıda baskı yapılabilmesiydi.

Her  bir daguerreotype sadece bir taneydi ve yeniden  üretilemezdi. Fakat calotype’da, negatifleri cam klişelerde yapmak için metodlar üretildiğinde geçerliliğini yitirdi. Cam negatiflerle daha hızlı baskılar ve belki de en önemlisi daha kısa ışıklama  süresi elde ediliyordu.

 

 

ilk renkli foto

1851’de  diğer  bir İngiliz, Frederick Scott  Archer,  cam üstünde  yayılabilen  ışığa  duyarlı  kimyasal  maddelerle  kaplı yapışkan  bir sıvı olan Collodion’u  buldu. Collodion  klişeleri, kısa  sürede  rutubetle  karşılaşmalı  ve  hemen   geliştirilmeli idi, çünkü  kuruduğunda, ışığa duyarlı olan kaplama  bozulurdu. Bu nedenle “Islak Klişe Yöntemi” diye adlandırıldı.

Bu buluşlar her yıl birbirini  izledi. Fotoğrafçılık  hala deneysel bir uğraştı ve bu işi üstlenen herkes tek başına bu  işi öğrenebilirdi. O  dönemde Fotoğrafçı, solüsyonlarını kendi  yapmak zorundaydı. Aynı zamanda  tozları  ezip  karıştırmak, objektifleri için merceklerini bulmak ve yerleştirmek zorundaydı. Kendi bakır, kağıt  veya cam baskısını kendisi  yapabilmeliydi. Çünkü Fotoğraf araçları  henüz  bir  bütün  olarak  bir  arada  bulunmuyordu. Bu şaşırtacak  kadar çok sayıdaki insan, zanaatkar  oldukları  kadar gerçek  birer sanatçıydılar. Fotoğrafçılığın estetik olanaklarını ve teknik potansiyelini de keşfettiler.

Fotoğrafın  ilk 20 yılında bugün Fotoğrafçıların  repertuarında olan her türden Fotoğraflar çekildi; manzaralar, natürmortlar, belgesel Fotoğraflar ve portreler.. Sonuçlar, şaşırtıcı  şekilde  başarılıydı. Manzaralar, genellikle Gustave Le Gray  tarafından görüntülendi ve Bisson kardeşler daha sonra yapılacak olan çalışmalar kadar dramatik ve çarpıcı Fotoğraflar çektiler.  Bütün bu  insanlar, kötü araçlar ve binbir güçlükle ulaşılan yeni  yöntemlerin zorlamasına rağmen zamanlarının en yüksek standartlarına erişti    1860  ‘lara girerken Fotoğrafçılar makineleriyle neleri yapabileceklerini artık  öğrenmişlerdi. Ve  artık “ne yapılması gerektiği” sorusuna yanıt aramaya  başlamışlardı.

en büyük fotoğraf makinalarından

 

 

Gelecek 20 yılda, Fotoğrafçılar bakış açılarını genişlettiler,  Fotoğrafçılığın  gerçek değerlerini ve  sınırlarını  tartıştılar. Gerçekten Fotoğrafçılığın dünyadaki rolü sorusunun doğrudan, açık ve basit bir cevabı yoktu. Sorunun cevabı, eline  kamerasını alan  her yetenekli insana göre değişiyordu.  Fakat  bu  dönemin uygulayıcıları dört kategoride çok başarılıydılar. Mimarlık, kent manzarası, olaylara tanıklık, portre ve resmi araştıran Fotoğraflar üretme sanat veya zanaatı.

Islak Klişe yöntemiyle mümkün olan daha kısa  ışıklama süresinin yardımıyla Fotoğrafçılar, hareketli konuların Fotoğraflanmasında daha fazla zorlanmayacaklardı.

havadan ilk fotoğraf

Daha fazla esneklik İngiliz fizikçi  Richard  Leach Maddox’ın 1871’de cam yerine jelatini kullanmasıyla  kazanıldı. Bundan sonra klişeler hem duyarlı hem de kuru olacaklardı.

Birçok Fotoğrafçı en iyi çalışmalarını Avrupa ‘da yapıları ve  heykelleri Fotoğraflayarak ortaya koydular. Bu kent  çalışmalarıyla bugün en fazla “şehir planlaması” öğrencilerinin  ilgilenebileceğini söylemek doğru olmasına rağmen bu çalışmaların, varlık ve yayılma dönemindeki Avrupa’nın yüksek yaşam tarzını ve tarihsel  doğruluğunu  kaydettikleri de bir gerçektir

 

Amerika’da  1861’de başlayan iç savaş, maceracı  Fotoğrafçıları,  iyi para getiren Fotoğraf stüdyolarından çıkarıp,  savaş alanlarına gitmelerine neden olmuştur. Bunların bir çoğu da portreci  Mathew B. Brady’nin  önderliğinde  toplanmıştır.  Görüntülü karanlık  oda vagonlarında gezinirken, bu  Fotoğrafçılar  dünyaya savaşın sert mücadelesini yakından izleme imkanını verdiler. Gerçek çatışmaları görüntülemeleri imkansızdı. Çünkü ıslak  klişeler bile olayları durduracak yeterli hıza sahip değildi. Fakat bu Fotoğrafçılar mücadeleyi anlamlı ve dokunaklı ifadelerle  gösterdiler. Terk edilmiş savaş alanlarını, kasabaları, ölüleri ve yaralıları, askeri suçluların infazlarını, her iki tarafın geçici ateşkes  süresince birbirlerini izleyen  askerlerini  görüntülediler. Savaşın zalim paradoksları (kahramanlık ve vahşet)  Fotoğraflarda doğrulukla ve tutkuyla gösterildi. Foto muhabirliği, İngilizcenin kelime dağarcığında henüz yer almıyordu, ama 1860’larda artık tamamıyla gelişmiş bir meslekti.

Birkaç duyarlı Fotoğrafçının ellerinde “portre”, Fotoğrafçılığın  en  etkili ve güncel şekli olduğunu  yeniden  doğruladı. Portre için oturmak birkaç yıl içinde daha kolay bir hale  geldi. Artık Fotoğrafçı, modeli hareketsiz kılmak için kafasına bir destek yaslamak zorunda değildi.

Amerika ve Avrupa’da Brady, Nadar ve Etienne Carjat objektiflerini  zamanın en iyi tanınan insanlarına  çevirdiler. İngiltere’de Julia Margaret Cameron Fotoğrafçılık tarihinin en sıradışı figürü, Viktorya döneminin kapris ve romans tadı veren allegorik manzara ve portrelerini üretti. Bu Fotoğraflar,  tarzından dolayı yağlı boya portrelere benzetildi. Fakat sadece Fotoğraftılar,  resim değil.. Fotoğrafçılık ve resim arasındaki ilişki  karışık  bir  yapıdaydı. Her iki taraf da, karşı tarafın  dost  mu, düşman mı olduğundan emin değildi. Ressamlar, çalışmalarına  katkıda  bulunması için hızla Fotoğrafçılığa yöneldiler. Bir  model, bir  seri  Fotoğraf  için kısa bir süre  poz  veriyordu.  Böylece tekrarlanan  yorucu ve belki de pahalı çalışmalar  önlenmiş  oluyordu. Fransız ressam Edgar Degas kamerayla özel açılar ve  perspektifler elde edebileceğini buldu ve yeni buluşunu  resimlerinde uyguladı. Fakat birçok ressamın kafasında Fotoğrafçılık, bazı durumlarda Fotoğrafçıların da onayladıkları gibi, en iyi  anlatımla yüksek  bir  çağrışıma yardımcı olan mekanik bir yöntem  ve  üvey evlat  gibiydi. Britanya’da bir grup, resim sanatını körü  körüne kameralarını kullanarak taklit ettiler. Sonradan  adlandırılacakları gibi (pictorialistler) resimciler kendi dünyalarını stüdyolarda  yarattılar. İdeal oluşumları resim gibi görünen,  iyi  bir sahnede yaratılan Fotoğraflardı. Halk masalları gibi  allegoriler popüler motifleriydi. Bazen 30 kadar farklı negatif tek bir baskı için  bir araya  getiriliyordu. Bitirilmiş çalışmalar  ise,  tıpkı resim gibi yaldızlı çerçeveler içinde galerilerde sergileniyordu. Bu tip Fotoğraflar, amaçlarının ne olduğu sorgulanmaksızın, hala güçlü bir çekiciliğe  sahiptir. Bunları üreten sanatçılar detayla ilgilenirler ve estetiğin kurallarına sıkı sıkıya bağlıdırlar. Ve bu  çalışmalarının  Fotoğrafçılığı yücelttiğine insanları ikna etmeye  çalışmışlardır. Fotoğraflarını, onun yapay doğasını yalanlayan bir büyüyle yüklediler. Bu yöntem yaklaşık 20 yıl süresince başarılı olmuş, diğer yöntemler gibi, gelecek kuşak sanatçılar için temel çalışmalarında örnek temsil etmiştir.

1880’lerde bir gurup Fotoğrafçı gerçekliğin araştırılmasını gündeme getirdi. Üçü İngiliz olan bu Fotoğrafçılar, Fotoğrafı resim gibi göstererek sanat çalışmalarına sokmaya çalışmış öncellerine tepki gösteriyorlardı. Yeni gerçekçiler, dünyayı olduğu gibi gösteren Fotoğraflar yaratarak bütünü ile eski resimsel yaklaşımı kötülediler. Bunu tam anlamıyla başaramadılar. Her iki yaklaşımın da diğerine göre göreli yararları hakkında yapılan tartışmalar yıllarca gündemde kaldı. Stüdyolarda özenle  yaratılmış olan görkemli, şık çalışmalarla  engellenmiş olan realizm gibi güçlü bir akımı yeniden kurdular. Aynı dönemde Amerika’da vahşi batının karmaşık  ve heyecan verici devrini açıkça ifade eden  çalışmaların arayışına  giren üç Fotoğrafçı, (H.Jackson,  C.E. Watkins ve A.C.Vroman)  farklı bir gerçekliğe ulaşma yönünde çalışıyorlardı.

Batıya  giden bu Fotoğrafçılar, sınır  bölgelerine  giderek ulusça sabitleşmiş bir düşünceye yanıt veriyorlardı. Genç insanlar bu yeni ülkeye altın, arazi ve macera aramak için, gidiyorlardı. Batı özellikle ilk dönemlerde gerçekten tam bir efsane  ülkesiydi. Kırsal alanların, insanların, boş kasabaların Fotoğrafları hala çok az bulunuyordu. Dedikodular ve söylentiler bu bölge hakkındaki  tek bilgi kaynaklarıydı. Fotoğrafçılar bu durumu  değiştirdiler. Efsane asla ölmeyecekti. Fakat Henry Jackson,  Carleton Eugene Watkins ve Adam Clark Vroman bunu gerçeğe dönüştürmeye çalıştılar. Bu çabalarında Fotoğrafçılar birçok engellerle  karşılaştılar. Bu yeni ülke, insanın aklını başından alacak derecede güzeldi. Fakat atlı arabalarla bile gezmek zordu.  Kızılderililer büyüleyiciydiler fakat dostça davrandıkları söylenemezdi. Kameralar ağır ve hantaldı. O zaman baskı yöntemleri kullanışlı  değildi, bu nedenle geniş hacimli Fotoğraf klişeleri manzaranın ihtişamını yakalamanın  tek  yoluydu. Islak  Klişe ile yapılan  Fotoğrafçılık  için yeterli alet takımı hemen hemen yarım tona yaklaşan  bir ağırlığa sahipti. Fakat  bu   engellerin  üstesinden   gelindi. Bu  sonuca ulaşılmasında  Fotoğrafçıların birbirleriyle rekabet  etmelerinin rolü büyüktü.

