Şunun için etiket arşivi: film festivali

Antalya Büyükşehir Belediyesi&Antalya Kültür Sanat Vakfı işbirliğiyle düzenlenen 49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde bu yıl rekor ödüller dağıtılacak

Antalya Büyükşehir Belediyesi&Antalya KültürSanat Vakfı işbirliğiyle düzenlenen 49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde

En İyi Film ödülü 350 bin TL’den 400 bin TL’ye,

En İyi İlk Film ödülü 50 bin TL’den 55 bin TL’ye,

En İyiYönetmen ödülü 50 bin TL’den 55 bin TL’ye,

En İyi Senaryo  ödülü 30 bin TL’den 35.000 TL’ye yükseltildi.

Altın Portakal’ın ulusal uzun metraj dalında bu yıl dağıtacağı “en iyi film”, “en iyi ilk film”, “en iyi yönetmen”, “en iyi senaryo”, “en iyi görüntü yönetmeni”, “en iyi müzik” ödülleri, kategorilerinde Türkiye’de dağıtılan en yüksek parasal ödüller olma özelliği taşıyor.

Başvuruların başladığı Ulusal ve Uluslararası Uzun Metraj, Ulusal Belgesel ve Kısa Film yarışmaları için son başvuru tarihi 6 Ağustos olarak belirlendi.

Uluslararası dalda 10 filmin yarıştığı 48. Altın Portakal’a ulusal uzun metrajda 45, belgeselde 104, kısa film dalında 274 film başvuruda bulunmuş; ön jüri elemeleri sonrasında ulusal uzun metrajda 13, belgesel ve kısa film dallarında 20’şer film yarışmaya seçilmişti. 49. Festival’de tüm dallar için geçerli olmak üzere bu sayıların artması bekleniyor.

6 – 12 Ekim 2012 tarihleri arasında gerçekleşecek olan Türkiye’nin en uzun soluklu festivali Altın Portakal’a ulusal uzun metraj film yarışması dalında başvuracak filmlerin yurtiçinde yapılan ulusal ya da uluslararası hiçbir yarışmaya katılmamış, herhangi bir ulusal TV kanalında (pay TV kanalları dahil) gösterilmemiş ve DVD baskılarının satışa sunulmamış olması gerekiyor.

En İyi Film ödülü 400 bin TL 

49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında verilecek ödüller şu şekilde belirlendi:

En İyi Film                                     400.000 TL Apple-tab-span” style=”white-space:pre”> ve Altın Portakal heykeli

En İyi İlk Film                                  55.000 TL   ve Altın Portakal heykeli

En İyi Yönetmen                              55.000 TL   ve Altın Portakal heykeli

En İyi Senaryo                                 35.000 TL   ve Altın Portakal heykeli

En İyi Görüntü Yönetmeni                                          30.000 TL   ve Altın Portakal heykeli

En İyi Müzik                                                                        30.000 TL   ve Altın Portakal heykeli

En İyi Kadın Oyuncu                                                        Altın Portakal heykeli

En İyi Erkek Oyuncu                                                       Altın Portakal heykeli

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu                                  Altın Portakal heykeli

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu                                   Altın Portakal heykeli

En İyi Kurgu                                                                       Altın Portakal heykeli

En İyi Sanat Yönetmeni                                                 Altın Portakal heykeli

 

Behlül Dal Jüri Özel Ödülü                                          Altın Portakal heykeli

(Herhangi bir dalda genç bir yetenek -yönetmen, oyuncu, senaryo yazarı, görüntü yönetmeni, besteci- için kullanılır.)

 

Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü                                  Altın Portakal heykeli

(Ses tasarımı, özel efekt, kostüm, makyaj tasarımı, v.b. teknik dallardan birinde kullanılabilir.)

 

Antalya Teşvik Ödülü                     70.000 TL                             

(En İyi Film Ödülü’nün sahibi olan yapımcının, ödülü aldığı yılı takiben 2 yıl içinde çekeceği yeni  filminin  bir bölümünü yönetmelikte belirtilen kriterlere uygun olarak Antalya’da çekmesi halinde teşvik amacıyla verilen ödüldür.)

 

En İyi Belgesel  15.000 TL              ve Altın Portakal Heykeli

En İyi İlk Belgesel     5.000 TL  ve Altın Portakal Heykeli

En İyi Kısa Film  10.000 TL  ve Altın Portakal Heykeli

 

Halkın Portakalı 

Birincilik ödülü     30.000 TL

İkincilik ödülü      20.000 TL

Üçüncülük ödülü    10.000 TL

 

Kaynak : (-)  

Sineması olmayan kentte film festivali.

Tunceli Belediyesi tarafından düzenlenen “2. Uluslararası İnsan Hakları Dersim Film Festivali” başladı.

Tunceli Kültür ve Turizm Müdürlüğü Konferans Salonu’nda düzenlenen açılış programında, ilk olarak müzik dinletisi sunuldu. Konuşmaların ardından film gösterimi yapıldı.

Yönetmenliğini Zeynel Doğan ve Orhan Eskiköy’ün yaptığı “Babamın Sesi” filminin gösterilmesiyle başlayan festival, 5 gün sürecek. Açılış programına, Tunceli Belediye Başkanı Edibe Şahin, ilçe belediye başkanları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

Belediye Başkanı Şahin, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, geçen yıl proje kapsamında düzenledikleri film festivalinin kentte önemli bir ihtiyacı karşıladığını görünce, bunu geleneksel hale getirmeye karar verdiklerini söyledi.

Sineması olmayan bir ilde film festivali düzenlediklerini vurgulayan Şahin, sineması olmayan bir kentte sanata ve sinemaya yoğun ilgi olduğunu belirtti. Tunceli’nin sanatçı, düşünür, aydın ve yazar yetiştiren bir kent olduğunu ifade eden Şahin, kente bir sinema salonu kazandırmayı hedeflediklerini kaydetti.

Film festivalinin koordinatörü Meral Balık ise festivalde 60’a yakın film gösterileceğini ifade etti. Yerli ve yabancı filmlerin, belgesellerin ve kısa filmlerin sunulacağı festivalde, çocuklara yönelik film atölyeleri, paneller ve seminerler de gerçekleştirileceğini belirten Balık, festivalin desteklenmesi gerektiğini söyledi.

Geçen yıl ilk kez düzenlenen festivalde gösterime sunulan filmleri 8 bin kişinin izlediğini kaydeden Balık, “Biz bu sene sayıyı iki katının üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Sineması olmayan bir yerde film festivali yapmak insanların dikkatini çekiyor” dedi.

Zeynep Güler adlı izleyici de sineması olmayan kentte film festivali düzenlenmesinin sevindirici olduğunu söyledi.

 Kaynak : [-]

Yepyeni Albümleri A Retrospective’in Avrupa Turnesi Kapsamında 19 Temmuz’da Kuruçeşme Arena’da!

Pink Martini

“Sympathique”, “Hang on Little Tomato”, “Hey Eugene!” ve “Splendor in the Grass“ albümleri ileTürkiye’de büyük bir hayran kitlesine sahip, her albümleri ile altın plak kazanan Pink Martini, grubun 17 yıllık kariyerlerini özetlediği yepyenibest of albümleri “A Retrospective“’in Avrupaturnesi kapsamında 3 özel konser için Türkiye’de.

Pink Martini 27. Uluslararası İzmir Festivali kapsamında 8 Temmuz’da Çesme Açıkhava Tiyatrosunda, 9 Temmuz’da Ankara’da OdtüMezunlar Derneği Vişnelik Tesisleri’nde ve 2005 yılında açılışını yaptığı Kuruçeşme Arena’da 19 Temmuz’da hayranları ile buluşacak.

Samurayların aşk şarkılarından 1930’ların Küba müziğine, Fransızca şansonlardan Brezilyasokak şarkılarına kadar dinlemesi en keyifli şarkıları tozlu raflardan bulup çıkaran topluluk, ChinaForbes’un sağlık nedenleri ile kısa bir ara vermesi nedeniyle 2011 Mart ayında gruba katılan Storm Large’ın kulak pası silen sıcak vokali ve yepyeni şarkıları ile yine unutamayacağınız konserlerle Pasion Turca himayesinde Türkiye’de.

Pink Martini Hakkında 

Pink Martini

“Pink Martini’nin hayatı seven enerjisini ve orijinalliğini sıkıştırabilecek bir kalıp ya da tanım yok…”BBC Music Review.

Pink Martini 1994 yılında Klasik piyano eğitimi alan Harvard mezunu Thomas M. Lauderdale tarafından Portland’da kuruldu.

Pink Martini kurulduğu günlerde politik tavrı olan, sivil toplum örgütlerinin yardım ve bilinçlendirme amaçlı organizasyonlarında sahneye çıkan bir orkestra olarak yola çıkmıştı.

Thomas M. Lauderdale’in Harvard’dan sınıf arkadaşı China Forbes, orkestraya 1995’te katıldı. Pink Martini kurulduğu ilk günlerden beri farklı dillerde, farklı kültürlerin şarkılarını dünyaya sunmaya ve dünyaca ünlü Senfoni orkestralarıyla sahne almaya devam ediyor.

The Boston Pops, San Francisco Senfoni Orkestrası, Hollywood Bowl Orkestrası ve Los AngelesFilarmoni orkestrası gibi ünlü orkestralarla zengin bir evrensellik yakalayan Pink Martini daha önceki üç albümüyle 2 milyondan fazla satış rakamına ulaştı.

Pink Martini Sympathique adlı ilk albümlerini 1997’de yayınlar yayınlamaz Fransa’nın ünlü “Victoires de la Musique “ ödüllerinde “Yılın şarkısı” ve “ En İyi Yeni Sanatçı” kategorilerinde aday olarak uluslararası bir fenomen haline geldi.

2004, yılında yayınlanan ikinci albümleri “Hang on Little Tomato”, Amazon albüm satışları listesinde 1 numara olmayı başarmıştı. Grubun üçüncü albümleri Hey Eugene! hem Billboard en çok satan albümler listesinde ilk 30’da yeraldı hem de ikinci kez Amazon albüm satış listelerinde 1 numara olmayı başardı.

Pink Martini’nin yeni stüdyo albümleri “Splendor in the Grass”ı da kendi plak şirketleri Heinz Records etiketiyle çıkardılar.

Kendilerini “Dünyanın değişik köşelerinden melodileri ve ritimleri bir araya getirip, modern bir formda sunan müzik arkeologları” şeklinde tarif eden topluluğun kurucu üyesi piyanist Thomas M. Lauderdale, “Bir müzik belgeseli hazırlıyor gibiyiz; dünya vatandaşı ve müzik elçileri olarak, her zaman değişik kültürlerin geleneklerini, dillerini, tarihlerini bilmek ve çalışmak zorundayız. ABD’li bir grubuz, ancak zamanımızın büyük bir bölümünü Avrupa’da geçiriyoruz. En büyük amacımız, hangi kültürden olursa olsun, dünya üzerinde çok geniş bir dinleyici kitlesine seslenebilmek” diye ekliyor.

Türkiye’deki konserleriyle de büyük ilgi gören topluluk Türkiye sevgisini ülkemizdeki turnelerinde çektirdikleri resimler ile “Hang on Little Tomato” albümlerinin kartonetine taşıyarak göstermişti. Avrupa’daki ilk performansını Cannes Film Festivali’nde gerçekleştiren Pink Martini özellikle Fransa, İspanya, Portekiz, Belçika, İsviçre, Yunanistan, Lübnan gibi ülkelerde kapalı gişe konserlere imza atıyor.

Los Angeles, Oregon, Seattle, New Jersey, San Antonio ve Kansas City senfoni orkestralarıyla birlikte konserler veren topluluk, 2003 yılında Frank Gehry’nin mimari şaheseri Los Angeles Filarmoni’nin yeni evi Walt Disney Konser Salonu’nun açılışını yaptığı gibi 2005’te Türkiye’de de Kuruçeşme Arena’nın açılışını yapmıştı.

Televizyonların ünlü dizileri de Pink Martini şarkılarını soundtrack olarak kullanmak için birbirleriyle yarışıyorlar. The West Wing’den Desperate Houseviwes’a kadar Pink Martini’nin şarkıları şimdiye kadar birçok ünlü dizide kullanıldı.

2011 sonbaharinda 2 yepyeni albüme imza atan Pink Martini, ilk olarak Saori Yuki ile ‘1969’ albümünü ardından da 17 yıllık hikayelerini özetledikleri ‘piyasaya çıkardı. ‘1969’ Pink Martini, efsanevi Japon sanatçı Saori Yuki 2007 yılında Pink Martini’nin “Taya Tan” adlı şarkıyı yeniden yorumlamasıyla başlayan ortak hikayelerini 1969 yılının en güzel şarkılarını biraraya getirerek hazırladıkları sımsıcak bir albüm. 1969 albümü “Blue Light Yokohama”, “Yuuzuki”, “Mayonaka noBossa Nova (Geceyarısı Bossa Nova’sı)” gibi Japonya’nın en ünlü şarkılarını ve Pink Martini tadında yorumlanan “Yoake no Scat (Yeni Bir Şafak Melodisi)” gibi Saori Yuki’nin en meşhur şarkılarını içeriyor. Albümde Fransızca, Japonca ve İngilizce 12 şarkı bulunuyor.

Jorge Ben’in ünlü “Mas Que Nada” , Peter Paul & Mary “Puff, The Magic Dragon” şarkısı ve Peggy Lee’nin ünlü “Is That All There Is” şarkısına kadar uluslararası ünlü şarkılara da yeni yorumlar getiren albüm , bir Japon efsanesi olan Saori Yuki’yi de Türkiye’deki dinleyici ile buluşturuyor.

‘1969’ albümü ile aynı anda grup 17 yıllık kariyerlerini özetledikleri 8 yepyeni şarkı ile destekledikleri en iyiler – best of çalışması ‘A Retrospective’ piyasaya çıkardı.

Türkiye satışları ile birçok kez altın plak kazanan topluluk Türkiye’yi Monica Molina, Buika, Mariza gibi birçok dünya starını ile ilk kez buluşturan Pasion Turca’nın himayesinde üç dev konserle İzmir, Ankara ve İstanbul’da.

Samurayların aşk şarkılarından 1930’ların Küba müziğine, Fransızca şansonlardan Brezilya sokak şarkılarına kadar dinlemesi en keyifli şarkıları tozlu raflardan bulup çıkaran topluluk, China Forbes’un sağlık nedenleri ile kısa bir ara vermesi nedeniyle gruba 2011 Mart ayında katılan Storm Large’ın kulak pası silen sıcak vokali ve yepyeni şarkıları ile yine unutamayacağınız konserlerle Pasion Turca himayesinde Türkiye’de.

