Şunun için etiket arşivi: İstanbul

Hergeçen gün büyüyen ve genişleyen İstanbul’da elbetteki çok eskilere dayanan semtler de var. Kimi zaman “ya! bu isim nereden geliyor acaba?” dediğimiz muhakak olmuştur buyurun bazı semtlerin adlarının nereden geldiğini okuyalım.

Bakırköy Özgürlük Meydanı

Bakırköy Özgürlük Meydanı

Acıbadem:

Eskiden geniş çayırların, bağların, bahçelerin ve koruların arasında Osmanlı saray mensuplarının, sultanların, şehzadelerin, paşaların köşklerinin bulunduğu Acıbadem, bugün yoğun yerleşme alanıdır. Bu yoğun yerleşme arasında, geçmişin izlerini taşıyan yapılar ve mekânlar vardır. Semtin Nişantaşı olarak bilinen kesimine II. Mahmud döneminde bir nişan taşı dikilmiştir. Padişahın, bugün yerinde bulunmayan kasrından bin adım uzaktaki bir yumurtayı vurduğu, bu nişan taşının da buraya dikildiği söylenir.

Acıbadem semtinin önemli tarihsel yapıları arasında, Abdülaziz Av Köşkü, İbrahim Ağa Camii, Ethem kaptan Camii, Faik Paşa Camii olarak da bilinen kare planlı ve tek minareli Acıbadem Camii, Acıbadem Çeşmesi, Ayrılık Çeşmesi sayılabilir.

Ahırkapı: 
Marmara Denizi’nin kıyısında yer alan yedi ahır kapısından birisi olan bu semte, padişah atlarının bulunduğu has ahırın yanında yer aldığı için Ahırkapı ismi verildi.

Aksaray:
Fatih’in sadrazamı Ishak Paşa, Iç Anadolu Bölgesi’ndeki Aksaray’ı ele geçirdikten sonra orada yaşayan bölge insanlarını bugünkü Aksaray semtinin
bulunduğu yere gönderir. Aksaraylılar da semte adlarını verirler.

Arnavutköy:

Arnavutköy semti, sahil yolunda Kuruçeşme ve Bebek arasında kalmaktadır. Karşısında Kandilli ve Vaniköy bulunmaktadır. Arnavutköy’ün en eski adı Hestai’dir. Bizans döneminde Promotu ve Anaplus olarak da bilinirdi. Fatih Sultan Mehmet’in Arnavutluk ve Epir’e egemen olduktan sonra, 1486 yılında getirilen Arnavutların buraya yerleştirilmesinden dolayı bölge Arnavutköy adını almıştır.

Aşiyan: 

Kuş yuvası. Günümüzdeki ismini şair Tevfik Fikret’in burada bulunan, Farsçada kuş yuvası anlamına gelen ‘Aşiyan’ isimli evinden alıyor.

Ayrılık Çeşmesi:

İstanbul’un Kadıköy ilçesi Rasimpaşa mahallesi sınırları içinde kalan tarihî bir yapı ve aynı zamanda bölgenin adıdır. İlk inşa tarihine ilişkin kesin bir bilgi olmamakla birlikte 17. yüzyılın başında Kızlarağası Gazanfer Ağa tarafından bir namazgâh ile birlikte yaptırıldığı sanılmaktadır. Çeşme üzerindeki kitabelere bakıldığında, daha sonraları çeşmenin 1741 yılında Kızlarağası Ahmet Ağa ve 1921-1922 yıllarında 5. Mehmet’in torunu Düriye Sultan tarafından olmak üzere iki kez tamir ettirildiği öğrenilmektedir. Kimi kaynaklar çeşmenin geçmişini Bizans dönemine kadar dayandırmaktadır

Çeşmenin adının kökeni konusunda kesin kabul görmüş yazılı kaynak yoktur. Fatih Sultan Mehmet döneminden sonra doğu yönüne sefer düzenleyen Osmanlı padişahlarının son sefer hazırlıklarının tamamlandığı ve yola koyulmak için toplandığı yerin çeşmenin de içinde bulunduğu eski İbrahimağa Çayırı olduğu bilinmektedir. Ayrıca Mekke’ye gitmek üzere yola çıkan Hacı kafileleri ve Surre Alayları’nın da burada toplaşıp uğurlandığı  bilinmektedir. Rivayete göre şehirden ayrılan kafileler son olarak buradan uğurlandığı için çeşmenin adı Ayrılık Çeşmesi olarak halk diline yerleşmiştir.

Bağdat Caddesi:

Ayrılık Çeşmesi bölgesinden sefere uğurlanan padişahlar içinde 4. Murat da vardır. Bağdat seferine giderken izlediği yola da halk Bağdat Yolu adını vermiş ve bugün hâlâ Bağdat Caddesi adı kullanılmaktadır.

Bağlarbaşı:

Semt, en ünlü bağ ve bahçelerin bir dönem burada yer almasından dolayı bu adla anılıyor.

Bakırköy:

Bizanslıların ‘Makri Hori’ dedikleri semt, 14. yüzyılda Osmanlıların eline geçince ‘Makriköy’ adını aldı. 1925’te ulusal sınırlar içindeki yabancı kökenli adların değiştirilmesi sırasında Atatürk’ün isteğiyle semt Bakırköy adını aldı.

Bebek:

Rumeli Hisarı’nın yapımı ve İstanbul’un kuşatması sırasında Fatih, bu bölgenin kontrol edilme görevini Bebek takma adıyla anılan bölükbaşına vermiş. İsim oradan geliyor.

Beyazıt: 

Sultan II. Beyazıt’ın buraya kendi ismiyle anılacak bir külliye yaptırmasından sonra semt, Beyazıt olarak anılmaya başladı.

Bostancı: 
Semt, adını eskiden her türlü meyve ve sebzenin yetiştirildiği bostanlardan biri olmasından alıyor.

Çatladıkapı: 
Bizans zamanında yapılan surların Sidera adı bir verilen kapısı, 1532 tarihinde meydana gelen depremde çatlayınca, hem semt hem de kapı
Çatladıkapı olarak anılmaya başladı.

Çemberlitaş: 
Bizans’ın en önemli meydanlarından Constantinus Forumu’nun bulunduğu yerdeki büyük sütunlardan birisi olan Çemberlitaş, semte adını verdi.

Çengelköy: 
Eskiden gemi çapaları bu köyde yapıldığı için isminin buradan geldiği tahmin ediliyor.

Çıksalın:

Güzel manzaralı, geniş bir çevreye hâkim olan bölgeye, halk arasında “çık, salın” denilmeye başlanmıştır.

Eminönü: 

Osmanlı döneminde çarşıdaki esnafı denetleme yetkisi ‘Emin’lere aitti. Semt, adını burada bulunan ‘Gümrük Eminliği’nden alıyor.

Feriköy:

Çok değil, yüzyıl öncesine kadar, yerinde Aya Dimitri köyünün bulunduğu ve çoğunluğunu Rumların oluşturduğu bu küçük İstanbul yerleşiminin ormanlık bir araziye açılması, İstanbul’un namlı avcılarının gelip avlandığı avlak bir alana dönüşmesine neden olmuştur. Bu avcılardan biri de, İzmir ve İstanbul’un soylu lavantenlerinden, ticaretle uğraşan Fransız mösyö Ferry’dir. Galata’da ikamet eden Ferry, tatil günlerinde tüfeğini alıp Aya Dimitri’ye gider ve oradaki arazide sık sık avlanır ve sonunda bu güzel, küçük şirin köyde yalı-köşk yaptırmaya karar verir. Ferry’ler zaman zaman gelip kalırlar bu köşkte ve geçen zaman içinde o zamanın kimi gazete ve haberlerinde de yazılmış olduğu gibi Aya Dimitri adı, Mösyö Ferry’nin köyü diye anılmaya başlar. Feriköy’de, geçmişten günümüze kalmış tarihi mekanlar arasında Sokullu Mehmet Paşa’nın sadrazamlığı döneminde yapılmış 1570 tarihli Darüsaade Ağası Behram Çavuş Camisi, 1868 tarihli, 12 havariye adanan Dekema Apostoli Rum Kilisesi, 1861 tarihli Sırpots Vartanans Ermeni Kilisesi, Latin ve Protestan mezarlıkları bulunmaktadır. Protestan mezarlığı’nda yatan ünlü kişilerden biri de, kaleme aldığı İstanbul yazıları ve yayımladığı rehber kitaplarıyla tanınan eğitmen, arkeolog ve tercüman rehber Ernest Mamboury’dir. Yazın hayatı döneminde İstanbul’u kaleme almış bir başka İstanbul sevdalısı Salah Birsel de Feriköy’deki İslam Mezarlığı’nda yatmaktadır. Bir zamanlar Mösyö Ferry’nin küçük köyündeki 500 kişilik nüfus bugünün Feriköy’ünde 50 bine ulaşmış durumdadır.

Galata: 
Gala, Rumca da “süt” anlamına geliyor. Bir rivayete göre Galata’nın adı semtteki süthanelere gönderme yapılarak türetildi. Başka bir görüşe göre ise
Italyanca ‘denize inen yol’ anlamına gelen ‘galata’ kelimesi düşünülerek bu isim verildi.

Göztepe:

İstanbul, Anadolu Yakasında, Kadıköy İlçesi sınırları içinde bulunan bir mahalledir. İsmini Merdivenköy, Şahkulu Dergahının şeyhi olan Gözcü Baba’nın gözetleme yaptığı bölgeden almıştır.

Peki Gözcü baba nereyi gözetliyordu?

Şuan dergahın binası olan yapının olduğu bölgede Bizans döneminde Bizans imparatoru Andronikos’un av köşkü vardı. Orhan Gazi’nin İzmit’i fethinde barış antlaşması bu köşkte imzalanmıştır. Barış şartları arasında, “köşk”ün ahi tekkesi olarak kullanılması da vardı. Köşk, Türk egemenliği altında olduğu dönemlerde uzun yıllar Bektaşi kültürünün yaşatılması amacıyla Bektaşiler tarafından kullanılmıştır. Çelebi Sultan Mehmet zamanında tekkenin ahi baba şeyhlerine Bizans’ı gözetleme görevi verilmiştir. O dönemden sonra ahi baba şeyhlerine gözcü baba denmeye başlanmıştır. Yakın zamana kadar buradaki taş binada tekkenin şeyhleri oturmuştur. Son sahibi Hasan Tahsin baba’dır. Şu anda Şahkulu Sultan Dergahı olarak Alevi Cemaati ve Kültürü’nün yaşatıldığı merkezlerden biridir.

Horhor:

Fatih’te bulunan semt, adını Horhor çeşmesinden alıyor. Rivayete göre Fatih Sultan Mehmet bölge civarında yürürken yerin altından su sesleri duyar ve yanındakilere, “Buraya bir çeşme yapın baksanıza ‘hor hor’ su sesleri geliyor” der ve buraya bir çeşme yapılır. Çeşme de semt de Horhor ismiyle anılmaya başlar.
Okmeydanı: Fetih Ordusu kuşatmanın bir kısmını burada kurulan karargâhta geçirmiş. Semtin ismi de böylelikle Okmeydanı olarak kalmış.

Kadıköy:

Futbolun mabedi olan ilçe  Zamanın musiki üstadı Sine Kemani Nuri Bey’in anlatışına bakılırsa, futbola meraklı ilk Türk gençleri bir kulüp kurmağa, daha bir derli toplu birleşmeye karar vermişler. Çok geçmeden arzularını yerine getirmiş, elbiseyi de seçmişler; gömleğin göksü, yakası, kol kapakları beyaz, öbür tarafları kırmızı, pantolon keza beyaz. Kuşdili Papazın çayırlarında kendi aralarında maçlara girişmişler. Moda’daki İngilizlerden, Rumlardan mürekkep (oluşan) takımın derecesine erişmek, onları yenmek baş emelleri(en büyük arzuları). Eski cimnastikçi ve idmancılardan Sine Kemani Bay Nuri’nin rivayetine göre, ilk oynayanları sayalım: Kendisi(Nuri Bey), Emced Bey, Mehmet Ali ve kardeşi Neşet Beyler, Reşat Danyal Bey, Hafız Mustafa, Topçu zabiti Cevdet Bey, Eşref Bey, Hüsnü Paşa zade Bahriyeli Fuat Bey, Mekteb-i Sultani’li Daniş, Tahsin (Şair Tahsin Nahit) Bey, Sarı Şevki.

Karagümrük:

Bizans surlarının girişlerinden biri olan Edirnekapı’nın hemen altında olan Karagümrük semtinin adı, Osmanlı zamanında burada bulunan gümrükten gelmektedir.

Kurtuluş:

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Sakız Adası’ndan getirilen göçmenlerin yerleştirilmesi ile yerleşim bölgesi haline gelmeye başlamıştır. Kurtuluş semti, eskiden “Tatavla” ismiyle anılırmış. Tatavla; Rumca “ahır” anlamına gelen, “Ta Tavla”dan türeyerek konulmuş. O dönemlerde sarayın ahırlarının ve otlaklarının bu bölgede bulunması bu ismi almasına sebep olmuş. 1929 yılında çıkan büyük yangından sonra semt, bugünkü “Kurtuluş” adını almış

Koşuyolu:

Acıbadem’in komşu semti Koşuyolu, Osmanlı saray mensuplarının at bindikleri, 1900-1920 yıllarında ise at yarışlarının düzenlendiği semttir.

Okmeydanı: 
Fetih Ordusu, kuşatmanın bir kısmını burada kurulan karargâhta geçirmiş. Semtin ismi de böylelikle Okmeydanı olarak kalmış.

Şişli:

Şiş yapımıyla uğraşan ve Şişçiler diye anılan bir ailenin burada bir konağı olduğu ve ‘Şişçilerin Konağı’nın zamanla değişikliğe uğrayarak ‘Şişlilerin
Konağı’ hâline gelmesiyle semtin adının Şişli olarak kaldığı anlatılıyor.

