film festivali

film festivali konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. film festivali konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. film festivali konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri film festivali konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

Çankaya Belediyesi sanat merkezleri Kasım ayında birbirinden farklı etkinliklere ev sahipliği yapacak. Festivallerden sergilere, söyleşilerden konserlere birçok etkinliğin gerçekleşeceği programlar, Ankaralılara dolu dolu bir sanat ayı yaşatacak.

Çankaya Belediyesi sanat merkezleri Kasım ayında birbirinden farklı etkinliklere ev sahipliği yapacak. Festival, sergi, söyleşi, konser gibi birçok etkinliğin gerçekleşeceği programlar, Ankaralılara dolu dolu bir sanat ayı yaşatacak.

FİLM FESTİVALLERİ ÇSM’DE
Çağdaş Sanatlar Merkezi (ÇSM) Kasım ayının ilk günü, “Dil Derneği Emin Özdemir Türkçe Ödülü” törenine ev sahipliği yapacak. Kasım ayında üç farklı film festivalini Ankaralılarla buluşturacak ÇSM’de ilk olarak, “2. Uluslararası Latin Amerika ve Karayip Film Festivali” günleri düzenlenecek. 4-7-11-21 Kasım tarihlerinde gerçekleşecek film gösterimlerinde Küba, Arjantin, Şili, Venezuela gibi ülkelerden seçme filmler perdeye yansıyacak. 12-17 Kasım tarihleri arası ise “9. Çağdaş İtalyan Filmleri Haftası” da ÇSM’de 6 farklı İtalyan filmini sinema severlerle buluşturacak. ÇSM Kasım’ın son günlerini ise “24. Gezici Festival” ile kapatacak. 30 Kasım-6 Aralık tarihleri arası düzenlenecek festival, sinema tutkunlarının karşısına zengin bir seçki ile çıkacak. Sergi programları ile de dolu dolu bir içeriğe sahip olan ÇSM, Kasım ayının 15’inde ise Újbuda’nın üç yetenekli gencinin sergisi ile kapılarını açacak. “Viewpoints- Újbudalı Sanatçılar Ankara’da” isimli sergi, 26 Kasım’a kadar görülebilecek. ÇSM 15 Kasım-8 Aralık tarihlerinde “Mimarlar Derneği 1927”, 16-30 Kasım tarihleri arası “Çağdaş Sanatlar Sergisi” ve “Başka Bir Ben Yok”, 23-30 Kasım tarihleri “Aynı Yerde” adlı sergilere ev sahipliği yapacak.

KADINA YÖNELİK ŞİDDET GÜNÜ ETKİNLİKLERİ YILMAZ GÜNEY’ DE
Cumhuriyet Döneminin ilk yıllarında Nazi Almanya’sından kaçan Alman bilim ve sanat insanlarından Prof. Eduard Zuckmayer’in anılacağı etkinlik 1 Kasım saat 19.00’da Yılmaz Güney Sahnesi’nde gerçekleşecek. 11-18 Kasım tarihlerinde “2. Uluslararası Çocuk Diyarı Film Festivali” ne Yılmaz Güney Sahnesi ev sahipliği yapacak. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddet Günü kapsamında düzenlenecek etkinlikler ise 19 Kasım’da başlayacak. İlk gün Banu Güven Söyleşisi ile başlayacak program, tiyatro, konser ve film gösterimleriyle devam edecek. Etkinlikler kapsamında Işıl Yücesoy da söyleşi ve konserle Ankaralılarla buluşacak. Yılmaz Güney Sahnesi 26 Kasım 2 Aralık tarihlerinde ise 23. Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali’nin adresi olacak.

OSMANLI BÜROKRATININ KARİKATÜRLERİ
Açıldığı günden bu yana farklı sergi ve etkinlik programları ile Çankaya’nın sanat hayatına yeni bir soluk getiren Zülfü Livaneli Kültür Merkezi de 23-25 Kasım tarihleri arası Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nin (ANAMED) “Yusuf Franko’nun İnsanları: Bir Osmanlı Bürokratının Karikatürleri” sergisini Ankaralılarla buluşturacak. 19. yüzyıl sonu Osmanlı bürokratı, Hariciye Nazırı, Mutasarrıf, cemiyet adamı ve aynı zamanda oyunbaz bir karikatürist olan Yusuf Franko Kusa Bey’e ait karikatür albümü dönemin yüksek cemiyet mensupları, Osmanlı paşaları, Levantenler, sanatçılar ve diplomatların hiciv yüklü portrelerinden oluşuyor.

Galeri Çankaya ise 1-10 Kasım tarihleri arası ressam Hamza Saykan’ın “Geldikleri Gibi Giderler” adlı Atatürk resimleri sergisine ev sahipliği yapacak.

Çankaya Belediyesinin Kasım ayı kültür-sanat etkinliklerinin ayrıntılı programına www.cankaya.bel.tr internet adresinden ulaşılabilir.

Rusya’nın başkenti olan Moskova’da Türk Sineması Günleri başladı. Üç gün sürecek Türk Sineması Günleri’nde 9 film, Rusça alt yazılı olarak seyirciyle buluşacak.

Moskova Yunus Emre Enstitüsü’nün (YEE) organize ettiği Moskova Türk Sineması Günleri başladı.

YEE’nin, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü desteğiyle 5 Zvezd sinemasında düzenlediği açılış programına, Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Hüseyin Diriöz, Moskova YEE Müdürü Ömer Özkan ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Moskova Temsilcisi Sabahattin Yavuz ile pek çok Türk ve Rus davetli katıldı. Üç gün sürecek Türk Sineması Günleri’nde 9 film, Rusça alt yazılı olarak seyirciyle buluşacak.