Zayıf  fakat güçlü bir adam olan Jackson, ağır  ekipmanlarını katırlarla taşırdı. Fakat panoramik bir çekim yapmak istediğinde, ağır aletlerini sırtına yükleyerek kayalıklara tırmanırdı. Hiç  suyu kalmadığında, negatiflerini geliştirmek için  eritilmiş kar suyu kullanır, trenlerde mürettebatın Fotoğraflarını  çekerek demiryoluyla ücretsiz seyahat ederdi. Watkins’in ve  Jackson’ ın çektiği Fotoğraflar bu bölgelerin ulusal parklara dönüştürülmesinde Kongre’nin kararını etkilemiş ve böylece Batı korunmuştur.

Vroman’ın  Kızılderili kültürünü yansıtan  Fotoğrafları  o dönemde genellikle onaylanmamış, fakat önemli bulunmuştur. Bu harika  topraklarda yüzyıllardır barınmış olan kabileler  kendileri için ayrılmış olan topraklara itilmişlerdi. Kültürleri ve  bölgeleri yeni yerleşenlerin acımasız baskısının altında ezilip, yok edildi. Vroman, Kızılderililerin kaybolan dünyalarında tarihlerini ve diğer  ziyaretçilerin fark edemedikleri yanları yakalayarak  onların yaşam tarzlarını Fotoğraflarla belgeledi.

Aynı  dönemde üç ingiliz Fotoğrafçı, Peter Henry  Emerson, John Thomson ve Paul Martin günlük yaşamın tadlarını kendi  yurttaşlarına tanıtıyorlardı. Emerson bir  liderdi ve  günlük yaşamın sıradan  görüntülerinin  yorulmaz  sözcüsüydü. İyi  eğitim  almış biriydi  ve aldığı eğitimlerin arasında tıp doktorluğu da  vardı. Emerson  ,  aynı  zamanda  optik bilimin  teorisini  de  çok  iyi öğrenmişti.  Fakat en büyük inancı, sanatın ilk ilkesinin  “doğa” olduğu  fikriydi  ve kendi bilgisini o kadar zeki ve  ustaca  bir yolla uyguladı ki, Fotoğrafları insan karakterinin aldatıcı tarzda basit bir dışavurumu olarak ortaya çıktı.

İnsanlığı  yalın ve dürüst olarak  yorumlayan  Fotoğraflarıyla Malaya Yarım Adası’na, Kamboçya ‘ya, Siam Adasına, Tayvan’a ve Çin’e seyahat etmiş olan Thomson’da aynı bakış açısına sahipti.

Üçlünün  bir  diğer  üyesi olan  Paul  Martin,  kamerasını ustalıkla gizleyerek, İngiliz kıyı şeridine yaptığı kısa  gezilerinde yeni tarz bir Fotoğrafçılığın öncülüğünü yaptı.

Bu   Fotoğrafçılar   ve  onları   izleyenler   20.yüzyılın başlangıcına, realizmi canlandırarak geldiler. Onlara ve stüdyo Fotoğrafçısı  olmayanlara  göre  çektikleri  doğal  Fotoğraflarla modern Fotoğrafçılık önemli bir konuma ulaştı.

Yeni   yüzyılın  ilk  yıllarında  Fotoğrafçılık   hakkında insanların kafasında herhangi bir sorun kalmamıştı. Teknik temelleri  kurulmuştu. Çok sayıdaki usta Fotoğrafçı  artık  yaptıkları sanatla  gurur duymaya başlamıştı. George Eastman’ın Kodak  kameraları  Fotoğraf çekmeyi sıradan insanlar için bir hobiye  dönüştürdü. Fakat herkes Fotoğraf çekerse, Fotoğraf sanatçıları ne yapacaktı? Dönemin önemli Fotoğrafçılarından biri olan Alvin Langdon Coburn, bu konudaki  şikayetlerini şöyle ifade  ediyordu; “ Şimdi her  aceminin bir Brownie makinesi var. Fotoğraf bir kutu  kibrit kadar yaygın bir hale geldi. Fotoğraf, rastgele çekimler  yapılabilecek  kadar çok kolaylaştı. Ve sonunda küçümsenmeye  başlandı. Sanatımıza saygınlık kazandırmak için neye ihtiyacımız var? “

Alvin yalnız değildi. En iyi amatörlerin ve profesyonellerin bir çoğu, Fotoğrafın ne olduğu veya olabildiği konusunda  çelişkiye  düştüler. Hepsinin ortak bir düşüncesi  vardı:  Fotoğraf resim  sanatının  kötü bir taklidi ve yaşama  tutulmuş  bir  ayna değildi… O zaman Fotoğraf neydi?

Bu belirsizliği aşma adına ortaya çıkan insanlardan birisi Alfred  Stieglitz  ‘di. Stieglitz, 19.yüzyıl sanat geleneği  ile yetişmiş fakat bu eğitimin gerisinde kişisel tarzını da yaratmıştı. Diğerlerinden farklı olarak Stieglitz, resmin ve heykelin sanatın yasal formları olduğunu fakat Fotoğrafın bu yasallıktan nasibini  almadığını savunan eleştirmen ve  sanatçıların  yarattığı aşağılık  kompleksini yok etmeyi başardı. Fotoğraf sanatının  hak ettiği  yere  gelmesi için verdiği savaşta,  modern  sanat  adına  Amerika’da zaferler kazandı.

Bütün yaptığı işlerde Stieglitz hem sanatçıları desteklemiş hem de kendi özel Fotoğraf çalışmalarında , deneysel  yöntemlerin doğruluğuna olan inancını geleneksel yöntemlerin genel  tatlarına ve  yapısına karşı savunmuş ve sonunda  kazanmıştır.

Yeni yüzyılın değişim için en uygun zaman olduğu ve  bütün sanat dünyasının olgunlaştığı bir gerçektir. Stieglitz’in başarısına  ulaşmak zordu, ama yine de birkaç Fotoğrafçı  yoğun  olarak kişisel  tarzlarını ön plana çıkararak çalışmışlardır.  Bunlardan biri  Clarence H.White’dı. White, etkileyici görüntüler  üzerinde deneysel  çalışmalar yaparak Fotoğraf sınırlarını metodik  olarak genişletti. White’ın ilgilendiği tarzda Stieglitz ve çağdaşı Alvin Longdon Coburn’da çalışmıştı. Bunlar, resmin çekici  niteliklerinin farkındaydılar, ancak resimleri taklit etmek gibi bir  niyetleri yoktu. Bunun yerine, taklitler yapmadan, sanatsal  değerleri olan Fotoğraflar yapmak amacıyla sanatın estetik değerlerini kullandılar. Başarılı çalışmaları bu dönemin ürünleridir.

Aynı dönemde Avrupa’da Fotoğrafla ilgilenen bir grup,  Fotoğrafı  ve resmi oldukça farklı bir yolla birleştirmeye  çalıştılar. Peter Henry Emerson’ın önderlik ettiği natüralist  Fotoğrafçılar resime benzetilmiş Fotoğrafa büyük bir darbe  indirdi. Fakat Robert Demachy’nin liderliğinde bir çok Fotoğrafçı, negatifleri ve baskıları arasına kendi çalışmalarını  koyarak diğer  görsel sanatlarla rekabet edecek farklı  yaklaşımlar araştırmaya  başladılar. Yeni teknikler bularak veya  eski  baskı tekniklerini canlandırarak, dokular ve son baskıların imajlarını bile  değiştirdiler. Demachy ‘nin çalışmalarında olduğu gibi,  bu tarz  Fotoğraflar o güne değin üretilmiş olanlar kadar  grafiksel açıdan karmaşık ve ayrıntılıydı.

Bu  dönemin  bütün Fotoğrafçıları  sanatla  açıkça  ilgili değildi. Eugene Atget ve Lewis W.Hine çevrelerindeki dünyayı  Fotoğraflamak üzere yoğunlaştılar ve yalnızca resimsel kayıtlar olmayan  belgesel Fotoğraflar yaptılar. Atget,  yaşamını  bütünüyle Paris’i  Fotoğraflamaya adamış, katı bir yaşam süren  farklı  bir insandı.  Fotoğrafları, kenti ve kentin insanlarını, sonraki  kuşakların benimsediği belgesel Fotoğrafçılığın yalın ve temiz  örnekleridir.

Hine, endüstrileşmiş  Amerika’da  düşük   ücretle    kötü koşullarda  işçi çalıştıran yerlerdeki göçebelerin  özellikle  de çocukların   ve  işçilerin  sömürülmesini    göstermek   amacıyla Fotoğraflar çekti. Hine, oldukça fazla seyahat eden, yaşamı sorgulayan bir insandı. Fotoğrafçıların sosyal bir eleştirmen olduğunu savunan geleneğin kurucularından biri idi.

Bu gelenek, 1930’ların ekonomik buhran döneminde  Amerika’ nın  en  iyi Fotoğrafsal yorumunu üretti. Aynı  zamanda  sanatsal birçok  kriter Hine’a rehberlik etti;  kompozisyonlarını  formun, çizginin ve dengenin katı ilkelerine göre düzenledi. Fakat  Hine’ ın Fotoğraflarının zorlayıcı gücü klasik sanata olan  bağlılığından  kaynaklanmaz. Aksine Fotoğrafçının konularına olan  sempatisinden kaynaklanır. Benzer duygular ve çalışmalarındaki entelektüel kontrolün yardımıyla, bu dönemin en iyi Fotoğrafçıları,  Fotoğraf sanatını 20.yüzyıla güvenle taşıdılar.

1920-40  döneminin başlarında ve sonunda,  dünya  savaştan yorulmuş ve yıpranmıştı. Bu yıllar arasında, dünya anarşiyi, hayal kırıklığını, yanlış amaçlar ve son olarak savaş için  silahlanma yarışını  yaşıyordu. Bu yirmi yılın en iyi Fotoğrafçılarının  sevimli  görüntülere, resim taklitçiliğine, yapaylığa ve  çelişkili olarak harfi harfine uygulanan realizme karşı gelmeleri şaşırtıcı değildir.

