Kültür ve Turizm Bakanlığı

Kültür ve Turizm Bakanlığı konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri Kültür ve Turizm Bakanlığı konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenecek ‘’9. Uluslararası İstanbul Opera Festivali’’ 21 Haziran – 07 Temmuz tarihleri arasında Türkiye’de ilk defa sahne alacak ünlü isimleri İstanbul’da ağırlıyor.

Tarihin izlerine Mozart’ın müzikleri eşlik edecek…

9. Uluslararası İstanbul Opera Festivali kapsamında seyircinin beğeniyle takip ettiği, gelenekselleşen Mozart’ın dünyaca ünlü başyapıtı ‘’Saraydan Kız Kaçırma’’ ile sürecek. Geçmişten günümüze klasikleşen ve görkemli prodüksiyonuyla büyük beğeni toplayan Saraydan Kız Kaçırma operası, Yekta Kara’nın rejisiyle, Şef Zdravko Lazarov yönetimindeki İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından 28-29 Haziran’da üst üste iki gece İstanbul Arkeoloji Müzeleri bahçesinin büyülü atmosferinde sahnelenecek.

İlk kez 1782 yılında Viyana’da izleyici karşısına çıkan eserin librettosu, C. Friedrich Bretnzer’in aynı isimli çalışmasından esinlenen J. Gottlieb Stephani’ye ait. W.A. Mozart’ın insan sevgisine, en ağır suçun bile bağışlanması motifi ile yönelmesi ve insanseverlik ilkesine Türk bağışlayıcılığını ele alan ve bu konuya vurgu yapmasıyla bilinen eser, Türk kültürü ile ilgili eserlerin en değerlisi olarak tanınmış ve dünya repertuvarlarında yerini almıştır.

Eserin kostüm tasarımı Şanda ZIPÇI, koro şefi Paolo VILLA, ışık Tasarımı Metin KOÇTÜRK’e ait.

Başlıca roller, Belmonte Erdem ERDOĞAN, Osman Tuncay KURTOĞLU, Konstanze Ayşe Sinem EKŞİOĞLU, Blondchen Zerrin KARSLI, Pedrillo Emrah SÖZER, Selim Paşa Kamil KAPLAN

21 Haziran – 07 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşecek 9.Uluslararası İstanbul Opera Festivali‘nin biletleri Biletiva, Zorlu PSM ve Süreyya Operası gişelerinden satışa sunuldu.

teog-sinavinda-yetenege-ek-puan-2017

MİLLİ Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Doç.Dr. Yusuf Tekin sanat, spor ve kültür etkinliklerine katılan ortaokul öğrencilerine katkı puanı için hazırlıkların tamamlandığını açıkladı. Tekin, ortak sınavlara (Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş/TEOG) geçerken sadece akademik başarıya bakılmayacağını, öğrencilerin sosyal faaliyetler için teşvik edileceğini açıkladı. “Önemli olan çocuğun bir etkinliğe katılımı, biz bunu ödüllendirmek istiyoruz” diyen Tekin’in Hürriyet’e yaptığı açıklamalar şöyle:

SANAT, SPOR, MÜZİK DERSLERİ TEŞVİK EDİLECEK
Ortaöğretime geçişte merkezi sınav uygulamasını kaldırıp, okul başarı puanı üzerinden yürüyen ortak sınavlara (TEOG) geçerken sadece çocukların akademik başarıları değil, aynı zamanda veli, eğitimci olarak çocuklarımızdan şikayetçi olduğumuz bireysel yeteneklerini geliştirememe, sosyalleşememe, sanatsal sportif anlamda etkinlik yapamama durumlarını da ortadan kaldıracak bir mekanizma üreteceğimizi söylemiştik. Velilerimize “Çocuklarınızı bu tür etkinliklere yönlendirin” demenin bir karşılığı olmadığını daha önceki tecrübelerimizden gördük. Okullardaki görsel sanatlar, spor, beden eğitimi, müzik sayısını ve saatini artırmamıza rağmen işlevsel kullanılamadı. Veliler, öğretmenler, okul idarecileri bu derslerde yine akademik etkinlikler yapmaya devam etti, matematik, fizik sorusu çözdü. Bunun tek başına bir çözüm olmadığını anladık.

ALTYAPI TAMAM
Bunun için de TEOG’a bu yapılan etkinliklerin katkısı olursa kültür etkinliklerinin, boşa geçmiş zaman olarak görülmeyeceğini düşündük. Çocuklarımızın akademik başarısının yanı sıra etkinliklerin de değerlendirileceği bir altyapı üzerinde çalıştık. 15 Temmuz olmasaydı, geçen yıl bunu hayata geçiriyorduk. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’yla karşılıklı güçlerimizi birleştirmek üzere protokoller yapmıştık ve geçtiğimiz yıl pilot uygulamaya geçecektik. Ancak 15 Temmuz’da yaşananlarla bu pilot uygulamayı erteledik.

HER İLDE BİR PİLOT OKULDA BAŞLIYORUZ
Bu yıl eylül ayında her ilden belirli pilot okullar seçilerek bununla ilgili altyapı süreci hazırlanmış olacak. Bunun için de kamuoyunda objektif bakış açısını ortadan kaldıran bir yapı oluşmamalı, güven zedelenmemeli. Her çocuğa eşit şekilde bu etkinlikleri yapma imkânı sunulabilmeli. Üzerinde çalışacağımız pilot uygulamayla oluşturduğumuz modelin velilerin, öğrencilerin, kamuoyunun güvenini sarsıcı bir unsur olup olmadığını tespit edeceğiz.
Türkiye’nin her tarafında çocuklarımıza bu tür imkânları sunabilme olanağını analiz edeceğiz. Bizi tatmin edici bir sonuç elde edersek bir sonraki eğitim öğretim yılında puan olarak katkısını bütün öğrenciler nezdinde uygulamaya geçireceğiz.

TEOG a ek puan

teog-sinavinda-yetenege-ek-puan-2017

ETKİ ORANI HENÜZ BELLİ DEĞİL
Teog sınavlarına ek puan da şuanki kurgumuz ortaokul sürecinde yani 5-6-7 ve 8’inci sınıftan itibaren bu tür etkinliklere çocukları yönlendirip, teşvik etmek. Eğer objektif şekilde yapabilirsek puan düzeyine katkısını bu uygulama esnasında göreceğiz. Öngörülerimiz var, ama sahada test edeceğiz. Şu anda oranı kararlaştırmadık, yüzde 20-30 da olabilir. Ancak yüzdelik dilim olarak mutlaka ortaokuldan liseye geçişte TEOG’da baz olarak kullanacağız. TEOG puanının hesaplanmasında akademik başarılarının yanına etkinlikleri de ekleyeceğiz.

HANGİ ETKİNLİKLER KATKI YAPACAK?
Bakanlığımız, okullarımızda öğrencilerimiz tarafından yapılan etkinliklerin toplandığı bir sistem oluşturdu. Verilerin geleceğe yönelik uygulamalara ışık tutması için sosyal etkinliklerle ilgili öğretmen ve akademisyenlerimizin katkısıyla bir sistematik yapı kurgulanarak ‘Sosyal Etkinlikler’ ana başlığında 5 alt tema belirledik. Bilimsel, Kültürel, Sanatsal, Sportif Etkinlikler ve Toplum Hizmeti Çalışmaları’nın alt basamakları şunlar:

KÜLTÜREL ETKİNLİKLER: Temel hedefimiz kültürel miras uygulamalarımızı gelecek kuşaklara aktarmak için gerekli mekanizmaları oluşturmak. Bunun için sözlü gelenekler ve anlatımlar, somut olmayan kültürel miras uygulamaları, toplumsal uygulama ritüel ve şölenler, doğa ve evrenle ilgili bilgi ve uygulamalar, el sanatları etkinlikleri, geziler (müze-ören yeri-tarihi mekan gezileri), sözlü gelenekler (aşıklık, mani söyleme, Nasreddin Hoca fıkraları anlatma, Dede Korkut geleneği), yöresel etkinlikler (yaylacılık, zeytin ve zeytinyağı kültürü vs) yapılacak.

SANATSAL ETKİNLİKLER: Amacımız küçük yaştan itibaren çocuklarımızın sanatsal yeteneklerinin tespit edilip, sonraki eğitimlerinin buna göre planlanması, her çocuğumuzun bir sanatsal etkinlikle ilgilenmesini sağlamak. Fonetik sanatlar (şan, solo, koro, orkestra, enstrüman), dramatik ve plastik sanatlar, gösteri sanatları (barak, bozlak havaları yöresel olarak tespit edilmiş meddahlık geleneği, okçuluk), el sanatları (ahşap oymacılığı, kilim dokumacılığı, bakırcılık, çalgı yapımcılığı, çömlekçilik, ebru sanatları, keçecilik, kilim dokuma, lüle taşı işleme).

SPORTİF ETKİNLİKLER: Bu etkinlikleri teşvik ederken iki amacımız var. Bir yandan çocuklarımızın vücut sağlıkları, çocukluklarını yaşayabilmeleri için onlara uygun ortamlar oluşturmak. Diğer yandan da profesyonel sportif altyapıyı hazırlamak için, ülkemizin ihtiyaç duyduğu başarılı sporcuları küçük yaştan itibaren tespit edip gerekli eğitimi alabilmelerini sağlamak. Bu amaçla da Gençlik ve Spor Bakanlığı ile yapılan protokolle 50’nin üzerindeki federasyonlarla işbirliği olacak ve tüm spor branşlarıyla ilgili başlıklar takip edilecek.

BİLİMSEL ETKİNLİKLER: Çocuklarımızın eğitim süreçlerine uygun bilimsel etkinliklere yönlendirilmesini de planladık. Bu amaçla başta TÜBİTAK ve üniversiteler olmak üzere yetkin kurum ve birimlerle işbirliği halinde yapılacak çalışmaları kapsayacak şekilde; Bilim Olimpiyatları, Bilim Şenlikleri, Bilim Fuarları, Bilimsel Proje Yarışmaları, Patent Sahibi Olma, Bilimsel Toplantılar, Bilimsel Araştırma Yarışmaları, Zekâ Oyunları vb. başlıkları içerecek çalışmalar izlenecek.

TOPLUMA HİZMET ÇALIŞMALARI: Temel hedefimiz çevresini tanıyan, etrafının sorunlarıyla ilgilenen, topluma yararlı olmayı önceleyen sosyal bireyler olmalarına yardımcı olmak. Öğrencilerimiz tarafından okul Sosyal Etkinlikler Kurulu’nca belirlenen çalışma başlıkları göz önünde bulundurularak, okul kulüpleri marifetiyle çevreye ve sosyal hayatın ihtiyaçlarına duyarlı ve okulun ihtiyaçlarına göre yapacağı toplum hizmetleri çalışmalarını kapsar.

5 İNCİ SINIFLARA HAZIRLIK
Ortaokul 5’inci sınıflarda yoğunlaştırılmış yabancı dil ağırlıklı programı önümüzdeki eğitim yılında başlamak için çalışmalar sürüyor. 600’ün üzerinde okulda pilot uygulayacağız. Herhangi bir dersten azalma olmaksızın seçimlik dersleri bu yönde çeşitlendireceğiz. Programın planlanması aşamasında çalıştaylar, literatür taraması, mevcut yabancı dil öğretim programına yönelik anketler gibi çeşitli çalışmalar yapıldı. Yabancı dil öğretiminde alanında yetkin kuruluşlarla görüşüldü. Yabancı dil öğretimine 5’inci sınıflarda 16-18 saat ayrılması uygun görüldü ve buna göre taslak öğretim programı hazırlandı. Talim ve Terbiye Kurulu program üzerinde çalışıyor. Uzaktan eğitimden yararlanabiliriz. Yabancı dil düzeyi öğrencilere faydalı olabilecek, yeterince skoru ve düzeyi olan öğretmenlere yaz aylarında hizmetiçi eğitim başlattık. Etkili ve verimli hizmet içi eğitimler, ölçme ve değerlendirme sisteminin düzenlenmesi gibi planlamalar var. Amacımız en iyi olanakları kullanarak yabancı dili öğretim sürecini, işlevsel hale getirmek.

DEVAM AFFI SENEYE YOK
Sınav kazanıp devamsızlık yapan liselilere üniversiteyi kazanınca tolerans tanıdık. Son kez mağduriyet yaşanmasın diye düzenleme yaptık. Bundan sonra devamla ilgili velilerden talep gelmesin, çocuklar yönetmelikte tanımlandığı biçimde mutlaka devam etsin, seneye bu konuda çalışmamız olmayacak.

ÖNEMLİ OLAN KATILIMI ÖDÜLLENDİRMEK
Her çocuk bir etkinliğe gitsin istiyoruz, katılımı ödüllendirmek gerekiyor. Çocuğun etkinliğe katılması bizim için bir değer, bunu mutlaka bir veri olarak alalım. Katıldığında bir ürün ortaya çıkarıp çıkarmaması da önemli. Örneğin bir sergi açıyor ya da müzik resitalı veriyor mu? Uluslararası alanda derece elde ediyor mu? Bu da ödüllendirilmeli. Kamuoyunda objektif değerlendirmeyi ortadan kaldıracak bir düzenleme yapmamalı, ona da hassasiyetle dikkat edeceğiz. Etkinliklerden alınan notlarla akademik başarıları belli oranda birleştirip liseye yerleştirilirken öğrenciyi hem yönlendirmiş olacağız, hem de sanat, spor ya da başka yeteneğine göre liseye yerleştireceğiz. Böylece çocuklarımızın okul dışında zaman geçirmesini, etkinliklere katılmasını teşvik edeceğiz.

ÜNİVERSİTE SINAV SİSTEMİ KONUSUNDA YÖK İLE TECRÜBELERİMİZİ PAYLAŞTIK
Üniversite sınav sistemini TEOG benzeri bir sisteme dönüştürme talebimiz yok. Biz sadece TEOG uygulamasının başarılı sonuçlarını paylaşıyoruz. Bu inisiyatif tamamen YÖK’te. YÖK ile de bu konuda tecrübelerimizi paylaştık, gerekli şeyleri anlattık. Bundan sonraki süreçte YÖK’ün atacağı adımlara destek olacağımızı söyledik.

 

Alıntı: mebajans.net

hacivat-karagoz

Frankfurt Kitap Fuarı’ndaki çocuk yayınları bölümünün en ilgi çekici etkinlik Karagöz oldu.

karagoz

Frankfurt Kitap Fuarı’nda sahnelenen Karagöz gölge oyunu, ziyaretçilerden büyük ilgi görüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığınca fuarın 3 numaralı çocuk yayınları bölümünde oluşturulan çocuk kitapları standında, Almanya’da öğretmenlik yapan iki arkadaş Ercan Karahan ve Hasan Basri Dursun tarafından sahnelenen Karagöz gölge oyunu etkinlik alanını ziyaret eden yetişkinlerden ve çocuklardan büyük ilgi görüyor.

Gölge oyunu sanatçısı Ercan Karahan, Almanya’da yaşadığını, öğretmenlik mesleğinin yanı sıra hobi olarak Karagöz sanatıyla ilgilendiğini söyledi. Karahan, çocukların Karagöz gölge oyununu gördüğünde büyülendiği yorumunu yaparak, şunları aktardı:

“Normalde de mesleğimizi yaparken pedagojik konuları Karagöz gölge oyunu üzerinden çocuklara iletmeye çalışıyoruz. Almanya’daki yeni kuşaklara bu kültürü vermek, yaşatmak, canlı tutmak, unutturmamak için çaba gösteriyoruz.”

Karagöz oyununda orjinaline uygun, elle boyanmış deri tasvirler kullandıklarını belirten Karahan, “Malzemeleri ise İstanbul’dan, Üsküdar’dan tedarik ediyoruz. Sahneyi, diğer birçok malzemeyi ise kendimiz yaptık. Öğrencilerimizden de epey olumlu bir yankı alıyoruz. Umarız gelecekte de başarılı bir şekilde devam ederiz” diye konuştu.

Karahan, Almanya’da normalde kütüphanelerde de Karagöz gölge oyununu sahnelediklerini ifade ederek, şunları kaydetti:

“Yabancı çocuklara Karagöz’ü sunuyoruz, çok farklı geliyor, çok ilgi gösteriyorlar. Türk çocuklar da katılıyor. Türk kültürüne ait Karagöz’ü Almanca olarak görmeleri, seyretmeleri, Türk çocukların da öz güvenlerini arttırıyor. Bizim kültürel bagajımızda bir şeyler var diye gurur duymaya başlıyor ve bizi taklit etmeye çalışıyorlar, amacımız da zaten bu.”

hacivat-karagoz

Çocukların artık elektronik bir çağda yaşadığına dikkati çeken Karahan, Karagöz gölge oyununun çocukların motor gelişimlerine de faydalı olduğunu gözlemlediğini vurguladı.

ÇOCUK YAYINLARINDA EN ÇOK KARAGÖZ’E İLGİ

Karagöz sanatçısı Dursun ise, Türkçe öğretmenliği yaptığını dile getirerek, “Almanya’da Türkçe dersimde de Karagöz gölge oyununu kullanıyorum. Çocuklar çok ilgi gösteriyorlar, kendileri gelip oynatmak istiyorlar. Perde önünden çok perde arkasıyla ilgilenenler oluyor. Bazen gelip Karagöz’ü kendileri konuşturuyorlar” ifadelerini kullandı. Karagöz gölge oyununun çocukların gündeminde kalmasının önemli olduğuna vurgu yapan Dursun, “Çocuklar artık genelde üç boyutlu çizgi filmlerle dijital ortamda vakit geçiriyorlar. Karagöz’ü görünce ellerini dokundurup kendileri oynatıyorlar. Karagöz’le her istediğini söyletebilirsin. Çocuklara temizliği de anlatırsın, iyiliği de anlatırsın, büyük bir imkan sağlıyor. Çocuklara da bu sebeple daha değişik geliyor. Animasyon ortamından çıkıp, elle tutulur, kendisinin de dahil olduğu bir şeyle muhatap oluyorlar” dedi.

Dursun, fuar boyunca binlerce çocuğun ve yetişkinin Karagöz gölge oyununu izlediğini, sahne arkasına gelip bilgi aldığını kaydederek, “Fuardaki çocuk yayınları bölümünün en ilgi çekici etkinliğini yapmış olduk. Hem Türk kültürünü tanıttık hem de yetişkin çocuk birçok ziyaretçinin eğlenceli zaman geçirmelerini sağladık” dedi.

Türkiye’den birçok yayınevinin çocuklara yönelik yayımladığı çok sayıda kitabın da yer aldığı stantta, minikler Karagöz izlemenin yanı sıra kitaplara da ilgi gösteriyor. Fuar bugün sona eriyor.

Kazakistanlı sinemaseverler, Türk Filmleri Haftası’nın açılış filmi “Ertuğrul 1890”a yoğun ilgi gösterdi.

ertugrul-1890

Kazakistan’da düzenlenen Türk Filmleri Haftası, “Ertuğrul 1890” filminin açılış gösterimiyle başladı.

Etkinliğin koordinatörü Öner Kılıç, açılış gecesi yaptığı konuşmada, Türkiye ve Kazakistan’ın binlerce yıllık ortak kültürel değere sahip iki ülke olduğunu vurgulayarak, Türk Filmleri Haftası’nın sadece gösterimlerle sınırlı olmadığını söyledi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ve Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı‘nın (TÜRKSOY) desteğiyle düzenlenen Türk Filmleri Haftası’nın önemine dikkati çeken Kılıç, şöyle konuştu:

“Pek çok ortak kültürel çalışma yaptığımız Kazakistan’da özellikle bu etkinlikte sinemacılarla bir araya gelmek bizim için değerli. En büyük ortak değerlerimiz olan Hoca Ahmet Yesevi ve Farabi’yi beyazperdeye taşıyarak, Türk ve Kazak sinemacıları bir araya getirmek ve ortak sinema filmleri çekmek en büyük amacımız.”

UNESCO’nun 2016 yılını Ahmet Yesevi yılı ilan ettiği ettiğini hatırlatan Kılıç, Farabi’nin felsefesiyle Ahmet Yesevi’nin inancını birleştiren bir anlayışla Yesevi filmi için Kazak sinemacılarla bir araya gelecekleri bilgisini verdi.

TİKA Başkan Yardımcısı Mehmet Süreyya Er ise bağımsızlıklarını kazandıkları günden beri Türk cumhuriyetlerinin yanında yer aldıklarını belirterek, bu tarz kültürel etkinliklerin desteklenmesiyle kardeş ülkeler arasında her alanda birlikteliğin sağlanmasını arzu ettiklerini dile getirdi.

“Türk filmleri pazarının büyütülmesi gerekiyor”

Ertuğrul 1890” filminin gösteriminin ardından konuşan başrol oyuncusu Kenan Ece, sinemaseverlerin gösterdiği ilgiden büyük mutluluk duyduğunu ifade ederek, “Türk Filmleri Haftası’nın, Türk- Japon ortak yapımı olan Ertuğrul 1890 filmiyle açılması oldukça anlamlı. Filmimiz iki millet arasındaki dostluğu ve barışı anlatıyor. Tüm dünyaya mesajı olan bir yapım. Gerçekten zor günler geçiriyor dünyamız. Savaşlar, problemler bir türlü bitmiyor. Film de en zor zamanlarda farklı milletlerin birbirine destek olması ve yardım etmesiyle ilgili bir konuyu ele alıyor.” dedi.

“Burada olmak benim için çok güzel bir tecrübe oldu”

Türk dizilerinin dünyanın her tarafında izlendiğini aktaran Ece, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dizilerimiz Güney Amerika’dan Türk dünyasına kadar her yerde izlenip ilgi görürken, filmlerimizin aynı oranda seyirci bulmaması için hiçbir sebep yok. Örneğin Kazakistan’a geldim, televizyonu açtığımda Türk dizisi oynuyordu. Bizim yapımların burada hatırı sayılır bir seyirci kitlesi var. O yüzden bana göre Türk sinemasının buralara ulaşması mümkün. Burada olmak benim için çok güzel bir tecrübe oldu.”

Gerçek kimliği bilinmeyen ünlü sokak sanatçısı Banksy’nin koleksiyoncularda bulunan eserlerini bir araya getiren “The Art of Banksy” (Banksy’nin Sanatı) sergisi dünyada ilk kez İstanbul’da Global Karaköy’de sanatseverlerle buluşacak. 13 Ocak 2016 da ki açılış töreninin ardından sergi, yarın ziyarete açılıyor.

bankys

On yıldır başta İngiltere olmak üzere yaptığı sokak resimleriyle tanınan, gizemli sokak sanatçısı Banksy’nin dünyaca ünlü eserlerini bir araya getiren en büyük koleksiyon “The Art of Banksy” (Banksy’nin Sanatı) dünya prömiyerini İstanbul’da yapıyor. Bu akşam yapılacak açılış töreninin ardından yarından itibaren Global Karaköy’de sanatseverlerle buluşacak sergi, izleyiciyi “Londra sokaklarında bir gezintiye çıkarmayı” amaçlıyor. Global Yatırım Holding’in kültür sanat hayatına kazandırdığı Global Karaköy binasının resmi açılışı da, ilk kez bu sıra dışı sergiyle gerçekleşiyor.

banksy-apeman

Küratörlüğünü Steve Lazarides’in üstlendiği “The Art of Banksy”de sanatçının farklı dönemlerine ait özel koleksiyonlar ve enstalasyonlar, modern teknoloji eşliğinde sergileniyor. Sergide, Lazarides’in özel koleksiyonunun yanı sıra dünyanın farklı noktalarındaki koleksiyonerlerden toplanan eserler de yer alıyor. Bugüne kadarki en büyük Banksy sergisi olma özelliği taşıyan sergide, aralarında Banksy’nin “Kırmızı Balonlu Kız”, “Gül Şimdi”, “Hizmetçi” gibi en bilindik eserlerinin de bulunduğu toplam 100 eser izleyiciyle buluşuyor. Eserlerin toplam değeri ise 20 milyon sterlini (yaklaşık 87.4 milyon TL) buluyor.

İzleyiciyi, alışılageldik formatların dışına çıkaracak olan serginin her bir bölümünde farklı bir mekân canlandırılacak. Ziyaretçiler bir İngiliz evinin oturma odasından İngiltere sokaklarına uzanan farklı bir atmosfer yaşayacak. “The Art of Banksy”, izleyiciye bir serginin ötesinde aynı anda görme, duyma ve dokunma duygularını harekete geçirecek farklı bir deneyim vaat ediyor. Türkiye’de Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla, Global Yatırım Holding ana sponsorluğu ve İstanbul Entertainment Group, Piu Entertainment işbirliğiyle gerçekleşen sergi, İstanbul’un ardından dünyanın farklı kentlerinde sanatseverlerle buluşacak.

BANKSY, SERGİ FİKRİNE KARŞI

no future

“Gerilla sanatçı” olarak da tanınan Banksy, eserlerinde savaş karşıtı, tüketim çılgınlığını eleştiren çevreci ve hayvan haklarını savunan mesajlar vermesiyle tanınıyor. Eserleri üzerinden para kazanılmasını eleştiren ve sergilenmesine karşı olan Banksy, gerçekleşen sergilerine resmi onay vermiyor. Serginin küratörü olan ve bir dönem Banksy’nin menajerliğini yapan Lazarides, 2014’te de “Banksy: The Unauthorised Retrospective” (Banksy: İzinsiz Retrospektif) adlı bir sergiyle Banksy’nin eserlerini satışa sunmuştu.

MEB, liselere geçişte son bir yıldır yeni bir model üzerinde çalışıyor. Sanat ve sporla uğraşan, kurslara giden öğrenciye liseye geçişte ek puan verilmesi planlanıyor. Bu ek puan, yerleştirme puanını yüzde 30’a kadar etkileyecek…

müzik eğitimi

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), TEOG’da kültür, sanat ve spor dallarıyla ilgilenen, “sosyal” yönü öne çıkan öğrencilere ek puan vermeye hazırlanıyor. Bu faaliyetlerin liseye yerleştirme puanına yüzde 20 ya da yüzde 30 oranında etki etmesi planlanıyor.

3 BAKANLIK ÇALIŞIYOR

MEB, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında işbirliği görüşmeleri başladı. Bütün il ve ilçelerde öğrencilerin gidebileceği gençlik ve kültür merkezleri ile özel sanatsal ve sportif kurslar tek tek belirlenecek. Öğrencinin okuduğu bölgede gidebileceği herhangi bir kamu ya da özel kurs bulunmaması durumunda okuldaki branş öğretmenlerine kurs açmaları için destek verilecek.

Bakanlık, “Öğrenci kurs alabilir” diye merkez ve özel kursları akredite edecek. Öğrencilerin 1. sınıftan 8. sınıfa kadar katıldığı kursların listesini tutacak bakanlık; kültür, sanat ve spor kurslarını puan değerlendirmesine tabi tutacak.

Bir öğrenci 1. sınıftan itibaren yüzme kursuna gidiyorsa TEOG sınavına girdiğinde yüzde 20 ile yüzde 30’a kadar ek puan alacak. Aynı durum müzik enstrümanı çalan ya da kültürel, sanatsal etkinliklere katılan öğrenciler için de geçerli olacak.

ÜNİVERSİTE İÇİN PLAN

muzik ve egitim

MEB yetkilileri, 64. hükümetin acil eylem planında 1 yıl içinde gerçekleşecek reformlar arasında yer alan “Öğrencilerin okul başarıları ile sosyal, sanatsal ve sportif etkinliklerinin göz önünde bulundurulduğu bir geçiş sisteminin altyapısı oluşturulacak” vaadinin üniversiteye geçişte de uygulanmasını hedeflediklerini söyledi.

Üniversiteye giriş sınavına etkisi de bekleniyor

Bunun yanı sıra benzer bir sitemin uzun vadede teke indirilecek üniversites sınavında okulların kendi yapacakları sınavlardada benzer şekilde ek puan hakkı olması düşünülmektedir.

trt belgesel günleri

trt-belgesel-gunleriArtık gelenekselleşen “TRT Belgesel Günleri”, 7-11 Mayıs 2015 tarihleri arasında İstanbul’da izleyicileriyle buluşuyor.

TRT tarafından ilk kez 2009 yılında Türk belgeselciliğinin gelişmesine katkıda bulunmak ve nitelikli belgesel filmlerin seyirciyle buluşmasını sağlamak amacıyla ulusal düzeyde “TRT Belgesel Film Yarışması” adıyla düzenlenen “TRT Belgesel Ödülleri”, 2010 yılında kapsamı genişletilerek uluslararası bir kimlik kazandı. Amatör ve profesyonel belgesel filmcileri desteklemek, yerli-yabancı belgeselcileri buluşturan bir platform oluşturmak amacıyla düzenlenen yarışma bu yıl da uluslararası ve ulusal olmak üzere iki ana kategoride düzenlendi. Ulusal yarışma ise öğrenci filmleri ve profesyonel olarak iki alt kategoride gerçekleştirildi.

Her yıl hedeflerini yükselterek yoluna devam eden TRT Belgesel Ödülleri’ne bu yıl 42 ülkeden 348 belgesel film başvurusu yapıldı. Bu yıl yedincisi düzenlenen yarışma, artık gelenekselleşen “TRT Belgesel Günleri” etkinlikleriyle 7-11 Mayıs 2015 tarihleri arasında İstanbul’da izleyicileriyle buluşuyor. “TRT Belgesel Günleri” yerli-yabancı belgeselcileri buluşturan bir platform olma niteliğiyle belgesel severlerin merakla bekledikleri bir etkinlik olarak ülkemiz kültür-sanat ajandasındaki yerini pekiştiriyor.

FİLM GÖSTERİMLERİ

Finale kalan filmlerin yanı sıra dünyanın çeşitli bölgelerinden birçok nitelikli belgesel filmin halka açık ve ücretsiz gösterimleri, yönetmenlerinin de katılımıyla İstanbul’da yapılacak. TRT Belgesel Günleri etkinlikleri bu yıl Harbiye’deki TRT İstanbul Radyosu ve Notre Dame De Sion Fransız Lisesi salonları ile İstanbul Modern Sanat Müzesi Sinema Salonu olmak üzere üç salonda gerçekleştirilecek. Program açılış filmi gösterimi, finalist filmlerin gösterimleri, yarışma dışı gösterimler, söyleşiler ve diğer etkinliklerle devam edecek etkinlikle eş zamanlı yapılacak olan final jürisi izleme ve değerlendirme çalışmalarının da tamamlanmasının ardından 11 Mayıs akşamı yapılacak ödül töreni/gala gecesi ile son bulacak.

YARIŞMAYA 42 ÜLKEDEN 348 BELGESEL FİLM KATILDI

Bu yıl 42 ülkeden 348 belgesel filmin katıldığı etkinlikte, ulusal ve uluslararası kategori filmlerini iki ayrı ön eleme kurulu değerlendirdi. Kültür ve Turizm Bakanlığı temsilcileri ve BSB temsilcilerinin katılımlarıyla oluşan ön eleme kurulları, çalışmalarını Şubat ayının sonunda tamamladı. Ön eleme kurullarının kararına göre ulusal öğrenci filmleri kategorisinde 10, ulusal profesyonel kategoride 9, uluslararası kategoride ise 14 eser finalde yarışmaya hak kazandı.

AÇILIŞ FİLMİ: “UYGURLAR, ABSÜRD BİR TUTSAKLIK HİKAYESİ”

TRT Belgesel Günleri’nin açılış filmi ise, yönetmenliğini Patricio Henriquez’in yaptığı “Uygurlar, Absürd Bir Tutsaklık Hikayesi” adlı Kanada yapımı belgesel olacak. Film, Çin’den kaçan üç Uygur’un Afganistan’dan Guantanamo’ya, oradan da Bermuda’ya uzanan inanılması güç hikayesini anlatıyor. Filmin yönetmenin katılımı ile herkese açık gösterimi ise 11 Mayıs Pazar günü İstanbul Modern Sanat Müzesi Sinema Salonu’nda yapılacak.

ÖZEL GÖSTERİM: SAVAŞ PANORAMA

TRT Belgesel Ödülleri yarışma dışı gösterimlerinin özel dosyası bu yıl savaş temalı belgeselleri konu alıyor. “Savaş Panorama” adı verilen bu bölümdeki filmler sıcak çatışmalardan ziyade ister uzak, ister yakın geçmişten olsun savaşların yol açtığı ve etkileri bugünlere uzanan sorunları etkileyici bir şekilde ele alan, bu yüzden de son yılların en çok ilgi gören filmleri arasından seçildi. 6 farklı ülkeden 10 belgesel filmin yer aldığı Savaş Panorama gösterimleri ve yönetmenlerle söyleşiler 8-9-10 Mayıs günlerinde Karaköy’deki İstanbul Modern Sanat Müzesi Sinema Salonu’nda takip edilebilecek.

TRT Belgesel Günleri çerçevesinde savaş temalı belgesellerin yer aldığı Savaş Panorama bölümünü tamamlayıcı mahiyette bir de panel düzenlenecek. Savaş Panorama bölümü yönetmenlerinin konuşmacı olarak yer alacağı “Savaşın acılarını yeniden üretmeden anlatmak mümkün mü?” konulu panel, 9 Mayıs’ta İstanbul Radyoevi’nde izlenebilecek.

PARTNER ÜNİVERSİTE MARMARA ÜNİVERSİTESİ

Amaçlarından biri de amatör belgeselcileri desteklemek olan TRT Belgesel Ödülleri etkinliklerinin çözüm ortaklarından biri de Marmara Üniversitesi oldu. “Partner Üniversite” uygulaması çerçevesinde karşılıklı olarak düzenlenmesi planlanan çeşitli etkinliklerle iki kurum arasındaki işbirliğinin birçok alana yansıması amaçlanıyor.

TRT Belgesel Ödülleri gala gecesi ve ödül töreni bu yıl 11 Mayıs akşamı TRT Tepebaşı Stüdyoları’nda yapılacak. Gecede üç kategoride ödüller sahipleriyle buluşacak. 7. TRT Belgesel Ödülleri ve TRT Belgesel Günleri ile ilgili program ve diğer ayrıntılı bilgiler, www.trtbelgesel.com adresinden takip edilebilecek.

Kaynak: trt

engelsiz-filmler-festivali21-26 Nisan 2015 tarihleri arasında üçüncü kez perdelerini açan Ankara Engelsiz Filmler Festivali, sinemaseverlere sinema ile dolu bir hafta yaşattı.

Festival, 21 Nisan’da Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gerçekleşen Açılış Töreni ile başladı. Festival programında yer alan Ben de (Yo, también) filminin ödüllü oyuncusu Pablo Pineda’nın özel konuğu olduğu tören, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın ve çok sayıda davetlinin katılımıyla gerçekleştirildi. Sunuculuğunu Levent Kol’un, işaret dili çevirisinin Oya Tanyeri, sesli betimlemesinin ise Çiğdem Banu Yeşilırmak’ın yaptığı törende Festival programının tanıtılmasının ardından Öpücük (The Kiss) adlı kısa film, sesli betimleme, işaret dili ve ayrıntılı altyazı ile seyredildi.

Festival gösterimlerine ve atölye çalışmalarına bu sene Çağdaş Sanatlar Merkezi ile Ulucanlar Cezaevi Sinema Salonu ev sahipliği yaptı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın himayesinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla, Halkbank ana sponsorluğunda, Açık Toplum Vakfı desteğiyle, AnadoluJet ulaşım sponsorluğunda gerçekleştirilen ve her yaştan sinemaseverin ilgiyle takip ettiği Ankara Engelsiz Filmler Festivali, beş gün boyunca süren gösterimlerin ardından seneye tekrar buluşmak üzere seyircilerine veda etti.

Film Gösterimleri ve Sinema Atölyelerinde Renkli Anlar

Göremeyen seyircilerin sesli betimleme, duyamayanların ise işaret dili ve ayrıntılı altyazı ile takip ettiği Festival boyunca, ortopedik engellilerin erişimine uygun salonlar sayesinde ortopedik engeli olanlar da herhangi bir engele takılmadan filmleri takip etme şansı buldular. Engeli olmayan seyircilerin de salonları doldurduğu beş gün boyunca, tüm seyirciler “engelsiz sinema” deneyimini bir arada yaşadılar.

Festival sırasında gerçekleştirilen sinema atölyelerinde ise, işitme ve görme engeli olan sinemaseverler kendilerini ifade etmenin bir aracı olarak sinemanın olanaklarını keşfettiler.

İşitme engelli çocukların katıldığı Duyguları Canlandırma Atölyesi’nde canlandırma sanatçısı Işık Dikmen ve sanat terapisti Ezgi İçöz, katılımcılara canlandırma (animasyon) sinemasıyla ilgili temel bilgileri verdi. Atölye boyunca katılımcılar çeşitli malzemeler kullanarak kendi hikayelerini ve karakterlerini oluşturdular ve kısa stop-motion animasyon denemeleri yaptılar.

Görme engelli sinemaseverlerin katıldığı, British Council işbirliği ile düzenlenen Senaryo Atölyesi’nde ise sinema yazarı ve senarist Ceyda Aşar, katılımcılara temel senaryo bilgisi verdikten sonra sesli betimleme ile hazırlanmış filmlerden sahneler gösterdi. Atölye sonunda katılımcılar kendi deneyimlerinden yola çıkarak kısa senaryolar yazdı ve içlerinde gizlenmiş olan yaratıcı potansiyelleri keşfettiler.

Festival’de Söyleşiler de Engelsiz Gerçekleştirildi

Festival boyunca pek çok filmin yönetmen, oyuncu ve film ekipleri seyircilerin sorularını cevaplamak üzere Ankaralı seyircilerle bir araya geldi.

Bu sene ilk kez yurtdışından da konuğu bulunan Festival, Ben de (Yo, también) filminin oyuncusu Pablo Pineda, Rimolar ve Zimolar: Kasabada Barış filminin yapımcısı Yonca Ertürk, Nora filminin yönetmeni Martin Jabs, Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku filminin senaristi Ceyda Aşar, Sivas filminin yönetmeni Kaan Müjdeci, oyuncuları Muttalip Müjdeci ile Ozan Çelik ve Ben O Değilim filminin oyuncusu Rıza Akın’ı seyircilerle buluşturdu.

Gösterimler sonrası işaret dili çevirmeni eşliğinde gerçekleştirilen söyleşilerde, seyirciler izledikleri filmler hakkında merak ettikleri soruları yönetmen ve film ekiplerine sorma fırsatı yakaladılar. Yönetmen ve film ekipleri ise filmlerini ilk kez sesli betimleme,işaret dili ve ayrıntılı altyazı uygulamaları ile izleyerek, bu deneyimin yaygınlaşması gerektiği konusunda fikir birliğine vardılar.

Gümüş İstiridye Ödüllü Oyuncu Pablo Pineda İlk kez Türkiye’de

Down Sendromlu insanların da aşık olabileceğini anlatan ‘Ben de’ (Yo, también) filminin oyuncusu Pablo Pineda Ankara Engelsiz Filmler Festivali kapsamında ilk kez Türkiye’ye geldi. Filmdeki rolü ile 57. San Sebastian Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’ne layık görülen İspanyol oyuncu, Festival’in Açılış Töreni’ne katıldı ve ‘Ben de’ filminin gösterimi sonrasında seyircilerin sorularını cevapladı. Avrupa’da bir üniversiteden mezun olan ilk Down sendromlu kişi olan Pablo Pineda, hayat öyküsüyle ‘Ben de’ filmine ilham olmuştu.

Festival’de tüm gösterim ve etkinlikler ücretsiz olarak gerçekleştirildi.

85 Engelsiz Film

Ankara Engelsiz Filmler Festivali ilk kez düzenlendiği 2013 yılından bu yana 85 adet uzun, kısa ve belgesel filmin sesli betimleme, işaret dili ve ayrıntılı altyazı uygulamalarını Sesli Betimleme Derneği’nin işbirliği ile sinemaseverlere kazandırdı. Festival, önümüzdeki dönemde bu filmlerin farklı şehirlerdeki sinemaseverlere ulaşmasını sağlamak için çalışmalarına da başladı.

roma-turk-film-festivaliBu yıl 4’üncüsü düzenlenen Roma Türk Film Festivali, Çağan Irmak’ın yönetmenliğini yaptığı “Unutursam Fısılda” filminin gösterimi ve ardından düzenlenen basın toplantısı ile başladı.

Onursal Başkanlığını Ferzan Özpetek’in yaptığı festivalde Hümeyra “Festival Onur Ödülü”ne layık görüldü. Sanatçı ödülünü bu akşam Roma’nın en eski sinema merkezlerinden biri olan Barberini sinemalarında gerçekleştirilecek olan gala gecesinde alacak.

Hümeyra, basın toplantısında yaptığı konuşmada gençliğinde İtalyan filmleri ve şarkıcılarına bakarak bir gün onlar gibi olmayı hayal ettiğini dile getirerek, “Roma benim için çok anlamlı bir şehir, Antonioni’nin, Fellini’nin şehri. Onlar benim akrabalarım, ailem” şeklinde konuştu.

Festivalin açılış filmi “Unutursam Fısılda”nın yönetmeni Çağan Irmak ise, Türk seyircisine en yakın tepkileri Yunan ve İtalyan seyircilerin verdiğini belirtti ve filmi hakkında, “Bu 10 önce yazmaya başladığım bir filmdi. Her zaman müzikal ya da müzikle ilgili bir film yapmak istemiştim. Hatta itiraf etmeliyim ki müziği sinemadan daha çok seviyorum” yorumunda bulundu. Irmak, gelen bir soru üzerine ise Türk sinemasının son durumunu “Türkiye’de ya kişisel filmler ya da gişe filmleri çekiliyor. Bu açıdan tek kaygım ana akım film çekilmesi konusunda eksiklik olması. Ferzan Özpetek bu alanda çok başarılı işler yapıyor” dedi.

Türkiye Roma Büyükelçisi Aydın Sezgin ise, 4’üncüsü düzenlenen Roma Türk Film Festivali’nin gerçekleşmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve “Türk sinemasının geldiği yer ile iftihar ediyorum. Festival de Ferzan Özpetek sayesinde kurumsal bir hale geldi. Festivali gelecek yıllarda diğer İtalyan şehirlere de taşımayı umuyoruz. İki toplumdan seyircilerin sinema salonlarında bir araya gelmesi iki toplum arasındaki dostuğun pekiştirilmesi açısından da çok önemli” ifadesinde bulundu.

Festival Onursal Başkanı Ferzan Özpetek ise, Türk filmlerinin ulaştığı gişe rakamlarının İtalyan sinemacıların hayallerini süslediğini belirtti. Özpetek “Türkiye’de yabancı filmler altyazı ile gösteriliyor, İtalya’da ise dublajlı. Türkiye’de kimseye dublajlı bir yabancı film izletemezsiniz. Bu durumun da Türk filmlerine talebi arttırdığını düşünüyorum. Türk filmleri gişede 6-7 milyona ulaşabiliyor” dedi.

Festival Başkanı Serap Engin de festivale her yıl ilginin arttığının altını çizerek, “İlk sene daha küçük salonlarda gösterim yapıyorduk. Seyircilerin salona sığmaması bizi hem sevindiriyordu hem de bir yandan üzüyordu. İkinci seneden itibaren daha büyük salonlara geçtik” ifadesini kullandı.

Bu yıl 4’üncüsü düzenlenen Roma Türk Filmleri Festivali Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Başbakanlık Tanıtma Fonu’nun katkıları, Türkiye’nin Roma Büyükelçiliği’nin desteği ve SRP İstanbul’un organizasyonuyla gerçekleşiyor.

Kaynak: Oku.net

canakkale-film-gunleriKültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle Uluslararası Boğaziçi Sinema Derneği tarafından düzenlenen Çanakkale Zaferi’nin 100. Yılı Film Günleri, 17-21 Nisan’da Çanakkale’de gerçekleşecek. Russell Crowe’un ‘Son Umut’ filminin gösterimi ile başlayacak olan etkinlikte; Ertem Eğilmez’in ‘Bir Millet Uyanıyor’, Yeşim Sezgin’in ‘Çanakkale: 1915’, Serdar Akar, Ahmet Karaman ve Kemal Uzun’un yönetmenliğini yaptığı ‘Çanakkale: Yolun Sonu’, Levent Akçay’ın ‘Sarı Siyah’ ve Tolga Ören’in ‘Son Mektup’ filmleri gösterilecek.

Ayrıca Tolga Örnek’in ‘Gelibolu’, Ahmet Okur’un ‘Son Kale: Çanakkale’ adlı belgeselleri de izleyiciyle buluşacak.

 

 

Geçtiğimiz yıl bakanlıktan alınan hibeyle çekilen Türkiye’nin ilk animasyon (3D) filmi Uzay Kuvvetleri 2911’i ilk hafta sonu sadece 1 kişi izledi.

uzay kuvvetleri

Kültür Bakanlığı’nın sinema, televizyon, dizi, yayıncılık ihracatında 1 milyar dolar seviyesine ulaşabilmek için dağıttığı hibeler sayesinde çekilen filmlerin sayısı katlanarak büyüyor. Sinema sektörüne yeni yüzler, yeni yönetmen ve yapımcılar kazandırmak amacıyla dağıtılan hibeler diğer yandan da hayal kırıklığına neden olan projeleri beyaz perdeye çıkarıyor.

Türkiye Gazetesi’nden Güven Adalı’nın haberine ve Kültür Bakanlığı Sinema Denetleme Kurumu verilerine göre, 2013 yılında gösterime giren 85 yerli uzun metraj filmin 26’sına yani yüzde 30’una devlet destek verdi. 2014’te ise 168 Türk filmi sinemada izleyicilerle buluştu. Kaç adet filmin devlet desteği aldığı henüz açıklanmasa da bu rakamın 50’yi geçmesi bekleniyor.

FİLMİ 12 KİŞİ İZLEDİ

Geçtiğimiz yıl gişede rekor hasılat ve izleyici rakamlarına ulaşan filmler çıkartan Türk sineması, sadece birkaç salonda gösterime giren, 1.000 kişinin bile izlemediği onlarca filme de tanıklık etti. Hayal kırıklığına neden olan filmler arasında yalnızca 12 seyirciyi sinemaya çekerek 72 TL gişe hasılatı elde edebilen ‘Rüzgârla Bir’ en dikkat çeken yapıt oldu.

Mayıs 2014’te izleyiciyle buluşan Türkiye’nin ilk animasyon filmi Uzay Kuvvetleri 2911’i ise sadece 522 kişi izledi. 2 hafta gösterimde kalan ve 90 salonda izleyici ile buluşan film 3 bin 805 TL hasılat elde edebildi. (Box Office Türkiye)   

EN AZ 700 BİN TL GEREKİYOR

Bir film için azami 700 bin liraya ihtiyaç duyulduğunu belirten uzmanlar, gişede hayal kırıklığına uğrayan filmlerin düşük bütçeli yapımlar olduğuna dikkat çekiyorlar. Bu filmlerin büyük bölümü ise ya devlet desteği ya da banka kredisi ile çekiliyor. ‘Sonsuz’ filminde ve nisan ayında vizyona girecek ‘Sonsuz Bir Aşk’ta başrol oynayan, yaz aylarında çekilecek yeni bir filmde de yönetmen koltuğuna oturmaya hazırlanan aktör Ferhat Gündoğdu, devlet desteğinin sinema sektörü için çok önemli olduğunu fakat doğru projelerin desteklenmediğini ifade etti. Gişede başarısız olan filmleri izlemediğini fakat desteklerin yanlış projelere kaymış olması ile başarısız filmlerin çekilebildiğini söyleyen Gündoğdu, “Maalesef kaliteli filmlerimiz sinemada seyirci toplayamıyor. Küfür ile güldüren filmlerin gişede daha başarılı olduklarını görüyoruz. Eminim ki gişede başarısız olmuş fakat senaryo ve oyuncularıyla başarılı filmler de vardır. Fakat devlet desteğini alarak başarısız projeler sinema perdesine çıkabiliyor” dedi.

sınıfta kalanlar

HANGİ KRİTERLER ARANIYOR?

Bir senaryonun Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan destek alabilmesi için desteklenmeye uygun bulunması gerekiyor. Senaryonun destek almaya uygun olup olmadığını belirleyen kurul ise senarist, yönetmen ve sinema sektörüne gönül verenlerden oluşuyor. Bu kurulda seçiciler her 2 yılda bir değişiyor. Eğer senaryo kurulun beğenisini kazanamazsa destek alamıyor. İlk defa film çekenler için ise özel bir kategori bulunuyor. Hem film sayısını artırmak hem de film çekmek isteyen yeni yetenekleri sektöre kazandırmak isteyen bakanlık, filmin çekilebilir olacağından emin olmak için bu defa en azından yapımcının deneyimli olmasını istiyor. Kuruldan geçer not alan senaryonun % 50 bütçesi bakanlık tarafından karşılanıyor.

Kaynak : onedio.com

Van Gölü sahilindeki 5 bin yıllık antik kentin, koruma altına alınmadığı takdirde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacağı belirtildi.

5-bin-yillik-antik-kent-

Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Demirtaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 5 bin yıl önce yerleşim alanı olarak kullanılan ve bir dönem Doğu Anadolu Bölgesi’nde hüküm süren Urartu Krallığı’na da ev sahipliği yapan Van Gölü sahilindeki antik kentin, 1986 yılında Kültür Bakanlığı tarafından tescillendiğini anlattı.

Günümüzde bir bölümü toprak altında, geri kalanı ise gölün içinde bulunan antik kentin, bir şehir ve yerleşim biriminin bütün izlerini bünyesinde barındırdığını vurgulayan Demirtaş, Tatvan’ın tarihini yansıtan alanın, kaçak kazı yapanlardan ve ticari emelleri için kullanmak isteyenlerden korunması gerektiğini söyledi.

vangölüantik kenti

 

Demirtaş, bu anlamda, gerek Van Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun gerekse Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın alanın turizme kazandırılması için harekete geçmesi gerektiğini bildirerek, şöyle konuştu:

“Tatvan’da, ilçenin tarihi olmadığına dair bir yanılgı var. Halbuki bilinenin aksine Tatvan, 5 bin yıllık tarihe sahip bir ilçemiz. Bitlis’in yanı başında olması da bunu ispat ediyor. Geçmişi Bitlis kadar görkemli olmasa da yapılan araştırmalarda M.Ö. 3 bin yıllarına dayananan çok sayıda buluntu elde eldildi. Ayrıca ilçede iki  antik kent var. Bunlardan biri Şahmiran köyünde diğeri ise şu an plaj olarak kullanılan Van Gölü sahilindedir. Resmi kaynaklarda ve yazışmalarda da buraları ‘Tatvan Antik Kenti’ olarak geçiyor. Kayaların üzerine oyulmuş nişler, geometrik şekil, işaret ve resimler var. Bu bulgular antik kent denildiğinde ilk akla gelen özelliklerdir ve bütün bunlar 1986 yılında tescillenmiş.”

van-gölü-taihi-kalıntı

 

Geçmiş yıllardaki araştırmalarda, Van Gölü sahilindeki alanda, kayaların oyulmasıyla yapılan odalar ile çok sayıda arkeolojik kalıntı bulunduğuna değinen Demirtaş, tandır ve silo gibi mahsen görevi gören onlarca yapının ise aradan geçen süre zarfında toprak altında kaldığını ifade etti.

Demirtaş, yapılacak kazı çalışmasıyla antik kentin tamamen ortaya çıkacağını bildirerek, “Buradaki şehir resmi kazılarla ortaya çıkarıldığında sadece Tatvan veBitlis’in değil Türkiye’nin çehresi değişecek. Burası dünyanın ilgi odağı haline gelecek” dedi.

antik kent van gölü

 

Tahribatın önlenmesi gerekiyor

Antik kentin bulunduğu alanın koruma altında olmaması nedeniyle büyük oranda tahrip edildiğine dikkati çeken Demirtaş, şöyle devam etti:

“Alanı imara açmak, burada tatil köyü yapmak, sondajla su çıkarmak isteyenler var. Ayrıca define avcıları da yaptıkları kazılarla alana büyük zarar veriyor. Antik kentin bulunduğu alandaki tahribatın durdurulması için ortak proje hazırlanarak koruma altına alınması gerekiyor. Tarihimiz ve geleceğimiz yok ediliyor. Bunlara sahip çıkamazsak, geleceğimize de sahip çıkamayız. Buranın imara açılması belki 3-5 kişiye fayda sağlar. Ancak bu antik kentin korunması Tatvan’a, bölgeye ve ülkeye fayda sağlar. Bu nedenle burada kapsamlı bir çalışma yapılması ve tahribatın önlenmesi gerekiyor.”

antik

 

Demirtaş, Van Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 2010 yılında alanda inceleme yapıldığını ve söz konusu bölgenin “birinci derecede arkeolojik sit alanı” olarak kayıt altına alındığına işaret ederek, aynı kurulun 2011 yılında gerçekleştirdiği çalışmada ise “arkeolojk sit alanı değil, doğal sit alanı” olduğu yönünde karar verdiğini kaydetti.

2011 yılında hazırlanan raporun gerçeklik payı bulunmadığını savunan Demirtaş, kendisinin bir süre önce yaptığı incelemelerde bulduğu arkeolojik kalıntıları kamera kaydıyla belgelediğini ve istenildiği takdirde bunu kurulla paylaşabileceğini sözlerine ekledi.

van gölü

van antik