 Kaynak : [-]

Antalya

sanat duyuru

 

3. Uluslararası Tiyatro Festivali, 19. Liselerarası Ulusal Tiyatro Şenliği ve 15. Uluslararası AkdenizGençlik Şenliği kapsamında çeşitli etkinliklerdüzenleniyor

Türkiye’nin tarihi ve sanatsal dokusunu uluslararasıplatformda paylaşmayı amaçlayan 3. Uluslararası Tiyatro Festivali, Antalya Devlet Tiyatrosu’nun evsahipliğinde devam ediyor.

Festivalin açık hava etkinlikleri kapsamında, yat limanındaki sahnede, İstanbul Devlet Tiyatrosu, 23 Mayıs’ta “Benerci Kendini Niçin Öldürdü-” oyunuyla izleyenlerin karşısına çıkacak.

Haşim İşcan Kültür Merkezi Büyük Salon’da bugün ve yarın Rusya’dan Vakhtangov Tiyatrosu “Vanya Dayı” ile sahne alacak. İstanbul Devlet Tiyatrosu 19 ve 20 Mayıs’ta “Ölüleri Gömün” oyununu sahneleyecek, Ankara Devlet Tiyatrosu’nun Haldun Dormen imzalı oyunu “Kantocu” 21 ve 22 Mayıs’ta sanatseverlerle buluşacak. Ankara Devlet Tiyatrosu, ünlü çocuk klasiği “Pal Sokağı Çocukları”nı sahneleyecek. Oyun, 23 ve 24 Mayıs’ta çocukların beğenisine sunulacak.

Kültür merkezinin küçük salonunda yarın ve 19 Mayıs’ta KKTC’den Lefkoşa Belediye Tiyatrosu, Yiğit Sertdemir’in komplo teorisi üzerine kurulu “Ortak Bölenlerin En Büyüğü” isimli komedisiyle sahne alacak. 22 ve 23 Mayıs’ta, Trabzon Devlet Tiyatrosu “Ben Feuarbach” oyununu sahneleyecek.

Romanya Deva’s Art Tiyatrosu, ünlü Meksikalı ressam Frida Kahlo’nun hayatından yola çıkan “Frida” dans gösterisiyle 20 ve 21 Mayıs’ta sanatseverlerle buluşacak.

Kepez Belediyesi Tiyatrosu, yarın “Buzlar Çözülmeden” adlı eseri sahneleyecek. Cemal Fehmi Başkut’un yazdığı, Abdullah Sürekli’nin yönettiği eserde, akıl hastanesinden kaçan bir delinin geldiği kasabada kaymakam sanılmasıyla başlayan trajikomik bir hikaye anlatılıyor.

19 Mayıs’ta Yunus Emre’nin sevgiyi, aşkı ve gerçeği arama öyküsünün anlatıldığı tek kişilik “Yunus Emre Aşk Ateşi” adlı eser izleyiciyle buluşacak. Hüseyin Erdoğan’ın yazdığı ve yönettiği oyunda Yunus Emre, yüzlerce yıl öncesinden bugüne barış mesajını iletecek.

Topluluk, aynı gün Tülin Tümtürk Yılmaz’ın “Ağaç Ev” adlı çocuk oyununu da sahneleyecek.

Eserler, Erdem Bayazıt Kültür Merkezi’nde izlenebilecek.

-19. Liselerarası Ulusal Tiyatro Şenliği-

Antalya Büyükşehir Belediye Tiyatrosu’nun Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle düzenlediği 19. Liselerarası Ulusal Tiyatro Şenliği sürüyor.

Şenlik kapsamında bugün İstanbul Sabancı 50. Yıl Lisesi “Ölü Ozanlar Derneği”ni, yarın Antalya Hızır Reis Ticaret Meslek Lisesi “Aşkımızın Gemisi Fındık Kabuğu” oyununu sahneleyecek.

Antalya Anadolu Sağlık Meslek Lisesi “Pembe Kadın” adlı oyunuyla 21 Mayıs’ta, Bursa Nilüfer Feriha Uyar Kız Teknik ve Meslek Lisesi “Görünmez” ile 22 Mayıs’ta sahne alacak.

-15. Uluslararası Akdeniz Gençlik Şenliği-

Akdeniz Üniversitesi’nce üniversite yerleşkesi içinde düzenlenen 15. Uluslararası Akdeniz Gençlik Şenliği devam ediyor.

Yurt içi ve dışından 15’er üniversiteden 400’ün üzerinde öğrencinin katıldığı şenlik kapsamında bugün Trakya Üniversitesi Düşünce ve Edebiyat Tiyatro Topluluğu, Atatürk Konferans Salonu’nda “Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı”, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Drama ve Müzikal Topluluğu da Olbia Kültür Merkezi’nde “Dede Ben Nerden Bileyim-” oyunlarını sahneleyecek.

Şenlik alanında bu akşam “Duman” grubu konser verecek.

Şenlikte, yarın, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Atatürk Konferans Salonu’nda “Gerçek Kurbanın Acısı” adlı oyunu sahneleyecek, akşam Hadise konser verecek.

Şanlıurfa

Şanlıurfa bu hafta 3 konser ile bir tiyatro oyununaev sahipliği yapacak.

Şanlıurfa bu hafta 3 konser ile bir tiyatro oyununa evsahipliği yapacak.

Harran Üniversitesi (HRÜ) geleneksel “Bahar Şenlikleri” kapsamında Osmanbey Yerleşkesi’ndeki şenlik alanında sanatçılar Zeynep Dizdar 17 Mayıs Perşembe günü saat 20.00’de, Mahmut Tuncer 18 Mayıs Cuma günü saat 20.00’da, Feridun Düzağaç ise 20 MayısPazar günü saat 20.00’da birer konser verecek.

Şanlıurfa Belediyesi tiyatro ekibi de 19 Mayıs Cumartesi günü, “Urfa’dan Manzaralar” adlı tiyatro oyununu saat 15.30’da sahneleyecek.

İzmir

İZDSO, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle iki konser verecek

Sanat kurumlarının bu ay itibarıyla 2011-2012 sezonunu kapatmaya hazırlandığı İzmir’de sanatseverleri, Alsancak Şenliğikapsamında ve 19 Mayıs için hazırlanan özel etkinliklerin yer alacağı yoğun bir hafta bekliyor. İzmir Devlet Senfoni Orkestrası (İZDSO) ve Doğanata Kültür ve Eğitim Vakfı İzmir Özel Fatih Koleji iş birliğiyle 18-19 Mayıs’ta Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde iki konser düzenleniyor.

İZDSO’nun 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı özel konserlerinde şef Burak Tüzün ile Genç Solistler Haftası Dinletisi’nde başarılı bulunan genç solistler görev alıyor. Konsere ayrıca Ali Hoca yönetimindeki İzmir Sanat Korosu eşlik edecek.Sanatseverler, yarın akşamki konserde piyanoda Cem Babacan, kemanda Alkım Berk Önoğlu, fagotta Tuğce Palabıyık ve Oğuzhan Güner’i, 19 Mayıs’taki konserde ise piyanoda Orçun Yıldıran, kemanda Deniz İspir, arpte İdil ve Pınar Sivritepe ile klarnette Onur Ustabaş’ı dinleyecek. İki konser de 20.30’da başlayacak.

İZMİR DEVLET OPERA VE BALESİ

İzmir Devlet Opera ve Balesi (İZDOB), bu akşam Elhamra Sahnesi’nde ”Zorba” balesinin İzmir prömiyerini yapacak.Mikis Theodorakis’in müziği, Lorca Massine’in koreografisiyle sunulacak iki perdelik baleyi, İzmir’de Polonyalı koreograf Anna Krzyskow sahneye koyacak. Dekor tasarımını Gülden Sayıl, kostüm tasarımını Sevtaç Demirer, koro şefliğini Ali Hoca, ışık tasarımını da Oktay Kanca’nın üstlendiği balede, orkestrayı şef İbrahim Yazıcı yönetecek. ”Zorba” balesinde rolleri Kıvanç Ekin, Emre Kaynarsu, Dolun Doyran, Çağın Hazar Özideş, Aslı Kaynarsu, Burcu Olguner, Özgür Tuncay, Olcay Tunceli, Yağızhan Danış, Banu Dağcıoğlu ve Yarın Mançe paylaşıyor.

Eserde mezzosoprano soloyu Evrim Keskin ve Zafer Rengin Baykal dönüşümlü seslendirecek. Yunanlı yazar, şair ve düşünürlerinden biri olan Nikos Kazancakis’in aynı adlı romanından uyarlanan, Mikis Theodorakis’in Ege ezgileriyle süslü müziğiyle izleyicilere keyifli dakikalar vadeden ”Zorba” balesinin konusu ise şöyle: ”John adında bir Amerikalı, Yunan geleneklerinin cazibesine kapılarak küçük bir Yunan kasabasına yerleşir, kasabanın güzel dulu Marina’ya aşık olur. Marina’nın köyün yakışıklı delikanlısının aşkını reddederek John’un aşkına karşılık vermesi kasabalılarca kabul görmez. Bu aşkı kabul eden tek kişi kimsesiz, ancak güçlü ve özgür bir adam olan Zorba’dır. Zorba, John’u kızgınköylülerin elinden kurtarmayı başarsa da Marina, intikam almak isteyen kalabalığın kurbanı olacaktır.” İzmir’de prömiyerin ardından 22 ve 26 Mayıs’ta yeniden sahnelenecek ”Zorba”, 10. Uluslararası Bodrum Bale Festivali kapsamında 14 ve 15 Ağustos’ta Bodrum’da sanatseverlerle buluşacak.

ALSANCAK ŞENLİĞİ

İzmirliler bugün ve yarın, 11’incisi düzenlenen ”Alsancak Şenliği”nde, konserler başta olmak üzere çeşitli sanat etkinliklerini izleme imkanı bulacak. Gündoğdu Meydanı’ndan Kıbrıs Şehitleri Caddesi’ne bugün yapılacak kortejyürüyüşüyle başlayacak şenlik, şarkıcı Kenan Doğulu’nun konseriyle devam edecek.

ETKİNLİKLER

Turgay Pura Vakfı Resim Heykel Atölyesi Sergisi İzmir Sanat’ta, Gülnu Koran, Nejla Koral ve Şafak Attaroğlu’nun resim sergisi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi Avni Anıl Sahnesi’nde yer alacak. İzmir Sanat Büyük Salon, 21 Mayıs akşamı, ”Andantesimmo Chamber Orchestra”nın konserine ev sahipliği yapacak. Hüseyin Çebi yönetimindeki orkestra, Serkan Gürkan, Handan Gürkan Vardallı, Taner Tanrıkulu, Ayşegül Erözkan, Canan Ünlü, Fazıl Hakan Gürkan ile solist Irmak Temizer’den oluşuyor.

İzmirli sanatseverler, yarın akşam Fuar Açıkhava’da Zülfü Livaneli konserini izleyebilecek. Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Sanat Merkezi Sanat Galerisi, 19 Mayıs haftası nedeniyle yarından itibaren Hayriye Yardımcı’nın ”İlmik İlmik Atatürk Sevgisi” adlı resim sergisine ev sahipliği yapacak. İzmir Resim Heykel Müzesi Özgün Baskı Resim Atölyesi sanatçılarının eserlerinden oluşan sergi, Selçuk Yaşar Sanat Galerisi’nde gezilebilecek.

Türkiye turunu sürdüren Atlantis Sirki, 27 Mayıs’a kadar İzmir’e konuk oluyor. Sirkte akrobasi gösterileri, fanatik köpeklerin futbol şovu, nefes kesen köpekbalıkları, akıllı foklar ve sevimli penguenler çocuklara eğlenceli dakikalaryaşatacak. BKM Mutfak ekibi, hiçbir yerde yayınlanmamış yeni skeçleriyle çıktığı 11 duraklı turne kapsamında, 19 Mayıs akşamı Fuar Açıkhava’da olacak. Konak Belediyesi Prof. Dr. Türkan Saylan Alsancak Kültür Sanat Merkezi Sanat Galerisi’nde bu akşamdan itibaren Filiz Pelit’in ”Gökkuşağı” isimli karma sergisi sanatseverlerle buluşacak.

Ankara

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası,19 Mayıs‘ta Gençlik ve Spor BayramıKonseri ile izleyici karşısına çıkacak.

Bilkent Senfoni Orkestrası, Bilkent ve Yale öğrencilerinin 2012 Ustalık Sınıfı Kapanış Konseri’ne eşlik edecek.

Ankara Devlet Opera ve Balesi, 2konserle izleyiciyi selamlayacak.

Başkentte hafta boyunca gerçekleştirilecek kültür sanatetkinliklerinden bazıları şöyle:

-Opera-bale

Operet Sahnesi: “Selva Erdener ve Turkuvaz Quartet” konseri 20 Mayıs’ta seyredilebilir.

Leyla Gencer Sahnesi: Devlet Opera ve Balesi Çocuk Korosu 31 Mayıs’ta yıl sonu konseri verecek.

-Konser-

CSO: Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, 19 Mayıs‘ta Atatürk Spor Salonu’nda, Şef Emin GüvenYaşlıçam yönetiminde Gençlik ve Spor Bayramı Konseri’nde dinleyiciyle buluşacak. Atatürk Spor Salonu’ndaki konserde orkestrayı Şef Emin Güven Yaşlıçam yönetecek. Konserde, soprano Selva Erdener, tenor Murat Karahan ile Soprano Selva Erdener sahne alacak.

BSO: Bilkent Senfoni Orkestrası, 22 Mayıs’ta Işın Metin yönetiminde sahne alacak. Bilkent ve Yale üniversiteleri piyano öğrencilerinin 2012 Ustalık Sınıfı Kapanış Konseri’ne eşlik edecek.

-Sinema-

Başkent sinemalarında bu hafta 6 film seyirciyle buluşacak.

Kirk Jones’un Yönetmen koltuğuna oturduğu “Dikkat Bebek Var” vizyona girecek. Film, Heidi Murkoff’un kaleme aldığı ve dünya çapında çok satan kitaplar arasında gösterilen “Bebeğinizi Beklerken Sizi Neler Bekler” adlı kitaptan Shauna Cross ve Heather Hac tarafından uyarlanmış. Romantik komedide Elizabeth Banks, Brooklyn Decker, Genesis Rodriguez, Jennifer LopezDennis QuaidCameron Diaz, Anna Kendrick gibi yıldızlar bir araya geliyor.