Fotoğrafçılık  bu dönemin başlamasından çok kısa bir  süre önce o sevimli görüntülerden uzaklaşmıştı. Amerikan sanat Fotoğrafçılığının büyük ustası Alfred Stieglitz, bütün bunları  reddetti. Philedelphia’daki Wanamaker sergi salonundaki 1.100  Fotoğraftan  55’ine  ve uzlaşmaz bir realist olan Paul  Strand’e  iki önemli  ödül  verildi. Stieglitz, bu konuyla  ilgili  düşüncesini şöyle ifade etmişti: “Gerçeği aramak benim vazgeçilmez  düşüncemdir.”

Amerika Birleşik Devletleri ordusunda hava Fotoğrafçısı  olarak  görevlendirilmiş olan Edward Steichen, 1.Dünya  Savaşı’ndan geri  döndüğünde bütün Fotoğraflarını yaktı. Kendini yalın  Fotoğrafçılığa  adadı ve o yaz tam bir realizme erişmek  ve  mükemmel  bir  kontrol düzeyini yakalamak için, siyahtan beyaza  derecelendirilmiş  tonların yer aldığı beyaz bir fincan ve tabağı  1.000′ den  fazla  sayıda Fotoğrafladı.

Edward Weston “soft focus”(yumuşak netlemeli) çekim tekniği ve çarpıcı tonal etkiyi yaratan  yıldız  adaylarının portrelerini de  çekerek  bir  hayli yüksek ücretler alan varlıklı bir Fotoğrafçıydı,fakat özel efektlerden  ve rötuşlardan bıkmıştı. Weston “Uzlaştım ve kendimi  sattım” diye yazmıştır. Başka bir zamanda şöyle yazmıştı; “Ben  yalnızca rolümü oynamak için donandım.” Bir gün Weston sahip  olduklarını bir kenara atarak Mexico’ya gitti.

Devrim  sadece Amerika’da değil bütün dünya  Fotoğrafçılığında yaşanıyordu. Almanya’da 1920’lerde   Albert  Renger-Patzsch şöyle diyordu: “Eğer Fotoğraflar gerçekle ilgili nesnel değerler taşımıyorsa hiç bir şeydir.”

Bu dönemde yeni geliştirilen minyatür kamera, farkedilmeyecek derecede küçük, her koşulda Fotoğraf çekilecek kadar hızlıydı. Bu  kameralar, konularını poz vermeden yakalayan Erich Salomon’a foto muhabirliğin  tekniklerine öncülük etmesinde yardımcı  oldu.  Sıkıntı vermeden ve sıklıkla gizlice çalışarak diplomatik  konferansları, devam  eden mahkemeleri, Birleşik Devletler  Anayasa  Mahkemesini bile görüntüledi. Sanatsal değeri olmayan ancak doğal ve  değerli belge Fotoğrafları çekti.

Başka bir grup Fotoğrafçı savaşa isyan etti ve  yeteneklerini,  kalıplara sık sıkıya bağlı olan realizmi rezil  etmek  ve esrarlı  göstermek için kullandılar. Man Ray ve Laszlo Moholy  Nagy kamerayı  bir org gibi kullandılar, bunu çift ışıklamalar,  fotomontajlar, solarizasyonlar kullanarak yaptılar. Dünyaya karşı geliştirdikleri   küçümseyici  bakış açılarını ve onun  sahte,  yüzeysel  değerlerini Fotoğraflarında gösterdiler ve yetersiz  saygınlıklarını  abarttılar.  Yüzeysel görünüşün  altındaki  gerçeği göstermek için yeteneklerini sonuna kadar kullandılar.

 

Nikolay Lenin’in bir zamanlar gözlemlediği  gibi: Devrimler yıktıkları  kadar yaratırlar. Zamanla Fotoğrafik devrim de  kendi kurumlarını  oluşturmaya  başladı. Bunların en  özverili  olanlarından biri de “f/64” grubudur. Bu grup adını bazı kameralarda bulunan en kısık diyafram açıklığından almıştır. Böyle bir diyafram açıklığı  doğal olarak maksimum netlik verir. Grubun  gerçeklikle eşit  saydığı hoş detaylar ve keskinlik bu diyafram açıklığı  ile mümkündü.

Sonraki birkaç yıl içinde ABD hükümeti Fotoğraf  kurumlarını oluşturdu. Ekonomist Roy  Stryker  kiracı  çiftçiler  ve  ürünleriyle borçlarını ödeyen çiftçilere yardım etmek için çağrıldığında, Fotoğrafların en iyi savunma yolu olduğuna karar verir. Stryker, aralarında Dorothea Lange, Walker Evans ve Ben Shan’ın da yer  aldığı  efsanevi Fotoğrafçıları, kırsal kesimin yoksulluğunu  Fotoğraflamak  için gönderdi. Bunlar çiftçilerin kötü  koşulları  ile ilgili  gerçekleri görüntülediler. Fotoğraflar gazete ve  dergilerde geniş bir ilgi uyandırdı. Sadece çiftlik programını  anlatmak  için değil, aynı zamanda diğer Fotoğrafçıların bu  bölgelere gidip gerçeği görüntülemelerine esin kaynağı oluşturmuşlardır.

Tinsel olarak Fotoğrafçılığın bu kuşağı oldukça başarılıydı. Bu insanlar maddi olarak çok az şey kazandı. Weston uzun süre yoksulluğun sınırında yaşadı. Weston’un günlüğü, insanın içini karartan cümlelerle doludur. ”26 Haziran 1927, Pazar, Çok şanssızım. Chandler  alışveriş için verdiğim 5 doları kaybetti. Bu bir  baskıdan  elde ettiğim 10 dolardan  arta kalan paraydı ve  beni  bir hafta idare edebilirdi.”

Andre Kertesz, Vogue, Harper’s Bazaar ve Town  and  Country dergileri için çektiği moda Fotoğrafları ile zenginleşti. Kertesz, iyi  bir gelir sağladığı dergileri bıraktı ve gerçekçi  Fotoğrafa geri döndü. Gerçekçiler, Fotoğrafta belirgin bir görev  duygusuna sahipti.  Dünyaya kendilerini olduğu gibi göstermek istediler  ve iki dünya savaşında olduğu gibi yansıtmakta başarılı oldular.

Louis  Daguerre’in  buluşunu dünyaya ilan  etmesinden  bir yüzyıl sonra, Fotoğraflarla karşılaşmadan geçen bir gün hemen hemen hiç yoktu. Fotoğraflar her yerdeydi. Dergilerin, gazetelerin, kitapların sayfalarında, müzelerin duvarlarında, otobüslerin  kenarlarında ve büyük ilan panolarında, yaşamdan daha parlak  renklerle  kullanılan Fotoğraf, artık yaşamın ayrılmaz bir  parçasıydı. Yüzyılın  ortalarında, İkinci Dünya Savaşını takip eden hızlı gelişme döneminde Fotoğraf makinesi üreten şirketler  milyonlarca doları  kameralara, filmlere, ışık ölçerlere, flaşlara ve her yıl artan oranlarda gelişmekte olan Fotoğraf makinelerine yatırdılar. 1954’de  Amerika’da 17.293 profesyonel Fotoğraf  stüdyosu  vardı. Aynı yıl amatör Fotoğrafçılar iki milyar Fotoğraf çekti.

Peki Fotoğraf sanatı ne durumdaydı? Ustalar neler yapıyorlardı?

Bazen  hiçbir şey kesin olarak yeni gibi görünmüyordu. Hiç bir ikon kırılıp parçalanmadı ve hiçbir yeni ilah ortaya çıkmadı. Çünkü  ana temalar zaten oluşturulmuştu. Şimdi, daha  önce  öncülük etmiş teknikleri  geliştirmek, sadeleştirmek  ve  ilk  yıllardaki buluşları kullanmak zamanıydı. Bu dönemin Fotoğraflarından  bazıları o güne kadar yapılmış olanların en iyilerindendi. Hiçbir fotomuhabiri  olayları anlatan anları Henry  Cartier-Bresson  kadar muhteşem bir şekilde yakalayamamıştı. Bresson, Erich Salamon ve Andre Kertesz tarafından açılmış olan yolda ilerliyordu. Arnold Newman  ve Philippe  Halsman gibi portreciler daguerreotype gibi eski  gelenekleri  devam ettirdiler, fakat bu yönteme yeni  psikolojik  bir derinlik ve teknik yeterlilik kazandırdılar.

Bununla birlikte, yeni şeyler oluşmaya başlıyordu. Bunlardan  biri  Fotoğrafçılığın farklı branşlarının  arasında  yapılan zengin bir çapraz üretimdi. Dergilerin sayfalarında hızla  gelişmekte olan fotomuhabirliği, Fotoğraflarında kişilikleri aktarmaya  çalışan  portre Fotoğrafçılarının yaklaşımını yoğun olarak  etkiledi.  Newman, sanatçıları kendi sanat araçları ile  görüntüledi; Bir  müzisyeni  piyanosuyla, bir ressamı resimleriyle…  Klasik portre ustası olan Yousuf Karsh bile Nikita Krushchev’i, Rus köylüsünün  ölümsüz sembolü olan kürk paltolarla sarıp  sarmalayarak çekti. Deneysel Fotoğraf ustalarından Man Ray ve  Moholy-Nagy’nin miras bıraktığı güçlü bir sürrealist etki, portrecilerin ve fotomuhabirlerinin çalışmalarına renk kattı. Halsman’ın çok  sayıdaki Salvador  Dali portresi, sanatçıyı fantastik, havada asılı  duran ürkütücü bedenlerden yapılmış kabusumsu ortamlarda gösterir. Bill Brandt, yaratıkların, bedenlerin garip ırmakları, Fotoğrafta akar gibi görünen, görsel olarak çarpıtılmış nü Fotoğraflar üretti.

Daha derin bir itici güç, birçok Fotoğrafçının  çalışmalarına egemen olmaya başlamıştı. Yıllardır yaptıkları çalışmalardan  daha bilinçli duygusal Fotoğraflar çektiler, Fotoğrafçılar  şimdi kameralarının önüne kendi duygularını aktaran konularını  yerleştirdiler. Sanatçının kişisel görüş açısı, her zaman muhteşem  Fotoğraflar yapmanın yolu olmuştur.

1930’larda özgün Fotoğrafçılık moda olduğunda Fotoğrafçılar genellikle  kendi  bakış açılarını  konularının seçiminde ifade ettiler; etkileyici bir manzara, aşıklar arasındaki sıcaklık, ekonomik buhranın sıkıntısını yüzünde yansıtan göçmen gibi..Fotoğrafçı seçimini yapınca, görüntüyü kaydetmek üzere  kamerasını kullandı. Aynı yöntemle fotomuhabirleri de nesnel haber Fotoğrafları  ürettiler. Fakat bazı Fotoğrafçılar köşe yazarları gibi kişisel yorumlarını sunmaya başlıyorlardı.

Brandt’ın belgesel Fotoğraflarını dolduran karanlık, kendi içine dönük ve inceleyici özelliği Fotoğraflarını görsel bir  şiire dönüştürüyordu. Başka bir fotomuhabiri de W.Eugene Smith’dir. Smith  insanlığın  kederlerini ve  mutluluklarını  Fotoğraflarken zorlandığından sözeder.