Festival organizatörlerinin, gösterilecek filmlerin yapımcılarını da etkinliğe davet etmek istediklerini söyleyen Özkan, “Ama bu sefer olmadı” dedi. Müdür, Rusya’da Türk Yılı olarak ilan edilen 2019’da bu fikri hayata geçirebilecekleri umudunu dile getirdi.

Açılış töreninde söz alan Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Hüseyin Diriöz, şunu dedi: “Öncelik verdiğimiz bir nokta, en önemli nokta, Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkileri her alanda geliştirmek. Siyasi alanda, ekonomik alanda, ama onlardan daha önemli insani, beşeri ve kültürel alanda. Bu bakımdan şimdi başlamakta olan Moskova Türk Sineması Günleri, hatta söyleyebilirim, birinci geleneksel Moskova Türk sineması günleri bugün böylece başlayacak”.

Büyükelçi, Yunus Emre Enstitüsü’ne kültür alanında Rus-Türk ilişkilerine katkılarından dolayı ve TOBB TİM Rusya Temsilciliği ile Başkanı Sebahattin Yavuz’a, bu festivalin organizasyonuna yardımından dolayı teşekkür etti.

Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali jüri üyelerini belirledi. 9-15 tarihleri arasında düzenlenecek olan festivalin jüri üyeleri Derviş Zaim, Bennu Yıldırımlar, Pavlina Jeleva, İvan Madeo ve Evgenio Tırdotova olarak belirlendi.

8’inci Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali kapsamınca düzenlenen Altın Terazi Uzun Mertaj Film Yarışması’nın bu yılki jüri başkanı Derviş Zaim oldu.

Zaim, yarışmanın jüri başkanlığına ilişkin yaptığı konuşmada, “Sinemanın adalet alanındaki soru, durum ve problematiklere farklı bakış açısı, derin perspektif ve taze yorum getirme ihtimali başlı başına heyecan verici bir husus.

Bu amaca yönelmiş çeşitli filmlerin bir araya getirildiği bir festivalde jüri üyesi kimliği ile onurlandırılmaktan dolayı mutluyum” dedi.

Uzun metraj yarışma jürisinde Bulgaristan’dan yapımcı Pavlina Jeleva, İsviçre’den yapımcı Ivan Madeo Rusya’dan  yapımcı, senarist ve yönetmen Evgenia Tirdatova ve oyuncu Bennu Yıldırımlar yer alıyor.

Jüri Başkanlığını İrlandalı oyuncu Barry Ward’un yapacağı, 3 bin başvurunun yapıldığı Altın Terazi Kısa Film jürisinde ise Melis Birkan, Laura Kavanagh, Bulut Reyhanoğlu ve Çiğdem Mater bulunuyor.
Gösterimlerin Beyoğlu Sineması, Atlas Sineması ve Kadıköy Sineması’nda gerçekleşeceği festival filmleri 2017-2018 yıllarına ait yapımlarından seçildi.

Festivalin ‘İz Bırakanlar’ bölümünde ise dünya ve Türk sinemasının unutulmayan filmlerine yer verilmesi planlanıyor.  Ayrıca gösterimler sonrasında panellerle direkt seyirciye adalet, toplum, sinema konularında söz hakkı tanınacak.

Atlas Sineması’nda film gösterimleri sonrası ‘Sinema madde ve alkol kullanımını özendirir mi?’ ve ‘Sinema Adalet İlişkisi’ başlıklı iki panel düzenlenecek.

Festival kapsamında akademik  programlar da sürdürülecek. Festivalin bu yılki akademik program konusu ‘Madde ve Alkol Bağımlılığı’ olarak belirlendi.

Film Festivaline katılanlar filmleri izlemek ve film dünyası ile söyleşilere, panellere katılmanın yanı sıra ‘Madde ve Alkol Bağımlılığı’ konusunda dünyanın her yerinden gelen hukuk, psikiyatri, sosyoloji ve politika alanlarında önemli isimlerin verdiği bilgilere ulaşarak ve tartışmalara katılacak.

Akademik program İstanbul Üniversitesi ana bina salonlarında ücretsiz katılıma açık olacak.

30 ülke ve 90 şehirde aynı anda gerçekleştirilen Çok Kısa Filmler Festivali’ne başvurular başladı.

Bu yıl 20’nci kez düzenlenecek Fransa merkezli yarışma Çok Kısa Filmler Festivali, Türkiye’de 5 ayrı şehirde gerçekleştirilecek.

Bu yıl Ankara, İstanbul, Antalya, Denizli ve Bursa’yı da kapsayan festivalin son başvuru tarihi 2 Mayıs 2018.

Kısa filmlere yapım yılı sınırı koymayan festivale 30 dakikadan kısa filmler başvurabilecek. Festival, 1-10 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

Bu yıl 20.’si düzenlenen Randevu İstanbul Uluslararası Film Festivali 1 Aralık’ta başlarken, 7 Aralık’ta sona erecek.

Randevu İstanbul Uluslararası Film Festivali, Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakfı (TÜRSAK) tarafından gerçekleştiriliyor.

Festivalin 4 Aralık akşamı gerçekleşecek olan 20. yaş kutlamasında “Geleneksel Onur Ödülü” ve geçen yıldan bu yana kültür, sanat ve sinemaya katkılarıyla fark yaratanlara sunulan “TÜRSAK Kültüre ve Sanata Yüksek Katkı Ödülleri”, sahiplerini bulacak.

20. Randevu İstanbul’un geleneksel Onur Ödülü Işık Saçan Apollon bu yıl sinemamızın değerli yapımcı ve yönetmeni Necip Sarıcı’ya takdim edilecek. Yeşilçam’ın mutfağında, ses mühendisliğinden yapımcılığa kadar her aşamasında büyük hizmetleri olan, bir sinema emekçisi ve sevdalısı Sarıcı’nın yapımcılığını üstlendiği bir klasik, Metin Erksan’ın filmi “Kuyu” bu vesileyle, filmin yapımcısı Necip Sarıcı ve filmin oyuncularından Demir Karahan’ın da katılımıyla bir kez daha festival kapsamında seyirciyle buluşacak.

