Şunun için etiket arşivi: heykel

Bir gecede 1.200 şişe şampanya nerede içilir? Veya sadece oturarak, hatta belki de dünya çapında ekrana çıkarak 125 dolar nasıl kazanılır? İşte 2 Mart’ta düzenlenecek Oscar Ödül Töreni öncesinde bilmeniz gereken dokuz ilginç gerçek…

oskar ödülü

Buzzfeed’in hazırladığı videoya göre Oscar’lar hakkında şaşırtıcı gerçekler şunlar;

1- Ödül kazananlar tam anlamıyla Oscar heykelciğinin sahibi olamıyor. Daha önceden ödüller satılabiliyordu, şimdiyse heykelcik sahibi isimler imzaladıkları anlaşma gereği Oscar’ı ilk olarak Akademi’ye satmak zorunda. Ve sadece bir dolara…

2- Oscar Ödülleri için yaklaşık olarak 6 bin Akademi üyesi oy kullanıyor.

3- Jüri üyeleri sadece kendi branşındaki isimler için oy kullanıyor. Örneğin, aktörler aktörler, yönetmenler de yönetmenler için oy kullanıyor. En iyi film içinse herkes oy verebiliyor.

4- Kazananların yer aldığı ‘posta’ ocak ayı sonunda Akademi’ye gönderiliyor ve son haftaya kadar kapalı kalıyor. Kazanan isimleri, törenden önce sadece iki kişi biliyor.

5- Ödül töreni sırasında salonun her zaman dolu gözükmesinin sebebi ilginç: Törene katılanların yerlerinde oturmadığı ya da tuvalete gittikleri sırada, sadece orada oturması için tutulan kişiler var. Salonun dolu gözükmesi için masalara oturan bu kişiler gecede 125 dolara yakın para kazanıyor.

6- Oscar Ödül Töreni’nin resepsiyonunda yaklaşık 1000 ıstakoz, 18 kilo havyar, 1200 şişe şampanya, 1200 istiridye ve altın tozlarıyla yapılmış, Oscar heykeli şeklinde 4 bin çikolata tüketiliyor.

7- İlk Akademi Ödül Töreni 1929′da yapıldı, 15 dakika sürdü ve videoya kaydedilmedi.

8- Oscar ismi Akademi’den bir kütüphanecinin, amcası Oscar’a benzemesinden dolayı verildi.

9- ‘ Akademi ‘ lakabıysa ilk kez 1939′da kullanmaya başladı.

Kaynak : [-]

BMW ana sponsorluğunda düzenlenen alldesign 2014 Uluslararası Tasarım Konferansları ve Yaratıcı Endüstriler fuarı, tasarım dünyasına ışık tutacak.

alldesign

• BMW ana sponsorluğunda düzenlenen alldesign 2014 Uluslararası Tasarım Konferansları ve Yaratıcı Endüstriler fuarı, tasarım dünyasına ışık tutacak

 • Karim Rashid, Ayşe Birsel, Red Dot Ödülleri Başkanı Prof. Dr. Peter Zec, Arik Levy, Faruk Malhan, ünlü mimar Mario Botta, dünyanın en önemli trend kahinlerinden Lidewij Edelkoort, grafik tasarımcı ve art direktör Stephan Bundi, Gamze Güven, Tuvana Büyükçınar Demir, Simay Bülbül, Zeynep Günay Tan ve daha pek çok isim konferansta tasarımı konuşacak

• alldesign’ın fuar alanında pek çok firma en yeni tasarım ürünlerini sergileyecek: BMW’nin inovasyon ve tasarımı buluşturan elektrikli modeli i3, Derin Design’ın 2014 koleksiyonundan ilk örnekler, BMS Mobilya’nın lansmanını yapacağı Herman Miller Mirra 2 serisi , Samet Mobilya’nın Defne Koz tasarımı ürünleri fuarda karşımıza çıkacak yeniliklerden yalnızca birkaçı…

• Ünlü tasarımcı ve sanatçı Arik Levy, 21 Şubat’ta BMS Mobilya standında 12.00-13.30 saatleri arasında sevenlerine imza verecek

• ETMK ile işbirliği içerisinde fuar cafe alanında “Bir kahve Bir Tasarım” sohbetleri gerçekleşecek

Allevents tarafından BMW ana sponsorluğunda, Arçelik, Armaggan ve Işıklar Tuğla co-sponsorluğunda 21-22 Şubat 2014 tarihlerinde Hilton Kongre ve Sergi Merkezi’nde düzenlenecek olan alldesign Uluslararası Tasarım Konferansları ve Yaratıcı Endüstriler Fuarı, tasarım dünyasını üçüncü kez bir araya getirecek. Hayatımızın her alanına yön veren tasarımın ele alınacağı alldesign 2014’ün konferans bölümünde kendi dalının uzmanları tasarıma bakış açılarını ve dünyaca ödüllü işlerini izleyicilerle paylaşırken, fuar alanında ise tasarımda öne çıkan firmalar en yeni ürünlerini sergileyecek. Biletler Biletix’te!

Alldesign 2014 pek çok önemli konuşmacıya ev sahipliği yapacak

alldesign1TIME dergisi tarafından dünyada moda alanında en etkili 25 kişiden biri seçilen, dünyaca ünlü trend kahini Lidewij Edelkoort; Dünyanın en saygın ve önemli tasarım ödülleri olan Red Dot‘ın ödüllerinin fikir babası ve kurucusu Prof. Dr. Peter Zec; kazandığı sayısız mimarlık ödülüyle dünyanın en başarılı mimarları arasında sayılan, San Francisco Modern Sanatlar Müzesi, Samsung Sanat Müzesi ve Bechtler Modern Sanatlar Müzesi gibi pek çok ikonik yapının tasarımcısı, İsviçreli ünlü mimar Mario Botta; üretilen 3000’den fazla tasarımı, kazandığı 300’den fazla ödül ve çalıştığı 40’tan fazla ülke ile bir efsaneye dönüşen, kendi jenerasyonunun en üretken tasarımcılarından biri olarak tanınan Karim Rashid; doğanın dehasını mimarlıkta kullanan ve doğanın mimarlığı ve toplumu dönüştürebileceğini savunan “biomimicry” alanında uzman, TED konferanslarındaki konuşmasıyla tüm dünyada büyük ses getiren eko-mimar Michael Pawlyn ; Red Dot ödülleri dahil 100’ü aşkın ödülün sahibi, özellikle tiyatro, opera, bienal poster tasarımlarıyla büyük ün kazanmış, işleri MOMA gibi pek çok önemli müzede sergilenen, dünyanın en önemli grafik tasarımcılarından, aynı zamanda reklamcı ve art direktör Stephan Bundi; İşleri dünya çapında prestijli galeri ve müzelerde sergilenen, en çok da imzası niteliğindeki kaya heykelleri, enstalasyonları ile tanınan ünlü sanatçı, fotoğrafçı, tasarımcı ve film yapımcısı Arik Levy ; W Paris – Opera, Grant Hyatt (Taipei&Chicago), Beyrut’taki Intercontinental Phoenicia, Lincoln Center’da bulunan Ertegün Caz Salonu ve Cirque de Soleil’in Hong Kong, Las Vegas ve Paris’teki sahneleri gibi işleriyle öne çıkan Rockwell Group Avrupa Ofisi Yöneticisi tasarımcı ve mimar Diego Gronda; tasarımları MOMA’nın kalıcı sergilerinde yer alan, Minority Report filminde Tom Cruise’un ofisinin tasarımı dahil pek çok önemli tasarımda imzası olan ödüllü, dünyaca ünlü endüstriyel tasarımcı Ayşe Birsel; Türkiye’de tasarım kavramının yaşama aktarılmaya başladığı 70’li ve 80’li yılların lider kimliklerinden biri olan ve Koleksiyon ile Tasarım Vakfı’nın kurucusu, mimar Faruk Malhan; endüstriyel tasarımcı Gamze Güven, Türkiye’nin önemli moda tasarımcılarından Tuvana Büyükçınar Demir ve Simay Bülbül, “Kurtlar Vadisi”, “Haziran Gecesi”, “Yabancı Damat”,“Anlat İstanbul”, “Kayıp” gibi dizi ve filmlerin müziklerini yapan müzisyen Gökhan Kırdar; izlenme rekorları kıran ‘Öyle Bir Geçer Zaman ki’’ dizisinin, Kayıp ve Kaybolan Yıllar dizilerinin yönetmeni Zeynep Günay Tan, yazar ve televizyoncu Yekta Kopan; Arçelik Endüstriyel Tasarım Yöneticisi Serdal Korkut Avcı gibi isimler alldesign 2014’te tasarımı konuşacak.

Arçelik, Armaggan, BMS Mobilya, BMW, Derin Design, Ersa, RON, Koleksiyon, NORDist, Nurus, Samet Mobilya,Tuna Ofis gibi firmalar fuar alanında yeni ürünlerini sergileyecek

TBS Voegel Poster vek Pub Linie pluscmyk V

Stephan Bundi
Reklamcı-Grafik Tasarımcı

Hilton Kongre ve Sergi Merkezi’nde 2000 metrekarelik alanda gerçekleşecek olan alldesign 2014, tasarım konferansının yanı sıra Yaratıcı Endüstriler Fuarı’na da ev sahipliği yapacak. Odağında tasarım olan tüm firmaları aynı çatı altında sektörle ve tasarım meraklılarıyla buluşturan ve geçtiğimiz yıl çok sayıda katılımcı firmayı ve yaklaşık 6000 ziyaretçiyi ağırlayan Yaratıcı Endüstriler fuarı, bu yıl da ziyaretçilerine farklı sektörlerden tasarım odaklı zengin bir ürün yelpazesi sunacak: Ana sponsor BMW’nin inovasyon ve tasarımı buluşturan elektrikli modeli i3, alldesign’da ziyaretçilerle buluşacak. Sıfır emisyon ve hiç bir elektrikli aracın boy ölçüşemediği bir güce sahip olan BMW i3 modeli, tasarım olarak BMW markasının karakteristik stil özelliklerini taşıyan çizgilere sahip. Derin Design’in yeni 2014 koleksiyonundan ilk örnekler alldesign’da yer alacak. Kuruluş felsefesini ilk günden bu yana tasarımın odağına oturtmuş ev ve ofis ürünleriyle Koleksiyon Mobilya ise Tasarım Vakfı ile birlikte fuar alanında olacak. BMS Mobilya ise Poltrona Frau, Baccarat Arik Levy Tuile de Crystal ve ilk defa alldesign’da lanse edilecek olan Herman Miller Mirra 2 tasarım ürünlerine ev sahipliği yapacak. Ofis mobilyaları alanında 42 yılı aşkın bir deneyim ile günümüzün mimari akımlarını sentezleyerek yenilikçi ürünler geliştirmeyi sürdüren Tuna Ofis sahne sponsorluğunun yanı sıra yeni ürünlerini de fuar alanında sergiliyor olacak. Özgün tasarımlarla geleneksel teknikleri ustalıkla birleştirerek, el işçiliği ile mücevher, sanatsal obje, doğal boya tekstil, eşarp, deri ve ev tekstil ürünleri üreten Armaggan Unique by Design VIP alanının sponsorluğunu üstlenirken, genç güncel sanatçılara ev sahipliği yapan Armaggan sanat galerisi de fuar alanında ziyaretçilerle buluşacak. Defne Koz tasarımı ürünleriyle Samet Mobilya ve şık, yenilikçi tasarımlarıyla dikkat çeken tasarım mobilya markası Ron da yeni ürünleriyle fuarda olacak. Kendine özgü bir tasarım kültürü ve geleneğine sahip İskandinav ülkelerinin tasarım havasını mobilyadan aydınlatma ve aksesuara kadar tam bir bütünlük içerisinde sunan ve kuzey ülkelerinin en köklü ve nitelikli firmalarının Türkiye temsilcisi olan NORDist de fuarda olacak. Güvenilirliği ve kalitesiyle Türkiye’de ofis mobilyası üreticileri arasında önemli bir yere sahip olan ve Haworth markasının da tek yetkili distribütörlüğünü yapan Ersa da alldesign’da olacak. Tasarımcılar, tasarım ofisleri ve tasarım tutkunlarına yönelik global bir sosyal ağ platformu olan TriptoD; Elips Tasarım; ısıyı sanat, sağlık ve teknolojiyle birleştiren tasarım ödüllü radyatörleri ile La Fiamma, mücevher ve ev aksesuarları tasarımcısı Özlem Tuna da dahil olmak üzere farklı sektörlerden daha pek çok firma alldesign fuar alanında tasarım dünyasına ışık tutacak.

Alldesign-608x311

Alldesign’a gelen ünlü sanatçı, tasarımcı Arik Levy, 21 Şubat’ta BMS Mobilya standında 12.00-13.30 saatleri arasında sevenlerine imza verecek.

ETMK ile işbirliği içerisinde fuar cafe alanında “Bir kahve Bir Tasarım” sohbetleri gerçekleşecek. İlk gün ETMK İstanbul Şube başkanı Özlem Er moderatörlüğünde gerçekleşecek söyleşilerde” tasarımcı ve pazarlama/satış profesyonelleri bir araya gelerek, tasarımın pazarlanmasında karşılaşılan zorlukları ve fırsatları konuşacak, fikir alışverişinde bulunacak. İkinci gün ise ETMK İstanbul Şube Başkan yardımcısı Pınar Azizoğlu moderatörlüğünde ülkemizdeki tasarım oluşumları , Tasarım Vakfı, TAK ( Tasarım Atölyesi Kadıköy) ve Atölye İstanbul kendi tecrübelerini aktaracak.

Yolu tasarımdan geçen herkesin ziyaret edeceği alldesign 2014’ü kaçırmayın!

Alldesign’ın mottosu ”Aklın Gözüyle Görmek”

“Aklın gözüyle görmek” mottosuyla yola çıkan alldesign’ın ana amacı, tasarımın yarattığı farkların, pazarlama, markalaşma, ergonomi gibi birçok alanda kullanımının irdelenmesi, günümüz ve geleceğin tasarımcılarına farklı bir bakış açısı kazandırması. alldesign, iki gün boyunca dünyaca ünlü yabancı ve Türk tasarımcıları farklı sektörlerden üretici ve oyuncularla bir araya getirerek yeni tasarımlara, yeni objelere ve yeni fikirlere ilham vermekle kalmayacak; fuar alanında gerek tasarım şirketlerine, gerekse üreticilere yepyeni iş birliktelikleri sunacak.

,Alldesign proje direktörü Ali Bilge: “Üretimin dünya üzerinde hızla yer değiştirdiği günümüz ekonomisinde, farklılaşma ve karlılığın odağına tasarımı koyan markaların son 5-10 sene gibi kısa bir sürede günlük hayatımızda daha fazla yer aldığını görüyoruz. alldesign, önemli konuşmacılar ve bir araya getirdiği yaratıcı endüstriler aracılığıyla, ziyaretçilerine bunu başaranlardan ilham alma ve yeni bağlantılar kurma imkanı sunuyor. ” diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor:” Hedefimiz aklın gözüyle görmek felsefesiyle tasarımın tüm disiplinlerini kapsayan bir organizasyon gerçekleştirmek . Bu hedeften yola çıkarak mimari, iç mimari, dekorasyon, endüstriyel tasarım ve tekstil alanlarında güncel yaklaşımlar, günümüz ve gelecek trendleri hakkında bilgi verecek, uluslararası çalışmalarıyla da ünlü yaklaşık 20 konuşmacıyı bir araya getirdik. Kendi disiplinlerinde tasarıma bakış açılarını da paylaşacak olan bu değerli konuşmacılarımızın izleyicilerimize büyük katkı sunacağını düsünüyoruz. Fuar alanında ise tasarım odaklı firmalarımızın yeni ürünlerini, tasarıma her gün hayatlarına daha fazla yer veren Türk tüketiciler ile buluşturacak olmanın heyecanını yasıyoruz. “

 

Sanat tarihçisi Thierry Lenain, kitabında sanatta sahtecilik algısının yüzyıllar içindeki değişimini konu alıyor

Aziz Anthony'nin Baştan Çıkarılışı

Michelangeloİtalyan Rönesansı’nın en önemli isimlerinden Michelangelo Buonarroti’nin, çağının tanınmış eserlerinin kopyalarını çıkarıp isle yaşlandırarak orijinalleriyle değiştirdiği ortaya çıktı.

Londra’da bulunan Institut Français’de çalışmalarını sürdüren sanat tarihçisi Thierry Lenain, Michelangelo’nun sahtecilik kariyerini “Art Forgery: The History of the Modern Obsession” adlı kitabında anlattı. Lenain’in kitabına göre ünlü sanatçı, sahiplerinden ödünç aldığı orijinal eserlerin kopyalarını çıkararak kopyaları geri vermek suretiyle orijinal eserlere sahip oluyordu. Bir seferinde gravür sanatçısı Martin Schongauer’e ait bir Aziz Antonio baskısını kopyalayan Michelangelo’nun çıkardığı iş ile orijinalin birbirine son derece yakın olduğu kitapta yer alan ifadeler arasında.

Michelangelo_BuonarrotiSanat tarihi festivali VIEW’da konuşan Lenain, Michelangelo’nun “orijinal eserlere mükemmel oldukları için hayran olduğunu ve onları aşmak istediğini” belirtti.

Rönesans döneminde sanat kopyacılığı anlayışı daha sonraki yüzyıllarda gelişen negatif yaklaşımdan çok farklıydı. Lenain konuşmasında durumu, “Geç-modern dönem sahteciliğinde yaklaşım bir sanat eseri yaratmaktan ziyade bir tuzak kurmak. Rönesans’tan 18. yüzyıla kadar ise bu olaya tam tersi şekilde yaklaşılıyordu. Bunu yapabilen sanatçılar eleştirilmek yerine büyük bir övgüyle karşılanıyordu,” şeklinde açıkladı.

Michelangelo Kimdir?

Michelangelo-Michelangeli di Lodovico Buonarroti Simoni (d. 6 Mart 1475 – ö. 18 Şubat 1564), ünlü İtalyan rönesans dönemi ressam, heykeltıraş, mimar ve şairidir. Tam adı Michelangelo di Lodovico Buonarroti Simoni.

Michelangelo, 6 Mart 1475’te Arezzo yakınlarında Caprese’de doğar. Ailesi, o daha bir aylıkken Floransa’ya taşınır. Annesi, kendisi altı yaşındayken ölen Michelangelo, 13 yaşına geldiğinde Floransa’da Domenico Ghirlandaio’nun yanına öğrenci olarak verilir. Bertoldo di Giovanni’nin zamanında, Medici ailesine ait olan San Marko bahçesinde çalışan genç Michelangelo, bu arada Lorenzo de’ Medici ile tanışır.

Michelangelo, heykeltıraştaki rüştünü kanıtladığı ilk ve en ünlü eseri olan çocuk kral Davud’un heykelini yaptığında henüz 26 yaşındadır. Beş buçuk metrelik bir mermer kütleden çıkaracağı eser için genç dâhi, mermer bloğun yanına bir baraka inşa ederek, yardımcısız bir şekilde, çoğu zaman geceli gündüzlü çalışarak Rönesans sanatının harikalarından biri olarak kabul edilen David’i yaratır.

1505 yılında Papa II. Julius tarafından kendisine, en önemli başarılarından biri olacak Vatikan’ın yanındaki Sistine Şapeli’nin tavan resimlerinin yapılması işi verilir. 3 yıl sonra başlayacağı bu görevi sanatçı, 520 metrekarelik bir alanda yaklaşık dört yıllık bir çalışmanın ürünü olarak bitirir. Ortasının da, her biri Âdem, Havva ve Nuh Tufanıyla ilgili İncil’in Eski Ahit’inden alınma öykülerden esinlenerek yapılan resimlerin bulunduğu dokuz pano bulunan freskin yan unsurları da mitolojik figürlerle bezelidir. Özellikle “Adem’in Yaratılışı” ismindeki sahne batı resim sanatının en canlı tasvirlerinden biri kabul edilir.

Michelangelo-cut_out_black1519 yılında Cosimo de’ Medici’nin soyunun son temsilcisi Lorenzo de’ Medici’nin ölmesiyle Michelangelo, onla birlikte genç yaşta ölen Nemours Dükü Giuliano’nun mezarlarının konulduğu kiliseye iki ünlünün heykelini yapar. 1534’te Papa III. Paulus’un heykeltıraşı ve mimarı yapılan Michelangelo’ya Sistine Kilisesi’nin sunak duvarına bir ‘Kıyamet Günü’ tasviri yapmasını ister. Meryem’in Göğe Yükselişi, İsa’nın Vaftizi ve Musa’nın Hükmü’nün anlatıldığı freskler süsler bu duvarı.

Kıyamet Günü tablosuna başından beri muhalefet eden yeni Papa IV. Paulus ise, tablodaki imgelerin fazlaca müstehcen göründüğünü belirterek Michelangelo’dan tabloyu biraz daha ‘düzgün’ hale getirmesini isteyince, ustanın cevabı şu olur: “Papa’ya söyleyin, bu küçük bir mesele ve kolaylıkla uygun hale getirilebilir. Önce kendisi yaşadığımız bu dünyayı uygun ve yaşanılır bir hale getirsin, sonra da bu tablo da aynı uygunluğa girecektir.” Michelangelo’nun yaşadığı çağ, kendisiyle boy ölçüşebilecek derecede yetkin ressam ve heykeltıraşçılara da tanıktır aynı zamanda.

Bunların başında Rafael ve Leonardo Da Vinci gelir. Bu sanatçılar arasında keskin ancak hoşça bir rekabet vardır. Anlatılan bir öyküye göre, sanatçının rakiplerinden Rafael ve Bramante, işbirliği yaparak Michelangelo’ya Sistine Kilisesinin işini verdirmeye çalışırlar. Böylelikle, kendini ressamdan çok bir heykeltıraş olarak kabul eden Michelangelo, bu işi kabul etmeyerek Papanın gözünden düşecektir. Hayatının son dönemini Roma’daki Aziz Peter Kilisesi’nin mimarı olarak geçiren Michelangelo 18 Şubat 1564’te 89 yaşında ölür.

Rönesans sanatına benzersiz bir etkide bulunan Michelangelo, klasik sanat tekniklerini öğrenmesinin yanı sıra asıl olarak, insan formunu her açıdan tasvir edebilmek için kadavralar üzerinde çalışıp, Yunan ve Roma sanatından devraldığı idealleştirilmiş insan tasarımlarını ulaştığı gerçekçilik boyutunu yakalamaya çalışır. Batı resminin babası olarak bilinen Giotto’nun resmindeki doğallık ve gerçekçilik ile 15. yüzyıl başında tam olarak anlaşılabilen derinlikte perspektif olgusunu geliştirip kendi tarzına temel yapan Michelangelo onlarca heykel, freske imza atıp Roma’nın yeniden inşa ve düzenlenmesinde de önemli görevler almıştır.Onu idolü olarak seçen birçok kişi vardır.

Sanat tarihinde pek çok ilginç olay vardır. Fakat sıkça duyduğumuz ve gördüğümüz, bildiğimiz sanatçılar veya eserleri ile ilgili aşağıdaki 6 olayı bilmek gerekir.

1959 Yıllarında 2,5 Milyon Doları Reddeden Fakir Bir Sanatçı

mark-rothko-modern-resim

Mark Rothko Soyut Dışavurumcu anlayışa sahip, resimlerinde abartılı bir sadelik bulunan Polonya asıllı bir ressamdır. 30 yıllık sanat hayatı boyunca kendi deyimi ile ‘Fakirliğin Mark Rothkotadına vardı’ ve çok ciddi maddi sıkıntılarla boğuştu.

Ancak bir gün Rothko nun tüm hayatı alt üst olacaktı.

Manhattan da bulunan süper lüks bir restoran olan Four Seaosons açılışı için Mark Rothko ya sipariş verildi. Restoranın 1959 da açılışı yapılacaktı. Yapacağı resim karşılığında ona tam 35 bin dolar ödemeyi kabul ettiler. Bu günümüz parası ile 2,5 Milyon dolar demekti.

Bu gün 2,5 milyon doları reddedebilecek kaç insan tanıyorsunuz ?

Rothko oraya gelecek olan zengin sınıfının kendi sanatını anlayamayacağını düşünerek, oraya resimlerini vermeyi reddetmiştir. Aradan geçen 10 yılın içerisinde  ölümü saplantı haline getiren sanatçı evindeki banyosunda ölü bulunmuştur.

Mona Lisa Kaçırıldı

Sanat tarihinin en bilinen yüzlerinden olan Mona Lisa. Artık bıkkınlık veren sırlarla şifrelerle günümüzde oldukça popülerdir.

mona-lisa-resim-büyük-boyjpgAncak gülüşünün sırrı bir yana yaklaşık 40 kat çok ince boya sistematik olarak üst üste bindirilerek yapılmış bir eserdir.

Pek bilinmeyen ilginç bir hikayeye de tanıklık etmiştir.

Tablo 1911 yılında bulunduğu müzeden kaçırılmıştır. Hem de Müzenin bir çalışanı tarafından. 2 yıl sonra bulunabilmiştir. Ancak işin ilginç yanı ise tablo kaçırıldıktan bir gün sonra tam 60 bin kişi tablonun kaçırıldığı müze olan Louvre Müzesine akın etmiştir.

Neden mi ?

Olmayan resmi görmek için olsa gerek…

Bu Resmi Siz mi Yaptınız ? Hayır Siz Yaptınız !

Picasso_Guernica nar sanat

 

Başlığı okuyanlar kimden bahsettiğimiz hemen bileceklerdir. Ancak bilmeyenler için söyleyelim Picasso.

Çağdaş Sanatın babalarından olan Picasso resimlerine her bakan anlam veremeyebilir.

Bunu bende yaparım bile diyebilirler. Ancak Picasso 20 yaşına gelene kadar yeteri kadar gerçekçi çalışma yapmıştır. Ve sonrasında taklitçilik olarak adlandırdığı klasisizme ve gerçekçiliğe sırt çevirerek kendi gerçekçiliğini yaratmış bir sanatçıdır. O aptal değildi aksine son derece zeki bir adamdı.

Picasso o gün Fransa da ki eski bir binadaki atölyesinde çalışıyordu. Picasso sık sık yaratıcı resimlerinden hoşnut olmayan despota tarafından ziyaret ediliyor ve denetleniyordu. O tehlikeli bir adamdı ve en güçlü silahı şüphesiz sanatıydı. Yine böyle bir denetim sırasında bir Almansubay atölyede dolanmaya başladı. Masanın üzerinde sanatçıya ait bir resmin fotoğrafını gördü.

Fotoğrafa umursamaz bir tavırla göz gezdirdikten sonra Picasso’ya göstererek,

  • Bunu siz mi yaptınız diye sordu.

-Hayır dedi Picasso

  • Siz yaptınız.

Resim küçük bir köyün üzerine bir gecede atılan tam 6 bin bombayı konu alıyordu. Guernica köyünde tehdit unsuru olarak nitelendirilecek hiç bir şey yoktu. Orada sadece fakir çiftçiler ve köylüler yaşam sürmekteydiler. Ve Alman uçakları o köyü Kübik bir hale getirmişti. Bunu dünyaya bir mesaj vermek amacı ile yapmışlardı. Bakın biz bunu yapabiliyoruz deniyordu.

Ve Guernica tablosu bu olaya atılan en şiddetli tokat niteliği taşımaktaydı.

Rakı fiyatına Picasso resmini satmak!

fikret-mualla

Fikret Mualla bu ülkede yaşamış en değerli sanatçılarımızdan biridir. O hayatın aksiliklerinden kurtulamamış ve kurtulabilme amacı ile kendisini resme vermiş bir efsanedir.

İnanılmaz zor bir hayat yaşamıştır. Okulda İspanyol Giribine yakalanmış ve annesine bulaştırarak ölümüne neden olmuştur. Bu olay ölene kadar bastıramayacağı bir suçluluk duygusuna neden oldu. Annesinin ölümünden hemen sonra babasının genç kadınlarla evlilikleri onda öfke krizlerine sokan bir ruhsal duruma sokmuştur.

O iyi bir insandı ne yazık ki aksilikler ölene kadar peşini bırakmamıştır.

Ancak Fransa da büyük bir sergi açmış ve tüm yapıtlarını satmayı başarmıştır. Üstelik Picasso’nun bile dikkatini çekmiştir. Onun resimlerine hayran kalan Picasso bir çalışmasını satın almıştır. Bununla yetinmeyip bir resmini de Fikret Mualla’ya hediye etmiştir. Picasso’nun resmini görüp beğenen birine bir şişe rakı fiyatına resmi vermiştir.

Yanlış anlaşılan “Devrimlerin simgesi” resim

Eugène_Delacroix_ozgurluk-ve devrim

Eugene Delacroix burnunun dibinde gerçekleşen devrimden hoşnut değildi. Üstelik devrimin sokakta rahat rahat gezme hakkını engellediğini ve tehlikeli olduğu içinde tehlikeli buluyordu.

Eugene_delacroixDerdi neydi bu insanların ortalığı karıştırdılar !

3 silahşör ün yazarı Alexandra Dumas onu bir gün cadde kenarında görmüş ve hakkında şöyle yazmıştır; Biraz pısırık bir adam.

Delacroix Fransız devrimi hakkında böyle düşünüyordu. Etliye sütlüye karışmayı sevmeyen böyle bir adam nasıl Dünyadaki tüm devrimlerin simgesi olabilecek bir resim yapabilirdi ?

Delacroix bu durumu eleştiren bir resim yapmaya kafaya koymuştu. Ancak amacı devrimcileri yüceltmek değildi. Aksine o bir kralcı anlayışa sahipti. Resme dikkatle bakıldığında devrimin aslında yüceltilmediğine ve devrime katılan insanların iyi insanlar olmadığını anlamak söz konusudur. Etraftaki insanlar öldürdükleri askerlerden çaldıkları eşyaları üstlerinde taşıyorlardı. Kontrolsüzce oraya buraya saldırıyorlar izlenimi vermekteydi.

Resim her iki taraftan da sansür yedi. Devrimden sonra öne çıkan yöneticiler ayak takımı sayesinde devrimi gerçekleştirdikleri gerçeğini gösterdiğinden resmi sergiletmediler. Devrim yıkıldıktan sonra da resim eski kötü bir olayı anlattığı gerekçesi ile sergilenemedi.

Ancak ne olursa olsun devrim denilince akla gelen ilk resim olma özelliğini hiç bir zaman kaybetmedi.

Heykelde Burun Estetiği Operasyonu

Michelangelo_DavidMichalengelo Rönesansın en büyük sanatçılarından bir tanesidir. O yaptığı resim ve heykellerle zamanında devrim yapmayı başarmış ender sanatçılardandır.

Ancak o resim konusundaki eşsiz ustalığından ziyade heykel alanındaki ustalığının ön plana çıkmasını istiyordu. Ne var ki Sistina Şapeline yaptığı o devasa duvar resimleri heykellerinin bir adım önüne geçmiştir.

O atmosferi yaşamak isteyenler

Bir diğer ölümsüz yapıtı ise Davut heykelidir. Davut aslında bir dini karakter değildir. İsrail topraklarında ilk imparatorluğu kuran bir emperyalisttir. Ancak incil de sıkça adı geçtiğinden ve dev yaratık Golyatı bir sapan ile yendiğinden heykeli yapılması istenmiştir.

İnanması zor ancak Michalengelo bu heykeli en tepeden saçlarından başlayarak aşağıya doğru ine ine yapmıştır. Bir gün heykeli bitirmeye yakın bir sırada heykeli sipariş veren büyük din adamı kontrole gelir. Ona;

-Burnu sence de biraz büyük olmamış mı ? Biraz düzeltmen gerekiyor der.

Michalengelo ne derse desin Rahip i ikna edemez ve yerden bir miktar mermer tozu alarak merdivene tırmanır, burnun yanına çıkar. Çekiçle vuruyormuş gibi yaparak avucundan tozları yere bırakmaya başlar.

En sonda avucunda kalan mermer tozlarını aşağıda duran rahibin yüzüne üfleyerek tam mı diye sorar ?

Rahip hoşnut bir şekilde gülümser.

  • Muhteşem oldu

Ancak burunda hiç bir değişiklik yapılmamıştır.

 

HEYKELTIRAŞ Filinta Önal, Kütahya’nın Dumlupınar Hükümet Konağı önüne dikilen Atatürk heykelini, masrafları belediye ve kaymakamlığın ödememesi üzerine geri aldı.

atanın heykeli söküldü

Dün Dumlupınar’a giden ünlü şair Ahmed Arif’in (Ahmet Hamdi Önal) oğlu heykeltıraş Filinta Önal, yaptığı ve ilçedeki hükümet konağı önüne konulan Atatürk heykelini yerinden sökerek kaldırdı. Heykeli Ankara’ya götürmek üzere kamyonete yükleyen Önal, Dumlupınar Belediye Başkanı AK Partili Derviş Kavak’ın isteği üzerine heykelin Hükümet Konağı önüne konulduğunu söyledi. Heykeltıraş Önal, ilçedeki Kurtuluş Parkı’na da daha önce yine belediyenin isteği üzerine ‘Zafer’ rölyefi yaptığını ancak bedelini alamadığını, bu nedenle de icra işlemleri başlattığını belirtti.

7500 TL’Yİ ÖDEYEMEDİLER

Heykeltıraş, Atatürk heykelinin 7 bin 500 lira olan bedelini istediğinden Dumlupınar Belediyesi yetkililerinin bunu hediye olarak verilmesi talebinde bulunduklarını anlattı.

 

Kaynak : http://www.kisahaber.net

Türkiye’nin en büyük opera salonlarından birinin de içinde bulunduğu Bakırköy Belediyesi Kültür Merkezi’nin İnşaatı 8.748 metrekare kapalı alanı olacak. İçinde opera, konser, tiyatro ve uluslar arası konferans verilebilecek ana salonu da bulunuyor. Bakırköy Belediyesi Kültür Merkezi’nde Ana Salon’da alt salonda ve üst salonda toplam 959 kişi opera ve konser izleyebilecek. Türkiye’deki en fazla izleyici kapasiteli salonlarından biri olacak.

bakırköy operabinası

Ayrıca sahnenin önündeki orkestra çukuru kapanabileceği için aynı salonda 1.026 kişi tiyatro,sinema ve konferansları takip edebilecek. Bu yolla opera ve konserlere nazaran 67 kişi kapasite artabilecek. 391 metrekare sahneye ve farklı aktiviteler için hareketli akustik sistemlerine sahip salonda ayrıca uluslar arası konferansların verilebilmesi için simultane tercüme odaları da bulunacak. 2013 Ekim ayında bitirilmesi planlanan Bakırköy Belediyesi Kültür Merkezi’nde ayrıca dışarıda kalan izleyicilerin aktiviteleri izleyebilmesi için projeksiyon duvarı da konulacak. Merkezimizin dış cephesi de Bakırköy’e adını veren “BAKIR”ı temsil eden metalle kaplanacak. Bakırköy Belediyesi Kültür Merkezi’nde opera binasının yanı sıra sergi salonu,yazlık sinema, su havuzları ve heykeller de bulunacak. Bakırköy Belediyesi Kültür Merkezi’nde 103 araçlık otopark’ta bulunacak.

BELEDİYEDEN YAPILAN AÇIKLAMA ŞU ŞEKİLDE

Tiyatroların kapatıldığı, Emek Sineması gibi simgeleşmiş sinema salonlarının yok edildiği, AKM’nin yıkılmaya terk edildiği, “bağzı” özel tiyatrolara yardımların kesildiği bugünlerde, tam da bu yapılanlara inat, İstanbul’da yeni bir sanat merkezi açılıyor: Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi… Bakırköy Belediyesi’nin gerçekleştirdiği sanat merkezinin açılışını  Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yapacak.
Aynı zamanda yaşam merkezi olarak da kullanılacak olan kültür merkezinde sergi alanı ve bir müze de yer alacak. İKSV’nin bulunduğu Deniz Palas’ta yer alan Leyla Gencer Müzesi buraya aktırılacak. Opera danışmanlığını eski İstanbul Opera ve Balesi Müdürü ve Genel Sanat Yönetmeni Yekta Kara’nın üstleneceği sanat merkezi 1054 kişilik…
Ön sırada engelliler için tekerlekli koltukların bulunduğu yapı, tüm engellilerin ulaşabilirliği düşünülerek inşa edilmiş. Engelliler için bina cephesine yapılan yürüme rampaları ile katlara bina dışından da ulaşım sağlanıyor. Ayrıca işitme engelliler için üst yazı ekranları da yer alıyor.
Bakırköy’ü sanatın merkezi haline getirmek istediğini söyleyen Bakırköy Belediye Başkanı  Erzen, “Bakırköy, operasıyla, tiyatrosuyla, konserleriyle hiçbir salonda olmayan imkânlarıyla sanatın merkezi olacak. sanat adına birçok şey yapıyoruz zaten. Açılacak opera sahnesinin akustiği muazzam. Isınması ve soğuması yerden yapıldı. Yurtdışındaki salonlar gibi. Devlet Opera ve Balesi’ni kapatmak isteyenlerin olduğu, sanata olan yardımların kesildiği böyle bir dönemde bir opera binası yapmak bizim için önemliydi” diyor.
Leyla Gencer’in konserlerinde çekilmiş fotoğraflarından bir sergi de açacaklarını söyleyen Erzen, Gencer’in bir belgeselini de hazırladıklarını belirtiyor, ama açılışta yer alacak etkinlikler için ipucu bile vermiyor, yalnızca herkesi büyük sürprizlerin beklediğini söylüyor.
Uluslararası Bale Yarışması ve Festivali’nin Leyla Gencer Opera Sanat Merkezi’nde yapılacağını belirten Erzen, “Bale için sahnenin üstünde başka bir malzeme olması gerekiyor. Biz de bakırköy opera binası 2bu malzemenin siparişini verdik Amerika’dan gelecek. Bakırköy’le ilgili hayallerim var; bazılarını gerçekleştirmeye başladım. Bakırköy Klasik Müzik Oda Orkestrası’nın şefi Elşad Bagirov’la bir filarmoni orkestrası oluşturuyoruz” diyor.
300 kişilik balkonuyla, mikrofonik ve canlı ses etkinliklerine yönelik her türlü akustik önlemin alındığı salonda opera, tiyatro, konser gibi etkinlikler gerçekleştirilebilecek. Sahnede, 24 metrelik sofit kulesi, dört farklı yükseklik istasyonuna sahip orkestra çukuru ve 400 metrekarelik döner sahne yer alıyor. Altı derslikli çocuk evi; iki amaca uygun olarak hizmet verecek. Hem çalışan anne babaların 3-6 yaş aralığındaki çocuklarına kreş hizmeti sunacak hem de gece Sanat Merkezi’nde yapılacak etkinliklere katılacak ailelerin, etkinlik boyunca çocuklarını bırakabilecekleri çocuk evi olarak hizmet verecek.
Salondaki etkinlikler binanın dış cephesine yerleştirilen dev ekranda izlenebilecek. Bağımsız açık hava etkinliklerinin de düzenleneceği Sanat Merkezi’nin mimarı Cemal Mutlu, dev ekran sayesinde sanatın kapalı kapılar ardında kalmayacağını söylüyor.
Binanın girişinde Bihrat Mavitan ve Doç. Dr. Ümit Öztürk’ün yaptığı Leyla Gencer heykeli yer alıyor.

Kaynak :[-] Öznur Oğraş Çolak/Cumhuriye [

 

Karkamış kazılarında Babil Kralı Nebukadnezzar’ın dünyada örneği bulunmayan steli bulundu. Kazılarda Arabistanlı Lawrence’nin yaşadığı tahmin edilen evinde ise 300’ün üzerinde heykel ve mozaik bulundu.

arabistanlı_awrence

 

Suriye sınırındaki Gaziantep’in Karkamış İlçesi’nde kazı çalışmaları süren antik kentte, Kudüs’ü tahrip etmekle suçlanan, Tevrat ve İncil’de adı geçen Babil Kralı Nebukadnezzar’ın dünyada örneği bulunmayan steli bulundu. Kazılarda, Karkamış Kralı Katuva’nın sarayından heykeller, M.Ö. 800 yılından ilginç çivi yazılı tablet, 1911 ile 1914 yılları arasında Karkamış’ta çalışan Arabistanlı Lawrence’nin yaşadığı tahmin edilen evinde ise 300’ün üzerinde heykel ve mozaik ile Luvi Hiyeroglifli yazıt parçaları gün yüzüne çıkarıldı.

 LAWRENCE’NİN EVİNDE 300 HEYKEL

Bologna Üniversitesi’nden Doç. Dr. Nicolo Marchetti başkanlığında, Türk-İtalyan ekibi tarafından Türkiye-Suriye sınırında bulunan Karkamış Höyüğü’nün üçüncü sezon kazıları tamamlandı. Kazılarda yüzlerce önemli tarihi eser gün yüzüne çıkarılırken, kalıntılar arasında Milattan Önce 605 yılında Karkamış’ı ele geçiren ve Asya’nın bir bölümünde hüküm süren Babil Kralı Nebukadnezzar’a ait stel bulundu. Büyüklük oranında dünyada eşi bulunmadığı ifade edilen stelin Nebukadnezzar tarafından Asur ve Mısırlılara karşı kazandığı zaferin anısına yaptırdığı tahmin ediliyor. Kazı ekibi, ayrıca Karkamış Kralı Katuva’nın sarayından heykeller ile Milattan Önce 800 yılından kalan ilginç çivi yazılı tablete de ulaştı. 1911 ile 1914 yılları arasında Karkamış’ta çalışan Arabistanlı Lawrence’nin evinde yapılan kazılarda da 300’ün üzerinde heykel ve Luvi Hiyeroglifli yazıt parçası bulundu.

Kazı heyeti, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu’nda çalışmalarla ilgili bilgi verdi. Kazı heyeti başkanı Bologna Üniversitesi’nden Doç. Dr. Nicolo Marchetti, bulunan stelin, Asur ve Mısırlılara karşı kazanılan zaferin anısına yaptırıldığını düşündüklerini söyledi.

Kazı heyeti başkanı Doç. Dr. Nicolo Marchetti’nin yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Hasan Peker ise bulunan eserlerin tarihe ışık tuttuğunu anlatarak, şunları kaydetti:

mezopotamya“Nebukadnezzar, yeni Babil döneminin en önemli kralıydı. Belgelerde sadece kendi yazdıkları yok. Babil Kralı Nebukadnezzar, Kudüs’ün ve tapınak bölgesinin tahrip edicisi. Bu, şu bilgiye götürüyor bizi: Tek tanrılı dinlerden çoğunun kitabında tanınan birisi. Tevrat ve İncil’de adı geçiyor. Dönemin iki büyük gücü, koalisyonu olan Asur ve Mısırlıları alt edecek kadar güçlü bir kralla karşı karşıyayız. Onlar da dönemin savaş makinesi. Bir başka savaş makinesi Babil’de bunu sona erdiriyor. Yani denge haliyle barışı getiriyor.”

Toplantıya katılan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Asım Güzelbey de dünyanın ilk yazılı barış anlaşmasının burada yazıldığını ifade etti. Güzelbey, “Aradan geçen 4 bin yıla rağmen hala insanların birbirini yediği, kardeş kanının aktığı bölgede Kadeş Antlaşması’nın yapılmış olması bugün için çok ayrı bir önem arz etmektedir” dedi.

Heyetin kazı çalışmalarına ilkbaharda devam edeceği bildirildi.

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hale ÜRKMEZGİL Berlin Büyük elçiliğinin davetlisi olarak Berlin’de sergiye katılmak üzere hareket etti.

Hale ÜRKMEZGİL

Heykel Sanatçısı Ş.Hale ÜRKMEZGİL

Dernek kurucumuz ve aynı zamanda Nar Sanat Eğitim Kursu Resim öğretmeni olan Heykel sanatçısı Hale ÜRKMEZGİL bir grup sanatçı ile Berlin Büyük elçiliğinin davetlisi olarak Berlin’e gidiyor.

90’ıncı yılda 90 Türk sanatçısı Berlin’de” konsepti ve “Özgür ve 90” ismi ile   Yunus Emre Enstitüsü ve Berlin Büyük Elçiliğinin  birlikte organize edilip açacağı sergi hakkında elçilik açıklaması söyle ”

Değerli Sanatçılar,

hale-urkmezgil-almanyaCumhuriyetin 90.yılı anısına ilk defa uluslararası bir platformda gerçekleştirilecek ‘’Özgür ve 90’’ sergisine katılımlarınızdan dolayı teşekkür ederiz.

Sergini, 29 ekim 2013 saat 18.30 da T.C.Berlin Büyükelçiliğinde yaklaşık 2500 kişinin katılacağı Cumhuriyet resepsiyonu ile açılacaktır..”

Yunus Emre Enstitüsü, Cumhuriyet’in kuruluşunun 90’ıncı yılı anısına Almanya’da farklı bir etkinliğe imza atacak. Türkiye’nin resimden heykele, seramik ve fotoğraftan dijital sanata uzanan 90 farklı sanatçısının eserleri “Özgür ve 90” isimli sergi ile Berlin’de sanatseverlerle buluşturulacak. Çağdaş Türk sanatının farklı jenerasyonlarının eserlerinin bulunduğu “Özgür ve 90” ismi verilen sergi uluslararası platformda ilk defa gerçekleştirilecek. Cumhuriyet’in 90’ıncı yılı anısına, bugün açılacak sergi, dünyada 26 ülke ve 32 Türk Kültür Merkezi ile faaliyetlerde bulunan Yunus Emre Enstitüsü ile birlikte Türkiye’nin Berlin Büyükelçiliği’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. Art and Life iş birliği ile küratörlüğünü Beste Gürsu’nun yaptığı “Özgür ve 90” sergisi, 29 Kasım tarihine kadar Türkiye’nin Berlin Büyükelçiliği’nde ziyaret edilebilecek.

Bilkent Konser Salonu’nda, Başar Can Kıvrak’ın (piyano) vereceği resital, 8 Ekim’de saat 20.00’de, Bilkent Senfoni Orkestrası’nın şef Işın Metinyönetiminde vereceği, dünyaca ünlü piyanistimizİdil Biret’in solist olarak yer alacağı konser 11 Ekim’de saat 20.00’de.

SERGİ

İSTANBUL

sanat duyuruBanu Taşcı Fresko’nun “Anomia” isimli resimsergisi 8 Ekim’e kadarİstanbul ÜniversitesiBaltalimanı SosyalTesisleri’nde.
Nihâl Martlı’nın “Vagabonde” isimli sergisi8 Ekim-3 Kasım tarihleriarasında Hub Sanat Mekân’da.
Mediha Didem Türemen’in “Martının Peşinde” isimli sergisi 10 Ekim’e kadar Galeri Selvin’de.
Ustaların Gözünden Aynasız Dönem isimli fotoğraf sergisi 10 Ekim’e kadar İFSAK’ta.
Marjinal Bir Devrim isimli sergi 10 Ekim’e kadar Kuad Galeri’de.
Mediha Didem Türemen’in sergisi 10 Ekim’e kadar Galeri Selvin’de.
Gazi Sansoy’un “Biz Kimiz” isimli sergisi 10 Ekim’e kadar CaddebostanKültür Merkezi Sanat Galerisi’nde.
Birliğin Keşfi isimli karma sergi 10 Ekim’e kadar Part Art İstanbul’da.
Çoğulcu, Şiirsel, İronik isimli sergi 10 Ekim’e kadar The Sofa Hotel’de.
Yusuf Bilge’nin resim sergisi 11 Ekim’e kadar GaleriM’de.
90. Yıl Cumhuriyet Sergisi 11 Ekim’e kadar Bahariye Sanat Galerisi’nde.
Karma resim heykel sergisi Şile Sanat işbirliğiyle 11 Ekim’e kadar E-lab’da.
Volkan Diyaroğlu’nun sergisi 11 Ekim’e kadar Karşı Sanat Galerisi’nde.
Ekrem Kahraman’ın “Buluşma” isimli sergisi 11 Ekim’e kadar MedicaÇağdaş Sanat’ta.
Ceren Fındık’ın sergisi 11 Ekim’e kadar Galeri Artist Çukurcuma’da.
Sibel Yücel’in üç boyutlu resim sergisi 11 Ekim’e kadar Bakraç SanatGalerisi’nde.
Gülercan Hacıoğlu’nun “News” isimli sergi 12 Ekim’e kadar Galateaart Galeri’de.
Bülbül San’ın “Vizörden Tuvale Yansımalar” isimli sergisi 12 Ekim’e kadar Hobi Sanat Merkezi’nde.
Sohei Nishino’nun “Diorama Maps” isimli sergisi 12 Ekim’e kadarSanatorium’da.
Ayşegül Kırmızı’nın “Uyumadan” isimli sergisi 12 Ekim’e kadar Galeri Linart’ta.
Arslan Sükan’ın “Görünmeyen” isimli sergisi 12 Ekim’e kadar Galerist’te.
Fabian Marcaccio’nun sergisi 12 Ekim’e kadar Dirimart’ta.
Bjorn Melhus’un sergisi 12 Ekim’e kadar Dirimart’ta.
Dilara Akay, Argun Okumuşoğlu, Şiir Özbilge, Gündüz Vassaf’ın sergisi12 Ekim’e kadar HAYAKA ARTI’da.
Lithian Ricci’nin sergisi 12 Ekim’e kadar Maçka Modern Art Gallery’de.
Hale Arpacıoğlu’nun “Manyetik Şiirler” isimli sergisi 13 Ekim’e kadar Piramid Sanat’ta.
Derya Bardakçı’nın “Bugün Bir Başka Renk-İstanbul’un Psikolojisi” isimlisergisi 14 Ekim’e kadar Arkeopera Sanat Galerisi’nde.
Shmavon Shmavonyan’ın “Doğanın Sevinci” isimli sergisi 14 Ekim’e kadar Sismanoglio Megaro’da.

Gülderen Depas’ın sergisi 17 Ekim’e kadar Gama Galeri’de.
Volkan Kızıltuç’un “Eşikte” sergisi 19 Ekim’e kadar MERKUR’de.
Nilhan Sesalan’ın “Sözle Dolu” isimli sergisi 19 Ekim’e kadar Nar ArtSanat Galerisi’de.
Apel 15isimli sergi 19 Ekim’e kadar Galeri Apel’de.
Ercan Akçetin’in Kaostan Doğan Düzen isimli sergisi 19 Ekim’e kadar Planet of Art Gallery’de.
Şehrin Doğası isimli sergi 19 Ekim’e kadar Daire Galeri’de.
ŞenBilge isimli sergi 20 Ekim’e kadar Rezan Has Müzesi’nde.
Serkan Taycan’ın “İki Deniz Arası (2013)” isimli projesi 13. İstanbulBienali kapsamında 20 Ekim’e kadar Galata Özel Rum İlköğretimOkulu’nda.
13. İSTANBUL BİENALİ 20 Ekim’e kadar Antrepo No. 3, Galata ÖzelRum İlköğretim Okulu, ARTER, SALT Beyoğlu ve 5533’te.
Meray Akmut’un “Botox” isimli sergisi 20 Ekim’e kadar ArtgalerimNişantaşı Sanat Galerisi’nde.
Deneme III: Buradayız! isimli sergi 20 Ekim’e kadar RenArt SanatGalerisi’nde.
Beş Asır Sonra Piri Reis Tersane-i Âmire’de sergisi 20 Ekim’e kadar Rahmi M. Koç Müzesi’nde.
Şahin Kaygun’un sergisi 20 Ekim’e kadar Elipsis Galeri’de.
Osman Şengezer ’in kostüm eskizleri ve resim sergisi 25 Ekim’e kadar TEB Özel Bankacılık Nişantaşı Merkezi’nde.
Osman Şengezer’in sergisi 25 Ekim’e kadar TEB Özel BankacılıkNişantaşı Merkezi’nde.
Olgu Ülkenciler’in “Zevkli Rezalet” isimli sergisi 26 Ekim’e kadar C.A.M Galeri’de.
Mehmet Ali Uysal’ın sergisi 26 Ekim’e kadar Pi Artworks İstanbul’da.
Cengiz Çekil’in “Temizlik Beziyle” başlıklı sergisi 26 Ekim’e kadar Rampa’da.
Pınar Yoldaş’ın “Bir Başka Evrim” isimli sergisi 26 Ekim’e kadar Ekavart Gallery’de.
Serhat Kiraz’ın sergisi 26 Ekim’e kadar Maçka Sanat Galerisi’nde.
Nilbar Güreş’in “Açık Telefon Kulübesi” başlıklı sergisi 26 Ekim’e kadar Rampa’da.
Ali Kazma’nın “Kitap” isimli sergisi 26 Ekim’e kadar Galeri Nev’de.
Azade Köker’in sergisi 26 Ekim’e kadar cda Projects’te.
Bir Kardeşlik ve Dayanışma Hikâyesi “S.U.A.T. ve Kapılar” isimli sergi 26 Ekim’e kadar Nişantaşı Işık Galeri’de.
Aslı Akyüz’ün resim sergisi 27 Ekim’e kadar Harmony SanatGalerisi’nde.
Yakın Menzil isimli karma fotoğraf sergisi 27 Ekim’e kadar İstanbulModern’de.
Ekin Onat’ın “Vertigo” başlıklı sergisi 27 Ekim’e kadar Merhart Galeri’de.
Julie Upmeyer’ın Katmanlı Karaköy isimli sergisi 30 Ekim’e kadar BauArt Galeri’de.
Mahremiyet isimli sergi 30 Ekim’e kadar Çağla Cabaoğlu Gallery’de.
Arslan Eroğlu’nun resim sergisi 31 Ekim’e kadar Artisan SanatGalerisi’nde.
Nedret Yaşar’ın “Empati” isimli resim sergisi 31 Ekim’e kadar DorukSanat/Tophane’de.
Özgün Başaran Tokuç’un “Hadi, ben şimdi bir çocuğum!” isimli resimsergisi 31 Ekim’e kadar Ürün Sanat Galerisi’nde.

Çağdaş Ustalardan Resim, Heykel ve Fotoğraf sergisi 31 Ekim’e kadar TEM Sanat Galerisi’nde.
Mark Amerika’nın “Bulut Bankaları” isimli sergisi 31 Ekim’e kadar Kasa Galeri’de.
Emin Çizenel’in sergisi 31 Ekim’e kadar Kare Art Gallery’de.
Drew Tal’un sergisi 31 Ekim’e kadar Rezan Has Müzesi’nde.
Rebecca Horn’un “A Chemical Wedding İn İstanbul” isimli sergisi 1 Kasım’a kadar Galeri Artist’te.
Binnur Çavuşoğlu’nun suluboya resim sergisi 2-22 Kasım tarihleriarasında ArtEv Sanat Galerisi’nde.
Portreler isimli sergi 2 Kasım’a kadar Evin Sanat Galerisi’nde.
Meriç Algün Ringborg’un “Görünürdeki Yazar” isimli sergisi 2 Kasım’a kadar Galeri NON’da.
Esra Rotthoff’un sergisi 2 Kasım’a kadar Empire’da.
Olga Kisseleva’nın sergisi 2 Kasım’a kadar Şekerbank Açıkekran YeniMedya Sanatları Galerisi’nde.
Fulden Aran’ın “Bir Yaz Gecesi Rüyası” isimli resim sergisi 2 Kasım’a kadar Alan İstanbul’da.
Nevin Çokay’ın sergisi 2 Kasım’a kadar Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde.
Kerem Ozan Bayraktar’ın “Sirk” isimli sergisi 3 Kasım’a kadar Pg Art Gallery’de.
Arayüzeyler isimli sergi 7 Kasım’a kadar Tophane-i Âmire Kültür veSanat Merkezi’nde.
Burcu Gökçek’in sergisi 9 Kasım’a kadar artSümer’de.
Bahadır Gökay’ın “Evvel” isimli sergisi 09 Kasım – 03 Aralık tarihleriarasında Almelek Sanat Galerisi’nde.
Burcu Gökçek’in “Biz” isimli sergisi 9 Kasım’a kadar artSümer’de.
Kontrol Noktası isimli sergi 10 Kasım’a kadar Depo’da.
Barış Cihanoğlu’nun “Kendini Bul” isimli sergisi 10 Kasım’a kadar Gallery İlayda’da.
Kalliopi Lemos’un sergisi 10 Kasım’a kadar Fener Yoakimion Rum KızOkulu’nda.
Erdal Ateş ’in “Karşı Duvarlar 2013” isimli sergisi 11 Kasım’a kadar MimHotel’de.
Can Yeşiloğlu’nun sergi 13 Kasım’a kadar Galeri G-art’ta.
Rıza Kuruüzümcü’nün resim sergisi 14 Kasım-14 Aralık tarihleri arasındaDoruk Sanat Galerisi’nde.
Ceylan Dökmen’in sergisi 15 Kasım’a kadar Cevahir Hotel İstanbulAsia’da.
No. 3 isimli sergi 16 Kasım’a kadar Nesrin Esirtgen Collection Mekânında.
Anlamlanan Bedenler isimli sergi 16 Kasım’a kadar Galeri Manâ’da.
Can Dostlarımız isimli resim sergisi 21 Kasım-12 Aralık tarihleri arasındaAkyol Sanat Merkezi’nde.
Kayıt isimli karma sergi 22 Kasım’a kadar Mixer’de.
Dişe Dokunduk isimli sergi 4 Aralık’a kadar Şeli Sanat’ta.
Adem Genç ve Mustafa Ata’nın sergisi 5 Aralık’a kadar Myra Art Gallery’de.
Pierre Loti’nin İstanbul: 1903-1905 adlı fotoğraf sergisi 14 Aralık’a kadar Notre Dame de Sion Fransız Lisesi’nde.
Elio Montanari’nin “Biri, Hiçbiri, Binlercesi” sergisi 26 Aralık’a kadar SALT Galata’da.

Fotomuhabirliğin 40 Yılı – Sipa Kuşağı isimli sergi 31 Aralık’a kadar Fransız Kültür Merkezi’nde.
Anish Kapoor’un sergisi 5 Ocak’a kadar Sakıp Sabancı Müzesi’nde.
Gülsün Karamustafa’nın “Vaad Edilmiş Bir Sergi” isimli sergisi 5 Ocak’a kadar SALT Beyoğlu ve SALT Galata’da.
Rafael Lozano-Hemmer’ın sergisi 16 Şubat’a kadar Perili Köşk’te.

ANKARA

Yusuf Bilge – resim – 11 Ekim’e dek – Galeri M Sanat Galerisi’nde. (0 312 235 50 06)
Tuğrul Cankurt – resim – 12 Ekim’e dek – Nurol Sanat Galerisi’nde. (0 312 468 86 70)
Evin Kırca – resim – 18 Ekim’e dek – Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde. (0 312 442 30 50)
Sibel Avcı Tuğal – resim – 22 Ekim’e dek – Mustafa Ayaz Müzesi ve SanatGalerisi’nde. (0 312 285 89 98)
İzlenimyorum/Karadeniz – resim – 23 Ekim’e dek – Galeri Soyut’ta. (0 312 438 86 70)
20. Yüzyıldan 21. Yüzyıla Uzanan Fırçalar – 30 Ekim’e dek – Peker SanatGalerisi’nde. (0 312 439 30 03)
Nur Koçak – resim – 2 Kasım’a dek – Galeri Nev’de. (0 312 437 39 90)
Adnan Turani – resim – 2 Kasım’a dek – Kav Sanat Galerisi’nde. (0 312 491 22 32)
Genç Kuşak II – resim – 2 Kasım’a dek – Kav Genç Sanat’ta. (0 312 491 22 32)

İZMİR

Bornova Belediyesi Kent Arşivi ve Müzesi (Dramalılar Köşkü) Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun “İlk Eserinden Son Eserine Bedri Rahmi Eyüboğlu Retrospektif Sergisi”ne ev sahipliği yapacak. Küratörlüğünü Fahri Özdemir ve İbrahim Karaoğlu’nun yaptığı sergi 24 Kasım’a kadarizlenimde kalacak.
Kedi Kültür Sanat Merkezi, 8 Ekim’e dek Nursel Alyanak Resim Sergisi’ne ev sahipliği yapacak.
Kuşadası Double Tree By Hilton Otel bünyesindeki G Art Galeri, 20 Ekim’e kadar Aydın Baktır’ın “Kuşlar ve Melekler” adlı resim sergisine ev sahipliği yapacak.

ADANA

Kudret Sönmez’in, ‘Güz Damlası’ adlı resim sergisi 10 Ekim günü 18.00’de Adana Kültür ve Sanat Merkezi’nde açılacak. Sanatçının çok sayıda yağlıboya çalışmasının yer alacağı sergi 20 Ekim’e dek izlenime açık olacak. (0322 352 47 13)
Aysel Erken, Nevin Bayrak ve Ayten Erken’in, ‘Trio Sergisi’ AÇS Sanat Galerisi’nde sürüyor. Sanatseverler sergiyi 10 Eylül’e dek izleyebilecek. (0534 299 23 88)

GAZİANTEP

Sanko Sanat Galerisi, yeni sergi dönemini, modern resmin en büyük öncülerinden Salvador Dali’nin, ‘Zodyak’ adlı sergisiyle açtı. Sanko Park Sanat Galerisi’ndeki sergide, 20. yüzyıl resminin öncü isimlerinden Salvador Dali’nin 13 taş baskı eserinin bulunduğu, “Zodyak Serisi” ve farklı dönemlerine ait olan 17 orijinal litografik baskı olmak üzere 30 orijinal özgün baskısı yer alıyor. Sanatseverler, küratörlüklerini Fahri Özdemir ve İbrahim Karaoğlu’nun yaptığı sergiyi 10 Ekim tarihine dek izleme olanağı bulacak. (0342 336 60 66)

TİYATRO

İSTANBUL

Devlet Tiyatroları’nın “Lütfen Kızımla Evlenir misiniz?” adlı oyunu salı, çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi, pazar Küçük Sahne’de. “Çehov Makinesi” adlı oyunu cumartesi, pazar Üsküdar Tekel Sahnesi’nde. “Herkesin Bildiği Sırlar” adlı oyunu cuma, cumartesi, pazar Ahmet Mithat Efendi Sahnesi’nde. “Michelangelo” adlı oyunu salı, çarşamba, perşembe, cuma Üsküdar Stüdyo Sahne’de.
Şehir Tiyatroları’nın “Yüzleşme” adlı oyunu çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi, pazar saat 20.00’de Üsküdar K. Yılmazer Sannesi’nde. “Toros Canavarı” adlı oyunu çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi, pazar saat 20.00’de Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’nde. “Buluşma Yeri” adlı oyunu çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi, pazar Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde. “Ocak” adlı oyunu çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi Ümraniye Sahnesi’nde. “Kösem Sultan” adlı oyunu çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi, pazar Üsküdar Müsahipzade Sahnesi’nde. “Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım” adlı oyunu cuma, cumartesi, pazar Kâğıthane Sadabad Sahnesi’nde.
Bakırköy Belediye Tiyatroları’nın “Şişman Domuz” adlı oyunu çarşamba saat 20.30’da Turhan Tuzcu Sahnesi’nde. “Külhanbeyli Müzikali” adlı oyunu perşembe saat 20.30’da Müşfik Kenter Sahnesi’nde. “Üç Kuş Kardeş” adlı oyunu pazar saat 11.00’de. “Kaç Baba Kaç” adlı oyunu pazar 15.30’da.
Dostlar Tiyatrosu’nun “Ben Bertolt Brecht ” adlı oyunu salı günü 20.30’da Yunus Emre Kültür Merkezi’nde. (0212 519 00 27)
Ortaoyuncular Tiyatrosu’nun “Masal Müfettişi” adlı oyunu cuma, cumartesi, pazar saat 20.00’de.

 

Oyun Atölyesi’nin “Testosteron” adlı oyunu pazartesi, salı 20.30’da. “Nehir” adlı oyunu çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi saat 20.30’da, pazar 16.00’da.
İkincikat’ın “Küçük” adlı oyunu pazartesi, salı, çarşamba “Öğüt (Ekip)” adlı oyunu perşembe, cuma, cumartesi saat 20.30’da ikincikat-istiklal’de.
Tiyatro Boyalıkuş’un “Melek” adlı oyunu perşembe saat 20.30’da Sahne Cihangir’de. (0 212 245 21 09)
Kumbaracı50’nin “Çok Yaşa Andy Warhol” adlı oyunu pazartesi, salı, çarşamba saat 20:30’da. “O.B.E.B.” adlı oyunu perşembe, cuma 20.30’da. “Hakiki Gala” adlı oyunu cumartesi 20.30’da. (0532 255 55 80)
Tiyatro Ak’la Kara’nın “Arsız Davet” adlı oyunu cumartesi 20.30’da, pazar 17.00’de.
n Moda Sahnesi’nin “Hamlet” adlı oyunu perşembe, cuma, pazar 20.30’da, cumartesi 16.00’da ve 20.30’da.

ANKARA

Akün Sahnesi ’nde, “Sarı Naciye” adlı oyun, 8, 9, 10, 11 ve 12 Ekim’de saat 20.00’de, 13 Ekim’de saat 15.00’te; “Dolores Claiborne” adlı oyun, 16, 17, 18 Ekim’de saat 20.00’de, 19 Ekim’de saat 15.00 ve 20.00’de, 20 Ekim’de saat 15.00’te; “Çalıkuşu” adlı oyun, 22, 23, 24, 25, 29, 30 ve 31 Ekim’de saat 20.00’de, 26 Ekim’de saat 15.00 ve 20.00’de, 27 Ekim’de saat 15.00’te; “Keloğlan Keleşoğlan” adlı çocuk oyunu, 10, 12, 24, 29 ve 31 Ekim’de saat 11.00’de. (0 312 427 19 71)
Altındağ Tiyatrosu ’nda, “Miyhavlar Tiyatrosu” adlı çocuk oyunu, 8, 11, 23, 25 ve 30 Ekim’de saat 11.00’de; “Nalınlar” adlı oyun, 8, 9, 10, 11 Ekim’de saat 20.00’de, 12 Ekim’de saat 15.00 ve 20.00’de, 13 Ekim’de saat 15.00’te; “Sinek Kadar Kocam Olsun Başımda Bulunsun” adlı oyun 16, 17, 18 Ekim’de saat 20.00’de, 19 Ekim’de saat 15.00 ve 20.00’de, 20 Ekim’de saat 15.00’te; “En Son O Gitti” adlı oyun 22, 23, 24, 25, 29, 30 ve 31 Ekim’de saat 20.00’de, 26 Ekim’de saat 15.00 ve 20.00’de, 27 Ekim’de saat 15.00’te. (0 312 316 59 02)
Büyük Tiyatro’da, “Teneke” adlı oyun, 8, 11, 18, 22, 25, 29 Ekim’de saat 20.00’de, 11, 20 ve 27 Ekim’de saat 15.00’te. (0 312 324 22 10)
Çayyolu Cüneyt Gökçer Sahnesi’nde, “Kösem Sultan” adlı oyun, 8, 9, 10, 11, 12 Ekim’de saat 20.00’de, 13 Ekim’de saat 15.00’te; “Aşk Hastası” adlı oyun 16, 17, 18, 22, 23, 24, 25 Ekim’de saat 20.00’de, 19 ve 26 Ekim’de saat 15.00 ve 20.00’de, 27 Ekim’de saat 15.00’te; “Narnia Günlükleri” adlı çocuk oyunu, 22 Ekim’de saat 11.00’de. (0 312 240 00 91)
Küçük Tiyatro’da, “Para” adlı oyun 8, 9, 10, 11 Ekim’de saat 20.00’de, 12 Ekim’de saat 15.00 ve 20.00’de, 13 Ekim’de saat 15.00’te; “Ben Ödüyorum” adlı oyun 16, 17, 18 Ekim’de saat 20.00’de, 19 Ekim’de saat 15.00 ve 20.00’de, 20 Ekim’de saat 15.00’te; “Nereye?” adlı oyun, 22, 23, 24, 25 29, 30 ve 31 Ekim’de saat 20.00’de, 26 Ekim’de saat 15.00 ve 20.00’de, 27 Ekim’de saat 15.00’te; “Karlar Kraliçesi” çocuk oyunu, 23, 25, 29, 31 Ekim’de saat 11.00’de. (0 312 311 11 69)
Oda Tiyatrosu’nda, “Mevlana-Aşk ve Barış Çığlığı” adlı oyun, 8, 9, 10, 11, 12, 29, 30, 31 Ekim’de saat 18.30’da; “Nehir” 16, 17, 18, 19, 22, 23, 24, 25, 26 Ekim’de saat 18.30’da. (0 312 311 11 69)
Stüdyo Sahne’de, “Meraklısı İçin Öyle Bir Hikâye” adlı oyun, 8, 11, 18, 20 Ekim’de saat 20.00’de, 13 Ekim’de saat 15.00’te; “Bir Ben Vardır Bende Benden İçeri” adlı oyun, 22, 25, 29 Ekim’de saat 20.00’de, 27 Ekim’de saat 15.00’te. (0 312 397 30 24)
İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi’nde, “Hayvan Çiftliği” adlı oyun, 9, 10, 16, 17 Ekim’de saat 20.00’de, 12, 19 Ekim’de saat 15.00’te; “Jerry ve Tom” adlı oyun, 23, 24 Ekim’de saat 20.00’de, 26 Ekim’de saat 15.00’te; “Cesaret Ana ve Çocukları” adlı oyun, 30 ve 31 Ekim’de saat 20.00’de; “Horoz Adam ve Korsan” adlı oyun, 9, 13, 20 Ekim’de saat 11.00’de. (0 312 397 30 24)
Şinasi Sahnesi’nde, “Ramiz ile Jülide” adlı oyun, 8, 9, 10, 11, 29, 30, 31 Ekim’de saat 20.00’de, 12 Ekim’de saat 15.00 ve 20.00’de, 13 Ekim’de saat 15.00’te; “Aklımdaki Kadınlar” adlı oyun, 16, 17, 18 Ekim’de saat 20.00’de, 19 Ekim’de saat 15.00 ve 20.00’de, 20 Ekim’de saat 15.00’te; “İki Kalas Bir Heves/Van DT” adlı oyun, 22, 23, 24, 25 Ekim’de saat 20.00’de, 26 Ekim’de saat 15.00 ve 20.00’de, 27 Ekim’de saat 15.00’te. (0 312 467 17 44)
Ankara Halk Tiyatrosu’nda, “Jeanne D’arc’ın Öteki Ölümü”, ekim ayı boyunca her cuma ve cumartesi saat 20.00’de. (0 312 418 97 98)

MÜZİK

İSTANBUL

Emre Kula’nın konseri bugün 22.30’da Beyoğlu Hayal Kahvesi’nde.
Birsen Tezer’in konseri yarın saat 20.30’da Caddebostan Kültür Merkezi’nde.
Circus, Cinema and Spaghetti – Sexmob Plays Fellini: The Music Of Nino Rota’nın 23. Akbank Caz Festivali kapsamındaki konseri yarın Baylon’da.
Jülide’nin konseri yarın saat 22.00’da Mask Live Music Club’ta.
Norveçli piyano-caz üçlüsü In The Country’nin konseri yarın saat 21.30’da Salon IKSV’de.
Ayşegül İnci’nin konseri yarın saat 22.30’da Beyoğlu Hayal Kahvesi’nde.
TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestraları’nın 30. Sanat Yılı Konseri, yarın saat 20.30’da Kültür Üniversitesi Akıngüç Oditoryumu’nda.
Jehan Barbur ve İlhan Erşahin’in 23. Akbank Caz Festivali kapsamındaki konseri 9 Ekim günü Caddebostan Kültür Merkezi’nde.

ANKARA

Bilkent Konser Salonu ’nda, Başar Can Kıvrak’ın (piyano) vereceği resital, 8 Ekim’de saat 20.00’de, Bilkent Senfoni Orkestrası’nın şef Işın Metin yönetiminde vereceği, dünyaca ünlü piyanistimiz İdil Biret’in solist olarak yer alacağı konser 11 Ekim’de saat 20.00’de.
Anadolu Gösteri ve Kongre Merkezi ’nde, Kardeş Türküler’in vereceği konser 9 Kasım’da, saat 20.30’da. (0 312 286 12 11)

 

16-18 Eylül tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde ilk kez düzenlenecek çağdaş sanat fuarı ArtInternational İstanbul’a 50’si yurtdışından toplam 60 galeri katılıyor. 

 art-istanbul-sanat-fuarıSanat fuarı hususunda henüz yolun başında sayılan İstanbul , dünya sanat merkezlerine bir adım daha yaklaşıyor. 16-18 Eylül tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenecek yeni uluslararası çağdaş sanat fuarı ArtInternational Istanbul’a, İstanbul’dan New York’a, Dubai’den Viyana’ya, uluslararası alanın birçok prestijli galerisi katılacak.

Fuarda stand açacak 60 galerinin 50’si yurtdışından gelecek. Asya’nın en büyük uluslararası sanat fuarlarından Art HK’nin kurucusu ve Hindistan’da bu yıl beşincisi yapılan India Art Fair’ın ortaklarından Angus Montgomery ile Türkiyeli fuarcılık şirketi Fiera Milano İnterteks’in işbirliğiyle yapılacak fuar, Dyala Nusseibeh’in koordinatörlüğü ve Stephane Ackermann’ın artistik direktörlüğünde gerçekleşecek.
Dün, ArtInternational Istanbul’un kurucularından Sandy Angus, direktör Dyala Nusseibeh, artistik direktör Stephane Ackermann, video enstalasyon programı küratörü Başak Şenova ve inisiyatifler bölümü küratörü Özkan Cangüven’in katılımıyla gerçekleştirilen bir basın toplantısıyla programı açıklanan fuar, yerli ve yabancı 60 galeriye ev sahipliği yapacak. Fuar ekibi, galeri seçiminde son derece seçici davranıldığının altını özellikle çiziyor. Viyana’dan Ursula Krinzinger, İstanbul’dan Leyla Tara Suyabatmaz, Dubai’den Isabelle van den Eynde ve New York’tan Leila Heller’den oluşan seçim komitesinin Avrupa, Amerika ve Ortadoğu ’da yaptıkları değerlendirme sonucu seçilen galeriler arasında, Londra’dan Pace ve Lisson Gallery, Paris’ten Yvon Lambert, Berlin’den Arndt gibi çağdaş sanat takipçilerini epey heyecanlandıracak galeriler de var, sanatseverlerin keşfini bekleyen görece ‘şöhretsiz’ galeriler de.
Son dönemin en tartışmalı sanatçılarından, heykel, yerleştirme, tuval ve çizimleriyle tanınan Damien Hirst, yeni dalga Suudi Arabistan çağdaş sanatının en önemli isimlerinden Ahmed Mater, Fransız fotoğraf sanatçısı Sabine Pigalle ve video işleriyle bilinen Sophia Pompery, Londralı sanatçı Julian Opie ve Yugoslav ‘body art’ performans sanatçısı Marina Abramovic ArtInternational Istanbul’un galeriler aracılığıyla İstanbul’a taşıyacağı isimlerden bazıları. Fuara Türkiye’den yalnızca artSümer, x-ist, Galeri Zilberman, Galeri Manâ, Galeri Non, Galerist, Pi Artworks, Pilot Galeri, Rampa Gallery ve Egeran Galeri’nin katıldığı fuarda izleme fırsatı bulacağımız yerli isimler arasında ise Selim Birsel, Azade Köker, Ahmet Elhan, Bahadır Baruter, Ansen, Burak Delier, Güçlü Öztekin, İnci Furni, Vahap Avşar ve Nevin Aladağ dikkat çekiyor.
Mekân tasarımını Erhan Patat’ın yaptığı fuar kapsamında galeri sergileri dışında sanatsal aktiviteler ve özel projeler de düzenlenecek. David Claerbout’un ilk gösterimini ArtInternational Istanbul’da yapacağı ‘Travel (1996-2013)’ isimli videosu; performans sanatçısı Camila Rocha’nın fuarın açılış gününde, 2007’de kaybettiği çağdaş sanatçı eşi Hüseyin Bahri Alptekin’in anısına lokal bir bando ekibiyle düzenleyeceği ‘To See The Band Passing By’ adlı performansı; Fransız sanatçı Tal Isaac Hadad’ın farklı kompozisyonları birleştirerek elde ettiği ‘Piano Constraints’ bunlardan bazıları. Ayrıca uluslararası sanatçılardan performanslar, oditoryum konuşmaları, Başak Şenova küratörlüğünde gerçekleşecek video gösterimleri ve Özkan Cangüven eşliğinde hazırlanan non-profit inisiyatifler de fuarın sanat aktiviteleri arasında.

NOT: ArtInternational İstanbul 16-18 Eylül tarihleri arasında 12.00 – 20.00 saatleri arasında sanatseverlerin ziyaretlerine açık olacak. Fuarın bilet ücretleri; günlük tam 30 TL, üç günlük tam 60 TL, üç günlük öğrenci 15 TL olarak satışa sunulacak ve Biletix’ten ya da Haliç Kongre Merkezi’nde bulunan gişelerden alınabilecek.

KATILACAK GALERİLER VE SANATÇILARDAN SEÇMELER

  • Amsterdam’dan Akinci: Cevdet Erek ve Imogen Stidworthy.
  • Berlin’den ARNDT:
  • Wim Delvoye.
  • İstanbul’dan artSümer: Basım Magdy.
  • Cidde’den Athr Gallery: Ahmed Mater ve Sami Alturki.
  • Londra’dan Carroll / Fletcher: Eulalia Valldosera ve
  • Michael Najjar.
  • Lugano’dan Cortesi Contemporary: Damien Hirst, Enrico Castellani, Fernando Botero, Francesco Vezzoli ve Marc Quinn.
  • Lizbon’dan Galeria Filomena Soares: Didier Faustino, Dias & Riedweg, Helena Almeida, Ângela Ferreira, Bruno Pacheco, Carlos Motta, Ghada Amer & Reza
  • Farkhondeh, Shirin Neshat ve
  • Peter Zimmermann.
  • İstanbul’dan Egeran Galeri: Selim Birsel, İlhan Koman ve Ivan Navarro.
  • İstanbul’dan Galeri Non: Uriel Orlow ve Extramücadele.
  • İstanbul’dan Galeri Zilberman: Alpin Arda Bahcık, Azade Köker, Özlem Şimşek, Zeren Göktan, Ahmet Elhan ve Walid Siti.
  • Hamburg’dan Galerie Conradi: Thomas Baldischwyler.
  • Paris’ten Galerie Dix9: Sophia Pompéry.
  • İstanbul’dan Galerist: Arik Levy, Arslan Sükan, Elif Uras ve Francesco Albano.
  • Stockholm’den Galleri Andersson/Sandström: Tony Cragg, Antony Gormley, Anne-Karin Furunes, Assa Kauppi, Ian McKeever ve Riitta Päiväläinen.
  • San Francisco’dan Gallery Wendi Norris: Lionel Bawden, Val Britton, Sherin Guirguis ve Julio César Morales.
  • Buenos Aires’ten Ignacio Liprandi Artes Contamporaneo: Tomás Espina.
  • Dublin’den Kerlin Gallery: Callum Innes, Liam Gillick,
  • Mark Francis, Phil Collins ve Sean Scully.
  • Dubai’den Lawrie Shabibi: Wafaa Bilal, Nadia Kaabi-Linke, Driss Ouadahi, Shahpour Pouyan, Marwan Sahramani ve Larissa Sansour.
  • New York’tan Leila Heller Gallery: Shiva Ahmadi, Ayad Alkadhi, Ana Laura Aláez, Reza Aramesh, Hadieh Shafie, Kezban Arca Batıbeki ve Richard Hudson ile.
  • Londra Lisson Gallery: Marina Abramovic, Spencer Finch, Jonathan Monk, Rashid Rana, Richard Deacon, Jason Martin, Pedro Reyes, Richard Wentworth, Jason Martin, Julian Opie ve Santiago Sierra.
  • Salzburg’dan Mario Mauroner Contemporary Art: Alfred Haberpointner, Anthony Cragg, Bernardi Roig, Carlos Aires, Jan Fabre, Javier Pérez, Susy Gomez ve Paolo Grassino.
  • Pekin/Londra/New York’tan Pace: Keith Coventry ve Kevin Francis Gray.
  • İstanbul’dan Pi Artworks: Gülay Semercioğlu ve Susan Hefuna.
  • İstanbul’dan Pilot Galeri: Burak Delier ve Hamra Abbas.
  • Londra’dan Repetto Ltd Modern and Contemporary Fine Art: Pier Paolo Calzolari, Christo, Abbas Kiarostami ve Shirin Neshat.
  • İstanbul’dan x-ist: Ahmet Polat, Ansen, Bahadır Baruter ve Serkan Adın.
  • Paris’ten Yvon Lambert: Douglas Gordon, Loris
  • Gréaud, Zilvinas Kempinas ve Bertrand Lavier.

Kaynak : [-] ELİF EKİNCİ 

 

4 Yıldır devam etmekte olan Nar Çiçekleri Festivali kapsamında öğrencilerimizin ve eğitmenlerimizin dinletilerine ait görselleri aşağıda bulabilirsiniz. 

Bakırköy’de 4 yıldır yapılmakta olan ve Nar sanat öğrenci, veli ve eğitmenlerinin katılı ile gerçekleştirilen etkinlikler kapsamında pek çok dalda öğrenciler 16 Haziran (Pazar günü) 14:00’dan itibaren akşam 23:00 saatine kadar süren etkinlikte eski yeni küçük büyük demeksizin örenciler öğrendiklerini sergiledi..

Bir kaç aylık eğitim alan da 3-4 yıldır eğitim alanlarda dahil olmak üzere hoş görüntülerin oluştuğu etkinliğe ait fotoğraflar aşağıda. Diğer etkinliklerimiz 22: Haziran tarihinde saat 14:00 Cem Karaca Kültür merkezinde devam edecektir.

 

 

Etkinliğe katılan öğrenci ve eğitmenlerin listesi.

1.           Sunum

2.           Açılış konuşması…

Dernek Başkanımız ve Heykel Sanatçısı

Hale Şakar ÜRKMEZGİL

3.           DORA BURCU MUTLU (PİYANO)

– Etüt 41 ve 56………….Czerny

– Menuet…..…….J.S. Bach

4.           EFE BERK ÇOLAK (PİYANO)

-Etüt 60………………..Beyer

– Sevgi…… Nail Yavuzoğlu

– Emre ve ışık……….Nail Yavuzoğlu

5.           FEYZA ÇETİN (KEMAN)

-Re Majör Menuet………….Carsel

Piyano eşlik: Aslı Özger

6.           CAN VOLKANGİL (KEMAN)

– Sally Knight-Fiesta

– Sail Away

Piyano eşlik: Aslı Özger

7.           ASLI ŞEN (KLASİK GİTAR)

-Chorus…………… D. Semen zato

 8.      BÜŞRA UTKU (PİYANO)

– Drifting…………………Alison Huunsome

– Napoliten Şarkı………….P. I. Tchaikovsky

9.      DENİZ CHOUSEIN (KLASİK GİTAR)

-Greensleves………..Anonim

10.    EGE CAN BEYHAN (PİYANO)

– Kızılderili Savaş Dansı……. M. Aaron

– 9. Senfoni……….. Beethoven

11.    FERDA İLERTEN (PİYANO)

– Beyer etüt 80 ve 81

12.    EKİN KARAHAN (KEMAN)

– Çok Uzaklarda….. L.M.Kinnet

Piyano eşlik: Ersin Saracık

13.    ECE KAZGAN (PİYANO)

– Etüt 54………………………..Beyer

14.    JOSIAH HOVARD (ELEKTRO GİTAR)

– From the inside out……………………….Hilsong United

Bas gitar eşlik: Özden Gürsoy

Bateri eşlik: Ömer Uçak

 

15.    EGEMEN ÖZGÜVEN (PİYANO)

– Song of Stroms……………..Kuji Kondo

– Skyrim…………………………Jeremy Soule

– Dr. Mario (chill)…………….. Hirokazu Tanaka

16.    NAR SANAT ÖĞRENCİ ORKESTRASI

-Nothing else matters…………………………Metallica

– Umbrella…………………………………………Rihanna

– Görevimiz tehlike………………………..Lalo Schifrin

– Someone Like you………………………….Adele

Bateri: ÇAĞLAYAN KAYHAN, ÖMER UÇAK

Bas gitar: ÖZDEN GÜRSOY

Klasik ve elektro gitar: ASLI ŞEN

Piyano: BENGİ SU ÖZCAN, EGEMEN ÖZGÜVEN

Şan: NAZLI GÜN

 

17.    ALEYNA GÜLOĞLU (PİYANO)

– Etüt……..J. B. Duvernoy

– Love the way you lie……… Rihanna

18.      BEGÜM ARICI (PİYANO)

– Ballade……………………Burgmüller

– Spider in the Bath……….Pam Wedgwood

19.    ASLI ŞEN ve NAZLICAN GÖKSU (GİTAR ve BAĞLAMA)

-Dostum dostum…………….Mehmet Özbek

– Divane aşık gibi……………………Maçkalı Hasan Tunç

-Evlerinde lambaları yanıyor…………Abdurrahman Kızılay

– Neredesin sen……………………….Neşet Ertaş

20.    ESMA İHTİYAR (PİYANO)

– The Blue Danube…….J. Strauss

– Sessiz gece…………. F. X. Grub

21.    ELİF ÖKSÜZ (ELEKTRO GİTAR)

EGE KÖKSAL (ELEKTRO GİTAR)

-Godfather…………Slash

Bas gitar eşlik: ÖZDEN GÜRSOY

Bateri eşlik: ÖMER UÇAK

 

22.    ÇAĞLAYAN KAYHAN (PİYANO)

– Cha cha cha…………. Hengeveld

– Amelie………………….İan Tiersen

23.      ASLI ŞEN (KLASİK GİTAR)

– Sil baştan…………… Şebnem Ferah

24.    ELA ÖZYURT (KEMAN)

– James Horner…. My heart will go on

Piyano eşlik: Ekin Selçuk

25.    BENGİ SU ÖZCAN (PİYANO)

– Yesterday……………………Beatles

– Fandango……………………Anonim

26.    SELENAY USTA (ŞAN)

– Yanarım…………….Sertab Erener

– I will always love you……………W. Houston

Piyano eşlik: Ersin Saracık

27.    ŞİMAL KELLECİ (PİYANO)

– Bak bir varmış bir yokmuş………….Anonim

– Samanyolu……………………..Berkant

28.    NAR SANAT EĞİTMEN ORKESTRASI

– Yalgızam……………………..Tofiq Guliyev / Şan eğitmeni: BAHAR DEMİREL

– Memory………………………Lloyd Webber / Şan eğitmeni: BAHAR DEMİREL

– Historia de un amor……….C. E. Almaran / Şan eğitmeni: BESTE YOLTAY

– Phantom of the opera……..Lloyd Webber / Şan eğitmeni: BESTE YOLTAY

İKİNCİ BÖLÜM 

3.                  NAR ÇİÇEKLERİ BALE GRUBU 4 – 6 YAŞ

İzgi Özdemir, Öykü Onbaşı, Nisa Akkaya, Vanessa Ezikoğlu, Yağmur Akbaş,

İpek Nazlı Terzi, İrem Güden, Elanur Angın

4 Küçük kuğu…………………………..P. İ. Tchaikovsky

4.                  ILGIN CEREN BİLGEN (MODERN DANS)

Breathless…………………….Old Boy

  1. 5.                  BENGİ SU ÖZCAN (ŞAN)

– Arnavut Kaldırımı…….Gitar eşlik: Özgür Yılgın

– Bana bir masal anlat baba…..Piyano eşlik: Ersin Saracık

  1. 6.                  CEREN ACAR (PİYANO)