1930’larda  Edward Weston ve Ansel Adams’ın kurduğu  Fotoğraf okulu f/64 grubunun ortaya attığı ilk  kavramdır. Amacı kendi özüne dönüşü anlatan, Fotoğrafların en titizi gibi görünen, dünyayı  teknik olarak mükemmel bir kameranın gördüğü gibi  ifade etmekti.  Fakat grubun üyeleri garip bir şekilde nesnel  olmayan, neredeyse  mistik ifadeler kullanmaya başladılar. Adams,  1948’de şöyle diyordu: “Fotoğraf sevginin ve gizli olanın açığa çıkarılmasının  aracıdır,  aynı zamanda yüzeyin altındakileri  görmeli  ve bütün herşeyde yaşayan insanlığı ve doğayı kaydetmelidir.”

Fakat,  belki en içteki duyguların  dışavurumuna,  dönemin diğer bir Fotoğrafçısı Aaron Suskind tarafından ulaşıldı. Suskind 1952’nin yazında çekilmiş yakın plan Fotoğrafları yorumlaması istendiğinde şöyle der: “Aslında kayalarla ilgilenmiyorum, ben kendimle ilgileniyorum.” Onlarca yıl önce hiçbir Fotoğrafçının yapmayı düşünmemiş olduğu bir açıklamaydı bu. Fakat 1970’lerde o ciddi Fotoğrafçılar bunu tamamen tuhaf olarak yorumladılar.

(Bundan sonraki aşamaları sizler için derleyip yayınlamaya çalışacağız*)

Hazırlayan : Cengiz Oğuz Gümrükçü

Kaynak: http://www.belgeselFotoğraf.com

*Nar Sanat Editör

Not : Yazının orjinalinde fotoğraflar olmayıp editörümüz tarafından yazıya fotoğraflar sonradan eklenmiştir.

 

 

12 Şubat 2012/28 Yorumlar/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/02/Joseph-Nicéphore-Niépce-1765-1833.jpg 235 360 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-02-12 17:18:182012-02-15 23:08:27Fotoğrafın kısa tarihçesi
Sanat Haberleri

Nar Sanat Çalışıyor! Sitemizde Sizler için derlediğimiz Sanat Haberlerinin altına artık yorum yazabileceksiniz !

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sizler için derlemeye çalıştığımız sanat haberlerinin altına artık yorum yazmanız mümkün. Sanat Haberlerini okurken bir yandan da düşüncelerinizi yazabilir tartışabilirsiniz… Bekliyoruz!

06 Şubat 2012/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/02/sanat-içimizde.jpg 414 396 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-02-06 10:44:512012-02-06 10:47:55Nar Sanat Çalışıyor! Sitemizde Sizler için derlediğimiz Sanat Haberlerinin altına artık yorum yazabileceksiniz !
Sanat Haberleri

Nerede Olursanız Olun; 06 Şubat – 12 Şubat arası Sanatla Olun !

Kadıköy Süreyya Operası Sahnesi’nde bugün saat 20.00’de “Zeynep Üçbaşaran ‘Mozart ve Liszt ile Opera” konseri izlenebilir.

SERGİ

İSTANBUL

■ Saim Bugay anısına “Hayvan” isimli karma kukla sergi 26 Şubat’a kadar Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tophane-i Amire binasında.

■ Alper Bıçaklıoğlu’nun “Yasal Sokak” isimli sergisi 7-28 Şubat tarihleri arası Mabeyn Gallery’de. (0 212 261 6060)

■ What I Love isimli karma sergi 7 Şubat – 21 Mart tarihleri arası Borusan Müzik Evi’nde. (0 212 261 6060)

■ Ahmet Elhan – Esat Tekand’ın “Kıskançlıklar” isimli sergisi 7 Şubat – 7 Mart tarihleri arası 44A Sanat Galerisi’nde. (0 212 233 33 80)

■ Alp Klanten’in “ALP” isimli sergisi 7 Şubat – 20 Mart tarihleri arası Maçka Sanat Galerisi’nde. (0 212 240 80 23)

■ Ebru Döşekçi’nin “Hatırla” isimli sergisi 7 Şubat – 7 Mart tarihleri arası MERKUR’de. (0 212 225 37 37)

■ Kış Karma Sergisi 7 Şubat – 6 Mart tarihleri arası Evin Sanat Galerisi’nde. (0 212 265 81 58)

■ Yusuf Tuvi – Birol Üzmez’in “Oteller Sokağı” isimli fotoğraf sergisi 8 – 29 Şubat tarihleri arası Schneidertempel Sanat Merkezi’nde. (0 212 249 01 50)

■ Ali Kabaş’ın “üçücü göz” isimli sergisi 8 Şubat – 3 Mart tarihleri arası Pg Art Gallery’de. (0 212 252 80 00)

■ Ebru Döşekçi’nin “Hatırla” isimli sergisi 8 Şubat – 7 Mart tarihleri arası MERKUR’de. (0212 225 37 37)

■ O Zamanlar Konuşuyorduk isimli sergi 8 Şubat – 22 Nisan tarihleri arası SALT Galata’da. (0212 334 22 00)

■ Remzi Raşa’nın “Yalnızlığı Seçmek” isimli retrospektif sergisi 8 Şubat – 15 Mart tarihleri arası santralistanbul’da. (0212 334 22 00)

■ No 1 isimli karma sergi 8 Şubat – 28 Nisan tarihleri arası Nesrin Esirtgen Collection’da.

■ Cemre Demirgiller, Kadir Tavaz, Sesil Kalaycıyan, Yeliz Cantekin’in “Gençler” isimli heykel sergisi 9 Şubat – 3 Mart tarihleri arası Artisan’da. (0212 247 9081)

■ Murat Durusoy’un “Seyir” isimli sergisi 9 Şubat – 17 Mart tarihleri arası C.A.M Galeri’de. (0212 245 79 75)

■ Hüseyin Rüstemoğlu’nun “Büyütmeyen Masallar” isimli sergisi 9 -24 Şubat tarihleri arası Galeriartist Çukurcuma’da. (0212 251 91 63)

■ İsmail Acar’ın “Aşk” isimli retrospektif sergisi 9 Şubat – 28 Mart tarihleri arası Çırağan Palace Kempinski Sanat Galerisi’nde. (0212 326 46 46)

■ Van Gogh Alive isimli sergi 10 Şubat – 15 Mayıs tarihleri arası Karaköy Antrepo 3’te.

■ Yontu Dünyamızdan 7 sergisi 11 Şubat – 6 Mart tarihleri arası Almelek Sanat Galerisi’nde. (0212 265 38 51)

■ Kainat Barkan P., Orhan GÜREL’in sergisi 11 Şubat – 2 Mart tarihleri arası Bakraç Sanat Galerisi’nde. (216 – 362 18 26)

■ Abdullah Kırbaş’ın Kuşbakışı Muğla Fotoğraf Sergisi 11 – 17 Şubat tarihleri arası Çemberlitaş Basın Müzesi’nde.

■ Pınar Du Pre’nin “Devam Ettiği Sürece Güzeldi” sergisi 7 Şubat’a kadar Galeri Linart’ta. (0212 247 47 29)

■ Ebru Uygun’un “In Time in Rhythm” sergisi 7 Şubat’a kadar Dirimart’ta. (0 212 291 34 34)

■ Döngüsel Yansımalar isimli karma sergi 8 Şubat’a kadar Beyoğlu Akademililer Sanat Merkezi’nde. (0212 245 02 29)

■ Cenk Akaltun’un “Suda Yaratılışlar” isimli sergisi 8 Şubat’a kadar Galeri Artist Çukurcuma’da. (0212) 251 91 63)

■ Şaziye Erel ve Atölye Baraka 15’in karma sergisi 8 Şubat’a kadar Yeminli Mali Müşavirler Odası Sanat Galerisi’nde.

■ Jale Çelik’in sergisi 8 Şubat’a kadar Galeri Artist’te. (0212 227 6852)

■ Sema Öcal ’ın “Kimsecik” başlıklı sergisi 9 Şubat’a kadar Galeri Espas’da. (02122277017)

■ Sefer Öztürk’ün keçe ve resim sergisi 10 Şubat’a kadar Bakraç Sanat Galerisi’nde. (216 – 362 18 26)

■ A. Halim Kulaksız’ın “Döngü” isimli sergisi 11 Şubat’a kadar Piramid Sanat’ta. (0212 297 31 15)

■ Cemil Güç’ün “Elma” isimli heykel sergisi 11 Şubat’a kadar Galeri Selvin’de.

■ Ahmet Sel’in “Oryantal İllüzyonlar” adlı sergisi 12 Şubat’a kadar Pi Artworks Galatasaray’da. (0212 2454087)

■ Sami Solmaz’ın “Adalılar” adlı fotoğraf sergisi 12 Şubat’a kadar Beyoğlu Sismanoglio Megaro (Şişmanoğlu) Binası’nda. (212 219 29 71)

■ Erdinç Babat’ın “Müşkülpesent” adlı sergisi 12 Şubat’a kadar Cep Sanat Galerisi’nde. (0212 292 00 38)

■ Ahmet Merey’in “Serbest Tırmanış” isimli sergisi 12 Şubat’a kadar ART SUİTES Gallery’de.(0 212 251 5561)

■ İbrahim Balaban’ın “Balabanizm” isimli sergisi 14 Şubat’a kadar International Art Center’da. (0 216 310 83 94)

■ Aradığın Şeyin ta Kendisi isimli karma sergi 15 Şubat’a kadar Teşvikiye Sanat Galerisi’nde. (0 212 241 04 58)

■ Hülya Düzenli’nin “Ortak Bir Acı” isimli sergisi 15 Şubat’a kadar Mine Sanat Galerisi’nde. (0 212 232 38 13)

■ Yeni İşler isimli sergi 15 Şubat’a kadar Kare Sanat Galerisi’nde. (0212 240 44 48)

■ Züleyha Akbaş’ın sergisi 17 Şubat’a kadar Ziraat Bankası Tünel Sanat Galerisi’nde.

■ Asija Radaviciene’nin sergisi 17 Şubat’a kadar Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde. (0212 227 92 74)

■ Ertuğrul Ateş’in sergisi 18 Şubat’a kadar İş Sanat Kibele Galerisi’nde.