Komedi filmi “Diktatör” seyirciyle buluşacak. Amerikan televizyon dünyasının çılgın Borat’ı Sacha Baron Cohen, son bombası Brüno’dan sonra

“Diktatör” ile sinema perdesine dönüyor. Tiranlık kuran bir diktatörün yapabileceği olayları işleyen filmin yönetmenliğini ve yapımcılığını önceki filmlerinde de beraber çalıştığı Larry Charles üstleniyor. Sacha Baron Cohen, Alec Berg, Jeff Schaffer ve David Mandel’dan oluşan kalabalık bir yazar kadrosuna sahip filmde Cohen dışında Megan Fox, Anna Faris, Ben Kingsley ve Jason Mantzoukas gibi isimleri görmek mümkün.

Yerli yapım “Öz Hakiki Karakol”, haftanın üçüncü yeni filmi. Bir kumarhaneyi soymak için sahte bir karakol kuran Hasan ve arkadaşlarının hikayesini anlatan filmin başrollerini Emin Maltepe, Cengiz Bozkurt, Oktay Gürsoy ile Serkan Genç, Sezgin Cengiz ve Hasan Demirtaş paylaşıyor.

Bu hafta yerli yapım olan “Sağ Salim” adlı bir film daha izleyicinin beğenisine sunuluyor. Filmde hem ölümden hem de ölülerden çok korkan saf bir Anadolu köylüsü olan Salim’in, köy muhtarının ricasıyla Mersin’den Sivas’a bir cenazeyle çıktığı komedi dolu yolculuk anlatılıyor. Yapımcılı ve yönetmenliğini Ersoy Güler’in üstlendiği filmin yazar kadrosunda Güler’in yanı sıra Alper Erze, Korhan Uğur, Şeyda Delibaşı isimleri yer alıyor. Filmin oyuncu kadrosunda ise Burçin Bildik, Fulya ZenginerAlper Saldıran gibi isimler yer alıyor.

Monica Bellucci‘nin oynadığı dramatik komedi türündeki “Dramatik Bir Yaz” adlı film gösterime giriyor. Philippe Garrel’in son filmi Monica Bellucci ile Louis Garrel’i bir araya getiren film, 68. Venedik Film Festivali’nde yarışma filmi olarak gösterilmişti.

Disney’in 1990’lı yılların başında imza attığı klasiklerden olan animasyon türündeki film “Güzel ve Çirkin” şimdi 3D teknolojisiyle beyazperdeye geri dönüyor. Filmde, çirkin bir yaratığın bir şatoya hapsettiği güzeller güzeli Belle’nin hikayesi ve burada çaydanlık, şamdan ve masa saatiyle arkadaş olduktan sonra canavar sandığı yaratığın iç yüzünü keşfetme macerası anlatılıyor.

-Sinemalar-

Metropol: “Diktatör”, “Yenilmezler”, “Can Dostum”, “İkizler Firarda”, “Kuzgun”, “Sağ Salim”, “Koruyucu”, “Öz Hakiki Karakol”,

“Dehşet Kapanı.

Optimum: “GÜzel ve Çirkin”, “Yenilmezler”, “Paris’te Çılgın Macera”,

“Koruyucu”, “Kuzgun”, “Sağ Salim”, “Dehşet Kapanı”, “Öz Hakiki Karakol”, “İkizler Firarda”.

Kızılay Büyülü Fener: “Dikkat Bebek Var”, “Diktatör”, “Açlık Oyunları”, “Yenilmezler”, “Aşk ve Para”, “Sağ Salim”, “Koruyucu”,

“Hayatımın Tatili”, “Can”, “Öz Hakiki Karakol”, “Can Dostum”.

Bahçelievler Büyülü Fener: “Aşkın Renkleri”, “İkizler Firarda”, “Can”,

“Sağ Salim”, “Aşk ve Para”.

 

Festivalin konusu “Kadına Yönelik Şiddet ve Ayrımcılık” oldu

2. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Adem Sözüer’in öncülüğünde, Başakşehir Belediyesiişbirliğiyle düzenlenen adalet, sinema ilişkisini çok kapsamlı bir kültürel etkinlikle gündeme getirmeyi hedefleyen Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nin ikincisi 27 Eylül – 4 Ekim 2012 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleşmek üzere hazırlıklarını sürdürüyor.

Geçen yıl “Darbeler” olan festivalin bu yılki teması, toplumumuzda ve dünyada en önemli sorunlardan biri olması nedeniyle, “Kadına Yönelik Şiddet ve Ayrımcılık” olarak belirlendi. Festival geçen yıldan farklı olarak bu yıl iki uluslararası yarışma ile programını genişletiyor.

Uluslararası Altın Terazi Kısa Film Yarışması: Festivalin ana teması olan “Kadına Yönelik Şiddet ve Ayrımcılık” ile bağlantılı kısa filmlerin katılabileceği “Uluslararası Altın Terazi Kısa Film Yarışması”, 01 Ocak 2011 tarihinden sonra çekilmiş tüm kısa filmleri bekliyor. Yarışma kapsamında oluşturulacak jüri kurulu tarafından belirlenecek en iyi kısa filme 6.000 Amerikan Doları para ödülü veriliyor.

Uluslararası Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması: Suç, ceza ve adalet ilişkili uzun metraj filmlerin katılabileceği yarışmaya 01 Ocak 2011 tarihinden sonra çekilmiş uzun metraj filmler başvurabiliyor. Yarışma kapsamında oluşturulacak jüri kurulu tarafından belirlenecek en iyi filme 20.000 Amerikan Doları para ödülü veriliyor.

Festivalin yarışmalı bölümlerine başvuruda bulunacak katılımcıların, internet sitesindeki başvuru formunu doldurarak, ön izleme kopyalarını en geç 16 Temmuz 2012 tarihine kadar festival merkezine ulaştırması gerekiyor.

Kaynaka : [-]

Bosna Hersek’te yaşanan savaşın izlerini silmek ve ülkenin başkenti Saraybosna’yı eskisi gibi kültür sanat ile tekrar buluşturmak için, 1995’te sanatçıların girişimiyle başlatılan Saraybosna Film Festivali’nin 18incisi 6 Temmuz’da başlayacak.

Sarajevo Film Festivali

Avrupa’nın en önemli film festivallerinden biri olarak kabul gören festival, Saraybosna’daki Halk Tiyatrosu binasında, 2008’de Cannes’te “Kar” filmi ile Grand Prix ödülününü kazanan ünlü Boşnak yönetmen Aida Begiç’in “Çocuklar” filminin gösterimi ile başlayacak.

Festivalin duyurusu için yapılan basın toplantısına katılan yönetmen Aida Begiç, galası Cannes Film Festivali’nde yapılacak “Çocuklar” filminin, 18. Saraybosna Film Festivali’nin açılışını yapacağı için duyduğu mutluluğu dile getirdi.

Öğrenci olduğu sırada Saraybosna Film Festivali’nde görev yaptığını hatırlatan Begiç, “Saraybosna Film Festivali ile birlikte büyüdük. Bu festival olmasaydı, yerli yönetmenlerin başarı yolu çok daha ağır olurdu” diye konuştu.

Saraybosna Film Festivali’ne bu güne kadar Angelina Jolie, Brad Pitt, Morgan Freeman, Saadet Işıl Aksoy, Semih Kaplanoğlu, Engin Günaydın, Nuri Bilge Ceylan ve Wim Wanders’ın da aralarında bulunduğu birçok ünlü katıldı.

 

65. Cannes Film Festivali yarın akşamı Wes Anderson’un “Moonrise Kingdom” isimli filminin gösterimiyle başlıyor.

65.Cannes Film Festivali Afişi

Festival, Claude Miller’ın “Therese Desqueyroux” isimli filminin gösterimiyle 27 Mayıs’ta sona erecek.

Festivalde “Altın Palmiye” için 4 bin 300 film arasından seçilen 22 film yarışacak.
Başkanlığını İtalyan Nanni Moretti’nin üstleneceği bu yılki jüride Filistinli oyuncu ve yönetmen Hiam Abbass, İngiliz yönetmenAndrea Arnold, Fransız oyuncu Emmanuelle Devos, Alman oyuncuDiane Kruger, İngiliz oyuncu Ewan Mc Gregor, ABD’li yapımcıAlexander Payne, Haitili yönetmen ve yapımcı Raoul Peck yer alıyor.

Monnrise Kingdom Film Afişi

Festivalde 30’a yakın ülkeden 91 film gösterilecek. Festival her yıl olduğu gibi yıldızlar geçidine sahne olacak. Nicole Kidman, Brad Pitt, Bruce Willis gibi yıldızların “kırmızı halıdan” geçeceği festivalin bu yılki logosu 1962’de hayatını kaybeden Hollywood’un efsanevi oyuncusu Marilyn Monroe’un siyah beyaz fotoğrafı olacak.

Kısa metrajlı Türk filmi

Rezan Yeşilbaş

Bu yılki festival, Türk sineması için de ayrı bir önem taşıyan etkinliklere sahne olacak.
65. Cannes Film Festivalinde, kısa metrajlı filmler kategorisinde yarışacak eserler arasına Türk yönetmen Rezan Yeşilbaş‘ın “Sessiz”isimli filmi de yer alıyor. “Sessiz”, yarışmaya gönderilen 4 bin 500 film içinden jürinin seçtiği 10 kısa metrajlı film arasına girmeyi başardı.

Bu arada Fransa’daki Sinema Yönetmen ve Yapımcıları Derneği, festival sırasında 17 Mayıs’ta düzenlenecek bir etkinlikle yönetmen Nuri Bilge Ceylan’a 2012 “Carossee d’or” sinema ödülünü takdim edecek. Ödül öncesi Ceylan’ın Fransa’da ve Avrupa’da tanınmasını sağlayan “Mayıs Sıkıntısı” filmi de gösterilecek.

Festivalde Türkiye açısından diğer önemli bir gelişmeyse, Türk kökenli Alman yönetmen Fatih Akın’ın “Polluting Paradise” isimli filminin, 18 Mayıs’ta yarışma dışı “özel gösterimler” bölümünde izleyiciyle buluşacak olması.
Festivalin önemli etkinlikleri

Ünlü Amerikalı sinema yönetmeni ve oyuncusu olan aynı zamanda siyasi kimliğiyle tanınan Sean Penn, Haiti’ye yapılacak bağışlarla ilgili düzenlenecek özel bir geceye katılmak üzere Cannes’a gelecek. Fransa’nın ünlü felsefecisi Bernard-Henri Levy, festival sırasında hazırladığı Libya konulu belgeselin gösterimi için festivale katılacak.

Festivalin ‘‘klasikler” bölümünde, yeni tekniklerle çekim kaliteleri düzeltilerek tekrar vizyona sokulan ”Bir Zamanlar Amerika” ve”Tess”in yeniden gösterimi için Robert De Niro, Roman Polanski ve Nastassja Kinski gibi yıldızlar yine Cannes’da olacak.

Ünlü kozmetik devi l’Oreal’in düzenlediği bir etkinlikte Jane Fonda da yine, festivalde boy gösterecek yıldızlar arasında yer alıyor.

Dünyanın en önemli sinema pazarı

Cannes film festivali, ”Altın Palmiye” ve yarışma dışı gösterilecek yeni filmlerin dışında, dünyanın en önemli sinema pazarı olma özelliği taşıyor.

Festival dolayısıyla kurulan 13 bin metrekare genişliğindeki sinema pazarına ise 100’ü aşkın ülkeden 10 bin kişinin katılması bekleniyor. Festival dolayısıyla kurulacak 600 stantta dünyanın dört bir yanından gelen filmler yeni pazarlar için ”görücüye çıkma” şansı bulacak.

Festivali, dünyanın dört bir yanından gelen 4 bin 600 gazetecinin takip etmesi bekleniyor. Festival dolayısıyla 73 bin olan Cannes kentinin nüfusu, iki hafta boyunca yaklaşık 200 bine çıkacak.
 

İstanbul Modern Sinema, Türk sinema tarihinin en önemli yönetmenlerinden ve filmleriyle çığır açan Metin Erksan’ın dokuz filmini izleyiciyle buluşturuyor.

Erol Taş - Hülya Koçyiğit

19 Nisan – 29 Nisan tarihleri arasında gösterime sunulacak seçkide, Metin Erksan sinemasının olgunlaştığı ve en iyi ürünlerinin ortaya çıktığı 1960’lı yıllarda çektiği filmler yer alıyor. Bu filmler, Metin Erksan’ın günümüz Türk sinemasındaki etkisini, izlerini yansıtıyor.

“Metin Erksan Siyah Beyaz” başlıklı program, 19 Nisan Perşembe günü saat 16.30’da  Kuyu filminin gösterimiyle başlayacak ve gösterimin ardından saat 18.30’da düzenlenecek söyleşiye filmin yapımcısı, Lale Film’in sahibi Necip Sarıcı, Kuyu filmini Türk sinema tarihinin en iyi filmi olarak niteleyen sinema yazarları Yeşim Tabak ile Burcu Aykar katılacaklar. Söyleşide filmin perde arkası irdelenecek ve Metin Erksan’ın 1968’de AltınKoza’da kazandığı “En İyi Yönetmen” ödülüyle ilgili  özel bir belgesel sunumu gerçekleştirilecek.

Metin Erksan, öznel, yenilikçi ve evrensel sinema diliyle Türk sinema tarihinde toplumsal gerçekçi akımı yaratan bir “auteur” olduğu gibi, uluslararası bir yarışmada birincilik ödülü alan ilk yönetmen. Sinemacı ve entelektüel kimliği iç içe geçen, sanat tarihiyle yakından ilgili olan Erksan, yıllarca sansürle mücadele etti ve filmleriyle olduğu kadar yazılarıyla da sinemaya büyük katkılar sağladı. “Erksan’ın tutkularının, eserlerindeki kişilerin tutkularıyla kaynaşarak, filmlerinin başka hiçbir rejisörün eserlerinde rastlanmayan o kendine has fırtınalı dünyasını” ortaya çıkardığını belirten Halit Refiğ, Metin Erksan’ın büyük sanat eserleri yaratmak için gereken ilk şartı başararak, kendi özel dünyasını kurduğunu vurguluyor.

“Metin Erksan Siyah Beyaz” başlıklı programda ünlü yönetmenin Kuyu, Susuz Yaz, Yılanların Öcü, Sevmek Zamanı, Cingöz Recai Beyaz Cehennem, Dokuz Dağın Efesi, Gecelerin Ötesi, Mahalle Arkadaşları ve Suçlular Aramızda isimli filmleri gösterime sunulacak.

Türk sinemasının kilometre taşı ve Metin Erksan filmografisinin en önemli filmlerinden biri olan Susuz Yaz, 1964 yılında Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü kazandı.  Susuzluk ve kadınsızlık temasını işleyen bu köy filmi, Necati Cumalı’nın aynı adlı hikayesinden uyarlandı. Fakir Baykurt’un aynı adlı eserinden Metin Erksan’ın senaryolaştırdığı ve Karanlık Dünya filminden sonra sansürle en sert çatışmasını oluşturan, 1966 yılında Kartaca Film Şenliği’nde birincilik kazanan, “köy gerçeklerine dönüş” filmi Yılanların Öcü’nde Erksan fakirliği abartmadan, karton tipler değil gerçek ve direnen karakterler yaratarak, mülkiyet temasının altını çizdi. Türk sinemasının en iyi filmlerinden biri olarak değerlendirilen kült aşk filmi Sevmek Zamanı, bir kızın suretine aşık olan delikanlı ile o suretin sahibi kızın modern zamanlarda geçen aşk hikayesiydi. “Metin Erksan Siyah Beyaz” başlıklı programın açılış filmi Kuyu ise Orhan Gencebay’ın müzikleri ve kuyu başındaki dramatik finaliyle 1969 yılında 1. Adana Altın Koza Film Şenliği’nde  “En İyi Film”,  “En İyi Yönetmen”, “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” ve “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödüllerini kazandı, kimi eleştirmenlerce Türk sinemasının en iyi örneklerinden biri olarak nitelendirildi.

“Metin Erksan Siyah Beyaz” başlıklı programda yönetmenin gösterilecek diğer filmleri arasında Peyami Safa’nın polisiye romanından uyarlanan Cingöz Recai Beyaz Cehennem; Erksan’ın tarihsel gerçekçi hikayelerinden biri olan, Ege yöresinde Osmanlı Hükümeti’ne karşı isyan ederek dağa çıkan Çakıcı Mehmet Efe’nin serüvenini anlatan Dokuz Dağın Efesi; 1961’de Türk Filmleri Yarışması’nda “En İyi Senaryo” ödülünü alan ve toplumsal gerçekçi sinemanın başlangıcı olarak kabul edilen Gecelerin Ötesi; Steinbeck’in Sardalya Sokağı romanından esinlenen Mahalle Arkadaşları ve 1965’te İzmir Enternasyonal Fuarı 1.Film Şenliği’nde “En Başarılı Yönetmen” ve  1965’te Milano Film Festivali’nde “En İyi Sosyal İçerikli Film” ödüllerine değer görülen Suçlular Aramızda bulunuyor.

Cingöz Recai Beyaz Cehennem

Turan Seyfioğlu

1954, 88´, siyah beyaz

Oyuncular: Turan Seyfioğlu, Avni Dilligil, Neriman Köksal

Peyami Safa’nın polisiye romanından uyarlanan bu hırsız-polis hikayesi uluslararası biruyuşturucu çetesiyle mücadele eden Cingöz Recai’nin İstanbul’daki maceralarını anlatır. Hikaye, armatör Hüseyin Faik’in öldürülmesiyle başlar. Arkadaşı Leman’la bir gece gezmesinden dönen karısı Melahat, bindikleri taksi şoförü tarafından kaçırılmak istenir. Polislerce kurtarılıp evine getirilir. Evde kocasını boğulmuş olarak bulurlar. Arsen Lüpen tiplemesinden esinlenerek yaratılmış bu sakız çiğneyen, cesur ama tedbirli, zeki ama çapkın, sevimli sabıkalı rolünde Turan Seyfioğlu öne çıkıyor.

Dokuz Dağın Efesi

1958, 107´, siyah beyaz

Oyuncular: Fikret Hakan, Serpil Gül, Hayri Esen

Erksan’ın tarihsel gerçekçi hikayelerinden biri olan film, Ege yöresinde Osmanlı Hükümeti’ne karşı isyan ederek dağa çıkan Çakıcı Mehmet Efe’nin serüvenini anlatır. Babası, Hasan Çavuş tarafından öldürülen Çakıcı Mehmet, bunun üzerine intikam almaya

Çakıcı Geliyor - Dokuz Dağın Efsanesi

karar verir ve dağa çıkar. Anadolu’nun gerçekçi yaşantısınınn derinine bakan film Erksan’ın tüm kahramanları gibi yalnız ve tutkulu bir insanın destanını aktarır.

Gecelerin Ötesi

1960, 85´, siyah beyaz

Oyuncular: Kadir Savun, Erol Taş, Hayati Hamzaoğlu

Film, aynı mahallede yaşayan yedi gencin öyküsünü anlatır. Birbirlerinden farklı yaşantılara ve ideallere sahip  olan bu gençlerin tek ortak yanları,  paranın mutluluk getireceğine inanmalarıdır. Bunun için bir çete kurarlar ve benzin istasyonlarını soymaya başlarlar. Uzun yol şoförü Fehmi, ailesine bakmak zorunda olan dokuma işçisi Ekrem, Amerika’ya gidip şöhret olma hayaline kapılan rock’n roll meraklısı müzisyenler Sezai ve Yüksel, sanatından tatmin olmayan idealist tiyatrocu Cevat ve mutsuz ressam Ayhan… Her mahallede bir milyoner yetiştiren siyasi düzenin kurbanları üzerinden dönemin ekonomik yapısına ve sosyal yaşamına sert bir eleştiri getiren bu film, toplumsal gerçekçi sinemanın başlangıcı olarak kabul edilir. Gecelerin Ötesi 1961’de Türk Filmleri Yarışması’nda “En İyi Senaryo” ödülünü aldı.

Mahalle Arkadaşları

1961, 90´, siyah beyaz

Oyuncular: Efkan Efekan, Suna Selen, Kadir Savun

Erksan yine bir çetenin maceralarını anlatıyor: Steinbeck’in Sardalya Sokağı romanından esinlenen bu hikaye bir kızı seven fakir bir kaptanla, aylak arkadaşları üzerinedir. Sinema yazarı ve tarihçisi Giovanni Scognamillo’nun ifade ettiği gibi, “Sevimli mutlu serseriler, avare yaşamanın rahatlığı, sorumsuz olmanın tatlılığı, zengin kız-fakir delikanlı aşkı, kötü adam, vamp kadın, geleneklere bağlı gülünç baba, Erksan’ın hikayesinde kullandığı başlıca motiflerdi… Bu buruk güldürüde arkadaşlık savunuluyordu, küçük insanlar şirinlik kazanıyordu, burjuvalar sövülüyordu…”

Yılanların Öcü

1962, 102´, siyah beyaz

Oyuncular: Fikret Hakan, Nurhan Nur, Aliye Rona, Kadir Savun, Erol Taş

Fakir Baykurt’un aynı adlı eserinden Erksan’ın senaryolaştırdığı bu film, yönetmenin sansürle üçüncü ve en sert çatışmasını doğurdu. Dönemin siyasi sahnesinde yankı uyandıran, basının uzun süre ilgisini çeken Yılanların Öcü, bir “köy gerçeklerine dönüş” filmi.  Yaşlı anası Irazca, karısı ve üç çocuğuyla küçük toprağını ekerek geçimini sağlayan Kara Bayram yoksul bir köylüdür. Muhtar, köyün ortak arazisinden bir yeri Deli Haceli’ye satınca yapılacak evin kendi evinin önünde olmasına karşı çıkan Kara Bayram’ın huzuru kaçar. Erksan filmde fakirliği abartmadan, karton tipler değil gerçek ve direnen karakterler yaratarak mülkiyet temasının altını çizer.Yılanların Öcü  1966 yılında Kartaca Film Şenliği’nde birincilik kazandı.

Susuz Yaz

1963, 90´, siyah beyaz

Oyuncular: Erol Taş, Hülya Koçyiğit, Ulvi Doğan

Necati Cumalı’nın aynı adlı hikayesinden uyarlanan bu köy filmi, Berlin’de büyük ödül AltınAyı’ya layık görüldü. Hikayenin geçtiği İzmir’in Bademler köyünde dokuz ayda yapılan film susuzluk ve kadınsızlık temasını işler. Sosyolojik bir olayı “yalnız insan” dramıyla kaynaştıran filmde çiftçi Osman, arazisinde çıkan suyu kendi başına sahiplenmek ister, ancak suya ihtiyaçları olan diğer köylüleri karşısına alır. Bu çatışmada hapse düşen kardeşi Hasan’ın karısı Bahar’a da göz koyar. Sinema yazarı ve tarihçisi Giovanni Scognamillo, Susuz Yaz’ın “Toprak ve su mülkiyeti meselelerine, Türk köylüsünün cinsel davranışlarına, Erksan’ın kendi dünyası içinde doğru bir şekilde yaklaşmayı başardığı” için üstün bir sanat eseri olduğunu belirtiyor. Film, bir yandan köy yaşantısını, toplumsal davayı gözlemlese de asıl dayanağı üç karakterin arasındaki duygusal ilişkiler ve çatışmadır. Erksan bu filmde dönemin yıldız ekolüne karşı koyarak, sonrasında her biri Türk sinemasında değerli izler bırakan oyuncuların yetişmesini sağladı. Filmin müziği Manos Hacidakis tarafından bestelendi. Susuz Yaz, “Her bakımdan Türk sinemasının kilometre taşı” olarak nitelendiriliyor.

Suçlular Aramızda

1964, 98´, siyah beyaz

Oyuncular: Belgin Doruk, Tamer Yiğit, Ekrem Bora

İstanbullu zengin bir ailenin konağında, oldukça kıymetli olduğu söylenen bir kolye çalınır. Hırsızın evin içinden bir kişi olduğu düşünülmektedir. Ancak şüphelerde sınıf farklılıkları, önyargılar hemen göze çarpar. İşin tuhaf yanı kolye sahtedir. Suçlular Aramızda, çalınan bu sahte kolyenin çevresinde dönüp dolaşan, ölen ve öldürülen karakterlerin hikayesidir. Farklı çevrelerde geçen ve bir polis romanını andıran olaylar aslında yine bir toplum eleştirisini ortaya çıkarır. Suçlular Aramızda, 1965’te İzmir Enternasyonal Fuarı 1.Film Şenliği’nde “En Başarılı Yönetmen” ve 1965’te Milano Film Festivali’nde “En İyi Sosyal İçerikli Film” ödüllerini aldı.

Sevmek Zamanı

1965, 89´, siyah beyaz

Oyuncular: Müşfik Kenter, Sema Özcan, Süleyman Tekcan, Deniz Çakır

Değeri sonradan anlaşılan kült bir aşk filmi. İnsan dramıyla, insanın içsel dünyasıyla ilgilenen, mekanı, öykü anlatımı, usta sahneleri ve diyaloglarıyla Türk sinemasının en iyi filmlerinden biri olarak değerlendirilir. Bir kızın suretine aşık olan delikanlı ile o suretin sahibi kızın modern zamanlarda geçen aşk hikayesidir. Döneminin popüler Türk filmlerinden tamamen ayrılan, aşkı farklı bir gözle, tutkuyu soyut bir yaklaşımla irdeleyen, Doğu masallarından borç aldığı ‘suret’ teması üzerinden kurgulanan filmi, Fransız sinema tarihçisi Georges Sadoul, “Sinemada sert bir sınıf çatışmasının en net göründüğü metin” olarak nitelendirdi. Halil, adada ustası Mustafa ile birlikte boyacılık yapmaktadır. Bir gün boyamaya girdiği boş köşklerden birinde duvarda asılı bir kadın resmi görür ve resme aşık olur. Bir yıl boyunca her gün köşke girer ve resmi seyreder; ta ki köşkün sahibinin kızı olan resimdeki Meral, iki arkadaşıyla köşke gelip Halil’i resmini seyrederken görene kadar. Meral, Halil’in kendisine aşık olduğuna inanarak bu aşka karşılık verir. Oysa Halil, Meral’e değil, onun resmine aşıktır.

Kuyu

1968, 84´, siyah beyaz

Oyuncular: Nil Göncü, Hayati Hamzaoğlu, Aliye Rona

Şiddet ve tutkunun bir arada işlendiği film, bir gazete haberinden yola çıkmıştır. Komşusu Fatma’ya deli gibi tutkun olan Osman kızı defalarca kaçırır, dağa kaldırır, evlenmeye ikna etmeye çalışır, başaramayınca bir ağaca bağlayarak tecavüz eder. Ama Fatma’nın intikamı acı olur. Dönemin köy hikayelerinin aksine toprak ağası karakterine yer vermeyen filmdeki dramatik çatışma, mülk sahibi olanların kendi çıkarlarını kovalarken başkalarına zarar vermelerinden kaynaklanır. Hastalıklı bir tutkuyla bir kadına sahip olma isteğinin sınırlarını gösterir. Nijat Özön “tam Erksan usulü bir kara sevda filmi diye nitelendirdiği filmin, “İnsanın derinliklerine bakışı, karakterlerin patolojik yalnızlıklarını neredeyse doğallaştırdığınadeğinerek, sinemanın değil, psikiyatrinin konusu olması gerektiğini belirtir. Orhan Gencebay’ın müzikleri ve kuyu başındaki dramatik finaliyle 1969 yılında 1. Adana Altın Koza Film Şenliği’nde  “En İyi Film”, “En İyi Yönetmen”, “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” ve “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödüllerini kazanan film, kimi eleştirmenlere göre Türk sinemasının en iyi örneklerinden biridir.

Kaynak : [-]

21-28 Nisan tarihleri arasında yapılacak Uluslararası İzmir Film Festivali kapsamında bütün gösterimler ve etkinlikler ücretsiz  gerçekleşecek. Film gösterimleri için dağıtılacak yer kuponlarınızı sinema fuayelerinde açılacak festival gişelerinden alabilirsiniz. Yer kuponları günlük dağıtılacaktır. Seyirciler her seans için en fazla iki yer kuponu alabilecektir.

izmir film festivali

FESTİVAL’DE BUGÜN (21 NİSAN CUMARTESİ)

Havai Fişek Gösterisi

21:00-22:00

GÜZELYALI, KONAK İSKELE YANI, GÜNDOĞDU, KADİFE KALE, BAYRAKLI REKREASYON ALANI, ARENA İZMİR, KARŞIYAKA ÖZGÜRLÜK MEYDANI

Karaca Sineması Salon 1

12:00 Theo’nun Bakışı / Theo’s Gaze 59′

14:00 İşte Böyle / Damn The Dams (Yönetmen Osman Şişman ve Özlem Sarıyıldız’ın katılımıyla / with the attendance of the directors Osman Şişman and Özlem Sarıyıldız)

14: 00 Türkçe Pekiyi / Turkish: A (Yönetmen Murat Bayramoğlu’nun katılımıyla / with the attendance of the director Murat Bayramoğlu)

17:30 KURMACA KISA FiLMLER GÖSTERİMİ ve EKİP ÖDÜLLLERİ TÖRENİ / FICTION SHORT FILMS SCREENING AND TEAM AWARDS

12. İzmir Uluslar arası film Festivali Gösterim Programı

21:00 Yalnızlar Rıhtımı / The Lonely Ones Quay  113′

İzmir Sineması Salon 4

12:15 Mutlu Et Yoktur / LoveMEATender 63′

14:15 Charlotte Rampling: Cazibe / Charlotte Rampling: The Look 90′

16:45 Punk Usulü Baba / The Other F Word 99′

18:45 Agarta’nın Çağrısını Duyan Çocuklar / The Children Who Chase Lost Voices from Deep Below 116′

21:15 George Harrison: Fani Dünyaya Karşı / George Harrison: Living in the Material World 208′

İzmir Sineması Salon 3

13:00 Kibarlık Zor Zanaat / It is Hard to Be Nice 102′

15:30 Başım Belada / First On The List 85′ (Yönetmen Roan Johnson’ın katılımıyla / with the attendance of the director Roan Johnson)

18:00 Eva / Eva 94′

20:30 Benim Adım Li / Shun Li and the Poet 100′

Bornova Batı Sineması

13:00 Düzelti / Erratum 95′

15:30 Gönül Laf Dinlemez / Reasons of the Heart 119′

18:00 Hayatta En Önemlisi Ölü Olmamak / The Most Important Thing in Life Is Not To Die 80′ (Yönetmen Pablo Martin Torrado’nun katılımıyla / with the attendance of the director Pablo Martin Torrado)

20:30 Kumpanya / The Travelling Players 230′

Festival Katalogu :  http://www.izmirfilmfest.com/pageFlip2/index.html

Film festivali Duyuruları için :  http://www.izmirfilmfest.com/duyuru.php

 Festivalin Tarihçesi : 

İzmir’de Film Festivali Yolculuğu…

Oğuz Makal*

Sanıldığının aksine, bugün Antalya’da ünlenen Sanat ve Kültür Festivali (Altın Portakal) ve yine bu kapsamda düzenlenen film yarışmasının öncü kenti İzmir’dir.

1961 yılında İzmir, öncekilerin tümü tartışmalı geçen sinema festivali ya da yarışmalara bir katkıda bulunmak istedi. Fuar sırasında düzenlenen “Birinci Sanat Festivali”nde içlerinde rahmetli gazeteci-yazar Özdemir Hazar’ın da olduğu girişimciler, “Fuar Filmleri Yarışması”nın yapılmasına karar verdiler. İstanbul’daki film şirketlerine, sinemayla ilgili kuruluşlara çağrılar yapıldı. Bu olayı aktaran Sn. Erman Şener’e göre, ortada bir sorun vardı, birkaç ay önce İstanbul’da “Türk Filmleri Yarışması” adıyla bir etkinlik düzenlenmişti ve özellikle olumsuz yankıları sürüp gitmekteydi. İzmir ise sinema endüstriden uzak, medya açısından zayıf bir kentti, getireceği mali külfetler nedeniyle de filmcilere çekici gelmemekte. Çok az basılan film kopyasının en azından 4-5 gün gösterimden uzak tutulması onları düşündürtmekteydi. Şener’e (**) göre, “Tabii bunlar birer La Palice gerçeğiydi ve festivali düzenleyenler de bütün bunları mükemmelen biliyorlardı. Bu yüzdendir ki, festivali her türlü koşulun dışında tuttular. Yapılan çağrıda, en küçük bir koşul bile söz konusu değildi. Yani festivali düzenleyenler ne başka bir festivale katılmama şartını ileri sürüyorlardı, ne de katılacak filmin o yıl çevrilme şartını. “Peki, İzmir’deki bu festivale hangi filmler katılmıştı? Sekiz film başvurmuştu: İki Damla Gözyaşı (Nejat Saydam-1961), Gecelerin Ötesi (Metin Erksan-1960), Ayşecik ‘Şeytan Çekici’ (Atıf Yılmaz-1960), Dolandırıcılar Şahı (Atıf Yılmaz-1960), Kader Yolcusu (Selahattin Burçkin-1961, Cumbadan Rumbaya (Turgut Demirağ-1960), Denize İnen Sokak (Atilla Tokatlı-1960), Unutamadığım Kadın(Ülkü Erakalın-1961).

Yedi kişilik jüri filmleri izledi. İlk günler her şey düzgün ve sakindi, filmlerin sonuna gelindiğinde ise jüride genel bir hoşnutsuzluk başladı. Bu konuda Erman Şener şöyle yazar: “Jüri -Ne demekse- ‘Seyredilen filmlerin içinde Türk Film ortamını bulan bir film…’ bulamamıştı. Bu yüzden, birincilik ödülünün hiçbir filme verilmeyeceği sanılıyordu. Oysa sonuçlar açıklandığında hayretle görüldü ki, 8 film içinde Türk Film ortamını bulan bir tek film bile bulamayan jüri 6 oyla (evet, mevcudun bir eksiği ile) ‘Denize İnen Sokak’ adlı filmi birinci seçmişti. Anlaşılan jüri, lahana turşusu yemenin perhizi bozmayacağı kanaatindeydi.”

İstanbul’da yapılan bir önceki yarışma kadar ses getirmeyen yarışma, gelip geçecek ve şu ödüller şöyle sıralanacaktır;
En başarılı film: Denize İnen Sokak
En başarılı rejisör: Yok
En başarılı senarist: Selçuk Bakkalbaşı
En başarılı kameraman: Enver Burçin
En başarılı erkek oyuncu: Ulvi Uraz
En başarılı kadın oyuncu: Nurhan Nur

Bu ilk yarışmanın jürisi gerçekten ilginçtir. Birinci film için oy kullanmayan tek jüri üyesinin kanısı, Şener’in deyimiyle “gerçekten dünya sinema literatürüne girecek değerde birinci”dir ve üstelik bu üye Ankara Devlet Tiyatrosu’ndan aktör-Yönetmen Ziya Demirel’dir. Ziya Demirel’in Fuar Filmleri yarışmasında ‘Denize İnen Sokak’ adlı filme oy vermemesinin gerekçesi, filmin teatral olmamasıdır. Tiyatrodan daha farklı bir sanat diline sahip olmak için o güne değin elli-altmış yılını vermiş olan sinema sanatından beklentisi teatral olmasıydı. Ona göre, film teatral özellikler taşımadığı için birinci seçilmemeliydi.

Öte yandan, en başarılı filmi seçen jüri, en başarılı yönetmeni bulamamıştı. Belki de nedeni Denize İnen Sokak’ı iyi yöneterek en iyi filmi yapan ancak sinema yönetmeni olmayan Atilla Tokatlı’yı yüceltmemek (!) olabilir…

İzmir, ikinci kez film festivali yarışması için girişimde bulunmayacak, bu sessizlik de Antalya’nın işine yarayacaktır.

İzmir ve Sinema Kulüpleri

İzmir iki kez sinema kulübüyle tanışacaktır. İlki 1960’lı yılların sonunda İstanbul Sinematek derneğinin kurulmasından sonra bir avuç sinema sevdalısının girişimiyle -Esat Balım, Ziya Metin, Necati Doluorman – gerçekleşecek, mekân olarak son yıllara kadar aktif durumda olan Hatay Sineması seçilecektir.

İkincisi İzmir Sinema ve Kültür Derneği (İSKD-1974) girişimidir. 1974’de kurulan bu derneğin başkanı Ali Özgüven, başkan yardımcısı ve sinema etkinlikleri yönetmeni Oğuz Makal’dır. İSKD, ilk film gösterisini Karaca Sineması’nda Bulgar sinemasından “Sevgi” adlı filmle yapar. Açılışı, dönemin Belediye Başkanı Sn. İhsan Alyanak ve o yıllarda doçent olan ve iki yıl sonra İzmir’de bir fakülte içinde ilk Sinema-TV bölümünü kuracak Alim Şerif Onaran birlikte yaparlar. Daha ikinci haftada yaptığı gösterimler derneğin, emniyetin “sıkı gözetim trenine” binmesi için yeterli olacaktır… İSKD’nin “genç” tavrı ve 1960’ların sonlarındaki bağımsız bir sinema hareketi olan “Genç Sinema” hareketi gibi ‘Yeşilçam’ olarak adlandırılan sinemadan uzak kalışı nedeniyle, ilk adı ‘İzmir Bağımsız Film Festivali’ olan etkinliği yaratır. (Türk Sineması’ndan gösterdiği filmler Karanlıkta Uyananlar (Ertem Göreç-1964), Bitmeyen Yol (Duygu Sağıroğlu-1965) gibi toplumsal tanıklık filmleridir).

Fuar alanındaki eski Belediye Meclis salonuna kurulan 35 mm’lik gösterim aracıyla Yılmaz Güney’in “Umut”(1970) ve “Endişe”(1974) filmleri sunulur. İstanbul Sinematek Yönetmeni Onat Kutlar “Politik Sinema” konulu bir konferans verir. Yurt dışında, İsveç’te filmler yapan Muammer Özer’in kısa-belgesel filmleri ilk kez İzmir’de gösterilir. Dernek kurulduğunda tam bir sanat çölü olan İzmir’de bu birkaç günlük olayın beklenen sesi verdiğini söylemek zordur.

Uluslararası İzmir Film Festivali’ne doğru…

Sinemanın kenti İstanbul’dur ve İstanbul bir festivale ancak 1983’te “Uluslararası Sinema Günleri” adıyla kavuşacaktır. 1985’ten başlayarak “sinema ve sanatlar” temasını işleyen yabancı ve yerli filmler yarışması açılacak, ‘Altın Lale’ ödülleri verilecektir. İzmir’de ise 1976 yılından itibaren Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümü öğrenci almaya başlar. Kentin değişen kültür yaşamının etkileri ve biraz da İstanbul’a duyulan gıptayla – bu arada Oğuz Adanır ve ben, her yıl festival için İstanbul’a koşuşturmaktaydık-,Ankara’da da bir festivalin başlatılmasının gizli tahrikiyle bir adım atıldı: “Uluslararası İzmir Sinema Günleri”. Bu ilk etkinlik tümüyle gösterime yönelikti, yarışma yapma cesareti yoktu, “Altın Artemis” adıyla bir onur ödülü vermeyi planladık, ve ilk ‘Altın Artemis’i yılların ustası Atıf Yılmaz’a sunduk. Köşk Sineması’nda Atıf yılmaz Filmleri toplu gösterimi yapılırken, TAD (Türk-Amerikan Derneği) , Fransız Kültür Merkezi Salonu ve İzmir Sineması’nda Zoltan Fabri’den Ağıt, Andrey Tarkovski’den Stalker, Ayna, Solaris, Andrey Rublev, François Truffaut’dan Neşeli Pazar, Franco Zeffirelli’den Otello, Oshima’dan Furyo, İngmar Bergman’dan Yüzyüze, Jean Luc Godard’dan Adı Carmen, Percy Adlon’dan Bağdat Cafe gibi filmler gösterildi. Ayrıca Bernardo Bertolucci’ye ayrılmış bir toplu gösteri ve “İzmir’de Sinema Kültürü ve Sorunları” başlıklı bir panel gerçekleşti.

Bu ilk etkinlikte, o güne kadar sinema sanatı adına kayda değer hiç bir filmin izlenemediği İzmir’de bir sinema rüzgârı, zengin örnekleriyle estirilmişti. Bugün geriye dönerek bakarsak, sinema sanatı için önemi kaçınılmaz olan Andrey Tarkovski, Bertolucci ve Godard’ı İzmirliler bu ilk festivalde keşfedecekti. Bir yıl sonra Alain Resnais’den Hiroşima Sevgilim, Gece ve Sis, Godard’dan Erkek-Dişi, Robert Bresson’dan (Çok sonra İstanbul’da gösterildi) Rastgele Balthasar, Costas Ferris’ten Rembetiko, Fernando Solanas’dan Güney (bu politik film Yılmaz Güney’e ithaf edilmiştir), Francesco Rosi’den Kırmızı Pazartesi, Krzysztof Kieslowski’den Öldürme Üzerine Küçük Bir Film ve Aşk Üzerine Küçük Bir Film’in yanısıra Mauro Bolognini’nin üç filmi, Stephen Frears’ın Benim Güzel Çamaşırhanem, Zhang Yimou’dan Kızıl Mısır Tarlaları gösterilecektir. O yıl “Altın Artemis Onur Ödülü “Türkan Şoray ve Halit Refiğ’e verilecek, bu nedenle Refiğ’e ayrılmış bir toplu gösterim yapılacaktır. Bir sergi, 6 söyleşi, üç panel (biri Kültür ve Turizm açısından sinema şenlikleri olan) festivali tamamlayacaktır. Üçüncü yılı da başarılı bir çizgide atlatan “Sinema Günleri”, dördüncü yılında “Uluslararası İzmir Film Festivali” olarak, olumlu yankılar alan şu bölümleri açarak ve davet ettiği konuklarıyla canlı tutarak günümüze ulaşacaktır: Kameranın Ardındaki Kadın, Genç Artemis Yarışması, Ülke Sineması gibi.

Geçen on yıllık süreçte dünya sinemasının en önemli ustaları Akira Kurosawa, Andrzej Wajda, Abbas Kiarostami, Lars Von Trier, Istvan Szabo, Doris Dörrie, Salvoteres, Francesco Rosi, Ettora Scola, Wim Wenders, C. Sautet, Claude Chabrol, İdiko Szabo, Leo Carax, C. Miller, Luc Besson, Carlos Saura, Peter Greenaway, B. Biller, David Cronenberg, Federico Fellini, Theodoros Angelopoulos, Mike Figgis, Luis Bunuel, Marco Ferreri, Pier Paolo Pasolini, Agnes Varda, Yılmaz Güney ayrıca Mustafa Altıoklar’dan Kutluğ Ataman’a, Zeki Demirkubuz’a birkaç yıl sonra ünlenecek bizden yönetmenlerin ilk filmlerini keşfetme olanağı bulunmuştur. Sinemamızın değerli kadın yönetmeni Bilge Olgaç yaşarken, sinemanın 100. yılına rastlayan yedinci festivalde o dönemde hayatta olan en önemli sinemacımız Lütfü Ö. Akad, Fikret Hakan, sevgili hocamız Alim Şerif Onaran onurlandırılmıştır. Sinema araştırmacısı ve yazarı Nijat Özön, Agah Özgüç ve Giovanni Scognamillo; Ömer Kavur, Şener Şen, Atilla Dorsay ve kentimizden Hüseyin Baradan değişik zamanlarda “Altın Artemis” alan sinemacılardır. Bunların dışında 9. ve 10. yılında Akdeniz Ülkeleri Film Yarışması’nın başlatılması ayrı bir önem taşır.

Festivalin 11. yılını o yıl yayımlanan “Tarih İçinde İzmir Sinemaları” kitabı ve aynı adlı belgesel filmiyle geride bırakan, yine Oğuz Makal’ın gayretiyle – festivale doğru giden yolda Zuhal Çetin Özkan ve Ragıp Taranç’ın da desteklerini unutmamak gerekir- İEF Sinema Burada Festivali’ni ve Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali’ni yaşatan İzmir, sinema sanatı ve kültür tarihinin de bir parçasıdır.

…şimdi İzmir’de yine ve yeni bir sinema festivalini başlatmanın zamanıdır.

* (Prof. Dr. Beykent Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı)

(**) Erman Şener, Festivaller, Anlam Yayını, 1972, İstanbul

sanat duyuru

-MALATYA-

İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun ”Opera Komik” adlı oyunu Malatya’da tiyatroseverlerle buluşacak.

Nagle Jackson’un yazıp Çiğdem Aydın’ın çevirdiği ve Mutlu Güney’in yönettiğioyunda, Bizet’in operası Carmen’i izlemeye gelen, oğlunu soylu bir aileden bir kızla evlendirmek isteyen yeni zenginle, kızlarının paralı biriyle yuva kurmasını isteyen soylu ailenin asıl tiyatro oyununulocada sergilemesi anlatılıyor.
İzleyenleri 19. yüzyılın Parisin’de bir geceye götüren oyunda, Merih Atalay, Umut Demirdelen, Sevinç Erol, Mevra Ustaoğlu, Ebru Saçar, Nişan Şirinyan, Ergun Akvuran, Yusuf Atala, Burhan Yıldız, Erdoğan Aydemir, Şeyda Pektok ve Zeynep Alper rol alıyor.
Oyun, Sabancı Kültür Merkezi’nde 20 Nisan Cuma günü saat 20.00’de, 21 Nisan Cumartesi günü de 14.00 ve 20.00’de izlenebilecek.

SİVAS-

Sivas Devlet Tiyatrosu (SDT), bu hafta, Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan’ın yaşamını konu alan “İlk Yıllar-Roksolan” adlı oyun ile “Dans Eden Eşek” adlı çocuk oyununu sahneleyecek.

 SDT, Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan’ın yaşamını konu alan, Orhan Asena’nın kaleme aldığı “İlk Yıllar-Roksolan” adlı oyunu, bugün, yarın ve Cumartesi günü sanatseverlerle buluşturacak. SDT Müdürü ve Bölge Sanat Yönetmeni Abdullah Ceran’ın rejisörlüğünde sahneye taşınan oyunda, “Hürrem” karakterini SDT oyuncularından Begüm Şahin, “Süleyman” rolünü ise Nesimi Kaygusuz üstleniyor.

Kalabalık sanatçı kadrosuna sahip olan oyunda, Ömer Eryiğit, Burcu Ongun Altay, Fulya Ülvan, İlhan Gözde Giray, Volkan Gündüz, Selçuk Veysel Zurnazanlı, Filiz Uysal, Kerem Yücel, Can Atak, Burçhan Göze, Filiz Demiralp, Özge Günay, Negahan Yazıcı, Ufuk Bostancı ve Serhat Candan rol alıyor.

Devlet tiyatrolarında 26 yıl aradan sonra SDT tarafından sahneleneceği, ilk kez Anadolu’da perde açacağı belirtilen oyunun prömiyeri bugün saat 19.30’da Atatürk Kültür Merkezi’nde yapılacak. Oyun, yarın saat 19.30’da, Cumartesi günü ise saat 14.00 ve 19.30’da sahnelenecek.

SDT, ayrıca 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla minik tiyatroseverler için perdelerini açacak. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla 23 Nisan Pazartesi ve 25 NisanÇarşamba günü “Dans Eden Eşek” adlı çocuk oyunu sahnelenecek.

Eric Vos’un yazdığı, Can Gürzap’ın çevirisini yaptığı oyunda, Özge Günay, Begüm Şahin, Kerem Yücel, Can Atak, Burcu Ongun Altay ve Burçhan Göze rol alıyor. Oyunda, hırsızlık yapmak ya da dürüst insan olmak arasında seçim yapan iki kafadarın hikayesi anlatılıyor.

“Dans Eden Eşek” adlı oyun 23 Nisan Pazartesi günü saat 10.30 ve 13.30’da, 25 Nisan Çarşamba günü ise 13.30’da sahnelenecek.

-İZMİR-

İzmir Sinema Festivali 11 yıl aradan sonra sinemaseverlerle buluşuyor. İzmir’de sanatseverleri etkinliklerle dolu bir hafta bekliyor.

Kentte 1989-2000 yıllarında kesintisiz düzenlendikten sonra ara verilen Uluslararası İzmir Film Festivali, Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir Kalkınma Ajansı, İzmirBüyükşehir Belediyesi ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle sinemaseverlerle yeniden buluşuyor.

Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde 22 NisanPazar günü yapılacak açılışla başlayacak festival kapsamında Karaca, İzmir ve Batı sinemaları ile DEÜ Sürekli Eğitim Merkezi (DESEM), Fransız KültürMerkezi’nde toplam 103 film gösterilecek.

Festivalin ulusal yarışma bölümünde ise 2011-2012 yapımı 10 Türk filmi “Aşk ile Devrim”, “Bu Son Olsun”, “Eylül”, “Geriye Kalan”, “İz”, “Labirent”, “Nar”, “Oğul”, “Ölü Bedenden Fısıltılar” ve “Simurg”, Altın Artemis ödülünü almak için mücadele edecek.

Festivalin yarışma dışındaki gösterimlerine üç filmle katılacak olan Nuri Bilge Ceylan, 22 Nisan akşamı yapılacak açılışta “Sinemaskop Türkiye” başlıklı fotoğraf sergisini sanatseverlerle buluşturacak. Ceylan, 23 Nisan Pazartesi günü Fransız Kültür Merkezi’nde atölye çalışmasına katılacak.

Festivalde, ulusal yarışma bölümünün yanı sıra dünya filmleri, kurmaca kısa filmler, belgeseller, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) mezunu sinemacıların çalışmalarından örnekler başlığı altında film gösterimleri yapılacak ve İzmirliler her sinemada 5’er gösterimden tüm filmleri ücretsiz izleyebilecek.

İzmir Devlet Senfoni Orkestrası (İZDSO) yarın akşam Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde, Işıkkent Eğitim Kampüsü’nün iş birliğiyle 23 Nisan özel konseri verecek.

Şef Aytuğ Ülgen yönetimindeki konserin solistliklerini kemanlarıyla Berfin Aksu ile Ezgisu Apaydın, viyolonselle Doruk Vicdan yapacak.

İzmir’de gelecek hafta sunacağı IV. Murad operasının prömiyerine hazırlanan İzmir Devlet Opera ve Balesi (İZDOB) minik izleyiciler için tek perdelik “Pamuk Prenses” balesini sahneleyecek.

İzmir Devlet Tiyatroları (İZDT) bu hafta 4 salonda perdelerini açacak.

İZDT’nin Konak Sahnesi, hafta boyunca “Budala” adlı oyuna ev sahipliği yapacak. Dostoyevski’nin ölümsüz eserini İzmir’de Bozkurt Kuruç sahneye koyuyor. Oyun, çevresindeki tüm kötülüklere rağmen iyilikten vazgeçmeyen Mişkin karakterinin başından geçen olaylarla “İyi olmak mümkün müdür-” sorusuna yanıt arıyor.

Karşıyaka Ragıp Haykır Sahnesi ve Konak Melek Ökte Sahneleri de bu hafta küçük tiyatroseverler için perdelerini açacak.

İki sahnede “Deniz Kızı” ve “İki Kova Su” adlı çocuk oyunları dönüşümlü izlenebilecek.

Sanatseverler, Karşıyaka Oda Tiyatrosu’nda “Henry ve Alice’nin Gizli Yaşantısı” adlı oyunu izleyebilecek.

David Tristram’ın yazdığı, Sinan Pekinton’un yönettiği iki perdelik oyunda, iletişim sorunu yaşayan çiftin öyküsü anlatılıyor.

Ege Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi Sanat Galerisi’nde Aydın Doğan Vakfı 28. Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması sergisi bu hafta da gezilebilecek.

İzmir Devlet Resim Heykel Müzesi, Emine Bıyıklı’nın “Bir Yitik Zaman” adlı resim sergisine ev sahipliği yapıyor.

Sanatseverler, Konak Belediyesi Neşe ve Karikatür Müzesi’nde “Kadın Konulu Karikatürler” karma sergisini gezebilecek.

Konak Belediyesi Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi’nde Figen Onat, Zeynep Türkileri, Tülay Baytosun, Emel Say, Özgül Evren Atasoy, Hüseyin Çaygül, Funda Yalçın, Fatma Atagan, Erengül Mülayim’in çalışmalarından oluşan karma resim sergisi izlenime sunuluyor.

Ümran Baradan Oyun ve Oyuncak Müzesi her cumartesi olduğu gibi bu hafta da Deniz Özgökbel’in Karagöz-Hacivat gösterisine ev sahipliği yapacak.

-ANTALYA-

Antalya devlet opera ve balesı (antdob), bugun wıllıam shakespeare’ın unlu eserı ”bır yaz gecesı ruyası” balesını sahneleyecek.

Antalya Devlet Opera ve Balesi (ANTDOB), bugün William Shakespeare’in ünlü eseri ”Bir Yaz GecesiRüyası” balesini sahneleyecek.

Müzikleri Felix Mendelssohn’a ait eserin, proje ve koreografisi Mehmet Balkan’a, librettosu ise Şefik Kahramankaptan’a ait.

Ana teması aşk ve evlilik olan eser, karışık ilişkiler üzerinden bu iki kavramın komikliğine vurgu yapıyor. Eser, müziği, dansları ve koreografisiyle görsel bir şölene davet ediyor.

ANTDOB sanatçıları, sahnelendiği ilk Günden bu yana kapalı gişe oynayan Broadway’in ünlü müzikali ”West Side Story(Batı Yakasının Hikayesi)” ile 21 ve 23 Nisan’da sanatseverlerle buluşacak. Dünyanın en çok izlenen müzikalleri arasında yer alan ”West Side Story”, William Shakespeare’in eseri Romeo ve Juliet’in güncel bir uyarlaması.

20’den fazla Oscar ve Grammy ödülüne sahip müzikal, New York’un Batı yakasında Porto Riko’lu göçmen gençlerin oluşturduğu ”The Sharks” ile göçmenlerin artışından rahatsızlık duyan Amerikalı gençlerin çetesi ”The Jets” arasındaki gerilim ve kavgalarla karışık bir aşk hikayesini konu alıyor.

Arthur Laurents’in kitabından uyarlanan ve müziklerini Leonard Bernstein’ın yaptığı, sözleri Stephen Sondheim tarafından yazılan müzikalin rejisi ve koreografisi Mehmet Balkan’a ait. Eserde Antalya Devlet Opera ve Balesi Orkestrası’nı Şef Hakan Kalkan yönetiyor. Koro şefleri ise Caner Ruhselman ve Krastin Nastev. Dekor tasarımı Tayfun Çebi’ye, kostüm tasarımı Funda Çebi’ye ait eserde, Maria’yı Sema Çavuşoğlu ve Pırıl Şengenç, Tony’i ise Atay Ergezen ve Fatih Şanal seslendiriyor.

ANTDOB sanatçıları 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda minikler için sahneye çıkacak. Opera ve bale sanatçıları, minik izleyicileri için ”Haydi Çocuklar Operaya” adlı eseri sahneleyecek. Eğitici özelliğe sahip eserle 5 yaş ve üstü çocuklar operaya geldiklerinde dekorları görme ve opera hakkında bilgi alma şansına sahip olacak.

ANTDOB’un hazırladığı müzikli oyun ”Türküyem”, 24 Nisan’da Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluşacak. Erdal Tuğcular’ın türkülerin düzenlemelerini ve kompozisyonunu yaptığı eserin librettosu Fatih Şanal’a ait.

Eserler, Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde izlenebilir.

ADT

Antalya Devlet Tiyatrosu (ADT) oyuncuları, 22 Nisan’a kadar yönetmenliğini Işıl Kasapoğlu’nun yaptığı ”Eşeğin Gölgesi” adlı oyunu sahneleyecek.

Oktay Gözpınar, Bahar Işık, Uğur Sertel, Gökhan Tüzün ve Murat Bölük’ün rol aldığı oyunda, şehirdeki panayıra gitmek isteyen Berber Şaban bir eşek kiralar. Yolculuk sırasında aşırı sıcaktan bunalan Şaban, biraz dinlenmek için durur ve eşeğin gölgesine oturur. Eşek sahibi Mestan, ”Ben sana eşeği kiraladım, gölgesini değil” diyerek gölge kirası ister. Bunun üzerine iki taraf arasında çıkan tartışma, ülkenin eşekçiler ve gölgeciler olarak ikiye bölünmesiyle sonuçlanan politik bir davaya dönüşür.

ADT oyuncuları 22 ve 24 Nisan’da ”Pinokyo” adlı çocuk oyunuyla minik tiyatroseverlerin karşısında olacak. Carlo Collodi’nin yazdığı, Brian Way’in tiyatroya uyarladığı eserin yönetmeni Ahmet Avkıran. Eserin dekor ve kostümleri Özlem Karabay’a, müzikleri İhsan Kılavuz’a, ışık tasarımı Namık Gürsoy’a ait.

Topluluk, 23 Nisan Çocuk Bayramı’nda minik izleyicileri için Miguel de Cervantes’in yazdığı, Özen Rodop’un oyunlaştırdığı ”Don Kişot” adlı eseri sahneleyecek. Yönetmenliğini Ebru Kara’nın üstlendiği oyunda Başak İşür, Erol Karayılan, Samet Kara, Çağdaş Çobanoğlu, Murat Çapar, Gizem Kutluyıl, Eray Ercan, Mehmet Çetin ile Ecem Gözpınar rol alıyor.

ADT sanatçıları 25 Nisan Çarşamba Günü de Aziz Nesin’in ”Toros Canavarı” adlı eserini sahneleyecek. Yönetmenliğini Ali Meriç’in üstlendiği ”Toros Canavarı”nda Fatih Kahraman, Senem Şahin, Sedat Mayadağ, Gerçek Sağlar, Selim Türkışık ve Ebru Zeliha Sırkıntı rol alıyor.

Oyunda Nuri Sayaner isimli mülayim bir memur emeklisi, ailesiyle monoton bir hayat sürmektedir. Aile bir taraftan geçim sıkıntısıyla diğer taraftan onları apartmandan atmak isteyen ev sahibiyle uğraşmaktadır. Tahliye davasını kazanan Sayaner ailesinin sevinci çok uzun sürmez. Ev sahibi, alt ve üst katlara yerleştirdiği adamlarla ve çevirdiği türlü oyunlarla apartmanı zindana çevirir. Nuri Bey, ailesinin ısrarları sonucu karakola gidip şikayetçi olmak zorunda kalır. Yıllardır aranmakta olan ”Toros Canavarı” adıyla nam yapmış seri katil yerine emekli memur Nuri Bey Polisler tarafından yakalanır. Nuri Sayaner’in karakola adımını attığı o geceden sonra herkesin kaderi değişir.

Sergi

Ressam Erkan Gürkan’ın, ”Ustadan Tükenmez Kalem Mucizesi” adlı resim sergisi, Erdem Beyazıt Kültür Merkezi’nde (EBKM) açıldı. Kepez Belediyesi’nin desteği ile açılan ve sanatçının tükenmez kalem kullanarak yaptığı eserlerden oluşan sergisinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün portreleri, Antalya manzaraları ile çeşitli çalışmalar yer alıyor. Sergi, 25 Nisan’a kadar gezilebilecek.

Zübeyde Hanım Çocuk Sitesi’nde kalan çocukların yaptığı resimler, Antalya Müzesi Sanat Galerisi’nde ziyarete sunuldu. Sergide, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne bağlı Zübeyde Hanım Çocuk Sitesi’nde kalan 30 çocuğun yaptığı resimler yer alıyor. Sergi, 30 Nisan’a kadar açık kalacak.

-DİYARBAKIR-

Diyarbakır Devlet Tiyatrosu (DDT), “Ak Kartalın Oğlu Gılgameş”i yeniden sanatseverlerle buluşturacak.

DDT, Orhan Asena’nın yazdığı, Tamer Levent’in yönettiği, “Ak Kartal’ın Oğlu Gılgameş” adlı oyununu uzun aradan sonra bu hafta yeniden seyircisinin beğenisine sunacak. İnsan evriminin anlatıldığı oyunda, Orkun Gülşen, Dilek Mengi, Ozan Hafızoğlu, N. Özgün Çoban, Mümtaz Aydoğan Mengi, Uğur Çınar, Gonca Coşkun, Fatih Yurdakul, Ercan Kılıçarslan, Sevi Demirçivi ve Kerem Corogil rol alıyor.

Dekoru Murat Gülmez’e, kostümü Funda Karasaç’a, ışığı İzzettin Biçer’e, koreografisi de Sibel Erdenek’e ait oyun, bu akşam ile 20 ve 21 Nisan’da Cahit Sıtkı Tarancı Kültür Sanat Merkezi Orhan Asena Sahnesi’nde sahnelenecek. DDT, küçük seyircileri için ise 22-23-25 Nisan’da “Oz Büyücüsü”, 24 Nisan’da da “Yaşama Hakkı”nı sergileyecek.

DDT, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda Vanlı depremzede çocuklara “Kurnaz Avukat” oyunuyla sürpriz yapacak. DDT, bölge illerine yaptığı turne kapsamında, Van Devlet Tiyatrosu Müdürlüğünce, 22 Nisan-8 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek “11. Akdamar Çocuk ve Gençlik Tiyatro Şenliği” çerçevesinde, 22 Nisan’da çocuk oyunu ekibiyle kostümleriyle şenlik kortejine katılacak. 23 Nisan’da ise 2 seans halinde, Fügen Sipahi’nin çevirip uyarladığı, Orkun Gülşen’in yönettiği “Kurnaz Avukat” oyununu küçük seyircilerle buluşturacak.
DDT, Van’ın ardından 24 Nisan’da Hakkari’de de aynı oyunu ücretsiz olarak çocukların beğenisine sunacak.

Bu hafta yoğun sanatsal etkinliklere ev sahipliği yapacak Diyarbakır’da ayrıca, Büyükşehir Belediyesi’nce 29 Nisan-6 Mayıs tarihleri arasında tiyatro festivali düzenlenecek. İstanbul, Ankara, Süleymaniye ve Duhok gibi kentlerden toplam 16 tiyatro topluluğu, festivalde oyunlarını tiyatroseverler için sahneleyecek. Festivalde, ayrıca kukla, mask yapım ve uygulama ile canlı heykel atölyeleri gerçekleştirilecek.

Surlardaki bellek
Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Evren Daşdağ, “Uluslararası Diyarbakır Surları Sempozyumu ve Çalıştayı” kapsamında “Surlarda Bellek” konulu sergisini bugün izlenime sunacak. Sergi, 2 gün açık kalacak.

DSM ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin işbirliğiyle açılan Remzi Raşa’nın “Yalnızlığı Seçmek” Bir Retrospektif: 1946-2006″ sergisi ise Sümerpark Sanat Galerisi’nde devam ediyor. Raşa’nın 50 eserinin izlenime sunulduğu sergi, 6 Mayıs’a kadar görülebilir.

Siirt’te Güres Caddesi’ne fotoğraf sanatçısı Emin Sadık’ın kentin doğal ve kültürel zenginliklerini anlattığı fotoğraf sergisi, hafta sonuna kadar açık kalacak.

-MARDİN-

Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi Dilek Sabancı Sanat Galerisi’nde açılan küratörlüğünü fotoğraf tarihçisi Engin Özendes’in üstlendiği “Seyreyle Ara Güler Mardin’de” fotoğraf sergisi devam ediyor. 

Usta fotoğrafçı Ara Güler’in fotoğraflarının yer aldığı sergi, “Tanımak ve Anlamak” ile “Yüz Yüze” başlıklı iki bölümden oluşuyor. 114 eserin bulunduğu sergi, bir yıl süreyle vatandaşların ziyaretlerine açık olacak.

-KONYA-

Bin Nefes Bir Ses Uluslararası Tiyatro Festivali kapsamında yabancı ülkelerden gelenOyuncuların sahnelediği tiyatro Oyunları, Konyalı sanatseverlerle buluşmaya devam ediyor.

Bin Nefes Bir Ses Uluslararası Tiyatro Festivali kapsamında yabancı ülkelerden gelen Oyuncuların sahnelediği tiyatro Oyunları, Konyalı sanatseverlerle buluşmaya devam ediyor.

Festival kapsamında bugün ve yarın Ankara Devlet Tiyatrosu, “Bir Delinin Hatıra Defteri” adlı Oyunu Selçuk Üniversitesi (SÜ) Dilek Sabancı Konservatuvarı’nda saat 20.00’da izleyenlerle buluşturacak.

Azerbaycan’dan festivale katılan tiyatro grubu ise “Aldatılmış Er” adlı Oyunla yarın Konya Devlet Tiyatrosu (KDT) sahnesinde saat 15.00 ve 20.00’da sanatseverlerle buluşacak.

Tataristan 21 Nisan’da “Kurt Kanı” adlı Oyunla saat 15.00 ve 20.00’da KDT sahnesinde olurken, aynı gün Ankara Devlet Tiyatrosu’nun sahnelediği “Fosforlu Cevriye” saat 15.00 ve 20.00’da SÜ Dilek Sabancı Konservatuvarı’nda izleyenlerle buluşacak.

Kırgızistan ise “Can Azığı” isimli Oyunla 22 Nisan’da saat 15.00 ve 20.00’da KDT sahnesinde sanatseverlerle buluşacak.
Festivalin ev sahipliğini yapan KDT, iki çocuk Oyunu “Güzel ve Çirkin”,
“Dört Köşe Palyaço” ile bu hafta minik izleyicilerinin karşısına çıkacak.
Dekoru Aytuğ Dereli’ye, kostümleri Ceren Karahan’a, ışık düzeni Hakan Özdemir’e ait “Güzel ve Çirkin” adlı Oyunda Nur Yazar, Tuncay Aynur, Ozan Çobanoğlu, Ebru Gülerarslan, Ahmet Çökmez, Ferdi Dalkılıç, Özlem Özkan, Nevra Sayar, Gonca Kunduzcu, Selin Genç, Çağatay Eker, Canan Kalkır ve Duygu Biçer rol alıyor.

Işıltılı şatoda yaşayan prensin yaşlı bir dilenci kadın tarafından çirkin bir yaratığa dönüştürülmesinin ardından çirkin prensin elindeki sihirli gülün son yaprağı dökülene kadar kendisini sevecek bir kızı bulması gerektiğini anlatan Oyun KDT sahnesinde 23 Nisan’da saat 15.00’da izlenebilecek.

Tamay Sayar-Şekip Taşpınar’ın yazdığı çocuk Oyunu “Dört Köşe Palyaço” ise 23 Nisan’da saat 11.00 ile 14.00’da SÜ Dilek Sabancı Konservatuvarı’nda izleyenlerle bir araya gelecek.

Festivalin son günü olan 24 Nisan’da ise Kosova’dan gelen tiyatro grubu

“Renkler Ülkesi Barış İstiyor” adlı çocuk Oyunuyla KDT sahnesinde minik izleyenlerle buluşacak. Oyunsaat 11.00 ve 14.00’da sahnelenecek.

-ANKARA-

Yönetmenliğini Peter Berg’in yaptığı bir dönemin favori savaş oyunu olan “Amiral Battı”nın hikayesinden uyarlanan aksiyon ve bilim kurgu “Battleship” vizyona giriyor.

Başkent sinemalarında bu hafta 3 film seyirciyle bulaşacak.

Yönetmenliğini Peter Berg’in üstlendiği “Battleship” vizyona giriyor. Bir dönemin favori savaş oyunu olan Amiral Battı’nın hikayesinden uyarlanan filmde, Amerikan ordusuna bağlı John Paul Jones Savaş Üssü’nde görevli bir subay olan Teğmen Alex Hopper, orduda görevli fizyoterapist nişanlısı Sam ve Sam’in babası da olan Amiral Shane ile Hopper’ın ağabeyi komutan Stone’in, dünyayı tehdit eden süper güçlere karşı 3 koldan, denizden, karadan ve havadan verdikleri mücadele anlatılıyor. Filmin yapımcılığını ve yönetmenliğini Peter Berg üstlenirken, oyuncu kadrosunda Taylor Kitsch, Liam Neeson, Alexander Skarsgard, Brooklyn Decker ve Rihanna Asano gibi isimler yer alıyor.

Animasyon, macera türünü sevenler için “Korsanlar” sinemalarda. Gideon Defoe’nun aynı adlı çocuk kitabından senaryolaştırılan filmin yönetmenliğini Peter Lord ve Jeff Newitt beraber üstleniyor. Filmin orijinal seslendirme kadrosunda Hugh Grant, Brendan Gleeson, Jeremy Piven, Brian Blessed gibi isimler bulunuyor. Türkçe dublaj kadrosunda ise Osman Alkaş, Murat Şen, Burcu Esmersoy ve Barış Özgenç yer alıyor. Filmde, “Yılın Korsanı” ödülünü almak için rakipleri Kara Bellamy ve Pala Bıyık Liz’i alt etmek zorunda olan Kaptan Korsan’ın macerası anlatılıyor.

Haftanın bir diğer filmi, gerilim türündeki “Öbür Dünyadan”. Televizyon dizilerinin yazarı, yapımcısı ve yönetmeni olarak tanınan Nick Murphy’nin ilk uzun metrajlı sinema filmi olan yapıtta, başrollerini Rebecca Hall, Dominic West paylaşıyor. Filmin senaryosunu Stephen Volk ile Nick Murphy’e ait. Filmde, 1. Dünya Savaşı’nın İngiltere’de yaşattığı acılar ve kayıplar anlatılıyor.

Sinemalar

Kızılay Büyülü Fener: “Titanların Öfkesi”, “Korsanlar”, “Yer Altı”, “Açlık Oyunları”, “Öbür Dünyadan”, “Battleship”, “Şahane Misafir”, “Amerikan Pastası”, “Doğa Üstü”, “Aşk Yemini”, “Çapraz Ateş”, “Loraks”.

Bahçelievler Büyülü Fener: “Açlık Oyunları”, “Şahane Misafir”, “Battleship”, “Aşk Yemini”.

Metropol: “Battleship”, “Korsanlar”, “Yer Altı”, “Titanların Öfkesi”, “Fetih 1453”, “Sen Kimsin-“, “Açlık Oyunları”, “Amerikan Pastası: Buluşma”, “Öbür Dünyadan”.

Optimum: “Korsanlar”, “Loraks’, “Doğaüstü”, “Açlık Oyunları”, “Çapraz Ateş”; “Battleship”, “Öbür Dünyadan”, “Fetih 1453”, “Amerikan Pastası: Buluşma”.

-ESKİŞEHİR-

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda, “Şimdi Olmaz Sevgilim”, “Bay Kolpert” ve “Küçük Kara Balık” adlı Oyunlar sahnelenecek.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda, “Şimdi Olmaz Sevgilim”, “Bay Kolpert” ve “Küçük Kara Balık” adlı Oyunlar sahnelenecek.

Kitapları dünyanın birçok diline çevrilen İranlı yazar Samed Behrengi’nin ödüllü çocuk masalı “Küçük Kara Balık” Şehir Tiyatroları sanatçısı Ali Eyidoğan tarafından Oyunlaştırıldı.

Dünyaya meraklı küçük bir balığın özgürlüğe uzanan yolculuğunun anlatıldığı Oyunda Emre Demirci, Zuhal Lale, Ozan Çolak, Şayan Noyan, Çisem Erdoğan, İlker Alemdar ve Saffet Öztürk rol alıyor. Oyun, 23 Nisan’da saat 11.00’da, 26 Nisan’da ise saat 14.00’da Çağdaş Cam Sanatları Müzesi Çocuk Sahnesi’nde sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Evlilik, aşk ve aldatma konularını tempolu ve mizahi bir dille ele alan

“Şimdi Olmaz Sevgilim” Oyununda ise Mehmet Alp Sunaoğlu, Mustafa Kılıkcı, Ezgi Çoşkun, Zuhal Lale, Çisem Erdoğan, Şayan Noyan, İlker Alemdar ve Saffet Öztürk rol alıyor. Ercüment Yılmaz’ın yönettiğiOyun, 24 Nisan’da saat 20.00’da Sultandere Sahnesi’nde,izlenebilinecek.

Alman tiyatrosunun genç yıldızlarından David Gieselmann’ın “Bay Kolpert” adlı Oyunu ise Mehmet Ergen yönetmenliğinde yarın ve 25, 26 Nisan’da saat 20.00’da Tepebaşı Sahnesi’nde izlenime sunulacak.

