Şunun için etiket arşivi: nar sanat

Bakırköy için ilkleri gerçekleştiren NAR SANAT ‘tan bir ilk daha

Kuruluşundan bugüne kadar pek çok ilklere imza atan Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneğinin sahibi oluğu Milli Eğitim Bakanlığı Özel Nar Sanat Eğitim Kursu sizler için M.E.B. Onaylı Bateri ( Davul) dersleri vermeye başladı.  Bakırköy’ün ilk ve tek sertifikalı ve Bateri Hocası yetiştirmeye yönelik dersler başladı. Bateri dersleri için artık nerede, nasıl ve kim sorularından ne gençlerimiz ne de aileleri korkmayacak. Çünkü belirli bir düzen ve disiplinle çalışan bir Nar Sanat bir adım ötenizde.

Sizler ve çocuklarınız hem sevdikleri müzikten uzak kalmayacak, hem de tüm bu çabaların sonunda M.E.B. Onaylı sertifika sahibi olacaklar. Hatta eğitimi yönetmelikler doğrultusunda tamamladıkları taktirde bir meslek edinip, bateri hocalığı yapabilecekler.

Kısa bir süre önce sizler için Bakırköy’ün ilk ve tek London College of Music Eğitim ve sınav merkezi olan Nar Sanat Eğitim KursuWest London Üniversitesi” ‘ne akredite olan kursumuz bir ilke daha imza atarak; M.E.B Onaylı BATERİ ( Davul) kurs kayıtlarına da başlamıştır. (KAYIT İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ)

Tüm müzik dallarında olduğu gibi Bateri (Davul) dersinde de kaliteli ve sanat dolu bir ortamda siz veya çocuğunuz gönül rahatlığıyla sanata bir adım daha yaklaşacak.

Davul derslerimiz Eğitmenimiz Erhan KARACA yönetiminde devam etmekte. Erhan KARACA hakkında Eğitmenler sayfamızda (TIKLAYINIZ) detaylı bilgi edinebilirsiniz. Eğitmenimizin Drum and Bass adlı dergide yayınlanan röportajını aşağıda bulabilirsiniz.

Eğitimlerimiz için detaylı bilgi edinmek ve adresimizi öğrenmek için lütfen tıklayınız. İLETİŞİM

 

 

 

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu ,fotoğrafçılık eğitimini 16 Eylül’de (bugün) başlatıyor.Fotoğrafa gönül verip,bu işi en doğru adreste öğrenmek isteyen herkese kapımız açık…. Bugün ilk dersimiz saat 13:00 – 15:00 arasında yapılacaktır.

Yüzyıllardan beri merak edilen o sihirli kutu hakkında bilgi vermek istersek;

Kelime anlamı, ışık yardımı ile iz bırakmaktır. Fotoğraf cisimlerden yansıyan elektromanyetik radyasyonun toplanıp odaklanmasıyla oluşturulur. En yaygın rastlanan fotoğraflar insan gözünün görebileceği kalıcı görüntüler yaratan dalga boylarıyla yaratılan fotoğraflardır.

Fotoğrafta en önemli unsur ışıktır Işık üzerine vurduğu nesneleri görülebilir kıldığı gibi, fotoğraf oluşumuna da olanak sağlar. İşte bu yüzden fotoğrafı çekecek makinedeki objektif de önem arz etmektedir. Objektifin diyafram değeri ne kadar küçükse içeriye giren ışık miktarı da o kadar çok olacağından, fotoğraf çekiminde daha yüksek enstantaneler kullanılabilinecektir. Diyafram’ın 1 olması objektife gelen ışığın tamamının sensöre düşmesidir. Kaliteli ve pahalı lenslerin diyafram değerleri genel olarak 2,8 ve daha düşüktür.

Fotoğrafın çekilebilmesi için ışık şarttır. Işık herhangi bir kaynaktan cisme gelir. Cisimden yansıyan ışık bir algılayıcıya yani göze ya da filme ya da sensore geldiği zaman görünür olur ve renkleri konusunda bilgi verir. Cisimlerin renkleri üzerine gelen ışığın ışık ısısı ve ne kadarını absorbe edip ne kadarını hangi dalga boyunda yansıttığına göre algılanır. Örneğin beyaz duvar sarı ışık ile aydınlatıldığında sarı mavi ışık ile aydınlatıldığında ise mavi renk olarak görünür. Ancak kırmızı renkli cisim yeşil ışık ile aydınlatıldığında siyah gözükebilir.

Objektifler ilk kamera sayılan camera obscuradan bu yana gelişme göstererek optik kusurları neredeyse tamamen giderilmiş hale gelmişlerdir. Geniş açı , normal odaklı ve tele objektif olarak kabaca 3 gruba toplanabilir. Aynı zamanda sabit odaklı ve değiştirilebilir odaklı(zoom) objektifler olarak iki ayrı grupta da toplanabilir.

Çoğu fotoğraf, ışığı fotoğraf filmine, CCD’ye ya da CMOS görüntü algılayıcısına odaklayan fotoğraf makinesiyle çekilir. Nesneler ışığa duyarlı kağıdın yerleştirilip, ışığa maruz bırakılarak (fotogram) ya da bir tarayıcının üzerine konularak da fotoğraf elde edilebilir. İyi fotoğraf’ın ne olduğu her zaman tartışma konusu olmuştur.

Dijital fotoğraf bilgisayar ortamında çeşitli dosya formatlarından oluşur. Bu formatlardan en popüler olanı sıkıştırılmış JPEG’dir. Diğer formatlar ise TIFF ve RAWformatlarıdır.

Tarihçesi 

Görüntüyü görünür kılma kimyasal bazı işlemler gerektirir. “Gümüş ışıkla etkileştiğinde kararır” bilgisinden doğan sonuçları karanlık kutu (Camera Obscura) ile aynı anda, ilk kez deneyen Thomas Wedgwood’un kuramsal çıkarımları doğrudur. Ancak denemelerindeki ışıklama süresinin çok uzun olması, oluşan görüntüdeki kararmayı durduramaması, üstelik oldukça genç sayılacak yaştaki ölümü 1840’da, Sir John Herscel’in Yunanca’da türeterek “ışıkla yazmak” anlamında adlandırdığı “fotoğraf”ın mucidi olmasını engeller. Fransa’dan Joseph Nicephore Niepce, Louis Jacques Mande Daguerre,Hippolyte Bayard, ve İngiltere’den William Henry Fox Talbot bu başarıya ulaşırlar.1813’de Joseph Nicepore Niepce ışığa duyarlı bir levha üzerinde, kalıcı görüntüler elde etmeyi başarır. Niepce’in görüntüsü sekiz saat boyunca ışıklanır. 1829’da benzer çalışmalar yapan Louis-Jacques-Mande Daguerre’la ortaklık kurar. Niepce, çalışmaları bir yönteme dönüşemeden vefat eder.1835 yılına gelindiğinde, birgün Daguerre ışıklanmış bir levhayı içinde kimyasalların bulunduğu bir kaba yanlışlıkla koyar. Birkaç gün sonra levhayı farkettiğinde, elde ettiği sonuçtan kendi adını vereceği yöntemi bulur. “Daguerrotype” adını verdiği bu buluş, 1839’de Fransız Bilimler Akademisi’nce resmileştirilir.

Bu gelişme, halk arasında ilgi uyanmasına ve fotoğrafın yaygınlaşmasına yarar. Ayna görüntüsünün tersinin elde edildiği bu yöntemde; bir gümüş levha, iyot buharına tutulur, yüzeyinde gümüş iyodürden oluşan bir tabaka elde edilir, bu yüzey, karanlık kutu yeterince ışıklandıktan sonra civa buharıyla yıkanır. Benzer çalışmaları İngiltere’de sürdüren William Henry Fox Talbot 1839’da karanlık kutu ile edinilen ilk kalıcı görüntüyü kendisinin bulduğunu ileri sürse de ilgi ve kabul görmedi. Çalışmalarını sonraki yıllarda da sürdüren Talbot negatif/pozitif işlemlerini içeren “Calotype” adını verdiği yönteminde; gümüş tuzlarına batırılmış bir kâğıt kullanarak elde edilen negatif görüntülerden, yine aynı teknikle hazırlanmış kâğıtlara istenilen sayıda pozitif fotoğraf basmayı başarır.

Fotoğrafçılık hakkında detaylı bilgi için 

Bize ulaşmak için tıklayınız

Kaynak

Bakırköy’ün merkezine; Otobüs duraklarına 5 dakika minibüslere ise 1 dakika mesafede olması açısından sizleri yormayacak ve kolay ulaşabileceğiniz bir sanat merkezi konumundadır. Örneğin Ataköy, Florya, Yeşilköy, Yeşilyurt, Bahçelievler, Bağcılar, ikitelli, Atakent, Zeytinburnu, Sefaköy, Küçükçekmece, Halkalı toplu konutlar, Yenibosna, Güngören, Bahçelievler, Soğanlı, Cennet Mahallesi, Avcılar, Başakşehir, Bahçeşehir gibi semtlerden kolaylıkla ulaşabileceğiniz bir konumda olan Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneğine bağlı faaliyet gösteren “Nar Sanat Eğitim Kursumuzun; Çoksesli çocuk korosu kayıtları başladı.

Yetkin eğitmenler eşliğinde tiyatrodan piyanoya, piyanodan bateriye kadar pek çok dalda faaliyet gösteren kursumuzda M.E.B. onaylı sertifikalı çocuk korosu için kayıt almaya başladı. Çocukların hem eğleneceği hem de şarkılar söyleyeceği koro çalışmalarımız için hazır mısınız?

“Adım adım sanat, Nar Sanat” cümlesi ile özetlenebilecek kursumuzda çocukların şarkı söylerken eğleneceği ve birlikte daha güzel vakit geçireceği  sanat ile iç içe olacağı Nar Sanat Merkezimize çocuklarımızı bekliyoruz.

5-12 yaş aralığı çocuklardan oluşacak olan Çocuk Koromuzda çocuklarımız ezgilerle eğlenecek ve sene sonunda kulaklarımızın pası silinecek.

Bekliyoruz. İLETİŞİM

 

 

Yaz mevsimini geride bıraktığımız Eylül ayında sanatseverleri hergün farklı kültür-sanat etkinlikleri bekliyor.

Müzik

sanat duyuru

İSTANBUL

■ ‘Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde bugün saat 21.00’de “Volkan Konak”, yarın saat 21.00’de “MFÖ”, çarşamba günü saat 21.00’de “Sezen Aksu Acoustic Band”, perşembe günü saat 21.00’de “Kardeş Türküler”, cumartesi günü saat 21.00’de “Funda Arar” konseri izlenebilir. (0 212 232 86 03)

■ ‘Nardis Jazz Club’da bugün saat 21.30’da “A Capella Boğaziçi – Fazıl Say Şarkıları”, yarın ve çarşamba günü saat 21.30’da “Jaanika Ventsel & Toivo Unt Quartet”, perşembe günü saat 21.30’da “Kürşad Deniz Trio”, cuma günü saat 22.30’da “Ayşe Gencer Quintet”, cumartesi günü saat 22.30’da “Ece Göksu” konseri izlenebilir. (0 212 244 63 27)

■ ‘Turkcell Kuruçeşme Arena’da yarın saat 21.00’de “Ajda Pekkan”, perşembe günü saat 21.15’te “Melih Kibar & Çiğdem Talu Şarkıları”, cumartesi günü saat 21.00’de “Emel Sayın”, pazar günü saat 21.00’de “Nil Karaibrahimgil” konseri izlenebilir. (0 212 263 39 83)

■ ‘Pera Müzesi’nde çarşamba günü saat 20.00’de “Çağıl Kaya Band” konseri izlenebilir. (0 212 334 99 00)

■ ‘Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası’ konseri perşembe günü saat 20.00’de Fulya Sanat’ta, cuma günü saat 20.30’da Aya İrini Müzesi’nde izlenebilir. (0 212 215 60 29)

■ ‘santralistanbul’da cumartesi günü saat 16.00’dan itibaren “Red Hot Chili Peppers” konseri izlenebilir.

(0 212 311 78 09)

ANKARA

■ Ali Erel’in vereceği konser 6 Eylül’de saat 00.00’da, Erkin Koray’ın vereceği konser, 13 Eylül’de saat 00.00’da, Zakkum’un vereceği konser 20 Eylül’de saat 00.00’da. (0312 418 95 06)

■ Jolly Joker Ankara’da, Yeni Türkü’nün vereceği konser 14 Eylül’de saat 22.00’de, Levent Yüksel’in vereceği konser 15 Eylül’de saat 22.00’de, Fettah Can’ın vereceği konser, 21 Eylül’de saat 22.00’de, Yaşar’ın vereceği konser 22 Eylül’de saat 22.00’de, Cem Adrian’ın vereceği konser 28 Eylül’de saat 22.00’de, Volkan Konak’ın vereceği konser 29 Eylül’de saat 22.00’de, MFÖ’nün vereceği konser 6 Ekim’de saat 22.00’de, Emre Aydın’ın vereceği konser 12 Ekim’de saat 22.00’de, Kıraç’ın vereceği konser 13 Ekim’de saat 22.00’de, Athena’nın vereceği konser 19 Ekim’de saat 22.00’de, Rafet El Roman’ın vereceği konser 20 Ekim’de saat 22.00’de, Feridun Düzağaç’ın vereceği konser 26 Ekim’de saat 22.00’de, Gökhan Türkmen’in vereceği konser 27 Ekim’de saat 22.00’de. (0312 424 11 11)

Sergi

İSTANBUL

■ Dora Günel’in “UNVAN-SIZ” isimli fotoğraf sergisi 4 – 28 Eylül tarihleri arasında TMMOB Mimarlar Odası, Karaköy Binası’nda.

■ Deniz Deniz’in “İçimdeki Işık” isimli sergisi 5 – 20 Eylül tarihleri arasında İstanbul Sanayi Odası Sanat Galerisi’nde. (0212 251 46 31)

■ Selim Birsel, Ali Kazma, Ali Emir Tapan, Nasan Tur, Mürüvvet Türkyılmaz’ın “Küçük Hakikatler” isimli sergisi 6 Eylül – 6 Ekim tarihleri arasında Egeran Galeri’de. (0212 251 12 51)

■ Çevre Karikatürleri 3 Eylül’e kadar Galeri 5’te.

■ John Cage isimli sergi 5 Eylül’e kadar KUAD Galeri’de.

■ Dieter Sauter’in “Türkiye’den İnsan Manzaraları” isimli fotoğraf sergisi 5 Eylül’e kadar İstanbul Üniversitesi Dil Merkezi Sanat Galerisi’nde.

■ Sibel Horada’nın “Yangın Günlükleri” isimli sergisi 8 Eylül’e kadar DAİRE’de. (0212 252 52 59)

■ Bedri Rahmi Eyüboğlu, Cihat Burak, Mehmet Pesen, Salih Acar, Alp Bartu, Saim Dursun, Reha Yalnızcık, Işıl Özışık, Niyazi Toptoprak, Metin Gönül, Artin Demici ve Kamil Masaracı’nın karikatür sergisi 13 Eylül’e kadar Ürün Sanat Galerisi’nde. (0216 363 12 80)

■ Ole Lislerud’un “Temas” isimli sergisi 13 Eylül’e kadar Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde.

■ Mustafa Köseoğlu ve Metin Benek’in sergileri 15 Eylül’e kadar Alta Sanat Galerisi’nde. (0212 282 69 65)

■ daha fazla / more isimli karma sergi 15 Eylül’e kadar Art Suites Gallery’de .

■ Ayvalık’tan Mavi Düş sergisi 15 Eylül’e kadar Alta Sanat Galerisi’nde.

■ Yenikapı’nın eski gemileri sergisi 16 Eylül’e kadar Rahmi Koç Müzesi’nde.

■ Kobra – Özgür Sanatın 1000 Günü sergisi 16 Eylül’e kadar SÜ Sakıp Sabancı Müzesi’nde.

■ Noktanın Ustaları isimli sergi 16 Eylül’e kadar Kumbaracı4’te.

■ İsmail Acar ’ın “5 Duyu 5 Olgu” isimli sergisi 18 Eylül’e kadar Türk ve İslam Eserleri Müzesi Geçici Sergi Salonu’nda.

■ Burhan Doğançay’ın “Kent Duvarlarının Yarım Yüzyılı: Burhan Doğançay Retrospektifi” sergisi 23 Eylül’e kadar İstanbul Modern’de.

■ Evin Sanat Galerisi Yaz Karma Sergisi 28 Eylül’e kadar devam ediyor. (0212 265 81 58)

■ Deneyimin Ötesi sergisi 30 Eylül’e kadar Pera Müzesi’nde.

■ Setenay Özbek’in sergisi 30 Eylül’e kadar ART350’de.

■ Ysolt’un Yeni Limanı 10 Ekim’e kadar Rahmi Koç Müzesi’nde.

■ Padişahın Evi: Harem-i Hümayun sergisi 15 Ekim’e kadar Topkapı Sarayı Müzesi, Has Ahırlar Sergi Salonu’nda.

■ Josephine Powell’ın “Josephine’in Gördüğü: 20. Yüzyılda Anadolu’nun Kırsal Yörelerine Fotoğrafik Bakışlar” sergisi 21 Ekim’e kadar Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde.

■ Çağdaş Ustalardan Sergi 31 Ekim’e kadar TEM Sanat Galerisi’nde.

■ Halki’den Yansımalar Kartpostallarda Ada Sergisi 31 Ekim’e kadar Heybeliada İnönü Evi Müzesi’nde.

■ Biz bu memleketi seninle sevdik Lefter sergisi 24 Haziran 2013’e kadar Adalar Müzesi’nde.

 ANKARA

■ Baskı Resmin Ustaları – resim – 13 Eylül’e dek – ARETE Sanat Galerisi’nde. (0312 440 08 81)

■ Yaz Karması – resim – 28 Eylül’e dek – Atlas Sanat Galerisi’nde. (0312 468 59 04)

■ Yaz Karması – resim, heykel, 30 Eylül’e dek – Krişna Sanat Merkezi’nde. (0312 418 02 53)

İZMİR

■ Bulgar Ressam Martin Krastev’in resim sergisi 10 Eylül’e dek Bodrum The Marmara Oteli’nde.

■ 81. Uluslararası İzmir Fuarı kapsamında, Hasan Rastgeldi-Bekir Coşkun’un “Yazının Rengi” adlı resim, Mehmet Turgut’un fotoğraf,“Cumhuriyetin Vitrini İzmir Fuarı”, Uluslararası Sanat Günleri, Anadolu Ajansı Fotoğraf, Fotomaraton ve karikatür yarışmaları, Mine Berksan“fosil” ve İzmir Mimarlık Ödülleri sergileri, 9 Eylül’e dek Kültürpark’taki farklı mekanlarda izleyicilerle buluşacak.

MERSİN

■ İçel Sanat Kulübü’nün, “Karma Resim-Heykel-Fotoğraf” sergisi M. İlhan – A. Uğural Sanat Galerisi’nde sürüyor. Sergi, sanatseverlerin izleyebilmesi için yaz boyunca hafta içi her gün açık tutuluyor. (0324 2381088)

 ADANA

■ Fotoğraf sanatçısı Dr. Haluk Uygur’un, “Doğanın Güzellikleri” adlı fotoğraf sergisi Optimum AVM’deki S.E.S. Atölyesi’nde sürüyor. Uygur’un çalışmalarının yer aldığı sergi, 10 Eylül tarihine dek izlenime açık olacak.

Tiyatro

İSTANBUL

■ İkincikat “Korku Tüneli” Salı, “Limonata” çarşamba “Aut” Cuma 20.30 (0 212 292 32 47)

■ Sahne Hal “Parti” salı, “Largo Desolato” çarşamba 20.00 (0 212 274 74 78)

■ Yunus Emre Kültür Merkezi “Hurafeleme” cuma 20.30 (0 212 661 38 94)

■ Sahne Hal “Turnike” bugün saat 20.30

(0 212 274 74 78

ANKARA

■ MEB Şûra Salonu’nda, “İsim, Şehir, Hayvan” adlı oyun, 10, 11, 12 ve 13 Ekim’de saat 20.30’da.

(0312 212 98 86)

Gösteri-Söyleşi

İSTANBUL

■ Sanat tarihi öğretim görevlisi Haldun Hürel ile İsviçreli yazar Metin Arditi “16. Yüzyılda İstanbul ve Venedik” başlıklı toplantıda bir araya geliyor.

 ANKARA

■ Cermodern Sanatlar Merkezi’nde, “Gözlerindeki Sır/The Secret In Their Eye” adlı filmin gösterimi yarın saat 21.00’de, “Tek Başına Bir Adam/A Single Man” adlı filmin gösterimi 4 Eylül’de saat 21.00’de,“Büyük Sır/Get Low” adlı filmin gösterimi 11 Eylül’de saat 21.00’de,“Güzel Bir Hayat Düşlerken/Circus Columbia” adlı filmin gösterimi 18 Eylül’de saat 21.00’de, “Le Tableau” adlı filmin gösterimi 25 Eylül’de saat 21.00’de. (0312 310 00 00)

Dünya Barış Günü (İngilizce: International Day of Peace, Fransızca: Journée internationale de la paix) – 21 Eylül tarihinde kutlanıyor.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1981’deki 57. birleşiminde, “Genel Kurul’un açılış günü olan her Eylül’ün üçüncü salı gününü” “Uluslararası Barış Günü” ilan edilmiştir. Yıllar sonra Genel Kurul’un 7 Eylül 2001 tarih ve A/RES/55/282 sayılı kararı ile 21 Eylül’ün Barış Günü olarak kabul etmiştir.

Birleşmiş Milletler, Barış Günü’nde, dünya çapında çatışmaların önlenmesi ve barışın tesisi yolunda bilinçlenmeyi amaçlıyor. Her 21 Eylül de, Birleşmiş Milletler Merkezi’ndeki “Barış Çanı” çalınıyor. Savaşlardaki insani kıyımın anısına Japonya tarafından yaptırılan bu çan, dünyanın tüm kıtalarından çocukların bağışladıkları bozuk paralarla üretildi. Çanın üzerine, “Çok Yaşa Mutlak Barış” yazısı kazındı.

Eskiden Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ve Varşova Paktı üyesi ülkeler barış içinde bir dünya mücadelesi görevini hatırlatmak amacıyla Hitler faşizminin 1939 yılında Polonya’yı işgal ederek ikinci dünya savaşını başlattığı tarih olan 1 Eylül’ü “Dünya Barış Günü” olarak ilan edilmiştir. SSCB’nin ve Varşova Paktı’nın dağılmasından sonra hiçbir ülke 1 Eylül’ü Dünya Barış Günü olarak kutlamadı.

Türkiye’de ‘’Dünya Barış Günü’’ etkinlikleri

Bodrum Oda Orkestrası, Güney Koreli şef Lee Jong-Wuk’un yönetiminde, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde D-Marin Turgutreis Amfi Tiyatro’da dinleyicilere bir müzik ziyafeti sunacak. ‘Türkiye-Güney Kore Dostluk Konserleri’ çerçevesinde düzenlenecek konserlerin ilki, 29 Ağustos’ta İzmir Ahmed Saygun Sanat Merkezi’nde verilecek. 1 Eylül’de D-Marin Turgutreis’te gerçekleşecek konserin ardından bir sonraki durak ise Güney Kore olacak.

8-20 Eylül tarihleri arasında Güney Kore’de 8 konserlik bir turneye devam edecek Bodrum Oda Orkestrası’nda Türk ve Güney Koreli solistler yer alıyor.

D-Marin Turgutreis’te gerçekleşecek konserde; Mozart’tan Bach’a, Boccerini’den Karaev’e uzanan bir program dinleyenleri bekliyor. Şefliğini Lee Jong-Wuk’un ve Sanat Koordinatörlüğünü Numan Pekdemir’in üstlendiği konserde solistler Emre Sayarı (viyolonsel), Sema Korkut (keman) ve Cha Seung-Hee (soprano) dinleyenlere unutulmaz anlar yaşatacak. Saat 20.00’de başlayacak olan konser halka açık ve ücretsiz olarak gerçekleştirilecek.

 

Kıbrıs’ta ;

1 Eylül Dünya Barış Günü  Türk ve Rum örgütlerin katılımıyla ara bölgedeki etkinlikle kutlanacak.

Dünyanın yaşadığı en acımasız paylaşım kavgası olan İkinci Dünya Savaşı’nın başladığı 1 Eylül gününde savaşı lanetlemek ve barışın bir erdem olduğunu haykırmak için bu özel günde Türk ve Rum örgütleri bir araya gelerek kutlama yapacaklarını bildirdiler.

 

 Karşıyaka Belediyesi, 1 Eylül Dünya Barış Günü etkinlikleri kapsamında Karşıyaka Çarşısı’nda vatandaşlara 2 bin sarıçam ve karaçam tohumu dağıtacak. Aynı zamanda Latife Hanım Köşkü Anıevi’nin bahçesinde Grup Günberi bir konser vererek, şarkılarını barış için söyleyecek. Ayrıca Atatürk’ün barış hakkında söylediği sözlerden oluşan bir sergi de açılacak.

Mustafa Kemal Atatürk’ün savaşın içinden barışı çıkarma dehasına sahip nadir dünya liderlerinden biri olduğunu belirten Karşıyaka Belediye Başkanı Cevat Durak, “Dağıtacağımız tohumların barış dolu bir dünya için yeşermesini diliyoruz. Bugün ülkemizin ve dünyanın pek çok ülkesinin bu dileğe çok ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Atamızın ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesine sıkı sıkıya sarılarak, barış için çalışmalıyız” dedi.

 

Dünya Barış Günü bugün Kadıköy’de etkinliklerle kutlanacak.

 

 

Bugün Nar Sanat’ın dolu dolu 4 .yılı ve istedik ki bu heyecanımızı sizinle paylaşıp kısaca duygularımızı aktaralım. Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği, Hale Şakar Ürkmezgil, Naci Özcan, Ersin Saracik, Cem Cücenoğlu, Bahadır Elal, Neslihan Erdoğdu, Aynur Özcan, Melike Türker ve diğer arkadaşlarımızında dayanışmasıyla 4 yıl önce kuruldu. Sanat sevgisi ve düşüncesi ile kurulan Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği ve Özel Nar Sanat Eğitim Kursunun kurucusu Naci Özcan ya da genel hitap şekliyle ”Naci Hoca” sizlere şunları anlatmak istedi;

4 yıl önce bugün başladı; resimdeki nokta, müzikte nota, figür, stil, renk, ahenk, tını…

Bugün yola çıkıldı.

Hiçbir şeyin garantisi olmayan bir yoldu üstelik zor bir yol, çoğunun tabiriyle bir dönem sonra bıkıp usandıracak, vazgeçilecek bir yol…

Sırt çantamızda neler vardı?

Azim, inanç ve iyi niyet

İlk başlarda ön yargı ile bakan gözlere cevap geldi farkımızla, bıktıran çarkın sisteminden bağımsız samimiyet eklendi senfoniye,’’evim gibi burası’’ denilen o mekanda ‘’eğitim’’ kelime karşılığını tam anlamı ile doldurdu.

Memnun kalındı ki ‘’falancanın tanıdığı’’ olanlar yeni falancalarla eklendi ailemize…

Saygı, sevgi ile 4 yıl gitti zaman çizgisinden

4 bin asır başarı getirdi bize, 4 milyon güven sundu.

Hiç yandaş olunmadı, onurlu dümdüz adamlardık biz, dansımızı gösterilerde sunduk, saygınlığımızda asla !

Sizlerin güveniyle daha da güçlendik, daha da güzel işleri çağırdık ve başardık.

Daha güzel yıllar bekler bizi… Hepimizi

 

İyi ki varsınız. Nice siz’li yıllara…

 


1.Uluslararası Fotoğraf Yarışması, sponsor firma ve İFSAK (İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği) organizasyonuyla kamuoyuna duyurulur.

Yarışmanın  İçeriği;

Su, hayattır. Yaşamın başladığı yer olan su, yaşamın sürdürülebilmesinin en önemli koşuludur. Dünyanın büyük bölümü su kaynaklarıyla çevrili olsa da bu kaynaklar giderek azalıyor. Düzensiz yapılaşma, aşırı nüfus artışı, sera gazlarındaki artış ve sanayileşme dünyayı daha “susuz” hale getiriyor.

Hayatın her anında ihtiyaç duyulan suya dikkat çekmek için ‘Su, Dünyanın Her Karesinde’ konulu fotoğraf yarışması düzenleniyor. Hayatın her anında var olan ve hayat fonksiyonlarımızı dengede tutan suyun, fotoğrafla belgeleneceği yarışmada suyun önemi, suyun temiz kalması ve verimli kullanılması konusunda tüm bireylerin bilinçlendirilmesi hedefleniyor.

Bu önemi ve farkındalığı tüm ülkeye yaymak amacıyla düzenlenen yarışmanın amacı hayatımızın her anından kadrajlanan su fotoğraflarıdır.

Katılım Şartları:

• Yarışmaya baskı kabul edilmeyecektir. Fotoğraflar, aşağıda belirtilen detaylara istinaden CD/DVD’ye kaydedilerek gönderilecektir.
• Fotoğraf Sayısı: Her fotoğrafçı en fazla dört (4) eser ile yarışmaya katılabilecektir.
• Fotoğraflar renkli veya siyah/beyaz olarak sunulabilecektir.
• Fotoğraf Boyutları: Kısa kenar minimum 2000 pixel, jpg formatında, 300 dpi çözünürlükte ve 12 sıkıştırma kalitesinde olmalıdır.
• Fotoğraflara verilecek isim; 6 rakamdan oluşacak katılımcının rumuzu (Örneğin; 012345 – bkz. katılım formu) ve fotoğrafın sıra numarası olarak hazırlanmalıdır. (Örneğin; 012345-1.jpg, 012345-2.jpg,…, 012345-4.jpg.)
• Fotoğrafların kenarlarında boşluk veya paspartu kullanılmamalıdır.
• Fotoğrafların çeşitli dijital fotoğraf işleme programları ile işlenmesine yönelik herhangi bir sınırlama bulunmamaktadır.
• Önceki yıllarda derece almış fotoğrafların katılımı kesinlikle kural ihlali olarak sayılacaktır ve katılımcı, yarışmaya gönderdiği yapıtın tümüyle kendisine ait olduğunu, gerekli izinlerin alındığını diğer hususlarla birlikte kabul, beyan ve taahhüt eder.
• Ödül kazanan katılımcılardan bu beyan ve kabulleri dışında hareket ettiği anlaşılanların elde ettikleri ödül, ünvan ve her türlü kazanımları geri alınır.
o Yarışmaya gönderdiği fotoğraf üzerinde, yapıt kendisine ait olmadığı halde kendisininmiş gibi göstermeye ve seçici kurulu yanıltmaya yönelik her türlü müdahale ve değişikliği yapan,
o Ödül almış fotoğrafların katılımının kısıtlandığı bu yarışmada böyle bir fotoğraf ile ya da bu fotoğrafın ana unsur olarak kullanıldığı yapıtlarla katılımda bulununan kişilerin yarışmalara katılımı TFSF Yarışma İlkeleri gereğince bir (1) yıl kısıtlanır.
• Haklarında yukarıda açıklanan gerekçelerle verilmiş kısıtlılık kararı devam eden katılımcılar bu yarışmaya katılamazlar.

İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği (İFSAK)
İstiklal Caddesi, Ayhan Işık Sokak, No: 34/2 Beyoğlu/İstanbul
Tel: 0212-292 42 01

Son Başvuru Tarihi:24/09/2012

İstanbul için sanat rehberi

sanat duyuru

Birbirinden ünlü sanatçılardan konserler ve keyifle gezilebilecek sergiler…

İstanbul’da bu hafta yerli pop müzik sanatçılarının konserleri ve önemli sergilerden oluşan çeşitli kültür-sanat etkinlikleri sanatseverleri bekliyor.

Trump Towers Mall, 19 Ağustos Pazar günü başlayacak Ramazan Bayramı nedeniyle özel bir programla ziyaretçilerini ağırlayacak.

Bayram süresince hizmet vermeye devam edecek alışveriş merkezinde, arife günü itibariyle bando gösterileri, çeşitli animasyonlar, müzik grupları ve birçok aktivite ziyaretçilere keyifli dakikalar yaşatacak.

Bayram boyunca her gün AVM girişinde performans sergileyecek olan Kübalı grup ziyaretçilere müzik dolu anlar yaşatırken, Uygur Çocuk Tiyatrosu da bayramın ikinci ve üçüncü günü MiniMall’da minik ziyaretçiler için çeşitli oyunlar oynayacak.

Cüce Show, Bayram Bandosu, sihirbazlar ve animasyonlar da bayram süresince Trump Towers Mall’da ziyaretçileri karşılayacak.

-Konser-

Atlantis Yapım ve Kirli Kedi Organizasyon’un düzenleyeceği ”Açıkhava Konserleri 2012”, 22 Ağustos-1 Eylül tarihleri arasında ünlü sanatçıları müzikseverlerle bir araya getirecek.

Konserler dizisi kapsamında, 22 Ağustos Çarşamba günü Kenan Doğulu, 23 Ağustos Perşembe günü Candan Erçetin, Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda hayranlarıyla buluşacak.

Turkcell Kuruçeşme Arena yaz etkinlikleri kapsamında da 24 Ağustos Cuma günü Gülben Ergen konser verecek.

Ramazanda haftanın 7 günü birbirinden farklı 7 oyunu seyirciyle buluşturan Metin Zakoğlu Tiyatrosu, 18 Ağustos Cumartesi günü ”Herkes mi aldatır” adlı oyunu Metin Zakoğlu Cafe Theatre’da izleyiciyle buluşturacak.

Aldatma ve aldatılma üzerine bir hikaye olan ve 2 yıl önce sinema filmi de yapılan oyunda, yazan ve yöneten Metin Zakoğlu ile Arzu Oruç rol alıyor.

Metin Zakoğlu Tiyatrosu 19 Ağustos Pazar günü ise ”Bir Delinin Hatıra Defteri” adlı oyunu sahneleyecek.

Gogol’un ünlü oyununda bir delinin, koğuşunda tuttuğu günlükten hayallerini yorumlaması konu ediliyor.

-Sergi-

Rönesans’ın büyük dehaları Michelangelo Buonarroti, Leonardo Da Vinci ve Raphael Sanzio de Urbino’yu konu alan ”The Great Masters” sergisi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tophane-i Amire Kültür Sanat Merkezi’nde sürüyor.

16. yüzyıl İtalyasının en ünlü üç ustasının bilim ve sanatta nasıl izler bıraktıklarını anlatan sergi, dokunmatik ekranlar ve interaktifler ile Türkiye’de gerçek anlamda hayata geçirilecek ilk interaktif sanat sergisi olma özelliğini taşıyor.

Sanatseverlere Michelangelo’nun Sistin Şapeli’ndeki eserlerini, Davud heykelini, Leonardo’nun ”Son Yemek” freskini, anatomi çalışmalarını, ”Vitrivius İnsanı”nı, Raphael’in ise ”Atina Okulu” freskini detaylıca inceleme fırsatı sunan sergide, Michelangelo ve Leonardo’nun Osmanlı ile bağlantısının açığa çıktığı ilginç parçalar da yer alıyor.

Sergi, 27 Ağustos’a kadar gezilebilecek.

Çağdaş Türk sanatının önde gelen isimlerinden Burhan Doğançay’ın 50 yıllık çalışmalarından oluşan sergi, ”Kent Duvarlarının Yarım Yüzyılı: Burhan Doğançay Retrospektifi” adıyla İstanbul Modern’de sürüyor.

Sanatçının 14 ayrı dönemini ve dünyanın önde gelen müzelerinin koleksiyonlarında bulunan 120 çalışmasını izleyiciyle buluşturan ve Yıldız Holding sponsorluğunda düzenlenen sergi, 23 Eylül’e kadar İstanbul Modern Süreli Sergiler Salonu’nda açık kalacak.

-”Harem-i Hümayun” sergisi-

Bilintur/BKG ile Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve TAV Havalimanları’nın ana sponsorluğunu üstlendiği ”Harem-i Hümayun” Sergisi, müzenin Has Ahırlar Sergi Salonu’nda ziyaretçileriyle buluşmaya devam ediyor.

Haremin hiç bilinmeyen yönlerinin gerçeğe uygun olarak anlatılması amacıyla düzenlenen sergide, haremin inşa dönemi minyatürler, gravürler ve planlar eşliğinde anlatılırken, ikinci bölümde yine mimarideki hiyerarşik düzene uygun olarak haremin koruyucuları ve hizmetlileri olan haremağaları ve cariyeler teşkilatı, üçüncü bölümde has odalıktan hasekiliğe ve nihayetinde valide sultanlığa yükselen padişah kadınları, kız ve erkek çocukları ile kız kardeşlerinden oluşan hanedan üyelerinin haremdeki yaşamları, eğitimleri anlatılıyor.

Haremde günlük yaşamın, eğlencelerin ve geleneklerin yine başyapıtlarla ve görsellerle anlatıldığı sergi, 15 Ekim 2012’ye kadar görülebilir.

”Halki’den Yansımalar… Kartpostallarda Ada Sergisi”, Heybeliada’yı ziyaret eden İstanbullular’ı bekliyor.
Türkiye ve yurt dışındaki müzayedelerden yaklaşık 15 yılda toplanan ve aralarında nadir Ada kartlarının da bulunduğu kişisel koleksiyondan parçaların yer aldığı sergi, 19. yüzyılın sonlarından 20. yüzyılın ortalarına uzanan bir dönemi yansıtıyor.

Ufak bir ada olmasına rağmen Hüseyin Rahmi Gürpınar’dan Nazım Hikmet’e, Necip Fazıl Kısakürek’ten Yahya Kemal Beyatlı’ya pek çok ünlü ismin hayatının bir döneminde yolunun düştüğü Heybeliada’nın geçmişteki haline nostaljik bir yolculuk niteliğindeki sergi, 31 Ekim 2012’ye kadar izlenime açık kalacak.

Bu yıl ikinci mezunlarını veren FMV Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin sanatçı ve tasarımcı adayı olan öğrencileri tarafından hazırlanan ”Mezunlar 2012” sergisi Galeri Işık Teşvikiye’de sürüyor.

Dört yıllık sanat ve tasarım eğitimini tamamlayan ve sanatsal yaratıcılığın temel ilkelerini benimseyen mezunların, lisans eğitimleri boyunca edindikleri birikimlerin sonucunda ortaya koydukları yapıtları, tasarımları ve projelerinin yer aldığı sergi, 31 Ağustos’a kadar gezilebilecek.

 

Kaynak :[-]

1950 yılında İstanbul’da doğdu.1975’de Devlet Tatbiki Güzel  Sanatlar Y.O  Grafik Sanatlar Bölümü’nden mezun oldu.(Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi)

 

Öğrencilik yıllarından askere gittiği 1977 yılı sonuna kadar,çocukların hayal dünyasını güzelleştiren eserlerle illüstrasyonlar çizerek güzel işlere imzasını attı.Bu çalışmalarla ödüller kazandı.

 

İlk kişisel sergisini,’’Doğa ile Haşır,Neşir’’ Taksim’de açtı.

 

Hep öğretti,öğrendi üstelik, öğrendiklerini paylaştı eşsiz kalemiyle…

59 kişisel sergi ve 100’ün üzerinde karma sergiyle paylaştı sevgisini,1989 yılında çocuklara televizyondan resim sevgisini aşıladı.Unicef kartpostalları eklendi sonra başarısına,hayallerini ve o hiç büyümeyen çocuğu anlattı eserlerinde.

 

1992 yılında ‘’Son Kırk Yılın Çocuk Resimlerine Katkı Ödülü’’ verildi Çocuk Vakfı tarafından,

 

2001 yılı INEPO’nun  ilk kez dağıttığı ‘’Çevre Sanat ‘’ ödüllerinden,Resim ödülüne layık görüldü.60.Sergi ‘’İŞİM,AŞKIM,HOBİM’’ ile özetledi belki de hayatını,

Resim ile ihtiyacımız olan ve unutmaya yüz tutmuş,’’çevre’’,’’barış’’ olgusunu yaşattı bizlere,Özgün sanat anlayışı ile geleneksel hat sanatı arasında grafiksel ilişkiler aradığı kompozisyon çalışmalarını illüstrasyon  çalışmalarıyla birleştirdi.

 

Kızı Perincan Yalnızcık ,sanat ile yoğrulan ruhuyla babasının yolunda ilerlemekte ,

 

İyi ki varsınız Reha Yalnızcık…

 

Mutlu Senelere …

 

21. yüzyılın başlarında giderek gelişen iletişim teknolojileri, özellikle sanat gibi medyalar üzerinde kaçınılmaz ve geriye dönüşü olmayan bir etkide bulunmaktadır. Bazı çevreler hala daha heykelin yerleştirmeye dönüşmesini yadırgarken, bugünün sanatı video-artlar, ses enstalasyonları, ışık enstalasyonları ile şekillenmektedir. Sanatçıların teknolojiye başvurması yeni değil. 19. yüzyılda fotoğraf makinesi ortaya çıktığında sanat camiasında yarattığı etki ve tartışmalar uzun bir zaman sürmüştür.

Teknolojinin olumlanması ve içselleştirilmesi, sanatçının düşünsel temeline dayanan bir dayanıklılık unsuruyla desteklendiğinde ortaya konulan işler, üretim biçimi ve süreci ne olursa olsun, daha güçlü anlam ve mecaz unsurları içermektedir. Bir yandan üretenin ele geçirdiği olanakların giderek klasik sınırları zorlaması, öte yandan iletişim teknolojilerinin tüketim olgusunu koşullandıran ve sanatı seçkinci bir yapıda tutmaya çalışan müze, galeri, koleksiyon gibi mekan kavramlarını yeniden sorgulamaya bırakması –üretenin yeniden mekan yapılandırmasını öngörmesi ve düzenlemesi dışında- ve sanatçının bunlara ilişkin bilinç altına sinmiş değer yargılarını giderek yitirmesi sanatın kavramsal değişimler yaşamasına sebep olmaktadır.

Günümüzün yeni medyası internet, bilginin yönetiminin ele geçirilerek yönetilip yönlendirilmesi tehlikesi bir yanda tutulduğunda, belki de paylaşım ve sanatsal tüketim olgusunun en yoğun var olduğu bir alan olarak belirmektedir.  Nasıl ki ortaya çıkışıyla birlikte yeni sanat akımlarını doğuran fotoğraf, sanayi çağının göz bebeği ve popüler kitle sanatlarından en önemlisi olduysa, belki de “fotoğraf sonrası” (post-photographic) çağın göz bebeği de bilgisayar ve internet olacaktır.Bilgisayar teknolojisinin bu denli önem kazanması, bazı sanatçıların tekniklerine yardımcı olması için bilgisayar programlarını tercih etmelerine, bazılarının ise sanatsal üsluplarını teknoloji üzerine inşa etmelerine neden olmuştur. Bu noktada karşımıza “Dijital Sanat” kavramı çıkmaktadır.Dijital sanat veya sayısal sanat, genel anlamda üretilişinde bilgisayarın rol aldığı, fiziksel olmayan nesnelerin üretilmesiyle gerçekleşen sanat biçimine denmektedir. Bu süreçte bilgisayar geleneksel anlamda bir yardımcı araçtan, vazgeçilmez bir ortak yaratıcı konumuna kadar uzanan tayfın herhangi bir yerinde bulunabilmektedir. Sürecinde bilgisayarın sadece alışılageldik kullanımının rol aldığı işler genelde bu sınıflandırmaya alınmamaktadırlar. 1990’lardaki dijital devrim sonrasında artış gördüğümüz dijital sanat üretimi, sanat çevreleri ve müzeleri tarafından kabul görmüş, internet sanatı ve yazılım sanatı gibi dallar sanat müzelere girmiştir. Dijital sanat, ‘yeni medya sanatı’ olarak adlandırılmaktadır.
Dijital tekniklerin sağladığı imkânların çeşitliliği, sanatçılara bunları araç, ortam veya konu olarak kullanabilme seçimi yaratmıştır. Dijital sanat eseri, dijital olarak kaydedilmiş bir resim verisi, bir hiper-metin (hypertext), bir veritabanı veya bir program olabilir. Geleneksel sanat eserinin aksine, insan tarafından algılanan biçimiyle sanat objesi aynı şey değildir. Temel biçim, teknik bir ortam yoluyla insan tarafından görülür/duyulur/hissedilir hale getirilir. Bu “yeniden sunum”un biçimi sanat eseriyle değil, onu insana ileten teknik ortamla bağlantılıdır. Günümüzün dijital sanatüretimindeki en önemli isimlerden biri Amerikalı Shawn Brixey’dir. 1961 doğumlu Brixey, 1998 yılında Japonya’daki Nagano kentinde gerçekleşen Kış Olimpiyatları için “Alchymeia” adlı işini yapmıştır. Video bioart enstalasyonunda, kanda meydana gelen steroidler ve Olimpik atletlerin idrarlarına etki eden dopingi kar tanelerine empoze ederek, doğada bulunamayacak nitelikte kar taneleri meydana getirmiştir. Bu sayede, yarattığı kar tanelerini milyonlarca kez kopyalayarak farklı büyüklüklerde ve renklerde buz kristalleri elde etmiştir. Biyolojik materyallerle kristallerin atomik yapılandırmalarının nasıl şekillendirilebileceğini ve onların gözle görülemeyecek hareketlerini videosunda göstermiştir.Brixey’in bir diğer çarpıcı eseri ise “Chimera Obscura”. Chimera Obscura, Berkeley Museum’un küratörü Richard Rinehart ile beraber yürütülen bir çalışma sonucu yaratılmış ve 2002 yılında “Genesis – Contemporary Art Explores Human Genomics” sergisinde yer almıştır. Chimera Obscura, organizmaların multi-user data sürücüsü ile genomik araştırmaların yapımını inceleyen bir eserdir. Eser, bir tele-robot sayesinde izleyicinin parmak izini almaktadır. Shawn Brixey, eserlerinin çoğunu yüksek enerji, ultrases, sonokimyasal ve plazma fizik gibi unsurları kullanarak, şiirsel bir metaryal yaratma arayışına girmektedir.H.G. Hovagimyan ve Peter Sinclair’in “Shoot” adlı interaktif, üç boyutlu ses entalasyonu ise dijital sanat için diğer bir ilginç örnek… “Shoot” adlı enstalasyonla, sanatçılar izleyiciyi video oyunlarındaki kazanma – kaybetme hırsı duygularını yeniden deneyimletmek için tasarlamış. Özellikle yeni neslin video oyunlarına olan düşkünlüğü ve bu oyunların çoğunluğunun savaş, öldürme – yaralama gibi şiddetten beslenmesi, sanatçıların altını çizmek istedikleri asıl noktayı oluşturuyor çünkü Shoot savaş karşıtı bir iş. Hata yapmamaya dayalı video oyunlarının insanın üstünde yarattığı fiziksel ve duygusal baskıyı, bu eserin içine girdiğinizde de hissedebiliyorsunuz. Kırmızı ışığın sizi sürekli takip etmesi ve üstünüze gelmesi, size engel teşkil ediyormuş hissi, surround ses sistemi bu gerilimi daha da arttıran bir unsur.Sosyal davranışlarla şekillenen yapı sistemlerine ilgi duyan Angela Bulloch’un enstalasyonları, ışık ve ses gibi yan unsurlarla şekilleniyor. Bulloch’un işlerini okumak için sanattan, edebiyattan, sinemadan ve müzikten faydalanmak gerekir. Onun multidisipliner enstalasyonlarındaki, şiddet, duygusallık ve mizah izleyiciyi enstalasyonun içine çeker. Tam da bu noktada sanatçı, biyogeribildirim sistemlerine başvurur. Onun içi önemli olan eser ile izleyicinin interaktif bir bağ kurması ve birbirlerini şekillendirmesidir. 1997 yılında Turner Ödülü’ne aday gösterilen Bulloch, işlerini meydana getirirken yapı taşı olarak, günlük hayatımızda sürekli karşımıza çıkan, dijital imajın en küçük görsel elementi olan pikselleri kullanmaktadır. Sanatçının son yapıtlarından biri olan “Progression of 8 Perverted Pixels” Eylül ortasında Akbank Sanat’ta açılacak olan sergide yer alacak. “Progression of 8 Perverted Pixels” adlı işinde pikselin form değiştirirken yani başka bir görüntü yaratmak için geçiş yapan hali yansıtılıyor.*Enstalasyon nedir?

Yerleştirme ya da enstalasyon, geleneksel sanat eserlerinden farklı olarak, çevreden bağımsız bir sanat nesnesi içermeyip belirli bir mekân için yaratılan, mekânın niteliklerini kullanıp irdeleyen ve izleyici katılımının temel bir gereklilik olduğu sanat türü. Kapalı veya açık mekânlarda yapılabilir.

Kökleri kavramsal sanat ve hatta 20. yüzyıl başındaki Marcel Duchamp’ın hazır-yapımları ve Kurt Schwitters’e kadar giden enstalasyon, diğer adıyla yerleştirme sanatı, çağdaş sanatta mimarlık ve performans dışında birçok başka görsel sanat disiplininden de destek alan melez (hibrid) bir tarzdır. Uygulanmasında sanat eserinin sergileme veya gösterim aşamalarını vurgulayan yerleştirme, 1970’lerde şekillenmiştir.

1960’ların ABD ve Avrupa’sında asamblaj (‘assemblage’) ve çevre terimleri sanatçıların belli bir mekânda bir araya getirdikleri malzemeler için kullanılsa da yerleştirme tabiri sadece eserlerin sergilenme şekli, örneğin resimlerin duvara ne şekilde ve nasıl bir düzende asıldığını ifade etmek için kullanılıyordu. Zamanla galeri mekânının farkındalığı ile ve sanat eserinin mekândan bağımsız gözlenemeyeceği/tecrübe edilemeyeceği fikriyle yerleştirme şekli ve mekân ön plana çıkarılmaya başlanmıştır.

1960’larda ‘bir çevre olarak sanat eseri’ fikri, izleyicinin sadece bakmakla kalmayıp dünyada yaşadığı gibi sanat eserinin içinde ‘yaşaması’, hatta zaman zaman onun bir parçası olması beklentisini getirdi. Bu konudaki önemli kişilerden biri Robert Smithson’dır. Yer (daha büyük bir mekân içinde belirli bir yer) ve yer-olmayan (bu yerin galeride fotoğraf, harita, çeşitli malzeme ve dokümanlarla tekrardan sunumu) arasında bir ayırım yapmıştır. Bu ayrım önemliydi çünkü Smithson ve Michael Heizer, Nancy Holt, James Turrel ve Walter de Maria gibi diğer arazi sanatçıları galeri dışında çalışmalarına rağmen işleri galeri sistemi tarafından sağlanan çerçeveye bağımlı kalmıştır. Smithson, yer ve yer-olmayan arasındaki on farkı aşağıdaki şekilde belirlemiştir.

Teknoloji ve sanat aşkının gösterdikleri;

 Tokyo’da yaşayan Japon sanatçı Xhxix’in eserleri, teknoloji ve sanatın doğru noktada buluşmasının harika birer örneği.Xhxix’in Photoshop’tan yararlanarak oluşturduğu dijital çizimlerinde kullandığı figürler, genellikle genç erkeklerden oluşuyor.Sanatçı, etkileyici detaylara sahip bu figürleri yaralar, geometrik desenler ve çiçeklerle donatıyor.Yapıtları üzerinde fazla konuşmayan Xhxix, onları yoruma açık bırakmayı tercih ediyor.
 
Kaynak(…)

DOĞRU VE GÜZEL KONUŞMANIN TOPLUMA KAZANDIRDIKLARI
•   Barış ortamı sağlanır
•   Kültürel ve sosyal ilişkiler artar.
•   Toplumların diğer toplumlar arasındaki itibarı artar.
•   Ekonomik ilişkiler düzenli hale gelir.
•   İnsanlarla doğru iletişim kurabilmek;
•   Meslekte başarı kazanmak,
•   Toplumda saygı görmek,
•   Dinleyenleri ikna edebilmek,
•   Tercih edilmek,
•   Başarılı olmak,
•   İnsanların kalplarını kazanmak
   KONUŞMA KUSURLARI
•   Ana dili iyi kullanamamak,
•   Yerel ağızla konuşmak,
•   Ses tonunu ayarlayamamak, kontrol edememek,
•   Sözcükleri doğru telaffuz edememek,
•   Konuşmayı gereksiz yere uzatmak,
•   Kendini övmek, yapmacık davranışlarda bulunmak,
•   Eleştiriye kapalı olmak,
•   Beden dilini, mimikleri doğru kullanamamak,
•   Argo ve kaba sözler kullanmak,
•   Heyecanını yenememek,
•   Sözcükleri tekrarlamak,
•   Eee…, ııı…, aaa… gibi sesler çıkarmak.
KONUŞMADA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

1. Canlı, inandırıcı, ilgi çekici, olma: Konuşmamızı baştan sona canlı bir havada dinlenebilmesi için ifadelerimize, ses tonumuza ve özellikle hareketlerimize ayrı bir özen göstermeliyiz.
2. Konuşma süresinin kontrolü: Verilen süreye bağlı kalmamız dinleyicilere saygı gereğidir. Konuşmamızı bu süreye uygun bir şekilde planlayıp sunmalıyız.
3. Vurgu, tonlama, telaffuz: Konuşmacı ile dinleyiciler arasındaki iletişimi sağlayan sesimizdir. Bu nedenle telaffuz tonlama ve vurgumuza dikkat etmeliyiz.
4. Üslubu, sözcükleri amaca göre belirleme: Konuşmacılar ile dinleyiciler arasındaki dinleyiciye ve konuşamaya yapılan ortama göre belirlemeliyiz.
KONUŞMANIN UNSURLARI 
1. Bedensel davranış: Duruş, jest, mimik gibi görsel simgeler konuşmanın temek öğeleridir.
2. Ses: Ses ile kişilik arasında yakın bir ilişki vardır. Bir dilin sözcükleri anlam bakımından zengin olabilir. Bu zenginlik, ancak ses ile sözün doğru birleşimiyle belirtilebilir.
3. Dil: İnsanlar arasında anlaşma arcı olan dil; duygu, düşünce ve istekleri ifade etmede kullanılır. Konuşma sırasında duyguların, düşüncelerin tam ve doğru olarak iletilebilmesi için telaffuz ve üsluba dikkat etmek gereklidir.
4. Düşünce (Zihinsel Etkinlik): Zihinsel etkinlik konuşmanın görsel ve işitsel ögelerle ifade edilmesinden önceki süreçtir.
Konuşmacı işe önce zihinsel oluşumlarla başlar, sonra bu oluşumları dilin kalıplarına aktarır, bu kalıpları seslendirir, en sonunda da jestlerle, ses ve söz halinde sunar.

DİKSİYONUN ÖNEMİ DİKSİYONUN KURALLARI
•   Hece ve sözcük vurgusuna dikkat etmek,
•   Sesleri doğru boğumlamak,
•   Jest, mimiklere dikkat etmek,
•   Yerinde ve doğru tonlama yapmak,
•   Sözcüklerin anlam değerlerine göre sesi kullanmak,
•   Uzun ve kısa heceleri doğru söylemek,
•   İşitilebilir bir sesle konuşmak.
KONUŞMA VE YAZI DİLİ ARASINDAKİ FARKLAR
•   Yazı dili yazım kurallarına, konuşma dili söyleyiş kolaylığına önem verir.
•   Konuşma dilinde cümleler genellikle kısadır, yazı dilinde uzun cümleler vardır.
•   Yazı dilinde cümleler kurallıdır. Yüklem sonda bulunur. Konuşma dilinde ise devrik ve eksiltili cümleler çoğunluktadır.
•   Bir ülkenin çeşitli konuşma dilleri ve ağızları bulunmasına karşılık yazı dili tektir. O ülkede yaşayan insanlar okuyup yazarken bu ortak dili kullanır.
•   Yazı dilindeki alfabe sistemi bütün sesleri göstermeye yetmez. Bu yüzden konuşma dilinde bazı seslerin farklı seslendirildiği görülür.
•   Yazı dilinde anlamı kolayca ifade etmeye yarayan noktalama ve imla kurallarının yerini konuşma dilinde vurgu, tonlama, duraklama gibi özellikler alır. Bu özellikleri kazandıran diksiyon sanatıdır.

TÜRKÇEYİ DOĞRU, GÜZEL VE ETKİLİ KULLANMAK
Türkçede yaygın olarak yapılan hataların ve Türkçe’leri dururken, yabancı dillerden sözcükler kullanmanın başlıca sebepleri şunlardır:
•   Kendi benliğini tanımamak, benliğinden uzaklaşmak,
•   Alışkanlığı bırakamamak,
•   Aşağılık duygusu,
•   Bilgili görünme isteği ve özenti,
•   Yabancı sözcüklerin Türkçe karşılığını bilmemek ve aramamak,
•   Türkçe’lerini beğenmemek.
Türkçe’nin Doğru Kullanımına Yönelik Öneriler:
1. Türkçe’nin, özellikle magazin basınının başını çektiği kültür ve dil kirliliğinden kurtarılması ve dilin kurallarına uygun olarak kullanılması amacıyla, toplumu bilinçlendirmek, gerekli yerleri bilgilendirip uyarmak.
2. Sözlü ve yazılı anlatımda, Türkçe karşılıkları bulunan yabancı sözcüklere yer vermemek (bazı terimler ve mecburi haller dışında)
3. Özellikle günlük konuşmalarda Türkçe’nin kendine özgü cümle yapısın korumak için cümle yapısıyla ilgili hatalı kullanımları ve Türkçe dil bilgisi kuralları ile ilgili hataları düzeltmek konusunda bilinçli olmak.

NEFES VE SES EĞİTİMİ DOĞRU NEFES ALMANIN ÖNEMİ
Nefes alma çalışmaları önemli bir bölümünü oluşturur. Günlük konuşmalardan dramatik çalışmalara kadar her alanda kusursuz bir diksiyon için, nefes, gerekli bir biçimde kullanılmalıdır. Doğru nefes almak bazı hastalıkların oluşmasını da engellemektedir.
En doğru nefes alma şekli bebek gibi nefes almadır. Bebeklerin nefes almalarına dikkat ettiğimizde karınlarının nefesle yükselip alçaldığını görürüz. Bu, derin ve yavaş nefes almalarının sonucudur. Zamanla, insanın nefes alma alışkanlığı yürüme sporuyla sağlanabilir. Çünkü yürüme sırasında yanlış nefes almak zordur.
YANLIŞ-YETERSİZ NEFES ALMAK
Ses tellerini titreşime geçiren, sesin tınlamasını gerçekleştiren nefestir, bu nedenle nefes doğru, düzenli kullanılmalıdır. Doğru nefes almak için şu hususlara dikkat edilmelidir:
1. Gereğinden fazla nefes almamalıdır (Mekanizma rahatsızlanır, göğüs sıkışır ses zorlanır…).
2. Gereğinden az nefes almak da yanlıştır ( Kişi nefessiz kalır, başladığı cümleyi bitiremez, sesin kuvveti düşer.)
Nefes, ses üretim merkezini harekete geçiren bir güçtür. Üretim merkezi gırtlaktır, doğru alınmayan ve doğru kullanılmayan nefes, merkezi zorlar, yıpratır, üretimin (sesin) kalitesi düşer.
NEFESLE BEYİN VE VÜCUT FONKSİYONLARININ İLİŞKİSİ
Sağlığımız, kan dolaşımı sistemiyle doğrudan ilişkilidir. Kan dolaşımı sistemi nefesle beslenir ve temizlenir. Kan, yeterli oksijenden mahrum kaldığında bedenimizdeki toksinler temizlenmez. Üstelik kaslar, oksijensiz kalır. Kanın yeterli oksijen taşıması ve zehirli maddeleri dışarı atması için kullanılan    LENF sistemi bu durumda yavaşlar vücut hantallaşır. Kontrolü güçleşir. Zaman içinde depresif durumlar oluşur.
Beyin hücreleri çalışmak için saf glikoz ve oksijen kullanır. Beyne giden kanda oksijen miktarı azaldığında beyin, glikoz ihtiyaç duyduğu yeterli oksijen ulaşmazsa bu süreç işlemez. Bilgi işlemez., hafızaya kaydolmaz veya yavaş kaydolur. Geç algılama, geç fark etme, çabucak unutma gibi durumlar ortaya çıkar.
DOĞRU NEFES ALMA TEKNİKLERİ
Doğru nefes alma çalışmaları beş aşamada gerçekleşir.
1.   Diyaframı kullanabilmek.
2.   Nefesi diyaframda tutmak
3.   Nefesi tasarruflu kullanmak
4.   Nefes alıştırmaları
5.   Dinleme-rahatlama alıştırmaları
SES İLE İLGİLİ ÖZELLİKLER
Ses Rengi, Ses Aralığı
İnsanı diğer birçok canlıdan ayıran en önemli özellik, sesi ve bu sesle yaptığı iletişimdir. Her insanın doğuştan sahip olduğu bir ses frekansı (aralığı) vardır. Bunun içerisinde kullanımı ve sesin karakteristiğini belirleyen renkler bulunmaktadır. Ses aralığı eğitimle genişletilebilir.
Ses eğitimi alındıkça sesin rengi belli olur. Sesin bir oturma, şekillenme süresi vardır. Bu süre sonunda sesin rengi netleşir. Her insansın bir konuşma bir de şarkı söyleme şekli vardır. Her şarkı söyleyen ve konuşmacı ses aralığını iyi tanımalı, sesinin rengini bilmelidir.
Güzel etkili konuşma ses çıkışı ile nefesin kullanımı arasında başarılı bir uyumla gerçekleşir. Düzgün bir sesin temel özelliklerinden biri de işitilebilirliği (yüksekliği) dir.
Sesin İşitilebilirliği (Yüksekliği)
Bir konuşmacının sesini karşısındakine duyurabilmesi, iyi bir konuşmanın başlangıcını oluşturur. Konuşmacının sesi işitilmezse konuşmacı ve dinleyici arasıda iletişim gerçekleşmez. Alçak veya çok yüksek sesle konuşmak, dinleyiciyi tedirgin eder. Konuşma ortamına göre sesi ayarlamak önemlidir.
Uygun ses, dinleyici kitlesini tamamen kuşatabilen sestir. Konuşmacı aşağıdaki soruları dikkate alarak ses yüksekliğini ayarlamalıdır.
1.   Kaç kişilik bir gruba konuşuluyor?
2.   Solan ne kadar geniş?
3.   Ortamda gürültü yapan var mı?
4.   Ses, gürültü gibi çıkıyor, rahat duyuluyor mu?
 SES SAĞLIĞINI KORUMAK İÇİN UYULMASI GEREKEN KURALLAR
1.   Boğazınızı kazır tarzda temizlemeyiniz, öksürmeyiniz ve bağırmayınız.
2.   Konuşurken sizin için doğal olan ses perdesini kullanınız.
3.   Sesinizi kullanırken nefesinizi ayarlamayı öğreniniz.
4.   Uzun süreli konuşmayınız.
5.   Gürültülü ortamlarda konuşmayınız.
6.   Sigara ve alkol kullanmayınız.
7.   Bol sıvı alınız.
8.   Bulunduğunuz mekânları nemlendiriniz.
9.   Toplum önünde konuşmadan önce sesinizi ısındırınız.
10.   Yeme içme kalitesini ve düzenini sağlayınız.
11.   Aşırı sıcak ve soğuk yiyecek ve içeceklerden uzak durunuz.

SES SAĞLIĞI
Ses çıkartmamızı sağlayan organlar; akciğerler, gırtlak ve daha yukarıdaki ağız, burun ve yutak boşluklarıdır. Sistemlerin mekanik işlevini ve sistemler arasındaki uyumu etkileyen herhangi bir problem, seste bozulmaya sebep olmaktadır. Sesin gerçek kaynağı olan ses telleri üzerindeki problemler, titreşimi engellemekte ve ses kaynağında değişime yol açmaktadır.
SES KISIKLIĞI VE SEBEPLERİ
Ses kısıklığı, sesin hırıltılı, çatallı, gergin olması, şiddetinin ve inceliğini değişmesi şeklinde tanımlanabilir. Ses kısıklığı, soğuk algınlığı ve diğer üst solunum yolları enfeksiyonu sırasında ya da aşırı bağırmaktan kaynaklanan ses zorlamalarında ortaya çıkar.
Ses değişikliklerinin sebebi gırtlakta yerleşmiş olan ses tellerindeki sorunlardır. Ses telleri nefes alma sırasında açılır, konuşma sırasında kapanır. Ses telleri kadar ne sıkı kapanırsa ve ne kadar inceyse o kadar hızlı titreşir ve ses de o kadar ince olur.
Sigara içilmesi, ses kısıklığının bir diğer sebebidir. Ses kısıklığının daha nadir sebepleri arasında alerji, guatr, sinir sistemi hastalıkları sayılabilir. Kuru, soğuk ortamlar, yetersiz sıvı alımı ve asit içeriği yüksek veya midede asit salgısını artıran gıdalar (kahve, çay şekerli-sütlü yiyecekler, nikotin, narenciye türlü meyveler, alkol, aşırı baharat) aşırı yemek yeme ve tok yatma alışkanlıkları ses orunlarına zemin hazırlamaktadır. Bu özellikleri taşımayan durumlar genel olarak ses hastalığı ya da ses kısıklığı olarak adlandırılmaktadır.
SES ORGANLARININ EĞİTİMİ
Ses organlarının eğitimi, diksiyon alt yapısını oluşturur. Gırtlağın ürettiği ses tınlarken konuşma oranları devreye girer ve sese son şeklini verir. Böylece konuşma olayı gerçekleşir. En muhteşem enstrüman olan sesin, ince ayarlarla rengi bulunup kalitesi ortaya çıkarılmaktadır. Bunu için yapılması gerekenler şunlardır:
1. Sesi Isıtmak: ısınan kas daha esnek, kıvrak, güçlü ve dayanıklı olur. Ses alıştırmaları kası çalıştırır., ısıtır ve ses organları kolay yorulmaz.
2. Sese Teknik Kazandırmak: Gırtlağa enstrüman özelliği kazandırmak için ses alıştırmaları doğru uygulanarak en kolayından en zoruna kadar sürekli yapılmalıdır.
3. Boğumlama Uygulamaları: Kişi hangi dilde konuşursa konuşsun ünlüleri ve ünsüzleri doğru boğumlamasını öğrenmelidir.
Sese beğenilen bir özellik kazandırmak için ses organlarını iyi tanımak ve onları iyi kullanabilmek önemlidir. Başta dil olmak üzere dudaklar, dişler, çene ve ağız boşluğu konuşmacının sağlıklı bir konuşmayla denetim altına alabileceği ses organlarıdır.

“Omar Hâkim – The Trio of OZ” konseri Ramazan’da Caz kapsamında yarın santralistanbul’da.

sanat duyuru

Sergi

İstanbul

■ Marleen P. Atay, Stephanie Pain, Suzanne Posthumus ve Aras Seddigh’in TRANSFER başlıklı sergisi 30 Temmuz’a kadarKare Art Gallery’de.

■ Ustalar ve Yükselenler isimli sergi 31 Temmuz’a kadar Türker Art’ta. (0212 296 53 25)

■ Sınırlar Yörüngeler 12 sergisi 31 Temmuz’a kadar Siemens Sanat’ta. (0212 334 11 04)

■ Yaz Rehaveti isimli sergi 31 Temmuz’a kadar Galeri Apel’de.

■ Poyraz Topal’ın resim – heykel sergisi 8 Ağustos’a kadar Galeri Artist Çukurcuma’da.

■ Javad Alamdari’nin “Rüzgâr Gibi” isimli sergisi 10 Ağustos’a kadar İSO Sanat Galerisi’nde.

■ Kerem Ozan Bayraktar’ın “Kurallar” isimli sergisi 11 Ağustos’a kadar Nesrin Esirtgen Collection’da. (0212 243 78 53)

■ Karma Yaz Sergisi 11 Ağustos’a kadar Derinlikler Sanat Merkezi’nde.

■ Kadına Dair isimli karma sergi 15 Ağustos’a kadar Mine Sanat Galerisi’nde. (0 216 576 76 18)

■ Teras Sergileri 18 Ağustos’a kadar Proje4L/ Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi’nde. (212 290 25 25)

■ Öteki Ayaklanmalar isimli karma sergi 25 Ağustos’a kadar Galeri Nev’de. (0212 252 15 25)

■ Sophia Pompery’nin “Şeylerin Sessiz Şekli” isimli sergisi 26 Ağustos’a kadar ARTER’de. (0212 243 37 67)

■ Berlinde De Bruyckere’nin “Yara” isimli sergisi 26 Ağustos’a kadar ARTER’de. (0212 243 37 67)

■ Fransız-Belçikalı ve Türk Çizgi Romanlarına Çapraz Bakış isimli sergi 31 Ağustos’a kadar İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nde. (0212 3938111)

■ Ali’nin Koço’su isimli karma sergi 31 Ağustos’a kadar Milli Reasürans Sanat Galerisi’nde. (0212 230 19 76)

■ Kes&Yapıştır isimli karma sergi 31 Ağustos’a kadar Galeri İlayda’da. (0 212 227 92 92)

■ Tema(s)siz 2 isimli sergi 31 Ağustos’a kadar Gallery İlayda – Karaköy’de.

■ Mezunlar 2012 isimli sergi 31 Ağustos’a kadar Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde.

■ Hep Birlikte V isimli sergi 1 Eylül’e kadar Artgalerim Nişantaşı’nda.

■ egment #2 ve Gerwald Rockenschaub’un 4to2floors sergileri 2 Eylül’e kadar Borusan Contemporary’de. (0212 393 52 00)

■ Çevre Karikatürleri 3 Eylül’e kadar Galeri 5’te.

■ John Cage isimli sergi 5 Eylül’e kadar KUAD Galeri’de.

■ Dieter Sauter’in “Türkiye’den İnsan Manzaraları” isimli fotoğraf sergisi 5 Eylül’e kadar İstanbul Üniversitesi Dil Merkezi Sanat Galerisi’nde.

■ Bedri Rahmi Eyüboğlu, Cihat Burak, Mehmet Pesen, Salih Acar, Alp Bartu, Saim Dursun, Reha Yalnızcık, Işıl Özışık, Niyazi Toptoprak, Metin Gönül, Artin Demici ve Kamil Masaracı’nın karikatür sergisi 13 Eylül’e kadar Ürün Sanat Galerisi’nde. (0216 363 12 80)

■ Mustafa Köseoğlu ve Metin Benek’in sergileri 15 Eylül’e kadar Alta Sanat Galerisi’nde. (0212 282 69 65)

■ Kobra – Özgür Sanatın 1000 Günü sergisi 16 Eylül’e kadar S.Ü. Sakıp Sabancı Müzesi’nde.

■ Noktanın Ustaları isimli sergi 16 Eylül’e kadar Kumbaraci4’te.

■ İsmail Acar’ın “5 Duyu 5 Olgu” isimli sergisi 18 Eylül’e kadar Türk ve İslam Eserleri Müzesi Geçici Sergi Salonu’nda.

■ Burhan Doğançay’ın “Kent Duvarlarının Yarım Yüzyılı: Burhan Doğançay Retrospektifi” sergisi 23 Eylül’e kadar İstanbul Modern’de.

■ Evin Sanat Galerisi Yaz Karma Sergisi 28 Eylül’e kadar devam ediyor. (0212265 81 58)

■ Padişahın Evi: Harem-i Hümayun sergisi 15 Ekim’e kadar Topkapı Sarayı Müzesi, Has Ahırlar Sergi Salonu’nda.

■ Josephine Powell’ın “Josephine’in Gördüğü: 20. Yüzyılda Anadolu’nun Kırsal Yörelerine Fotoğrafik Bakışlar” sergisi 21 Ekim’e kadar Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde.

■ Biz bu memleketi seninle sevdik Lefter sergisi 24 Haziran 2013’e kadar Adalar Müzesi’nde.

Ankara

■ M.C. Escher – resim – 5 Ağustos’a dek – Cermodern Sanatlar Merkezi’nde. (0312 310 00 00)

■ Ali Cevat Uğraş – fotoğraf – 10 Ağustos’a dek – Ziraat Bankası Mithatpaşa Sanat Galerisi’nde. (0312 417 84 58)

■ Koleksiyondan – karma resim – 31 Ağustos’a dek – Galeri Polart’ta. (0312 439 14 80)

■ Ahmet Güneştekin – resim – yaz sonuna dek – Güler Sanat’ta. (0312 236 21 22)

■ Yaz Karması – resim – 28 Eylül’e dek – Atlas Sanat Galerisi’nde. (0312 468 59 04)

■ Yaz Karması – resim, heykel, 30 Eylül’e dek – Krişna Sanat Merkezi’nde. (0312 418 02 53)

Mersin

■ İçel Sanat Kulübü’nün, ‘Karma Resim-Heykel-Fotoğraf’ sergisi M.İlhan – A.Uğural Sanat Galerisi’nde sürüyor. Sergi yaz boyunca sanatseverlerin izlenimine açık tutulacak. (0324 2381088)

İskenderun

■ Melahat ve Mete Köroğlu’nun, ‘Çağrışımlar’ adlı fotoğraf, resim, karikatür sergisi İskenderun Belediyesi Kadın Kültür sanat ve Eğitim Merkezi’nde sürüyor. Sergi hafta boyu izlenebilecek.

(0326 613 49 90)

İzmir

■ Gölgenin Öyküsü fotoğraf sergisi, Çizgelikedi Sanat Galerisi’nde yarın sona eriyor.

■ Nurhilal Harsa resim sergisi 15 Ağustos’a dek Alaçatı Kırmızı Ardıç Kuşu Sanat Galerisi’nde.

Müzik

İstanbul

■ ‘santralistanbul’da Ramazan’da Caz kapsamında yarın saat 21.00’de “Omar Hâkim – The Trio of OZ” konseri izlenebilir. (0 212 311 78 09)

Ankara

■ If Performance Hall’de, Big Bang Band’ın vereceği soul – funk konseri 2 Ağustos’ta saat 22.00’de, Hayır’ın vereceği classic rock konseri 8 Ağustos’ta saat 22.00’de, Metropolis’in vereceği rock konseri 9 Ağustos’ta saat 00.00’da, Zakkum’un vereceği konser 16 Ağustos’ta saat 00.30’da. (0312 418 95 06)

■ Jolly Joker Ankara’da, Yeni Türkü’nün vereceği konser 14 Eylül’de saat 22.00’de, Levent Yüksel’in vereceği konser 15 Eylül’de saat 22.00’de, Fettah Can’ın vereceği konser 21 Eylül’de saat 22.00’de, Yaşar’ın vereceği konser 22 Eylül’de saat 22.00’de, Cem Adrian’ın vereceği konser 28 Eylül’de saat 22.00’de, Volkan Konak’ın vereceği konser 29 Eylül’de saat 22.00’de, MFÖ’nün vereceği konser 6 Ekim’de saat 22.00’de, Emre Aydın’ın vereceği konser 12 Ekim’de saat 22.00’de, Kıraç’ın vereceği konser 13 Ekim’de saat 22.00’de, Athena’nın vereceği konser 19 Ekim’de saat 22.00’de, Rafet El Roman’ın vereceği konser 20 Ekim’de saat 22.00’de, Feridun Düzağaç’ın vereceği konser 26 Ekim’de saat 22.00’de, Gökhan Türkmen’in vereceği konser 27 Ekim’de saat 22.00’de.

(0312 424 11 11)

Gösteri Söyleşi

İstanbul

■ ‘Turkcell Kuruçeşme Arena’da yarın saat 21.15’te “Vahşiler” adlı filmin gösterimi gerçekleştirilecek. (0212 263 39 83)

■ ‘Turkcell Kuruçeşme Arena’da cumartesi günü saat 21.30’da “Troya” adlı dans gösterisi sahnelenecek. (0212 263 39 83)

■ ‘Metin Zakoğlu Cafe Theatre’da bugün saat 21.00’de “Edepsiz Komedi” adlı stand-up gösterisi sahnelenecek. (0216 467 33 32)

Ankara

■ Cermodern Sanatlar Merkezi’nde, “Aşk Dersi/An Education” adlı filmin gösterimi 31 Temmuz’da saat 21.00’de, “Yeryüzündeki Son Aşk/Perfect Sence” adlı filmin gösterimi 7 Ağustos’ta saat 21.00’de, “Zamana Karşı/In Time” adlı filmin gösterimi 14 Ağustos’ta saat 21.00’de, “Gir Kanıma/Let The Right One In” adlı filmin gösterimi 21 Ağustos’ta saat 20.00’de, “Gözlerindeki Sır/The Secret In Their Eye” adlı filmin gösterimi 28 Ağustos’ta saat 21.00’de, “Tek Başına Bir Adam/A Single Man” adlı filmin gösterimi 4 Eylül’de saat 21.00’de, “Büyük Sır/Get Low” adlı filmin gösterimi 11 Eylül’de saat 21.00’de, “Güzel Bir Hayat Düşlerken/Circus Columbia” adlı filmin gösterimi 18 Eylül’de saat 21.00’de, “Le Tableau” adlı filmin gösterimi 25 Eylül’de saat 21.00’de. (0312 310 00 00)

Adana

■ Adana Sinematek’in temmuz ayı etkinliği yarın 20.00’da Adana Sanayi Odası (ADASO) salonunda gerçekleşecek. Etkinlikte, yönetmen Sinan Çetin’in, ‘Kâğıt’ adlı filmi izlenecek. (0322 436 63 63)

 

Şunun için etiket arşivi: nar sanat

Sonuç Bulunamadı

Üzgünüz, hiç bir gönderi kriterinizle eşleşmedi