■ Buğra Erol’un “Gri” isimli sergisi 18 Şubat’a kadar Galeri/Miz’de. (0212 241 76 66)

■ Sevim Çizer, Zehra Çobanlı, Meltem Kaya Erti, Candan Güngör ve Sibel Sevim’in seramik sergisi 18 Şubat’a kadar Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde. (0212 351 00 60)

■ Georgios Maroudas’ın sergisi 19 Şubat’a kadar Rahmi M. Koç Müzesi’nde. (0212-438 63 50 )

■ İkametgâh Kadıköy isimli karma sergi 19 Şubat’a kadar KargART, Hush Galeri, Piha Kolektif Sanat, Asfalt Art Gallery’de. (0216 337 15 13)

■ Sabri Berkel’in “Etütler” isimli sergisi 21 Şubat’a kadar GaleriFe’de. (0 216 368 03 78)

■ Ferda Pulhan’ın sergisi 21 Şubat’a kadar Hobi Sanat Galerisi’nde. (0 212 225 23 37)

■ Tolga Boztoprak’ın “Mekânsızlar” sergisi 21 Şubat’a kadar Bindallı Sanatevi’nde. (0 212 252 79 66)

■ Semra Taşdemir’in “Çizgilerin Ötesinde II” sergisi 21 Şubat’a kadar NİŞ Galeri’de. (0 212232 88 48)

■ Sevgililere Çizgiler ve Renkler başlıklı karma sergi 23 Şubat’a kadar Ürün Sanat Galerisi’nde. (0216 363 12 80)

■ Karlı Oda 2 başlıklı karma resim sergisi 24 Şubat’a kadar Galeri Oda’da. (0 212 259 22 08)

■ Elvan Alpay’ın “Kirpi” adlı sergisi 25 Şubat’a kadar Galeri Nev’de. (0212 252 15 25)

■ Tunca Subaşı’nın “Kalıntı” isimli sergisi 25 Şubat’a kadar PiArtworks’te. (0212 245 40 87)

■ Gürbüz Doğan Ekşioğlu’nun “Kâğıt Üzerinde Gezinti” adlı sergisi 25 Şubat’a kadar füsuninanartgallery’de. (0212 232 40 49)

■ Aslımay Altay Göney ’in “İstif” isimli sergisi 25 Şubat’a kadar Galeri Apel’de.

■ Michael Snow’un “Solosnow” isimli sergisi 25 Şubat’a kadar Akbank Sanat’ta.

■ Sezgin Sander’in “Yeniden Görmek” isimli sergisi 25 Şubat’a kadar Ayşe Takı Galerisi’nde. (0212 343 21 54)

■ Özcan Ağaoğlu’nun “İranabak” isimli fotoğraf sergisi 25 Şubat’a kadar DEPO’da. (0212 292 39 56)

■ Salvador Dali’nin “İlahi Komedya”, “Gala ile Akşam Yemeği”, “Sürrealizm İzleri” adlı üç ayrı başlıktaki eserlerinden oluşan sergi 26 Şubat’a kadar MSGSÜ Tophane – i Amire’de.

■ Gogi Çagelişvili’nin sergisi 26 Şubat’a kadar Pirosmani Sanat Galerisi’nde. (0212 252 68 12)

■ Berna Erkün’ün “Yakın Uçtuk Uzaktık, Uzaktık Yakın Geçtik” adlı sergisi 26 Şubat’a kadar Mine Sanat Galerisi’nde. (0216 385 12 03)

■ Selçuk Erez Fotoğraf Koleksiyonu’ndan “Görünenler Görünmeyenler” isimli sergi 26 Şubat’a kadar Galeri G-art’da. (0212 296 08 76)

■ Yüksel Tamtekin’in sergisi 26 Şubat’a kadar Harmony Sanat Galerisi’nde. (0216 553 21 67)

■ Sevinç Altan’ın “Ayrıntı’nın Sevinç’li Kapakları” adlı sergisi 29 Şubat’a kadar Fransız Kültür Merkezi’nde.(0212 393 81 11)

■ Neşe Gümüşcüoğlu’nun “Özgür Atlarım” adlı sergisi 29 Şubat’a kadar Alta Sanat Galerisi’nde. (0212 282 69 65)

■ Tonguç Yaşar’ın “Renkahenk” adlı sergisi 29 Şubat’a kadar İstanbul Büyükşehir Belediyesi Karikatür ve Mizah Merkezi’nde. (0212 256 42 58)

■ Toprak Turan Kara’nın “Sessiz Kadınlar Korosu” adlı sergisi 29 Şubat’a kadar Apeiron Sanat Galerisi’nde. (0212 234 10 58)

■ Gülay Yüksel’in “Kadının Rengi” adlı sergisi 29 Şubat’a kadar Ortaköy Kültür Merkezi’nde. (0212 23658 01)

■ Adile Gülan, Tülay Oskay Işın, Yusuf Özsarfati, Evrensel Derman ve Nihat Evren Derman’ın karma sergisi 29 Şubat’a kadar Tolga Eti Sanat Evi’nde.(0216 368 26 79)

■ Sümer Sayın’ın “Bir An İçin” isimli sergisi 29 Şubat’a kadar Art ON’da.( 0212 259 15 43)

■ Bir Fotoğraf Camı – Çektiği ve Çekemediği Fotoğraflarıyla Sabahattin Ali sergisi 3 Mart’a kadar Caddebostan Kültür Merkezi CKM – Sanat Galerisi’nde. (0216 386 26 81)

■ Otoportre isimli karma sergi 3 Mart’a kadar Alanİstanbul’da. (0 2122529453)

■ Sanatla Kırk Bir Yılı Birlikte Yaşadık sergisi 7 Mart’a kadar Tatbiki Sanat Galerisi’nde (0 216 338 98 37)

■ Jose Maria Mellado’nun “Esrarengiz Manzaralar” adlı sergisi 10 Mart’a kadar Elipsis Gallery’de.(0212 244 89 00)

■ Halil’in “Tepme” isimli sergisi 31 Mart’a kadar The Empire Project’te. (0212 292 5968)

■ Sultanlar, Tüccarlar, Ressamlar ve Konstantiniyye’den İstanbul’a Boğaziçi Anadolu Yakası Fotoğrafları sergisi 1 Nisan’a kadar Pera Müzesi’nde. (0212 211 41 00)

■ İnci Eviner’in sergisi 6 Nisan’a kadar Salt Galata’da.

■ Kilden Suretler, Sadberk Hanım Müzesi Koleksiyonu’ndan Antik Çağ Terrakotta Figürinleri sergisi 15 Nisan’a kadar Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi’nde. (0212 284 63 63)

■ 20 genç ressamın “bir” kavramını yorumladığısergi 25 Nisan’a kadar Art&Design Gallery’de.

■ Musevitoğlu Atölyesi resim sergisi 31 Mayıs’a kadar Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde. (0212 259 77 40)

■ Adalar, Mimarlar, Binalar isimli sergi Haziran 2012’ye dek Adalar Müzesi’nde. (0216 382 64 30)

ANKARA

■ Osman Akbay&Mustafa Cinel&Mustafa Hikmet Malkoç – karma resim – 9 Şubat’a dek – Fırça Sanat Galerisi’nde. (0 312 438 60 08)

■ Suat Arıkan – resim – 10 Şubat’a dek – Ziraat Bankası Mithatpaşa Sanat Galerisi’nde. (0 312 417 84 58)

■ Malik Bulut/Yüzleşme – resim – 11 Şubat’a dek – Armoni Sanat Galerisi’nde. (0 312 440 43 24)

■ Osman Kerkütlü – resim – 18 Şubat’a dek – Galeri Nev’de. (0 312 437 93 90)

■ Ercan Gülen – resim – 18 Şubat’a dek – Gözde Sanat Galerisi’nde. (0 312 442 11 31)

■ Hüseyin Şahbudak – resim – 18 Şubat’a dek – Sevgi Sanat Galerisi’nde. (0 312 441 26 34)

■ Baran Kamiloğlu – resim – 19 Şubat’a dek – Mustafa Ayaz Sanat Galerisi’nde. (0 312 285 89 98)

■ Serdar Leblebici – resim – 22 Şubat’a değin – Galeri Soyut’ta. (0 312 438 86 70)

■ İbrahim Örs – resim – 25 Şubat’a dek – Takıantika Sanat Galerisi’nde. (0 312 436 37 88)

■ Cemil Eren – resim – 26 Şubat’a dek – Ankara Sanayi Odası Kültür Merkezi’nde. (0 312 417 12 00)

■ Habip Aydoğdu – resim – 28 Şubat’a dek – ARETE Sanat Galerisi’nde. (0 312 440 08 81)

■ Bekir Coşkun’un kalemi ve Hasan Rastgeldi’nin fırçasından/Yazının Rengi – resim, yazı – 29 Şubat’a dek – Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde. (0 312 468 21 05)

■ Canan Atalay/İçsel Manzaralar – resim – 2 Mart’a dek – Atlas Sanat Galerisi’nde. (0 312 468 59 04)

■ Devrim Erbil – resim – 3 Mart’a dek – Helikon Sanat Galerisi’nde. (0 312 441 78 01)

İZMİR

■ Karacasu Vakfı’nın kurduğu Aphrodisias Sanat Merkezi, 7-18 Şubat tarihleri arasında Prof. Dr. A. Ali Küpelioğlu’nun “Kapı Tokmakları”, İFOD Işıkla Boyama Fotoğraf Atölyesi’nin “Masallar” ve Naile Cimit’in seramik sergilerini ağırlayacak.

■ Ceyda Kiraz’ın “Koza Mucizesi” adlı resim sergisi 12 Şubat’a dek EÜ Atatürk Kültür Merkezi’nde izlenimde. Aynı mekân 11 Şubat’a dek Nedim Sönmez’in ebru sergisine de ev sahipliği yapacak.

■ Ege Üniversitesi Prof. Dr. Yusuf Vardar-MÖTBE Kültür Merkezi Sanat Galerisi’nde Erkuter Leblebici’nin seramik sergisi 17 Şubat’a dek görülebilecek.

■ İzmir Suluboyacılar Derneği Profesyoneller Grubu’nun resim sergisi 25 Şubat’a dek Karabağlar Belediyesi Çalıkuşu Sergi ve Kongre Salonu’nda görülebilir.

■ İzmir Sanat Merkezi 13 Şubat’a dek Sevim Çınar’ın “İçimizdeki Kanatlar” adlı seramik sergisini ağırlayacak.

■ Yunus Koç ve Erol Özdayı’nın fotoğrafları Urla Fotoğraf Sanat Evi’nde 2 Mart’a dek izlenimde.