-SAMSUN-

Samsun Devlet Opera ve Balesi bu hafta “Zorba”yı tekrar sahneleyecek, Samsun Devlet Tiyatrosu’nda “Kayıp Bolluk Ülkesi” adlı çocuk oyunu 23 NisanUlusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıylaücretsiz sahnelenecek.

Samsun Devlet Opera ve Balesi bu hafta “Zorba”yı tekrar sahneleyecek, Samsun Devlet Tiyatrosu’nda “Kayıp Bolluk Ülkesi” adlı çocuk oyunu 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla ücretsizsahnelenecek.

Samsun Devlet Opera ve Balesi, bu akşam saat 20.00’da “Zorba” isimli baleyi, Samsunlu sanatseverler için tekrar oynayacak.

Müziklerini Mikis Theodorakis, koreografisini Lorca Massine, orkestra şefliğini Tolga Taviş ve Oğuzhan Kavruk’un yaptığı, Anna Krzyskow’un sahneye koyduğu eserde, Girit’te küçük bir Yunan kasabasında yaşayan Zorba, kasabaya yerleşmek için Amerika’dan gelen John ve ona aşık Marina ile Zorba’yı seven Monolies’in hikayesi anlatılıyor.

Samsun Devlet Tiyatrosu’nda ise 24 Nisan Salı ve 25 Nisan Çarşamba günü Adana Devlet Tiyatrosu’nun hazırladığı “Kayıp Bolluk Ülkesi” isimli çocuk oyunu küçük sanatseverler için sahnelenecek. Ücretsizoyunun biletleri Devlet Tiyatroları gişelerinden temin edilebilecek.

-ZONGULDAK-

Zonguldak’ta kültür-sanat etkinlikleri kapsamında Antalya Devlet Tiyatrosu, “Toros Canavarı” adlı tiyatro Oyununu sahneleyecek.”Toros Canavarı” adlı Oyunu, 20-21 Nisan tarihlerinde Atatürk Kültür Merkezi’nde izleyenlerle buluşturacak.

Zonguldak’ta kültür-sanat etkinlikleri kapsamında Antalya Devlet Tiyatrosu, “Toros Canavarı” adlı tiyatroOyununu sahneleyecek.

Antalya Devlet Tiyatrosu, Aziz Nesin’in yazdığı ve Ali Meriç’in yönettiği

“Toros Canavarı” adlı Oyunu, 20-21 Nisan tarihlerinde Atatürk Kültür Merkezi’nde izleyenlerle buluşturacak.

Fatih Kahraman, Senem Şahin, Kader Gözpınar, Sedat Mayadağ, Gerçek Sağlar, Selim Türkışık ve Ebru Zeliha Sırkıntı’nın rol aldığı Oyun, karısı, tıp fakültesinde okuyan oğlu ve evde kalmış kızı ile kirada oturan kiracı ve ev sahibi arasında geçen hikayeyi konu alıyor.

-TRABZON-

Trabzon Devlet Tiyatrosu, “Islık Sever Max” adlı tiyatro Oyununu sahneliyor.

Trabzon Devlet Tiyatrosu, “Islık Sever Max” adlı tiyatro Oyununu sahneliyor.

Carsten Krüger ve Volker Ludwig’in yazdığı, Meriç Gök’ün Türkçeye çevirdiği ve Birkan Görgün’ün yönettiği “Islık Sever Max” adlı Oyunda Emre Ön, Sinem Bilgin, Dalya Filmci, Birkan Görgün ve Yavuz Topçuoğlu rol alıyor.

Dekor ve kostümleri Aytuğ Dereli, ışık tasarımı Muharrem Boran, müzikleri Emin Serdar Kurutçu’ya ait Oyun, bugün ve yarın 13.00’da, 22 Nisan Pazar günü saat 13.30’da, 23 Nisan Pazartesi ise saat 13.00’da Atapark Haluk Ongan Sahnesi’nde tiyatro severlerle buluşacak.

Oyunda, her gün aynı işleri büyük bir can sıkıntısıyla yapan beş arkadaşın her zamanki gibi aynı yerde, aynı bankta oturmaları ve o sırada oradan geçmekte olan bir Oyuncunun kendilerine bir teklif sunmasıyla gelişen olaylar konu ediliyor.

Trabzon Güzel Sanatlar Galerisi’nde yer alan Serdar Yılmaz’a ait kişisel resim sergisi, 22 Nisan Pazar gününe kadar sanatseverler tarafından gezilebilecek.

-ORDU-

Ordu Devlet Tiyatrosu’na bu hafta “Antigone” ile İstanbul Devlet Tiyatrosu konuk olacak.

“Antigone”, yarın ve 21 Nisan Cumartesi günü Ordulu sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Sophokles’in yazdığı, Sabahattin Ali’nin Türkçeleştirdiği ve Kenan Işık’ın oyunlaştırıp sahneye koyduğu eserde, iktidarı ele geçirmek adına savaşa tutuşup birbirlerini öldüren iki kardeşten birinin gömülmesine devlet otoritesinin izin vermemesinin nasıl bir toplumsal travmaya yol açtığı, güçlülerin, iktidar sahiplerinin ne adına ve niçin yasa koydukları, sadece bir aileyi ya da bir aşireti ilgilendiren çok özel, spesifik durumlar için de yasa koymanın doğru bir yaklaşım olup olmadığı gibi konular anlatılıyor.

-ELAZIĞ-

Elazığ’da, İzmir Devlet Tiyatrosu “Yerin Altında” adlı Oyunu sahneye koyacak.

Sema Göktaş’ın yazdığı ve Tayfun Erarslan’ın yönettiği Oyunun dekor tasarımı Behlüldane Tor’a, giysitasarımı Buket Başaran Akkaya’ya, ışık tasarımı ise Osman Uzgören’e ait.
Fantastik bir öyküyü, trajikomik biçimde ele alan Oyunda, “Dünyayı tehdit eden felaket senaryoları gerçekleşse, günümüz Türkiye’sinde neler olurdu-” sorusuna eğlenceli bir dille yanıt aranıyor.
Oyunda Canan Erener Şen, Fatih Özyiğit, Gerçek Özkök Yağcı ve Zafer Öncül rol alıyor. 2 perdelik Oyun25-26 Nisan saat 20.00 Elazığ Klasik Devlet Türk Müziği korosunda sahnelenecek.

41 ülkeden 115 filmle festival için geri sayım başladı!

15.uçan süpürge uluslararası Kadın filmleri festivali

Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali bu yıl 15. yaşını kutluyor. Festival 10 Mayıs gecesi Ankara’da Devlet Opera ve Balesi salonunda yapılacak açılış ve ödül töreniyle başlayacak.

Uçan Süpürge Haber Merkezi
17 Nisan 2012

Açılışta, bu yıl sinemada 40. yılını kutlayan Hale Soygazi “Uçan Süpürge Onur Ödülü”nü alacak. Türkiye sinemasının en üretken kadınlarından Bilge Olgaç’ın anısına düzenlenen Başarı Ödülleri ise oyunculuklarını özgün rollerle taçlandıran Füsun Demirel ve Serra Yılmaz’ın olacak.

Bu yıl festival programı pek çok seçkiyle renklenecek. Bunlardan ilki Faslı feminist yönetmen Farida Benlyazid’in seçkisi olacak. Farida’nın seçtiği filmlerin yönetmenleri film eleştirmeni Alin Taşçıyan eşliğinde izleyiciye Mağrip’i getirecek ve bu bölgede kadınların yönetmenlik deneyimlerini aktaracak. Faslı feminist yönetmen Farida Benlyazid’in Uçan Süpürge için hazırladığı özel seçkide, kendi filmlerinin yanı sıra ülkenin önde gelen sinemacı kadınlarından Selma Bargach, Narjiss Nejjar ve Leila Kilani’nin filmleri de yer alacak.

Festivalin bir başka retrospektifi ve onur konuğu Finlandiya’dan Saara Cantell. Çeşitli festivallerde ödüller aldıktan sonra dünyaca tanınan Cantell’in ödüllü filmlerinin yanı sıra dansı odak alan ama dans filmleri olmayan, duyguları yeri geldiğinde dansla ifade eden ve aynaları önemseyen kısa filmleri de programda. Cantell festival süresince sinemaseverlerle buluşacak.

Yönetmen, besteci, şair, yazar Trinh Minh-ha da festivalin bir diğer konuğu. Vietnam doğumlu bir dünya vatandaşı olan yönetmen filmlerinde ülkesini anlatsa da Avrupa, Asya, Afrika, Avustralya ve Yeni Zelenda da sinema, sanat ve feminizm üzerine dersler vermiş bir akademisyen. Halen Kaliforniya Berkeley Üniversitesi’nde Kadın Çalışmaları Bölümü’nde sinema, retorik ve toplumsal cinsiyet üzerine dersler veriyor. Festival programına retrospektif bir seçki ile katılan Trinh Minh-ha aynı zamanda festivalin onur konuklarından biri. Onun sineması çerçevesinde feminizmden sinemaya, kültür politikalarından sanata söyleşmek imkanı da bulacağız.

Terasa Villaverde, Uçan Süpürge Film Festivali izleyicisinin tanıdığı bir yönetmen. Daha önceki yıllarda Portekiz sinemasını onun kamerasından izlemiştik. Filmleri Cannes, Venedik, Berlin gibi festivallerde gösterilen Teresa Villaverde son filmi Swan (Kuğu) ile Venedik Film Festivali’ne konuk olduktan sonra Uçan Süpürge’nin 15. yılında Ankara’da olacak.  Türkiyeli kadın sinemacılar ile tanışmayı heyecanla beklediğini belirten Villaverde film gösterimlerinden sonra izleyicilerin sorularını yanıtlayacak.

Yaptıkları her film merakla beklenen, ilgiyle takip edilen Naomi Kawase (Japonya) ve Chantal Akerman (Belçika) da yepyeni filmlerini ilk kez Ankara’da seyircileriyle paylaşacak.

“Kadınlar tarafından, kadınlar hakkında filmler” sloganıyla yola çıkan ve bu yıl 40. yaşını kutlayan Women Make Movies 15. festivalde de Uçan Süpürge için özel bir seçki hazırlayacak. Kadın yönetmenlerin filmlerinin dağıtımını yapan WMM sayesinde festival izleyicisi dünyanın dört bir yanından film izleme şansı yakalayacak.

LGBT sorunlarına değindiğimiz “Pembesiz Mavisiz” bölümünde bu sene İsveç’ten Lasse Persson/Lisa Tulin’i ağırlıyoruz. Animasyon kısalarını gösterdikten sonra izleyicilerle söyleşecek olan Lasse/Lisa gender-bending (karşı cinsiyetin rollerini benimseme) ve yönetmen olarak deneyimleri etrafında gelişen bir program hazırladı.

Geçtiğimiz senelerde olduğu gibi festival bu sene de bir kısa film yarışması açtı. “Size baba diyebilir miyim?” başlıklı yarışmaya katılan filmlerin erk ve erkeklik inşası üzerinden “baba”yı sorgulaması bekleniyor.

Festival bu yıl bir kez daha çocuk haklarına filmlerle dikkat çekecek. Festival programının “Olay Yeri: Aile” başlıklı bölümünde çocuk gelinler ve ensest temaları öne çıkacak. Reis Çelik’in son filmi “Lal Gece”, Bingöl Elmas’ın yeni belgeseli “Evcilik” ve Uçan Süpürge’nin “Çocuk Gelinler” belgeseli bu bölümün filmlerinden bazıları.

6. festivalde başlayan ve Uluslararası Film Eleştirmenleri Birliği’nin (FIPRESCI) her sene jüri yollayarak bir filme ödül verdiği “Her Biri Ayrı Renk” bölümünün bu yıl daha da özel. FIPRESCI Ödülü için gösterilecek filmleri festivalin 15. yılında Sevin Okyay seçecek.

Uluslararası Film Eleştirmenleri Birliği (FIPRESCI) Jürisi Ödülü ve festivalin bu yıl 4. kez vereceği Genç Cadı Ödülü sahiplerini kapanış töreninde bulacak.

Kızılırmak Sineması ve Goethe Institut’daki film gösterimlerinin yanı sıra söyleşi ve paneller, üniversitelerde özel gösterimler, film okumaları ve atölye çalışmalarıyla dopdolu bir festival Mayıs’ta sinemaseverleri bekliyor.

 

 

Thoughts of a Dying Atheist / Ölen bir Ateistin Düşünceleri

21 yaşındaki Gökcan İlbay’ın senaristliğini ve yönetmenliğini üstlendiği filmi Ölen bir Ateistin Düşünceleri, 12. Beverly Hills Film Festivali’ne kabul edildi. Böylece İlbay, bu festivale kabul edilen ilk Türk oldu. Los Angeles’da bulunan Santa Monica College’da Film ve Senaryo Yazarlığı bölümüne devam eden İlbay’ın sanata olan ilgisi çizgi roman ve hikayeler yazarak başlamış. İlbay, “Tarsus’ta eğitimime devam ederken yazdığım senaryoları çekmem için okulum bana destek veriyordu. Okulda film kulübü kurduk” diyerek sinema tutkusunun nasıl başladığını anlatıyor. Ardından bu tutkunun kendisini nasıl yurt dışına taşıdığını anlatıyor: “Kendimi geliştirmem için gerekli eğitimi almam şarttı. Aileme, ‘Gerçek bir senarist ve yönetmen olabilmek için Hollywood’a gitmem gerekiyor’ dedim. Ailemin de desteği ile yaptığım başvuru kabul edildi. Burslu olarak lise üçüncü sınıfta California’da bulunan Idillwild Sanat Akademisi’nin Film Bölümü’ne kabul edildim. Tek Türk öğrenci bendim. Garip ama güzel deneyimler yaşadım.”

TEMSİL ETMEK ÖNEMLİ 

Gökcan İlbay’a Beverly Hills Film Festivali’nin kapılarını açan da tutkusunu takip ederek eğitim almaya gittiği okulu olmuş. İlbay bu süreci, “Okulda herkesin bir senaryo yazacağı ve beğenilen dört senaryonun filme çekileceği söylendi. Ölen bir Ateistin Düşünceleri adlı senaryomu kabul ettiler. 18 dakikalık bir film çekildi. Oyuncular okuldaki arkadaşlarım ve öğretmenlerimdi. Bu filmle 12. Beverly Hills Film Festivali’ne başvuruda bulundum ve kabul edildim. Festivalde derece dahi almasam orada Türkiye’yi temsil etmem benim için gurur verici” sözleriyle anlatıyor.

Filmi İzlemek için : http://vimeo.com/9449866

Kaynak: ALİYE ÇETİNKAYA

http://www.sabah.com.tr