– Samanyolu…………….Berkant

– Katibim…………………Anonim

7.            DEFNE COĞUPLUGİL (PİYANO)

– Etüt 23 ve 24……………Beyer

8.            AYKUN NERSESYAN (PİYANO)

– Kovalama……………..Thompson

9.            ASLI DEMİROK (PİYANO)

-Yankee Doodle……….. Thompson 1

10.          DEFNE KORKMAZ (PİYANO)

– Yavaşça kürek çakalim…………. Thompson1

11.          KAYRA EMİR (PİYANO)

– Waves of the danube

12.          İDİL BOYOĞLU (PİYANO)

– Katibim……………….Anonim

– Okul……………………N. Yavuzoğlu

13.          ÖYKÜ BOYOĞLU (PİYANO)

– Song without words…………F. Spindler

– İn the hall of the mountain bear………… Pam Wedgwood

14.          DORUK AKBULUT (PİYANO)

– Waltz time……………………… Mysterious Procession

15.          NAR SANAT EĞİTMEN ORKESTRASI

– Yalgızam……………………..Tofiq Guliyev / Şan eğitmeni: BAHAR DEMİREL

– Memory………………………Lloyd Webber / Şan eğitmeni: BAHAR DEMİREL

 16.          EDA KÖLÜKFAKİ(PİYANO)

– Alouette…………..Step 1

– Accents and Squashed notes……………Step1

– Lord of the dance…………………Step1

17.          İKLİM KELEŞ (PİYANO)

– Ten little indians……….. Traditional

– Ballerin……………….Thompson

18.          ECE DEMİRÇUBUK (KEMAN)

– Sally Knight…. Fiesta

– Allegro

Piyano eşlik: Aslı Özger

19.          DİLAY SINANMIŞ (PİYANO)

– Old Mc Donalds………Thompson1

20.          İREM SU BAŞ (PİYANO)

– Etüt 23 ve 24………………Beyer

21.          ECE ALAEDDİNOĞLU (GİTAR)

– Arenas volume 1……………..Fernando Carulli

22.          SENA ÜNAL (PİYANO)

-Etüt 23…………………..Beyer

23.          BİLGE KANDUR (PİYANO)

-Beni takip et………….Thompson1

24.          EGEMEN HIZLIBAŞ (PİYANO)

– Musette……………J. S. Bach  Thompson 1

25.          ZEYNEP ECE USTA (PİYANO)

– Yankee doodle……………….Thompson1

– Old mc donald………………..Thompson1

26.          BESTE YOLTAY  VE SOLFEJ GRUBU

– İstiklal Marşı………….Ekrem Zeki Ün

– Hayat bayram olsa……

– Arkadaş…………………..Melike Demirağ

  Piyano eşlik: Ersin Saracık

27           NAR SANAT EĞİTMEN ORKESTRASI

– Historia de un amor……….C. E. Almaran / Şan eğitmeni: BESTE YOLTAY

– Phantom of the opera……..Lloyd Webber / Şan eğitmeni: BESTE YOLTAY

 Eğitmenlerimiz: KAMURAN TERZİOĞLU, ERHAN KARACA, CEM CÜCENOĞLU, ERSİN SARACIK, ASLI ÖZGER, EKİN SELÇUK, MURAT HASGÜN, MURAT KELEŞ, SEREN KOÇOĞLU, ZAFER TUĞRİÇERİ, MEHMET YÖNTEM, ÖZGÜR YILGIN.

 

 

Sabancı Müzesi’nde açılan ‘Oryantalizmin 1001 Yüzü’, resimden mimariye, dekorasyondan modaya oryantalizmi her yönüyle ele alan hayli etkileyici bir sergi.

sabancı müzesiSakıp Sabancı Müzesi, yeni sergisi ‘Oryantalizmin 1001 Yüzü’yle bugüne dek olmadığı kadar geniş bir çerçeveden oryantalizmi masaya yatırıyor. Nazan Ölçer’in basın toplantısında söylediği gibi pek çok alanı kapsayan çetin ceviz bir sergi. Bir yandan adıyla sanattan mimariye birçok alan üstünde etkileyici olan ‘1001 Gece Masalları’na gönderme yaparken bir yandan da oryantalizmin içindeki çelişkileri gözler önüne seriyor.

Orient, Latincede yükselen anlamına gelen ve güneşin doğduğu yönü işaret eden ‘oriens’ kelimesinden dönüşmüş bir sözcük. Ortaçağ boyunca yalnızca Ortadoğu’yu ‘Orient’ olarak adlandıran Avrupa, ticari, siyasi, sömürge ilişkileri ve seyahatlerin artmasıyla daha doğudaki, Hindistan, Çin, Japonya’ya kadar uzanan bir bölgeyi de bu isme dahil eder. ‘Orient’, kendisini merkez olarak gören Osmanlı için Avrupalıların bakış açısını yansıtır. ‘Şarkiyat’ sözcüğü ise Batı’da bir bilim dalı olan ‘Oriental Studies’in 20. yüzyılda Türkçeye çevrilmesiyle kullanılmaya başlanır.

‘Oryantalizmin 1001 Yüzü’ sergisi, oryantalizmin geçmişi çok daha eskilere dayansa da Batı’nın Doğu’yla ilişkilerinin başladığı 19. yüzyıla odaklanıyor. Sergi, Napoléon Bonaparte’ın 1798’de kalabalık bir ‘akademik’ heyetle gerçekleştirdiği Mısır Seferi sonrasında Batı’nın bilinçli bir uzmanlaşmayla askeri alanda olduğu kadar şarkiyat konusunda da üstünlük elde ettiği dönemle başlıyor.

Mısır Seferi sonrası gelen bilgiler büyük ilgi topluyor. Üniversitelerde Doğu’yu araştıran bölümleri kuruluyor, Arapça, Farsça, Osmanlıca okutuluyor. Bu yüzden de sergide akademik ve bilimsel bir harekete dönüşen Mısır Seferi’nin ardından gelişen bilimsel oryantalizm alanında, geç Osmanlı bağlamı içindeki bazı yapıtlar da dahil olmak üzere, yer alan örnekler dönemi kavramak için çok önemli.

oryantalizmEdward Said’in oryantalizmi
Oryantalizme çok yönlü bir bakış açısıyla yaklaşan ‘Oryantalizmin 1001 Yüzü’ sergisi, Batı ile Doğu arasındaki etkileşimleri ve Edward Said’in 1978’de yayımladığı ‘Oryantalizm’ kitabı ile başlayan yoğun tartışmaları da dikkate alıyor. Akademik bir kadro ile konularının önde gelen uzmanlarının oluşturduğu bilimsel danışma komitesinin desteğiyle hazırlanan sergi ‘oryantalizm’ kavramını, sadece Batılı merkez tarafından kontrol edilen tek taraflı bir söylem olmaktan çıkarıp, farklı alanlara yansımaları ile geniş bir yelpazede sunuyor. Serginin danışma kurulunda Ahmet Ersoy, Edhem Eldem, Zeynep Çelik, Baha Tanman, Zeynep İnankur, Semra Germaner, Turgut Saner, Emine Naskali, Filiz Ali, Bahattin Öztuncay, Engin Özendes, Gökhan Akçura, Zeynep Kızıltan gibi birbirinden değerli bilim insanları var. Serginin ana sponsorluğunu da Çiftçi Towers üstlenmiş, sergi alanının çok özel tasarımı ise Metin Deniz’e ait.

Sergide 19. yüzyıl başında gerçekleşen arkeolojik kazılar, değerli kitaplar, Avrupa’daki oryantalist mimarinin Osmanlı’daki uygulamaları, oryantalist tarzda iç mekân tasarımları, sahne dekoru, kıyafetler, stüdyo fotoğrafları ve 19. yüzyılda başlayan Doğu’ya seyahatin değişik aşamaları, obje ve örnekleriyle sunuluyor. Tabii ki oryantalizmle her zaman eş anlamlı kullanılan oryantalist heykel ve tablolar da unutulmamış. Doğu’nun kalıplaşmış imajının oluşmasına katkıda bulunan edebi oryantalizm alanında ilk tercümesi Fransızcaya Galland tarafından çevrilmiş, 19. ve 20. yüzyıldan ‘1001 Gece Masalları’nın farklı dillerdeki resimli nüshaları da sergilenen belgeler arasında.

Sergi bize çok net bir biçimde Batı’nın imgeleriyle yaratılan Doğu imgesini Doğu’nun nasıl yeniden üreterek sahiplendiğini ve zaman içinde var olan önyargılarda nasıl bir payı da olduğunu gözler önüne seriyor.

1800’lerin ikinci yarısında Doğu yaşantısı, oryantalist ressamların tablolarından esinlenerek yaratılan Almanya’nın Dresden kentindeki Yenice Tütün Fabrikası, Avusturya’daki Böcek Fabrikası gibi Osmanlı, Arap, İran hatta Hindistan mimarisi karışımı hayali mimari örnekleri binalar daha sonra bize yeni bir tarz olarak Batı’dan gelerek Osmanlı başkentini etkisi altına alıyor. Çırağan Sarayı, Topçu Kışlası, İstanbul Üniversitesi’nin giriş kapısı, Sirkeci Garı gibi eklektik unsurlar taşıyan bu yapılar böyle bir ikinci oryantalizm ürünü.

Oryantalizm bitti mi, bugün ne durumda? Sergi süresince bu soruya konferanslar dizisiyle cevap aranacak. Oryantalizmi daha iyi anlamak istiyorsanız konularının uzmanlarının vereceği bu konferansları kaçırmayın derim.

Oryantalizm ve Mimari

Oryantalist mimarlıkta Osmanlı ve Türk motiflerinin de belirli bir payı vardı. Çadır, hamam ve cami gibi yapılar Batı’nın hafızasında Türk mekânlarıyla özdeşti. Ancak, adında ‘Türk’ sözcüğü geçen birçok yapı Elhamra’nın dantelsi dekorasyonu ve Hint-İslam mimarlığının gösterişli kubbeleri, minareleri ve kuleleriyle tasarlanıyordu. 19. yüzyıldan Oryantalist özellikler sergileyen Avrupalı ve Osmanlı mimari eserler, ‘Oryantalizm ve Mimari’ adı altındaki bölümde inceleniyor.

Atölyede oryantalizm

Bu bölüm, Batılı sanatçılar tarafından üretilmiş oryantalist tablo ve fotoğraflardan oluşuyor. Avrupalı oryantalist ressamlar genel olarak savaş ve av konularını, harem ve hamam sahnelerini, gündelik hayattan alıntıları, etnik kıyafet ve tipleri, portreleri, çöl, vaha ve bedevilerin hayatlarını tablolarına konu ediniyor. Doğu’yu temsil eden fonlar önüne yerleştirilmiş divan gibi detaylarla yapay ve hayali bir Doğu yaratmanın amaçlandığı, gerçek Osmanlı yaşamı yerine, Batılının kafasındaki Osmanlı imajının nasıl yansıtıldığı tüm açıklığıyla görülüyor.

Modada oryantalizm

Doğu’nun lüks malları arasında ipekli kumaşlar, değerli taşlar ve mücevherat öteden beri revaçtadır. 17. yüzyılda, Türk kıyafetleri moda haline gelir, Versailles Sarayı’nda Türk kaftanlarına özenilerek tasarlanmış ceketler giyilmeye başlanır. Ancak Napoléon’un Mısır Seferi bu modayı farklı bir boyuta taşır. ‘Modada Oryantalizm’ bölümünde 19. yüzyıl ve 20. yüzyılın ilk çeyreğinde Léon Bakst, Erté ve Paul Poiret gibi dönemin ünlü moda ve sahne tasarımcıları tarafından tasarlanan oryantalist kıyafetler sergileniyor.

Oryantalizmi küçümsemiyoruz

Nazan Hanım, gerçekten de yaşadığımız dönemin tartışmalarına cevap verecek bir sergi hazırladınız, çıkış noktanız ne oldu?
Nazan Ölçer: Uzun süredir yanlış bir algılamayı düzeltmek ihtiyacındaydım. Oryantalizmin tanımının içinde hep bir yargılama, küçümseme vardı. Tanımları yerli yerine koyamama tartışamama gibi bir sorunumuz var. Biz bu sergide sadece Batı’nın Edward Said’in söylediği ‘küçümseyici bakış açısını’ yansıtmıyoruz. Çünkü bazen Doğu da kendini Batı’nın gözüyle görmüş. Batı, Doğu zannederek imgelerle bir sürü şey üretmiş. Doğu da Batılıların imgeleriyle yaratılmış bu Doğu’ya sahiplenmiş hatta yeniden üretmiş. Hiçbir şey siyah-beyaz zıtlığında değil. Napolyon’un Mısır Seferi olumsuzlukları kadar bilim sanat alanında olumlu kapılara da yol açtı. Biz ve öteki diye bir bakış açısı var ve bunu her yönüyle tartışılmasının önemli olduğunu düşündüğüm için bu sergiyi yaptık.

Kaynak : [-]  Yazar : Müge  AKGÜN