MERSİN

■ Oberhausen-Arttwin Genç Sanat Yarışması Sergisi, İçel Sanat Kulübü, Ayşe Uğural-Müfide İlhan Sanat Galerisi’nde sürüyor. Sergi 17 Şubat’a dek izlenime açık olacak. (0324 2381088)

MÜZİK

İSTANBUL

■ ‘Kadıköy Süreyya Operası Sahnesi’nde bugün saat 20.00’de “Zeynep Üçbaşaran ‘Mozart ve Liszt ile Opera” konseri izlenebilir. (0 216 346 15 31)

■ ‘Nardis Jazz Club’da bugün saat 21.30’da “Yansımalar”, yarın saat 21.30’da “Serkan Çakıt Quartet”, çarşamba günü saat 21.30’da “Neşet Ruacan Grup”, perşembe günü saat 21.30’da “Ozan Musluoğlu Quartet ‘40th Day’”, cuma günü saat 22.30’da “Önder Focan Projesi – Swing A La Turc”, cumartesi günü saat 22.30’da “Sibel Köse Quartet” konseri izlenebilir. (0 212 244 63 27)

■ ‘Babylon’da yarın saat 21.30’da “Değer Deniz”, çarşamba günü saat 21.30’da “Alp Ersönmez Cereyanlı feat. İmer Demirer”, perşembe günü saat 20.30’da “HAOSSAA, Soft Gates, Hayvansaray”, cuma günü saat 23.30’da “Burn Dubstep Series: Emika”, cumartesi günü saat 23.00’te “Shantel DJ Set” konseri izlenebilir. (0 212 292 73 68)

■ ‘Ghetto’da çarşamba günü saat 21.30’da “Gürcan Ersoy”, perşembe günü saat 21.30’da “Ali Erel – Lansman Konseri”, cuma günü saat 21.30’da “Ghetto 5. Yıl Özel Hafta Sonu: Bibi Tanga and The Selenites”, cumartesi günü saat 23.30’da “Ghetto 5. Yıl Özel Hafta Sonu: Makossa & Megablast” konseri izlenebilir. (0 212 251 75 01)

■ ‘Jolly Joker Balans’ta çarşamba günü saat 21.00’de “Ayşe Saran”, perşembe günü saat 21.00’de “Hüseyin Delen”, cuma günü saat 22.00’de “Halil Sezai”, cumartesi günü saat 22.00’de “Yaşar” konseri izlenebilir. (0 212 249 07 49)

■ ‘İş Sanat Kültür Merkezi’nde çarşamba ve perşembe günü saat 20.00’de “Russian Chamber Philharmonic St Petersburg” konseri izlenebilir. (0 212 316 10 83)

■ ‘garajistanbul’da Avea Escape to Music kapsamında perşembe günü saat 21.00’de “Cat Power”, cumartesi günü saat 23.00’de “Dead Combo” konseri izlenebilir. (0 212 244 44 99)

■ ‘Notre Dame de Sion Fransız Lisesi Gösteri Salonu’nda perşembe günü saat 19.30’da “Orçun Orçunsel” konseri izlenebilir. (0 212 219 16 97)

■ ‘Bronx’ta perşembe günü saat 22.00’de “A State of Mind”, cuma günü saat 22.00’de “Kurban”, cumartesi günü saat 21.00’de “Tramvay” konseri izlenebilir. (0 212 293 53 98)

■ ‘Borusan Müzik Evi’nde perşembe günü saat 21.30’da “Konstrukt & A Trio -İstanbul – Beirut”, cuma günü saat 20.00’de “Borusan New Series – Figura Ensemble”, cumartesi günü saat 21.30’da “Burçin Büke – Gözbebeğim” konseri izlenebilir. (0 212 336 32 80)

■ ‘Türker İnanoğlu Maslak Show Center’da cuma günü saat 21.00’de “Melihat Gülses ile Bol Ahenk”, cumartesi günü saat 20.00’de “Okay Temiz – Ritmin Günü” konseri izlenebilir. (0 212 286 66 86)

■ ‘Romeo Juliet İstanbul’da cuma günü saat 21.00’de “Tatavla Keyfi”, cumartesi günü saat 22.00’de “Geveze & Zeliha Sunal ile Neşeli Maşrapa” konseri izlenebilir. (0 212 243 85 80)

■ ‘İstanbul Live’da cumartesi günü saat 21.00’de “Entu” konseri izlenebilir. (0 541 889 10 90)

■ ‘Ora Arena’da cumartesi günü saat 21.00’de “Zülfü Livaneli” konseri izlenebilir. (0 212 640 25 20)

■ ‘Salon’da cumartesi günü saat 22.00’de “Tonbruket” konseri izlenebilir. (0 212 334 07 52)

■ ‘İKÜ Akıngüç Oditoryumu ve Sanat Merkezi’nde pazar günü saat 20.00’de “Gheorghe Zamfir” konseri izlenebilir. (0 212 498 41 41)

ANKARA

■ CSO Konser Salonu’nda, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın şef Raoul Grüneis yönetiminde vereceği, Manfred Bellmann (obua), Iris Rath’ın (flüt) katılacağı konser 10 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 309 13 43)

ADANA

■ Adana Musıki Derneği’nin geleneksel, ‘Türk Sanat Müziği Konseri’ bugün 20.00’de Büyükşehir Belediye Tiyatro Salonu’nda gerçekleşecek. Ali İntizam ve Şükrü Birbaş’ın yöneteceği iki bölümlük konserde, saz ve ses heyeti ünlü bestekârların 26 eserini koro ve solistlerle birlikte seslendirecek. (0322 4579625)

MERSİN

■ İçel Sanat Kulübü’nün, Anadolu Türk Halk Müziği Topluluğu konseri, perşembe günü 19.00’da Akdeniz Belediyesi Konser Salonu’nda gerçekleşecek. O. Nihat Hatipoğlu’nun yöneteceği konserde, Mersin yöresi başta olmak üzere, çeşitli bölgelere ait ezgiler seslendirilecek. İçel Sanat Kulübü’nün, geleneksel, ‘Müzik Akşamları’ sürüyor. İSK Lokali’nde cuma günü 19.00’da gerçekleşecek gecede, Murat Denizeli’nin arşivinden, ‘Mum Işığında Çigan Müziği’ adlı dinleti sunulacak. (0324 2381088)

TİYATRO

İSTANBUL

■ Devlet Tiyatroları Beykoz Ahmet Mithat Efendi Sahnesi’nde “At” Cuma, Cumartesi 20.00. Cevahir Sahnesi Salon 1’de “Yanık”, Cevahir Sahnesi Salon 2’de “Opera Komik” Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, Pazar 15.00. Küçük Sahne’de “Kendi Kendine Konuşmaktır Aşk” Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00. Küçük Sahne’de “Temiz Ev” Perşembe, Cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, Pazar 15.00. Üsküdar Stüdyo Sahne’de “Ve Hep Birlikte Soldan Çıkarlar” Çarşamba, Cuma 20.00, cumartesi 15.00. Üsküdar Tekel Sahnesi’nde “Antigone” Salı, Perşembe, cumartesi 20.00, Pazar 15.00. (0 212 455 39 00)

■ Şehir Tiyatroları F. Reşat Nuri Sahnesi’nde “Ufak Bir Hata”, Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Otobüs”, Kâğıthane Sadabad Sahnesi’nde “Kargaşa”, Kağ. Küçük Kemal Sahnesi’nde “Bocuk”, K. Haldun Taner Sahnesi’nde “Binali ile Temir” , Ümraniye Sahnesi’nde “Aşk Halleri”, Üsküdar Müsahipzade Sahnesi’nde “Rosenbergler Ölmemeli”, Üsküdar K. Yılmazer Sahnesi’nde “Günlük Müstehcen Sırlar” Çarşamba, Cumartesi 15.00 ve 20.30, Perşembe, Cuma 20.30, Pazar 15.00. GOP Ferih Egemen Sahnesi’nde “Uğur Böceği” 10.30 ve 13.30.

■ Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda Müşfik Kenter Sahnesi’nde “Hangisi Baba” Cuma 20.30, “Hoşu’nun Utancı” cumartesi 11.00, “Külhanbeyli Müzikali” cumartesi 20.30, Pazar 15.30 “Benim Güzel Pabuçlarım” Pazar 11.00. Turhan Tuzcu Sahnesi’nde “Şişman Domuz” Salı 20.30, “Medeni Hali: Kadın” Çarşamba 20.30. (0 212 252 59 35)

■ Ortaoyuncular’da “İşsizler Cennete Gider” Cumartesi 20.00, Pazar 18.00. (0 212 251 18 65)

■ Oyun Atölyesi’nde Tiyatroadam “Bölge Hastanesi” Salı 20.30, Oyun Atölyesi “Testosteron” Perşembe, Cuma, Cumartesi 20.30, Pazar 16.00. (0 216 345 39 39)

■ Dot’ta “Öksüzler” Perşembe, Cuma, Cumartesi 21.00, Pazar 17.00. “Süpernova” Perşembe, Cuma, Cumartesi 21.00.

■ Kumbaracı50’de “Sen Balık Değilsin Ki” bugün, “444” yarın, “Araf” Çarşamba, “Sinekler Sevişirken” Perşembe, “Hakiki Gala” Cuma, “Bernarda Alba’nın Evi” Cumartesi 20.30. (0 212 246 3589)

■ Semaver Kumpanya’nın “Paki ve Sevgi Çiçekleri” oyunu Cumartesi 11.30, “Büyük Ev Ablukada” Cumartesi 21.00 Çevre Tiyatrosu’nda. (0 212 585 59 35)

■ Tiyatro Kedi’nin “Kibarlık Budalası” oyunu Çarşamba, Cuma 20.30, “Kaplan Maplan” Cumartesi, Pazar 13.00 Tiyatro Kedi Blackout Sahnesi’nde, (0 212 257 79 36)

■ Duru Tiyatro’da “Sondan Sonra” cumartesi 20.45, (0 216 338 56 36)

■ İkincikat’ta bugün “Bulanık”, yarın ve Çarşamba “Yalnız Batı”, “Yok Oğlum, Biz Evdeyiz” perşembe, “Aut” Cuma, Cumartesi, “Tetikçi” Pazar 21.00. (0 212 292 32 47)

■ Maya Sahnesi’nde “Ford Mach 1 Bağdat Caddesi’nde” salı 20.30, “Psikoz” Çarşamba 20.30, “Eleni’den Mektuplar” Perşembe 20.30, “Troyalı Kadınlar” Cuma 20.30, “Otobüs” Cumartesi 20.30, “Kayıp Eşya Bürosu” Pazar 13.00. (0 212 252 74 52)

ANKARA

■ Akün Sahnesi’nde, “Rab Şeytana Dedi ki” yarından itibaren 12 Şubat’a değin cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Yastık Adam” 14-18 Şubat tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Camdan Kalp/çocuk oyunu” 19 Şubat’ta saat 11.00’de. (0 312 427 19 71)

■ Altındağ Tiyatrosu’nda, “Kafes Arkasında” yarından itibaren 11 Şubat’a değin cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Boğaç Han/çocuk oyunu” 12 Şubat’ta saat 11.00’de, “Sinek Kadar Kocam Olsun, Başımda Bulunsun” 14-19 Şubat tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de. (0 312 316 59 02)

■ Büyük Tiyatro’da, “Kerbela” 7, 10 Şubat’ta saat 20.00’de, 12 Şubat’ta saat 15.00’te, “Bir Tayyare Serüveni” 17 Şubat’ta saat 20.00’de, 19 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 324 22 10)

■ Çayyolu Cüneyt Gökçer Sahnesi’nde, “Kantocu” 7-11 Şubat tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Benim Tatlı Meleğim/çocuk oyunu” 12 Şubat’ta saat 11.00’de. (0 312 240 00 91)

■ Küçük Tiyatro’da, “Figaro” 7-11 Şubat tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Keloğlan Keleşoğlan/çocuk tiyatrosu” 12, 19 Şubat’ta saat 11.00’de, “George Dandin” 14-18 Şubat tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de. (0 312 311 11 69)