Şaşkınbakkal:
Henüz yerleşimin olmadığı dönemlerde yaz günleri denizden yararlanmak için bölgeye gelenlere bir bakkal dükkânı açıldığını görenler, burada iş yapılmayacağını düşünerek bakkala “şaşkın bakkal” yakıştırması yaptılar. Bundan sonra da semt Şaşkınbakkal olarak anılmaya başlandı.

Sütlüce:

Bugün Sütlüce semtinin olduğu yerde Süt Menbat isimli bir Rum köyü vardı. Köyün bir köşesindeki bakır bir kadın heykelinin memelerinden su akar; bu suyun, kadınların sütünü çoğalttığına inanılırdı. Bundan dolayı semt, Sütlüce olarak anılır oldu.

Tahtakale:

Sözlük anlamı ‘kale altı’ olan Taht-el-kale’nin bozulmasıyla Tahtakale’ye dönüşen semtin, Mercan ya da Beyazıt dolaylarındaki eski sur benzeri yapının aşağı kotunda yer aldığı için bu ismi aldığı tahmin ediliyor.

Taksim: 

Osmanlı zamanında su kemerleriyle civar yerleşimlerdeki sular buraya getirilir ve buradan İstanbul’un semtlerine taksim edilirdi(dağıtılırdı). Osmanlı’dan önce Bizans’ın da aynı bölgeyi taksim noktası olarak kullanmış olma ihtimali yüksektir.

Teşvikiye:
Sultan Abdülmecit’in bir mahalle kurulması için teşvikte bulunduğu semtin adı Teşvikiye olarak kaldı. Bu durumu, Harbiye Karakolu ile Rumeli ve
Valikonağı Caddelerinin kesiştiği kavşakta bulunan iki taş belgeliyor.

Unkapanı:
Bazı satış yerlerinde Arapça’da ‘Kabban’ adını taşıyan büyük teraziler bulunduğundan, buraları Kapan adını taşırdı. Sahiline buğday ve arpa yüklü gemiler demirlediğinden, semt bu adı aldı.

Üsküdar: 
Bizans devrinde, Skutari denilen asker kışlaları, şehrin bu yakasında yer aldığı için semt Skutarion diye anılıyordu. Bu isim zamanla Üsküdar’a dönüştü.

Veliefendi: 
Hipodrom bir zamanlar Şeyhülislam Veli Efendi’nin sahibi olduğu topraklar üzerinde kurulduğundan semtin adı Veli Efendi’yle anılıyor.

Zincirlikuyu:

1870 yılında Sultan Aziz’in oğlu Veliaht Yusuf İzzettin Efendi için yaptırılan yazlık saray ile kurulan ve gelişmeye açılan semt. Veliahtın, adı geçen köşkte 1917 de bileklerini keserek intihar etmesi ya da öldürülmesiyle adı uğursuz semte çıkan yer konut alanı olarak fazla gelişmemiş ve bu sebepten dolayı mezarlık Yusuf İzzettin Efendi’nin av köşkünün bahçesine kurulmuştur. Av köşkü ise halen yapı meslek lisesi olarak kullanılmaktadır. Semtin adı köşkün hemen aşağısında bulunan ve bugün izi bile kalmayan kuyudan gelir.

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO), Pelin Halkacı Akın’ın solistliğinde “BİFO ile Barok Zamanı” konseriyle bu akşam Lütfi Kırdar Anadolu Auditorium’da İstanbullulara klasik müzik ziyafeti sunacak.

borusan-istanbul-flarmoni-orkestrasi

Vivaldi: Dört Mevsim, No. 1–4, Op. 8
Gabrieli: 13. Sonat
Telemann: Yaylılar ve Sürekli bas için Sol Majör Konçerto Grosso, TWV 52:G1
Bach J.S.: 3. No.lu Orkestra Süiti’nden “Air on G-string”
Lully: Le Bourgeois gentilhomme, LWV 43; 4. Perde 4, 5. Sahneden: “March pour la cérémonie Turcs”
Pergolesi: L’Olympiade Uvertürü
Händel: Music for the Royal Fireworks

BİFO, konzertmeister’ı Pelin Halkacı Akın’ın solistliği ile muhteşem bir barok akşamında kışın soğuğunu üzerinizden alacak. BİFO izleyicisinin başarılı çalışmalarını yakından takip ettiği Akın, solistliğinin yanı sıra eğitmen olarak da oldukça yoğun bir programa sahip. Sanatçı, Türkiye’deki tüm genç müzisyenlere örnek olacak şekilde, ülke çapındaki konser salonlarında parlak kariyerini zirveye taşımaya devam ediyor. Claudio Abbado, Seiji Ozawa, Pierre Boulez, Semyon Bychkov ve Daniele Gatti gibi ünlü orkestra şefleriyle çalışarak Avrupa’nın önde gelen konser salonlarında gerek orkestra ile gerekse solo konserler vermiş olan Akın, 2011 yılında Yolculuk adlı albümünü kaydetti. Bu albümünde de, dünya çapında eğitmen olarak katıldığı ustalık sınıfları ve solo konserlerinde de yalnızca yabancı bestecilerin değil, Türk bestecilerin yapıtlarına da büyük önem vererek çok önemli bir görevi üstlenen sanatçı, tüm klasikseverler ve tüm zamanlar için özlenen barok dönem yapıtlarından oluşan bir program sunacak.

Kaynak: Seç Haber

doku-sanat-galerisiNar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı aynı zamanda Özel Nar Sanat Eğitim Kursu Resim eğitmeni Hale Şakar Ürkmezgil’in 20. Kişisel Heykel Sergisi izleyicisi ile buluşuyor.

Doku Sanat Galerisi’nde gerçekleşecek etkinliğin iki ana teması var:

Cumhuriyet Kadınları…

Özgürlük diye / diye… kanatlandım…

 

Etkinlik 10 Mart 2015, Salı günü saat:18:00’de açılacak. 30 Mart’a kadar görülebilecektir.

Yer: Doku Sanat Galerisi

Adres : Av. Süreyya Ağaoğlu Sok. (Ihlamur Teşvikiye Yolu ) No:10/10D, Teşvikiye İstanbul Türkiye
Telefon : 212-246 2496
Web: http://www.haleurkmezgil.com

cnr-kitap-fuariCNR Holding Fuarcılık Grup Başkanı H. Cem Şenel, 27 Şubat’ta açılacak Kitap Fuarı’nda, Çanakkale Savaşları ile ilgili bugüne kadar hiç ortaya çıkmamış resimlerden oluşan serginin olacağını belirterek, bu konuda çok ciddi derleme yaptıklarını söyledi.

CNR Holding tarafından Basın Yayın Birliği işbirliğinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle düzenlenen ve Anadolu Ajansı’nın Global İletişim Ortağı olduğu fuar, 27 Şubat-8 Mart arasında açık kalacak

Yeşilköy’deki CNR Expo’da okurla buluşacak fuara ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Şenel, bu yıl ikincisi gerçekleştirilecek fuarın temasının, Çanakkale Savaşları’nın 100. yılı olduğunu belirterek, CNR olarak İstanbul gibi bir metropolün en az iki, hatta daha fazla fuarı kaldıracağını kaydetti.

Fuarın kitap okuma alışkanlığının geliştirilmesine çok ciddi fayda sağlayacağına inandığını dile getiren Şenel, geçen yıl iki holde yapılan fuarın, bu sene üç hole taşındığını anlattı.

Şenel, “Geçen sene 250 katılımcımız vardı, bu sene 350 oldu. Geçen sene 200 marka temsil edilmişti, bu sene 400 civarında temsil edilecek. Fuarı yaklaşık 26 bin metrekarelik bir alanda yapacağız” dedi.

Çok sayıda etkinliğin yer alacağı fuara, özellikle gençler ve öğrencilerin ilgisini çekmeyi, onları okumaya teşvik etmeyi amaçladıklarını ifade eden Şenel, şöyle konuştu:

“Çanakkale Zaferi, tarihimizde çok önemli yer tutan bir hadisedir. Özellikle gençlerimize, çocuklarımıza ve tabii ki vatandaşlarımıza da bu zaferin önemini bir kez daha hatırlatmak istiyoruz. Fuar süresince ana temamız; Çanakkale Zaferi. 100. yıl dönümü dolayısıyla çok çeşitli etkinliklerimiz olacak. En önemlilerinden biri gün ışığı görmemiş, çok sayıda fotoğraftan oluşan sergimiz var. Özellikle öğrencilerimizin onu görmesini şiddetle tavsiye ediyorum. CNR olarak bu konu bizim için de çok hassas olduğu için çok heyecanlıyız. Çanakkale Savaşları ile ilgili bugüne kadar hiç ortaya çıkmamış resimler olacak. Çok ciddi derleme yaptık. Bu konuyla ilgili çalışmalar yaklaşık bir yıldır sürüyor. Ziyaretçilerimizin çok ilgisini çekecek. İlk defa görecekleri çok sayıda fotoğraf olacağını düşünüyoruz.”

Fuarda, Çanakkale Savaşları ile ilgili bugüne kadar yayınlanmamış yayınların olacağını, yayıncıların Çanakkale ilgili çok sayıda yayın neşredeceğini ve birçoğunu ilk defa fuar sırasında sunacaklarını aktaran Şenel, geçen yıl fuara katılımın çok tatminkar olduğunu, bu yıl ise bu oranın en az yüzde 60 artmasını beklediklerini kaydetti.

CNR Holding Fuarcılık Grup Başkanı H. Cem Şenel, “Çok iyi organize olduk, çok iyi duyuruldu fuar. Zaten yapısı nedeniyle çok ilgi çeken bir fuar. Bizim lokasyonumuzdan dolayı öğrencilerin, özellikle ulaşımı çok kolay, toplu taşıma kullanarak insanlar çok rahat gelebilecekler” görüşlerine yer verdi.

Ticari faaliyetten çok sosyal bir etkinlik olan fuarla özellikle genç nesillerin okuma alışkanlığını geliştirmesine aracı olmanın kendileri için keyif verici olacağını belirten Şenel, etkinliği büyütmek, çok ziyaret edilen bir fuar yapmak için bütün güçleriyle çalıştıklarını bildirdi.

Şenel, bu anlamda İstanbul’un, çok büyük bir potansiyel olduğunu, daha fazla kitap fuarı yapılması gerektiğini sözlerine ekledi.

14. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, dün gece NuPera’da yapılan ödül töreniyle sona erdi.

14-f-istanbul

!f İstanbul’un 2015 ödülleri belli oldu! Bu yıl sekizincisi düzenlenen Keş!f Yarışması’nın kazananı Brezilya’dan “August Winds/Ağustos Esintisi”yle Gabriel Mascaro olurken, Aşk ve Başka Bi’ Dünya Yarışması’nın birincisi Suriye ve Fransa ortak yapımı “Silvered Water, Syria Self-Portrait/Gümüş Suyu: Suriye Otoportresi” seçildi. Türkiye’den Kısalar İzleyici Ödülü ise Orhan İnce’nin yönettiği Adem Başaran’ın oldu!

if

Selen Uçer’in sunuculuğunu yaptığı gecede Keş!f Yarışması Ödülleri, Aşk & Başka Bi’ Dünya ve Türkiye’den Kısalar İzleyici Ödülleri sahiplerini buldu.

Keş!f Ödülü Brezilyalı yönetmenin

August Winds 3

Sinema dünyasından usta isimlerin “sinemada cesur hikâye anlatımı ve biçimsel arayış” kriterlerini gözeterek, en çok “İlham Veren Yönetmen”i seçtikleri Uluslararası Keş!f Yarışması’nda bu yıl ABD, Avustralya, Brezilya, Estonya, Fransa, Hollanda, Irak, İsrail,Yunanistan, Türkiye ve Ukrayna’dan toplam 9 film, 15.000 dolar para ödüllü Keş!f Ödülü için jüri karşısındaydı.

Mehmet Kurtuluş, Lila Yacoub, Matias Piñeiro, Grant Gee ve Signe Byrge Sørense’den kurulu Keş!f Jürisi, Brezilya yapımı “August Winds/Ağustos Esintisi”nin yönetmeni Gabriel Mascaro’yu “yılın ilham veren yönetmeni” seçti. Jüri adına ödül gerekçesini okuyan Lila Yacoub ve Mehmet Kurtuluş; “Keşif Ödülü’nü, derinliğinin kaynağını basitliğinde bulan bir filme veriyoruz. Dünyanın ücra bir köşesinde günlük yaşamı gösteren film, her şeyden önce, manyetik görüntüler ve punk sesler aracılığıyla nefes alma hissi yaratmayı başarıyor. Filmin, durgunluk ve değişim üzerinde bir ritm oluşturan kaşifliğinin, bizlerde yarattığı sürpriz hissi günlerdir yerini koruyor. Bir başka ilham veren yönü ince tonu olan filmin en büyük gücü ise, yaşayanlar ve ölüler arasındaki tansiyonu ve belirsizlikleri sıradışı bir başarıyla yakalayan, o kara alt akıntıyı yaratmış olması. Bu yıl Keş!f Ödülü, Gabriel Mascaro’nun Ağustos Esintisi filmine gidiyor” dedi.

SİYAD’ın seçimi Ghobadi’den yana oldu

Aslı Daldal, Esin Küçüktepepınar ve Metin Gönen’den oluşan Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) jürisinin seçimi ise Irak Kürdistanı yapımı “Mardan”ın yönetmeni Batin Ghobadi’den yana oldu.

SİYAD jürisi adına gerekçeyi okuyan Esin Küçüktepepınar ve Metin Gönen şunları söyledi: “SİYAD jürisi olarak, bir yandan Kürdistan’ın coşku uyandıran coğrafyası ile epik bir kurgusal evren yaratıp, diğer yandan geçmişin travmalarıyla şekillenen trajik bir yerel hikâye ile Kürt halkının nezdinde tüm Orta Doğu halklarının acılı tarihini sinematografik bir yaratıcılıkla anlatırken, sadece acı ve mağduriyet ifade etmek yerine bu çılgın topraklarda öncelikle kendi aidiyetine, kendi geçmişine, kendi halkının var oluşuna eleştirel ve yaratıcı bir sine-gözle bakarak içinde bulunduğumuz durumu düşünerek öznel bir özgürleşmeye seyircinin kendisini de davet eden evrensel bir sinematografik sesleniş olduğu için SİYAD Ödülü’nü Batin Ghobadi’nin “Mardan” filmine veriyoruz.”

Yılın en yaratıcı müdahalesi Suriye filmine

!f İstanbul’un geçen yıl başlattığı ve aktivist filmlerin yarıştığı 10 bin dolar değerindeki Aşk & Başka Bi’ Dünya Ödülü için ise ABD, Danimarka, Fransa, Hindistan, İrlanda, Kanada,Kolombiya, Norveç, Polonya, Rusya, Suriye ve Ukrayna’dan toplam 8 film yarıştı. Arsinée Khanjian, Marie Olesen ve Pınar Selek’ten oluşan jüri, “yılın en yaratıcı müdahalesi” olarak; Suriyeli yönetmen Ossama Mohammed’in, Suriye’de yaşayan Kürt yönetmen Wiam SimavBedirxan’ın internet yoluyla gizlice gönderdiği görüntülerle birlikte yönettikleri, Suriye veFransa ortak yapımı “Silvered Water, Syria Self-Portrait/Gümüş Suyu: Suriye Otoportresi”ni seçti.

Jüri adına gerekçeyi okuyan Arsinée Khanjian, şunları söyledi: “Festivalin yarışma için belirlediği misyonun ışığında, biz Aşk ve Başka Bi’ Dünya Yarışması jürisi olarak dünyanın acı çektiğini ve sivil halkların olumlu değişime katkı sağlama sorumluluğunu taşıdığına inanıyoruz. Bu film bizi baskı, işkence, şiddet, çaresizlik ve ölümle yüz yüze getirdi. Cüretkâr ve yüksek sesli; ancak şiirsel, samimi; ve kişisel ancak kolektif. Film, hem insanların özgürlük savaşının hem de devletlerin güç ve zorbalıklarını koruma adına kendi halklarına hizmet etmeyi ve halklarını korumayı ihmal etmelerinin zamandan bağımsız bir anlatımı. Film, biz jüri üyelerini tam anlamıyla sersemletti. Filmin oluştuğu 1001 fotoğraf ve video vahşilikleriyle, doğal olarak, bizi de can evimizden vurdu. Ama aynı zamanda bize yıkımı nasıl algıladığımızı sorgulattı ve dünyada yaşanan acıyı ve umudu nasıl aradığımızı bir kez daha hatırlattı. Görülen ve söylenen her şey ile bu film gerçek bir sinema eseri; sinemanın tüm araç ve yöntemlerini en iyi ve yaratıcı şekilde kullanıyor ve keşfediyor. Kullanılan her sözcük, ses ve görüntü bu hünerli eserin bütünlüğünü tanımlamak için önemli parçalar. Ossama Mohammed ve Wiam Simav Bedirxan’ın yönettiği Gümüş Suyu: Suriye Otoportresi, sürgün edilmenin ve kuşatılmanın perişanlığını yakalanabilecek en evrensel dille anlatıyor.”

Kısa izleyicisi Adem Başaran’ı seçti

Gecede ayrıca, 1890 sponsorluğunda düzenlenen Türkiye’den Kısalar bölümü kapsamında verilen İzleyici Ödülleri’nin sahipleri de belli oldu. 18 kısanın gösterildiği bölümde en iyi kısa Orhan İnce’nin yönettiği Adem Başaran seçilirken, Nehir Tuna’nın kısası Basur ikinciliği, Muhammet Beyazdağ’ın Çirok/Hikâye adlı kısa belgeseli de üçüncülüğü aldı. 2012’de “Ali Ata Bak” adlı kısasıyla da aynı ödülü almış olan İnce, !fİstanbul’un konuğu olarak yurt dışındaki bir festivale konuk olma hakkı kazandı.

Şimdi sıra Ankara ve İzmir’de!

12-22 Şubat tarihlerinde gerçekleşen !f İstanbul bu sene de dünyanın dört bir yanından ödüllü bağımsızlar ve ustaların son filmleri Türkiye’de ilk kez seyirciyle buluşturdu. Bu yıl 42 ülkeden 115 filmin gösterildiği festivali 80 bin kişi izledi. Festival, 26 Şubat’ta Ankarave İzmir’e doğru yola çıkacak ve 1 Mart’ta sona erecek.

Akbank Günümüz Sanatçıları Ödülü, çağdaş sanat alanındaki gelişmeleri desteklemek ve genç sanatçılara destek olmak amacıyla Resim ve Heykel Müzeleri Derneği ve Akbank Sanat işbirliğiyle düzenlenen yarışma sonucunda verilecektir.
gunumuz-sanatcilari

Yapılan başvurular jüri tarafından değerlendirilecek ve sergilenmek üzere seçilen eserler Akbank Sanat‘ta 3 Haziran – 31 Temmuz 2015 arasında düzenlenecek olan sergiyle sanatseverlere sunulacaktır.

Yarışma, T.C. vatandaşlarının katılımına açıktır. Yarışmaya; Türkiye ve K.K.T.C.’de bulunan Güzel Sanatlar Fakültesi, İletişim Fakültesi, Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi ve Sanat ve Tasarım Fakültesi 3. ve 4. Sınıf öğrencileri başvurabilir. Yarışma; resim, fotoğraf, video, heykel, seramik, yerleştirme, yeni medya ve karışık teknik gibi çağdaş sanatın tüm ifade biçimlerine açıktır. Yarışma teması“Arada olmak: her zaman – hiçbir zaman / In-between: always – never”.

İnternet üzerinden yapılacak başvurular için: [email protected]

Posta ile yapılacak başvurular için:
Akbank Günümüz Sanatçıları Ödülü
Akbank Sanat
İstaklal Cad. No: 8 Beyoğlu – İstanbul

Ödüller:
Birinci seçilen eser: Akbank Sanat Ödülü- 15.000 TL.
İkinci seçilen eser: 10.000 TL.
Üçüncü seçilen eser: 5.000 TL.

Detaylı bilgi ve Yarışma Formu için tıklayınız. !

 

izmir-avrupa-caz-festivali-722. İzmir Avrupa Caz Festivali’ne sayılı günler kala İzmir’i “Caz” heyecanı sardı. Bu yıl geniş kapsamlı halka açık etkinliklerle her kesimden İzmirliye hitap etmeyi amaçlayan Festival, 5 Mart 2015 Perşembe günü bir “Dünya Prömiyeri” ile başlayacak. Günümüz piyano ikilileri arasında çok yönlü müzik anlayışları ve yenilikçi stilleriyle yıldızlaşan Ufuk & Bahar Dördüncü, “Jazz Meets Classic” konserinde, Avrupa caz sahnelerinin en büyüklerinden Erik Truffaz Quartet ile Truffaz’ın “Taksim” adlı eserinin dünya prömiyerini yapacak.

İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı’nın, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin katkıları; İzmir İtalya Konsolosluğu, İzmir Fransız Kültür Merkezi, Yaşar Holding, Lüksemburg Büyükelçiliği, Luxemburg Export Office, Polonya Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu, Adam Mickiewicz Enstitüsü, Avusturya Kültür Ofisi, Slovakya Cumhuriyeti İzmir Fahri Konsolosluğu, İzmir İsviçre Konsolosluğu işbirliği ile düzenlediği 22. İzmir Avrupa Caz Festivali’nde 05-21 Mart 2015 tarihleri arasında iki sergi, altı film gösterisi, bir seminer, dört atölye çalışmasının da bulunduğu toplam on iki halka açık etkinlik yer alacak.

AÇIK ETKİNLİKLERLE CAZ HER YERDE

Caz fotoğrafı denince akla ilk gelen isim Aykut Uslutekin, 4- 14 Mart 2015 tarihleri arasında İzmir’in yeni sanat galerisi Contemporary Art Gallery’de “Cazın Büyüsü” fotoğraf sergisini açacak.22. İzmir Avrupa Caz Festivali’nin afişinin belirlendiği 13. Caz Afişi Yarışma Sergisi 5-21 Mart 2015 tarihleri arasında AASSM Alt fuayede sanatseverlerin görüşüne sunulacak.

7 Mart 2015 Cumartesi Festival’in en hareketli günlerinden biri olacak. Gün saat 11.00’de İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde “Cine – Jazz Marathon” ile başlayacak. Aynı zamanda bir sinefil de olan Festival Danışmanı Francesco Martinelli’nin seçtiği sinema tarihinin en iyi beş caz temalı filmi orijinal dillerinde saat 21.30’a kadar peş peşe gösterilecek.

7 Mart 2015 Cumartesi gününü cazla geçirmek isteyenlerin Alsancak Edit Radyo & Cafe’de Moda, Tasarım ve Caz ile Rendezvous’u var. İçerik Dergi Ekibi, 7 ve 8 Mart 2015 günleri İKSEV’de “Jazzine- Fanzin Üretim Atölyesi” ile genç grafikerlere farklı ufuklar sunacak.

En az konserler kadar ilgi gören Caz seminerinin bu yılki konusu, Açılış konserimize ithafen “Caz ve Klasik Müzik: Ayrı Siyam İkizleri mi? 11 Mart 2015 Çarşamba günü saat 19.00’da İKSEV Salonunda Francesco Martinelli’nin İngilizce olarak vereceği semineri Ümit Tunçağ Türkçeye çevirecek.

İzmir’in en eski müzik mağazalarından biri olan Panda Müzik, Festivale 14 Mart 2015 Cumartesi günü “Cazlı öğle Kahvesi” etkinliği ile katılacak. 22. İzmir Avrupa Caz Festivali’nin yeniliklerinden biri de Açık Fuaye konserleri olacak. 14 Mart 2015 Cumartesi günü saat 17.00 – 19.30 arasında AASSM’nin Giriş Fuayesinde Yaşar Üniversitesi Jazz Quartet ile Yavuz Darıdere Hammond Groove Band konser verecek.

20 Mart 2015’de Türkiye’de caz adına yapılan en kapsamlı belgesel çalışması olan Batu Akyol’un “Türkiye’de Caz” konulu belgeseli saat 19.00’da MÜZİKSEV Salonunda gösterilecek. Ardından Batu Akyol ve Ümit Tunçağ ile “Cazı Belgelemek” konulu bir söyleşi yapılacak.
22. İzmir Avrupa Caz Festivali’nin biletleri BİLETİX’de satışta.

22-izmir-avrupa-caz-festivali

 

İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı’nın düzenlediği 22. İzmir Avrupa Caz Festivali – 13. Caz Afişi Yarışması’nın Prof. Dr. Hakan Ertep, Cihangir Elmaskaya, Maksude Kılıç, Kutsal Lenger, Hüseyin Ekinciler, Okan Özgen ve Ayşe Tatari’den oluşan seçici kurulu yarışmaya katılan 439 afiş arasından, Alperen Güldü’nün A39G40

Rumuzlu çalışmasını birinciliğe değer bularak 22. İzmir Avrupa Caz Festivali’nin Afişi olarak seçmiştir.

Alperen Güldü Kimdir?

Erzurum Atatürk Üniversitesi G.S.F. Grafik Tasarım Bölümü mezunudur. Aynı üniversitede yüksek lisans yapmaktadır. Ulusal ve uluslararası pek çok sergiye katılan Güldü, Uluslararası Varna Exlibris Yarışmasında mansiyon kazanmış ve iki cilt halinde hazırlanan Türk İllüsTRasyon Kitabında yer almıştır. Exlibris çalışmaları bazı kitaplarda yer almıştır. Halen freelance grafiker olarak çalışmaktadır.

13. Caz Afiş Yarışması Sergileme Alan Afişler


T218A2 – Nisa Tildem Tokdemir

A39G40 – Alperen Güldü

TT1234 – Taylan Tozar

Ç4N4R7 – Erdal Çakır

BS0107 – Ali Batuhan Sarı

FS7198 – Feyyaz Sönmez

Black5 – Hakan Üzülmez

Cazda1- Ranan Karabulut

BB1010 – Burak Çerçi

34TF09 – Ferhat Tunç

TOBYU2 – Osman Fuat Yayalar – İlüstratör: Güner Oğuzhan

TİN300 – Seyhan Günay Kaya

S9L2S3 – Salıse Ökdem

00967A –Gül Ayça Altmışoğlu

KALİG9 – Taha Bekir Murat

SNNS35 – Sinan Subaşı

421İSO – İsmail Kayar

Ö24ÜN8 – Cansu Özgün Kayacık

SY6204 – Boğaçhan Ünver

C06C32 – Can Çağatay Çamkır

MART16 – Özge Coşgun

BUREN 1 – Can Yaylacıkoral

K4E15M – Merve Uzunoğlu

G4d2k7 – Ece Ağırtmış

CAZFE5 – Tuğba Sabaz

SİYAH1 –  Seçil Gölcük

P2J5C7 – Pınar Özdemir

M1506E – Müge Ersoy

K47B35 – İdil Tayhan

SA020791 – Sevda Ateş

Snmz96 – Zeynep Sönmez

114RM2 – Pembe Şen

275PS1 – Pembe Şen

1İZCAZ – Aslı Geylan

Hazırlanan Tüm Görseller:

Bir süre önce Kurucularımızdan ve Eğitmenlerimizden Oyuncu Cem Cücenoğlu’na bir Japon film yapım şirketinden bir filmde oynaması için teklif geldi. Teklif görüşmelerinin ardından anlaşma imzalandı. Akabinde herşey çok hızlı gelişti.

Dürüyemin Gügümleri Adlı dizi filmde Rol alan Oyuncu ve Eğitmenimiz Cem CÜCENOĞLU

“Dürüyenin Gügümleri” Adlı dizi filmde Rol alan Oyuncu ve Eğitmenimiz            Cem CÜCENOĞLU

Anlaşmanın imzalanmasının ardından Oyuncumuz Japonya’ya uçtu. Filmin Japonya’da geçen bölümünün çekimi tamamlanan film çalışmasının Ülkemizde çekilecek bölümlerinin hazırlıkları devam ediyor.

Cem Cücenoğlu’nun Japonya’da gerçekleşen film çalışması ve orada bulunduğu süre içinde yaşadıklarını yazmasını rica ettik. Aşağıda Japonya anılarını okuyacaksınız. Ve elbette Filmin konusuna kaynaklık eden tarihimizde  “Ertuğrul Faciası” olarak anılan üzücü olayın tarihini de Oyuncumuz Cem CÜCENOĞLU’nun anılarından sonra okuyabilirsiniz.

Japonya Anılarım -Cem CÜCENOĞLU

16 yıllık oyuncuyum. Birçok dizi film, reklam filmi, sinema, filmi, vr, tiyatro oyununda rol aldım. Turnelerle ülkemizin neredeyse her şehrini gezdim. Bir sürü anı ve dost biriktirdim. Ve bunlar birikirken de mesleğimi icra etmek ayrı bir keyifti.

 2014 Aralık Ayının başlarıydı. Akşam 21:00 de telefonum çaldı. Arayan Best Ajans dı. Bizim meslekte o saatte gelen telefonlar genelde “hayırlı”dır. Hayır olsun dedik, açtık telefonu. Heyecanlı bir ses, büyük bir sinema filmi projesinden bahsediyordu. Projenin adı “Ertuğrul” dedi. 1890 da Japonya Kushimoto da batan Ertuğrul Fırkateyni’ni konu alıyordu. 12 Türk Oyuncudan birisi olarak seçilmişim.Çok heyecanlanmıştım. Ve finalde bana çekimlerin Japonya’da olacağını ve minimum 30 gün süreceğini söylediğinde içimi derin bir hüzün kapladı. 30 gün! Çünkü çalıştığım kurumum Narsanat ve çekimleri devam eden bir TV dizisi vardı. 3-5 gün olsa sorun yok. Ben biraz düşünmek ve izin alabilmek için süre istedim. Ertesi gün durumu Narsanat’a bildirdim. Projeyi anlattım. Kendileri anlayışla karşılayıp izin verdi. Daha sonra Dizimizin yapımcısı Hayri Aslan beye durumu anlattım. Biraz süreyi fazla buldu ama sonunda o da izni verdi. Dünyalar benim olmuştu. Pasaport, vize, çalışma izni derken, kostüm provaları… Artık herşey hazırdı.
8 Ocak 2015 yolculuk…

IMG-20150202-WA0050
12 saat süren bir uçak yolculuğuyla Osaka’ ya indik. İnişte bizi bir çekim ekibi karşıladı. Otobüse bindik ve 1,5 saatlik bir yolculukla Kyoto’ ya ulaştık. Otele yerleştikten sonra bizi akşam yemeğine davet ettiler. Ve Geleneksel Japon yemekleriyle tanıştık. Çok lezzetli bir deneyimdi benim için.
5 gün Kyoto’ yu gezdim. Tapınaklar Şehri. Japonya’nın ilk başkentiymiş. Tarihi dokusu mükemmel. Ve çok iyi muhafaza edilmiş. İnanılmaz derecede bir düzen hakim şehirlere. Düzenli trafik, temizlik, kurallara uyan sevimli ve sıcak insanlar… Kısaca olması gereken !!! Bu arada sushi ve sashimi nin dibine vuran Türk ekibi.
Ve Kyoto Toei Stüdyoları’ nda çekimler başladı. Acayip disiplinli bir set. Sahne öncesi en az 1saat prova yapılıyordu. Tabi bunun sayesinde ikinci tekrar yapılmadan bir kerede sahne çekiliyordu. Platodaki tüm sahneler bittiğinde , Kyoto maceramız bitiyordu. Ve kazanın yaşandığı yer olan Kushimoto’ ya doğru yola çıktık.

Kyoto’dan Kushimoto’ya 5,5 saat süren bir otobüs yolculuğu yaptık. Vardığımızda ilk olarak yemek yedikten sonra bizi Ertuğrul Anıtı’ na götürdüler. Belediye Başkanı bizi bekliyordu. Bizleri çiçeklerle karşıladılar. Daha sonra saygı duruşunda bulunduk. Çok duygusal anlardı. Ve otele dönüş.  Otelimiz çok büyüktü. Kaldığım oda kendi evimin salonundan büyüktü. Bu bana ilginç geldi çünkü Japonya’ da herşey minimalist tasarımlı. Kushimoto genelde yaşlı nüfusun yaşadığı şirin bir sahil kasabası. Filmi çekeceğimiz ada, buraya bir köprü ile bağlı. Nefis bir köy inşa etmişler film için. Herşey o döneme ait. En az 200 yardımcı oyuncu vardı. Ve hepsi işini profesyonelce yaptı. Kushimoto Türk Derneği bizlere güzel Türk yemekleri hazırlayıp, halk oyunlarımızdan örneklerle harika bir sürpriz yaptılar. Çok eğlenceli günler geçirdik tüm ekipçe. Ve son sahneleri çekerken acı bir haberle sarsıldık. Türkiye’ deki görüşmelerde bize tercümanlık yapan Kazumi, bir rehine haberi yapmaya giderken trafik kazasın da Türkiye de ölmüş. 23 gün kaldığım Japonya’ da sadece 1 ya da 2 kez polis gördüm. Trafik kazası oranı binde bir falanmış. İnsanın üzülmemesi elde mi? (Adamların yapıları 8.5 – 9 şiddetindeki depremlere dayanıklı. Gel gör ki Van depreminde gönüllü çalışan bir Japon, 5,5 lik artçı bir sarsıntıda çöken binanın altında kalarak ölmüştü…)

         Ve dönüş günümüzde sabah Osaka’ya doğru yola çıktık. Öğlen 12 de vardığımız Osaka’yı akşam 19:00 a kadar gezme ve alış veriş yapma fırsatımız oldu. Artık ne bulduysak almaya çalıştık. 23:30 da uçağımız havalanmıştı bile. Eşimi, ailemi ve Memleketimi çok özlemiştim. Atatürk Havaalanı’nın kapısından ilk çıktığımda 2 Taksici birbirlerine “ana avrat” küfür ediyorlardı. Yerler sigara izmariti doluydu. Eve geldiğimizde, belediyenin kaldırım çalışması sayesinde gölete dönen salonum… Canım memleketim! Nasıl da özlemişim seni :)

Bir daha böyle bir şans gelir mi bilemem ama, bana, bu şansı değerlendirmeme olanak sağayan Narsanat’tan Patronum Sn. Naci Özcan ve Limon Film’in sahibi Sn. Hayri Arslan beye teşekkürü bir borç bilirim.

ERTUĞRUL FACİASI 

ertugrul-gazi-firkateyn

Ertuğrul, Sultan Abdülaziz döneminde yaptırılmış ve 19 Ekim 1863 Pazartesi günü Padişah huzurunda denize indirilmiş Osmanlı fırkateyni. Makine ve kazanları 1864’te İngiltere’de monte edilmiştir. 1865’te Kosova ve Hüdavendigâr gemileriyle birlikte İngiltere’den yurda dönerken Cherburg, Toulon ve bazı İspanyol limanlarına uğramış, İstanbul’a gelişinde de Beşiktaş Sahil Saray-ı Hümayunu (Dolmabahçe Sarayı) önünde demirli kalmış, bir süre sonra da Haliç’e kapatılmıştır.

ertuğrul gemisi personelinden

Ertuğrul Gemisi personelinden

 

Gemi 8 adet 150 milimetrelik Krupp topu, 5 adet 150 librelik Armstrong topu, 2 adet 4, 2 adet 3 fontluk Krupp, 2 adet 5 namlulu Hockins, 2 adet 5, 4 adet namlulu Nordenfeld, 1 adet 12 ve 1 adet 6 librelik roket kovanı, 1 torpido atış kovanı, 2 torpido, 100 Martin Henry tüfeği, 100 Winchester tüfeği ve 40 adet tabanca taşımaktadır.

Ertuğrul 79 metre boyunda, 15,5 metre genişliğinde idi ve 8 metreye yakın su çekiyordu. 60 ton su alıyor, aldığı kömürle de 10 mil süratle 9 saat seyredebiliyordu. Gemi zamanına göre modern araçlarla donatılmış, elektrikle aydınlatılmıştı. Bunlar göz önüne alınarak teknenin çürüklüğünden başka kusuru yoktu denilebilir.

Ertuğrul Fırkateyni’nin Mürettebat Sayısı

oşima da Ertuğrul şehitleri

Ertuğrul’un mürettebat sayısı kaynaklarda farklı olarak karşımıza çıkmaktadır. Süleyman Nutku, subayların ismini ve sayısını ayrıntılı olarak verirken erlerin sadece sayısını vermekle yetinmiştir. 54 subay ve 553 er olmak üzere toplam 607 kişiden bahseder. Bazı çalışmalarda da Ertuğrul’un mevcudu toplam 609, 61 subay ve memur, 548 er ve erbaş olmak üzere toplam 609 kişi; 56 subay 537 er toplam 593; 62 subay 547 er ve erbaş, toplam 609; 61 subay ve memur 548 er toplam 609; 56 subay 537 er ve erbaş, 6 sivil personel olmak üzere toplam 599; toplam 607; 56 subay, 591 er ve bazı sivil teknisyenler olmak üzere toplam 655; 44 subay, 14 mühendis (yüzbaşı), 591 er, 5 sivil ve 1 şair olmak üzere toplam 655 olarak verilmektedir.

Yolculuk

ertuğrul güzergah

II. Abdülhamid, 1887 yılında Japonya İmparatoru Komeii ‘nin yeğeninin bir savaş gemisiyle İstanbul’u ziyaret etmesinin ardından Japonya’ya bir heyet gönderilerek iade-i ziyaret yapılmasını emretmişti. Gemi, II. Abdülhamid’den Japon İmparatoruna mücevherli imtiyaz nişanı ve diğer hediyeleri götürecekti.

Padişahın isteği üzerine donanmanın en güzel gemisi bu iş için tahsis edildi. Bazı uzmanların bu geminin çürük olduğu ve böyle bir seferi tamamlayamayacağı yönündeki raporlarina rağmen Ertuğrul Fırkateyni, Temmuz 1889’da İstanbul’dan yola çıktı. İlk arızasını sueyş kanalında yaptı ve Güzergâhı boyunca çeşitli limanlara uğrayarak seyahat ediyordu. Fırkateyn, Singapur’a vardığında kafile başkanı Miralay Osman Bey Amiralliğe terfi ettirildi. Kafile, uğradığı ülkelerin halkları ve Müslümanlar tarafından görkemli sevgi gösterileriyle karşılanıyor, gemiyi kimi zaman binlerce kişiden oluşan gruplar ziyaret ediyordu. Gemi, 11 ay sonra 7 Haziran 1890 tarihinde Japonya’nın Yokohama Limanı’na vardı.

İmparator Komeii, Türk amiralini ve heyetini görkemli bir şekilde karşıladı. Şehir halkı Türk amiralinin saray arabası ile İmparatorun yanına gidişini sevgi gösterileriyle takip etti.

Ertuğrul Fırkateyni, Japon sularında kaldığı üç ay boyunca etrafındaki binlerce Japon kayığına 50 kişilik bandosuyla konserler verdi. Nihayet geri dönüş yolculuğu için hazırlıklar tamamlandı. Yola çıkılacağı gün Japon Deniz Kuvvetlerinin tayfun uyarısına rağmen, Ertuğrul Fırkateyni planlandığı gibi 15 Eylül 1890 tarihinde Yokohama Limanı’ndan ayrıldı.Kuşimoto açıklarında tayfuna yakalanan Ertuğrul Fırkateyni 16 Eylül 1890’da kayalara çarparak battı. Kazadan sadece 69 denizci kurtulabildi, Amiral Osman Bey de dahil diğer mürettebat hayatını kaybetti.

Ertuğrul Fırkateyni’nin trajik sonu Türk-Japon halklarını yakınlaştırdı. Yöre halkı, kazadan kurtulanlara büyük yardım ve yakınlık gösterdi. Torajiro Yamada isimli bir Japon, şehit yakınları ve kazazedeler için yardım kampanyası düzenledi. Toplanan para aynı kişi tarafından dönemin padişahına teslim edildi. Hayatta kalan 69 denizci, Japonya İmparatorunun talimatıyla Hiei ve Kongō isimli iki askeri gemi ile İstanbul’a gönderildi.

Kazada ölenlerin anısına Kuşimoto’da bir anıt yapılmıştır. İlk anıt Japonlar tarafından 1891’de dikilirken, 1929 yılında yine Japonlar tarafından genişletilmiştir. Şehitlik Anıtı, 3 Haziran 1929 tarihinde Japon İmparatoru tarafından da ziyaret edilmiştir. 1937’de Türkiye tarafından restore edilen anıt önünde her yıl düzenli olarak anma törenleri yapılmaktadır.

Kuşimoto kasabası Mersin ve Yakakent ile kardeş şehirdir. Kuşimoto’da bir de müze bulunmaktadır. 1974 yılında inşa edilen “Türk Müzesi”nde Ertuğrul Fırkateyni’nin maketi, gemideki asker ve komutanların fotoğrafları ve heykelleri bulunmaktadır.

Şehitler arasında Hasan Âli Yücel’in annesi Neyyire Hanım tarafından dedesi ve Can Yücel’in büyükdedesi Kaptan Âli Bey de bulunmaktaydı.

Mürettebat

Şehit Olan Yüzbaşı ve Üstü Subaylar (587 kişi şehit olmuştur.)

  • Mirliva Osman Paşa,Kumandan
  • Miralay İbrahim Bey, Serçarkçı
  • Miralay Hüsnü Bey, Sertabib
  • Kaymakam Ali Bey, Süvari
  • Kaymakam Cemil Bey, Süvari Muavini
  • Binbaşı Yeniçeşmeli Nuri Bey, Süvari-yi Sani
  • Binbaşı Asitaneli Mehmet Bey, Üçüncü Kaptan
  • Binbaşı Tekfurdağlı Ömer Bey, Dördüncü Kaptan
  • Binbaşı Kasımpaşalı Hacı Ahmet Bey, Çarkçı-yı Sani
  • Sağkolağası Yasef Efendi, Tabib-i Sani
  • Solkolağası Beşiktaşlı Hasan Tahsin Kaptan, Seyr ü Sefain Memuru
  • Solkolağası Kadıköylü Reşad Kaptan, Torpido Muallimi
  • Solkolağası Asitaneli Tevfik Kaptan, Beşinci Kaptan
  • Solkolağası Eyüplü Şevki Efendi, Dördüncü Çarkçı
  • Kalyon Katibi Kasımpaşalı Cemal Efendi, Serkatip
  • Yüzbaşı Yanyalı Celal Efendi, Topçu Zabiti
  • Yüzbaşı Kasımpaşalı Hamdi Efendi, Bölük Zabiti
  • Yüzbaşı Davud Paşalı Hulusi Efendi, Bölük Zabiti
  • Yüzbaşı Yeniçeşmeli Nuri Efendi, Bölük Zabiti
  • Yüzbaşı Asitaneli Ömer Lütfi Efendi, Bölük Zabiti
  • Yüzbaşı Kasımpaşalı Mehmet Ömer Efendi, Bölük Zabiti
  • Yüzbaşı Asitaneli Mehmet Cemal Efendi, Çarkçı
  • Yüzbaşı Tophaneli Said Efendi, Çarkçı
  • Yüzbaşı Eyüplü Arif Efendi, Çarkçı

Kurtulan Yolcular(69 kişi kurtulmuştur.)

  • Sağkolağası Kasımpaşalı Mehmet Arif Efendi, Çarkçı-yı salis
  • Fırkateyn Katibi Oflu Mustafa Efendi, Katib-i sani
  • İmam-ı sınıf-ı salis Şileli Hafız Ali Efendi, İmam
  • Yüzbaşı Asitaneli Mehmet Ali Bey, Çarkçı
  • Mülazım-ı evvel Edirnekapılı İsmail Efendi, Musika Zabiti
  • Mülazım-ı sani Beşiktaşlı Haydar Efendi, Fotoğraf Memuru

Şehit olan Tüm mürettabat Listesi

Ertuğrul’un mürettebatı 26 güverte, 21 makine subayı, 1 sıhhiye, 1 silahendaz, 1 bando şefi, 5 askerî usta olmak üzere toplam 55 subay, 12 yeni mezun mühendis teğmen, 1 başçavuş, 2 serdümen çavuşu, 15 bölük çavuşu, 9 bölük emini, 57 onbaşı, 352 güverte eri, 37 makine eri, zanaatkâr ve hizmetli toplamı 70 kişi ve 1 de imam ile toplam 610 kişidir.

 

Şehit Subaylar

Kafile Komutanı – Mirliva Cibalili Osman Ahmed Paşa

Çarkçıbaşı – Makine Miralayı Hemşinli İbrahim Mehmed Bey

Gemi Süvarisi Güverte Kaymakam – Tekirdağlı Yarbay Ali Mehmed Bey

Baş Tabib – Miralay Eyüblü Hüseyin Hüsnü Hüseyin Bey

Süvari Muavini Güverte Kaymakam – Tekirdağlı Ahmed Cemil Alâattin Bey

İkinci Kaptan – Güverte Binbaşı Yeniçeşmeli Nuri Hüseyin Bey

Üçüncü Kaptan – Güverte Binbaşı Fenerli Mehmed Yakup Bey

Dördüncü Kaptan – Güverte Binbaşı Tekirdağlı Ömer Mehmed Bey

İkinci Çarkçı – Makine Binbaşı Kasımpaşalı Hacı Ahmed Hasan Bey

Tabib Sağkolağası – Beyoğlulu Yasef Jak Efendi

Seyir Subayı Güverte Solkolağası – Beşiktaşlı Hafız Tahsin Mehmed Kaptan

Torpido Muallimi Güverte Solkolağası – Kadıköylü Reşat Emin Kaptan

Beşinci Kaptan – Güverte Solkolağası Asitaneli Tevfik Mehmed Kaptan

Dördüncü Çarkçı – Makine Solkolağası Eyüplü Şevki Bekir Efendi

Baş Katip – Kalyon Katibi Kasımpaşalı Cemal Ethem Efendi

Topçu Subayı Güverte – Yüzbaşı Yanyalı Celâl Fevzi Efendi

  1. Bölük Subayı Güverte – Yüzbaşı Kasımpaşalı Hamdi Mehmed Efendi
  2. Bölük Subayı Güverte – Yüzbaşı Davudpaşalı Hulusi Nuri Efendi
  3. Bölük Subayı Güverte – Yüzbaşı Yeniçeşmeli Mehmed Nuri Ali Efendi
  4. Bölük Subayı Güverte – Yüzbaşı Asitaneli Ömer Lütfı Bekir Efendi
  5. Bölük Subayı Güverte – Yüzbaşı Kasımpaşalı Mehmed Ömer İzzet Efendi

Makine Vardiya Subayı – Çarkçı Yüzbaşı Asitaneli Mehmed Cemal Salih Efendi

Makine Vardiya Subayı – Çarkçı Yüzbaşı Tophaneli Mehmet Sait Abdullah Efendi

Makine Vardiya Subayı – Çarkçı Yüzbaşı Eyüplü Arif Salih Efendi

Seyir Subay Muavini – Mülazım-ı Evvel Beykozlu Necip, Mehmet Rasim Efendi

Stajyer Bölük Subayı – Güverte Mülazım-ı Evvel Kocamustafapaşalı Agâh Rıza Efendi

Stajyer Bölük Subayı – Güverte Mülazım-ı Evvel Beşiktaşlı Rıza, Ahmet Hamdi Efendi

Stajyer Bölük Subayı – Güverte Mülazım-ı Evvel Kasımpaşalı Asaf, Şükrü Efendi

Stajyer Bölük Subayı – Güverte Mülazım-ı Evvel Kasımpaşalı Mehmet, İsmail Efendi

Stajyer Bölük Subayı – Güverte Mülazım-ı Evvel Beykozlu izzet, Şerif İsmail Efendi

Stajyer Bölük Subayı – Güverte Mülazım-ı Evvel Kasımpaşalı Ali Rıza, Ziya Efendi

Stajyer Bölük Subayı – Güverte Mülazım-ı Evvel Küçükpazarlı Hâşim, Süleyman Efendi

Stajyer Bölük Subayı – Güverte Mülazım-ı Evvel Tophaneli Mehmed, Tevfik Halim Efendi

Stajyer Bölük Subayı – Güverte Mülazım-ı Evvel Hasköylü Ahmed, Eyüp Efendi

Seyir Subayı Muavini ve 1. Bölük Subayı – Güverte Mülazım-ı Evvel Sütlüceli Şemsettin Hurşit Efendi

Seyir Subayı Muavini ve 2. Bölük Subayı – Güverte Mülazım-ı Evvel Kasımpaşalı Basri Şükrü Efendi

Seyir Subayı Muavini ve 3. Bölük Subayı – Güverte Mülazım-ı Evvel Kapandakikli İbrahim Şevki, İbrahim Efendi

Topçu Komutan Muavini ve 4. Bölük Subayı – Güverte Mülazım-ı Evvel Kasımpaşalı Saffet Rıfat Efendi

Seyir Subay Muavini ve 5. Bölük Subayı – Güverte Mülazım-ı Evvel Kasımpaşalı Hasan Tahsin İsmail Efendi

Stajyer Bölük Subayı – Çarkçı Mülazım-ı Evvel Asitaneli Sadık Eyüp Efendi

Stajyer Bölük Subayı – Çarkçı Mülazım-ı Evvel İstinyeli Ali Rıza Şevki Efendi

Stajyer Bölük Subayı – Çarkçı Mülazım-ı Evvel Küçükmustafapaşalı Kadri Hasan Ahmed Efendi

Torpido Memuru Stajyer Bölük Subayı – Çarkçı Mülazım-ı Evvel Kasımpaşalı H. Kemal Hasan Efendi

İnşaiye Subayı – İnşaiye Mülazım-ı Evvel Sultanselimli Ali Mehmed Efendi

Stajyer Güverte – Mülazım-ı Sâni Kulaksızlı Ali, Arif Efendi

Stajyer Güverte – Mülazım-ı Sâni Kasımpaşalı Şem’i, Mustafa Efendi

Stajyer Güverte – Mülazım-ı Sâni Kasımpaşalı Ahmet Ziya, İbrahim Efendi

Stajyer Güverte – Mülazım-ı Sâni Kasımpaşalı Mehmed Ziya, Emin Efendi

Stajyer Güverte – Mülazım-ı Sâni Balatlı Salih, Ahmed Emin Efendi

Silâhendaz – Mülazım-ı Sâni Çeşmeli Ferdi Mustafa Ahmed Efendi

 

Maiyet Erleri

Bölükten Sürmeneli Yakup oğlu Ahmet Çavuş – 1884/1936

Bölükten Bölük Emini Gümüşhaneli Tufan oğlu Arif Çavuş – 1885/1601

Sibyan’dan Geçme 1. Bölükten Lomlu Yahya oğlu Ruşen – Er l883/2047

 

