Şunun için etiket arşivi: müze

Türk denizcilik tarihinin en önemli halkalarından biri olan Piri Reis’in hayatını ve eserlerini konu alan “Piri Reis ve Haritaları” sergisi, İstanbul Deniz Müzesi’nde açıldı.

piri-reis-haritasiSerginin açılışına, Bakan Çelik, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ve çok sayıda davetli katıldı. Açılıştan önce konuşan Çelik, Piri Reis‘in haritalarının izlenime sunulduğu sergiyi açmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek, Piri Reis’in eserlerinin Türk denizcilik tarihi açısından önemini vurguladı.

Bir dönem yazılan kitaplarda, Piri Reis’in eserleri için “Normal bir insanın o dönemde yazması mümkün değil, ancak uzaylılar yazdırmış olabilir” gibi ifadelerin kullanıldığını hatırlatan Çelik, Piri Reis’in eserlerinin tanıtımı ve daha iyi anlaşılması için çalışmalar yapıldığını anlattı.

Denizcilik tarihi için özel bir uygulamanın bir süredir terk edildiğini de kaydeden Çelik, 20-30 yıl öncesinde kadar Boğaz’dan geçen gemilerin Beşiktaş’taki Barbaros Hayrettin Paşa’nın kabrine selam durarak geçtiğini anımsattı.

Bakan Çelik, “20-25 yıldır bu gelenek unutulmuş. Bu geleneğin yeniden ihya edilmesinin, bu toprakların büyük bir denizci ile kurduğu piri-reis-portreanlamlı bağın yeniden ihya edilmesi anlamında önemli olacağı düşüncesindeyim” dedi.

Bugüne kadar denizcilik konusunda stratejik bir çalışmanın bulunduğunu söylemenin mümkün olmadığını dile getiren Çelik, üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye‘nin denizlerden azami şekilde faydalanmak durumunda olduğunu söyledi.

Piri Reis’in hayatının anlatıldığı 8 dakikalık filmin izlenmesinin ardından Bakan Çelik ve beraberindekiler sergiyi gezdi.

Kaynak :[]

İTEF 2013-İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali, 5′inci yılında beş şehre; İstanbul, Ankara, Bursa, Erzurum ve Konya’ya uğrayacak. 30 Ekim-10 Kasım tarihlerinde düzenlenecek festivalin bu yılki teması “Şehir ve Oyun”.

Tanpınar-edebiyat-festivali

Her yıl olduğu gibi bu yıl da okuma ve söyleşiler, sektörel buluşmalar, çocuklarla etkinlikler ve Türkiye edebiyatının uluslararası edebiyat çevrelerine tanıtılmasını amaçlayan edebiyat söyleşilerine ev sahipliği yapacak festival, bu yıl 15 ülkeden 45′i aşkın yazarı ağırlayacak.

İTEF 2013 – Şehir ve Oyun İstanbul’da, çeşitli yerli ve yabancı kurumların işbirliğinde tematik yazar söyleşileri, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğiyle Yazarlar Okullarda programına dahil olan yabancı yazarların okul etkinlikleri, Café Amsterdam programları, edebiyat-performans geceleri, özel bir masa oyunu turnuvası, Fabisad işbirliğinde gerçekleştirilen tematik etkinlikleri, Profesyonel Buluşmalar Fellowship Programı, Dergah Yayınları işbirliğinde Ahmet Hamdi Tanpınar Müze Kütüphanesi’nde Türk edebiyatı etkinlik serisi ve daha pek çok programla takipçilerine bu yıl da unutulmaz bir edebiyat deneyimi yaşatacak. Bütün etkinlikler Türkçe ve İngilizce olmak üzere iki dilde düzenlenecek.

İTEF 2013 TEMASI: ŞEHİR VE OYUN

itef-yazarİTEF 2013-Şehir ve Oyun’da Türk ve yabancı yazarların okuma ve söyleşi etkinliklerine, fantastik edebiyat panellerine ve masa oyunlarına, festival mekânlarını birer Amsterdam kahvesine dönüştüren Café Amsterdam gecelerine, Cezayir Restaurant konferans salonu, KargArt ve Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi’nde ücretsiz olarak katılmak mümkün olacak.

Vehbi Koç Vakfı’nın ana destekçisi olduğu festival İTEF etkinliklerinde bu yıl, can sıkıntısı, oyun, edebiyat üçgeninde yazar ile okurun ilişkisinden, edebiyatın diğer mecralara taştığı örneklere, edebi kurgunun oyunla ayrılmaz birlikteliğinden, insanca, pek insanca olan hikâye anlatıcılığın ilkel kökenlerine çeşitli konular seçkin yazarlar tarafından ele alınacak.

AVUSTURYA EDEBİYATI MERCEK ALTINDA

Avusturya Kültür Ofisi’nin İstanbul’da kuruluşunun 50. yılı kutlamaları çerçevesinde Avusturya edebiyatının yükselmekte olan üç ismi, Andrea Winkler, Thomas Stangl, Teresa Präauer, Avusturya Kültür Ofisi’nde festivalin açılış okumasını gerçekleştirecekler, açılış programında Türk edebiyatının önde gelen iki sürpriz ismi de eserlerinden bölümler okuyacaklar. Yazarlar aynı zamanda İstanbul’da çeşitli ilk ve orta öğretim kurumlarını ziyaret ederek öğrencilerle söyleşilerde bulunacaklar.

“Tanpınar’ın İzinde Beş Şehir” etkinlikleri, dünyaca ünlü yazar Alberto Manguel’in Türkiye’nin 5 kentine ikişer günlük ziyaretlerde bulunacağı ve izlenimlerinin proje kapsamında kitaplaştırılıp yayınlanacağı bir edebiyat turudur.

Dünyaca ünlü yazar Manguel’in, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ‘Beş Şehir’ eserinde yer alan İstanbul, Ankara, Bursa ve Erzurum ve Konya’yı Tanpınar’ın ayak izlerini takip ederek ziyaret edecek ve yazarın katılımıyla söz konusu şehirlerde birer söyleşi düzenlenecektir. Bu projenin İstanbul’da Divan Otelleri desteğiyle, Ankara’da Hotel Samm katkılarıyla, Bursa’da Bursa Nilüfer Belediyesi desteğiyle, Konya’da Konya Büyükşehir Belediyesi katkılarıyla gerçekleşmektedir. Yapı Kredi Yayınları ve Kalem Ajans genel katkılarıyla projeye destek vermektedir.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, “Beş Şehir’in asıl konusu hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı beslenen iştiyaktır” diye yazmasından 70 yıl sonra adım adım izinden giderek, yeni bir Beş Şehir denemesi yazacak olan Manguel, doğunun batıdaki izlerini arayacaktır.

Ahmet Hamdi Tanpınar’a uluslararası bir saygı duruşu niteliğindeki proje kapsamında İstanbul’da başlayıp yine İstanbul’da tamamlanacak olan bu kültürel okuma denemesi 2013 Ekim ayında İTEF-İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali sırasında gerçekleşecek. Proje kapsamında söz konusu şehirlerdeki önemli kütüphaneler, üniversiteler, kitabevleri ve kültür merkezleri de ziyaret edilecek.

2013′ÜN İTEF YAZARLARI

itef-etkinlikAvusturya Kültür Ofisi’nin İstanbul’da kuruluşunun 50. yılı kutlamaları çerçevesinde Avusturya edebiyatının yükselmekte olan üç ismi, birçok edebiyat ödülüne sahip Andrea Winkler, 2004 Aspekte-Pres ödüllü Thomas Stangl, ve yazar kimliğinin yanı sıra başarılı bir çizer olan Teresa Präauer, okurlarıyla buluşacaklar.

İTEF – British Council işbirliği ile İstanbul, Türkiye’de ilk defa yapılacak literary salon etkinliğinde salon etkinliklerin yıldızı Damian Barr okuyucularının karşısına çıkacak. Dünyada ilgiyle karşılanan ve sinemaya da uyarlanan Lanet Takım adlı romanıyla tanınan David Peace, Cartoon Arts Trust Political Cartoonist of the Year ödülüne sahip karikaturist, illustrator ve yazar Martin Rowson bu seneki İngiliz yazarlardan sadece birkaçı.

Hollanda Edebiyat Fonu-Café Amsterdam programı ile Cezayir Restaurant ve Karga Bar bu sene de birer Amsterdam kahvesine dönüşecek. Café Amsterdam etkinliklerinde Hollandalı yazarlar, Türk yazarlarla birlikte okuma ve söyleşilerde yer alacaklar. Barbara Stok, Bibi Dumon Tak, Jan van Mersbergen ve Murat Işık Café Amsterdam programı ile okuyucularıyla buluşacak yazarlar arasındalar.

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile işbirliği içinde Yazarlar Okullarda projesi ile Bibi Dumon Tak öğrencilerle okuma ve söyleşilerde buluşacak. Festivalin dikkat çeken yazarları arasında, Macar Edebiyatı’nın son yıllardaki en iyi isimleri arasında yer alan ve 2012 Avrupa Birliği Edebiyat Ödülü’ne layık görülen Viktor Horvath var. Israel Cultural Excellence Foundation tarafından sanatta mükemmeliyetin en yüksek ödüllerinden birine layık görülen Eskhol Nevo ile İrlandalı Yazarlar Birliği Başkanı Conor Kostick de ITEF 2013’te bulunacak.

YABANCI YAZARLAR OKULLARDA

itef-etkinlik-yabancı-yazarlarİTEF 2013 yılında İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile işbirliği içinde Yazarlar Okullarda projesine festivalin yabancı konuklarını dâhil ediyor.

İTEF yazarları İstanbul’un 9 ilçesindeki öğrencilerle buluşacak. İTEF yazarları öğrencilerin yaş gruplarına göre okullarla eşleştirilecek ve festival boyunca toplam 100’ü aşkın etkinlik ile bir ilk yaratarak binlerce ilk ve ortaöğretim öğrencisiyle buluşacaklar.

ASSASIN’S CREED’IN YARATICISI PATRICE DESILETS, AHMET ÜMİT İLE BULUŞACAK

İTEF kapsamında dünyayı kasıp kavuran bilgisayar oyunu Assasin’s Creed’in yaratıcısı Patrice Désilets ve polisiye romanların usta yazarı Ahmet Ümit, İstanbul Fransız Kültür Merkezi işbirliğiyle bir araya geliyor. Bilgisayar oyunu alanında uzmanlaşmış siyaset bilimci ve oyun tasarımcısı Olivier Mauco’nun moderatörlüğünde gerçekleşecek bu buluşmada her iki yazar kent ile ilişkilerini anlatırken izleyicileri İstanbul’u roman ve video oyunlarında (yeniden) keşfetmeye davet edecekler.

DÜNYA YAYINCILIK PROFESYONELLERİ BİR ARADA

İTEF-Profesyonel Buluşmalar Fellowship programı, dünyanın dört bir yanından yayıncılar, festival organizatörleri, gazeteciler dâhil olmak üzere çeşitli alanlarda faaliyet gösteren 20 yayıncılık profesyoneline Türk yayıncılık sahnesi tanıtılacak.

Ülkenin önde gelen uluslararası edebiyat festivali olan İTEF – İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali, yazarlar, yayıncılar, ajanslar, çevirmenler, gazeteciler, edebiyat fonu yöneticileri, edebiyat festivali koordinatörleri ve yayıncılık ateşine kapılmış olan herkes için bir buluşma noktası olma özelliğini Profesyonel Buluşmalar Programıyla perçinliyor.

İTEF-Profesyonel Buluşmalar Programı, 2013 yılında yurtdışından gelecek olan 20 edebiyat profesyonelini Türkiye’deki meslektaşlarıyla buluşmak üzere Yunus Emre Enstitüsü, Timaş Yayınları ve Yapı Kredi Yayınları’nın destekleriyle İstanbul’da ağırlayacak. Açık çağrı yöntemiyle belirlenen katılımcılarına Türk edebiyat sahnesinin geniş bir panoramasını sunmayı amaçlayan program çerçevesinde festivalin ilk iki günü boyunca grup toplantıları, ofis ziyaretleri ve edebiyat partileri düzenlenecek.

İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali 5. yılındaİTEF 2013 FESTİVAL RESMİ KİTABEVLERİ

Kırmızı Kedi Kitabevi, Aziz Kedi Kitabevi, İnsan Kitap, Robinson Crusoe 389 kitabevlerindeki özel İTEF köşelerinde festival yazarlarının kitaplarını %10 indirimle edinmek mümkün olacak. İstanbul’un bağımsız kitabevlerine uğrayan festival takipçileri 25 Ekim tarihinden itibaren İTEF köşelerinde en sevdikleri yazarların kitaplarını karıştırabilecek, festival etkinliklerinden sonra kitaplarını imzalatabilecekler.

‘SINIF MÜCADELESİ’ TURNUVASI

Festival kapsamında Yordam Yayınları işbirliğiyle, Amerikalı Siyaset profesörü Bertell Ollman’ın masa oyunu, “Marxist Monopoly” diye anılan Sınıf Mücadelesi turnuvası oynanacak.

AHMET HAMDİ TANPINAR EDEBİYAT MÜZE KÜTÜPHANESİ’NDE ÖZEL ETKİNLİKLER

İTEF- İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali çerçevesinde, 2010 yılında yapılan Uluslararası Ahmet Hamdi Tanpınar Sempozyumu’ndan sonra, 2012’de Ahmet Hamdi Tanpınar, yapıtlarına odaklanan özel bir etkinlikler serisi ile anılmış, festival, Dergâh Yayınları’nın değerli katkılarıyla yazarın eserleri üzerine söyleşiler düzenlemişti. Türk yazar, yayıncı ve akademisyenlerin katılımıyla yalnızca Türk edebiyatının masaya yatırıldığı paneller yapılacak.

FABİSAD ETKİNLİKLERİ SERİSİ

Fantazya ve Bilimkurgu Sanatçıları Derneği işbirliğinde düzenlenen etkinlik serisi, festival boyunca 4 akşam boyunca fantastik edebiyat ve bilimkurgu alanında ürünler veren yazar, çizer, oyun yazarı gibi sanatçıların yer aldığı, yalnızca Türk bilimkurgu ve fantastik edebiyatına odaklanarak, dünya edebiyat sahnesine tanıtma amacıyla düzenlenen söyleşiler yapılacaktır.

YAZARLAR BULUŞUYOR

Yalnızca sektör profesyonellerini değil aynı zamanda yerli ve yabancı yazarları da bir araya getirmek ve fikir alışverişine platform sağlamak isteyen İTEF, Yazar-Yazar Buluşması’nı halka kapalı, yalnızca dileyen yazarların katıldığı ve belirlenen tema çevresinde, bir moderatör eşliğinde fikir, deneyim ve yazarlık mesleğinin çeşitli yönlerini tartıştığı oturumlar olarak tasarladı. Festivalin 2014 teması Şehir ve Yolculuk, Yazar-Yazar Buluşması’nda masaya yatırılacak.

Ayrıca, İTEF kapsamında bu yılki paralel etkinlik Cervantes Enstitüsü’nde yapılacak olan film gösterimleri de festival takipçilerinin kaçırmaması gereken programlar arasında. İspanyolca Edebiyatın seçkin örneklerinden uyarlanmış filmlerin gösterileceği program festival süresince ücretsiz olarak Cervantes Enstitüsü’nde takip edilebilir.

 Kaynak :[]

Google bu gece bir sürpriz yaparak doodle adı verilen ve önemli kişi, olay v.s. anma anlamında grafikleştirdiği bölümde Türkiye için Leyla Gencer’in doğum gününü seçti

Leyla GENCER kimdi hatırlayalım.

leyla-gencerAyşe Leyla Gencer, (d. 10 Ekim 1928; Polonezköy, ö. 10 Mayıs 2008; Milano), Türk opera sanatçısı. 20. yüzyılın en önemli sopranolarından birisi olarak görülür.

Batı ülkelerinde “La Diva Turca”, “La Gencer”, “La Regina” olarak ün yapan; Milano, Roma, Napoli, Venedik, Viyana, Paris, San Francisco, Köln, Buenos Aires, Londra, Rio de Janerio, Bilbao, Chicago’da sanatını dinleten; Lucia’nın, Norma’nın, Lady Macbeth’in, Queen Elizabeth’in, Filoria Tosca’nın, Lucrezia’nın, Madam Butterfly’ın, Alceste’nin, Aida’nın, Violetta’nın, Leonora’nın “Leyla la Turca”sı soprano Leyla Gencer, hem seçkin opera sahnelerinde hem resitallerinde hayranlık uyandırmış sanatçılardandır. Opera repertuarı 23 bestecinin 72 yapıtını kapsamıştır. Gencer, T.C. Devlet Sanatçısıdır.

Doğumu ve ailesi

Leyla Gencer 1928’de Polonezköy’de doğdu. Babası Safranbolulu köklü Müslüman bir ailenin oğlu olan Hasanzade İbrahim Bey, annesi Polonyalı Katolik bir ailenin kızı olan Alexandra Angela Minakovska’dır. Ailesi sonradan Çeyrekgil soyadını aldı. Annesi, İbrahim beyle evlendikten sonra Müslüman olup Atiye adını aldı. Gencer ileriki yıllarda bir röportajında “Müslüman ve oryantal bir altyapıdan geliyorum” demiştir.[1]

Babası İbrahim Bey, ağabeyi Hüseyin Çeyrekgil ile çiftçilik, balıkçılık, taşımacılık ve Çubuklu suyunun işletmesini yapıyordu; ayrıca Lale Sineması’nın işletmesini üstlenmişti ve Karaköy’de hanları bulunuyordu. Leyla, babasını genç yaşta kaybetti. 1946’da varlıklı bir bankacı olan İbrahim Gencer ile evlendi ve Gencer soyadını aldı.

Eğitimi

leyla_gencer Leyla Gencer, İstanbul İtalyan Lisesi’ni bitirdi ve bir süre İstanbul Devlet Konservatuvarı’nda şan eğitimi aldı. Konservatuarda, Fransa’nın önde gelen hocalarından Reine Gelenbevi, ünlü orkestra şefi Muhittin Sadak ve besteci Cemal Reşit Rey’in öğrencisi oldu. Ankara Devlet Konservatuarı’nda ders vermek üzere Türkiye’ye gelen ünlü İtalyan soprano Giannina Arangi-Lombardi ile tanıştıktan sonra İstanbul’daki konservatuar eğitimini yarıda bırakarak çalışmalarını Ankara’da onun özel öğrencisi olarak sürdürdü. Ankara Devlet Tiyatrosu’nun (opera da tiyatroya bağlı idi) korosuna girdi. Hocası Arangi Lombardi, bir yıl sonra kızını ziyaret için gittiği İtalya’da hastalanarak hayatını yitirince çalışmalarını İtalyan bariton Apollo Granforte ile sürdürdü.

Opera kariyeri

Leyla Gencer, Devlet Tiyatroları Ankara Operası’nda korist olarak görev yapmaktayen Ankara’ya geldiği yıl (1950’de) sahnelenmeye başlayan Cavallerina rusticana operasında Santuazza rolü ona verildi, Gencer’in opera kariyeri bu rolle başladı.

Leyla Gencer, Ankara Devlet Operası’nda görev yaptığı 1950-1958 yılları arasında devlet konuklarına verilen resitallerde en çok görev alan sanatçılardan oldu. ABD devlet başkanlarından Harry S. Truman, Dwight Eisenhower, Yugoslavya’nın kurucusu Mareşal Tito, İran Şahı Rıza Pehlevi ve eşi Prenses Süreyya, Ürdün Kralı Hüseyin, huzurunda resitaller verdiği devlet konuklarındandır.

İlk defa 1953 yılında, Türkiye ile İtalya arasında imzalanan Kültür Anlaşması çerçevesinde bir radyo konseri vermek için Roma’ya gitti. Bu konserin başarısı üzerine Napoli Yaz Festivali’nde sahnelenen Cavelleria rusticana operası’nda başrol üstlenmek fırsatını elde etti. Bir sonraki sezon Napoli’nin ünlü San Carlo Operası’nda Eugenio Onegin ve Madam Butterfly operalarında başrol oynama teklifi aldı. Leyla Gencer’in uluslararası platformdaki opera serüveni böylece başladı, Madam Butterfly operasındaki başarısı ile Napolillerin sevgisini kazanan Gencer, Napolili Türk olarak anılmaya başladı. Bu başarı bir sonraki sezon San Carlo Operası’nda sahnelenen La Traviatadaki Violetta rolü ile sürmüştü. Sanatçı “La Traviata”‘yı Palermo, Trieste, Ankara, Torino, Varşova, Poznan, Lodzi Krakov’da, Viyana Devlet Operası’nda Herbert von Karajan yönetiminde, San Francisco ve Philadelphia’da, Moskova ve Leningrad’da seslendirdi. 1956’da San Francisco operasında San Francesca da Rimini operasında son anda oynayamayacağını bildiren ünlü soprano Renata Tebaldi’nin yerine başrolü seslendirdi. Eserin San Francisco ve Los Angeles temsillerinden sonra San Francisco operası ile kontrat imzaladı.

leyla-gencer (1)1957 sezonunda San Fransicso Operası’nda sahnelenen La Traviata operasında başrolü Leyla Gencer, Lucia di Lammermoor operasında ise dünyaca ünlü soprano Maria Callas üstlenmişti. Callas’ın gelmemesi üzerine Lucia rolünü de Gencer üstlendi ve büyük başarı kazandı. O günden başlayarak ABD’de sayısız opera temsili, resital, konser gerçekleştirdi.

26 Ocak 1957 gecesi Leyla Gencer, kendisine koyduğu Milano’nun ünlü La Scala Tiyatrosu’nda sahneye çıkma hedefine ilk defa ulaştı. Fransız besteci Francis Poulenc’in Carmelit’lerin Diyaloğu eserinin dünyadaki ilk temsilinde başrolü (Lidoine-başrahibe) oynadı. Scala’daki ilk sahneye çıkışından sonra Gencer, 18 Şubat 1957’de tüm zamanların en büyük orkestra şefi kabul edilen ve kısa bir süre önce ABD’de hayatını kaybeden Arturo Toscanini için Milano’nun Duomo di Milano Katedralı’nda düzenlenen görkemli cenaze töreninde Verdi’nin Requiem’i seslendirilirken soprano partisini başarıyla söyledi. Bu başarının ardında La Scala Operası’nın Köln Operası’nın açılışı nedeniyle düzenlediği turnede Verdi’nin Kaderin gücü adlı eserinde başrol oynadı. 1958’de Pizzetti’nin dünyada ilk gösterimi gerçekleşen Katedral’de Cinayet adlı eserinde başrahibe rolünü, ardından Boito’nun az bilinen Mefistofele operasında Margherita rolünü üstlendi.

Gencer, 1958 yılında kontratı feshedilinceye kadar yurtdışındaki operalarda Ankara Devlet Operası Sanatçısı sıfatıyla rol aldı. 1958’de görevine son verildikten bir süre sonra Milano’ya yerleşti. 1958’de İtalyan Radyosu’nda Donizetti’nin “Anna Bolena” operası Leyla Gencer’in yorumuyla yayımlanmıştı (Bu yayım, 1980’de plak olarak piyasaya çıktı). Bu yorumun başarısı üzerine ünlü orkestra şefi Vittorio Gui şefliğini yaptığı 3 ayrı eserde, 3 ayrı kentte (Palermo, Floransa Roma Operaları) başrol teklif etti. Gencer böylece 1959 yılı Floransa l.gencerFestivali’nin açılışında Verdi’nin 1849’dan beri hiç sahnelenmemiş “Legnano Savaşı” adlı eserinde başrolü oynadı. Bunu, Palermo’da Verdi’nin “Macbeth” Operası, Roma’da Mozart’ın “Don Giovanni” Operası’nı seslendirdi.

Gencer, 1960’larda mesleğinin doruğuna çıktı. Hiç bilinmeyen operaları seslendirmeyi sürdürdü. 1963’te Verdi’nin unutulmuş operası “Kudüs”te başrol Elena’yı oynadı. Bunu Donizetti’nin hiç bilinmeyen operası “Robert Devereux”daki Kraliçe Elizabeth rolü ve Bellini’nin 130 yıldır sahnelenmeyen “Beatrice di Tanda” operası takip etti.

1985 yılında sahneye veda eden sanatçı, 1983-1988 yılları arasında As. Li. Co.’nun genel sanat yönetmenliğini yürüttü, 1997-1998 arasında La Scala korosunun genç sanatçılar okulunda yöneticilik yaptı, vefatına kadar La Scala Tiyatrosu’nda opera sanatçıları için kurulan akademinin sanat yönetmenliğini yapmaktaydı. Gencer, aynı zamanda opera yorumu üzerine dersler vermeye devam ediyordu. Uluslararası yarışmalarda seçiciler kurulu üyelikleri yapan, festivallere, seminer ve konferanslara katılan Leyla Gencer, İstanbul’da kendi adını taşıyan “Uluslararası Şan Yarışması”nın kurucusudur. Yarışma, 1995 yılından beri düzenlenmektedir.

Leyla Gencer, 1988 yılında “Devlet Sanatçısı” unvanıyla onurlandırıldı.

2004 yılında Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü tarafından 1000 yılın Türkleri özel koleksiyonunda adına 15.000.000 TL değerinde 0.999 ayar gümüş hatıra para basıldı.

Vefaati

10 Mayıs 2008’de Milano’daki evinde kalp ve solunum yetmezliğine bağlı olarak hayatını kaybetti. Leyla Gencer’in cenazesi 12 Mayıs günü Milano’da La Scala Operası’nın Santa Babila Kilisesi‘nde düzenlenen kalabalık bir törenden sonra vasiyeti doğrultusunda krematoryuma götürülerek yakıldı. Leyla Gencer’in külleri daha sonra İstanbul’a getirildi. Kendi vasiyeti gereği küller, 16 Mayıs günü Dolmabahçe Sarayı ile Dolmabahçe Camii arasındaki yapılan bir törenden sonra Dolmabahçe açıklarında Boğaz sularına döküldü[3]. Törende, Mozart’ın Requiem’inden “Lacrimosa” ile Ahmed Adnan Saygun’un “Yunus Emre Oratoryosu”‘nun 5, 12 ve 13. bölümleri İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestra ve Korosu tarafından leyla.gencerseslendirildi.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın yeni yapılmakta olan merkezinde sanatçının vasiyeti üzerine bir “Leyla Gencer Müzesi” oluşturulacak.

Leyla Gencer Şan Yarışması

İlki “Yapı Kredi Uluslararası Leyla Gencer Şan Yarışması” adıyla 3-9 Eylül 1995 tarihinde gerçekleştirilen Leyla Gencer Şan Yarışması, 2006 yılından bu yana iki yılda bir, La Scala Tiyatrosu Sahne ve Gösteri Sanatları Akademisi Vakfı işbirliğiyle İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenleniyor. 1997 yılındaki ikinci yarışmaya Leyla Gencer jüri üyesi olarak katıldı. Her iki senede bir gerçekleştirilen yarışma 1999 yılında 17 Ağustos Depremi nedeniyle düzenlenmedi.

Bugüne kadar birçok ülkeden yüzlerce sanatçının katıldığı Leyla Gencer Şan Yarışması’nda dereceye girenler dünyaca ünlü operalardan konser teklifleri aldılar.

Diskografi

  • Bellini: Norma / 1966, de Fabritiis, Gencer, Cossotto, et al
  • Bellini: Norma / 1965, Gavazzeni, Gencer, Simionato, et al
  • Bellini: Beatrice di Tenda1964 / Gui, Gencer, Zanasi, et al
  • Bellini: I Puritani 1961 / Quadri, Gencer, Raimondi, et al
  • Pacini: Saffo 1967 / Gencer, Del Bianco, Mattiucci
  • Cherubini: Medea 1968/ Gencer, Bottion, et al
  • Mayr: Medea in Corinto 1976/ Ferro, Gencer, Johns
  • Gluck: Alceste 1967/ Gui, Gencer, Picchi
  • gencer.leylaChopin: Polish Songs; Liszt / Leyla Gencer, Nikita Magaloff
  • Donizetti: Anna Bolena 1958/ Gavazzeni, Gencer, Simionato, et al
  • Donizetti: Anna Bolena 1965/ Gavazzeni, Gencer, Cava, et al
  • Donizetti: Caterina Cornaro 1972 / Cillario, Gencer, Aragall
  • Donizetti: Les Martyrs / 1975 Camozzo, Gencer, Bruson, et al
  • Donizetti: Les Martyrs / 1978 Gelmetti, Gencer, Bruson, et al
  • Donizetti: Lucrezia Borgia / 1970 Gracis, Gencer, Raimondi et al.
  • Donizetti: Lucrezia Borgia / 1966 Franci, Gencer, Aragall, Petri et al.
  • Donizetti: Maria Stuarda / 1967 Molinari-Pradelli, Gencer, Verret, Tagliavini et al.
  • Donizetti: Messa di Requiem / Gavazzeni, Teatro La Fenice
  • Donizetti: Roberto Devereux 1964 / Gencer, Cappuccilli, et al.
  • Donizetti: Belisario 1969 / Gavazzeni, Gencer, Taddei et al.
  • Mozart: Don Giovanni 1960/ Molinari-Pradelli, Gencer, Petri, Bruscantini, Stich-Randall et al
  • Mozart: Don Giovanni 1962/ Solti, Gencer, Jurinac, Freni
  • Ponchielli: La Gioconda 1971 / de Fabritiis, Gencer, Raimondi
  • Zandonai: Francesca da Rimini 1961 / Capuana, Gencer, Cioni et al.
  • Rossini: Elisabetta, Regina d’Inghilterra 1971/ Sanzogno, Gencer, Grilli
  • Verdi: I due Foscari” 1957/ Serafin, Gencer, Guelfi
  • Verdi: Battaglia di Legnano (Legnano Savaşı) 1959/ Gencer, Limarilli
  • Verdi: Rigoletto 1961/ Quadri, Gencer, McNeil, Raimondi
  • Verdi: Gerusalemme 1963/ Gavazzeni, Gencer, Aragall, Guelfi
  • Verdi: I Vespri Siciliani 1965/ Gavazzeni, Gencer, et al
  • Verdi: Macbeth 1960/ Gui, Gencer, Taddei, Picchi et al.
  • Verdi: Macbeth 1968/ Gavazzeni, Gencer, Guelfi, Corradi, et al
  • Verdi: Attila 1972/ Silipigni, Gencer, Hines
  • Verdi: Ernani 1972/ Gavazzeni, Gencer, Bergonzi
  • Verdi: Simon Boccanegra 1961/ Gavazzeni, Gobbi, Gencer
  • Verdi: Il Trovatore 1957/Previtali, Gencer, Del Monaco, Barbieri, Bastianini
  • Verdi: Un ballo in maschera (Maskeli Balo) 1961/ Gencer, Bergonzi
  • Verdi: Aida 1956/ Capuana, Gencer, Bergonzi, Cossotto
  • Verdi: La Forza del Destino (Kaderin Gücü) 1957/ Serafin, Gencer, Di Stefano
  • Verdi: La Forza del Destino 1965/ Molinari Pradelli, Gencer, Bergonzi