■ Oda Tiyatrosu’nda, “Hüzzam” 7-11 Şubat tarihleri arasında saat 18.30’da, “Kontrabas” 14-18 Şubat tarihleri arasında saat 18.30’da, “Stüdyo Sahne”de, “Üç Yönetmen Üç Oyun” 7, 10 Şubat’ta saat 20.00’de, 12 Şubat’ta saat 15.00’te, “Bir Delinin Hatıra Defteri” 14, 17 Şubat’ta saat 20.00’de, 19 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 311 11 69)

VAN

■ Van Devlet Tiyatrosu, Yunus Emre Gümüş’ün yazdığı, Cem Zeynel Kılıç’ın yönettiği “Entrikalı Dolap Komedyası”nı 7, 8 Şubat saat 20.00’de AKM Samsun Devlet Opera ve Balesi Büyük Salon’da sahneleyecek. (0362-431 50 00)

■ Gazi Sahnesi’nde, Samsun Söz Sanat Merkezi, 6 Şubat Pazartesi ve 8 Şubat Çarşamba günü saat 20.00’de “Geç Kalanlar” adlı oyunu sahneleyecek. 7 Şubat Salı günü saat 20.00’de, Düşevi Oyuncuları’nın hazırladığı, Can Kibiroğlu’nun yazdığı, Cem Kaynar’ın sahneye koyduğu “Süreyya” isimli oyun tekrar sahnelenecek. (0362-231 78 01)

TRABZON

■ Trabzon Devlet Tiyatrosu, Haluk Ongan Sahnesi’nde “Islık Sever Max” Çarşamba 13.00, Pazar 13.30, “Şahane Düğün” Perşembe ve Cuma 20.00, Cumartesi 15.00, 20.00. (0 462 230 10 44)

■ Trabzon Sanat Tiyatrosu, Hüseyin Kazaz Kültür Merkezi Sahnesi’nde “Muammer Muammer” 8-14-21-24-28 Şubat’ta saat 20.00. (0 462 321 98 55)

ADANA

■ Adana Devlet Tiyatrosu, daha önce de sahnelediği, Orhan Kemal’in ölümsüz eseri ‘Murtaza’yı yarından itibaren yeniden sahneleyecek. Işıl Kasapoğlu’nun yönettiği oyun hafta içi her gün 20.00’de, cumartesi 15.00 ve 20.00’de yinelenecek. ADT sanatçıları, Harun Özer’in yazdığı ve Ebru Kara’nın yönettiği, ‘Kayıp Bolluk Ülkesi’ adlı çocuk oyununu da yine pazar günleri 11.00, çarşamba günleri ise 14.00’te küçük seyirciler için sahnelemeyi sürdürüyor. (0322 3523355)

OPERA BALE

İSTANBUL

■ Kadıköy Süreyya Opera Sahnesi’nde yarın ve perşembe günleri saat 20.00’de “Don Kişot” adlı bale gösterisi, pazar günü saat 11.00’de ise “Bremen Mızıkacıları” adlı çocuk müzikali seslendirilecek.

(0216 346 15 31)

ANKARA

■ Opera Sahnesi’nde, “Don Giovanni/opera” bugün ve 15 Şubat’ta saat 20.00’de, “Zorba/bale” 9 ve 16 Şubat’ta saat 20.00’de, “Başlangıç/modern dans” 11 Şubat’ta saat 20.00’de, “Çakırcalı Efe/dans tiyatrosu” 13 Şubat’ta saat 20.00’de, “Yusuf ile Züleyha” 18 Şubat’ta saat 20.00’de, “Oda Müziği/konser” 19 Şubat’ta saat 20.00’de.

(0 312 324 68 01)

■ Leyla Gencer Sahnesi’nde, “Sihirli Dünya/çocuk müzikali” 19 Şubat’ta saat 11.00’de. (0 312 324 68 01)

MERSİN

■ Mersin Devlet Opera ve Balesi, bugün 14.00’te, piyano eşlikli ‘Şan Konseri’ ile sanatseverlerin karşısında olacak. Çarşamba günü 13.00’te ‘Okul Konseri’ ile öğrencilerin karışısına çıkacak olan MDOB sanatçıları, perşembe günü 20.00’de W. A. Mozart’ın, ‘Cosi Fan Tutte’ adlı 3 perdelik operası ile sanatseverlere unutulmaz bir gece yaşatacak. (0324 2379130)

SAMSUN

■ Samsun Devlet Opera ve Balesi’nde 6 Şubat Pazartesi günü saat 20.00’de “La Boheme” adlı opera gösterisi, 9 Şubat Perşembe saat 20.00’de “Amazonlar” adlı bale gösterisi, 10 Şubat Cuma günü saat 14.00’te “Kuklacı” adlı çocuk oyunu sahnelenecek. (0362-431 50 00)

06 Şubat 2012/21 Yorumlar/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2011/12/Kültür-ve-sanat-nar-sanat1.jpg 271 271 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-02-06 09:35:152012-02-06 09:35:15Nerede Olursanız Olun; 06 Şubat – 12 Şubat arası Sanatla Olun !
Sanat Haberleri

Nerede Olursanız Olun; Diyarbakır ‘da, Gaziantep ‘de, Şanlıurfa ‘da, Mardin ‘de , Sanatla Olun !

“Nerede Olursanız Olun” bu defa Güney Doğu Anadolu için haber veriyor…

Diyarbakır ‘da, Gaziantep ‘de, Şanlıurfa ‘da, Mardin ‘de , Sanatla Olun !

-Diyarbakır-

Diyarbakır Devlet Tiyatrosu (DDT), ”Ak Kartalın Oğlu Gılgameş”i yeniden sanatseverlerle buluşturacak. İnsan evriminin anlatıldığı oyunda, Orkun Gülşen, Dilek Mengi, Ozan Hafızoğlu, N. Özgün Çoban, Mümtaz Aydoğan Mengi, Uğur Çınar, Gonca Coşkun, Fatih Yurdakul, Ercan Kılıçarslan, Sevi Demirçivi ve Kerem Corogil rol alıyor.

Dekoru Murat Gülmez’e, kostümü Funda Karasaç’a, ışığı İzzettin Biçer’e, koreografisi de Sibel Erdenek’e ait oyun, 4 Şubat’a kadar Cahit Sıtkı Tarancı Kültür Sanat Merkezi Orhan Asena Sahnesinde sahnelenecek.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu da Sophokles’in tiyatro tarihinin en önemli yapıtlarından olan ve Celal Mordeniz’in yönettiği ”Antigone”yi sahneleyecek.

Oyun, Kürtçe olarak yarın Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonunda prömiyer yapacak.

Öte yandan, küratörlüğünü Osman Köker’in yaptığı, ”Eski Diyarbakır’da Kültürel Çeşitlilik” konulu sergi, Sümerpark Sanat Galerisinde 7 Şubat’a kadar açık kalacak.

-Gaziantep-

Van Devlet Tiyatrosu, Gaziantep ve Kahramanmaraş’ta, ”Entrikalı Dolap Komedyası” adlı oyunu sahneleyecek.

Yunus Emre Gümüş’ün yazdığı, Cem Zeynel Kılıç’ın yönettiği oyunda, iyilik ve kötülük karşıtlıkları, bir elbise dolabı etrafında ”dolap çeviren” insanlar aracılığıyla sahneye yansıtılıyor.

Dekor tasarımını Melih Karakurt, giysi tasarımını Funda Dicle Çebi, ışık tasarımını İlhan Orhan’ın hazırladığı oyunda, Zeynep Yalçın, Serkan Yakan, Özgür Titiz ve Tolga Gülcüler rol alıyor.

”Entrikalı Dolap Komedyası” adlı oyun, bugün Kahramanmaraş Necip Fazıl Kısakürek Sahnesi’nde, yarın ve 4 Şubat’ta ise Gaziantep Onat Kutlar Sahnesi’nde izlenebilecek.

-Şanlıurfa-

Şanlıurfa Belediye Şehir Tiyatrosu oyuncuları, ”Ayının Fendi Avcıyı Yendi” adlı çocuk oyununu  Cumartesi günü Şair Nabi Kültür Merkezinde sahneleyecek. Aynı yerde akşam ise ”Alo Biz Komşumuzu Öldürdük” adlı oyun sanatseverlerle buluşacak.

Şanlıurfa Belediyesi Türk Halk Müziği (THM) Korosu da Belediye Nikah ve Konferans Salonunda 7 Şubat’ta ”Bizim Türkülerimiz” adlı konser verecek.

-Mardin-

Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi Dilek Sabancı Sanat Galerisinde açılan, küratörlüğünü fotoğraf tarihçisi Engin Özendes’in üstlendiği ”Seyreyle Ara Güler Mardin’de” sergisi devam ediyor.

Usta fotoğrafçı Ara Güler’in sergide yer alan fotoğrafları ”Tanımak ve Anlamak” ile ”Yüz Yüze” başlıklı iki bölüm halinde meraklısına ulaşıyor. 114 eserin yer aldığı sergi, bir yıl süreyle açık kalacak.

 

Kynk:  http://www.diyarbakirsoz.com

03 Şubat 2012/33 Yorumlar/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2011/12/Kültür-ve-sanat-nar-sanat1.jpg 271 271 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-02-03 16:30:172012-02-03 16:32:38Nerede Olursanız Olun; Diyarbakır ‘da, Gaziantep ‘de, Şanlıurfa ‘da, Mardin ‘de , Sanatla Olun !
Sanat Haberleri

Heykel Sanatçısı Ş.Hale ŞAKAR ÜRKMEZGİL Sergisi

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği kurucu üyelerinden ve aynı zamanda Derneğimizin Genel  Sekreterliğini yapmakta olan ve derneğimizin sahibi olduğu M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu Resim Eğitmeni, Heykel Sanatçısı Ş.Hale ŞAKAR ÜRKMEZGİL 16. Kişisel Sergisinin açılışı 04 Şubat 2012 tarihinde (Cumartesi – Saat 15:00 da) yapılacak olup  29 Şubat 2012 tarihleri arasında ziyaret edilebilecektir.

Heykel Sanatçısı, Ş.Hale ŞAKAR ÜRKMEZGİL ‘in Artev Sanat Galerisinde açacağı kişisel sergisine tüm sanatseverler davetlidir.

Heykel Sanatçısı  Ş.Hale ŞAKAR ÜRKMEZGİL; 1973 Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu (Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi) Grafik-Serbest İllüstrasyon Bölümü’nden mezun oldu.

1973-1990 yılları arasında reklam sektöründe Art Direktör ve Kreatif Direktör olarak çalıştı.

1989 yılında heykel çalışmalarına seramik ile başladı. Çalışmalarını figüratif tarzda mermer yontu ve bronz döküm ile sürdürmekle birlikte pastel ağırlıklı resim çalışmalarına da devam etmektedir.

Yurtiçinde 15, yurtdışında Hannover, Köln ve Lefkoşa’da olmak üzere üç kişisel sergi açtı.

Umut Vakfı ‘Bireysel Silahsızlanma ve Bireysel Barış’ heykel yarışması ‘Onun Silâhı Sevgi’ seçici kurul teşvik ödülünü aldı.