Bölük Eratı

Urlalı Abdullahoğlu Hüseyin – Çavuş 1885/4405

Rizeli Kumaşoğullarından Hüseyin oğlu Salih – Onbaşı 1884/887

Yumralı Köroğullarından Bayram oğlu Mehmed – Onbaşı 1884/1107

Çarşambalı Bastiloğullarından Halil oğlu Hamid – Onbaşı 1884/2102

Tırebolulu Velioğullarından İsmail oğlu Hasan – Onbaşı 1885/610

Giresunlu Kirazoğullarından Mehmet oğlu Şükrü – Onbaşı 1885/1024

Keşaplı Sakallıoğullarından Mehmet oğlu Hasan – Onbaşı 1885/3541

Akçaabadlı Süleymanoğullarından Osmanoğlu Nuri – Onbaşı 1885/3841

Ordulu Karavelioğullarından Hüseyin oğlu Ahmed – Onbaşı 1885/4095

Yumralı Kalaycıoğullarından Ömer oğlu Mehmed – Onbaşı 1885/6073

Milolu (Antalya) Mustafa oğlu Mustafa – Onbaşı 1885/6880

Tonyalı Kuzuluğullarından Mehmed oğlu Abdullah – Onbaşı 1885/3612

Tophaneli Sadık oğlu Mehmed Sibyandan Geçme – Er 1879/4066

Asitaneli Yunus oğlu Kadri Sibyandan Geçme – Er 1882/1315

Göreleli Ahmedoğullarından İbrahim oğlu Hasan – Er 1884/160

Keşaplı Veysioğullarından Halil oğlu Halil – Er 1884/647

Mapavrili Balyasoğullarından Osman oğlu Salih – Er 1884/1720

Oflu Deliömeroğullarından Mustafa oğlu Mehmed – Er 1885/41

Rizeli Haliloğullarından Memiş oğlu Mehmed – Er 1885/225

Divrikli Şeyoğullarından Mehmed oğlu Hasan – Er 1885/309

Samsunlu Öksüzoğullarından Mehmet oğlu Abdullah – Er 1885/8 86

Samsunlu İmanoğullarından Ali oğlu Halil – Er 1885/892

Giresunlu Yusufoğullarından Hasan oğlu İlyas – Er 1885/1016

Akçaabatlı Ahmedoğullarından Yusuf oğlu Ahmet Hamdi – Er 1885/1376

Pirazizli Alibaşoğullarından Mehmet oğlu Mehmet – Er 1885/2504

İnebolulu Zingaroğullarından Ali oğlu Mustafa – Er 1885/2713

Ordulu Halil oğlu Ahmet – Er 1885/4715

Ordulu Müftüoğullarından Hüseyin oğlu Ali – Er 1885/4184

Ordulu Tiryakioğullarından Süleyman oğlu Mahmut – Er 1885/4190

Oflu Hacıhasanoğullarından Mehmed oğlu İsmail – Er 1885/4675

Ordulu Sakaoğullarından Mehmed oğlu Mustafa – Er 1885/7360

Keşdereli (Fatsa) Armağanoğullarından Hasan oğlu Hüseyin – Er 1886/217

izmirli Bulanhmehmedoğullarından Mustafa oğlu Osman – Er 1886/1294

Hoşalaylı (Fatsa) Eyüboğullarından Hüseyin oğlu Ali – Er 1886/1943

Samsunlu Uzunoğullarından Ali oğlu Mehmet – Er 1886/2860

Bafralı Aşçıoğullarından Mehmet oğlu Recep – Er 1886/3005

Alaçamlı Köleoğullarından Veli oğlu Hüseyin – Er 1886/3066

Kale-i Sultaniyeli Ali oğlu Mehmed – Er 1887/187

Gemlikli Sertabdullahoğullarından Mustafa oğlu Osman – Er 1887/525

Amasralı Yazıcıoğullarından Ali Osman oğlu İbrahim – Er 1887/636

Ayvacıklı Karahasanoğullarından Ali oğlu Şevket – Er 1887/717

Ayvacıklı Bozoğullarından Ahmet oğlu Mustafa – Er 1887/725

Amasralı Yeniçerioğullarından Osman oğlu Mustafa – Er 1887/876

Kuruçaylı (Erzincan) Sarıoğullarından Halil oğlu Mustafa – Er 1887/947

Bartınlı Şeyhoğullarından Süleyman oğlu Şaban – Er 1887/1323

Çamaşlı (Ordu) Dumanoğullarından Mehmet oğlu Osman – Er 1887/1782

Balıkesirli Topaloğullarından Ahmet oğlu Ali Osman – Er 1887/1797

Vakfıkebirli Naipoğullarından Arif oğlu Mustafa – Er 1887/2022

Akçaabatlı (Trabzon) Alemdaroğullarından Hasan oğlu Ömer – Er 1887/2405

Hamidiyeli (Şebinkarahisar) İkizoğullarından Ömer oğlu Şakir – Er 1887/2860

Koçhisarlı Saraçoğullarından Ali oğlu Arif – Er 1887/2923

İzmirli Abdülbarı oğlu Kemalettin – Er 1887/3058

Kaşlı (Antalya) Kocavelioğullarından Molla Veli oğlu Ömer – Er 1887/3410

Kaşlı (Antalya) Mollaisaoğullarından Musa oğlu Mustafa – Er 1887/3407

Lapsekili Servi Muhacirlerinden Mustafa oğlu İsmail – Er 1887/3460

Lapsekili Kaşıkçıoğullarından Mustafa oğlu Mehmet – Er 1887/3450

Lapsekili Ahmetçavuşoğullarından Ahmet oğlu Mehmed – Er 1887/3461

Kale-i Sultaniyeli Çakıroğullarından Musa oğlu Mustafa – Er 1887/3 588

Şileli Değirmencioğullarından Halil oğlu Mustafa – Er 1887/5647

Şileli Mollamehmetoğullarından İbrahim oğlu Mehmet – Er 1887/5669

Gebzelı Akviranlı-Torunu Lâtif oğlu izzet – Er 1887/5775

İstefanlı (Ayancık) Sepetçioğullarından Yusuf oğlu Fevzi – Er 1887/5865

Ezineli Karaahmetoğullarından İbrahim oğlu Ahmet İzzet – Er 1887/6207

Kavaklı (Samsun) Müezzinoğullarından Ahmet oğlu Şerif – Er 1888/975

Kavaklı (Samsun) Molla Mustafa yeğeni Sadık oğlu Lütfullah – Er 1888/985

İzmirli Saraçoğullarından Halil oğlu Ahmet – Er 1888/1619

Atmalı (Pazar) Hûsrevoğullarından Ali oğlu Şaban – Er 1888/1845

Hemşinli Velioğullarından Mustafa oğlu İlyas – Er 1888/1906

Giresunlu Erzurumluoğullarından Resul oğlu Hasan – Er 1888/1953

Karaburunlu (İzmir) Manastırlı Hüseyin Torunu Halil oğlu Hüseyin – Er 1888/2857

Karaburunlu (İzmir) Hüseyin oğlu Hasan – Er 1888/2859

Karaburunlu (İzmir) Mustafa oğlu Mehmed – Er 1888/2861

Urlalı Beyoğlu Hasan Torunu Ali oğlu Ahmet – Er 1888/2913

Bursalı Sadettin oğlu Mustafa – Er

 

Bölük Eratı 2

Rizeli Mustafa oğlu Zekeriya – Çavuş 1880/787

Kasımpaşalı Ali oğlu Salih Agâh – Çavuş, Bölük Emini 1881/7979

Göreleli Eyiceoğullarından Süleyman oğlu Mehmet – Çavuş 1884/161

Minolu (Antalya) Osmanoğullarından Ali oğlu Ömer – Çavuş 1885/6875

Giresunlu Çamcalıoğullarından Mehmet oğlu Osman – Onbaşı 1883/3105

Çarşambalı Hatipoğullarından Selim oğlu Mehmet – Onbaşı 1884/1747

Mapavrili (Rize) Bağdatlıoğullarından Ali oğlu Ömer – Onbaşı 1885/217

Şarlı (Trabzon) Kemancıoğullarından Mustafa oğlu Yakup – Onbaşı 1885/684

Bulamanlı (Ünye) İshakoğullarından Ömer oğlu Ali – Onbaşı 1885/71 î

Ulubeyli (Ordu) Kahyaoğullarından Hüseyin oğlu Ali – Onbaşı 1885/756

Mecitözlü Kavakçıoğullarından Alı oğlu Hüseyin – Onbaşı 1885/3607

İzmirli Mustafa oğlu Mehmet – Onbaşı 1886/1157

Eskizağralı Kamil oğlu Hasan Tahsin Sübyandan Geçme – Er 1880/2224

Meğrili (Fethiye) Avıoğullarından Hüseyin oğlu Ömer – Er 1883/2994

Topkapılı Salih oğlu Selahaddin Sübyandan Geçme – Er 1884/3125

Tirebolulu Çilahmetoğullarından Süleyman oğlu Hüseyin – Er 1885/326

Samsunlu Tolukoğullarından Hüseyin oğlu Hasan – Er 1885/883

Samsunlu İmamoğullarından Ali Oğlu Musa – Er 1885/889

Gümüşhaneli Sandıkoğullarından Hasan oğlu Mehmed – Er 1885,1536

Karaburunlu Ibrahimoğullarından Mehmet oğlu Mustafa – Er 1885/2062

Çarşambalı Avcıoğullarından Mehmet oğlu Ali – Er 1885/2599

Ordulu Kocaoğullarından Süleyman oğlu İbrahim – Er 1885/4173

Ordulu Varilcioğullarından Mehmet oğlu Mustafa – Er 1885/4192

Gebzeli Seyit Mehmet oğlu Osman Şerif – Er 1886/2768

Samsunlu Softaoğullarından Mehmet oğlu Selim – Er 1886/2869

Bafralı Kargaoğlu Yeğeni Hasan oğlu Arif – Er 1886/3 007

Bafralı Abti oğlu Yusuf – Er 1886/3011

Rizeli Topaloğullarından Recep oğlu Temel – Er 1887/245

izmirli Çırpanoğullarından Mehmet oğlu Osman – Er 1887/305

İzmirli Ahmet oğlu Necip – Er 1887/313

Gemlikli Mustafa oğlu İbrahim – Er 1887/524

Maçkalı (Trabzon) İncehasanoğullarından Hasan oğlu Osman – Er 1887/680

Maçkalı (Trabzon) oğlu Mustafa – Er 1887/688

Ayvacıklı Hacıtalipoğullarından Mehmet oğlu Mustafa – Er 1887/73 5

Ayvacıklı Mahmutoğullarından Arif oğlu İsmail – Er 1887/762

Cideli Lazoğullarından Mehmet oğlu Hasan – Er 1887/1439

Abanalı (İnebolu) Kalafatoğullarından Ali oğlu Ali – Er 1887/1552

Balıkesirli Tırnavalıoğullarından Osman oğlu Abdurrahman – Er 1887/1801

Akçaabatlı Köroğullarından Mehmet oğlu Kamil – Er 1887/2360

Akçaabatlı Haliloğullarından Mehmet oğlu Osman – Er 1887/2361

Akçaabatlı Mısırlıoğullarından Mehmet oğlu İbrahim – Er 1887/2370

Akçaabatlı Turalıoğullarından Mustafa oğlu Ali – Er 1887/2425

Akçaabatlı Mollaoğullarından İsmail oğlu Emin – Er 1887/2434

Hamidiye (Bolu) Nasuhoğullarından Hasan oğlu Hüseyin – Er 1887/2716

Hamidiye (Şibinkarahisar) Fettahoğullarından İbrahim oğlu Mustafa – Er 1887/2884

Lapsekili Topalmahmutoğullarından Mehmet oğlu Hüseyin – Er 1887/3459

Kemahlı Köseoğullarından Mehmet oğlu Hasan – Er 1887/3666

Lapsekili Demirciismailoğullarından İsmail oğlu Hasan – Er 1887/3474

Bayburtlu Ahmet oğlu Veli Şükrü – Er 1887/4684

İstefanlı (Ayancık) Bafralıoğullarından Salih oğlu Şaban – Er 1887/5 577

Şileli Manavoğullarından İdris oğlu İsmail – Er 1887/5663

Şileli Kuzuoğullarından İbrahim oğlu Mehmet – Er 1887/5675

Edremitli Mustafa oğlu İbrahim – Er 1887/5 702

Edremitli Peynircioğullarından Mustafa oğlu Ali – Er 1887/5707

Edremitli Kundakçıoğullarından Mehmet oğlu Hasan – Er 1887/5712

Gebzeli Mahmut oğlu Mustafa – Er 1887/5793

Gölpazarlı Ağzıyukarıoğullarından Ahmet oğlu Mustafa – Er 1887/5999

Yaykıllı (Gerze) Tiryakioğullarından Mehmet oğlu Ahmet – Er 1887/6025

Ezineli Dağlıoğullarından Hüseyin oğlu Mehmet – Er 1887/6213

Ezineli Hacınizamoğullarından Hüseyin oğlu Ali – Er 1887/621 5

Çarşambali Çakıroğullarından Mehmet oğlu Kadir – Er 1888/2

Sürmeneli Süleymanoğullarından Mustafa oğlu Miktad – Er 1888/705

Sürmeneli Sakaoğullarından Ömer oğlu Hüseyin – Er 1888/712

Kavaklı (Samsun) Atlıoğullarından Mustafa oğlu Ahmet – Er 1888/948

Kavaklı (Samsun) Haliloğlu Torunu Mehmet oğlu Ahmet – Er 1888/949

Kavaklı (Samsun) Marizoğullarından İbrahim oğlu Mustafa – Er 1888/958

Kavaklı (Samsun) Azimoğullarından Salih oğlu Hamit – Er 1888/962

Kavaklı (Samsun) Kozanoğullarından Ahmet oğlu Mehmet – Er 1888/968

Kavaklı (Samsun) Çürükhaliloğullarından Osman oğlu Hüseyin – Er 1888/970

Kavaklı (Samsun) Topaloğullarından Şerif Oğlu Emrullah – Er 3 888/973

Kavaklı (Samsun) Mustafaoğullarından Ali oğlu Arif – Er 1888/978

Kavaklı (Samsun) Karabaloğullarından Recep oğlu Emin – Er 1888/982

Burunabatlı (İzmir) Bölükoğullarından Süleyman oğlu Mehmet – Er 1888/1549

Karaburunlu (İzmir) Mehmet oğlu Mustafa – Er 1888/2861

Urlalı Musaoğullarından Ömer oğlu Mehmet – Er 1888/2918

 

Bölük Eratı 3

Mapavrili (Rize) Alcıkoğullarından Mustafa oğlu Kerim – Çavuş 1884/2542

Çevreğili (Ünye) Kerimoğullarından Sadık oğlu İshak – Çavuş, Bölük Emini 1885/3422

Bigalı Tuzlalıoğullarından Ali oğlu Halil – Çavuş 1885/6130

Ordulu İmamoğullarından Mustafa oğlu Mustafa – Çavuş, Bölük Emini 1885/7359

Üsküdarlı Emin oğlu İsmail Sübyandan Geçme – Onbaşı 1881/8008

Sivrihisarlı Mehmet Oğlu Mahmut – Onbaşı 1883/4161

Elmalı Karahaliloğullarından Mahmut oğlu Ali – Onbaşı 1883/4878

Oflu Karıncaoğullarından Mustafa oğlu Mehmet – Onbaşı 1885/46

Maçkalı Kalenderoğullarından Süleyman oğlu Ali – Onbaşı i 885/259

Sürmeneli Alakahoğullarından Mehmet oğlu Ömer – Onbaşı 1885/3514

Ordulu İmamoğullarından Mahmut oğlu Hüseyin – Onbaşı 1887/4215

Somalı Mustafaoğullarından İsa oğlu Mahmut – Er 1881/6821

Hasköylü Mehmet oğlu Apti Sübyandan Geçme – Er 1881/8148

İnebolulu Mollahasanoğullarından Hasan oğlu Salih – Er 1884/1631

Maçkalı (Trabzon) Mollamehmetoğullarından Halil oğlu Ahmet – Er 1884/2321

Maçkalı (Trabzon) Murtazaoğullarından Ali oğlu Halil Arif – Er 1885/287

Tirebolulu Karahüseyinoğullarından Hasan oğlu Halil – Er 1885/512

Arhavili (Rize) Hotinoğullarından Şaban oğlu Süleyman – Er 1885/661

Samsunlu Memişoğullarından Hasan oğlu Şerif – Er 1885/912

Ordulu Karahasanoğullarından Murteza oğlu Mehmet – Er 1885/2296

Pazarsulu (Giresun) Çırakoğullarından Hasan oğlu Hüseyin – Er 1885/3199

Akköylü (Giresun) Kürtoğullarından Hasan oğlu İbrahim – Er 1885/3210

Abanalı (İnebolu) Tiryakioğullarından Mehmet oğlu Mehmet – Er 1885/3730

Ordulu Abazoğlu Torunu Mustafa oğlu Osman – Er 1885/4183

Ordulu Kocahasanoğullarından Osman oğlu Hüseyin – Er 1885/4200

Ordulu Mehmetağaoğullarından Mahmut oğlu Ömer – Er 1885/4206

Oflu Sarıalioğullarından İbrahim oğlu Recep – Er 1885/4676

Vakfıkebirli Kuruoğullarından Ali oğlu İzzet – Er 1885/6357

Ordulu Toymazoğullarından Ahmet oğlu İbrahim – Er 1885/73 53

İzmirli Arnavutoğullarından İsmail oğlu Cemil – Er 1886/1296

Hoşalaylı (Cide) Dedemehmetoğullarından Ömer oğlu Mustafa – Er 1886/1816

Şileli Tombuloğullarından Mehmet oğlu Recep – Er 1886/2128

Cideli Bilaloğullarından Memiş oğlu Bilal – Er 1886/2544

Çarşambalı Abbasoğullarından Abdullah oğlu Hasan – Er 1886/2587

Bafralı Çolakoğullarından Hüseyin oğlu Ömer – Er 1886/3001

Akköylü (Giresun) Sarıoğullarından Aziz oğlu Hasan – Er 1886/3 748

Kurayısebalı (Trabzon) Ekşioğullarından Davut oğlu İsmail – Er 1887/342

Gemlikli Arıkoğullarından Rüstem oğlu Mehmet – Er 1887/523

Gemlikli Eskizaroğullarından Mehmet oğlu Selim – Er 1887/527

Gemlikli Kürtoğullarından Osman oğlu Mehmet – Er 1887/531

Ayvalıklı İmamoğullarından Hüseyin oğlu Şerif İbrahim – Er 1887/727

Lapsekili Hasan oğlu Hasan – Er 1887/765

Ayvacıklı Tepeköylüoğullarından Ali oğlu Mustafa – Er 1887/766

Sürmeneli Alioğullarından Osman oğlu Hasan – Er 1887/784

Hemşinli Panbukçuoğullarından Cumaali oğlu Hüseyin – Er 1887/2654

Hamidiyeli (Bolu) Köseoğullarından Veli oğlu Recep – Er 1887/2713

Bayburtlu İbrahim oğlu Şerif – Er 1887/3086

Ökseli (Çarşamba) Mollaömeroğullarından Ömer oğlu İbrahim – Er 1887/3196

Kalafatlı Alihocaoğullarından Ömer oğlu Ali – Er 1887/3413

Lapsekili Tatarpazalığı Muhacirlerinden Mehmet oğlu Osman – Er 1887/3463

Lapsekili Kaptanoğullarından Yusuf oğlu Mustafa – Er 1887/3466

Sivaslı Delibekiroğullarından Bekir oğlu Mehmet – Er 1887/3 531

Karadenizli (Rize) Kalpakoğullarından Hüseyin oğlu Ali – Er 1887/3673

Bayburtlu Mehmet oğlu Ali – Er 1887/4701

Mudanyalı Mustafa oğlu Kara Salim – Er 1887/5074

İstefanlı (Ayancık) Kesercioğullarından Arif oğlu İbrahim – Er 1887/5561

İstefanlı (Ayancık) Salimbeşoğullarından Ahmet oğlu Mehmet – Er 1887/5564

Şileli Kadirbeyoğullarından Mehmet oğlu Halil – Er 1887/5649

Şileli Bostanoğullarından Süleyman oğlu Emin – Er 1887/5678

Kavaklı Kadıoğlu Yeğeni Ahmet oğlu Hakkı – Er 1888/977

Yumralı Aliyazıcıoğullarından Osman oğlu Numan – Er 1888/1138

Tirebolulu Balioğullarından Mehmet oğlu Dursun – Er 1888/2113

Karaburunlu (İzmir) Amcahaliloğullarından Halil oğlu Hasan – Er 1888/2849

Karaburunlu (İzmir) Silistirelilerden Hasan oğlu Hasan – Er 1888/2859

Karaburunlu (İzmir) Manastırlıhamzaoğullarından Mehmet oğlu Mustafa – Er 1888/2860

Çeşmeli Ali oğlu Esat – Er 1888/2882

Çeşmeli Kocasüleyman Torunu Mehmet Ali oğlu İsmail – Er 1888/2883

Urrah Beyoğluhasan torunu Ali oğlu Ahmet – Er 1888/2913

Karadereli (Rize) Tüfekçioğullarından Ahmet oğlu Mustafa – Er 1888/2964

 

Bölük Eratı 4

Akçaabatlı Velioğullarından Salihoğlu Mustafa – Çavuş 1884/3047

Tekirdağlı Emin oğlu Mehmet – Çavuş, Bölük Emini 1885/1125

Yaralı Mehmet oğlu Eyüp – Çavuş 1885/6300

Seydişehirli Hasanoğullarından Hüseyin oğlu Hüseyin – Onbaşı 1884/1389

Giresunlu Bıyıkoğullarından Ahmet oğlu Hasan – Onbaşı 1885/1048

Akçaabatlı (Trabzon) Osman oğlu Mehmet Bilâl – Onbaşı 1885/1375

Sürmeneli Hamzavelioğullarından Ahmet oğlu Hasan – Onbaşı 1885/6552

Antalyalı Abdurrahman oğlu Bekir – Onbaşı 1885/6923

Tophaneli İbrahim oğlu Mehmet – Er 1881/8197

Termeli (Samsun) İbrahimoğullarından Hüseyin oğlu Hasan – Er 1883/3795

Maçkalı Köleoğlu Yeğeni Ali oğlu Emin – Er 1885 267

Şarlılı Veysioğullarından İbrahim oğlu Abdullah – Er 1885/438

Fatsalı Zoroğullarından Mustafa oğlu Süleyman – Er 1885/722

Akçaabatlı (Trabzon) Murtazaoğullarından Ali oğlu İzzet – Er 1885/1371

Kelkitli (Gümüşhane) Topaloğullarından Osman oğlu Osman – Er 1885/2914

Oflu Sarıalioğullarından Süleyman oğlu Yusuf – Er 1885/4677

Giresunlu Mehmet oğlu Bilal – Er 1885/4795

Koyulhisarlı (Şibinkarahisar) Abdülazizoğullarından Mehmet oğlu Aziz – Er 1885/6173

Yumralı (Trabzon) Alioğullarından Mehmet oğlu Halil – Er 1885/6600

Sürmeneli Köçekoğullarından Ahmet oğlu Emin – Er 1885/6769

İstanozlu (Antalya) Ali oğlu Mehmet – Er 1885/6935

Ordulu Kulakoğlu torunu Yusuf oğlu Mehmet – Er 1885/7355

Gelibolulu Kırimi Salih oğlu Süleyman – Er 1886/476

İzmirli Rençberoğullarından İbrahim oğlu İbrahim – Er 1886/598

İzmirli Molla İbrahim oğlu Hüseyin – Er 1886/1085

İzmirli Mahmut Mamak oğlu Ahmet – Er 1886/1163

Ünyeli Aşcıoğullarından Mehmet oğlu Mustafa – Er 1886/1179

Kurayı Sebalı (Trabzon) Hafızaoğullarından Osman oğlu Mustafa – Er 1886/1391

Hoşalaylı (Cide) Karakadıoğullarından Bilal oğlu İbrahim – Er 1886/1790

Büyük Limanlı Alemdaroğullarından Osman oğlu Mehmet – Er 1886/1796

Maçkalı (Trabzon) İbişoğullarından Ali oğlu Temel – Er 1886/2033

Fenarisli (Ünye) Balcıimamoğullarından Raşit oğlu Mehmet – Er 1886/2779

Fenarisli (Ünye) Abazaoğullarından Ali oğlu Emin – Er 1886/2783

Fabralı Keleşoğullarından Hasan oğlu Hasan – Er 1886/3010

Gerzeli Hızıroğullarından Mehmet oğlu İbrahim – Er 1886/3114

Serkeşli (Fatsa) Tonbaloğullarından İsmail oğlu Hasan – Er 1886/3454

Trabzonlu Musaoğullarından Kamil oğlu Mehmet – Er 1887/1 3

İzmirli Filibelioğullarından Ahmet oğlu Hasan – Er 1887/200

İzmirli Mehmet oğlu İsmail – Er 1887/205

İzmirli Mehmet oğlu Hüseyin – Er 1887 291

Sürmeneli İpekçioğullarından Mehmet oğlu Ali – Er 1887.787

Sürmeneli Kahramanoğullarından Mehmet oğlu İsmail – Er 1887/800

Ayvacıklı Çakıroğlu Karındaşı Hasan oğlu İbrahim – Er 1887/819

Şarlılı İmamecioğullarından Ali oğlu Mehmet – Er 1887/892

Akçaabatlı (Trabzon) Osmanoğlu Mehmet – Er 1887/2347

Akçaabatlı (Trabzon) Seyidoğullarından Hasan oğlu Salim – Er 1887/2426

İzmitli Ali Osman oğlu Şerif Ali – Er 1887/3053

Lapsekili Karaçobanoğullarından Hüseyin oğlu Hüseyin – Er 1887/3476

Kalei Sultaniyeli İbrahim oğlu Hasan – Er 1887/3580

Serkeşli (Fatsa) Velimehmetoğullarından Hasan oğlu Osman – Er 1887/3724

İstefanlı (Ayvacık) Tophanelioğullarından İsmail oğlu Mustafa – Er 1887/5568

İstefanlı (Ayvacık) Battaloğullarından Hasan oğlu Mehmet – Er 1887/5581

Şileli İbrahimoğullarından Mehmet oğlu Rıza – Er 1887/5650

Şileli Hacıhasanoğullarından İbrahim oğlu Mustafa – Er 1887/5677

Şileli Karahüseyinoğullarından Ahmet oğlu İbrahim – Er 1887/5680

Şileli Şehirlioğullarından Hüseyin oğlu İbrahim – Er 1887 5683

Meğrili (Fethiye) Mehmet oğlu Süleyman – Er 1887/5903

Boyalı (Araç) Fevzullahoğullarından İsmail oğlu Hasan – Er 1887/6111

Sürmeneli Yakupoğullarından Şaban oğlu Ali – Er 1888/707

Serkeşli (Fatsa) Doğmaoğullarından Osman oğlu İbrahim – Er 1888/2737

Karaburunlu (İzmir) Ahmet oğlu İsmail – Er 1888/2850

Karaburunlu (İzmir) Delihüseyinoğullarından Hasan oğlu Mustafa – Er 1888/2854

Karaburunlu (İzmir) Manastırlı Hasan torunu Halil oğlu Hüseyin – Er 1888/2857

Urlalı Mustafa oğlu Ali – Er 1888/2917

 

 

Mevsimlerden Kış ve evde sıkılıyor ne yapacağınızı bilmiyorsunuz kar lapa lapa yağıyor veya yağmıyor ne farkeder ki, nihayetinde Kış! Müzik ise bir adım ötenizde!

Biraz Caz müzik biraz, klasik rock ve pop dinlemek istiyor ama bunu da erbaplarından dinlemek istiyorsunuz… O zaman bunu kaçırmayın. İlk kez ülkemize gelen Alto Saksafon Alfred Broström ve  Caz Gitar ustalarından Özdemir Kalyoncu ile  Vokal Özge Kalyoncu üçlüsü içinizi ısıtacak ve siz hala evde misiniz? 

 

Konser :  İstanbul Stockholm buluşması

Özge Kalyoncu- Vokal

Özdemir Kalyoncu – Gitar

Alfred Broström – Alto Sax

 

Alfred Broström, Hollanda Utrecht School  of Arts jazz saksafon bölümü mezunudur. Ünlü saksafonist Toon Ros ve Joacim Rolandsson ile çalışmıştır. Yaşamını İsveç’te sürdüren sanatçı, çeşitli uluslararası projelerde yer almaktadır. İsveç halk müziği, jazz, rock ve blues ile ilgili olup, öğretmenlik ve performans üzerine yoğunlaşmaktadır. Özdemir Kalyoncu’yla Hollanda’da tanıştılar. Okul yıllarından bugüne kadar birçok farklı ülkede çeşitli konserler verdiler. Kendisi  özel davet üzerine ilk kez İstanbul’da çalmış olacak.

Özdemir Kalyoncu, Hollanda Utrecht School of Arts, Jazz gitar bölümü mezunudur. Eef Albers, Marcel Karreman, Donovan Mixon ve Harry Emery gibi öğretmenlerle çalışma fırsatı bulmuştur. Yerli ve yabancı müzisyenlerle, yurt içi ve yurt dışında, farklı projelerde yer almıştır. Jazz eğitiminin yanı sıra, Dünya müziği ve rock müziğe ilgisi olan gitarist ve besteci,  Özel Nar Sanat Eğitim Kursu’nda eğitmenlik yapmaktadır.

Özge Kalyoncu, yaklaşık 20 yılı aşkın kariyeri boyunca, dizi ve film müzikleri yapmakla birlikte çeşitli gruplarla ve solo olarak konserler vermektedir. Pera Güzel Sanatlar Merkezi flemenko gitar bölümünü bitiren sanatçı, bir çok farklı öğretmenle şan ve vokal çalışmaları yaptı. Kendi bestelerinden oluşan bir albüm hazırlığındadır ve büyülü sesiyle ikiliye eşlik edecektir.

Konser, 19 şubat 2015 Perşembe akşamı, 21.00’da, Taksim’de 60 m2 adlı mekanda gerçekleşecektir.

Çeşitli jazz standartlarından, klasik rock ve pop ezgilerinden örnekler olacaktır.

Adres ve diğer bilgiler için lütfen TIKLAYINIZ

orhan-pamukAydın Doğan Vakfı’nın kurucusu adına 1996 yılından bu yana düzenlediği Aydın Doğan Ödülü’nün, Vakıf Yönetim Kurulu 2015 yılında “Roman” dalında verilmesine karar verdi.

Doğan Hızlan Başkanlığında, Prof. Dr. İnci Enginün, Prof. Dr. Nüket Esen, Semih Gümüş, Prof. Dr. Handan İnci, Prof. Dr. Turan Karataş, Prof. Dr. Jale Parla, Ömer Türkeş ve Metin Celal Zeynioğlu’dan oluşan Seçici Kurul 6 Şubat 2015 Cuma günü, yaptığı toplantıda; Eserleri ile Türk edebiyatına romanın farklı türlerini getirdiği ve bu farklı türlerle kendisini izleyen genç romancılara yeni uygulama ufukları açtığı; burası ve ötesi, dünyevi ve uhrevi, Doğu ve Batı kutuplarını ustalıkla bir araya getirdiği; Türk romanını dünyada temsil eden ustalarımız arasında yer aldığından 2015 Aydın Doğan Ödülü’nün “Roman” dalında Orhan Pamuk’a verilmesine oy birliği ile karar verdi.

TÜRK İNSANININ KÜLTÜR VE YAŞAM KALİTESİNİ YÜKSELTMEK AMACIYLA VERİLİYOR

Aydın Doğan Ödülü, ülkemizde kültür, sanat, edebiyat ve bilim eserlerini yaratıcılarının kişiliğinde, çeşitli dallar için verilen uğraşları, özveriyi, kaliteyi ve mükemmelliğinin yanı sıra emek verenlerin çalışma ve birikimleri ile ulusal ve uluslararası platformda övgü kazananları, mesleklerine başladıkları günden bugüne kadar gösterdikleri başarılar doğrultusunda ödüllendirerek, Türk insanının kültürünü ve yaşam kalitesini yükseltmek amacıyla verilmektedir.

ORHAN PAMUK

Orhan Pamuk 1952’de İstanbul’da doğdu. Cevdet Bey ve Oğulları ve Kara Kitap romanlarında anlattığına benzer kalabalık bir ailede, Nişantaşı’nda büyüdü. Otobiyografik kitabı İstanbul’da anlattığı gibi çocukluğundan yirmi iki yaşına kadar yoğun bir şekilde resim yaparak ve ileride ressam olacağını düşleyerek yaşadı. Liseyi İstanbul’daki Amerikan lisesi Robert Kolej’de okudu. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde üç yıl mimarlık okuduktan sonra, mimar ve ressam olmayacağına karar verip okulu bıraktı ve İstanbul Üniversitesi’nde gazetecilik okudu. Pamuk, yirmi üç yaşından sonra romancı olmaya karar vererek başka her şeyi bıraktı ve kendini evine kapatıp yazmaya başladı. İlk romanı “Cevdet Bey ve Oğulları” 1982’de yayımlandı ve Orhan Kemal Roman Armağanı’nı ve Milliyet Roman Ödülü’nü aldı. Pamuk ertesi yıl “Sessiz Ev” adlı romanını yayımladı ve bu kitabın Fransızca çevirisiyle 1991’de Prix de la Découverte Européenne’i kazandı. Venedikli bir köle ile bir Osmanlı âlimi arasındaki gerilimi ve dostluğu anlatan romanı Beyaz Kale (1985), pek çok dile çevrilerek Pamuk’a uluslararası ününü sağlayan ilk romanı oldu. Aynı yıl karısıyla Amerika’ya gitti ve 1985-88 arasında New York’ta Columbia Üniversitesi’nde misafir öğretim üyesi olarak bulundu. İstanbul’un sokaklarını, geçmişini, kimyasını ve dokusunu, kayıp karısını arayan bir avukat aracılığıyla anlatan “Kara Kitap”ı 1990’da yayımladı. Fransızca çevirisiyle France Culture Ödülü’nü kazanan bu roman, geçmişten ve bugünden aynı heyecanla söz edebilen bir yazar olarak Pamuk’un ününü hem Türkiye’de hem de yurtdışında genişletti. 1991’de, Pamuk’un Rüya adını verdiği bir kızı oldu.

1994’te, esrarengiz bir kitaptan etkilenen üniversiteli bir genci hikâye ettiği “Yeni Hayat” adlı şiirsel romanı yayımlandı. Osmanlı ve İran nakkaşlarını, Batı dışındaki dünyanın görme ve resmetme biçimlerini bir aşk ve aile romanının entrikasıyla hikâye ettiği “Benim Adım Kırmızı” adlı romanı 1998’de yayımlandı. Bu kitapla Fransa’da Prix du Meilleur livre étranger (2002), İtalya’da Grinzane Cavour (2002) ve İrlanda’da International Impac-Dublin (2003) ödüllerini kazandı. 1990’ların ortasından itibaren Pamuk, insan hakları ve düşünce özgürlüğü konularında yazdığı makalelerle Türkiye devletine karşı eleştirel bir tavır takındı. Yurtiçinde ve yurtdışında çeşitli gazete ve dergilere yazdığı edebi, kültürel makalelerden oluşturduğu geniş bir seçmeyi 1999 yılında “Öteki Renkler” adıyla yayımladı. “İlk ve son siyasi romanım” dediği “Kar” adlı kitabını 2002’de yayımladı. Kars şehrinde, siyasal İslamcılar, askerler, laikler, Kürt ve Türk milliyetçileri arasındaki şiddeti ve gerilimi hikâye eden bu kitap, New York Times Book Review tarafından 2004 yılının en iyi 10 kitabından biri seçildi. Pamuk’un 2003 yılında yayımladığı “İstanbul”, yazarın hem yirmi iki yaşına kadar olan hatıralarını aktardığı bir hatıra kitabı, hem de kendi kişisel albümüyle, Batılı ressamların ve yerli fotoğrafçıların eserleriyle zenginleştirilmiş, İstanbul üzerine bir denemedir. Kitapları 62 dile çevrilmiş, bütün dünyada on iki milyon satmış olan Pamuk, pek çok üniversiteden şeref doktorası aldı. Alman Kitapçılar Birliği tarafından 1950 yılından beri verilmekte olan, Almanya’nın kültür alanındaki en seçkin ödülü olarak kabul edilen Barış Ödülü, 2005’te Orhan Pamuk’a verildi. Ayrıca “Kar” Fransa’da her yıl en iyi yabancı romana verilen Le Prix Médicis étranger ödülünü aldı. Aynı yıl Prospect dergisi tarafından dünyanın 100 entelektüeli arasında gösterildi ve 2006 yılında Time dergisi tarafından dünyanın en etkili 100 kişisinden biri seçildi. American Academy of Arts and Letters’ın ve Çin Sosyal Bilimler Akademisi’nin şeref üyesi olan Pamuk, senede bir dönem Columbia Üniversitesi’nde ders veriyor.

NOBEL EDEBİYAT ÖDÜLÜNÜ KAZANAN İLK TÜRK

Orhan Pamuk 2006 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü alarak bu ödülü kazanan ilk Türk oldu. Pamuk 2008’de aşk, evlilik, dostluk, mutluluk gibi konuları bireysel ve toplumsal boyutlarıyla işlediği “Masumiyet Müzesi” adlı romanını; 2010 yılında ise çocukluğundan başlayarak hayatını ve edebiyatla ilişkisini eksen alan yazı ve röportajlarından oluşan “Manzaradan Parçalar”ı yayımladı. Pamuk, 2009’da Harvard Üniversitesi’nde verdiği Norton derslerini 2011 yılında Saf ve Düşünceli Romancı adıyla kitaplaştırdı. 2012’de İstanbul’da Masumiyet Müzesi’ni açtı ve müzenin kataloğu “Şeylerin Masumiyeti”ni yayımladı. Aynı yıl Avrupa kültürüne olağanüstü katkılarından dolayı Danimarka’da Sonning Ödülü’nü aldı. 2013’te ise kitaplarından seçtiği en güzel parçalardan oluşan “Ben Bir Ağacım” ı yayımladı. Masumiyet Müzesi, Avrupa Müzeler Forumu tarafından 2014 yılında Avrupa’nın en iyi müzesi seçildi.

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE AYDIN DOĞAN ÖDÜLLERİ

1) 1997 Aydın Doğan Ödülü: Roman Adalet Ağaoğlu
2) 1998 Aydın Doğan Ödülü: Soysal ve Beşeri Bilimler Prof. Dr. Doğan Kuban ve Prof. Dr. Emre Kongar
3) 1999 Aydın Doğan Ödülü: Görsel Sanatlar Ara Güler
4) 2000 Aydın Doğan Ödülü: Şiir Melih Cevdet Anday
5) 2001 Aydın Doğan Ödülü: Tarih İlber Ortaylı
6) 2002 Aydın Doğan Ödülü: Klasik Batı Müziği Ankara Devlet Konservatuarı
7) 2003 Aydın Doğan Ödülü: Arkeoloji Ord. Prof. Dr. Sedat Alp ve Prof. Dr. Altan Çilingiroğlu
Hizmet Ödülü: Türk Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü ve Suna-İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araşt. Enstitüsü
8) 2004 Aydın Doğan Ödülü: Türk Halk Müziği Yücel Paşmakçı
Hizmet Ödülü: İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı ile Folklor Kurumu
9) 2005 Aydın Doğan Ödülü: Kent Mimarisi, Kent Dokusu İzmir Konak Meydanı Düzenlemesi ve Kastamonu Tarihi Kent Dokusu İyileştirme Projeleri
10) 2006 Aydın Doğan Ödülü: Resim Adnan Varınca
11) 2007 Aydın Doğan Ödülü: Moda Tasarımı Özlem Süer ve Ümit Ünal
12) 2008 Aydın Doğan Ödülü: Heykel Seyhun Topuz
13) 2009 Aydın Doğan Ödülü: Tiyatro Genco Erkal
14) 2010 Aydın Doğan Ödülü: Sinema Nuri Bilge Ceylan
15) 2011 Aydın Doğan Ödülü: Türk Halk Müziği Mehmet Özbek
Hizmet Ödülü: Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuarı
16) 2012 Aydın Doğan Ödülü: Öykü Selim İleri
17) 2013 Aydın Doğan Ödülü: Türk Müziği Prof. Dr. Nevzat Atlığ Türk Musikisi Vakfı
18) 2014 Aydın Doğan Ödülü: Fotoğraf Ozan Sağdıç
Hizmet Ödülü: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fotoğraf Bölümü

Kahvenin 500 yıllık tarihi. Türk kahvesinin Osmanlı’dan günümüze uzanan hikayesi Topkapı Sarayı’nda açılacak ‘Bir taşım keyif Türk kahvesinin 500 yıllık öyküsü’ isimli sergide anlatılacak.

Sergide, 16. yüzyılda Osmanlı kahvehanelerini gösteren gravürler de yer alıyor.

Sergide, 16. yüzyılda Osmanlı kahvehanelerini gösteren gravürler de yer alıyor.

Topkapı Sarayı Müzesi ile birlikte Türk Kahvesi Kültürü ve Araştırmaları Derneği, Türk kahvesinin tarihini anlatan bir sergi hazırladı. Anadolu’dan dünyanın dört bir yanına dağılan Türk kahvesi çekirdeklerinin, Osmanlı döneminden günümüze uzanan yolculuğunu anlatan sergide, Türk kahvesine dair akla gelebilecek birçok parça sergilenecek.

Başta Topkapı Sarayı Müzesi koleksiyonları olmak üzere pek çok müze, özel müze, kütüphane ve koleksiyonlardan seçilen eserlerden oluşan “bir taşım keyif – Türk kahvesinin 500 yıllık öyküsü” sergisi; kahvenin Osmanlı kültürü içinde oluşturduğu özgün seremoniyi ortaya çıkardı. Türk kahvesinin yarattığı sosyal ortama, keyif ve ikram kültürüne,16. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar Türk kahvesiyle ilgili birçok unsura yer veren sergi koleksiyonunda, objeler, resimler ve belgeler yer alıyor.

Sergi, 21 Şubat itibariyle Topkapı Sarayı içerisinde ziyarete açılacak.

Kaynak :aljazeera.com.tr

14 Şubat Sevgililer Günü için İstanbul’un üç müzesinde üç ayrı etkinlik var. İstanbul Modern, Pera Müzesi ve Sakıp Sabancı Müzesi, güne özel sergi, film ve konser etkinlikleri düzenliyor

14 subat

Haber: FisunYALÇINKAYA
Kaynak : cumhuriyet.com
14 Şubat Sevgililer Günü için hala bir program yapmamış olanlara İstanbul’un üç müzesinde üç ayrı etkinlik var. İstanbul Modern Müzesi, 14 ve 15 Şubat’ta sevgililer için özel bir tur tasarladı. Çiftlerin baş başa gezebileceği bir tur olarak düşünülen bu minik gezide aşkla ilgili beş yapıt özel olarak incelenebilecek. Müzenin Geçmiş ve Gelecek koleksiyon sergisinde aşka dokunan yapıtlardan oluşan bir seçki danışmadan alınacak tur planı eşliğinde gezilebiliyor. Bu özel sergi turundan sonra sevgililer, sosyal medyada #istanbulmoderndeaşkvar etiketiyle ve sergide çektikleri bir fotoğrafla check-in yaptıklarında, İstanbul Modern Mağaza’dan bu özel günü anımsatacak sürpriz birer hediyeye sahip olacak. Seçkide dört sanatçının aşkla ilgili hikayeleri yer alıyor. Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Eren Eyüboğlu’nun hikayesi Eyüboğlu’nun resimleri üzerinden, Aliye Berger’le Carl Berger’in aşkı Aliye Berger’in yaptığı portre üzerinden, Semiha Berksoy’la Nazım Hikmet’in aşkı da yine Berksoy’un bir eseri üzerinden ziyaretçilere bugün için özel olarak hazırlanıp verilen kitapçıklarda anlatılıyor. Kitapçıklarda sanatçı çiftlerin tanışmaları aşık olmaları ve hayatlarında birbirine dair önemli kesitlere yer veriliyor. Seçkide yer alan son sanatçı Nezaket Ekici. Ekici’nin ilkini 2002 yılında gerçekleştirdiği ‘Devinim İçinde Duygu’ isimli performansının videosu çiftlere öneriliyor. Performansta sanatçı, bir galeri odasının duvarlarından tavanına, yerdeki halıdan dolap kapağına kadar uzanan tüm yüzeylerini üç gün boyunca öpücüklerle donatıyor.
Pera Müzesi’nde sinema, Sabancı’da konser aşkı
Pera Müzesi ise dünyaca ünlü heykeltraş Alberto Giacometti’nin eserlerine yer veren yeni açılan sergisinin yanı sıra sevgililer gününe sinema aşkıyla yaklaşan programını sunuyor. ‘Sinema Seni Seviyorum’ programı kapsamında 14 Şubat’ta Godard’ın ‘Nefret’ filmi ve Brigitte Bardot hakkında bir belgesel gösterilecek. Çin’in ilk uluslararası kadın gitaristi Xuafei Yang, İstanbul Resitalleri kapsamında 14 Şubat’ta 20:00’de The Seed’de müzikseverlerle buluşacak. Resitale gelen dinleyiciler, 19:30’a kadar müzeyi ücretsiz ziyaret ederek, devam etmekte olan ‘Joan Miro Kadınlar, Kuşlar, Yıldızlar’ sergisini gezebilecekler.