 

İstanbul özel günler yaşıyor. Bir tarafta kapılarını yeni açan 13.Uluslararası İstanbul Bienali; diğer yanda Sakıp Sabancı Müzesi’nde, kentin tarihi dokusu ile manalı bir ahenk yakalayan, kavramsal sanatın büyük ismi Anish Kapoor’un Türkiye’deki ilk kişisel sergisi… 10 Eylül’de sanatçının katılımıyla açılışı gerçekleşen etkinlik, sıra dışı boyuttaki taş eserleriyle sanatseverleri sonsuzluk ve karşıtlık kavramı üzerine düşündürecek

Anis-KapoorGeçen hafta Sakıp Sabancı Müzesi’ndeki katıldığım sergi ile ilgili basın toplantısında, yaşayan en ünlü ve yaratıcı sanatçılardan biri olan Anish Kapoor’u birebir görmek, düşüncelerini ve çalışmalarını sesinden duymak gerçekten büyük bir ayrıcalıktı.

Bir başka ayrıcalık da böylesi bir serginin ayağımıza kadar gelebilmiş olması! Uzun zamandan beri bu olayın hayalini kuran Sakıp Sabancı Müzesi yetkilileri sergiyi gerçekleştirmek için, Akbank’ın da desteğiyle müzeyi yıkıp adeta yeniden inşa ettiler. Tonlarca ağırlıktaki devasa taş eserleri (en büyüğü 12 ton) gördüğünüzde bunları buraya nasıl taşıdılar, nasıl binanın içine soktular diye hayret içinde düşünüyorsunuz. Dokuz tırla Türkiye’ye taşınan 32 eseri yerleştirmek için dört vinç çalıştı ve SSM adeta bir şantiye alanı haline geldi. Bu gayretli çaba sadece bizim değil, Kapoor’un ve “Elektrik direğinin kaldırılmasına bile itiraz etmediler” diyen sergi küratörü Sir Norman Rosenthal’in de haklı takdirini kazanmış. Bundan sonra SSM’nin altından kalkamayacağı hiçbir sergi olamaz bence.

Anish Kapoor’un “Enerjik, açık ve müthiş dinamiklere sahip bir yer” olarak tanımladığı İstanbul’a olan sevgisi, şehrin tarihi, mimari değerleri ve Bienal, şimdiye kadar hiçbir yerde sergilenmeyen bu eserleri kentimize getirmesine vesile olmuş. Kararını pekiştiren bir diğer nokta da; ölçeğinin kaybolacağı endişesiyle bu işlerinin açık havada sergilenmesini istememesi ve sanatçının kapalı mekân arzusunu kabul eden müzenin olumlu yaklaşımı olmuş.

Anish-Kapoor-dev-heykelleri-1Taş, eski ve hafızası olan bir materyal; nice olaya şahit olmuş ve nice sır barındırmakta… Sergideki eserlerin birçoğu farklı coğrafyalardan toplanan mermer, kaymaktaşı, oniks ve granit gibi malzemelerden oluşuyor. Bu arkaik dünyada, kendi deyimiyle taşı ‘taciz eden’, kötüye kullanan Kapoor, ondan harika formlar yaratıyor.

Binaya girdiğimde kendimi zamansız bir arkeoloji müzesinde hissettim. Boyutlarının yanı sıra abartıdan uzak ve yalın duruşları dikkatimi çekti heykellerin. Bir de o kadar uyumlu yerleştirilmişler ki, farklı malzemelerden ve farklı dönemlerde yapılmalarına rağmen bir bütünlük ve temasal bir birliktelik oluşturmuşlar.  Bazı formlar, özellikle de oyuklar sık sık karşınıza çıkıyor; zaten Kapoor da bunları tekrar etmekten sakınmadığını ifade ediyor. Sanatçı, her ne kadar çalışmalarının nasıl algılandığı ile ilgilenmediğini söylese de; sanırım maddeye odaklanıp manayı göz ardı etmememiz için benzer malzeme ve minimalist bir yaklaşımla gerçekleştirmiş yapıtlarını. Az sözle, geçmişten geleceğe uzanan bir sonsuzluk ve süreklilik kavramı içinde insanlık tarihine vurgu yaparken, madde ile maneviyat arasındaki karşıtlığı da ön plana çıkarıyor.

Seyircileri eserleriyle iletişime; soyut işlerini, anlamın tam sınırında (anlamla anlamsızlık arasında) tutarak manipüle ettiğini söyleyen sanatçının her yapıtını, gizini keşfetmek ister gibi uzun uzun seyretme ihtiyacı duyuyorsunuz. Özellikle derin delikler, yarıkların içindeki oyuklar, dehlizler esrarengiz bir dünyanın kodları gibi insanda merak ve hafif bir korku yaratıyor. Sanki bir girdaba yakalanıp döne döne o deliğin içinde kaybolacak gibi hissediyorsunuz. Hemen hemen herkes başını bu deliklere sokarak derinliğin sonunu görmeye çalışıyor.

Dolaşmaya devam ederken, insan bedeninin farklı organlarını andıran formlar, eril/dişil girinti ve çıkıntılar, parlak mermerlerde renk pigmentlerin oluşturduğu damarlar gözüme çarpıyor. Aklıma Norman Rosenthal’in “Anish önemlidir. O, hiçbir eserini önceden tasarlamaz, eskiz yapmaz. Onun sergisine bir roman, bir tiyatro eseri gibi bakmalısınız. Çok katarsis (ruhsal arınma) yaşanır sergilerinde” sözleri geliyor.

Anish-Kapoor-dev-heykelleri-2Optik illüzyon yaratan aynalar serginin en ilginç parçaları; sanatla teknolojiyi birleştiren, ünlü ‘Gök Ayna’, iç bükey formuyla müzenin bahçesinde yerini almış. Yanılsamalar yaratan ve sonsuzluk hissi veren bu objelerde bakanı kendisiyle karşılaştırıyor. Kapoor izleyiciyi yönlendirmeyi sevmiyor, onun eserle kendi deneyimini yaşamasını ve kendi evrenini kurmasını istiyor.

Sarı, Erdem, Kaçınılmazlık, Dil, Mezar, Sekiz, Çiçek, Ejderha çalışmalarından bazıları… Daha öncel Guggenheim Kraliyet Sanat Akademisi’nde de sergilenen ‘Sarı (Yellow/ 1999)’, serginin en etkileyici çalışması bana göre; cam elyafı ve pigmenten oluşan bu devasa yapıtı dakikalarca seyrederken o sonsuz sarı içinde kaybolduğumu hissettim.

Bu sergiyi, özel bir vakit ayırarak, tadını çıkararak gezin; taşın ne kadar kadim bir malzeme olduğunu, sadeliğin ne kadar çok şey anlatabileceğini tecrübe edin.  Kendi deneyimlerinizi yansıtın. Zaten sanat da en açık bir diyalog şekli değil midir?

 

 

Anish Kapoor kimdir?

1954 Mumbai doğumlu olan Anish Kapoor, 1970’li yıllardan bu yana sanat eğitimi için gittiği İngiltere’de yaşıyor. Londra’da Hornsey College of sanatçı-anish-kapoorArt ve Chelsea School of Art and Design’da sanat eğitimi gören sanatçı, bugün Kraliyet Akademisi üyesi ve Britanya İmparatorluk Nişanı sahibi. Kapoor, 1970’lerin sonunda ziyaret ettiği anavatanı Hindistan’da gördüğü boya pigmentlerinden etkilenerek yaptığı ‘pigment heykelleri’ ile dikkat çekti. 1980’lerden itibaren Yeni İngiliz Sanatı adı altında anılmaya başlayan ve Tony Cragg, Richard Deacon, Bill Woodrow gibi sanatçılardan oluşan grup içinde anıldı. 1990’da Venedik Bienali’nde, 1992’de Documenta’da İngiltere’yi temsil eden Kapoor, 1991 yılında aldığı Turner Ödülü’yle İngiliz sanat ortamının önde gelen sanatçılarından biri haline geldi. 1990’lı yıllardan itibaren malzeme dağarcığını büyük ölçüde genişleten ve yeni endüstriyel teknolojilerin kullanımını gerektiren büyük boyutlu projelere yönelen Kapoor’un İngiltere’de gerçekleştirdiği en dikkat çekici işler arasında, 2002 yılında Unilever Serisi kapsamında Tate Modern’de gerçekleştirdiği ‘Marsyas’ heykeliyle, 2012’de Londra Olimpiyatları sırasında gerçekleştirdiği Olimpiyat Kulesi ‘Arcelor Mittal Orbit’ yer aldı.

1990’lardan 2000’li yıllara uzanan süreçte dünya çapında birçok sergi gerçekleştiren Anish Kapoor’un dikkat çeken büyük boyutlu projeleri arasında, Kunsthaus Bregenz’de 20 tonluk kırmızı vazelin ve mumdan oluşan heykeli ‘Benim Kırmızı Yurdum’ (2003), Chicago’daki Millennium Park’ta 110 tonluk paslanmaz çelik heykeli ‘Bulut Geçit’ (2004), Viyana’da Museum fur Angewandte Kunst’ta ve Londra’da Royal Academy’de ‘Köşeye Ateş Etmek’ enstalasyonu (2009) ve Paris Grand Palais’de sergilediği ‘Leviathan’ heykeli bulunur.

 Haber : Tuna SAYLAĞ   

Kaynak : []

 

Hatay’da inşaat çalışması süren yeni müze binası, yıllardır depoda ve toprak altında bekletilen eserlere ev sahipliği yapacak.
 Hatayda-yeni-muze

Çok sayıda medeniyeti barındıran ve her karış toprağından tarih fışkıran “Hoşgörü Kenti” Hatay’da inşaatı süren yeni müze binası, bugüne kadar teşhir edilememiş eserlere de ev sahipliği yapacak.

Kent merkezinde yer alan mevcut müzenin yetersizliği nedeniyle bugüne kadar gün yüzüne çıkarılan eserlerin bir kısmının sergilenebildiği Hatay, 29 Ekim’de açılması planlanan yeni müzeyle depolarda bekletilen eserlerle ziyaretçileri tarihte yolculuğa çıkaracak.

Mevcut müzedeki mozaiklerin taşınmasının devam ettiği çalışma kapsamında, tespit edilen ancak yer darlığı nedeniyle toprak altından çıkarılamayan mozaikler de usta eller tarafından gün ışığına çıkarılarak, müzeye taşınıyor. Mozaiklerin yeniden restore edilmesinin yanı sıra geçmişte yerleşim yerleri olan Üçağız Mağarası ile Tell Tayinat ve Aççana höyükleri de müzede inşa ediliyor.

Hatay Arkeoloji Müzesi teşhir ve tanzim işinden sorumlu restoroter Celalettin Küçük, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından projelendirilen ve İl Özel İdaresi tarafından ihalesi yapılan 50 bin metrekare alan üzerine kurulacak yeni müze inşatına 2011’in Haziran ayında başlandığını söyledi.

Yeni müzede 11 bin 700 metrekarelik sergi alanı bulunacağını ifade eden Küçük, burayı ziyaret edenlerin teknolojiyle tarihi bir arada bulacağını kaydetti.

Müzenin 29 Ekim’e yetiştirilmesi için işçisinden arkeoloğuna herkesin büyük gayretle çalıştığını vurgulayan Küçük, şöyle devam etti:

” Hatay Arkeoloji Müzesi diyince akla ilk mozaikler geliyor. Mevcut müzenin içerisindeki mozaikler restore edilirken, arazide daha önce belirlenen mozaikler de buraya getiriliyor. İlk etapta 2 bin 500 metrekarenin üzerinde mozaik sergisi düşünüyoruz. Proje uzun soluklu, bu çerçevede başka eserlerin de gelmesi söz konusu. Mevcut müze içerisinde bugüne kadar sergilenmemiş, arkeolojik açıdanHatay sikke koleksiyonu söz konusu. Sikke koleksiyonuyla ilgili yeni yerimizde bölüm oluşturuyoruz. Bunlar müzenin önemli noktaları. Müzenin planlamasını yaparken belirli odak nokları seçtik. Gezen insanlar, M.Ö 45 binden günümüze kadar değişimi çok rahat görebilecek, o dönemdeki insanların yaşadıkları yerlerin mimarisi, eserleri nasıl kullandıkları konusunda çok ciddi bir bilgi sahibi olacaklar. Bugüne kadar sergilenmemiş çok çarpıcı eserler var. Sergilenmemiş değerli mozaikler var, her biri simge olabilecek nitelikte. Bu anlamda çok yankı uyandıracak müze olacak. Yeni müzemizde teknolojiyi de kullanarak, M.Ö. 45 binden günümüze olan değişimi canlandırmalarla, yerli ve yabancı turistlerin beğenisine sunacağız.”

Hedef, dünyada ilk 5 müze arasında yer almak

Her karış toprağından tarih fışkıran Hatay’ın önemli konuma sahip olduğunu ve yapılacak müzenin de bu anlamda dikkat çekeceğini ifade eden Küçük, hedeflerinin hem eserleri hem de bilimselliğiyle dünyada adından söz ettiren ve ilk beş arasında yer alacak bir müze açacaklarını belirtti.

Eserlerin restorasyonu konusunda kazı ekipleriyle işbirliği içerisinde olduklarını belirten Küçük, bu kapsamda ABD, İngiltere, İtalya ve Türkiye’deki üniversitelerden ekiplerin ortak çalışma yürüttüklerini söyledi.

Arkeoloji Müzesi Müdürü Nilüfer Sezgin ise yeni müzenin zamanında açılması ve eserlerin taşınması için çalışmaların devam ettiğini, Harbiye beldesi başta olmak üzere Erzin, Kırıkhan, Arsuz, Dörtyol gibi yerlerde daha önce kazısı yapılmış ancak yer darlığı nedeniyle toprak altında bekletilen yaklaşık 400 metrekare mozaiğin müzeye naklini sürdürdüklerini kaydetti.

Mevcut müzede yer alan bin 165 metrekare mozaiğik de büyük bölümünün nakledildiğini belirten Sezgin, depolarda bulunan yaklaşık 550 metrekare ile sergilenen 650 metrekare mozaiğin de büyük bir bölümünün yeni müzeye getirildiğini söyledi.

2 bin 300 yıl önce yazılmış oyun

Arkeolog Ömer Çelik ise 1997’de tespiti yapılan, 2007’de kazı çalışmasıyla gün yüzüne çıkarılan Helenistik dönemde yaşamış oyun yazarı Menander’in 4 panodan oluşan oyun tasvir ettiği mozaiğin yeni müzeye taşındığını ve burada restorasyonunun devam ettiğini belirterek, “Bu oyunların 2 bin 300 yıl önce yazıldığını ve yazılmasından yaklaşık 600 yıl sonra MS 3. yüzyılda Romalılar tarafından mozaiğe yansıtıldığını tespit ettik. 2009 yılında da bölgede kazı çalışmalarımızı devam ettirdik. Yeni müze çalışmalarıyla toprak altında bekletilen ve üzerinde oyunların isimlerinin yer aldığı yazı ve figürlerden oluşan mozaik panoları buraya taşıdık. Ekiplerimiz bu mozaiklerin restorasyonunu yapıyor” diye konuştu.

Kaynak :  onedio.com

HATAY – İsmihan Özgüven

 

Ali CANDAŞ  kimdir:

1940 Trabzon Beşikdüzü’nde dünyaya geldi. Babasının görevi nedeniyle ilkokulu Erzurum Gazi İlkokulu’nda bitirdi. 1952 yılında Erzurum Pulur Köy Enstitüsü’ne sınavla girdi. 1956 yılında İstanbul Çapa Öğretmen Okulu resim semineri öğrencisi oldu. 1959 yılında bu okulu bitirerek ilkokul öğretmeni olarak İstanbul-Çatalca Bahşayiş köyü öğretmeni oldu.

ali candaş Aynı yıl Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü’nü ikincilikle kazandı.1962 yılında resim-iş öğretmeni olarak Urfa Kız Öğretmen Okulu’na atandı.1965 te Trabzon Karma Ortaokuluna nakli çıktı. İşini çok sevdiği için bu okulda fazla kalmadan, altı ay sonra Ordu Perşembe Öğretmen Okulu’ resim-İş öğretmenliğine geçiş yaptı.

1971 yılında ilk kişisel sergisini bu şehirde açtı. 1973 kasımında sanat duygularının alevlendiği İstanbul-Çapa Öğretmen Okulu resim öğretmenliğine atandı. Bu okulda beş yıl çalıştıktan sonra İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü’ne geçti. Yıl 1978 di.

Aynı kurumda; (yeni adıyla Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü) Prof. olarak uzun yıllar çalıştıktan sonra 2006 haziranında kendi isteği ile emekli olmuştur. Ali Candaş işini çok seven bir sanat eğitimcisi olduğu için 20 yıl gibi uzun bir zaman dilimini öğrencilerine ayırdı. 1982 de sanatı için çalışmaya başladı. 150 civarında karma ve gurup sergilerine katılırken 60 kadar kişisel sergi açmıştır.

 Sanatçının aldığı ödül, yayın ve Müzelerde bulunan resimleri aşağıda listelenmektedir.

 ÖDÜLLER 

  • 1983 9.Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali Resim Yarışması ÖDÜL
  • 1987 TBMM Milli Egemenlik ve Barış konulu Resim Yarışması MANSİYON
  • 1987 4.Yunus Emre ‘Sevelim sevilelim’ Resim Yarışması
  • 1987 21. DYO Resim Yarışması MANSİYON
  • 1988 TBMM Milli Egemenlik temasını da içeren Resim Yarışması BİRİNCİLİK
  • 1988 Uluslararası Bandırma Kuş Cenneti Kültür ve Sanat Festivali BAŞARI PLAKETİ
  • ali candaş

    Sol Baştan : Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı Hale ÜRKMEZGİL,
    Genel Sekreter Naci ÖZCAN, Ressam Reha YALNIZCIK,Ressam İlhan ŞEN,
    ALİ CANDAŞ

     

YAYINLAR

  • 1987 Ramko Sanat Merkezi Kataloğu
  • 1992 Emlakbank Sergi Kataloğu
  • 1993 Alkent Actuel Art Sergi Kataloğu
  • 1994 Karsu Tekstil Sanat Gal. Kitapçığı
  • 2000 Garanti Sanat Galerisi Sergi Kataloğu
  • 2002 Alkent Actuel Art Kitabı (200sayfa)
  • 2004 Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Sergisi Kitapçığı
  • 2009 Resimde Temel CANDAŞ DESEN kitabı 516 sayfa
  • 2012 SEYİF YAŞAM (Anılarım) 464 sayfa
  • Ali CANDAŞ

    Ali CANDAŞ

MÜZELER

  • Ankara Devlet Resim – Heykel Müzesi
  • Bolu Devlet Resim – Heykel Müzesi
  • Ankara Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü
  • Erzurum Resim – Heykel Müzesi
  • Çanakkale Devlet Güzel Sanatlar Galerisi
  • Ankara Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü
  • Ankara Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü
  • Eskişehir Anadolu Üniversitesi Çağdaş Sanatlar Müzesi
  • Edirne Trakya Üniversitesi Çağdaş Resim – Heykel Müzesi
  • Balıkesir Devrim Erbil Müzesi
  • Ankara Gazi Üniversitesi Resim-Heykel Müzesi
  • Ankara Hacettepe Üniversitesi Çağdaş Sanatlar Müzesi

 Rus kültürü vesanatını en iyi örnekleriyle Türkiye’de tanıtmak, iki ülkenin toplumları arasındaki dostluk ilişkilerini güçlendirmek amacıyla gerçekleştirilecek etkinlikler kapsamında”Rus dansları”, ”Russineması günleri”, sempozyumlar, tiyatro,edebiyat defilesi, ”Rus el sanatları panayırı” ve opera etkinlikleri yapılacak.

rus-halk-danslarıTürk-Rus Kültür Vakfı öncülüğünde, Türkiye ve Rusya kültür bakanlıklarının desteğiyle düzenlenen festival, “İgor Moiseyev”Devlet Akademik Asamblesi’nin 85 kişilik kadrosuyla sergileyeceği Rus halk dansları gösterisiyle açılacak.

Kapanış, Hakan AysevEvgeniya DushinaAsude Karayavuz veMnikolay Efremov’un Rusça ve Türkçe seslendireceği eserlerle yapılacak. Konsere, Rengim Gökmen’in şefliğinde CRR Senfoni Orkestrası eşlik edecek.

Festival kapsamında, Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi’nde düzenlenecek fotoğraf sergisinde, Türkiye ve Rusya arasındakidiplomatik ilişkilere dair fotoğraflar sergilenecek, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında Sovyetler Birliği tarafından yapılan desteğe dikkat çekilecek.

St. Petersburg Dostoyevski Müzesi tarafından Dostoyevski veKahramanları” konulu teatral defilede, St. Petersburg’un çeşitlitiyatrolarında sahne alan 35 sanatçı, Dostoyevski’nin 24 romankarakterini canlandıracak. Sinemaseverler, Mimar Sinan ÜniversitesiSinema-TV Merkezi’nde gerçekleştirilecek “Rus SinemasıGünleri”nde 5 Rus filmi izleyecek ve 3 yönetmenle tanışacak. Rus yönetmenler Vladimir Menşov, Karen Şahnazarov ve Govoruhin, gösterimden önce seyircilerle sohbet edecek.
Festival kapsamında, Üsküdar Tekel Sahnesi’nde Dostoyevski’nin “Yer Altından Notlar” adlı romanından festival için tiyatroya uyarlanan tek kişilik oyun sergilenecek.rus-festivali

İmam Adnan Sokak, Rus motifleriyle süslenecek

Taksim İmam Adnan Sokak’ta düzenlenecek “Rus El Sanatları Panayırı”nda, sokağın tamamı Rus motifleriyle süslenecek. 12 çadır ve bir podyumun yer alacağı panayırda, matruşka boyama, hohloma gibi sanatlar uygulamalı olarak gösterilecek.
“Dünya Eğitim Alanında Kültür ve Sanat Üniversiteleri” başlıklı uluslararası sempozyumda, çeşitli başlıklarda 5 oturum, 17 Nisan’da ise 5 master-class yapılacak. İstanbul Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki etkinlikte ise üniversite öğrencileri, Rus edebiyatının klasiklerinden birini veya bir bölümünü 30-40 dakikalık tiyatro oyunu şeklinde sahneleyecek.

 

İstanbul’da Rusya ve Türkiye Kültür Bakanlıkları ile Türk Rus Kültür Vakfı’nın organizatörlüğünde 15-21 Nisan tarihlerinde “Rus Kültürü Festivali” düzenleniyor. Rus kültürü ve sanatını en iyi örnekleriyle Türkiye’de tanıtmayı, İstanbul’u ve Türk kültürünü Ruslarla buluşturmayı hedefleyen festival kapsamında birçok ünlü Rus sanatçı İstanbul’a gidecek.

Festivalin organizatörleri arasında Rusya Federasyonu’ndan St.Petersburg Yasama Meclisi ve Tataristan Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı, Rusya Parlementosu Kültür Komitesi, Türk Rus Toplumsal Forumu, Türk Rus Kültür Vakfı, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm bakanlığı, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi ve Beyoğlu Belediyesi yer alıyor.

Festival Etkinlikleri:

Üniversiteliler arası tiyatro yarışması: Üniversite öğrencileri Rus edebiyatının klasiklerinden birini veya bir bölümünü 30-40 dakikalık bir tiyatro oyunu şeklinde sahneleyecekler. Yapılacak uyarlama genel ahlaki değerlere aykırı olamamalı, siyasi içerik taşımamalı, her hangi bir devlet veya millete yönelik aşağılayıcı ifade veya imalar taşımamalı. Değerlendirme profesyonellerden oluşan 5 kişilik bir jüri tarafından yapılacak. Dereceye giren yarışmacılara çeşitli ödüller verilecek.

TARİH: 4-7 Nisan 2013

YER: İstanbul Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi

Fotoğraf sergisi: Türkiye ve Rusya arasındaki diplomatik ilişkilere dair fotoğraflar sergilenecek, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında SSCB tarafından yapılmış olan desteğe dikkat çekilecek. Fotoğraflar Rusya Federasyonu’nun Ankara Büyükelçiliği tarafından sağlanacak.

TARİH: 9- Nisan, 2013

YER: Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi

Festivalle ilgili basın toplantısı: Toplantı İstanbul Kongre Merkezi’nde, 15 Nisan 2013’te, saat 17.00’da yapılacak. Toplantıya katılacak isimler ve medya kuruluşları Nisan ayı başında netlik kazanacak.

Festivalin açılış kokteyli: Kokteyl bir senaryo çerçevesinde gerçekleşecek ve biri Rus biri Türk olmak üzere iki sunucu tarafından yönetilecek. Açılış kokteyline devlet erkanı, sanatçılar, akademisyenler, iş çevresinden her iki ülkenin önde gelen isimleri davet edilecek. Festivalin açılış konuşmaları 300 davetlinin katılacağı bu kokteylde yapılacak.

TARİH: 15 Nisan 2013 (saat 18.00-19.30)

YER: İstanbul Kongre Merkezi

Rus halk dansları gösterisi: İgor Moiseyev Devlet Akademik Ansamblesi sahne alacak ve Rus halk danslarından örnekler sunacak. Gösteriyi davetli misafirlerin yanı sıra biletli seyirciler de izleme şansı bulacak.

TARİH: 15 Nisan 2013 (başlama saati 20.00)

YER: İstanbul Kongre Merkezi, Harbiye Oditoryum

Rus el sanatları panayırı: Açık havada yapılacak olan panayırda hedef daha geniş halk kitlesini Rus el sanatlarıyla tanıştırmak. Sokağın tamamı kapatılarak Rus motifleriyle süslenecek. 12 çadır ve bir podyumun yer alacağı sokakta matryoşka boyama, hohloma gibi sanatlar uygulamalı olarak gösterilecek. İlgili sanatçılar Rusya’dan gelecek. Yasnaya Polyana Müzesi ve St.Petersburg Dostoyevski Müzesi de birer çadırda sunumlar yapacak. Podyumda ise Rus halk müziği konseri, “Dostoyevski Kahramanları” edebiyat defilesi, “Güneş Nemrut’tan Doğar” moda defilesi, halk dansları gösterisi yapılacak. Festival sponsorlarına panayır alanında kendi tanıtımlarını yapmak üzere birer stand verilecek. Panayır alanının güvenliğini Beyoğlu Belediyesi sağlayacak. Valilikten ek güvenlik tedbirleri talep edilecek. Panayır alanına giriş ücretsiz olacak.

TARİH: 15-21 Nisan 2013rusfestivali (saat 10.00-21.00)

YER: Taksim, İmam Adnan sokak

Rus sineması günleri: Festival boyunca sinemaseverler beş Rus filmi ve üç yönetmenle tanışacak. Sinema günlerine katılmak üzere İstanbul’a gelecek olan Vladimir Menşov, Karen Şahnazarov, Govoruhin filmlerden önce seyircilerle sohbet edecek, onların sorularını cevaplandıracak. Filmlerin gösterileceği mekanda Rus sineması afiş sergisi yapılacak.

TARİH: 15-19 Nisan 2013

YER: Mimar Sinan Üniversitesi Sinema-TV Merkezi

Sempozyum: Bu yıl yedincisi gerçekleşecek olan “Dünya Eğitim Alanında Kültür ve Sanat Üniversiteleri” uluslar arası sempozyumun konusu “Kültürler Arası İletişimde Avrasya Geleneği ve Modernite”. Sempozyumun inisiyatif sahibi Moskova Devlet Kültür ve Sanat Üniversitesi’nin Türkiye’deki partneri Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi. 16 Nisan’da çeşitli başlıklarda 5 oturum, 17 Nisan’da ise 5 master-class yapılacak. Sempozyumun katılımcıları için T.C.Kültür ve Turizm Bakanlığı 18 Nisan’da İstanbul gezisi düzenleyecek. Sempozyuma çeşitli ülkelerden 120 akademisyenin katılımı beklenmekte. Sempozyumun koordinatörlüğünü MGUKİ adına İrina Silakova, MSGSÜ adına Prof. Ahmet Taşağıl yapmaktadır.

TARİH: 16-18 Nisan 2013

YER: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi

Tiyatro: Toplumun farklı kesimlerini çeşitli yollarla Rus kültürüyle tanıştırmayı hedefleyen Festival kapsamında “Yer Altından Notlar” tiyatro oyunu sahnelenecek. Eser Türk Rus Kültür Vakfı’nın siparişiyle Dostoyevski’nin aynı adlı romanından Festival için tiyatroya uyarlandı. Tek kişilik oyunun aktörü Nadir Sarıbacak, yönetmeni Celal Mordeniz. Davetlilerin yanı sıra biletli seyirciler de oyunu izleme imkanı bulacaklar.

TARİH: 16 Nisan 2013 (saat 20.00)

YER: DT Üsküdar Tekel Sahnesi

Rus halk müziği enstrümanları konseri : MGUKİ halk enstrümanları orkestrasından 25 kişi panayır alanında sahne alacak. Rus halk müziğinden ve şarkılarından örnekler sunacaklar.

TARİH: 16 Nisan 2013 (12.00-13.00 ve 16.30-17.30)

YER: Taksim, İmam Adnan Sokak

Edebiyat Defilesi: St.Petersburg Dostoyevski Müzesi tarafından “Dostoyevski ve Kahramanları” konulu teatral defile gerçekleştirilecek. Gösteride St.Petersburg’un çeşitli tiyatrolarında sahne alan 35 sanatçı yer alacak. İzleyiciler Dostoyevski’nin romanlarındaki kahramanları kendi dönemlerine ait kostümleriyle görme fırsatı bulacaklar. Etkinlik açık havada (panayır alanında), halka açık olarak yapılacak.

TARİH: 17 Nisan 2013 (12.00-13.00 ve 16.30-17.30)

YER: Taksim, İmam Adnan Sokak

Moda Defilesi: İstanbul Aydın Üniversitesi Moda Tasarım Bölümü tarafından hazırlanmış olan defile Anadolu medeniyetlerini konu almakta. “Güneş Nemrut’tan Doğar” defilesi canlı renk ve sıra dışı çizgileriyle izleyicileri eski Anadolu’ya götürecek. Defile turistik açıdan Nemrut’a dikkat çekmeyi hedeflemekte. Etkinlik halka açık yapılacak.

TARİH: 18 Nisan 2013 (12.00-13.00 ve 16.30-17.30)

YER: Taksim, İmam Adnan Sokak

Opera Konseri: Kıtaları birleştiren şehir İstanbul’da muhteşem bir buluşma gerçekleşecek. Rus Kültürü Festivali’nin kapanış konserinde operanın usta ismi Hakan Aysev, Rusya’nın pek çok ödül sahibi genç yıldızı Evgeniya Dushina, Türkiye’yi yurt dışında başarıyla temsil eden,İtalya’nın ünlü operası La Scala’da defalarca sahneye çıkmış olan Asude Karayavuz ve Moskova Çaykovski Devlet Konservatuarı Opera Tiyatrosu’nun başarılı sanatçısı Nikolay Efremov programlarıyla dinleyicileri şaşırtmaya hazırlanıyor. Konserde Rusça ve Türkçe eserler de seslendirilecek. Bu coşkulu konsere Rengim Gökmen’in şefliğinde CRR Senfoni Orkestrası eşlik edecek. Konseri davetlilerin yanı sıra biletli seyirciler de izleyebilecek.

TARİH: 19 Nisan 2013 (saat 20.00)

YER: Cemal Reşit Rey Konser Salonu

Detaylı bilgi için http://www.rusfestistanbul.org sitemize bakabilirsiniz.

TÜYAP tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile 13-17 Şubat 2013 tarihlerinde Antalya 2. Kitap Fuarı kapılarını açmaya hazırlanıyor. İşte etkinlik programı:

13 ŞUBAT 2013  ÇARŞAMBA

DÜDEN SALONU

14.00-15.00
Söyleşi: “Cumhuriyet’in İlk Yüzyılı”
Konuşmacı: İlber Ortaylı
Düzenleyen: Timaş Yayınları

15.15-16.15
Söyleşi: “ Aşktır İlaçtır”
Konuşmacı: Yüksel Pazarkaya
Düzenleyen: TÜYAP

17.45-18.45
Şiir Dinletisi: “Şiir Ve İmge”
Yöneten:: Yusuf Alper
Konuşmacılar: Yunus Koray, Gazanfer Eryüksel, Murat Acar, Özlem Şahin
Düzenleyen: Antalya Edebiyat Platformu

14 ŞUBAT 2013 PERŞEMBE

DÜDEN SALONU

13.30-14.30
Söyleşi: “Balkanlardan Çukurova’ya Bir Sevda Masalı Hürriyet”
Konuşmacı: Nur İçözü
Düzenleyen: Altın Kitaplar

14.45-15.45
Ahmet Tüzen
Düzenleyen: TÜYAP

16.00-17.00
Söyleşi: “Geçmişten Günümüze Antalya’da Edebiyat Dergileri”
Yöneten: Kâmile Yılmaz
Konuşmacılar: Nuri Erkal, Neşe Karel, Hasan Varol
Düzenleyen: Antalya Edebiyat Platformu

15 ŞUBAT 2013 CUMA

DÜDEN SALONU

13.15-14.15
Söyleşi: Gizem Dolu Macera Romanı “Baykuş Yemini”
Konuşmacı: Yeşim Saygın Armutak
Düzenleyen: Günışığı Kitaplığı

14.30-15.30
Söyleşi: “Bir Semt, Bir Dönem, Yeni Bir Yaklaşım: Espas”
Konuşmacılar: Semih Poroy, Selma Sancı
Düzenleyen: Sel Yayıncılık

15.45-16.45
Söyleşi: “Cumhuriyete Kalan Miras ve Türk Gençliği”
Konuşmacı: Ramazan Demir
Düzenleyen: Akdeniz Üniversitesi

17.00-18.00
Söyleşi: “Türk Şiirinde Antalya”
Yöneten: Gazanfer Eryüksel
Konuşmacılar: Yunus Koray, Kubilay Köktürksuvarlı, Nisa Leyla, Hasan Varol
Düzenleyen: Antalya Edebiyat Platformu

16 ŞUBAT 2013 CUMARTESİ

DÜDEN SALONU

13.15-14.15
Söyleşi: “Varolmayanlar”
Konuşmacı: Doğu Yücel
Düzenleyen: Doğan  Kitap

14.30-15.15
Söyleşi: “Yıldız  Hilal ve Kalpak”
Konuşmacı: Banu Avar
Düzenleyen: İlkim Ozan Yayınları

15.30-16.30
Söyleşi: “Bilinmeyen Türkler”
Konuşmacı: Heath W. Lowry
Düzenleyen: Bahçeşehir Üniversitesi

16.45-17.45
Söyleşi:  “Feklavye”
Konuşmacılar: Semih Poroy, Turhan Günay, Şükrü Erbaş
Düzenleyen: Sel Yayıncılık

18.00-19.00
Şiir Dinletisi: “Şiir İnsan Yanımız”
Katılımcılar: Şükrü Erbaş, Aydın Şimşek, Şehmus Ay
Düzenleyen: Kanguru Yayınları

 

17 ŞUBAT 2013 PAZAR

DÜDEN SALONU

13.15-14.15
Söyleşi: “Aşk Kırgınları”
Konuşmacı: Nedim Gürsel
Düzenleyen: Doğan  Kitap

14.30-15.30
Anma ve Söyleşi: “Ahmet Tüzün’ü Anma Etkinliği: Günümüz Türk Şiiri”
Konuşmacılar: Yücel Kayıran, Mehmet Can Doğan, Yaşar Güneş, Mehmet Mülayim
Düzenleyen: TÜYAP

15.45-16.45
Söyleşi: “Osmanlıda Aile Hayatı”
Konuşmacı: Yavuz Bahadıroğlu
Düzenleyen: Nesil Yayınları

2006 yılında  Milli Eğitim Bakanlığının da sansür istediği, (Bakınız)Ressam Eugene Delacroix tarafından 1830’da yapılan ve Fransız devrimini anlatan “Halka Önderlik eden Hürriyet” isimli tablo, müzede bir ziyaretçi tarafından kısmen tahrip edildi. 

Fransız devrimini anlatan ve ülkenin sembollerinden biri olan tarihi tabloya, sergilendiği Louvre müzesinin Lens kentindeki binasında 28 yaşındaki bir ziyaretçi kadın üzerine yazdığı yazıyla zarar verdi.

Müze görevlileri tarafından gözaltına alınan kadının, ünlü tablonun üzerine, 30 santimetre uzunluğunda ve 6 santimetre genişliğinde “AE911” harf ve rakamlarını çizdiği ortaya çıktı. Genç kadın olayın ardından gözaltına alındı.

Louvre müzesinin, zarar gören tarihi tablonun eski haline getirilmesi için bir çalışma başlattığı bildirildi.

Bu arada, tablonun üzerine yazılan “AE911” ifadesinin, ABD Kongresi’ne 11 Eylül saldırılarıyla ilgili etkili ve bağımsız bir soruşturma açması talebinde bulunan ve şu ana kadar bin 768 mimar ve mühendis ile yaklaşık 16 bin vatandaşın imza attığı kampanyayı yürüten grubun adıyla aynı olması Fransız basınında yoğun ilgi görüyor.

Piri Reis Haritası 500 yaşında

Piri Reis’in 1513 yılında hazırladığı, Orta ve Güney Amerika’nın doğu kıyılarını gösteren dünya haritasının 500. yıl dönümü münasebetiyle, UNESCO 2013’ü dünyada ”Piri Reis Yılı” ilan etti.

Piri Reis’in hazırladığı ve Mısır seferi sırasında Yavuz Sultan Selim’e sunduğu dünyaca ünlü harita aylık tarih ve kültür dergisi Yedikıta’nın Şubat sayısında geniş yer buldu.
Piri Reis Haritası’nın 500. yıl dönümü ve 2013’ün UNESCO tarafından ”Piri Reis Yılı” ilan edilmesi dolayısıyla, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yeniçağ Tarihi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmut Ak tarafından derlenerek, Yedikıta Dergisi’nde yayınlanan makale, Piri Reis’in haritasıyla ilgili dikkati çekici bilgiler içeriyor. Piri Reis’in 1513’te Gelibolu’da hazırladığı harita, Topkapı Sarayı Müzesi, Revan Kitaplığı, Numara 1633’e kayıtlı olarak muhafaza ediliyor.

Deve derisi üzerine çizip Yavuz Sultan Selim’e sundu

Deve derisi üzerine 9 renk ile resmedilmiş ve üst kısmı koparılmış olan haritada üçü küçük, ikisi büyük 5 rüzgar gülü bulunuyor. Piri Reis çizdiği haritasında pek çok yenilikler ortaya koyduğunu, Hind ve Çin Denizlerinin şimdiye kadar Anadolu’da kimsede bulunmayan yeni haritalarını çıkardığını ve bunu Mısır’da Yavuz Sultan Selim’e sunduğunu belirtiyor.

Prof. Dr. Ak, Piri Reis’in haritasının mevcut kısmında, Atlas Okyanusu’nun iki yakasını ihtiva edecek şekilde, Batı Afrika kıyıları, Asor, Kanarya ve Yeşilburun takımadaları, Atlas Okyanusu, Güney Amerika ile Orta Amerika’nın bilinen kısımları, Florida ve Antiller’in yer aldığını anlatıyor. Prof. Dr. Ak, Piri Reis’in, haritada şekillerin yanı sıra, çizilen yerlerin özelliklerini, ne zaman kim tarafından keşfedildiğini ve kimlerden faydalandığını eklediğini hatırlatıyor. Prof. Dr. Ak’ın verdiği bilgiye göre Piri Reis, çalışmasında Kristof Kolomb’un haritasınıkullanmış, onun 3. seferine katılmış ve daha sonra Kemal Reis’e esir düşmüş olan bir yardımcısının anlattıklarından yararlanmış. Piri Reis’in haritasının en önemli özelliği, çeşitli ölçeklerdeki haritaları tek ölçeğe indirerek, birbirlerinin eksik taraflarını diğerleriyle tamamlamış olması. Harita, günümüze kadar ulaşmayan Kristof Kolomb’un keşiflerine dair en eski eser olması bakımından değer kazanıyor.

”Çağımızda bu haritanın bir benzeri kimsede yoktur”

Prof. Dr. Mahmut Ak, haritanın eşsiz oluşunu şu satırlarla anlatıyor:

”Piri Reis, 1528’de Gelibolu’da bir harita daha çizer ki, bu da Topkapı Sarayı Kütüphanesi Hazine Kitaplığı Numara 1824’te kayıtlıdır. Ceylan derisi üzerine ve 8 renkle çizilen ikinci harita birincisinden daha itinalıdır. Piri Reis bu muhteşem dünya haritasını nasıl yaptığını anlattığı satırlara ”İşte bu harti misalinde harti asır içinde kimesnede yoktur. Bu fakirin elinde telif olup şimdi bünyad oldu” diye başlar. (Çağımızda bu haritanın bir benzeri kimsede yoktur. Bu harita benim elimde şekillendi ve gün yüzüne çıktı.)Bu harita Kuzey Amerika’nın, aslı günümüze ulaşan ilk ilmi haritası olma özelliğini taşıyor.”

Kitab-ı Bahriye’nin de yazarı

Piri Reis’in çizdiği haritaların yanı sıra, bir Akdeniz seyahatnamesi konumunda olan Kitab-ı Bahriyesi’ni de zikretmek gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Ak, şunları belirtiyor:

”Genel anlamda bir Akdeniz seyahatnamesi olan Kitab-ı Bahriye, bütün Akdeniz için bir rehber olması yanında, özellikle henüz fethedilmemiş yerler hakkında Osmanlı idarecilerini bilgilendiriyor. Piri Reis’in en kalıcı hizmeti şüphesiz Osmanlı’nın Akdeniz’deki hakimiyetini kalıcı kılacak mahiyette olan, bütün limanları ve buralardaki ikmal noktalarını tanıtan Kitab-ı Bahriye’yi yazmış olmasıdır.”

Prof. Dr. Ak, Piri Reis’in çizdiği haritalar ve katıldığı seferlerde gördüğü yerler hakkında verdiği bilgilerle, Akdeniz’deki Türk varlığının pekişmesi, Kızıldeniz’in Portekiz tecavüzlerinden korunması ve Osmanlı nüfuzunun Hint sularına taşınmasında büyük hizmetleri olduğunu ifade ediyor. Ak, haritacılık ve coğrafya alanında ünlenen Piri Reis’in çizdiği haritaların, Osmanlı devlet ve ilim adamlarının dünyadaki yenilikleri takiplerine tanıklık ettiğini dile getiriyor.
 Kaynak :[-]

41. İstanbul Müzik Festivali 4 -29 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek

500’e yakın yerli ve yabancı sanatçıyı İstanbul’da ağırlayacak festivalde yer alan 22 konserin ortak teması “Zaman ve Değişim” olacak

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Borusan Holding sponsorluğunda düzenlenen İstanbul Müzik Festivali’nin, 41. yılındaki teması “Zaman ve Değişim”. 4-29 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek festivalin programı, Four Seasons Hotel Istanbul at the Bosphorus’ta düzenlenen bir basın toplantısıyla açıklandı.

Toplantıya, konuşmacı olarak İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Borusan Kültür Sanat Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Hamedi ve festival direktörü Yeşim Gürer Oymak katıldı. Festivalin afişinde sanatçı Sarkis’in parmak izi ve el yazısı, Erkmen’in tasarımıyla yer aldı.

41. İstanbul Müzik Festivali, aralarında Vadim Repin, Maxim Vengerov, Shlomo Mintz, Maria João Pires, Khatia Buniatishvili, Magdalena Kozená, Kim Kashkashian, Sol Gabetta gibi isimler ile dünyanın önde gelen orkestralarından Deutsche Kammerphilharmonie Bremen ve Münih Oda Orkestrası’nın da bulunduğu 500’e yakın yerli ve yabancı sanatçıyı İstanbul’da ağırlayacak. Toplam 22 konserin yer aldığı festival bu yıl ilk defa Surp Vortvots Vorodman Kilisesi’ni kullanacak. Diğer mekânlar arasında Aya İrini Müzesi, Süreyya Operası, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı, Galata Mevlevihanesi Müzesi, Galata Rum İlköğretim Okulu, İstanbul Modern ve İş Sanat Kültür Merkezi bulunuyor.

Festival tarafından besteci Kâmran İnce’ye sipariş edilen “Nasreddin Hoca” adlı eserin dünya prömiyeri, Berlin Counterpoint Ensemble tarafından gerçekleştirilecek. Festival, 4 Haziran Salı akşamı Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilecek açılış konseriyle başlayacak. 17 yaşındaki yıldız kemancı Veriko Çumburidze konserde Sascha Goetzel yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO) eşliğinde Franz Waxman’ın Carmen Fantezisi’ni seslendirecek. Festivalin “Onur Ödülü”, dünya çapında tanınan piyano ikilisi Güher ve Süher Pekinel’e, “Yaşam Boyu Başarı Ödülü” 20. yüzyıla damgasını vurmuş Polonyalı besteci Krzysztof Penderecki’ye verilecek. Biletler 2 Şubat Cumartesi İKSV ve Biletix’ten satışa çıkıyor.

AMSTERDAM SINFONIETTA VE SOL GABETTA 

DÜNYANIN belli başlı tüm salonlarında seçkin sanatçılarla konserler veren Amsterdam Sinfonietta ile klasik müziğin yükselen yıldızı Sol Gabetta, Letonyalı besteci Peteris Vasks’ın İstanbul Müzik Festivali, Amsterdam Sinfonietta, Amsterdam Viyolonsel Bienali ve Toronto Senfoni Orkestrası’nın ortak siparişi olan yeni eserinin Türkiye prömiyeri için festivalde buluşuyorlar. 25 Haziran Salı günü Türkiye İş Bankası sponsorluğunda Aya İrini Müzesi’nde gerçekleştirilecek konserde ayrıca Mozart’ın ve Bloch’un eserleri seslendirilecek.

MÜNİH ODA ORKESTRASI VE BUNIATISHVILI 

ALMAN çoksesli müzik dünyasının en önemli temsilcilerinden biri olan Münih Oda Orkestrası, genç neslin en duyarlı piyanistlerinden, ECHO ve Choc ödülü sahibi Khatia Buniatishvili solistliğindeki konserinde Polonyalı besteci Krzysztof Penderecki’nin dünya tarihindeki bir dönüm noktasına işaret eden eserinin yanı sıra yine festival temasıyla ilişkili Haydn’ın “Veda” başlıklı 45 numaralı senfonisini seslendirecek.

JORDI SAVALL VE HESPÈRION XXI 

2008 İstanbul Müzik Festivali Yaşam Boyu Başarı Ödülü sahibi Jordi Savall, kurucusu olduğu Hespèrion XXI ile 11 Haziran’da Aya İrini Müzesi’nde zaman ve değişim temasına odaklanan en yeni projesi “Hayatın Evreleri”ni müzikseverlerle paylaşacak. Balkanlar’ın son derece zengin müzikal ve sözel mozaiğinden beslenerek kurgulanan konser, festivalin kaçırılmaması gereken etkinliklerinden.

DEUTSCHE KAMMERPHILHARMONIE BREMEN 

FESTİVAL bu yıl, benzersiz müzikal stiliyle dünyanın sayılı orkestraları arasında anılan Deutsche Kammerphilharmonie Bremen’i 14 ve 15 Haziran tarihlerinde iki gece üst üste Aya İrini Müzesi’nde ağırlayacak. Uluslararası üne sahip Türk şef Alpaslan Ertüngealp’in yöneteceği ilk konserde Portekizli piyanist Maria João Pires solist olarak yer alacak. İkinci konserinde şef James Judd yönetiminde çalacak Deutsche Kammerphilharmonie Bremen, dünyanın önemli keman virtüözleri arasında gösterilen Vadim Repin’e eşlik edecek.

Bugünlerde müthiş bir Rus piyanisti ortalığı kasıp kavuruyor, fırtına gibi esiyor. Günümüzün en iyi Rus piyanistleri arasında kabul edilen Alexei Volodin, 15 Şubat 2013 Cuma 20:00’de Sakıp Sabancı Müzesi’ ‘the Seed’de sevenleriyle buluşacak.

Rusya’nın en ünlü piyanistlerinden Alexei Volodin, Sakıp Sabancı Müzesi’de sevenleriyle buluşacak.

Hayranlarıyla görkemli bir buluşma planlayan Volodin, konserindeBeethoven, Rachmaninov ve Prokofiev’den seçmeleri seslendirecek

Albümleri, Almanya’da Live Classics, Avusturya’da ABC Classics ve Hollanda’da Challenge Records tarafından yayınlanan Alexei Volodin son albümünden sonra Challenge Classics sanatçısı oldu.