Fransa ‘Roumaziéres – Loubert-Sculptures dàrgile’ performans yarışmasına(2003) katıldı.

Pek çok yerli ve yabancı koleksiyonlardaki eserlerinin yanı sıra, Ankara Gazi Eğitim Üniversitesi Resim ve Heykel Müzesi koleksiyonunda  ‘Sevgi Emektir’ heykeli bulunmaktadır.

Not : Davetiye  Fotoğraf Çekimleri : Ali CANDAŞ

Sanatçının Katıldığı sergiler :

KİŞİSEL SERGİLER

1996  Gülmine Sanat Merkezi…Seramik Heykel

1998  Kıbrıs / Lefkoşa Saçaklı Ev…Bronz Heykel

2000  İst.The Marmara Opera Sanat Koridoru…Bronz Heykel

2000  Ankara / Karaca Sanat Galerisi…Bronz Heykel

2001  İst.The Marmara Opera Sanat Koridoru…Bronz Heykel

2002  Pera Sanat Galerisi …Bronz Heykel

2002  Ankara / Şekerbank Ömer Sunar Sanat Galerisi…Bronz Heykel

2004  Ankara / Galeri Sanat Yapım…Bronz Heykel

2005  Çağla Cabaoğlu Art Gallery…Bronz Heykel

2007  Bakraç Sanat Galerisi…Bronz Heykel ve Desen

2007  Karadeniz Ereğli / 14.Uluslararası Kültür Sanat Festivali…Bronz Heykel ve Desen

2010  Levent Tenis Klübü “Desenleme” Sergisi

2011  Bakraç Sanat Galerisi

2011  Doku Sanat Galerisi/İstanbul

2011  Doku Sanat Galerisi/Ankara

YURT DIŞI SERGİLER / ETKİNLİKLER

1997  Almanya / Hannover-Türk Evi

1997  Almanya / Köln-Atatürkçü Düşünce Derneği

2002  Umut Vakfı”Bireysel Silahsızlanma ve Bireysel Barış”Heykel Yarışması

Onun Silahı Sevgi ,heykeli ile Seçici Kurul Teşvik Ödülü

2002  Ankara Gazi Eğitim Üniversitesi Resim ve Heykel Müzesi”Sevgi Emektir”heykeli

2003  Fransa / ”Roumaziéres – Loubert – Sculptures dargile”Performans yarışması

FUAR VE BAZI KARMA SERGİLER

1992  Kadın Eserleri Kütüphanesi

1993  Pera Sanat Galerisi

1997  Yunus Emre Kültür Merkezi( Basad )

1998  Yunus Emre Kültür Merkezi

1999  Ankara / Su Ana Sanatevi

2000  10.Art İst Sanat Fuarı ( Su Ana Sanatevi )

2001  1.Ankara Sanat fuarı – Ankart ( Su Ana Sanatevi )

2001  İst. Menkul Kıymetler Borsası ( Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltıraşlar Derneği )

2001  2001 Sanat Galerisi

2002  Uluslararası Çağdaş Sanat Buluşması Lütfü Kırdar ( Pera Sanat Galerisi )

2002  2.Ankara Sanat Fuarı – Ankart ( Galeri Oda )

2002  Artİst 12. İstanbul Sanat Fuarı – Tüyap ( Pera Sanat Galerisi )

2002  İzmir / Resim ve Heykel Müzesi Sanat Galerisi

2002  Çağla Cabaoğlu Art Gallery

2002  Harbiye Askeri Müze ( Basad )

2003  Bakraç Sanat Galerisi

2003  İstanbul Basın Müzesi Sanat Galerisi

2003  Uluslararası Çağdaş Sanat Buluşması Lütfü Kırdar ( Çağla Cabaoğlu Art Gallery )

2003  Artİst 13. İstanbul Sanat Fuarı – Tüyap ( Lebriz Com )

2003  Antalya / Ansan Sanat Galerisi

2004  8 Mart Dünya Kadınlar Günü, Kadın Karması ( Pera Sanat Galerisi )

2004  Ankara / Galeri Sanat Yapım “Kadın”

2004  Artİst 14. İstanbul Sanat Fuarı  – Tüyap ( Lebriz Com )

2004  Uluslararası Çağdaş Sanat Buluşması Lütfü Kırdar ( Bakraç Sanat Galerisi )

2005  Artİst 15. İstanbul Sanat Fuarı – Tüyap ( Lebriz Com )

2005  Antalya / ahk interiors ( Çağla Cabaoğlu Art Gallery )

2005  Uluslararası Çağdaş Sanat Buluşması Lütfü Kırdar ( Bakraç Sanat Galerisi )

2006  8 Mart Dünya Kadınlar Günü, Kadın Karması ( Pera Sanat Galerisi )

2006  Artİst 16. İstanbul Sanat Fuarı – Tüyap ( 2001 Sanat Galerisi )

2006  Art İstanbul Çağdaş Sanat Günleri – Antrapo ( Bakraç Sanat Galerisi)

2007  Ankara / Karaca Sanat Galerisi “10.Yıl”Kişisel Katılımcılar

2007  Ankara / Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltıraşlar Derneği “37.Yıl”

2008  Beşiktaş Çağdaş 3. Sanat Fuarı MKM ( Ortaköy Sanat Galerisi )

2009  86/86 Cumhuriyet Sergisi (Cumhuriyet Sanat Galerisi Taksim Meydanı)

2009  Nişantaşı Sanat Parkı (Sinpa A.Ş / Şişli Belediyesi)

2010  Birleşmiş ressamlar ve Heykeltraşlar Derneği (BRH) Sergi ve Work Shop

2010  Art Show 2010. MKM

2010  Doku Sanat Galerisi (Yaz Karma Sergisi)

2011 Artev Sanat Galerisi (Karma)

2011 Nar Sanat İstanbul 8 Mart / 8 Kadın Sanatçı Sergisi

2011 “Ustaya Saygı” Heykel Sergisi MKM

 

 

 

 

17 Ocak 2012/10 Yorumlar/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/01/hale-şakar-ürkmezgil-iç.jpg 1925 2678 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-01-17 17:35:182012-01-31 18:41:10Heykel Sanatçısı Ş.Hale ŞAKAR ÜRKMEZGİL Sergisi
Page 21 of 24«‹1920212223›»

Archive

  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Şubat 2025
  • Eylül 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Ocak 2024
  • Aralık 2023
  • Kasım 2023
  • Ekim 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Haziran 2023
  • Mayıs 2023
  • Nisan 2023
  • Mart 2023
  • Şubat 2023
  • Ocak 2023
  • Aralık 2022
  • Kasım 2022
  • Ekim 2022
  • Eylül 2022
  • Ağustos 2022
  • Haziran 2022
  • Mayıs 2022
  • Kasım 2021
  • Ekim 2021
  • Eylül 2021
  • Ağustos 2021
  • Haziran 2021
  • Mart 2021
  • Şubat 2021
  • Ocak 2021
  • Aralık 2020
  • Kasım 2020
  • Ekim 2020
  • Eylül 2020
  • Ağustos 2020
  • Temmuz 2020
  • Haziran 2020
  • Mayıs 2020
  • Nisan 2020
  • Mart 2020
  • Şubat 2020
  • Ocak 2020
  • Aralık 2019
  • Kasım 2019
  • Ekim 2019
  • Eylül 2019
  • Ağustos 2019
  • Temmuz 2019
  • Haziran 2019
  • Mayıs 2019
  • Nisan 2019
  • Mart 2019
  • Şubat 2019
  • Ocak 2019
  • Aralık 2018
  • Kasım 2018
  • Ekim 2018
  • Eylül 2018
  • Ağustos 2018
  • Temmuz 2018
  • Haziran 2018
  • Mayıs 2018
  • Nisan 2018
  • Mart 2018
  • Şubat 2018
  • Ocak 2018
  • Aralık 2017
  • Kasım 2017
  • Ekim 2017
  • Eylül 2017
  • Ağustos 2017
  • Temmuz 2017
  • Haziran 2017
  • Mayıs 2017
  • Nisan 2017
  • Mart 2017
  • Şubat 2017
  • Ocak 2017
  • Aralık 2016
  • Kasım 2016
  • Ekim 2016
  • Eylül 2016
  • Ağustos 2016
  • Temmuz 2016
  • Haziran 2016
  • Mayıs 2016
  • Nisan 2016
  • Mart 2016
  • Şubat 2016
  • Ocak 2016
  • Aralık 2015
  • Kasım 2015
  • Ekim 2015
  • Eylül 2015
  • Ağustos 2015
  • Temmuz 2015
  • Haziran 2015
  • Mayıs 2015
  • Nisan 2015
  • Mart 2015
  • Şubat 2015
  • Ocak 2015
  • Aralık 2014
  • Kasım 2014
  • Ekim 2014
  • Eylül 2014
  • Ağustos 2014
  • Temmuz 2014
  • Haziran 2014
  • Mayıs 2014
  • Nisan 2014
  • Mart 2014
  • Şubat 2014
  • Ocak 2014
  • Aralık 2013
  • Kasım 2013
  • Ekim 2013
  • Eylül 2013
  • Ağustos 2013
  • Temmuz 2013
  • Haziran 2013
  • Mayıs 2013
  • Nisan 2013
  • Mart 2013
  • Şubat 2013
  • Ocak 2013
  • Aralık 2012
  • Kasım 2012
  • Ekim 2012
  • Eylül 2012
  • Ağustos 2012
  • Temmuz 2012
  • Haziran 2012
  • Mayıs 2012
  • Nisan 2012
  • Mart 2012
  • Şubat 2012
  • Ocak 2012
  • Aralık 2011
  • Kasım 2011
  • Ekim 2011
  • Eylül 2011
  • Haziran 2011
  • Mayıs 2011
  • Nisan 2011
  • Mart 2011
  • Şubat 2011
  • Ocak 2011
  • Haziran 2010
  • Nisan 2010
  • Ekim 1999
  • Eylül 1999

Categories

  • Bizden Haberler
  • Güncel Haberler
  • News
  • Personal
  • Sanat Haberleri

Facebook

Instagram

No images available at the moment

Follow Me!

Bize Ulaşın

T.C. M.E.B.
Özel Nar Sanat Eğitim Kursu

Adres : İncirli cad. Kartaltepe mah. Kıbrıs Sok. Okan apt. No:6/1 34145 Bakırköy, İstanbul  Türkiye

( Eski Town Center’in -Şuan Altınbaş Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nin karşısı-, Yaşar Hastanesi’nin yanındaki sokak )

Çalışma saatlerimiz haftanın 7 günü  09:00 – 21:00 saatleri arasındadır.

+90 212 570 80 68

+90 530 880 71 80

[email protected]

Bağlantılar

  • Sanat Haberleri
  • Nar Sanat İstanbul Eğitim Ve Kültür Sanat Derneği
  • M.E.B. Sertifika Vermeye Yetkili Kurumlar
  • Site Haritası
  • Güncel Haberler

Konum

© Telif Hakkı - Nar Sanat - Enfold WordPress Theme by Kriesi
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
  • Kurumsal
  • İletişim
Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön