Şunun için etiket arşivi: Kültür ve Turizm Bakanlığı

 Adana’da, 16-22 Eylül’de düzenlenecek 20. Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nin tanıtım toplantısı Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Zihni Aldırmaz’ın katılımıyla yapıldı.

20-altın-koza-film-festivali

Toplantıda, ilk olarak festival kapsamında yarışmaya katılacak filmlerin fragmanları izlendi. Daha sonra organizasyon hakkında gazetecilere bilgi veren Aldırmaz, sinema ve Yeşilçam dendiğinde akıllara Adana’nın geldiğini söyledi. Aldırmaz, eskiden olduğu gibi şimdi de sinema ve dizilerin Adana’da çekildiğini anlatarak, “Çünkü Adana 365 gün yazı, kışı, baharı yaşayabileceğiniz bir kent” dedi.

20. Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nin dolu dolu bir etkinlik olacağını ifade eden Aldırmaz, şöyle konuştu:

“Gezici sinemamız bu sene yine önemli noktalara gitti. Anadolu insanının dikkatini Altın Koza’ya çekmek için, onlara katkı sağlamak için, onların sevgisini buradaki etkinliğe getirmek için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Altın Koza, Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Daire Başkanlığı, Altın Koza AŞ. ve gönüllülerle yürüyen bir festival. Geçen yıl ilk defa Başbakanlık Tanıtım Fonu’ndan 500 bin lira gibi bir destek aldık. Kültür ve Turizm Bakanlığının desteği oldu. Sayın Bakanımız Ömer Çelik’e arz ettim, kendisi Adana’ya yakışır desteği yapacağını ve gerekli talimatı verdiklerini ifade etti.”

AÇILIŞ 4 YAPRAKLI YONCA İLE…

Açılışın “4 yapraklı yonca” ile başlayacağını anlatan Aldırmaz, “Özellikle benim yaşımdakilerin, hepimizin bu yıldızlarla yaşadığı, Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Fatma Girik ve Filiz Akın’ın katılımıyla açılış başlayacak. Daha sonra da sanatla kültürle, sinema müzikleriyle dolu önemli bir hafta geçireceğiz” dedi.

Geçen yıl festivalin basında güzel haberlerle yer aldığını, bu sene de öyle olmasını ümit ettiğini dile getiren Aldırmaz, “Çevremizde o kadar çok olumsuzluklar var ki, sanatla, kültürle ve çevre faaliyetleriyle gündeme gelmenin ayrıca bir özelliği var” ifadelerini kullandı.

“BEKLENTİMİZ DAHA FAZLA DESTEK”

Festival kapsamında 10 salonda 215 film gösterimi yapılacağını aktaran Aldırmaz, geçen yıl Başbakanlık Tanıtım Fonu ve Sinema Genel Müdürlüğü’nden 750

bin liralık destek aldıklarını, bu desteğin bu yıl daha fazla olmasını arzu ettiklerini kaydetti.

Eskiden Altın Koza’nın çok daha fazla rakamlarla desteklendiğini anlatan Aldırmaz, “Artık Altın Koza ile Altın Portakal eşitlendi ama bu önemli değil. Çünkü biz, Anadolu’nun, Anadolu insanının tek festivaliyiz. Biz 81 vilayetle akrabayız. Dolayısıyla bizim beklentimiz daha fazla açıkçası. Altın Koza kendisiyle yarışan bir festival” dedi.

 

Kültür ve Turizm Bakanlığı, ressamlardan eserlerinin isimlerini, türlerini ve ölçülerini istedi

gesamKültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü, Türkiye Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği’ne (GESAM) “acil” koduyla gönderdiği yazıda, ressamlardan 2013 yılının nisan, mayıs ve haziran aylarında yaptıkları resimlerin “isimlerini, türlerini ve ölçülerini” istedi. Bakanlıktan istenen bu bilgiler, ressamlarda “Fişleniyor muyuz?” endişesi yarattı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı ressamlardan “ilginç bir istekte” bulundu. Bakanlık, GESAM’a gönderdiği “acil” ibareli yazısında, meslek birliğine üye 691 ressamdan 2013 yılının nisan, mayıs ve haziran aylarında yaptıkları resimlerin isimlerini, türlerini ve ölçülerini istedi.

GESAM yönetiminin de söz konusu yazıyı, üyesi bulunan ressamlara, 22 Ağustos’ta, “Acil ve günlüdür” başlıklı bir yazı göndererek duyurdu.

GESAM’dan ressamlara gönderilen yazıda, “Bağlı bulunduğumuz Telif Hakları Genel Müdürlüğü, meslek birliğimize gönderdiği ‘acil’ ibareli yazında, siz değerli üyelerimizin sanatsal üretimlerine göre ‘sınıflandırma, tasnif ve arşivleme’ yapacağından ürettiğiniz eserlere ait bilgilerin GESAM’daki bilgi havuzunda toplanarak bildirilmesi istenmektedir. Bu münasebetle, 2013 yılının ikinci 3 ayında (nisan, mayıs, haziran) yaptığınız yeni eserlerin isimleri, türleri ve ölçülerinin en geç 16 Eylül 2013 Pazartesi akşamına kadar GESAM’a yazı ile bildirilmesi gerekmektedir” denildi.

 

Kaynak : [-]

Hatay’da inşaat çalışması süren yeni müze binası, yıllardır depoda ve toprak altında bekletilen eserlere ev sahipliği yapacak.
 Hatayda-yeni-muze

Çok sayıda medeniyeti barındıran ve her karış toprağından tarih fışkıran “Hoşgörü Kenti” Hatay’da inşaatı süren yeni müze binası, bugüne kadar teşhir edilememiş eserlere de ev sahipliği yapacak.

Kent merkezinde yer alan mevcut müzenin yetersizliği nedeniyle bugüne kadar gün yüzüne çıkarılan eserlerin bir kısmının sergilenebildiği Hatay, 29 Ekim’de açılması planlanan yeni müzeyle depolarda bekletilen eserlerle ziyaretçileri tarihte yolculuğa çıkaracak.

Mevcut müzedeki mozaiklerin taşınmasının devam ettiği çalışma kapsamında, tespit edilen ancak yer darlığı nedeniyle toprak altından çıkarılamayan mozaikler de usta eller tarafından gün ışığına çıkarılarak, müzeye taşınıyor. Mozaiklerin yeniden restore edilmesinin yanı sıra geçmişte yerleşim yerleri olan Üçağız Mağarası ile Tell Tayinat ve Aççana höyükleri de müzede inşa ediliyor.

Hatay Arkeoloji Müzesi teşhir ve tanzim işinden sorumlu restoroter Celalettin Küçük, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından projelendirilen ve İl Özel İdaresi tarafından ihalesi yapılan 50 bin metrekare alan üzerine kurulacak yeni müze inşatına 2011’in Haziran ayında başlandığını söyledi.

Yeni müzede 11 bin 700 metrekarelik sergi alanı bulunacağını ifade eden Küçük, burayı ziyaret edenlerin teknolojiyle tarihi bir arada bulacağını kaydetti.

Müzenin 29 Ekim’e yetiştirilmesi için işçisinden arkeoloğuna herkesin büyük gayretle çalıştığını vurgulayan Küçük, şöyle devam etti:

” Hatay Arkeoloji Müzesi diyince akla ilk mozaikler geliyor. Mevcut müzenin içerisindeki mozaikler restore edilirken, arazide daha önce belirlenen mozaikler de buraya getiriliyor. İlk etapta 2 bin 500 metrekarenin üzerinde mozaik sergisi düşünüyoruz. Proje uzun soluklu, bu çerçevede başka eserlerin de gelmesi söz konusu. Mevcut müze içerisinde bugüne kadar sergilenmemiş, arkeolojik açıdanHatay sikke koleksiyonu söz konusu. Sikke koleksiyonuyla ilgili yeni yerimizde bölüm oluşturuyoruz. Bunlar müzenin önemli noktaları. Müzenin planlamasını yaparken belirli odak nokları seçtik. Gezen insanlar, M.Ö 45 binden günümüze kadar değişimi çok rahat görebilecek, o dönemdeki insanların yaşadıkları yerlerin mimarisi, eserleri nasıl kullandıkları konusunda çok ciddi bir bilgi sahibi olacaklar. Bugüne kadar sergilenmemiş çok çarpıcı eserler var. Sergilenmemiş değerli mozaikler var, her biri simge olabilecek nitelikte. Bu anlamda çok yankı uyandıracak müze olacak. Yeni müzemizde teknolojiyi de kullanarak, M.Ö. 45 binden günümüze olan değişimi canlandırmalarla, yerli ve yabancı turistlerin beğenisine sunacağız.”

Hedef, dünyada ilk 5 müze arasında yer almak

Her karış toprağından tarih fışkıran Hatay’ın önemli konuma sahip olduğunu ve yapılacak müzenin de bu anlamda dikkat çekeceğini ifade eden Küçük, hedeflerinin hem eserleri hem de bilimselliğiyle dünyada adından söz ettiren ve ilk beş arasında yer alacak bir müze açacaklarını belirtti.

Eserlerin restorasyonu konusunda kazı ekipleriyle işbirliği içerisinde olduklarını belirten Küçük, bu kapsamda ABD, İngiltere, İtalya ve Türkiye’deki üniversitelerden ekiplerin ortak çalışma yürüttüklerini söyledi.

Arkeoloji Müzesi Müdürü Nilüfer Sezgin ise yeni müzenin zamanında açılması ve eserlerin taşınması için çalışmaların devam ettiğini, Harbiye beldesi başta olmak üzere Erzin, Kırıkhan, Arsuz, Dörtyol gibi yerlerde daha önce kazısı yapılmış ancak yer darlığı nedeniyle toprak altında bekletilen yaklaşık 400 metrekare mozaiğin müzeye naklini sürdürdüklerini kaydetti.

Mevcut müzede yer alan bin 165 metrekare mozaiğik de büyük bölümünün nakledildiğini belirten Sezgin, depolarda bulunan yaklaşık 550 metrekare ile sergilenen 650 metrekare mozaiğin de büyük bir bölümünün yeni müzeye getirildiğini söyledi.

2 bin 300 yıl önce yazılmış oyun

Arkeolog Ömer Çelik ise 1997’de tespiti yapılan, 2007’de kazı çalışmasıyla gün yüzüne çıkarılan Helenistik dönemde yaşamış oyun yazarı Menander’in 4 panodan oluşan oyun tasvir ettiği mozaiğin yeni müzeye taşındığını ve burada restorasyonunun devam ettiğini belirterek, “Bu oyunların 2 bin 300 yıl önce yazıldığını ve yazılmasından yaklaşık 600 yıl sonra MS 3. yüzyılda Romalılar tarafından mozaiğe yansıtıldığını tespit ettik. 2009 yılında da bölgede kazı çalışmalarımızı devam ettirdik. Yeni müze çalışmalarıyla toprak altında bekletilen ve üzerinde oyunların isimlerinin yer aldığı yazı ve figürlerden oluşan mozaik panoları buraya taşıdık. Ekiplerimiz bu mozaiklerin restorasyonunu yapıyor” diye konuştu.

Kaynak :  onedio.com

HATAY – İsmihan Özgüven

 

Pink Floyd’un kurucusu Roger Waters, “The Wall” turnesi kapsamında, 4 Ağustos akşamı İTÜ Stadyumu’nda olacak. “

Roger WatersThe Wall” prodüksiyonu, “şimdiye kadar yapılmış en büyük sahne gösterisi” olarak adlandırılıyor. Roger Waters’ın albümleri ile aynı adı taşıyan ve konserde “The Wall” albümünün sahne şöleniyle gerçekleştirileceği konser için büyük bir sahne ve 110 metrelik bir duvar kurulacak. Konser için 140 tonluk prodüksiyon malzemesi İstanbul’a 75 tırla gelecek.Roger Waters, sahnede turne için özel olarak yapılan, Berlin Duvarını temsil eden ve turneye adını veren duvarı İstanbul’da sahnede 199’uncu kez yıkacak.

Duvarın gölgesinde “Another Brick in The Wall” parçasını “sürpriz” bir ekip Roger Waters ile seslendirecek.

İngiliz indie rock grubu The XX, Vodafone İstanbul Calling kapsamında, 7 Ağustos akşamı müzikseverlerle Parkorman’da buluşacak.

Gökhan Türkmen, 6 Ağustos’ta Harbiye Açık Hava Tiyatrosu’nda, Ebru Gündeş de 8 Ağustos’ta Vialand Gösteri Merkezi AveaPark’ta konser verecek.

-Film gösterimi Bilgi Üniversitesi Santralistanbul Kampüsü’ndeki açık hava sinema gösterimleri kapsamında, Juan Antonio Bayona’nın yönetmenliğini yaptığı “The Impossible: Kıyamet Günü” filmi, 2-3-4 Ağustos’ta izlenebilecek.

-Sergi Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı işbirliğiyle, “Mukaddes Miras” sergisi, yarın açılacak.

-Sultanahmet Medresesi’nin ev sahipliği yapacağı sergi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Ali Rıza Özcan’ın sanat danışmanlığında düzenlenecek. Sergide, 9. Yüzyıldan 18. Yüzyıla kadar, Abbasilerden Emevilere, Çin’den Moğolistan’a bütün İslam coğrafyasında kaleme alınan, İslam hat sanatında ekol olarak kabul edilen Hafız Osman, Mehmet Emin Üsküdari, Mahmud Sivasi, Hafız Yusuf ve Derviş Mehmed gibi ünlü hattatların da eserlerinin bulunduğu, 99 adet el yazması Mushaf-ı Şerif yer alacak.

-Ressam Javad Alamdari’nin “Gün Batımı” adlı resim sergisi, İstanbul Sanayi Odası Sanat Galerisi’nde sanatseverlerin beğenisine sunulurken, ressam Ayla Akyol’un “İlkbahar Çiçekleri” adlı resimlerinin yer aldığı eserleri, Adalar Kültür Derneği Galerisi’nde sergileniyor.

-3. Uluslararası Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Sempozyumu kapsamında, amatör fotoğrafçı Nicholas V. Artamonoff’un 1930-1947 yılları arasında İstanbul’da çektiği fotoğrafların sergilendiği “Artamonoff: Bizans İstanbul’u İmgeleri, 1930-1947” sergisi devam ediyor

-. Kentin tarihiyle yakından ilgilenen Artamonoff’un perspektifinden İstanbul’daki Bizans mirası sunulduğu sergi, Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde (AnaMed) görülebilecek.

 

Türkiye Sanat Kurumu (TÜSAK) ile ‘Sanatın Desteklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı’ adlı taslak çalışmada, sanatçılarla ilgili önemli düzenlemeler yapılıyor.

dtDevlet Tiyatroları (DT) ile Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nü (DOBGM), içinde pek çok koroyu barındıran Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nü kapatan taslak, özel sanat kurumlarını desteklemeye ağırlık veren TÜSAK’ı kuruyor.

İKRAMİYE KALKIYOR

Taslakta DT ile DOBGM’nün sanatkâr memur unvanlı sözleşmeli personellerin pozisyonları ile birlikte hiçbir işleme gerek kalmaksızın Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredileceği belirtilerek şu düzenleme yapıldı: “Bu personel ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda aynı unvanlı çalışmakta olan personel, halen görev yapmakta oldukları ilin İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nde görevlendirilmiş sayılır. Bu personele bu maddenin yayım tarihi itibariyle aldıkları son aylık sözleşme ücretlerini dört ikramiye ve iki teşvik ikramiyesi hariç kısmı aylık olarak ödenmeye devam olunur. Bu personel devlet memurlarına yapılan ücret artışı ve zamlardan aynı oranda yararlandırılır. Bu personel izin almak kaydıyla sanatsal faaliyetlerde çalışabilir. Bu personel, sanat grubu, koro, topluluk, orkestra gibi operavebaleoluşumlar kurarak Türkiye Sanat Kurumu’na sunmak üzere projeler hazırlayabilir.”

EMEKLİYE AYRILMA TEŞVİĞİ

Bakanlık, müdürlüklerde kalmak istemeyen ve konservatuvar mezunu ve en az 15 yıl görev yapmış sanatçıların da isterlerse Güzel Sanatlar fakültelerine, konservatuvarların ilgili bölümlerine öğretim görevlisi olarak atanabilmesini sağlıyor. Sanatçıların emekli olması için de teşvik uygulaması yapılıyor. DT Genel Müdürü Lemi Bilgin ve DOB Genel Müdürü Rengim Gökmen ise bakanlık müşaviri oluyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

 

UNESCO Türkiye Milli Komitesi, Nasreddin Hoca’nın UNESCO’nun Somut Olmayan Dünya Mirası Listesi’ne alınmasını hedefliyor

nasreddin-hoca

UNESCO Türkiye Milli Komitesi, 7-8 Mayıs’ta yaklaşık 30 ülkenin katılımıyla gerçekleştireceği toplantı sonunda “Nasreddin Hoca Fıkraları Anlatı Geleneği” hakkında bir dosya hazırlayıp böylece Nasreddin Hoca’nın UNESCO’nun Somut Olmayan Dünya Mirası Listesi’ne alınmasını hedefliyor.

UNESCO Türkiye Milli Komitesi Başkanı Öcal Oğuz, Nasreddin Hoca fıkralarının da inanılmaz geniş bir coğrafyada anlatıldığını vurgulayarak şöyle devam etti: “Dünyanın birçok yerinde Nasreddin Hoca fıkraları kuşaktan kuşağa, atadan toruna miras olarak aktarılıyor. Doğu Türkistan’da, Çin’de, Türkistan’da, Özbekistan’da, Kazakistan’da, Kırgızistan’da, Türkmenistan’da, Azerbaycan’da, Anadolu’da, Balkanlar’da, Ortadoğu’da, Kuzey Afrika’da, Hindistan’da Nasreddin Hoca fıkraları anlatılıyor. Bu bölgelerdeki 43 ülkeyi, 7-8 Mayıs’ta UNESCO’ya ‘Nasreddin Hoca Fıkraları Anlatı Geleneği’ni çok milletli bir dosya olarak sunmak için davet ettik. 30’un üzerindeki ülkeden olumlu yanıt geldi. UNESCO’nun bunu dünya mirası listesine almasını hedefliyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü ile bu çalışmanın içindeyiz. Bu dosyayı, UNESCO’ya sunacağız” dedi.

Nasreddin Hoca UNESCO listesine girmeye aday

UNESCO Türkiye Milli Komitesi, Nasreddin Hoca’nın UNESCO’nun Somut Olmayan Dünya Mirası Listesi’ne alınmasını hedefliyor

UNESCO Türkiye Milli Komitesi, 7-8 Mayıs’ta yaklaşık 30 ülkenin katılımıyla gerçekleştireceği toplantı sonunda “Nasreddin Hoca Fıkraları Anlatı Geleneği” hakkında bir dosya hazırlayıp böylece Nasreddin Hoca’nın UNESCO’nun Somut Olmayan Dünya Mirası Listesi’ne alınmasını hedefliyor.

nasrettin-hoca-ve-essegi
UNESCO Türkiye Milli Komitesi Başkanı Öcal Oğuz, Nasreddin Hoca fıkralarının da inanılmaz geniş bir coğrafyada anlatıldığını vurgulayarak şöyle devam etti: “Dünyanın birçok yerinde Nasreddin Hoca fıkraları kuşaktan kuşağa, atadan toruna miras olarak aktarılıyor. Doğu Türkistan’da, Çin’de, Türkistan’da, Özbekistan’da, Kazakistan’da, Kırgızistan’da, Türkmenistan’da, Azerbaycan’da, Anadolu’da, Balkanlar’da, Ortadoğu’da, Kuzey Afrika’da, Hindistan’da Nasreddin Hoca fıkraları anlatılıyor. Bu bölgelerdeki 43 ülkeyi, 7-8 Mayıs’ta UNESCO’ya ‘Nasreddin Hoca Fıkraları Anlatı Geleneği’ni çok milletli bir dosya olarak sunmak için davet ettik. 30’un üzerindeki ülkeden olumlu yanıt geldi. UNESCO’nun bunu dünya mirası listesine almasını hedefliyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü ile bu çalışmanın içindeyiz. Bu dosyayı, UNESCO’ya sunacağız” dedi.

 Rus kültürü vesanatını en iyi örnekleriyle Türkiye’de tanıtmak, iki ülkenin toplumları arasındaki dostluk ilişkilerini güçlendirmek amacıyla gerçekleştirilecek etkinlikler kapsamında”Rus dansları”, ”Russineması günleri”, sempozyumlar, tiyatro,edebiyat defilesi, ”Rus el sanatları panayırı” ve opera etkinlikleri yapılacak.

rus-halk-danslarıTürk-Rus Kültür Vakfı öncülüğünde, Türkiye ve Rusya kültür bakanlıklarının desteğiyle düzenlenen festival, “İgor Moiseyev”Devlet Akademik Asamblesi’nin 85 kişilik kadrosuyla sergileyeceği Rus halk dansları gösterisiyle açılacak.

Kapanış, Hakan AysevEvgeniya DushinaAsude Karayavuz veMnikolay Efremov’un Rusça ve Türkçe seslendireceği eserlerle yapılacak. Konsere, Rengim Gökmen’in şefliğinde CRR Senfoni Orkestrası eşlik edecek.

Festival kapsamında, Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi’nde düzenlenecek fotoğraf sergisinde, Türkiye ve Rusya arasındakidiplomatik ilişkilere dair fotoğraflar sergilenecek, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında Sovyetler Birliği tarafından yapılan desteğe dikkat çekilecek.

St. Petersburg Dostoyevski Müzesi tarafından Dostoyevski veKahramanları” konulu teatral defilede, St. Petersburg’un çeşitlitiyatrolarında sahne alan 35 sanatçı, Dostoyevski’nin 24 romankarakterini canlandıracak. Sinemaseverler, Mimar Sinan ÜniversitesiSinema-TV Merkezi’nde gerçekleştirilecek “Rus SinemasıGünleri”nde 5 Rus filmi izleyecek ve 3 yönetmenle tanışacak. Rus yönetmenler Vladimir Menşov, Karen Şahnazarov ve Govoruhin, gösterimden önce seyircilerle sohbet edecek.
Festival kapsamında, Üsküdar Tekel Sahnesi’nde Dostoyevski’nin “Yer Altından Notlar” adlı romanından festival için tiyatroya uyarlanan tek kişilik oyun sergilenecek.rus-festivali

İmam Adnan Sokak, Rus motifleriyle süslenecek

Taksim İmam Adnan Sokak’ta düzenlenecek “Rus El Sanatları Panayırı”nda, sokağın tamamı Rus motifleriyle süslenecek. 12 çadır ve bir podyumun yer alacağı panayırda, matruşka boyama, hohloma gibi sanatlar uygulamalı olarak gösterilecek.
“Dünya Eğitim Alanında Kültür ve Sanat Üniversiteleri” başlıklı uluslararası sempozyumda, çeşitli başlıklarda 5 oturum, 17 Nisan’da ise 5 master-class yapılacak. İstanbul Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki etkinlikte ise üniversite öğrencileri, Rus edebiyatının klasiklerinden birini veya bir bölümünü 30-40 dakikalık tiyatro oyunu şeklinde sahneleyecek.

 

İstanbul’da Rusya ve Türkiye Kültür Bakanlıkları ile Türk Rus Kültür Vakfı’nın organizatörlüğünde 15-21 Nisan tarihlerinde “Rus Kültürü Festivali” düzenleniyor. Rus kültürü ve sanatını en iyi örnekleriyle Türkiye’de tanıtmayı, İstanbul’u ve Türk kültürünü Ruslarla buluşturmayı hedefleyen festival kapsamında birçok ünlü Rus sanatçı İstanbul’a gidecek.

Festivalin organizatörleri arasında Rusya Federasyonu’ndan St.Petersburg Yasama Meclisi ve Tataristan Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı, Rusya Parlementosu Kültür Komitesi, Türk Rus Toplumsal Forumu, Türk Rus Kültür Vakfı, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm bakanlığı, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi ve Beyoğlu Belediyesi yer alıyor.

Festival Etkinlikleri:

Üniversiteliler arası tiyatro yarışması: Üniversite öğrencileri Rus edebiyatının klasiklerinden birini veya bir bölümünü 30-40 dakikalık bir tiyatro oyunu şeklinde sahneleyecekler. Yapılacak uyarlama genel ahlaki değerlere aykırı olamamalı, siyasi içerik taşımamalı, her hangi bir devlet veya millete yönelik aşağılayıcı ifade veya imalar taşımamalı. Değerlendirme profesyonellerden oluşan 5 kişilik bir jüri tarafından yapılacak. Dereceye giren yarışmacılara çeşitli ödüller verilecek.

TARİH: 4-7 Nisan 2013

YER: İstanbul Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi

Fotoğraf sergisi: Türkiye ve Rusya arasındaki diplomatik ilişkilere dair fotoğraflar sergilenecek, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında SSCB tarafından yapılmış olan desteğe dikkat çekilecek. Fotoğraflar Rusya Federasyonu’nun Ankara Büyükelçiliği tarafından sağlanacak.

TARİH: 9- Nisan, 2013

YER: Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi

Festivalle ilgili basın toplantısı: Toplantı İstanbul Kongre Merkezi’nde, 15 Nisan 2013’te, saat 17.00’da yapılacak. Toplantıya katılacak isimler ve medya kuruluşları Nisan ayı başında netlik kazanacak.

Festivalin açılış kokteyli: Kokteyl bir senaryo çerçevesinde gerçekleşecek ve biri Rus biri Türk olmak üzere iki sunucu tarafından yönetilecek. Açılış kokteyline devlet erkanı, sanatçılar, akademisyenler, iş çevresinden her iki ülkenin önde gelen isimleri davet edilecek. Festivalin açılış konuşmaları 300 davetlinin katılacağı bu kokteylde yapılacak.

TARİH: 15 Nisan 2013 (saat 18.00-19.30)

YER: İstanbul Kongre Merkezi

Rus halk dansları gösterisi: İgor Moiseyev Devlet Akademik Ansamblesi sahne alacak ve Rus halk danslarından örnekler sunacak. Gösteriyi davetli misafirlerin yanı sıra biletli seyirciler de izleme şansı bulacak.

TARİH: 15 Nisan 2013 (başlama saati 20.00)

YER: İstanbul Kongre Merkezi, Harbiye Oditoryum

Rus el sanatları panayırı: Açık havada yapılacak olan panayırda hedef daha geniş halk kitlesini Rus el sanatlarıyla tanıştırmak. Sokağın tamamı kapatılarak Rus motifleriyle süslenecek. 12 çadır ve bir podyumun yer alacağı sokakta matryoşka boyama, hohloma gibi sanatlar uygulamalı olarak gösterilecek. İlgili sanatçılar Rusya’dan gelecek. Yasnaya Polyana Müzesi ve St.Petersburg Dostoyevski Müzesi de birer çadırda sunumlar yapacak. Podyumda ise Rus halk müziği konseri, “Dostoyevski Kahramanları” edebiyat defilesi, “Güneş Nemrut’tan Doğar” moda defilesi, halk dansları gösterisi yapılacak. Festival sponsorlarına panayır alanında kendi tanıtımlarını yapmak üzere birer stand verilecek. Panayır alanının güvenliğini Beyoğlu Belediyesi sağlayacak. Valilikten ek güvenlik tedbirleri talep edilecek. Panayır alanına giriş ücretsiz olacak.

TARİH: 15-21 Nisan 2013rusfestivali (saat 10.00-21.00)

YER: Taksim, İmam Adnan sokak

Rus sineması günleri: Festival boyunca sinemaseverler beş Rus filmi ve üç yönetmenle tanışacak. Sinema günlerine katılmak üzere İstanbul’a gelecek olan Vladimir Menşov, Karen Şahnazarov, Govoruhin filmlerden önce seyircilerle sohbet edecek, onların sorularını cevaplandıracak. Filmlerin gösterileceği mekanda Rus sineması afiş sergisi yapılacak.

TARİH: 15-19 Nisan 2013

YER: Mimar Sinan Üniversitesi Sinema-TV Merkezi

Sempozyum: Bu yıl yedincisi gerçekleşecek olan “Dünya Eğitim Alanında Kültür ve Sanat Üniversiteleri” uluslar arası sempozyumun konusu “Kültürler Arası İletişimde Avrasya Geleneği ve Modernite”. Sempozyumun inisiyatif sahibi Moskova Devlet Kültür ve Sanat Üniversitesi’nin Türkiye’deki partneri Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi. 16 Nisan’da çeşitli başlıklarda 5 oturum, 17 Nisan’da ise 5 master-class yapılacak. Sempozyumun katılımcıları için T.C.Kültür ve Turizm Bakanlığı 18 Nisan’da İstanbul gezisi düzenleyecek. Sempozyuma çeşitli ülkelerden 120 akademisyenin katılımı beklenmekte. Sempozyumun koordinatörlüğünü MGUKİ adına İrina Silakova, MSGSÜ adına Prof. Ahmet Taşağıl yapmaktadır.

TARİH: 16-18 Nisan 2013

YER: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi

Tiyatro: Toplumun farklı kesimlerini çeşitli yollarla Rus kültürüyle tanıştırmayı hedefleyen Festival kapsamında “Yer Altından Notlar” tiyatro oyunu sahnelenecek. Eser Türk Rus Kültür Vakfı’nın siparişiyle Dostoyevski’nin aynı adlı romanından Festival için tiyatroya uyarlandı. Tek kişilik oyunun aktörü Nadir Sarıbacak, yönetmeni Celal Mordeniz. Davetlilerin yanı sıra biletli seyirciler de oyunu izleme imkanı bulacaklar.

TARİH: 16 Nisan 2013 (saat 20.00)

YER: DT Üsküdar Tekel Sahnesi

Rus halk müziği enstrümanları konseri : MGUKİ halk enstrümanları orkestrasından 25 kişi panayır alanında sahne alacak. Rus halk müziğinden ve şarkılarından örnekler sunacaklar.

TARİH: 16 Nisan 2013 (12.00-13.00 ve 16.30-17.30)

YER: Taksim, İmam Adnan Sokak

Edebiyat Defilesi: St.Petersburg Dostoyevski Müzesi tarafından “Dostoyevski ve Kahramanları” konulu teatral defile gerçekleştirilecek. Gösteride St.Petersburg’un çeşitli tiyatrolarında sahne alan 35 sanatçı yer alacak. İzleyiciler Dostoyevski’nin romanlarındaki kahramanları kendi dönemlerine ait kostümleriyle görme fırsatı bulacaklar. Etkinlik açık havada (panayır alanında), halka açık olarak yapılacak.

TARİH: 17 Nisan 2013 (12.00-13.00 ve 16.30-17.30)

YER: Taksim, İmam Adnan Sokak

Moda Defilesi: İstanbul Aydın Üniversitesi Moda Tasarım Bölümü tarafından hazırlanmış olan defile Anadolu medeniyetlerini konu almakta. “Güneş Nemrut’tan Doğar” defilesi canlı renk ve sıra dışı çizgileriyle izleyicileri eski Anadolu’ya götürecek. Defile turistik açıdan Nemrut’a dikkat çekmeyi hedeflemekte. Etkinlik halka açık yapılacak.

TARİH: 18 Nisan 2013 (12.00-13.00 ve 16.30-17.30)

YER: Taksim, İmam Adnan Sokak

Opera Konseri: Kıtaları birleştiren şehir İstanbul’da muhteşem bir buluşma gerçekleşecek. Rus Kültürü Festivali’nin kapanış konserinde operanın usta ismi Hakan Aysev, Rusya’nın pek çok ödül sahibi genç yıldızı Evgeniya Dushina, Türkiye’yi yurt dışında başarıyla temsil eden,İtalya’nın ünlü operası La Scala’da defalarca sahneye çıkmış olan Asude Karayavuz ve Moskova Çaykovski Devlet Konservatuarı Opera Tiyatrosu’nun başarılı sanatçısı Nikolay Efremov programlarıyla dinleyicileri şaşırtmaya hazırlanıyor. Konserde Rusça ve Türkçe eserler de seslendirilecek. Bu coşkulu konsere Rengim Gökmen’in şefliğinde CRR Senfoni Orkestrası eşlik edecek. Konseri davetlilerin yanı sıra biletli seyirciler de izleyebilecek.

TARİH: 19 Nisan 2013 (saat 20.00)

YER: Cemal Reşit Rey Konser Salonu

Detaylı bilgi için http://www.rusfestistanbul.org sitemize bakabilirsiniz.

Dünyanın en büyük 2. kukla festivali olan 7. İzmir Uluslararası Kukla Günleri, düzenlenen kortej yürüyüşü ile başladı.

Cumhuriyet Meydanı’nda başlayıp Gündoğdu Meydanı’nda son bulan yürüyüşte Zeytin Kostüm Evi’nin hazırladığı devasa kuklalar ilgi çekti.

Festival bu sene 07 Mart – 06 Nisan tarihleri arasında Kültür ve Turizm bakanlığı ile İzmir Büyükşehir Belediyesi ana sponsorluğunda İzmir’de gerçekleşecek. İzmir İlinin 28 kapalı ve birçok açık gösteri mekânında 23 ülkeden 41 kukla tiyatrogrubunun 45 farklı gösteri sunması ile gerçekleşecek olan festivalde ayrıca, konferanslar, workshoplar sergiler ve çeşitli yarışmalar da düzenlenecek.

Festivale bu sene katılan ülkeler; Almanya, Amerika, Arjantin, Avustralya, Brezilya, Bulgaristan, Bosna – Hersek, Çek Cumhuriyeti, Fransa, İngiltere, İrlanda, İspanya, İsrail, İsviçre, İtalya, Japonya, Peru, Sırbistan, Slovenya, Türkiye, Yunanistan ve Yeni Zelanda.

Ülkemiz adına katılımcılar ise; Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, İstanbul & SakaryaKaragöz Evi, İzmir Kukla Tiyatrosu, Kadro Pa, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Tiyatroları, Oyak – Renault ve Zeytin Kostüm Evi…

“Editör: Demek ki neymiş yağız hırsız ev sahbini bastırıyormuş. Bize ait olanı al/çal, sergile geri isteyince de neredeyse değil, aleni olarak “Şantajcı” muamelesi yap. “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar.”

İngiliz The Guardian gazetesi, Türkiye’nin yurt dışındaki müzelerde bulunan arkeolojik eserleri geri almak için yabancı ülkelerin müze ve arkeologlarına şantaj yaptığını öne sürdü.

Gazete ayrıca Kültür Bakanlığı’nı “kültürel şovenizm” uygulamakla suçladı.

The Guardian, yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarılan yabancı ülkelerdeki kültürel varlıklarını Türkiye’ye getirmek için son birkaç yılda adeta seferberlik başlatan Eruğrul Günay liderliğindeki Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca talep edilen kültür varlıklarını iade etmek istemeyen Berlin, Paris ve New York’un müze ve arkeoloji adamlarını, Türkiye’de arkeolojik kazı yapma izinlerini yenilememekle tehdit etti. Bakanlık ayrıca bu kentlerdeki müzelere hiçbir sanat ve kültür eserini ödünç vermeme tehdidinde bulunduğini öne sürdü. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın girişimleri için ’Türkiye kültür savaşı açtı’ ifadesini kullanan gazete, 1829’dan bu yana Türkiye’nin en önemli arkeoloji alanlarında kazılar yapan Alman Arkeoloji Enstitüsü, Berlin Müzesi’nde bulunan 3 bin 300 yıllık dev Hitit sfenksin verilmemesi halinde Türkiye’nin kendilerini yeni kazı izni vermemek veya izinlerini uzatmamakla tehdit ettiğini öne sürdü. Enstitü, sfenksin Türkiye’ye iade edilmesinden sonra bazı kazı izinlerinin yenilendiğini iddia etti.

Berlin’de bulunan ve ünlü Bergama Tapınağı’nın sergilendiği Bergama Müzesi’nin bağlı olduğu Prusya Kültürel Miras Vakfı Başkanı Hermann Parzinger de, Ankara’yı ’Kirli siyasi oyunlarla bilimsel çalışmaların geleceğini tehlikeye atmakla’ suçladı. Parzinger, “Türkiye bize arkeologlarımızı ülkeden dışarı atma şantajı uyguluyor. Son olarak arkeolojik kazı alanlarına alt yapı hizmeti vermemekle tehdit ettiler” dedi.

The Guardian, Türkiye’nin arasının bazı arkeolojik eserleri geri vermeyi reddeden Paris’teki Louvre Müzesi ve Ankara’nın yasa dışı yollara yurtdışına çıkarıldığını söylediği 18 parçalık Norbert Shimmel koleksiyonunu iade etmeyen New York Metropolitan Muzesi ile de kötü olduğunu belirterek, “Ankara bir süre önce Paris’e Fransız arkeologların kazı izinlerini iptal ederek misilleme yaptı” diye yazdı.

Kaynak :[-]

Türkiye’de geçen yıl kitap çeşidi yüzde 2, üretilen kitap sayısı ise yüzde 3 oranında düştü

Türkiye Yayıncılar Birliğinin Kültür ve Turizm Bakanlığı ISBN Ajansı ile Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğünden edindiği bilgiler kapsamında, Türkiye’de üretilen kitaplara ilişkin veriler açıklandı.

Buna göre, 2012’de 42 bin 626 çeşit kitapyayınlanırken, Milli Eğitim Bakanlığınca okullarda ücretsiz dağıtılan ders kitapları dahil, 480 milyon 257 bin 824 kitap üretildi. Kişi başına düşen kitap oranı da 6,4 olarak belirlendi.

2011’de ise Türkiye’de 43 bin 200 çeşit olmak üzere 493 milyon 469 bin 590 kitap üretilmiş, kişi başına düşen kitap sayısı 6,8 olmuştu.

”Bu veriler göz önüne alındığında, geçen yıla göre yayınlanan kitap çeşidinde yüzde 2, üretilen kitap adedinde yüzde 3 düşüş var” ifadesine yer verilen açıklamada, geçmiş yıllardaki kitap çeşidi ve sayısının 2012’de düşüşe geçtiği belirtildi.

Sinema Genel Müdürlüğü, yenilenen web sayfasından yayınladığı Türk sinema tarihi kronolojisinde değişikliğe gitti. Daha dar kapsamlı yeni bir kronoloji hazırlandı, bir döneme damgasını vuran seks filmleri hakkındaki bilgiler çıkarıldı, o dönem, “Çeşitli furyaların etkisiyle filmlerin kalitesi düşmüş” denilerek “özetlendi”.

 

Kültür ve Turizm Bakanlığı, “Bakanlık seks filmlerini unutmadı” başlığıyla 7 Ocak’ta Hürriyet’te yayınlanan ve www.sinema.gov.tr sitesindeki Türk seks filmleri tarihçesi ile ilgili bilgilerin verildiği haberin ardından harekete geçti. Bakanlığın talimatıyla, Sinema Genel Müdürlüğü, “Türk Sinema Tarihine Genel Bir Bakış” başlığıyla yeni bir tarihçe hazırladı.

Daha önce web sitesinde yer alan, “Melih Gülgen’in ‘Parçala Behçet’le seks filmlerine yeni bir yol açtığı, Ali Poyrazoğlu ve Aydemir Akbaş’ın seks sinemasının vamp erkeklerini oluşturdukları, seks furyasının pornografiye dönüştüğü ve Zerrin Egeliler’in de bir yıllık süre içinde çevirdiği 37 filmle dünya rekoru kırdığı” bilgilerinin yerini, şunlar aldı:

“O DÖNEM KALİTE DÜŞTÜ”

“1970’lerdeki Türk Sineması’nın yapısal gelişiminde, dış faktörlerin rolü, iç faktörlerden daha büyüktür. Türkiye’de 1971-1980 yılları arasında geçen süre zarfında, başta siyasi ve ekonomik alanlarda olmak üzere birçok konuda köklü değişiklikler olmuştur. Büyük siyasi, iktisadi ve sosyolojik değişimler her sektörü olduğu gibi sinema sektörünü de derinden etkilemiştir. Televizyona artan ilgi, kitleleri sinemadan uzaklaştırmış, sinema salonları kapanmaya başlamış, çeşitli furyaların etkisiyle filmlerin kalitesi düşmüş, sinema sektörü daralma sürecine girmiştir. 1977 yılında, Türk Sineması’na yasal düzenlemeler hazırlamak maksadıyla Kültür Bakanlığı’na bağlı Sinema Dairesi Başkanlığı kurulmuştur.”

1960’LARDA AMERİKAN SİNEMASININ ÖNÜNDE

Genel Müdürlüğün hazırladığı yeni tarihçede, şunlara da yer verildi:

“1960’lı yılların bir diğer özelliği de Türk Sineması’nın Amerikan Sineması’nın önünde olmasıdır. 1966’da Türk sineması 241 filmle, dünya uzun metraj film üretimi sıralamasında 4’üncü sırayı almaktadır. 1960’lı yıllar, Türk Sineması için altın bir çağ olarak kabul edilmektedir. 1980-1990 yılları arasında devlet doğrudan müdahalelerle sinema sektörünü düzenlemeye çalışmış, 1986 yılında sinema, video ve müzik eserleri yasası çıkartılmıştır.

2 BİN 93 SİNEMA PERDESİ VAR

Türk sinema sektörü 90’lı yılları kriz içinde karşılamıştır. Bu süreçte neredeyse yılda 10 filmden az yapım üretilmiştir. Sinemalar birer birer kapanmış, özel televizyonlar peşi sıra açılmıştır. 1990’lı yıllarda genç bir yönetmen kuşağı belirmiş, önceleri kısa filmlerle ve senaryolarla hayatını geçindiren bu kuşak Türk Sineması’na yeni bir soluk getirmiştir. İzleyici profili değişmiştir. Türkiye´de 2012 yılı itibariyle 567 sinema binası, 2 bin 93 sinema perdesi ve 268 bin 72 sinema koltuğu bulunmaktadır.”

 Haber : Umut ERDEM

Kaynak : [-]

Küçükçekmece Gölü Havzası’nda yürütülen Bathonea Kazıları’nda, arkeoloji dünyasında ilgiyle karşılanan ve İstanbul’un tarihinde yeni bir sayfa açacak kalıntılara ulaşıldı.

İstanbul’da yeni bir ‘antik şehir’ heyecanı.Kazılarda antik döneme ait büyük taşlarla oluşturulmuş düzenli bir su yolu ve dev bir sarnıç-havuz bulundu.

Kocaeli Üniversitesi Arkeoloji Bölümü, öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Şengül Aydıngün başkanlığında Kocaeli, İstanbul ile yabancı üniversitelerden bilim insanlarının katılımıyla süren Avcılar ve Küçükçekmece ilçeleri sınırları arasında kalan Küçükçekmece Göl Havzası/Bathonea Kazıları’nda ortaya çıkan sonuçlar İl Özel İdaresi’nde düzenlenen bir toplantıyla açıklandı. Kazı sonucunda tespit edilen bulgular bölgede bir antik kentin olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı desteği yanında İstanbul Valiliği İl Özel İdaresince sağlanan geniş bütçeli ödenekle gerçekleşen kazılarda İstanbul’un Roma’nın başkenti olmasının ardından inşa edildiği sanılan yeraltı su kanalları sistemi bulundu. İşçilik ve inşaat tekniği yönünden, bazı bölümleri Geç Roma dönemine ve bazı bölümleri daha da eskiye Roma imparatorluğu dönemine tarihlenen kanallar, hem burada yapılar topluluğundan oluşan büyük bir yerleşimin varlığını ispatlıyor. 7 bin metre küplük su hacmine sahip büyük sarnıç, Yrd. Doç. Aydıngün’ün açıklamalarına göre, 70 metresi kazılarak ortaya çıkarılan orijinal uzunluğunun 120 metreye kadar uzayacağı tahmin edilen, İmparator Konstantin ve dönemin önemli din adamlarının adını taşıyan damgalı tuğladan inşa edilmiş olan dev bir sarnıç-havuz. Kazıldığı ölçüleriyle 7 bin metre küplük su alabileceği hesaplanan sarnıcın yanı sıra yapılan çalışmalarda İstanbul’un Roma’nın Başkenti olmasının ardından inşa edildiği sanılan yeraltı su kanalları sistemi de bulundu. Kazılarda ayrıca 5-6’ncı yy’da yapılmış dini bir yapıya rastlanıldı, 1034 tarihli bir sikke de bulundu.

Haber:  Gülcan Tezcan

Kaynak : [-]