Konuk ülke Çin

Her yıl farklı bir ülkenin sinemasını mercek altına alan “Randevu İstanbul” bu yıl Çin Sinemasını konuk ediyor. CRI (China Radio International) işbirliğiyle gerçekleştirilen “Çin’e Bak, Dünyayı Gör” adlı bu bölüm kapsamında festival, günümüz Çin Sineması’ndaki film üretimini tüm çeşitliliğiyle yansıtmayı hedefleyen 10 yeni filmden oluşan bir seçkiyi seyirciyle buluşturacak. Festivale konuk olacak film ekiplerinin katılımıyla gerçekleştirilecek olan gösterimlerden sonra film ekipleri izleyiciyle söyleşecek.

Brezilya’dan Hindistan’a, İran’dan Kırgızistan’a, 39 ülkeden toplam 107 filmin gösterileceği 5. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali başladı.

Uluslararası Boğaziçi Sinema Derneği ve İstanbul Medya Akademisi tarafından düzenlenen “5. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali”, ünlü sinemacıların da katıldığı açılış töreni Beyoğlu Atlas Sineması’nda yapıldı.

Sinemaseverlerin keyifle izleyeceği bir içerik hazırladıklarını belirten Festival Başkanı Ogün Şanlıer, “Bu yıl İstanbul’daki bazı belediyelerle yaptığımız protokol sonrasında, isim benzerliğimizden de yola çıkarak Boğaz’a sınırı olan ilçelerdeki belediyelerin kültür merkezlerinde gösterimlerimiz olacak. Film festivalimizi Beyoğlu havzasından çıkarıp İstanbul’un her yerine yaymak istiyoruz.” dedi.

Şanlıer, festivali daha geniş kitlelere ulaştırmayı amaçladıklarını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Festivalin uluslararası boyutu da giderek güçleniyor. Ağırladığımız konukların, uluslararası anlamda etkilerini göz önüne aldığımızda, şu anda yurt dışında da konuşulmaya başlayan bir festival haline geldi. Anadolu Ajansı’nın Global İletişim Ortağı olmasının da etkisi ve katkısı çok fazla. Size de teşekkür ediyorum. İçerik olarak da Amerika’dan İran’a, Japonya’dan Rusya’ya, Macaristan’dan Bosna Hersek’e kadar dünyanın her yerinden çok önemli yönetmenler ve filmler burada.”

Festival Direktörü Bülent Turgut da “Uluslararası Boğaziçi Film Festival”inin genç bir festival olduğunu dile getirdi.

Sinemanın değerli bir şey olduğuna ve toplumun her katmanının sinemaya gitmesi gerektiğe değinen Turgut, “Her sene etkinliğimize hem Türkiye’den hem dünyadan önemli içeriklerle, sektörün problemlerine ışık tutarak katkı sağlamaya çalışıyoruz ama en önemli hedefimiz, festivali marjinal bir kitleye değil, toplumun geneline yayabilmek. Örneğin Cannes Film Festivali var. Cannes Film Festivali’nde gündüz restoranda servis yapan bir garson, akşam prömiyerde benden daha şık bir şekilde katılmıştı ve ben çok mutlu olmuştum.” ifadelerini kullandı.

Turgut, festivalin temel görevlerinden birinin, ilk başta kendi coğrafyasının kültürleriyle ilgili çalışmak olduğunu vurgulayarak, festivalin bu anlamda görevini gayet iyi yaptığını aktardı.

Festivalin, yetenekli sinemacıları desteklediğine işaret eden Turgut, festivale bu yıl 120 ülkeden 360 filmin başvurduğunu bildirdi.

“Boğaziçi Film Festivali konumunu korumalı”

Festivalin açılış konuşmasını yapan Beyoğlu Belediye Başkanı ve İstanbul Boğazı Belediyeler Birliği Başkanı Ahmet Misbah Demircan ise İstanbul Boğazı Belediyeler Birliği’nin, festivalin doğal bir parçası haline geldiğini kaydetti.

Demircan, sanatın insanın iç dünyasına hitap ettiği değerlendirmesini yaparak, konuşmasına şöyle devam etti:

“Sanat, ifadenin en güçlü, en rafine halidir. Bazen binlerce sözün ifade etmeye yetmediği bir duyguyu, kağıda bulaşan bir damla mürekkep, bir mısrayla ifade eder, bir heykeltıraş, mahir elleriyle ruh katar eserine. Bir tuvale biraz renk buluşur, bambaşka bir dünya açılır gözlerimizin önünde. Sinema, o büyülü dünya, o ihtişamlı beyaz perde, bir çırpıda çok şey söyler ve ifade eder. İzi olmayan yollar bulur kalbimiz ve aklımız. İnanılmaz varış noktalarına erişiriz.”

Sinemanın, görselliği, söylem gücü, müzikleri ve diğer detaylarıyla, üst bir tür olduğunun altını çizen Demircan, şöyle konuştu:

“Türk sineması artık açık denizlere yelken açmış, dünya sahnesinde yer bulma yarışına girmiştir. Bu yarışta elde edilecek başarı, bu toprakların kaderini etkileyecek büyük bir değerdir. Bu yolda festivaller çok önemli. Her bir festival bu yolda bir istasyon, bir durak. Bu duraklarda enerjimizi toplayacak, bu duraklardan yeni duraklara hareket edeceğiz. Boğaziçi Film Festivali bu duraklardan biridir. Bu konumunu korumalı ve geliştirmelidir.”

Açılış etkinliğine ayrıca, sinema dünyasından Aida Begic, Laszlo Rajk, Bobby Roth, Uğur İçbak, Ahmet Sönmez, Reshat Strik, Mehmet Emin Kadıhan, Güneş Emre ve Bülent Öztürk gibi isimlerin yanı sıra ve AA İstanbul Haberleri Editörü Hüseyin Altınalan ve Kültür Sanat Haberleri Editörü Bünyamin Yılmaz da katıldı.

Açılış filmi George Clooney’den

Şanlıer ve Turgut’un da konuşma yaptığı gecede, açılış filmi olarak yönetmenliğini George Clooney’nin üstlendiği “Suburbicon”, sinemaseverlerle buluştu.

Clooney’nin senaryosuna da katkı sağladığı film, huzurlu bir banliyö mahallesinde yaşayan Lodge ailesinin başından geçen sıra dışı olayları konu ediniyor.

“Suburbicon”nun müziklerinde Alexandre Desplat imzası bulunurken, Julianne Moore, Matt Damon ve Josh Brolin ise filmin başrollerini paylaşıyor.

Tarihi İzmir Havagazı Kültür Merkezi’nde düzenlenen Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali’nde ‘Altın Kedi Ödülleri’ sahiplerine takdim edildi.

Bu sene 82 ülkeden, kurmaca, belgesel, animasyon ve deneysel dallarda 400 kısa filmi sinemaseverlerle buluşturan İzmir Kısa Film Festivali’nin ödül treninde 14 kategoride Altın Kedi ödülleri sahiplerini buldu.

Töreninin sunuculuğunu Hakan Bilgin yaparken, Ulusal Kategori’de yarışan filmler için oluşturulan jüri üyeleri: Handan İpekçi (Başkan), Harika Uygur, Ali Düşenkalkar, Deniz Çakır, Aziz İmamoğlu ve Aytekin Çakmakçı oldu.

‘Ulusal Kategori’de yarışan kısa filmler arasında Ulusal Kategori Jüri Üyelerinin seçimleri doğrultusunda ‘Altın Kedi Ulusal En İyi Film ÖdülünüYönetmen Onur Yağız’ın 11dakikalık kısa filmi olan ‘Toprak’ isimli kısa film kazandı. Yönetmen Korhan Günay’ın 8 dakikalık olan ‘Kapan’ isimli film ikinci olurken, Yönetmen Alkım Özmen’in yönettiği 15 dakikalık kısa film olan ‘Bir İş Görüşmesi’ üçüncü oldu.

‘Uluslararası Kategori’de yarışan kısa filmler jüri başkanı András Muhi olurken diğer jüri üyeleri Alev Fatoş Parsa, Sali Saliji – Sallini ve Murat Tolga Şen olarak belirlendi. ‘Uluslararası Kategori’de yarışan kısa filmleri değerlendiren jüri üyeleri; Yönetmen Bahram Ark’ın 15 dakikalık kısa filmi olan ‘Eyvan(Animal)’ isimli filme ‘Altın Kedi Uluslararası En İyi Film Ödülü’nü verdi. Yönetmen Konstantina Kotzamani’nin 29 dakikalık ‘Limbo’ filmi ikinci olurken, Yönetmen Giorgi Gogichaishvili ve Davit Abramishvili’nin ‘8 Munites’ isimli filmi üçüncü oldu.

Festival’de Altın Kedi’ye değer görülen diğer ulusal yapımlar da şöyle;

ALTIN KEDİ EN İYİ BELGESEL
Uzaktaki Kadın. Yönetmen Özgür Demirci (14 dk.)

ALTIN KEDİ EN İYİ ANİMASYON ÖDÜLÜ
Vadi. Yönetmen Can Erkan, Salih Toprak (10 dk.)

ALTIN KEDİ EN İYİ DENEYSEL ÖDÜLÜ
Elli Altı, Yönetmen Dilara Şahin (8 dk.)

ALTIN KEDİ EN İYİ KURGU ÖDÜLÜ
Toprak. Yönetmen Onur Yağız (11dk.)

ALTIN KEDİ EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ ÖDÜLÜ – EMRE PEKÇAKIR
Beyoğlu Sineması. Yönetmen Ömer Ferhat Özmen (15min)

ALTIN KEDİ EN İYİ UMUT VAAT EDEN GENÇ OYUNCU ÖDÜLÜ
Orhan Öztokat. Mümkün Hayatların En Güzeli. Yönetmen Derin Biricik (17min)

ALTIN KEDİ EN İYİ UMUT VAAD EDEN GENÇ OYUNCU ÖDÜLÜ
Miray Şahin. Tel. Yönetmen Berkay Hasbay (15min)

Festival’de üniversite öğrencilerinin oyları ile belirlenen Migros Gençlik Ödülü ise yönetmen Serpil Altın’ın, Yüzme Öğreniyorum adlı filmine verildi.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından 3-9 Kasım tarihleri arasında düzenlenen 7. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali 2 Kasım akşamı Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda yapılan açılışla başlamış oldu.

Pınar Altuğ ve Yekta Kopan’ın sunduğu gecede konuşan Festival Başkanı Prof Dr. Adem Sözüer festivalin her geçen gün dinamikleşen yapısına ve toplumların adalet ve barış isteğine dikkat çekti. Mültecilerin dünyadaki konumlarına da değinen Sözüer; akademik ve film kısmının her sene özenli bir şekilde hazırlanıp seyircilerin ve katılımcıların dikkatine sunulduğundan da bahsetti.

Festivalde yer alan, yarışan filmlerin ve jürilerinin tanıtımından sonra gece onur ödülü alan sanatçıların takdimiyle devam etti. Akademik dalda adalet üzerine çalışmaları ve bu alana olan bilimsel katkısı nedeniyle, akademik onur ödülü, bu yıl Profesör Doktor Claus Roxin’e verilirken, sinema onur ödülü ise adalet üzerine çektiği filmlerle, Türk sinemasının unutulmaz ismi Erden Kıral’a sunuldu. Erden Kıral ödülünü Menderes Samancılar’ın elinden aldı.

Gece Sam Garbaski imzalı Elveda Almanya – Bye Bye Germany adlı filmin gösterimiyle sona ererken, gösterim öncesinde filmde rol alan Türk oyuncu Tim Seyfi de kısa bir konuşma yaptı.

Festival hem film gösterimlerinden, hem de akademik toplantılardan oluşuyor. Adalet ve “terör ve darbelere karşı hukuk devletinin korunması” konusunda yapılacak olan 20 oturumun yanında, 26 ülkeden 30’u uzun metraj olmak üzere 40 filmin gösterimi yapılacak. Ayrıca bu sene ilk defa, CapTalks adındaki panellerle, sinema dünyası hakkında tartışmalar da gerçekleştirilecek. Festival salonları Atlas ve Nişantaşı City’s sinemaları…

Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışma filmleri
Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması’nda toplam on film yarışıyor. En iyi film10.000 Euro ödül alacak. Seyircilerin yarışma filmleri arasından seçtiği filme ise Habertürk seyirci ödülü verilecek. Uzun metraj jürisinde Feride Çiçekoğlu (Başkan), Demet Evgar, Selman Dursun, Tarık Tufan ve Barry Ward yer alıyor.

Altın Terazi için yarışacak uzun metrajlı filmler şöyle;

-Ayaz- Yönetmen: Dersu Yavuz Altun / Türkiye

-Insyriated / Hayatın İçinde –Yönetmen: Philippe Van Leeuw / Belçika-Fransa

-TheIntruder / Davetsiz Konuk –Yönetmen: Leonardo DiCostanzo / İtalya 2017

-BeautyandThe Dogs/Güzel ve İtler– Yönetmen: KhaledWalidBarsaouİ, Kaouther Ben Hania /Tunus/Fransa/İsveç, 2016

-Directions / Yol Ayrımı – Yönetmen: StephenKomandarev /Bulgaristan/Almanya/Makedonya, 2017

-Geçmişteki Sır – Yönetmen: Raşit Görgülü / Türkiye, 2017

-Hemşire – Yönetmen: Dilek Çolak / Türkiye, 2016

-Hostages / Rehineler – Yönetmen: RezoGigineishvili / Gürcistan/Rusya/Polonya, 2017

-Men Don’tCry / Erkekler Ağlamaz – Yönetmen: AlenDrljevic / Bosna-Hersek/Slovenya/Almanya, 2017

-Mor Ufuklar – Yönetmen: Olgun Özdemir / Almanya/Türkiye, 2016

Altın Terazi Kısa Film Yarışma Filmleri
Altın Terazi Kısa Film Yarışması’nda ön elemeyi geçen on film yarışmaya hak kazandı. Yarışmanın ödülü 2.500 Euro olarak belirlendi. Kısa metrajın ana jürisinde İlksen Başarır (Başkan), Funda Eryiğit ve Faysal Soysal yer alırken, ön jürisi Korhan Bozkurt, Yosi Mizrahi ve Deniz Uğur’dan oluşuyor. Altın Terazi için yarışacak kısa metrajlı filmler ise şöyle;

Cumartesi Düşü–Yönetmen: Alper Kızılboğa / Türkiye 2017

GodDistortion, Yanlış İnanç – Yönetmen: KarrarMousa / Irak, 2017

Güney Kutbu – Yönetmen: Emin Akpınar / Türkiye, 2016

İki Parça – Yönetmen: Murat Uğurlu / Türkiye, 2016

Mirov – İnsan – Yönetmen: Hasan İnce / Türkiye, 2017

İntrospection / İçe Dönüş – Yönetmen: JackWaddell /Avusturalya, 2016

Mutlu Kedi – Yönetmen: Umut HevalÇerkes / Türkiye, 2017

TheOrangeStory / Portakal – Yönetmen: Erika Street / ABD, 2016

#RefugeesWelcome / Mülteciler – Yönetmen: RamiroCantu /Meksika/ABD, 2017

Yeryüzündesin, Bunun Tedavisi Yok – Yönetmen: Umut Beşkırma / Türkiye, 2016

indian
Hindistan’ın Bombay şehrinde düzenlenen Indian Cine Festivali’nden Jüri Özel Ödülü’yle dönüyor

Farklı ülkelerde açtığı uluslararası sergilerle ve avant-garde, belgesel, animasyon, klip, video-art ve deneysel film gibi çeşitli türlerde ödüllü kısa filmleriyle tanınan yönetmen ve senarist Ozan Adam’ın uzun metraj filmi “Körler / Jaluziler İçin”, Hindistan’ın Bombay şehrinde düzenlenen Indian Cine Festivali’nden Jüri Özel Ödülü’yle dönüyor. Kült, animasyon, kopya veya komedi olmayan uluslararası ödüllü İlk Uzun Metraj Türk Bilim Kurgu Filmi olarak Türk sinema tarihine geçen “Körler / Jaluziler İçin” filmi Türkiye’de ilk kez 33. İstanbul Film Festivali’nde izleyiciyle buluşmuş ve film eleştirmenlerinin büyük beğenisini kazanmıştı.

indian

 

“‘Turist Ömer’ ve ‘Badi’ gibi kült motiflerin ötesine geçemeyen bilimkurgu üretimimiz, nasıl örneklerle karşılarsa karşılaşsın ‘yenilikçi’ olarak addedilebilir. “Körler-Jaluziler İçin”, bu avantajdan faydalanırken, Soğuk Savaş atmosferinde geçen ‘deneysel-gerilla dolgu bellek bilimkurgusu’ şablonuyla yol alıyor. Böylece bağımsız ruhuyla yerli bilimkurgu tarihimizin kilometre taşlarından birine dönüşüyor… Kısa filmlerindeki ‘deneysel’, ‘animasyon’ ve ‘video-art’ katkısıyla bilinen Ozan Adam, evrensel bir bilimkurgu filmine imza atıyor burada… Yönetmenin Chris Marker’ın “Dalgakıran”ında (“La Jetée”, 1962) fotoğraflarla yaptığını seviyor olması yüksek ihtimal. Stan Brakhage ve Maya Deren gibi deneysel sinemanın figürleriyle de haşır neşirdir… Filmini de anlar, ara yazılar ve birbirinden bağımsız sahneler üzerine inşa ediyor. 94 dakikada ise bunu finale ulaştırmayı beceriyor. Buradan yükselirken ise soruları ‘dolgu bellek’, ‘anı yaratımı’, ‘paralel evren’ gibi meselelerde arıyor.

O zamanlar çekilen “The Illustrated Man” (1969) ile ‘paralel evren’ kavramı ışığındaki akrabalık tartışılır. Ama sanki “Zardoz” (1974), “Sessiz Dünya” (“The Quiet Earth”, 1985), “Gerçeğe Çağrı” (“Total Recall”, 1990), “Aç Gözünü” (“Abre Los Ojos”, 1997) gibi eserlerle bildiğimiz ‘bilinçaltında gezinen bilimkurgu’ şablonuyla bağ kuruyor Ozan Adam… Buradan itibaren ise ‘clean slate’ (sil baştan) yapılan zihin, ‘mind resetter’ (beyin sıfırlama) ile parçalanıyor. Bunun sonucunda karşımıza rüyalardan karmaşık bir dünya tablosu çıkıyor. Araya giren uyarılar da bir süre sonra bir dedektiflik öyküsünü canlandırıyor… Adam, açılış ile kapanış arasındaki dengeyi de iyi kurmuş… Maya Deren ve Stan Brakhage usulü deneysel bir iş, eklemlenen incelikli hikaye ile yürüyor nihayetinde… En fazla “Upstream Color” (2013) ve “Başka Bir Dünya” (“Another Earth”, 2010) gibi gerilla bilimkurgu başarılarıyla akrabalık kuran bir yapıt bu.

“Körler-Jaluziler İçin”, “Gerçeğe Çağrı”nın aksiyon mizansenini bağımsız bir ruhla inşa etmesiyle değerli… Finaldeki bakış açısından ikiye bölünen ‘dürbünle perdeye bakma’ anı ise biraz “Kutsal Motorlar” (“Holy Motors”, 2012), biraz “Mulholland Çıkmazı”nı (“Mulholland Dr.”, 2001) çağrıştırıyor. Ama film, gerçek bir gizemin peşinde koşmuyor. Ne anlatacağını baştan büyük puntolarla söylüyor… Adeta Hal Hartley’nin bilimkurgu çekmesi ve “Gerçeğe Çağrı”ya imza atmasıyla oluşabilecek durum, 60’ların bağımsız yaklaşımıyla şekil alıyor. ‘Soğuk Savaş’ korkusunun oluşabilecek tek şirket bazlı bir rejimle gelebileceği noktaya dikkat çekiliyor.

” (Kerem Akça, film eleştirmeni). “KÖRLER / JALUZİLER İÇİN” Synopsis İnsanların sadece belli bir süre belli bir kişi ( karakter ) olarak paralel gerçekliklerde yaşadıkları bir dünyada herkesin hafızaları düzenli olarak silinmekte ve uyandıklarında yaşayacakları hayatın kendilerine uygun şekilde uyarlanmış hafızaları yüklenmektedir. Seintn ise hafızası tam olarak silinemediği için geçmişten kalan diğer karakterlerin kişiliklerinin hafızalarından kalıntılarla ve bu durumun getirdiği beklenmedik sonuçlarla yaşamaya mahkumdur. Bundan dolayı çok kişiliklilik sendromu, kişilik bölünmesi gibi pisikolojik sorunlarla mücadele etmek durumundadır fakat kendisi bu durumun farkında değildir ve dolayısıyla toplumun düzenini tehdit eden özelliklere sahip olduğu için bir suçlu olarak aranmaktadır

antalya-film-festivali

Kerem Akça, 53. Antalya Film Festivali’ndeki ödül töreni heyecanını değerlendirdi.

antalya film festivali

16 Ekim’de başlayan 53. Uluslararası Antalya Film Festivali Pazar gecesi EXPO’daki törenle son bulacak. Ulusal yarışmada “Albüm” ve “Tereddüt” önde, onları “Siyah Karga”, “Babamın Kanatları” ve “Rauf” izliyor.

TÜRK KÜLTÜRÜYLE YOĞRULMUŞ ‘RÜYA’ TANIMI

“Rüya” ve “Toz”la, iki kadın hikayesi ile 12 filmlik yarışmayı noktaladım. Derviş Zaim, bu kez bir bilimkurgu filmine imza atmış. Ama işin içine dini ve kültürel motifler de sokmuş. Yedi Uyurlar efsanesini ‘aynı karakteri oynayan dört oyuncu’ kurallı olarak canlandırmış. Ana karakterin cami yapmak isteyen bir mimar olması da aslında ‘çizimler’ üzerinden ‘klonlanma’, ‘reenkarnasyon’ ya da ‘seri üretim’in adını koyuyor.

“Rüya”da Taner Tokgöz’ün beceriksizliği ile “Gölgeler ve Suretler” (2010) ve “Devir”deki (2012) adeta beyaz tülbentle kaplanan çerçeveler yeniden canlanıyor. Ama ne olursa olsun son 50 dakikada bir dönüş görüyoruz. O bölümde kağıt üstünde “Hücre” (“The Cell”, 2001) ile “Aç Gözünü” (“Abre Los Ojos”, 1997) arası, Müslümanların ‘bilinçaltında gezinen bilimkurgusu’, ‘uyku hastalığı’ damarıyla canlanıyor. Ama filmde 80’lerde izlediğimiz, “Başlangıç”ın (“Inception”, 2010) esin kaynağı “Dreamscape”in (1984) teknolojisi bile yok.

Açıkçası Yunan mitolojisindeki Cerberus ile eşleştirilebilecek Kıtmir, kutsal bir yol açarak eksik paydaları kapatıyor. Ama bir karakteri fazlaca oyuncunun canlandırdığı “Palindromes” (2004) devrimini göremiyoruz. Zaim’in düşüşünü perçinleyen “Rüya”, türsel yaklaşımıyla ilgi odağı olabilir.

Mimarlık estetiğine getirdiği yorumla da bir fikir jimnastiğine yol açıyor. Cami tasarımından başlayan dramatik yapısında zaman harcamadan son düzlüğe geçse ve teknolojiyle ilişkisini daha güncel hale getirme şansına kavuşsa ‘tutarlı’ veya ‘sahici’ durabilirmiş. Ama özellikle Boğaziçi Köprüsü’ne bakan köpek imgesi fazlasıyla pespaye duruyor.

“Toz” ise kötü sinematografisinin zaaflarını taşıyor. Nihayetinde de bu topraklardaki kadın sinemacıların ‘tek direnişçi kadın karakter yazayım yeterli’ yanılsamasını yansıtıyor. Öykü Karayel, kendisine anlatılan tiplemeyle ‘Afganistan’a göç’ün hüzünlü anlarını tadıyor. Oraya bakış inandırıcı dönüşlerle canlandırılmıyor. TV piyasasından bilinen Ferhat Uzundağ’ın boyutsuz görüntüleri filmi uçuruma sürüklüyor.

ÖNEMLİ ÖDÜLLERİ İKİ FİLM HAK EDİYOR

Son düzlüğe girilirken “Albüm” ve “Tereddüt”ün festival öncesi hissettirdiği ağırlık yerli yerinde duruyor. Bu seneki ulusal jüri sanki Semih Kaplanoğlu’nun gücünü ve kararlarını yansıtmak için belirlenmiş gibi. Ama üyelerin adedine bakınca kadınların ağır basması, bunların ikisinin de yabancı olması ibreyi Ustaoğlu’na döndürebilir. Diğer ödüllerde ise “Rüzgarda Salınan Nilüfer” ve “Toz”a sempati olabilir.

Açıkçası böyle dengeler ortaya çıkabilir. “Siyah Karga”, “Rauf” ve “Babamın Kanatları” ise Kürt sinemasının görsel-işitsel açıdan tutarlı olabileceğini gösteren işler. “Albüm” ile “Tereddüt”ün arkasında sıralarını bekliyorlar. Birincisi kadın hikayesi olmasıyla aslında bazı ödüllere uzanabilir. “Albüm” ve “Tereddüt” bir şekilde hakkını alır, ama bazı sürpriz kararlar da görebiliriz.

KADIN OYUNCU EN ÇEKİŞMELİ DAL

Ama ‘En İyi Erkek Oyuncu’da Menderes Samancılar’ı sadece “Mavi Bisiklet” ve “Rauf”un çocuk oyuncuları sarsabilir. O da tartışmalı olur. ‘En İyi Kadın Oyuncu’ en çekişmeli dal. “Tereddüt”ün Funda Eryiğit’i ile Ecem Uzun’una ortak ödül gidebilir. Şebnem Bozoklu, Şebnem Hassanisoughi, Songül Öden, Öykü Karayel de doğrudan yarışın içinde.

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’da “Toz”un belki de ‘ana imajı’ Muhammed Cangören, “Rüya”daki oyunculuklara profesyonellik katan Mehmet Ali Nuroğlu ve “Babamın Kanatları”nın Müsaib Ekici’si ödül bekliyor. En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu’da Ecem Uzun ve Kübra Kip’in şansı var.

JÜRİ ÜYELERİNİN KADIN AĞIRLIKLI OLMASI NEYE YOL AÇAR?

En İyi Sinematografi ikinci en çekişmeli dal. “Albüm”, “Siyah Karga”, “Rauf” ve “Tereddüt”ten biri alırsa kimse bir şey demez. Aksi kararlar tartışmalı olur. ‘En İyi Kurgu’ için net bir aday yok, ama “Babamın Kanatları”, “Rüya” ve “Tereddüt” bir şeyler yapabilir.

En İyi Müzik’te “Babamın Kanatları”nın ağırlığı var. ‘En İyi Senaryo’da aslında “Rüzgarda Salınan Nilüfer”, “Rüya” ve “Tereddüt” arasında bir ‘kadın hikayeleri’ yarışı görülüyor. Olursa bunlardan çıkar bir şey. Diğer metinler bir hayli zayıf.

Açıkçası kadın jüri üyelerinin dengesi ile Semih Kaplanoğlu’nun belirgin ağırlığı her şeyi belli edecek. Azınlık hikayeleri mi, sosyal gerçekçi damar mı, diyalogları öne çıkarma arzusu mu, direnişe geçen kadınlar mı, çocuk tiplemelerin duygusal boyutu mu, yoksa sinemanın evrensel tarafı mı zafere ulaşacak? Bunu Pazar gecesi göreceğiz.

Kerem Akça’ya göre ödülleri alacaklar:

En İyi Film: Tereddüt
En İyi İlk Film: Babamın Kanatları
En İyi Yönetmen: Mehmet Can Mertoğlu (Albüm)
En İyi Senaryo: Rüzgarda Salınan Nilüfer
En İyi Erkek Oyuncu: Menderes Samancılar (Babamın Kanatları)
En İyi Kadın Oyuncu: Songül Öden (Rüzgarda Salınan Nilüfer)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Ecem Uzun (Tereddüt)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Muhammed Cangören (Toz)
En İyi Görüntü Yönetimi: Siyah Karga
En İyi Kurgu: Rüya
En İyi Sanat Yönetimi: Rauf
En İyi Müzik: Babamın Kanatları
Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü: Orhan Pamuk’a Söylemeyin’in ekibi
Behlül Dal Jüri Özel Ödülü: Mavi Bisiklet ve Rauf’un çocuk oyuncuları
Seyirci Ödülü: Orhan Pamuk’a Söylemeyin Kars’ta Çektiğim Filmde Kar Romanı da Var

Kerem Akça’ya göre ödülleri alması gerekenler:

En İyi Film: Albüm
En İyi İlk Film: Babamın Kanatları
En İyi Yönetmen: Yeşim Ustaoğlu (Tereddüt)
En İyi Senaryo: Rüya
En İyi Erkek Oyuncu: Menderes Samancılar (Babamın Kanatları)
En İyi Kadın Oyuncu: Şebnem Hassanisoughi (Siyah Karga)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Ecem Uzun (Tereddüt)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Mehmet Ali Nuroğlu (Rüya)
En İyi Görüntü Yönetimi: Siyah Karga
En İyi Kurgu: Babamın Kanatları
En İyi Sanat Yönetimi: Rauf
En İyi Müzik: Babamın Kanatları
Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü: Orhan Pamuk’a Söylemeyin’in ekibi
Behlül Dal Jüri Özel Ödülü: Genç Pehlivanlar’ın pehlivanları
Seyirci Ödülü: Tereddüt

Kerem Akça’ya göre Antalya Film Festivali’nin yarışmasındaki filmlerin sıralaması:

1-Albüm
2-Tereddüt
3-Siyah Karga
4-Babamın Kanatları
5-Rauf
6-Rüya
7-Rüzgarda Salınan Nilüfer
8-Orhan Pamuk’a Söylemeyin Kar Romanı da Var
9-Mavi Bisiklet
10-Genç Pehlivanlar
11-Toz
12-Eşik

Mersin’de düzenlenen 5. Atıf Yılmaz Kısa Film Şenliği Cuma akşamı yapılan törenle sona erdi. Festivalde kurmaca, belgesel ve animasyon dallarında yarışma düzenlendi. Ayrıca çeşitli workshop’lar ve söyleşiler yapıldı. Sinema Yazarları jürisinde Şenay Aydemir ve Ayça Çiftçi ile birlikte görev aldım. Kurmaca dalında birincilik ödülünü paylaştırdık. Emrah Erkanı’nın yönettiği ve travesti bir seks işçisini anlatan Tuhaf Zamanlar ile Süleyman Demirel’in yönettiği ve bir çiftin dramatik bir gününü anlatan Asfalt ödülü paylaştılar.

Belgesel dalında en iyi film ödülünü Ömer Akbaş’ın yönettiği Son Nefes’e verdik. “Son Nefes”, 3 yıl önce Soma’da yaşanan büyük maden kazasını konu alıyordu. Geliyorum denen kaza sırasında ve sonrasında yaşananların unutulmaması ve sorumluların cezalandırılması gerekiyor ki bir daha bu tür kazalar ya da cinayetler yaşanmasın. Animasyon daalında birincilik ödülünü ise Hüseyin Gülgen’in yönettiği “Zirve”ye verdik. Zirve, bir dağ tırmanışı eşini ve bir bacağını kaybeden bir dağcının, protez bacağıyla o zirveye yenideen tırmanışını başarılı bir sinema diliyle anlatıyordu.

Ana jürilerin ödülleri ise şöyle oldu: Kurmaca dalında Azad (Yakup Tekintangaç) ve 7 Santimetre (Methan Şereflioğlu) birinciliğ paylaşırken, Asfalt da mansiyon aldı.

Belgesel dalında Bulut Renas Kaçan’ın “Gezgin”i birinci oldu. Animasyon dalında ise birinciği Metin Vatansever’in “Nefretin Üvey Evlatlarıyız” adlı filmi kazandı.

5-atif-yilmaz-kisa-film-festivalinde-isbirligi-13050

Türkiye kökenli Alman yönetmeni Fatih Akın uyuma katkılarından dolayı ödüle layık bulundu. Fatih Akın’a Norderney Adası’nın uyum ödülü verilecek.

Türkiye kökenli film yönetmeni, senarist ve prodüktör Fatih Akın, Almanya’nın Aşağı Saksonya Eyaleti’ne bağlı Doğu Frizon adalarından Norderney’in uyum ödülüne layık bulundu. 5 bin euro tutarındaki ödül Fatih Akın’a 4 Haziran’da 27. Uluslararası Emden-Norderney‘ Film Festivali’nde verilecek. Ödül konuşmasını Almanya’nın eski cumhurbaşkanlarından Christian Wulff yapacak.

Jüri, Fatih Akın’ın doğu ile batı arasında git-gel yaşayan insanları filmlerinin odak noktasına alması dolayısıyla bu ödüle layık bulunduğunu açıkladı. Akın’ın yeni bir topluma ayak uydurmanın ne kadar sancılı bir süreç olduğunu çok etkili bir biçimde beyaz perdeye yansıttığı da vurgulandı. Türkiye kökenli yönetmenin filmlerinde ayrıca hoşgörü ve merhamet duygularını da içeren insanî bir dünya görüşünün yansıtıldığının da altı çizildi.

Fatih Akın 1973 yılında Hamburg kentinde Türk göçmen bir ana babanın çocuğu olarak dünayaya geldi. 2004’te çektiği „Gegen die Wand“ (Duvara Karşı) ya da 2007’de çektiği „Auf der anderen Seite“ (Yaşamın Kıyısında) ödüllü filmleri onu uluslararası üne kavuşturdu. Norderney’da 4 Haziran’daki ödül töreninin ardından Fatin Akın’ın 2009’da çektiği „Soul Kitchen“ (Aşka Ruhunu Kat) adlı filmi gösterilecek.

fatih-akina-almanyadan-uyuma-katki-odulu,_DaHkri7FEu7ilma6O4mzA